<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Bakanlığı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/saglik-bakanligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/saglik-bakanligi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Nov 2018 11:29:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Sağlık Bakanlığı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/saglik-bakanligi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;2. Uluslararası Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumu&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/16/2-uluslararasi-uyusturucu-politikalari-ve-halk-sagligi-sempozyumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Nov 2018 11:29:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Sağlığı Sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32459</guid>

					<description><![CDATA[<p> 2. Uluslararası Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumu, Yeşilay tarafından Sağlık Bakanlığı'nın desteğiyle 26-27 Kasım 2018 tarihlerinde gerçekleştirilecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/16/2-uluslararasi-uyusturucu-politikalari-ve-halk-sagligi-sempozyumu/">&#8220;2. Uluslararası Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumu&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeşilay açıklamasına göre, WOW Istanbul Hotel &amp; Convention Centre&#8217;da yapılacak sempozyum, &#8220;Kanıta Dayalı Politikalar ve Yaklaşımlar&#8221;, &#8220;Bağımlılıkla İlgili İşgücünün Eğitimi&#8221; ve &#8220;Halk Sağlığı Uygulamaları&#8221; temalarıyla düzenlenecek.</p>
<p>Sempozyumun açılış konuşmasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın yapması bekleniyor.</p>
<p>Bilimsel olarak hazırlanan program, uyuşturucu verileriyle ilgili konuların yanı sıra kullanımın önlenmesi ve kullanıcıya müdahale edilmesi gibi geniş bir alanı kapsayacak.</p>
<p>Uyuşturucu politikaları ve halk sağlığı uygulamalarının kanıta dayalı olarak geliştirilmesine destek olma amacıyla ilgili fikirlerin ve uygulamaların paylaşılacağı sempozyum, sivil toplum ve akademik kurum temsilcileriyle karar vericilerin konuşmacı ve dinleyici olarak bir araya gelmesi açısından da önem taşıyor.</p>
<p><strong>Sempozyumda uyuşturucu politikaları ele alınacak</strong></p>
<p>Etkinliğin birinci gününde, uyuşturucu kullanımında küresel ve ulusal durumların tanımlanarak uyuşturucu sorununun boyutlarının ortaya konması hedefleniyor. Sonrasında ise uyuşturucu kullanımı verilerinin ve kanıt değerlerinin tartışılacağı oturumlarla uyuşturucuyla mücadelede farklı yaklaşımlara temel oluşturan kullanımın psikolojik, sosyolojik ve manevi boyutları ele alınacak.</p>
<p>Sempozyumun ikinci gününde ise sivil toplum kuruluşlarının uyuşturucuyla mücadeledeki rollerinin tartışılması ve uyuşturucu kullanımının farklı toplum kesimleri üzerinde etkisinin değerlendirilmesi planlanıyor. Uyuşturucu ile mücadelede iş gücünün eğitimi konusunda, bağımlılık danışmanlığı, ulusal mesleki yeterlilik örneği ve üniversitelerde bağımlılıkla ilgili eğitim merkezi kurulmasının neden gerekli olduğu tartışılırken, uyuşturucuyla mücadelede farklı yaklaşım ve girişimlerin iyileştirilmesi ayrı oturumlarda ele alınacak.</p>
<p>Program, medyanın madde kullanımıyla mücadeledeki rolünün konuşulacağı panelin ardından sona erecek.</p>
<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.haberturk.com/istanbul-haberleri/16912285-2-uluslararasi-uyusturucu-politikalari-ve-halk-sagligi-sempozyumu" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/16/2-uluslararasi-uyusturucu-politikalari-ve-halk-sagligi-sempozyumu/">&#8220;2. Uluslararası Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumu&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker Yemek mi Şeker Fabrikalarını Özelleştirmek mi Daha Zararlı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/11/seker-yemek-mi-seker-fabrikalarini-ozellestirmek-mi-daha-zararli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Mar 2018 10:14:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda ve Tarım Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[şeker fabrikaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25099</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sorunların ve çözümlerin bireysel kılınması ile kamusal duyarlılıklar üzerinde şekillenmiş kurumların tasfiye edilmesi birbirine yapışık işleyen bir süreç. Belki de obezite sorununun en önemli nedenini de burada aramak gerekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/11/seker-yemek-mi-seker-fabrikalarini-ozellestirmek-mi-daha-zararli/">Şeker Yemek mi Şeker Fabrikalarını Özelleştirmek mi Daha Zararlı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şeker yemenin sağlığa ne kadar zarar verdiği üzerine öyle çok şey yazıldı ve söylendi ki şekerin gıda güvencesi açısından önemini, şeker üretiminin gerekliliğini savunmak hakikaten çok zor.</p>
<p>Ülkemizde gıda ve beslenme ile ilgili meselelerin medyada ele alınış ya da sunuluş biçimi politik bir bağlam taşımadığı için şeker yemenin sağlığa olan zararları hakkında söylenenler konunun küçük bir kısmını oluşturuyor. Oysa dile getirilmeyen pek çok konu var.</p>
<p>Söylemek istediklerime çok güncel bir örnek üzerinden açıklık getirmeye çalışacağım. Yanıtını arayacağım basit soru şu: Şeker yemek mi şeker fabrikalarını özelleştirmek mi daha zararlı?</p>
