<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Plaza Eylem Platformu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/plaza-eylem-platformu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/plaza-eylem-platformu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 Jun 2019 09:54:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Plaza Eylem Platformu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/plaza-eylem-platformu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Fark Edilmesi Güç Bir Şiddet Biçimi: Mobbing</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jun 2019 09:54:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Plaza Eylem Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Gire]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[Nadide Kısa]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Bakır]]></category>
		<category><![CDATA[PEP]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40146</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir şiddet türü olan mobbing daha çok çalışma yaşamında karşımıza çıkıyor. İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü olarak değerlendirilen mobbing, günümüzde oldukça sık karşılaşılan, ancak ne olduğu pek bilinmeyen bir kavram.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/">Fark Edilmesi Güç Bir Şiddet Biçimi: Mobbing</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu yüzden mobbinge dair ayrıntılara dikkat çekelim:</span></p>
<p><b>Mobbing Nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-40148 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/MOBBİNG.jpeg" alt="" width="323" height="215" />Mobbing; psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek, özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulaması olarak tanımlanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak dikkat edilmesi gerekilen bir nokta var. Sendika Uzmanı Onur Bakır’a göre; bir işyerinde çalışan kişilerin sinirlendiği, kavga ettiği, tartıştığı her olayı mobbing olarak nitelendirmek mümkün değil. Mobbing olabilmesi için bir anlık bir eylem ya da davranıştan ziyade sistematik bir hareket gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısaca mobbing, sistematik olarak bireyin iş yaşamında psikolojik tacize uğraması ve davranışın kaynağının bir olaya değil, bir kişiye odaklanmış olması gerekmektedir. </span>Mobbingin en belirgin özellikleri ise şunlar;<b> </b></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;"> Kasıtlı olarak yapılması, </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Sistematik olarak tekrarlanması, </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Uzun bir zamandan beri devam ediyor olması, </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Çalışanı işyerinden uzaklaştırmayı amaç edinmesi.</span></li>
</ul>
<p><b>Mobbinge Kimler Maruz Kalır?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-40149 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/MOBBİNG-640x427.jpg" alt="" width="403" height="269" />Mağdur; ekonomik, kültürel, fiziksel veya herhangi yönden daha zayıf olan çalışandır ve psikolojik tacizi yapan ise bazen işveren, bazen amir bazen de başka bir işçi olmaktadır. Örneğin; bir iş yerinde uzun süredir çalışan işçi, işe yeni başlayan bir çalışanı mobbinge maruz bırakabiliyor. Aynı zamanda mobbing, cinsiyet ve hiyerarşi farkı gözetmeksizin, tüm kültürlerde ve tüm işyerlerinde gerçekleşen bir olgu olabiliyor, mobbinge maruz kalma riski, herkes için var. Herhangi biri mobbing mağduru olabilir. Genelde ise mobbing işverenlerce, İş Kanunu’nun işçiyi koruyan ve tazminat yükümlülüğü doğuran hükümlerinden kurtulmak için yıldırma amaçlı olarak kullanılıyor. </span></p>
<p><b>Mobbing Nedenleri</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bazı örgütsel ve yönetsel nedenler de mobbinge sebep olabileceği gibi, işyerindeki bazı mevkilerin elde edilebilmesi için yaşanan rekabet gibi nedenler de sebep olabiliyor. Nedenleri kısaca şöyle sıralayabiliriz: </span></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;"> Psikolojik tacizin, disiplinin ve verimin artırılmasında araç olarak kullanılması,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> İnsan kaynakları masraflarının düşürülmek istenmesi,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Hiyerarşik yapı,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> İletişim kanallarının zayıflığı,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Sorunları çözme ya da yönetmedeki yetersizlikler</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Şikâyet prosedürünün işletilememesi,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Liderlik vasıflarında zayıflık,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Birini suçlama ve suçlu bulmaya dair toplumsal alışkanlıklar,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Takım çalışması anlayışının olmaması ya da düşük olması,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Örgüt içi eğitimlerin önemsenmemesi. </span></li>
</ul>
