<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Pınar İlkiz arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/pinar-ilkiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/pinar-ilkiz/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Aug 2024 10:50:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Pınar İlkiz arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/pinar-ilkiz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılık: Sivil Sayfalar&#8217;dan Dosya Çalışması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/08/14/sivil-topluma-yonelik-ayrimcilik-sivil-sayfalardan-dosya-calismasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Aug 2024 09:59:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Emel Kurma]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Burak Tek]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar İlkiz]]></category>
		<category><![CDATA[reha ruhavioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Rümeysa Çamdereli]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil topluma yönelik ayrımcılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86747</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplum, doğrudan çalışma gösterdiği alanlarda ayrımcılıkla mücadele ederken ya da ayrımcılığa uğrayan canlıların, yapıların desteklenmesi için farklı çalışmalar yürütürken aynı zamanda sadece sivil toplum olduğu için de ayrımcılığa uğruyor ve bununla mücadele ediyor. Sivil toplumcuların bir "iç bilgi" olarak sahip olduğu bu meseleyi Sivil Sayfalar olarak derlemek, tarihe not düşmek ve bu konuda adımlar atmak için zemin hazırlamak niyetindeyiz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/08/14/sivil-topluma-yonelik-ayrimcilik-sivil-sayfalardan-dosya-calismasi/">Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılık: Sivil Sayfalar&#8217;dan Dosya Çalışması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar olarak Avrupa Birliği Tarafından Finanse Edilen “Sahne” projesi kapsamında aldığımız İncele alt hibe desteğiyle yürüttüğümüz “Ayrımcılığın Haberini Sivil Toplum Yaparsa” isimli projemiz kapsamında bir video-podcast serisi hazırladık. Bu projeyle kapsamlı çalışmalar yürüten birçok sivil toplum kuruluşunun kendi tematik alanlarında maruz kaldığı ayrımcılıklardan ziyade, genel olarak sivil toplumun maruz kaldığı ayrımcılıkları gündemimize aldık.</p>
<p>Bu kapsamda yazılı içerikler yayınladık:</p>
<ul>
<li><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/26/sivil-toplumun-daralan-labirenti/">Sivil Toplumun Daralan Labirenti</a></li>
<li><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/25/turkiyedeki-sivil-toplum-afetlerin-ardindan-daha-da-guclendi-ve-cesitlendi/">Türkiye&#8217;deki Sivil Toplum, Afetlerin Ardından Daha da Güçlendi ve Çeşitlendi</a></li>
<li><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/04/19/en-buyuk-zorluk-genel-atmosferdeki-dusmanlik-soyleminin-etkisi/">En Büyük Zorluk, Genel Atmosferdeki Düşmanlık Söyleminin Etkisi</a></li>
<li><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/01/sivil-toplumcular-sivil-topluma-yonelik-ayrimciliklar-raporu-icin-toplandi/">Sivil Toplumcular “Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılıklar Raporu” İçin Toplandı!</a></li>
<li><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/08/ayrimciligi-belgeleyen-ve-esitligi-hedefleyen-merkez-esitlik-izleme-merkezi/">Ayrımcılığı Belgeleyen ve Eşitliği Hedefleyen Merkez: Eşitlik İzleme Merkezi</a></li>
</ul>
<p>Sivil topluma yönelik ayrımcılık konusuna ilişkin literatürde yer alan tüm çalışmaları derledik ve temel meseleleri öne çıkardığımız bir rapor kaleme aldık:</p>
<ul>
<li><a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/sivil-topluma-yonelik-ayrimciliklar-arastirma-raporu/">Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılıklar Araştırma Raporu, 2024</a></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sivil toplum alanında farklı alanlarda çalışma yapan uzmanlarla görüşmeler yaptık ve bunu bir video ve podcast serisine dönüştürdük:</p>
<p><iframe title="Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılık" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/videoseries?list=PLjJlhTq5omatoYaZysfPv2STpzEWF2457" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<div id="buzzsprout-large-player"></div>
<p><script type='text/javascript' charset='utf-8' src='https://www.buzzsprout.com/2395228.js?container_id=buzzsprout-large-player&#038;player=large'></script></p>
<p>Tüm bu çalışmalar bize gösterdi ki sivil toplum, doğrudan çalışma gösterdiği alanlarda ayrımcılıkla mücadele ederken ya da ayrımcılığa uğrayan canlıların, yapıların desteklenmesi için farklı çalışmalar yürütürken aynı zamanda sadece sivil toplum olduğu için de bir ayrımcılığa uğruyor ve bununla mücadele ediyor. Sivil toplumcuların bir &#8220;iç bilgi&#8221; olarak sahip olduğu bu meseleyi Sivil Sayfalar olarak derlemek, tarihe not düşmek ve bu konuda adımlar atmak için zemin hazırlamak niyetindeyiz. Ancak bu şekilde sivil toplumun omzundaki yüklerden biri azaltılabilir ve her kurum kendi çalışma alanında daha verimli hale gelebilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/08/14/sivil-topluma-yonelik-ayrimcilik-sivil-sayfalardan-dosya-calismasi/">Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılık: Sivil Sayfalar&#8217;dan Dosya Çalışması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılık Video Serisi &#8211; 1 &#8211;  Pınar İlkiz&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/22/sivil-topluma-yonelik-ayrimcilik-video-serisi-1-pinar-ilkizle-gorusme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2024 10:30:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar İlkiz]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal fayda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86675</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar olarak “Ayrımcılığın Haberini Sivil Toplum Yaparsa” isimli projemiz kapsamında bir video-podcast serisinin ilkinde Pikan Ajans kurucularından Pınar İlkiz'le sivil toplumun iletişim, farkındalık çalışmalarını ve aynı zamanda alandaki sorunları konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/22/sivil-topluma-yonelik-ayrimcilik-video-serisi-1-pinar-ilkizle-gorusme/">Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılık Video Serisi &#8211; 1 &#8211; &lt;br&gt; Pınar İlkiz&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar olarak Avrupa Birliği Tarafından Finanse Edilen “Sahne” projesi kapsamında aldığımız İncele alt hibe desteğiyle yürüttüğümüz “Ayrımcılığın Haberini Sivil Toplum Yaparsa” isimli projemiz kapsamında bir video-podcast serisi hazırladık. Bu projeyle kapsamlı çalışmalar yürüten birçok sivil toplum kuruluşunun kendi tematik alanlarında maruz kaldığı ayrımcılıklardan ziyade, genel olarak sivil toplumun maruz kaldığı ayrımcılıkları gündemimize aldık. Serinin 1. videosunda sosyal fayda iletişimcisi, Pikan Ajans kurucularından Pınar İlkiz&#8217;le konuştuk. Görüşme: Büşra Bulut</p>
<p><iframe title="Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılık Video Serisi - 1 - Pınar İlkiz" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/CGj_mglcERk?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/22/sivil-topluma-yonelik-ayrimcilik-video-serisi-1-pinar-ilkizle-gorusme/">Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılık Video Serisi &#8211; 1 &#8211; &lt;br&gt; Pınar İlkiz&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazeteci ve STK&#8217;lar için Dijital Mecralar Atölyesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/11/14/gazeteci-ve-stklar-icin-dijital-mecralar-atolyesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2022 08:31:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Mecralar Atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar İlkiz]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82217</guid>

