<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>pestisit arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/pestisit/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/pestisit/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 Apr 2022 19:09:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>pestisit arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/pestisit/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Endüstriyel Gıda Sisteminden Kurtulursak Dünyayı da Kurtarabiliriz&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/04/endustriyel-gida-sisteminden-kurtulursak-dunyayi-da-kurtarabiliriz/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/04/endustriyel-gida-sisteminden-kurtulursak-dunyayi-da-kurtarabiliriz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Mar 2022 08:23:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Yaşam Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli gıda]]></category>
		<category><![CDATA[pestisit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sürdürülebilir yaşam, güvenli gıdaya ulaşım, zehirsiz sofralar, ekolojik tarım gibi konularda mücadele veren STK’lar ile güvenli gıdaya erişim ve güvenli gıdayı etkileyen faktörleri konuştuğumuz bir dosya hazırladık. Dosyanın ilk bölümünde Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve Sürdürülebilir Yaşam Derneği ile insanlığı iklim krizinden ve yetersiz beslenmeden kurtarıp ekoloji ve insan dostu güvenli gıdaya ulaştıracak çözüm yollarını konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/04/endustriyel-gida-sisteminden-kurtulursak-dunyayi-da-kurtarabiliriz/">&#8216;Endüstriyel Gıda Sisteminden Kurtulursak Dünyayı da Kurtarabiliriz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Endüstriyel tarım sistemlerinin, pestisit kullanımının, bilinçsiz tüketimin doğaya, insan sağlığına ve iklim dengesine verdiği zararlar düşünüldüğünde insanlığın gıdaya ulaşımının daha ne kadar mümkün olabileceği büyük ve göz korkutucu bir soru işareti olarak beliriyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Bütüncül ve Uzun Vadeli Planlarla Pestisitsiz Tarıma Geçilmeli&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-79284 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/gozde-ozbey-640x847.jpeg" alt="Gözde Özbey" width="225" height="297" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/gozde-ozbey-640x847.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/gozde-ozbey.jpeg 750w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" />Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği İletişim Sorumlusu Gözde Özbey, yapılan araştırmaların mevcut gıda üretim sistemlerinin dünyamıza verdiği zararları ortaya koyduğunu ve bu haliyle gıda üretiminin sürdürülemez olduğunu söylüyor: “</span><span style="font-weight: 400;">2020 Avrupa Komisyonu tarafından 20 Mayıs Dünya Arı Günü’nde yayımlanan Çiftlikten Çatala (F2F) ve Biyoçeşitlilik (BDS) strateji dokümanları, mevcut gıda üretiminin sürdürülemez olduğunu kabul ederek; biyoçeşitliliği ve toplum sağlığını Avrupa Gıda Politikası’nın merkezine alan ve pestisit kullanımını azaltmaya yönelik hedefler belirledi. Hem F2F hem de BDS’de ortaya konan çaba ile 2030 yılına kadar pestisitlerin genel kullanımının ve yüksek derecede tehlikeli pestisit kullanımının %50 azaltılması, pestisitlerin agroekolojik uygulamalarla değiştirilmesi, 2030 yılına kadar AB’nin tarım arazilerinin %25’inin organik tarıma ayrılması ve nihayetinde pestisitlerin AB kentsel yeşil alanlarında da yasaklanması hedeflendi. Biz de Zehirsiz Sofralar projemiz kapsamında pestisitlerin yasaklanması için yürüttüğümüz</span><a href="https://www.change.org/p/t%C3%BCm-canl%C4%B1lar-i%C3%A7in-zehirsiz-sofralar-tar%C4%B1m-zehirleri-yasaklans%C4%B1n-zehirsizsofralar-bekirpakdemirli-tctarim"><span style="font-weight: 400;"> Zehirsiz Kampanya</span></a><span style="font-weight: 400;">’nın yanı sıra, Tarım ve Orman Bakanlığı’na Türkiye’de 2030 yılına kadar zehirsiz tarıma nasıl geçilebileceğine dair önerilerimizin yer aldığı </span><a href="http://zehirsizsofralar.org/zehirsiz-sofralar-icin-yol-haritasi/"><span style="font-weight: 400;">“Zehirsiz Sofralar İçin Yol Haritası”</span></a><span style="font-weight: 400;">nı sunduk.