<p><b>Bir Kadının Ameliyatına İzin Verilmedi, Sürgün Edildi, Yüzde 42 Sağlık Kaybı Yaşadı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-40153 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/PEP.jpg" alt="" width="352" height="228" />Mobbing, emekçilerin hayatını kabusa çeviren şiddet türlerinden biri ancak bu şiddete karşı mücadele de var.  Mobbinge karşı mücadele eden örgütlerden biri olan Plaza Eylem Platformu, geçtiğimiz günlerde “Yılın Mobbingci Şirketi” adlı bir kampanya başlatarak işçilerle anketler yapıp yılın Mobbingci şirketlerini kamuoyuna sunmaya başladı. Yapı kredi çalışanı Nadide Kısa’nın mobbing sonucu strese bağlı beyin kanaması yaşadığı iddiası sonrası mobbinge karşı mücadeleyi sık sık gündeme getiren PEP ile mobbing üzeirne konuştuk. PEP’ten Ahmet Gire mobbinge oldukça fazla maruz kalan bir kesim olan bir beyaz yakalı aynı zamanda. Özellikle beyaz yakalı çalışanların yaşadıkları mobbingi konuşmak istiyoruz ancak sohbetimizde görüyoruz ki, mobbingin biçimi, amacı her işkolunda aynı görünüyor. “Yaptığın işin beğenilmemesi, takdir görmemesi, azarlanmak, ufak ufak hissettiğin ve sistematik olan canını sıkan şeyler” diye mobbingi tanımalamaya başlayan Gire, kendilerine sürgün, tecrit, zam verilmemesi, kıdem düşürülmesi, çalışanların sözlü sistematik şiddete maruz kalması, çalışanın kendisini değersiz hissettirilmesi üzerine çokça şikayet geldiğini ifade ediyor. Ve kısa zaman önce bir banka çalışanın yaşadığı soruna dikkat çekiyor; “Bir banka çalışanı kadının işler yoğun diye ameliyatına izin verilmedi, performans baskısı yapıldı, sürgün edildi. Sonrasında o kişi işten çıktığından yüzde 42 sağlık kaybı yaşadı ve engelli raporu aldı. Ameliyatına izin verilmemiş, hastalığı ilerlememişti.”</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40151 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/2.DOSYA-MOBBİNG-640x421.jpg" alt="" width="369" height="243" />‘Mobbing Kalıcı Hasarlar Bırakabiliyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapitalizmde korkunç baskıların çalışanların hayatında kalıcı hasarlar bıraktığına dikkat çeken Gire, mobbingin de bunun unsurlarından biri olduğunun altını çizdi: “Mobbing, çalışan için her gün ağır ağır, ‘mevzu değilmiş gibi görünen’ ama sonunda kalıcı hasarlar veren bir yapıdır. Senin hiçbir işin takdir görmezse, fazla mesaiye kalmak zorundaymış gibi hissediyorsun. Çalışırken orada tutunmak için mobbinge boyun eğmek zorunda kalıyorsun. Normalde beyaz yakalıların hayatı dışarıdan güzel görünür ama bu insanlar haftanın 50 saati çalışan insanlar. Fazla mesai en büyük sorun. Beyaz yakada fazla mesai ödenen bir mesai değildir. Karşılığı olmadan daha fazla çalışırsın. Bu kadar çalışma süresi olunca öyle renkli bir hayat yaşayacak fırsatın olmuyor. Mobbinge uğrayan insan yalnızlaşıyor. Arkadaş, aile çevresinden uzaklaşmaya başlıyor, çünkü sürekli işteki konumunu, başarısız olduğunu düşünüyorsun ve bu özgüven kaybı da getiriyor. Antidepresan kullanımı mesela çok yaygın. Bir hocam vardı, belli bir eczanede antidepresan kullanımının çok yaygınlaştığını fark ettiler. Sonra araştırınca çok yakınında bir çağrı merkezinin açıldığını gördüler. Elbette sorun antidepresan kullanımı değil işçinin bununla yaşamak zorunda bırakılması ve başa çıkacak tek yolu burada görmesi.”</span></p>
<p><b>Mobbing Nadide Kısa&#8217;nın Hayatına Mal Oldu </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40152 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/PEP_NADİDE-_KISA-640x355.jpg" alt="" width="384" height="213" />Sonra mobbingin bedelini hayatıyla ödeyen Nadide Kısa’yı hatırlatıyor Gire, “Nadide Kısa da mobbing sonrası bir beyin kanaması yaşamıştı, “Nadide, fazla performans baskısıyla bunu yaşadı. Aynı mobbingci müdür, Kadıköy’de çalışırken bir kadın çalışanın bayılmasına sebep oldu. Bizim tepkilerimiz sonucunda işten çıkarıldığına dair duyum aldık ama bu sadece duyum. Bankadan hiçbir açıklama yok, arama motorunda bile aramalardan düşürüyorlar konuyu. Bankların ört bas etme özelliği var, kimse ‘benim yüzümden oluyor’ demiyor zaten. Nadide Kısa’da iş yükünden dolayı, daha fazla çalıştırıldığı, daha fazla stres altında olduğu bunu yaşadığı görülüyor. Her yıl Nadide’nin ölüm yıl dönümünde yılın mobbingci şirketini seçeceğiz. Bu yılda yaptığımız anketler sonucunda mobbingci şirket Yapı kredi seçildi.”</span></p>
<p><b>Çalışan Yaşadığı Mobbingi Fark Edemiyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki, mobbing bu kadar can yakıcı bir halken, buna karşı nasıl bir mücadele gerekiyor? Mobbing kendiliğinden yok olacak değil ya&#8230; PEP’in mobbinge karşı nasıl çalışmalar yaptığını konuşmaya devam ediyoruz Gire ile&#8230; Gire, mobbingin işçiler açısından anlaşılmasının ve fark edilmesinin çok güç olduğunu asıl olarak neyin mobbing olduğunun fark edilmesi için eğitim çalışmaları yaptıklarını, bir farkındalık oluşturmaya çabaladıklarını ifade ediyor. “Mobbing genelde iş işten geçince anlaşılıyor. O yüzden ilk önce mobbingin anlaşılabilir olmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bunun sonrasında iş yerinde mobbinge karşı mücadele, sağlıklı çalışma ortamının sağlanması gerekiyor.  Hukuki yasalarla çözümler sağlanması da önemli, yasalar sen güçsüz olduğunda kendiliğinden çıkmıyor. O yüzden bunun başında PEP de bu mücadelenin daha görünür olması, daha yüksek sesle ifade edilmesi, mobbinge karşı neler yapılmalı konusunda tartışmalarla örgütlü mücadele sağlamaya çalışıyor. Ne kadar örgütlü mücadele sağlanırsa o kadar değişim getirebiliriz.”</span></p>
