<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Saadet Güner arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/saadet-guner/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/saadet-guner/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 22 Nov 2019 08:43:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Saadet Güner arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/saadet-guner/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Doğal Varlıklarımızı Ancak Toplumsal Bilinçle Koruyabiliriz” </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/dogal-varliklarimizi-ancak-toplumsal-bilincle-koruyabiliriz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Nov 2019 08:43:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Bienal]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[define]]></category>
		<category><![CDATA[Dipsiz Göl]]></category>
		<category><![CDATA[doğal sit alanı]]></category>
		<category><![CDATA[Korunması Gereken Taşınmaz Kültür ve Tabiat varlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[KUMID]]></category>
		<category><![CDATA[Saadet Güner]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde sona eren 16. İstanbul Bienali’nin ana konusu Antroposen Çağı, yani insanın doğada yarattığı tahribattı. Dipsiz Göl’ün başına gelenlerse mantık sınırını zorlayan ayrıntılarıyla tam bienallik bir iş gibi görünse de ne yazık ki gerçek. Gümüşhane’nin Güneyce Köyü’nde yer alan 12 bin yıllık doğa harikası Dipsiz Göl’ün define bulma amacıyla kazılıp yok edilmesi üzerine görüşlerini aldığımız KUMİD Yönetim Kurulu Başkanı Saadet Güner; “Gerek kültür gerekse tabiat varlıklarımızın korunması tek başına kanun ve yönetmeliklerle veya kişi ve kurumlarla değil toplumun tümüne mal olmuş bir koruma bilinciyle sağlanır” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/dogal-varliklarimizi-ancak-toplumsal-bilincle-koruyabiliriz/">“Doğal Varlıklarımızı Ancak Toplumsal Bilinçle Koruyabiliriz” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">12 bin yıllık Dipsiz Göl’ün define bulma amacıyla kazılıp tamamen yok edilmesiyle, defineciliğin doğaya verdiği zarar bir kez daha gündeme geldi. Göl, tüm yaşananlardan sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca Doğal Sit Alanı ilan edildi ve eski haline döndürülmesi için çalışmalar başlatıldı ancak bu ne kadar mümkün, zaman gösterecek. Dipsiz Göl’ün başına gelenleri, defineciliğin yasal prosedürünü ve insan eliyle doğaya verilen zararları Kültürel Mirasın Dostları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Saadet Güner ile görüştük. </span></p>
<p><b>Öncelikle KUMİD olarak bu konuya dair görüşlerinizi almak isteriz. Kulağa absürt bir hikaye gibi gelen bu olay, nasıl gerçek olabildi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-44826 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/saadet-G%C3%BCner-FOTO-2.jpg" alt="" width="326" height="217" />KUMİD olarak biz de son günlerde yaşanan yoğun gelişmeleri basından öğreniyoruz. Buna göre, Gümüşhane’ye bağlı olmakla birlikte ancak Arsin’e Bağlı Güneyce Köyü sakinlerinde yayla olarak kullanıldığı anlaşılan bir alanda yer alan Dipsiz Göl’de, define aranması amacıyla izinlerin alındığını, suyun boşaltılarak iş makinelerinde bir arama yapıldığı, aramalar sırasında doğal oluşumun tahrip edildiğini üzülerek öğrendik.  </span></p>
