<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Roboski arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/roboski/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/roboski/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2020 09:58:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Roboski arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/roboski/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>AYM&#8217;den İfade Özgürlüğü Alanında Önemli Karar&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/23/aymden-ifade-ozgurlugu-alaninda-onemli-karar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 07:57:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Çerka Şoreşe]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Meki Katar]]></category>
		<category><![CDATA[Roboski]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, geçtiğimiz günlerde ifade özgürlüğü alanında önemli bir karara imza attı. Meki Katar’ın yaptığı bireysel başvuruya ilişkin kararda yer alan ifadeler, son yıllarda yargı eliyle önemli bir daralmaya maruz bırakılan ifade özgürlüğünün alanını bir nebze olsun uluslararası standartlara yaklaştırmaktadır. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/23/aymden-ifade-ozgurlugu-alaninda-onemli-karar/">AYM&#8217;den İfade Özgürlüğü Alanında Önemli Karar&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kararda, içinde kişileri şiddete başvurmaya yönlendiren ifadeler yer almayan ve terör suçlarının işlenmesi tehlikesine yol açmayan açıklamaların terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik etme olarak kabul edilemeyeceğinin altı çizilmiştir. </span></p>
<p><b>Ne Olmuştu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başvurucu Meki Katar 26.12.2013 tarihinde Malatya’da gerçekleştirilen Roboski anma eylemine katılmıştı. Eylem esnasında “Çerka Şoreşe” (Devrim Çarkı) isimli marşı söyleyen, ardından &#8220;Önderimiz Başkan Öcalan&#8221; şeklinde slogan atan başvurucu ‘terör örgütü propagandası yapmak’ gerekçesiyle cezalandırılmıştı. </span><span style="font-weight: 400;">İncelenen başvuruya (Genel Kurul, Başvuru No: 2015/4916, 03.10.2019) konu olayda başvurucunun cezalandırılmasına neden olan eylemler, kişinin PKK terör örgütünü övdüğü kabul edilen bir marşın söylemesi ve PKK&#8217;nın kurucusunu öven sloganları atmasıdır.</span></p>
<p><b>İfade Özgürlüğü Yönünden Önemi Nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kişiye ceza veren Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi, bahse konu marşın PKK terör örgütünün marşı olduğunun herkesçe bilindiğini ifade etmiş, ancak marşın şiddete teşvik edip etmediği yönünde yeterli bir değerlendirme yapmamıştır. Bu husus Anayasa Mahkemesi’nce öznel bir değerlendirme olduğu, ancak cezalandırma için nesnel bir değerlendirme yapılması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca aksi bir tutumla yapılacak öznel değerlendirmeler veya varsayımlarla kişilerin cezalandırılmasının ve düşünce açıklamalarına bu şekilde müdahale edilmesinin ifade özgürlüğünün ihlalini oluşturacağı vurgulanmıştır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Terör örgütü liderini öven söylemlerde bulunması kişinin başlı başına cezalandırılması için yeterli olmadığı hususu belirtilerek, söylemin yapılmasıyla şiddete teşvikin oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekliliği ifade edilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme yalnızca başvuruya konu eylemde yapılan basın açıklaması, atılan sloganlar ve okunan marşı tek başına değerlendirmemiştir. Olayı bir bütün olarak ele alarak, yetkililerin iki yıl önce meydana gelen ve çok sayıda kişinin ölümüne neden olan olaya ilişkin etkili soruşturma yapılmaması, yaşam hakkının ihlal edilmesi gibi konular amacıyla toplanıldığına işaret etmiştir. Bu nedenle eylemin, başvurucunun da aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin devlet politikalarından veya devletin politik uygulamalarından memnuniyetsizliklerinin dile getirilmesinin aracı olarak kullanıldığı değerlendirmesini yapmıştır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başvuruya konu gösteri ve toplantıya ilişkin görüntülerde İnönü Üniversitesi kampüsü içinde gerçekleştirilen toplantı boyunca herhangi bir şiddet olayının yaşanmadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca toplantının barışçıl olmadığını veya gösteriye katılan kişilerin toplantıdan sonra şiddet içeren eylemlerde bulunduklarını gösteren herhangi bir delil bulunduğu da ileri sürülmemiştir. Bu nedenle mahkeme, ilk derece mahkemesinin konuşmanın yapıldığı kapsamı ve göstericilerin davranışlarını dikkate almadığı kanaatine ulaşmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kararda AİHM kararlarına ve Yargıtay değerlendirmelerine sıkça atıflar yapılarak, toplantı sırasında gerçekleşen eylemlerde ifade özgürlüğünün çerçevesi çizilmeye gayret edilmiştir. Somut olayla da bu örneklenmiştir:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bir bütün olarak ele alındığında toplantıda söylenen marşın ve atılan sloganın toplantıya katılanların taraftarı olduğu ideolojiye manevi destek verdiği ileri sürülse bile marş ve sloganın şiddeti, silahlı direnişi veya ayaklanmayı teşvik ettiği gösterilebilmiş değildir. Bundan başka bahse konu marş ve sloganın şiddeti yaymasının muhtemel olduğunu ve bunun hızla yayıldığını doğrulayan ve potansiyel olarak tehlikeli bir etkiye sahip olduğunu gösteren bir delil de gösterilebilmiş değildir. Söz konusu marş ve slogan, kişilere yönelik derin ve akıl dışı bir nefret aşılamak suretiyle şiddeti teşvik edecek nitelikte de bulunmamıştır.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak, kararın ifade özgürlüğü-terör propagandası ayrımı noktasında kapsamlı bir inceleme yapma gayretinin olduğunu, emsal nitelikte ve olumlu anlamda çarpıcı bir karar olduğunu vurgulamak yerinde olacaktır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/23/aymden-ifade-ozgurlugu-alaninda-onemli-karar/">AYM&#8217;den İfade Özgürlüğü Alanında Önemli Karar&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Roboskî’nin Yedinci Yılı: “Başladığımız Noktanın Gerisindeyiz!”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/28/roboskinin-yedinci-yili-basladigimiz-noktanin-gerisindeyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Dec 2018 11:24:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Amidart Kültür Sanat Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ferhat Encü]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis Uludere Alt Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Roboski]]></category>
