<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>PISA arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/pisa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/pisa/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Dec 2019 12:35:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>PISA arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/pisa/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Toplumsal Eşitsizlikler Ortaöğretime Nasıl Yansıyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/27/toplumsal-esitsizlikler-ortaogretime-nasil-yansiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgenur Korlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Dec 2019 12:35:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[ortaöğretime geçiş sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[PISA]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de ortaöğretime geçiş sistemi, son 20 yılda 5 kez değişti. PISA’nın çok tartışılmayan bir endeksi, ortaöğretime geçiş sistemlerinin eğitimdeki eşitsizliğin yanı sıra hem akademik başarıdaki hem de toplumun sosyal uyumundaki etkisini ölçüyor, dikkate değer veriler ortaya koyuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/27/toplumsal-esitsizlikler-ortaogretime-nasil-yansiyor/">Toplumsal Eşitsizlikler Ortaöğretime Nasıl Yansıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her üç yılda bir aralık ayında Türkiye’nin gündemine aynı konu giriyor ve günlerce tartışılıyor: PISA yani Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı.</p>
<p>Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 79 ülke ve bölgenin değerlendirildiği PISA sınırlılıklarına karşın hem ülkeler arası karşılaştırmalar yapmak hem ulusal eğitim politikalarını değerlendirmek için çok önemli veriler sunuyor. Buna karşın, medyada PISA üzerine yapılan tartışmalar Türkiye’nin sıralaması, öğrencilerin düzeyi gibi konularla sınırlı kalıyor. Oysa bu veriler, gündemdeki farklı eğitim tartışmaları için de kullanılabilir. Bu bağlamda, 2018’deki değerlendirmeden elde edilen yeni veriler, uzun yıllardır tartışılan ortaöğretime geçiş sisteminin dünü ve bugününe yeniden bakmak için önemli bir fırsat sunuyor.</p>
<p><strong>20 Yılda 5 Kez Değişen Sistem</strong></p>
<p>Türkiye’de ortaöğretime geçiş sistemi, son 20 yılda, 2017’de yapılan son değişiklikle birlikte, 5 kez değişti. PISA 2018 Türkiye örnekleminde yer alan 15 yaşındaki ortaöğretim öğrencileri, öğrenim gördükleri kurumlara TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş) sistemi ile yerleştirildiler. 2013-2017 yılları arasında uygulanan bu sistemde, okul türü ve yerleşim yeri farkı gözetilmeksizin tüm ortaöğretim kurumları sınavla öğrenci almaya başladı.</p>
<p>2017’de bu sistemin yerine getirilen LGS (Liselere Geçiş Sistemi) ile ise öğrencilerin %10’u merkezî sınav puanına göre öğrenci alan ortaöğretim kurumlarına yerleştirilirken, diğer öğrenciler adrese dayalı yerel yerleştirme ile tercih yaptılar. Fen liseleri ve sosyal bilimler liseleri sadece merkezî sınav puanıyla öğrenci alırken, diğer okul türlerinde hem sınavla hem yerel yerleştirme ile öğrenci alanlar var.</p>
<p><strong>Hangi Sınav Sistemi Nitelikli Eğitimde Eşitliğe Daha Uygun?</strong></p>
<p>Ortaöğretime geçiş sistemlerinin tasarımı, öğrencilerin özelliklerine göre hangi okullara yerleştirileceklerini etkiliyor. Örneğin öğrencilerin akademik başarısının öncelendiği yerleştirme sistemlerinde, benzer başarı düzeyindeki öğrenciler aynı okula yerleştiriliyorlar. Sosyoekonomik durum başarıyla genellikle doğru orantılı olduğu için, bu yöntemde okullarda sosyo-ekonomik düzey anlamında homojen öğrenci nüfusu oluşuyor, yüksek sosyo ekonomik düzeye sahip öğrenciler bir okula, düşük seviyedekiler başka bir okulda toplanıyor. Bu da okullar arası başarı ve imkân farklılıklarına neden oluyor.</p>