<p>Şeker içeriği yüksek gıdaları çok tüketmek obezite ve diyabet sorununa yol açıyor. Özellikle çocukluk çağı obezitesi ve diyabeti çok ciddi bir sorun ülkemizde. Piyasada satılan ve çocukların severek yediği pek çok yiyecek ve içecek maddesi ilave şeker içeriyor. Gıdanın doğal bileşiminde yer almayan sonradan ilave edilen bu şeker gereksiz bir kalori alımına yol açıyor ve bu da zaman içinde obezite ve diyabet hastalığına zemin hazırlıyor.</p>
<p>Gerek sağlık kurumları ve gerekse konu ile ilgili uzmanların en çok söylediği şey bu tip ürünlerin az tüketilmesi gerektiği. Gıdaları satın alırken bireysel tercihlerimizi rasyonel kararlara göre oluşturmalı ve böyle ürünleri çok yememeliyiz; ya da hareketsiz bir hayat sürmemeli, ara sıra spor yaparak kilomuzu kontrol etmeliyiz. Obezite konusunda genel olarak söylenenler bunlar.</p>
<p>Obezite ya da diyabet gibi bir sağlık sorununa bireysel tercihlerimizin yol açtığını söylemek ülkede mevcut siyasal atmosferin ve hükümet politikalarının bu sorunların oluşumundaki payını görmezlikten gelmek sorunları çözmekten ziyade pekiştiren bir işlev görüyor.</p>
<p>Önümüzdeki Nisan ayında ülkemizde elde kalan son kamu kurumlarından biri olan Türkiye Şeker Fabrikaları kurumuna ait 15 şeker fabrikası özelleştirilecek. Çocukluk çağı obezitesi sorunu ile şeker fabrikalarının özelleştirilmesine yönelik hükümet politikaları arasında bir bağlantı kurulabilir mi? Her konuda olduğu gibi gıdalar ve beslenme ile ilgili konularda da çeşitli bakış açılarından yola çıkarak konuya bakmak ele aldığımız konu üzerine düşünme kapasitemizi genişletecektir.</p>
<p>Önce özelleştirmenin gerekçelerine bakalım.</p>
<p><strong>Şeker fabrikaları neden özelleştiriliyor?</strong></p>
<p>AKP iktidarının temsilcileri “şeker fabrikaları zarar ediyor ve milletin sırtına yük oluyor” gerekçesini öne sürüyor. Daha açık bir dille, pancardan şeker üretmenin şeker kamışından ya da nişastadan şeker üretmeye kıyasla daha pahalıya mal olduğu, fabrikaları işletmenin kamu zararına yol açtığı ve açığa çıkan zararın da milletin sırtına vergi olarak yüklendiği söyleniyor.</p>
<p>Bu kamu zararının hükümet yetkililerince nasıl ölçüldüğünü bilmiyoruz. Bir kamu zararı gerçekten var mı onu da bilmiyoruz. Kanaatimce yok. Hatta tam aksine özelleştirme uygulamalarının bizatihi kendisinin çok büyük kamu zararlarına neden olduğunu söylemek olanaklı. Bazı tespitler yaparak bunu gösterebilmeyi ve böylece şeker fabrikalarının neden özelleştirilmemesi gerektiğini de anlatabilmeyi umuyorum.</p>
<p><strong>Gerçek kamu zararları nerede aranmalı?</strong></p>
<p><strong>Mülksüzleştirme:</strong> Geçmişte yapılan özelleştirme uygulamaları özelleştirilen kurumların çoğunun zaman içinde kapandığını, yok olduğunu gösteriyor. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi demek bu fabrikaların kapanmasına giden yolun da açılmış olması anlamına gelir. Özelleştirme ile şeker fabrikalarının Cargill, Amylum gibi nişasta bazlı şeker (NBŞ) üreten dev gıda şirketlerine satılmaması için hiçbir neden yok. Bu uluslararası şirketler sadece nişasta bazlı şekerin üretim miktarını artırmak için bile bu fabrikaları satın alabilir. Nişasta bazlı şekerin pancar şekerine kıyasla yüzde12 oranında daha ucuz olması şu an bile ciddi bir avantaj doğuruyor bu firmalar lehine.</p>
<p><strong>İstihdam ve Gelir Kaybı: </strong>Pancar şekeri üretimi pancar tarımında, şeker sanayisinde ve gıda sektöründe yarattığı istihdam açısından milyonlarca insanın geçimine katkı sağlıyor. Şeker üretiminin ülke ekonomisine her yıl 500 milyon dolar tutarında bir katma değer sağladığı <a href="http://www.turkseker.gov.tr/hakkimizda.aspx" target="_blank" rel="noopener">belirtiliyor.</a> Bu kurumların tasfiyesi ile istihdam daralacak ve bu katma değer de azalacak ya da bütünüyle yok olacak.</p>
<p><strong>Dış Ticaret Açığı:</strong> Şeker kamışından şeker elde etmek için şeker kamışı ithalatı yapmak; nişasta bazlı şeker için ise ucuz olduğu için GDO’lu mısır ithalatı yapmak gerekecek. Bu ithalat kalemleri de döviz açığına yol açarak kamu zararı oluşturacaktır.</p>
<p><strong>Obezite Oranlarında Artış: </strong>Pancar şekeri üretiminin yerine nişasta bazlı şekerin geçmesiyle zaman içinde obezite görülme oranlarında ciddi bir artış olacaktır. Tek başına bu sorunun doğuracağı kamu zararı bile çok büyüktür. Yakından bakalım.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü günlük alınması önerilen şeker miktarını, bir kişinin günlük kalori ihtiyacının yüzde5’i ile sınırlıyor. Bu öneriye göre örneğin, günlük 2000 kalori alması gereken bir insanın yiyecek ve içeceklerle alacağı ilave şeker miktarının 100 kaloriyi aşmaması gerekiyor. 100 kalori 25 gram şekere ve 25 gram şeker de yaklaşık olarak 10 adet kesme şekere denk gelir. Piyasada satılan bir bardak limonatalı içecekte 18 adet, bir bardak kolada ise 14 adet kesme şekere denk şeker var ve piyasa şeker içeriği yüksek bu tip yüzlerce ürünle dolu. Özetle söylemek gerekirse şeker içeriği yüksek yiyecek ve içecekleri günde sadece bir kez tüketmekle bile dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği şeker alım limitini aşmak çok mümkün.</p>
<p>Besin içeriği zayıf bu tip ürünlerin üretiminde NBŞ ucuz olması ve gıda üretim prosesinde uygulanan teknolojik işlemleri kolaylaştırdığı için çok kullanılıyor.</p>
<p>İster pancar şekeri isterse nişasta bazlı şeker olsun fark etmez; şeker alım limiti aşıldığı sürece kilo alımı kaçınılmazdır. Ancak obezite konusunda nişasta bazlı şekere daha dikkatle bakmak gerekiyor.</p>
