<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Rawest Araştırma arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/rawest-arastirma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/rawest-arastirma/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Feb 2023 10:00:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Rawest Araştırma arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/rawest-arastirma/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sistematik İnsan Hakları İhlallerinin Bir Sonucu: Derin ve Kalıcı Yoksulluk </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/12/09/sistematik-insan-haklari-ihlallerinin-bir-sonucu-derin-ve-kalici-yoksulluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceylan Özünel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2022 13:34:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya İnsan Hakları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Çalışmaları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Rawest Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri Araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[YADA Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksulluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin bugünkü tablosuna baktığımızda, haklarına erişemeyen kişilerin yaşamsal işlevlerini sürdürmelerinin artık daha da zor olduğunu görüyoruz. Derin ve kalıcı yoksulluk, sadece bir gelir düşüklüğü değil, aynı zamanda ciddi bir sosyolojik durum anlamına da geliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/12/09/sistematik-insan-haklari-ihlallerinin-bir-sonucu-derin-ve-kalici-yoksulluk/">Sistematik İnsan Hakları İhlallerinin Bir Sonucu: Derin ve Kalıcı Yoksulluk </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Son zamanlarda, Türkiye&#8217;deki merkezi karar vericiler, yerel yönetimler ve siyasetçiler yoksullukla ilgili daha çok demeç veriyor ancak uzun süredir devam eden yoksulluğu sadece söylem düzeyinde ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz. Kalıcı ve derin yoksulluk sorunu, ancak bunun bir insan hakları ihlali olduğu kabul edilerek ve buna yönelik politikalar geliştirilirken hak temelli bir yaklaşım benimsenerek ele alındığında çözülebilir. Bunun için yoksulluğun, ekonomik koşulların ötesinde, sistematik olarak ayrımcılığa ve sosyal dışlanmaya maruz bırakılan toplumun farklı kesimlerinin yaşam boyu yaşadıkları bir deneyim olduğunun anlaşılması gerekiyor. Bu nedenle uzun süredir devam eden yoksulluğun ortadan kaldırılması veya azaltılması ancak herkesin insan haklarına erişimini ve kaynakların toplumun tüm paydaşları arasında adil bir şekilde dağıtılmasını sağlayacak politikalarla mümkün. </span></p>
<h5><b>&#8216;Birçok Araştırma, Derin ve Kalıcı Yoksulluğun Arkasındaki Sistematik Ayrımcılığa İşaret Ediyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin bugünkü tablosuna baktığımızda, haklarına erişemeyen kişilerin yaşamsal işlevlerini sürdürmelerinin artık daha da zor olduğunu görüyoruz. Derin ve kalıcı yoksulluk, sadece bir gelir düşüklüğü değil, aynı zamanda ciddi bir sosyolojik durum anlamına da geliyor. Örneğin, ailedeki anne babanın yoksulluğunun, onların temel haklarının kaybına neden olduğu gibi, o ailedeki çocukları da haklarının kaybına maruz bırakıyor. Bu da yoksul çocukların, eğitim, barınma, beslenme, enerji gibi temel haklardan doğrudan etkilenmesi anlamına geliyor. Derin ve kalıcı yoksulluk, sistemin en acımasız koşullarında yaşayan bu çocukların yetişkinlik dönemlerinde ailelerinden miras aldıkları yoksulluğu gelecek nesillere aktarmaları anlamına geliyor ve bu zincirin parçaları birbirine eklenerek devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınlar, LGBTQI+ bireyler, çocuklar, yaşlılar, mülteciler, engelliler, Kürtler, mevsimlik işçiler, gençler ve Roman toplulukları gibi kırılgan grupların, ayrımcılık ve insan hakları şiddetinin neden olduğu yoksullukla karşı karşıya kaldığını gösteren birçok araştırma var. Örneğin; Yaşama Dair Vakıf (YADA Vakfı)&#8217;ın 2019’da yürüttüğü “<a href="https://yada.org.tr/yayinlar/turkiyede-yaslilik-tahayyulleri-ve-pratikleri-arastirmasi/?gclid=Cj0KCQiA1sucBhDgARIsAFoytUtt9VM0s11qduQgH2m02-KheDUc19-aJGHXXtMZ0yso-DwyEUL3acgaAkPbEALw_wcB" target="_blank" rel="noopener">Türkiye&#8217;de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri Araştırması</a></span><span style="font-weight: 400;">”, Türkiye&#8217;deki “Eşitsiz Yaşlanma” kavramına değiniyor. Araştırmada, Doç. Dr. Özgür Arun’un kaleme aldığı bölümde, eşitsiz yaşlanmanın, kişinin tüm yaşam döngüsüne ilişkin bir sürecin yansıması olduğu belirtiliyor. Türkiye’de en yoksul kuşaklardan birisinin çocuklar olduğu, yoksulluk riskinde ikinci sırada yaşlıların olduğu belirtiliyor. O dönemki verilere göre, Türkiye’de çocuk yoksulluğu %25 seviyesindeyken, yaşlıların da %17’sinin yoksul olduğu görülüyor. Bu bakımdan değerlendirildiğinde, genç kuşaklar arasındaki yüksek eşitsizlik riskinin gelecek elli yıl içinde de eşitsiz yaşlanmaya neden olacağı anlaşılıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kürt Çalışmaları Merkezi, Rawest Araştırma ve YADA Vakfı&#8217;nın birlikte yürüttüğü “<a