<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sarmaşık Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/sarmasik-dernegi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sarmasik-dernegi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Dec 2019 12:24:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Sarmaşık Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sarmasik-dernegi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Şerif Camcı: 370 derneğin kapısına mühür vurulması örgütlenme özgürlüğünün yerle bir edilmesidir</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/11/17/serif-camci-370-dernegin-kapisina-muhur-vurulmasi-orgutlenme-ozgurlugunun-yerle-bir-edilmesidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2016 11:53:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Sarmaşık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[şerif camcı]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[yoksullukla mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12755</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sarmaşık- Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği geçen haftalarda çıkan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan onlarca dernekten biri. Diyarbakır&#8217;da açlık riskini giderme çalışmaları yürüttüklerini söyleyen dernek başkanı Mehmet Şerif Camcı ile Sarmaşık Derneği&#8217;nin kapatılmadan önce yürüttükleri çalışmalar hakkında konuştuk. Camcı derneklerin kapatılmasını &#8220;sivil örgütlenme alanının dinamitlenmesi&#8221; olarak değerlendirdi. &#8220;Sadece Diyarbakır kent merkezinde 4500’ü aşkın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/11/17/serif-camci-370-dernegin-kapisina-muhur-vurulmasi-orgutlenme-ozgurlugunun-yerle-bir-edilmesidir/">Şerif Camcı: 370 derneğin kapısına mühür vurulması örgütlenme özgürlüğünün yerle bir edilmesidir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sarmaşık- Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği geçen haftalarda çıkan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan onlarca dernekten biri. Diyarbakır&#8217;da açlık riskini giderme çalışmaları yürüttüklerini söyleyen dernek başkanı Mehmet Şerif Camcı ile Sarmaşık Derneği&#8217;nin kapatılmadan önce yürüttükleri çalışmalar hakkında konuştuk. Camcı derneklerin kapatılmasını &#8220;sivil örgütlenme alanının dinamitlenmesi&#8221; olarak değerlendirdi.</strong><span id="more-12755"></span></p>
<h4>&#8220;Sadece Diyarbakır kent merkezinde 4500’ü aşkın kimi geceler aç yatan, üretime geri dönüşü mümkün olmayan parçalanmış aile bulunmakta&#8221;</h4>
<p><b>-Sarmaşık Derneği&#8217;nden bahseder misiniz? Faaliyetleriniz ve bir sivil toplum kuruluşu olarak odağınıza aldığınız konular nelerdir?</b></p>
<p><b></b><span style="font-weight: 400;">Sarmaşık Derneğimizin yaptığı saha araştırmasının verisidir; sadece Diyarbakır kent merkezinde 4500’ü aşkın kimi geceler aç yatan, üretime geri dönüşü mümkün olmayan parçalanmış aile bulunmakta. Bu ailelerin hiç birinde, iş verseniz dahi çalışabilecek durumda tek bir aile bireyi bulunmamakta. Tek “gelirleri” yaşama tutunma araçları sosyal yardımlardır. Destek alamadıkları günlerde de muhtemelen aç yatan aileler. Çoğu savaş mağduru. Parçalanmış ailelerdir. Üstelik son 10 yılda her geçen gün daha da yoksullaşan aileler. Yani ekonomik olarak kentin “en diptekileridir”. Günlük 1 dolar geliri dahi bulunmamakta. Kent nüfusu açısından 4500 rakamı oldukça büyük bir rakamdır. Bu yoğunlukta ve bu derinlikte bir yoksulluk Afrika’daki açlıkla yarışır düzeyde. Kürtlerin yaşadığı yoksulluğun en özgün yönü budur.   </span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12757" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/sarmaşık-derneği1.jpg" alt="" width="700" height="595" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sarmaşık-Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneğimizin hedef kitlesi bu ailelerdir. Şu an 5 ayrı sosyo-ekonomik projeyi eş zamanlı olarak bu ailelerin açlık riskini giderme amacıyla yürütüyoruz. İşte Sarmaşık Derneği, sadece ve sadece bu durumdaki 5 bin 400 aileye yani yaklaşık 32 bin kişiye, hiçbir ayrım yapmaksızın, insan onuruna yaraşır bir tarzda ve her ay düzenli olarak aileye gıda, çocuklarına eğitim desteği sunmaya çalışıyordu. 11 yıldan bu yana aralıksız yürüttüğü bu insani destek çalışması ile bugüne kadar belirttiğimiz ailelere toplamda 180 bin kez destek sundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üstelik tüm yoksulluk ve yoksunluğuna rağmen proje bütçelerini de bu kadim kentin sınırlandırılmış olanaklarını bir araya getirerek, bir anlamda </span><b>KENT KOMÜNÜ</b><span style="font-weight: 400;"> oluşturarak yapmaya çalışıyoruz. Ötesinde 5200 duyarlı yurttaşımızın küçük ama anlamlı, sürekli katkılarını da dâhil ederek belirttiğimiz ailelere destek olmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de hak temelli yaklaşımı olmazsa olmaz görüyoruz.</span></p>
<h4>&#8220;Kentimizde yoksulluğun tahammül edilebilir sınırların oldukça ötesine geçmiş olmasından dolayı YOKSULLUKLA MÜCADELE dedik&#8221;</h4>
<p><b>-Sitenizde şöyle bir soru var; &#8220;Neden yoksullukla mücadele?&#8221; Bu soruyu tekrar cevaplamanızı rica ediyorum. Neden yoksullukla mücadele ediyorsunuz ve mücadele etme yöntemleriniz nedir?</b></p>
<p>Eşitsiz gelişme koşullarının en çarpıcı, barışçıl üretim ortamının en karmaşık, kaynaklara ulaşımın en adaletsiz ve elbette ki yoksulluğun bilinen tüm tanımlarının en gerisinde olan bir coğrafyada yaşıyor olmamızdan kaynaklı olarak YOKSULLUKLA MÜCADELE dedik. Yaşamın olağan akışını dinamitleyen bu küresel sorun karşısında “biz ne yapabiliriz ki” yılgınlığına kapılmadan, dayanışmaya dair maddi-manevi olanaklarımızı birleştirerek “mutlaka yapılacak bir şeyler vardır” düşüncesiyle YOKSULLUKLA MÜCADELE dedik.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12756" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/sarmasik-dernegi.jpg" alt="" width="780" height="578" /></p>
<p>Empati duygumuzun gelişkin olmadığı, ötekini itip-görmezden geldiğimiz, farklı kesimlerle ortak hareket etme becerisini pek de gösteremediğimiz bir ortamda; bıçağın kemiğe dayandığı bu sorun karşısında niçin bir araya gelmeyelim sorusuyla YOKSULLUKLA MÜCADELE dedik. Kentimizde yoksulluğun tahammül edilebilir sınırların oldukça ötesine geçmiş olmasından dolayı YOKSULLUKLA MÜCADELE dedik.</p>
<p><b>-Bölgedeki sürdürülebilir kalkınma politikalarınızdan bahseder misiniz?</b></p>
<p>Açıkça ifade etmek gerekirse, bölgede yaşanan yoksulluğun hatta ötesinde açlık riski karşısında tüm ağırlığımızı bu ailelere acil destek kapsamında ne tür çalışmalar yürütebiliriz arayışına ve çabasına yoğunlaştırdık.</p>
<h4>&#8220;Temel hak ve özgürlüklere erişimde en dezavantajlı durumdaki yoksul aileleri SARMAŞIK’tan mahrum etmek gidin açlıktan ölün, ne haliniz varsa görün demektir&#8221;</h4>