					<description><![CDATA[<p>IPS İletişim Vakfı/bianet, Atölye BİA’nın gazeteciler ve STK'lar için düzenlediği 'Dijital Mecralar Atölyesi'ne başvurmaya çağırıyor. 13 ve 14 Aralık'taki iki günlük atölyeye son başvuru tarihi 7 Aralık.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/11/14/gazeteci-ve-stklar-icin-dijital-mecralar-atolyesi/">Gazeteci ve STK&#8217;lar için Dijital Mecralar Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eğitmenliğini Pikan Ajans Kurucu Ortağı ve İletişim Geliştirme Direktörü Pınar İlkiz&#8217;in yapacağı atölye, yüz yüze  ve <strong>13-14 Aralık</strong>&#8216;ta Atölye BİA&#8217;nın İstanbul&#8217;daki merkezinde yapılacak. Atölyeye son başvuru tarihi ise <strong>7 Aralık</strong> Çarşamba saat 09.00.</p>
<p>Gazeteciler ve STK&#8217;lara yönelik iki günlük Dijital Mecralar Atölyesi, yeni medya mecraları, yeni medyada yazmak, yeni medya için görselleştirme ve zenginleştirme araçları konularını içeriyor. Atölyede ayrıca, uygulamalı çalışmalar yapılacak.</p>
<p>Atölye başvuruları gazetecilere, işsiz bırakılmış gazetecilere, sivil toplum kuruluşu çalışanlarına açık.</p>
<p>Atölye ile ilgili sorularınız için <a href="mailto:atolyebia@bianet.org">atolyebia@bianet.org</a> adresine mail atabilirsiniz.</p>
<p>Atölye programına kabul edilen katılımcılarla program öncesi, hazırlık çalışmalarını içeren detaylı program bilgilendirmesi paylaşılacak.</p>
<p>* Atölye ücretsizdir.</p>
<p>** Atölye sonunda katılım sertifikası verilecektir.</p>
<p>*** Sınırlı sayıda katılımcının yol&amp;konaklaması karşılanacaktır.</p>
<p><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfY0_kZKstbDDslFMFnpv3MSnRUD3P6flQ0v_Xd7OzehxMJSg/viewform" target="_blank" rel="noopener">Başvuru formu için tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/11/14/gazeteci-ve-stklar-icin-dijital-mecralar-atolyesi/">Gazeteci ve STK&#8217;lar için Dijital Mecralar Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Değerlendiriyor: COVID-19 Salgını Türkiye’deki Sivil Toplumu Nasıl Dönüştürüyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/21/uzmanlar-degerlendiriyor-covid-19-salgini-turkiyedeki-sivil-toplumu-nasil-donusturuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2020 12:42:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[TÜSEV]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19]]></category>
		<category><![CDATA[Liana Varon]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Çalışkan]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar İlkiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54169</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜSEV, COVID-19 salgınının ve bu kapsamda alınan önlemlerin Türkiye’deki STK’ların işleyişi üzerindeki etkilerinin anlaşılması ve doğan ihtiyaçlar ışığında savunuculuk stratejilerinin geliştirilmesi amacıyla 170 STK’nın katılımıyla Nisan ayında bir anket çalışması yaptı. Anket, salgının sivil toplum kuruluşları (STK’lar) üzerindeki etkisi, bu dönemde STK’ların kaynaklara erişimi ve istihdam kapasitesi, hibelerin durumu, yardım ve bağış toplamada değişen önceliklere yönelik önemli bulgular sundu. Ayın yazısında, anket sonuç raporunda derlenen bulguları değerlendirmek üzere farklı alanlarda çalışan uzmanlara danıştı ve Yaşama Dair Vakıf kurucularından Mehmet Ali Çalışkan, Pikan Ajans Kurucu Ortağı ve İletişim Geliştirme Direktörü Pınar İlkiz, Sivil Toplum için Destek Vakfı Koordinatörü Liana Varon’un yorumlarını derledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/21/uzmanlar-degerlendiriyor-covid-19-salgini-turkiyedeki-sivil-toplumu-nasil-donusturuyor/">Uzmanlar Değerlendiriyor: COVID-19 Salgını Türkiye’deki Sivil Toplumu Nasıl Dönüştürüyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mehmet Ali Çalışkan, Pınar İlkiz, Liana Varon’la röportaj</strong></p>
<p><strong>Anket sonuçlarını genel olarak nasıl değerlendirirsiniz? Çarpıcı bulduğunuz sonuçlardan kısaca bahsedebilir misiniz?</strong></p>
<p><strong>Mehmet Ali Çalışkan (Yaşama Dair Vakıf):</strong> TÜSEV araştırması Koronavirüs salgını döneminde sivil toplum kuruluşlarının ilk algıları, refleksleri, kaygıları ve öngörülerini ortaya koyan önemli bir çalışma oldu. Araştırmanın işaret ettiği üç önemli sonuç olduğu söylenebilir: 1) salgının izolasyonla birlikte yol açtığı yeni çalışma biçimlerine adaptasyon kabiliyeti, 2) çalıştıkları tematik alanların salgının öne çıkardığı ihtiyaçlara uyum gereksinimi, 3) kaynak geliştirme stratejilerinin gözden geçirilme ihtiyacı. STK’ların çalışma biçimlerini ve kültürlerini sanal ortamda sürdürme konusunda iyi bir sınav verdiği görülüyor. %60’ının büyük bir zorluk çekmeden yeni çalışma düzenine alışmış olması ve daha ilk aylardan duruma uyum refleksi göstermesi, ilerleyen aylarda bu oranın daha da artabileceğinin işareti olarak görülebilir.</p>
<p>Araştırma salgında öne çıkan ihtiyaçların da sivil toplum tarafından hızla yorumlandığını ve kendilerine duyulan ihtiyaç kadar, kendilerinin de odak konularında revizyona gitmeleri davranışının gündemlerinde olduğunu gösteriyor. Bu da sivil toplumun, önümüzdeki dönemde salgının yol açabileceği toplumsal ve çevresel etkilere ve bunların kendilerine yükleyeceği sorumluluklara dair alarm durumunda olduklarını işaret eden önemli bir gösterge. Bu iki olumlu durumun yanında STK’ların kırılganlıklarını gösteren alanın ise kaynak bulma, geliştirme, kaynaklara erişim olduğu görülüyor. Gelir kaybının daha uzun bir vadeye yayılabileceği kaygısının olduğu anlaşılıyor. Zira ankete cevap verenlerin yarısından fazlası kaynak geliştirme konusunda yeni stratejik arayışlara gireceğini dile getirmiş. Bu durum sivil toplumun kendisi dışındaki kaynaklara bağımlılığını gösteren bir kırılganlık. Dolayısıyla sivil toplumun önümüzdeki dönem, kaynak bulmak kadar kaynak yaratmak ve kendi becerilerini finansal değere dönüştürmek gibi seçenekleri gündemlerine aldığını, sosyal girişimlere dönüşmek, sosyal ve çevresel faydası yüksek “startup”larla iş birlikleri yapmak gibi tutumlar geliştirdiğini görmek mümkün.</p>
<p><strong>Pınar İlkiz (Pikan Ajans): </strong>Değerlendirmemde şu soruyu başa koyarım; “Yeni kaynak yaratma faaliyeti yürütmeden, mevcut kaynaklarınızla ne kadar süre mevcut iş yapınızı ve personel sayınızı koruyabileceğinizi öngörüyorsunuz?” %46’lık bir kesim 1-6 ay demiş, 6-9 ay diyenlerin oranı ise %17.</p>
<p>Buna eşlik edecek veri ise “COVID-19 salgınına yönelik alınan önlemler kuruluşunuzun hangi faaliyetlerini etkiledi?” sorusuna %43 “Hizmet sağlama (saha çalışmalarının durdurulması, hizmet merkezlerinin kapatılması)” ile aynı oranda “Kaynak geliştirme faaliyetleri” cevabının verilmiş olması.</p>
<p>Bu da bize şunu söylüyor, eğer sivil toplum kuruluşlarının büyük bir çoğunluğu, iletişim kanallarını ve yöntemlerini kaynak geliştirmeyi -hatta özellikle bireysel kaynak geliştirmeyi- odağına alacak bir şekilde değiştirmezse ayakta kalmakta zorlanacak. Dolayısıyla aslında bütün rapordan çıkardığım en önemli sonuç dijitale (hem iletişim, hem eğitim, hem de kaynak geliştirme açısından) ağırlık vermenin öneminin fark edilmiş olması.</p>