href="https://yada.org.tr/yayinlar/kurt-gencler-20-benzerlikler-farklar-degisimler/" target="_blank" rel="noopener">Kürt Gençler’20 Benzerlikler, Farklar, Değişimler A</a>raştırması&#8217;na</span><span style="font-weight: 400;"> göre Kürt gençlerinin en büyük sorunu işsizlik ve ayrımcılık. Bulgular ayrıca Kürt gençlerine yönelik ayrımcılığın eğitime erişim ve diğer temel hakların ihlaline neden olduğunu da gösteriyor. Yine YADA&#8217;nın &#8220;<a href="https://yada.org.tr/yayinlar/turkiyede-ne-egitimde-ne-istihdamda-neet-genclerin-ihtiyaclari-problemleri-gelecekten-beklentileri/?gclid=Cj0KCQiA1sucBhDgARIsAFoytUuVnkXn46U8GFcGPchU-sq80EStovqBzoN6GhMc2myImWmWyoP-CV8aAsVWEALw_wcB" target="_blank" rel="noopener">Türkiye&#8217;deki Ne Eğitimde Ne İstihdamda (NEET) Gençlerin İhtiyaçları, Problemleri, Gelecekten Beklentileri</a></span><span style="font-weight: 400;">&#8221; adlı yakın zamanlı bir araştırmasının bulguları da kadınların, 25-29 yaş grubunun, düşük veya orta gelirlilerin, sağlık sorunları olanların ve Türk olmayan (Kürt ve mülteciler) gençlerin daha çok istihdam ve eğitim dışında kaldığını yani NEET grubunda olduğunu gösteriyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Bankası&#8217;nın Şubat 2022&#8217;de yayınladığı “Türkiye Ekonomi Monitörü: Akıntıya Karşı Kürek Çekmek</span><span style="font-weight: 400;">” raporunda, Covid-19 salgınının Türkiye’de mevcut gelir ve işgücü eşitsizliklerini artırdığı belirtiliyor. Rapordaki verilere göre; genel olarak, Türkiye&#8217;deki tüm yoksul insanların yarısı Doğu bölgelerinde bulunuyor. Veriler, Covid-19 pandemisinin bölgeler arası eşitsizlik bağlamındaki etkilerinin özellikle Türkiye’nin Doğu bölgelerinde yaşayan kadınlar üzerinde yoğun olduğunu söylüyor ve bu durumun halihazırda yaşanan cinsiyet eşitsizliğini de artırdığı görülüyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye genelinde katılımcıların %40&#8217;ı ayrımcılığa maruz kaldığını söylüyor. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV), İstanbul Planlama Ajansı (İPA) ve Sıfır Ayrımcılık Derneği&#8217;nin ortaklaşa yürüttüğü &#8220;<a href="https://sodev.org.tr/sodev-turkiyede-roman-topluluklari-ve-yoksulluk-arastirmasi/" target="_blank" rel="noopener">Türkiye&#8217;de Roman Toplulukları ve Yoksulluk Araştırması</a></span><span style="font-weight: 400;">&#8221; sonuçlarına göre, Roman yurttaşların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri ayrımcılık. Türkiye genelinde katılımcıların %40&#8217;ı ayrımcılığa maruz kaldığını söylüyor. En çok gündelik hayatta her gün ayrımcılıkla karşılaştığını belirten Romanlar, ikinci sırada en fazla ayrımcılığa devlet daireleri ve hastanelerde maruz kaldığını belirtiyor. Araştırmada belediyelerden beklentileri de sorulan katılımcıların çok büyük bir bölümü sosyal yardımların artırılmasını istiyor. Devletten beklenti konusunda da sosyal yardımlar ilk sırada yer alırken, ayrımcılık yapılmaması ve iş imkânı istekleri de öne çıkıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derin Yoksulluk Ağı Türkiye tarafından hazırlanan “<a href="https://derinyoksullukagi.org/hikayenin-yok-hali/" target="_blank" rel="noopener">Hikâyenin Yok Hali</a></span><span style="font-weight: 400;">” adlı bir diğer yakın tarihli çalışmada, Türkiye&#8217;de yoksulluk ve ayrımcılıktan mustarip birçok insanın hikayesi var. Bu hikayelerde, ayrımcılık ve yoksulluk hikayelerinin çoğunun çocuklar, gençler, kadınlar ve LGBTQI+ bireyler tarafından deneyimlendiği görülüyor. </span></p>
<h5><strong>&#8216;Büyüyen İklim Krizinin Yaratacağı Derin Yoksulluk Üzerine de Bir An Önce Çalışılmasına İhtiyaç Var&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca, iklim krizinin yoksul nüfus üzerindeki olumsuz etkisinin toplumun diğer kesimlerine göre daha fazla olduğunu gösteren birçok çalışma var. Öte yandan, iklim krizi nedeniyle toplumun önemli bir kısmının yoksullaşacağından da bahsetmek mümkün. Bu nedenle, büyüyen iklim krizinin yaratacağı derin yoksulluk üzerine de bir an önce çalışılmasına ihtiyaç var. Bu noktada yaşanacak olan gıda krizi ve eşitsizlik, Türkiye&#8217;deki karar vericilerin çözüm üretmek için çalışacakları en önemli konulardan biri olacak.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de pandeminin, siyasi ve ekonomik krizlerin yarattığı tahribat, daha dirençli bir toplumun nasıl inşa edileceğine dair politikalar geliştirilmesini zorlaştırıyor ancak daha önemli bir adım var ki o da karar alıcıların ve sivil toplumun, derin ve kalıcı yoksulluk gibi öncelikli konuları bir insan hakları ihlali olarak konuşabileceği bir zemin, dil, söylem ve üslup geliştirmek.