<p><b>-Son olarak son çıkan KHK ile yaklaşık 370 derneğin kapatılması Türkiye&#8217;deki sivil toplumu ve sivil toplum faaliyetlerini sizce nasıl etkileyecek?</b></p>
<p>370 derneğin kapısına bir anda mühür vurulması her şeyden önce örgütlenme özgürlüğünün yerle bir edilmesidir. Sivil örgütlenme alanının dinamitlenmesidir. Bu derneklerde çalışan binlerce gönüllünün, cezalandırılması ve bu çalışmalardan dışlanmasıdır.</p>
<p>Özelde Sarmaşık’ın kapısına mühür vurulması, her şeyden önce açlık riski altındaki 32 bin kişinin en zorunlu gereksinimi olan Gıdaya Erişim Hakkının ihlali, insanların açlığa mahkum edilmesidir. Ötesinde, toplumun en korunaksız, en kırılgan kesiminin adeta kaderine ve içinde bulunduğu olumsuz koşullara mahkum edilmesidir.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devletin yapmadığı, yapmayı beceremediği kamusal/toplumsal bir görevi layıkıyla yerine getirme çabasındaki Sarmaşık’ın kapısını mühürlemek aklı, izanı, vicdanı ve geleceğimizi mühürlemektir. Temel hak ve özgürlüklere erişimde en dezavantajlı durumdaki bu aileleri Sarmaşık’tan mahrum etmek, en nihayetinde 32 bin insana gidin açlıktan ölün, ne haliniz varsa görün demektir. Bu insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/11/17/serif-camci-370-dernegin-kapisina-muhur-vurulmasi-orgutlenme-ozgurlugunun-yerle-bir-edilmesidir/">Şerif Camcı: 370 derneğin kapısına mühür vurulması örgütlenme özgürlüğünün yerle bir edilmesidir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaziantep saldırısının ardından izlenimler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/24/gaziantep-saldirisinin-ardindan-izlenimler/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/24/gaziantep-saldirisinin-ardindan-izlenimler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Aug 2016 09:10:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[imece kültür ve düşünce inisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Sarmaşık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[şerif camcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=10214</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziantep’te geçen Pazar gerçekleşen bombalı saldırı gündemde diğer saldırılar kadar yer kaplamadı. Saldırı sonucu, aralarında birçok çocuğun da bulunduğu 54 kişi hayatını kaybetti ve 90 kişi yaralandı, ancak kamuoyunun konuya ilgisi diğer saldırılara oranla oldukça düşük kaldı. Bu ilgisizliği iki farklı şekilde yorumlayanlar oldu: “toplum artık kanıksadı”, “saldırı Kürtleri hedefledi” Bu tartışmaları ve bölgedeki izlenimlerini, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/24/gaziantep-saldirisinin-ardindan-izlenimler/">Gaziantep saldırısının ardından izlenimler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gaziantep’te geçen Pazar gerçekleşen bombalı saldırı gündemde diğer saldırılar kadar yer kaplamadı. Saldırı sonucu, aralarında birçok çocuğun da bulunduğu 54 kişi hayatını kaybetti ve 90 kişi yaralandı, ancak kamuoyunun konuya ilgisi diğer saldırılara oranla oldukça düşük kaldı. Bu ilgisizliği iki farklı şekilde yorumlayanlar oldu: “toplum artık kanıksadı”, “saldırı Kürtleri hedefledi” Bu tartışmaları ve bölgedeki izlenimlerini, İmece Kültür ve Düşünce İnisiyatifi’nden Ahmet Şahin (Gaziantep)  ve Sarmaşık Derneği Genel Başkanı Şerif Camcı (Diyarbakır) ile konuştuk.</strong><span id="more-10214"></span></p>
<h4><strong>“İnsanların çoğu patlamalarla iç savaş hedeflendiğini düşünüyor”</strong></h4>