<p>Nişasta bazlı şekerin içeriğinde pancar şekerine kıyasla daha yüksek oranda fruktoz var. Fruktoz içeriği yüksek şekerlerin karaciğerde yağlanmaya ve insülin hormonu salınımında düzensizliklere yol açtığı ve bu durumun da kilo alımını kolaylaştırdığı çeşitli yayınlarda belirtiliyor. Nişasta bazlı şekerlerin çok kullanıldığı ürünlerin başında gelen alkolsüz içeceklerin özellikle çocukluk çağında gözlenen obezite ve diyabet sorununun en önemli etkeni olduğu dile getiriliyor. Bu ürünler çocuklar tarafından çok tüketiliyor çünkü.</p>
<p>Bu konuya devam etmeden ülkemizdeki obezite oranları hakkında da biraz bilgi vermek gerekiyor.</p>
<p>Ülkemizde genel nüfusta diyabet görülme sıklığı üzerine yapılan en kapsamlı çalışmalar TURDEP I ve TURDEP II çalışmaları. 1997-98 yılları arasında, 15 ilden 540 merkezde ve 20 yaş ve üzerinde 26.499 kişi ile “Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans Çalışması-I” (TURDEP-I Çalışması) yapılmıştı. Çalışma 12 yıl sonra, 2010 yılında aynı yöntem kullanılarak ve aynı yerlerde tekrarlanarak zaman içinde obezite ve diyabet açısından ne gibi değişim olduğu sorularına yanıt arandı.</p>
<p>TURDEP-II çalışmasının yapıldığı yıl olan 2010 yılında Türkiye’nin 20 yaş ve üzeri nüfusu 47 milyon 467 bin 350 olarak tespit edildi. Bu nüfus içinde diyabet hastalığına sahip kişi sayısının 6 milyon 503 bin 027 (nüfusun yüzde 13.7’si) olduğu ve <strong>1998 yılına kıyasla diyabetli kişi sayısının yüzde 90 oranında artış gösterdiği belirlendi</strong>.</p>
<p>Aynı çalışmada <strong>20 yaş ve üzeri nüfusta obezite görülme oranı yüzde 31.2</strong>(15 milyon 237 bin 19 kişi) olarak ve <strong>fazla kilolu nüfus ise yüzde 37.5 </strong>(17 milyon 88 bin 246 kişi) olarak belirlenmişti. Çalışmanın bir diğer önemli bulgusu ise 2010 yılında 1998 yılına kıyasla <strong>obezite oranının yüzde44 oranında artış göstermesi.</strong></p>
<p class="Default">2010 yılından günümüze uzanan süreçte bir iyileşme gerçekleşmediğini, tam aksine özellikle çocukluk çağı obezitesi ve diyabetinde sorunun giderek büyüdüğünü söyleyebiliriz. Sorunun büyümesinde en büyük pay işlenmiş gıda ürünlerine eklenen ilave şekerdir. Çocukların severek tükettiği işlenmiş gıda ürünlerinde en fazla kullanılan şeker ise nişasta bazlı şekerdir. NBŞ ülkemizde ilk kez 2001 yılında Cargill firması tarafından üretildi. O zamandan bu yana da kullanım miktarı sürekli artmaktadır.</p>
<p class="Default">Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ile beklenen gelir 3 milyar dolar civarında. Türkiye’de şu an 7 milyon civarındaki olduğu belirtilen diyabet hastasının tedavisi için her yıl Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın yüzde birine karşılık gelen 11,4 ile 12,9 milyar TL harcanmakta olduğu <a href="http://www.turkjem.org/uploads/pdf/18-2-0_39-43.pdf" target="_blank" rel="noopener">tahmin ediliyor</a>.</p>
<p class="Default">İnsanların tedavi hizmetlerinden yararlanmaları sosyal haklarıdır ve bu hakkın zayıflatılması kabul edilemez. Sağlık hizmetlerinden eşit yararlanma koşullarını sağlamak devletin kamusal sorumluluklarından biri. Ama çok daha önemli bir kamusal sorumluluk insanların hasta olmasının önüne geçmektir. Koruyucu ve önleyici tıp hizmetlerine öncelik vermek; gıda ve beslenme konularında oluşturulacak yasal mevzuatla kötü beslenmenin yol açacağı sağlık sorunlarına engel olabilmek bu konuda yapılacaklar bahsinde ilk anda aklıma gelenler.</p>
<p>Obezite sorununun kişisel tercihler, doğru gıda seçimleri yapamama, hangi gıdanın ne miktarda ya da ne sıklıkta tüketileceğini bilememe, aşırı tüketim ve hareketsizlik gibi faktörlerden kaynaklandığını söyleyen görüş epeyce yaygın.</p>
<p>Obezite meselesinin toplumsal değil bireysel bir sorun olduğunu dile getiren ve bizlere, “yanlış besleniyor, çok yiyor ve az hareket ettiğiniz için de obez oluyorsunuz” diye seslenen bir görüştür bu. Ülkemizdeki Sağlık Bakanlığı ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı gibi konu ile ilgili kamu otoritelerinin görüşüyle; uzmanların medyada sıklıkla dile getirdiği görüş bu.</p>
<p>Oysa hareketsizlik ya da aşırı abur cubur tüketme obezite sorununun nedeni değil obeziteye yol açan etkenler olarak görülmeli. Kamu sağlığını koruyucu çalışmaların yetersizliği ya da yokluğu; gıda üretim ve tüketim süreçlerini düzenleyen yasal mevzuattaki boşluklar; gıda üretim ve tüketim süreçlerinin piyasa çerçevesine hapsolması; sağlıklı beslenmenin bir sosyal hak olarak görülmemesi obezite sorununun gerçek nedenlerinden bazıları olarak görülebilir. Ve dile getirdiğimiz bütün bu konuların odak noktasında kamu yararından ne anlaşıldığı ve kamu yararını sağlamak için ne yapıldığı sorusu yatmaktadır.</p>
<p>Vereceğimiz yanıt kanımca daha kapsayıcı bir çerçeve sunan bir bakış açısını gerekli kılıyor.</p>
<p>Özelleştirme meselesine üretim-tüketim süreçlerinin karmaşıklığının azaltılması ya da belki daha uygun bir tabirle doğa ile kurduğumuz ilişkilerin basitleştirilmesi girişimi olarak bakılabileceğini düşünüyorum.</p>
<p>Karmaşıklık derken pancar ekimi, dikimi, toplanması, taşınması gibi tarımsal üretim süreçlerini; şeker fabrikalarında yıkama, parçalama, haşlama, kristallendirme, kurutma gibi pek çok işlem basamağının yer aldığı teknolojik prosesleri; şeker üretimi esnasında açığa çıkan melasın ve pancar küspesinin işlenmek üzere alkol, maya ve yem fabrikalarına gönderilmesini ve orada uygulanan teknolojik prosesleri;  atıkların arıtımını; elde edilen şekerin piyasaya arzı gibi sadece bir kısmını dile getirebildiğim ve tamamını betimlemenin olanaksız olduğu ilişkiler bütününü ya da ağını kastediyorum.</p>
