<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sansür arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/sansur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sansur/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Jul 2023 10:37:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>sansür arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sansur/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>SÖZ Platformu, Türkiye&#8217;de Sanatsal İfade Özgürlüğüne Dair Rapor Yayınladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/04/soz-platformu-turkiyede-sanatsal-ifade-ozgurlugune-dair-rapor-yayinladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jul 2023 09:30:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[otosansür]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[SÖZ Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84445</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanat Özgürlüğünü İzleme Platformu (SÖZ) Türkiye'nin 2023 yılının ilk altı ayında sanatsal ifade özgürlüğü açısından değerlendirmesini yaptığı raporunu yayınladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/04/soz-platformu-turkiyede-sanatsal-ifade-ozgurlugune-dair-rapor-yayinladi/">SÖZ Platformu, Türkiye&#8217;de Sanatsal İfade Özgürlüğüne Dair Rapor Yayınladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Özgürlük için Friedrich Naumann Vakfı’nın Doğu ve Güneydoğu Avrupa Bölge Ofisi (Sofya) tarafından desteklenen Sanat Özgürlüğünü İzleme (SÖZ) Platformu, Ocak 2023&#8217;ten itibaren Türkiye&#8217;de sanatsal ifade özgürlüğüne dair her türlü ihlal, kısıtlama, baskı, yasak ve bunların yanında olumlu gelişmeleri takip ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Platform, yayınladığı altı aylık sanatsal ifade özgürlüğü raporunda 129 haber, 14 rapor, 8 röportaj yayınlayarak Türkiye&#8217;deki sanatsal ifade özgürlüğünü kayıt altına aldı ve altı aylık verileri şu başlıklar altında değerlendirdi:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Sansür/Otosansür ve Cezalar</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Hedef Göstermeler/Hakaret ve Tehditler/Saldırılar</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Etkinlik İptalleri ve Yasakları</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kitap Yasakları</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Ekonomik Baskılar</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Davalar, Hukuksal Engeller</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Telif Hakkı İhlalleri/Kazanımları</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Mekânsal Kısıtlamalar</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Sınır Dışı Kararları, Yurt Dışı Yasakları, Vize Engelleri</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">SÖZ Platformu, 2023&#8217;ün ilk altı ayında, sanata ve sanatçılara yönelik baskı, kısıtlama, hedef gösterme ve yasakların giderek arttığını; özellikle muhalif sanatçıların çeşitli şekillerde baskıyla karşı karşıya olduğunu belirtiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rapora göre, direkt sansür her ne kadar çok fazla uygulanmasa da hedef göstermeler, davalar, saldırılar ve cezalarla sanatçıların ve sanat yapımcılarının yıldırılmaya çalışıldığını; bu nedenle de otosansürün yaygınlaştığını söylemek mümkün. Özellikle hukukun, sanatçıları baskılamak için bir araç olarak kullanılması, 2023&#8217;ün ilk altı ayında en çok karşılaşılan sanatsal ifade özgürlüğü ihlali olmuş görünüyor. Bunun dışında kitaplara yönelik yasaklama/toplatma kararlarının önceki yıllara göre arttığını ve Muzır Kurulu&#8217;nun yetişkin kitapları için de karar almaya başladığını belirtmek gerekiyor. </span></p>
<h5>Kazanımlar</h5>
<p>Sanatçıların mücadelesiyle belli kazanımların da elde edildiğini hatırlatan platform, 2023’ün ilk altı ayında telif hakları konusunda olumlu gelişmeler yaşandığını, turizm sezonunun açılmasıyla birlikte müzikte saat sınırının kalkmasını da pozitif bir adım olarak değerlendirdi.</p>
<p>Sanatçıların meslek birlikleri gibi örgütlü hareket edebilecekleri alanlarda kendi alanlarında haklarını ve taleplerini dile getirmelerinin belli olumlu sonuçlar doğurduğunu da belirten platform, 2023’ün ikinci altı ayında da gün gün sanatsal ifade özgürlüğü ihlallerini takip edecek, konuyla ilgili paydaşlardan görüşler alacak ve Türkiye’de sanatsal ifade özgürlüğünün gelişebilmesi için çabalayacaklarını belirtti.</p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/soz-platformu-turkiyede-sanatsal-ifade-ozgurlugune-dair-6-aylik-rapor/" target="_blank" rel="noopener">Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/04/soz-platformu-turkiyede-sanatsal-ifade-ozgurlugune-dair-rapor-yayinladi/">SÖZ Platformu, Türkiye&#8217;de Sanatsal İfade Özgürlüğüne Dair Rapor Yayınladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;2021 Hak ve Özgürlüklerin Korunması ve Savunulmasının Daha da Zorlaştırıldığı Bir Yıldı&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/09/2021-hak-ve-ozgurluklerin-korunmasi-ve-savunulmasinin-daha-da-zorlastirildigi-bir-yildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Feb 2022 08:18:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[otosansür]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Susma Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78451</guid>

					<description><![CDATA[<p>Susma Platformu'nun 2021 yılını kapsayan sansür ve otosansür raporu, sivil toplumun üzerindeki artan baskıları savuşturmayı ve baskılara karşı dayanışmayı örgütleyerek çalışmayı sürdürdüğünü tespit ediyor. Raporda yer alan verilere göre, 2021 yılında hak ve özgürlüğün korunması ve savunulması için çalışan STK'ların var olma şartları daha da zorlaştırıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/09/2021-hak-ve-ozgurluklerin-korunmasi-ve-savunulmasinin-daha-da-zorlastirildigi-bir-yildi/">&#8216;2021 Hak ve Özgürlüklerin Korunması ve Savunulmasının Daha da Zorlaştırıldığı Bir Yıldı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-78454 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/2021-hak-ve-ozgurluklerin-korunmasi-ve-savunulmasinin-daha-da-zorlastirildigi-bir-yildi.jpg" alt="&quot;2021 Hak ve Özgürlüklerin Korunması ve Savunulmasının Daha da Zorlaştırıldığı Bir Yıldı'" width="269" height="355" />120&#8217;den fazla katılımcıyı içeren Susma Platformu&#8217;nun 1 Ocak ve 31 Aralık 2021 dönemini kapsayan &#8220;Türkiye&#8217;de Sansür ve Otosansür: Ocak 2021 Aralık 2021&#8221; başlıklı raporuna göre, birçok sivil toplum örgütü kendi alanlarında faaliyet yürütürken bir yandan sivil toplum üzerinde artan baskıları savuşturmaya, bu baskılara karşı dayanışmayı örgütlemeye devam etti.</p>
<p>Rapor, sanatsal ifade özgürlüğü, basın-yayın ve medya özgürlüğü, barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı gibi birbiriyle kesişen birçok hakkın ve özgürlüğün korunması, savunulması vizyonuyla çalışan sivil toplum oluşumlarının var olma şartlarının daha da zorlaştırıldığı bir yılın geride kaldığını tespit ediyor.</p>
<p>Bununla birlikte, bütün bu olumsuz gelişmelere karşın, 2021 yılında raporda yer bulan örnekler, &#8220;sözünü söyleyebilen, hak savunuculuğunun, dayanışmanın ve mücadelenin içinde yer alan sivil toplum örgütlerinin hafızası ve deneyimi&#8221; açısından umut verici olarak nitelendiriliyor.</p>
<p>Raporda 2021 yılının sansür ve otosansür verileri:</p>
<ul>
<li>Gazetecilik,</li>
<li>Müzik,</li>
<li>Sinema</li>
<li>Televizyon ve İnternet Yayıncılığı</li>
<li>Tiyatro</li>
<li>Yayıncılık</li>
<li>Diğer Sansür Vakaları şeklinde bölümler halinde inceleniyor.</li>
</ul>
<p>Raporun tümüne <a href="https://s3.fr-par.scw.cloud/fra-susma24-tr/2022/02/Turkiyede-Sansur-ve-Otosansur-2021-TR.pdf" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/09/2021-hak-ve-ozgurluklerin-korunmasi-ve-savunulmasinin-daha-da-zorlastirildigi-bir-yildi/">&#8216;2021 Hak ve Özgürlüklerin Korunması ve Savunulmasının Daha da Zorlaştırıldığı Bir Yıldı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medyada Baskı Zincirini Kıranlar: Sosyal Medya Gazetecileri ve Ana Haberciler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/24/medyada-baski-zincirini-kiranlar-sosyal-medya-gazetecileri-ve-ana-haberciler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nezih Onur Kuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2022 09:22:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[kutuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[medya özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[tarafsızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de medya tarafsızlığı 2000’lerin ortalarına kadar Avrupa ortalamasına yakındı (V-DEM). Siyasetin medyaya baskısı ve iş insanlarının medyaya iktidar aracılığıyla hakim olmasıyla beraber medya tarafsızlığı aşındı. Türkiye günümüzde İran ve Venezuela gibi ülkelerle aynı grupta bulunuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/24/medyada-baski-zincirini-kiranlar-sosyal-medya-gazetecileri-ve-ana-haberciler/">Medyada Baskı Zincirini Kıranlar: Sosyal Medya Gazetecileri ve Ana Haberciler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda otoriterleşme hızının en yüksek seyrettiği ülkelerden biri haline gelen Türkiye, her alanda olduğu gibi, basın ve medya özgürlüğü konusunda dünya genelinde en büyük gerilemenin yaşandığı ülkelerden biri olarak tarihe geçti. Sınır Tanımayan Gazeteciler (Reporters Without Borders – RSF) raporuna göre, Türkiye Dünya Basın Özgürlüğü endeksinde 2002-2020 yılları arasında 99. sıradan 153. sıraya düştü [1]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu geriye gidişin üç ana dinamiğinden söz edebiliriz: hükümet baskısı, kutuplaşma-dışlama ve devlet-iş dünyası-medya ilişkileri. Bununla birlikte sosyal medyada etkin gazetecilerin ve FOX TV’nin geriye gidişe karşı koyabildiğini görüyoruz. Yazıda bu üç ana gelişmeyi özetleyip, sonrasında bu engelleri aşma potansiyeli olan medya aktörlerine veriler ışığında odaklanacağım.</span></p>
