<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sanat arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/sanat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sanat/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Jan 2025 15:31:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>sanat arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sanat/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Depremden Etkilenen Gençlerin Sanatla Yükselen Sesi: &#8220;Biz Hâlâ Buradayız&#8221; Sergisi İstanbul’da</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2025/01/14/depremden-etkilenen-genclerin-sanatla-yukselen-sesi-biz-hala-buradayiz-sergisi-istanbulda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jan 2025 15:31:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Talebeyiz Biz]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatla dönüşüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sergi, toplumun farklı kesimlerini bir araya getirerek hem sanatın hem de dayanışmanın dönüştürücü gücüne dikkat çekmeyi hedefliyor. Medya mensupları, sanatseverler ve toplumun her kesiminden bireyler bu ilham verici serginin bir parçası olmaya davetlidir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/01/14/depremden-etkilenen-genclerin-sanatla-yukselen-sesi-biz-hala-buradayiz-sergisi-istanbulda/">Depremden Etkilenen Gençlerin Sanatla Yükselen Sesi: &#8220;Biz Hâlâ Buradayız&#8221; Sergisi İstanbul’da</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kahramanmaraş depremlerinin ikinci yılında, dayanışma ve dönüşüm temasıyla düzenlenen “Biz hâlâ buradayız…” Sergisi, Hatay’dan sonra İstanbul’a taşınıyor. Hatay’daki gençlerin sanatla yeniden inşa edilen umut hikâyelerini anlatan sergi, 6 Şubat 2025 Perşembe günü DEPO İstanbul’da açılış kokteyliyle ziyaretçilerle buluşacak. Sergi 26 Nisan’a kadar ziyarete açık olacak. </span></p>
<p><b>Sanatla Dönüşümün Gücü: Birlikte Yeni Bir Gelecek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanat Elçileri Projesi kapsamında düzenlenen “Biz hâlâ buradayız…” Sergisi, depremden etkilenen gençlerin, sesle, sözle, renkle ve hareketle yaşadıkları zorluklara nasıl yaratıcı çözümler ürettiklerini gözler önüne seriyor. 20 gencin yaz boyunca farklı sanatçı ve uzmanlarla bir araya gelerek ortaya çıkardıkları sergide 29 tablo, 3 video, 2 heykel, 2 yerleştirme, 5 şiir, 2 müzik parçası bulunuyor. Sergi, yalnızca bir sanat etkinliği değil; aynı zamanda dayanışmanın, yaratıcı direnişin ve birlikte iyileşmenin mümkün olduğunu gösteren bir çağrı niteliğinde.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hatay’daki gençler, sergi aracılığıyla toplumun her kesimine sesleniyor:</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><i><span style="font-weight: 400;">&#8220;Varlığınızla, desteğinizle neşelensin hayatlarımız; çünkü biz hâlâ buradayız ve inanıyoruz ki siz de yanımızdasınız. Dayanışmanın ve sanatın dönüştürücü gücüyle daha güzel bir dünyayı birlikte kuralım.&#8221;</span></i></p>
<p><b>Açılış Kokteyli Detayları</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4cd.png" alt="📍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></span><span style="font-weight: 400;"> Yer: DEPO İstanbul, Tophane</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f552.png" alt="🕒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></span><span style="font-weight: 400;"> Tarih: 6 Şubat 2025, Perşembe, Saat: 19.00</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Talebeyiz Biz Derneği hakkında: </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Talebeyiz Biz Derneği gençlerin kültür-sanata eşit erişimini ve aktif katılımını artırarak gençlerin iyi olma haline katkıda bulunmak, bu yolla kapsayıcı ve katılımcı bir toplumun inşasına destek vermek amacıyla 2023 yılında İstanbul’da kurulmuş bir STÖ’dür. Sanat Elçileri Projesi; Talebeyiz Biz Derneği tarafından Füsun Sayek Sağlık ve Eğitim Geliştirme Derneği ortaklığında, Sivil Toplum için Destek Vakfı, Turkey Mozaik Foundation ve Turkish Philanthropy Funds desteğiyle yürütülmektedir.</span></p>
<p><b>Daha fazla bilgi için: </b></p>
<p><a href="http://www.talebeyiz.biz/"><span style="font-weight: 400;">www.talebeyiz.biz</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonel Balkan: 0533 516 1444 </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/01/14/depremden-etkilenen-genclerin-sanatla-yukselen-sesi-biz-hala-buradayiz-sergisi-istanbulda/">Depremden Etkilenen Gençlerin Sanatla Yükselen Sesi: &#8220;Biz Hâlâ Buradayız&#8221; Sergisi İstanbul’da</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Leyli Sanat Derneği&#8217;nden &#8216;Sanat Üretimine Sivil Bakış&#8217; Paneli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/11/01/leyli-sanat-derneginden-sanat-uretimine-sivil-bakis-paneli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Nov 2023 09:19:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Leyli Sanat Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat Üretimine Sivil Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=85393</guid>

					<description><![CDATA[<p>Leyli Sanat Derneği, sanat üreticilerinin ihtiyaç ve problemlerini duyurmak amacıyla 'Sanat Üretimine Sivil Bakış' adlı bir panel düzenledi. 22 Ekim Pazar günü Kadıköy Müze Gazhane’de gerçekleşen etkinlikte, STK temsilcileri deneyimlerini paylaşırken katılımcıların soru ve değerlendirmeleri üzerinden bir tartışma alanı oluşturularak sanat üreticilerinin karşılaştığı sorunlara birlikte çözüm yolları düşünüldü.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/11/01/leyli-sanat-derneginden-sanat-uretimine-sivil-bakis-paneli/">Leyli Sanat Derneği&#8217;nden &#8216;Sanat Üretimine Sivil Bakış&#8217; Paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İfade özgürlüğü hak temelli çalışmalar yürüten, bireylerin duygu ve düşüncelerini kültür/sanat aracılığıyla paylaşmasına alan ve fırsat oluşturan Leyli Sanat Derneği, “Sanat Üretimine Sivil Bakış” adlı panel ile sanat alanında çalışmalar yapan STK temsilcileri ile sanat üreticilerini ve sanatseverleri bir araya getirdi. G</span><span style="font-weight: 400;">erçekleşen etkinliğe; </span><a href="https://alikev.org/"><span style="font-weight: 400;">Ali İsmail Korkmaz Vakfı</span></a><span style="font-weight: 400;"> adına Şeyma Keskin, </span><a href="https://www.instagram.com/kadikoykulturevi/"><span style="font-weight: 400;">Kadıköy Kültür Evi</span></a><span style="font-weight: 400;"> adına Busenur Karayiğit, </span><a href="https://www.instagram.com/sanattfabrikaa/"><span style="font-weight: 400;">Sanat Fabrika</span></a><span style="font-weight: 400;"> adına Yağmur Su Özdemir ve Ekim Deniz Akarslan, </span><a href="https://susma24.com/"><span style="font-weight: 400;">Susma Platformu</span></a><span style="font-weight: 400;"> adına Alara Sert katıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-85395 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/11/leyli-sanat-dernegi.jpg" alt="" width="353" height="235" />Panelist STK’ların </span><span style="font-weight: 400;">kültür ve sanat alanındaki çalışmalarının ve gönüllülük faaliyetlerinin aktarıldığı “Sanat Üretimine Sivil Bakış” panelinde, sanat ve toplum arasındaki ilişkiye de değinildi. Sanatsever ve sanatçıların STK’lardan beklentilerinin tartışıldığı akşamda, yasakların kültür ve sanat dünyasına verdiği zararlar gündeme geldi. Sanatsever ve sanat üreticilerinden oluşan katılımcıların sorularının da yanıtlandığı etkinlikte; s</span><span style="font-weight: 400;">ansür ve otosansür, kaynak yetersizliği, fiziki alan bulamama gibi sanat üreticilerinin karşılaştığı problemler için çözüm yolları tartışıldı.</span></p>
<h5><b>&#8216;Sivil Toplum ve Sanat Dünyasını Buluşturan Etkinlikler Devam Edecek&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanat üreticilerin, sanatseverlerin ve sivil toplumun bir araya getiren etkinliklerin devam edeceğini belirten Leyli Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Yeşil, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Bugünün sonunda 5 sivil toplum kuruluşunu bir araya getirip, aynı salonda konuşabilmek, hepimizi güçlü hissettirdi. Umuyorum ki bu buluşmalara başka kültür/sanat STK’larını da eklemleyerek dayanışma göstermeye devam edebiliriz.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> dedi. Toplantı çıktılarından ilgili kamuoyu için bir kaynak da oluşturulacağını ekleyen Yeşil, dayanışma içinde çalışmanın ve birlikte çözüm yolları aramanın daha adil ve özgür bir sanat dünyası için umut olduğunu belirtti.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/11/01/leyli-sanat-derneginden-sanat-uretimine-sivil-bakis-paneli/">Leyli Sanat Derneği&#8217;nden &#8216;Sanat Üretimine Sivil Bakış&#8217; Paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabancı Vakfı 8. Kısa Film Yarışması Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/20/sabanci-vakfi-8-kisa-film-yarismasi-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Jul 2023 07:38:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sabancı Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[kısa film]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[su krizi]]></category>