<p><strong>Liana Varon (Sivil Toplum için Destek Vakfı): </strong>Anket sonuçları, Covid-19 sürecinin başından anketin tamamlandığı Nisan ayı ortasına kadar ankete katılan STK’ların süreçten ve alınan tedbirlerden nasıl etkilendiğine dair tabloyu farklı boyutlarıyla ortaya koyuyor. Katılımcıların %67’sinin çeşitli zorluklarla karşılaşmalarına rağmen çalışmalarını bu döneme adapte edebildiklerini söylemeleri, STK’ların sürecin yarattığı değişimi ve getirdiği gerekliliklere mevcut koşullar içerisinde hızlı şekilde cevap verebildiklerine işaret ediyor. Bu durum, sivil toplumun çalışmalara dijital araçlar kullanarak devam etmesi açısından olumlu bir tablo sunsa da bu dönemde kullanılan yöntemlerin ve yapılan çalışmaların etkilerini anlamak için henüz çok erken.</p>
<p>Ankete verilen cevaplar bir yandan STK’ların çalışmalarına duyulan ihtiyacın önümüzdeki dönemde artarak devam edeceği beklentisini ortaya koyarken diğer yandan da finansal sürdürülebilirlik konusundaki kırılganlıklarını ve yaşanan belirsizliğin olası etkilerini gözler önüne seriyor. Ankete katılan STK’ların %62’sinin çalışma alanlarındaki ihtiyacın arttığını; %43’ünün ise kendi çalışma alanlarının dışında kalan farklı bir alandaki ihtiyaç̧ artışına vurgu yapması önümüzdeki dönemde gerek STK’ların hedef kitlelerine yönelik yaptıkları çalışmaların gerekse de kendi kurumsal dönüşümleri açısından ihtiyaçlarının çeşitleneceği ve artacağını gösteriyor. Bu bağlamda, özellikle kurumsal dönüşüme ilişkin öne çıkan dijital araçların kullanımı, dijital platformlarda gönüllülük ve eğitim gibi konular sivil toplumun iş yapma biçimlerinin ve hedef kitlelerine erişmek için kullandıkları yöntemlerin önümüzdeki dönemde daha da fazla değişebileceğini ve bu değişimi gerçekleştirebilmek için hem altyapıya hem de çeşitli uzmanlıklara yönelik ihtiyaçlar oluşacağını öngörebiliriz.</p>
<p>COVID-19 sürecinde STK’ların çalışmaların ve dönüşümü için kapasitelerinin güçlenmesine dair ihtiyaçlar artarken; sivil topluma yapılan bağışın düşmesi ve önümüzdeki dönemde kaynak geliştirme faaliyetlerini gerçekleşememesinden kaynaklanabilecek sorunlar da anketin önemli bulgularından bazıları. Bu veriler ankete katılan STK’ların %46’sının mevcut kaynaklarıyla çalışmalarını yalnızca 1-6 ay süreyle devam ettirebileceği bulgusuyla birleştirildiğinde, STK’ların finansal açıdan kırılganlığını ve çalışmalarına devam edebilmek için ileriki dönemde daha fazla kaynağa ihtiyacı olacağını gösteriyor. STK’ların önümüzdeki günlerde bireysel bağışçılara yönelik çalışmalara ve dijital bağış̧ kampanyalarına öncelik vereceklerini söylemeleri de anketin önemli sonuçları arasında değerlendirilebilir. Bu yönelim Türkiye’de bağışçılığın gelişimi ve STK’ların bağışçılarla ilişkilerini geliştirmeleri açısından önemli. Fakat gerek salgını takip etmesi beklenen ekonomik kriz, gerek sivil toplumun büyük ölçüde bireysel bağışçılarla çalışma pratiğinden uzak olması ve gerekse Yardım Toplama Kanunu’ndan kaynaklı kısıtlamaların bu alanda yapılacak çalışmaların sivil toplumun ihtiyaç̧ duyduğu kaynaklara hızlı bir şekilde ulaşmasını zorlaştırabilir. Bu zorluklar karşısında sivil toplumun bireysel bağışçılarla çalışmaya yönelik becerilerini artırması geleceğe yönelik önemli bir yatırım olarak düşünülebilir. Ankete katılan STK’lar her ne kadar bireysel bağışçılara yönelik çalışmalara öncelik vereceklerini belirtseler de, çalışmalarına devam edebilmek ve insan kaynağını koruyabilmek için bu konuda öncelikli desteği hibe ve fon veren kuruluşlardan ve onların hibe yaklaşımlarında yapılacak değişikliklerden bekliyorlar. Ayrıca, etkin kamu-sivil toplum iş birlikleri ve devletin bu süreçte sivil topluma yönelik teşviklerinin artması ankete katılan kuruluşların önemsediği konular.</p>
<p><strong>Türkiye’deki STK’ların varlıklarını sürdürmeye devam edebilmeleri için sizce neler yapılabilir, nasıl iş birlikleri kurulabilir?</strong></p>
<p><strong>Mehmet Ali Çalışkan:</strong> STK’ların varlıklarını sürdürme konusunu finansal bir indirgemenin dışında düşünmek gerekir. Sivil toplumda salgın döneminde ilk refleksin finansal kaygıların öne çıkması olduğu görüldü. Oysa bu tür kriz dönemleri sivil topluma olan ihtiyacı artırmaya daha yatkın olurlar. Türkiye sivil toplumu bugünkü olgunluk seviyesine 1999 depreminde gösterdiği performansın da etkisiyle ulaştı. Sivil toplum; depremde arama kurtarma ile başladığı çalışmaları, deprem sonrası mağdurların hayatta kalması için gerekli desteğin sürdürülmesi ve daha sonra hayata tutunmaları için kapasite artırımı çalışmaları ile genişlemişti. Deprem döneminde sivil toplumun ilk kaygısını finansal sürdürülebilirlik oluşturmamıştı. Daha ziyade mağduriyetleri keşfetmek, anlamak ve çözümler geliştirme motivasyonu bunu sağlamıştı. Bugün de benzer bir durumla yüzleşiyoruz. Salgın bir sağlık krizi olmanın ötesine geçiyor. İşsizlik, yoksulluk gibi ekonomik ve toplumsal sorunlara doğru eviriliyor. Depremden sonra sivil toplumun ulusal ve uluslararası kaynaklara erişim becerisi de gelişmişti. Koronavirüs krizinde ortaya çıkan ilk kaygılar gösteriyor ki, bu beceri zamanla bir bağımlılık ilişkisi yaratmış ve sivil toplumun özgüvenini zedelemiş.</p>
<p><strong>İletişim açısından bakıldığında, COVID-19 salgını gibi tüm dünyadaki sivil toplumun varlığını derinden tehdit eden bir durum karşısında sizce fırsata çevrilebilecek olanaklar da bulunuyor mu, bunlar hangileri?</strong></p>
<p><strong>Pınar İlkiz: </strong>Bu sürecin fırsata çevrilebilecek en önemli yanı bireysel bağışçılarla konuşmaya başlamak. “2020 yılı için planlanmış olan kaynak geliştirme planlarınızda değişiklik yaptınız mı/yapacak mısınız?” sorusuna sadece %54’lük bir kesim “Evet” cevabı vermiş. Açıkçası bunun daha yüksek olmasını beklerdim.</p>
<p>Öte yandan da fon ya da hibe alan kurumların oranı %60. Bu noktada sivil toplum kuruluşlarına “Fon ya da hibe almayın” gibi keskin bir cümle kurmak mantıksız, ama “Sadece fon ya da hibelere bel bağlamayın, yüzünüzü artık bireysel bağışçılara dönün” denebilir.</p>
<p>Kaynak geliştirme planlarını değiştirmeye “Evet” diyenler, cevaplarını detaylandırınca sekiz başlık çıkmış ortaya. “Bireysel Bağışçılık Odaklı Kaynak Geliştirme Stratejileri / Aktif Sosyal Medya İletişimi / Dijital Bağış Kampanyaları” başlıkları benim için öne çıkıyor.</p>
<p>Sivil toplum kuruluşlarının bir kısmı halihazırda bireysel bağışçısıyla konuşuyordu. Bu arada bireysel bağışçı ile konuşmak sadece ondan bağış istemek, yeni bir sertifika/ürün tasarladığınızda onu bildirmek, doğum günü yaklaşınca doğum gününü bağışlamasını istemekten ibaret değil. Bağışçı Hakları Beyannamesi gereğince onu bilgilendirmeniz, sorularına açık ve şeffaf bir şekilde cevap vermeniz gerektiğini unutmayın. Yoksa kazandığınız bireysel bağışçılarınızı kaybedebilirsiniz.</p>
<p>Öte yandan bireysel bağışçılarınızla konuşmaya başladığınız için bir anda bireysel bağışlarınızın artmayacağını, bunun bir süreç olduğunu unutmamak gerek. İlk sertifikanızı kimse almayabilir, ilk SMS içeriğinizin ardından bir sürü mesaj gelmeyebilir. İnsanlar bağış yapmaya her zaman “gündelik hayatın koşulları” ile “kendi niyetleri” arasında bir yerde karar veriyordu. COVID-19’la insanların öncelikleri ve hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları şeyler değişim geçirdi. Bu bazıları için daha az tüketmeye de evirildi. O yüzden bağışçılık kültürünün de bütün bunların arasında bir yerde yıldızının parlayacağını düşünüyorum. Herkes birer bağışçıya dönüşecek demek çok iddialı olur, çünkü içinde yaşadığımız kültür normal şartlar altında da bağış, yardım, sadaka konularında değişik tercihlere sahip. TÜSEV’in bağışçılık raporları bunu zaten gözler önüne seriyor. Ama bu durumu fırsata çevirmek isteyen kurumlar kendilerini anlatma şekillerini, ne istediklerinden ziyade ne verebileceklerini de gözden geçirmeli derim.</p>