<h5><b>OHAL Döneminde Medya</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükümet baskısının dayandığı ana gelişme, 2016 darbe girişimi sonrasında kurulan OHAL rejimiyle güvenlikleştirme politikasının meşrulaşması oldu. Hem anaakım kanallar hem sosyal medya baskı ve sansür/otosansürün adresi haline dönüştü. V-Dem sansür endeksinde Türkiye 5. derecede (en yüksek derece) sansürcü ülkeler arasında yer aldı. Bu kategoride Çin, Rusya, Suudi Arabistan, Kuzey Kore, İran ve Venezuela gibi ülkeler bulunuyor[2]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Freedom House Medya Özgürlüğü raporunda Türkiye, İran ve Mısır gibi otoriter ülkelerle aynı kategoride değerlendiriliyor. OHAL döneminde 150 kanal, gazete ve haber sitesinin kapatılması ve 200’den fazla gazetecin terör ve siyasi suçlarla yargılanması bu kararın gerekçesi olarak sunuluyor [3]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) Türkiye’de en az 67 medya çalışanı cezaevinde bulunuyor ve Türkiye nüfusa oranlandığında bu konuda dünyada ilk sırada[4]</span><span style="font-weight: 400;">. Gazeteci Sedef Kabaş’ın tutuklanması da bu baskıcı uygulamaların son örneği oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından hak ihlaline hükmedilen davalar incelendiğinde, Türkiye’nin gazetecilerin haklarını en çok ihlal eden Avrupa ülkesi olduğu anlaşılıyor (davaların %16.8’i)[5]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<h5><b>Kutuplaşma-Dışlama</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasal kutuplaşma ise sadece partiler düzeyinde kalmayıp medyaya da sıçradı. Kutuplaşmayla birlikte taraflar ayrışırken, medya kanalları tamamen ayrı mahallelere dönüştü. Gri alanda kaldığını iddia edenler, bilhassa OHAL döneminde iktidarın otoriterliğinden kaçamadı. Muhalifler, hatta muhalif diye bilinenler iktidarın müsaade ettiği “muhalif” kanallara hapsedildi. Kamu kaynakları da iktidarın doğrudan veya dolaylı bağlantılı olduğu kanallara reklamlar gibi çeşitli vasıtalar aracılığıyla aktarıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteci Kenan Şener’in araştırmasına göre kamu bankalarının en çok reklam verdiği ilk 10 kanalın 5’i Turkuvaz Medya&#8217;dan (A Haber, A2, A Spor, A Para, ATV). MHP&#8217;ye yakın Türkgün 1., CNN Türk 4, Akit 8. sırada. Kamu bankaları 2020’de FOX, Halk TV, Tele-1, KRT ve TV5’e tek bir saniye reklam vermedi[6]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<h5><b>Devlet-İş Dünyası-Medya</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de basın-medya özgürlüğünü kısıtlayan bir başlık da medya-iş dünyası-siyaset ilişkileri oldu. Eşzamanlı olarak hem iktidar hem muhalefet tarafında siyaset çevreleri-iş dünyası ve medya arasındaki bağlar karmaşıklaştı, tarafsızlık ve medya bağımsızlığı neredeyse ortadan kalktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de medya tarafsızlığı 2000’lerin ortalarına kadar Avrupa ortalamasına yakındı (V-DEM). Siyasetin medyaya baskısı ve iş insanlarının medyaya iktidar aracılığıyla hakim olmasıyla beraber medya tarafsızlığı aşındı. Türkiye günümüzde İran ve Venezuela gibi ülkelerle aynı grupta bulunuyor[7]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bianet ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü&#8217;nün birlikte hazırladığı Medya Sahipliği İzleme Projesi (MOM) tarafından yayınlanan araştırmaya göre sanayi ve ticaret alanlarında faaliyet gösteren şirketler ülkenin en büyük 40 medya kuruluşunu kontrol ediyor. Turkuvaz/Kalyon(%30), Ciner (%15), Demirören (%15) ve Doğuş (%11) en büyük ağırlığa sahip gruplar[8]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<h5><b>Baskı ve Kutuplaşmayı Kıran Aktörler</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de internet erişimi olan geniş kitlelerde ulusal kanal ve gazetelerden online haber ve sosyal medyaya kayma eğilimi gözlemleniyor. Bu eğilim hem küresel dönüşüm hem de otoriterlik ve kutuplaşma kaynaklı medyaya güvensizliğin bir neticesi olarak okunabilir. Freedom House Medya Özgürlüğü raporuna göre, Türkiye’de medyada yer alan haberlere güvenenlerin oranı sadece %25’te kalıyor. Bu oran ABD ve AB ülkelerinin yarısı seviyesinde[9]</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Reuters Enstitüsü raporuna göre Türkiye’de haber takibi için yazılı basını takip edenlerin oranı 2015’ten 2021’e %50’den 30’a, televizyon izleyenlerin oranı %75’ten 60’a düştü. Haber takibi için akıllı telefonunu kullananların oranı 2015-2021 arasında %57’den %75’e yükseldi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de resmi kaynaklara göre 66 milyon internet, 60 milyon sosyal medya kullanıcısı var[10]</span><span style="font-weight: 400;">. Türkiye 15,6 milyon Twitter kullanıcı sayısıyla dünyada 7. sırada[11]</span><span style="font-weight: 400;">. İnternet kullanıcılarının %91.4’ü sosyal medya hesaplarını aktif kullanıyor. YouTube kullanım oranı %94.5, Facebook kullanım oranı %79, Twitter kullanım oranı %72.5.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Reuters Enstitüsü 2021 Dijital Medya raporuna göre Türkiye’de sosyal medya platformlarını haber takip etme amacıyla kullananların oranları, Youtube (%40), Twitter (%34), Instagram (%34), Facebook (%30), Whatsapp (%30), Telegram (%13) şeklinde sıralanıyor[12]</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu platformlara içerik üreten Nevşin Mengü, Cüneyt Özdemir, Fatih Portakal, Özlem Gürses, Adem Metan, Yavuz Oğhan gibi gazeteciler, Özgür Demirtaş, Emin Çapa, Atilla Yeşilada gibi uzmanlar ve Medyascope, 140journos, +90 gibi kanallar baskı ve kutuplaşmayı ekarte edebiliyor ve geniş kitlelere ulaşabiliyor. Ayrıca yoruma açık yayınlar diyalog imkanı sunarak seyircilerin hem birbirleriyle hem de içerik üreticisiyle etkileşime girmesini sağlıyor. Sedat Peker’in YouTube ve Twitter üzerinden ne derece etkili olduğunu da unutmamak gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de ana akım medyaya güvenin azaldığını belirtmiştik. Ancak bunun istisnası ana haberler. Ana haberler deyince akıllara FOX TV geliyor. Reuters raporuna göre FOX açık ara en çok izlenen kanal ve tek başına halkın yarısından fazlasına ulaşıyor: Fox TV (%54), CNN Türk (%33), Sözcü (%32), NTV (%30), Show TV (%28), Habertürk (%27), Hürriyet (%26), TRT (%25), Kanal D (%25), ATV (%24), Star (%24), Cumhuriyet (%22), Milliyet (%20), Sabah (%19), A Haber (%19), Halk TV (%18). Ayrıca son dönemde ekran yüzlerine sosyalist, liberal, muhafazakar ve milliyetçi isimleri de ekleyerek ideolojik çeşitliliğini artıran Halk TV’nin de artık listelerde üst sıralara yükseldiğini vurgulamak gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Metropoll’ün ana haber kanal tercihine dair bulgusu da FOX TV’nin popülaritesini destekliyor. FOX TV tek başına hükümete yakın 7 kanalın toplamı kadar seyrediliyor (%39). Hükümete yakın ATV %11, TRT %10, Kanal D %5, CNN Türk %5, A Haber 4%, NTV %3, Star %2 izleniyor</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<figure id="attachment_77909" aria-describedby="caption-attachment-77909" style="width: 627px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="wp-image-77909 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/ana-haberler-hangi-kanalda.jpg" alt="ana haberler hangi kanaldan izleniyor" width="627" height="304" /><figcaption id="caption-attachment-77909" class="wp-caption-text">Grafik 1: Metropoll, Ana Haber Tercihleri</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">TEAM’in Refah ve AK Parti’nin en güçlü olduğu bölgelerde gerçekleştirmiş olduğu araştırmayı ele alan “Dindar seçmenler” raporu da FOX’un kutuplaşmayı aşan rolünü destekleyen bulgular sunuyor</span><span style="font-weight: 400;">. FOX TV, AK Parti&#8217;nin kalelerinde yaşayan Türk-Sünni dindar seçmenlerin haberleri en çok takip ettiği 3. kanal: %30. FOX, tüm kanal ve gazetelerin yer aldığı listede iktidara en yakın kanallardan biri olan A Haber&#8217;den sadece 1 puan geride. Kürt dindarlarda %39 ile 1. sırada. RTÜK’ün FOX TV’yi hedef alan açıklamaları tesadüf değil.</span></p>
