<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sarphan Uzunoğlu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/sarphan-uzunoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sarphan-uzunoglu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 Jan 2022 07:34:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Sarphan Uzunoğlu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sarphan-uzunoglu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘İklim Krizi Toplumsal Farkındalık Yaratacak Seviyede Medyada Yer Bulmuyor’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/07/iklim-krizi-toplumsal-farkindalik-yaratacak-seviyede-medyada-yer-bulmuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jan 2022 14:11:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[NewsLab Turkey]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Krizi ve Haberciliği]]></category>
		<category><![CDATA[NewsLabTurkey]]></category>
		<category><![CDATA[Sarphan Uzunoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Haber Medyasında İklim Krizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77530</guid>

					<description><![CDATA[<p>NewsLabTurkey tarafından hazırlanan 'Türk Haber Medyasında İklim Krizi ve Haberciliği' başlıklı çalışma, Türkiye’de iklim krizi haberlerinin ve iklim haberciliğinin mevcut durumunu ortaya koyuyor. Çalışmaya göre, Türkiye’de iklim haberciği hem yaygın medyada hem de alternatif mecralarda kendine yeterince yer bulamıyor; bulabilse dahi toplumsal bir farkındalık ve politika yapıcılar üzerinde baskı yaratacak düzeyde gündemde kalamıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/07/iklim-krizi-toplumsal-farkindalik-yaratacak-seviyede-medyada-yer-bulmuyor/">‘İklim Krizi Toplumsal Farkındalık Yaratacak Seviyede Medyada Yer Bulmuyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NewsLabTurkey adına Sarphan Uzunoğlu ve Hazal Sena Karaca tarafından hazırlanan “Türk Haber Medyasında İklim Krizi ve Haberciliği”Çalışma,  Türkiye’de iklim krizi haberlerinin ve iklim haberciliğinin mevcut durumunu belirleyen politik, ekonomik ve sistemsel dinamikleri ortaya koymayı  ve iklim krizi haberlerinde karşımıza çıkan problemli gazetecilik pratiklerine de bu doğrultuda çözüm önerileri getirmeyi hedefliyor.</p>
<h5><strong>İklim Krizi Haberlerinin Nasıl İyileştirilmesi Gerekiyor? </strong></h5>
<p>İklim krizinin medya tarafından yeteri kadar ve doğru şekilde işlenmediği, haberi oluşturan yorum ve çerçevelerin toplumsal farkındalığın oluşmasını engellediği iddiaları küresel düzeyde de tartışılıyor. Ekolojik açıdan oldukça kırılgan bir konumda olan Türkiye de bu tartışmalardan muaf değil.</p>
<p>Buradan hareketle çalışma, Türkiye’de iklim krizi medyanın gündemine hangi koşullarda giriyor? Hangi aktörlerin bakış açıları yansıtılıyor? Haber örüntülerini oluşturan çerçeveler neler? Bu çerçeveler gazetelerin editoryal duruşlarına göre nasıl farklılaşıyor? gibi sorulara yanıt arıyor.</p>
<p>Çalışmanın hedeflerinden biri iklim krizi haberlerinin okur-izleyici bağlamında nasıl iyileştirilebilmesi gerektiği noktasında faydalı bir kaynak olabilmek.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-77533 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/iklim-krizi-toplumsal-farkindalik-yaratacak-seviyede-medyada-yer-bulmuyor-1-640x485.jpg" alt="" width="387" height="293" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/iklim-krizi-toplumsal-farkindalik-yaratacak-seviyede-medyada-yer-bulmuyor-1-640x485.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/iklim-krizi-toplumsal-farkindalik-yaratacak-seviyede-medyada-yer-bulmuyor-1.jpg 670w" sizes="(max-width: 387px) 100vw, 387px" />Bu amaçla; farklı editoryal duruşları olan 10 gazetenin 01.07.2021-05.11.2021 tarihleri arasında yayınladığı 1021 iklim krizi haberinin içerik analizi ve 5 iklim gazetecileriyle gerçekleştirilen yarı yapılandırmış görüşmeler sonucunda araştırmanın öne çıkan bulgular:</p>
<ul>
<li>İklim krizi haberlerinin niceliğini ve niteliğini etkileyen problemlerin başında alanda uzmanlaşmış gazetecilerin olmayışı, bütçe ve kaynak sıkıntıları, ilgili kurum/kişi ve verilere ulaşma noktasındaki zorluklar geliyor. Yaygın medyada ise bu problemlere ek olarak sansür-otosansür etkisinden bahsetmek mümkün. Medya-iktidar ilişkileri, bazı medya kuruluşlarının enerji, doğalgaz gibi farklı alanlarda yatırımlarının olması ise iklim krizi haberlerinde otosansür mekanizmasını devreye sokan önemli dinamikler.</li>
<li>Okuyucu/izleyiciyle etkileşim yaratma potansiyeli olan video-haber, podcast, infografik gibi görsel-işitsel içeriklerin kullanımı oldukça sınırlı durumda. &#8211; Konuya ilişkin bilimsel bilgi, kavram ve verilerin sadeleştirilerek verilmemesi, hikâyeleştirme oranının düşük olması da okur izleyici bağlamında haberlerin etkileşim ve etkisini sınırlayan unsurlar arasında yer alıyor.</li>
<li>İklim krizi haberlerinin felaket temasıyla, abartılarak verilmesi yaygın medyada sık rastlanılan bir problem. Bu haberlerde sıklıkla kutup ayısı, eriyen buzullar gibi ikonografilerin kullanılması okur/ izleyicilerin iklim krizini içselleştirmesi açısından sorun teşkil ediyor. İncelenen haberlerin %52’si ise iklim krizine dair bir çözüm önerisine yer vermiyor.</li>
<li> 2021 yılında meydana gelen Orman Yangınları ve Batı Karadeniz sel felaketinin ardından medyanın iklim krizine daha fazla yer ayırdığı görülüyor. Felaketlerin ardından gündemden düşen iklim krizinin en fazla haberleştirildiği dönem ise 1-5 Kasım 2021. Bu dönemde medyanın iklim krizine gösterdiği ilginin kaynağı ise 31 Ekim-12 Kasım 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilen COP26.</li>
<li>Gazetelerin içinde bulunduğu ekonomik, siyasal çıkar ağları ve ideolojik konumlanışları iklim krizine atfedilen değeri belirliyor. Yaygın medyada başlı başına bir kaygı meselesi ve odak noktası olmayan iklim krizi, siyasetçilerin gündemlerine paralel olarak görünürlük kazanıyor.</li>