<p>Bir toplumun yaşadığı coğrafya, iklim, bitki örtüsü, tarımsal üretim kapasitesi gibi çeşitli unsurlara bağlı olarak gıdalarla kurduğu ilişki ve gıda üretim teknikleri de çeşitlilik gösteriyor. Şeker pancarından şeker üretimi yapma süreci pancar bitkisinin ülkemiz coğrafyasında yetişmeye uygun bir bitki olması ile başlar. Başlangıç noktası hemen her zaman ekolojidir ve başlangıç noktasını belirlemek kolaydır. Ama şeker üretimi ile oluşan karmaşık ilişkiler ağını tasvir etmek ve pancarla başlayan hikâyenin nerede son bulduğunu belirlemekse mümkün değildir.</p>
<p>En az birkaç milyon insanın doğrudan içinde yer aldığı bir hikâye bu.</p>
<p>Ülkemizdeki şeker fabrikalarının tamamını kapatarak, tek bir fabrika ile ithal mısır kullanarak ve sadece birkaç yüz kişiyi istihdam ederek ihtiyaç duyulan şekerin tamamını nişasta bazlı şekerden elde etmek mümkün. Muazzam bir basitleştirme girişimi olurdu bu ve aslında içinde yol aldığımız özelleştirme süreci tam da böyle bir yıkıcı sonuca yol açacak.</p>
<p>Kamu kurumlarının özelleştirilmesi bir toplumun sahip olduğu ilişkiler ağını, üretim kapasitesini ve çeşitliliğini zayıflatıyor. Sorunların ve çözümlerin bireysel kılınması ile kamusal duyarlılıklar üzerinde şekillenmiş kurumların tasfiye edilmesi birbirine yapışık işleyen bir süreç. Belki de obezite sorununun en önemli nedenini de burada aramak gerekiyor.</p>
<p>Bu bakış açılarını dikkate alarak özelleştirilecek şeker fabrikalarının zamanla kapanacak olması ve böylece nişasta bazlı şeker üretimini ve tüketimini artırmanın önünde bir engel kalmaması durumu üzerinde tekrar düşünelim. Bunca yıl şeker yemenin ne kadar zararlı olduğu dile getirildi ama şimdi şeker üretiminde kendine yeterliliğimiz yitirmemize yol açacak özelleştirme sürecinin neden olacağı kayıplar ve zararlar üzerinde düşünmenin zamanıdır.</p>
<p>Özelleştirme bir mülksüzleştirme rejimidir ve reddedilmelidir.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://bianet.org/bianet/saglik/194880-seker-yemek-mi-seker-fabrikalarini-ozellestirmek-mi-daha-zararli">Bianet</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/11/seker-yemek-mi-seker-fabrikalarini-ozellestirmek-mi-daha-zararli/">Şeker Yemek mi Şeker Fabrikalarını Özelleştirmek mi Daha Zararlı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı yaşam için devletten 50 bin ücretsiz bisiklet</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/24/saglikli-yasam-icin-devletten-50-bin-ucretsiz-bisiklet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Nov 2017 10:39:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziksel Aktiviteyi Teşvik Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20316</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı bisiklet kullanımının teşvik edilmesi amacıyla &#8220;Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı&#8221;nın içeriğine uygun olarak “Fiziksel Aktiviteyi Teşvik Projesi 2015-2018” kapsamında, bisiklet dağıtımlarına devam edecek. Bu çerçevede Bakanlıkça, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının belirlediği standartlarda bisiklet yolu ve paylaşım sistemi yapan yerel yönetimler, eğitim kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarına bisiklet dağıtımı yapılıyor. 2015’te hayata geçirilen [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/24/saglikli-yasam-icin-devletten-50-bin-ucretsiz-bisiklet/">Sağlıklı yaşam için devletten 50 bin ücretsiz bisiklet</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı bisiklet kullanımının teşvik edilmesi amacıyla <strong>&#8220;Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı&#8221;</strong>nın içeriğine uygun olarak “<strong>Fiziksel Aktiviteyi Teşvik Projesi 2015-2018</strong>” kapsamında, bisiklet dağıtımlarına devam edecek.</p>
<p>Bu çerçevede Bakanlıkça, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının belirlediği standartlarda bisiklet yolu ve paylaşım sistemi yapan yerel yönetimler, eğitim kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarına bisiklet dağıtımı yapılıyor. 2015’te hayata geçirilen projeyle bugüne kadar 352 bin bisiklet dağıtımı yapan Sağlık Bakanlığı, 2018’de de 50 bin bisiklet hediye etmeyi hedefliyor.</p>
<p><strong>“4 bin 914 okul beslenme dostu okul seçildi”</strong></p>
<p>Bakanlık, “Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı”nı da yeni ihtiyaçları ve Dünya Sağlık Örgütü eylem planlarını dikkate alarak 2017-2021 dönemi olarak güncelledi.</p>
<p>Buna göre, çocuklara okullarda sağlıklı beslenme eğitimi verilerek sağlıksız gıdalardan korunmalarının sağlanmasına yönelik çalışmalar sürdürülecek. Tüm okullarda “Beslenme Dostu Okul Programı” devam ettirilecek.</p>
<p>Program kapsamında Ekim 2017 itibarıyla program kriterlerine uyan 4 bin 914 okula “Beslenme Dostu Okul Sertifikası” verildi.</p>
<p>Vatandaşların yoğun olduğu şehir meydanlarında, “Hareketli Yaşam Tarzının Teşviki”, “Sağlıklı Beslenme”, “Bağımlılıkla Mücadele” ve “Organ Bağışı” gibi konularda bilgilendirme ve sağlık okuryazarlığını artırma faaliyetlerine de devam edilecek. Bu kapsamda çalışmaların yapıldığı ve Türkiye genelinde hizmet veren 150 “Sağlıklı Yaşam Aracı” ile 5 milyon kişiye ulaşıldı.</p>