<figure id="attachment_77910" aria-describedby="caption-attachment-77910" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-77910" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/haberler-hangi-medya-kanalindan-takip-ediliyor-640x384.jpg" alt="Grafik 2: TEAM, Haber Kanalı Tercihleri" width="640" height="384" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/haberler-hangi-medya-kanalindan-takip-ediliyor-640x384.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/haberler-hangi-medya-kanalindan-takip-ediliyor.jpg 658w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-77910" class="wp-caption-text">Grafik 2: TEAM, Haber Kanalı Tercihleri</figcaption></figure>
<h5><b>Sonuç</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye dünyada eşine rastlanmayan hızda bir otoriterleşme sürecine tanıklık ediyor. Baskı, kutuplaşma ve iş dünyasının patronaj ilişkileriyle birlikte medya da bu süreçten nasibini alıyor. Ancak sosyal medyada içerik üreten gazeteciler ve kanallar ile haber programlarını etkin kullanan FOX TV gibi kanallar bu üç engeli aşarak kamuoyuna seslenebilmeyi başarıyor.</span></p>
<h6>[1] https://rsf.org/en/ranking/2021</h6>
<h6>[2] https://www.v-dem.net/en/data/data/v-dem-dataset-v111/</h6>
<h6>[3] https://freedomhouse.org/report/freedom-and-media/2019/media-freedom-downward-spiral</h6>
<h6>[4] https://www.ifj.org/fileadmin/user_upload/IFJ_KILLED_LIST_REPORT_2020.pdf</h6>
<h6>[5] https://www.echr.coe.int/Documents/Stats_violation_1959_2020_ENG.pdf</h6>
<h6>[6] https://www.gazeteduvar.com.tr/iktidar-destekcisi-medyaya-akan-kamu-kaynagi-1-yazili-basinda-kamu-bankalari-reklamlari-dagilimi-haber-1526532</h6>
<h6>[7] https://www.v-dem.net/en/data/data/v-dem-dataset-v111/</h6>
<h6>[8] https://turkey.mom-rsf.org/tr/medya/</h6>
<h6>[9] https://freedomhouse.org/report/freedom-and-media/2019/media-freedom-downward-spiral</h6>
<h6>[10] https://www.iletisim.gov.tr/uploads/docs/SosyalMedyaKullanimKilavuzu.pdf</h6>
<h6>[11] https://www.statista.com/statistics/242606/number-of-active-twitter-users-in-selected-countries/</h6>
<h6>[12] https://datareportal.com/reports/digital-2021-turkey</h6>
<p><em>Görsel: Feodora Chiosea </em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/24/medyada-baski-zincirini-kiranlar-sosyal-medya-gazetecileri-ve-ana-haberciler/">Medyada Baskı Zincirini Kıranlar: Sosyal Medya Gazetecileri ve Ana Haberciler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Sansür Devletlerin İsteği İle Gerçekleşiyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/21/sansur-devletlerin-istegi-ile-gerceklesiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 May 2021 09:10:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Alphan Sabancı]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70269</guid>

					<description><![CDATA[<p>NewsLabTurkey Bülten Editörü, serbest yazar ve araştırmacı Ahmet Sabancı, sosyal medya platformlarının Filistinlilere ait hesaplara yönelik almış olduğu  sansür kararını değerlendirirken, “Dünyanın her yerinde tecrübe ettiğimiz bu sansür büyük anlamda devletlerin isteği ve kimi zaman da zorlaması nedeniyle gerçekleşiyor“ dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/21/sansur-devletlerin-istegi-ile-gerceklesiyor/">“Sansür Devletlerin İsteği İle Gerçekleşiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Filistin ile İsrail arasındaki gerilimin tekrar artması ile birlikte sosyal medya platformlarında yaşanan olaylara karşı tepki giderek yükseliyor. Fakat yakın zamanda Twitter, Facebook ve Instagram tarafından Filistinlilerin yaşadıklarına dikkat çekmek için kullanılan etiketler görülmemeye başlandı. Bunlara ilaveten Filistinlilere ait paylaşımlar ve hesapların bazıları da kaldırıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Facebook ve Twitter yaşanan sorunlara ilişkin yaptığı açıklamada problemin teknik sorunlar yaşandığı için ortaya çıktığını iddia etti. Ancak bazı kesimler iki farklı şirketin benzer teknik sorunlar yaşamasının tesadüf olmadığını ve sebebinin İsrail devletinin taleplerinden dolayı kaynaklandığını öne sürdü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yakın zamanda yine İsrail’in </span><span style="font-weight: 400;">Filistin Özerk Yönetimi kontrolündeki Gazze’ye yönelik saldırı düzenlediği bugünlerde Google Eart tarafından bölgeye ait harita verilerinin  sansürlendiği ortaya çıkmıştı. </span><span style="font-weight: 400;">Tüm bu gelişmelerin neticesinde uluslararası STK’lar şirketleri dürüst olmaya ve bu sansüre son vermeye çağıran bir </span><a href="https://www.accessnow.org/sheikh-jarrah-facebook-and-twitter-systematically-silencing-protests-deleting-evidence/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">kampanya</span> </a><span style="font-weight: 400;">başlattı. Twitter, Facebook, Instagram gibi platformların sansür niteliği taşıyan uygulamalarına ve uluslararası STK’lerin yürütmüş olduğu kampanyaya ilişkin süreci NewsLabTurkey Bülten Editörü, serbest yazar ve araştırmacı Ahmet Alphan Sabancı ile konuştuk.</span></p>
<h5><b>“Devletlerin Önceliği Vatandaşlarının Özgürlüğünü Korumak Olmalı”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-70272 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/ahmet-alphan-.jpg" alt="Ahmet Alphan Sabancı" width="293" height="311" />Ahmet Sabancı, bu durumun uzun yıllardır süregelen bir sorunun tekrarı olduğunu belirterek, “Özellikle söz konusu Filistin olduğunda, büyük teknoloji platformları konuya dair ABD ve İsrail’in politikalarına ters düşen yani Filistin’de yaşayan insanların en temel haklarını savunan içerikleri ve sayfaları sıkça engelliyordu. Burada en büyük faktör elbette ABD ve İsrail arasındaki diplomatik ilişkiler ve bunun ABD merkezli olan şirketlere yansıması. Maalesef söz konusu bu tarz politik içerikler olduğu zaman, </span><a href="https://www.versobooks.com/books/3772-silicon-values" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">J</span><span style="font-weight: 400;">illian C. York’un Silicon Values kitabında</span></a><span style="font-weight: 400;"> da vurguladığı gibi, platformlar fazlasıyla muğlak olan ve keyfi bir şekilde kullandıkları “terörist” kalıbına sığınıyor ve kendilerini politik anlamda güvenli bir yerde konumlandırmak için bu bahaneyi kullanarak her türlü sansürü normalleştiriyor” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sabancı, “Burada özellikle dikkat çekici bulduğum nokta platformların bu sefer verdikleri tepki. Geçtiğimiz yıllarda İsrail’in Filistin’de uyguladığı şiddet ve arkasından gelen sansür dalgası genellikle etkili bir gündem olamıyordu. Bu da bu platformların rahat bir şekilde sorunu görmezden gelmelerine imkân sağlıyordu. Ancak bu sefer hepsi “teknik arıza” bahanesine sığınan açıklamalar yaptı ve geri adım attı. Her ne kadar sansür farklı şekillerde devam etse de bu sefer bir fark var: platformlar uluslararası baskıdan korkuyor ve normalde hiç açıklama bile yapma gereği duymadıkları eylemlerini hata gibi göstermeye çalışıyor” diye kaydetti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok uluslararası hak örgütünün ve dijital haklar konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarının dahil olduğu kampanyanın da İsrail üzerindeki baskıyı arttırmaya yönelik bir çabanın ürünü olduğunu ifade eden Sabancı, “Access Now ekibinde ve diğer STK’larda uzun zamandır hem Filistin hem de diğer konularda içerik yönetimi ve platform sansürü konusunda çalışan isimler bu sorunun giderek daha tehlikeli bir hâle geldiği konusunda bizleri uyarıyordu. Filistin örneğinde de bunu çok daha net bir şekilde gördük. Bu noktada sivil toplumun uluslararası bir dayanışma örneği göstererek bir kampanya başlatması da olumlu bir gelişme” diye söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-70273 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/sansur-640x360.jpg" alt="sansür" width="373" height="210" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/sansur-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/sansur-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/sansur.