<li>Haberlerde görüşlerine en çok yer verilenler sırasıyla bilim insanları/uzmanlar (%33), siyasetçiler (%27) ve uluslararası organizasyonların temsilcileri (%16). Evrensel ve Bianet dışındaki platformların aktivist ve STK’ların görüşlerine yeteri kadar yer vermedikleri görülüyor. &#8211; İklim krizi haberlerinde en sık görülen çerçeveler bir meseleye veya probleme neden olma veya çözme sorumluluğunu hükümete, bir bireye veya gruba atayan sorumluluk çerçeveleri. Sorumluluk çerçevelerini, iklim krizini maddi kazançlar veya maliyetler bakımından ele alan ekonomik sonuçlar çerçeveleri izliyor.</li>
<li>Hükümete yakın medya kuruluşları ve merkez medyanın, iklim krizini Paris Anlaşması ve Yeşil Mutabakat’ın Türkiye’ye sağlayacağı maddi kazançlar odağında haberleştirmesi araştırmanın dikkat çekici bulguları arasında yer alıyor. &#8211; Şirketlerin iklim krizine dair sorumluluğu yaygın medya tarafından es geçiliyor.</li>
<li> Haberlerin büyük kısmını; ajanslardan ya da yabancı kaynaklardan direkt alınan, kısa ve “enformasyon” odaklı içerikler oluşturuyor. Bianet, Evrensel, T24 ve Medyascope’un ise iklim krizini daha kapsamlı bir şekilde ele aldıkları, özgün içerikler ürettikleri, dolayısıyla iklim krizini gündemlerine dahil etme noktasında diğer medya kuruluşlarından daha iyi bir performans gösterdikleri görülüyor.</li>
</ul>
<blockquote><p>Gazeteciler son on yıl içerisinde yaşadıkları küresel güven kaybının derinleşmesini istemiyorlarsa bu krizle mücadele konusunda başı çeken meslek gruplarından biri olmaları gerekir.</p></blockquote>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-77535 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/iklim-krizi-toplumsal-farkindalik-yaratacak-seviyede-medyada-yer-bulmuyor-2-640x320.jpg" alt="" width="674" height="337" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/iklim-krizi-toplumsal-farkindalik-yaratacak-seviyede-medyada-yer-bulmuyor-2-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/iklim-krizi-toplumsal-farkindalik-yaratacak-seviyede-medyada-yer-bulmuyor-2.jpg 669w" sizes="(max-width: 674px) 100vw, 674px" /></p>
<p>Türkiye medyasında bu alana dair problemler özetle;  çevre ve iklim haberciliği arasında bir ayrımın henüz olmaması, editoryal politikaların eksikliği, iklim krizini olması gerektiği şekilde aktaracak ve haberleştirecek eğitimli gazetecilerin bulunmaması, haber odalarının bütçe ve kaynak sıkıntıları, mevcut politik gündemin yoğunluğu iklim krizinin yeteri kadar ve olması gerektiği gibi haberleştirilememesi olarak sıralanıyor.</p>
<p>Çalışma, hem yaygın medyada hem de alternatif mecralarda iklim krizinin nasıl haberleştirildiğini -ya da haberleştirilmediğini- göz önünde bulunduran çalışmada, iklim krizinin kendine yeterince yer bulabildiğini, bulabilse dahi toplumsal bir farkındalık ve politika yapıcılar üzerinde baskı yaratacak düzeyde gündemde kalabildiğini söylemenin güç olduğu sonucuna ulaşıyor.</p>
<p>Ayrıca, araştırmaya göre, iklim kriziyle ilgili haberlerin yazım ve sunum biçimlerinin toplumun iklim krizi algısı ve geliştirilecek kurumsal, kolektif ve resmi çözümlerin niteliği konusunda değişiklik yaratabilir;  gazeteciler son on yıl içerisinde yaşadıkları küresel güven kaybının derinleşmesini istemiyorlarsa bu krizle mücadele konusunda başı çeken meslek gruplarından biri olmaları gerekiyor.</p>
<p>Araştırmanın öne çıkan bulgularından bir diğeri, gazetelerin içinde bulunduğu siyasi ağların ve ideolojik konumlanışlarının iklim krizine atfedilen değeri belirlediği yönünde.</p>
<p>Araştırmanın tümüne <a href="https://www.newslabturkey.org/wp-content/uploads/2022/01/rh-10.pdf" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/07/iklim-krizi-toplumsal-farkindalik-yaratacak-seviyede-medyada-yer-bulmuyor/">‘İklim Krizi Toplumsal Farkındalık Yaratacak Seviyede Medyada Yer Bulmuyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medyada Mülteciler: Yapısal Çözümlere Odaklanmalıyız</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/20/medyada-multeciler-yapisal-cozumlere-odaklanmaliyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2021 11:42:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Akın Art]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci odaklı habercilik]]></category>
		<category><![CDATA[Sarphan Uzunoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73635</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Haberlerin odağına mültecileri değil onların karşılaştığı ya da karşılaşabileceği problemleri koymak yahut mültecilerin parçası olabileceği problemlere ilişkin yapısal çözümlere odaklanmak bugün öznesi mülteci olan haberler üretmekten çok daha yapıcı sonuçlar üretebilir.” NLTR Research Hub Koordinatörü Dr. Sarphan Uzunoğlu ve gazeteci Akın Art mülteci odaklı habercilik konusunda değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/20/medyada-multeciler-yapisal-cozumlere-odaklanmaliyiz/">Medyada Mülteciler: Yapısal Çözümlere Odaklanmalıyız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Afganistan’da ABD ve NATO askerlerinin çekilmesinin ardından iktidar Taliban’ın eline geçti. Afganistan’da yaşanan iktidar değişikliği neticesinde Türkiye ve İran sınırına doğru ciddi bir mülteci akını başladı. Bu gelişmelerle, medyanın da etkisiyle Türkiye’de toplumda yeniden mültecilere yönelik ciddi bir önyargı ve tepki oluştu. NewsLabTurkey Research Hub Koordinatörü Dr. Sarphan Uzunoğlu ve gazeteci Akın Art ile mültecilerle ilgili haberlerin oluşturulmasında dikkat edilecek temel noktaları konuştuk.</span></p>