<p>Adrese dayalı yapılan yerleştirme sistemlerinde ise okullar bulundukları yerin ekonomik, sosyal ve kültürel özelliklerini yansıtıyor. Bu durumda, farklı ekonomik, sosyal ve kültürel özelliklere sahip öğrenciler farklı kurumlarda eğitim görüyorlar.</p>
<p>TEOG sistemi başarı ölçütünün öne çıktığı bir sistemken, LGS’deki adrese dayalı yerleştirme adres ölçütünün özelliklerini taşıyor. Her iki ölçüt de tüm çocukların nitelikli eğitime eşit bir şekilde erişebilmesini engelliyor. Bu yüzden, ortaöğretime geçiş sistemlerinin toplumsal eşitsizlikleri derinleştirmeden, farklı özelliklere sahip çocukların bir arada nitelikli bir eğitim görmelerini sağlayacak şekilde tasarlanması gerekiyor.</p>
<p><strong>Akademik Başarı Mı Sosyal Uyum Mu?</strong></p>
<p>PISA 2018, öğrencilerin hem akademik başarı düzeyleri hem de farklı ekonomik, sosyal ve kültürel etkenlere göre okullar arasında nasıl bir dağılım gösterdiğini analiz ederek, Türkiye’de ortaöğretime geçiş sisteminin öğrenci dağılımına etkisini anlamayı sağlıyor.</p>
<p>PISA 2018 örneklemlerinde sadece ortaöğretim öğrencileri yok ancak bu analiz için kullanılan veri ISCED (Uluslararası Standart Eğitim Sınıflandırması) düzeyine göre 15 yaşındaki öğrencilerin en yüksek oranda bulunduğu okulları içeriyor. Türkiye örnekleminde ise bu okullar, ortaöğretim kurumlarına karşılık geliyor. Bu sayede, Türkiye’deki ortaöğretim kurumlarının akademik başarı ile ekonomik, sosyal ve kültürel etkenlere göre kapsayıcılık düzeyleri görülebiliyor.</p>
<p>OECD, farklı akademik başarı düzeylerinden öğrencilerin bir arada olduğu okulların akademik olarak; sosyal, ekonomik ve kültürel çeşitliliğin olduğu okulların ise sosyal olarak daha kapsayıcı olduğunu belirtiyor.</p>
<p>PISA 2018’de, ülke ve bölgelerin akademik ve sosyal kapsayıcılık düzeyini ölçmek için kapsayıcılık endeksi kullanılıyor. Endekste oran, %100’e yaklaştıkça kapsayıcılık düzeyi artıyor. Akademik kapsayıcılık endeksinde %93,3 ile Finlandiya birinci sıradayken, %44 ile Türkiye son sırada.</p>
<p>Sosyal kapsayıcılık endeksinde ise %91,4 ile ilk sırada Norveç var, %49 ile Peru ise son sırada yer alıyor. Bu endekste, hakkında karşılaştırılabilir veri bulunan 78 ülke arasında Türkiye %67 ile 59’uncu sırada ve bu oran %75,7 olan OECD ortalamasının altında. Bu veriler, Türkiye’de farklı özelliklere sahip öğrencilerin aynı okulda olma ihtimalinin düşük olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Finlandiya sadece akademik kapsayıcılık endeksinde ilk sırada değil, sosyal kapsayıcılık endeksinde de ilk üçte yer alıyor. Benzer şekilde, sosyal kapsayıcılık endeksinde ilk sırada yer alan Norveç’in de akademik kapsayıcılık endeksinde ilk üçte yer aldığı görülüyor. Her iki ülkenin de PISA 2018 ortalama puanları OECD ortalamasının üzerinde.</p>
<p>PISA 2018’de, akademik kapsayıcılık endeksini okulların öğrenci kabul etme biçimlerinin etkilediği görülüyor. Türkiye’de de TEOG sistemi ile bütün öğrencilerin ortaöğretim kurumlarına sınavla yerleşmesi, farklı akademik düzeylerdeki öğrencilerin aynı okulda olmasını engelliyordu. MEB tarafından yayımlanan, okul türlerine göre PISA 2018 ortalama puanları ise akademik kapsayıcılıkla ilgili sorunun sadece okullar arasında değil, okul türleri arasında da olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Ortalama okuma puanına göre, ilk sıradaki fen liseleri ile ikinci sıradaki sosyal bilimler liseleri arasında 67 puan var. Fen liseleri ile son sıradaki çok programlı Anadolu