<p><b>Olayın gelişim süreci de hayli ilginç. 12 bin yıllık tarihi olan bir göl nasıl kazılabiliyor ve dahası kurutulup yok edilene dek kazılmasına ses çıkarılmıyor? Bu olaydaki temel eksiklikler ve hatalar neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerçekleşen olay, yasal başvuru ve kabul süreci dikkate alındığında kabul edilebilir görünmekle birlikte, define arama için gerek seçilen alanın yeterince araştırılmadığı, gerekse uygulanma biçimiyle yeterince değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim alanda bu tür bir çalışmaya engel olmasa bile, olaydan sonra ÇED raporuyla da gündeme geldiği gibi, daha geniş kapsamda değerlendirilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca verilen izinle, günümüz gelişmiş teknolojileri kullanılarak, doğal yapıya zarar vermeden ve onu koruyan yaklaşımları ön plana alan bir çalışma zorunlu tutulabilirdi. Birçok açıdan değerlendirilerek mevcut değerlerimize sahip çıkabilirdik. </span></p>
<p><b>Define arama prosedürü hakkında bizleri kısaca bilgilendirebilir misiniz? Kültürel ve tarihi varlık olarak korunmaya alınması gereken/alınan yerlerde define araması yapılabiliyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-44827 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/dipsiz-gol-1-640x360.jpg" alt="" width="364" height="205" />Define arama, kanun ve yönetmeliklere göre belirlenmiştir. Bu prosedür, 27 Ocak 1984 tarihinde 18294 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan <a href="http://teftis.kulturturizm.gov.tr/TR,14428/define-arama-yonetmeligi.html">Define Arama Yönetmeliği</a>’nde </span><span style="font-weight: 400;">yer almaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yönetmelikte “define aramak isteyenler, define arayacakları yerin bağlı olduğu mülki amire bir dilekçe ile müracaat ederler. Dilekçede arama maksadı açıkça belirtilir ve define aranacak yerin il, ilçe, bucak, köy, mahalle, sokak ve ev numarası bildirilir. Ayrıca bu yerin ekili, dikili, meskûn, gayrimeskun, tapulu ve tapusuz olup olmadığı ve kime ait olduğu açıklanır. Define aranacak sahanın yetkili teknik elemana çizdirilmiş, İl Bayındırlık Müdürlüğünce tasdikli, 1/500 ölçekli tasviye münhanili haritası veya krokisi, Krokisi çıkarılamayacak ev ve bunun gibi yerler için ise ada, parsel ve çap numarasını belirten vaziyet planı, uzaktan ve yakından olmak üzere çeşitli yönlerden çekilmiş net fotoğrafları ve define aranacak yer sahipli ise; gerçek kişilerden noterden tasdikli muvafakatname, tüzel kişilerden de yetkili organlarından alınacak muvafakat yazısı, eklenir” denmektedir.</span></p>
<p><strong>Define Aranacak Yer 100 m2&#8217;yi Geçemez</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başvuru ve izni ilgilendiren bu prosedür dışında define aranacak yerler için ise yine aynı yönetmeliğe göre; “define aranacak yerin 100 m</span><span style="font-weight: 400;">2</span><span style="font-weight: 400;">yi geçemeyeceği, yerin verilecek fotoğraflarla harita veya krokiler üzerinde işaretlenmesi gerektiği, ayrıca mülki amirin, define aranacak yerin 2863 sayılı Kanun&#8217;un 6. maddesinde belirtilen yerler ile tespit ve tescil edilen sit alanları ve mezarlıklar içinde olup olmadığını, define aranmasından sakınca bulunup, bulunmadığını, en yakın müze müdürlüğüne tespit ettirmesi gerektiği ve müze müdürlüğünce, müracaat uygun bulunduğu takdirde define arama ruhsatı verileceği; ruhsatın bir yıl süreli olacağı, define aramasının aralıksız en çok bir ay devam edeceği, hava muhalefeti veya tabii afetlerden dolayı bu süre içinde bitirilemezse bir defaya mahsus olmak üzere mülki amirce en çok bir ay daha uzatılabileceği ve define aramasının, define aranacak yere en yakın müzeden görevlendirilecek ihtisas elemanı başkanlığında, Maliye ve Gümrük ve İçişleri Bakanlıklarının mahalli birer temsilcisi gözetiminde yapılacağı” belirtilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yönetmelikte, define aranacak yer için sınırlama da getirilmiştir. Buna göre, 2863 sayılı “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 6. Maddesi’nde yer alan “Korunması Gereken Taşınmaz Kültür ve Tabiat varlıkları” kapsamında yer alan; “korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19’uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar, belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar, sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları, Milli Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluşunda tarihi olaylara sahne olan ve Mustafa Kemal Atatürk’ün kullandığı evler” ile yönetmelikte yer alan tespit ve tescil edilen sit alanları ve mezarlıklarda define aramayacağı hükümleri bulunmaktadır. </span></p>
