<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Renay Onur arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/renay-onur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/renay-onur/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 May 2021 11:57:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Renay Onur arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/renay-onur/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Türkiye’de STK’ların Şeffaf Ve Hesap Verebilir Olma Zorunluluğu Yok”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/17/turkiyede-stklarin-seffaf-ve-hesap-verebilir-olma-zorunlulugu-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Feb 2020 10:35:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Adım Adım]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Açık Açık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Adım Adım Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışçı Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[Renay Onur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47716</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de sivil toplum faaliyetlerinin açıklığı, hesap verilebilirliği ve bağış çalışmalarını ele alacağımız "Bağış Politikaları ve Şeffaflık" dosyamızda ilk olarak Adım Adım Platformu ve Açık Açık Derneği kurucularından Renay Onur ile konuştuk. Renay Onur, STK’ların halka açık kurumlar gibi, hatta daha da şeffaf olmaları gerektiğini belirtiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/17/turkiyede-stklarin-seffaf-ve-hesap-verebilir-olma-zorunlulugu-yok/">“Türkiye’de STK’ların Şeffaf Ve Hesap Verebilir Olma Zorunluluğu Yok”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Spesifik olarak Kızılay ile ilgili tartışmalara ve genel olarak Türkiye’deki “kamuya yararlı STK” statüsündeki kurumlara ilişkin, gözleminiz ve değerlendirmeniz nedir?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-47718 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/02/renay-onur-foto-640x640.jpg" alt="" width="320" height="320" />Kızılay zaten vergi vermeyen bir STK. Şeffaflık ve hesap verebilirlik kriterlerine basit bir açıdan bakıldığında, Kızılay şeffaf bir STK…. </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de halen web sitesinde açık açık finansal bilgilerini koymayı reddeden ve/veya çekinen kurumlar var. Benim bu sistemde olmasını garipsediğim durum şu; halen web sitesi olmayan, web sitesine finansallarını koymayan, kurucuları ve yöneticileri hakkında bilgi vermeyen STK’ların olması kabul edilemez. Kamuya hizmet için kurulan, kaynağı bağış ve gönüllülük olan kurumlar halka açık şirketlerde daha da şeffaf olmalılardır. Halen, dernek beyannamesi doldurulurken, beyannamenin sonunda yer alan “finansal bilgilerimin kamuya açık olmasını kabul etmiyorum” şıkkını söz konusu</span><span style="font-weight: 400;"> kurum yetkilileri seçebiliyorlar. </span></p>
<p><b>“Bağışçılığın Artması İçin İlk şart, Radikal Şeffaflık” </b></p>
<p><b>Türkiye’de “bağışçılığın ve hayırseverliğin düşük olduğuna ve çoğunlukla yurttaşların yakınlarındaki kişilere doğrudan bağış yapmayı tercih ettiğine” dair TÜSEV gibi kurumların araştırmaları var. Sizce, bu tablo, neden değişmiyor? Nasıl değişebilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu </span><span style="font-weight: 400;">tablonun değişmesi için gerekli ilk şart, radikal şeffaflıktır.</span><span style="font-weight: 400;"> Artık şeffaf olalım, olmayalım tartışmalarını hızlıca geçip, radikal şeffaflık boyutuna geçmeliyiz. Bağış yapmayanların dil birliği etmişçesine söyledikleri ilk şey güvensizlik. Güvensizlik genel olarak Türklerin sorunu ; bu yüzden Türkiye’de Avrupa standartlarının üzerinde bir STK şeffaflığı olması lazım.</span></p>
<p><b>Bağışçılık, hayırseverlik, filantropi gibi kavramlar sizin için ne ifade ediyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Empati sahibi ve içinde yaşadıkları dünyaya borçlu olduğunu düşünen insanların dünyaya borçlarını geri ödeme hali… Herkesi heyecanlandıran, kalbini ısıtan ya da titreten konular farklıdır.  Bizim için bunlardan hangisi ise bu konuda bağışçı hatta gönüllü olmalıyız. Yukarıdaki listeye gönüllülüğü de eklemeliyiz bence. Gönüllülük daha zordur ve daha önemli bir yatırımdır. Para gelir gider ; değeri herkese göre değişir. Ama zaman, gitti mi gelmez!</span></p>
<p><b>“Size Hesap Vermeyen STK’lara, Zamanınızı Ve Paranızı Vermeyin!” </b></p>
<p><b>Adım Adım Platformu, Türkiye’de bağışçılığın artmasına büyük kaynak sağladı. Sistemin,  şeffaf ve hesap verilebilir olması için nasıl bir yol izliyorsunuz? Bu sistemi başka STK’lar da kurabilir mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şunlara önem veriyoruz:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">  1- Anlık olarak toplanan bağış miktarını her zaman açıklıyoruz. Hatta açıklamıyoruz bile… Sistem hiçbir müdahale olmadan, miktarı anında gösteriyor. Dünyanın en bilinen ve en iyi CRM sistemini Türkiye’de kullanan ilk sivil toplum kuruluşuyuz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> 2- Özellikle bireysel bağışçıların, bağışın sadece projeye gitmesi isteğini bildiğimiz için, sadece proje için bağış topluyoruz. Bağışçı, bağışının etkisini bildiğinde ve direkt projeye gideceğini bildiğinde, bağış yapma ihtimali artar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet bunu her STK kullanır ama maalesef önemsemiyorlar. Hala bazı büyük STK’lara şeffaflığın önemini anlatmaya çalışıyoruz. </span><span style="font-weight: 400;">Hala bazı büyük STK’lar, şeffaf olmaya inanmıyorlar</span><span style="font-weight: 400;">. Hala bazı STK’lar şeffaflığı sadece devlete beyanname vermek zannediyorlar</span><span style="font-weight: 400;">. Bu konuda bildiğim en ileri örnek, Darüşşafaka… 3 ayda bir finansallarını yayınlar ve buna ek olarak kurumsal yönetişim denetimi yaptırırlar. Tebrik etmek lazım.</span></p>
