<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SALT arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/salt/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/salt/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 12 May 2020 12:04:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>SALT arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/salt/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Pandemi Günlerinde Kültür Sanat: Dönüşüm Üzerine Düşünme Zamanı </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/15/pandemi-gunlerinde-kultur-sanat-donusum-uzerine-dusunme-zamani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2020 08:15:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Meriç Öner]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Ece]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[SALT]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=52570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kültür sanat kurumları, Koronavirüs salgını sebebiyle alınan tedbirlerden etkilenen sektörler arasında yer aldı. Tiyatro, konser, sinema, müze, sergi gibi topluluk halinde katılımların olduğu kültür sanat etkinliklerinde ertelemelere, mekanlarda ise geçici olarak kapatmalara gidildi. Yıl içinde çok sayıda önemli festivale ve etkinliğe sahne olan İstanbul Kültür Sanat Vakfı ve sergi, araştırma, konferans, yayın gibi alanlarda faaliyet gösteren kültür kurumu SALT, pandemi günlerine yönelik aldıkları önlemleri ve pandemi sonrası kültür sanat dünyasına dair öngörülerini bizlerle paylaştı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/15/pandemi-gunlerinde-kultur-sanat-donusum-uzerine-dusunme-zamani/">Pandemi Günlerinde Kültür Sanat: Dönüşüm Üzerine Düşünme Zamanı </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İKSV Kültür Politikaları Çalışmaları Direktörü Özlem Ece, İKSV&#8217;nin salgının ilk anından itibaren harekete geçtiğini ve ivedilikle önlemlerini aldıklarını söylüyor. Ece; &#8220;Kültür ve sanat dünyasında özellikle “sürdürülebilirlik” konusunda yeni yaklaşımlar, politikalar ve dönüştürücü pratikler üzerinde düşünmenin de tam zamanı&#8221; diyor.</span></p>
<p><b>İKSV salgın sürecini kurum bünyesinde nasıl yönetti, hangi önlemleri aldı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-52574 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ozlem-ece-640x480.jpg" alt="Özlem Ece" width="330" height="248" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ozlem-ece-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ozlem-ece-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ozlem-ece.jpg 1200w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" />Koronavirüs salgınını başından beri yakından izledik, Dünya Sağlık Örgütü ve TC Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarını takip ettik. İKSV olarak toplum sağlığını tehlikeye atacak durumların önüne geçmek, salgının ilerleme riskine karşı tüm önlemleri hızlıca almak amacıyla öncelikle binamıza yurtdışından konuk kabul etmeme kararı aldık. Ardından 39. İstanbul Film Festivali’ni ileri bir tarihe erteledik. Daha sonra Salon İKSV ve İKSV Alt Kat’taki faaliyetleri 15 Nisan tarihine kadar durdurduk ve bilet satış ile Lale Kart üyelik operasyonlarımızı ay sonuna kadar yalnızca Biletix internet sitesi üzerinden yürütme kararı aldık. Çalışanlarımız için hızla uzaktan çalışma düzenine geçtik. Hâlâ gereken önlemleri almak üzere hem Türkiye’deki hem de dünyadaki gelişmeleri takip ediyoruz ve önümüzdeki dönem için planlanan faaliyetlerimizi bu doğrultuda değerlendirmeye devam ediyoruz. Biz gelişmelerin bu boyuta varacağını öngörerek tedbirlerimizi almış olduk, bu kararları almasaydık sanatçı ve izleyicilerin de mutlaka talebi olacaktı, şu anki durum doğru karar verdiğimizi gösteriyor. Sosyal medyada da erteleme kararlarımıza olumlu ve destekleyici yorumlar aldık.</span></p>