<p><b>Dipsiz Göl’ün eski haline döndürülmesi mümkün mü? Bu noktada yöre halkının gölü istemediğine dair tepkileri de yayınlandı. Siz tüm bu konularda ne düşünüyorsunuz? Doğal varlıkları korumadaki zaafların yanında bu konuda bir bilinç eksikliğinden de söz etmek mümkün mü? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-44828 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/1556269187150000_1983828682-640x459.jpg" alt="" width="330" height="237" />Dipsiz Göl’de, basından öğrendiklerimize ve gördüklerimize göre bir tahribatın olduğu açık. Her ne kadar yapılan hatayı düzeltme yönünde bir gayret ortaya çıksa da, doğanın binlerce yılda oluşturduğu bir değerin eski hale getirilmesinin artık zor olduğunu düşünmekteyiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii ki bu tür bir müdahalede sorunun kaynağı sorgulandığında bireysel hatalar gündeme gelebileceği gibi, daha çok toplumun kültürel değerlerine sahip çıkma konusundaki zaafından kaynaklandığı açıkça görülmektedir. </span></p>
<p><b>KUMİD’in definecilik üzerine çalışmaları var mı? Bu konuda Türkiye nasıl bir yasal düzenlemeye ve yaptırıma sahip? Neler eksik, neler yapılmalı? Yakın tarihten yine define arama sonucu zarar görmüş eserlere örnek verebilmeniz mümkün mü? Böyle vakalar münferit mi yoksa Dipsiz Göl gibi gündem olmadıkça farkına varmıyor muyuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KUMİD bir sivil toplum kuruluşudur ve adından anlaşılacağı üzere kültürel değerlerimize sahip çıkmak ve alana katkı sağlamak için kurulmuştur. Bireysel olaylardan öte, farklı meslek insanlarının gönüllülük esasıyla bir araya gelmesiyle oluşan bu topluluk, kültürel mirasın korunmasında üzerine düşeni yapma gayretindedir. Bu doğrultuda bilimsel toplantılar, farklı akademik etkinlikler yanında bilim üretme ve bilimi yayma sorumluluğuyla alandaki boşlukların giderilmesine katkı sağlamaya uğraşmaktadır.</span></p>
<p><strong>Her Yıl Yüzün Üzerinde İzinli Define Kazısı Yapılıyor</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-44825 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/dipsiz-g%C3%B6l-1-640x359.jpg" alt="" width="346" height="194" />Yıllara göre verilen define kazı izinlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı sayfalarında görmek mümkündür. Ancak bunlar daha çok sorunlu olduğunda basına yansımaktadır. Kanun ve yönetmelikler, Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlıklarına zarar verilmesini engelleyecek düzenlemelere sahiptirler. Sorunun bunların ihlal edildiğinde başladığı anlaşılmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada her zaman geçerli olan yaklaşımı hatırlamak yerinde olur. Gerek kültür gerekse tabiat varlıklarımızın korunması tek başına kanun ve yönetmeliklerle veya kişi ve kurumlarla değil toplumun tümüne mal olmuş bir koruma bilinciyle sağlanır. Mevcut sorunların giderilmesi isteniyorsa, bu bilincin yaratılması ve yerleştirilmesinde, önce aileden başlayarak, eğitimin tüm aşamalarında biçimlenen genel bir kültür politikasının oluşturulmasına ve yaygınlaştırılmasına giden tüm aşamalardaki aksaklıklar sorgulanmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklarımızı anaokullarından itibaren kültürel ve tabiat varlıklarımızın sergilendiği alanlarla buluşturulması ve kültürel mirasımızın sergilendiği müzelerle tanıştırılmalarıyla başlayan, yaşadığı yer, doku, tarih ve tabiat değerlerini içselleştirilmesine vardıran yaklaşımlar, değerlerine sahip çıkan nesiller yetiştirmemize imkân sağlayacaktır. Tüm bu uğraşlar sonuçta, basında gördüğümüz ve çoğunlukla sonuçta üzüldüğümüz Dipsiz Göl’de gerçekleştirilen hataların zamanla kaybolmasına da imkân sağlayacaktır.