<p><b>Açık Açık Derneği, aslında Türkiye’de hesap verilebilirliğe, şeffaflığa söz veren STK’ları bir araya getiren bir platform. Büyük şehirler dışında Açık Açık platformuna katılım, beklediğiniz seviyede mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açık Açık, Türkiye’de bireysel ve kurumsal bağışçılara ve de sivil toplum kuruluşlarına şeffaflığı ve hesap verebilirliği anlatan bir STK. </span><span style="font-weight: 400;">Bağışçılara, “size hesap vermeyen STK’lara, ne zamanınızı ne paranızı vermeyin” deriz. STK’lara ise şeffaflığın önemini anlatırız.</span><span style="font-weight: 400;"> Açık Açık platformunda büyük şehirler dışında STK sayısı az sayılır. Bir oran vermek gerekirse: %75 istanbul,  %8 Ankara, %3 Denizli, %3 Bursa, %9 İzmir, %1 Hatay ve %1 Antalya.</span></p>
<p><b>Açık Açık’a dâhil olan kurumlar, Bağışçı Hakları Beyannamesi imzalıyor. Bu, bağışçılara nasıl bir hak sağlıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu, bağışçılara sorma, sorgulama, bağışının nereye gittiğini takip edebilme hakkını veriyor. </span><span style="font-weight: 400;">STK’lar esasında halka açık kurumlar gibidirler</span><span style="font-weight: 400;">. Nasıl halka açık kurumlar?  Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) göre, şeffaflık ve hesap verebilirlik kriterlerine uyma ve sermayedarlarına, yani halka hesap vermek zorundadırlar. İşte </span><span style="font-weight: 400;">STK’lar da aynen böyledir. Hatta bence halka açık şirketlerden daha da şeffaf olmalılar. Neden? Kaynağı bağış ve gönüllü, amacı halka hizmet</span><span style="font-weight: 400;">. Kimden neyi saklıyorsun?</span></p>
<p><b>Açık Açık sistemine dâhil olmak, bir STK’ya nasıl katkı sağlar? Neden bir STK, Açık Açık’a dâhil olsun? Bu sisteme dâhil olmanın maliyeti nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açık Açık’a dahil olmak her şeyden önce STK’nın duruşunu gösterir. Nedir bu duruş? Açık Açık platformuna katılan bir STK, hepimizin halk olarak, şikayetçi olduğumuz şeffaf olmama, hesap vermeme haline karşı, bu hareketin sivil toplumdan başlaması gerektiğini gösterir. Yani esasında, bu bir harekettir. Şu anda Açık Açık’ta bulunan STKlar, Türkiye’deki bireysel bağışın %7-8’ini temsil eder. Bu oran %20-30’a çıktığında, bence önemli değişiklikler olacak sektörde. Bu sisteme dahil olmamın maliyeti, STK bilançosunun büyüklüğüne göre değişir;  STK, aylık platforma katılım bedeli öder.  2019 için aylık platform kullanım bedeli şöyle idi; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-47717 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/02/Ekran-Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1-6.jpg" alt="" width="426" height="224" /></span></p>
<p><b>Açık Açık kurumsal olarak, sivil toplumun şeffaflığına ve hesap verilirliğine nasıl katkı sağladı? Etki analizi yaptınız mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle kurumların, artık Bağışçı Hakları Beyannamesini imzalamayan STKlara bağış yapmak istemediğini ve proje yapmak istemediğini yoğun bir şekilde kurumlardan duyuyoruz</span><span style="font-weight: 400;">. Bu da bize, giderek artan STK’nın Bağışçı Hakları’nı imzalayacağını düşündürüyor. Bu çok normal çünkü Amerika’ya baktığımızda, esasında bu hakları STK’lar yazmış ve kendileri sahiplenmişler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açık Açık olarak maalesef bir etki analizi henüz yapamadık. Kurumlara yaptığımız Hayırseverlik Endeksi’nin de kurum çalışanlarında önemli bir etkisi olduğunu düşünüyorum.</span></p>
<p><b>“Türkiye’de Bağışçıların Hiçbir Hakları Olduğunu Zannetmiyorum”</b></p>
<p><b> Türkiye’de bağışçıların yasal olarak hakları var mı? Bağışçılar, bağış yapmadan önce “potansiyel bağışçı” ve bağış yaptıktan sonra “bağışçı” kimlikleriyle, ne tür haklara sahip olduklarını biliyorlar mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bağışçıların Türkiye’de hiç bir hakları olduğunu zannetmiyorum</span><span style="font-weight: 400;">. Biz, Bağışçı Hakları’nın ne olduğunu kamuya anlatmaya çalışıyoruz.</span></p>
<p><b>Açık Açık web sayfasında, “Açık Açık Derneği, şeffaflık ve hesap verebilirliğin bir kurumun güvenilirliğini garantilemediğini bilir” diyorsunuz. Bir STK’nın güvenirliği , sizce nasıl garanti altına alınabilir? Hem bağışçılar, hem STK’lar açısından, güvenirliğin temini için ne tür gereklilikler var? Siz, Açık Açık kurumsal kimliği altında, Türkiye’de bağışçılığın şeffaf, açık ve hesap verilebilir şekilde artması için, ne tür öneriler getiriyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kimse güvenilirliği garanti edemez maalesef. Düşünün, Amerika’nın en güvenilen enerji şirketi, dünyanın en güvenilen denetim şirketleri tarafından denetlenirken, dünyanın en beklemediği şeyler oldu. Önemli olan niyettir; gerisi önemli değil</span><span style="font-weight: 400;">. Şeffaflık ve hesap verebilirlik, kurumların etik olmayan işler yapma ihtimalini azaltır.</span></p>
<p><b>“Bağışçı Hakları’nı İmzalamayan STK’larla Çalışmayanlar Var” </b></p>
