<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>postmodern darbe arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/postmodern-darbe/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/postmodern-darbe/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Jul 2018 09:35:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>postmodern darbe arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/postmodern-darbe/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>28 Şubat bitti mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/28-subat-bitti-mi-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2017 19:00:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Doğru Yol Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[islami sermaye]]></category>
		<category><![CDATA[Necmettin Erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern darbe]]></category>
		<category><![CDATA[Refah Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=3182</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üzerinden geçen 19 senede 28 Şubat 1997 darbesi üzerine çok şey yazıldı. 28 Şubat yapısı itibariyle nasıl bir darbeydi, “bin yıl sürecek” mi, yoksa çoktan nihayete erdi mi, mağdurlara hakları iade edildi mi, basın o dönemde nasıl bir sınav verdi, sorularının yanına Sivil Sayfalar olarak eklemek istediğimiz sorular var: &#160; Türkiye sivil toplumunun kırılma noktaları [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/28-subat-bitti-mi-2/">28 Şubat bitti mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Üzerinden geçen 19 senede 28 Şubat 1997 darbesi üzerine çok şey yazıldı. 28 Şubat yapısı itibariyle nasıl bir darbeydi, “bin yıl sürecek” mi, yoksa çoktan nihayete erdi mi, mağdurlara hakları iade edildi mi, basın o dönemde nasıl bir sınav verdi, sorularının yanına Sivil Sayfalar olarak eklemek istediğimiz sorular var:</h3>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Türkiye sivil toplumunun kırılma noktaları anılırken 28 Şubat’a neden gereken önem verilmedi?</li>
<li>28 Şubat’ın sivil toplumun kutuplaşmasındaki payı ne idi?</li>
<li>28 Şubat darbesinin mağdurlarının maruz kaldığı insan hakları ihlalleri toplumun diğer kesimlerinden neden tepki görmedi?</li>
<li>28 Şubat ile herkes kendi mahallesine mi döndü?</li>
</ul>
<p>28 Şubat dosyasını aklımızda bu sorularla açıyoruz. 28 Şubat üzerine düşünme çağrısı olarak görülebilecek bu dosya, merkezine 28 Şubat’ı bugünden bakarak hatırlamayı alıyor.</p>
<h4><strong>28 Şubat’ta ne olmuştu?</strong></h4>
<p>Refah Partisi’nin (RP) Aralık 1995 Genel Seçimlerinden birinci parti olarak çıkmasıyla başlayan süreçte “irtica tehlikesi” Türkiye siyasetinin bir numaralı gündemi oldu. Haziran 1996’da kurulan RP-Doğru Yol Partisi (DYP) koalisyon hükümeti, devlet bürokrasisi ve ordu temsilcilerince rejimin seküler niteliği açısından bir tehlike olarak resmedildi. Başta RP’nin temsil ettiği kesim olmak üzere neredeyse bütün İslami sivil yapılanmalar ve dindar kimlikli insanlar yoğun bir şekilde hedefe konuldu. Birçok yargı, medya, sermaye, üniversite ve sivil toplum bileşeninin aktif bir şekilde rol aldığı bu baskı sürecinde yoğun bir tasfiye operasyonu yürütüldü. Hedefte ise öncelikli olarak RP-DYP hükümeti vardı.</p>