<p><b>Kültür saat ortamının içine düşmesi muhtemel maddi sorunları aşmanın yolları neler olacak? İKSV&#8217;nin bu konulara dair halihazırda çalışmaları başladı mı örneğin? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanlık tarihinin içinden geçtiği bu zor dönemde yaratıcı sektörlerin ve tüm bileşenlerinin hayatta kalabilmesi için dünyanın farklı coğrafyalarında açıklanan tedbirler, yaratıcılığa ve sanatın iyileştirici gücüne duyulan ihtiyacın giderek daha da artacağının sinyallerini veriyor. Ülkelerin kültür yönetimi modelleri uyarınca geliştirilen politikalar ve ekonomik imkanlar doğrultusundaki destek paketleri, bir yandan kültür-sanat sektörünün güç kaybetmeden devam etmesine yardımcı olurken diğer yandan evlere kapanılan bu dönemde insanlara şifa olacak yaratıcı programların farklı şekillerde devam etmesine aracılık ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İKSV’nin kültür politikaları çalışmaları kapsamında hem dünyadaki farklı destek ve dayanışma modellerini incelediğimiz hem de bu örneklerden yola çıkarak Türkiye’ye yönelik önerileri dile getirdiğimiz bir politika metni üzerinde çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde yayımlayacağımız bu araştırmayı yürütürken, çeşitli paydaşlarca ortaya konan destek mekanizmalarının birkaç ana başlıkta toplandığını gördük. Bunları kültür-sanat sektörü ve yaratıcı endüstrilere yönelik olarak oluşturulan krediler ve fonlar; bağımsız sanatçı, tasarımcı ve kültür çalışanlarına sağlanan kolaylıklar ve maddi destekler; sosyal mesafelenme döneminde yapılacak sanatsal üretimlere yönelik teşvikler ve kültür-sanat sektörü özelinde yürütülen bilgilendirme ve savunuculuk faaliyetleri olarak özetlemek mümkün.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de de oldukça kırılgan bir yapıya sahip olan sanat dünyasının geri dönülemez bir yara almadan faaliyetlerine devam edebilmesi için kamu, sivil toplum ve özel sektörün el ele vererek geliştireceği, kapsamlı ve uzun vadeli bir destek modelinin hızla hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Alana özgü ihtiyaçları gözeten, odaklı ve tüm disiplinleri kapsayıcı bir destek mekanizması oluşturulmasının, kültür-sanatın sağaltıcı, kapsayıcı ve dönüştürücü gücünü görünür kılmada ve geniş kitlelere ulaştırmada büyük bir etkisi olacaktır.</span></p>
<p><b>Tüm dünyayı evlere kapatan bu çaptaki bir salgın kültür sanat dünyasının geleceğini nasıl etkileyecektir sizce? Uluslararası işbirliklerinde azalmalar olur mu, dijital programlara bir yönelim gözlemlenir mi ileride? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">An itibarıyla gidişata dair gerçekçi bir tahmin yürütmek zor olmakla birlikte, bu süreçte dile getirilen çeşitli senaryolar arasından iyimser olanlarına odaklanarak plan yapmanın, gezegenimizin geleceği açısından elzem olduğuna inanıyorum. Bu bağlamda, kültür ve sanat dünyasında özellikle “sürdürülebilirlik” konusunda yeni yaklaşımlar, politikalar ve dönüştürücü pratikler üzerinde düşünmenin de tam zamanı. Bu yıl Doç. Dr. Hande Paker tarafından hazırlanan kültür politikaları raporumuz da kültür ve sanatın, sürdürülebilirlik ile farklı şekillerde nasıl ilişkilendiğini tartışmaya açacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan, hepimizin insanlığın bir parçası olarak birbirimizle bağlı olduğumuz gerçeğini daha çok hissettiğimiz sosyal mesafeli bu günlerde, uluslararası işbirliklerine de dijital ağlar ve platformlar aracılığıyla kurulacak yeni bağlara da her zamankinden daha çok ihtiyacımız olacağını düşünüyorum. En temel özelliklerinden biri insanları bir araya getirmek olan kültür-sanat alanı bu koşullar altında çok zor bir dönemden geçse de, yeni ve yaratıcı çözümlerle kendi geleceğini de şekillendirecektir çünkü sanat sağaltıcı bir etkiye sahiptir ve duygusal bir ihtiyacı karşılar; bu nedenle de vazgeçilmezdir. Karantinadaki İtalya’da insanların balkonlara çıkıp birlikte şarkılar söylemeleri de geçtiğimiz günlerde İKSV&#8217;nin Youtube kanalında yayımladığımız Leyla Gencer belgeselini yaklaşık 40 bin kişinin izlemesi de bu ihtiyacın bir sonucu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İKSV olarak programımızı, çalışmalarımızı ve stratejimizi gelişmelere göre şekillendiriyoruz ancak tabii ki dileğimiz bir an önce kamusal alanlara geri dönebilmek ve sağlıklı, neşeli, hareketli bir yaz ve sonbahar dönemi geçirmek.</span></p>
<p><b>&#8220;Niyet, Olağan Sayılana Geri Dönmek Olmamalı&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SALT Araştırma ve Programlar Direktörü Meriç Öner, SALT bünyesinde alınan önlemleri anlatırken genel olarak bir değişim gerektiğini vurguluyor: &#8220;Olağan dışı koşullar söz konusu, bu bir gerçek. Niyetin olağan sayılana geri dönmek olmamasını diliyorum. Bu anlamda öncelikler konusunda çok katı bir değişim gerekiyor. &#8220;</span></p>