<p><b>Türkiye’de sivil toplum çalışmalarının şeffaflığı ve hesap verilebilirliğine ilişkin,  kişisel gözlemlerinizi ve önerilerinizi bizimle paylaşır mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de maalesef STK’ların şeffaf ve hesap verebilir olma zorunluluğu yok. STK’lar şeffaflık deyince devlete beyanname vermeyi anlıyorlar. Bağışçıların, gönüllülerin, sponsorların, faydalanıcıların bu bilgiler ve karar mekanizmaları hakkında bilgi sahibi olması gerektiğine inanmıyorlar. Hatta öyle bir boyuttayız ki, bu soruları STK’lara soran kişiler linç edilmeye çalışıyor. Bunlar konunun üzücü kısmı; umut veren kısmı ise bir şeyler değişiyor. Açık Açık Platformu’na katılan ve Bağışçı Hakları Beyannamesini imzalamış 100’ü aşkın STK’nın olması güzel haber. Artık, “Bağışçı Hakları’nı imzalamayan kurumlarla çalışmıyoruz; bağış yapmıyoruz” diyen kurum ve bireylerin olması güzel haber&#8230;</span></p>
<p><b>Açık Açık sistemine dâhil olmayan ancak “şeffaf ve hesap verilebilir şekilde çalışmalarını yürüten” iyi örnekler-  STK’lar var mı? Örnek verebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet var tabii. Burada bir detaydan bahsetmem lazım ; örnek vermeye başlamadan önce şeffaflık ve hesap verebilirliğin çok geniş bir kavram. Şeffaflığı ve hesap verilebilirliği, minimum düzeyde ele alırsak; bu finansalları açıklamayı, yöneticileri ve kurucuları hakkında bilgi vermeyi gerektirir. Bu asgari koşulu sağladıktan sonra, daha fazla şeffaflık ve hesap verebilirlik bekleyebiliriz. Örneğin Yönetim Kurulu kararlarının açıklanması, STK’nın sorulara hızlı ve açıklayıcı bir şekilde geri dönmesi vb.. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyük STK’lardan Kızılay ve Yeşilay’ın, finansallarının yayınlanması ve yöneticileri hakkında bilgi verilmesi, iyi örnekler olarak söylenebilir. Tabii her kurum gibi bu kurumların da bu konudaki standartları ilerletmek için, yapması gereken çok şey var.</span></p>
<p><b>“STK’ların Finansal Bilgilerinin Halka Açık Olarak Yayınlanması, Zorunlu Olmalı”</b></p>
<p><b> STK’ların şeffaf ve hesap verilebilir olması ve bir kurumun güvenirliğinin temini için, sizce yasal mevzuatta ne tür değişiklikler yapılmalı ?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk yapılması gereken şey, dernek ve vakıfların finansal bilgilerinin halka açık olarak yayınlanmasının zorunlu hale gelmesi…</span></p>
<p><b> </b><b>Eklemek istediğiniz başka hususlar var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sadece bağış ve hibeye dayanan, faaliyetlerini sürdürülebilir kılacak şekilde finansal gelir elde edemeyen STK’ların, yavaş yavaş yok olmaya başlayacakları bir döneme giriyoruz. Sosyal girişimlerin daha önemli olacağı ve bir nevi ticari kurumlar ile STK arasında hibrid (melez) yapıların artacağı bir döneme giriyoruz. Biz, STK’ların şeffaflığı ile uğraşırken dünya başka bir boyuta geçmek üzere…</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/17/turkiyede-stklarin-seffaf-ve-hesap-verebilir-olma-zorunlulugu-yok/">“Türkiye’de STK’ların Şeffaf Ve Hesap Verebilir Olma Zorunluluğu Yok”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Daha Yaşanabilir Bir Kent İçin Beraber Çalışalım&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/21/daha-yasanabilir-bir-kent-icin-beraber-calisalim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Oct 2019 07:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Açık Açık Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Adım Adım]]></category>
		<category><![CDATA[İBB]]></category>
		<category><![CDATA[Renay Onur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43404</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adım Adım’ın hayırseverlik koşularından ve Açık Açık Platformu’ndan tanıdığımız Renay Onur ile Spor İstanbul Müdürü olarak, yönetim anlayışını ve yeni görevinde spor, sivil toplum ve sosyal girişimciliği birleştirerek hayata geçirmek istediği projeleri konuştuk. “İstanbul Spor Gönüllüler” adıyla yeni bir gönüllü grubunun oluşmasını hayal eden Onur,  İstanbul’u daha yaşanabilir, daha canlı bir kent haline getirmeyi hedefliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/21/daha-yasanabilir-bir-kent-icin-beraber-calisalim/">&#8220;Daha Yaşanabilir Bir Kent İçin Beraber Çalışalım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Öncelikle yeni göreviniz hayırlı olsun. Sizi daha çok Adım Adım ve Açık Açık platformlarının kurucularından bir olarak tanıyoruz. </b><b>İBB bünyesinde bir belediye iştiraki olan Spor İstanbul Müdürü olmak nasıl bir duygu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Harika bir his ve çok gurur verici bir şey.  Bunun birkaç sebebi var. Öncelikle 12 yıldır sivil toplumda yer alan, 5-6 yıldır da sosyal girişimci olarak tanınan biri olarak, Spor İstanbul Müdür olmanın benim için heyecan verici olmasının ilk sebebi şu: Spor İstanbul aslında sosyal fayda sağlamayı amaçlayan bir sosyal girişim. Kurulduğu günden bu yana tüzüğünde de yazdığı şekilde sosyal fayda sağlamayı amaçlıyor. Türkiye’deki az sayıda büyük sosyal girişim şirketinden biri. Bütçesi 300 milyon TL ancak sürdürülebilirlik tarafında, yapmamız gereken çok şey var. Belediyeye bu kadar bağımlı olmamamız gerekiyor. Beni bu pozisyonun heyecanlandırmasının diğer nedeni, 12 yıldır gönüllü yaptığım bir iş sebebiyle, 60 bine yaklaşan Adım Adım Platformu’ ardından Spor İstanbul Genel Müdürü olarak şimdi “16 milyonluk bir şehrin spor tarafını yönetmek, İstanbul’un dünyadaki 80 -90 ülkeden daha büyük nüfusa sahip olması nedeniyle de ilginç bir his. </span></p>