<p>Başbakan Necmettin Erbakan’ın İran, Pakistan, Endonezya, Mısır gibi nüfusunun çoğu Müslüman olan ülkelerle geliştirdiği temaslar, RP’nin üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakma girişimleri vb. birçok gelişme, laikliğe açık bir saldırı olarak tasvir edilerek kamuoyunda hükümet karşıtı ciddi bir hava oluşturuldu. Hükümet üzerindeki baskıların iyice arttığı bir dönemde, 28 Şubat 1997 tarihinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) 9 saat sürdü. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılığın bildirildiği toplantı sonucunda temel eğitimin sekiz yıla çıkarılmasından imam hatip okullarının meslek okullarına dönüştürülmesine kadar bir dizi “yaptırım” niteliğinde karar kamuoyuna açıklandı. Erbakan, kullanılan bazı ifadelerden dolayı kararları imzalamayacağını duyurdu. Başta sekiz yıl kesintisiz eğitim olmak üzere kararları uygulamamada direnen RP, hükümet ortağı DYP dahil siyasi partilerden ve kendi seçmeni dışındaki toplumsal kesimlerden destek bulamadı.</p>
<h4><strong>Devreye giren silahsız kuvvetler</strong></h4>
<p>Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı başta olmak üzere yüksek rütbeli devlet görevlileri tarafından açıkça uyarılan RP’ye karşı, medya, sivil toplum ve yargının da dahil olduğu “silahsız kuvvetler” etkili biçimde devreye girdi. Medya ve yargı mensuplarına irtica tehdidi brifingleri veren Genelkurmay, Deniz Kuvvetleri bünyesinde Batı Çalışma Grubu’nu (BÇG) kurdu. Laiklik aleyhtarı faaliyetleri takip altına almayı hedefleyen BÇG, camiler ve okullar dahil birçok İslami kurumu ve özellikle kamu çalışanları olmak üzere milyonlarca kişiyi fişledi. Birçok STK’nın düzenlediği irtica karşıtı gösterilerin yanında  “Beşli Sivil İnisiyatif” adı altında bir araya gelen meslek ve işveren örgütleri (TOBB, TESK, TÜRK-İŞ, DİSK ve TİSK) MGK kararlarına tam destek verdiklerini açıkladı. Mayıs 1997’de Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, “Türkiye’yi iç savaşa sürüklüyor” gerekçesiyle RP’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Artan baskılar sonucu Necmettin Erbakan haziran ayında başbakanlıktan istifa etti ve hükümet düştü. RP, laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı olduğu gerekçesiyle Ocak 1998’de kapatıldı.</p>
<p>“İrticaya karşı topyekun savaş” vb. manşetler eşliğinde ayrımcı ve baskıcı politikalar uygulanmaya devam edildi. RP’li siyasetçiler hakkında seri yargılamalar başladı. 8 yıllık kesintisiz eğitim yasasının yürürlüğe girmesiyle imam hatiplerin orta kısımları kapatıldı. Başörtülü öğrenciler üniversitelere ve lise sınavlarına alınmazken, Kuran’ın 12 yaşından önce öğretilmesi yasaklandı. Ayrıca, STK yöneticilerinin evlerine baskınlar düzenlendi ve birçok İslami vakıf ve dernek kapatıldı. Üniversitelerde, orduda, emniyet teşkilatında ve diğer birçok devlet kurumunda çalışan binlerce memur “irtica” sebebiyle işten çıkarıldı. “İslami sermaye”, “İslami medya” vb. kavramlaştırmalarla dindar kesimlere karşı operasyon planları oluşturuldu.</p>
<p>Sonuç olarak, askeri ve gayri askeri unsurların “irtica tehdidi” söylemi temelinde özellikle muhafazakar ve dindar kesime karşı yürüttükleri çok boyutlu bir darbe süreci olarak 28 Şubat, Türkiye tarihindeki alışılagelmiş darbe yöntemlerine bir istisna oluşturmuş ve “postmodern darbe” olarak anılmıştır.</p>