		<category><![CDATA[yarışma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84639</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabancı Vakfı'nın toplumsal konularda farkındalık yaratmak için önemli ve etkili bir araç olan sanatın gücünden yararlanmak için 'Kısa Film Uzun Etki' isimli Kısa Film Yarışması yeniden başlıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/20/sabanci-vakfi-8-kisa-film-yarismasi-basladi/">Sabancı Vakfı 8. Kısa Film Yarışması Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabancı Vakfı&#8217;nın, 2016 yılından bu yana desteklediği projeler, ilk yılında “Mülteci Kadınlar”, ikinci yılında “Çocuk İşçiler”, üçüncü yılında “Ayrımcılık”, dördüncü yılında “Dijital Yalnızlık”, beşinci yılında “Değişen İklimler, Değişen Hayatlar”, altıncı yılında “Yeni Dünyada Yeni Meslekler”, yedinci yılında ‘’Ne Eğitimde Ne İstihdamda Yer Alan Genç Kadınlar’’ temalarıyla düzenlendi. Yarışmanın bu yıl ki teması ise <b>SU KRİZİ</b> olarak belirlendi.</p>
<p>Sabancı Vakfı Kısa Film Yarışması’nın hedefi; sinemanın yaratıcı bakış açısından ve etki gücünden yararlanarak toplumsal konularda farkındalık yaratmak olarak belirlendi.</p>
<p><strong><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">Bu yılın teması: Su krizi</span></strong></p>
<p><strong><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">Son katılım tarihi: 17 Kasım 2023</span></strong></p>
<p>Detaylı bilgi için <a href="https://www.kisafilmuzunetki.org/tr/content/1/ana-sayfa" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/20/sabanci-vakfi-8-kisa-film-yarismasi-basladi/">Sabancı Vakfı 8. Kısa Film Yarışması Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Odak Belirleyici Olarak Sanatla İlişkimiz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/26/bir-odak-belirleyici-olarak-sanatla-iliskimiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meltem Ersoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2021 07:52:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Alain de Botton]]></category>
		<category><![CDATA[John Armstrong]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi Olarak Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Ursula LeGuin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67663</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada bu kadar mesele varken, günlerimiz zor konularla yoğrulurken, kültür sanat konuşmak anlamsız, önemsiz, gereksiz mi? </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/26/bir-odak-belirleyici-olarak-sanatla-iliskimiz/">Bir Odak Belirleyici Olarak Sanatla İlişkimiz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><i><span style="font-weight: 400;">Terapi Olarak Sanat</span></i><span style="font-weight: 400;"> kitabında, Alain de Botton ve John Armstrong, sanatın işlevlerini hatırlama, umut, acı, yeniden dengeleme, kendini anlama, gelişim ve değer bilme olarak belirliyor. Bu işlevlerden umut üzerine söyledikleri, muhtemel bazı ikilemler üzerine önermeler içeriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kitabın bu bölümü resim üzerine odaklansa da genel anlamda sanatla ilişkimiz üzerine bir yorum sunuyor. Yazarların üzerine düşündükleri sorulardan biri, güzel, hoş resimlere bakmanın, daha acil çözülmesi gereken, siyasi, ekonomik, ahlaki sorunları göz ardı etmemiz için bir alan mı yaratıyor olduğu üzerine. Sanatsal eserler bu anlamda, yaşadıklarımızı, çevremizi düzeltme çabamıza ket mi vuruyor? Hoş, estetik olana baktıkça, yaşanan olumsuzluklara karşı duyarsızlaşıyor muyuz? Oradaki güzelliklere odaklandıkça, gözümüzü kaçırıp eleştirel bir açısıyla hayata bakmaktan uzaklaşıyor muyuz? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Botton ve Armstrong, bu endişelerin gerçekçi olmadığını, hayata pespembe bakmaktan ziyade ‘aşırı kasvetten muzdarip’ olduğumuzu ifade ediyor ve diyorlar ki mesele ‘sorunların ve adaletsizliklerin’ farkında olmamız değil, bunlar karşısında kendimizi ufak ve güçsüz hissetmemiz. Bu cümle bir anlamda duygularımıza tercüman oluyor. Bu kadar konunun arasında, umudu korumaya ihtiyacımız olduğunu söylüyorlar, bu da doğru. “Matisse’in resmindeki dansçılar bu gezegenin dertlerini inkar etmiyorlar, ancak gerçeklikle kusurlu ve çelişkili, ama sıradan olan ilişkimizin durduğu yerden, onların tavırlarına cesaretlenmek için bakabiliriz,” diyor ve ekliyorlar: “Dünya daha iyi bir yer olsaydı, belki de güzel sanat eserlerinden daha az etkilenirdik.” Bu, hareketsiz kalmak ya da her şeyden elini çekmek anlamına gelmediği gibi duyarsızlaştığımızı da göstermiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bazen bir kitap, tam da ihtiyacınız olan konulara, meselelere değiniyor. Yazarlar, sanat eserlerinin bazen insanı ağlatacak kadar duygulandırdığını, ama bunun nedeninin eserlerin üzücü olmasında değil de temsil ettikleri güzelliğin belki erişilmezliğinde ve böylece çekici oluşunda yattığını ifade ediyor. (Art as Therapy, 2013, sf. 12-24) İzlediğiniz, gördüğünüz, şahit olduğunuz, karşılaştığınız, dinlediğiniz, deneyimlediğiniz bir eserde tüyleriniz diken diken olduğunda, ruhunuzda derin bir yere değdiğinde, harekete geçen hisse bu da dahil olabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanat, ortaya çıkardığı karşıtlıkla bir umut yaratabilir ya da bunun bin bir başka yolunu içinde barındırabilir. Böylece, hayatın zorluklarından, içinde hissettiğimiz açmazlardan sıyrılmak, bazen olabilecek olanı hayal etmek, sınırlarını esnetmek için bir imkan sunabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine de, temelde, dünyanın dönmesi için hava gibi su gibi bir gereklilik değil. C.S.Lewis, 1960’ta, “Dostluk, tıpkı felsefe gibi, sanat gibi gereksizdir. Hayatta kalma değeri yoktur; daha ziyade hayatta kalmaya değer veren şeylerden biridir,” derken arkadaşlıktan söz ediyordu, fakat oradaki sanat vurgusu çekerek, yaşama değer katan tanımlamasına odaklanabiliriz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Semih Fırıncıoğlu’nun Ağustos 2020’de yazdığı <a href="https://isteyenokusun.com/2020/08/30/i-sanatin-gereksizligi-uzerine/?fbclid=IwAR3X6a1lz5BnH30TkHAdd8J24wB_QcngvjMKmU5D-PIJTEsyFtVhCP-DWyg" target="_blank" rel="noopener">“Sanatın Gereksizliği Üzerine”</a> yazısı da sanat etkinliklerinin özellikleri arasında ilk olarak gereksiz olmalarını sayıyor. Bu etkinlikler, Fırıncıoğlu’nun sözleriyle “olmazsa olmaz” değil, “olmasa da olur” nitelik taşıyorlar. Ve onlar vesilesiyle, hayati olanın ortaya çıkardığı mecburiyetler, kaygılar ve ihtiyaçlardan “geçici kurtuluş yolları” sunuyorlar. En önemli özellikleri gereksiz olmaları. Tam da bu nedenle onlara ihtiyaç duyuyoruz. Sanat eserinin gereksizliği, neden var olduğunun da, neden onlara ihtiyaç duyduğumuzun da zeminini oluşturuyor. Saydığı ikinci özellik ise, etkinliklerin gereksiz olmasının ortaya çıkardığı, düşük risk sayesinde onları gerçekleştirenlere sağladığı özgürlük alanı. Fırıncıoğlu, oyun, sanat etkinliklerinin temel niteliğidir diyor ve endişenin az olduğu, günlük hayatımızda oluşturmaya çalıştığımız güvenli ortamın rutinine ve gerek duyduğu kurallara ve uygulamalara ihtiyaç olmayan, bunların işlemediği bir alan olduğunu ifade ediyor. Bir sanat etkinliğinin üçüncü özelliği de başkalarına gösterilerek, paylaşılarak yapılması. Yani sanat eserinin gereksindiği iletişim, etkileşim ve nasıl karşılık bulduğu bir çerçeve ve anlam(lar) belirliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ursula LeGuin’in 1974’te kaleme aldığı </span><i><span style="font-weight: 400;">Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar</span></i><span style="font-weight: 400;"> kitabındaki “Amerikalılar Ejderhalardan Neden Korkar?” yazısı, bir sanat eseriyle karşılaşmamızın hayal gücümüzle ilişkisi üzerine odaklanıyor. Fantastik kurgulara yetişkinlerin mesafeli yaklaştığı fikri üzerinden yola çıksa da hayal gücü üzerine düşünceleri yine gerçeklikle, hayatla olan ilişkimize dair bir işleve işaret ediyor. Hayal gücünü, kendine odaklı bir gerçeklik oluşturmanın bir anlamda antidotu olarak gösteriyor. Çocukluktan gelen hayal gücünün yok edilemeyeceğini söyleyen Le Guin: “Hayal gücü reddedilirse, hor görülürse sonuçta vahşi ve yabani şekillere bürünür; şekilsizleşir. En iyi ihtimalle, ben-merkezci bir düş kurma olur; en kötüsü de ciddiye alındığında çok tehlikeli bir konum olan, kendi söyleyip kendi inanmaktır.” Le Guin’e göre hayal gücünün esas yararı insana zevk ve haz vermesinde yatıyor, ama bu ona göre yetişkinler için yeterli bir cevap değil. Bir diğeri ise yine onun sözleriyle şöyle: “Hayal gücüyle yaratılmış kurmacanı yararı dünyayı, çevrendeki kişileri, kendi duygularını ve kaderini daha derinlemesine anlamanı sağlamaktır.” Böylece, yetişkin