<p><b>Spor İstanbul, kurumsal kapasitesi ve yetkileriniz çerçevesinde beklentileriniz karşıladı mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu görevde istediklerimi yapabileceğimi düşünüyorum. Çeşitli açılardan beklediğimden daha iyi; bazı açılardan ise beklediğimden daha kötü diyebilirim. Spor İstanbul’da 2.700 civarında çalışan beklediğimden çok daha fazla sporla ilgili ve heyecanlılar.  Heyecan her işin kalbinden olması gereken bir şey. Beklediğimden daha kötü olan şeyler de var: öncelikle kurumun finansal kapasitesi. Belediyeye bu kadar bağımlı olduğunu bilmiyordum. Tesislerin kapasitesi çok iyi ancak spor tesisi ruhu yok bu binalarda. Genel müdürlük dâhil tüm tesislere spor ruhunu katmak önemli </span></p>
<p><b>Kasım ayında Spor Fuarı ve 41. Vodafone İstanbul Maratonu var. Bu sene yenilikler var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelip görün derim. Bu sene yapmak istediğimiz her şeyi hayata geçiremeyebiliriz çünkü böyle büyük bir etkinlik için hazırlık sürecine geç başlayabildik. Bu yıl Spor Fuarı’nda daha çok eğlendirmeye, daha fazla spor deneyimi yaşatmaya çalışacağız. Katılımcıların içeride daha çok zaman geçirmesini amaçlıyoruz. Bunu bir miktar yapabilirsek, gelecek yıl daha fazlasını yapabiliriz.  Maratonda da bu sene daha çok katılım olacak. </span></p>
<p><b>Sizin Adım Adım Platformu’nun yardımseverlik koşuları ile yıllardır maratonda yer almış olmanız, bu yıl Spor İstanbul Müdürü olmanız acaba maratona katılımı ve bağışçılığı artırır mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim 12 yıllık Adım Adım tecrübem bu kuruma genel müdür olmamı sağladı. Adım Adım’ın İstanbul Maratonu’na çok katkısı oldu: geçen sene 18 bin kişi maratonu bitirmişti; bunların 8 binin yardımseverlik koşusuna katılanlardı. Bu büyük bir rakam.  Adım Adım bu maratonun en önemli ortaklarından biri. Bu nedenle, Benim Spor İstanbul müdürü olmam kesinlikle maratona katılımı artıracaktır. Katılımın artmasının ana sebeplerinden bir diğer, bizim geçmiş sene koşucularla doğrudan, birebir samimi bir iletişim kurmamız. Yılardır içimi acıtan bir tablo vardı: Özellikle geçen sene maratona katılan sadece 135 kadın vardı. Bu sene maratona geçen senenin 3 katı kadın kayıt oldu.  Bence hepsi koşar. </span></p>
<p><b>Ölçülebilir Hedefler Ve Sürdürülebilir Yapılar Kurmak </b></p>
<p><b>Spor İstanbul Genel Müdürü olarak İstanbul’a ne katmak istiyorsunuz? Somut olarak hedefiniz nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burası bir sosyal girişim. Spor İstanbul ticari bir kuruluş ile sivil toplumun karıştığı bir yer. Bu görevden ayrılınca,  bırakmak istediğim 2 şey var: 1-Sosyal girişim olması sebebiyle öncelikli amacım: bu kurumun sosyal etki analizini yapıp, kuruma dair alınacak karar kararlarda sosyal etkiyi dikkate almak. Sosyal etki analizi hazırlıklarına henüz yeni başladık.Belediye çatısı altındaki tüm bu şirketlerin sosyal etkisinin yıllık olarak ölçülmesi ve kararların ona göre alınmasına vesile olmayı hayal ediyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2-Yeni bir tesis kararı alırken envanterimiz, anketler, şehrin yetenek ve talep haritalarını üst üste koyup kararlara dâhil olmasını isterim. 3- Yine bunlarla beraber, tabii asıl amacım İstanbul’un daha hareketli, daha sağlıklı, sporla daha nefes alan şehir olmasını sağlamak. Tüm bu somut olarak ölçülebilir hedeflerle, bu görevden ayrılınca geride elle tutulur bir şey bırakmak isterim. </span></p>
<p><b>Şeffaf Ve Hesap Verilebilir STK’lar İle Çalışmak; Herkese Eşit Mesafede Durmak  </b></p>
<p><b>Sporda fırsat eşitliğinin sağlanması ve İstanbul’un tüm bölgelerinin eşit seviyede Spor İstanbul’un sağladığı olanaklara ulaşılabilmesi için bir çabanız olacak mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hâlihazırda devam eden projeler ve başladığımız projeler de var. Bu göreve başladıktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile yaptığımız ilk toplantıda, bana söylediği ilk şey “tüm çalışmalarımda dezavantajlı gruplar, çocuk, kadın ve yaşlılara öncelik verecek şekilde çalışmam” yönündeydi. Diğer söylenen şey de kapsayıcı olmam gerektiği idi. Bunlar zaten benim de hedeflerim arasında.   </span></p>
<p><b>Spor İstanbul’un yerel yönetim-STK işbirliği kurma amacı var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Spor İstanbul bir belediye iktisadi teşekkülü (BİT) , hâlihazırda zaten STK’larla pek çok işbirliklerimiz var.  Ben, işbirliklerinin kurulmasında öncelikle şeffaf ve hesap verilebilir olmasına dikkat edeceğim. Hepsine eşit mesafede olacağım. Sosyal girişimlere inanan biri olarak, belediyenin sosyal girişimcilerle daha çok çalışması gerektiğini düşünüyorum.  Sosyal girişimciler yaratıcı çözümleri olan kişiler; sosyal girişimler bağışa ve hibeye bağımlı olmayan bir yapıları var. Bu nedenle, belediyenin sosyal girişimcilerle çalışması için sürdürülebilir yapılar kurmak için çabalayacağım. </span></p>