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada sivil toplum yapıları, karar vericilerle müzakerelerde aktif rol almak ve pandemi sonrası dönemde derinleşen meseleler üzerine yeni politika oluşturma süreçlerine katılmak için önemli aktörler. Türkiye&#8217;de pandeminin, siyasi ve ekonomik krizlerin yarattığı tahribat, daha dirençli bir toplumun nasıl inşa edileceğine dair politikalar geliştirilmesini zorlaştırıyor ancak daha önemli bir adım var ki o da karar alıcıların ve sivil toplumun, derin ve kalıcı yoksulluk gibi öncelikli konuları bir insan hakları ihlali olarak konuşabileceği bir zemin, dil, söylem ve üslup geliştirmek. Bu noktada, farklı arka planlara sahip ve kırılgan gruplar, iklim krizi, ayrımcılık gibi kesişen meseleler üzerine çalışan sivil toplum yapıları, bir insan hakları ihlali olarak yoksulluk konusunda birlikte politikalar geliştirebilir ve bu paydaşların birlikte üreteceği politika önerileri karar vericilere ulaştırılabilir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/12/09/sistematik-insan-haklari-ihlallerinin-bir-sonucu-derin-ve-kalici-yoksulluk/">Sistematik İnsan Hakları İhlallerinin Bir Sonucu: Derin ve Kalıcı Yoksulluk </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘İnsan Haklarına Bakış 1990’lar ile Aynı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/20/insan-haklarina-bakis-1990lar-ile-ayni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 12:55:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır İnsan Hakları Algısı Araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Rawest Araştırma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77027</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu’nun hazırladığı Diyarbakır İnsan Hakları Algısı Araştırması’nın özet bulgularına göre, Türkiye’nin 1990’lı yıllardaki insan haklarına bakışı ile bugün arasında büyük bir paralellik var. Ayrıca en çok hak ihlali yapan aktörler devlet, erkekler ve yargı makamları iken, en çok hak ihlaline uğrayan kesimler sırasıyla kadınlar, Kürtler ve çocuklar. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/20/insan-haklarina-bakis-1990lar-ile-ayni/">‘İnsan Haklarına Bakış 1990’lar ile Aynı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rawest Araştırma ile birlikte Diyarbakır Barosunun Diyarbakır’ın merkez ve kırsalında 44 mahallede yüz yüze 1000 kişi ile yapılan görüşmelere dayalı olarak hazırladığı Diyarbakır İnsan Hakları Algısı Araştırması’nın özet bulguları açıklandı. Ocak ayında raporun tümünün kamuoyu ile paylaşılacağı duyuruldu.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-77030 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/diyarbakir-insan-haklari-algisi-arastirmasi-insan-haklarina-bakis-1990lar-ile-ayni-1.jpg" alt="" width="659" height="344" /></p>
<p>Araştırmada öne çıkan başlıklar şunlar:</p>
<ul>
<li>En çok hak ihlali yapan aktörler sırasıyla devlet (%61) erkekler (% 45) ve yargı makamları ( % 25),</li>
<li>En çok hak ihlaline uğrayan kesimler sırasıyla kadınlar ( %68) , Kürtler (%55)  ve çocuklar (% 30),</li>
<li>İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin kadına yönelik şiddet vakalarında artışa neden olduğunu düşünenlerin oranı % 60&#8217;ın üstünde,</li>
<li>1990&#8217;lı yıllarda yaşanan faili meçhul cinayetlere ilişkin yargı süreçlerinin toplum vicdanını tatmin edecek şekilde adil yürütülmediğine katılanlar % 55&#8217;in üstünde,</li>
<li>Kentte adalet sistemine hiç güvenmeyenlerin oranı % 41 civarında,</li>
</ul>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-77032 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/diyarbakir-insan-haklari-algisi-arastirmasi-insan-haklarina-bakis-1990lar-ile-ayni-2.jpg" alt="" width="685" height="372" /></p>
<ul>
<li>Ana dilde eğitim ve hizmet alamamak insan hakları ihlalidir&#8221; sorusuna katılanlar % 67,</li>
<li>Gerektiğinde belediye ve üniversitelere kayyım atanabileceğine dair soruya  katılmayanlar % 55 civarında iken, katılanların oranı %24 ,</li>
<li>Devlet sırlarını halkın faydasına haber yapan gazetecilerin tutuklanmasını hah ihlali olarak görenler % 71,</li>
<li>Andımızı okumak zorunda kalmanın insan hakkı ihlali olduğunu düşünenler  % 81,</li>
<li>Medyanın insan hakları ihlallerini yansıtmadığını düşünenler % 59,</li>
<li>Diyarbakakır Cezaevi müzeye dönüştürmelidir diyenler % 44.8.</li>
</ul>
<p>Araştırmanın özet bulgularına <a href="https://www.diyarbakirbarosu.org.tr/public/uploads/files/D%C4%B0YARBAKIR%20%C4%B0NSAN%20HAKLARI%20ALGISI%20ARA%C5%9ETIRMASI.pdf">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/20/insan-haklarina-bakis-1990lar-ile-ayni/">‘İnsan Haklarına Bakış 1990’lar ile Aynı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Data Talks: Kürt Gençler ’20: Benzerlikler, Farklar ve Değişimler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/29/data-talks-kurt-gencler-20-benzerlikler-farklar-ve-degisimler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Oct 2021 09:55:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Data Talks]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Çalışmaları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Rawest Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[reha ruhavioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Data Talks'un bu bölümünde, Rawest Araştırma'nın Kürt Çalışmaları Merkezi ve Yaşama Dair Vakıf ile birlikte yürüttüğü Kürt Gençler ’20: Benzerlikler, Farklar ve Değişimler araştırmasının raporu, araştırma ekibinden Reha Ruhavioğlu ile konuşuluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/29/data-talks-kurt-gencler-20-benzerlikler-farklar-ve-degisimler/">Data Talks: Kürt Gençler ’20: Benzerlikler, Farklar ve Değişimler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="Spotify Embed: Bölüm 004 | Kürt Gençler ’20 Araştırması: Benzerlikler, Farklar, Değişimler" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/6Ivo0DkTnCTAqOo4yAwpBD?si=d9da522513c24c09&#038;nd=1&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p><a href="https://www.yada.org.tr/kurt-gencler-20-benzerlikler-farklar-degisimler/" target="_blank" rel="noopener">Rapora buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/29/data-talks-kurt-gencler-20-benzerlikler-farklar-ve-degisimler/">Data Talks: Kürt Gençler ’20: Benzerlikler, Farklar ve Değişimler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bölge STK’ları Pandemiyi Hasarsız Atlatmak İçin Destek ve Kaynağa İhtiyaç Duyuyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/20/bolge-stklari-pandemiyi-hasarsiz-atlatmak-icin-destek-ve-kaynaga-ihtiyac-duyuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2021 18:50:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Çalışmaları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu ve Güneydoğu’da Sivil Toplum Manzarası ve Covid-19 Etkisi Araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[Rawest Araştırma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=64329</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kürt Çalışmaları Merkezi'nin, Rawest Araştırma ile birlikte hazırladığı Doğu ve Güneydoğu’da Sivil Toplum Manzarası ve Covid-19 Etkisi Araştırması başlıklı raporda; hem sivil toplum çalışanlarının hem de çalıştıkları alanın pandemiden olumsuz etkilendiği ve uzun süreceği öngörülen sürecin atlatılabilmesi için kaynak ve desteğe ihtiyaç duyulduğu kaydediliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/20/bolge-stklari-pandemiyi-hasarsiz-atlatmak-icin-destek-ve-kaynaga-ihtiyac-duyuyor/">Bölge STK’ları Pandemiyi Hasarsız Atlatmak İçin Destek ve Kaynağa İhtiyaç Duyuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kürt Çalışmaları Merkezi, Doğu ve Güneydoğu’da Sivil Toplum Manzarası ve Covid-19 Etkisi Araştırması’nın, söz konusu bölgelerde sivil toplum kuruluşlarının mevcut durumunu, yürüttükleri çalışmaları, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin sivil toplum alanına dair değerlendirmelerini, Covid-19’dan ne ölçüde etkilendiklerini ve geleceğe ilişkin beklentilerini görünür kılmak amacıyla yapıldığını belirtiyor.</p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/siyaset-e1611167252314.png" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-64330 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/siyaset-e1611167252314-640x328.png" alt="Doğu ve Güneydoğu’da Sivil Toplum Manzarası ve Covid-19 Etkisi Araştırması" width="640" height="328" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/siyaset-e1611167252314-640x328.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/siyaset-e1611167252314.png 887w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p>Ağustos-Eylül 2020 tarihleri arasında nitel ve nicel veri toplama araçlarının bir arada kullanılmasıyla yürütülen araştırmanın sonuçlarında sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin bölge sivil toplumunu görece etkili buldukları ve etki kapasitesini siyasi konjonktürle bağlantılı olarak değerlendirdikleri gözleniyor. Bölgedeki sivil toplumun lokomotifi hüviyetindeki insan hakları kuruluşlarının etki kapasitesinin, Kürt meselesi başta olmak üzere siyasi ve sosyal gelişmelerle paralel seyrettiği görüşmelere yansıdığı belirtilen raporda, sivil toplum alanını hedef alan baskılar, devletin alanı daraltması, yerel yönetimlere kayyum atanması gibi sebeplerle sivil alanın etki gücünün azaldığı kaydediliyor.</p>
<h5>Pandeminin Bölge STK’larına Etkisi</h5>
<p>Raporda, hem sivil toplum çalışanlarının hem de çalıştıkları alanın pandemiden olumsuz etkilendiğini, iyi olma halinin giderek kötüleştiğini, verimlilik ve motivasyonun düştüğü vurgulanarak, “Hak savunuculuğu yapan derneklerin dahi pandemi sürecinde hijyen, sağlık, yardım gibi alanlarda çalışma yapmak zorunda kalması; toplumsal kesimlerin pandemi sürecinden ne denli etkilendiğinin göstermesi bakımından önemlidir. Yine aynı şekilde ortaya konulan bulgular Türkiye’nin genelinde olduğu gibi bölge sivil toplumunun da uzun süreceği öngörülen pandemi sürecini atlatabilmesi için kaynak ve desteğe ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Araştırmada STK temsilcilerinin pandemi süreci ve sonrasındaki dönemde faaliyetlerini sürdürebilme konusunda planlamalar yaptığı ve kaynak sağlayıcılardan da yeni normal döneme uyumlu destekler bekledikleri belirlenmiştir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-64331" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/korona-stk-640x268.png" alt="Doğu ve Güneydoğu’da Sivil Toplum Manzarası ve Covid-19 Etkisi Araştırması" width="360" height="151" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/korona-stk-640x268.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/korona-stk.png 936w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" />Sonuçlara göre, katılımcılar STK faaliyetlerinin pandemi öncesinde olduğu gibi normale dönmesinin 1 ila 3 yıl arasında gerçekleşebileceğini düşünüyorlar. STK temsilcileri, pandemi sürecini daha hasarsız atlatılabilmesi için sivil toplumun kendi içindeki dayanışma ve iş birliğinin önemine de işaret ediyorlar. Emek, mekân ve imkân paylaşılması ile sivil toplum camiasının moralini yüksek tutacak çalışmalara ihtiyaç olduğunu, bunların teşvik edilmesi gerektiği dile getiriliyor. Bu beklentiler gerek fon sağlayan kuruluşlar gerekse sivil toplumu güçlendirme çalışmaları yürüten kuruluşlar için önemli gündemler olarak masaya konuluyor.” deniliyor.</p>