liseleri arasındaki fark ise 191 puan. PISA 2018’de ölçülen diğer alanlar fen ve matematikte de okul türleri arasında benzer puan farklılıkları görülüyor. Yani fen lisesi öğrencileri, okuma becerileri, matematik ve fen okuryazarlığı alanlarında diğer okul türlerindeki yaşıtlarından daha ileri seviyedeler. Bu bağlamda, TEOG sisteminin kaldırılması olumlu olsa da onun yerine gelen LGS ile merkezî sınav uygulamasının devam etmesi, sadece sınav puanıyla öğrenci alan fen liseleri ve sosyal bilimler liselerinde ve merkezî sınav puanıyla öğrenci alan diğer okullarda akademik olarak daha başarılı öğrencilerin yoğunlaşmaya devam ettiğini düşündürüyor.</p>
<p>Diğer yandan, bazı mesleki ve teknik Anadolu liselerinde teknik programlara sınav puanıyla öğrenci alınırken, mesleki programlara yerel yerleştirmeyle alınıyor. Bu şekilde hem sınav puanıyla hem de yerel yerleştirmeyle tercihte bulunan öğrenciler aynı okulda eğitim görebiliyorlar. Fakat bu durumun okullardaki akademik başarı çeşitliliğini nasıl etkilediği henüz bu konuyla ilgili paylaşılan veri olmadığı için bilinmiyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-46320 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/1-640x473.png" alt="" width="352" height="260" /></p>
<p>OECD, sosyal kapsayıcılık oranının düşük olduğu ülkelerde, bu durumun gelir düzeyine dayalı mekânsal ayrışmadan ya da öğrencileri akademik başarılarına göre ayıran okul sistemlerinden kaynaklanabileceği belirtiliyor. Başarı ile sosyoekonomik durum arasındaki ilişki, akademik başarı ölçütünün olduğu sistemlerde de sosyal kapsayıcılığın düşük olmasına neden oluyor. Bu yüzden, gelir düzeyine dayalı mekânsal ayrışmaya sebep olacak bir uygulama olmamasına karşın TEOG sisteminde Türkiye’nin sosyal kapsayıcılık oranı düşüktü. Öte yandan, LGS ile yapılan yerel yerleştirmede öğrencilerin ikametgâh adresi yerleştirme ölçütlerinden biridir. Türkiye’de gelir düzeyinin aynı ildeki mahalleler arasında bile önemli ölçüde çeşitlilik gösterdiği düşünüldüğünde, yerel yerleştirme sistemi başta ekonomik olmak üzere okullar arası farklılıkların artmasına sebep olabilir.</p>
<p><strong>Eşitsizlik Nasıl Önlenir?</strong></p>
<p>OECD, sosyoekonomik olarak dezavantajlı durumdaki öğrencilerin yoğun olduğu okullarda eğitim materyalleri ve öğretmen eksikliklerinin de görüldüğünü belirtiyor. Bu okullara ayrılan kaynakların artırılması ve öğrencilerin desteklenmesi, okulların sosyal kapsayıcılığını artırmasa da öğrencilerin başarısının artmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p>Bu konunun ele alınması gereken ve göz ardı edilen bir diğer boyutu da, sosyal uyum. Okullarda ekonomik, sosyal ve kültürel çeşitliliğin olmaması ve farklı durumlardaki öğrencilerin aynı okullarda bulunmaması, toplumdaki sosyal uyumu da olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle sadece akademik çıktıların iyileşmesi için değil, toplumsal ilişkilerin gelişmesi için de adımlar atılması önemli.</p>
<p>Sonuç olarak, PISA 2018 kapsamında incelenen akademik ve sosyal kapsayıcılık, toplumsal eşitsizliklerin ortaöğretime nasıl yansıdığını gösteriyor. Türkiye örneğinde, ortaöğretime geçiş sistemlerinin eğitimdeki toplumsal eşitsizlikleri derinleştirmesi önemli bir sorun teşkil ediyor.</p>
<p><strong>Eğitimde Eşitliği Sağlamanın Yolu Ne?</strong></p>
<p>Eğitimde eşitliğin sağlanabilmesi için, okullar arası başarı ve imkân farklılıklarının azaltılması çok önemli. Bu bağlamda, TEOG sisteminin kaldırılmasının geçerli yanları olduğu gibi LGS’yi de tekrar değerlendirmek gerekiyor. 2018 ve 2019’da sınavla öğrenci almayan okullar çoğunlukta olmasına karşın, öğrencilerin neredeyse tamamı merkezî sınava katıldı. Bunun temel sebebi, sınav puanıyla öğrenci alan okullarla yerel yerleştirme sistemiyle alan okullar arasındaki başarı ve imkân farklılıklarıdır.</p>