<h4><strong>Bugünden 28 Şubat’a Bakmak</strong></h4>
<p>Bugün 28 Şubat sürecine geri dönüp baktığımızda birkaç senelik istisnai bir kriz dönemi değil, sonuçları itibariyle tesiri hala süren derin bir toplumsal vakıayı görebiliriz. İrtica söylemi ile toplumu irticacı/gerici/anti-laik ve irtica karşıtı/ilerici/laik olarak kutuplaştıran darbeci aktörler, toplumun bir kesimini diğer kesimin kimliği üzerinden mahkum etmiş oldu. 28 Şubat’ın toplumun fay hatlarında oluşturduğu bu gerilimin etkisini, yazının girişinde sunduğumuz sorularla birlikte tartışmaya açıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/28-subat-bitti-mi-2/">28 Şubat bitti mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gergerlioğlu: 28 Şubat&#8217;ta haksız tarafta olmak mı vardı kaderinde?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/gergerlioglu-28-subatta-haksiz-tarafta-olmak-mi-vardi-kaderinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2017 08:08:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern darbe]]></category>
		<category><![CDATA[Roboski]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11944</guid>

					<description><![CDATA[<p>28 Şubat&#8217;ta büyük zorbalıklar yaşandı, dayatmalar yapıldı, hakaretler yapıldı, peki bunu yaşayanların çoğu bugünkü haksızlıklara niye suskun?* 28 Şubat&#8217;lı yıllar bu ülkede dindarlar için acı dolu, zalimliklerin had safhaya ulaştığı, hüzün dolu yıllardı. O gün yalnız, güçsüzdük ama zulme uğradığımız için haklı ve çok güçlüydük, yıllar geçti şimdi de öyle mi, iddialarımızın ne kadar arkasındayız, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/gergerlioglu-28-subatta-haksiz-tarafta-olmak-mi-vardi-kaderinde/">Gergerlioğlu: 28 Şubat&#8217;ta haksız tarafta olmak mı vardı kaderinde?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>28 Şubat&#8217;ta büyük zorbalıklar yaşandı, dayatmalar yapıldı, hakaretler yapıldı, peki bunu yaşayanların çoğu bugünkü haksızlıklara niye suskun?*</h3>
<div class="yazi">
<p>28 Şubat&#8217;lı yıllar bu ülkede dindarlar için acı dolu, zalimliklerin had safhaya ulaştığı, hüzün dolu yıllardı. O gün yalnız, güçsüzdük ama zulme uğradığımız için haklı ve çok güçlüydük, yıllar geçti şimdi de öyle mi, iddialarımızın ne kadar arkasındayız, İlkelerimiz artık ne kadar geçerli bizim için?</p>
<p>1000 yıl sürmeyi bırakın, üç beş senede bittiler, dökülüp gitti zorbalar ve yandaşları, ya siz şimdi kimlik değiştirmediğinize ne kadar eminsiniz muktedir koltuklarınızda? Ya sadece adı değişmişse 28 Şubat&#8217;ın?</p>
<p>Artık 28 Şubat&#8217;ta zulme uğrayanlar iktidarda, o gün zorbaca alınan iktidarı tekrar ele geçirdiler, ya kimlikleri, adalet talep eden tok sözleri ne alemde, yoksa onlar değişti, muktedirleşti mi?</p>
<p>28 Şubat programları yapacaklarmış, hükümetimiz, belediyelerimiz hazırlık içinde, bilboardlar çok ve büyük.  Ama büyük acıların yaşandığı 28 Şubat&#8217;ı,  şimdiki acıları hiç hissetmeden anmak nasıl içe siniyor acaba? Şu anı konuşmadan sadece bir zaman dilimini anmak çok yeterli, değil mi?</p>
<p>28 Şubat&#8217;ta büyük zorbalıklar yaşandı, dayatmalar yapıldı, hakaretler yapıldı, peki bunu yaşayanların çoğu bugünkü haksızlıklara niye suskun?</p>
