<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>protesto arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/protesto/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/protesto/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Jun 2020 13:25:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>protesto arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/protesto/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ABD’de Irkçılık Karşıtı Protestolar ve Küresel Tepki</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/10/abdde-irkcilik-karsiti-protestolar-ve-kuresel-tepki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2020 13:25:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[George Floyd]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54741</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşama hakkı, en temel insan hakkıdır. Herhangi bir cürüm ile suçlanan her birey adil yargılanma hakkına sahiptir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereğince “bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.” Kimse kolluk kuvveti tarafından yargılanamaz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/10/abdde-irkcilik-karsiti-protestolar-ve-kuresel-tepki/">ABD’de Irkçılık Karşıtı Protestolar ve Küresel Tepki</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">25 Mayıs 2020 tarihinde ABD’nin Minneapolis kentindeki Amerikan vatandaşı George Floyd gözaltına alınırken Derek C. (44) adlı polis memuru tarafından boynuna basılarak öldürüldü. Son 3 yılda ABD’de polis tarafından gözaltına alınırken öldürülen 755 siyahiden sadece biri olan Floyd, ABD’deki polis şiddeti kurbanlarının bir simgesi oldu. Olayın hemen ardından başlayan protestolarla birlikte vakaya karışan dört polis görevden alındı ve haklarında soruşturma başlatıldı. Olaydan 2 gün sonra, 27 Mayıs’ta protestolar ABD’nin Los Angeles ve Memphis kentlerine yayılmaya başlamıştı bile. 28 Mayıs’ta ise ABD askeri kuvvetleri güvenliği sağlamak amacıyla Minnessota eyaletine konuşlandırıldı.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-54745 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/abd-irkciliga-karsi-eylemler-1-640x485.jpg" alt="ABD'de ırkçılığa karşı eylemler" width="640" height="485" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/abd-irkciliga-karsi-eylemler-1-640x485.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/abd-irkciliga-karsi-eylemler-1.jpg 989w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">30-31 Mayıs’ta Amerika Birleşik Devletleri, ilk aşamada barışçıl hareketle başlayan protestoların sonrasında isyan ve yağmalama olaylarının baş gösterdiği bir güvenlik sorununa dönüşmesine şahit oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gösteriler giderek yayılırken askeri önlemler alan Trump hükümeti ise gelen eleştiriler karşısında geri adım atmak zorunda kaldı.</span></p>
<p><b>ABD’de Polis Şiddeti</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Protestolar ABD’de ölümcül polis şiddeti son yıllarda giderek tırmanmaktayken patlak verdi. Bu yılın ilk altı ayında 88’i siyahi kökenli olmak üzere toplam 429 sivil vuruldu. 2018 yılında ise 996 sivil hayatını kaybetti. 2018 yılında ise bu rakam 1.004’e yükseldi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-54746 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/abd-polis-siddeti-640x379.jpg" alt="ABD'de polis şiddeti" width="640" height="379" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/abd-polis-siddeti-640x379.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/abd-polis-siddeti-1024x607.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/abd-polis-siddeti.jpg 1094w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim ABD’de siyahi Amerikalılar arasında polis tarafından öldürülme oranı beyazlar ve Hispaniklere göre çok daha yüksekti; </span><a href="https://www.statista.com/statistics/585159/people-shot-to-death-by-us-police-by-month/"><span style="font-weight: 400;">Statista</span></a><span style="font-weight: 400;">’ya göre Haziran 2020 itibariyle her 1 milyon siyahi ABD’linin 30’unun polis tarafından öldürüldüğü kayda geçiliyor.</span></p>
<p><b>ABD Protestoları Dünyaya Yayıldı!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Silahsız bir siyahi olan Floyd, ırkçı bir polis memuru tarafından diziyle yere sabitlendiğinde  “Nefes Alamıyorum!” ifadesine rağmen 8 dakika 46 saniye boyunca nefessiz bırakılarak öldürüldü. Yaşanan olay sonrasında ABD’deki protestolar, askeri kuvvetlerin de konuşlandırılmak zorunda kalındığı 28 farklı eyalete sıçramıştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kuzey Amerika’da eylemciler “Adalet Yok! Barış Yok!”, “Nefes Alamıyorum!” ve “Siyahi Hayat Önemlidir!” sloganlarıyla pankartlar taşıdılar. Güney Amerika’da ise büyük kalabalıklar Brezilya&#8217;nın en büyük ikinci şehri Rio de Janeiro ve Arjantin&#8217;in başkenti Buenos Aires’ta sokaklara dökülmüştü.</span></p>
<p><b>Gösteriler Avrupa’yı da Sarstı: Irkçılığın Kökü Bizde!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa Birliği resmi makamları ABD’deki polis müdahalesi nedeniyle “şok ve dehşet içinde olduğunu” ifade eden bir bildiri yayımlarken; “gücün kötüye kullanmaması” gerektiğini kayda geçti. Berlin, Londra ve Amsterdam da dâhil olmak üzere birçok Avrupa şehrinde, koronavirüs yasaklarına rağmen, on binlerce kişi meydanlara indi ve ırkçılığa karşı bayrak salladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gösteriler Avrupa medyasında da kıtadaki ırkçılıkla yüzleşilmesi gerektiği düşüncesini yeniden canlandırdı. Örneğin İsveç merkezli yayın organı Göteborgs-Posten “Sembolik tepkiler hiçbir sorunu çözmüyor. Burada asıl önemli mesele, ekonomik açıdan zayıf grupların sorunlarının çözümünü, beyaz ırktan olan insanların ırkçılık karşısında yeterince katı bir duruş sergileyip sergilemediğine bağlı olarak görmesi.” ifadesini kayda geçti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belçika’dan </span><a href="https://plus.lesoir.be/305653/article/2020-06-07/la-longue-route-de-george-floyd"><span style="font-weight: 400;">Le Soir</span></a><span style="font-weight: 400;"> gazetesi ise Amerika’daki büyük çalkantının adında 3 neden bulunmaktaydı: “Amerikan refahını mümkün kılan kölelik; Avrupalı kuvvetlerin güçlenmesini sağlayan sömürgecilik; daha iyi bir yaşam arzusu yaratan ve göç akınlarını hızlandıran Kuzey ile Güney arasındaki süregiden eşitsizlik.” Gazeteye göre; “isyan ve umut, nihayet dile getirilen öfke, ama bir yandan da tarihi daha iyi anlama isteği. Çünkü bellek yitimi ve bilgisizlik de ırkçılığı besleyen unsurlar.” arasında yer alıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fransa da hafta sonunda gösterilerle yüz yüze geldi. Fakat, Fransız yayın organı </span><a href="https://www.politis.fr/articles/2020/06/de-minneapolis-a-bondy-41969/"><span style="font-weight: 400;">Politis</span></a><span style="font-weight: 400;">’e göre ceza almayan polis memurlarına bakıldığında Fransa&#8217;nın da sicili temiz değildi. 