<p><strong>-Antep&#8217;teki saldırının etkileri nasıl yaşanıyor bölgede? İnsanlar saldırı sonrası nasıl tepkiler veriyor?</strong></p>
<p><strong><em>Ahmet Şahin:</em></strong> Önceki patlamalar gibi bu da hem bu şehirdeki hem de Türkiye’deki insanları üzüntüye boğdu. Tabi patlamanın bir düğünde gerçekleşmiş olması ve yüzlerce insanın doğrudan etkilenmiş olması acıyı daha da artırıyor. Ancak tüm bunlara rağmen şehirde bir korku havasının hakim olmadığını söyleyebilirim. Mesela biz olayı duyar duymaz olay yerine gittik. İnsan evinde oturamıyor böyle bir durumda. Patlamanın arkasından herkeste üzüntüyle beraber cesaret ve metanet ortaya çıkıyor. Olay yerinden sonra cenazelerin ve yaralıların kaldırıldığı hastaneye gittiğimizde, gerilen, kızan, polisle veya hastane görevlileriyle tartışan, farklı kesimleri hedef alarak bağıran insanlara, diğer insanların söylediği şuydu: “Zaten bunu yapanların istediği bu, sakin olalım.” Yani insanların çoğu, patlamalarla iç savaş hedeflendiğini düşünüyor. Bu nedenle çok tahrik edilseler dahi sabrediyorlar. Bu tabii ki halkın genel durumunun hali. Fakat, küçük bir grup ise özellikle gerilimi tırmandırmak istiyor. Hem patlama sonrasında hem de cenaze namazı ve sonrasında adeta gerilim çıkarmaya çalıştılar.</p>
<p><strong><em>Şerif Camcı:</em></strong> Saldırının çok vahşice ve zalimane olduğuna dair tepkiler yoğunlukta. Şu ana kadar yaşamını yitiren 54 insanımızdan en büyüğünün 38 yaşında olduğu söyleniyor. Yani çoğunluğu çocuk yaştaki insanlar. Çevremizdeki insanların oldukça öfkeli ve ciddi bir duygusal kopuş noktasında olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü IŞİD’in Türkiye’de yaptığı saldırılarda çok konuşulmayan bir husus artık netlik kazanmış gibi; tüm saldırılarda hedef alınanlar sol/sosyalist çevreler, yabancı turistler ve Kürtler… IŞİD, Türkiye’de sadece bunlara yönelik eylemler yapıyor. Bu durum insanların kafasındaki kuşkuların daha da artmasına yol açıyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-10215" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/08/ahmet_şahin.jpg" alt="ahmet_sahin" width="556" height="358" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10216" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/08/şerif_camcı.jpg" alt="serif_camci" width="480" height="360" /></p>
<h4><strong>“Yaşatılan bu acılar, Türkiye toplumunun toplum olma özelliklerine, ortak yaşam zeminine yapılan bir saldırı niteliğindedir”</strong></h4>
<p><strong>-Sizin bu saldırı hakkında söyleyemek istedikleriniz nelerdir?</strong></p>
<p><strong><em>Ahmet Şahin:</em></strong> Bu olaylar, bizim kişisel, toplumsal, siyasi olarak geçmişte yaptığımız veya yapmadığımız şeylerin bir sonucu olarak doğuyor. Yani bir felaket olduğunda o felakete elbette ağlayıp üzülürüz ama olay bununla halledilmiyor. Biz neden bugünleri yaşıyoruz diye de sormamız gerekiyor. Olayın elbette emniyet ve istihbaratla alakalı bir boyutu var ama bizimle alakalı da bir boyutu var. Bizim inancına, etnik yapısına bakmadan, herkesin canını, malını, ırzını, kültürünü, dilini, huzurunu emniyet altına alacak bir barış yurdunu inşa etmek için mücadele etmemiz gerekiyor. Belki şu an patlayan bombaları durduramayız. Onu durdurmaya çalışmak istihbarat ve emniyetin görevidir. Ama Türkiye’de ve Ortadoğu’da 10 yıl sonra patlayacak bombaları bugün verilecek bir mücadele ile durdurabiliriz. 10 yıl sonrasında böyle bir ülkenin, böyle bir Ortadoğu’nun olmamasını sağlayabiliriz.</p>