<p><b>Mobbing Mağduru Ne Yapmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mobbinge maruz kalan çalışanlara da şöyle tavsiyelerde bulunuyor Gire, “Kişi mobbingi kanıtlamak için her gün günlük tutabilir. maillerinde, dökümanlarında mobbinge dair kanıt varsa onları mahkemeye sunabilir ve Adli Tıp raporu alabilir. Şahit bulmak da çok önemli. Şirkette çalışanlar bir arkadaşları mobbinge uğradığında, şahit olmalı, ses çıkarmalı ama bu ideal davranış genelde olmuyor. Çünkü işsizlik gibi kaygılar buna engel oluyor. Mobbing, iş yaşamındaki bir suçtur buna göre cezai yaptırımların yapılması, hak kayıplarının giderilmesi lazım. İş yerinde çalışanların da dahil olduğu denetim mekanizmaları olmalı. Bunlar şeffaf ve herkesin müracaat edeceği yerler olmalı” diyerek neler yapılması gerektiğine dair önerilerde bulunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mobbinge karşı sunumlar, çalışmalar, söyleşiler yapan PEP aynı zamanda beyaz yakalıları mobbinge karşı mücadeleye de çağırıyor: “Bu hayır işi değil, hepimizin sorumluluğu olan bir sorun. Kendi hayatlarımızı iyileştirmek için mücadeleyi ne kadar hızlı ve geniş yürütürsek o kadar hızlı sonuç alırız.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/">Fark Edilmesi Güç Bir Şiddet Biçimi: Mobbing</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akvaryumdan Okyanusa, Plazalardan Meydanlara: Plaza Eylem Platformu*</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/30/akvaryumdan-okyanusa-plazalardan-meydanlara-plaza-eylem-platformu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seçil Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Apr 2018 15:28:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Plaza Eylem Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=26185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mesainin tanımı hızla ‘boş’ olan tüm zamanımıza el koyma ya da esnek çalışma saatleri ile değişirken, plazalardan bir ses geliyor. O plazalar ki, bugün zamanın ruhunu temsil ediyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/30/akvaryumdan-okyanusa-plazalardan-meydanlara-plaza-eylem-platformu/">Akvaryumdan Okyanusa, Plazalardan Meydanlara: Plaza Eylem Platformu*</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Açlıktan ölmeme garantisini can sıkıntısından ölme garantisi ile alanlar”</p>
<p>Ekşi Sözlük’te böyle anlatılıyor Beyaz Yakalılar. Bir başka tanıma, Türk İş Kanunu’na göre ise, bedenen değil ama fikren işin yapılmasına katkıda bulunanlara deniyor, yani ofis çalışanlarına. Günümüzde neredeyse her iş yeri bir plazaya taşınmasa bile, esnek çalışma saatleri, mobbing şikâyetleri, duygusal sömürü, hızlı çalışma baskısı ile her iş yeri bir plazaya dönüşüyor. Kıdemli editör Tanıl Bora’nın “Türkiye’de Beyaz Yakalı İşsizliği: Boşuna mı okuduk?” isimli çalışmanın giriş yazısında tespit ettiği “vasıflı işgücü” yani beyaz yakalılar için de işsizliğin artık bir istisna olmaktan çıktığı bir zamanda, kabaca ekmek aslanın ağzındayken plazada örgütlenme ya da yalnız kalmama faaliyeti ‘gerçekten’ plaza olan alanlarda nasıl yaşanıyor?</p>
<p>Bu konu hakkında tam 10 yıldır çalışan Plaza Eylem Platformu, kendisini bir meslek örgütü, bir sendika ya da sendika öncesi oluşum olarak açıklamak yani eski nesil örgütlenmeler kurmak yerine, doğrudan çalışma yaşamının alternatifi olarak tanımlıyor. “PEP’e duyulan ihtiyaç, bugünkü üretim şekillenmesinin ve emeğin disiplin altına alınma yollarının gerektirdiği bir örgütlenmeye duyulan ihtiyaçtır.” diyorlar.</p>
<p>Beyaz Yakalıların dertlerine yakından bakan ekiple konuştuk.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-26188" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/04/b09bac9d-06bf-44ff-90f8-b7cdbe8f928a-640x425.jpg" alt="" width="640" height="425" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/04/b09bac9d-06bf-44ff-90f8-b7cdbe8f928a-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/04/b09bac9d-06bf-44ff-90f8-b7cdbe8f928a-1024x680.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/04/b09bac9d-06bf-44ff-90f8-b7cdbe8f928a.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/04/b09bac9d-06bf-44ff-90f8-b7cdbe8f928a-610x405.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/04/b09bac9d-06bf-44ff-90f8-b7cdbe8f928a-320x212.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>Plaza Eylem Platformu&#8217;nun kuruluşunu nasıl bir süreç hazırladı? </strong></p>
<p>Plaza Eylem Platformu (PEP) 2008 yılında IBM’de sendikalaşmaya çalışan beyaz yakalı işçilere destek olmak için kuruldu, adını o zamanki “plaza eylemleri”nden alıyor. Tekel direnişinin sonlanmasını takip eden günlerde işçilere destek çalışmaları yapmaktan bir beyaz yakalı emek örgütlenmesi olmaya evrildi. Beyaz yakalıların emek mücadelesinde yeri ve hakkı olduğunu ortaya koyan çalışmalar yaptı.</p>
<p><strong>Plaza Eylem Platformu bugün nasıl anlatıyor kendisini?</strong></p>
<p>Beyaz yakalıların kendi aralarında dayanışma ilişkileri kurmak, hak savunusuna ve hak üretimine yönelik çalışmalar yapmak için kurdukları bir emek örgütü. PEP bir meslek örgütü değil, bir sendika veya sendika öncesi kurum da değil. Sendikalara veya odalara alternatif oluşturmuyor. Ancak sendikalar da PEP’e alternatif oluşturmuyorlar. Beyaz yakalı çalışanlar sendikalarda örgütlenmiş bile olsaydı PEP gibi bağımsız ve emek temelli bir örgütlenmeye ihtiyaç olacaktı. PEP’e duyulan ihtiyaç, bugünkü üretim şekillenmesinin ve emeğin disiplin altına alınma yollarının gerektirdiği bir örgütlenmeye duyulan ihtiyaçtır. PEP, bu ihtiyacı erken bir vakitte karşılamaya başladı ve önümüzde uzun bir yol var. Şansımız var ki PEP, bu ağır adımlarla ilerleyecek süreci yüklenebilecek bir yapı kurabildi.</p>
<p><strong>ÇALIŞMA YAŞAMI YALNIZLIK ÜRETİYOR </strong></p>