<h5>Dayanışma ve İşbirliğinin Önemi</h5>
<p>Pandemiyle birlikte sıklıkla tartışılmaya başlayan eğitimde fırsat eşitsizliği, güvenli gıdaya erişim, sürdürülebilir mekânsal düzenlemeler gibi konularda faaliyetlerin arttırılması bu alanlarla ilgili kaynakların açılması pandemi sonrası süreçle ilgili beklentiler arasında ilk sırada geldiği vurgulanan raporda şu tespitlerde bulunuluyor: “Sürecin hasarsız atlatabilmesi için sivil toplumun kendi içindeki dayanışma ve iş birliğinin önemi de araştırmada karşımıza çıkan önemli bir vurgu olmaktadır. Araştırma, sivil toplumun teknik, finansal, insan kaynağı ve kurumsallaşma ihtiyaçlarının yanı sıra sivil toplum çalışanlarının “iyi olma hali”ni gözetecek psiko-sosyal desteğe ihtiyaç duyduklarını da ortaya koymaktadır.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-64332" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/pandemi-640x306.png" alt="Doğu ve Güneydoğu’da Sivil Toplum Manzarası ve Covid-19 Etkisi Araştırması" width="540" height="258" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/pandemi-640x306.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/pandemi.png 988w" sizes="auto, (max-width: 540px) 100vw, 540px" /></p>
<p>Bölge sivil toplum kuruluşlarının; İstanbul merkezli sivil toplum destekleme program ve eğitimlerinden yeterli verim alamadıklarını dile getirerek, sorunu yerelde çözecek mekanizmaların hayata geçirilmesi gerekliliğine işaret ettiği de belirtilen raporda, “ Yine bununla ilişkili olarak katılımcılar, STK’lardan ilgili kişilerin katıldığı teknik eğitim programlarının kişiye faydası olsa bile bunun etkilerinin kuruma yeterli oranda yansımadığını dile getirmiş ve bölgeden bazı kuruluşların bu eğitim ve güçlendirme programlarına alınmasının yanında kısa ya da orta vadeli mentorluk ilişkileriyle yerelde güçlendirme çalışmalarının yürütülmesinin daha faydalı olacağını vurgulamışlardır.” deniliyor.</p>
<p>Araştırmanın tamamına ulaşmak için <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/dogu-ve-guneydoguda-sivil-toplum-manzarasi-ve-covid-19-etkisi-arastirmasi/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/20/bolge-stklari-pandemiyi-hasarsiz-atlatmak-icin-destek-ve-kaynaga-ihtiyac-duyuyor/">Bölge STK’ları Pandemiyi Hasarsız Atlatmak İçin Destek ve Kaynağa İhtiyaç Duyuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Genç Kürt Olmak: “Kürt Kimliği Güçlü ve Şiddeti Araçsallaştırmayan Gençler”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/23/turkiyede-genc-kurt-olmak-kurt-kimligi-guclu-ve-siddeti-aracsallastirmayan-gencler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2020 14:33:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Kİmliği]]></category>
		<category><![CDATA[Rawest Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Genç Kürt Olmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62970</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rawest Araştırma’nın Kürt Çalışmaları Merkezi ve YADA Vakfı ile birlikte Kürt gençlerin farklılıklarını, endişelerini ve beklentilerini yakından görmek amacıyla yaptığı araştırma raporu, Kürt kimlikleri  güçlü olan gençlerin dünyayla entegre, hak bilinci yüksek ve şiddeti araç olarak benimsemediklerini gösteriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/23/turkiyede-genc-kurt-olmak-kurt-kimligi-guclu-ve-siddeti-aracsallastirmayan-gencler/">Türkiye’de Genç Kürt Olmak: “Kürt Kimliği Güçlü ve Şiddeti Araçsallaştırmayan Gençler”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rawest Araştırma’nın Yaşama Dair Vakıf (YADA) ve Kürt Çalışmaları Merkezi ile birlikte İngiltere Büyükelçiliği ve Heinrich Böll Stiftung Derneği desteğiyle yürüttüğü araştırmada kimlik, kültürel yapı, ana dil, göç, ayrımcılık, sekürleşme, de-radikalleşme konularına ilişkin bulgulara yer veriliyor. Araştırma kapsamında 100 kişi ile derinlemesine görüşme, 16 odak grup toplantısı ve 1500 kişiyle yapılan anket çalışması gerçekleştirildi. Çalışma için Diyarbakır, Mardin, Urfa, Van, Adana, Mersin, İzmir ve İstanbul illerinde yüz yüze görüşmeler gerçekleştirildi.</p>
<p>Çeşitli başlıklar altında araştırma kapsamında öne çıkan bulgular şunlar:</p>
<h5><strong>İstihdam </strong></h5>
<ul>
<li>Kürt gençlerin sadece yüzde 34’ü çalışıyor. Bu oranın yüzde 24’ü vasıfsız işçilerden oluşuyor.</li>
<li>Kürt gençlerin sadece yüzde 10’u nitelikli bir işte çalışıyor, geri kalanlar, vasıfsız işçi ya da işsiz statüsünde. Bu oranlar Türkiye ortalamasından daha kötü durumda olduklarını gösteriyor.</li>
<li>İstihdamdaki kadın oranı, Türkiye ortalamasının altında.</li>
</ul>
<h5><strong><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Kimlikler.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-62973" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Kimlikler-640x371.jpg" alt="Rawest" width="392" height="227" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Kimlikler-640x371.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Kimlikler.jpg 798w" sizes="auto, (max-width: 392px) 100vw, 392px" /></a>Kimlik: Müslüman, Kürt, Özgürlükçü </strong></h5>