<p>Kaynak: <strong>NTV</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/24/saglikli-yasam-icin-devletten-50-bin-ucretsiz-bisiklet/">Sağlıklı yaşam için devletten 50 bin ücretsiz bisiklet</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum Örgütleri Bir Araştırma Laboratuvarı Kurabilir mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/02/sivil-toplum-orgutleri-bir-arastirma-laboratuvari-kurabilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 May 2017 09:19:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Bianet]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Şık]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gdo]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[gıda tarım ve hayvancılık bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Mutfaktaki Kimyacı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14109</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bülent Şık Bianet&#8217;te &#8220;Mutfaktaki Kimyacı&#8221; adlı köşesinde yazdığı yazısında sivil topluma bir öneride bulundu; &#8220;Önerim, gıda, tarım, ekoloji, çocuk sağlığı, tüketici ve çalışan haklarını savunan örgütlerin biraraya gelerek bir araştırma laboratuvarı kurması.&#8221; Gıdalar ve beslenme konusunu yüreklere korku salarak ele almaktan kaçınmaya çalışıyorum. İyi beslenme dediğimiz olgu “ne yemeli, ne yememeli?” sorusuna verilecek yanıtlarla çok [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/02/sivil-toplum-orgutleri-bir-arastirma-laboratuvari-kurabilir-mi/">Sivil Toplum Örgütleri Bir Araştırma Laboratuvarı Kurabilir mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Bülent Şık Bianet&#8217;te &#8220;Mutfaktaki Kimyacı&#8221; adlı köşesinde yazdığı yazısında sivil topluma bir öneride bulundu; &#8220;Önerim, gıda, tarım, ekoloji, çocuk sağlığı, tüketici ve çalışan haklarını savunan örgütlerin biraraya gelerek bir araştırma laboratuvarı kurması.&#8221;</h3>
<p>Gıdalar ve beslenme konusunu yüreklere korku salarak ele almaktan kaçınmaya çalışıyorum. İyi beslenme dediğimiz olgu “ne yemeli, ne yememeli?” sorusuna verilecek yanıtlarla çok az ilgili. Meseleyi hangi gıdaları yersek ya da yemezsek daha iyi besleniriz noktasından ele almak yetersiz bir bakış açısı olur.</p>
<figure id="attachment_12766" aria-describedby="caption-attachment-12766" style="width: 373px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-12766" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/bulent-sik.jpg" alt="" width="373" height="196" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/bulent-sik.jpg 848w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/bulent-sik-640x337.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/bulent-sik-610x321.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/bulent-sik-320x168.jpg 320w" sizes="(max-width: 373px) 100vw, 373px" /><figcaption id="caption-attachment-12766" class="wp-caption-text"><strong>Bülent Şık</strong></figcaption></figure>
<p>Böyle bir bakış açısı bütünüyle önemsiz değil; yaşa ve sağlık durumumuza bağlı olarak yemeniz ya da yememeniz gereken yiyecekler vardır örneğin. Ama iyi beslenme dediğimiz olgunun bireysel bilinç ve tercihlerle çok az ilgili olduğu da bir gerçektir.</p>
<p>İçinde olduğumuz politik sistem, nasıl bir toplumsal hayatın içinde yaşadığımız ve genel sağlığı ilgilendiren kamu politikalarının nasıl oluşturulduğu iyi beslenme açısından daha çok önem taşır. Örneğin şu meseleler üzerinde düşünelim: On beş yıl önce 3 milyon civarında olan küçük çiftçi sayısının günümüzde yaklaşık 2 milyona düşmesi; çocuk ve ergen nüfus içinde gözlenen obezite oranlarının yıldan yıla hızla artması; ucuz ama besin içeriği boş abur-cubur gıdaların her yanı sarması; toksik kimyasal kalıntılarının gıdalarda, sularda, doğal hayatta oluşturduğu problemin yıldan yıla büyümesi; işçi sağlığını izleme ve koruma anlamında dişe dokunur bir çalışma yapılmaması.</p>
<p>Bu meselelerin hiçbiri iyi beslenme ile doğrudan ilgili görünmüyor. İyi beslenmenin gelirle, bilinçli tüketiciler olmakla ilgili olduğu o kadar çok dile getirilmiş, öylesine doğallaştırılmış bir şey ki aksini düşünme konusunda epeyce dirençliyiz; ya da nereye bakmamız gerektiğini bilemiyoruz. Oysa iyi beslenme içine gömülü olduğumuz politik sistemin nasıl işlediğine çok bağlı.</p>
<p>Örneğin, tarımsal üretimde hangi gıdaların üretilmesinin teşvik edildiği, kimlere hangi desteklerin verildiği; gıdaların hangi tekniklerle üretildiği, sağlık üzerindeki olumsuz etkileri bilinmeyen kimyasal maddelerin kullanılmasına kimlerin ve hangi süreçlerle karar verdiği; kamu kurumlarının insan sağlığını koruma adına yapması gereken araştırma ve izleme çalışmalarını nasıl yaptığı, işçi sağlığının önemsenmediği bir gıda işletmesinde sağlıklı gıda üretmenin olanaklı olup olmadığı gibi çok uzun bir soru listesi oluşturmak mümkün. Sadece bazılarına örnek verdiğim bu sorulara yanıt aramak nasıl beslendiğimiz sorusuna daha çok ışık tutacaktır.</p>
<h4>Sosyal bir hak olarak beslenme</h4>
<p>Her şeyden önce iyi beslenme sosyal bir hak.</p>
<p>Kamu adına iş gören kurumlar örneğin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ya da yerelde belediyeler sağlıklı bir çevrede yaşama ve beslenme hakkını sağlamakla yükümlü kurumlar.</p>
<p>Bu sorumluluklarını yerine getirdikleri ise söylenemez. Yapılan çalışmaların kamusal erişime kapalı olması da apayrı bir başka sorun.</p>
<p>Birileri, akademi ya da kamu kurumları iyi besleniyor muyuz, sorusuna bizim adımıza çözümler getirmekte her zaman yetersiz kalacak. Bu sorunu çözmek için ne yapıyoruz ve ne yapabiliriz, sorularına da yanıtlar aramalı.</p>
<p>Bu yazıda sorunları teşhis etmeyi kolaylaştıracak, bilgi edinme sürecine bir fail olarak katılımımızı sağlayacak ve kamusal erişime kapalı bir alana kamusal çıkarları koruma gayesiyle girebilmemizi sağlayacak bir öneriyi dillendireceğim.</p>
<p>Önerim, gıda, tarım, ekoloji, çocuk sağlığı, tüketici ve çalışan haklarını savunan örgütlerin biraraya gelerek bir araştırma laboratuvarı kurması.</p>