<p><b>Koronavirüs salgını önlemlerinin en çok etkilediği alanlardan biri de kültür sanat oldu. SALT yaşadığımız olağanüstü günlerde neler yapıyor? </b></p>
<figure id="attachment_52572" aria-describedby="caption-attachment-52572" style="width: 430px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class=" wp-image-52572" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Meriç_Öner-640x427.jpg" alt="Meriç Öner" width="430" height="287" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Meriç_Öner-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Meriç_Öner-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Meriç_Öner.jpg 1280w" sizes="(max-width: 430px) 100vw, 430px" /><figcaption id="caption-attachment-52572" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Mustafa Hazneci</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">SALT’ın çalışmalarını sürdürdüğü iki yapı 14 Mart itibariyle geçici olarak kamunun erişimine kapandı. Mekân dâhilinde yapılma zorunluluğu olmayan bütün işler kısa sürede ekibimizin evlerine taşındı. Yapılarımız kütüphane gibi kamuya açık birimleriyle yoğun ve sürekli kullanımda olan yerler. Gündelik içeriklerimiz çok kişiyle bir araya gelmeyi sağlıyor, hatta özünde böyle bir karşılıklı ilişkiye dayanıyor. Koşullar keskin bir biçimde olumlu yönde değişene kadar alışkanlıklarımızı kenara bırakmak, işleyişimizde halk sağlığına sakınca arz eden ortamları oluşturmamak sorumluluğumuz.   </span></p>
<p><b>Pek çok sanat kurumu ve sanatçı online ve ücretsiz imkanlarla izleyicilerle buluşma yollarına yöneldi. Bu işin güzel yanı. Öte yandan tablonun çok sorunlu bir ekonomik yüzü var; sanat üreticileri ve mekanları için maddi krizin kapıda olduğunu görüyoruz. Bu süreçte SALT&#8217;ın yaşadığı sorunlar ve ürettiği çözümler neler oldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SALT’ın tüm içeriği her zaman ücretsiz olarak erişime açık. Sanat, tasarım, kent, toplum ve ekonomi alanlarındaki birikim, tipik olarak bir müzenin sakladığı ve kolladığı nesnelerden kurulu koleksiyonlara değil dijital kaynaklara dönüştürülerek paylaşılıyor. Bugünlerde dolaşıma giren içeriğin bir kısmı dokuz yıldır belli programlar kapsamındaki üretim kayıtlarından, diğer kısmı ise asli bir mesele olarak Türkiye’nin 19. yüzyıl ortalarından 20. yüzyıl sonlarına uzanan geçmişine dair arşivleri derlediğimiz SALT Araştırma’dan seçiliyor. Anlayacağınız, SALT’ın sanatçı ve mimarların yanı sıra çeşitli kişi ve kurumlardan bir araya getirdiği arşivler, zaten yerden bağımsız araştırma yapabilme imkânı üzerine kuruluydu. Bugünlerde kullanımda gözlediğimiz coğrafi yayılım ise sıradışı sayılacak ölçüde geniş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan mevcut koşullar, çevrimiçi ortamları kültür kurumlarının asıl mecrasına dönüştürdü. SALT’ta bir yanda birikmişleri incelemeye sunarken arka planda uzun vadeli çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yeni içerik geliştirilmesi konusunda bir takım hassasiyetlere dayanarak yol alıyoruz. Öncelikle altını çizmemiz gereken kültür kurumlarının gündelik akışında, çok çeşitli bilgi alanından gelen kişilerin, kurumların ve inisiyatiflerin katkısına gereksinim duyulduğu. Günümüz kısıtlarında çalışırken bu ekosistemi nasıl sürdüreceğiz? Yaptıklarımızı değerli kılan ve dönüştürenler ise kullanıcılarımız. Herkesin daha fazla zamanı olduğu varsayımı meşru ve makul değil. Ne kadar ilgiye talip olacağız, olmalıyız? Bu soruların başlangıcı teşkil ettiği tartışmaları hem SALT, hem de üyesi olduğumuz Avrupa müzeler konfederasyonu L’Internationale bünyesinde sürdürüyoruz. Olan bitene karşı reflekslerimiz test edildi. Önümüzde daha çok adım var. Hem sağduyulu kalmaya, hem tetikte olmaya ve birbirimizin gereksinimlerini gözeterek ilerlemeye meyilliyiz. Kuşkusuz hepimiz yöntemlerimizi yenileyeceğiz, ancak odağımız hangi yeni mecrada kendimizi sunacağımızdan çok üretenler ve kullananlarla nasıl yeniden ve anlamlı şekilde bir araya geleceğimize yönelik olursa yaptıklarımız faydalı bir hâl alacak. Ne tek, büyük ve eksiksiz bir çözüme; ne de anlamı olmayacak parçalı bir çoğaltmaya ihtiyacımız var. Ardışık ama bütüncül önerilerle bugünkü zafiyetlerin sebebi olan yöntemleri sökmek, parçaları değiştirmek, başka biçimlerde takmak; yeri geldiğinde yeniden bozmaktan yanayım. Böyle bir denemenin anlatımından önce uygulaması geliyor. Gerçekçi çözümlerden konuşmak için biraz vakte ihtiyaç var. Şu anda SALT’ta pratikte yapılanlar dikkatli ve titiz sunumlardır; hâlihazırdaki içerik ve düşünce kapasitemizi yansıtır. </span></p>