<p><strong>Anketi hibe veren kuruluşlar özelinde nasıl değerlendirirsiniz? COVID-19 süreci hibe veren kuruluşlar ile faydalanıcıları arasındaki ilişkileri hangi şekillerde değiştirecek?</strong></p>
<p><strong>Liana Varon: </strong>Ankete katılan kuruluşların önemli bir bölümü (%60) çalışmalarını hayata geçirebilmek için farklı hibe ve fon kaynaklarından (uluslararası kuruluşlar, uluslarüstü kuruluşlar, Türkiye’de hibe veren kuruluşlar vb.) faydalanıyorlar. Önümüzdeki dönemde bu kuruluşların çalışmalarını sürdürebilmeleri için bu kaynakların devam etmesi önem taşıyor. Araştırma, STK’ların çalışma alanları ve hibelerden yararlanma oranlarına ilişkin bir karşılaştırma yapmasa da; Türkiye’de STK’ların farklı finansal kaynaklara erişimi ve bireysel bağışçıların desteklemeyi tercih ettikleri alanlar açısından düşünüldüğünde özellikle hak temelli çalışmalar yapan STK’lar açısından hibe ve fonların devamlılığı ile öncelik alanlarının önümüzdeki dönemde nasıl değişeceğinin Türkiye sivil toplumu açısından önemli bir dönüm noktası olacağı söylenebilir. Bu bağlamda, araştırmanın Hibe ve Fonlar bölümünde yer alan en çarpıcı yanıtlardan birinin araştırmaya katılanların %81’inin yakın gelecekte hibe veren kuruluşların önceliklerinin değişmesini beklediklerini olduğunu düşünüyorum. Bu değişikliğin ne yönde olmasının beklendiğine dair elimizde somut bir veri olmasa da; hibelerin COVID-19’a ilişkin müdahalelere ve sağlık alanında çalışan kuruluşlara, salgından ve takip eden dönemde yaşanması beklenen ekonomik krizden etkilenenlere yönelik yardım çalışmalarına ya da dezavantajlı durumdaki hedef kitlelere yönelmesine dair beklentiler oluşabilir.</p>
<p>Hibe veren kuruluşların salgın ve bu salgınının yarattığı ihtiyaçları gidermeye yönelik çağrılar açmasını, bundan sonraki dönemde verilecek hibelerin de salgının derinleştirdiği ihtiyaçlar ve eşitsizlikleri azaltmaya yönelik müdahalelere yönelmesini beklemek yanlış̧ olmayacaktır. Örneğin; Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak COVID-19 salgını ekseninde güncellediğimiz <a href="http://siviltoplumdestek.org/vakif-haberi/covid-19-salgini-ekseninde-yasanan-gelismeler-dogrultusunda-2020-yili-hibe-stratejimizi-guncelledik/">Hibe Stratejimizde</a> yıl içerisinde mevcut hibe programlarımızı açmaya devam ederken, bu sürecin yarattığı etkileri de göz önüne alarak tüm hibe programlarımıza STK’ların iş yapma biçimlerinde yaşanacak değişimler ile yoksulluk ve yoksunlukla mücadele ve yaşanması beklenen ekonomik krizin de sonucunda dezavantajlı olan ve bu süreçte daha da kırılgan hale gelen gruplarla çalışan STK’ların çalışmalarına destek vermeyi önceliklendirdik. Birçok hibe veren kuruluşun bu dönemde oluşan ihtiyaçlara doğru şekilde yanıt verebilmek ve kaynaklarını en etkin şekilde kullanabilmek için hibe stratejilerini gözden geçirdiklerini biliyoruz. Hibe veren kuruluşların gelecek dönemdeki stratejileri ve hibe programlarına ilişkin bilgileri açık şekilde paylaşmalarının STK’ların hibe kaynaklarına ilişkin endişelerini bir nebze olsun azaltmak açısından faydalı olabileceğini düşünüyorum.</p>
<p>Anket sonuçları, mevcut veya devam eden hibeler açısından değerlendirildiğinde hibe veren kuruluşların ve bu hibelerden faydalanan STK’ların COVID-19 sürecinin getirdiği etkiler ve değişime hızlı şekilde cevap verebildiğine işaret ediyor. Ankete katılanların %70’i hibe veren kuruluşların bu süreçte esnek veya çok esnek olduğunu söylerken; neredeyse tamamı devam eden hibelerde COVID-19’dan kaynaklı olarak yapmak istedikleri değişikliklerin fon verenler tarafından kabul edildiğini belirtiyor. Bu yanıtlardan hareketle hem STK’ları hem de hibe veren kuruluşları etkileyen ve her iki taraf açısından da birçok belirsizliğin bulunduğu bu sürecin karşılıklı açık iletişim kurabilmek, daha esnek şekilde davranarak bazı durumlarda yapılacak çalışmalar ve proje takvimlerini birlikte güncellemek ve farklı paydaşlar arasında daha yakın bir ilişki ve düzenli bir iletişim geliştirmek açısından önemli gelişme ve fırsatlara vesile olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, hibe veren kuruluşlarla STK’ların ilişkilerinde yaşanan bu olumlu değişimin kalıcı olabilmesi için bundan sonraki süreçte de devam etmesi ve yeni açılacak hibe programlarına da yansıması gerekiyor. Bunun için her iki tarafın da birbirini ve koşullarını daha iyi anlaması, bu süreçte açılan iletişim kanallarını düzenli şekilde devam ettirmesi, STK’ların mevcut durumları ve ihtiyaçlarını açıklıkla paylaşması ve hibe veren kuruluşların da bu süreçte gösterdikleri esnekliği bundan sonraki dönem için de çalışma biçimlerinin bir parçası haline getirebilmeleri her zamankinden daha fazla önem taşıyor.</p>
<p>Anket sonuçlarından, STK’ların bir diğer beklentisinin de gelecek dönemde hibe veren kuruluşların kurumsal hibelere öncelik vermesi olduğu görülüyor. Kurumsal hibeye ilişkin talepler COVID-19 süreci ile birlikte daha görünür hale gelse de özellikle sivil alanın daraldığı ülkelerde sivil toplumu desteklemek açısından kurumsal hibelerin önemi farklı filantropik aktörler tarafından uzun zamandır tartışılıyor. Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak kuruluşumuzdan beri en fazla öncelik verdiğimiz yöntem olan kurumsal hibeleri hem bir fon programı olarak değerlendiriyor hem de yıl içinde açtığımız tüm tematik fonlarda STK’lara kurumsal hibe başvurusu yapma seçeneğini de sunuyoruz. Bu konudaki deneyimimiz, kurumsal hibelerin kapasite güçlendirme mekanizmaları ile de desteklendiğinde, sivil toplumun gelişimi açısından önemli bir araç̧ haline geldiği yönünde. COVID-19 sonrası güncellenen hibe stratejimizde de belirttiğimiz üzere önümüzdeki dönemde sivil toplumun ayakta kalması, yeni dönemin koşullarına adapte olması ve kendini dönüştürebilmesi için desteklerimizin önemli bir bölümünü kurumsal hibe olarak vermeye devam edeceğiz. Diğer yandan, bu yöntemin Avrupa Birliği fonlarının yeniden tahsisini yapan Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği (Birlikte Programı), Hafıza Merkezi (Haklara Destek Hibe Programı) ve Hrant Dink Vakfı (Sivil Toplumu Güçlendirme Programı) tarafından hayata geçirilen programlarla Türkiye’de daha yaygın hale geldiğini görüyoruz. Bununla birlikte, değişen öncelikler doğrultusunda özellikle 2020-2021 dönemi sonrasında bu programların ne şekilde devam edeceğini henüz bilmiyoruz. Türkiye’de az sayıda olan ve kendi kaynakları ile hibe veren kuruluşların ise kurumsal hibe verme yaklaşımındansa proje destekleri içerisinde kurumların insan kaynakları ya da idari giderleri için ayrılacak yüzdeleri artırması daha olası bir seçenek olarak gözüküyor.</p>
<p>COVID-19 ile başlayan süreç̧ hem STK’lar hem de fon veren kuruluşlar açısından birçok belirsizliği içinde barındırıyor. Bununla birlikte, salgınla birlikte daha da görünür hale gelen ve yakın zamanda etkilerini daha da fazla hissedeceğimiz ekonomik krizin her iki grubun kaynaklarında küçülmeye ya da kaynaklara erişimde zorluklarla karşılaşmasına neden olması bekleniyor. Bütün bu zorluklara rağmen, bu dönem hibe veren kuruluşlarla STK’ların birbirini daha fazla dinlemesi, daha kapsamlı bir paydaşlık ilişkisi geliştirmesi ve finansal desteklerin yanı sıra farklı kaynak mekanizmalarını ve iş birliklerini de harekete geçirerek birlikte çalışmaları için önemli fırsatlar barındırıyor.</p>