<p><b>İBB ile STK’lar arasında geçmiş dönemde yapılan işbirliklerinin yeni yönetim tarafından iptal edilmesi konusu çeşitli eleştirilere sebep oldu.   Bu konuda sizin değerlendirmeniz nedir?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda kendi adıma konuşabilirim,  kendi yaklaşımından bahsedebilirim: Spor İstanbul’a müdür sıfatıyla geldiğimde farklı ama çok az sayıda STK ile ilişkiler kurulduğunu gördüm ve onlarla çalışmayı durdurdum. Çünkü hepsine eşit mesafede yaklaşım olmalı… Örneğin, Adım Adım olarak yıllardır hayırseverlik koşuları yapan bir platform olmamıza karşın, geçen yıl Spor Fuar’ına biz alınmadık. Doğrudan bunu yaşadık ve bize gerekçe de söylenmedi. Benim duruşum hep şöyle oldu: Açık Açık platformu kurucularından olarak, orda da tüm STK’lar, liberal ya da muhafazakâr, tümü Platforma katılsın istedik. Açık Açık platformunda da muhafazakar STK’lar katılsın istedik ancak kendileri bunu talep etmedi. Benim Spor İstanbul Müdür olarak buradaki duruşum şu:  herkese eşit mesafedeysem göreve sıfır noktasından başlamalıyım. Bu nedenle, daha önce yapılan sınırlı sayıdaki STK ile işbirliklerini iptal ettik. Spor İstanbul’da bizimle birlikte çalışmak isteyen kurumlarda dikkat ettiğimiz 2 şey : web sayfalarında güncel finansal bilgilerini paylaşmaları ve kurucu-yönetici bilgilerine yer vermeleri. Bizim için bu ikisi yeterli.  </span></p>
<p><b>İBB’nin genel olarak STK’lar ile işbirlikleri konusuna yaklaşımı nedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göreve başladığımdan itibaren burada beni etkileyen şu oldu:  tüm genel müdürler ve tabii Başkan İmamoğlu ile hayat duruşumuz yakın. Şu anlamda birbirimize yakın bir hayat duruşuna sahibiz:  şeffaflığa verdiğimiz önem ve herkes eşit mesafede durmaya verdiğimiz önem aynı. Bu, bir belediye için olmazsa olmaz. İBB adına konuşmak istemesem de kişisel izlenimlerim bu şekilde.   </span></p>
<p><b>İBB bünyesinde Halkla İlişkiler birimi altında Sivil Toplumla ve Kurumlarla İlişkiler adıyla, alt seviyede bir birim var. İBB’de üst düzeyde bir Sivil Toplumla İlişkiler adında bir birim kurulmalı mı?  Görüşünüz nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii, belediyelerde sosyal girişimler ve STK’larla ilgili bir birim olmalı çünkü hem STK’lar hem sosyal girişimler belediyenin stratejisini ve performansını etkiler.  </span></p>
<p><strong>İstanbul’u İstanbul Spor Gönüllüleri kurtaracak!</strong></p>
<p><b>İstanbullulara, özel sektör kuruluşlarına, STK’lara gönüllü olma ve işbirliği çağrınız var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim yapacağım en büyük gönüllülük çağrısı: İstanbul Spor Gönüllüleri adıyla bir topluluğu oluşması.  Yani İstanbulluların çıkıp “İstanbul’da spor yapma hakkımız var, biz daha çok spor etkinliği istiyoruz, biz daha fazla park istiyoruz, biz parklarda mangal yapmak değil koşmak istiyoruz, nefes alıp vermek istiyoruz” desinler. İstanbul’un bunu söylemeye başlaması lazım. Bu talepler var ama daha fazla olsun. İstanbul Spor Gönüllüleri’nin oluşmasını çok isterim, bu benim hayalim. Spor İstanbul olarak, gönüllülük için daha çok çalışıyor olacağız. Diğer kurumlarla da “işbirliğine varım” derim.  Dünyada başarılı şirketler hep işbirlikleri sayısını katlayarak artırıyorlar. </span></p>
<p><b>Spor İstanbul Müdürü olarak İstanbullulara bir çağrınız var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İstanbul Spor Gönüllüleri” adıyla bir gönüllü topluluğu oluşmasını çok isterim. Genelleme yapmak iyi olmasa da, Türkiye’de Avrupa’ya nazaran şikâyet ettiğimizin yerine bir öneri getirme, talepte bulunma özelliğimiz daha zayıf. Bence İstanbullular çıkıp, “ biz bu şehirde daha fazla yeşil, daha fazla park istiyoruz; daha fazla hareket, daha fazla temiz hava istiyoruz” demeliler. Bu talepleri biz duyuyoruz ama daha fazla duyarsak daha çok harekete geçeriz. </span></p>
<p><b>Spor ile hayırseverlik ve gönüllüğü birleştiren yeni bir projeniz var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Henüz göreve geleli 2,5 ay olmuşken, öncelikle kendi hedeflerimi koymak için biraz daha kurumu tanımak için zamana ihtiyacım var. Koyduğum hedefleri belirledikten sonra bu hedefler doğrultusunda yeni işbirliklerini ve yeni projeleri belirlemek mümkün olabilecek sanırım.   </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/21/daha-yasanabilir-bir-kent-icin-beraber-calisalim/">&#8220;Daha Yaşanabilir Bir Kent İçin Beraber Çalışalım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Girişimciler Müjde! Türkiye’nin Sosyal Girişimcilik Ağı Kuruldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/01/sosyal-girisimciler-mujde-turkiyenin-sosyal-girisimcilik-agi-kuruldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Feb 2019 07:55:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Adım Adım Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[E-Bursum]]></category>
		<category><![CDATA[Erdal Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Kaymakcı]]></category>
		<category><![CDATA[joon]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Keskin]]></category>