<p>Zulme karşı çıkışınız köprüyü geçene kadar mıydı? Hiç yok mu bir çift lafınız öldürülmüş çocuğu anılarak yuhlatılan analar için? Tekmelenerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz&#8217;ı da mı görmediniz? Bu tekmeyi görmediyseniz yere düşene tekme atan Soma mütekebbirini de mi görmediniz? Ya işçi cinayetlerini? Ölümler artık gücü ele geçirenin kimliğine göre mi yorumlanacaktı?</p>
<p>Zaten Roboskili mazlumları hiç görmemiştiniz, bir çift kelam bile etmemiştiniz, 13 yaşındaki yavrusunun ceset parçaları bir poşet içinde kendisine verilen annenin yürek yangınını hiç hissetmediniz zaten, sizden mi adalet bekleyecektik?</p>
<p>Yıllarca<strong> &#8220;din özgürlüğü&#8221;</strong> dedik ama zorunlu din dersinin özgürlüğe aykırı olduğunu söyleyen Aleviyi etiketlemeyi çok iyi bildik, kendine Müslüman nasıl olunur iyi gösterdik, değil mi?</p>
<p>Hrant Dink&#8217;e ve Ermenilere yapılanı ne kadar hatırladın? 100 yıllık bir davanın senin mağduriyetinden ne farkı vardı ki, göz göre göre öldürülen vicdanlı bir  adamın dosyasının sümenaltı edilmesine göz yumdun, politik çıkarların için kullanmaktan çekinmedin?</p>
<p><strong>&#8220;Herkese adalet, başörtüsüne özgürlük&#8221; </strong>derken de mi anlamamıştın, bir zulme karşı çıkışın çifte standartlı olmaması gerektiğini, ilkeselliğini? Oysa ne güzel slogandı o, o zaman da şimdi de ben aynısını söylüyorum, ya sen niye herkesi unuttun?</p>
<p>Acıları yarıştırmayalım, çok acılar çektin, çektik, dini, başörtüsü için hayattan dışlanan oldun, buna uğrayan, şimdi dışlanananı nasıl görmez, asıl  bana bunu açıkla?</p>
<p>Tek dert sen ve senin derdinin halledilmesi miydi? Zulüm, mazlum kavramlarından hakikaten bu muydu anladığın, söyle bana, söyle bana..!</p>
<p>20 yıl geçti şimdi hatırladın 28 Şubat&#8217;ı, referandum için dini bir argüman bulmak çok önemli, değil mi?</p>
<p>Çözüm sürecinde demokrat, bitişinde statükocu olmak, nasıl birşeydir Müslüman, açıklar mısın bana? Kıblen hak, adalet değil miydi senin, nasıl bu kadar mankurtlaştın? Nasıl bu kadar içselleştirdin statükoyu?</p>
<p>28 Şubat&#8217;ın  üzerinden 20 yıl geçti, toplantılar yapıyorsun, paneller yapıyorsun ama bunlar artık devlet organizasyonlarıyla yapılan soğuk, ruhsuz, heyecansız toplantılar, hissetmiyor musun? <strong>&#8220;Herkese adalet&#8221;</strong> sloganın gücü eline geçirene kadar mıydı, söyle bana, söyle bana..!</p>
<p>Taybet ana, Miray bebek, genç kız Helin&#8217;i duydun mu hiç?  Onlar az zulme mi uğradılar, kimsesiz, iftira atılarak çukurlara attın onları, unuttun, zaten hiç önemsemedin ki,  hatırlatayım sana, böyle başörtüsü zulmü hatırlaması seni bilmem ama benim kanıma dokunuyor, haksız mıyım söyle bana..!</p>
<p>15 Temmuz darbesine haklı olarak direndin, direndik, demokrasi nöbetleri tuttun da demokrasiden uzaklaşılan tüm adımlara niye sessiz kaldın? Yoksa demokrasi derken sadece kendi hakimiyetinin sarsılmasını mı kast ettin? Onca nöbette hiç mi açıp bakmadın demokrasinin tarifine?</p>