olmayı, olgunlaşmayı da gelişmek olarak değerlendiriyor. (Kendra Levin’e göre de kahraman, evrimleşme potansiyeli olan insan.) Ejderhalar, hobbitler örneğinden yola çıksa da, fantazide ve bence kurguda var olan gerçeğin, insanların kabul etmek zorunda kaldığı, “hayatın sahteliğine, kofluğuna, gereksizliğine, sıradanlığına karşı bir meydan okuma, hatta tehdit oluşturduğunu” ve bu nedenle mesafeli kaldıklarını anlatıyor. (2013, sf. 27-33)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meşhur </span><i><span style="font-weight: 400;">Kahramanın Yolculuğu</span></i><span style="font-weight: 400;"> kitabında da Joseph Campbell, maceraya yalnız başımıza atılmak zorunda olmadığımızı söylüyor. Daha önce yola çıkanların yol göstermesiyle dönüşerek, “kendi varoluşumuzun merkezine ulaşacağız; yalnız olduğumuzu sandığımız yerde bütün dünyayla birlikte olacağız,” diyerek hikayelerin, kurgunun, sanatın bir başka etkisine işaret ediyor. Oluşturduğu anlamın temeli de belki tam burada yer alıyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/26/bir-odak-belirleyici-olarak-sanatla-iliskimiz/">Bir Odak Belirleyici Olarak Sanatla İlişkimiz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zor Zamanlarda Sanat Dünyasında Neler Oluyor? (2)</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/23/zor-zamanlarda-sanat-dunyasinda-neler-oluyor-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meltem Ersoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2020 06:28:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=58495</guid>

					<description><![CDATA[<p>Değişen şartların gölgesinde sanata ve hayatın içerisindeki önemine değinerek, Türkiye’de ağırlıklı olarak tiyatro dünyasının ortaya çıkan sıkıntılarla nasıl mücadele ettiği ve pandemi sürecine nasıl adapte olmaya çalıştığıyla ilgili ilk yazıdan sonra bir de dünyada neler olduğuna bakalım.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/23/zor-zamanlarda-sanat-dunyasinda-neler-oluyor-2/">Zor Zamanlarda Sanat Dünyasında Neler Oluyor? (2)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir önceki yazımda, sanat dünyasının benzerine daha önce tanıklık etmediğimiz pandemi şartlarına nasıl uyumlanmaya çalıştığını <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/27/zor-zamanlarda-sanat-dunyasinda-neler-oluyor/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Türkiye’deki örnekler</a> üzerinden incelemiştim. Yazının yayınlanmasının ardından, açık havada planlanan kültür sanat faaliyetleri önce kaldırıldı, kısa bir süre sonra tekrar devam etmesine karar verildi. Ekim sonuna kadar bu etkinlikler devam edecek. Fakat müzik sektörü bu düzenlemeye dahil edilmedi. Müzisyenlerin ve sektörde güvencesiz çalışanların, müzik aletlerini satmak durumunda kalmasından, günlük yaşamlarını idame ettirmekte zorlanmasına kadar epey sıkıntılı bir dönem geçirdiklerinin altını çizmek gerekiyor.</p>
<p>Değişen şartların gölgesinde sanata ve hayatın içerisindeki önemine değinerek, Türkiye’de ağırlıklı olarak tiyatro dünyasının ortaya çıkan sıkıntılarla nasıl mücadele ettiği ve pandemi sürecine nasıl adapte olmaya çalıştığıyla ilgili ilk yazıdan sonra bir de dünyada neler olduğuna bakalım.</p>
<p>Almanya’da 1949’da Brecht’in kurduğu Berliner Ensemble, yeni dönem için mesafeli ve azaltılmış oturma düzenini açıkladığında, içimizde hem bir burukluk hem de sanatın yeni yollarla devam edeceği hissiyle beraber umut yarattı.</p>
<p>Mart ayından itibaren salonlarda buluşmak bir ihtimal olarak ortadan kalkınca, farklı performans gruplarının dijital kayıtları kısa süreler için erişime açıldı, Youtube kanallarını epey aktif kullanmaya başladılar. Bazı platformlar yeni kayıtlarla sezon oyunlarını ücretli izleme imkanı sağlamaya devam ediyor. Aynı şekilde, en göz önünde örneklerden, Old Vic tiyatrosu, bilet satışıyla oyunlarını seyircisiz sahnede oynayıp eş zamanlı internetten yayınlamaya başladı. Önce, Queen dizisiyle tanınan Claire Foy ve Matt Smith’in başrolü paylaştığı Lungs oyunu sahnelendi. Ardından Fleabag’de hatrı sayılır bir hayran kitlesi oluşan Andrew Scott’un oynadığı Three Kings oyunu seyirciyle buluştu. Geçtiğimiz günlerde de Faith Healer oyunu Michael Sheen, Indira Varma va David Threlfall’un oluşturduğu kadroyla sahnelendi.</p>
<p>Old Vic, eski oyunlarını birer haftalık sürelerle Youtube kanalında ücretsiz erişime açtıysa da, bu dönemde gelir getirecek bir yol olarak online canlı oyun sahnelemeyi seçti. Bilet almak istediğinizde, seçtiğiniz tarih ve saat için sıraya giriyorsunuz. Biletleri, farklı alım gücü olan insanlar için farklı fiyatlarda sunuyorlar. Herkes neticede aynı açıdan da izlese, bütçenize göre destek olabiliyorsunuz.</p>
<p>Three Kings, bu süreçte izlediğim oyunlardan. Ekrandan izleme kısmına tam olarak ısınamasam da kamera kullanımları ve Scott’ın yetenekli bir oyuncu olması, metnin, bu ortam için yazılan, kısa, net ve çarpıcı bir metin olması, oldukça etkileyici bir deneyim yaşatıyor.</p>
<p>Bunun yanı sıra, Avrupa ve Amerika’da bazı etkinlikler, seyircinin de dahline imkan tanıyor, interaktif deneyimler sunuyor. Örneğin, Amerika’da yer alan Theater of War, Zoom üzerinden oyun okumaları yapıyor. Son etkinliklerinden, Antigone in Ferguson, bir klasik metin uyarlamasının dramatik okumasını günümüz olaylarıyla birleştiren bir tartışma alanı da açıyor. Canlandırma, sonrasında bir tartışmayla devam ediyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignright wp-image-58497" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/IMG-0926.jpg" alt="korona döneminde sanat" width="360" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/IMG-0926.jpg 554w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/IMG-0926-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />Complicite tiyatrosunun Encounter oyunu, bu döneme adaptasyon için muhtemelen en uygun olan oyunlardan. National Geographic muhabiri Loren McIntyre’ın 1969’da Amazonlarda kaybolmasıyla başlayan süreci anlatan oyun, ancak kulaklıkla dinlenebiliyor. Sade bir sahnede, az dekor ve aksesuarla seyirciyi ormana, tiyatroya, anlatıcının odasına, farklı zamanlara sokabiliyor. Bir gün kalabalık bir seyirci grubuyla izlemek mutlaka başka bir deneyim olacaktır tabii, çünkü duygular, ortaklaştığında başka bir boyuta geçiyor.</p>
<p>Dünyanın farklı yerlerinden sanatçılar, Instagram canlı yayınlarıyla sohbetler, dans, koreografiler paylaştı. Sirk, müzikal, dans, bale, hepsi seyirciyle bağını sürdürmenin yollarını aradı. Sergiler, müzeler online geziye açıldı. Yakından izlenebilen sanat eserleri, içi gezilebilen ev müzeler bize başka dünyaların ve bakış açılarının kapısını açtı.</p>
<p>Bu dönemin öncesinde alt yapısını oluşturmuş olmanın bazı kurumlar için işleri kolaylaştırdığı aşikar. 2011 yılında, Google, 17 uluslararası müze işbirliğiyle Sanat ve Kültür projesini başlatmıştı. Bugün bu web sitesi ve uygulaması, 1200 uluslararası müzenin içeriğini taşıyor. Bu dönemde de 500&#8217;ün üzerinde müzeyle sanal turlar yapmak için anlaştı. Musée d’Orsay, Rijksmuseum, J. Paul Getty Museum gibi müzeleri sanatseverlere ulaşılır kıldı.</p>
<p>Bolşoy Balesi gibi büyük yapımlar da günümüz akışına ayak uydurdu. National Theatre, Shakespeare’s Globe gibi prestijli ve büyük tiyatrolar, oyunlarını süreli olarak Youtube kanalından açtı. Yakın dönemde de Shakespeare ve ırk isimli online bir festival düzenlediler. National Theatre’ın Ian McKellen başrolüyle Kral Lear oyunu, İngiltere’de online gösteriliyor. Sanatçılar evlerinden konserler verdi, dans grupları kendi evlerinden birbirleriyle ortak bir kompozisyon içerisinde gösteriler çıkarttı. Tek kişilik acapellalar yapıldı.</p>
<p>Bu dönemde ayrıca büyük müzelerin online resim eğitimleri, oyunculuk eğitimleri, yazı atölyeleri, roman incelemeleri gibi pek çok farklı dalda eğitim de sanal ortamda yer buldu.</p>
<p>Resim alanında üretimi sürdürmek için ortaya çıkan sanatçı destek birliği hareketi, Avrupa’da, dönemin etkisinin yalnızca finansal olmayacağı, birçok profesyonel çalışma olanağını ve yüz yüze görüşme imkanını ortadan kaldırdığına dikkat çekiyor. Diyaloğu canlı tutmak ve bağlantıda kalmanın önemini vurguluyor.</p>
<p>Tüm üretilen çözümlere karşın, bir araya geliş yolları önemli oranda azaldı. Oturduğumuz yerden izlediğimiz oyunlar, performanslar,  her ne kadar aynı içeriği de izlesek bireysel alanlarımızda kaldığımız gerçeğini değiştirmiyor. Bir araya gelebildiğimiz ortamlar da oldukça farklı bir deneyim oluşturuyor.</p>