<h4>Kimlerle birlikte ve neler yapılabilir?</h4>
<p>Ülkemizde gıda ve çevre sağlığı, tüketici hakları, işçi sağlığı ve çocuk sağlığı alanında faaliyet gösteren irili ufaklı pek çok örgüt var. Bu örgütlerin bir araya gelerek oluşturacakları bir bütçe ile bir kimyasal madde kalıntıları analiz laboratuvarı kurulabilir.</p>
<p>Kurulacak laboratuvar başta gıdalar olmak üzere, sularda, çeşitli tüketim ürünlerinde, doğal ortamlarda, çalışma ortamlarında ve ev ortamında çocuk ve yetişkin (sağlıklı bir çevrede yaşama ve beslenme hakkı açısından izleme yapabilmek), çalışan (işçi sağlığını tehdit eden toksik kimyasalları izleyebilmek), doğal hayattaki diğer canlılar (ekolojik kirlenmenin tespiti) açısından önem arz eden toksik kimyasalların analizlerini yapma yeterliliği temelinde iş yapmak üzere tasarlanabilir.</p>
<p>İşe toksik kimyasal kalıntıları analizleri ile başlamak farklı kesimlerin araştırma ihtiyacına yanıt verebilme açısından da bir avantaj içeriyor. Üstelik hem araştırma çerçevesi çok geniş ve hem de hakkında en çok bilgi edinme ihtiyacı duyduğumuz bir çalışma alanı. Ancak zaman içinde mikrobiyoloji, GDO, toprak, bitki vs. gibi alanlara da girmek ve analitik çalışma kapsamını genişletmek mümkün.</p>
<h4>Böyle bir bilgiye neden ihtiyaç var?</h4>
<p>Böyle bir laboratuvar ile bağımsız çalışmalar yapmak, yapılacak akademik araştırmalara analiz altyapısı desteği vermek, doğrudan bilgiye erişmek ve en önemlisi edinilen bilgiyi kamuya açık kılmak olanaklı.</p>
<p>Kamu kurumlarının yapması gereken bir işi biz neden yapalım ki, sorusu akla gelebilir ve o kurumları doğru düzgün çalışmaya zorlamak daha uygun bir strateji olarak görünebilir.</p>
<p>Bu stratejinin artık hiçbir işe yaramadığını düşünüyorum.</p>
<p>Kamu kurumları aracılığı ile yapılan işler mevcut sistemin işleyişine herhangi bir şekilde müdahale etme olanağı sağlayacak bilgileri üretmiyor. Dahası bu tip bilgilerin akademik ortamlardan çıkması da günden güne olanaksız bir hale geliyor. Dolayısıyla kamunun sağlıklı bir hayat ve iyi beslenme için politikalar oluşturmak üzere ihtiyaç duyulan bilgiyi kendi imkânları ile üretmeye çabalamasının önemli olduğunu düşünüyorum.</p>
<h4>Kurulum maliyeti</h4>
<p>En önemli bütçe kalemini analitik cihazlar oluşturuyor. İkinci el, hibe, analitik cihaz üreticisi firmaların bazı promosyonları ya da elden geçirerek satışa sundukları cihazlar dikkate alınarak bir cihaz parkı oluşturulursa cihazlara ayrılacak bütçe oldukça düşük olacaktır. Tahminim minimum 1, maksimum 3 milyon TL arasında bir bütçe gereksinimi olduğu.</p>
<p>Laboratuvarın kurulumu için 200-250 metrekare bir yer yeterli. Bu büyüklük başlangıç için işi çözer. Laboratuvarın nereye kurulacağı sorusuna şimdilik bir yanıtım yok. Laboratuvar mekanının iç donanımı, kimyasal ve sarf malzemesi giderleri çok değişken olmakla beraber minimum 500, maksimum 1.5 milyon TL arasında bir bütçe gerekiyor.</p>
<p>Bütçedeki minimum maksimum aralığında temel belirleyici yapılacak çalışmaların analitik kapsamının ne olacağı sorusuna verilecek yanıta bağlı. Analiz kapsamını ortaklaşa bir çalışma ile belirlemek gerekli. Zaman içinde kapsamı genişletmek de olanaklı şüphesiz. Laboratuvarın kurulum çalışmaları ile kurulum sonrası yapılacak araştırma çalışmalarının birlikte planlanması işleyişi kolaylaştırmak için bir gereklilik. Laboratuvarın faaliyete geçmesi ile eşzamanlı olarak araştırma çalışmalarındaki analizler de yapılmaya başlanabilir ve böylece araştırma bütçelerinden laboratuvar çalışmalarına pay aktarılmasını sağlanır.</p>
<p>Düşünülenin aksine bu işler büyük bütçeler gerektiren, yapılması zor işler değil. Ayakta tutmak zor ama çok ince hesaplanmış bir çalışma ile o da yapılabilir. İyi tasarlanmış ve akredite edilmiş bir laboratuvar gıda, tarım, işçi sağlığı gibi alanlarda zamanla ülkemizdeki en itibar edilen analitik kurum olabilir.</p>
<h6>Yazının orijinaline ulaşmak için <a href="http://m.bianet.org/bianet/saglik/186093-sivil-toplum-orgutleri-bir-arastirma-laboratuvari-kurabilir-mi" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/02/sivil-toplum-orgutleri-bir-arastirma-laboratuvari-kurabilir-mi/">Sivil Toplum Örgütleri Bir Araştırma Laboratuvarı Kurabilir mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bedava bisiklet dağıtmak yerine paylaşım sistemi kurun</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/27/bedava-bisiklet-dagitmak-yerine-paylasim-sistemi-kurun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Pinzuti]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Mar 2017 09:38:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet Yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletizm]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşım sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bakanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12773</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı 350 Milyon TL’yi boşuna harcamasın. Ülke ekonomisine katkı bedava bisiklet dağıtmakla değil, teknoloji destekli bisiklet paylaşım sistemlerinin yaygınlaşması ile gerçekleşebilir. *Bu yazı ilk olarak Birgün Gazetesi&#8216;nde yayınlanmıştır Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan “bedava bisiklet” projesi kapsamında 1 milyon bisiklet alımı için 350 Milyon TL bütçe ayrıldığı açıklanmıştı. Projenin amacının fiziksel aktivitenin artması olduğu söylenmişti. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/27/bedava-bisiklet-dagitmak-yerine-paylasim-sistemi-kurun/">Bedava bisiklet dağıtmak yerine paylaşım sistemi kurun</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Sağlık Bakanlığı 350 Milyon TL’yi boşuna harcamasın. Ülke ekonomisine katkı bedava bisiklet dağıtmakla değil, teknoloji destekli bisiklet paylaşım sistemlerinin yaygınlaşması ile gerçekleşebilir.</h3>