<h5><b>‘Etik, Olgulara Dayanan Bir Perspektif Geliştirmemiz Şart’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">NewsLabTurkey Research Hub Direktörü Dr. Sarphan Uzunoğlu, mültecilerle ilgili haberlerin yazım süreçlerinde ilk dikkat edilmesi gereken hususun mülteci tanımının olduğuna dikkat çekiyor. Dr. Uzunoğlu, 1951 tarihli </span><a href="http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/tekmakale/2014-1/12.pdf" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler Sözleşmesi</span></a><span style="font-weight: 400;">’nde yer alan mülteci tanımına atıfta bulunarak, mülteci hikayelerinde düzenli hayat yaşayan sıradan insanlardan bahsedilmediğini ifade ediyor. Uzunoğlu, haberi yazarken ya da haber fikrini oluştururken de bu sebeple farklılıkları göz önünde bulundurmamız gerektiğini vurguluyor.</span></p>
<blockquote><p>C<span style="font-weight: 400;">anavarlaştırma mekanizmalarının medyadaki gücü korkutucu bir hâl alabilir.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-73643" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/sarphan-uzunoglu-640x431.jpg" alt="Sarphan Uzunoğlu" width="300" height="202" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/sarphan-uzunoglu-640x431.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/sarphan-uzunoglu.jpg 807w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Mültecilerin farklı statülerden ve farklı </span><span style="font-weight: 400;">hikâyelere sahip insanlardan ya da insan topluluklarından oluştuğunun altını çizen Uzunoğlu, </span><span style="font-weight: 400;">“Özellikle köşe yazılarında insanların kafasında yaratılmak istenen mülteci fotoğrafının tektipliği ve canavarlaştırma mekanizmalarının medyadaki gücü korkutucu bir hâl alabilir. Durum böyleyken haberlerin odağına mültecileri değil onların karşılaştığı ya da karşılaşabileceği problemleri koymak yahut mültecilerin parçası olabileceği problemlere ilişkin yapısal çözümlere odaklanmak bugün öznesi mülteci olan haberler üretmekten çok daha yapıcı sonuçlar üretebilir” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberi yapılan kişinin güvenliğinin sağlanmasının önemli olduğuna değinen Dr. Uzunoğlu, gazetecilerle kaynakları arasındaki ilişkinin çok önemli olduğunu ifade ediyor. Uzunoğlu ayrıca kişinin özel hayatını da kamusal alandaki varlığını da ele alırken o kişinin onurunu incitmemenin mühim olduğunu belirtiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dr. Uzunoğlu, Türkiye’deki mülteci haberlerinde kötü gazetecilik performansı gözlemledikleri önemli konulardan birinin de “acıma duygusunu” harekete geçirme adına bir kişiyi yarattığı olumlu değişimler olsa dahi karanlık bir çerçeve içerisinde anlatma eğilimi olduğuna değinirken, &#8220;Elbette mültecilerle ilgili pembe tablolu haberler yapmak değil bunun çözümü; ama çaresizlik diskurunu besleyip “bu durum düzelmez” perspektifine hizmet etmek istemiyorsak, dahası muhtemelen hayatı istemediği gelişmeler yüzünden kötüye gitmiş insanların hikâyelerini sömürmüş olmak istemiyorsak, etik, olgulara dayanan bir perspektif geliştirmemiz şart” şeklinde konuştu.</span></p>
<h5><b>‘Neyin Mülteci Haberi Olduğu Konusunda Perspektif Sahibi Olunmalı’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73644 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/akin-art.jpg" alt="Akın Art" width="332" height="332" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/akin-art.jpg 399w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/akin-art-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 332px) 100vw, 332px" />Gazeteci Akın Art, “mültecilerle ilgili haberler”  diye bir küme tanımlamanın zor olduğunu ifade ederek, “</span><span style="font-weight: 400;">Haberin tam olarak hangi konuda nasıl ve ne ölçekte bir </span><span style="font-weight: 400;">mecraya yazıldığı bu noktada dikkat edilmesi gereken hususların öncelik sıralamasında belli başlı değişiklikler meydana getirebilir. Ama Türkiye’de özellikle ana akım medyada  bazı genel yaklaşımlar gözlemlemek mümkün. Bu yaklaşımlardan en belirgin olanı mültecileri yalnızca bir iç güvenlik sorunu olarak ele almak. Bu aslında toplumdaki genel yaklaşımın da bir sonucu. Bu anlamda medya da toplumun genelinden farklı bir yaklaşım sergilemiyor” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Medyanın önemli bir kısmında mültecilerin ancak bir suçun öznesi olduklarında ya da sahip oldukları iddia edilen birtakım ayrıcalıklar söz konusu olduğunda kendisine yer bulabildiğini belirten Art, “Bir mültecinin işlediği suçu haberleştirirken onun mülteci kimliğini haberin başlığına çektiğinizde, işlenen suçun bir etnik gerilimle ya da belki siyaset kaynaklı bir meseleyle, kısaca kişinin geldiği yer ile ilişkili olduğunu varsayıyorsunuz aslında. Ancak bu durumlardan bağımsız adli suçlar işleyen mülteciler söz konusu olduğunda da kişinin mülteci olup olmadığını haberin merkezine çekildiğini çok sık görüyoruz” diye ifade etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mültecilerle ilgili haber yapılırken, neyin “mülteci haberi” olduğu, neyin olmadığı konusunda bir perspektif sahibi olmanın en çok dikkat edilmesi gereken noktaların başında geldiğine değinen Art, “Başrolünde bir mültecinin olduğu her haber, mülteci haberi değildir. Gazetecilik başından sonuna kadar toplumsal sorumluluk duygusuyla, kamu çıkarını gözeterek yapılması gereken bir meslek. Fakat mülteci konusu gibi toplumsal çatışmaları tetiklemesi mümkün konularda bu durum daha da büyük önem taşıyor. Türkiye nesnelliğinde altı çizilmesi gereken en acil konunun bu olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/20/medyada-multeciler-yapisal-cozumlere-odaklanmaliyiz/">Medyada Mülteciler: Yapısal Çözümlere Odaklanmalıyız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Clubhouse’da Hedef Ekonomik Çıkarlar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/11/clubhouseda-hedef-ekonomik-cikarlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2021 10:31:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Clubhouse]]></category>