<p><b>Peki, genel olarak bakıldığında kültür sanat ortamının salgın sonrası yaşayacağı maddi sorunlar sizce nasıl aşılacak? Bu konuda devlet ve ilgili sivil toplum kuruluşları tarafından hangi adımlar atılmalı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sorular birbirine içkin birkaç kritik meseleyi hatırlamayı gerektiriyor. Öncelikle, bugünlerin neticesinde içine düşülecek maddi sorunlar yalnızca kültür ortamına özgü olmayacak. Ancak kültürün büyük bir lüks gibi algılandığı durumda çok yakıcı bir etki bırakacağı açık. Hiçbir parantez açmadan bu algıyı besleyenin kültürü sektörleştiren ve önceleri bir halkla ilişkiler, şimdilerde bir deneyim aracına dönüştüren eğilim ve buna kurumların dolaysız katkısı olduğunu söylemek şart. Temelde kurumların ne işe ve kimin işine yaradığının sorgulanması gerekiyor. Aynı şekilde hangi biçimlerde çalıştıkları ve buna göre maddi kaynaklarını hangi alışkanlıklarla bölüştürdükleri de incelenmeli. Kurumlara vurgudaki sebep, çok kişiyle ortaklaşan üretim ve paylaşım ortamındaki sorumluluklarımızda kendimize işaret etmek. Olağan dışı koşullar söz konusu, bu bir gerçek. Niyetin olağan sayılana geri dönmek olmamasını diliyorum. Bu anlamda öncelikler konusunda çok katı bir değişim gerekiyor. Geçici ile kalıcı olanı kurmak, tek seferde tüketim ile çoklu kullanıma aracılık etmek gibi seçenekler arasında durduğumuzun idrakine varmak lazım. Maddi sorunları aşmaktan ziyade, her türlü maddi kaynağı asıl üretimi yapanlar ve kullananlar arasındaki aracılığımızda yerli yerinde değerlendirmekten söz etmek ilk adım olabilir. Devlet ve sivil toplum kuruluşlarının da imkânlarını uzun vadeli bir görevin içinde oldukları bilinci ve sorumluluğuyla paylaşmalarını somut bir eylem olarak tavsiye edebilirim. Kültür dâhilindeki üretim çok çeşitli. İlkesel bir yaklaşımdan ilerisini konuşmak bu bakımdan zor. </span></p>
<p><b>Salgın sonrası kültür sanat ortamında nasıl bir manzara bekliyorsunuz? Sanat galerileri yoluna nasıl devam edecek? Dünya karantina günlerinden yeni sanatçı ve sanat izleyicisi eğilimleriyle çıkabilir mi? Ülkeler kendi içlerine kapanabilir ve uluslararası işbirliklerinde azalma gözlemlenir mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salgın sonrası için senaryolar, ihtimaller ve hatta hayaller çok çeşitli. Benim bir kehanet ekleme arzum yok. Bir yanda her öngörümüzün sürece göre yeniden değişebileceğini, diğer yanda doğallıkla neticenin çoklu olacağını düşünüyorum. Son sorunuza odaklanırsak, böyle eş zamanlı yaşanan sarsıcı ortak deneyimin ardından kültür düzleminde gerçek anlamda ulusal bir içe kapanma yaşanması bana mümkün gelmiyor. Ancak hareketliliğin zorunlu sınırlanması ile kurulu mekânsal alışkanlıklardaki değişikliklere kısıtlı fonların devletler veya kuruluşlar düzeyinde yerel ihtiyaçlara ayrılması olasılığı eklenince, eski temas biçimlerinin aynı şekilde sürdürülemeyeceği açık. Sanıyorum gösteriş, büyüme, rekabet ve benzeri “küresel” varsayılanlara hizmet etmeye takılı olmasaydık çoktan ve kendiliğinden böyle arayışlara yoğunlaşacaktık. Kendi adıma eskinin yerine bir benzerinde &#8211; adı dijital olsun &#8211; aynı işi yapma çabasındansa kültür etrafındakilerin nasıl yeni ilişkiler, geçmişten farklılaşan yapılar kuracak diye araştıranları takip edeceğim.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/15/pandemi-gunlerinde-kultur-sanat-donusum-uzerine-dusunme-zamani/">Pandemi Günlerinde Kültür Sanat: Dönüşüm Üzerine Düşünme Zamanı </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SALT Galata’da Bu son şansımız mı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/09/salt-galatada-son-sansimiz-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Nov 2017 09:51:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bonn İklim Değişikliği Konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[SALT]]></category>