<p>2018 ve 2019’da MEB’in yaptığı merkezî sınav analizleri, öğrencilerin başarısı ile sosyoekonomik durumu arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösteriyor. Bu nedenle şimdiden, benzer başarı ve sosyoekonomik durumdaki öğrencilerin aynı okullarda okuduğu söylenebilir. Bu, eğitimde eşitliğin sağlanmasına zarar verdiği gibi gelecekte toplumda sosyal uyumun sağlanmasına da engel olabilir.</p>
<p>Detaylı güncel verinin bulunduğu, eğitim alanındaki farklı paydaşların sorun olarak gördüğü okullar arası başarı ve imkân farklılıklarının azaltılması için hemen eğitimin tüm paydaşlarıyla birlikte harekete geçmek gerekiyor. Bu bağlamda da, 2023 Eğitim Vizyonu’nda yer alan <em>“Okullar Arası Başarı Farkı Azaltılacak”</em> hedefi çerçevesinde yürütülecek uygulamaları bilmek ve bunların etkisini incelemek önemli olacak.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://fikirturu.com/2019/12/26/toplumsal-esitsizlikler-ortaogretime-nasil-yansiyor/">Fikir Turu</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/27/toplumsal-esitsizlikler-ortaogretime-nasil-yansiyor/">Toplumsal Eşitsizlikler Ortaöğretime Nasıl Yansıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PISA 2018 Ne Diyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/04/pisa-2018-ne-diyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Dec 2019 09:55:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[PISA]]></category>
		<category><![CDATA[PISA 2018 sonuçları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45271</guid>

					<description><![CDATA[<p>OECD tarafından düzenlenen, öğrencilerin uluslararası ölçekte fen, matematik ve okuma becerilerini ölçen PISA’nın (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) 2018 sonuçları açıklandı. Eğitim Reformu Girişimi (ERG) PISA 2018 sonuçlarına dair ilk değerlendirmesini altı soru-cevapla sundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/04/pisa-2018-ne-diyor/">PISA 2018 Ne Diyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Öğrencilerin uluslararası ölçekte fen, matematik ve okuma becerilerini ölçen değerlendirmelerden biri olan PISA’nın (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) 2018 sonuçları açıklandı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 15 yaş grubundaki öğrencilere uyguladığı değerlendirmede Türkiye’nin fen, matematik ve okuma alanlarında 2003’ten beri yükselen puanları 2015’te düşerek, 12 yıl önceki sonuçların  gerisinde kalmıştı.. PISA 2018 sonuçları ise ortalama puanların her üç alan için yeniden 2012 düzeyine yaklaştığını gösteriyor.</p>
<p>PISA 2018 uygulaması, 37’si OECD üyesi olmak üzere 79 ülke ve ekonomideki 600 binden fazla öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi. Türkiye, değerlendirmeye 186 okul ve 6.890 öğrenci ile katıldı. PISA 2018 uygulamasına Türkiye’den katılan 15 yaş grubundaki öğrencilerin yüzde 43,7’si Anadolu lisesi, yüzde 31,1’i mesleki ve teknik Anadolu lisesi, yüzde 13,7’si Anadolu imam hatip lisesi, yüzde 11,2’si fen, sosyal bilimler ve çok programlı Anadolu liseleri ve Anadolu güzel sanatlar lisesi, yüzde 0,3’ü ise ortaokul öğrencileri. ERG, PISA 2018 sonuçlarına dair ilk değerlendirmesini  sunuyor.</p>
<p><b>PISA 2018 sonuçlarında Türkiye’nin fen, matematik ve okuma puanları nasıl değişti? </b></p>