<p><strong>Anket verilerini de göz önünde bulundurarak, önümüzdeki dönemde Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarını bekleyen fırsat ve zorluklarla ilgili öngörülerinizi paylaşır mısınız?</strong></p>
<p><strong>Mehmet Ali Çalışkan:</strong> Salgın sonrası sivil toplumu bekleyen en önemli sorun kaynaklara erişim gibi duruyor. Ancak bundan daha önemli bir sorun var. Sivil toplumun salgının etkilerini anlama, çözümler geliştirme ve giderme konusunda vereceği bir sınav var. Sivil toplum bu konularda kararları etki alanında kendine yer bulmalı. Ancak görünen o ki, karar alıcılar kendilerine siyaseten angaje olmayan kuruluşlara kulaklarını kapalı tutuyorlar. Dolayısıyla sivil toplumun önünde iki zorlu iş duruyor. İlki salgının etkilerini, özellikle mağduriyetler ve mağdur tanımlamaları düzeyinde anlama ve tahribatı giderecek yaratıcı öneriler ve pilot uygulamalar geliştirme ile ilgili. İkincisi ise karar alıcıların, daha da genel olarak siyasetin genelinin kendilerine kulak vermesini sağlamak ile ilgili. Sonuç olarak sivil toplum kendi varoluşunu önceliklendirir ve kurumsal devamı için gerekli finansal arayışa odaklanırsa, hedef gruplarının mağduriyetlerini anlama ve giderme çabasından uzaklaşabilir. Bu da ona olan ihtiyacı ortadan kaldırma riski taşıyor.</p>
<p><strong>Pınar İlkiz: </strong>Fırsatlar bence bireysel bağışçının önemini kavrayan sivil toplum kuruluşları için geçerli olacak. Zorluk ise başından beri entegre çalışmayan iletişim, kaynak geliştirme ve kampanya/proje ekiplerinin entegre çalışmak zorunda olduğunu fark etmemesinde yatıyor. Bu alanların, sadece olup bitenler konusunda birbirini bilgilendirmesi değil birbirini beslemesi gerekiyor. İletişimden sorumlu kişinin, kurumun herhangi bir dijital mecrada aldığı mesaj ya da yorumun kampanyadan sorumlu kişide nasıl bir fikri oluşturacağını ya da besleyeceğini hiçbirimiz bilemeyiz.</p>
<p>Ki konu bireysel bağışçılar olduğunda avantaj bence iletişimcilerden yana. Çünkü dijital dünyada kurumla temas eden herkes onlar için potansiyel bağışçı ve bu da onlara birinci elden isteklerini, hassasiyetlerini ve kurumla ilgili düşüncelerini tecrübe etme fırsatı veriyor. Edindiği bu bilgiyi kurumun varlık sebebi ve ilkeleri ile harmanlayıp ürettiği içerikle bireysel bağışçılarla konuşmalı kurum.</p>
<p>Eğer kurum bu dönemde hızlıca bağışçı kazanmak için sadece potansiyel bağışçısı olarak gördüğü kitlenin istek ve ihtiyaçlarına yönelik iletişim yaparsa ve orta ya da uzun vadede bu bağışçılar kurumla yollarını ayırırsa, kurum aslında olmak istemediği bir yerde bulacaktır kendini. Bağış almak ya da bağışçı kazanmak uğruna kurumun varlık sebebinden şaşmak en büyük iletişim kazası olacaktır. Bunu göz önünde bulundurmayan kurumlar da uzun vadede zorluk yaşayabilir. Ama burada hem kurumun varlık sebebini anlatma hem de bağışçısının ihtiyaçlarına cevap verme dengesini tutturmak gerek. Ki bu ihtiyaç her zaman hizmet değil, bazen bilgi almak, bazen kurum tarafından aranmak bile olabilir.</p>
<p>Bu noktada sivil topluma yönelik yardım ve kapasite geliştirme olanaklarına da bakmak gerek. Benim takip edebildiğim kadarıyla Sivil Toplum Destek Vakfı hibe stratejisini güncelledi, Heinrich Böll Stiftung Türkiye Temsilciliği “Korona Zamanlarında Güçlendirme ve İyileştirme Fonu” açtı, Sivil Düşün, salgın koşullarına özel “Bizi Bağlayan Şeyler Özel Desteği”ni duyurdu. Facebook, bireysel bağışçılığa odaklanan ve sivil toplum kuruluşlarını dijitalde desteklemeyi hedefleyen Sivil Toplum Programı’na ara vermeden dijitale taşıdı ve devam ediyor. Dijitalden bahsetmişken: Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nin (STGM) TechSoup ile ortaklığı kapsamında hayata geçirilen TechSoup Türkiye Bağış Programı kapsamında sivil toplum kuruluşlarının kullanabileceği Google AdGrants bu dönemde daha da kıymetli hale geldi.</p>
<p><strong>Liana Varon: </strong>Önümüzdeki dönem, sivil toplumun halihazırda kırılgan bir durumda olan finansal sürdürülebilirliği ve insan kaynaklarına erişimi açısından daha da zorlu bir sürecin yaşanacağını ortaya koyuyor. Bununla birlikte, bu süreçte alınan tedbirler ve bu doğrultudaki uygulamalar gerek sivil toplumun elverişli ve destekleyici bir ortamda faaliyet gösterebilmesi gerekse çalışmalarını dönemin getirdiği ihtiyaçlara adapte ederek ayakta kalabilmesi açısından da çeşitli zorluklar barındırıyor. Toplumsal ihtiyaçların arttığı ve kaynakların azaldığı bir dönemde STK’ların kendilerini var etmeleri, dönemin getirdiği ihtiyaç̧ ve koşulları doğru şekilde okuyarak yaklaşımlarını ve çalışmalarını bu doğrultuda adapte etmelerini ve tüm dünyanın gündemini belirleyen COVID-19 salgınına rağmen devam eden hak mücadeleleri ve kendi çalışma alanlarındaki önemli konuları duyurarak toplumun ilgisini çekmeyi ve desteğini almayı başarmalarını gerektiriyor.</p>
<p>Tüm bu zorluklara rağmen içinden geçtiğimiz süreç̧ STK’lar açısından çeşitli fırsatları da barındırıyor. Öncelikle bu süreç̧ tüm sektör ve alanlarda olduğu gibi sivil toplum açısından da engellenemez bir değişim sürecini zorunlu hale getiriyor. Bu değişimin örgütlenme modellerinden kaynak yaratma yöntemlerine, dijital platformları kullanma şeklinden gönüllülerle kurulacak ilişkilere kadar birçok alanda sivil toplumun iş yapma biçimlerini etkileyeceğini söylemek yanlış̧ olmaz. Zorlayıcı tarafları olmakla birlikte bu değişim ihtiyacı; STK’ların kendilerini ve amaçlarını yeniden tanımlaması, tabanıyla ilişkilerini ve bağını güçlendirmesi, kurumsallaşma süreçlerini yeniden tasarlaması için bir fırsat sunuyor. Bununla birlikte, içinde bulunduğumuz dönem sivil toplumun öncelikleri arasında yer alan “kaynak” konusunu da yeniden tanımlamak için bir fırsat sunuyor. Her ne kadar finansal kaynakları -hibe, fon, nakdi bağış̧- önceliklendirsek de bu dönemde yaşanan kısıtlar “kaynak” kavramını daha geniş̧ bir şekilde düşünmeyi sağlayarak; gönüllüler, ağlar, iş birlikleri gibi dayanışma temelli ve çoğu zaman finansal kaynağa bağlı olmadan gelişen desteklerin sivil toplum çalışmalarındaki rolünü̈ yeniden keşfetmek ve bu desteklere daha fazla yer açmak açısından önemli bir fırsat.</p>