2016 yılında bir polis memurunun ağırlığı altında can veren Adama Traoré vakası henüz unutulmamıştı. Ardındansa Fransa’daki eylemlerde pazartesi günü 14 yaşındaki Gabriel’in yere itilerek tekmelenmesi sonucunda dişleri ve çenesi kırıldığı ve de büyük ihtimalle bir gözünü kaybettiği kayda kayda geçildi. Bu noktada Gazete yazarlarından Denis Sieffert’in “Burası Minneapolis değil, Paris&#8217;in Bondy banliyösü!” ifadesi kayda değerdi.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">İngiltere’den the Guardian’a göre: George Floyd’u öldüren ırkçılık zaten İngiltere’de inşa edildi!</span></p></blockquote>
<p>İsveç&#8217;te gösteriler 50 kişiyle sınırlı tutulmasına rağmen Stockholm&#8217;de çarşamba günü bir araya gelen binlerce gösterici polis tarafından dağıtıldı. Bu noktada koronavirüs nedeniyle “Nefes alamıyorum!” yazılı pankartları tepkiyle karşılayan İsveç kamuoyu yer almaktaydı. İsveçli yayın organı Upsala Nya Tidning’e göre ise adaletsizliğe karşı durmak önemliydi tabii ki ama bazı göstericilerin derdi Amerika&#8217;nın ırkçılık hikayesini İsveç&#8217;e uyarlamaktı. Gazete’ye göre “İsveç&#8217;in böyle bir ırkçılık hikayesi yok. Kalabalıklar içinde ‘Nefes alamıyorum’ yazılı bir pankart taşımak aslında Koronavirüsün özellikle tehdit ettiği yaşlıları ve hastaları bekleyen şeyin bizatihi kendisidir.”</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-54747 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/kuresel-protestolar-640x362.jpg" alt="Küresel protestolar" width="640" height="362" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/kuresel-protestolar-640x362.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/kuresel-protestolar-1280x725.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/kuresel-protestolar-1024x580.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/kuresel-protestolar.jpg 1325w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İngiltere’den the Guardian gazetesi ise eylemlere İngiltere’nin ırkçılık geçmişle yüzleşerek cömert bir cevap verdi: Gazetenin yazarı </span><a href="https://www.theguardian.com/commentisfree/2020/jun/03/racism-george-floyd-britain-america-uk-black-people"><span style="font-weight: 400;">Afua Hirsch</span></a><span style="font-weight: 400;">’e göre George Floyd’u öldüren ırkçılık zaten İngiltere’de inşa edildi! “Karayipler&#8217;deki siyahların köleleştirilmesini sanayi haline getiren Büyük Britanya&#8217;nın kendisiydi. İki dünya savaşı yürütebilmek ve peşinden yeniden barışı sağlayabilmek için siyahların işgücüne ve kaynaklarına el koyarak Afrika kıtasının tamamında Apartheid sistemini yaratan da yine Büyük Britanya&#8217;ydı.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin yayın organlarından Duvar’a yazan </span><a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2020/06/03/george-floyd-olayi-aynasinda-kendimize-bakmak/"><span style="font-weight: 400;">Aydın Selcen</span></a><span style="font-weight: 400;">’e göre ise ABD&#8217;deki protestolar Türkiye&#8217;nin kendi ırkçılığıyla yüzleşmesi için bir fırsat niteliğindeydi. 6-7 Eylül Pogromu sonrasında el değiştiren mülkiyet, Kürt sorununun neredeyse yüz yıldır barışçıl ve siyasal yoldan çözülememesi, yerinden yönetim, katılımcılık, hak ve özgürlükler ve daha neler neler görmüştü Türkiye.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendi ırkını öteki ırklardan üstün sayma ve siyasal tutumunu buna dayandırma eğilimi anlamına gelen </span><b>Irkçılık</b><span style="font-weight: 400;">, modern dünyanın ağır sınavlarından biri olmaya devam ediyor.</span></p>
<p><b>Kaynaklar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Al Jazeera</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Euronews</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Statista</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/10/abdde-irkcilik-karsiti-protestolar-ve-kuresel-tepki/">ABD’de Irkçılık Karşıtı Protestolar ve Küresel Tepki</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dersim’de Avcılık Protestosu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/16/dersimde-avcilik-protestosu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sayder Caner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jan 2019 17:49:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Avcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34311</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dersim’de vatandaşlar,  dağ keçisi avlamak için kente gelen paralı avcıları protesto etti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/16/dersimde-avcilik-protestosu/">Dersim’de Avcılık Protestosu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Dersim’de  kaçak avlanma sonucu çok sayıda dağ keçisinin katledilmesine yönelik tepkiler sürerken bu kez de kente paralı avcılık faaliyetleri için gelen avcılar tartışma konusu oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dersim’e avcılık faaliyeti için gelen avcılar olduğunu duyan doğa ve hayvanseverler  durumu protesto etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Seyit Rıza Parkı’nda bir araya gelerek </span><b>“Katil avcılar Dersim’den defolun”</b><span style="font-weight: 400;"> pankartı açan grup, yetkililerin avcılara karşı gerekli önlemleri almalarını istedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Grup adına basın açıklamasını okuyan doğa aktivisti Haydar Çetinkaya, ilde paralı avcıların iki vadide de avcılık yaparak Dersim’in kutsallarına zarar verdiklerini söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çetinkaya, “İlimize av turizmi kapsamında gelen avcılar var. Şuan Pülümür vadisinde avdalar. Her yıl Orman ve Su İşleri Bakanlığı avlanacak hayvanlar için ihaleler açıyor. Bu avcılar da bu kapsamda şuan Dersim’de bulunuyorlar. Dersim doğasının kutsalları olan dağ keçilerimizi şuan avlıyorlar. 7’den 70 bu şehrin insanları avcılık istemiyor. Bu şehirde avcılık isteyen varsa sadece güzünü para hırsı bürümüş, katillere rehberlik edendir. Bunun dışında bu yaban hayatını spor uğruna yok etmek isteyenlerdir ”dedi.</span></p>