		<category><![CDATA[Roboskî Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Roboski Katliamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün Roboskî Katliamı’nın yedinci yıldönümü. Bugün 7 yıl öncesine göre başlangıcın bile gerisinde olduklarını vurgulayan Veli Encu, aileler adına şunu söylüyor: Bugün Roboskî davasını canlandırmak bir ölüyü canlandırmak kadar zor artık ama biz pes etmeyecek, o ölüyü diriltecek, Roboskî’nin fail ve sorumlularını adalet önüne çıkarmak üzere her şeye sıfırdan başlayacağız.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/28/roboskinin-yedinci-yili-basladigimiz-noktanin-gerisindeyiz/">Roboskî’nin Yedinci Yılı: “Başladığımız Noktanın Gerisindeyiz!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">28 Aralık 2011’de TSK’ya ait F-16 uçakları, sınır ticaretine giden köylüleri bombardımana tuttu. 17’si 18 yaşın altında olan 34 kişi yaşamını yitirdi. Hak temelli örgütlerin “Roboskî Katliamı” ismiyle gündemleştirdikleri olayın üzerinden 7 yıl geçti. Geçen 7 yılda Roboskî dosyası sivil ve askeri mahkeme arasında gidip gelerek Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından da “ilgili avukatın eksik evrakı zamanında tamamlamadığı” gerekçesiyle Şubat 2016’da reddedildi. AİHM’e götürülen dava, orada da AYM’deki “özensizlik” gerekçesiyle kabul edilemez bulundu. Çünkü AİHM içtihadı, başvurucunun (avukatın) özensizliği sebebiyle reddedilmiş dosyaların iç hukuk yolunu tüketmiş olduğunu kabul etmiyor. Bu süreçte katliamda kardeşi ve akrabalarını kaybeden ve Şırnak Milletvekili seçilen Ferhat Encu tutuklandı ve Roboskîlilerin adalet mücadelesini kurumsallaştırmak üzere kurdukları Roboskî Derneği KHK ile kapatıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Roboskî Katliamı’nın yedinci yıldönümü Diyarbakır ve bölge şehirlerinde çeşitli etkinliklerle anılıyor. Birçok ilde yapılacak basın açıklamalarının yanında Roboskî’de bir anma gerçekleştirilecek. Bunun yanında İHD Diyarbakır Şubesi Roboskî Katliamı’nı anlatan Bîra Mi’Têtın (Hatırlıyorum) belgeselinin gösterimini yapacak. Amidart Kültür Sanat Topluluğu da Mimarlar Odası ve Hak İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği’nin desteğiyle Bîra Mi’Tetin filminin gösteriminin ardından “Roboskî: Hafıza ve Adalet” başlıklı bir panel düzenliyor. Panelin katılımcıları Hak İnisiyatifi Diyarbakır Temsilcisi Reha Ruhavioğlu, Diyarbakır Eski Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, Gazeteci-Yazar Özgür Amed ve filmin yardımcı yönetmeni Azad Doğru.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıldönümü öncesi görüştüğümüz, katliamda kardeşi ile akrabalarını kaybeden ve ailelerin sözcülüğünü yapan Veli Encu, anmanın olacağı günün öncesinde askerlerin mezarlığı kuşatarak etrafına çadırlar kurduğunu, mezarlığa giden yola da TOMA’ların yerleştirildiğini söyledi. Anma ile ilgili bir engelleme kararının bulunmadığını ancak bu askeri hareketliliğin bir tedirginlik yaratmak üzere yapıldığını aktaran Encu, “devletin katledilenleri anmaktan bile rahatsız olduğunu” vurguladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katliamın yedinci yıldönümünde aileler, siyasetçiler, sivil toplum temsilcileri mezarlığı ziyaret ederek bir anma gerçekleştirdiler. Anmaya cezaevinden bir mektup gönderen tutuklu milletvekili Ferhat Encu, “hukuk yolu ile üzeri örtülen Roboskî hakikatini gün yüzüne çıkarmak için bütün hak savunucularını ve hukukçuları Roboskî ile dayanışmaya çağırıyorum” dedi. Aileler adına hazırlanan basın açıklamasını okuyan Veli Encu, “O güne kadar ne yapıyorsak o gün de onu yapıyorduk ve önünden geçtiğimiz karakol dahil bütün devlet ne yaptığımızı biliyordu. Biz, ekmeğimizi sınır ticaretinden kazanıyorduk ve sınırımıza çekilen teli meşru görmüyor, akrabalarımızla alışverişimizi sürdürüyorduk. Ama o gece başımıza bir felaket yağdırdılar. Askerler önce sınıra gidenlerin yollarını kestiler, yakınlarımız bombalandıktan sonra da ambulansların geçmesine izin vermediler. Ölenlerimiz öldü, yaralılarımızı da bu yüzen kurtaramadık!” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam iki bin beş yüz elli yedi gün adaleti kovaladıklarını söyleyen Encu, sözlerini “adalet dedikçe hakarete uğradık, adalet dedikçe evlerimize baskınlar yapıldı, adalet dedikçe göz altına alındık, adalet dedikçe tutuklandık.” şeklinde sürdürdü. Encu’nun aileler adına okuduğu açıklamadan bölümler şöyle:</span></p>
<p><b>‘Roboskî, bütün detayları devletin kayıtlarında olan bir katliamdır.’</b></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33786" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/roboskiii-640x425.jpeg" alt="" width="640" height="425" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/roboskiii-640x425.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/roboskiii-350x231.jpeg 350w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/roboskiii.jpeg 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“28 Aralık 2011’de hangi saatte kim ne yapmış, akrabalarımızın sivil olduğunu kim kime bildirmiş, ölüm fermanlarını kim imzalamış, kim kimi aramış, kim kime ne emir vermiş, hangi pilot hangi uçağı kullanmış, hangisi hangimize bomba yağdırmış hepsi bellidir. Bu yüzden Roboskî, bütün detayları devletin kayıtlarında olan bir katliamdır. Ancak en tepedekilerin “Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybolmayacak!” diye verdikleri şeref sözüne rağmen, bütün detayları bilinen bu katliam karanlığa mahkum edilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dosyamız önce bir buçuk yıl sivil yargıda beklemiş, ardından askeri yargıya gönderilmiş, askeri yargıdan da “her şey usulüne uygundur” kararıyla faillerin aklanmasıyla neticelenmiştir. Meclis Uludere Alt Komisyonu’nun hükümet üyesi vekilleri tarafından kabul edilen rapor da katilleri aklayıp Roboskî’yi karanlığa mahkum edince davamız Anayasa Mahkemesi’ne taşınmıştır. 7 yıl boyunca devletin birbirine benzeyen kurumları arasında gidip gelen Roboskî davası nihayetinde Anayasa Mahkemesi tarafından da reddedilerek AİHM’e taşınmıştır. Ve bildiğiniz üzere AİHM de davayı, Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesine dayanarak reddetmiştir. Geldiğimizi noktada Roboskî Davası’nı canlandırmak, bir ölüyü canlandırmak kadar zor olmuştur.”</span></p>