<p>Son dönemde Amerika’da yapılan kriz zamanında kültür ve toplum araştırmasına baktığımızda, kültür sanat kurumlarının bu kriz döneminde topluma nasıl yardım etmesini istersiniz sorusuna verilen en yaygın cevabın, &#8216;güldürerek ve rahatlatarak&#8217; olduğunu görüyoruz (yüzde 53). Bağlantıda tutarak, bir sonraki cevap (yüzde 49), ardından, okulların kapalı olduğu dönemde çocukları eğitmek (yüzde 47), zihni dağıtmak ve kaçış alanı sağlamak geliyor (yüzde 46). Eğlenceli, iç açan, güzel etkinlikler, insanları çekiyor. Günlük dertlerimizi çözmeye destek olsun diyenler de yüzde 18. Kültür sanat alanında gelecekte ne tür değişiklikler iyi olur sorusuna, daha eğlenceli olsun diyenler ve hiçbir şeyi değiştirmem diyenler aynı oranda, yüzde 28. Yerel sanatçıların desteklenmesini isteyenler yüzde 24. Her çeşit insana daha arkadaşça davransınlar diyenler yüzde 24, çalışanlarına adil davransınlar diyenler de yüzde 20. 29 Nisan-19 Mayıs arasında yapılan araştırmaya 124 bin kişi katılmış. Toplumun sanatla bağı ve sanata bakışı hakkında fikir edinmek için güzel bilgiler sunuyor.</p>
<p>İçinde bulunduğumuz sisteme içkin çelişkiler, dönem öncesinde zaten mevcuttu. Toplumsal olarak neyi yeniden üretmeyi seçeceğimiz elbette önemli. Anlam arayışımızın belki de arttığı bu dönemde siyasal çekişmeler, ideolojik ayrışmalar, ekonomik sıkıntılar, kayıplar, öfke ve yabancılaşmayla bir krizin etkilerini yaşarken, kendimizi ve yaşam biçimimizi yeniden düşünmek için sanat önemli yerlerden birini kaplamaya devam ediyor.</p>
<p>Yine Türkiye’ye dönerek bitirirsem, İKSV’nin Nisan’da yayınladığı <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/iksv-pandemi-sirasinda-kultur-sanatin-birlestirici-gucu-ve-alanin-ihtiyaclari/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Pandemi Sırasında Kültür-Sanatın Birleştirici Gücü ve Alanın İhtiyaçları</a> raporunda alıntıladığı KREKSA verilerine göre, 2017 itibariyle kültürel sektörde yer alan 15 bin 394 girişim, 52 bin 80 çalışanıyla 14 milyar 600 milyonluk bir ciroyu temsil ediyor. Sektör, ülke ekonomisinde çok büyük bir paya sahip gibi görünmese de (ki bunun sebepleri ayrı bir konu), bir var oluş, bir ifade, bir anlamlandırma biçimi olarak sanat, her dönemde gereklidir ve kendini var etmenin yeni yollarını bulacaktır. Gittikçe kırılganlığı artan sektörün dönemi aşması için raporun ve farklı kurumların da belirttiği gibi desteklere ihtiyaç var.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/23/zor-zamanlarda-sanat-dunyasinda-neler-oluyor-2/">Zor Zamanlarda Sanat Dünyasında Neler Oluyor? (2)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zor Zamanlarda Sanat Dünyasında Neler Oluyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/27/zor-zamanlarda-sanat-dunyasinda-neler-oluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meltem Ersoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2020 06:28:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[korona günlerinde sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zor zamanlardan geçiyoruz. Peki bu dönemde sanat dünyasında neler oluyor? Kolektif deneyimimiz bizi ne kadar geri dönülemez şekilde değiştirecek?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/27/zor-zamanlarda-sanat-dunyasinda-neler-oluyor/">Zor Zamanlarda Sanat Dünyasında Neler Oluyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zor zamanlardan geçiyoruz. Sanatı konuşmak bazı açılardan bakınca elbette lükse giriyor. Bir yandan da, örneğin, savaşın delik deşik ettiği binaların üzerindeki murallerde, yıkıntıların önünde arka planına huzurlu bir fon yerleştirip fotoğrafını çektiren kadında, dünya savaşı zamanında yıkık şehirler arasında bale öğrenenlerde, pandemilerin, zorlukların, krizlerin ortasında sanata sığınan, sanattan vaz geçemeyen insanların deneyimlerinde, hayatın tam ortasında yer almaya devam ediyor sanat.</p>
<p>C.S. Lewis’in çok güzel bir sözü var. ‘Arkadaşlık gereksizdir, felsefe gibi, sanat gibi, evrenin kendisi gibi. Hayatta kalmak için bir değer sunmaz. Daha ziyade, var oluşa, hayatta kalmaya değer katan şeyler arasındadır.’ Alain de Botton ve John Armstrong da, Art as Therapy, Terapi Olarak Sanat kitabında sanatın yedi işlevinden söz ediyor: hatırlamak, umut, keder, tekrar dengelenme, kendini anlama, büyüme ve kıymet bilme.</p>
<p>Pek çok işlevinden, yüzünden, yönünden söz etmek mümkün. James Baldwin’e göre, sanatçı olmak, bir çeşit duygusal ya da manevi tarihçi olmak. Georgia O’Keeffe’ye göre, sanat, bilinmeyeni bilinir kılıyor, bilinmeyeni de göz önünde. Albert Camus için, sanatçı, cesaretle yaratan. E. E. Cummings’e göre, kendisi olma cesaretine sahip.</p>
<p>Yaşadığımız döneme baktığımızda, kendimiz olmanın cesaretine, merkeze gelme hissiyatına, dengelenmeye ve söz ettikleri pek çok farklı yönüne çok ihtiyaç duymuyor muyuz? Tiyatroya, bir deneyim sunan sanatlardan. Çoğunlukla, gerçekleştiği anda, bir arada olmayı gerektiriyor. Nasıl bir seyirci topluluğuyla izlediğiniz bile bir oyunla ilgili deneyiminizi etkileyebiliyor.</p>
<p>Ülkemize baktığımızda, son yıllarda tiyatro salonlarında, oyunlarda bir artış görünüyor. Teknolojik dönüşümler, hayat tarzımızdan tiyatroyu çıkarmadı, tam tersine hayatımıza yeniden kazandırdı. TÜİK verilerine göre, 2018/19 sezonunda 766 tiyatro salonu sayısı bulunuyordu. Tiyatro seyirci sayısı 7.9 milyon. 2016-17 sezonunda 7,6bin yerli eser oynanırken 1,3bin yabancı eser oynanmış. Oynanan toplam tiyatro eseri sayısı 9bin 796. Opera ve bale seyirci sayısı 322bin. Bunlar, salon kısıtının olduğu bir dönemin rakamları.</p>
<p><strong>Pandemide Sanatın Dönüşümü</strong></p>
<p>Peki bu dönem, sanatta karşımıza neler çıkardı? Ve bu dönemin etkilerini ne şekillerde göreceğiz?</p>
<p>Bu dönem, iş yapış şekillerimizi, kendimizi, dünyayı gözden geçirmemize fırsat yarattı. Belki de daha doğrusu, yeniden düşünmeye mecbur etti. Örneğin, esnek çalışmanın iyi çözümler yaratabildiği, ofisin gerekliliği, toplantılar, yurtdışı seyahatleri adapte etmek zorunda kaldığımız alanlar oldu. Seyirciyle buluşmanın farklı yolları, sanatseverlere yeni alanlar açmak, dijitalleşme gibi konular gündeme geldi.</p>
<p>Dönemin ekonomik zorluklarını aşmak için dünyanın farklı yerlerinde birtakım önlemler alındı, yardım paketleri açıklandı. Türkiye’deki bazı dayanışma çağrılarına bakarsak, 81 ilden 2 bin tiyatro emekçisi bir araya gelip tiyatronun yaşaması için bir imza kampanyası açtı. Vergilerle ilgili düzenlemeler, faturalar, salon kirası, personellerin maaş ve SGK primleri, borçların ödenmesi gibi taleplerini dile getirdi. ‘Tüm tiyatro emekçilerinin asgari yaşamsal koşullarının sağlanması’, tiyatro yasasının çıkarılması, tiyatroların ticarethane kimliğinin kamusal hizmet üreten kuruma değiştirilmesi öne çıkan talepler arasında. Bu kampanya, 18 Ağustos itibariyle 32721 imzaya ulaştı.</p>
<p>Dayanışmanın 100’ü Şiir Platformu, özel tiyatroların karşı karşıya olduğu krize dikkat çekmek ve emekçilere yanlarında olduklarını göstermek için özel 101 şiir videosu hazırladı. Platform metninden bir alıntı şöyle: ‘Tiyatromuz tüm ekonomik, politik, toplumsal zorluklara inat; oyunlarıyla bize umudu, itiraz etmeyi, gülmeyi, sormayı, hatırlamayı, durup düşünmeyi, hayal kurmayı anımsatıyor. İnsanın bedeniyle, aklı ve hayal gücüyle yapabileceklerinin sınırı olmadığını, dişlerini tırnaklarına takarak gösteriyorlar.’ Şiirleri usta tiyatrocuların harika yorumlarıyla hazırlanmış kısa videolar, dinleyicilere iyi gelen bir etkinlik oldu. Bir diğer girişim, <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/10/ozel-tiyatrolarin-ayakta-kalmasi-icin-el-birligi-ile-calismak-gerekiyor/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Tiyatro Kooperatifi’nin başlattığı Bizde Yerin Ayrı</a>. Sahnelerde buluşacağımız günlere kadar olan süreyi geçirebilmek için, bazı oyunlar için önden bilet satışlarını açtılar.</p>
<p><strong>Tiyatro Sosyal Medyada&#8230;</strong></p>
<p>Bu dönemde, Bam İstanbul, BGST, Monologlar, Two Two Productions, , Kumbaracı 50, Pangar, B Planı, Galataperform, Dostlar Tiyatrosu ve Tiyatro Bereze gibi pek çok tiyatro, instagram ve youtube üzerinden oyunlarını paylaştı, bazıları canlı oyun okumaları yaptı, bazıları oyun canlandırdı, bazıları da eski oyunlarını belli süreler için seyirciyle paylaştı. Farklı yazarların yazdığı tek hikayeden çıkarılan oyun, karşılıklı iki oyuncunun canlandırdığı oyun, monologlar, projelendirilmiş oyunlar paylaşıldı. Ortaoyuncular bir podcaste başladı. Gazete Müstehak, Kumbaracı 50 düzenli canlı yayınlar yaptı. Tiyatrolar oluşumu bir TV kurdu ve bazı oyunların ditijal kopyalarını makul ücretlerle seyirciyle buluşturmaya başladı.</p>
<p>Yaz, pandemiyi ortadan kaldıramasa da, açık alanlarda var olma imkanı sağladı. Açık havada tiyatro, bu dönem bir araya gelip canlı oyun izlemenin tek yolu oldu. Müzede sanat, sanat parkta, bahçe tiyatrosu, teras sahneler, eski yoğunluğu ve rahatlığı olmasa da seyirciye ve tiyatro ekiplerine bir alternatif yarattı. Devlet tiyatroları yaz oyunları oynadı. Aynı ihtimal, havalar soğuyunca maalesef olmayacak.</p>
<p>Bu elbette farklı bir deneyim. Günümüzün açıkhavası bile herhangi bir zamandan farklı. Sanat Parkta festivalinde bir oyuna bu deneyimi  görmek için gittiğimde seyircinin aynı ilgiyle oyunlara geldiğini gördüm. Amfi tiyatro, klasik bir sahnede oynanan oyun, birbiriyle en az ikişer koltuk aralıklı oturan maskeli seyirciler. Sahne seyirciden uzak ve yüksekte. Açıkçası, insanlarla görece yakın olmak ama tam da görmemek, geçişmek ama güvenli mesafede kalmak, bir arada olmak ama birbirinden çekinmek, maskeli bir seyirci kitlesi olmak oldukça ilginç biraz da distopik bir deneyim. İçeri girerken de ateş kontrolü yapılıyor örneğin ve bu önlemler insanın güvende hissetmesi için kesinlikle faydalı.</p>