<p>Yazıyı kaynağından okumak için <a href="https://degisimicinbagis.org/uzmanlar-degerlendiriyor-covid19-salgini-turkiyedeki-sivil-toplumu-nasil-donusturuyor/">buraya</a> tıklayınız.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/21/uzmanlar-degerlendiriyor-covid-19-salgini-turkiyedeki-sivil-toplumu-nasil-donusturuyor/">Uzmanlar Değerlendiriyor: COVID-19 Salgını Türkiye’deki Sivil Toplumu Nasıl Dönüştürüyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pikan Ajans: &#8221;Sivil Toplumla Öğrendik, Değiştik Ve Gelişiyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/02/pikan-ajans-sivil-toplumla-ogrendik-degistik-ve-gelisiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin İlbeyli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Dec 2019 13:21:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Demir]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook Sivil Toplum Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Pikan Ajans]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar İlkiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45156</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pikan Ajans'ın kurucularından Pınar İlkiz ile sivil toplum geçmişini, Pikan Ajans’ı ve Facebook Sivil Toplum Programı’nı konuştuk. İlkiz, ''Sivil toplum kuruluşlarıyla öğrendik, değiştik, hem biraz geliştik hem de bazı çalıştığımız alanları geliştirdik ve yeni alanları bünyemize kattık.'' diyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/02/pikan-ajans-sivil-toplumla-ogrendik-degistik-ve-gelisiyoruz/">Pikan Ajans: &#8221;Sivil Toplumla Öğrendik, Değiştik Ve Gelişiyoruz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="Pikan Ajans: &#039;&#039;Sivil Toplumla Öğrendik, Değiştik Ve Gelişiyoruz&#039;&#039;" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/huZm_wZRAM8?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><b>Biraz kendinizden ve Pikan Ajans’tan bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Merhaba, ben Pınar İlkiz. Pikan Ajans kurucu ortağıyım. Aynı zamanda Pikan Ajans’ta iletişim geliştirme direktörüyüm. İletişimciyim, bir iletişimci olarak beni bugüne getiren bir sürü şeyin toplamıyım aslında. İstanbul İktisat’tan mezun oldum, kesinlikle bu işi yapmayacağımı biliyordum dolayısıyla Marmara İletişim Bilimleri’nde yüksek lisans yaptım. Bunu takip eden dönemde fotoğraf editörü olarak çalıştım, ardından muhabir olarak ve bir gazetede editör olarak çalıştım. Kültür sanat ve dış haberler servisinde çalıştım, sonrasında dijitale geçtim. Ardından bir dijital haber platformunda editör olarak çalışmaya başladım. Sonrasında kitap editörlüğü yaptım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bu sürecin ardından da Uluslararası Af Örgütü’nde medya iletişim direktörü olarak çalışmaya başladım. Sivil toplumla yolumun kesişmesi böyle oldu. 2011’in Kasım ayında Af Örgütü’nde çalışmaya başladıktan sonra 2012 yılında sivil toplum kuruluşlarıyla çalışmaya başladım. Onlara dijital anlamda kapasite geliştirme, dijital kampanyacılık, insan hakları odaklı habercilik konularında eğitimler verdim. Bütün bu süreç 2015’in Aralık ayında beni Pikan’a getirdi. Erkan Demir’le ortak olarak kurduk. O kaynak geliştirme alanında uzman, ben iletişim alanında. Hem iletişim hem kaynak geliştirme hem de kapasite geliştirme alanında çalışan bir yer Pikan Ajans. Bu sene dördüncü yaşına girecek. 40’tan fazla kurumla çalıştık, bazılarıyla kısa dönemli bazılarıyla proje bazlı çalıştık. Bazılarıyla hala çalışıyoruz. Kurulduğumuz günden beri çalıştığımız yerler var. Hem sivil toplum kuruluşlarından öğrenmeye devam ediyoruz hem de sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte biraz değiştik, biraz geliştik bazı çalıştığımız alanları geliştirdik ve yeni alanlar bünyemize kattık. </span></p>
<p><b>Sivil toplum geçmişiniz ajansın yaptığı işlere nasıl bir katkı sunuyor?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim sivil toplumla olan geçmişim şimdi Pikan’ı kurmamın en büyük etkisiydi. Aslında şöyle ki 2012 yılında sivil toplum kuruluşlarına kapasite geliştirme eğitimleri vermeye başladım demiştim. Bunun aslında en güzel ve en öğretici örneği de Yeşil Düşünce Derneği’nin İnteraktivist Projesi olmuştu. Proje kapsamında Türkiye&#8217;nin yedi bölgesinde yedi ilde eğitim verdik. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerin dışındaki yerlerde sivil toplum kuruluşlarıyla tanıştığınız zaman bazı imkansızlıkları nasıl imkanlı bir hale getirdiklerini, bazı olmazları nasıl olur hale getirdiklerini ya da İstanbul gibi yerlerdeki büyük kapasiteli STK&#8217;lerin aslında söylediği şeylerin çokta söylenmemesi gereken şeyler olduğunu gördük. Sorunların da bölgeden bölgeye alandan alana ne kadar değiştiğini tecrübe ettikten sonra Pikan’ı kurmak bizim için çok daha kolay oldu. Hem sivil toplum geçmişinden geliyorduk hem de inanılmaz bir saha araştırmasına sahiptik. Dolayısıyla benim bütün bu güne kadar edindiğim mesleki becerilere sivil toplum kuruluşlarıyla edindiğim beceriler eklenince Pikan’ı kurmak aslında çok iyi bir fikirdi. </span></p>
<p><b>Sivil toplum temsilcileri ile iletişim camiası/kreatifler dünyası arasında iki tarafın da dilini bilen tercümanlara ihtiyaç var mı sizce? Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Pikan Ajans’ı bu şekilde tanımlar mıydınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum temsilcileri ve iletişimcilerle kreatifin arasında bir köprüye ihtiyaç var mı, aslında var. Şöyle ki <a href="https://hakikatadalethafiza.org">Hafıza Merkezi</a>&#8216;nin düzenlediği insan hakları ve  iletişimin geleceği panelinde de yine bu konu konuşuldu. Çünkü kreatifler STK&#8217;lerin dilinden anlamadığını düşünüyor. STK’ler kreatifler bizim dilimizden anlamıyor diye düşünüyor. İkisi de kendi içinde haklı bazı noktalarda ama birbirlerini daha çok dinlemeye ihtiyaçları var. Pikan bu boşluğu dolduruyor çok iddialı mı olur bilmiyorum ama biz bugüne kadar doldurabildiğimizi düşünüyoruz. Hem kreatif açıdan STK&#8217;lere bir şeyler katma konusunda hem de bizim tanıdığımız ama STK’larla bir şeyler yapmak isteyen kreatiflere biraz yardım ve rehberlik etme konusunda bugüne kadar iyi iş çıkardığımızı düşünüyoruz. Bence hepsi bir potada eriyebilir. Sadece biraz daha birbirimizi dinlemeye, birbirimizi anlamaya ve özellikle önyargılardan da sıyrılmaya ihtiyacımız var. </span></p>
<p><b>Sizce sivil toplum kendisini dijital dünyanın ruhuna uygun ifade edebiliyor mu? Varsa bir kaç başarılı örnek söyleyebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum, dijital dünyanın ruhuna uygun hareket ediyor mu sorusuna gelmeden önce bence aslında sivil toplum, dijitali kullanmakla dijitalde olmak arasındaki farka dair bir bilgi beceriye sahip mi bunu konuşmak gerekiyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Dijital okuryazarlık bir kenara bir yandan da sadece sosyal medya platformlarında olmak dijitali kullanmak anlamına gelmiyor. Bunu bilerek ve aslında buradan başlamak gerekiyor. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin dünyada aslında unutulmaya yüz tutmuş bir teknoloji olan QR kodlar var. Son bir iki senedir STK’lerin inanılmaz gündeminde. Bağış toplamak olsun ya da herhangi bir etkinlik yada posterlerinde bir rapora gönderme yapma bozuyor, bunu çok kullanıyorlar. Aslında bu unutulmaya yüz tutmuş bir teknoloji. Onun dışında sosyal medya platformlarını kullanmaları çok güzel fakat sadece orada olmak mı yoksa gerçekten bundan yüksek verim almak mı? Bunları ölçüyor muyuz, tekrar değerlendiriyor muyuz, bazı şeyleri değiştirip kendimiz yeniden pozisyon alıyor muyuz gibi şeyleri aslında konuşuyor olmamız gerekiyor. Sivil toplum kuruluşlarının temelinde insan hakları, hayvan hakları, çevre hakları, kadın hakları, çocuk hakları yattığı için aslında hepsinin içinde hikayeler var. </span></p>
<p><strong>Sivil Toplumun Yapabileceği En İyi Şey: İnsan Hikayelerini Kullanmak</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan hikayelerini anlatırken bunu karşımda beni dinleyen beni izleyen beni okuyan kişiye nasıl daha iyi anlatırım diye düşünmeleri gerekiyor. Bunun için de gündemi takip etmeleri gerekiyor. Gündem olarak Türkiye&#8217;nin gündeminden bahsetmiyorum, aynı zamanda dijitalin gündemini de takip etmeleri gerekiyor. Çünkü dijital gündemi takip ettiğiniz zaman insanların hikayelerini hangi platformlarda hangi şekillerde anlattıklarını görebiliyorsunuz. Facebook ya da Instagram&#8217;ı ele alalım. Mesela bundan birkaç yıl önce olsaydı belki Instagram hikayelerinden bahsediyor olmayacaktık. Şu an Türkiye’de kullanımda olmayan Facebook&#8217;un kaynak geliştirme modeli var mesela. Bu da Türkiye&#8217;de açıldığı zaman bambaşka şeyleri konuşuyor olacağız. Dolayısıyla hikayeyi anlatmak bir yerde dururken aynı zamanda günceli, güncel teknolojiyi takip edip, yeni araçlarla bunu anlatmak gerekiyor.</span></p>