<p><b>‘Roboskî’nin dağlarına haykırdığımız feryadımız yüzümüze geri çarpıyor.’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Biz Anayasa Mahkemesi’ni de AİHM’i de siyasi davranmakla suçluyor, apaçık bir katliamın üzerinin örtülmesine yargı kılıfı içinde destek verdiklerini söylüyoruz. Ancak başka şeyler de söylüyoruz ve bunları söylerken sesimiz, bizimle beraber olanların çoğunun suskunluğuyla yükselen bir duvara çarpıyor ve bu köyün dışına maalesef çıkamıyor. Siyasi ve toplumsal şöhret ya da tazminattan pay edinmek gibi amaçlarla Roboskî Davası’nın sahibi gibi gezenlerin hiçbirisini dava skandal bir şekilde sonuçlandığında ortalıkta göremedik. Karardan sonra bir hafta, bir şey desinler diye bekledik ama hiçbir şey olmamış gibi kayıtsızlıkla karşılaştık. Bildiğiniz üzere AYM ve AİHM dosyada kabahati olan bir avukatın ismini veriyorlar, biz de onunla birlikte iki kişinin esas kabahatli olduğunu söyleyip feryadımızı Roboskî dağlarına haykırıyoruz ama sesimiz köyden çıkmayıp yüzümüze geri çarpıyor.”</span></p>
<p><b>‘Roboskî için bir konferans tertip edilsin, sorumlular özeleştiri versin’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bugün Roboskî Davasını canlandırmak, artık bir ölüyü canlandırmak kadar zor olmuştur. Ancak biz pes etmeyecek, o ölüyü diriltecek, Roboskî’nin fail ve sorumlularını adalet önüne çıkarmak üzere her şeye sıfırdan başlayacağız. Fakat öncelikle Kürt kamuoyu ve Kürt hak savunucularının oturup bir özeleştiri vermeleri gerekiyor. Telafisi mümkün olmayan hataların sahipleri hiçbir şey olmamış gibi dolaşırken, Roboskîlilerin güveni paramparça olmuşken, Roboskîliler yapayalnız bırakılmışken, hesap verilebilirliği kendi içimizden başlatmadan adalet mücadelesine yeniden başlayamayız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sebeple buradan bu çağrıyı yapmak, istiyoruz: Kürdistan’ın baroları, insan hakları örgütleri, hak savunucuları, sivil toplum kuruluşları bir konferans tertip etsinler. Bu konferansta Roboskî süreci bütün detaylarıyla ve bütün şeffaflığıyla tartışılsın. Böyle davaların şöhret ve tazminat aracı yapılmaması için bir ortak akıl oluşturulsun. Meral Danış Beştaş ve Nuşirevan Elçi bu konferansa çağrılarak özeleştiri vermeleri sağlansın! Neyi, nerede, ne için yanlış yahut eksik yaptıklarını hepimiz bilelim. Bu konferanstan çıkacak nerede, neden hata yapıldığı gibi somut sonuçlar bütün kamuoyu ile paylaşılsın. Kınanacaklar kınansın, ayıplanacaklar ayıplansın, hak mücadelesi vermenin azmini ve sorumluluğunu yüklenenlerle Roboskî davasını yeniden canlandıralım. Umuyor ve diliyoruz ki bu çağrımız da Roboskî’de yankılanıp bize geri dönmesin, sizlerin kulaklarına ulaşsın ve gereği yapılsın.”</span></p>
<p><b>‘Roboskîliler mazlum olmayı seçmedi ama hükümet zalim olmayı seçiyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Roboskî davasının askeri ve siyasi bütün sorumluları bellidir. Bunun hesabı er geç sorulacaktır. Biz buradan bir kere daha AK Parti hükümetine sesleniyoruz: Roboskîliler mazlum olmayı seçmedi ama siz zalim olmayı kendiniz seçiyorsunuz. 36 kardeşimiz hükümetinize bağlı askerler tarafından katledildi, bu gerçekten asla kaçamazsınız! Failleri ve sorumluları aklamayın, yargı sürecini şeffaf bir şekilde yeniden başlatın. Roboskîliler de bütün Türkiye kamuoyu da hakikati öğrensin, hakikatin bedeli neyse ödensin! Bırakın adalet yerini bulsun…”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/28/roboskinin-yedinci-yili-basladigimiz-noktanin-gerisindeyiz/">Roboskî’nin Yedinci Yılı: “Başladığımız Noktanın Gerisindeyiz!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AİHM’den Dönen Roboski Davası</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/19/aihmden-donen-roboski-davasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 May 2018 11:16:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[AYM]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Ferhat Encü]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Emin Aktar]]></category>
		<category><![CDATA[Roboski]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=26899</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Merkezi (AİHM) Roboskî’de 34 sivil köylünün TSK’ya ait F-16 uçakları ile bombalanarak öldürülmesine ilişkin başvuruyu “kabul edilemezlik” kararı ile reddetti. Gerekçe AYM’ye yapılan başvuruda ilgili avukatın eksikleri zamanında gidermemesi… Tutuklu bulunduğu Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nden avukatı aracılığıyla bir açıklama gönderen Ferhat Encu,‘karar siyasidir’ açıklamasıyla vicdanların rahatlatılamayacağının altını çizerek, “İlgililerin bunun özeleştirisini vermesi, bizlerin beklentisidir. Bunun sorumluluğunun hem hukuki hem de siyasi olarak üstlenenlerin kamuoyuna bir açıklama borçları olduğunu düşünüyoruz.” Dedi. Katliamdan kısa bir süre sonra kurulan Roboskiye Adalet Platformu’nun aktivistlerinden Reha Ruhavioğlu da gelinen noktanın hukuk ve insan hakları mücadelesi açısından bir skandal olduğunu vurgulayarak, “İğneyi de çuvaldızı da kendimize batırmamız gerekiyor!” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/19/aihmden-donen-roboski-davasi/">AİHM’den Dönen Roboski Davası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>28 Aralık 2011 tarihinde, TSK’ya ait F-16’lar Roboskîli 38 sivili bombardıman yoluyla vurmuş, 34 kişi yaşamını yitirmişti. Aileler yaklaşık 6 yıl Türkiye’de askeri ve sivil mahkemeler arasında gidip gelmiş ancak olayda sorumluluğu bulunan hiç kimse için bugüne kadar soruşturma bile açılmamıştı. Bunun üzerine aileler Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurmuş ancak AYM “başvurunun usulüne uygun yapılmadığı ve eksik belgelerin avukat tarafından zamanında giderilmediği” gerekçesiyle davayı reddetmişti. Bu karar üzerine iç hukuk yolu tükendiği için Aileler adına davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyan Kerem Altıparmak ve Yaman Akdeniz, davanın AİHM tarafından 17 Mayıs tarihinde “kabul edilemezlik kararı ile reddedildiğini” duyurdular.</p>
<p>AİHM’nin AYM’ye yapılan başvurudaki usul hatasını gerekçe göstererek davayı reddetmesi üzerine başlayan tartışmada AİHM ve AYM ile birlikte dosyadaki ilgili avukatın sorumluluğu konuşulurken bunun bütün mağdurları cezalandırma sebebine dönüştüğü vurgulanıyor…</p>
<p>Aileler adına AİHM başvurusunda bulunan Kerem Altıparmak ve Yaman Akdeniz bir açıklama yayınlayarak; yaptıkları AİHM başvurusunun Türkçe versiyonunu <a href="http://privacy.cyber-rights.org.tr/?p=1682">paylaştılar.</a> Açıklamada “AİHM başvurusunda, AYM’nin eksikliklerinin neden ret gerekçesi yapılamayacağını uzun uzun anlattık ancak ne yazık ki AİHM kararında bu argümanlardan tek satır bile bahsedilmiyor. Ulusal mahkemelerin gerekçesiz karar verdiğinde adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini söyleyen AİHM’in bir başvurunun ana argümanını hiç tartışmamasının başlı başına bir adalete erişim hakkı sorunu olduğunu vurgulamak gerekiyor.” ifadelerini vurgulayan Altıparmak, ayrıca sosyal medya hesabından şu ifadeleri paylaştı:</p>