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Dünyada Organik Tarım Pazarı Hızla Büyüyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Özbey, dünyada organik tarım pazarının hızla büyüdüğünü, zehirsiz gıda talebi ile birlikte agroekolojik ve doğa dostu uygulamaların da gün geçtikçe yaygınlaştığını ifade ediyor ve örnekler veriyor: “İsveç bu teknik ve yöntemler sayesinde pestisit kullanımını, önceki yıllara kıyasla yarı yarıya azaltmayı başardı. Dünyanın önde gelen pirinç üreticilerinden Endonezya ise 1986 yılında pestisit kullanımını azaltmaya yönelik destek ve çiftçi eğitimine dayalı entegre zararlı yönetimi uygulaması ile pestisit kullanımını altı yılda yüzde 62 oranında azalttı ve aynı dönemde ürün verimliliğinde yüzde 10 artış sağladı.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özbey’in aktardığına göre araştırmacılar Türkiye’nin ekilebilir alanlarının yüzde 76’sında yapılacak organik tarımdan elde edilecek bitkisel ve hayvansal ürünlerin Türkiye nüfusunu besleyebileceğini kanıtlıyor. Özbey; “Pestisitsiz bir tarıma geçiş mümkün ama zaman alacak bir süreç ancak bunun için önce konuda bütüncül ve uzun vadeli yaklaşım ile tarım politikalarının değişmesi gerekiyor. Alternatif tarım teknikleri, uygulamaları ve sistemleri konusunda ARGE çalışmaları ve bu konuda destekleme politikalarına ihtiyaç var” diyor.</span></p>
<p><b>&#8216;Eko-Kooperatifler, Agro-Ekoturizm Bir Çözüm Yolu Sunabilir&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Endüstriyel tarım yöntemlerine mecbur kalan çiftçinin uygulanan tarım politikalarının altında ezildiğini söyleyen Özbey’e göre doğa dostu tarım yöntemlerine geçmek bir çözüm olabilir: “</span><span style="font-weight: 400;">Satın alınan girdilerin işletme içinde üretilmesi ve agroekolojik, organik, onarıcı tarım gibi doğa dostu tarım yöntemlerine geçiş bir çözüm olabilir. Bir üretim dalının yan ürünleri veya atıkları, diğeri için girdi olabilir. Çiftçi üzerindeki baskının azalması için ise ürünlerin doğrudan tüketiciye satılmasının yolları aranmalı. Bu da ekolojik üretici pazarları, topluluk destekli tarım grupları ile ilişki kurulması, kargo sistemi ile interneti kullanarak pazarlama, eko-kooperatiflerin kurulması, agro-ekoturizm gibi yollarla sağlanabilir.</span><span style="font-weight: 400;">”</span></p>
<h5><b>&#8216;Mücadele Etmiyorsak ‘Nerede O Eski Domatesler&#8230;’ Diye Söylenmeye Hakkımız da Yok&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gözde Özbey, gelinen noktada tüketiciler olarak bizlerin de pasif birer tüketici olma lüksümüzün kalmadığını, öyle olacaksak da “nerede o eski domateslerin kokusu” diye söylenmeye hakkımızın olmadığını ifade ediyor. Özbey; “Slowfood’un kurucusu Carlo Petrini, yaşadığımız çağda gıdamıza sahip çıkmamız için artık sadece ne üretici ne de tüketici olamayacağımızı belirtiyor ve her birimizin üretim-tüketim birlikleri kurarak “türetici” olabileceğimizi söylüyor. Dikkatimizi gıdamıza ve günlük kullanımımız için gereken ürünlere çevirerek, bu ürünlerin kaynağından, alışveriş çantamıza gelene kadar geçirdiği üretim aşamalarından her birimizin sorumlu olduğunu hatırlatıyor. Türetici, çağımız insanının daha önce karşılaşmadığı ve bu nedenle de içinden bir türlü çıkamadığı sorunlara çözümler “türetiyor”. Türetici, bu türetme eylemi için bir işbirliği, yeniden kafa kafaya vermek ve bıkmadan usanmadan denemek, yanılmak, tekrar denemek zorunda.” diyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Pestisit Kullanımı Tarımsal Üretimdeki Sorunları Derinleştiriyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="wp-image-79285 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/zehirsiz-sofralar-640x640.jpg" alt="Zehirsiz Sofralar" width="282" height="282" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/zehirsiz-sofralar-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/zehirsiz-sofralar-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/zehirsiz-sofralar-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/zehirsiz-sofralar.jpg 1080w" sizes="(max-width: 282px) 100vw, 282px" />Buğday Derneği’nin mücadele verdiği alanlardan biri de zehirsiz sofralar. Özbey;</span><b> “</b><span style="font-weight: 400;">Sofralarımız tarımda ot ve böcek öldürmek amacıyla kullanılan ve büyük verimlilik vaatleriyle çıkıp piyasayı talan eden toksik etkili kimyasal maddeler ile zehirleniyor. Pestisitler (tarım zehirleri) tarımsal üretimde kullanılan toksik etkili kimyasal maddelerdir.