		<category><![CDATA[Ilgaz Fakıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Sarphan Uzunoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=65461</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde ilgi gören Clubhouse isimli sosyal ağ uygulamasını değerlendiren yaratıcı içerik küratörü Ilgaz Fakıoğlu, “Clubhouse şu anda pandeminin de zemin hazırladığı bir kısa vadeli ekonomik çıkarı temsil ediyor gibi gözüküyor. Öncelikle niş kitleyle kullanıcı ve platform ilişkisi kurması, influencer programı başlatması, platformun yüksek gelir grubundaki kullanıcılara dair ekonomik hedeflerini gösteriyor” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/11/clubhouseda-hedef-ekonomik-cikarlar/">Clubhouse’da Hedef Ekonomik Çıkarlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2020 yılında Alpha Exploration Co. tarafından başlatılan, sesli sohbet içeren ve sadece davetiye ile kullanılabilen bir sosyal ağ uygulaması olan Clubhouse’a ilgi dünyada giderek artıyor. Uygulama, Boğaziçi Üniversitesi’ne Prof. Dr. Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasıyla başlayan tartışmalarla ilgili yayınların yapılmasıyla birlikte Türkiye’de de ilgi görmeye başladı. Uygulamanın ayrıntılarını ve dijital aktivizme katkısı olup olamayacağını uzmanlarıyla konuştuk.</span></p>
<h5><b>“Marka Destekli Sohbetler Arttıkça Özsansür de Etkisini Gösterecek”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65466 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/sarphan-uzunoglu-640x480.jpg" alt="sarphan uzunoğlu" width="365" height="274" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/sarphan-uzunoglu-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/sarphan-uzunoglu.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 365px) 100vw, 365px" />NewsLabTurkey Research Hub Direktörü Dr. Sarphan Uzunoğlu, Clubhouse uygulamanın topluluk ve kurumlar için şu aşamada elverişli bir alan olmadığını belirterek, “Zira dünya pazarını domine eden Android ekosistemini daha en başta dışarıda bırakan bir uygulamadan bahsediyoruz. Eğer küçük girişimcilik çevreleriyle sohbet ettiğiniz bir mecraysa aradığınız, ya da mikro komünitelerin iletişimini sağlayacaksanız bunun bir mantığı var; ama geniş sosyal fayda hedefliyorsanız şu anki hâli pek elverişli değil” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uygulamanın güvenliği ve gizliliği konusunda da NewsLabTurkey’deki </span><a href="https://www.newslabturkey.org/clubhouse-irc-gunlerinden-2021e-uzanan-bir-yolculuk/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">yazısına</span></a><span style="font-weight: 400;"> atıfta bulunan  </span><span style="font-weight: 400;">Dr. Uzunoğlu,  “Günümüzde, Facebook’un bile güvenlikle ve gizlilikle ilgili konuştuğu bir çağda, gerçek isimler ve kendi sesiniz üzerine kurulu bir kullanım pratiğinin güvenlik bağlamındaki notu bence çok düşük. Özellikle ses tanıma ve kayıt teknolojilerinin dijital reklamın akışı ve işleyişindeki rolü, kişiselleştirilmiş reklam için buradan çekilecek verinin kullanılma potansiyeli düşünüldüğünde durum kritik bir hal alıyor” diye belirtti. Dr. Uzunoğlu insanların  iOS’un mutlaka güvenli olduğuna dair garip bir inançla uygulamanın güvenilir olduğunu varsayması ihtimalinin de birçok açıdan sorunlu olduğunun altını çizdi.</span></p>
<h5><b>“STK’lar Konusunda Beklentiye Girmek İyimser Kalıyor”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65467 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/ilgaz-fakioglu.jpg" alt="ılgaz fakıoğlu" width="268" height="309" />Dijital gazeteci ve yaratıcı içerik küratörü Ilgaz Fakıoğlu, “Ekonomik amaçlarını kısa vadede en öne koyan platformlardan hem söylemde çoğulculuk hem de STK’lar konusunda böyle bir beklentiye girmek bence iyimser kalıyor” dedi. Dijital aktivizm ve dijital söylemi genişletme noktasında ise Fakıoğlu,”Clubhouse şu anda pandeminin de zemin hazırladığı bir kısa vadeli ekonomik çıkarı temsil ediyor gibi gözüküyor. Öncelikle niş kitleyle kullanıcı ve platform ilişkisi kurması, influencer programı başlatması, platformun yüksek gelir grubundaki kullanıcılara dair ekonomik hedeflerini gösteriyor. Kitle kullanımının genişlemesiyle platformun kullanım alışkanlıklarının çeşitlenmesi elbette mümkün; fakat ben kısa vadede platform sahipliğinin bunu bir plan olarak düşündüğünü zannetmiyorum” diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Clubhouse uygulamasındaki eksikliklere de değinen Fakıoğlu, “ABD’deki gazeteciler ve teknoloji yazarları tarafından geçtiğimiz yaz gündeme getirilmişti. Ses içeriklerinde nefret suçu barındıran akışların nasıl rapor edileceği, tüm oturumların kaydedilip kaydedilmeyeceği, bir kullanıcının nasıl şikâyet oluşturabileceği gibi moderasyona dair eksikliklerin yanında dinleyicilerin kısa da olsa metin ile yorum yapamaması, emojilerle bir fikir belirtmemesi, tematik sohbetlerde sesin arşivlenememesi, temaya ve konsepte oturmayan odalardaki çok sesli ortamda doğru bir enformasyon akışının sağlanmaması gibi platformun doğasından kaynaklanan eksiklikler var” dedi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Clubhouse&#8217;un sansür ve baskının olduğu, enformasyonun ciddi olarak akış gösterdiği bir platform olup olamayacağına dair değerlendirmelerde de bulunan Fakıoğlu, “Pek emin değilim. Bana şu anda içerik, platform ve tüketici akışını gösteren Silikon Vadisi’nin genel kalıbını yansıtan bir izlenim veriyor. Fakat elbette kitlenin kullanış alışkanlıklarına göre söylemin çeşitlenmesi, Twitter örneğinde de olduğu gibi gündem oluşturma noktasında bir dominasyon oluşturma şansı var. Böyle bir düzende bu mümkün olabilir; sonuçta platform açıklayıcı ve ayrıntılı bir topluluk yönergesine sahip değil. Fakat işin diğer tarafında şunu da görmek lazım, bizlerin enformasyonu, gündemi ve söylem belirleme alışkanlıklarını dijital platformlardan çıkaran bir yapıya ihtiyacımız var. İnternet topluluk merkezli bir alana dönüşecekse bu platformlardan özgürleşerek olacak” diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/11/clubhouseda-hedef-ekonomik-cikarlar/">Clubhouse’da Hedef Ekonomik Çıkarlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya Düzenlemesine ‘İfade Özgürlüğü’ Uyarısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/22/sosyal-medya-duzenlemesine-ifade-ozgurlugu-uyarisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2020 08:02:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[MLSA]]></category>