<blockquote><p>&#8220;AYM, ilgili avukatın eksik vekâletnameleri iki gün geç gönderdiği için vekaletnameleri eksik olan olmayan tüm başvuruları reddetti. AYM ve AİHM’e bir bahane gerekiyormuş ve ne yazık ki avukat bunu sağlamış oldu. Bu kadar önemli bir davada bu hatayı yapmaması gerekirdi. Ancak avukat hatalı olsa bile AİHM avukatları cezalandırma yeri olarak değil, insan hakları mağdurlarının mağduriyetlerinin giderildiği bir yer olarak kuruldu. AİHM’in yaklaşımına göre artık bir devlet kimyasal silah kullanıp binlerce kişiyi öldürse, sonra avukat AYM’ye davanın esasını etkilemeyecek bir belgeyi 2 gün sonra verse, AİHM için kimyasal silah kullanımının bir önemi kalmayacak. AİHM bu kararıyla Roboskî faciasının üstüne hukuki bir beton döktü ve tarihe gömdü. Bu yaptığı unutulmayacak! Umarım bu karar, en azından AİHM’i yeniden tartışmanın önünü açar.”</p></blockquote>
<p><strong>“Sorumluluktan Kaçılmasın”</strong></p>
<p>AİHM kararı üzerine, tutuklu bulunduğu Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nden avukatı aracılığıyla bir açıklama gönderen Ferhat Encu:</p>
<blockquote><p>“AİHM’in vermiş olduğu kararın siyasi boyutunu da teslim ediyoruz. Ancak bu durum var olan eksikliği ortadan kaldırmaya yetmemektedir.” dedi. Katliamın yaşandığı günden beri hukuki boyutun ayrıca sahiplenilmesi gerektiğini vurguladıklarını aktaran Encu şöyle devam etti: “Bizim hukuki boyutla ilgili sözlerimiz her defasında ‘bizler bu sorumluluğu alıyoruz’ diye cevaplandı. Anayasa Mahkemesi aşamasında -olması gerektiği gibi- dosya, 1100 avukatla Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Ancak dosyanın sorumluluğunun çok küçük bir avukat grubuyla yürütülüp hem kamuoyuna hem de bu avukatlara bilgi verilmediğini Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte öğrendik. Dosyayı teslim ettiğimiz ilgili Baro, bu sürecin organizasyonunu ve Anayasa Mahkemesi ile irtibatı sağlayacak, diğer barolar ve avukatlar da buna destek sunacaktı. Ne yazık ki hiçbiri yapılmamıştı. Ailelerin ilk günden beri dosyada ne olup bittiği sorusu karşısında ise hep, bir sorun yok, her şeyle ilgileniyoruz cevabını almıştık halbuki.”</p></blockquote>
<p>Bu nedenle AİHM kararı için bir kalemde ‘siyasi bir karardır’ diye kestirip atılamayacağını vurgulayan Encu:</p>
<blockquote><p>“Karar siyasidir diye kestirip atmak, sorumluluktan kaçmaktır. Bu şekilde sorumluluktan kaçılmaya çalışılmakta, gerçekler çarpıtılmaya, yüzeysel yaklaşım ve boş vermişlik meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Bu kabul edilemezdir. Biz, Roboskili aileler bu yaklaşımı kabul etmiyoruz. Roboski’yi unutmayacağız diyen herkesin de bunu kabul etmemesi gerekiyor. Yedi yıldır Roboskili aileler olarak büyük bedeller ödeyerek bu mücadeleyi yürüttük. Yüzeysel bir yaklaşım sonucunda ise bütün emekler boşa gitti. İlgililerin bunun özeleştirisini vermesi, bizlerin beklentisidir. Bunun sorumluluğunun hem hukuki hem de siyasi olarak üstlenenlerin kamuoyuna bir açıklama borçları olduğunu düşünüyoruz.”</p></blockquote>
<p><strong><img decoding="async" class="wp-image-26901 size-medium aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/ROBOSKi-640x364.jpeg" alt="" width="640" height="364" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/ROBOSKi-640x365.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/ROBOSKi-610x347.jpeg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/ROBOSKi-320x182.jpeg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/ROBOSKi.jpeg 642w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></strong></p>
<p><strong>“Gereken Ders Çıkarılsın”</strong></p>
<p>Sivil Sayfalar’a konuşan Diyarbakır Barosu eski başkanı Avukat Mehmet Emin Aktar, “kendisinin dosya sorumluluğu bulunmamakla birlikte Roboskî dosyasının yeterince özenli takip edilmemiş olmasının sadece ilgili avukatın değil herkesin sorumluluğu olduğunu ancak AYM ve AİHM’in dosyayı reddetmek için kötü niyetle bir bahaneye sığındıklarını” vurguladı. AYM üyesi Osman Alifeyyaz Paksüt’ün “34 kez yaşam hakkı ihlali doğurmuş bir facianın böyle basit gerekçelerle reddedilmemesi gerektiğini, davanın reddinin yaşam hakkı ve mahkemeye erişim haklarına zarar vereceğini…” vurguladığı şerhine dikkat çeken Aktar, AYM’nin dosyadaki bütün avukatlara değil de Şırnak’taki tek bir adrese ve adli tatilde tebligat gönderilmesini kötü niyetli bir yaklaşım olarak nitelendirerek &#8220;bir iki dosyadaki eksiklik nedeniyle tüm başvuruların reddedilmesinin arkasındaki adaletsizlik sorgulanmalıdır” açıklamasında bulundu. “AYM’nin 2014 Ağustos’undaki iki günlük gecikmeyi sorun etmeyerek prosedürü 2016 yılının Şubat ayına kadar sürdürdüğünü ancak konjonktür değiştiği için davayı reddedecek bir bahane olarak kullandığını” öne süren Aktar, yine de evrak eksikliği ile ilgilenen avukatın Roboskî başta olmak üzere herkese bir açıklama borcu olduğunu, gelinen noktada hem kamuoyunun hem de avukatların gereken dersi ve mesajı almaları gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Ruhavioğlu: “İğneyi de çuvaldızı da kendimize batırmamız gerekiyor!”</strong></p>
<p>Katliamdan kısa bir süre sonra kurulan Roboskiye Adalet Platformu’nun aktivistlerinden Reha Ruhavioğlu, gelinen noktanın hukuk ve insan hakları mücadelesi açısından bir skandal olduğunu vurguladı. “Son 30 yılın en önemli katliam davalarından birinin ‘özensizlik’ gerekçesiyle reddedilmiş olmasından herkesin utanç duyması gerektiğini” belirten Ruhavioğlu şöyle devam etti: “Roboskîliler 7 yıldır bir katliamın yarasını taşıyorlar, daha yaslarını bitirmediler, hala siyah giyiyor, düğün yapmıyorlar. Herkesin gözü önünde yaşanmış, devletin de kendi bombardımanı olduğunu kabul ettiği bir katliamın davasının bu şekilde düşmüş olması dehşet verici! Bir kere AYM ve AİHM gayet politik bir tavırla gözleri önünde işlenmiş bir katliama sırf bir iki evrak eksik diye seyirci kaldılar. Bu onların, Türkiye ve AİHM yargısının utancı olarak tarihe geçecektir. Malumun ilamı artık şudur: AYM gibi AİHM de güvenilmezdir, politik dengeleri eskisinden çok daha fazla gözetmekte, hukuk ve adalet beklentisine cevap vermemektedir. Ama burada öncelikle iğneyi de çuvaldızı da kendimize batırmamız gerekiyor! Ferhat Encu de hapishaneden yaptığı açıklamada işi takip etme sorumluluğunun bir baroda olduğunu söylüyor, diğer isimlerin sorumluluğu her neyse esas iş bu baronun ve şu anda başkanlığını yürüten avukatın omuzunda. “Hırsızın suçu yok mu?” deyip AYM ve AİHM’in hukuksuzluğunu vurgulayan arkadaşlara katılıyorum, onlar suçlu ama onlara bu kapıyı açan sorumsuzluğu da görmemiz hatta bence en çok onu görmemiz ve bundan ibret almamız gerekiyor. Mesela eksik vekaletnameler, tebligata rağmen 15 gün içinde AYM’ye ulaştırılamamış. Bu baronun ve başkanı olan avukat arkadaşımızın Roboskî davasından daha önemli nasıl bir işleri vardı da bunu aksattılar, bunu sormak hepimizin en doğal hakkıdır! “</p>