<p><b>“Avcılara izin vermeyeceğiz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dersim insanı olarak avcılara izin vermeyeceklerini ifade eden Çetinkaya, “Defalarca av ihalesine karşı dilekçe vermemize rağmen ve devam eden imza kampanyamıza rağmen bu avcılar dışardan gelip doğamızın bu çeşitliliğini katlediyorlar. Bunlara rehberlik eden kılavuzlara, yaban hayatını kast edenlere sesleniyoruz. Yazık günahtır, doğadaki her canlının ahı vardır. Bizler bu katiller sürüsünü istemiyoruz” diye konuştu.</span></p>
<p><b>İmza kampanyası başlatıldı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dersim’de her türlü avcılık faaliyetinin yasaklanması için change.org sitesi üzerinden imza kampanyası başlatıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İmza kampanyasını başlatan aktivistler </span><b> </b><span style="font-weight: 400;">doğada yaşam süren yaban hayatının korunmasını, yasal olarak devam eden avcılık faaliyetlerinin yasaklanmasını, kaçak avcılık yapanlara karşı gerekli tedbirlerin alınarak suç işleyenlerin tespit edilmesini ve cezalandırılmalarını istiyor.</span></p>
<p><b>İmza kampanyasına katılmak için <a href="https://www.change.org/p/dersim-tunceli-de-avcılık-yasaklansın-tuncelivaliligi?recruiter=false&amp;utm_source=share_petition&amp;utm_campaign=psf_combo_share_initial.pacific_email_copy_en_us_5.v1.pacific_post_sap_share_gmail_abi.gmail_abi.pacific_email_copy_en_us_3.control.pacific_email_copy_en_gb_4.v1.lightning_2primary_share_options_more.control&amp;utm_medium=whatsapp" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız. </a></b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/16/dersimde-avcilik-protestosu/">Dersim’de Avcılık Protestosu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nusr-Et&#8217;in Önünde Maduro Protestosu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/20/nusr-etin-onunde-maduro-protestosu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Sep 2018 09:09:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Nicolas Maduro]]></category>
		<category><![CDATA[NusrEt]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<category><![CDATA[Venezuela]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30719</guid>

					<description><![CDATA[<p>Venezuelalılar Miami'deki Nusr-Et şubesi önünde bir araya geldi. Yaklaşık 100 kişinin toplandığı eylemde Nusret Gökçe ve Nicolas Maduro protesto edildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/20/nusr-etin-onunde-maduro-protestosu/">Nusr-Et&#8217;in Önünde Maduro Protestosu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun geçtiğimiz günlerde Nusret Gökçe’nin İstanbul’da bulunan et restoranına giderek yemek yemesini eleştiren Venezuelalılar, restoranın ABD’nin Miami kentindeki şubesi önününe giderek olayı protesto etti.</p>
<p>Protestonun hedefinde Nicolas Maduro olduğu kadar, Nusret Gökçe de vardı. Eylemciler tarafından, “Umursamaz şef, sahtekarı destekliyor!” sloganları atıldı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="500" data-dnt="true">
<p lang="en" dir="ltr">A litany of lef chants against <a href="https://twitter.com/hashtag/SaltBae?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#SaltBae</a>, including “Ignorant chef, you support a fraud.” <a href="https://twitter.com/MiamiHerald?ref_src=twsrc%5Etfw">@MiamiHerald</a> <a href="https://t.co/tV498lnAPM">pic.twitter.com/tV498lnAPM</a></p>
<p>&mdash; Carlos Frías (@Carlos_Frias) <a href="https://twitter.com/Carlos_Frias/status/1042457246985347072?ref_src=twsrc%5Etfw">September 19, 2018</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>‘BU RESTORAN DİKTATÖRE DESTEK VERİYOR!’</strong></p>
<p>AFP haber ajansına konuşan 65 yaşındaki Lucy Arroe isimli bir protesocu kadın, “Biz açlıktan ölürken, insanlar çöplükten beslenirken, onun (Maduro) lüks içinde koca et dilimlerini yemesi doğru değil” dedi. Polisin eylemcilerle restoran arasında önlem aldığı da görüldü. 70 yaşındaki Yadira Weir, isimli protestocu ise, Nicolas Maduro’nun ziyafetini “tüm Venezuelalılara saygısızlık” olarak yorumladı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30722" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/miami7-640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/miami7-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/miami7-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/miami7-320x180.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/miami7.jpg 736w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Protestoculardan birinin elindeki kartonda, “Bu restoran, insanlar ilaçsızlıktan ve açlıktan ölürken, Venezuela diktatörüne destek veriyor” yazısı yer aldı.</p>
<p>Kaynak:<a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2018/09/20/nusr-etin-onunde-maduro-protestosu/" target="_blank" rel="noopener"> Duvar</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/20/nusr-etin-onunde-maduro-protestosu/">Nusr-Et&#8217;in Önünde Maduro Protestosu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Faytonları Protesto Etmek İçin Büyükada’ya Burnu Kanayan At Heykeli Dikildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/04/faytonlari-protesto-etmek-icin-buyukadaya-burnu-kanayan-at-heykeli-dikildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Sep 2018 12:01:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükada]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükada İskele Meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[fayton]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30147</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükada’da faytonlarda kullanılan atların ölümüne dair farkındalık oluşturmak amacıyla Büyükada İskele Meydanı’na burnundan kan gelen at heykeli dikildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/04/faytonlari-protesto-etmek-icin-buyukadaya-burnu-kanayan-at-heykeli-dikildi/">Faytonları Protesto Etmek İçin Büyükada’ya Burnu Kanayan At Heykeli Dikildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1 Eylül Cumartesi günü hayvan özgürlüğü savunucusu sanatçı/aktivist bir grup tarafından, dikilen heykele halk yoğun ilgi gösterdi.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="Büyükada&#039;ya Protest At Heykeli Dikildi" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/5bKEKQCLbNc?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Faytonlarda atların kullanılmasını eleştiren grup heykelin alt kısmına da bildiriler yerleştirdi.</p>
<p>Grup şu şekilde konuştu:</p>