<p><b>Facebookun Türkiye&#8217;de sivil toplum kuruluşları ile yürüttüğü Facebook Sivil Toplum Programı’nın hedefi nedir? Nasıl bir etki yaratmayı amaçlıyor. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Instagram&#8217;dan bahsetmişken biraz da aslında konuyu şuraya getirmekte fayda var. Bu sene aralıkta dördüncü yaşımızı kutlayacağız. Daha bu kadar tazeyken Facebook&#8217;un Türkiye’de Facebook Sivil Toplum Programı’nı yürütmek için kendisine program ortağı olarak seçtiği bir ajansız. Facebook Sivil Toplum Programı’nın Kadir Has Üniversitesi, Elpek Sosyal Danışmanlık ve Pikan Ajans olarak üç program ortağı var. Biz bu programın içinde sivil toplum kuruluşlarının dijitaldeki dertlerini anlatmaları, dijital kampanyalarını daha yapabilmeleri konusunda becerilerini geliştirme üzerine çalışıyoruz. Pikan Ajans olarak ayrıca bunu atölyelerle ve açık ofis saatleriyle destekliyoruz. Kadir Has Üniversitesi ve Facebook’tan aldıkları eğitim sonrası bizimle yaptıkları bir atölye ve açık ofis saatleri var. Burada bir danışmanlık süreciyle kampanyaları şekillendiriyoruz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/02/pikan-ajans-sivil-toplumla-ogrendik-degistik-ve-gelisiyoruz/">Pikan Ajans: &#8221;Sivil Toplumla Öğrendik, Değiştik Ve Gelişiyoruz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Kolektif Koşu: Yardımseverlik Koşu&#8217;su Pazar Günü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/02/bir-kolektif-kosu-yardimseverlik-kosusu-pazar-gunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seçil Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Nov 2019 08:27:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[41. İstanbul Maratonu]]></category>
		<category><![CDATA[Adım Adım Oluşumu]]></category>
		<category><![CDATA[Buldan Eğitim ve Dayanışma Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Maratonu]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar İlkiz]]></category>
		<category><![CDATA[Yardımseverlik Koşusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pazar günü (3 Kasım) İstanbul Maratonu içinde gerçekleşecek olan “Yardımseverlik Koşusu”, bu yıl 11. kez yapılacak. Bu yöntemle STK’ların bütçesinin yüzde 30’u gönüllüler tarafından toplanmış oluyor. Katılımcılardan ve sivil toplum dünyasının içinden biri olan, Pınar İlkiz’e tecrübe ve gözlemlerini sorduk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/02/bir-kolektif-kosu-yardimseverlik-kosusu-pazar-gunu/">Bir Kolektif Koşu: Yardımseverlik Koşu&#8217;su Pazar Günü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Koşu gibi dayanıklılık gerektiren sporlar aracılığıyla sivil toplum kuruluşları için bir tür kaynak geliştirme metodu olan ve dünyada da uygulanan <strong>“Yardımseverlik Koşusu</strong>” Türkiye’de ilk kez bundan 11 yıl önce, yani 2008’de koşuldu. Adım Adım Oluşumu’nun yaygınlaştırdığı “kolektif yardımseverlik koşusu”nda yapılan bağışlar, 2017’de 13 milyon TL’ye ulaşmış durumda. adimadim.org’a göre, bu yöntemle, bazı sivil toplum örgütleri kaynağının yüzde 30’unu toplayabilmiş.</p>
<figure id="attachment_43814" aria-describedby="caption-attachment-43814" style="width: 287px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43814" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/10/mQ7N57bg_400x400.jpg" alt="" width="287" height="287" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/mQ7N57bg_400x400.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/mQ7N57bg_400x400-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 287px) 100vw, 287px" /><figcaption id="caption-attachment-43814" class="wp-caption-text">Pınar İlkiz</figcaption></figure>
<p><strong>Kişiler Duyurularını Kendileri Yapıyor</strong></p>
<p>Bu yıl, pazar günü (3 Kasım) gerçekleşecek olan 41. İstanbul Maratonu içerisinde gerçekleşecek olan Yardımseverlik Koşusu’nda gönüllüler ulusal veya uluslararası koşu/triatlon/duatlon/bisiklet/yüzme gibi yarışlara katılmadan önce duyuru ve çağrılarını kendi aile, dost ve tanıdık çevrelerine e-posta aracılığıyla duyuyorlar. Duyurularında destekledikleri STK&#8217;ların projelerine bağış çağrısında bulunuyorlar, ve  bu bağışlar doğrudan ilgili sivil toplum kuruluşunun proje için açılan resmi banka hesabına yapılıyor.</p>
<p><strong>Kolektif Koşu Ruhu Maratonda</strong></p>
<p>Yardımseverlik Koşusu’nu, hem sivil topluma yakın olan, hem de bu deneyimi tecrübe eden Pınar ilkiz’e sorduk. Pınar, ilk kez geçen yıl Kanserli Çocuklara Umut Vakfı için 10 km. yürümüş. Yürümüş, çünkü dizinde bir sorun var ve bu soruna karşın, yapılan “kolektif koşu”ya katılma sürecinde etkisi olan şeyin işin mutfağındaki ruhu görmüş olması olduğunu anlatıyor. “<em>İşin mutfağını, dönem başkanından antrenörüne herkesin gönüllü çalıştığını görünce çok etkilendim. Bu sizi ister istemez etkiliyor, çünkü bu bir ruh ve bir parçası olmak istiyorsunuz. Zaten sivil toplumda çalışmış ve şimdi sivil toplum kuruluşları ile çalışan biriyim ve ‘Daha fazla ne yapabilirim?’ diye sormaya başladığım anda yolum Adım Adım ile kesişti</em>.” diyor.</p>
<p>Hikâyesi şu; Pınar, önce Türkiye&#8217;de yardımseverlik koşusu yapmanızı sağlayan bir yapı olan Adım Adım&#8217;ın kurucularından Itır (Erhart) ile tanışmış, sonra diğer kurucu Renay ile. Birlikte neler yapabileceklerini konuşurlarken, şimdi dönem başkanı, o dönemde de  Marka ve İletişim Koçu olan Kıvanç (Ergun) ve zamanla ekibin geri kalanı da gelmiş. Bu yapı ile tanışmaya başlayıp, işin mutfağını görünce ekibin parçası olmak istemiş.</p>
<p><strong>“Adım Adım, Çok Katmanlı Bir Yapı”</strong></p>
<p>Pınar “<em>Tabii Adım Adım dışında da yardımseverlik koşusu yapabilirsiniz ama Adım Adım, yardımseverlik koşusuna ruh katan çok katmanlı bir yapı. Ben 10 yılını devirmiş bu yapının bu anlamda çeperinde duruyorum ama her hafta antrenmanları, arada yoga, pilates gibi etkinlikleri, makarna partisi, after partisi derken koşanların birbirini motive etmesi de kolay oluyor. Hele de şu anda Türkiye çapında yardımseverlik koşusu, yüzmesi, vb. yapabileceğiniz yedi etkinlik varken</em>.” diye anlatıyor.</p>
<p>İlkiz,  İstanbul Maratonu&#8217;na bu yıl Buldan Eğitim ve Dayanışma Vakfı için katılacak. “Üniversitede okuyan kız öğrencilerine burs desteği için yürüyeceğim köprüyü çünkü #KızımızOkuyacak” diyor.</p>
<p><strong>“ ‘Orada Bir Köy Var Uzakta’ Algısını Kırma Yolu”</strong></p>
<p>Türkiye’nin ilk sivil toplum ajansı pikan’ın kurucularından da olan Pınar, pikan’ın bir takımı olduğunu anlatıyor. “Bu sene HAÇİKO, Maya Vakfı, Buldan Vakfı, Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı, Kadın Dayanışma Vakfı, Türkiye Alzheimer Vakfı ve Uçan Süpürge için koşuyoruz. Hepimiz tek bir kuruma koşsak belki daha etkili bir destek sağlayabilirdik ama pikan&#8217;da çalışan herkes sivil toplumdan gelmiyor. Hal böyle olunca içimizden birinin bile çevresine &#8220;sivil toplum&#8221;un varlığını bir şekilde göstermesi, o kuruluşun adını o insanlara duyurması çok önemli hale geliyor. Sivil toplum kuruluşlarının birçokları için &#8220;Orada bir köy var uzakta&#8221; olma halini de kırmak için iyi bir yol.” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>Değişimin Parçası Olmayı Hissetmek</strong></p>