<p>Kürt gençler Kürt kimliğini muhafaza ediyor ancak evrensel kimlikleri de sahipleniyor. Kürt gençleri, Kürt, Müslüman, Özgürlükçü başlığında öne çıkan üç kimlikle kendilerini tanımıyor.</p>
<p>Parti aidiyetlerinde AK Partili gençlerin çoğu (4/5) Müslüman kimliğini önde tutuyor; HDP’li gençlerde bu oran 1/3.</p>
<p>HDP’li gençler 2/3 oranında Kürt Kimliğini vurgularken, AK Partili gençlerde bu oran 1/3’e düşüyor.</p>
<p>CHP’li Kürt gençlerde ise hem Kürtlük hem dindarlık vurgusunun en düşük seviyede.</p>
<h5><strong>Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı </strong></h5>
<ul>
<li>Kürt gençler toplumsal cinsiyet konusunda Türkiye ortalamasının üzerinde duyarlılığa sahip. Gençlerin 2/3’ü kadınların istediği saatte dışarı çıkabilmesi gerektiğini düşünüyor.</li>
</ul>
<h5><strong>Daha Seküler</strong></h5>
<ul>
<li>Gençlerin yarısından fazlası Cem evlerinin yasal statüsünün sağlanmasını önemsiyor.</li>
<li>Kürt gençleri dindarlık yönünden Türkiye ortalaması ile aynı; diğer gençlere oranla daha dindar değil,</li>
<li>Kürt gençleri arasında herhangi bir dine inanmayanların oranı yüzde 17,5. Bu, Türkiye ortalamasından daha yüksek.</li>
<li>HDP’li gençlerde dini inanca sahip olanların oranı, olmayanların üç katına yakın. Sanılanın aksine HDP’li gençler arasında dindarlar daha büyük çoğunlukta.</li>
</ul>
<h5><strong>Türkiyelilik/Kürtlük</strong></h5>
<ul>
<li>Gençlerin “Türkiyelilik” kimliği öne çıkıyor.</li>
<li>“Türk sevgilim olmasın” diyen yarıya yakın Kürt gencinin çoğu, göç etmiş olanlar ve ayrımcılığa maruz kalanlardan oluşuyor.</li>
<li>Farklı kimliklere karşı Kürt gençleri hayli tutucu gözüküyor.  Uzak durmak istedikleri kimliklerin başında tarikat mensubu/sofu, eşcinsel, ateist, Suriyeli ve Araplar geliyor.</li>
</ul>
<h5><strong><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Kurtce.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-62975" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Kurtce-640x326.jpg" alt="Rawest" width="410" height="209" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Kurtce-640x326.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Kurtce.jpg 849w" sizes="auto, (max-width: 410px) 100vw, 410px" /></a>Türkçe &amp; Kürtçe</strong></h5>
<ul>
<li>Gençler Türkçe&#8217;yi Kürtçe&#8217;den daha çok kullanıyor.</li>
<li>Gençlerin yarısı ana dilini iyi biliyor ancak gündelik hayatta Türkçe&#8217;yi daha fazla kullanıyor.</li>
<li>Gençlerin en az 1/5’i, Kürtçe&#8217;yi pek bilmiyor ya da hiç kullanmıyor.</li>
<li>Gençler ana dilde eğitim, Kürtçe&#8217;nin resmi dil olarak kabul edilmesi gibi talepleri kendilerinden önceki kuşaklara göre daha açık dile getiriyor, istiyor.</li>
<li>Gençlerin tamamına yakını Kürtçe&#8217;nin, okullarda tek ya da Türkçe ile birlikte eğitim dili olması gerektiğini düşünüyor.</li>
</ul>
<h5><strong>Umut/Karamsarlık </strong></h5>
<ul>
<li>Kürt gençlerinin yaşamlarından memnuniyet oranı, Türkiye ortalamasının altında. Gençler bulundukları şehir ve Türkiye’den memnun değiller.</li>
<li>Doğudaki gençler, batıdaki gençlere oranla daha karamsar.</li>
</ul>
<h5><strong>Amedspor</strong></h5>
<ul>
<li>Türkiye ortalamasından farklı olarak Amedspor özellikle İstanbul ve İzmir’de yoğun bir ilgi görüyor.</li>
</ul>
<h5><strong>Göç Deneyimi</strong></h5>
<ul>
<li> Kürt gençlerin yarısından çoğu iş ya da eğitim için göç tecrübesi yaşamış.</li>
<li> Türkiye’nin batı illerinde yaşayanların 2/5&#8217;i batıda doğup büyümüş.</li>
<li>Her 5 gençten 1’i de 10 yıldan fazla süredir aynı şehirde yaşıyor.</li>
</ul>
<h5><strong><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ayrimcilik.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-62974" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ayrimcilik-640x327.jpg" alt="Rawest" width="360" height="184" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ayrimcilik-640x327.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ayrimcilik.jpg 831w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></a>Ayrımcılık Deneyimi </strong></h5>
<ul>
<li>Gençlere göre, Kürtlerin yaşadığı en önemli sorunlar ana dil ve ayrımcılık.</li>
<li>Her 10 gençten yaklaşık 7’si nadir ya da sık ayrımcılığa uğramış. Türkiye genelinde ise bu oran % 5.</li>
<li>Batıda Kürtler aleyhine önyargı nedeniyle ayrımcılığa maruz kalıyorlar.</li>
</ul>
<h5><strong>Radikalleşme/Kültürel Kimlik  </strong></h5>
<p>Araştırmanın en önemli bulgularından;</p>
<ul>
<li>“Kürt gençlerinin bireyselleşmeleri politik süreçler üzerinden ilerlemiyor.”</li>
<li>“Bu yüzden daha sert bir tutuma kayma şartları zayıf.”</li>
<li>“Bugün gençlerin şiddete daha mesafeli oldukları gözlemleniyor.”</li>
<li>&#8220;Radikalleşme azalırken, kültürel kimlik yükselişte.&#8221;</li>
<li>“Kürt gençleri gündemle yakından ilgileniyor.”</li>
<li>“Kültürel olarak hem Türkiye’ye hem batıya entegre olma eğilimleri kuvvetli fakat kendi kimliklerinden de uzaklaşmıyorlar.”</li>
</ul>
<h5><strong>Çözüm Süreci </strong></h5>
<ul>
<li>Kürt gençlere çözüm sürecinin bitmesinin sorumluluğunun % 52’si AK Parti’yi, % 20’si HDP’yi sorumlu tutuyor.</li>