<p>“Hayvan sömürüsü yanı başımızda devam ediyor. İstanbul Adalarda atlar çok kötü şartlarda faytonları, onca ağır yükü, saatlerce doğru düzgün dinlendirilmeden çekmek zorunda bırakılıyor. Köleliğin sonuçlarını acı çekerek canlarıyla ödüyorlar. Bir sanatçı grubu buna dur demek için kamusal alanda çoğunlukla iktidarın kullandığı bir disiplini kullanarak, kamusal alana heykel dikerek protesto ediyor. Fark yaratan sanat, uzlaşan değil, bize dünyayı göstermek yerine uzlaşmayan, onu değiştiren sanattır.”</p>
<p>Uzun yıllardır faytonlarda atların kullanılmasına karşı eylemlere sahne olan Büyükada’da 16 Eylül Pazar günü  sekiz oluşum tarafından ortak olarak düzenlenen “Kitlesel Büyükada Eylemi” de gerçekleştirilecek.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/09/04/faytonlari-protesto-etmek-icin-buyukadaya-burnu-kanayan-at-heykeli-dikildi/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/04/faytonlari-protesto-etmek-icin-buyukadaya-burnu-kanayan-at-heykeli-dikildi/">Faytonları Protesto Etmek İçin Büyükada’ya Burnu Kanayan At Heykeli Dikildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kristen Stewart Kırmızı Halıda Çıplak Ayakla Yürüyerek “Topuksuz Ayakkabı” Yasağını Protesto Etti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/23/kristen-stewart-kirmizi-halida-ciplak-ayakla-yuruyerek-topuksuz-ayakkabi-yasagini-protesto-etti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aylin Gülüm]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 May 2018 13:06:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27045</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cannes Film Festivali’nde kırmızı halıda kameralara verdiği birkaç pozdan sonra Kristen Stewart ani bir çıkış yaptı ve Christian Louboutin markalı siyah topuklu ayakkabılarını çıkartarak  merdivenleri çıplak ayakla çıktı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/23/kristen-stewart-kirmizi-halida-ciplak-ayakla-yuruyerek-topuksuz-ayakkabi-yasagini-protesto-etti/">Kristen Stewart Kırmızı Halıda Çıplak Ayakla Yürüyerek “Topuksuz Ayakkabı” Yasağını Protesto Etti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>BlackKkKlansman’ın prömiyerine katılan Stewart, kırmızı halıda kadınlar için konulan “sadece topuklu” kuralına karşı eleştirinin sesi oldu.</p>
<p>Geçen sene Marie Claire dergisinde yazdığına göre bir yuvarlak masa topantısında “Bir şeylerin hemen değişmesi lazım.” dedi Stewart. “Bu basitçe erkeklere sorulmayan şeyleri benim yapmamı istemeniz.”</p>
<p>Stewart’ın bu başkaldırısı Twitter’da birçok kişiden alkış topladı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-27047" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/5472.jpg" alt="" width="620" height="372" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/5472.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/5472-610x366.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/5472-320x192.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p>Kristen Stewart kimdir?</p>
<p>Alacakaranlık (2008) filminde Bella Swan karakteriyle ünlenen Amerikalı oyuncu yönetmen ve model Stewart, doğduğu yer olan Los Angeles’ta erken yaşlarda oyunculuğa başladı. 2015’te César Ödülleri&#8217;nde  En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü “Clouds of Sils Maria” filmindeki oyunculuğuyla kazanan ilk Amerikalı kadın oyuncudur.</p>
<p>Kaynak 1: <a href="http://time.com/5277368/kristen-stewart-red-carpet-cannes-barefoot/">Time</a></p>
<p>Kaynak 2: <a href="http://www.wiki-zero.net/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvS3Jpc3Rlbl9TdGV3YXJ0">Wikipedia</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/23/kristen-stewart-kirmizi-halida-ciplak-ayakla-yuruyerek-topuksuz-ayakkabi-yasagini-protesto-etti/">Kristen Stewart Kırmızı Halıda Çıplak Ayakla Yürüyerek “Topuksuz Ayakkabı” Yasağını Protesto Etti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İranlı yeni genç kuşak mücadeleyi bırakmayacak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/10/iranli-yeni-genc-kusak-mucadeleyi-birakmayacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Aktaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jan 2018 13:41:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[HAKAN GÜNEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[HAMANEY]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[İRAN DEVRİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[İSYAN]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<category><![CDATA[RUHANİ]]></category>
		<category><![CDATA[suudi arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[TAHRAN]]></category>
		<category><![CDATA[TUDEH]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=23199</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Hakan Güneş: İran tarihinde büyük protesto zincirlerine bakarsanız, Tahrir gibi tek bir meydana belirli bir süre için dolan toplumsal bir hareket değil, sürekli kendini yeniden ve yeniden ortaya çıkaran eylemler zinciri olduğunu görürsünüz. Dolayısıyla yakın bir zamanda, çok daha güçlü bir hareket başlarsa hiç şaşırtıcı olmaz! İran’ın Meşhed kentinde 28 Aralık 2017’de ekonomik sıkıntıları [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/10/iranli-yeni-genc-kusak-mucadeleyi-birakmayacak/">İranlı yeni genç kuşak mücadeleyi bırakmayacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doç. Dr. Hakan Güneş: İran tarihinde büyük protesto zincirlerine bakarsanız, Tahrir gibi tek bir meydana belirli bir süre için dolan toplumsal bir hareket değil, sürekli kendini yeniden ve yeniden ortaya çıkaran eylemler zinciri olduğunu görürsünüz. Dolayısıyla yakın bir zamanda, çok daha güçlü bir hareket başlarsa hiç şaşırtıcı olmaz!</strong></p>
<p>İran’ın Meşhed kentinde 28 Aralık 2017’de ekonomik sıkıntıları protesto etmek üzere başlayan eylemler kısa sürede farklı kentlere de yayılarak, rejim karşıtı gösterilere dönüştü. Süre giden eylemlerde en az 30 kişi yaşamını yitirirken, İran Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Ali Caferi, ülkesinde bir hafta süren ‘rejim karşıtı’ gösterilerin bastırıldığı ilan etti. Türkiye’de de ekranlarda  boy gösteren ‘derin analizciler’, ‘stratejistler’ ve ‘terörle mücadele uzmanları’, İran’daki toplumsal öfkeyi, yumurta fiyatlarındaki ‘vurguna’,  başta ABD, İsrail ve Suudi Arabistan olmak üzere ‘dış güçlerin oyununa’, İran rejiminin toplumda biriken ‘gazı almasına’ vb. nedenlerle açıkladı.</p>