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 373px) 100vw, 373px" />Sabancı, sosyal medya platformlarının uygulamış olduğu ve sansür niteliği taşıyan bu kararlara karşı devletlerin ve sivil toplum kuruluşlarının nasıl bir yol haritası izlemesi gerektiğine dair soruya, “Maalesef devletlerin bu noktada pek yardımı olacağını düşünmüyorum, çünkü dünyanın her yerinde tecrübe ettiğimiz bu sansür büyük anlamda devletlerin isteği ve kimi zaman da zorlaması nedeniyle gerçekleşiyor. Bu platformların hepsi bir ülkede hizmet vermeye devam edebilmek için devletleri de daima memnun etmek zorunda olduklarından dolayı, çoğu zaman kullanıcılarının istekleri ve beklentileri arka planda kalıyor. Devletlerin önceliği kendi vatandaşlarının refahını ve özgürlüklerini korumak olmadığı sürece bu noktada faydadan çok zararları olacaktır” diye cevap verdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil topluma bu konuda çok daha ağır yükün düştüğüne değinen Sabancı, “Sivil toplumun hem bulundukları ülkelerin yasal düzenlemeleri ve bunların uygulanması noktasında temel hak ve özgürlüklere uyulduğundan emin olmak için çalışması, aynı zamanda da platformlar üzerinde benzer bir baskı mekanizması kurabilmesi gerekiyor” diye belirtti. İlk kısım zaten sivil toplumun ana çalışma alanı olduğuna dikkat çeken Sabancı, “Ancak ikincisi hâlâ yeni diyebileceğimiz ve bu yüzden de etkili olma konusunda zaman zaman zorlandıkları bir alan. Tıpkı platformlar gibi sivil toplumun da uluslararası bir şekilde çalışabilmesi, kendileri ile aynı konularda çalışan ama farklı ülkelerde faaliyet gösteren kurumlarla sürekli bir temas ve dayanışma hâlinde olması gerekiyor. Çünkü platformların aldıkları hiçbir karar veya yaptıkları hiçbir değişiklik o ülkenin sınırları içerisinde kalmıyor” diye ifade etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sansürün birçok anlamda genişlediğini söylemenin mümkün olduğuna dikkat çeken Sabancı birçok konuda platformların çok geniş kısıtlamalar getirebildiğine değinerek, “Çoğu zaman da bunları fazlasıyla keyfi bir şekilde uyguluyor. Ancak </span><a href="https://www.wired.co.uk/article/social-media-competitive-compatibility"><span style="font-weight: 400;">Cory Doctorow’un tabiriyle</span></a><span style="font-weight: 400;">, bu platformlardan taşınmak başka bir ülkeye taşınmaktan daha zor olduğu için, başka bir seçeneğimiz yokmuş hissine kapılıyoruz. İnternetin sosyal kısmını nasıl bir geleceğin beklediğini şu anda kestirmek güç, çünkü bu platformların tekel gücü herhangi bir rekabete fırsat tanımıyor. Ancak bu şekilde devam ederse, beklemediğimiz bir dönüşümün gerçekleşmesi mümkün. Bunun en büyük işareti de birçok farklı kesimden insanın bu platformlara bağımlılık konusunda şikayetçi olması ve alternatiflere ihtiyacımız olduğunu dile getirmesi. Ancak bunun nasıl ya da ne zaman gerçekleşeceğine dair bir şey söylemek mümkün değil” diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/21/sansur-devletlerin-istegi-ile-gerceklesiyor/">“Sansür Devletlerin İsteği İle Gerçekleşiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sansür Haber Alma Hakkının Önüne Barikat Kurulmasıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/16/sansur-haber-alma-hakkinin-onune-barikat-kurulmasidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilan Karacan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2021 07:47:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Önderoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[otosansür]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=68391</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medyaya uygulanan sansürün yalnızca gazetecileri ilgilendirmediğini söyleyen gazeteci-yazar Faruk Bildirici, “Medyaya sansür uygulanması sadece basın ve ifade özgürlüğünün engellenmesi sonucunu doğurmaz. Aynı zamanda insanların bilgi edinme ve haber alma hakkının önüne barikat kurulması anlamına gelir.” diyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/16/sansur-haber-alma-hakkinin-onune-barikat-kurulmasidir/">&#8220;Sansür Haber Alma Hakkının Önüne Barikat Kurulmasıdır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Medyada RTÜK ve BİK gibi kurumların başını çektiği birçok resmi kurum ve kuruluş sanat, sosyal yaşam ve ifade özgürlüğü gibi birçok alanı çeşitli gerekçeler ile cezalarla donatıyor. Bu gerekçeler dinî değerleri aşağılama, Cumhurbaşkanı’na hakaret, suçu ve suçluyu övme, toplumu galeyana getirme, terör örgütü propagandası gibi örneklerle sınırlı kalmıyor. Uygulanan bu gibi cezalar hukuksal ve ahlaki tarafı ile tartışılmaya oldukça açık gözükmekle beraber yarattığı etki bağlamında genetiğindeki sansür ile sınırlı kalmayıp bireyler için bir otosansür ortamının oluşmasına sebep oluyor. Son yıllarda OHAL ve KHK’lar ile birlikte bu ortam iyice perçinlenmiş durumda. Susma platformunun 2020 yılı boyunca Türkiye’de görülen sansür ve otosansür vakalarını ele aldığı </span><a href="https://susma24.com/wp-content/uploads/2021/02/Susma-Platformu_-Turkiyede-Sansur-ve-Otosansur_-Aralik-2019_-2020.pdf" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">rapor</span></a><span style="font-weight: 400;"> bu hususta oldukça önemli verileri gözler önüne seriyor. Sansürün uygulanış şekillerine baktığımızda yayın yasağı, erişime kapatma, etkinlik engelleme, eserin bütünlüğünü bozma, hedef gösterme ve ticari tehdit oluşturma gibi birçok yöntem görüyoruz. </span></p>
<figure id="attachment_68398" aria-describedby="caption-attachment-68398" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-68398" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/sansur-alanlari-640x334.jpg" alt="Türkiye'de 2020 yılında sansürün uygulandığı alanlar ve vaka sayıları" width="640" height="334" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/sansur-alanlari-640x334.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/sansur-alanlari.jpg 702w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-68398" class="wp-caption-text"><strong>Türkiye&#8217;de 2020 yılında sansürün uygulandığı alanlar ve vaka sayıları</strong></figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporda vakaların neredeyse üçte birine yakın kısmı için bir gerekçe bile belirtilmediği vurgulanıyor. Cumhurbaşkanına, kamu görevlisine ya da diğer kişilere hakaret etme suçunun en fazla kullanılan gerekçe olduğunu görülüyor. Onun dışında örgüt propagandası yapmak ve örgüt üyesi olmak gibi gerekçeler de sıklıkla mevcut. Pandemi döneminde ise “Koronavirüs, salgın ve genel sağlık” da eylem ve etkinliklerin yasaklanması için yaygın kullanılan bir gerekçe oldu. Sansüre en çok maruz kalanlar tahmin edildiği üzere gazeteciler, gazeteler, tv kanalları, tiyatrocular, müzisyenler ve yazarlar oldu. Ayrıca kadın hareketi ve LGBTİ+ hareketi de vakaların görüldüğü diğer dikkat çekici alanlar olarak göze çarpıyor. Vakaların Kürt nüfusunun yoğun olduğu yerlerde sıklıkla görülmesi senelerdir alışılagelmiş bir durumun devam ettiğinin göstergesi konumunda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2020 yılı içinde kaydedilen toplam 489 vakanın 137’si gazetecilik alanında gerçekleşti. Yayıncılık alanında ise geçen yıl boyunca 33 sansür ve benzeri vaka kaydedilirken radyo-televizyon alanında 33 vaka yaşandı. Çin’den sonra en çok gazeteciye hapis cezası veren ikinci ülke konumunda olan Türkiye’de son olarak getirilen İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” yasası oluşturulan sansür &amp; otosansür ortamını perçinleyici vaziyette. </span></p>
<h5><b>“Bilgi Edinme ve Haber Alma Hakkının Önüne Barikat Kurulması”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-68396 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/faruk-bildirici-640x360.jpg" alt="Faruk Bildirici" width="306" height="172" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/faruk-bildirici-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/faruk-bildirici-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/faruk-bildirici.jpg 1152w" sizes="auto, (max-width: 306px) 100vw, 306px" />Medyaya uygulanan sansürün yalnızca gazetecileri ilgilendirmediğini söyleyen </span>gazeteci-yazar <strong>Faruk Bildirici,</strong><span style="font-weight: 400;"> medyaya sansür uygulanmasının sadece basın ve ifade özgürlüğünün engellenmesi sonucunu doğurmayacağını belirtip, &#8220;Aynı zamanda insanların bilgi edinme ve haber alma hakkının önüne barikat kurulması anlamına gelir.” diyor. </span></p>
<h5><b>“Mülkiyet Yapılarını Devşirerek Yaygın Medyayı Kontrol Altına Aldılar”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bildirici uygulanan yoğun sansürün yarattığı otosansür ortamını yorumluyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Tabii otosansürü de sansür ile birlikte değerlendirmek gerekir. Otosansür de tıpkı sansür gibi, özgürlüklerin aleyhine işler. Maalesef günümüz Türkiyesi’nde bu karanlık mekanizmalar en yoğun haliyle devrede. Mülkiyet yapılarını devşirerek yaygın medyayı kontrol altına aldılar ve sansür uyguluyorlar. Ayrıca RTÜK televizyonlar ve internetten yapılan yayınlar, Basın İlan Kurumu da gazeteler üzerinde kırbaç şaklatıyor. Bu kurumları da kullanarak Türkiye’de tam bir baskı ortamı yarattıkları için otosansür iyiden iyiye yoğunlaştı.”</span></p>