<p>Tiyatro, kendini her zaman, her dönem, yaşantıların ötesinde ve tam göbeğinde, var eden ve dönüşebilen, esnek bir sanat. Hepimizden ayrı bir var oluşu var ve bu devam da edecek. Tek tipleşmeyi kaldırmıyor, hatta yenililkleri, farklı düşünme şekillerini, farklı temsilleri, yeni anlatım biçimlerini, melez stilleri, teknolojiyi, fiziksel ve dijitali değerlendirerek kendine yeni alanlar açacak. Gönlümüzdeki yeri malum, bu dönemi geçirmek için birbirimize destek olarak, sahnelerde yine bir araya geleceğiz.</p>
<p>Güzel, güvenli ve huzurlu günlerde buluşmak dileğiyle.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/27/zor-zamanlarda-sanat-dunyasinda-neler-oluyor/">Zor Zamanlarda Sanat Dünyasında Neler Oluyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanatın Dönüşüm Gücü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/14/sanatin-donusum-gucu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meltem Ersoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 08:06:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[John Berger]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatla Direniş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=55940</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medyayı sorguladığımız bir zamandan geçiyoruz. Bu da kendi içinde sorunlu bir durum değil. Bir yandan sosyal medyadan üzerimize her yerden bilgi akan bir çağın insanları olarak bunları ayıklamada uzmanlaşmak sorumluluklarımız arasında. Peki gerçeklikle bağımızı nasıl kuruyoruz ve bunda sanatın rolü ne?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/14/sanatin-donusum-gucu/">Sanatın Dönüşüm Gücü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Gerçekliğin tartışılmaya açıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Bu başlı başına olumsuz bir durum değil. Fakat yanında getirdiği zemin kaybı, yaşadıklarımızı anlamlandırmada bizi zaman zaman zora sokuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">John Berger’in Sanatla Direniş (2017) ismiyle basılan kitabı, The Shape of a Pocket (2001), farklı dönemlerin eserleri üzerine denemelerden oluşuyor. Gerçeklikle ilişkisi nedeniyle, sanatın nasıl bir direniş alanına dönüştüğünü araştırıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanatın güç odağına karşı tavır alması, bir direniş yolu olması yeni değil. Hatta güç karşısında bir tavır sergilemesinin beklenir olduğu bile düşünülebilir. Baskı altındaki insanlar için de bir ifade alanı açıyor. Sansüre, gücün kötüye kullanılmasına bir tepki, bir adalet arama aracı olarak karşımıza çıkabiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanatsal bir ifade, siyasi, ekonomik, sosyal şartlara bir eleştiri olabilir. Bir konuda farkındalığı artırmak, adalet çağrısı yapmak için kullanılabilir. Yaratıcı direnişin pek çok farklı şekli olabilir. Farklı direniş yollarından zaman zaman daha etkili de olabilir. Fakat Berger’in meselesi sanatın gücünün bu boyutundan ibaret değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanatın gücünü düşünürken hikaye anlatıcılığının değeri üzerinde durmak gerekiyor. </span><span style="font-weight: 400;">Hikaye anlatmak artık önemli yetkinlikler arasında sayılıyor. Hikayelerde bir anlam bulmanın, hangi dili konuştuğundan bağımsız olarak insanlarda evrensel bir deneyime karşılık geldiği, empatiyi geliştirdiği dolayısıyla da farkındalığı artıran bir işlevi olduğu düşünülüyor. Sanat, evrensel bir dil olarak etki yaratabiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu etkiyi yaratan bir diğer sebep de duygularla olan sıkı teması. Bizi farklı bir yerden yakalıyor ve başka bir anlam kazanıyor. Einstein’a göre yaşayabileceğimiz en güzel deneyim, gizemli olanla. Gerçek sanatın ve gerçek bilimin temelindeki temel duygu gizemdir diyor. Her şeyi açık ve net ifade etmese de bir sanat eseri bize öyle bir yerden etki edebiliyor ki sayfalarca okuyarak ulaşamayacağımız bir farkındalığa, bir iç burulmasına, bir hissiyata getirebiliyor. Hatta iddia edilebilir ki açık ve çıplak gerçek tam tersi bir hissizleşme yaratabiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güçle ve iktidarla olan ilişkimizin sanatta yansıması ve sanatla ilişkisi de bu etkiden dolayı önem taşıyor. Fakat burada düşünülecek bazı konular var. Birincisi güç meselesi her yerde karşımıza çıkabilir. Yani sanatçı gücün ne kadar parçası ve baskın olana, eşitliğe ve eşitsizliğe ne kadar hizmet ediyor ya da yeniden üretiyor düşünmek gerekir. Bir diğeri de gücün içinden çıkarak ya da sistemin bir parçası olarak ona karşı ne kadar özgün bir eleştiri getirebiliyoruz? Kendimizi neye göre konumlandırdığımız burada belirleyici. Zira kimliklerimizi de öteki üzerinden kurduğumuzu düşünürsek, eleştirimiz ne kadar sistemin içinde kalıyor düşünmek gerekiyor. Dolayısıyla, sanatın, tüm sistemi yapıbozumuna uğratan, kimlik farklarının ötesine geçen bir ifade şekli olması ihtimali ortaya çıkıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklı duruşların çatışması Chantal Mouffe’a göre çok olağan bir durum. Fikir birliğine, tam toplumsal uzlaşmaya fazla önem verildiğinde dönemin üstün gücü ne ise onun sonucunda oluştuğunu ve istikrara yönelten bir güç olarak çalıştığını iddia ediyor. Bu alanın dışında her zaman kalanlar olacağı için bir anlamda sürekliliği olan bir mücadele ortaya çıkıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Berger, adıyla beraber en çok anılan kitabı Görme Biçimleri’nde çok sade ama çok önemli bir cümle kurar: </span><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Yalnızca baktığımız şeyleri görürüz.</span><span style="font-weight: 400;">&#8221; </span><span style="font-weight: 400;"> Bunu psikolojiden algıda seçicilik kavramıyla beraber düşünmek mümkün. Etraftaki onlarca uyaran içinden dikkatimizi çekenler ve dikkatimizi verdiklerimiz, günlük hayatta var oluşumuzu kolaylaştırır. Fakat zamanla, seçtiğimiz şeyler şekillenir. </span><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Düşündüklerimiz ya da inandıklarımız nesneleri görüşümüzü etkiler.</span><span style="font-weight: 400;">&#8221; </span><span style="font-weight: 400;"> Kelimelerin anlamı, kavramların bize ne ifade ettiği yaşadığımız zamana, topluma göre farklılaşır. Sanat, bir anlamda görünmezi görünür kılabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu durumda, tecrübelerimizin, etrafımızda gördüklerimizin bazıları sorunlu olsa bile onları eleştirmeyi ya da bir adım ötesi değiştirmeyi tahayyül etmeyi aklımıza getiremiyor hale gelebiliriz. Bunlar bizim normalimiz olur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanatla Direniş kitabında, medyanın rolü ve sistemi nasıl desteklediği üzerine sözleri şöyle: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Günbegün bütün dünyada medya ağı gerçeklerin yerine yalanları koyuyor. En başta siyasi ya da ideolojik yalanlar yok (onlar sonra geliyor), insan hayatının ve doğal hayatın aslında neden oluştuğuna dair görsel, somut yalanlar var. Bütün yalanlar tek bir devasa sahtekârlıkta toplanıyor: hayatın kendisinin bir meta olduğu ve onu satın almaya gücü yetenlerin, tanımı gereği onu hak edenler olduğu varsayımı! Çoğumuz bunun yanlış olduğunu biliyoruz ama bize gösterilenlerin pek azı direncimizi güçlendiriyor.&#8221; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanatın, gerçeklikle ilişkisine bakışı burada iyice netleşiyor. Tüm bu sistemin içinde kendisini nereye konumlandırabilir ve sanatsal ifade gücünü günümüz insanını oluşturan sistemi değiştirmek için nasıl kullanabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Berger, kitabın orijinal ismine referansla: “Söz edilen cep, küçük bir direniş cebidir. Bir cep, iki ya da daha fazla insan hemfikir olup bir araya gelince oluşur. Direniş, yeni ekonomik sistemin insanlık dışı olmasına karşıdır. Bir araya gelen insanlar okuyucu, ben ve yazılar Rembrandt, Paleolitik mağarada ressam, Romalı köylü, kadim Mısırlılar, bazı otel odalarının yalnızlığının uzmanı, alacakaranlıkta köpekler, bir radyo istasyonunda bir adam. Beklenmedik bir şekilde bu alışverişimiz her birimizin dünyada bugün olanların yanlış olduğuna ve bu konuda söylenenlerin genellikle yalan olduğuna dair inancımızı kuvvetlendirir. &#8220;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kitabın ilk bölümünde, görünen ve var olan arasındaki farklara dikkat çekiyor. Günümüz sisteminin görüntüde olanı kırılmalara, illüzyonlara çevirmesi, iştahı ortaya çıkaran bir çerçeve işlevi görmesi ve hepsinin tek bir iştah, daha fazlası için olan iştaha yoğunlaşmasından dem vuruyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Var olanı açık ve net olarak göstermek de dolayısıyla bir direniş eylemine dönüşüyor. &#8220;Direniş eylemi, sadece bize sunulan dünya-resminin saçmalığını kabullenmeyi reddetmek değil, bu resmin geçersizliğini duyurmaktır. Cehennem içeriden geçersiz ilan edildiğinde, cehennemliği son bulur.