<h6><strong>*Bu yazı ilk olarak <a href="http://www.birgun.net/haber-detay/bedava-bisiklet-yerine-paylasim-sistemi-kurun-152721.html" target="_blank">Birgün Gazetesi</a>&#8216;nde yayınlanmıştır</strong></h6>
<p>Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan “bedava bisiklet” projesi kapsamında 1 milyon bisiklet alımı için 350 Milyon TL bütçe ayrıldığı açıklanmıştı. Projenin amacının fiziksel aktivitenin artması olduğu söylenmişti. Çünkü birçok hastalığın ana nedeninin fiziksel hareketsizlik olduğu tahmin ediliyor. 2010 yılında yapılan Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması sonuçlarına göre bireylerin yüzde 71,9’u düzenli fiziksel aktivite yapmıyor ve halkın üçte ikisinin kilo problemi olduğu görülüyor.</p>
<p>Son bir yıldır her hafta bir il veya ilçemizde “bedava bisiklet dağıtıldı” ve öğrencilere bedava dağıtılan bisikletlerin e-ticaret sitelerinde cüzi bir rakama satışa sunulduğu haberlerini görüyoruz. Sonuçta bisikletler ‘hediye’ edilmiş, isteyen istediğini yapabilir. Modern toplumun en önemli sağlık problemine bisikletin tek başına çözüm sunabileceğini düşünmüyorum. Fiziksel aktivitelerin desteklenmesini sürdürülebilir ulaşım seçenekleri ile birleştiren ülkelerin bu konuda neler yaptığına gelin birlikte bakalım. Bisiklet, sürdürülebilir ulaşım aracı olarak kabul gördükten sonra ülkelerin bisikletli ulaşım, bisiklet turizmi ve bisiklet paylaşım sistemlerine yatırımları hızla arttı. “İşe-okula bisikletle gidiyoruz” kampanyalarına destek olarak paylaşıma sunulan bisiklet sayısı arttırıldı. Bu kampanyalarla birlikte bisiklet kullanıcısının sayısındaki artış, üniversiteler tarafından araştırma konusu seçildi. Bisikletle işe giden bir kişinin, diğer iş arkadaşlarına göre daha az hasta olduğu ve rapor aldığı ortaya çıktı. İşe bedensel ve zihinsel olarak ‘uyanık’ gelen bisiklet kullanıcılarının iş arkadaşları üzerindeki olumlu etkisi ölçülebildi. İşe bisikletle gelenler, hafta sonları aileleri ile birlikte bisiklet gezilerini tercih etmeye başladı ve bisiklet turizminde patlama yaşandı.</p>
<p><img decoding="async" src="http://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2017/03/27/bedava-bisiklet-yerine-paylasim-sistemi-kurun-264482-1.jpg" alt="bedava-bisiklet-yerine-paylasim-sistemi-kurun-264482-1." /></p>
<h4><strong>Bisiklet paylaşımı</strong></h4>
<p>Bisiklet paylaşım sistemi konusunda Paris, New York, Barcelona, Londra ve Milano’nun başarılı olmasının nedeni sistemin ulaşım sistemi ağının bir parçası olarak konumlandırılmasıydı. Paylaşım sistemlerinde Milano’da 5 bin, Barcelona’da 6 bin, Londra’da 13 bin 600, Paris’te ise 18 bin bisiklet bulunuyor. Karşılaştırma yapabilmek için İstanbul’da 200, İzmir’de 500, Bursa’da 35, Çanakkale’de 35 bisiklet bulunduğu bilgisini de paylaşmak isterim. Bisiklet paylaşım sistemlerinin başarısız olmasının nedenleri olarak yetersiz istasyon ve bisiklet sayısı, yoğun saatlerde bisikletlerin transferinin yapılması konusundaki hizmet yetersizliği ve teknoloji altyapısının kullanıcı dostu olmaması öne çıkıyor.</p>
<p><img decoding="async" src="http://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2017/03/27/saglik-bakanligi-350-milyon-tl-yi-bosuna-harcamasin-bedava-bisiklet-yerine-paylasim-sistemi-kurun-264477-1.jpg" alt="saglik-bakanligi-350-milyon-tl-yi-bosuna-harcamasin-bedava-bisiklet-yerine-paylasim-sistemi-kurun-264477-1." /></p>
<h4><strong>Sistemin finansmanı</strong></h4>
<p>Bisiklet Paylaşımı, (Bike Sharing) 3 farklı şekilde finanse ediliyor. Altyapı ve hizmet masrafını belediye üstlenebilir ve kullanıcılarda kiralama ücreti alabilir, ünlü bir marka sisteme sponsor olabilir veya masraflar bisiklet kullanıcısına yüklenebilir. İzmir ve İstanbul’da, yakıtla değil kullanıcısının kas gücü ile giden bisikletlerin benzin zamlarından etkilenmesinin nedeni de tam olarak budur.</p>
<h4><strong>Oyunun kuralları değişiyor: Serbest dolaşım</strong></h4>
<p>Avrupa ülkelerinde araba paylaşımı (car sharing) sistemleri, belediyeden alınıp özel şirketlere verildikten sonra kullanım oranında bir patlama yaşadı. Kullanıcı odaklı yaklaşım sunan özel sektör, akıllı telefon uygulamaları ile kolay ve erişilebilir araçlar ile sistemi geliştirdi. Araba paylaşımı sisteminden araç bulmak, taksi çağırmak kadar kolay bir hal alınca, şehir merkezinde yaşayan insanlar otomobillerini satıp, bu paylaşım sistemlerine üye oldular.</p>
<p>Aynı şey şu anda bisiklet paylaşım sistemleri için yapılıyor. Almanya merkezli Next Bike, Çin merkezli Bluegogo ve Mobike “free floating” yani serbest dolaşım bisiklet teknolojisine yatırım yapan firmalar. İşbirliği yaptıkları belediyelere ek bir masraf çıkarmıyorlar. Binlerce bisiklet şehrin kilit noktalarına bırakılıyor, akıllı telefon uygulamasını indiren ve kiralama ücretini ödeyen herkes bisikleti kullanabiliyor ve işi bittiğinde istediği yere bırakabiliyor. Sistemin en cazip özelliği bisiklet istasyonlarına ihtiyaç duyulmaması. Fiziki altyapı maliyeti olmayan serbest dolaşım bisikletleri kullanıcılardan aldıkları kiralama ücretleri ile kendi kendini finanse edebiliyor.</p>