<p>Bu ‘açıklayıcı’ zihin fırtınası ortamında, Sivil Sayfalar adına İran’daki  protestoları, sosyoloji ve sivil toplum temelinde konuşmak için mikrofonumuzu İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Üyesi Doç. Dr. Hakan Güneş’e uzattık. Hakan Hoca, İran’daki protestolarda hiçbir etnik söylemin gün yüzüne çıkmadığını belirterek ‘dış güçlerin oyunu’ açıklamalarının temelsizliğine işaret ederken, kuluçka döneminde olan yeni bir halk hareketinin kesintisiz olarak devam edeceğinin altını çiziyor.  Ve ekliyor: Ne İran rejimi ne de ‘düşmanları’, İran halkının müştereklerinde buluşmasını istemiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İran’da ne oluyor sorusuyla başlayalım…</strong></p>
<p>Birden fazla faktörün bir arada olduğu bir toplumsal itirazla karşı karşıyayız. Buna henüz tam bir ayaklanma diyemeyiz ama büyük bir toplumsal protesto ve itiraz olarak nitelendirebiliriz.</p>
<h4>“… KİMİSİNİN ETNİK NEDENLERLE, KİMİLERİNİN SOSYAL VE SİYASAL NEDENLERLE, BÜYÜKÇE BİR KISMININ DA EKONOMİK NEDENLERLE YAPTIĞI BU İTİRAZIN ORTAK NOKTASI, DİKTATÖRLÜĞÜN SON BULMASI YA DA EN AZINDAN KAPSAMLI BİR REFORMA GİDİLMESİ.”</h4>
<p><strong>Neye itiraz ediliyor?</strong></p>
<p>Birden fazla başlık söz konusu. İran sıkışmış bir toplum. Ekonomik rahatsızlıkların tetiklediği ama farklı türden çok fazla toplumsal, ekonomik ve siyasal itirazın ortaya döküldüğü bir patlama anı bu.</p>
<p><strong>Bu ‘patlamanın/öfkenin’ temelleri nedir?</strong></p>
<p>Tek bir temeli yok, onu söyleyelim. Belli bir ölçeğin üzerindeki toplumsal olaylar aslında herkesin kendi meşrebince katıldığı bir süreçtir. Dolayısıyla, ortak olan tek şey, bunun sebebi olan rejim. Yani İran’daki teokratik diktatörya. Dolayısıyla kimisinin etnik nedenlerle, kimilerinin sosyal ve siyasal nedenlerle, büyükçe bir kısmının da ekonomik nedenlerle yaptığı bu itirazın ortak noktası, diktatörlüğün son bulması ya da en azından kapsamlı bir reforma gidilmesi.</p>
<p><strong>1979’daki İran Devrimi’den farklı olarak güncel eylemlerde bir liderlik görülmüyor, bir de 1979 Devrim’inde esnaflara yönelik baskıların devrim sürecini tetiklediği gibi bir sav söz konusuydu…</strong></p>
<div id="attachment_21322" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-21322     lazyloaded" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/WhatsApp-Image-2018-01-08-at-17.38.28.jpeg" sizes="auto, (max-width: 311px) 100vw, 311px" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/WhatsApp-Image-2018-01-08-at-17.38.28.jpeg 557w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/WhatsApp-Image-2018-01-08-at-17.38.28-300x167.jpeg 300w" alt="" width="311" height="173" data-lazy-src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/WhatsApp-Image-2018-01-08-at-17.38.28.jpeg" data-lazy-srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/WhatsApp-Image-2018-01-08-at-17.38.28.jpeg 557w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/WhatsApp-Image-2018-01-08-at-17.38.28-300x167.jpeg 300w" data-lazy-sizes="(max-width: 311px) 100vw, 311px" /></p>
<p class="wp-caption-text">İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Üyesi Doç. Dr. Hakan Güneş.</p>
</div>
<p>1979’a ilişkin bu tespite katılmam. 1979 neredeyse kesintisiz beş-altı yıllık protestolar zincirinin bir sonudur. Ve özellikle onun son bir yılı kesintisiz olarak devam etmiştir. Burada bir şeye dikkat çekeyim, bu çok önemli; bugün bu isyanın bitmiş olacağı söyleniyor, olabilir, bitebilir ama 40 gün sonra tekrar çıkmayacağını kimse söyleyemez. Zaten İran tarihinde büyük protesto zincirlerine bakarsanız, Tahrir gibi tek bir meydana belirli bir süre için dolan toplumsal bir hareket değil, sürekli kendini yeniden ve yeniden ortaya çıkaran eylemler zinciri olduğunu görürsünüz. Dolayısıyla yakın bir zamanda, çok daha güçlü bir hareket başlarsa hiç şaşırtıcı olmaz!</p>
<p>İkincisi, burada da 1979’da da tek bir toplumsal kesim yok. O meşhur literatürden söz ediyorsunuz, bu Bazarilerin ve esnafın rolü konusu…O biraz da Türkçe’ye çevrilen kitapların kabahati, tabii ki çok önemli ama şüphesiz tek faktör değil. Bazariler özellikle İslami hareketin gücünü devşirdiği bir kesim. Bu çok önemli. Yoksa, öğrenci hareketinin, sosyalist hareketinin, işçi hareketinin, kadın hareketinin, Kürt-Türk etnik hareketlerinin değil. Ama haklısınız 1979’dan ve hatta 2009’dan farklılıklarını konuşalım.</p>
<h4>“AKTİVİSTLER REFORMCULARDAN DA UMUDUNU KESTİ.”</h4>
<p><strong>O halde İran’daki güncel protestoların, 1979 İran Devrimi’nden ve 2009’daki ayaklanmadan farkı ne?</strong></p>
<p>1979’da farklı siyasal liderlikler vardı. Dinci hareketin bir liderliği vardı, solcu-dinci akımın (Mücahidin-i Halk) liderliği vardı, ki bu çok önemli ikinci grup, Fedaiin ve TUDEH olmaz üzere sosyalist iki akımın liderliği vardı ve bunların arasında pek çok grup vardı. Bunların hepsi örgütlü güçlerdi ve karar aldıklarında bunları uygulayabilecek belirli bir mekanizmaya sahiptiler. İran’da gerek 2009’da gerekse şu anda tanık olduğumuz 2017-2018’deki eylemlerde kitleler örgütlü değiller. Fakat 2009’dakinin hiç değilse sözcüleri vardı yani o zamanki seçimle ilgiliydi ve seçimdeki Musavi ve Kerrubi gibi reformcu adaylar bir tür sözcülük yapıyorlardı. Dikkat edin orada da lider değillerdi. Yani İran’da örgütlenme hürriyeti olmadığı için insanlar çok yatay ve küçük gruplar halinde temas ediyorlar ve ortada birkaç yüz kişiyi geçebilecek bir örgütlenme olanağı zaten yok. Kuzey Kore gibi olmasa da İran’da çok çok baskıcı bir rejim ve insanlar bir araya kesinlikle getirilmiyorlar. Ama şu kadarına izin veriliyor: Mesela tiyatro grupları; ben size hiçbir yerde bulunmayan bir bilgi vereyim, sadece Tahran’dan 3 bin tane yeraltı tiyatrosu var. Bu şu demek: İran’da on yıllardır insanların ancak sanatla, şiirle ve tiyatroyla kendilerini ifade etme veya politika yapmalarına izin verilen bir denklem oluştu. Dolaysıyla insanlar ancak bu yatay sahalarda yaşam buluyorlardı. Şimdi her kentte faklı dinamikler söz konusu ama Tahran’ı konuşacak olursak, Tahran’daki gençlerin büyük ölçüde isyanının nedeni elektrik faturası, yumurta fiyatları değil. Ama Meşhed’de öyle başladı, İsfahan da kısmen öyle ve tabii ki Kermanşah. Kermenşah çok önemli Şii şehridir. Kermenşah’da da yine bütün basının atladığı bir bilgiyi söyleyeyim size, hepimizin gözleri önünde oldu: Daha çok kısa bir süre önce Mahmud Ahmedinejad döneminde yapılan “TOKİ”ler yıkıldı ve yüzlerce insan öldü. Dolayısıyla Kermanşah’a hiç şaşırmamak gerekiyor.  Depremde evi yıkılan, İslami rejim tarafından aldatılan, haklarını kullanamayan, gençler vs. bütün bunlar bir araya geldi. Not edelim İran’da genç işsizlik oranı çok yüksek. Şimdi bütün bunlar bir araya geldi ve toplumsal patlama oldu. Bu toplumsal patlama bugün/yarın bastırılabilir çünkü 2009’daki kadar kitlesel değil. Tekrar ediyorum İran’daki toplumsal hareketler tarihini bilmeyenler bunu fark edemez ama ben 40 gün sonra tekrar ortaya çıkmasına hiç şaşırmam.  Her eylem sürecinden bir ders çıkarılmalıdır. Ve evet, örgütsüz oldukları için galiba bu gençlerin bu kez çıkaracağı en önemli ders hızlı bir şekilde örgütlenmektir. Çünkü herkes değil ama bu eylemi yapan aktivist gençler, “Kahrolsun Hamaney” ve “Kahrolsun Ruhani” diyorlar. Yani reformculardan da umudu kestiler, bu en önemli fark. Bu şekilde yapılan eylemden çıkarılacak ders ise bunu örgütlü yapmak olacaktır. Dolayısıyla 2017-2018 eylemleri bitse dahi buradan çıkan en önemli sonuç başta gençler olmak İran’daki geniş toplumsal kesimler örgütlenmeye daha fazla ağırlık vereceklerdir.</p>