&#8221;</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanat, doğa ve yaşamla iç içe. Sanat, gerçekliğin, esasında temelde sorunun ne olduğunun resmini bize en temas eden yerden çizen haliyle, dönüşüm gücünü de içinde taşıyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/14/sanatin-donusum-gucu/">Sanatın Dönüşüm Gücü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemi Günlerinde Kültür Sanat: Dönüşüm Üzerine Düşünme Zamanı </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/15/pandemi-gunlerinde-kultur-sanat-donusum-uzerine-dusunme-zamani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2020 08:15:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Meriç Öner]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Ece]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[SALT]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=52570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kültür sanat kurumları, Koronavirüs salgını sebebiyle alınan tedbirlerden etkilenen sektörler arasında yer aldı. Tiyatro, konser, sinema, müze, sergi gibi topluluk halinde katılımların olduğu kültür sanat etkinliklerinde ertelemelere, mekanlarda ise geçici olarak kapatmalara gidildi. Yıl içinde çok sayıda önemli festivale ve etkinliğe sahne olan İstanbul Kültür Sanat Vakfı ve sergi, araştırma, konferans, yayın gibi alanlarda faaliyet gösteren kültür kurumu SALT, pandemi günlerine yönelik aldıkları önlemleri ve pandemi sonrası kültür sanat dünyasına dair öngörülerini bizlerle paylaştı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/15/pandemi-gunlerinde-kultur-sanat-donusum-uzerine-dusunme-zamani/">Pandemi Günlerinde Kültür Sanat: Dönüşüm Üzerine Düşünme Zamanı </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İKSV Kültür Politikaları Çalışmaları Direktörü Özlem Ece, İKSV&#8217;nin salgının ilk anından itibaren harekete geçtiğini ve ivedilikle önlemlerini aldıklarını söylüyor. Ece; &#8220;Kültür ve sanat dünyasında özellikle “sürdürülebilirlik” konusunda yeni yaklaşımlar, politikalar ve dönüştürücü pratikler üzerinde düşünmenin de tam zamanı&#8221; diyor.</span></p>
<p><b>İKSV salgın sürecini kurum bünyesinde nasıl yönetti, hangi önlemleri aldı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-52574 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ozlem-ece-640x480.jpg" alt="Özlem Ece" width="330" height="248" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ozlem-ece-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ozlem-ece-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ozlem-ece.jpg 1200w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" />Koronavirüs salgınını başından beri yakından izledik, Dünya Sağlık Örgütü ve TC Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarını takip ettik. İKSV olarak toplum sağlığını tehlikeye atacak durumların önüne geçmek, salgının ilerleme riskine karşı tüm önlemleri hızlıca almak amacıyla öncelikle binamıza yurtdışından konuk kabul etmeme kararı aldık. Ardından 39. İstanbul Film Festivali’ni ileri bir tarihe erteledik. Daha sonra Salon İKSV ve İKSV Alt Kat’taki faaliyetleri 15 Nisan tarihine kadar durdurduk ve bilet satış ile Lale Kart üyelik operasyonlarımızı ay sonuna kadar yalnızca Biletix internet sitesi üzerinden yürütme kararı aldık. Çalışanlarımız için hızla uzaktan çalışma düzenine geçtik. Hâlâ gereken önlemleri almak üzere hem Türkiye’deki hem de dünyadaki gelişmeleri takip ediyoruz ve önümüzdeki dönem için planlanan faaliyetlerimizi bu doğrultuda değerlendirmeye devam ediyoruz. Biz gelişmelerin bu boyuta varacağını öngörerek tedbirlerimizi almış olduk, bu kararları almasaydık sanatçı ve izleyicilerin de mutlaka talebi olacaktı, şu anki durum doğru karar verdiğimizi gösteriyor. Sosyal medyada da erteleme kararlarımıza olumlu ve destekleyici yorumlar aldık.</span></p>
<p><b>Kültür saat ortamının içine düşmesi muhtemel maddi sorunları aşmanın yolları neler olacak? İKSV&#8217;nin bu konulara dair halihazırda çalışmaları başladı mı örneğin? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanlık tarihinin içinden geçtiği bu zor dönemde yaratıcı sektörlerin ve tüm bileşenlerinin hayatta kalabilmesi için dünyanın farklı coğrafyalarında açıklanan tedbirler, yaratıcılığa ve sanatın iyileştirici gücüne duyulan ihtiyacın giderek daha da artacağının sinyallerini veriyor. Ülkelerin kültür yönetimi modelleri uyarınca geliştirilen politikalar ve ekonomik imkanlar doğrultusundaki destek paketleri, bir yandan kültür-sanat sektörünün güç kaybetmeden devam etmesine yardımcı olurken diğer yandan evlere kapanılan bu dönemde insanlara şifa olacak yaratıcı programların farklı şekillerde devam etmesine aracılık ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İKSV’nin kültür politikaları çalışmaları kapsamında hem dünyadaki farklı destek ve dayanışma modellerini incelediğimiz hem de bu örneklerden yola çıkarak Türkiye’ye yönelik önerileri dile getirdiğimiz bir politika metni üzerinde çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde yayımlayacağımız bu araştırmayı yürütürken, çeşitli paydaşlarca ortaya konan destek mekanizmalarının birkaç ana başlıkta toplandığını gördük. Bunları kültür-sanat sektörü ve yaratıcı endüstrilere yönelik olarak oluşturulan krediler ve fonlar; bağımsız sanatçı, tasarımcı ve kültür çalışanlarına sağlanan kolaylıklar ve maddi destekler; sosyal mesafelenme döneminde yapılacak sanatsal üretimlere yönelik teşvikler ve kültür-sanat sektörü özelinde yürütülen bilgilendirme ve savunuculuk faaliyetleri olarak özetlemek mümkün.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de de oldukça kırılgan bir yapıya sahip olan sanat dünyasının geri dönülemez bir yara almadan faaliyetlerine devam edebilmesi için kamu, sivil toplum ve özel sektörün el ele vererek geliştireceği, kapsamlı ve uzun vadeli bir destek modelinin hızla hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Alana özgü ihtiyaçları gözeten, odaklı ve tüm disiplinleri kapsayıcı bir destek mekanizması oluşturulmasının, kültür-sanatın sağaltıcı, kapsayıcı ve dönüştürücü gücünü görünür kılmada ve geniş kitlelere ulaştırmada büyük bir etkisi olacaktır.</span></p>
<p><b>Tüm dünyayı evlere kapatan bu çaptaki bir salgın kültür sanat dünyasının geleceğini nasıl etkileyecektir sizce? Uluslararası işbirliklerinde azalmalar olur mu, dijital programlara bir yönelim gözlemlenir mi ileride? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">An itibarıyla gidişata dair gerçekçi bir tahmin yürütmek zor olmakla birlikte, bu süreçte dile getirilen çeşitli senaryolar arasından iyimser olanlarına odaklanarak plan yapmanın, gezegenimizin geleceği açısından elzem olduğuna inanıyorum. Bu bağlamda, kültür ve sanat dünyasında özellikle “sürdürülebilirlik” konusunda yeni yaklaşımlar, politikalar ve dönüştürücü pratikler üzerinde düşünmenin de tam zamanı. Bu yıl Doç. Dr. Hande Paker tarafından hazırlanan kültür politikaları raporumuz da kültür ve sanatın, sürdürülebilirlik ile farklı şekillerde nasıl ilişkilendiğini tartışmaya açacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan, hepimizin insanlığın bir parçası olarak birbirimizle bağlı olduğumuz gerçeğini daha çok hissettiğimiz sosyal mesafeli bu günlerde, uluslararası işbirliklerine de dijital ağlar ve platformlar aracılığıyla kurulacak yeni bağlara da her zamankinden daha çok ihtiyacımız olacağını düşünüyorum. En temel özelliklerinden biri insanları bir araya getirmek olan kültür-sanat alanı bu koşullar altında çok zor bir dönemden geçse de, yeni ve yaratıcı çözümlerle kendi geleceğini de şekillendirecektir çünkü sanat sağaltıcı bir etkiye sahiptir ve duygusal bir ihtiyacı karşılar; bu nedenle de vazgeçilmezdir. Karantinadaki İtalya’da insanların balkonlara çıkıp birlikte şarkılar söylemeleri de geçtiğimiz günlerde İKSV&#8217;nin Youtube kanalında yayımladığımız Leyla Gencer belgeselini yaklaşık 40 bin kişinin izlemesi de bu ihtiyacın bir sonucu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İKSV olarak programımızı, çalışmalarımızı ve stratejimizi gelişmelere göre şekillendiriyoruz ancak tabii ki dileğimiz bir an önce kamusal alanlara geri dönebilmek ve sağlıklı, neşeli, hareketli bir yaz ve sonbahar dönemi geçirmek.</span></p>
<p><b>&#8220;Niyet, Olağan Sayılana Geri Dönmek Olmamalı&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SALT Araştırma ve Programlar Direktörü Meriç Öner, SALT bünyesinde alınan önlemleri anlatırken genel olarak bir değişim gerektiğini vurguluyor: &#8220;Olağan dışı koşullar söz konusu, bu bir gerçek. Niyetin olağan sayılana geri dönmek olmamasını diliyorum. Bu anlamda öncelikler konusunda çok katı bir değişim gerekiyor. &#8220;</span></p>