</span> <span style="font-weight: 400;">İşlevlerine göre, böcek öldürücü (insektisit), ot öldürücü (herbisit), mantar öldürücü (fungusit) veya kimyasal yapılarına göre organoklorlu, organofosfatlı, karbamatlı gibi çeşitli sınıflara ayrılır.</span> <span style="font-weight: 400;">Dünyada yılda 3 milyon ton civarında pestisit kullanılıyor. Türkiye’deki pestisit kullanımı ise 2018 yılı için 59 bin ton olarak tahmin ediliyor. Türkiye’de 1979 yılı ile 2018 yılları arasında pestisit kullanımı yedi kat artış gösterdi. </span><span style="font-weight: 400;">Kentsel alanda kullanılan pestisitlerin yeraltı sularına karıştığını ve Türkiye’deki içme suyu arıtma tesislerine ulaşan sularda saptanan 49 mikro kirleticinin 33’ünün pestisit olduğu tespit edildi. Bu zehirli kimyasallar özellikle hamile kadınları ve çocukları etkiliyor; hamile kadınların erken doğum, düşük yapma gibi durumlarla karşı karşıya kalmasına sebep oluyor.”</span><span style="font-weight: 400;"> diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pestisit kullanımını eleştiren Özbey, bu maddenin tarımsal üretimde zararlı bir kısırdöngüye sebep olduğunu belirtiyor: “Agro-ekoloji, permakültür, organik vb. gibi doğa dostu pek çok yöntemin aksine pestisit kullanımı, tarımsal ürünlere zarar veren ot ve böceklerin pestisitlere karşı direnç geliştirmesine neden oluyor. Bunun karşısında daha fazla pestisit kullanımı öneriliyor ve bu durum da zararı derinleştiren bir kısır döngüye neden oluyor.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Tarımsal Faaliyetlerin Sera Gazı Üretimindeki Etkisi Yüzde 30’u Buluyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-79286 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/bugday-dernegi.jpg" alt="Buğday Derneği" width="208" height="243" />Gıda üretimi ve tüketimiyle, ekolojik tarım teknikleriyle iklim krizinin önüne geçmenin ne denli mümkün olabileceğini sorduğumuz Gözde Özbey; gıda üretim tüketim zincirinin </span><span style="font-weight: 400;">küresel sera gazı emisyonları içindeki payını belirlemede hangi etkenlerin, nasıl hesaba katılacağı konusunda büyük belirsizlikler olduğunu söylüyor. Pestisit kullanımının iklim krizi üzerinde ne kadarlık bir paya sahip olduğunu söylemenin zor olduğunu ifade eden Özbey,  fosil yakıt kullanımı, gübre üretimi ve tarımsal kaynaklı arazi kullanımı gibi ilave etkenler dâhil edildiğinde tarımsal faaliyetlerin sera gazı emisyonlarındaki payının yüzde 30 civarında olduklarını bildiklerini söylüyor. İklim krizini güçlendiren gıda uygulamalarına örnekler veren Özbey, pestisit kullanımının terk edilmesinin küresel iklim krizine olumlu yansıyacağının altını çiziyor: “Ülkemizde fındık üretiminde kullanılan sülfüril florür bileşiğinin küresel ısınma sorununa katkısı ise bir birim karbondioksit molekülüne kıyasla 4800 kat daha fazla. Ozon tabakasının delinmesine yol açtığı için Montreal Protokolü gereğince kullanımı kademeli olarak azaltılarak sonlandırılacak metil bromürün (ABD dahil pek çok ülkede halen kullanılıyor) yerine güvenilir bir alternatif olarak önerilen sülfüril florürün küresel ısınma sorununa yol açan bir bileşik olduğu ancak 22 yıl sonra, 2009 yılında fark edilebildi. Bu tip bilinmezlikler başka kimyasal bileşikler için de geçerli. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle iklim krizinde çeşitli etkenlerin payının ne olduğunu belirlemeye yönelik hesaplamalarda dikkate alınmayan etkenlerin olması mümkün. Bu belirsizlikler iklim krizinin yol açacağı zararların daha erken ortaya çıkabileceğini ya da düşünülenden daha şiddetli olabileceğini dikkate almayı gerektiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pestisit kullanımını azaltan ya da ortadan kaldıran doğa dostu tarımsal faaliyetler ise toprağa ciddi miktarda karbon gömülmesini de sağladığı için küresel iklim krizinin çözümü yolunda olumlu katkı sağlıyor.