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/dogal-varliklarimizi-ancak-toplumsal-bilincle-koruyabiliriz/">“Doğal Varlıklarımızı Ancak Toplumsal Bilinçle Koruyabiliriz” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Notre-Dame Yangını Sonrası: Türkiye’de Tarihi Yapılar Ne Kadar Güvende?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/22/notre-dame-yangini-sonrasi-turkiyede-tarihi-yapilar-ne-kadar-guvende/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2019 10:09:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEKÜL]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEKÜL Akademi]]></category>
		<category><![CDATA[KMKD]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel Mirası Koruma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel Mirasın Dostları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[KUMID]]></category>
		<category><![CDATA[Notre Dame Yangını]]></category>
		<category><![CDATA[Saadet Güner]]></category>
		<category><![CDATA[unesco]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37727</guid>

					<description><![CDATA[<p>Notre-Dame Katedrali’nde 16 Nisan günü yaşanan büyük yangın sonucu 850 yıllık dünya kültür mirası, çok büyük hasar gördü. Yapının restorasyonu sırasında yaşanan bu trajik olay, gözleri tarihi yapıların korunmasına çevirdi. İnsanlığın ortak mirası olan böylesi değerlerin kül olup gitmemesi için yapılması gerekenleri, konunun uzmanlarıyla konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/22/notre-dame-yangini-sonrasi-turkiyede-tarihi-yapilar-ne-kadar-guvende/">Notre-Dame Yangını Sonrası: Türkiye’de Tarihi Yapılar Ne Kadar Güvende?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de tarihi yapıların korunması için çalışan derneklerden olan  Kültürel Mirası Koruma Derneği, Kültürel Mirasın Dostları Derneği ve Tarihi Kentler Birliği ile, Notre-Dame Katedrali yangınından yola çıkarak Türkiye’deki tarihi yapıların başına da böyle bir facianın gelmemesi için neler yapılması gerektiğini konuştuk.</p>
<p>Kültürel Mirasın Dostları Derneği (KUMID) Yönetim Kurulu Başkanı Saadet Güner: “Fransa gibi kültürün başkenti olan bir ülkede büyük insani afet meydana gelmesi düşündürücü ve ders alınması gereken bir tecrübedir&#8221; diyerek &#8216;risk yönetiminin&#8217; önemine dikkat çekiyor.</p>
<p>Kültürel mirası tehdit eden başlıca risklerin doğal afetler, (deprem, sel, su baskını, tsunami, çığı, heyelan vb.) doğal riskler (böcekler, kuşlar, küf, nem, tuz vb.) insani afetler (savaş, iç savaş, terörizm, halk hareketleri, hatalı konservasyon teknikleri, yetersiz güvenlik tedbirleri, plansız yerleşimler, yatırımlar, ziyaretçiler-turizm baskısı, finansman yetersizliği, vasıfsız kişilerin istihdam edilmesi, kanunların yetersiz olması, uygulanmayan müdahaleler ve cezalar, kaçak kazılar ve kültür varlığı kaçakçılığı vb. olarak kategorize edilebileceğini belirten Güner, “Risk Yönetimi,  varlıkların, kuruluşların güvenliğini ve hedeflerini olumsuz etkileyecek olası “riskleri” diğer bir değişle olası tehlikeleri ve olayları, bunların varlıklar ve kuruluşlar üzerinde yaratacağı zarar ve kayıpları belirlemek, tanımlamak, kontrol etmek, ortadan kaldırmak veya azaltmak için yapılması gereken faaliyetlerin bütünüdür. Bu faaliyetler risk öncesinde planlanır ve risk öncesi, sırası ve sonrasında yürütülür. Bu nedenle taşınabilir-taşınmayan kültür varlıklarının olası risklere karşı mutlaka Risk Yönetimi Planı hazırlanıp uygulanmalıdır.