<p><strong>Diasporadaki İranlılardan da birtakım açıklamalar/yorumlar geliyor…</strong></p>
<p>Yurtdışında açıklama yapan gerek sol gerekse diğer örgütlerin İran içerisinde de bir etkisi olmadığını da rahatlıkla söyleyebiliriz. Onlar daha çok basından izleyip ne olması gerektiği konusunda fikir yürütüyorlar ve çok zayıflar. Belki bundan sonra etki gösterebilirler ama Türkiye’de de insanlar özellikle sol kesim, olan biteni bu örgütlerin yayınladığı bildirilerden okumaya çalıştı fakat İran’da bu bildiriler okunmuyor, varlığı da bilinmiyor. Ama tabii ki, İran’daki hareket bir tür sekülerizm, liberalizm ve sol kültürün karışımıdır. Bunları, onların siyasal eylem kültüründe görmek mümkün.</p>
<h4>“SOKAĞA ÇIKAN VE İTİRAZ EDENLER ASLINDAN BİRBİRİNDEN FARKLI SLOGANLARLA ÇIKSALAR BİLE GERÇEKTEN ÇOK ÖNEMLİ BİR ORTAK PAYDALARI VAR: ‘ÜLKENİN KAYNAKLARINI NE DIŞARIDA SAVAŞI FİNANSE ETMEK NE DE MOLLALAR SINIFINI ZENGİNLEŞTİRMEK İÇİN DEĞİL ÜLKE HALKI İÇİN KULLANIN’ DİYORLAR.”</h4>
<p><strong>Bir çeşit karışım olarak nitelendirdiniz İran’daki siyasal eylem kültürünü. O halde İran’daki farklı toplum kesimlerin talepleri bir alanda, müştereklerin de buluşabilir mi?</strong></p>
<p>Mevcut rejimin hem ekonomi hem de siyasal ve toplumsal politikalarından rahatsızlar. Ne demek bu! Dünyanın en güçlü petrol kaynaklarına sahip bir ülkeden bahsediyoruz. Bu gelirlerin yurtdışındaki savaşları finanse etmek için kullanıldığı, İran halkına aktarılmadığını ve söz konusu paranın mollaların lüks harcamaları için kullanıldığını söylüyorlar. Dolayısıyla ‘Bu zenginlikleri içeride kullanın’ diyorlar, ikincisi bu bir diktatörlüğe dönüşmüş durumda ve hiç kimse kendisini ifade edemiyor. Yönetim ‘Baskıcı bir dini diktatörlük haline gelmiştir, buna son verilmelidir’ diyorlar. Bunun yerine ne geleceğini söylemiyorlar, herkes farklı bir şeyi dile getiriyor. Şimdi bu ikinci bölüm içerisinde tabii ki siyasal özgürlüklerin yanında toplumsal özgürlüklerde var yani kadınların zorla kapatılması gibi kuralların kaldırılması…Şöyle söyleyelim karmaşık bir şey yok. İran’da insanların çok büyük bir çoğunluğunun ne istediği çok belli. Yani sokağa çıkan ve itiraz edenler aslından birbirinden farklı sloganlarla çıksalar bile gerçekten çok önemli bir ortak paydaları var: ‘Ülkenin kaynaklarını ne dışarıda savaşı finanse etmek ne de mollalar sınıfını zenginleştirmek için değil ülke halkı için kullanın’ diyorlar. İkinci olarak da ‘Özgürlüklerimizi artırın yani siyasal hayatın kısıtlanması, farklı örgütlenme ve partilerin oluşturulmasının önündeki engelleri kaldırın, ifade hürriyeti istiyoruz’ diyorlar. Burada bütün İran halkı birleşiyor.</p>
<h4>“…İRAN HALKI SÜREKLİ BİR UZLAŞMA YÖNÜNDE OY KULLANIYOR, EYLEM VE GÖSTERİLERDE BULUNUYOR. İRAN HALKININ ÇOK BÜYÜK BİR KISMI İNSANİ VE BARIŞÇIL EYLEMLER YAPIYORLAR, TALEPLERİ DE UZLAŞMA YÖNÜNDE FAKAT REJİM SERTLİK ÜZERİNE KURULMUŞ. YANİ ABD BAŞKANI TRUMP VE HAMANEY BİRBİRLERİNE MUHTAÇ İKİ FİGÜR.”</h4>
<p><strong>Peki bu ayaklanmanın İslami kültürel bir geri planı var mı?</strong></p>
<p>Hem 2009’da hem de bu eylemlere katılanların tamamının radikal bir sekülarizm peşinde olduklarını ben ileri süremem. Belki bazı öne çıkan radikal seküler fikirler görebilirsiniz ama büyük bir kısmı aslında yolsuzluğa bulaşmış ve dini, kişisel zenginlikleri için kullanan rejime karşılar. Yoksa dinin toplumsal hayattan tümüyle silinmesine taraftar olduklarını kesinlikle söyleyemeyiz. Reformcular tam da burada varlar, şimdi dolayısıyla 2009’da daha fazla ama bu eylemlerde de belli ölçülerde, her ne kadar “Kahrolsun Ruhani” sloganları atılsa bile, önemli ölçüde reformcuda sokaklarda. Dolayısıyla sokaklarda reformcular da var ve elbette Şii toplumsal kültürünün burada bir etkisi var.</p>
<p>Anladığım kadarıyla siz İran’ı bilen birisisiniz, şöyle bir konu var, İran zaten Türkiye’den de diğer İslam ülkelerinden de çok farklı. 1979 ‘daki kompozisyon zaten çok ilginç, orada İslamcı örgütler, solcu-İslamcı örgütler, İslami temaları olan solcu örgütler ve solcu örgütler olmak üzere enteresan bir skala var. Yani, sol, Şiizm, İslamizm oldukça karışıktır bu coğrafyada. Fakat artık şunu rahat bir şekilde söyleyebilirim artık İran’da da büyük bir kesim Türkiye’deki gibi yorulmuş durumda. Bütün bu söylediğim uçları, solu ve İslam’ı, ikisini de çok ılımı düzeyde sahipleniyorlar. Yani dinlerine ve kültürlerine ılımı bir şekilde sahip çıktıkları gibi sol siyaseti de bir tür Sovyet solu olarak algılamıyorlar daha çok sosyal demokrasi, özgürlük ve adalet olarak algılıyorlar. Bu temalar İran halkında yaşıyor ama hepsi daha ılımlı bir biçimde yaşıyor ve bir tür aslında uzlaşma arayışı içerisinde.</p>
<p><strong>Farklı kesimler arasında bir uzlaşma arayışının filizlendiğine mi işaret ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Evet. Fakat ne tuhaf tıpkı bundan öncekiler gibi ne uluslararası güçler ne de mollalar rejimi (Hamaney) bu uzlaşmaya olanak vermiyor. İran halkı sürekli bir uzlaşma yönünde oy kullanıyor, eylem ve gösterilerde bulunuyor. İran halkının çok büyük bir kısmı insani ve barışçıl eylemler yapıyorlar, talepleri de uzlaşma yönünde fakat rejim sertlik üzerine kurulmuş. Yani ABD Başkanı Trump ve Hamaney birbirlerine muhtaç iki figür. Dolayısıyla İsrail, Suudi Arabistan, Hamaney ve Trump, bunlar birbirlerini besleyen rejimler. İran halkı öbür tarafı oluşturuyor.  İran halkı bütün halklar gibi sabah çocuğunu okula göndermek, geçim ve güvenlik kaygısı duymamak istiyor. Ve bunu da bence oldukça güzel bir şekilde söylemine yansıtabilen bir halk.</p>
<h4>“..TAHRAN’DAKİ GENÇ AKTİVİSTLER RUHANİ’Yİ DE HAMANEY’İ DE İYİ POLİS KÖTÜ POLİS OLARAK ALGILIYORLAR. FAKAT BU DAHA UZUN BİR SÜREÇ ALIR ÇÜNKÜ BUNUN BİR LİDERİ, ÖRGÜTÜ, SÖZCÜSÜ VE YÖNLENDİREN BİR MEKANİZMASI YOK. AMA BUNA KARŞILIK ÇOK BÜYÜK BİR TEPKİ VAR.”</h4>