<p>Roboskî davasında adaletin sağlanması için her şeye  yeniden başlanılması çağrısında bulunan ama bunun için gelinen noktanın sorumlularının &#8216;özeleştiride bulunması&#8217; gereğinin altını çizen Ruhavioğlu:</p>
<blockquote><p>“Yeni deliller, bağlantılar ile dosyayı canlandırmak zorundayız. Yine kampanyalar düzenlemek, yürüyüşler organize etmek, meclise gitmek, standlar kurrarak “Roboskiye Adalet” diye siyasi iradeyi harekete geçirmek, sıfırdan bir süreç başlatmak zorundayız. AİHM ve AYM’nin bu siyasi tutumunu bütün dünyaya teşhir etmek, gerekirse memleketteki her insana tek tek Roboskî davasını anlatmak zorundayız. Ama önce içimizdeki sorumsuzların çıkıp sorumsuzluklarının hesabını vermeleri gerekiyor! Roboskîlilerin kiminle yol yürüyebileceğinden, kimlerin onları bir kere daha yarı yolda bırakmayacağından emin olmaları gerekiyor. Davanın kolay olanını mahkeme önüne götürememiş bir sorumsuzluk karşısında çok daha titiz çalışıp ortaya yeni deliller çıkaracak bir hukuki irade gerekiyor. Böyle bir irade, bütün insan hakları savunucuları ve avukatların şapkayı önlerine koyup özeleştiride bulunarak, herkesin üzerine düşen hesabı verdiği bir süreçten sonra ortaya çıkabilir. Böyle bir özeleştirinin iki yıldır suskun olan ilgili baro ve ilgili avukattan ve varsa başka sorumlulardan başlaması gerekiyor, bunu beklemek hepimizin en tabii hakkıdır…” değerlendirmesinde bulundu.</p></blockquote>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/19/aihmden-donen-roboski-davasi/">AİHM’den Dönen Roboski Davası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Roboskî’de altıncı yıldönümü&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/29/roboskide-altinci-yildonumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Dec 2017 09:58:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[AYM]]></category>
		<category><![CDATA[FERHAT ÖNCÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Roboski]]></category>
		<category><![CDATA[Roboski Katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[VELİ ENCÜ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=22141</guid>

					<description><![CDATA[<p>34 sivilin yaşamını yitirdiği Roboskî katliamının üzerinden geçen altı yılda hiçbir resmi görevli hakkında soruşturma açılmadı. Durumu protesto eden aileler adına Veli Encü, “Her adalet talebimizde zulme maruz kalıyoruz” dedi. 28 Aralık 2011 gecesi Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Gülyazı (Bejuh) ve Ortasu (Roboskî) köylülerinden 38’inin F-16 uçakları tarafından bombardımana tutulmalarının üzerinden altı yıl geçti. O [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/29/roboskide-altinci-yildonumu/">Roboskî’de altıncı yıldönümü&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>34 sivilin yaşamını yitirdiği Roboskî katliamının üzerinden geçen altı yılda hiçbir resmi görevli hakkında soruşturma açılmadı. Durumu protesto eden aileler adına Veli Encü, “Her adalet talebimizde zulme maruz kalıyoruz” dedi.</strong><span id="more-22141"></span></p>
<p>28 Aralık 2011 gecesi Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Gülyazı (Bejuh) ve Ortasu (Roboskî) köylülerinden 38’inin F-16 uçakları tarafından bombardımana tutulmalarının üzerinden altı yıl geçti. O günden sonra Roboskî katliamı olarak anılan faciada 17’si çocuk, 34 sivil yaşamını yitirdi. Ailelerin adalet mücadelesi altı yıldır devam ediyor ancak herhangi bir sorumlu yargı önüne çıkarılabilmiş değil. Sivil ve askeri mahkeme arasında gidip geldikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) götürülen Roboskî dosyası, Şubat 2016’da AYM tarafından reddedildi. Dosya şu an Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde bekliyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-21163 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/DSDKnG9XUAA7Kt3-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" />Katliamın yıl dönümünde Roboskî mezarlığına giden yol asker, polis ve korucular tarafından tutularak, yaşamını yitirenlerin yakını olmayanların anmaya katılmalarına izin verilmedi. Anmaya katılabilen ailelere de çeşitli bahanelerle cezalar kesildi. Mezarlıkta bir anma gerçekleştiren Roboskîli Aileler, yaptıkları basın açıklamasında; aradan geçen 2 bin 192 günde Roboskîliler olarak; &#8216;İçişleri Bakanı ve dönemin başbakanı, bugünün cumhurbaşkanı tarafından çeşitli hakaretlere uğradıklarını, altı yıldır baskıya maruz kaldıklarını&#8217; vurgulayan aileler, dava hakkında verilen sözlerin hiçbirinin tutulmadığını hatırlatarak, “Hükümet, Meclis İnsan Hakları Komisyonu, sivil yargı, askerî yargı ve Anayasa Mahkemesi’ni dolaşan dava hepsinin utanç verici birliğinin arasında karanlığa gömüldü, gömülüyor. Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybolmayacağı sözü verilen Roboskî davası, dehlizlerin karanlığında kaybediliyor…” dediler.</p>
<h4>&#8220;Roboskî Katliamı’nı bir &#8216;paralel devlet&#8217; yapılanması gerçekleştirdi ise ortaya çıkarıp hesabını sormak, &#8216;paralel olmayan devlet&#8217; yaptı ise yine ortaya çıkarıp hesabını sormak hükümetin sorumluluğundadır.&#8221;</h4>
<p>Roboskî Katliamı’nın, ordu içindeki Gülen yapılanmasına mensup askerler tarafından yapılmış olabileceği iddialarına da cevap verilen açıklamada; “Roboskî Katliamı’nı bir &#8216;paralel devlet&#8217; yapılanması gerçekleştirdi ise ortaya çıkarıp hesabını sormak, &#8216;paralel olmayan devlet&#8217; yaptı ise yine ortaya çıkarıp hesabını sormak hükümetin sorumluluğundadır. Bugün Roboskî Katliamı’nda dahli olan askerlerin çoğu 15 Temmuz Darbe Girişimi sebebiyle tutukludurlar. Ama darbecilikten yargılanan bu komutanlar, Roboskî Katliamı için yargılanmıyorlar.”denildi.</p>
<p>Türkiye’nin tarihinin, cezasızlık politikaları sebebiyle tekrarlanan toplumsal travmaların tarihi olduğunu vurgulayan aileler, bu davanın neden önemli olduğunu, “Roboskî Katliamı’nın hesabını sorabilirsek, adaleti sağlayabilirsek bu kısır döngüden çıkılır diye inandık. Ermeni kırımının, Dersim&#8217;in, Çorum’un, Maraş’ın failleri adalet önünde yargılanamadı ama Roboskî’nin failleri yargılanırsa bu kirli tarihle bir yüzleşme başlar, biliyoruz. Devlet güçlü, Roboskililer olarak bugüne kadar adaleti sağlayamadık ama biz de haklıyız ve adalet er ya da geç tecelli edecek, zalimler hesap verecek, haklı olanlar kazanacaklar, buna inanıyoruz.” sözleriyle dile getirdiler.</p>