<p><strong><em>Şerif Camcı:</em></strong> Yaşatılan bu acılar, Türkiye toplumunun toplum olma özelliklerine, ortak yaşam zeminine yapılan bir saldırı niteliğindedir. Antep saldırısı bir güvenlik ve istihbarat zafiyeti taşısa da, IŞİD’in Türkiye eylemlerinde bir güvenlik/istihbarat zafiyetinden öte, artık başka şeyleri tartışmak gerekir. 15 Temmuz Darbe Girişiminden sonra 27 gün boyunca toplamda milyonlarca insan sabahlara kadar “Demokrasi Nöbeti” eylemleri nedeniyle meydanlarda “açık hedef” konumunda iken hiçbir saldırıya maruz kalmaması (iyi ki de kalınmadı), bir şeylere işaret etmiyor mu? IŞİD’in Türkiye eylemlerinin vermek istediği mesaj hep farklı anlamlar içerdi. Bu yüklenen anlamlara yoğunlaşmak gerektiğine inanıyorum.</p>
<h4><strong>“Bunu yapanlar ‘artık size mutluluk yok, her anınızda korkun’ mesajları veriyor”</strong></h4>
<p><strong>-Patlama merkezi olarak seçilen yerin bir düğün olması hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><strong><em>Ahmet Şahin:</em></strong> Böyle olayları duyduğunda insan çok yakın bir tanıdığının ölüm haberini almış gibi yıkılıyor. Bu bizim bir felaket senaryosu olarak dahi hayal etmekte güçlük çekeceğimiz bir durum. Bunu yapanlar “artık size mutluluk yok, her anınızda korkun” mesajı mı veriyor bilemiyorum. Yani bundan sonra Cuma namazları çıkışında, otobüs duraklarında, çarşıda, pazarda ve hatta küçük ilçelerde bile benzer olaylar olabilir.</p>
<p><strong><em>Şerif Camcı:</em></strong> Bir düğün yeri, bir meydan veya başka bir mekan olması bir ayrıntı. Lakin seçtiği hedef kitle asıl önemli olan. Bununla hep neyin karşısında olduğunun mesajları verilmeye çalışılıyor. Yani tamamen kontrolsüz ve sıradan terör eylemleri gibi görmemek gerekiyor. Doğrudur; kullandığı yöntem her boyutuyla teröristçe bir eylem lakin neyi hedeflediği, nerde durduğu, kimlere karşı olduğu, ötesinde kimlerin yanında bulunduğuna dair verdiği mesajları ıskalamamak gerekiyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10219" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/08/gaziantep-3.jpg" alt="gaziantep-3" width="1000" height="629" /></p>
<h4><strong>“Antep IŞİD’in her an örgütlenebileceği bir zemin olarak adeta görmezden gelindi.”</strong></h4>
<p><strong>-Antep&#8217;te IŞİD&#8217;in konuşlanmış olduğu iddiaları hakkında neler söyleyebilirsiniz? Antep halkının IŞİD&#8217;e yaklaşımı hakkında bir gözleminiz var mı?</strong></p>
<p><strong><em>Ahmet Şahin:</em></strong> IŞİD’e Avrupa’dan büyük bir katılım söz konusu. Özellikle Fransa’dan. Bunlar Fransa’da siyah bir kıyafet uzun saç ve sakalla dolaşmıyorlar. Dolayısıyla kimse bilemiyor, o IŞİD militanı mı değil mi? Kalkıp delil olmadan şu IŞİDçi bu IŞİDçi diye kimseyi yaftalayamayız. Bu anlamıyla yalnızca Antep’te değil, Bursa’da da Diyarbakır’da da IŞİDçi birileri olabilir, bilemeyiz bunu. Fakat şu da var. Burada birçok eve operasyon düzenlendi. Demek ki devletin bildiği bazı bağlantılı insanlar var. Bilmediği birileri de hala olabilir. Antep 2 milyon nüfusla beraber en az 500 bin Suriyeli’nin yaşadığı bir şehir. Böyle bir şehirde kim IŞİDçi, kim değil bilemezsiniz. Ancak bazı mahallelerde benzer fikirleri taşıyan insanları, komşuları tahmin ediyor. Ama bunların sayısı zaten çok fazla değildir. Zaten bilinse olay bu noktalara taşınmazdı. Sempati duyan, destek temin eden birileri de olabilir. Yer altında gösterilen faaliyetler mutlaka vardır ama diğer türlü çok açık bir faaliyet gösterdikleri durum söz konusu değil.</p>