<p><strong>Gençlerin muhalif örgütleri yeterli bulmadığını söylemiştiniz.  Muhalif parti ve örgütler temsiliyetlerini yerine getiremiyor mu, yoksa gençler farklı bir şekilde mi  temsil edilmek istiyor? Biraz idealize edersek İran’da olup-bitenler sanki bu yönüyle Gezi sürecindeki kitle hareketini andırıyor</strong>…</p>
<p>Zaten tam anlamıyla bir muhalefet partisi yok. Sadece rejimin müsaade ettiği ılımlı, reformcu eğilimler var biliyorsunuz. Ruhani onlardan birisi, cumhurbaşkanı ama cumhurun başı olarak aslında İran’daki sistemde ikinci konumdaki kişi. Birinci konumdaki kişi anayasal olarak tanımlanmış dini lider, rehber yani. Şimdi dolayısıyla pek çok anayasal kurumun da başında cumhurbaşkanı değil, dini lider, Ali Hamaney var.</p>
<p>Şimdi gençler derken şunu kastediyorum: 2009’da aslında 80’li kuşak sokaktaydı bu sefer ise 90’lı kuşak sokakta. Bunlar bir kere farklı. Bu kez işsizlik daha fazla. Daha önce iş bulma umudu olan ve iş bulabilen bir kesim varken, şimdi iş tecrübesi olmayan ve iş bulma umudu da çok yüksek olmayan bir kesim var sokaklarda. Sokaklardaki gençler açısından söyleyecek olursak öncelikle yeni bir kuşak şu anda sahne almaya başlamış durumda. İkinci olarak da, Tahranlı gençler, tıpkı İstanbullu gençler gibi, ülkenin siyasal gidişatına diğer kentlerden daha farklı ve daha fazla yön verebilen kesim. Tahranlı üniversiteli gençlik diğerlerinden daha radikal fikirlere sahip ve daha öncü konumda. Şimdi bu kesimler şuna inanıyor: Sistem, geride bıraktığımız yaklaşık 40 yıl içerisinde sıkıştığı zaman bir reformcuyu öne çıkardı, toplumsal tepkinin gazını aldı, onları biraz rahatlattı/ pasifize etti ve tekrar yeni bir radikal adayı getirdi. Dolayısıyla bu rejim, derin İran saray entrikalarının devamıdır diye düşünüyorlar. Dolayısıyla da, özellikle Tahran’daki genç aktivistler Ruhani’yi de Hamaney’i de iyi polis kötü polis olarak algılıyorlar. Fakat bu daha uzun bir süreç alır çünkü bunun bir lideri, örgütü, sözcüsü ve yönlendiren bir mekanizması yok. Ama buna karşılık çok büyük bir tepki var. İran halkı oldukça iyi eğitimlidir. İslami rejimin yadsınamayacak iyi özelliklerinden birisi de kadınları için olağan üstü yüksek bir eğitim imkânı sağlamış olmasıdır. Ve bu eğitimli kesim şimdi çok güçlü bir şekilde, 1979’dan daha fazla üstelik kadının içinde olduğu bir toplumsal yapı halini, rejimin toplumun sosyal siyasal varlığını sorguluyor.</p>
<h4>“…EĞER ABD VE İSRAİL, İRAN’I KARIŞTIRACAK OLSAYDI, ETNİK KARTI OYNAYACAKTI FAKAT GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ ETNİK KART MASADA DEĞİL. DOLAYSIYLA SÖZÜ EDİLEN YABANCI GÜÇLERİN EN ÇOK YATIRIM YAPTIĞI KARTLAR DEVREDE OLMADIĞI İÇİN, BENCE O SÖZÜ EDİLEN YABANCI ODAKLAR HENÜZ OLAYI ANLAYABİLMİŞ DEĞİLLER SÖYLENDİĞİNİN AKSİNE.”</h4>
<p><strong>İran’daki sivil toplumu ne bekliyor, toplum kendi içine mi kapanacak yeni hareketlere mi gebe yoksa şimdiki hareket yeni bir lider doğurur mu?</strong></p>
<p>Size şunu söyleyeyim, Türkiye’deki özellikle televizyon ve yaygın basındaki en önemli hata nedeni sosyolojiden bihaber olmalarıdır. Yani başında güvenlik uzmanı, terör uzmanı, stratejist veya benzeri unvanlar taşıyanların en önemli eksikliği hiç sosyoloji okumamış olmalarıdır. Bu vesilesiyle söylemiş olalım, sosyolojiye bakma lazım. Yani bu tolumda belirli bir eğitim seviyesi var, aç-sefil değiller zira çok aç-sefil olsalar o zaman da hareket çıkmıyor. Belirli bir ekonomik refah varsa ve sorunlar da varsa, işte bu toplumsal hareket bitmeyecek. Kesinlikle ve kesinlikle İran’da tekrar çıkacak çünkü kabına sığmıyor bu toplum, olmuyor bu çok basit. Yakın zamanda da, uzun zamanda da olmayacak. Yani şunu gördük bu rejimin son 40 yılda çok başarılı taktik/manevraları var, gerçekte reformlar yapabiliyor, kendisini farklı şekilde bir devinime sokabiliyor. Fakat öte yandan İran halkının en az yüzde 50’sinide hiçbir şekilde memnun edemiyor. Aslında rahatsızlık kümesi yüzde 50’den daha da fazla çünkü seçimler adil değil. Yüzde 60’a varan desteği var rejim karşıtı muhalefetin. Dolayısıyla bu kendini yeniden ve yeniden gösterecek.</p>
<p><strong>Son olarak İran’daki protestolar için ‘Dış mihrakların İran’ı karıştırmak çabası’ deniliyor. Siz ne dersiniz, İran “oyuna mı geliyor”?</strong></p>
<p>İran’daki protestolarda Kürt Beluci ve Azeriler çok ön olanda değil farkındaysanız. Dolayısıyla tam da bu nedenle eğer ABD ve İsrail, İran’ı karıştıracak olsaydı, etnik kartı oynayacaktı fakat gördüğünüz gibi etnik kart masada değil. Dolaysıyla sözü edilen yabancı güçlerin en çok yatırım yaptığı kartlar devrede olmadığı için, bence o sözü edilen yabancı odaklar henüz olayı anlayabilmiş değiller söylendiğinin aksine.</p>
<p>*Ana Görsel: STR/AFP/GETTY IMAGES/ Tahran Üniversitesi’nde, eylemi bastırmak için güvenlik güçlerinin attığı göz yaşartıcı gaz dumanının ortasında İranlı bir kadın yumruğunu kaldırıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/10/iranli-yeni-genc-kusak-mucadeleyi-birakmayacak/">İranlı yeni genç kuşak mücadeleyi bırakmayacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kosova’da barış yürüyüşü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/23/kosovada-baris-yuruyusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2015 11:15:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=3120</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kosova Meclisi Genel Kurul oturumunda son bir ay içerisinde yaşanan şiddet olaylarını protesto etmek için 30&#8217;un üzerinde Sivil Toplum Kuruluşu&#8217;nun üyeleri, başkent Priştine&#8217;de &#8220;Barış Yürüyüşü&#8221; yaptı. Ancak STK&#8217;ların barış beklentisine karşılık akşamüstü saatlerinde Meclis&#8217;te gaz bulutları dolaştı. &#160; Priştine&#8217;nin Zahir Payaziti meydanında toplanan STK üyeleri ellerinde barışı  simgeleyen beyaz şemsiyeler ve &#8220;Barış  İstiyoruz&#8221;, &#8220;Kan Dökülmemesi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/23/kosovada-baris-yuruyusu/">Kosova’da barış yürüyüşü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Kosova Meclisi Genel Kurul oturumunda son bir ay içerisinde yaşanan şiddet olaylarını protesto etmek için 30&#8217;un üzerinde Sivil Toplum Kuruluşu&#8217;nun üyeleri, başkent Priştine&#8217;de &#8220;Barış Yürüyüşü&#8221; yaptı. Ancak STK&#8217;ların barış beklentisine karşılık akşamüstü saatlerinde Meclis&#8217;te gaz bulutları dolaştı.</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Priştine&#8217;nin Zahir Payaziti meydanında toplanan STK üyeleri ellerinde barışı  simgeleyen beyaz şemsiyeler ve &#8220;Barış  İstiyoruz&#8221;, &#8220;Kan Dökülmemesi İçin Anlaşmaya Varın&#8221; yazılı  dövizlerle Kosova Meclisi  önüne yürüdü. Kosova Meclisi önünde STK üyeleri adına konuşan, Kosova Demokratik Enstitüsü (KDİ) Başkanı İsmet Krüeziu, mecliste olası şiddete karşı olduklarını vurgularken, Meclis Genel Kurul toplantısının ertelenmesi ve partilerin diyalogla anlaşmaları isteminde bulundu.</p>