<li>HDP’li gençlerin PKK ve HDP’ye eleştirel tutumu göze çarpıyor.</li>
</ul>
<h5><strong>Araştırmanın Sonuçları</strong></h5>
<ul>
<li>Kürt gençlerde ekonomik zorluklarla karşılaşma oranı daha yüksek.</li>
<li>Ayrımcılık deneyimleri belirleyici olsa da Türkiye aidiyetleri zayıflamıyor.</li>
<li>Kürt sorununun çözümü konusunda karamsarlar.</li>
<li>Kürt kimliğinden uzaklaşmadan hem Türkiye’ye hem batıya entegre olma eğilimleri güçlü.</li>
<li>Radikalleşme azalırken kültürel kimlikleri yükselişte.</li>
<li>Dindarlık oranları Türkiye ortalaması ile aynı; sekülerleşme eğilimleri daha yüksek.</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/23/turkiyede-genc-kurt-olmak-kurt-kimligi-guclu-ve-siddeti-aracsallastirmayan-gencler/">Türkiye’de Genç Kürt Olmak: “Kürt Kimliği Güçlü ve Şiddeti Araçsallaştırmayan Gençler”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘’Kürt Dili Pazar ve Bürokrasi Dili Olmalıdır’’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/15/kurt-dili-pazar-ve-burokrasi-dili-olmalidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2020 13:33:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[15 Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Dil Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Rawest Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Roj Giresun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=53865</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rawest Araştırma'dan Roj Girasun ile 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’nda Kürtçe anadil kullanımına dair araştırmalarını konuştuk. Girasun, 8 il ve 25 ilçede gerçekleştirdikleri 'Ebeveyn ve Çocuk Arasında Ana Dilin Durumu' araştırmasından hareketle dilin sürekliliği ve kullanımının artırılmasında sivil toplum ve siyaset taleplerinin öne çıkarılması gerektiğini vurgulayarak, "Kürt dili pazar ve bürokrasi dili olmalıdır" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/15/kurt-dili-pazar-ve-burokrasi-dili-olmalidir/">‘’Kürt Dili Pazar ve Bürokrasi Dili Olmalıdır’’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Öncelikle sizi bu araştırmayı yapmaya yönlendiren motivasyonu konuşmak isterim&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-53866 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/roj-giresun-640x640.jpeg" alt="Roj Giresun" width="229" height="229" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/roj-giresun-640x640.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/roj-giresun-160x160.jpeg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/roj-giresun.jpeg 997w" sizes="auto, (max-width: 229px) 100vw, 229px" />Kürt meselesi Türkiye’nin önemli gündemlerinin başında geliyor, bizler de bölgede ağırlıklı çalışan ve bu sebeple Kürt meselesine dair bilgi üretimini önceleyen bir kurumuz. Anadil, Kürt meselesinde konuşulan konuların başında geliyordu, ancak tahminler dışında esasen bu kadar üzerine konuşulan bir konuya dair somut veriler ortada yoktu. Ortada ölçülemeyen bir durum olduğunda bunun yönetilmesi de mümkün olmuyor. Esasen hem buna dair bir veriyi ortaya koymayı istedik hem de bunun siyaset ve sivil toplum tarafından yararlı hale geleceğini düşündük ve bu araştırma ortaya çıktı.</span></p>
<p><b>Araştırmanızdan bahsedebilir misiniz? Kimlerle hangi illerde yaptınız? Araştırmayı yaparken yaş/ cinsiyet gibi filtreler kullandınız mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma Diyarbakır, Mardin, Urfa, Van, Ağrı, Bingöl, Şırnak ve Tunceli’nin merkez ilçeleri dahil toplam 25 ilçede, 3-13 yaş arasında çocuğu olan 1537 ebeveyn ile görüşülerek yapıldı. Ebeveynlerin kadın ve erkek dağılımı yarıya yarıya dağıtıldı. </span></p>
<p><b>Araştırmanızın çıktılarında kısaca bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ebeveynlerin çok büyük bir oranı anadilini bilmekte, hiç bilmeyenlerin oranı %6 oranında ölçülmektedir. Bu oran kendi çocuklarında 3 katı kadar artış gösteriyor. Ebeveynlerin büyük çoğunluğu çocuklarının Kürtçe öğrenmesini isterken, bunun için ortalamanın üstünde bir çaba sarf edenlerin oranı 1/3 oranındadır. Her 4 kişiden 1’i çocuğunun Kürtçe öğrenmesi için herhangi bir çaba sarf etmediğini söylüyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Ebeveynlerin bu konuda en çok yakındıkları konu çocuğun çevresindeki uyaranların kahir ekseriyetinin Türkçe olması ve kendi şahsi çabalarıyla bu durumun üstesinden gelememeleri. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Ebeveynlerin kendi aileleri ile iletişimde anadilini kullanmaları ile çocuklarının anadili kullanmaları arasında önemli bir düşüş vardır. Ebeveynlerin anne-baba ile sadece Kürtçe konuşma oranı %48 iken bu oran çocuklarında %13. Sadece Türkçe konuşma oranları da bu durumu teyit ediyor. Araştırmaya katılan ebeveynler ile çocukları karşılaştırıldığında Kürtçe kullanımı 1/3 oranında azalmış, Türkçe kullanımı aynı oranda artmış. İki dilin birlikte kullanıldığı durumda süreç Türkçe’nin artışı ve Kürtçe’nin azalışı şeklinde ilerliyor. Ebeveynlerin büyük çoğunluğu çocuklarının Kürtçe öğrenmesini isterken, bunun için ortalamanın üstünde bir çaba sarf edenlerin oranı sadece 1/3 oranında. Her 4 kişiden 1’i çocuğunun Kürtçe öğrenmesi için herhangi bir çaba sarf etmediğini söylüyor.</span></p>