<p><img decoding="async" src="http://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2017/03/27/saglik-bakanligi-350-milyon-tl-yi-bosuna-harcamasin-bedava-bisiklet-yerine-paylasim-sistemi-kurun-264472-1.jpg" alt="saglik-bakanligi-350-milyon-tl-yi-bosuna-harcamasin-bedava-bisiklet-yerine-paylasim-sistemi-kurun-264472-1." /><br />
Kullanıcı için sistem çok basit. Akıllı telefondan kendine en yakın bisikleti buluyor, QR kod okutarak kilidi açıyor ve bisikleti kullanmaya başlıyor. Yolculuğu sona erdiğinde, istediği yere bisikleti bırakıp yine mobil uygulama ile bisikleti kilitliyor. Bluegogo Shenzhen’e 70 bin bisiklet yerleştirdi. Önümüzdeki aylarda Mobike, Singapur’a 100 bin, Next Bike ise Roma’ya on binlerce bisiklet yerleştirecek.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı güçlerini birleştirse ve 350 Milyon TL bütçeyi serbest dolaşım bisiklet teknolojisine ayırsaydı, bugün büyük şehirlerimizde ülkemizdeki fabrikalarda üretilen bisikletleri ve yine Türk mühendisler tarafından geliştirilen teknolojiyi kullanabilirdik.</p>
<p>Paylaşım ekonomisinin, kaynakları verimli kullanma konusundaki katkıları yadsınamaz. Bir şeyi kullanmak için ona sahip olmak zorunda değiliz. Otomobil ve bisiklet paylaşım sistemleri şehirlerin kısıtlı kamu alanı sorununa ve trafik sıkışıklığı problemine çözüm olacak gibi görünüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/27/bedava-bisiklet-dagitmak-yerine-paylasim-sistemi-kurun/">Bedava bisiklet dağıtmak yerine paylaşım sistemi kurun</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırmızı Şemsiye’den Sağlık Bakanlığı&#8217;na yönelik el kitabı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/24/kirmizi-semsiyeden-seks-isciligi-kitabi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2017 13:41:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bakanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği, Sağlık Bakanlığı&#8217;na yönelik seks işçiliği konulu bir el kitabı yayımladı. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu ile Hollanda Büyükelçiliği tarafından finanse edilen Türkiye&#8217;de Seks İşçilerinin Cinsel Sağlık Durumunun İyileştirilmesi Projesi kapsamında hazırlanan el kitabı, sağlık politika geliştiricileri ile sağlık hizmet sunucularına yönelik geliştirildi. Türkiye&#8217;de seks işçiliği ile ilişkili mevzuat [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/24/kirmizi-semsiyeden-seks-isciligi-kitabi/">Kırmızı Şemsiye’den Sağlık Bakanlığı&#8217;na yönelik el kitabı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="background: white;"><span style="font-size: 11.5pt; font-family: 'Segoe UI',sans-serif; color: #212121;">Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği, Sağlık Bakanlığı&#8217;na yönelik seks işçiliği konulu bir el kitabı yayımladı. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu ile Hollanda Büyükelçiliği tarafından finanse edilen Türkiye&#8217;de Seks İşçilerinin Cinsel Sağlık Durumunun İyileştirilmesi Projesi kapsamında hazırlanan el kitabı, sağlık politika geliştiricileri ile sağlık hizmet sunucularına yönelik geliştirildi.</span></p>
<p style="background: white;"><span style="font-size: 11.5pt; font-family: 'Segoe UI',sans-serif; color: #212121;">Türkiye&#8217;de seks işçiliği ile ilişkili mevzuat ve politikalar, seks işçilerinin cinsel sağlık ve üreme sağlığı durumu, sağlık hizmet yöneticileri ile sunucularının dikkat etmesi önerilen uygulama pratikleri ile öncelikli uygulama adımları bu el kitabının konularını oluşturmaktadır.</span></p>
<p style="background: white; font-variant-ligatures: normal; font-variant-caps: normal; orphans: 2; text-align: start; widows: 2; -webkit-text-stroke-width: 0px; word-spacing: 0px;"><span style="font-size: 11.5pt; font-family: 'Segoe UI',sans-serif; color: #212121;">Kırmızı Şemsiye tarafından Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere illerdeki halk sağlığı müdürlüklerine gönderilen yayınların basılı kopyalarına Kırmızı Şemsiye ofisinden ulaşabilirsiniz. </span></p>
<p style="background: white; font-variant-ligatures: normal; font-variant-caps: normal; orphans: 2; text-align: start; widows: 2; -webkit-text-stroke-width: 0px; word-spacing: 0px;"><span style="font-size: 11.5pt; font-family: 'Segoe UI',sans-serif; color: #212121;">Basılı örnekler için Ofis Koordinatörü Tolga Tuneli&#8217;ye erişebilirsiniz: <a href="http://mail.kirmizisemsiye.org/Mondo/lang/sys/Forms/MAI/msgbody.aspx?ID=F57A5E21B4514488B621A1FB988E7E86.MAI&amp;HasAttachments=0&amp;Folder=%2FInbox&amp;TS=1487938067679" target="_blank">tolga.tuneli@kirmizisemsiye.org</a>, </span></p>
<p style="background: white;"><span style="font-size: 11.5pt; font-family: 'Segoe UI',sans-serif; color: #212121;">Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği </span></p>
<p style="background: white;"><span style="font-size: 11.5pt; font-family: 'Segoe UI',sans-serif; color: #212121;">Adres:  Meşrutiyet Mah. | Konur 2 Sokak 44/8 | Posta Kodu : 06510 | Kızılay-Çankaya | Ankara</span></p>
<p style="background: white;"><span style="font-size: 11.5pt; font-family: 'Segoe UI',sans-serif; color: #212121;">Tel: +90 312 419 29 91 | Mobil: +90 543 651 5004</span></p>
<p style="background: white;"><span style="font-size: 11.5pt; font-family: 'Segoe UI',sans-serif; color: #212121;">Web: <a href="http://kirmizisemsiye.org/" target="_blank"><span style="color: #ff0000;"><b>kirmizisemsiye</b></span></a></span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/24/kirmizi-semsiyeden-seks-isciligi-kitabi/">Kırmızı Şemsiye’den Sağlık Bakanlığı&#8217;na yönelik el kitabı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