<p>Geçtiğimiz yıl “yürüyen” Pınar’a deneyimlerini soruyoruz. Kısaca “<em>yorucu ama keyifli</em>” diye tarif ediyor duygusunu. Önerisi, kurumun yardımseverlik koşusu yapması için somut hedeflerinin olması yönünde. “<em>Şu kadar kız öğrenciyi okutmak istiyoruz ya da bir kız öğrencinin burs tutarı şu kadardır gibi”</em> yani. Bu nedenle katılımcı da kendisine hedef koyuyor. Son olarak ise değişime vurgu yapıyor; <em>Bazen ekip arkadaşlarınızla tatlı bir rekabete giriyorsunuz. Ama hepsi sonunda bir kurum adına bağış toplamak için. Değişimin bir parçası olduğunuzu hissediyorsunuz ve bunu yaparken de takım olmak, bir spor faaliyetinde bulunmak da cabası.</em></p>
<p><em> </em>Bu yılki koşu için toplam 79 STK destekelenecek.. Bunların arasında  ALİKEV (Ali İsmail Korkmaz Vakfı), AÇEV (Anne Çocuk Eğitim Vakfı), Tarlabaşı Toplum Merkezi gibi vakıflar da var. Desteklenecek olan kuruluşlar eğitim, sağlık, bilim ve teknoloji, hayvanlar, kültür, sanat, spor gibi alanlardan olabiliyor.</p>
<p>Detaylı bilgi için; https://ipk.adimadim.org/nedir</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/02/bir-kolektif-kosu-yardimseverlik-kosusu-pazar-gunu/">Bir Kolektif Koşu: Yardımseverlik Koşu&#8217;su Pazar Günü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Hikaye Anlatıcılığı Atölyesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/14/dijital-hikaye-anlaticiligi-atolyesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Feb 2018 12:21:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[TOVAK]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Çoban]]></category>
		<category><![CDATA[Bora Ataman]]></category>
		<category><![CDATA[Emrah Albak]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Atatunç]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar İlkiz]]></category>
		<category><![CDATA[serdar paktin]]></category>
		<category><![CDATA[Turgut Yüksel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24446</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Dijital Hikâye Anlatıcılığı” atölyesinde, yeni medyanın sunduğu erişim, etkileşim, çeşitlilik ve hız gibi olanaklardan faydalanarak Ağ Toplumu’nda anlatıyı yeniden nasıl tasarlayabileceğimiz ve hikâyelerimize yeni kahramanların katılımını nasıl artırabileceğimiz sorularına konunun uzmanlarıyla birlikte yanıtlar üretilmeye çalışılacak. Türkiye Toplum Hizmetleri Vakfı (TOVAK)&#8217;nın atölye ile ilgili duyurusu şöyle: Hikâyeler içinde yaşadığımız dünyayı anlaşılır hale getirmenin en önemli araçlarındandır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/14/dijital-hikaye-anlaticiligi-atolyesi/">Dijital Hikaye Anlatıcılığı Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Dijital Hikâye Anlatıcılığı” atölyesinde, yeni medyanın sunduğu erişim, etkileşim, çeşitlilik ve hız gibi olanaklardan faydalanarak Ağ Toplumu’nda anlatıyı yeniden nasıl tasarlayabileceğimiz ve hikâyelerimize yeni kahramanların katılımını nasıl artırabileceğimiz sorularına konunun uzmanlarıyla birlikte yanıtlar üretilmeye çalışılacak.</p>
<p>Türkiye Toplum Hizmetleri Vakfı (TOVAK)&#8217;nın atölye ile ilgili duyurusu şöyle:</p>
<p>Hikâyeler içinde yaşadığımız dünyayı anlaşılır hale getirmenin en önemli araçlarındandır. Bu dünyanın içindeki rolümüzü de yine dinlediğimiz, ürettiğimiz ve paylaştığımız hikâyeler üzerinden inşa ederiz. Eğer bu rolü eşitlik, paylaşım, dayanışma, adalet, hoşgörü vb. kavramlar üzerinden kurguladıysak, o zaman karanlığa karşı aydınlığın, kötülüğe karşı iyiliğin zaferi için insanları incelikle örülmüş kendi hikâyelerimizin kahramanları yapmaya çalışırız. İyilerin ilelebet mutlu mesut yaşayabilecekleri bir dünya için kurduğumuz hayalleri, ürettiğimiz hikâyeleri insanlara anlatmak zorundayız. Anlatamazsak yalnız kalırız!</p>
<p>“Dijital Hikâye Anlatıcılığı” atölyesinde, yeni medyanın sunduğu erişim, etkileşim, çeşitlilik ve hız gibi olanaklardan faydalanarak Ağ Toplumu’nda anlatıyı yeniden nasıl tasarlayabileceğimiz ve hikâyelerimize yeni kahramanların katılımını nasıl artırabileceğimiz sorularına konunun uzmanlarıyla birlikte yanıtlar üretmeye çalışacağız.</p>
<p>Dijital Hikâye Anlatıcılığı Atölyesi’nin ana hedefi, farklı alanlarda gönüllü faaliyetler yürüten bireylerin dijital okuryazarlıklarının geliştirilerek kendi dijital hikâyelerini üretmelerine olanak sağlamaktır. Üç günlük atölyede katılımcılar, bir hikâyenin yaratım sürecine ve hikâye anlatımında kullanacakları dijital araçlara ilişkin bilgi ve beceri sahibi olacaklar, uzmanların kolaylaştırıcılığında kendi anlatılarını oluşturacaklardır.</p>
<p><strong>KATILIM ŞARTLARI</strong></p>
<p>Atölyemize, sivil toplum örgütlerinin medya sorumluları katılabilir. Atölyeye başvuruda bulunan katılımcı adaylarından, temsil ettikleri kurum ve/veya girişim adına yaptıkları medya çalışmalarından birkaç örnek sunmaları istenecektir.</p>
<p>Atölyeye katılım ücretsizdir. Katılımcıların şehir dışı ulaşım ve İstanbul’daki konaklama masrafları tarafımızdan karşılanacaktır. Ancak yerimiz 20 kişiyle sınırlı olduğu için, katılımcılar, başvuran adaylar arasından aşağıdaki ölçütler çerçevesinde seçilecektir.</p>
<p>Başlıca seçim ölçütlerimiz kurumun amacı doğrultusunda başarıyla tamamlanmış işler yapmış olmasıdır. Bunun yanı sıra kurumun ve/veya sivil girişimin en az bir yıldır faaliyet gösteriyor olması beklenmektedir. Kurumun/girişimin aynı zamanda gönüllüleriyle nitelikli bir diyalog içinde bulunup bulunmadığı da dikkate alınacaktır.</p>
<p>Atölyemiz 3 tam günlük yoğun bir programa sahiptir. Azami katılımcı sayımız ise 20’dir. İstanbul dışından gelecek katılımcılarımız için 10 kişilik yerimiz vardır.</p>
<p>Katılmak isteyen adaylar bataman@dogus.edu.tr adresinden başvurularını yapabilirler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ATÖLYE PROGRAMI (2-4 MART 2018)</strong></p>
<p><strong>1. GÜN: 2 MART CUMA</strong></p>
<p>09.30 &#8211; 09.50 Giriş</p>
<p>10.00 – 11.30 Dijital Hikâye Anlatıcılığı-I (Serdar Paktin)</p>
<p>11.30 – 11.45 ÇAY KAHVE ARASI</p>
<p>11.45 – 13.15 Dijital Hikâye Anlatıcılığı-II (Serdar Paktin)</p>
<p>13.15 – 14.15 ÖĞLEN YEMEĞİ</p>
<p>14.15 – 15.45 Dijital Hikâye Anlatıcılığında Kullanılan Araçlar-I (Pınar İlkiz)</p>
<p>15.45 – 16.00 ÇAY KAHVE ARASI</p>
<p>16.00 – 17.30 Dijital Hikâye Anlatıcılığında Kullanılan Araçlar-II (Pınar İlkiz)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>2. GÜN: 3 MART CUMARTESİ</strong></p>
<p>10.00 – 11.30 (Yeni) Medya, Haber ve Hikâye (Barış Çoban, Bora Ataman)</p>
<p>11.30 – 11.45 ÇAY KAHVE ARASI</p>
<p>11.45 – 13.15 Video Karikatür veya Karika-Film (Emrah Ablak)</p>
<p>13.15 – 14.15 ÖĞLEN YEMEĞİ</p>
<p>14.15 – 15.45 Mikro Hikâye Yazımı (Turgut Yüksel)</p>
<p>15.45 – 16.00 ÇAY KAHVE ARASI</p>
<p>16.00 – 17.30 Senaryo yazımı ve Storyboard hazırlama (Turgut Yüksel)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>3. GÜN: 4 MART PAZAR</strong></p>
<p>10.00 – 11.30 Temel Video Çekim Teknikleri (Fatih Atatunç)</p>
<p>11.30 – 11.45 ÇAY KAHVE ARASI</p>
<p>11.45 – 13.15 Uygulama</p>
<p>13.15 – 14.15 ÖĞLEN YEMEĞİ</p>
<p>14.15 – 15.45 Kurgu (Fatih Atatunç)</p>
<p>15.45 – 16.00 ÇAY KAHVE ARASI</p>
<p>16.00 – 17.30 İzleme ve Değerlendirme</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.tovak.org/haber-detay/494" target="_blank" rel="noopener"><strong>STGM</strong></a> &#8211; TOVAK</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/14/dijital-hikaye-anlaticiligi-atolyesi/">Dijital Hikaye Anlatıcılığı Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