<p><strong>Sizi de yeni nesil örgütlenme biçimi olarak tanımlama mümkün mü? Günümüzün yeni örgütlenme biçimlerine ihtiyaç duymasını nasıl değerlendirirsiniz ya da bu görüşe katılır mısınız?</strong></p>
<p>İnsanlar yalnız olmadıklarını hissedecekleri, ihtiyaç duyulduklarını, tanındıklarını, başkalarına faydaları dokunduğunu, saygı duyulduklarını düşünecekleri ortamları her daim yaratıyorlar. İşçi örgütlenmeleri açısından beyaz yakalıların örgütlü olması yeni olabilir. Yine de nereden baksanız Plaza Eylem bu sene onuncu senesinde.</p>
<p>Bugün farklı olan, ruhsal hayatın, duyguların çalışma düzenine ve emek disiplinine daha dolaysız olarak dahil edilmeye başlanması olabilir. Çalışma yaşamı yalnızlığı azaltan ve toplumu bir arada tutan süreçlerden biri olmanın dışına çıktı. Bizzat çalışma yaşamı yalnızlık üretiyor. Böyle bir çalışma düzeninde PEP gibi örgütlenmeler eski nesil örgütlenmelerin değil doğrudan çalışma yaşamının alternatifi olmayı üstleniyorlar. PEP, iş arkadaşlığının alternatifini oluşturuyor ve arkadaşlık kurmayı politik bir faaliyet haline getiriyor.</p>
<p>Bunun yanı sıra örgütlenmede mesele edilecek yeni başlıklar çıktı. Bugün kullan-at işçilik, işin yoğunlaşması, iş saatinin ve yoğunluğunun denetimiyle duygusal denetimin bir arada olması gibi konular daha ön plana çıkmakta. İnsanların işten kaynaklı yaşadıkları fiziksel tahribatın yanı sıra duygusal tahribat daha sık rastlanır bir konu.</p>
<p><strong> MESAİNİN TANIMI DEĞİŞİRKEN: FAZLA MESAİ</strong></p>
<p><strong>Beyaz yakalılarda örgütlenme nasıl gidiyor ve bu alanda yani beyaz yakalılardaki esas sorunlar neler?</strong></p>
<p>Yapacak çok iş var ancak işten geriye kalan zamanlarımız sınırlı. Gücümüzü ekonomik kullanmak zorundayız. İşin ilginci ve belki de şanslı olduğumuz noktalardan biri de, gücümüzü sınırlayan şeyle mücadele edip onu artırmaya çalışırken örgütsel amacımızı da takip etmiş oluyoruz. Yani iş yaşamındaki fazla mesaiyle mücadele etmek istiyoruz, ve buna vakit ayırabilmek için bireysel olarak maruz kaldığımız fazla mesaiyle mücadele etmeliyiz! Tersi de geçerli. Toplumsal bir mesele için bireysel dertlerimizi baskılama veya unutma lüksümüz yok, bireysel derdimizle başa çıkabilmek için toplumsal meselelerle uğraşmak zorundayız. Bu pratikte işimizi zorlaştırıyor belki ama bir yandan da kolaylaştırıyor. Bir arada durmamızın zorunluluğunu da apaçık ortaya koyuyor.</p>
<p>PEP bir yandan çalışma düzeniyle mücadeleyi kolaylaştıracak kavramlar üretme, deneyim ve tarih biriktirme işlevini de üstleniyor. Bu anlamda da bireysel tarihle toplumsal tarihin iç içe geçtiği bir dönemdeyiz. Beyaz yakalılar bir sınıf olarak, işçi sınıfı olarak kapitalist sömürü altındalar, ancak gelişmiş yönetim teknikleri her bir işçinin tek başına bu “sömürü” deneyimini yaşamasına imkan sağlıyor. Bu durumda bu çalışma düzeni altındaki tüm bireysel deneyimler, bireysellik özelliklerini yitirmeden, yani sınıf kimliğine dönüşmeden ve sınıf mücadelesi içinde yücelmeye uğramadan, bir sınıf deneyimine dönüşmüş durumdalar. Bir 1 Mayıs yürüyüşünde üzerinde yalnızca “yorgunum” yazan bir karton elden ele dolaşmış, çok sevilmişti. Çalışanlar bugün çalıştıkları için yorulduklarını düşünmüyorlar, yorulmayınca çalışmış sayılmayacaklarını biliyorlar ve çalışmanın rahatsız edici bir yorgunluk olduğunu deneyimliyorlar. Bireysel yorgunluk hissi, az maaş almak veya sigortasız çalışmaktan farklı olarak bireyden ayrılmadan bir sınıf deneyimine dönüşmüş durumda. Başka bir deyişle, bugün çalışanın karşı karşıya olduğu fiziksel ve ruhsal tahribatın çalışma yaşamının yan etkisi değil, bizzat çalışmanın kendisi olduğunu görüyoruz. Bu da hem bir zorluk hem de bir imkan olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Bir iş davası yaşadıysanız deneyiminizi bir başkasına anlatmanız bile çok kıymetli. Bunu PEP aracılığıyla yaparsanız kişisel bir yardım olmaktan çıkar ve toplumsal dönüşüme katkıda bulunur. Çalışanların kendi hayat mücadelesi deneyimini, taktiklerini ve zaferlerini biriktirmesi, birbiriyle paylaşması, kendi bilgisini üretmesi hepimizi güçlendirecek. Buna zemin sağlıyoruz. Sorunumuz işletmelerin insanları kuşatmaya alıp yalnız hissettirmesi, oysa birbirimize iyi geliyoruz.</p>
<p>“<strong>KİŞİYE İYİ GELEN TOPLUMA DA İYİ GELİYOR”</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-26187" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/04/8c977389-5f7d-4eb4-b4bc-1db39e87059f-640x853.jpg" alt="" width="640" height="853" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/04/8c977389-5f7d-4eb4-b4bc-1db39e87059f-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/04/8c977389-5f7d-4eb4-b4bc-1db39e87059f-610x813.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/04/8c977389-5f7d-4eb4-b4bc-1db39e87059f-320x427.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/04/8c977389-5f7d-4eb4-b4bc-1db39e87059f.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>Taksim’deki mekanınız, Dünyada Mekan deneyiminizi biraz anlatır mısınız?</strong></p>
<p>Dünyada Mekan’ı beyaz yakalılar ve freelance çalışanlar için bir sosyal mekan, kütüphane, toplantı ve etkinlik alanı olarak düşünebiliriz. Biz de toplantı ve etkinliklerimiz için kullanıyoruz. Ayrıca Dünyada Mekan (DM) etkinliklerine ve idaresine de katılıyoruz. DM çalışan kesimin bir “müştereği” olarak görülebilir. Dünyada Mekan kişilere iyi gelenin topluma da iyi gelecek şeyler olabileceğini gösteren bir yer. Gündüzleri esnek çalışanların, akşamları da etkinlik ve toplantı yapanların kullanabileceği bir yer olarak aktif. Parayla çalışma alanı sağlayan bir şirket değil. O tarz şirketler de kendilerini DM gibi yani insanlarla tanışabildiğin, sosyalleştiğin ve dayanıştığın bir yer gibi gösterebiliyorlar.</p>