&#8221; çağrısında bulundu. Güner, UNESCO Dünya Mirası Listesi&#8217;nde kayıtlı Notre Dame Katedrali&#8217;nin büyük bir yangında tahrip olmasının, insani afetlerin ve yetersiz risk yönetimin tipik bir örneği olarak gösterilebileceğini belirterek, Fransa gibi kültürün başkenti olan ve çok değerli kültürel mirasa ev sahipliği yapan bir ülkede böyle büyük insani afet meydana gelmesinin hem düşündürücü hem de ders alınması gereken bir tecrübe olduğunu vurguladı.  Uluslararası kabul görmüş yaklaşımlar çerçevesinde eldeki verilere, belgelere, envanterlere dayanılarak ve özgün mimarisine sadık kalınarak Notre Dame Paris Katedrali&#8217;nin yeniden restore edilebileceğini belirten Güner, &#8220;Tekrar altını çizmek isterim ki bu restorasyon ve yeni inşaat binanın özgün mimarisine uygun olmalı ve zamanında yapılan mimarinin önüne asla geçmemelidir. Bunun için afet öncesinde hazırlanacak Risk Yönetimi Planı çerçevesinde yapı mutlaka manuel (eski fotoğraflar, röleveler, yapılmış restorasyonlar, basılı yayınlar yazılı diğer belgeler vb.) veya dijital olarak (Lazer scanner taramalar, fotoğraflar, 3D görseller) ile ayrıntılı bir şekilde belgelenmeli ve binayı tehdit edecek olası riskler tespit belirlenmelidir. Fransa’da bu belgelerin var olduğuna ve titizlikle korunduğuna inanıyoruz. Tarihi miraslarımız mutlaka en ince detaylarıyla belgelenmelidir. Çünkü neye / nasıl bir şeye sahip olduğumuzu bilmeden riski yönetemeyiz ve olası afet sonrası binanın özgün mimarisine uygun olarak yeniden restorasyonunu ve/veya inşaatını yapamayız.&#8221; dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-37731 aligncenter" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/KUMID-UNESCO-El-Kitaplar%C4%B1-640x227.jpg" alt="" width="640" height="227" />Türkiye’de tarihi yapıların korunmasında yeterli önlemler alınmadığını ancak umut verici gelişmeler yaşandığını da belirten Güner, &#8221; Örneğin T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) iş birliği sayesinde Bakanlık personeli Kültürel Miras Risk Yönetimi kurslarına katılmaktadır. 25 Eylül -28 Eylül 2017 tarihleri arasında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İBB Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı desteği, İstanbul Tarihi Alanları Alan Başkanlığı, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi &#8211; Risklere Hazırlık Bilimsel Komitesi (ICOMOS-ICORP ) -Türkiye ve GEA Arama Kurtarma Grubu işbirliğiyle “Kültür Varlıklarına Yönelik Afet Risklerinin Yönetimi Eğitimi ve Tatbikatı” düzenlendi 15-16 Şubat 2019 tarihleri arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Efes Müze Müdürlüğü, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi, GEA Arama Kurtarma Ekibi ve ICOMOS-ICORP Türkiye katılımıyla Efes Antik Kenti Büyük Tiyatro&#8217;da &#8220;Tarihi yapılarda arama kurtarma ve ilk müdahale&#8221; konusunda bir deprem tatbikatı gerçekleştirildi.&#8221; dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_37729" aria-describedby="caption-attachment-37729" style="width: 242px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37729" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/KUMID-saadet-G%C3%BCner.jpg" alt="" width="242" height="161" /><figcaption id="caption-attachment-37729" class="wp-caption-text">Saadet Güner</figcaption></figure>
<p>Bunun dışında üniversitelerde Kültürel Miras Risk Yönetimi bölümlerinin açılması gerektiğini belirten Güner, &#8221; Her müzemizde, tarihi binamızda ve arkeolojik alanımızda olası riskler tespit edilerek mutlaka Kültürel Miras Risk Yönetimi Planları hazırlamalı ve bu planlar tatbikatlarla geliştirilmelidir. Bu tatbikatlarda itfaiye, AFAD, AKUT, GEA, UMKE gibi arama-kurtarma ekipleri ve kültürel miras çalışanları ve güvenlik personeli birlikte yer almalıdır. 2006 yılında İstanbul’da Sivil Toplum Kuruluşu olarak Kurulan Kültürel Mirasın Dostları Derneği (KUMID) “Kültürel Miras Risk Yönetimi” terminolojisini ilk kez kullanan STK’dır diyebiliriz. KUMID bu terminolojinin ve kavramın ülke genelinde farkındalığını arttırmak için bir çok proje yürüttü, yürütmeye devam edecek.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> &#8220;</strong><strong>Miras Yapılarımız Her Zaman Risk Altında”</strong></p>