<p>Krüeziu, siyasi kriz için  çözüm arayışlarında bulunan  Cumhurbaşkanı Atifete Yahyaga&#8217;ya bu konuda zaman tanımaları talebinde bulunurken, Kosova vatandaşları adına Kosova Meclisi&#8217;nin bu akşamki toplantısının ertelenmesi talebini yineledi. Kosova Meclisi Genel Kurul toplantısının Türkiye saatiyle 17:00&#8217;de yapılması bekleniyor.</p>
<h4>BARIŞ BEKLERKEN GAZ GELDİ</h4>
<p>STK’ların barış talebine karşın, akşamüstü saatlerinde,  Meclisi Genel Kurul toplantısının başlamasından 40 dakika önce, muhalefet milletvekili Donika Kada Buyupi, Meclis Başkanı Kadri Veseli ve diğer bazı yetkililerin odalarının önüne göz yaşartıcı gaz bombası fırlattı. Gaz meclisin holünü kaplarken, genel kurul salonuna da ulaştı. Güvenlik Meclisteki tüm kapı ve pencereleri açarak, gazın çıkması için mücadele etti. Daha sonra milletvekilleri ve basın mensupları sıkı kontrolden geçerek meclise girmeye başladı. Genel kurul toplantısının yapılıp yapılmayacağı ise henüz belli değil.</p>
<h6><em><strong>Kaynak</strong> (KOSOVA –PRİŞTİNE ) – DHA </em></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/23/kosovada-baris-yuruyusu/">Kosova’da barış yürüyüşü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye hayatı durduruyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/12/turkiye-hayati-durduruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2015 13:19:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[grev]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=2384</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara&#8217;daki barış mitingine yönelik kanlı saldırının ardından ortak bir açıklama yapan DİSK, KESK TMMOB ve TTB, iki günlük grev kararı aldığını duyurdu. Türkiye’nin her yanından işçiler, öğrenciler, kadınlar, iki günlük  #‎HayatıDurduruyoruz eylemi yapıyor. Çağrılar, iki gün işe, okula, AVM&#8217;ye gitmeye, üretim yapmama, tüketmeme, iş yapmama yönünde ve yürüyüşler yapılıyor. Ankara’da yapılacak Emek, Barış ve Demokrasi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/12/turkiye-hayati-durduruyor/">Türkiye hayatı durduruyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Ankara&#8217;daki barış mitingine yönelik kanlı saldırının ardından ortak bir açıklama yapan DİSK, KESK TMMOB ve TTB, iki günlük grev kararı aldığını duyurdu. Türkiye’nin her yanından işçiler, öğrenciler, kadınlar, iki günlük  #‎HayatıDurduruyoruz eylemi yapıyor. Çağrılar, iki gün işe, okula, AVM&#8217;ye gitmeye, üretim yapmama, tüketmeme, iş yapmama yönünde ve yürüyüşler yapılıyor.</h3>
<p>Ankara’da yapılacak Emek, Barış ve Demokrasi mitinginin canlı bombalarla kana bulanması ve 100’den fazla insan hayatını kaybederken yüzlercesinin yaralanması Türkiye’yi derinden sarstı. Yaşanan şokun ardından tartışmalar sürerken, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), Ankara&#8217;daki katliamı protesto etmek için bugütnden itibaren iki gün yas ve grev kararı aldı.</p>
<h4><strong>FAİLİ MEÇHUR DEĞİL</strong></h4>
<p>TTB Genel Merkezi&#8217;nde, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB adına hazırlanan ortak açıklamayı okuyan TTB Başkanı Beyazıt İlhan, &#8220;Üzgünüz, öfkeliyiz, yastayız. Hiç kimse bu katliamın faili meçhul olduğunu söylemesin. Bombaları tanıyoruz. 18 Mayıs&#8217;ta Adana ve Mersin&#8217;deki, 5 Haziran&#8217;da Diyarbakır&#8217;daki, 20 Temmuz&#8217;da Suruç&#8217;taki patlamalardan tanıyoruz, aynı seriden biliyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>İlhan şöyle devam etti: “Başvurusu Ankara Valiliği&#8217;ne yapılmış, bütünüyle barışçıl bir miting için gelmiştik. Savaşa karşı barışı, baskı, şiddet ve zora karşı özgürlükleri, demokrasiyi, yolsuzluğa, hırsızlığa ve sömürüye karşı emeğin mücadelesini hep birlikte yükseltmek için geldik. Ölen arkadaşlarımızı anmak, faşist katliamı protesto etmek için yarından itibaren yastayız. 12 &#8211; 13 Ekim Pazartesi ve Salı günleri bütün Türkiye ’de grevdeyiz!</p>
<p>Bütün sendikaları, bütün meslek örgütlerini, bütün siyasi partileri, örgütlü &#8211; örgütsüz, hangi sendikanın üyesi olursa olsun bütün işçileri bütün kamu çalışanlarını, insanlığa sahip çıkan bütün yurttaşlarımızı katılmaya çağırıyoruz.&#8221; Kadın ve LGBTİ örgütleri olarak herkesi katliama sessiz kalmamaya çağırıyoruz!”</p>
<h4><strong>143 KADIN VE LGBTİ ÖRGÜTÜ BARIŞTA ISRARCI</strong></h4>
<p>Kadın ve LGBTİ örgütlerinin de çağrı ve imza metni şöyle:</p>
<p>“Biz kadınlar 1 Eylül&#8217;de &#8220;DURUN! Öldürmeye değil, yaşatmaya çalışın! Biz kadınlar ölümün değil, yaşamın tarafındayız, demiş, 113 kadın ve LGBTİ örgütü olarak barış deklarasyonumuzu herkesle paylaşmıştık. Bugün bu ölüm, bu silahlar hepimizi, ülkenin başkentinde, Ankara&#8217;nın orta yerinde barışın sesini yükseltmek için coşkuyla, şenlikle bir araya gelen emekçileri, gençleri, kadınları hedef aldı. Yaşatmak derken, bu kadar insanın böyle hunharca öldürülebildiği bir yaşam, bir ülke değildi bahsettiğimiz. Böyle bir ülkenin olabilirliğini, böyle bir yaşamı sürdürmeyi kabul etmiyoruz. Güvenliğimizden sorumlu olan hükümet ve bağlı olan tüm kurumların derin bir sorumsuzluk içinde olduğunu görüyoruz ve güvenliğimizin hak ve özgürlüklerimiz kısıtlanarak, ortadan kaldırılarak sağlanamayacağını biliyoruz. Bunun, yaşadığımız savaş sürecinin bir parçası olduğunun bilgisiyle, hayatlarımıza yeni bombaların düşmemesi için biz kadınlar barışta ısrarcıyız.</p>
<h4><strong>YAKALARA SİYAH KURDELE</strong></h4>
<p>Artık bunca ölümün karşısında bulunduğumuz her yerde hayatı durdurmaktan başka çaremiz kalmadı. Bu nedenle KESK, DİSK, TTB, TMMOB tarafından yapılan iki günlük grev çağrısına biz kadınlar da katılıyoruz. Bulunduğumuz her yerde iş bırakıyoruz. Kepenklerimizi kapatıyoruz, okula, iş yerlerine gitmiyoruz, ev işi yapmıyoruz. Hayatın her alanında yaşamı kuran biz kadınlar biliyoruz ki, biz hayatı durdurursak hayat gerçekten durur.</p>
<p>Tüm kadınları bu greve katılmaya, hep birlikte hayatı durdurmaya, bu sırada kaybettiklerimizi anmaya, cenazelere katılmaya çağırıyoruz. Evlerimize, iş yerlerimize, arabalarımıza siyah bezler asıyoruz, yakalarımıza siyah kurdeleler takıyoruz.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/12/turkiye-hayati-durduruyor/">Türkiye hayatı durduruyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