<p>Basın açıklamasını aileler adına okuyan Veli Encü, Sivil Sayfalar için şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<figure id="attachment_21162" aria-describedby="caption-attachment-21162" style="width: 328px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-21162" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/veli-encü-e1514536371499.jpeg" alt="" width="328" height="241" /><figcaption id="caption-attachment-21162" class="wp-caption-text">Veli Encü</figcaption></figure>
<p>&#8220;Bugüne kadarki altı yıllık süreç, tamamen bir oyalama şeklinde geçti. İlk günden bu yana valisinden bakanına, meclis komisyonundan başbakana kadar herkese gidip adalet talebimizi dile getirdik. Hepsinde sözler verildi, ancak bırakın dosyada bir ilerleme olmasını köye her dönüşümüzde baskılar arttı. Bir onbaşı dahi ifadeye çağrılmazken bizleri gözaltılarla, ev baskınlarıyla, para cezalarıyla sindirmeye, adalet arayışından vazgeçirmeye çalıştılar. Köyümüzün kamuoyundaki sesi ve meclisteki temsilcisi Ferhat Encü milletvekili olmadan önce de defalarca gözaltına alındı ve nihayet milletvekili olduktan sonra basit gerekçelerle hapsedildi. Bizim başımızdan bu kadar zulüm geçmesine rağmen adalet ortada görünmezken bir de kaymakamın darp edilmiş olması sebebiyle yargılanıyoruz. Düşünün, bugün devletin uçakları tarafından öldürülen kardeşimin mezarına gittiğim için jandarma bana para cezası kesti. Birçok köylüye, gözünün üstünde kaşın var gibi bahanelerle ceza verildi. Bunu vicdan ve insan sahibi olan yapmaz, el insaf diyoruz! Ama ne Ferhat ne de Roboskîliler bu zulme boyun eğmeyecekler, er geç bu kötülüklerin adalet önünde hesabı verilecektir.</p>
<p>Bakın, dava dosyamızı oradan oraya göndererek adaletsizliği katladılar. En son AYM, davayı reddetti. Türkiye’de 34 sivil insanın devlet uçakları tarafından öldürülmüş olması kimseyi rahatsız etmiyor. Bu utançla yaşayabiliyorlar. Böyle olunca biz de adaleti başka yerde aramak zorunda kaldık. Davayı AİHM’e taşıdık. Kamuoyundan beklentimiz, Roboskî ve diğer bütün mağduriyetlere karşı çıkmaları, adaletsizliğe sessiz kalmamalarıdır.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/29/roboskide-altinci-yildonumu/">Roboskî’de altıncı yıldönümü&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır Barosu, Çatışmalı Ortamda ve Sonrasında Çocuk Haklarının Geliştirilmesine Odaklanıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/17/diyarbakir-barosu-catismali-ortamda-sonrasinda-cocuk-haklarinin-gelistirilmesine-odaklaniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2017 10:48:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ceylan Önkol]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Roboski]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Kaymaz]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıçlar ve Savcılar Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[YARSAV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20139</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu, Çocuk Hakları Merkezi bünyesinde iki yıl sürecek olan “Çatışmalı Ortamda ve Sonrasında Çocuk Haklarının Geliştirilmesi Projesi” kapsamında “Çocuk Adalet Sistemi Eğitimi” düzenledi. İki gün süren eğitimde Hakim Murat Aydın, sosyal hizmet uzmanı Ezgi Koman ve avukatlar Seda Akço Bilen ile Hasan Erdoğan katılımcılara saha deneyimleri üzerinden birikimlerini aktardı. Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/17/diyarbakir-barosu-catismali-ortamda-sonrasinda-cocuk-haklarinin-gelistirilmesine-odaklaniyor/">Diyarbakır Barosu, Çatışmalı Ortamda ve Sonrasında Çocuk Haklarının Geliştirilmesine Odaklanıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyarbakır Barosu, Çocuk Hakları Merkezi bünyesinde iki yıl sürecek olan “Çatışmalı Ortamda ve Sonrasında Çocuk Haklarının Geliştirilmesi Projesi” kapsamında “Çocuk Adalet Sistemi Eğitimi” düzenledi. İki gün süren eğitimde Hakim Murat Aydın, sosyal hizmet uzmanı Ezgi Koman ve avukatlar Seda Akço Bilen ile Hasan Erdoğan katılımcılara saha deneyimleri üzerinden birikimlerini aktardı.</strong></p>
<p>Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, geçtiğimiz yaz başlayan ve iki yıl sürecek olan “Çatışmalı Ortamda ve Sonrasında Çocuk Haklarının Geliştirilmesi Projesi” kapsamında hukukçulara yönelik “Çocuk Adalet Sistemi Eğitimi” düzenledi. İki gün süren eğitim boyunca yaklaşık 70 katılımcı, Türkiye hukuk sistemini çocuğu merkeze alarak odaklandılar.</p>
<p>Programın başlangıç oturumunda Seda Akço, çocuğa özgü adalet sisteminin felsefesini ve temel ilkelerini anlattıktan sonra çocuk yargılamalarında önemli ve zorunlu bir unsur olan sosyal inceleme raporu (SİR) hakkında temel bilgileri paylaştı. SİR’in önemi üzerinde duran Akço, bu raporların değerlendirilmesi ve raporlara itirazlar üzerinde durduktan sonra çocuk yargılamalarında avukatın rolünü, dosyaların incelenmesi ve müvekkil çocukla görüşmenin yargılamada sağladığı faydaları anlattı.</p>
<p>Ardından söz alan Yargıçlar ve Savcılar Birliği (Yarsav) Başkan Yardımcısı Hakim Murat Aydın, kendi tecrübeleri ışığında adalet sistemi içinde çocukların konumunu detaylı bir şekilde ele aldı. Suça sürüklenen çocuklara özgü soruşturma ve kovuşturma usulleri ile cezalar hakkında bilgi veren Aydın, mağdur çocuklara ilişkin yargılama ile onlara özgü koruma tedbirleri hakkında ayrıntılı bir sunum yaptı ve çocuğun yargılama sürecinde nasıl davranılması gerektiğini, mağdur çocukla avukat görüşmelerinde gösterilmesi gereken hassasiyeti, hangi durumlarda nelerin talep edilebileceğini detaylarıyla aktarıp SİR’in hayati derecede olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Programın ikinci gününde konuşan avukat Hasan Erdoğan; Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Roboskî, Nihat Kazanhan gibi dosyalar üzerinden vaka temelli pratik çalışma örnekleri aktardı. Kendisinin de oynadığı “Çocuklar Naziktir” isimli kısa filmi katılımcılara izleten Erdoğan, geçtiğimiz yıllarda kurulan Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi’nden bahsederek çocuk cezaevlerinin neden kapatılması gerektiğini anlattı.</p>
<p>Sosyal Hizmet Uzmanı Ezgi Koman’ın kolaylaştırıcı olduğu son oturumda, katılımcılarla çocuğun tanımı üzerinde tartışılarak; aile, medya, devlet ve yargının çocuğa bakışı konusunda beyin fırtınası gerçekleştirildi. Çocuğun aile ve avukatlar tarafından bir birey olarak kabul edilmesi gerektiğini altını çizen Koman, mağdur çocuklarla görüşmelerde güven ilişkisi kurmanın gerekliliği üzerinde durarak, sağlıklı bir iletişimin nasıl olabileceğini örneklerle aktardı.</p>
<p><strong>&#8220;OHAL ile sınırlanan temel hak ve özgürlükler, çocuk hak alanında da kendisini gösteriyor&#8221;</strong></p>