<p>Kültürel Mirası Koruma Derneği temsilcileri de, kültürel miras alanında kazaların yaşanmaması için denetim mekanizmalarının önemine dikkat çekerek, &#8220;Kazaların önlenmesi bir noktaya kadar mümkün, zira bunların asıl olma sebebi insani hatalar ve bu hataların gerçekleşmesi de yetersiz denetimden ve mesela yangın önlem prosedürlerini önemsememekten geçiyor. Çoğu inşaat veya mimari koruma işinde, denetimi yapan kişi sayısı ve işçi sayısının oranı yetersiz oluyor. Bunun sonucunda, zamansızlıktan ve sorumlu olduğu iş paketleri ve işçilerin sayısının çokluğundan dolayı denetimcinin gözünden kaçabilecek ihmaller oluyor. Ancak, kazanın önlenemediği durumlarda, mesela denetimin tamamen iyi yapıldığında bile bazı sorunların gözden kaçma ihtimali mevcut. Bunun için yapılması gereken de ayrı bir iş var: olası felaket ihtimallerinin gözden geçirilmesi ve bunların farklı kurtarma senaryolarının da hazırlanmış olması, eserde çalışanların bu senaryolarda rollerini iyi bilmesi ve tatbikatlar yapması da gerekir.&#8221; değerlendirmesinde bulunuyor.</p>
<p>Notre Dame örneğinin önem verilse de miras yapılarının risk altında olabileceğini gösterdiğini belirten dernek temsilcileri, &#8220;Notre Dame, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan, oldukça göz önünde bir yapı. Bu yüzden de hak ettiği ilgi ve desteği görebiliyor. Ancak, âtıl durumda bırakılmış, yok olmaya yüz tutmuş öyle çok miras yapısı da var ki! Çoğu da geri döndürülemez hasarlar almış ve onarılmamış durumda. Biz Kültürel Mirası Koruma Derneği olarak, risk altındaki kültürel mirasımızı koruyabilme misyonu ile âtıl kalmış, yok olmaya yüz tutmuş yapıları hem ölçümleyerek hem de 360 derece kamera ve drone ile belgeleyerek kayıt altına alıyoruz. 360 derece kayıtların, uzmanlara yapıyı nerede olurlarsa olsun sürekli bir şekilde inceleyebilmelerine olanak vermesinin yanı sıra, videoya ses peyzajının da eşlik etmesi, bu kayıtları izleyen herkes için bir miktar “Genius Loci” yani yerin ruhunu da yaşama fırsatını veriyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="360° Heritage" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/fkUFzdza3Tc?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>“Koruma Mevzuatı ve Önlemler Yetersiz”</strong></p>
<p>Türkiye’de tarihi yapıların korunmasında yeterli önlemler alınmadığını vurgulayan temsilciler,  &#8221; Koruma mevzuatı olaya çok basit bakıyor, bu da denetimin çoğunu koruma kurullarının inisiyatifine bırakıyor. Halbuki kurulların üzerinde çok fazla sorumluluk var, şu anki sistemden ötürü ilgiye ihtiyaç duyan birçok tarihi yapının korunmasına yetişilemiyor. Örnekler üzerinden tartıştığımızda hep kötü örnekleri, yapılmaması gerekenleri tartışmak durumunda kalıyoruz. Ülkemizde tarihi yapıların korunmasının maalesef az sayıda iyi örneği var, hep yurtdışını temel almak zorunda kalıyoruz. Bunun nedenlerinden biri de projeyi yapan firmanın genellikle şantiyenin kontrolörlüğünü yapmıyor olması olabilir. Proje çizen mimar genellikle uygulamada çalışmıyor. Bu da doğru hazırlanan projelerin yanlış uygulanmasına yol açabiliyor. Diğer bir taraftan, korumaya şu an mimarlığın bir dalı olarak bakılıyor, genellikle mimarların sözü geçiyor. Bunun elbette haklı sebepleri var, ancak günümüz dünyasında artık birçok iş disiplinler arası olmaya başladı, her ne kadar Türkiye’de bu süreç çok yavaş ilerliyor. Bir örnek olarak koruma alanında şu an jeoloji ve kimya formasyonu olan insanlara çok