		<category><![CDATA[Renay Onur]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Girişimcilik Ağı Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Vehbi Koç Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34794</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vehbi Koç Vakfı’nın projelendirdiği, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen ve 500 bin Avro hibe alan ‘Türkiye Sosyal Girişimcilik Ağı Projesi’ hayata geçirildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/01/sosyal-girisimciler-mujde-turkiyenin-sosyal-girisimcilik-agi-kuruldu/">Sosyal Girişimciler Müjde! Türkiye’nin Sosyal Girişimcilik Ağı Kuruldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Sosyal girişimcilik alanında ortaya koyduğu projelerle toplumsal faydalar sağlayan Vehbi Koç Vakfı’nın, Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı iş birliğiyle hayata geçirdiği Türkiye Sosyal Girişimcilik Ağı Projesi’nin tanıtım toplantısı bugün Koç Holding’de gerçekleşti. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye’de hala erken aşamada olan sosyal girişimcilik ekosisteminin gelişimini odağına alan proje, sosyal girişimcilerin ve sosyal girişimci adaylarının güçlendirilmesi adına, bilgi ve becerileri geliştirmeyi ve destek mekanizmaları oluşturmayı hedefliyor. Bunun yanında özel sektörün özellikle de finans kurumlarının ve kamu kurumlarının sosyal girişimcilik konusundaki farkındalıklarını artırarak, sosyal işletmelerin finansal ve finansal olmayan yatırımlara erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Toplantıya Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Faruk Kaymakcı, Vehbi Koç Vakfı Genel Müdürü Erdal Yıldırım, Koç Üniversitesi Araştırma ve Geliştirmeden Sorumlu Rektör Yardımcısı İrşadi Aksun, Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Zeynep Gürhan Canlı,<span class="Apple-converted-space">  </span>bakanlık temsilcileri, sivil toplum sektörü, özel sektör temsilcileri, sosyal girişimciler ve proje ortakları katıldı. Toplantının açılış konuşmalarını Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Faruk Kaymakcı ve Vehbi Koç Vakfı Genel Müdürü Erdal Yıldırım gerçekleştirdi.</span></p>
<figure id="attachment_34797" aria-describedby="caption-attachment-34797" style="width: 384px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-34797" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/faruk_kaymakci-640x427.jpeg" alt="" width="384" height="256" /><figcaption id="caption-attachment-34797" class="wp-caption-text">Faruk Kaymakcı / Dışişleri Bakan Yrd. ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi</figcaption></figure>
<p class="p4"><span class="s1">Türkiye’de sosyal girişimciliğin geliştirilmesinin hem AB politikalarına uyum kapsamında hem de ülkemizdeki toplumsal sorunların çözümüne yapacağı katkı açısından öneme vurgu yapan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Faruk Kaymakcı, Türkiye-AB ilişkilerinde en önemli itici gücün sivil toplum olduğunu, Avrupa Birliği Başkanlığının sivil toplum sektörünün lider kuruluşu olarak sivil toplum kuruluşlarıyla her zaman iş birliği içerisinde çalışmalarına devam ettiğini ve Türkiye’nin AB sürecinde sivil toplum kuruluşlarını önemli bir destek olarak gördüklerini söyledi.</span></p>
<p class="p4"><span class="s1"><b>500 proje içinden seçilen bir proje </b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">15 yılı aşkın süredir Türkiye ve AB sivil toplumları arasındaki diyaloğun güçlenmesini ve Türkiye’deki sivil toplumun kapasitesinin geliştirilmesini hedefleyen projelere destek sağladıklarını vurgulayan Kaymakcı, “Sosyal girişimcilik alanı Türkiye için yeni bir alan ama bugün açılışı yapılan ve yaklaşık 500 bin Avro hibe almaya hak kazanmış Türkiye Sosyal Girişimcilik Ağı Projesi’ni Türkiye’ye güçlü bir şekilde taşıyacağız. Beşyüze yakın proje içerisinden elenerek seçilen bu projeyi çok önemsiyorum ve Türkiye’ye yararlı olacağını düşünüyorum.” dedi. Kaymakçı ayrıca yıl içerisinde duyuruya çıkılacak başka hibe programlarının da bulunduğunu ve 10.5 milyon Avroluk bir hibe desteğinin daha sivil toplumun kullanımına sunulacağı bilgisini paylaştı. </span></p>
<blockquote>
<p class="p4"><span class="s1"><b>Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Faruk Kaymakcı: HIPA fonlarından yarattığımız bu projeyi de ülkemizin çıkarları için ve AB üyelik süreci için en etkin şekilde kullanmamız lazım</b></span></p>
</blockquote>
<p class="p4"><span class="s1"><b>AB, HIPA fonlarından 1milyar avro kesme kararı aldı</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Türkiye-AB mali işbirliğinde sıkıntılar olduğuna dikkat çeken Kaymakcı, “AB’nin 2018, 2019 ve 2020 yılları için Türkiye’ye tahsis edilen HIPA fonlarından 1 milyar avroyu kesme kararı aldı. 2019 yılı itibariyle yapabileceğimiz bir şey yok ama 2020’de mümkünse bu kesintiyi yaptırmamaya çalışacağız. Bu kolay bir iş değil, bu nedenle şimdi yapacağımız en iyi iş HIPA fonlarını en verimli şekilde kullanmaktır. HIPA fonlarından yarattığımız bu projeyi de ülkemizin çıkarları için ve AB üyelik süreci için en etkin şekilde kullanmamız lazım. HIPA fonlarının sivil sektör ile ilgili bölümünü AB Başkanlığı yürütüyor. Biz buna özellikle öncelik veriyoruz. Çünkü sivil toplum kuruluşlarının itici gücü ile AB üyelik sürecinde reformları hızlandırabileceğimize inanıyoruz. Sizlerden gelen katkıların bizi doğru yönlendireceğine inanıyoruz. Bu nedenle Koç Vakfı’ndan gelen bu güzel proje bugün başarıyla artık uygulama aşamasına geldi. Sivil sektörle birlikte çalışmalarımıza hızla devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.</span></p>
<figure id="attachment_34798" aria-describedby="caption-attachment-34798" style="width: 348px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-34798 " src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/02/erdal_yildirim-640x427.jpeg" alt="" width="348" height="232" /><figcaption id="caption-attachment-34798" class="wp-caption-text">Erdal Yıldırım / Vehbi Koç Vakfı Genel Müdürü</figcaption></figure>