<h5><b>“İnsan Sosyal Bir Varlıktır; Haber Alamazsa, Haberleşemezse Toplumdan Soyutlanır” </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Faruk Bildirici basın ve ifade özgürlüğünün olmadığı bir ortamda haber alma hakkından söz edilemeyeceğini söylüyor ve ekliyor: “</span><span style="font-weight: 400;">Haber alma hakkı bu nedenle insanların temel haklarından biridir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 12. maddesinde bütün insanların “haberleşme özgürlüğü” ne, 19. Maddesinde de “herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne sahip olduğu” vurgulanır. İnsan sosyal bir varlıktır; haber alamazsa, haberleşemezse toplumdan soyutlanır. Yaşadığı topluluğun ve dünyanın gerçeklerinden yalıtılmış olur.”</span></p>
<h5><b>“Demokrasinin Bir Ayağı Eksik Kalır”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sansür ve otosansürün medya mensuplarının işlevlerini yerine getirememesine yol açacağını vurgulayan Bildirici, basın özgürlüğü daraldıkça gazetecilerin ifade özgürlüklerini ve gazetecilik reflekslerini yitireceğini söylüyor. Bildirici böylesi bir ortamda medyanın insanlara bilgi vermek yerine iktidarın propaganda aracı haline geleceğinin altını çiziyor: </span><i><span style="font-weight: 400;">“</span></i><span style="font-weight: 400;">Bu da hem toplumun bilgi sahibi olamadığı bir ortam oluşmasını sağlar; hem de gazeteciler kamu adına denetim görevini yerine getiremez olurlar. Medya, siyasi iktidar başta olmak üzere güç odaklarını denetleyen, eleştiren, sorgulayan, sessizlerin sesi olan güç olmaktan çıkar. Nihayetinde demokrasinin bir ayağı eksik kalır. Uzun vadede ise demokrasinin üzerine koyu bir karanlık çöker. Günümüz Türkiye&#8217;sinde olduğu gibi…”</span></p>
<h5><b>“Kültürel ve Sosyal Alanda İktidar Sağlayamamak”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İktidarın oluşturduğu sansür ve otosansür ortamının insanların beğenilerini ve standartlarını etkilediğini söyleyen Bildirici alternatif medyanın ve sosyal &amp; kültürel eğilimlerin dikta edilemeyen yapısına vurgu yapıyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Fakat bir yandan da teknolojik gelişmeler, alternatif medyanın doğuşu, Cumhuriyet ve demokrasinin toplumda yaratmış olduğu birikim, tek tipleşmeye, iktidarın dayattığı beğeni düzeyini ve ahlak anlayışına karşı direnme imkânı veriyor. Bütün bunların sonucunda nereye varılacağını kestirebilmek çok zor. Zira sosyal ve kültürel olaylar, sosyal tarafların dileklerine ve uygulamalarına göre şekillenmez; çoğu zaman da ortaya kimselerin tahmin bile edemediği bileşkeler çıkar. Öyle olmasa, Cumhurbaşkanı Erdoğan, devleti 19 yıldır tam anlamıyla ele geçirmiş olmalarına rağmen kültürel ve sosyal alanda iktidarlarını sağlayamamaktan yakınmazdı.” </span></p>
<h5><b>“Sosyal Medya Kuruluşlarını Tam Bir Cendereye Alacaklar”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Son dönemde dijital mecralar için çıkarılan kanuna değinen Bildirici kanunun popüler sosyal medya platformlarını baskı altına almak adına bir hamle olduğuna dikkat çekiyor. Bildirici Twitter’ın kanun sonrası akıbetinin önemine vurgu yapıyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Son olarak Twitter’ın ardından Pinterest de Türkiye’de temsilcilik açmayı kabul ettiğini duyurdu. Fakat Twitter, henüz temsilcilik açmadı. Anlaşılan devlet de şimdilik bekleme sürecinde. Muhtemelen temaslar da sürüyordur. Twitter ve diğer sosyal medya devlerinin Türkiye temsilcilikleri tam olarak faaliyete geçtikten sonra neler olacağını göreceğiz. Muhtemelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, BTK ve Sulh Ceza Hakimlikleri, bu sosyal medya kuruluşlarını tam bir cendereye alacaklar; erişim engellemeleri, paylaşımların silinmesi gibi isteklerin/kararların aynen yerine getirilmesini isteyecekler. Böyle bir durumda özellikle Twitter, her talebi aynen yerine getirecek mi, yoksa kendi ilkelerini uygulamaya devam edecek mi? Göreceğiz. Ama Twitter’ın kendi ilkelerini Türkiye özelinde yok saymasını beklemiyorum doğrusu. Kararların uygulanmaması ve karşılığında para cezaları yağdırılması gibi bir süreç başlayabilir.”</span></p>
<h5><b>“Yasalar, Hukuk ve Kurumlar da Bu Dayatmacı Hükümdarlığın Kullanışlı Araçları”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Spotify ve Youtube’a karşı RTÜK tarafından yapılan emsalsiz uygulamalara dikkat çeken Bildirici iktidarın sosyal medya platformlarına karşı sahip olduğu tutumunu değerlendiriyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Bu arada RTÜK de internet ortamındaki radyo ve televizyon yayınları ile ilgili yeni yetkilerini kullanmaya başladı. RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, birkaç gün önce Spotify’a müdahale ettiklerini ve bazı programların kaldırılmasını sağladıklarını açıkladı. Youtube’daki bazı yayınlar için de harekete geçtiklerini duyurdu. Oysa o programlarla ilgili bir karar bile yok. Bütün bunlar siyasi iktidarın sosyal medyaya müdahale operasyonunun parçaları&#8230; İfade özgürlüğüne ve insanların öğrenme hakkına düşman bir yaklaşım sergiliyorlar; kendileri gibi düşünmeyenlere karşı en ufak bir hoşgörüleri, tahammülleri de yok. Yasalar, hukuk ve kurumlar da bu dayatmacı hükümdarlığın kullanışlı araçları…”</span></p>
<h5><b>“Gerçeği Sunma Sorumluluğu Olduğu Halde Topluma Sırtını Dönen”</b></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-68397 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/erol-onderoglu.jpg" alt="erol önderoğlu" width="295" height="295" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/erol-onderoglu.jpg 295w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/erol-onderoglu-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 295px) 100vw, 295px" />Basın özgürlüğü savunucusu gazeteci<b> Erol Önderoğlu,</b><span style="font-weight: 400;"> otosansür refleksi ile hareket eden geleneksel medya kuruluşlarına dikkat çekerken bu tip haberciliğin okurun yönelimlerine olan etkisine vurgu yapıyor: “Özellikle 31 Mart 2019 yerel seçimleri gazeteciler ve kamuoyu açısından iki temel gerçeği gösterdi: İlki, iktidarın tam mali desteği altında bulunan gazeteciliğin gerçeği sunma sorumluluğu olduğu halde topluma sırtını döndüğü, bir diğeri de okur ve izleyicinin, temel sorunlarına eğilmeyen konvansiyonel medya kuruluşlarının peşini bırakıp yeni online gazetecilik mecralarına (BBC Türkçe, DW Türkçe, VOA Türkçe, Medyascope.tv, bianet, T24, Gazete Duvar, etc) yöneldiğidir.”</span></p>
<h5><b>“</b><b>İktidar Sansürü ve İşveren Müdahaleleriyle”</b><b> </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberciliğin maruz kaldığı sansürün boyutlarını verilerle yansıtan Önderoğlu medyanın denetleyici ve eleştirel karakterine yapılan anti-demokratik yaklaşıma dikkat çekiyor: </span><span style="font-weight: 400;">“2020’de internet ortamında yolsuzluk, kayırmacılık, usulsüzlük, uyuşturucu ticareti, cinsel istismar, kadrolaşma gibi konularda çıkan en az 1358 İnternet haber bağlantısına Sulh Ceza Hakimliği kararıyla erişim engeli getirildi. Bir yayın yasağının yaşandığı yıl, 24 haber sitesiyle ilgili de erişim engeli getirildi. 150 kadar uluslararası medya temsilcisinin basın kartının yenilenmediği bu dönemde en az 27 eleştirel gazetecinin de basın kartı iptal edildi. Bunun yanı sıra, iktidar sansürü ve işveren müdahaleleriyle sadece gazeteciler değil, kamuoyunun da bilgilenme araçlarından, demokratik bir toplumda vazgeçilmez olan denetleme ve eleştirme gücünden yoksun kaldığı açıkça görüldü.”</span></p>
<h5><b>“Haber Alma Hakkı”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Önderoğluna göre, “Haber alma hakkı” yalnızca demokrasilerin bir standardı olma konumunda. Bunun yanında yurttaşın toplumdaki gelişmeleri özgür ve nesnel bir şekilde öğrenebilmesi, kamunun ve hükümet icraatlarının denetleyip sorgulayabilmesi, demokratik tartışma ortamı gereği her tür toplumsal sorun ve antidemokratik pratiği eleştirebilmesini gerektiriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önderoğlu sansür ve oto-sansürün, toplumları bugünü eleştirememekten kaynaklı olarak, geleceğe dair tehlikelere karşı da güvensiz ve savunmasız kılacağını belirtiyor ve ekliyor: </span><span style="font-weight: 400;">“İşini, her şeyini kaybeden bir işçi, toplumsal tecridin en ağırını yaşadığında bile, anlatmak, sorununa tanıklık edecek bir gazeteci arar.”</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<h5><b>“Gerçekler Karşısında Toplumun Köreltilmesi”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Habercilikteki sansür uygulamalarına çarpıcı bir örnek ile dikkat çekiyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Kocaeli, Antalya, Tekirdağ ve Edirne gibi bölgelerde kanserojen maddelerle ilgili gizlenen tehlikeyi kamuoyuna duyurmak için Cumhuriyet gazetesi için yazan Gıda Mühendisi Yrd. Doç. Dr. Bülent Şık’ın “göreve ilişkin bilgileri açıklamak” suçlamasından hapse mahkûm edilmesi, gerçekler karşısında toplumun köreltilmesi girişimlerine iyi bir örnek oluşturuyor.”</span></p>