<p>Sonuçlara göre 2012’de 448, 2015’te 420 olan ortalama matematik puanı 2018’de 454 oldu. 2012’de 475, 2015’te 428 olan ortalama okuma puanı 2018’de 466 oldu. Fen alanında ortalama puan ise 2012’de 463, 2015’te 425’ti, 2018’de 468 oldu. 2015 ve 2018 arasında ortalama başarı 13 ülke ve ekonomide yükseldi, Türkiye de bunlardan biri. PISA 2018 sonuçlarını PISA 2015’le karşılaştırdığımızda ortalama puanların arttığı görülüyor. Ancak bu artışı yorumlarken,  Türkiye’nin PISA 2018 sonuçlarının hala tüm alanlarda OECD ortalamasının altında kaldığını da belirtmekte yarar var. OECD ortalaması ile Türkiye arasındaki fark 2015’e göre azalmış olsa da Türkiye’nin ortalama puanları her alanda OECD ortalamasının oldukça altında kalmaya devam ediyor. Bu fark matematikte 35, okumada ve fen alanında 21 puan.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-45272 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/ERG-PISA-GRAFI%CC%87K-01-1024x512-640x320.jpg" alt="" width="356" height="178" /></p>
<p><b>Türkiye’nin ortalama puanları yeterlilik düzeyleri bakımından incelendiğinde neler görülüyor?</b></p>
<p>PISA kapsamında değerlendirmeler yapılırken öğrenciler yeterlilik düzeyine göre 1’den 6’ya kadar gruplara ayrılıyorlar. Türkiye’ye ilişkin, dikkat çeken bir bulgu da en üst düzeyde (düzey 5 ve 6) yeterlilik gösteren çocukların oranının düşük oluşudur. Türkiye’de 15 yaşındaki öğrencilerin ortalama başarısı her alanda 2. düzeye denk geliyor. Türkiye’de, en az bir konuda en üst düzeyde performansa sahip olan (5 veya 6. seviye) öğrencilerin oranı yüzde 6,6. Bu oran, PISA 2015’te yüzde 1,6 idi. Bu noktada bir düzelmeden söz etmek mümkün. OECD ortalamasına göre, en az bir konuda en üst yeterlilik düzeylerinde performansa sahip olan (5 veya 6. seviye) öğrencilerin oranı ise yüzde 15,7. Türkiye’de alt yeterlilik düzeyinde yer alan öğrencilerin de oranı oldukça yüksek. Örneğin, en alt düzeyde yeterlilik gösteren (düzey 1 ve altı) çocukların oranı matematikte yüzde 36,7, fende yüzde 25,2, okumada yüzde 26,1. Okuma alanında en alt düzeyde yeterlilik gösteren çocuklar bir metinde çok açık olan bilgileri saptamak, kendilerine tanıdık gelen konulardaki yazıların ana fikrini fark etmek gibi basit şeyleri yapabilirler ama daha derin yorumlarda bulunmakta zorlanırlar. Okuma alanında üst düzeyde (düzey 5 ve 6) yeterlilik gösteren çocukların oranı 2012 yılında yüzde 4,3 idi. Bu oran 2015’te yüzde 0,6’ya gerilemişti, 2018’de ise yüzde 3,3 oldu. Dolayısıyla okuma alanında en başarılı öğrencilerin oranı 2012 düzeyinin gerisinde kalıyor. Okuma alanında üst düzeyde performans göstermek, bir veya birden fazla metindeki bilgileri birbirleriyle ilişkilendirerek yorumlamak, sunulan hipotezleri eleştirel biçimde değerlendirebilmek gibi becerileri içeriyor. Türkiye’de 15 yaşında olan ve eğitimine devam eden çocukların çok düşük bir oranının bu yeterliliklere sahip olduğu söylenebilir.</p>
<p><b>Sosyoekonomik düzey ile başarı arasındaki ilişkiye göre bakacak olursak, sonuçlar ne söylüyor? </b></p>
<p>Türkiye’de sosyoekonomik düzey ile başarı arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülüyor. Sosyoekonomik olarak en üst yüzde 25’lik dilimde yer alan öğrencilerin ortalama okuma puanı 513 iken en alt yüzde 25’lik dilimdekilerin 437. Aradaki fark (76 puan) en az iki okul yılına denk geliyor. Bu veri nitelikli eğitime erişimde yaşanan eşitsizliğin bir yansıması olarak yorumlanabilir.</p>
<p>Türkiye’de yüksek düzeyde yeterlilik gösteren (5 ve 6. düzeyler) öğrenciler içinde sosyoekonomik olarak avantajlı durumda olanların temsil oranı yüksek; hatta Türkiye, bu ilişkinin en güçlü olduğu ülke. Yüksek başarı gösteren öğrenci grubunun sosyoekonomik olarak daha az ayrışmış olduğu ülkelerde ise ortalama puanlarındaha yüksek olduğu görülüyor.</p>
<p><b>PISA 2018 sonuçları bölgeler ve okullar arası başarı farkları hakkında neler söylüyor? </b></p>