<p>Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Nahit Eren ile “Çatışmalı Ortamda ve Sonrasında Çocuk Haklarının Geliştirilmesi Projesi” vesilesiyle Sivil Sayfalar için konuştuk.</p>
<p><strong>Nahit Bey, çocuk hakları merkezinin genel çalışmalarını ve son projenizin kapsamını bizimle paylaşır mısınız?</strong></p>
<p>Çocuk Hakları Merkezi, Diyarbakır Barosu bünyesinde kurulmuş, çocuk haklarına yönelik faaliyetler yürüten bir merkezdir. Diyarbakır Barosu&#8217;na kayıtlı bulunan 120 gönüllü avukat ve stajyer merkeze üye olup çalışmalara katkı sunmaktadır. Özel bir alan olması itibariyle merkezimiz öncelikle bu alanda çalışma yürüten avukatların kapasite geliştirimi için gerekli eğitimleri sağlamaktadır. Merkezimiz çocuk hak ihlallerinde başvuruculara ücretsiz hukuki destek sunmanın yanı sıra, çocuk hakları alanında toplumsal bilincin gelişimine yönelik sosyal çalışmalar ve projeler yürütmektedir.</p>
<p>“Çatışmalı Ortamda ve Sonrasında Çocuk Haklarının Geliştirilmesi Projesi” kapsamında Diyarbakır ili Sur ilçesinde yaşayan ve çatışma ortamına şahit olan çocuklar için bir hukuki hizmet projesi olarak görülebilmektedir. Proje kapsamında Sur ilçesinde çatışma döneminde yaşamını yitirmiş çocukların dosyalarının takip edileceği, çatışma ortamında temel haklarına erişemeyen çocuklar için bu hakların ihlaline ilişkin stratejik davaların açılacağı ve Sur&#8217;dan göç eden veya hala yaşayan çatışma ortamına şahit olan ailelerle saha çalışması yaparak yaşanan hak ihlallerini rapor haline getirileceği bir çalışmayı kapsamaktadır.</p>
<p><strong>OHAL ortamında çocuk hakları konusunda kötüye gidişten söz edebilir miyiz, bunun gerekçeleri neler?</strong></p>
<p>Çok rahatlıkla söyleyebiliriz. OHAL ile birlikte başlayan süreçte alınan tedbir ve önlemlerin olumsuz anlamda çocukları etkileri günlük hayatta bir çok örnekle rahatlıkla gözlemlenmektedir. Özelikle alınan güvenlik tedbirlerinin (arama noktaları, sürekli gezen zırhlı araçlar, uzun namlulu silahlarla kolluk görevlileriyle her gün kurulan temas gibi) çocuklarda yarattığı olumsuz etki kaçınılmazdır. Ayrıca son zamanlarda yoğun ve kontrolsüz güvenlik tedbirlerinden kaynaklı zırhlı araçların sebep olduğu çocuk ölümlerini de bu kapsamda değerlendirebiliriz. En önemlisi OHAL ile sınırlanan temel hak ve özgürlüklerin çocuk hak alanında da kendisini gösterdiği bilinmektedir.</p>
<p><strong>Peki, çocuk haklarının iyileştirilmesi için devlete, yargıya, medyaya, ailelere, bize neler düşüyor?</strong></p>
<p>Çocuk haklarının iyileştirilmesi için devlete düşen görev; ulusal ve uluslararası mevzuat ışığında çocukların haklara erişimini kolaylaştırmak ve bunun için gerekli tüm tedbirleri almaktır. Bu kapsamda öncelikle BM Çocuk Hakları Sözleşmesi&#8217;nde bulunan çocuk haklarını ciddi anlamda sınırlayan çekincelerini kaldırmalıdır. Çocuk hakları alanında kamusal mekanizmaları bilinçlendirme çalışmalarını yaygınlaştırmalıdır. Özellikle kamu personellerinin sebep olduğu çocuk hak ihlallerine yönelik vakıalar da gerekli soruşturma ve incelemeleri her türlü siyasi saikten uzak objektif yaklaşımlar içerisinde bulunmalıdır.</p>
<p>Yargıya düşen görev; herhangi bir şekilde adli sisteme dahil olan ve olmak zorunda kalan çocukların bu sistem içerisinden örselenmeden çıkmasını sağlamak, çocuklar hakkında gerekli tedbirleri almak ve bu tedbirlerin uygulanmasını sağlama olmalıdır.</p>
<p>Medyaya düşen görev; söz konusu bireyin çocuk olduğunun unutulmadan; çocuğa karşı ayrımcı bir dilden uzak habercilik anlayışının sergilenmesinin yanı sıra bu alanda toplumsal bilinci güçlendirici yayın anlayışının benimsenmesini oldukça önemli görmekteyiz.</p>
<p>Ailelere düşen görev; çocuklarını, haklarının bilincinde yetiştirmesi, hak ihlalleri yaşandığında bunu dile getirmekten korkmamaları ve her zaman çocuğu korumaya yönelik bir tutum içerisinde bulunmalarıdır.</p>
<p>Biz hukukçulara düşen görev ise hak ihlallerine uğrayan çocukların haklarını korumak olduğu kadar devlet, yargı, medyayı bu çerçevede denetleyebilmenin yanı sıra çocuk hakları alanında gereken toplumsal bilincin gelişimine katkı sunmak olmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/17/diyarbakir-barosu-catismali-ortamda-sonrasinda-cocuk-haklarinin-gelistirilmesine-odaklaniyor/">Diyarbakır Barosu, Çatışmalı Ortamda ve Sonrasında Çocuk Haklarının Geliştirilmesine Odaklanıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gergerlioğlu: 28 Şubat&#8217;ta haksız tarafta olmak mı vardı kaderinde?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/gergerlioglu-28-subatta-haksiz-tarafta-olmak-mi-vardi-kaderinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2017 08:08:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern darbe]]></category>
		<category><![CDATA[Roboski]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11944</guid>

					<description><![CDATA[<p>28 Şubat&#8217;ta büyük zorbalıklar yaşandı, dayatmalar yapıldı, hakaretler yapıldı, peki bunu yaşayanların çoğu bugünkü haksızlıklara niye suskun?* 28 Şubat&#8217;lı yıllar bu ülkede dindarlar için acı dolu, zalimliklerin had safhaya ulaştığı, hüzün dolu yıllardı. O gün yalnız, güçsüzdük ama zulme uğradığımız için haklı ve çok güçlüydük, yıllar geçti şimdi de öyle mi, iddialarımızın ne kadar arkasındayız, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/gergerlioglu-28-subatta-haksiz-tarafta-olmak-mi-vardi-kaderinde/">Gergerlioğlu: 28 Şubat&#8217;ta haksız tarafta olmak mı vardı kaderinde?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>28 Şubat&#8217;ta büyük zorbalıklar yaşandı, dayatmalar yapıldı, hakaretler yapıldı, peki bunu yaşayanların çoğu bugünkü haksızlıklara niye suskun?*</h3>
<div class="yazi">
<p>28 Şubat&#8217;lı yıllar bu ülkede dindarlar için acı dolu, zalimliklerin had safhaya ulaştığı, hüzün dolu yıllardı. O gün yalnız, güçsüzdük ama zulme uğradığımız için haklı ve çok güçlüydük, yıllar geçti şimdi de öyle mi, iddialarımızın ne kadar arkasındayız, İlkelerimiz artık ne kadar geçerli bizim için?</p>
<p>1000 yıl sürmeyi bırakın, üç beş senede bittiler, dökülüp gitti zorbalar ve yandaşları, ya siz şimdi kimlik değiştirmediğinize ne kadar eminsiniz muktedir koltuklarınızda? Ya sadece adı değişmişse 28 Şubat&#8217;ın?</p>
<p>Artık 28 Şubat&#8217;ta zulme uğrayanlar iktidarda, o gün zorbaca alınan iktidarı tekrar ele geçirdiler, ya kimlikleri, adalet talep eden tok sözleri ne alemde, yoksa onlar değişti, muktedirleşti mi?</p>
<p>28 Şubat programları yapacaklarmış, hükümetimiz, belediyelerimiz hazırlık içinde, bilboardlar çok ve büyük.  Ama büyük acıların yaşandığı 28 Şubat&#8217;ı,  şimdiki acıları hiç hissetmeden anmak nasıl içe siniyor acaba? Şu anı konuşmadan sadece bir zaman dilimini anmak çok yeterli, değil mi?</p>