		<category><![CDATA[salt galata]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19985</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim değişikliğine odaklı program 14 Kasım’da başlıyor. SALT’ın Kasım 2015’te Paris İklim Değişikliği Konferansı (COP21) paralelinde, iklim değişikliğinin etkileri karşısında müze ve kültür kurumlarının sorumluluklarını tartışmak üzere başlattığı Bu son şansımız mı? SALT Galata’da devam ediyor. 2017 Bonn İklim Değişikliği Konferansı’nı (COP23) takiben, Thank You for the Rain [Yağmur İçin Teşekkürler] (2017) belgesel filminin İstanbul’daki ilk gösterimiyle başlayacak olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/09/salt-galatada-son-sansimiz-mi/">SALT Galata’da Bu son şansımız mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İklim değişikliğine odaklı program 14 Kasım’da başlıyor.</strong></p>
<p>SALT’ın Kasım 2015’te Paris İklim Değişikliği Konferansı (<a href="http://www.cop21paris.org/about/cop21" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">COP21</a>) paralelinde, iklim değişikliğinin etkileri karşısında müze ve kültür kurumlarının sorumluluklarını tartışmak üzere başlattığı <a href="https://run.admost.com/adx/goto.ashx?pbk=430350-286603-44666" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><em>Bu son şansımız mı?</em></a> SALT Galata’da devam ediyor. 2017 Bonn İklim Değişikliği Konferansı’nı (<a href="http://newsroom.unfccc.int/cop-23-bonn/" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">COP23</a>) takiben, <em>Thank You for the Rain </em>[Yağmur İçin Teşekkürler] (2017) belgesel filminin İstanbul’daki ilk gösterimiyle başlayacak olan programda, iklim değişikliğiyle bağlantılı çevre sorunları ile çeşitli araştırma ve girişimleri inceleyen sekiz belgesel film yer alıyor.</p>
<p>Tüm filmler orijinal dilinde Türkçe ve İngilizce altyazılı olarak gösterilecektir.</p>
<p><em>SALT, Eylül 2015’te petrol, kömür veya gaz şirketlerinden destek kabul </em><em>etmeyeceğini duyurmuştur.</em></p>
<p><strong><a href="https://run.admost.com/adx/goto.ashx?pbk=430350-286603-44666" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">saltonline.org</a></strong></p>
<p align="center">
<div class="image-caption-wrapper mid-banner"><img decoding="async" class="mid-banner" src="http://t24.com.tr/files/20171109005406_thankyoufortherain_2017-1-jpg-780-5000-false.jpg" border="" /></p>
<div class="clear"></div>
<p><span class="caption"><em>Thank You for the Rain </em>[Yağmur için Teşekkürler] (2017) filminden bir kare ©Autlook Films</span></div>
<p><a href="http://saltonline.org/tr/1697" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><strong><em>Thank You for the Rain [Yağmur İçin Teşekkürler] (2017)</em></strong></a><br />
<strong>14 Kasım Salı, 19.00<br />
SALT Galata, Oditoryum</strong></p>
<p>Yönetmen: Julia Dahr<br />
87 dakika<br />
İngilizce; Türkçe altyazılı</p>
<p>Bir insan anormal hava şartlarının getirdiği yıkımla tek başına savaşabilir mi? Kenya’da çekim yaptığı sırada çiftçi Kisilu Musya ile tanışan yönetmen Julia Dahr’ın 2017 yapımı belgesel filmi <a href="https://vimeo.com/143747529" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><em>Thank You for the Rain</em></a> [Yağmur İçin Teşekkürler] Musya’nın sıradan bir aile üyesinden iklim değişikliğiyle mücadele eden bir lidere dönüşüm sürecine odaklanıyor. Genç çiftçinin sel, kuraklık ve fırtınalarla geçen dört yılın çevreye etkilerini kaydettiği video görüntülerini de içeren belgesel film, işsizlik ve yoksulluğa yol açan bu sürecin zorunlu yer değiştirmeyle ilişkisine dikkati çekiyor. İklim değişikliği bağlamında kentleşme, toplumsal cinsiyet ve asimilasyon konularını ele alan filmin İstanbul’daki ilk gösterimi SALT Galata’da gerçekleştirilecek.</p>
<div class="image-caption-wrapper mid-banner"><img decoding="async" class="mid-banner" src="http://t24.com.tr/files/20171109005353_lufer_2017-jpg-780-5000-false.jpg" border="" /></p>
<div class="clear"></div>
<p><span class="caption"><em>Lüfer &#8211; Boğazın Prensi </em>(2015) filminden bir kare ©Mert Gökalp</span></div>
<p><a href="http://saltonline.org/tr/1698" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><strong><em>Lüfer &#8211; Boğazın Prensi (2015)</em></strong></a><br />
<strong>15 Kasım, 19.00<br />
SALT Galata, Oditoryum</strong></p>
<p>Yönetmen: Mert Gökalp<br />
63 dakika<br />