<p>PISA 2018’in Türkiye’ye ilişkin sonuçları değerlendirilirken dikkat edilmesi önemli olan bir nokta da, söz konusu puanların ülke ortalamasını ortaya koyduğu. Oysa bölgelere göre incelendiğinde önemli farklılıklar bulunuyor. Örneğin, eğitimine Batı Anadolu Bölgesi’nde devam eden öğrenciler 500,6 ortalama puan ile en yüksek okuma becerisi performansını elde etti. Okuma becerileri alanında en düşük performansı gösteren öğrenciler Ortadoğu Anadolu (409,4), Güneydoğu Anadolu (423,6) ve Kuzeydoğu Anadolu (430,8) bölgelerinde eğitimlerine devam ediyorlar. Bölgeler ayrımında en yüksek ile en düşük ortalama puanlar  arasındaki fark 91,2 puan. Bu fark, yaklaşık üç okul yılına denk geliyor. Okul türlerine göre bakacak olursak her üç alanda da fen lisesi öğrencileri en başarılı öğrenci grubu. Anadolu lisesi öğrencileri ise, Anadolu imam hatip lisesi öğrencileri ve mesleki ve teknik Anadolu lisesi öğrencilerinden daha yüksek başarı gösterdi. Türkiye’de özellikle ortaöğretimde öğrencilerin başarıya göre ayrışma düzeyinin yüksek oluşu PISA sonuçlarına da yansıyor. Bir başka deyişle, yüksek ve düşük puanlı öğrencilerin farklı okul türlerinde gruplaşmış olduğu görülüyor.</p>
<p><b>PISA 2018 bilgi ve beceriyi ölçmenin yanında öğrencilere uygulanan anketlerle çocukların iyi olma haline dair de değerlendirmelere kaynaklık ediyor. PISA 2018 sonuçları Türkiye’deki çocukların iyi olma hali hakkında ne söylüyor?</b></p>
<p>PISA 2018’de öğrenci, yaşam memnuniyeti ölçeğinde 7-10 arasında puan verirse “memnun” kabul ediliyor. Buna göre OECD ortalamasında PISA 2018’e katılan öğrencilerin yüzde 67’si yaşamından memnun, Türkiye’de ise bu oran yüzde 44. OECD ortalamasında yaşamından memnun olan kızların oranı oğlanlarınkinden 11 yüzde puan düşük. Türkiye’de ise yaşamından memnun olan kızların oranı oğlanlarınkinden 4 yüzde puan düşük.</p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/03/pisa-2018-sonuclari-aciklandi-2015e-gore-artis-olsa-da-37-oecd-ulkesi-arasinda-31-siradayiz/">PISA 2018 Sonuçları Açıklandı: 2015’e Göre Artış Olsa da 37 OECD Ülkesi Arasında 31. Sıradayız</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/04/pisa-2018-ne-diyor/">PISA 2018 Ne Diyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medya Okuryazarlığı Endeksi: Türkiye “Yalan Habere” Dirençsiz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/03/medya-okuryazarligi-endeksi-turkiye-yalan-habere-direncsiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Apr 2018 10:53:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[bia medya gözlem raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Freedom House]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Okuryazarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[PISA]]></category>
		<category><![CDATA[RTÜK]]></category>
		<category><![CDATA[Sınır Tanımayan Gazeteciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25670</guid>

					<description><![CDATA[<p>Açık Toplum Enstitüsü’nün 2018 endeksine göre, Makedonya’nın ardından Türkiye, “sahte-yalan habere” ve bu şekilde kamuoyu oluşturulmasına en az dirençli ülke oldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/03/medya-okuryazarligi-endeksi-turkiye-yalan-habere-direncsiz/">Medya Okuryazarlığı Endeksi: Türkiye “Yalan Habere” Dirençsiz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sofya’daki Açık Toplum Enstitüsü’nün 2018 Medya Okuryazarlığı Endeksi [<em>The 2018 Media Literacy index of the Open Society Institute</em>] yayınlandı.</p>