<p class="p4"><span class="s1"><b>“Sosyal girişimcilik ‘Üstümüze Vazife’ diyen insanların<span class="Apple-converted-space">  </span>oluşturduğu bir alan”</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Bu yıl 50. yaşını kutlayan Vehbi Koç Vakfı olarak toplantıya ev sahipliği yapmaktan ve Türkiye’de sosyal girişimcilik alanına ivme kazandıracak bu projeyi hayata geçirmekten memnuniyet duyduklarını ifade ederek konuşmasına başlayan Vehbi Koç Vakfı Genel Müdürü Erdal Yıldırım, “Üstümüze Vazife sloganını benimseyerek yıllar boyu güzel işlere öncü olduk. Aslında sosyal girişimcilik de ‘Üstümüze Vazife’ diyen insanların<span class="Apple-converted-space">  </span>oluşturduğu bir alan. Hatta ötesine geçip sosyal katkı için canla başla çalışanların oluşturduğu bir alan. Bugün bir araya gelme vesilemiz olan Türkiye Sosyal Girişimcilik Ağı da bugüne kadarki çalışmalarımızı bir adım öteye taşımayı hedeflediğimiz odak alanlarımızdan biri.”diyerek sözlerine devam etti. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1"><b>“Sosyal girişimciler, toplumsal sorunlara sürdürülebilir çözümler sunuyor”</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Bütün büyük vakıfların ve derneklerin Türkiye için çok önemli işler yaptığını dile getiren Yıldırım,<span class="Apple-converted-space">  </span>“Profesyonel hayatımın çok önemli bir bölümünü sivil toplum örgütlerinde yöneticilik yaparak geçiren bir kişiyim. Şunu görüyorum ki; artık geleneksel modeller bugünün ihtiyaçlarına ve sorunlarına tam anlamıyla cevap vermiyor. Ama sosyal girişimciler, toplumsal sorunları tespit edip bu sorunlara sürdürülebilir çözümler sunuyor ve sosyal geri dönüşü olan bir hizmet ya da ürün üretiyor. Ölçülebilir, olumlu sosyal etki yaratırlar. Vehbi Koç Vakfı olarak sosyal girişimcilik bir adım öteye taşımayı hedeflediğimiz odak alanlarından biri. Örneğin, yakın dönemde UniCredit Foundation ortaklığı ve Koç Üniversitesi Sosyal Etki Forumu ile yürüttüğümüz Change With Business projesi ile sosyal girişimcilik kavramının ülkemizdeki sosyal ve ekonomik sisteme entegrasyonunun önündeki engelleri ortadan kaldırmayı hedefledik. Bugün ise ülkemizde sosyal girişimcilik alanına ivme kazandıracağına inandığımız yeni bir projeyi hayata geçirmenin heyecanını yaşıyoruz.” dedi.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-34799 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/02/sosyal_girisimciler-640x427.jpeg" alt="" width="417" height="278" /></p>
<p class="p4"><strong><span class="s1">Sosyal girişimciler hikayelerini anlattı</span></strong></p>
<p class="p4"><span class="s1">Türkiye&#8217;den sosyal girişimcilik hikayelerinin anlatıldığı oturumda, Duygu Vatan, Mesut Keskin ve Renay Onur sosyal girişimcilik hikayelerini anlattı. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Joon’nun kurucusu Duygu Vatan ODTÜ işletme mezunu. Üniversite yıllarında sosyal fayda odaklı bir iş yapmak istediğini bilerek okuluna devam etmiş, bir yandan da tasarım üzerine yan dal yapmış. Tasarımı insanları ve toplumları anlamak için ilginç bir araç olarak düşünmeye başlayan Vatan’ı bardağın bile insan için tasarlanıyor olması sebebiyle tasarım işinden çok etkilenmiş. Bu etkileşim Kapasite Geliştime Platformu olan Joon’u kurması için büyük bir motivasyon olmuş. Joon, üreten becerisi olan ancak toplumda dezavantajlı konuma geçmiş olan bireylere tasarım desteği sağlayarak, onların üretimine katma değer kazandırıp, onları daha farklı platformlarla buluşturan bir sosyal gelişim.</span></p>
<figure id="attachment_34800" aria-describedby="caption-attachment-34800" style="width: 367px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-34800 " src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/02/duygu_vatan-640x427.jpeg" alt="" width="367" height="245" /><figcaption id="caption-attachment-34800" class="wp-caption-text">Duygu Vatan / Joon Kurucusu</figcaption></figure>
<p class="p4"><span class="s1"><b>“Tasarım desteği vererek, satış kanalı yaratıyoruz”</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Katıldıkları bir sosyal girişimcilik yarışması vesilesiyle Joon’u kurduklarını anlatan Vatan, “Dünyanın her yerinden insanların katıldığı bir yarışmaya katıldık. Bu yarışmada da mültecilerin, Türkiye’deki tabiriyle geçici koruma altında yaşayan bireylerin potansiyelini arttırmayı hedef olarak koymuşlardı. Biz de hemen sahaya indik. Çünkü bizim için çok güzel bir amaçtı. Türkiye’de geçici koruma altında olan mülteciler, özellikle Ankara’da emek temelli mesleklerini icra etmeye çok yatkın ancak ciddi bir sömürü içerisindeler. Saha araştırması yaparken bir hattat ile tanıştık. Mesleğini icra edemiyor, bahçıvanlık yapıyordu. Bu hikaye bir sürü insan için geçerli. Türkiye’de belli bir üretim becerisi olan ama mesleğini yapamayan emek temelli üretici mevcut. Biz onlara tasarım desteği vererek belli bir satış kanalı yaratıyoruz. Bu yolla satış ve etkileşim potansiyellerini arttırabiliyoruz.” dedi. </span></p>
<figure id="attachment_34801" aria-describedby="caption-attachment-34801" style="width: 429px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-34801 " src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/02/mesut_keskin-640x427.jpeg" alt="" width="429" height="286" /><figcaption id="caption-attachment-34801" class="wp-caption-text">Mesut Keskin / E-Bursum Kurucusu</figcaption></figure>