Türkçe; İngilizce altyazılı</p>
<p>İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi’ndeki canlı çeşitliliği giderek yok oluyor.  Yönetmen Mert Gökalp’in 2015 yapımı belgesel filmi <em><u>Lüfer &#8211; Boğazın Prensi</u></em> , nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan, İstanbul’un sembollerinden lüfer balığına odaklanıyor. Gökalp, balıkçı, aktivist ve kentte yaşayan insanlarla yaptığı görüşmeleri de içeren belgesel filminde lüferin hikâyesini su altı çekimleri eşliğinde incelikle ele alıyor.</p>
<p>Gösterimin ardından yönetmen Gökalp ve film ekibinin katılımıyla bir söyleşi gerçekleştirilecektir.</p>
<div class="image-caption-wrapper mid-banner"><img decoding="async" class="mid-banner" src="http://t24.com.tr/files/20171109005338_lesliberterres_2015-jpg-780-5000-false.jpg" border="" /></p>
<div class="clear"></div>
<p><span class="caption"><em>Les Liberterres </em>[Özgürlük İçin Topraklar] (2015) filminden bir kare ©Koan Production</span></div>
<p><a href="http://saltonline.org/tr/1699" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><strong> <em>Les Liberterres </em>[Özgürlük İçin Topraklar] (2015)</strong></a><br />
<strong>17 Kasım, 19.00<br />
SALT Galata, Oditoryum</strong></p>
<p>Yönetmen: Jean-Christophe Lamy ve Paul-Jean Vranken<br />
82 dakika<br />
Fransızca, Almanca, İtalyanca, Flamanca; Türkçe ve İngilizce altyazılı</p>
<p>Dört çiftçinin tarımın ticarileşmesine karşı başlattığı isyanın canlı bir tasvirini sunan <a href="https://vimeo.com/67888608" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><em>Les Liberterres</em></a> [Özgürlük İçin Topraklar] (2015), mevcut tarım yöntemlerini reddeden bu güçlü ve etkileyici karakterlerin Avrupa’dan Afrika’ya uzanan hikâyesini anlatır. Açlık ve yetersiz beslenmeyi sadece bilimin sonlandırabileceğini savunan arşiv belgelerini eleştirel bir yaklaşımla değerlendiren belgesel film, dünyanın dört bir yanındaki çiftçilerin ortaklaştığı noktaya dikkati çekiyor: Toprağın dili.</p>
<div class="image-caption-wrapper mid-banner"><img decoding="async" class="mid-banner" src="http://t24.com.tr/files/20171109005328_wastemandala_2015-jpg-780-5000-false.jpg" border="" /></p>
<div class="clear"></div>
<p><span class="caption"><em>Waste Mandala </em>[Çöp Mandala] (2015) filminden bir kare ©Zenit Arti Audiovisive</span></div>
<p><a href="http://saltonline.org/tr/1700" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><strong><em>Waste Mandala [Çöp Mandala] (2015)</em></strong></a><br />
<strong>18 Kasım, 14.00<br />
SALT Galata, Oditoryum</strong></p>
<p>Yönetmen: Alessandro Bernard ve Paolo Ceretto<br />
52 dakika<br />
Nepali ve İngilizce; Türkçe ve İngilizce altyazılı</p>
<p>Nepal’deki hızlı tüketim alışkanlıkları ile kitle turizminin yol açtığı çevre kirliliği, ülkenin el değmemiş doğası ve tapınakları kadar dikkati çekmiyor. 2011’den bu yana Himalayalar ve kutsal alanlara bırakılmış çöpleri toplayan <a href="https://thegreensoldiers.wordpress.com/about/" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">Green Soldiers</a> [Yeşil Askerler] gönüllüleri, bu esnada toplumdaki duyarsızlığın yanı sıra, giderek yozlaşan kültürel kimlikleriyle yüzleşiyor. Tüm güçlüklere rağmen toplumda ahenk ve güzelliğin sembolü olacak bir iz bırakmaya kararlı olan grup, Katmandu’nun kutsal meydanlarından birinde çöpten bir Mandala inşa etmek üzere işe koyuluyor.</p>
<p>Alessandro Bernard ve Paolo Ceretto’nun 2015 yapımı belgesel filmi <a href="https://www.youtube.com/watch?v=lxzxlGN6HRM" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><em>Waste Mandala</em></a> [Çöp Mandala], Green Soldiers’ın Mandala’dan güç alarak değişimin başlangıcını müjdeleyecek bir sembol bulma gayretini anlatıyor.</p>
<div class="image-caption-wrapper mid-banner"><img decoding="async" class="mid-banner" src="http://t24.com.tr/files/20171109005316_chasingcoral_2017-jpg-780-5000-false.jpg" border="" /></p>
<div class="clear"></div>
<p><span class="caption"><em>Chasing Coral </em>[Mercan Peşinde] (2017) filminden bir kare ©Exposure Labs</span></div>
<p><a href="http://saltonline.org/tr/1701" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><strong><em>Chasing Coral [Mercan Peşinde] (2017)</em></strong></a><br />
<strong>18 Kasım, 15.30<br />
SALT Galata, Oditoryum</strong></p>