<p><b>Koronavirüs salgını önlemlerinin en çok etkilediği alanlardan biri de kültür sanat oldu. SALT yaşadığımız olağanüstü günlerde neler yapıyor? </b></p>
<figure id="attachment_52572" aria-describedby="caption-attachment-52572" style="width: 430px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-52572" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Meriç_Öner-640x427.jpg" alt="Meriç Öner" width="430" height="287" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Meriç_Öner-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Meriç_Öner-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Meriç_Öner.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 430px) 100vw, 430px" /><figcaption id="caption-attachment-52572" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Mustafa Hazneci</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">SALT’ın çalışmalarını sürdürdüğü iki yapı 14 Mart itibariyle geçici olarak kamunun erişimine kapandı. Mekân dâhilinde yapılma zorunluluğu olmayan bütün işler kısa sürede ekibimizin evlerine taşındı. Yapılarımız kütüphane gibi kamuya açık birimleriyle yoğun ve sürekli kullanımda olan yerler. Gündelik içeriklerimiz çok kişiyle bir araya gelmeyi sağlıyor, hatta özünde böyle bir karşılıklı ilişkiye dayanıyor. Koşullar keskin bir biçimde olumlu yönde değişene kadar alışkanlıklarımızı kenara bırakmak, işleyişimizde halk sağlığına sakınca arz eden ortamları oluşturmamak sorumluluğumuz.   </span></p>
<p><b>Pek çok sanat kurumu ve sanatçı online ve ücretsiz imkanlarla izleyicilerle buluşma yollarına yöneldi. Bu işin güzel yanı. Öte yandan tablonun çok sorunlu bir ekonomik yüzü var; sanat üreticileri ve mekanları için maddi krizin kapıda olduğunu görüyoruz. Bu süreçte SALT&#8217;ın yaşadığı sorunlar ve ürettiği çözümler neler oldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SALT’ın tüm içeriği her zaman ücretsiz olarak erişime açık. Sanat, tasarım, kent, toplum ve ekonomi alanlarındaki birikim, tipik olarak bir müzenin sakladığı ve kolladığı nesnelerden kurulu koleksiyonlara değil dijital kaynaklara dönüştürülerek paylaşılıyor. Bugünlerde dolaşıma giren içeriğin bir kısmı dokuz yıldır belli programlar kapsamındaki üretim kayıtlarından, diğer kısmı ise asli bir mesele olarak Türkiye’nin 19. yüzyıl ortalarından 20. yüzyıl sonlarına uzanan geçmişine dair arşivleri derlediğimiz SALT Araştırma’dan seçiliyor. Anlayacağınız, SALT’ın sanatçı ve mimarların yanı sıra çeşitli kişi ve kurumlardan bir araya getirdiği arşivler, zaten yerden bağımsız araştırma yapabilme imkânı üzerine kuruluydu. Bugünlerde kullanımda gözlediğimiz coğrafi yayılım ise sıradışı sayılacak ölçüde geniş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan mevcut koşullar, çevrimiçi ortamları kültür kurumlarının asıl mecrasına dönüştürdü. SALT’ta bir yanda birikmişleri incelemeye sunarken arka planda uzun vadeli çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yeni içerik geliştirilmesi konusunda bir takım hassasiyetlere dayanarak yol alıyoruz. Öncelikle altını çizmemiz gereken kültür kurumlarının gündelik akışında, çok çeşitli bilgi alanından gelen kişilerin, kurumların ve inisiyatiflerin katkısına gereksinim duyulduğu. Günümüz kısıtlarında çalışırken bu ekosistemi nasıl sürdüreceğiz? Yaptıklarımızı değerli kılan ve dönüştürenler ise kullanıcılarımız. Herkesin daha fazla zamanı olduğu varsayımı meşru ve makul değil. Ne kadar ilgiye talip olacağız, olmalıyız? Bu soruların başlangıcı teşkil ettiği tartışmaları hem SALT, hem de üyesi olduğumuz Avrupa müzeler konfederasyonu L’Internationale bünyesinde sürdürüyoruz. Olan bitene karşı reflekslerimiz test edildi. Önümüzde daha çok adım var. Hem sağduyulu kalmaya, hem tetikte olmaya ve birbirimizin gereksinimlerini gözeterek ilerlemeye meyilliyiz. Kuşkusuz hepimiz yöntemlerimizi yenileyeceğiz, ancak odağımız hangi yeni mecrada kendimizi sunacağımızdan çok üretenler ve kullananlarla nasıl yeniden ve anlamlı şekilde bir araya geleceğimize yönelik olursa yaptıklarımız faydalı bir hâl alacak. Ne tek, büyük ve eksiksiz bir çözüme; ne de anlamı olmayacak parçalı bir çoğaltmaya ihtiyacımız var. Ardışık ama bütüncül önerilerle bugünkü zafiyetlerin sebebi olan yöntemleri sökmek, parçaları değiştirmek, başka biçimlerde takmak; yeri geldiğinde yeniden bozmaktan yanayım. Böyle bir denemenin anlatımından önce uygulaması geliyor. Gerçekçi çözümlerden konuşmak için biraz vakte ihtiyaç var. Şu anda SALT’ta pratikte yapılanlar dikkatli ve titiz sunumlardır; hâlihazırdaki içerik ve düşünce kapasitemizi yansıtır. </span></p>
<p><b>Peki, genel olarak bakıldığında kültür sanat ortamının salgın sonrası yaşayacağı maddi sorunlar sizce nasıl aşılacak? Bu konuda devlet ve ilgili sivil toplum kuruluşları tarafından hangi adımlar atılmalı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sorular birbirine içkin birkaç kritik meseleyi hatırlamayı gerektiriyor. Öncelikle, bugünlerin neticesinde içine düşülecek maddi sorunlar yalnızca kültür ortamına özgü olmayacak. Ancak kültürün büyük bir lüks gibi algılandığı durumda çok yakıcı bir etki bırakacağı açık. Hiçbir parantez açmadan bu algıyı besleyenin kültürü sektörleştiren ve önceleri bir halkla ilişkiler, şimdilerde bir deneyim aracına dönüştüren eğilim ve buna kurumların dolaysız katkısı olduğunu söylemek şart. Temelde kurumların ne işe ve kimin işine yaradığının sorgulanması gerekiyor. Aynı şekilde hangi biçimlerde çalıştıkları ve buna göre maddi kaynaklarını hangi alışkanlıklarla bölüştürdükleri de incelenmeli. Kurumlara vurgudaki sebep, çok kişiyle ortaklaşan üretim ve paylaşım ortamındaki sorumluluklarımızda kendimize işaret etmek. Olağan dışı koşullar söz konusu, bu bir gerçek. Niyetin olağan sayılana geri dönmek olmamasını diliyorum. Bu anlamda öncelikler konusunda çok katı bir değişim gerekiyor. Geçici ile kalıcı olanı kurmak, tek seferde tüketim ile çoklu kullanıma aracılık etmek gibi seçenekler arasında durduğumuzun idrakine varmak lazım. Maddi sorunları aşmaktan ziyade, her türlü maddi kaynağı asıl üretimi yapanlar ve kullananlar arasındaki aracılığımızda yerli yerinde değerlendirmekten söz etmek ilk adım olabilir. Devlet ve sivil toplum kuruluşlarının da imkânlarını uzun vadeli bir görevin içinde oldukları bilinci ve sorumluluğuyla paylaşmalarını somut bir eylem olarak tavsiye edebilirim. Kültür dâhilindeki üretim çok çeşitli. İlkesel bir yaklaşımdan ilerisini konuşmak bu bakımdan zor. </span></p>
<p><b>Salgın sonrası kültür sanat ortamında nasıl bir manzara bekliyorsunuz? Sanat galerileri yoluna nasıl devam edecek? Dünya karantina günlerinden yeni sanatçı ve sanat izleyicisi eğilimleriyle çıkabilir mi? Ülkeler kendi içlerine kapanabilir ve uluslararası işbirliklerinde azalma gözlemlenir mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salgın sonrası için senaryolar, ihtimaller ve hatta hayaller çok çeşitli. Benim bir kehanet ekleme arzum yok. Bir yanda her öngörümüzün sürece göre yeniden değişebileceğini, diğer yanda doğallıkla neticenin çoklu olacağını düşünüyorum. Son sorunuza odaklanırsak, böyle eş zamanlı yaşanan sarsıcı ortak deneyimin ardından kültür düzleminde gerçek anlamda ulusal bir içe kapanma yaşanması bana mümkün gelmiyor. Ancak hareketliliğin zorunlu sınırlanması ile kurulu mekânsal alışkanlıklardaki değişikliklere kısıtlı fonların devletler veya kuruluşlar düzeyinde yerel ihtiyaçlara ayrılması olasılığı eklenince, eski temas biçimlerinin aynı şekilde sürdürülemeyeceği açık. Sanıyorum gösteriş, büyüme, rekabet ve benzeri “küresel” varsayılanlara hizmet etmeye takılı olmasaydık çoktan ve kendiliğinden böyle arayışlara yoğunlaşacaktık. Kendi adıma eskinin yerine bir benzerinde &#8211; adı dijital olsun &#8211; aynı işi yapma çabasındansa kültür etrafındakilerin nasıl yeni ilişkiler, geçmişten farklılaşan yapılar kuracak diye araştıranları takip edeceğim.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/15/pandemi-gunlerinde-kultur-sanat-donusum-uzerine-dusunme-zamani/">Pandemi Günlerinde Kültür Sanat: Dönüşüm Üzerine Düşünme Zamanı </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rıdvan Kuday: A4 Atölye Açık Sanat Alanı, Herkes Gelip Üretebilir</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/25/ridvan-kuday-a4-atolye-acik-sanat-alani-herkes-gelip-uretebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jan 2019 09:04:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[A4 atölye]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Tilki]]></category>
		<category><![CDATA[Berna Tilki]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[güncel sanat]]></category>
		<category><![CDATA[heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Rıdvan Kuday]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmihan Bulut]]></category>