		<category><![CDATA[Sarphan Uzunoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya düzenlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel Ok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=56141</guid>

					<description><![CDATA[<p>AK Parti tarafından TBMM’ye sunulan sosyal medyayla ilgili düzenlemenin yer aldığı kanun teklifine dair değerlendirmelerde bulunan NewsLabTurkey Yayın Yönetmeni Dr. Sarphan Uzunoğlu ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Eş Direktörü avukat Veysel Ok ‘ifade özgürlüğü’ uyarısında bulunuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/22/sosyal-medya-duzenlemesine-ifade-ozgurlugu-uyarisi/">Sosyal Medya Düzenlemesine ‘İfade Özgürlüğü’ Uyarısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından </span><span style="font-weight: 400;"> ‘Almanya modeli’ örnek alınarak hazırlandığı ifade edilen sosyal medya ilgili yapılacak düzenlemeyle ilgili kanun teklifi </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu. Kanun teklifinde Türkiye’de temsilci bulundurmayı kabul etmeyen Facebook, Twitter gibi sosyal ağ platformlarına 5 aşamalı yaptırım süreci ön gören bir madde yer alıyor. Kanun teklifinin dışında bir de sosyal medya ile alakalı Dijital Mecralar Komisyonu kurulması planlanıyordu. Peki yasallaşması beklenen kanun teklifi  ve kurulacak olan komisyon hakkında uzmanlar ne düşünüyor?</span></p>
<p><b>“İktidar Bir Dijital Hegemonya Savaşı Başlatmış Durumda”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-56143 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/sarphan-uzunoglu.jpg" alt="Sarphan Uzunoğlu" width="290" height="387" />NewsLabTurkey Yayın Yönetmeni Dr. Sarphan Uzunoğlu komisyona ve  yasaya ilişkin iki temel yaklaşımın var olduğunu belirterek, “Birincisi, iktidar yanlısı diyebileceğimiz, özellikle de AB ülkelerindeki sosyal medyaya ilişkin yasal düzenlemeleri ve o ülkelerin veri yönetimi politikalarını örnek göstermek suretiyle Türkiye&#8217;nin de aslında küresel bir standarda uyacağını savunan yaklaşım. Bu yaklaşımı savunanlar, Türkiye&#8217;yi ifade özgürlüğü konusunda sorunu olmayan, zaten mevcut gözetim teknolojileriyle hedeflenen kullanıcıların ip&#8217;lerine ve kimlik bilgilerine erişim sağlayan bir ülke olarak tanımlıyorlar. Bunu birçok haber ve köşe yazısında gözlemek mümkün. İşin bir de ekonomik ve vergi kazancı temelli yanı var ki bu konuda devletlerin hak iddia etmelerinin doğal olduğunu düşünüyorum. Hele ki Türkiye gibi &#8220;vergi geliri aşığı&#8221; bir iktidarın olduğu bir ülkede” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci yaklaşımın ise, bunun gözetimini artıracak, derinleştirecek, sansürü kolaylaştıracak bir adım olduğu yaklaşımı olduğuna dikkat çeken  Uzunoğlu, “Şu bir gerçek ki, Türkiye&#8217;de devlet tarafından düzenlenen her alan ne yazık ki raydan çıkıyor. Bu hem, yetkililerin alanla ilgili bilgisizlikleri, hem de tek boyutlu yaklaşımlardan kaynaklı. Sosyal ağların işleyişine ifade özgürlüğü çerçevesiyle değil, toplumsal kanaatleri kontrol çerçevesiyle baktığından iktidar için bu yasa da kurulacak komisyon da işlevi önceden belli komisyonlar. Dahası, özellikle de yasanın sosyal ağ şirketlerine uygulanacak yaptırımlar konusunda yolunu açacağı uygulamalar, Türkiye&#8217;yi hem ifade özgürlüğü listelerinde daha dibe yollayabilir, hem de TC Kimlik no ile sosyal ağlara girilsin benzeri saçma ve Türkiye&#8217;nin özgürlükler bakımından Çin&#8217;e dönüşmesinin hızlanması gibi sonuçlara neden olabilir” diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devletlerin sosyal ağların gelirlerini denetleme ve onları vergilendirme konusunda hak iddia etmelerinin haklı bir talep olduğunu, büyük veri çağında verilerin kullanımına ilişkin şeffaflık talebinin mantıklı olduğuna dikkat çeken Dr. Uzunoğlu, “Yine de niyetin sosyal ağ şirketlerinin değil toplumun gözetim ve denetimi olduğu yasanın gündeme gelme biçimi ve yasayı savunanların söylemlerinde de fazlasıyla belli oluyor. Başarısız olsa da yeşil top ve benzeri uygulamalardan da gördüğümüz üzere, iktidar bir dijital hegemonya savaşı başlatmış durumda. Kültürün küreselleştiği çağda &#8220;yerli ve milli&#8221; arama motoru gibi çok sayıda başarısız projeyle bilişim alanında hegemonya oluşturmaya girişen iktidarın, devletin iletişim alanında en az kullanması gereken ama en rahat kullandığı sansür gibi bir pratiğe de yatkınlığı düşünüldüğünde, bu komisyonun da yasanın da hayırlı bir sonuç getirmeyeceği görüşündeyim” diye ifade etti.</span></p>
<p><b>“Temel Hedef İfade Özgürlüğünü Yok Etmek”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-56144 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/veysel-ok-640x504.jpg" alt="Veysel Ok" width="411" height="324" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/veysel-ok-640x504.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/veysel-ok.