<p><a href="http://www.balkaninsight.com/en/article/report-balkan-countries-most-vulnerable-to-adverse-effects-of-fake-news-03-29-2018" target="_blank" rel="noopener">Balkan in Sight</a> ile Euronews’un haberlerine göre, Avrupa ülkelerinin “sahte/yalan/gerçeküstü habere” [<em>fake news</em>] tepkisini ölçen ve ikinci kez hazırlanan endekste, Türkiye sondan birinci sırada yer aldı ve Makedonya’nın ardından “sahte habere en az dirençli ikinci ülke” oldu.</p>
<p><img decoding="async" src="http://bianet.org/resim/olcekle/87384/500/353" width="500" height="353" /></p>
<p>35 Avrupa ülkesindeki eğitim, medya özgürlüğü ve kamu güveni alanları incelendiği raporda, Balkan ülkeleri, “dezenformasyon” gibi sahte haberlerin daha kolay yayıldığı ülkeler olarak öne çıktı.</p>
<p>Endekste, “sahte habere en dirençli ülkeler” sıralamasında en üstte Finlandiya, Danimarka, Hollanda, İsveç, Estonya ve İrlanda bulunuyor. Raporda bu durum, “alternatif gerçekliğin dolaşıma girerek algı oluşturması ve kamuoyunda etki yaratması ihtimalinin düşüklüğü” olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><strong>Türkiye medya özgürlüğünde sonuncu</strong></p>
<p>Eğitim kalitesi ile ifade özgürlüğünün de karşılaştırıldığı endekste, Türkiye yine Balkan ülkeleriyle aynı klasmanda yer aldı.</p>
<p>Türkiye, eğitim kalitesi, medya özgürlüğü ve kamu güveni alanlarında Makedonya, Arnavutluk, Bosna Hersek ve Karadağ ile birlikte son sıralarda yer aldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="http://bianet.org/resim/olcekle/87385/500/375" width="500" height="375" /></p>
<p>Makedonya medya okuryazarlığı alanında 352, kamu güvenliği alanında ise 10 üzerinden 3.7 puanla sonuncu.</p>
<p>Türkiye ise medya okuryazarlığı ve kamu güvenliği alanında sondan ikinci olurken, medya özgürlüğü konusunda 0 puanla sonuncu oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="http://bianet.org/resim/olcekle/87386/500/866" width="500" height="866" /></p>
<p>Medya özgürlüğü alanındaki ölçümler Freedom House ile Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün raporlarına, eğitim konusundaki ölçümler de PISA’ya dayanıyor. Euronews, bu değerlendirmeye, raporlarda da yer alan, gazetecilerin tutukluluğu, hükümetin medya üzerindeki etkisi ve denetleyici kurumların iktidar yanlısı olması [<em>RTÜK</em>], medya kuruluşlarının kapatılması gibi sebeplerle ulaşıldığını yazdı.</p>
<p><a href="https://bianet.org/bianet/medya/193271-isim-isim-hapis-gazeteciler">TIKLAYIN &#8211; İsim İsim Hapis Gazeteciler</a></p>
<p><a href="http://bianet.org/bianet/ifade-ozgurlugu/119085-bia-medya-gozlem-raporlari">bia Medya Gözlem Raporu</a>’na göre, 1 Ocak 2018&#8217;e 122 gazeteci ve medya çalışanı hapiste girdi.</p>
<p><strong>Medya okuryazarlığında Finlandiya birinci</strong></p>
<p>Medya okuryazarlığı konusunda en üst sırada, 100 üzerinden 76 puan alan Finlandiya bulunuyor. Raporda bu durum, Finlandiya’daki eğitimin kalitesine ve eleştirel düşüncenin teşvik edilmesine bağlanıyor.</p>
<p>Raporda/endekste, bir ülkenin sahte haberlere karşı direncinin o ülkenin eğitim kalitesiyle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekiliyor. Eğitim seviyesi yüksek kesimlerin radyo, televizyon ve internet gibi haber alma kaynaklarının farklı olduğu vurgulanıyor.</p>
<p>Raporda ayrıca, “yalan haberlerin, toplumdaki kutuplaştırmayı artırdığı ve güveni zedelediği” değerlendirmesi yapılıyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://bianet.org/bianet/ifade-ozgurlugu/195755-medya-okuryazarligi-endeksi-turkiye-yalan-habere-direncsiz">Bianet</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/03/medya-okuryazarligi-endeksi-turkiye-yalan-habere-direncsiz/">Medya Okuryazarlığı Endeksi: Türkiye “Yalan Habere” Dirençsiz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