<p><strong>Size insanlar nasıl ve genel olarak hangi kademelerden başvuruyor ve pratikte neler yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Bazen iş koşullarındaki barbarlığa karşı -finans gibi- belli sektörlere odaklanmak zorunda kalabiliyoruz. Ancak çalışmalarımız belli bir sektöre yönelik değil. Genel olarak tüm sektörlerde ve düzeylerde “hadi hadi sistemi” yaşanmakta, işçiye karşı geliştirilen taktikler işveren örgütlerinde biriktirilmekte, kara listeler şirketler ve yöneticiler arasında paylaşılmakta yani aynı mekanizmalarla işçiler yönetilmekte. Bu nedenle Türkiye’nin her yerinden, her sektörden, üst düzey yöneticiler hariç her düzeyden insanlar kendileri gibi çalışanların yer aldığı Plaza Eylem Platformu’na ulaşıyorlar. Özellikle istenatildim.org sitemize gelen başvurularda yelpazenin genişliğini görebiliyoruz.</p>
<p>Istenatildim.org sitemiz, işten atılmayı toplumsal bir sorun olarak tarif etme amacımıza denk düşüyor. Bugün işten çıkarılmak değil, güvenceli çalışmak bir istisna haline geldi, yani aslında çalışma yaşamı sürekli bir OHAL içerisinde. Bu durumun bir kurum çerçevesinde ele alınması ve yeni talepler ve haklar çerçevesinde düzenlenmesi gerekiyor.</p>
<p>Bir başka meselemiz, ruhsal hayatın emek süreçlerinde almaya başladığı merkezi rol. Buna cevabımız temelde örgütlenmek oluyor. Bizim toplantılarımız ve deneyim paylaşımı atölyelerimiz başlı başına politik faaliyetlerimiz arasında, yani bunlar politik faaliyetlerimizi konuştuğumuz işlevsel alanlar değil sadece. Emeğin ruhsallığını mücadele konusu haline getirmek için yeni kavramlara ve soyutlamara ihtiyacımız var. Son yirmi yılda çalışma yaşamında hızla kendine en önemli yeri açan mobbing, bu nitelikte bir kavram. MobbingiN emek lehine bir tarifinin yapılması ve yapısal niteliğinin ortaya konması gerekiyor. Ruhsal tahribat işyeri intiharlarına ve yorgunluktan hayatını kaybetmeye kadar varıyor. Tüm bunların çetelesinin tutulması, gündeme taşınması çabalarımız var.</p>
<p><strong>EMEĞİN MİRASI: ANLAMLI BİR HAYAT</strong></p>
<p><strong>Sizin eklemeyi istediğiniz, benim atladığım yerlere dair söylemek isteyeceğiniz bir şey var mı acaba?</strong></p>
<p>Freelance veya beyaz yakalı olarak çalışan, işsiz olan veya çalışma yaşamına yeni girecek öğrenci arkadaşlarımızı PEP’e davet ediyoruz. Emek alanında miras alacaklarımız olabilir ama yaşarken öğrendiklerimiz ve öğreneceklerimiz de var. Paylaşmayı vaat ettiğimiz şey, patronların ve üst düzey yöneticilerin el koymak istediği şey, yani: anlamlı bir hayat.</p>
<p><strong>Bir de 1 Mayıs mesajınızı öğrenelim o zaman? </strong></p>
<p>Uğradığımız mobbinge, performans baskısına, benliğimize el konulmasına karşı yalnız olmadığımızı görmek, birbirimize destek olmak için 1 Mayıs’ta Maltepe’de buluşalım.</p>
<p>*Plaza Eylem Platformu’nun 1 Mayıs 2015’teki sloganından</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/30/akvaryumdan-okyanusa-plazalardan-meydanlara-plaza-eylem-platformu/">Akvaryumdan Okyanusa, Plazalardan Meydanlara: Plaza Eylem Platformu*</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emek Çalışmaları Topluluğu Sendika Okulu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/14/emek-calismalari-toplulugu-sendika-okulu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Mar 2018 08:28:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Alpkan Birelma]]></category>
		<category><![CDATA[Arzu Çerkezoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Bahar Kılınç]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Bilgin]]></category>
		<category><![CDATA[Damla Demir]]></category>
		<category><![CDATA[DİSK]]></category>
		<category><![CDATA[Ebru Işıklı]]></category>
		<category><![CDATA[Erhan Kaplan]]></category>
		<category><![CDATA[Eyüp Özer]]></category>
		<category><![CDATA[İrfan Kaygısız]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[Levent Gökçek]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Küçükşahin]]></category>
		<category><![CDATA[Necla Akgökçe]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Bakır]]></category>
		<category><![CDATA[Plaza Eylem Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Taşişder]]></category>
		<category><![CDATA[temiz giysi kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[Tümtis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emek hareketi ve onun en önemli kurumlarından biri olan sendika, toplumsal muhalefetin geniş kesimleri tarafından hak ettiği ilgiyi uzun bir zamandır maalesef göremiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/14/emek-calismalari-toplulugu-sendika-okulu/">Emek Çalışmaları Topluluğu Sendika Okulu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumsal muhalefetin önemli bir bölümü, emek hareketi ve kurumlarını modası geçmiş, eskimiş ve dönüştürülemeyecek kadar yıpranmış varsayıyor. Böylelikle, hem toplumsal mücadele araçları arasında en kritik öneme sahip olanlarından birine sırt çeviriliyor, hem de toplumsal hareketlerin öngörü ve stratejileri büyük oranda şaşıyor. Çünkü emek mücadelesi hesaba katılmadan hiç bir toplumsal dönüşüm öngörüsü tutarlı kalamıyor.</p>