<p>Yaş, kuru demeden yüz binlerce insan işinden atılır, tutuklanırken hiç mi<strong> &#8220;yanlış mı yapıyoruz?&#8221;</strong> diye sormadın? Büyük insani acıları sahi hiç mi duymadın, işinden <strong>&#8220;terörist&#8221; </strong>damgasıyla atılıp intihar edenleri hiç mi duymadın?, yoksa duydun da kulağının üstüne yatmak daha mı kolaydı? Her eleştireni düşman ilan edenler sana hiç mi birşeyleri hatırlatmadı? Feryatlar arşı inletirken hiç hissetmeyenin sözü, hangi zulmedir, söyler misin bana?</p>
<p>Siyaset bir oyuncağa dönüştürülürken, hukuk ayaklar altına alınırken, yargı bağımsızlığı yok edilip, demokrasi felç edilirken susman ne içindi, sana dokunmadığı için mi? Türkiye tüm dünyada demokratik ve hukuki standartlarda son sıralara düşerken, <strong>&#8220;üst akıl&#8221;</strong>, <strong>&#8220;kokteyl teröre&#8221;</strong>  herşeyi bağlamak en kolayıydı değil mi? Kafa konforunu bozmaya ne gerek vardı?</p>
<p>Ülke sorunları boyunduruk altına alınıp, 28 Şubat brifinglerinden beter iktidar gösterileri yapılırken hiç mi 28 Şubat, bugün kıyası yapmadın? Ben iki dönemi de iyi bilirim, iki dönemin de mazlumuyum, kıyası yapıyorum, bil ki bugün daha kötü.</p>
<p>Dini Türkçülükle harmanlamak hangi kitapta yazıyor? Nerede yazılır bilmem ama benim yüce kitabım yazmaz öyle şeyleri..! Binlerce genç ülke sorunları için ölürken hamasetten başka ne yaptın, ne kadar adil düzlemde baktın soruna, çatışmalara? Gözü yaşlı anaları yeni dini hurafelerle ne kadar da çabuk kandırdınız? Din esasında <strong>&#8220;çocuklar ölmesin, analar ağlamasın&#8221;</strong> der, hükmetme sevdanız için bunu da mı tersine çevirdiniz?</p>
<p>Sana haksızlık edenle öyle nasıl da hemen pazarlık yaptın, sustun, üstünü örttün, beraber güçlendin, susturdun vicdanını..! Derin devletin mahzenlerinde çok dolaşma, kaybolacaksın..!</p>
<p>Söyle ne içindi bunlar, bunca zulme göz yummak için, o kadar mazlumiyeti lekelemeye değer miydi? <strong>&#8220;1000 yıl sürecek&#8221; </strong>diyorlardı şımarıkça, o zaman mazlum ve umutsuzduk, şimdi haksızlıklardan şikayet edenlere hiç empati yapma niyetin, düşüncen yok mu? 1000 yıl mı susacaksın, vicdanını toprağa mı gömeceksin?</p>
<p>Hayır, haksızsın..! Bunu sana yıllarca başörtüsü mücadelesi vermiş, babası, ablası, ailesi, eşi, çocuğu aile boyu dindarlığı için baskıları yaşayan birisi olarak söylüyorum, hemen kolaya sapma,  düşmanlaştırma,  kutuplaştırma..!</p>
<p>Yeter..! Kalk adına konuştuğun dini araştır, adalette var mıymış  bir çifte standart? Yarın hiç hakkın kalmayacak, çıkar vicdanını yerin altından, uyan, gör çürümeyi, sorgula, eleştir yeni 28 Şubatları. Bil ki zulüm uzun süreli değildir, yarın yine mazlum olursun, bakacak yüzün, söyleyecek kelimen kalmaz, unutma..!</p>
<p><em>*Bu makale Ömer Faruk Gergerlioğlu&#8217;nun izniyle kendi <a href="http://www.omerfarukgergerlioglu.com/yazdir.php?q=h&amp;id=1637" target="_blank">bloğundan </a>alınmıştır.</em></p>
<p><strong><a href="https://twitter.com/gergerliogluof" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?hl=tr&amp;q=https://twitter.com/gergerliogluof&amp;source=gmail&amp;ust=1488174449136000&amp;usg=AFQjCNEdkYq14h99jxsXi94hNs61x-d7Ig">@gergerliogluof</a></strong></p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/gergerlioglu-28-subatta-haksiz-tarafta-olmak-mi-vardi-kaderinde/">Gergerlioğlu: 28 Şubat&#8217;ta haksız tarafta olmak mı vardı kaderinde?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