<p>Yönetmen: Jeff Orlowski<br />
89 dakika<br />
İngilizce; Türkçe altyazılı</p>
<p>Dalgıç, fotoğrafçı ve bilim insanlarından oluşan bir ekip, yok olma tehlikesi altında olan mercan resifleri üzerine bir araştırma yapmak üzere okyanusta bir maceraya atılır. Büyük umutlarla çıktıkları bu yolculukta teknik aksaklıklar ve doğa koşullarından kaynaklı bir dizi sorunla karşılaşırlar. Her şeye rağmen su altındaki trajik dönüşümü belgelemeye devam eden grup, irade ve bilgi birikimleri sayesinde olağanüstü ve etkileyici keşifler yapar. <a href="https://www.youtube.com/watch?v=b6fHA9R2cKI" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><em>Chasing Coral</em></a> [Mercan Peşinde] (2017), yolculuk sırasında elde edilen bulguları sunarken su altının gizemli dünyasını nefes kesen bir görsellikle aktarıyor.</p>
<div class="image-caption-wrapper mid-banner"><img decoding="async" class="mid-banner" src="http://t24.com.tr/files/20171109005300_theanthropologist_2015-jpg-780-5000-false.jpg" border="" /></p>
<div class="clear"></div>
<p><span class="caption"><em>The Anthropologist</em> [Antropologlar] (2015) filminden bir kare ©Ironbound Films</span></div>
<p><a href="http://saltonline.org/tr/1702" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><strong><em>The Anthropologist [Antropologlar] (2015)</em></strong></a><br />
<strong>18 Kasım, 17.30<br />
SALT Galata, Oditoryum</strong></p>
<p>Yönetmen: Seth Kramer, Daniel A. Miller ve Jeremy Newberger<br />
78 dakika<br />
İngilizce, Rusça, İspanyolca; Türkçe ve İngilizce altyazılı</p>
<p>İklim değişikliğinin yerli halkların gündelik yaşamına etkisi üzerine araştırmalar yapan antropolog Susie Crate ile kızı Katie, Güney Pasifik’ten Sibirya’ya uzanan beş yıllık bir yolculuğa çıkar. <a href="https://www.youtube.com/watch?v=BtAL-kkGwNg" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><em>The Anthropologist</em></a> [Antropologlar] (2015), ikilinin bu serüvenini küresel bağlamdaki değişimlerin izole kültürlere etkisini araştıran dünyaca ünlü antropolog Margaret Mead (1901-1978) ile kızının hikâyesiyle özdeşleştirir. Yönetmenler Seth Kramer, Daniel A. Miller ve Jeremy Newberger, anneler ile kızlarının yıllara meydan okuyan ilişkisi üzerinden iklim değişikliğine dair özgün bir hikâye sunuyor.</p>
<div class="image-caption-wrapper mid-banner"><img decoding="async" class="mid-banner" src="http://t24.com.tr/files/20171109005121_theewastetragedy_2014-jpg-780-5000-false.jpg" border="" /></p>
<div class="clear"></div>
<p><span class="caption"><em>The E-Waste Tragedy </em>[E-Atık Felaketi] (2014) filminden bir kare ©Media 3.14</span></div>
<p><a href="http://saltonline.org/tr/1703" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><strong><em>The E-Waste Tragedy [E-Atık Felaketi] (2014)</em></strong></a><br />
<strong>19 Kasım, 15.30<br />
SALT Galata, Oditoryum</strong></p>
<p>Yönetmen: Cosima Dannoritzer<br />
86 dakika<br />
İngilizce; Türkçe altyazılı</p>
<p>Milyonlarca ton ağırlığındaki elektronik atıkların akıbeti ne oluyor? Yönetmen Cosima Dannoritzer’in 2014 yapımı belgesel filmi <a href="https://www.youtube.com/watch?v=fGb6KXO5-sE" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><em>The E-Waste Tragedy</em></a> [E-Atık Felaketi], yüksek geri dönüşüm maliyetleri nedeniyle yasa dışı yollar kullanılarak dünyanın yoksul bölgelerine gönderilen atıkların izini sürüyor. Belgesel film izleyiciyi bu hukuk dışı dolaşımın izinde Afrika’dan Asya’ya, Avrupa’dan Kuzey Amerika’ya bir yolculuğa çıkarırken tüketicilerin rolünü de tartışmaya açıyor.</p>
<div class="image-caption-wrapper mid-banner"><img decoding="async" class="mid-banner" src="http://t24.com.tr/files/20171109005040_ifatreefalls_2011-jpg-780-5000-false.jpg" border="" /></p>
<div class="clear"></div>
<p><span class="caption"><em>If A Tree Falls: A Story of the Earth Liberation Front </em>[Eğer Bir Ağaç Devrilirse: Yeryüzü Özgürlük Cephesinin Hikayesi] (2011) filminden bir kare ©Bullfrog Films</span></div>
<p><a href="http://saltonline.org/tr/1704" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><strong><em>If A Tree Falls: A Story of the Earth Liberation Front [Eğer Bir Ağaç Devrilirse: Yeryüzü Özgürlük Cephesinin Hikâyesi] (2011)</em></strong></a><br />
<strong>19 Kasım, 17.30<br />
SALT Galata, Oditoryum</strong></p>