<h5><b>“Türkiye’nin 180 Ülkeli Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 154. Sırada Gösterilmesi..”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerçeklerin haberleştirilmesine karşı uygulanan sansüre dikkat çeken Önderoğlu ülkemizdeki basın özgürlüğünün durumuna vurgu yapıyor: “</span>Bugün Sulh Ceza Hakimleri, sansür kararlarıyla sadece gazeteciliği köreltmiyor, siyasi yolsuzluk, kayırmacılık, sömürü, çevre katli, cinsel istismar gibi en temel sorunların toplum gözünden kaçırılmasında rol oynuyor. Türkiye’nin 180 ülkeli Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 154. Sırada gösterilmesinde en belirgin etkenlerden biri, şeffaflık ve hesap verebilirliğinin de zamanla sonunu getiren, halka bilgi verme kanallarının tıkanmasıdır.”</p>
<h5><b>“</b><b>En Zararını Sansüre Razı Olanlar, Sanata Sırt Çevirenler Görür”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Önderoğlu sansürün uzun süre hüküm sürdüğü toplumlarda sanatın sönebildiği gibi kendisini başka tarzda da gösterdiğini söylüyor ve karikatür örneği veriyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Karikatür gibi sanat alanlarına yönelik yasaklarla, bu gibi yaratıcı zeminleri ele geçirmeye yetmeyeceğine inanıyorum. Bu ifade tarzları, ele sığmadıkları gibi zihinsel güçle dönüşüm gösterirler. Mizahın etkisini, örneğin mizah dergisi satışlarında görmezsiniz ancak yaygınlığını mizah ve kara mizahıyla sosyal medyadaki ifade tarzlarında çok rahat görebilirsiniz. Bu nedenle sanattan vazgeçmek çok güçtür; o nedenle en zararını sansüre razı olanlar, sanata sırt çevirenler görür. Buna karşın, Türkiye’de karikatürün karşı karşıya olduğu tek sorunun sansür olduğuna inanmıyorum; özellikle basın karikatürü ve dergi satışları bakımından bir dönüşüm güçlüğü de var gibi.”</span></p>
<h5><b>“Yargı Yoluyla Eleştirel Gazetelerin Taciz Edilmesine Benzer” </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Dijital mecralara yönelik çıkan kanun ve temsicilik açma zorunluluğu gibi gelişmelerin odağında sosyal medya &amp; yargı ilişkisini yorumlayan Önderoğlu </span><span style="font-weight: 400;">“Son olarak açıklandığı gibi Twitter da reklam kısıtlaması görmemek için temsilci atayacaksa sorun bu yönüyle çözülmüş görünüyor. Ancak en can alıcı kısmı, yerel mahkeme kararlarının sistematik şekilde uygulanması istendiğinde yaşanacak gibi. Örneğin, gündeme getirilmesinde kamu yararı bulunan bir haberin, “kişilik hakları” gerekçesiyle sosyal medya platformlarında sansür edilmesi istendiğinde ne olacak? Eğer sosyal medya platformlarından beklenti, yargı yoluyla eleştirel gazetelerin taciz edilmesine benzer bir boyut kazanırsa önümüzde büyük sorun var demektir.” </span><span style="font-weight: 400;">diyor</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<h5><b>“Bu Siyasi Körlük, Twitter veya Başka Bir Platformu Kapanma Noktasına Getirebilir” </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Önderoğlu iktidar &amp; kamuoyu ilişkisi üzerinden global platformların akıbetini değerlendiriyor:</span><span style="font-weight: 400;"> “Global düzeyde Facebook ve Twitter gibi uygulamalar birçok otoriter ülkede tehditlerle karşılaşıyor. Türkiye’deyse siyasi kutuplaşmayı derinleştirmekle meşgul egemen siyasetin, Wikipedia’yı uzun sürelerle kapatmışlığı da varken, kamuoyunun özgürce bilgilenmesini dert ettiğini düşünmüyorum. Zaten “kamuoyu”muzun bu denli zayıf olmasının temelinde yasakçı toplum oluşumuzun derin izleri var. Artık, “iktidar çevrelerine zararı varken sosyal medya platformlarını yasaklayamazlar” diyemiyorum. Bu siyasi körlük, Twitter veya başka bir platformu kapanma noktasına getirebilir ancak henüz o noktada değiliz.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/16/sansur-haber-alma-hakkinin-onune-barikat-kurulmasidir/">&#8220;Sansür Haber Alma Hakkının Önüne Barikat Kurulmasıdır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TGS Raporu: &#8220;Basın Her Yönüyle Risk Altında&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/03/tgs-raporu-basin-her-yonuyle-risk-altinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 May 2020 11:41:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü]]></category>
		<category><![CDATA[otosansür]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=53329</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın hazırladığı 2019-2020 Türkiye Basın Özgürlüğü Raporu, sendikalaşma oranının düşük seyri, işsizlik sorunun çalışan gazeteciler üzerindeki baskısı, mevzuatta çalışanlar aleyhine yapılan değişiklikler ve gazetecilerin maruz kaldığı hukuki yaptırımlar göz önüne alındığında, Türkiye basınının her açıdan risk altında olduğu kaydediliyor. Raporu değerlendiren TGS avukatlarından Ülkü Şahin, bugünlerin dayanışma ve örgütlenme ile aşılabileceğini dile getiriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/03/tgs-raporu-basin-her-yonuyle-risk-altinda/">TGS Raporu: &#8220;Basın Her Yönüyle Risk Altında&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü gününde, PEN Türkiye Merkezi Başkanı Zeynep Oral ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) avukatlarından Ülkü Şahin ile mevcut durumu konuştuk. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in hazırladığı endekste Türkiye’nin basın özgürlüğü konusunda 154. sırada olduğunu hatırlatan Zeynep Oral, infaz yasasının gazetecileri kapsamaması, sosyal medyada yazılanların tutuklanma sebebi olması, işsizlik, sansür, baskı gibi çok sorun olduğunu dile getirdi. Medyanın durumunun iyileştirilmesi için neler yapılması gerektiğine de değinen Oral, örgütlü çalışmanın ve internet haberciliğinin STK’larla işbirliği içinde geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Dayanışma ve Örgütlenme İle Bugünleri Aşabiliriz”     </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-53331" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/Ülkü-Şahin.jpg" alt="TGS Basın Özgürlüğü Raporu" width="270" height="360" />Türkiye Gazeteciler Sendikası avukatlarından Ülkü Şahin de hazırladıkları raporun mevcut durumu ortaya koyduğunu belirterek, “Ne yazık ki kötü bir tablo ile karşı karşıyayız. Basın Özgürlüğü raporunda da belirttiğimiz gibi gazeteciler bu yıl da cezaevinde tutuklu, emniyette şüpheli adliyede sanıktı. Bugün itibariyle 85 gazeteci gazetecilik faaliyeti nedeniyle cezaevinde.  Bu yıl 103 gazeteci 239 gününü gözaltında geçirdi. En az 400 gazeteci 166 ayrı davada yargılanıyor. Gazetecilerin adliyede geçirdikleri süreleri hesaplayamıyoruz bile. 37 gazeteci ağırlıklı olarak yerelde fiziki saldırıya maruz kaldı. Kurumlara uygulanan idari yaptırım ise son derece ağırdı. Erişim engellerinden Basın İlan Kurumu ilan kesme cezalarına RTÜK’e kadar özellikle muhalif basın kurumlarına ağır yaptırımlar uygulamaya devam ediyor” dedi.</p>
<p>Sayıların veri olarak önemli bir çerçeve sunduğunu ama detayların daha önemli olduğunu kaydeden Şahin, “Raporda bunun için uygulamaların detaylarını inceledik. Örneğin gazetecilere yöneltilen suçlamaları, gözaltı işlemlerinin saati, gözaltı biçimi, cezaevi görüşmelerinde tespit ettiğimiz sorunlar gibi konuları da irdelemeye çalıştık. Bu irdeleme aslında bize tablonun ne kadar karanlık olduğunu gösterdi Gazetecilere yönetilen suçlamaların ağırlıklı olarak anayasal düzene karşı suçlar, propaganda ve benzeri suçlar olduğunu, gözaltı işlemlerinde çoğu zaman sabit ikametgah sahibi çağırdıklarında gelecek gazetecilerin evlerine sabaha karşı operasyon yapıldığını, soruşturmaların gözaltıların özellikle ülke iç ve dış siyasetinin hareketlendiği döneme denk geldiğini ortaya koyduk. Cezaevindeki gazetecilerin özgürlüklerinden yoksun bırakmanın yanında içeride de haber alma haklarının, basın ifade hürriyetlerinin ne şekilde ihlal edildiğini açıklamaya çalıştık. Ne yazık ki bu tablo bize gazetecilerin iktidar tarafından düşman olarak görüldüğünü, gazetecilere artık düşman ceza hukukunun uygulanmasından çekinilmediğini, gazetecilerin tehlikede olduğunu gösteriyor” diye ifade etti.</p>
<p><strong>“Sansür ve Otosansür Yaygın”</strong></p>
<p>Türkiye’de gazetecilerin özgürce çalışabilmesi ve medyanın durumunun iyileştirilmesi için neler yapılması konusuna da dikkat çeken TGS’nin avukatlarından Ülkü Şahin konuşmasında şunları kaydetti: “Raporda bir anket çalışması yaptık. Gazetecilerin sansür ve otosansür konusundaki kişisel deneyimlerine ilişkin bir anketti. Katılımcıların yüzde 80,8’i sansüre uğradığını, yüzde 19,1 ise uğramadığını beyan etti. Sansüre uğramadığını söyleyenler katılımcılara nedenini sorduğumuzda bağımsız kurumlarda çalıştıklarını sansüre uğrayanların ise patronlarının iktidar ile olan ilişkileri nedeniyle sansüre uğradıklarını söyledi. Bu durum bize bağımsız kurumlarla dayanışmanın desteklemenin önemini ortaya koyarken, işverenin ilişkileri nedeniyle sansüre uğrayanların ise sendikal örgütlenmesi açısından önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Yine katılımcıların %78,7 si oto sansür yaptığını %21,2 ise otosansür yapmadığını düşünmektedir. Baktığımızda bu otosansür yapmaktaki temel motivasyonunun yargılanmak, gözaltına alınmak ve işten çıkarılmak olduğunu gördük.  Bu durum ise gazetecilerin maruz kaldıkları baskıların hem gazetecilik mesleğine zarar verdiğini hem de bu halkın haber alma hakkına müdahalesini tespit etmiş olduk. Şu çok net ki dayanışma ve örgütlenme ile ancak bugünleri aşabiliriz. Susmayıp sinmeyip örgütlenmek, yaşadığını paylaşarak ve dayanışarak bu tabloyu yırtabiliriz.”</p>