<p class="p4"><span class="s1"><b>“15 milyon TL’nin demokratik bir şekilde dağıtılmasını sağladık”</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">2011 yılında Van’dan İstanbul’a Galatasaray Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde okumaya gelen Mesut Keskin’in hikayesi de Van Depremi’yle başlamış. Depremden sonra finansal bir destek arayışına giren Keskin, beklediğinden daha hantal işleyen ve hiç adil olamayan bir burs sistemi ile karşı karşıya kalmış. Yavaş ilerleyen burs sürecinin bir parçası olmak istemeyen ve kendi yaşadığı sorunları başkalarının da yaşamasını istemeyen Keskin, bilgisayar mühendisliği okumanın da avantajını kullanarak, şimdilerde Türkiye’nin en büyük burs platformu olan ‘e-bursum’u kurmuş. Türkiye’deki burs sistemini dijitalize ve demokratize eden E-Bursum, burs<span class="Apple-converted-space">  </span>sistemine daha ulaşılabilir, daha adil, daha eşitlikçi ve daha yeterli bir eğitim finansman çözümü sunan sosyal girişim projesi.</span></p>
<p><strong><span class="s1">“Türkiye’deki burs sistemi adil bir sistem değil”</span></strong></p>
<p class="p4"><span class="s1">Türkiye’de burs veren kurumların büyük bir kısmının merkezinin İstanbul’da olduğuna söyleyen Keskin, “Merkezi İstanbul’da olan bir kuruma başvurmak isteyen öğrenciler ya posta yoluyla ya bireysel olarak İstanbul’a gelmek zorunda. Hakkari’den İstanbul’a gelmek zaten maliyetli, burs alıp alamayacağın da belli değil. Türkiye’deki burs sistemi adil bir sistem değil. Türkiye’de 25 milyon öğrenci var. Son 3 yılda 1.1 milyon öğrenci finansal destek ulamadığı için eğitimine devam edememiştir. Yani o bireyleri kurtaramadık sayabiliriz. E-Bursum’u kullanan 250 binden fazla öğrenci var. Çok yüksek değil ama Türk eğitim sistemi için iyi olan 15 milyon TL’nin demoktarik bir şekilde dağıtılmasını sağladık.” dedi.</span></p>
<figure id="attachment_34802" aria-describedby="caption-attachment-34802" style="width: 372px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-34802 " src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/02/renay_onur-640x427.jpeg" alt="" width="372" height="248" /><figcaption id="caption-attachment-34802" class="wp-caption-text">i. Renay Onur / Adım Adım Kurucusu</figcaption></figure>
<p class="p4"><span class="s1"><b>“Adım Adım  bir gönüllü makinesi”</b></span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Adım Adım’ın kurucusu olan Renay Onur’un hikayesi de 2007 yılında insanların spor aktiviteleriyle STK’lara bağış yapmasını teşvik edici çalışmalar yapması sonucunda, bunun kollektif bir yardımseverlik hareketine dönüşmesiyle başlamış. </span></p>
<p class="p4"><span class="s1">Türkiye’de eksik olan toplumsal dayanışmaya katkı verme amacıyla hareket ettiklerinin altını çizen Onur, “Adım Adım esasında bir gönüllü makinesi. Şu anda 56 bini aşkın bir destekçisi var. Türkiye’de gönüllülük adımı olmadığı ve çok ölçülemediği için Türkiye’deki en iyi gönüllülük hareketlerinden biri. Bireylere olduğu kadar sivil toplum kuruluşlarına da çok ciddi bir katkısı var. STK’lara spor yoluyla toplumsal dayanışmaya nasıl destek verebilecekleri gösteriyoruz. Bunu da yardımseverlik koşuları sayesinde yapıyoruz. Bugüne kadar kırkı aşkın sivil toplum kuruluşu ile beraber koştuk.” dedi.</span></p>
<p class="p4"><strong><span class="s1">PROJE HAKKINDA BİLGİ NOTU:</span></strong></p>
<p class="p4"><span class="s1">Koç Üniversitesi Sosyal Etki Forumu, Ashoka Türkiye, Sosyal İnovasyon İnisiyatifi Derneği, Sürdürülebilir Kalkınma için Yenilikçi Çözümler Derneği, TED Üniversitesi, Mozaik Foundation (Bosna Hersek) ve Social Enterprise UK (İngiltere) ortaklığı ile yürütülecek ve iki yıl sürecek Türkiye Sosyal Girişimcilik Ağı projesi kapsamında belirlenen hedefler şöyle:</span></p>
<ul class="ul1">
<li class="li5"><span class="s1">Pilot il olarak belirlenen Ankara, İstanbul, Bursa, Van, Gaziantep, Kayseri, Muğla ve Samsun’da sosyal girişim potansiyelini ve bu alandaki ihtiyaçları anlamak üzere; sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları, girişim ve sosyal girişim ekosisteminden aktörlerle yüz yüze görüşmeler ve danışma atölyeleri düzenlenecek. Bu görüşmelerin ve proje boyunca yapılan aktivitelerin ışığında sosyal girişimcilik alanı hakkında kapsamlı bir ihtiyaç analizi raporu hazırlanacak. </span></li>
<li class="li4"><span class="s1">Sosyal girişimcilik alanında çalışan ve bu alanda kendini geliştirmek isteyenlere Koç Üniversitesi bünyesinde sosyal girişimcilik eğitimleri düzenlenecek. Ülke çapında eğitim verebilecek yeni eğitmenler yetiştirilecek. </span></li>
</ul>
<ul class="ul1">
<li class="li5"><span class="s1">Türkiye’nin dört bir yanından gelen paydaşların diyalog kurup iş birliği fikirleri oluşturabileceği, bu alandaki en yeni gelişmelerden haberdar olabileceği, referans niteliğindeki bilgi kaynaklarına ulaşabileceği online bir platform oluşturulacak. </span></li>
<li class="li5"><span class="s1">Sosyal girişimcilerin yasal statülerini iyileştirmek amacıyla yasa koyucular, devlet kurumları, kalkınma ajansları ve ekosistem aktörleriyle bilgilendirici atölyeler ve yuvarlak masa toplantıları düzenlenecek.</span></li>
<li class="li5"><span class="s1">Sosyal girişimleri birbirleriyle, yatırımcılarla ve aktif vatandaşlarla buluşturacak etkinliklerde başarılı sosyal girişimciler hikayelerini aktarabilecekler. Katılımcılara yabancı sosyal girişimlerle tanışma ve network’lerini güçlendirme imkanı da sunulacak.</span></li>
</ul>
<p><strong>Fotoğraflar: Bengisu Kukul</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/01/sosyal-girisimciler-mujde-turkiyenin-sosyal-girisimcilik-agi-kuruldu/">Sosyal Girişimciler Müjde! Türkiye’nin Sosyal Girişimcilik Ağı Kuruldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