<p>28 Şubat&#8217;ta büyük zorbalıklar yaşandı, dayatmalar yapıldı, hakaretler yapıldı, peki bunu yaşayanların çoğu bugünkü haksızlıklara niye suskun?</p>
<p>Zulme karşı çıkışınız köprüyü geçene kadar mıydı? Hiç yok mu bir çift lafınız öldürülmüş çocuğu anılarak yuhlatılan analar için? Tekmelenerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz&#8217;ı da mı görmediniz? Bu tekmeyi görmediyseniz yere düşene tekme atan Soma mütekebbirini de mi görmediniz? Ya işçi cinayetlerini? Ölümler artık gücü ele geçirenin kimliğine göre mi yorumlanacaktı?</p>
<p>Zaten Roboskili mazlumları hiç görmemiştiniz, bir çift kelam bile etmemiştiniz, 13 yaşındaki yavrusunun ceset parçaları bir poşet içinde kendisine verilen annenin yürek yangınını hiç hissetmediniz zaten, sizden mi adalet bekleyecektik?</p>
<p>Yıllarca<strong> &#8220;din özgürlüğü&#8221;</strong> dedik ama zorunlu din dersinin özgürlüğe aykırı olduğunu söyleyen Aleviyi etiketlemeyi çok iyi bildik, kendine Müslüman nasıl olunur iyi gösterdik, değil mi?</p>
<p>Hrant Dink&#8217;e ve Ermenilere yapılanı ne kadar hatırladın? 100 yıllık bir davanın senin mağduriyetinden ne farkı vardı ki, göz göre göre öldürülen vicdanlı bir  adamın dosyasının sümenaltı edilmesine göz yumdun, politik çıkarların için kullanmaktan çekinmedin?</p>
<p><strong>&#8220;Herkese adalet, başörtüsüne özgürlük&#8221; </strong>derken de mi anlamamıştın, bir zulme karşı çıkışın çifte standartlı olmaması gerektiğini, ilkeselliğini? Oysa ne güzel slogandı o, o zaman da şimdi de ben aynısını söylüyorum, ya sen niye herkesi unuttun?</p>
<p>Acıları yarıştırmayalım, çok acılar çektin, çektik, dini, başörtüsü için hayattan dışlanan oldun, buna uğrayan, şimdi dışlanananı nasıl görmez, asıl  bana bunu açıkla?</p>
<p>Tek dert sen ve senin derdinin halledilmesi miydi? Zulüm, mazlum kavramlarından hakikaten bu muydu anladığın, söyle bana, söyle bana..!</p>
<p>20 yıl geçti şimdi hatırladın 28 Şubat&#8217;ı, referandum için dini bir argüman bulmak çok önemli, değil mi?</p>
<p>Çözüm sürecinde demokrat, bitişinde statükocu olmak, nasıl birşeydir Müslüman, açıklar mısın bana? Kıblen hak, adalet değil miydi senin, nasıl bu kadar mankurtlaştın? Nasıl bu kadar içselleştirdin statükoyu?</p>
<p>28 Şubat&#8217;ın  üzerinden 20 yıl geçti, toplantılar yapıyorsun, paneller yapıyorsun ama bunlar artık devlet organizasyonlarıyla yapılan soğuk, ruhsuz, heyecansız toplantılar, hissetmiyor musun? <strong>&#8220;Herkese adalet&#8221;</strong> sloganın gücü eline geçirene kadar mıydı, söyle bana, söyle bana..!</p>
<p>Taybet ana, Miray bebek, genç kız Helin&#8217;i duydun mu hiç?  Onlar az zulme mi uğradılar, kimsesiz, iftira atılarak çukurlara attın onları, unuttun, zaten hiç önemsemedin ki,  hatırlatayım sana, böyle başörtüsü zulmü hatırlaması seni bilmem ama benim kanıma dokunuyor, haksız mıyım söyle bana..!</p>
<p>15 Temmuz darbesine haklı olarak direndin, direndik, demokrasi nöbetleri tuttun da demokrasiden uzaklaşılan tüm adımlara niye sessiz kaldın? Yoksa demokrasi derken sadece kendi hakimiyetinin sarsılmasını mı kast ettin? Onca nöbette hiç mi açıp bakmadın demokrasinin tarifine?</p>
<p>Yaş, kuru demeden yüz binlerce insan işinden atılır, tutuklanırken hiç mi<strong> &#8220;yanlış mı yapıyoruz?&#8221;</strong> diye sormadın? Büyük insani acıları sahi hiç mi duymadın, işinden <strong>&#8220;terörist&#8221; </strong>damgasıyla atılıp intihar edenleri hiç mi duymadın?, yoksa duydun da kulağının üstüne yatmak daha mı kolaydı? Her eleştireni düşman ilan edenler sana hiç mi birşeyleri hatırlatmadı? Feryatlar arşı inletirken hiç hissetmeyenin sözü, hangi zulmedir, söyler misin bana?</p>
<p>Siyaset bir oyuncağa dönüştürülürken, hukuk ayaklar altına alınırken, yargı bağımsızlığı yok edilip, demokrasi felç edilirken susman ne içindi, sana dokunmadığı için mi? Türkiye tüm dünyada demokratik ve hukuki standartlarda son sıralara düşerken, <strong>&#8220;üst akıl&#8221;</strong>, <strong>&#8220;kokteyl teröre&#8221;</strong>  herşeyi bağlamak en kolayıydı değil mi? Kafa konforunu bozmaya ne gerek vardı?</p>
<p>Ülke sorunları boyunduruk altına alınıp, 28 Şubat brifinglerinden beter iktidar gösterileri yapılırken hiç mi 28 Şubat, bugün kıyası yapmadın? Ben iki dönemi de iyi bilirim, iki dönemin de mazlumuyum, kıyası yapıyorum, bil ki bugün daha kötü.</p>
<p>Dini Türkçülükle harmanlamak hangi kitapta yazıyor? Nerede yazılır bilmem ama benim yüce kitabım yazmaz öyle şeyleri..! Binlerce genç ülke sorunları için ölürken hamasetten başka ne yaptın, ne kadar adil düzlemde baktın soruna, çatışmalara? Gözü yaşlı anaları yeni dini hurafelerle ne kadar da çabuk kandırdınız? Din esasında <strong>&#8220;çocuklar ölmesin, analar ağlamasın&#8221;</strong> der, hükmetme sevdanız için bunu da mı tersine çevirdiniz?</p>
<p>Sana haksızlık edenle öyle nasıl da hemen pazarlık yaptın, sustun, üstünü örttün, beraber güçlendin, susturdun vicdanını..! Derin devletin mahzenlerinde çok dolaşma, kaybolacaksın..!</p>
<p>Söyle ne içindi bunlar, bunca zulme göz yummak için, o kadar mazlumiyeti lekelemeye değer miydi? <strong>&#8220;1000 yıl sürecek&#8221; </strong>diyorlardı şımarıkça, o zaman mazlum ve umutsuzduk, şimdi haksızlıklardan şikayet edenlere hiç empati yapma niyetin, düşüncen yok mu? 1000 yıl mı susacaksın, vicdanını toprağa mı gömeceksin?</p>
<p>Hayır, haksızsın..! Bunu sana yıllarca başörtüsü mücadelesi vermiş, babası, ablası, ailesi, eşi, çocuğu aile boyu dindarlığı için baskıları yaşayan birisi olarak söylüyorum, hemen kolaya sapma,  düşmanlaştırma,  kutuplaştırma..!</p>
<p>Yeter..! Kalk adına konuştuğun dini araştır, adalette var mıymış  bir çifte standart? Yarın hiç hakkın kalmayacak, çıkar vicdanını yerin altından, uyan, gör çürümeyi, sorgula, eleştir yeni 28 Şubatları. Bil ki zulüm uzun süreli değildir, yarın yine mazlum olursun, bakacak yüzün, söyleyecek kelimen kalmaz, unutma..!</p>
<p><em>*Bu makale Ömer Faruk Gergerlioğlu&#8217;nun izniyle kendi <a href="http://www.omerfarukgergerlioglu.com/yazdir.php?q=h&amp;id=1637" target="_blank">bloğundan </a>alınmıştır.</em></p>
<p><strong><a href="https://twitter.com/gergerliogluof" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?hl=tr&amp;q=https://twitter.com/gergerliogluof&amp;source=gmail&amp;ust=1488174449136000&amp;usg=AFQjCNEdkYq14h99jxsXi94hNs61x-d7Ig">@gergerliogluof</a></strong></p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/gergerlioglu-28-subatta-haksiz-tarafta-olmak-mi-vardi-kaderinde/">Gergerlioğlu: 28 Şubat&#8217;ta haksız tarafta olmak mı vardı kaderinde?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