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 411px) 100vw, 411px" />Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Eş Direktörü avukat Veysel Ok, ana akım medyanın ve birçok televizyon kanalının sermaye yapısıyla iktidara yakın grupların elinde olduğuna bu sebeple Türkiye’de insanların  haberi sosyal medyadan ve internetten almaya başladığına dikkat çekerek “İktidarın iki amacı var. Öncelikle bu haber kaynaklarını  ve sosyal medyayı kontrol altına almak ve bilgiyi tekelleştirmek. Diğer hedefi ise Instagram ve Twitter gibi büyük internet şirketlerinden kullanıcı verilerini ve bilgilerini elde etmek. Temel hedef ise ifade özgürlüğünü yok etmek&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal medyanın kapatılmasının teknik olarak mümkün olduğunu belirten avukat Veysel Ok, “Geçmişte Türkiye’de Youtube kapalı kaldı. Wikipedia uzun süredir kapalı kaldı. Bu anlamda hükümet istediğini elde edemeyince  aşamalı yaptırım söz konusu ya sosyal medyayı kapatmadan bant aralığını daraltarak vatandaşların, kullanıcıların internet ortamında erişimlerini kısıtlayabilir” diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de binlerce gazetecinin işsiz kaldığını ve bu insanların internetten gazetecilik yapmaya çalıştığını vurgulayan MLSA Eş Direktörü avukat Ok, “Ana amaçlardan biri de bilginin tamamen iktidara yakın kanallardan çıkmasını sağlamak ve alternatif medyayı erişime ve vatandaşın bu bilgiye erişmesini engellemektir. Gazetecilik açısından bizi zor bir dönem bekliyor” diyerek yasanın önüne hukuk yoluyla geçilebileceğini de sözlerine ekledi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/22/sosyal-medya-duzenlemesine-ifade-ozgurlugu-uyarisi/">Sosyal Medya Düzenlemesine ‘İfade Özgürlüğü’ Uyarısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum Akademi İlişkisi Nasıl Olmalı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/11/sivil-toplum-akademi-iliskisi-nasil-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2020 12:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Saka]]></category>
		<category><![CDATA[Sarphan Uzunoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Tirşe Erbaysal Filibeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48590</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadir Has Üniversitesi’nden Dr. Sarphan Uzunoğlu, Bilgi Üniversitesi’nden Doç.Dr. Erkan Saka ve Bahçeşehir Üniversitesi’nden Dr. Tirşe Erbaysal Filibeli, üniversiteler ile sivil toplum kuruluşları arasındaki ilişkiyi Sivil Sayfalar için değerlendirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/11/sivil-toplum-akademi-iliskisi-nasil-olmali/">Sivil Toplum Akademi İlişkisi Nasıl Olmalı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sarphan Uzunoğlu: “Sivil Toplum Akademik Özgürlüklerin Sürmesinde Katkı Sundu”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48591 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/artworks-000591080369-wdwvv2-t500x500.jpg" alt="" width="279" height="279" />Üniversiteler ve STK’ler arasında uzun yıllardır geçişli bir ilişki var. Özellikle de Türkiye’de sosyal bilim araştırmalarının desteklenmesi ve sosyal bilim eğitiminin daha nitelikli h</span><span style="font-weight: 400;">âle getirilmesi konusunda ulusal ve uluslararası STK’lerin aldıkları inisiyatif büyük önem taşıyor. STK’lerin projeler, bazen akademideki insan kaynağı ve içerik eksikliğinin yarattığı öğrencilere aktarılacak bilgilerdeki eksiklikleri gideriyor bazen de çoğunlukla doğa bilimlerine aktarılan veya devlet kurumlarının tekelinde olan araştırma bütçelerine alternatif kaynaklar oluşturuyorlar. Böylece, dünyada neoliberalleşen akademik sisteme ve otoriter kurumların bilim üzerindeki kontrolüne karşı bağımsız veya eleştirel araştırmaları desteklemiş oluyorlar. Sivil toplumun politikaya etkisi vs. gibi konularda eleştirilmesi ya da eksik kaldığının söylenmesi belki mümkündür; ama Türkiye’de sivil toplum son yıllarda eğitim kalitesinin ve araştırma kalitesinin artırılması ile akademik özgürlüklerin sürdürülebilir kılınması konusunda önemli katkı sundu.</span></p>
<p><b>Erkan Saka: “Siyaseten Riskli Alanlarda İşbirlikleri Zorlaşıyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-48592 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/Erkan-Saka2.-Haberin-resmi.jpg" alt="" width="264" height="300" />Türkiye’nin gayet canlı bir sivil toplum hayatı var. Bu canlılık tabi ki sorunsuzluk anlamına gelmiyor ama bir çok iyi örnek var ve daha iyiye gitme ihtimali de yüksek. Ülkedeki siyasi gelişmeler sivil toplum aktivistlerinin de moralini bozmuş ve özgüvenini azaltmış durumda. Sivil toplumun gelişimi bu bakımdan  biraz durakladı ama başta da belirttiğim üzere var olan canlılık ve deneyim birikimi ile bu duraklamanın aşılacağına inanıyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Akademi ve sivil toplumun farklı çalışma mantıkları var ama yine de işbirliği imkanları da fazla. Hatta başka çalışma alanlarıyla karşılaştırıldığında akademi ve sivil toplumun birbirine görece yakın olduğu da düşünülebilir. Siyasi durumlar bu yakınlaşmayı şu anda görece durdurmuş durumda. Özellikle siyaseten riskli alanlarda işbirlikleri zorlaşıyor. Yine de bazı alanlarda yapılan akademik çalışmalar zaman sorunu yaşayan sivil toplum örgütlerinin işlerini kolaylaştırıcı çözümler sunabilir.</span></p>
<p><b>Filibeli: “Akademi ile STK’lar arasında İşlevsel Bir İlişki Olduğu Söylenemez”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48593 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/N3hZi_Or_400x400.jpg" alt="" width="255" height="255" />Türkiye’de sivil toplum kuruluşları ve akademi arasında çoğunlukla proje temelli bir ilişki bulunuyor. Söz konusu projelerde akademisyenler genellikle kurumların danışma kurulunda yer alıyor  ve/veya eğitim amacıyla bazı etkinliklere davet ediliyor. Projeler çoğunlukla etkinlik temelli olduğu için etkinlikler bittikten sonra bir sonraki etkinliğe kadar bir ilişki kurulmuyor. Danışma kurulları ise  sık toplantı yapmadığı için atıl kalıyor. Bu nedenle özellikle uzun vadedeki çıktıları açısından işlevsel bir ilişki olduğunu söylemek pek mümkün değil. STK’ların ve akademisyenlerin ortak proje yazdığı, projenin yürütüldüğü süre boyunca herkesin rollerinin belirlendiği ve tüm partnerlerin  üzerine düşünen görevi bir fiil yerine getirdiği bir ilişki kurmak, uzun vadede daha nitelikli çıktıların elde edildiği çalışmalar yapılması açısından son derece önemli.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/11/sivil-toplum-akademi-iliskisi-nasil-olmali/">Sivil Toplum Akademi İlişkisi Nasıl Olmalı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Verikaynagi.com Açıldı: &#8220;Kutuplaşmayı Kırıp Verilere Bakmak İçin&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/30/verikaynagi-com-acildi-kutuplasmayi-kirip-verilere-bakmak-icin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2018 11:59:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Baybars Örsek]]></category>