<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın hazırladığı “2019-2020 Türkiye Basın Özgürlüğü” başlıklı rapora  <a href="https://tgs.org.tr/wp-content/uploads/2020/05/TGS-BASIN-OZGURLUGU-RAPORU.pdf">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/03/tgs-raporu-basin-her-yonuyle-risk-altinda/">TGS Raporu: &#8220;Basın Her Yönüyle Risk Altında&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Susma Platformu Türkiye&#8217;de Sansür ve Otosansür Raporunu Yayınladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/07/susma-platformu-turkiyede-sansur-ve-otosansur-raporunu-yayinladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jan 2020 12:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[P24 Bağımsız Gazetecilik Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Sansür ve Otosansür Raporu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46602</guid>

					<description><![CDATA[<p>P24 Bağımsız Gazetecilik Derneği altında faaliyet yürüten ve kültür, sanat ve medya alanlarındaki sansür ve yasaklar üzerine çalışan Susma Platformu 2019 yılına ait Türkiye'de Sansür ve Otosansür Raporunu yayınladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/07/susma-platformu-turkiyede-sansur-ve-otosansur-raporunu-yayinladi/">Susma Platformu Türkiye&#8217;de Sansür ve Otosansür Raporunu Yayınladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Platformun ifade özgürlüğü ihlallerine dair bir bellek oluşturmak amacıyla hazırladığı rapor, 2019’un ilk 10 ayında (Ocak 2019 &#8211; Kasım 2019) sanat ve medya alanlarında gerçekleşen sansür vakalarını içeriyor.</p>
<p>300 vakanın yer aldığı raporda Diyarbakır, İzmir ve Ankara bölgeleri incelenirken, medya yüzde 37 ile en fazla sansüre uğrayan alan oldu.</p>
<p>Raporda, kitap toplatma, etkinlik yasaklama, habere erişimi engelleme, haberi sansürleme, yayın durdurma, hedef gösterme, gözdağı, ihbar, gözaltı, soruşturma, yargılama, hapis cezası gibi uygulamalarla ifade özgürlüğü açısından yoğun ve yorgun bir süreçten geçildiğinin alt çiziliyor.</p>
<p>Bu yoğunluk ve yorgunluğun, devlet üzerinden uygulanan sistematikleşmiş sansür pratiklerinin farklı mekanizmalar, aktörler ve yöntemler aracılığıyla artarak yaygınlaşmasının ötesinde artık özgür ifadenin önünde kalın bir duvar gibi yükselen otosansürü olağanlaştırdığına değinilen raporda, geniş bir yelpazeye yayılan vakalar da bunu işaret ediyor.</p>
<p>Raporun tamamına <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/susma-platformu-turkiyede-sansur-ve-otosansur/">buraya tıklayarak</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/07/susma-platformu-turkiyede-sansur-ve-otosansur-raporunu-yayinladi/">Susma Platformu Türkiye&#8217;de Sansür ve Otosansür Raporunu Yayınladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“İnternet İçin Sansür Norm, İfade Özgürlüğü İstisna Olmuş”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/17/internet-icin-sansur-norm-ifade-ozgurlugu-istisna-olmus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Aug 2019 08:47:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Bianet]]></category>
		<category><![CDATA[RTÜK]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Wikipedia]]></category>
		<category><![CDATA[Yaman Akdeniz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41528</guid>

					<description><![CDATA[<p>135 internet sitesine yasak getirilmesini değerlendiren Prof. Dr. Yaman Akdeniz, basın ve televizyonun ardından internetin de kontrol altına alınmak istendiğini belirterek, "İnternet İçin sansür norm, ifade özgürlüğü istisna olmuş durumda,” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/17/internet-icin-sansur-norm-ifade-ozgurlugu-istisna-olmus/">“İnternet İçin Sansür Norm, İfade Özgürlüğü İstisna Olmuş”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz hafta alınan bir kararla 135 haber sitesi ve sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmesi, yine aynı dönemde RTÜK’ün internet üzerinden yapılan yayınları da denetleyeceğini açıklaması sansürü bir kez daha gündeme taşıdı. Yasaklanan siteler arasında Bianet’in de yer alması, sonra ‘sehven yapıldı’ açıklamasıyla çıkarılması ise akılları hukukun işleyişine dair iyice bulandırdı. İfade Özgürlüğü Derneği kurucusu Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in akademik çalışmaları ve açıklamaları ise sansürün boyutunun çok daha vahim olduğunu gösteriyor. 2018 Engelli Web raporunda erişime kapatılan site sayısı 245 bin. Akdeniz’e göre gelecek de parlak görünmüyor, aksine durum giderek kötüleşiyor. </span></p>
<p><b>İnternette ifade özgürlüğü üzerine birçok önemli araştırmaya imza atmış bir hukukçu ve akademisyen olarak bu son yasak kararı hakkında neler söylersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41530 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/yaman-akdeniz.jpg" alt="" width="436" height="218" />Bahsi geçen karar sadece Bianet’in de bu kararda yer alan ve erişimine engellenmesine karar verilen 136 adresin içinde yer alması ile gündeme geldi. Aksi takdirde sulh ceza hakimlikleri her sene ortalama 12.000 tane erişimin engellenmesi kararı veriyor. Bu karar ise o 12 bin karardan sadece bir tanesi. Biz bu kararlarla ilgili detaylı analiz ve değerlendirmeyi İfade Özgürlüğü Derneği için hazırladığımız <a href="https://privacy.cyber-rights.org.tr/?p=1715" target="_blank" rel="noopener">EngelliWeb 2018</a> raporunda da belirttik. 2019 sonunda yaklaşık 300 bin web sitesi topyekün engellenmiş olacak Türkiye’den. Kararları incelediğimizde de Bianet kararında olduğu gibi özensiz, kes yapıştır, imla hatalarına kadar birbirinin aynı karbon kopya kararlar görüyoruz. Hakimler özellikle milli güvenlik, kamu düzeninin korunması gibi 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında önlerine gelen erişim engelleme listelerini hiç değerlendirmeden ve hatta hiç bakmadan onaylıyorlar. Bu talep listelerine Cumhurbaşkanlığı veya ilgili bakanlıklar TBMM web sitesini koysalar bile hakimler farkında olmadan talebi onaylar. Geldiğimiz seviye bu. Dolayısıyla, hukuk sadece “erişimin engellenmesi” yönünde işliyor ve engellenen içeriklerle ilgili yapılan tüm itirazlar reddediliyor. Anayasa Mahkemesi ise ortalama 5 yılda bireysel başvurularla ilgili karar veriyor. Dolayısıyla internet söz konusu olduğu zaman sansür norm, ifade özgürlüğü istisna olmuş durumda. TBMM’de bu konuda derhal bir araştırma komisyonu kurulması gerekir ve bu yönde bir talep Meclis’te bekliyor.</span></p>
<p><b>Bianet, yasaklanan siteler arasındayken &#8220;sehven yapıldı&#8221; açıklamasıyla listeden çıkarıldı. Bir haber sitesinin &#8220;sehven&#8221; kapatılması nasıl olabilir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Böyle bir şeyin sehven veya yanlışlıkla talep edilmesi mümkün değil. Talep Jandarma’dan geliyor ve bu kurum içinde bu listeleri kim oluşturuyorsa, öncelikle ne yaptıklarının farkında değiller ve Bianet onların gözünde sadece bir “terör sitesi”. Bunun başka hiç bir açıklaması yok. Sehven değil, maksatlı olarak o listeye eklenmiş Bianet web sitesi. Hakim de bunun farkında bile olmadan talebi onaylıyor. Karar uygulanmak için BTK’a gittikten sonra, uygulama aşamasında BTK içinde Bianet’in de listede olduğu anlaşılınca karar uygulanmıyor. Jandarma’ya haber ediliyor ve düzeltme talebi hakimliğe iletiliyor. Bu süreçte Hakimlik re’sen kararını düzeltebilecekken tekrardan Jandarma’nın talebi bekleniyor. Tüm bu süreç ve işleyiş demokratik toplumlarda ve hukuk devletlerinde kabul edilebilir değil.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Vahim tablo EngelliWeb 2018 raporunda da göstermeye çalıştığımız üzere açık ve net bir şekilde görülüyor ve hatta her geçen sene daha da kötüye gittiği görülüyor. Dolayısıyla, hem gündemde kalması gereken hem de yapısal değişiklikler gerektiren bir konu. Yargı Reformu konuşulurken tablonun bu olması ve üstüne de RTÜK Yönetmeliğinin yürürlüğe girmesi de bu konuda reform falan olmayacağının göstergesi.</span></p></blockquote>