ihtiyaç var, ama az sayıda proje böyle uzmanları etkili bir şekilde olaya dahil edebiliyor. Son olarak, meslekten olmayan birçok insan içinde yaşadıkları bina tescillenirse hiçbir değişiklik yapamayacağını düşünüyor, “tescillenirse evinize bir çivi bile çakamazsınız” gibi bir kanı oluşmuş, halbuki birçok yapı için bu doğru değil. Hem tarihi evde bir yaşayıp hem de modern bir tesisat sisteminiz vs. olabilir. Koruma tekniklerinin karşılığı ve genişliği herkesin aklında aynı yere tekabül etmiyor. Restorasyonun güçlendirmeden rekonstrüksiyona kadar müdahale çeşidi var. Şu anki yönetmelik müdahalelerde o kadar özgürlüğe izin vermiyor.&#8221; görüşünü savundu.</p>
<p><strong> </strong><strong>“İlk Savunma Hattını Oluşturmaya Çalışıyoruz”</strong></p>
<p>KMKD olarak aynı anda devam eden beş proje yürüttüklerini ve hepsinin mimari, taşınabilir ve somut olmayan kültürel mirası belgeleme çalışması olduğunu belirten temsilciler şunları kaydetti: &#8220;Belgelenmesi yapılmamış unsurların tescillenmesi, haklarında bilgi yayılması vs. çok zor oluyor, bu konuda biz ilk savunma hattını oluşturmaya çalışıyoruz. Bir projemizi ise tamamen kültürel mirası koruma konusunda kapasite geliştirilmesi üzerine kurguladık. Bu kapsamda, Mardin ve Antakya’da model, enerji verimli restorasyon projelerinin yapmakta, farklı meslek gruplarının (öğretmenler, tur rehberler, tarihi ev malikleri, yerel yönetimler, gazeteciler, marangozlar, taş ustaları) eğitmekte ve üniversite öğrencileri için yaz kampları düzenlemekteyiz. Örneğin tarihi ev maliklerinin birçoğu Kültür Bakanlığı tarafından esaslı onarımlar için hibe verdiğinin farkında değil, halbuki bu tarihi evlerin korunmasında çok önemli. Bütün bunların yanı sıra, zaman zaman risk altında bir yapıyla karşılaşan vatandaşlar ulaşıyor, biz de onlara çeşitli mercilere gereken başvuruların yapılması için yol göstermeye çalışıyoruz. Kültür mirası organizasyonları arasında sivil toplum örgütleri, bireyler ve kurumların arasında köprü görevi görüyor. Her projede birebir çalışmasak da aynı yönetmelikler kapsamında aynı amaca hizmete ediyoruz.&#8221;</p>
<figure id="attachment_37730" aria-describedby="caption-attachment-37730" style="width: 508px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37730" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/KMKD-Nusaybin_Mor_Yohanon_Tayoyo_Manast%C4%B1r%C4%B1-640x427.jpg" alt="" width="508" height="339" /><figcaption id="caption-attachment-37730" class="wp-caption-text">Nusaybin Mor Yohanon Tayoyo Manastırı &#8211; KMKD</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“Anıt Eser ve Müzelerde Risk Yönetimleri Acilen Tamamlanmalı”</strong></p>
<p>Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteri Sezer Cihan da ana hedefleri arasında, yerel yönetimleri mümkün olduğunca kültürel mirasın korunması alanında bilinçlendirmek geldiğini belirterek, &#8220;ÇEKÜL Akademi işbirliğinde 2009 yılından bu yana çeşitli koruma başlıkları altında eğitimler düzenliyoruz. Bu eğitimlerde müzelerde risk yönetimi gibi alt başlıklarımız da var. Brezilya Ulusal Müzesi ve Notre Dame Katedrali yangınları bize gösterdi ki, anıt eserler, müzeler gibi yapılarda risk yönetimleri acilen tamamlanmalıdır.&#8221; uyarısında bulundu. Cihan,  ÇEKÜL Akademi konuk eğitimcilerinden Doç. Dr. Nevra Ertürk’ün, Tarihi Kentler Birliği dergisi olan Yerel Kimlik’te yayımladığı <a href="https://www.cekulvakfi.org.tr/makale/muzelerde-risklere-hazirlik" target="_blank" rel="noopener">makalesinin </a> konuyu geniş bir perspektiften ele aldığını da belirtti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/22/notre-dame-yangini-sonrasi-turkiyede-tarihi-yapilar-ne-kadar-guvende/">Notre-Dame Yangını Sonrası: Türkiye’de Tarihi Yapılar Ne Kadar Güvende?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