		<category><![CDATA[Doğruluk Payı]]></category>
		<category><![CDATA[İzlemedeyiz Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sarphan Uzunoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Veri Kaynağı]]></category>
		<category><![CDATA[verikaynagi.com]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25604</guid>

					<description><![CDATA[<p>Veri kelimesi tüm dünyada açılması en zor kapıları bile açar hâle geldi. Kişisel olanından kamuya açık olanına, veri günümüzdeki en değerli şey. Verikaynagi.com ise veriye ihtiyaç duyan herkes için ilaç gibi bir proje. Amaç Türikye gibi kutuplaşmış bir ülkede veri temelli bir tartışma ortamının filizlenmesi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/30/verikaynagi-com-acildi-kutuplasmayi-kirip-verilere-bakmak-icin/">Verikaynagi.com Açıldı: &#8220;Kutuplaşmayı Kırıp Verilere Bakmak İçin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Projenin kamuoyuna açılmasının hemen ardından Doğruluk Payı’ndan da tanıdığımız Baybars Örsek’le konuştuk. Örsek’ten <a href="https://www.verikaynagi.com/" target="_blank" rel="noopener nofollow">Veri Kaynağı</a>‘nın nasıl çalışacağını anlatmasını istedik.</p>
<p><strong>Veri Kaynağı sitesinde bir tanım var ama adettendir soralım: Nedir Verikaynagi.com, neyi amaçlar? Ne tür bir ihtiyaç sonunda doğdu? Nasıl bir toplumsal yarar yaratacak?<br />
</strong>Veri Kaynağı aynı zamanda Doğruluk Payı’nın da yaratıcısı olan <a href="https://izlemedeyiz.org/" target="_blank" rel="noopener nofollow">İzlemedeyiz</a> ekibinin yeni çalışması. Türkiye’de veri alanında çalışan gazeteci, akademisyen, aktivist, ve toplumun tüm kesimlerinden insanların rahatlıkla kullanabileceği, Türkiye’ye dair verileri inceleyebileceği bir platform. Doğruluk Payı’nın dört yıla yaklaşan yolculuğunda en zorlandığımız alanlardan biri kamuya açık verilere ulaşımın zorluğu oldu. TÜİK başta olmak üzere bir çok kamu kuruluşu ve ek olarak ulusal ve uluslararası kurumun Türkiye’ye dair yayınladığı verileri derleyerek yapılan veri görselleştirmeleri ile kamuoyuna paylaşmaya amaçlayan bir çalışma Veri Kaynağı. Amacımız Türkiye’ye dair söz söylemek isteyen yurttaşların söylemlerini oluşturmada verilerden yararlanması ve veri temelli bir tartışma ortamının kutuplaşmış ülkemizde filizlenmesi.</p>
<p><strong>Veri kaynağı 5 temel kategoride Türkiye’yi inceliyor. Öncelikle bu beş kategorinin neler olduğunu ve içeriklerinin neye benzeyeceğini açıklayabilir misiniz?<br />
</strong>Ülkemize dair üzerine söz söyleme ihtiyacı hissettiğimiz bir çok alan var. Kullanıcı deneyimini arttırmak için bu alanları bir şekilde kategorize etme ihtiyacı hissettik. ‘Hesap Makinesi’ kategorisinde toplumun ekonomik refahını ilgilendiren konulara dair verileri incelerken, ‘Kara Tahta’ kategorisinde eğitimi, ‘Laboratuvar’ kategorisinde bilim ve teknolojiyi, ‘Devlet Binası’nda kamuya dair alanları son olarak da ‘Dünya Küresi’nde yaşama dair spordan kültür sanata bir çok konuyu inceliyoruz. Yerli patent başvuru sayılarından, yıllar içerisindeki müze ziyaretçi sayılarına, yükseköğretim mezunlarının işsizlik oranlarından boşanma oranlarına kadar bir çok konuya dair veri temelli içeriklerimizi yaptığımız görselleştirmelerle ziyaretçilerimizin kullanımına tamamen ücretsiz bir şekilde sunuyoruz.</p>
<p><strong>Türkiye’de özellikle ekonomi/finans gazeteciliği, basın bültenleri ve döviz kuru gibi temel dinamikler etrafında dönüyor. Hesap Makinesi kategorinize girdiğimde, Dünya gazetesi gibi finans odaklı bir gazete dışında hiçbir yerde kolayca göremeyeceğim verilere erişiyorum. Sizce, bu tür karmaşık görünen ama görselleştirildiğinde çok şey anlatan veriler, toplumsal bir duyarlılık oluşturup, politik tartışmayı anlamlı bir eksene çekebilir mi?</strong></p>
<p>Amacımızın tam da bu olduğunu söyleyebiliriz. İlk bakıldığında Doğruluk Payı da kendi özelinde ele aldığı konular itibariyle dar bir kitleye hitap etmesi beklenebilecek bir çalışmaydı. Yaratmaya çalıştığımız enerji ve kitle aidiyeti sayesinde çok da yaygın olması beklenmeyecek konuları geniş kitlelere ulaştırmayı başardığımızı düşünüyoruz. Veri Kaynağı da içeriklerin bilimsel geçerliliğini asla ikinci plana atmadan, toplumun bilmesinde yarar olan konuları geniş kitlelere ulaştırarak bu verilerin politik tartışma atmosferinin eksenini değiştirmesini hedefliyor.</p>
<blockquote><p>“Eleştirel medyanın dijital alandaki faaliyetlerle sınırlanmak durumunda kaldığı bu dönemde yeni bir politik dilin ancak veri temelli oluşturulduğunda karar vericiler üzerinde bir etkisinin olacağını düşünüyoruz.”</p></blockquote>
<p>Burada en kritik süreç Veri Kaynağı, Doğruluk Payı ve veri temelli yayıncılık yapan bir çok yeni medya oluşumunun birbirlerine destek olup takipçileri arasında geçişkenliği arttırması ve bu kitlelerin bu tür çalışmalara destek olacak araçları onlara sunması olarak gözüküyor.</p>
<figure id="attachment_16337" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-16337 size-large" src="https://journo.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/izlemedeyiz-e1522352897671-1024x583.jpg" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" srcset="//journo.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/izlemedeyiz-e1522352897671-1024x583.jpg 1024w, //journo.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/izlemedeyiz-e1522352897671-300x171.jpg 300w, //journo.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/izlemedeyiz-e1522352897671-768x437.jpg 768w, //journo.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/izlemedeyiz-e1522352897671-600x342.jpg 600w, //journo.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/izlemedeyiz-e1522352897671-990x563.jpg 990w, //journo.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/izlemedeyiz-e1522352897671.jpg 1149w" alt="" width="1024" height="583" /><figcaption class="wp-caption-text">Verikaynagi.com ekibi</figcaption></figure>