<p><strong><em>Şerif Camcı:</em></strong> Antep IŞİD için hep önemli bir merkez olarak kullanıldı. Ciddi kuşkular ötesinde bulgular kamuoyu ile zaman zaman paylaşıldı. Bu durum verilen soru önergeleriyle meclis gündemine dahi taşındı. Lakin bu konuda hiçbir ciddi araştırma/soruşturma yürütülmeyerek, Antep IŞİD’in her an örgütlenebileceği bir zemin olarak adeta görmezden gelindi. Bizler Antep dışında oldukça kaygılı ve tedirgin isek, Antep’te yaşayan hele hele muhalif kimliğe sahip kesimlerin çok daha büyük bir endişe ve korku içinde oldukları kesindir.</p>
<h4><strong>“Özellikle sosyal medya üzerinden bunların normalleşmesi için insanların şiddetten rahatsız olma eşiği sürekli yukarı çekiliyor”</strong></h4>
<p><strong>-Sizce toplum olarak saldırıları kanıksadık mı? Son günlerde yaşanan saldırılara verilen tepkiler için neler söyleyebilirsiniz?</strong></p>
<p><strong><em>Ahmet Şahin:</em></strong> Türkiyede insanların tepkilerini kestirmek çok zor. Ben birçok defa “bir darbe olsa bu millet dut yemiş bülbüle döner” denildiğine şahit oldum. Ama öyle olmadı. Kimse kestiremedi böyle bir tepkinin verileceğini. Kanıksanıyor mu bilmiyorum. Elbette kanıksayanlar da vardır. Ama zaten özellikle sosyal medya üzerinden bunların normalleşmesi için insanların şiddetten rahatsız olma eşiği sürekli yukarı çekiliyor. Kafa kesme videolarıyla başlayan bir süreç. Sanki 10 yıldır tüm Ortadoğu’da bunun normalleşmesi için bir medya yönlendirmesi var gibi. İnsanlar şu dönemde sabrediyorlar. Çünkü bunu yapanların kendilerinden aşırı tepkiler vermesini beklediklerini düşünüyorlar. İnsanlar da o tepkileri vermiyor. Sakin davranıyor. Bu kanıksama değildir. Çoğu insan hassas bir süreç olduğu düşüncesiyle hata yapmamak için sakin davranıyor.</p>
<p><strong><em>Şerif Camcı:</em></strong> Saldırıların kanıksandığını sanmıyorum. Lakin OHAL sonrası toplum üzerinde yaratılan korku, baskı ve demokratik tepkilere dahi gösterilen tahammülsüzlük, içinde yaşadığımız duruma neden olmaktadır. Gazetecilerin, yazarların, muhaliflerin susturulmasına yönelik baskılar, tutuklamalar kontrolsüz bir hal almaya başladı. Böylesi bir ortamda, her sesini çıkarmaya çalışan tepki koyan kesime yönelik adeta cadı avına dönüşen anti-demokratik bir ortam oluştu. Buna rağmen başta sivil toplumun ve aydınların daha cesur ve bedel ödemeyi göze alacak tarzda harekete geçmesi gerekiyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10220" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/08/demirtas-gaziantep.jpg" alt="demirtas-gaziantep" width="705" height="375" /></p>
<h4><strong>“Demirtaş&#8217;ın açıklaması oldukça önemli ve bir kopuşun tehlikelerine işaret eden içerikte”</strong></h4>
<p><strong>-HDP Genel Başkanı Demirtaş&#8217;ın cenazeleri birlikte kaldıralım demesini ve buna gelen tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p><strong><em>Ahmet Şahin:</em></strong> Tabii böyle bir olayda böylesi bir söze ve böylesi bir duruma ihtiyaç var. Ancak Demirtaş ciddi manada kötü bir sınav veriyor. 3-4 gündür PKK’nın eylemlerine sessiz kalması fakat IŞİD’in yaptığı bir eyleme böylesi bir tepki vermesini birçok insan samimi bulmaz. Ben de samimi bulmuyorum. Adalet dediğimiz şey kendi zalimine ve başkasının mazlumuna gerekli tepkiyi vermekle ortaya çıkar. Maalesef bu tavırda kendi mazlumu ile diğer mazlumlar arasında, kendi zalimi ile başka zalimler arasında bir ayrım yapıyor.</p>