<p>Emek hareketine olan genel ilgisizlik, bugün büyük oranda emek örgütlerine olan ilgisizliği de beraberinde getiriyor. Emek Ç<span class="text_exposed_show">alışmaları Topluluğu olarak bizler, herkesi emek hareketinin temel aracı olan sendikaya bir kurum olarak biraz daha yakından bakmaya davet ediyoruz. Sendika deneyimini sendika uzmanlarından<br />
dinliyoruz. EÇT Sendika okulunun birinci dönem programını aşağıda bulabilirsiniz:</p>
<p>Başvuru için: emekcalisma@gmail.com adresine kendiniz hakkında bilgi veren niyet mektubunu göndermenizi rica ediyoruz. Ayrıca başvurularınızı Facebook hesabımıza doğrudan mesaj yoluyla da iletebilirsiniz.</p>
<p>Son Başvuru tarihi : 23 Mart Cuma</p>
<p>Ders Programı</p>
<p>1. Hafta<br />
29 Mart Perşembe 19:00 &#8211; 21:00<br />
Sendika Nedir?<br />
&#8220;Günümüzde Sendikalar: İmkanlar ve Sınırlar”<br />
Alpkan Birelma</p>
<p>2. Hafta<br />
5 Nisan Perşembe 19:00 &#8211; 21:00<br />
Sendikalarda Örgütlenme ve Örgütlenme Uzmanları<br />
Murat Küçükşahin<br />
Levent Gökçek</p>
<p>3. Hafta<br />
12 Nisan Perşembe 19:00 &#8211; 21:00<br />
Sendikalarda Toplu Sözleşme Uzmanları<br />
Damla Demir<br />
İrfan Kaygısız</p>
<p>4. Hafta<br />
19 Nisan Perşembe 19:00 &#8211; 21:00<br />
Sendikalarda Eğitim Uzmanlığı<br />
Onur Bakır<br />
Erhan Kaplan</p>
<p>5. Hafta<br />
26 Nisan Perşembe 19:00 &#8211; 21:00<br />
Sendikalarda Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları<br />
Necla Akgökçe</p>
<p>6. Hafta<br />
3 Mayıs Perşembe 19:00 &#8211; 21:00<br />
Sendikalar ve Uluslararası Dayanışma<br />
Eyüp Özer</p>
<p>7. Hafta<br />
10 Mayıs Perşembe 19:00 &#8211; 21:00<br />
Emek Alanında Diğer Yapılar<br />
Bahar Kılınç &#8211; Temiz Giysi Kampanyası<br />
Cemal Bilgin &#8211; Taşişder<br />
Ebru Işıklı &#8211; Plaza Eylem Platformu</p>
<p>8. Hafta<br />
17 Mayıs Perşembe 19:00 &#8211; 21:00<br />
Sendika Yönetimi Gözünden Sendika Çalışmaları<br />
Arzu Çerkezoğlu &#8211; DISK Genel Sekreteri<br />
Kenan Öztürk &#8211; Tümtis Genel Başkanı</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/14/emek-calismalari-toplulugu-sendika-okulu/">Emek Çalışmaları Topluluğu Sendika Okulu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyaz Yakalıların Birbirleriyle Dayanışma Koşullarını Üretmeleri Gerekiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/07/plaza-eylem-platformu-beyaz-yakalilarin-birbirleriyle-dayanisma-kosullarini-uretmeleri-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jun 2017 08:52:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Akbank Grevi]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Yakalı]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[Emek Örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işçi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[Plaza Eylem Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15335</guid>

					<description><![CDATA[<p>Plaza Eylem Platformu çeşitli emek örgütleri arasında beyaz yakalı dayanışmasını örgütlemeyi hedeflediğini söyleyen bir platform. Hakkında daha fazlasını öğrenmek için sohbet ettiğimiz Plaza Eylem Platformu üyeleri &#8220;Sınıfsal sömürüden beyaz yakalılar da üzerlerine düşeni alıyorlar&#8221; diyor. &#8220;Plaza Eylem Platformu beyaz yakalılar arasında dayanışma ilişkilerini geliştirmeye çalışan emek temelli bir örgütlenme&#8221; -İlk olarak bize Plaza Eylem Platformu&#8217;nun [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/07/plaza-eylem-platformu-beyaz-yakalilarin-birbirleriyle-dayanisma-kosullarini-uretmeleri-gerekiyor/">Beyaz Yakalıların Birbirleriyle Dayanışma Koşullarını Üretmeleri Gerekiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Plaza Eylem Platformu çeşitli emek örgütleri arasında beyaz yakalı dayanışmasını örgütlemeyi hedeflediğini söyleyen bir platform. Hakkında daha fazlasını öğrenmek için sohbet ettiğimiz Plaza Eylem Platformu üyeleri &#8220;Sınıfsal sömürüden beyaz yakalılar da üzerlerine düşeni alıyorlar&#8221; diyor.</strong><span id="more-15335"></span></p>
<p><strong>&#8220;Plaza Eylem Platformu beyaz yakalılar arasında dayanışma ilişkilerini geliştirmeye çalışan emek temelli bir örgütlenme&#8221;</strong></p>
<p><b>-İlk olarak bize Plaza Eylem Platformu&#8217;nun hikayesini anlatır mısınız? Kimsiniz ve neden bir araya geldiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Plaza Eylem Platformu beyaz yakalılar arasında dayanışma ilişkilerini geliştirmeye çalışan emek temelli bir örgütlenme. 2008 yılında IBM’deki sendikalaşma döneminde bir araya geldik. İsmimizi o dönem yapılan eylemlerden aldık. Yani bu ismi tarihsel bir referansla taşıyoruz. Zamanla bir beyaz yakalı örgütlenmesinin önemli bir ihtiyaç olduğunu anlayıp düzenli toplanmaya başladık. Sadece “plazada” çalışanlara hitap etmiyoruz elbette, freelance çalışanlar, STK çalışanları, finans, araştırma, basın yayın, iletişim gibi sektörlerde çalışanlar, çağrı merkezi çalışanları, çeşitli profesyoneller ve ofis çalışanlarıyla birlikte “beyaz yakalı işsizler” de kapsama alanımıza giriyor.</span></p>
<p><b>-Ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Düzenli toplantılara ilk başladığımız zamanlarda gündemde neler oluyor bunu konuşuyorduk. Sonrasında iş yerinde yaşadıklarımızı. Sonrasında yaşadıklarımızı düzenli bir şekilde paylaşacağımız toplantılar yapmaya karar verdik. Sonuçta beyaz yakalıların gizlilik, iş görüşmesi, performans gibi belirli başlıklarda deneyimlerini birbirine aktardıkları, ardından da işimize yarayacak kavramlar üretmek için raporlarını hazırladığımız “Deneyim Paylaşımı Atölyeleri” gerçekleştirdik.</span></p>