<p><strong>Bakanlıkların ya da devlet kurumlarının çok sık olmasa da geçmişe nazaran daha fazla veri açıkladığı bir dönemden geçiyoruz ancak sivil toplum örgütleri de bazen aynı konuda tutarlı olmayan bir veri yayınlayabiliyor. Veri Kaynağı bu iki tür veriyi de karşılaştırmalı bir analizle ele alacak mı?<br />
</strong>Türkiye’de akla gelmeyecek kadar çok alanda veri yayınlanıyor. Cezaevlerindeki mahkumların ne kadarının solak olduğunu dahi Devlet Malzeme Ofisi’nin yayınladığı verilerden öğrenebilirsiniz. Fakat politika oluşturmada toplumun ulaşmasının önemli olduğu alanlarda yayınlanan verilere ya çok zor ulaşılıyor ya da bu konularda farklı kamu ve/veya uluslararası kurumun yayınladığı veriler birbirleriyle örtüşmüyor. İnternet sitemizin sunduğu özelliklerden biri de aynı alandaki farklı verileri karşılaştırmalı olarak sunabiliyor olması. Bu sayede kullanıcılarımız kendi yargılarını oluştururken karşılaştırmalı bir şekilde bu verileri inceleyebilecekler.</p>
<p><strong>Türkiye’de veri gazeteciliği fazla gelişmiş bir kol değil ancak dünyada popülerliği artıyor ve Türkiye’de de kendine bir kitle edindiği ortada. Toplumla veriyi buluşturmada göreceğiniz işlevi “bir tür veri gazeteciliği” olarak yorumluyor musunuz, yoksa kendinizi daha ziyade veri ile kamuoyunu buluşturmada bir aracı olarak mı görüyorsunuz?<br />
</strong>Veri Kaynağı kendi başına veri oluşturan bir çalışma değil. Bu alanda Türkiye’de veri gazeteciliği alanında çalışan kurumlarla aramızda -adı konmamış olsa da- bir işbirliğini kurguluyoruz.</p>
<blockquote><p>“Kamuya açık, ulaşılması zor, ulaşılsa da anlamlandırılması için bir uzman yorumuna ihtiyaç duyulan verileri, veri görselleştirme yöntemleriyle anlaşılır bir hâlde kamuoyuyla paylaşmayı önceliklendiriyoruz.”</p></blockquote>
<p>Veri Kaynağı’na veri gazeteciliği yapıyor demek şu aşamada iddialı bir söylem olur ama Açık Veri ve Veri Gazeteciliği Derneği ile hem yerelde gerçekleştirdiğimiz atölye çalışmalarıyla hem de içerik anlamında çok verimli bir işbirliğini yürütüyoruz. Sivil toplumla işbirliği bu çalışmanın en önemli ayaklarından biri. Daha bugün Açık Açık Platformu’nun sivil toplum bağışçılığı ile ilgili topladığı verilerin Veri Kaynağı’nda yayınlanmasını konuştuk ve internet sitemize girişlerini sağladık. Şunun altını çizmek önemli olabilir, sadece kamu kuruluşlarının verileri kullanmıyoruz. Örnek olarak bireysel silahlanmayla ilgili çalışan Umut Vakfı’nın verileri de bizim için en az TÜİK’in verileri kadar önemli ve kullanımımız dahilinde. Alanda çalışan kurumlar kendi verilerinin verikaynagi.com adresinde yayınlanmalarını isterlerse çok mutlu oluruz.</p>
<p><strong>İsveç’te journalism++’tan gazetecilerle görüştüğümüzde her verinin onlarca hikâye anlattığını, mühim olanın veriyi okumak ve veriden çıkarımlar yapabilmek olduğunu söylemişlerdi. Sizce Türkiye’deki gazeteciler ve aktivistler yayınladığınız verileri anlayabilecek niteliğe sahipler mi? Veri Kaynağı, Türkiye gibi matematik ve istatistiği öcüleştirmiş bir ülkede insanların veriyi okuması konusunda neler yapabilir ya da yapacak? Görselleştirme ve veri okur yazarlığı konusunda atılımlarınız olacak mı?<br />
</strong>Türkiye’de bu alanda fark yaratabilecek insan kaynağının nüfus avantajıyla düşünüldüğünde bir çok Avrupa ülkesinden daha zengin olduğunu düşünüyoruz. İşimizi yaparken karşılaştığımız, tanıştığımız bir çok insan yaptıkları işlerle bizi çok mutlu ediyor. İzlemedeyiz olarak kurulduğumuz günden itibaren Türkiye’nin hemen hemen her yerinde eğitimler veriyoruz. Bugüne kadar 500’ün üstünde genç arkadaşımızla dar gruplu atölye çalışmaları gerçekleştirdik. O arkadaşlarımızın bir çoğu ya bizim projelerimizde ya da başka alanlarda şahane işler çıkarıyorlar. Veri Kaynağı özelinde de İstanbul ve Anadolu’da yaptığımız atölye çalışmalarını çok önemsiyoruz. Daha internet sitemiz açılmadan İstanbul ve Ankara’da iki atölye çalışması gerçekleştirdik. Daha internet sitemizin dahi açılmadığı dönemdeki bu iki duyuruya toplamda 300’ün üzerinden başvuru geldi ve tam dolu kontenjanlarla bu iki çalışmayı da gerçekleştirdik. Özetlemek gerekirse hem mevcuttaki insan kaynağı kapasitemize güveniyoruz hem de bu kapasiteyi arttırmak için çalışıyoruz. Sonbahar aylarında da detaylarını ilerleyen aylarda duyuracağımız uluslararası bir zirveyi İstanbul’da gerçekleştirerek bu alanda ulusal farkındalığı da arttırmayı planlıyoruz.</p>
<p><strong>Doğruluk Payı projenizle belirli bir itibar kazandınız. O projenin kendiliğinden eleştirel bir tonu vardı, veri kaynağı ise daha ziyade verinin topluma ‘yorumlaması için’ sunumu gibi, bu bir tembellik ve dolayısıyla eleştirellik eksikliği yaratır mı sizce okurda?<br />
</strong>Öncelikle çok teşekkür ederim. Kurulduğumuz günden bugüne hep kendi çıtamızı daha yukarıya taşımaya gayret ediyoruz. Bizi en çok mutlu eden bizimle birlikte yeni oluşumların ortaya çıkmasını görüyor olmamız, ulusal ve uluslararası alanda paydaşlarımızla işbirliklerimizin arttması ve belki daha da önemlisi çalışmalarımızdaki kaliteyi korumak için bizi cesaretlendirecek paydaşların sayılarının artması oldu. Ana akım medyanın anlamını yitirdiği, gazetelerin haber yerine kutuplaşma ürettiği bir atmosferde; gürültüsüz ama kendinden emin bir iletişim diline sahip Veri Kaynağı, varlığı ile dahi veri temelli tartışma atmosferinin geliştirilmesinde önemli bir rol oynayacaktır diye düşünüyorum.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://journo.com.tr/verikaynagi-kutuplasma-veri">Journo</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/30/verikaynagi-com-acildi-kutuplasmayi-kirip-verilere-bakmak-icin/">Verikaynagi.com Açıldı: &#8220;Kutuplaşmayı Kırıp Verilere Bakmak İçin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