<p><b>Araştırmanın sizler açısından vurgulanması gereken noktası neresi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kürtçenin öğrenilmesi isteği konusunda sanılandan daha büyük bir oranda iştah var ancak mesele bunun pratiğe geçirilmesi noktasına gelince ailelerin özel ve kamusal sebeplerle zorlandığına dönük ciddi şikayetler var. Bu zorlukların aşılması adına talepleri var. Yine Kürtçe kullanımı her ne kadar ebeveynler ve çocuklar arasında azalmışsa da ailelerin Kürtçe anadil talebinde aynı oranda bir düşüklük olmadığı aksine politik olarak daha güçlü şekilde öne çıkarıldığını görüyoruz. Bakın son yaptığımız <a href="https://rawest.com.tr/2019/09/25/kurt-gencleri-ve-anadil-arastirmasi/">Kürt Gençlik Araştırması</a>&#8216;nda da önümüze çıkan dikkat çekici bir sonuç da bu  araştırmayla paralellik gösteriyor. Kürt Gençleri kültürel olarak her ne kadar Kürt kimliklerinden ve dillerinden bir önceki kuşağa oranla dillerinde kopuk gündelik yaşam tarzı sürdürüyorsa da Kürtçe&#8217;nin resmi dil ve anadil olmasına dönük taleplerinde gerileme değil aksine yükseliş seyrediyor. Bu talep her siyasal skaladan Kürt gençlerde aynı tonda olmasa da benzer oranlarda seyrediyor. </span></p>
<p><b>Bu sonuçlara baktığımızda nesiller arasında dil kaybını  görüyoruz. Bu nasıl giderilir? Kime ne görev düşüyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dil bir ihtiyacın ürünüdür. Kürtçe eğer hızla  modernleşen dünyada bir pazar ve bürokrasi dili haline getirilmezse iyi niyetler ve kampanyalarla ayakta tutulamaz. Bu sebeple en başta bu ihtiyacı artıracak sivil ve siyasi talepleri daha fazla öne çıkarmak olacak. Araştırmada çokça önümüze çıkan noktalardan biri çocuklarına Kürtçe öğretme konusunda asgari çaba sarf eden birçok ebeveynin Zarok Tv vurgusu. Bu vurgu aslında sivil toplumun ve kişisel çabaların da dil öğrenimine dair oluşturduğu teşvikin önemini ortaya koyuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda en çok yakınılan konu çocuğun çevresindeki uyaranların kahir ekseriyetinin Türkçe olması ve kendi şahsi çabalarıyla bu durumun üstesinden gelememeleridir. Bu durumda aileler, en önemli destekçilerinin Zarok TV olduğunu dile getirmektedirler. Hali hazırda devletçe okullarda bir hak olarak tanınan seçmeli Kürtçe dersine dair bilgilendirmenin düşüklüğü ve ders seçiminde yaşanan zorluklara dair de sendikaların ve sivil toplumun daha güçlü bir duyarlılık inşa etmesi kısa süreçte hayati derecede önemlidir.  </span></p>
<p>Araştırmanın tamamına <a href="https://rawest.com.tr/wp-content/uploads/2020/02/Ebeveyn_Ana_Dil_Arastirmasi.pdf">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/15/kurt-dili-pazar-ve-burokrasi-dili-olmalidir/">‘’Kürt Dili Pazar ve Bürokrasi Dili Olmalıdır’’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kürt Ebeveynlerin Sadece Yüzde 13&#8217;ü, Çocuklarıyla Kürtçe Konuşuyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/21/kurt-ebeveynlerin-sadece-yuzde-13u-cocuklariyla-kurtce-konusuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Feb 2020 11:03:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Anadil]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[Rawest Araştırma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kürt Çalışmaları Merkezi, Eylül-Ekim 2019 tarihlerinde 8 il ve 25 ilçede, Kürt ebeveynlerle yürütülen araştırmanın bulgularını açıklandı. Araştırmaya göre, ebeveynlerin anne-baba ile sadece Kürtçe konuşma oranı %48 iken,  bu oran çocuklarla olan konuşmalarda  %13'e düşüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/21/kurt-ebeveynlerin-sadece-yuzde-13u-cocuklariyla-kurtce-konusuyor/">Kürt Ebeveynlerin Sadece Yüzde 13&#8217;ü, Çocuklarıyla Kürtçe Konuşuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kürt Çalışmaları Merkezi&#8217;nin Rawest Araştırma ile birlikte yaptığı araştırmada, çocuklarının Kürtçe öğrenmesini isteyen ebeveynler arasında ortalamanın üstünde bir çaba sarf edenlerin oranı 1/3 oranında. Ailelerin üstesinden gelemediği bir diğer konu; çocuklarının çevresindeki uyaranların çoğunlukla Türkçe olması ve şahsi çabayla bunun üstesinden gelinemeyecek olması.</p>
<h4>Ebeveynlere Göre Çocukların Anadil Kullanımında Düşüş</h4>
<p>Raporda ailelerin anne-babaları ile sadece Kürtçe konuşma oranı %48 iken bu oran çocuklarında %13 olarak açıklanıyor. Araştırmaya katılan ebeveynler ile çocukları karşılaştırıldığında Kürtçe kullanımı 1/3 oranında azalırken Türkçe kullanımı aynı oranda artış gösteriyor. İki dilin birlikte kullanıldığı durumda süreç Türkçenin artışı ve Kürtçe’nin azalışı şeklinde ilerliyor.</p>
<p>Ebeveynlerin büyük çoğunluğu çocuklarını Kürtçe’nin (de) eğitim sürecinde yer aldığı bir okula göndermek istiyor. Yine yaklaşık 3/4’ü Kürtçe’nin Türkçe ile birlikte resmî dil olarak kabul edilmesini talep ediyorlar.</p>
<p>Raporun tamamına<a href="http://rawest.com.tr/wp-content/uploads/2020/02/Ebeveyn_Ana_Dil_Arastirmasi.pdf"> buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/21/kurt-ebeveynlerin-sadece-yuzde-13u-cocuklariyla-kurtce-konusuyor/">Kürt Ebeveynlerin Sadece Yüzde 13&#8217;ü, Çocuklarıyla Kürtçe Konuşuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