<p>Yönetmen: Marshall Curry<br />
85 dakika<br />
İngilizce; Türkçe altyazılı</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=QAGxy85R380" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><em>If A Tree Falls: A Story of the Earth Liberation Front</em></a> [Eğer Bir Ağaç Devrilirse: Yeryüzü Özgürlük Cephesinin Hikâyesi] (2011), 2000’lerin başında FBI tarafından “ABD’nin en önemli yerel terör tehdidi” olarak tanımlanan Earth Liberation Front’un (ELF) [Yeryüzü Özgürlük Cephesi] kuruluş ve dağılışının dikkat çekici hikâyesini anlatıyor. Çevreciler açısından çalkantılı bir dönem olan 1995-2001 yıllarına değinen belgesel film, 2005&#8217;te ELF’deki faaliyetleri nedeniyle tutuklanan, örgütün en önemli üyelerinden Daniel McGowan’ın dönüşüm ve radikalleşme sürecine odaklanıyor. Yönetmen Marshall Curry, arşiv belgeleri ve örgüt üyeleriyle yapılan görüşmeler eşliğinde çevrecilik ve aktivizm konularını değerlendirirken toplumdaki terörizm algısına dair bir sorgulama yapmayı mümkün kılıyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://t24.com.tr/haber/salt-galatada-bu-son-sansimiz-mi,485691" target="_blank" rel="noopener noreferrer">T24</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/09/salt-galatada-son-sansimiz-mi/">SALT Galata’da Bu son şansımız mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehrin Gıdası etkinliğine davetlisiniz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/29/sehrin-gidasi-etkinligine-davetlisiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2017 12:43:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Culinary Backstreets]]></category>
		<category><![CDATA[Dalia Mortada]]></category>
		<category><![CDATA[Evrensel Mutfak]]></category>
		<category><![CDATA[Kök Projekt]]></category>
		<category><![CDATA[mutfak kültürleri]]></category>
		<category><![CDATA[SALT]]></category>
		<category><![CDATA[Savoring Syria]]></category>
		<category><![CDATA[Şehrin Gıdası]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12877</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kök Projekt&#8216;in SALT iş birliğiyle başlattığı Şehrin Gıdası konuşma programı, İstanbul&#8217;un son 30 yılda aldığı iç ve dış göçlerin yemek ve mutfak kültürüne etkilerini irdeleyecek. Özellikle, Suriye&#8217;deki savaşı takiben İstanbul&#8217;da yerleşik hayata geçen göçmenlerin üretimlerine odaklanacak olan program, çeşitli mutfak kültürleri arasında diyalog inşasını amaçlıyor. Savoring Syria projesinin yürütücüsü Dalia Mortada&#8217;nın katılımıyla gerçekleştirilecek ilk konuşmada, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/29/sehrin-gidasi-etkinligine-davetlisiniz/">Şehrin Gıdası etkinliğine davetlisiniz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.projektkok.com/" target="_blank">Kök Projekt</a>&#8216;in SALT iş birliğiyle başlattığı Şehrin Gıdası konuşma programı, İstanbul&#8217;un son 30 yılda aldığı iç ve dış göçlerin yemek ve mutfak kültürüne etkilerini irdeleyecek. Özellikle, Suriye&#8217;deki savaşı takiben İstanbul&#8217;da yerleşik hayata geçen göçmenlerin üretimlerine odaklanacak olan program, çeşitli mutfak kültürleri arasında diyalog inşasını amaçlıyor.</p>
<p><a href="http://savoringsyria.com/" target="_blank">Savoring Syria </a>projesinin yürütücüsü Dalia Mortada&#8217;nın katılımıyla gerçekleştirilecek ilk konuşmada, İstanbul&#8217;daki Suriyeli toplulukların beraberinde getirdiği yemek kültürü ile şehrin dönüşen mutfak manzaraları ele alınacak.</p>
<p>Suriyeli-Amerikalı gazeteci yazar Mortada, 2011&#8217;den bu yana İstanbul&#8217;da yaşıyor ve<a href="http://culinarybackstreets.com/" target="_blank"> Culinary Backstreets</a> ekibinde yer alıyor. Mortada&#8217;nın son projesi Savoring Syria, evrensel mutfak ve sofra deneyimleri üzerinden, Suriye ve Suriyeliler hakkında hikâyeler anlatıyor.</p>
<p>Şehrin Gıdası konuşmaları herkesin katılımına açıktır.</p>
<p>Etkinlik 8 Nisan 2017, saat 15:00&#8217;da Salt Galata&#8217;da gerçekleştirilecektir.</p>
<p>Ayrıntılı bilgi için<a href="http://saltonline.org/tr/1604/sehrin-gidasi?home" target="_blank"> tıklayınız</a>.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/29/sehrin-gidasi-etkinligine-davetlisiniz/">Şehrin Gıdası etkinliğine davetlisiniz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