<p>Çok önem verdiğimiz işlerden birisi de <a href="https://istenatildim.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">istenatildim.org</a> sitesinde yürüttüğümüz faaliyet. İşten atılan insanlar çoğu zaman panikle ne yapacağını bilemiyor, işverenin yanlış yönlendirmesi ve kurnazlığı yüzünden haklarından mahrum kalıyor; bu panik halini iyi biliyoruz. Bu site işten atılanlara hukuki destek sağlama işini görüyor. Ama aslında psikolojik destek tarafı daha güçlü. İşten atılan kişi bunun sadece kendisinin başına geldiğini, bu dünyada yapayalnız kaldığını düşünüyor. Biz de bu site aracılığıyla onlara yazarak yalnız olmadıklarını gösteriyoruz. Ayrıca, işten atılma konusunda önemli miktarda veri de toplamış oluyoruz.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sitemizde kişisel veya kolektif yazılmış yazılarımızı yayınlıyoruz. Gündelik sorunlarımızı, halihazırda karşımızda bir tehdit olarak beliren ve bizi etkileyen meselelere dair görüşlerimizi, basın açıklamalarımızı ya da sokakta dağıttığımız bildirileri kolektif olarak yazıyoruz. Beyaz yakalıları ilgilendiren yazıları da el birliğiyle çeviriyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizi Maslak, Gayrettepe gibi iş merkezlerinin olduğu yerlerde, sabahın erken saatlerinde bildiri dağıtırken de görebilirsiniz.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15421" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/pep-bildiri-dagitimi.jpg" alt="" width="836" height="627" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yıl üçüncüsünü yapacağımız bir kamp etkinliğimiz de var. Önceden yapacağımız okumaları belirleyip beyaz yakalı politikasına dair fikir üretebileceğimiz birkaç günlük bir tartışma ortamı bu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beyaz yakalıları ilgilendiren veya emek alanında önemli bulduğumuz konularda basın açıklamaları yapıyoruz. Soma’daki facia yaşandıktan hemen sonra Soma Holding’in önüne çağrıda bulunmuştuk. Ardından holdingin sokağında bir nöbet başladı, holding taşınana kadar insanlar sokağın başını tuttu, geceleri de forumlar düzenleyerek çeşitli konuları tartıştık. En son Akbank’ta grev engellendiğinde banka önünde basın açıklaması gerçekleştirdik.</span></p>
<figure id="attachment_15344" aria-describedby="caption-attachment-15344" style="width: 720px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-15344 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/pep-akbank-eylemi.jpg" alt="" width="720" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-15344" class="wp-caption-text">Plaza Eylem Platformu Akbank grevinde</figcaption></figure>
<h4>&#8220;Tüm dünyada beyaz yakalıların maruz kaldıkları aşırı çalışma ve psikolojik gerilim, fiziksel ve ruhsal sorunlar yaratabiliyor, hatta intiharlara ve ölümlere yol açabiliyor&#8221;</h4>
<p><b>-Bir beyaz yakalının iş dünyasında karşılaştığı hak ihlalleri nelerdir?</b></p>
<p>Beyaz yakalıların çalışma koşulları ve üzerlerinde hissettikleri baskı, henüz tanımlanmamış hakları da gündeme getiriyor. Tüm dünyada beyaz yakalıların maruz kaldıkları aşırı çalışma ve psikolojik gerilim, fiziksel ve ruhsal sorunlar yaratabiliyor, hatta intiharlara ve ölümlere yol açabiliyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son zamanlarda işle aşırı duygusal bir ilişki kuruluyor. Çünkü iş sizden tüm hayatınızı istiyor. Gece, hafta sonu demeden iş mailleri ya da telefonlar gelebiliyor, hatta sizden şirketinizin müşterisi olan markanın rakibinin ürünlerini alırken görünmemeniz istenebiliyor. Fazla mesai sıradan, ücreti ödenmeyebiliyor veya yasal sınırların üzerinde fazla mesai yapmanız isteniyor. Turnikeden kartını basıp çıkmış gibi yapıp geri içeri girip çalışmak zorunda bırakılanlarımız var. Mutluluk anketlerine mutlu olduğunu yazma baskısı görenler de var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özel olarak kadınlar iş yerinde türlü ayrımcılıklara uğruyorlar. Son zamanlarda iş yerlerinde ayrımcılık veya mobbinge karşı etik kurullar oluşturuldu, ancak bunlar da hakkınızı savunmanızı engellemek ve cezasızlık için kullanılabiliyor. Mesela kadrolu bir erkek tarafından tacize uğrayan taşeron konusunda bu kuruldaki yöneticiler erkek tarafında durabiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Performans baskısı altındasınız, gerçekleştirilmesi mümkün olmayan hedefler karşısında iş arkadaşınızla rekabete zorlanıyorsunuz. Performans yasa dışı bir şekilde tazminatsız işten çıkartma için kullanılıyor. İşten haksız çıkartıldığınızda dava açarsanız İK birimlerinin arasında dolaşan “kara liste”lere girip sektörde çalışmanız engellenebiliyor. Çalışma öyle bir noktaya gelmiş ki, sadece size yönelik, kişiliğinize özel ayrımcılık türleri geliştirebiliyorlar. Sizi kişisel olarak dikkate alma vaadi, pek seyrek lehinize olan bir durum yaratıyor, razı görünmeniz yetmiyor, razı “olmanız” bekleniyor.</span></p>
<h4>&#8220;1980 öncesi banka çalışanları önemli bir işçi hareketinin yürütücüsüydü ve çok güçlü sendikalara sahipti&#8221;</h4>