<p><b>Son zamanlarda konuşulan konulardan biri de Yeni RTÜK Sansür Yönetmeliği. Böylelikle ücretli abonelikle işleyen ve internet üzerinden yayın yapan Netflix, BluTV gibi yerlere dahi sansür uygulanabilecek, yurt dışı kaynaklı haber sitelerine de sansür getirilebilecek. Özellikle internetten yayın yapan yurt dışı kaynaklı sitelere sansür uygulamak ne kadar mümkün? Yani bir Netflix dizisinde eşcinsel karakter varsa RTÜK diziyi mi yasaklayacak, nasıl işleyecek?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugüne kadar yaklaşık 300 bin web sitesine erişim engelleyen yapının, yurt dışı kaynaklı haber sitelerine erişim engellemesi fazlasıyla mümkün. Fakat, bu sefer, bu engellemeler bu haber sitelerinin “lisansı yok” bahanesi ile yapılacak. Dolayısıyla, farklı bir yapı altında ve RTÜK kullanılarak radyo ve televizyon yayınları hedef alınacak. SETA raporunda bahsi geçen yurt dışı kaynaklı basın kuruluşları da ilk hedef olacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İsteğe bağlı Netflix, BluTV gibi içerik platformlarına RTÜK’ün nasıl bir yaptırım yapacağı veya ne talep edeceği henüz net değil. Designated Survivor veya Casa de Papel dizisini Netflix’e platformundan çıkart da diyebilir veya çıkartmazsan lisans vermem veya lisansını iptal eder ve platforma erişimin engellenmesini talep ederim diyebilir veya Behzat Ç’yi çiçeklerle, böceklerle ve biplemelerle tamamen anlaşılmaz ve izlenilmez hale getirebilirler. Sonuçta Türkiye’nin “hassasiyetleri” belli ve bu yeni yapılanma da bu hassasiyetler çerçevesinde kullanılacaktır.</span></p>
<p><b>Haber siteleri, dizi ve film platformları dışında insanların bireysel sosyal medya sayfalarına da kapatma kararı çıkıyor. Akademisyenlerin herhangi bir konuda fikirlerini özgürce ifade etmeleri en hafifinden işsizlikle sonuçlanıyor. Bu noktadan sonra gazeteci, senarist, akademisyen ya da toplumun herhangi bir bireyi için özgür ifade alanlarından bahsetmek ne denli mümkün olacak? Bu konuda nasıl bir araya gelinebilir, karşı duruş sergilenebilir? Konu üzerine çalışan hukukçulara ve STK&#8217;lara ne gibi görevler düşüyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özgür alan pek kalmadı, basın ve TV’ler tamamen kontrol altında. Son hedef de internet. Hükümetin en tedirgin olduğu alan olan internet ve sosyal medya. Dolayısıyla, bu vakalar azalmayacak ve git gide artacak. Bu konu hafife alınacak bir konu değil, fakat ancak geneli ilgilendiren Wikipedia veya Bianet gibi sitelerle internet sansürleri gündeme geliyor. Halbuki vahim tablo EngelliWeb 2018 raporunda da göstermeye çalıştığımız üzere açık ve net bir şekilde görülüyor ve hatta her geçen sene daha da kötüye gittiği görülüyor. Dolayısıyla, hem gündemde kalması gereken hem de yapısal değişiklikler gerektiren bir konu. Yargı Reformu konuşulurken tablonun bu olması ve üstüne de RTÜK Yönetmeliğinin yürürlüğe girmesi de bu konuda reform falan olmayacağının göstergesi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/17/internet-icin-sansur-norm-ifade-ozgurlugu-istisna-olmus/">“İnternet İçin Sansür Norm, İfade Özgürlüğü İstisna Olmuş”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAK İnisiyatifi: &#8220;Kürtçenin TBMM’de Sansüre Uğraması Ayrımcılıktır!&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/02/hak-inisiyatifi-kurtcenin-tbmmde-sansure-ugramasi-ayrimciliktir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jul 2019 09:34:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40220</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır HAK İnisiyatifi, adında Kürtçe geçen siyasi partilere hakkında açılan kapatılma davaları ve Kürtçe ifadelerin TBMM’de (X) ve “anlaşılmayan dil” diye kayda geçirilmesine ilişkin bir basın açıklaması düzenledi. Bu ayrımcılık uygulamalarına karşı yasal yollara başvuracaklarını açıklayan dernek, anadilde eğitim ve bürokraside Kürtçe engelinin kaldırılması için bir kampanya başlatacaklarını duyurdu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/02/hak-inisiyatifi-kurtcenin-tbmmde-sansure-ugramasi-ayrimciliktir/">HAK İnisiyatifi: &#8220;Kürtçenin TBMM’de Sansüre Uğraması Ayrımcılıktır!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin 2013-15 yılları arasında yaşadığı çözüm süreci, Kürt meselesinin siyasal çözümünü mümkün kılacak adımların atıldığı ve Kürtçe dili ile Kürdistan ifadesinin üzerindeki negatif algının değişmeye başladığı bir atmosferi yaratmıştı. Sivil toplum ve siyaset dünyasının hareketlendiği bu süreçte isminde Kürdistan geçen partiler kuruldu ya da bazı partiler isimlerini değiştirerek Kürdistan ibaresi kullanmaya başladılar. Bugün isminde Kürdistan geçen 4 siyasal parti bulunuyor: Türkiye Kürdistan Partisi, Kürdistan Sosyalist Partisi, Kürdistan Özgürlük Partisi ve Kürdistan Komünist Partisi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çözüm sürecinin sona ermesi ve çatışmaya dönülmesi ile başlayan “zor zamanlar” isminde Kürdistan geçen partilerin kapatılma ihtimaliyle devam ediyor. Geçtiğimiz Şubat ayında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından parti isimlerinin, tüzüklerinin, ve faaliyetlerinin anayasaya ve siyasi partiler kanununa aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine kapatma davası açıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40237 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/WhatsApp-Image-2019-07-02-at-10.37.00-640x356.jpeg" alt="" width="340" height="189" />Bu dava devam ederken Bitlis’te seçimi kazanan AK Partili belediye başkanının Kürtçe tabelayı indirmesi ve konunun meclise taşınması başka bir sorunu göz önüne serdi. AK Parti Denizli Milletvekili Cahit Özkan, HDP’nin önergesine cevap verirken, “Kürtçe üzerindeki baskı ve yasakların AK Parti döneminde kaldırıldığını” örneklerle savundu. Cahit Özkan sözünü “Hûr bajo, dûr bajo, ga meêşîne” diye Kürtçe bir deyimle tamamladı ancak sözleri meclis tutanaklarına “anlaşılmayan bir dil” olarak geçti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu gelişmeleri izleyen HAK İnisiyatifi Derneği Diyarbakır Temsilciliği, Diyarbakır’da yaptığı </span><a href="http://diyarbakir.hakinisiyatifi.org/kurtce-onundeki-engeller-kaldirilmali-resmi-bir-dil-olarak-kabul-edilmelidir.html"><span style="font-weight: 400;">basın açıklaması</span></a><span style="font-weight: 400;"> ile yaşananlara tepki gösterdi. Çözüm sürecinde açıklanan demokratikleşme paketi kapsamında Kürtçe alfabede kullanılan X, Q ve W harflerinin nüfusa kaydedilecek isimlerde kullanılabileceği sözünü de hatırlatan dernek, bu uygulamanın da fiiliyata geçirilmediğini hatırlattı. Dernek yöneticilerinden Recep Yavuz’un okuduğu basın açıklamasında şu sözlere yer verildi: “</span><span style="font-weight: 400;">Temsili demokrasi ile oluşan TBMM ise Kürtçe ve Kürdistan ifadesi ile ilgili krizin en çok yaşandığı yer olmaya devam etmiştir. Çoğu zaman Kürtçe ifade edilen sözlerin tutanaklarına “bilinmeyen bir dil” olarak geçen mecliste bir konuşmasında kendisini Kürdistan’dan gelen bir vekil olarak ifade ettiği için Osman Baydemir Meclis İçtüzüğüne göre cezalandırılmış, Devlet eliyle Kürtçe TV kanalının kurulduğu ülkede daha geçtiğimiz günlerde bile iktidar partisi vekili tarafından yapılan konuşmanın Kürtçe kısmı tutanaklara “X” ibaresi ile geçmiş, bilahare meclis başkan vekilince kayıtlara “anlaşılmayan bir dil” olarak geçeceği belirtilmiştir. Bu görmezden gelme ve gözden kaybetme tutumu bir ayrımcılık pratiğidir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Kürtçe bin yıllardır bu topraklarda yaşayan kadim halkın dili, Kürdistan da bu coğrafyanın adıdır. İnsanlık adına hayret verici gelişmelerin yaşandığı bu zamanda halen halkların kendilerini ifadelerinin en somut anahtarı ve kültürlerinin devamının en önemli aracı olan dilleri ile ilgili tüm bu baskı ve yaklaşımlar Türkiye’nin sosyal devlet anlayışından ve demokrasiden ne kadar uzak olduğunu, ifade özgürlüğüne ne ölçüde tahammülsüz olduğunu göstermektedir.” </span><span style="font-weight: 400;">diyen Yavuz, Rum Suresi’nin 22. ayetinde geçen &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Renklerinizin ve dillerinizin farklılığı Allah&#8217;ın ayetlerindendir.&#8221; </span><span style="font-weight: 400;">mesajını Türkçe ve Kürtçe paylaşarak Kürtçe önündeki engellerin kaldırılması çağrısında bulundu: “</span><i><span style="font-weight: 400;">Gerek Rûm Suresi 22. ayet ve gerekse de Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası birçok sözleşme gereğince Kürt dili ve Kürdistan ibaresi hakkındaki fiili ve hukuki yasaklar ve kısıtlamalar kaldırılmalı, Kürtçenin talep eden herkes için eğitim dili olarak verilmesi için gerekli yasal düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir. Bununla birlikte şiddeti yöntem olarak tercih etmeyen tüm oluşum ve girişimlerin de faaliyetlerini ifa edebilmeleri için ilgili tüm mevzuatta gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kürtçeye karşı ayrımcı uygulamaların cezalandırılması ve Kürtçenin resmî dil statüsüne kavuşması gerektiğini söyleyen  Yavuz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “</span><span style="font-weight: 400;">Hak İnisiyatifi Derneği olarak Kürtçe ve Kürdistan ibaresi hakkındaki tüm antidemokratik fiili ve hukuki uygulamaların karşısında ve takipçisi olacağımızı kamuoyu ve ilgililerin bilgisine sunar, eğitimde ve bürokraside Anadilde hizmet için yakın zamanda bir kampanya başlatacağımızı ilan ederiz.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/02/hak-inisiyatifi-kurtcenin-tbmmde-sansure-ugramasi-ayrimciliktir/">HAK İnisiyatifi: &#8220;Kürtçenin TBMM’de Sansüre Uğraması Ayrımcılıktır!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