<p><strong><em>Şerif Camcı:</em></strong> Sayın Demirtaş’ın bu açıklaması oldukça önemli ve başta belirttiğim kopuşun tehlikelerine işaret eden içeriktedir. Lakin topluma yaşatılanların bu sağduyu çağrılarına dahi, kendi seçmen tabanında bile kimi tepkilere neden olduğunu da görmekteyiz. “Hep acı çeken biz, hep öldürülen biz. Buna rağmen hep biz mi sağduyulu davranacağız?” demekteler.</p>
<h4><strong>“Kürtlere akıl öğretmeye, ders vermeye, had bildirmeye meraklı çok insan var”</strong></h4>
<p><strong>-Cenaze törenlerinde bir takım saldırılar olduğu iddiaları var. Sizin izlenimleriniz nelerdir?</strong></p>
<p><strong><em>Ahmet Şahin:</em></strong> Evvela şunu söylemeliyim. Söz konusu Kürtler olduğunda ülkemizde her şey daha da zorlaşıyor. Çoğumuzda her hangi bir olayda muhatap Kürtler olunca daha radikal tepkiler ortaya çıkıyor. Kürtlere akıl öğretmeye, ders vermeye, had bildirmeye meraklı çok insan var. Saldıran taraflardan birinin motivasyonu da biraz böyle sanırım. Ancak bu halkın genelinin durumu değil. Bu küçük bir grubun tavrı. Olay şöyle gerçekleşiyor. Cenazeye halkın her kesiminden insan katılıyor.Ölenlerin hepsi de Kürt değil zaten. Dolayısıyla ilk gün HDP’nin kendi rengini vermesinden rahatsız olan başka bir grup aynı hatayı tekrarlayarak bu kez milliyetçi bir renk katmaya çalışıyorlar. Özellikle bir grup gidip cenazelerin gömülmesini engellemiş gibi bir algı var ama durum böyle değil. Sadece hem Kürtlerden hem de Türklerden azınlık birer grup kendi rengini vermeye çalıştığı için böyle bir gerilim oluyor.Oysa her kesimden insanın katıldığı bir yerde diğer katılımcıların hassasiyetlerinin de gözetilmesi beklenir. Ama hem PKK sloganlarıyla hem de buna cevaben milliyetçi sloganlarla olay gereksiz bir noktaya taşındı. İnsanın gerçekten midesi bulanıyor bu tip durumları görünce. İnşallah tekrarlanmaz benzer durumlar.</p>
<h4><strong>“Antep Halep’ten, İstanbul Diyarbakır’dan daha çok dikkate alınıyor”</strong></h4>
<p><strong>-Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?</strong></p>
<p><strong><em>Ahmet Şahin:</em></strong> Bazen insanlardan “Irak olmayacağız”, ya da “Türkiye’yi Irak veya Suriye yapmak istiyorlar” gibi şeyler duyuyoruz. Sanki Irak ve Suriye hep böyleydi ve oralar için normalmiş gibi. Ben Türkiye için insanların patlayan bombaları kanıksamadığını düşünüyorum ancak Suriye ve Irak için oralarda yaşananlar kanıksanmış görünüyor. Başımıza gelen şeylerin oralarda olup bitenlerden bağımsız şeyler olmadığını görmemiz gerekiyor. Bugün Suriye’de olanlar neden beni Ankara’da olanlardan Diyarbakır’da olanlardan daha az etkilesin, ilgilendirsin? Fakat ilginç bir şekilde kendi sınırımız içerisinde olanlara daha farklı tepkiler veriyoruz. Ama bu işin sınırlarla alakalı olmadığını bu caniler bize her seferinde gösteriyorlar. Peygamber efendimizin “Müslümanlar bir vücudun azaları gibidir” hadisini hatırlamamız gerekiyor. Bizim vücudumuzun bir bölgesinde gerçekleşen bir sancıyı hissedemiyoruz. Bir uyuşma, yarı felç hali var bizde. Diyarbakır neyse, İstanbul da odur, Halep neyse Antep’de odur diyoruz ama pratikte öyle olmuyor. Antep Halep’ten, İstanbul Diyarbakır’dan daha çok dikkate alınıyor. Bu uyuşmuşluk ya da felçlik halinden kurtulmamız gerekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/24/gaziantep-saldirisinin-ardindan-izlenimler/">Gaziantep saldırısının ardından izlenimler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/24/gaziantep-saldirisinin-ardindan-izlenimler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