<p><b>-Beyaz yakalılar orta sınıf erbabı olarak görülüyor ve bu sebeple işçi mücadelesi dediğimiz zeminde beyaz yakalılara pek rastlamadık. Siz bu zemine nasıl dahil oluyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beyaz yakalı tanımı Türkiye’de akademik alanın dışında çok yeni kullanılmaya başlandı. Bazen tüketim alışkanlıkları vurgulandı, bazen de işçileşmekte olan orta sınıf olarak görüldü beyaz yakalılar. Aslında işçi mücadelesinde görünmediği de doğru değil. Örneğin 1980 öncesi banka çalışanları önemli bir işçi hareketinin yürütücüsüydü ve çok güçlü sendikalara sahipti. Tüm işçi sınıfının güçsüzleşmesi söz konusu. Hep ayrıcalıklarını kaybetmekle karakterize ediliriz ama korporatist dönemin “ayrıcalık” kaybını beyaz yakalılar maden iş kolundan daha ağır yaşamadı. Bazı sendikalar da 1980 sonrası faaliyetlerine devam etti. 1980 sonrası çalışmanın düzenlenmesinde yapılan ağır değişikliklere uygun bir sendika ve işçi mücadelesinin hala ortaya çıktığı söylenemez.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beyaz yakalılar, yeni “çalışma düzenine” sendikalardan daha hızlı uyum sağladı, bu yüzden de aslında yeni tarz işçi örgütlenmelerini oluşturmaya daha yakınlar. Ama yeni çalışma düzeninde disipline tabi olan işçi görüntüsünden bir karikatür beyaz yakalı figürü yaratıldı. Sınıfın bu “okumuş” kesiminden herhalde “aydın” tavrı göstermesi bekleniyor, ama biraz daha özgün tarzlarda da olsa sınıfsal sömürüden beyaz yakalılar da üzerlerine düşeni alıyorlar. Başka bir yanılgı, beyaz yakalıların CEO’larla veya oldukça üst düzey yöneticilerle karıştırılması. Beyaz yakalıların önündeki kariyer basamakları sınırlıdır, bunlar da mesela kadınlara ve erkeklere bile eşit dağılmaz. Beyaz yakalılar bunun farkındadır, kimse kendini CEO falan zannediyor değil. Oysa sendikalar bile beyaz yakalı çalışanların toplu iş sözleşmelerinde “kapsam dışı” bırakılmasına ses çıkartmıyorlar.</span></p>
<figure id="attachment_15345" aria-describedby="caption-attachment-15345" style="width: 900px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-15345 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/1-mayis-pep.png" alt="" width="900" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-15345" class="wp-caption-text">Kaynak: <a href="https://plazaeylem.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">plazaeylem.org</a></figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">2000’lerin sonundan itibaren Türkiye’de beyaz yakalılar işçi mücadelesinde yerlerini alıyorlar. Beyaz yakalı örgütlenmelerinin önünde kazanılmış hakların savunulması veya kaybedilenlerin geri alınması değil, işçi sınıfı ve kendileri için yeni haklar üretmek, yeni örgütlenme tarzları oluşturmak var.</span></p>
<h4>&#8220;Tüm beyaz yakalıların çıkarlarını ve yeni haklarını tanımlamaya çalışan dayanışma temelli emek örgütlerine ihtiyaç var&#8221;</h4>
<p><b>-Beyaz yakalılar üzerinde baskı oluşturan çalışma şartlarıyla mücadelede sunduğunuz çözüm önerileri nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşçi sınıfının üzerinde bugün uygulanan disiplin tarzı özellikle beyaz yakalılarda kristalleşiyor, mükemmelleşiyor. Öncelikle sınıfın ve örgütlerinin bu çalışma düzenini iyi anlaması gerekiyor. Bugünün çalışma düzeni, her işçiyi ve hatta her vatandaşı teker teker yönetme, ücretlerini ve tüketimini kişiye özel olarak düzenleme iddiasında. Bunu da büyük oranda beceriyor, en azından hepimizi buna inandırıyor. Buna verilecek kolektif cevabın sadece ajitasyon ve propaganda gücüyle sağlanabileceğini, mesela beyaz yakalıların “sendikalaşmasıyla” veya “işçi olduklarının bilincine varmalarıyla” mücadelenin yükselebileceğini düşünmek saflık olur. Bireysel düzeyi gören, ruhsal hayatı bir sınıf mücadelesi alanı olarak tasarlayabilen, duygusal “çıkarlar” da tanımlayabilen bir mücadele hattı yaratılmak zorunda. Bizim Soma faciasından sonra kullandığımız sloganlarımızdan biri “ben direnirsem herkes yaşar” şeklindeydi. Bunun anlamı, Soma için yapılacak en iyi şeyin mağdurlar için vicdan azabı duymak değil, kendi çalışma hayatımızdaki sorunlarla uğraşmak olduğuydu. Eğer yasal sınırların bile üzerindeki fazla mesaiyle mücadele edilmezse madenlerde ölümlere yol açan </span><i><span style="font-weight: 400;">hadi hadi sistemi</span></i><span style="font-weight: 400;"> daha da güçlenir, ve madenlerde </span><i><span style="font-weight: 400;">hadi hadi sistemi </span></i><span style="font-weight: 400;">sürdükçe bize düşen fazla mesai daha da ağırlaşır.</span></p>
<p>Bu zor bir mücadele hattıdır. Her işçinin kendi deneyiminden bildiği, ancak akademinin, sendika danışmanının, akıl vericilerin öğrenmeye direndiği gerçek şudur: patronlar bizi saf görüp kandırmıyor; düşük ücretlere, performans sistemine veya Soma’da ölümüne çalışmaya kendimiz razı oluyoruz. Yeni işçi mücadelesinin performans veya iş güvenliği olmadan çalışma gibi patronlardan gelen önerilerin nasıl kabul edildiğini hesaba katması zorunluluktur. Bu sistem çok büyük oranda bireysel düzeyde işliyor olsa da, hatta daha çok bu yüzden, beyaz yakalıların kolektif mücadele yollarını keşfetmeleri, birbirleriyle dayanışma koşullarını üretmeleri ve birlikte güçlenmeleri gerekiyor. Bunun için meslek örgütü niteliğinde olmayan, ortaklaşma ilkelerini işçilerin kendilerinin belirleyeceği çeşitli büyüklüklerde gruplar halinde olan, ama tüm beyaz yakalıların çıkarlarını ve yeni haklarını tanımlamaya çalışan dayanışma temelli emek örgütlerine ihtiyaç var. Plaza Eylem Platformu bunlardan biridir.</p>
<p>Ana görsel: <a href="https://plazaeylem.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">plazaeylem.org</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/07/plaza-eylem-platformu-beyaz-yakalilarin-birbirleriyle-dayanisma-kosullarini-uretmeleri-gerekiyor/">Beyaz Yakalıların Birbirleriyle Dayanışma Koşullarını Üretmeleri Gerekiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