		<category><![CDATA[video-art]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34593</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öğretmen Rıdvan Kuday, açtıkları sanat galerisinin en önemli amacını şu sözlerle açıklıyor: "gençlerin hareketli sanat hayatından kopmamasını, memleketlerinde de sanatsal faaliyetlerine devam etmelerini ve performanslarını sergileyebilmelerini istedik. Öncesinde uzunca bir fizibilite çalışması yaptık. Böyle bir mekâna olan ihtiyacı fark ettik. İsmini de ‘A4 Atölye’ koyduk. A4 açık sanat alanı demek zaten. Yeni bir sayfa yeni bir isim olarak başlamak istedik. Herkes gelip üretebilir, isterlerse ürettikleri çalışmalarını sergileyebilir."</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/25/ridvan-kuday-a4-atolye-acik-sanat-alani-herkes-gelip-uretebilir/">Rıdvan Kuday: A4 Atölye Açık Sanat Alanı, Herkes Gelip Üretebilir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır Güzel Sanatlar Lisesi öğretmenlerinden Aziz Tilki ve Rıdvan Kuday, genç sanatçıları desteklemek, sanatsal çalışmalarda bulunabilecekleri mekan sunabilmek amacıyla kurdukları A4 Atölye ile kente yeni bir sinerji kazandırmak istiyorlar.</p>
<p>Özellikle genç sanatçıların görünürlüğü için iyi bir açık alan olduğunu savundukları A4 Atölye&#8217;yi herhangi bir yerden fon almadan tüm giderlerini kendileri finanse eserek ayakta tuttuklarını söyleyen Rıdvan Kuday ile halihazırdaki çalışmalarını ve hedeflerini konuştuk.</p>
<p><strong>Diyarbakır’da Sanatçıların Yeni Mekânı: A4 Atölye</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34596" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/Ümmihan-Bulut-640x1138.jpg" alt="" width="640" height="1138" /></p>
<p><strong>Hayırlı olsun temennileriyle A4 Atölye&#8217;nin kuruluş serüvenini ve amacını öğrenebilir miyiz?</strong></p>
<p>Biz Güzel Sanatlar Lisesi’nde çalışan iki öğretmeniz. Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinde okuyan mezunlarımızın bir kısmı Avrupa’da ve özellikle İstanbul’da isimleri duyulan başarılı sanatçılar oluyorken diğer kısmı da Diyarbakır’a geri dönmeyi tercih ediyor. Bu gençlerin hareketli sanat hayatından kopmamasını, memleketlerinde de sanatsal faaliyetlerine devam etmelerini ve performanslarını sergileyebilmelerini istedik. Öncesinde uzunca bir fizibilite çalışması yaptık. Böyle bir mekâna olan ihtiyacı fark ettik. İsmini de ‘A4 Atölye’ koyduk. A4 açık sanat alanı demek zaten. Yeni bir sayfa yeni bir isim olarak başlamak istedik. Herkes gelip üretebilir, isterlerse ürettikleri çalışmalarını sergileyebilir.</p>
<p><strong>A4 atölye açıldığı günden bu yana hangi çalışmalara imza attı?</strong></p>
<p>Açılışımızı Berna Tilki’nin seçkisiyle yaptık. Berna Tilki aynı zamanda yürütücü ortağım Aziz Tilki’nin eşiydi. Kendisini iki yıl önce kaybettik. Atölyemizi ona atfettik. Kadın bir sanatçı ile açılışımızı yapmak istememizin bir sebebi de yıllardır süregelen ataerkilliği kırmak ve kadın sanatçıların çalışmalarını pozitif ayrımcılık ilkesiyle ön plana çıkarmaktır. Çünkü bölgedeki erkek sanatçıların sayısının ve görünürlüğünün kadın sanatçılardan daha çok olduğunu gözlemledik. Bu da bizimi için bir motivasyon oldu. Berna Tilki seçkisinden sonra Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın bir çalışmasına ev sahipliği yaptık. O çalışma da mülteciler ve Türkiyeli gençlerin ortak fotoğraf çalışmasıydı. Böyle toplumsal bir meselenin bir parçası olduğumuz içinde mutlu olduk. Sonraki süreçte bir çağrıya çıktık ve sanatçılardan yaptıkları çalışmaları göndermelerini istedik. Birçok dosya geldi ve ilk olarak Ümmihan Bulut’un eserlerini sergiledik. Ben açıkçası bu sergiyi çok önemli buluyorum.</p>
<p><strong>Neden?</strong></p>
<p>Açıkçası dosyasını elimize alır almaz bizi cezbetti. Hem gravür çalışması çok yapılan bir alan değildi hem de Ümmihan Bulut’un çalışmaları bizim için orijinaldi. Ümmihan’ın Diyarbakırlı bir kadın olması, temasının sertliği ve resimlerini az kullanılan bir yöntemle yapmasından dolayı onu tercih ettik. Şöyle ki gövde üzerinde beden kullanmasını ve şiddet meselesini işlemesini kendine has bulduk. Ümmihan Ankara’da ailesiyle beraber altı yıldır kasap dükkanında çalışıyor. Eti kesiyor, biçiyor, satıyor. Bu kadavraları sonra resme döküyor. Kendi kişisel süreçleri de bizi onun çalışmalarına ev sahipliği yapmaya yöneltti. Gördüğümüz ilgiden de aslında ne kadar doğru bir tercih yaptığımızı anladık. Ayrıca Ümmihan Bulut güzel sanatlar öğrencilerine gravür atölyesi düzenledi. Tekniği Diyarbakır’da kullanılan bir teknik değil. Çocuklar ilk kez Goya döneminden kalan bir tekniği deneyimlediler.</p>
<p><strong>‘Kim Ne Yapıyorsa Sanat İçin Bu İyi Bir Şeydir!’</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34597" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/Ümmihan-Bulut-sergisinden-640x954.jpg" alt="" width="640" height="954" /></p>
<p><strong>Diyarbakır’da bir fizibilite çalışmasından sonra sanatsal üretim için bir alana/mekâna yönelik ihtiyacın olduğunu söylediniz. Bu çalışma süresince neleri gözlemlediniz? Diyarbakır’daki sanat hareketliliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Diyarbakır’da geçen sene küratöryel çalışmalar ve ‘Loading’ ile güncel sanat söyleşileri gerçekleştirildi. Bu söyleşilerde yurt içinden ve yurtdışından sanatçılar bir araya geldi ve üreten sanatçıların arşivlerini yapıldı. Diyarbakır bu yıl da çok hareketli inanılmaz iyi işlere olanak sağlıyor. Mardin Bienali’nin olması aslında bu hareketliliği de arttıran bir faktördü. Bölgeye ulusal ve uluslararası alanlarda çalışma yürüten sanatçıların gelmesi iyi bir etkileşime olanak sağladı. Yani koleksiyonerler, sanatçılar ve sanatseverler bir araya gelme, buluşma imkânı buldu. Bianeller bir açıdan da şehrin görünürlüğünü arttırıyor. Bundan dolayı aslında bu bianel şehrin turizmine de olumlu şekilde etki etmiştir diyebiliriz.  Bianelin yan etkinliği niteliğinde bir çalışmayı Loading yaptı. Ama güncel sanatın Diyarbakır’daki tarihsel sürecine baktığımızda DSM’yi söylemezsek olmaz. 2000’lerden beri sanat alanında bir birikim varsa bunda DSM’nin etkisi büyüktür. Bunun dışında Wephotos ise 2011 yılında fotoğraf ajansı olarak kuruldu. 2018 yılında da bölgedeki çağdaş sanat dinamiklerinin etkisi ile bir inisiyatife dönüştü. Kültür için alan diye bir grup vardı bu grubun üreten insanlara çok etkisi oldu. Karşılaştırmalı edebiyat günleri, Şehrebak Projesi gibi etkinliklerle şehir nefes aldı. Bu gibi çalışmalar insanın yaşama motivasyonunu ve estetik algılarını arttırıyor o yüzden ‘’kim ne yaparsa sanat alanında iyi bir şey bu’’ diyoruz.</p>
<p><strong>A4 Atölye hangi çalışmaları ve kimleri destekleyecek? Açık alanın kullanımı için belirlediğiniz kriterler nelerdir?</strong></p>
<p>Desteklediğimiz alan sadece resim alanı değil video-art, fotoğraf, heykel gibi güncel sanat alanlarını da destekliyoruz. Özellikle genç sanatçıların performanslarını/üretilerini sergilemeleri konusunda teşvik edici olmak istiyoruz. Sergi yapmayı düşünürlerse malzeme desteği sağlıyoruz ve mekanımızı kendilerine bir üretim alanı olarak kullanmalarını istiyoruz. Birbirlerinden bihaber olan ama aynı zamanda birbirlerinden öğrenecekleri çok şey olan genç sanatçılar var. Aslında bir nevi birbirlerini görüp duymaları için aracı da olmak istiyoruz. Ne kadar düşünülürse ne kadar üretilirse ne kadar konuşulursa o kadar iyi işler çıkar. Biz de bir havuz oluşturmak ve sanatçılar gelsinler birbirlerini tanısınlar birbirlerine yeni bir bakış açısı kazandırmalarını istiyoruz. A4 Atölye onların özgür alanı olsun, sanat yolculuklarına biz de tanıklık edelim diyoruz. Bunlar bizim temennilerimiz. Bu temennilerle beraber bize başvuranların dosyalarını inceliyoruz, bakıyoruz. Uygun gördüklerimizi belirli bir programa göre sıralıyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34595" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/Ümmihan-Bulut-sergisinden2-640x773.jpg" alt="" width="640" height="773" /></p>
<p><strong>A4 atölye olarak hep genç sanatçılara destek vermek istediğinizden bahsettiniz…</strong></p>
<p>Seçerken aslında sanatçıları umutsuzluktan kurtaracak, görünürlüklerini arttıracak bir alan yaratmak istedik. Küresel krizlerin yaşandığı bu zamanda sanatçı olarak ayakta kalmak zaten yeterince zor. Bir dayanışma sinerjisi de olsun istedik açıkçası.</p>
<p><strong>Geleceğe dair hedefleriniz neler? Sanatseverler sizden ileri zamanlarda neler görecek?</strong></p>
<p>Biz bu topraklarda doğan, bu topraklardan beslenen tüm sanatçıları atölyemizde ağırlamak isteriz. İlk hedefimiz kendi sanatçılarımızı kendi halkımızla buluşturmak. Sonra uluslararası bir çalışma yürüterek oradaki sanatçıları buraya getirmek ve bölgedeki sanatçıları da yurtdışıyla buluşturmak. Diyarbakır’ı sanatın merkezi haline getirmek en büyük hedefimiz. A4 atölye Diyarbakır’a yeni bir soluk kazandıracaktır. Söylediğimiz sözü yine tekrar etmek isterim ki: ‘Kim ne yapıyorsa sanat için bu iyi bir şeydir! ’</p>
<p>Görseller:  Ümmihan Bulut Sergisinden</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/25/ridvan-kuday-a4-atolye-acik-sanat-alani-herkes-gelip-uretebilir/">Rıdvan Kuday: A4 Atölye Açık Sanat Alanı, Herkes Gelip Üretebilir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