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Tüketiciler Haklarını Bilmeli ve Örgütlenmeli&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüketicilere düşen sorumluluklara da değinen Gözde Özbey, bilinçli ve örgütlü olmanın önemine vurgu yapıyor: “Tüketicilerin önce haklarının farkında olması ve örgütlenmesi gerekiyor. Bunu sivil toplum örgütlerine dahil olarak, gıda toplulukları veya tüketim kooperatifleri oluşturarak yapabilirler. Pestisitlerden korunmanın yolu organik sertifikalı ürünleri tercih etmekten geçiyor. Organik ürünlere denetimli organik pazarlardan ya da satış noktalarından ulaşılabilir. Bir diğer çözüm ise örgütlenerek üreticiler ve üretici örgütleri ile işbirliği içinde güvenilir, katılımcı üretim tüketim modelleri yaratmak. Bunlardan biri de toplum destekli tarım. Bu model sayesinde üreticiler ile anlaşarak koyduğunuz ilke ve kurallar çerçevesinde üretim yaptırıp, bunu gözetirken adil bir model yaratarak üreticileri destekleyebilir, onlara alım garantisi verebilirsiniz.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Sorunların Kaynağında Endüstriyel Gıda Sistemi Var&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-79283 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/emine-aksoydan.jpg" alt="Emine Aksoydan" width="219" height="297" />Sürdürülebilir Yaşam Derneği (SUYADER) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emine Aksoydan; yeryüzünde yaşayan her bireyin yeterli, güvenli, sağlıklı gıdaya kolayca ve sürdürülebilir şekilde ulaşma hakkı olduğuna ve gıda hakkının, insanın tarihsel gelişimi içerisinde kazandığı ilk haklardan biri olduğuna vurgu yaparak başlıyor sözlerine. Güvenli gıda yerine gıda güvencesi tanımını kullanan Aksoydan; gıda güvencesini “İnsanların sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için gerekli olan besin ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla yeterli, sağlıklı, güvenilir ve besleyici gıdaya fiziksel ve ekonomik bakımdan sürekli erişebilmeleri durumu” olarak açıklıyor.  </span></p>
<h5><b>&#8216;Endüstriyel Gıda Sistemi Hem Gıda Hem de İklim Adaletsizliğine Yol Açıyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarım alanlarının gezegendeki en büyük ekosistemlerden birini oluşturduğunu ve bu ekosistemde hakim olan gıda üretim sistemi, endüstriyel tarım sistemi olduğunu ifade eden Aksoydan, tarım ve gıda alanlarının da küresel piyasa ekonomisine bağlı olduğunu ifade ediyor. Endüstriyel gıda sisteminin dünyamıza geri dönüşü çok zor zararlar verdiğini vurgulayan Aksoydan; “Üretici bağlamında bakıldığında ise gıda tekelleri güçlenirken birçok çiftçinin üretimden kopması veya sözleşmeli üretimle kendi arazilerinde çalışan işçilere dönüşmesi söz konusudur. Endüstriyel gıda sistemi, bir yandan ekolojik tahribatın ve iklim krizinin derinleşmesine neden olurken açlığa veya yetersiz beslenmeye çözüm olamamakta, ekonomik, sosyal, politik ve ekolojik krizlere karşı da dirençsizliği nedeni ile iklim değişikliğine sebep olmayan zincirin zayıf halkalarını, örneğin, küçük üreticileri ve yoksul tüketicileri daha kırılgan hale getirerek hem bir gıda adaletsizliği hem de iklim adaletsizliği yaratmaktadır” diyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Türkiye’de Tarım Dışa Bağımlı ve Kırılgan Hale Getirildi&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79287 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/suyader.jpg" alt="suyader" width="299" height="100" />Aksoydan Türkiye ölçeğinde endüstriyel tarımın etkilerine de yakından bakıyor ve alına kararlarla Türkiye’de insan ölçekli aile çiftçiliğin gerilediğini söylüyor: “2006 yılında kabul edilen Tohum Yasası, şirketlerin ve ulusötesi sermayenin tohumların üretim ve satışı üzerindeki egemenliğini güçlendirmiş, 2012’de kabul edilen Büyükşehir Yasası ile de kırsal alanlarda yaşayan halkın tarım ve hayvancılık faaliyetlerini zorlaştırmıştır. Bu süreçte, entansif hayvancılığa, monokültüre ve dışsal girdilere dayalı endüstriyel tarım teşvik edilirken, krizlere karşı dayanıklı ve sosyal yönden daha adil olan insan ölçekli aile çiftçiliğini geriletmiş ve Türkiye’de tarımı her düzeyde dışarıya bağımlı ve kırılgan hale getirmiştir.”</span></p>
<p><b>Aksoydan, </b><span style="font-weight: 400;">iklim krizi ve güvenli gıdaya erişim arasındaki ilişkiyi maddeler halinde ortaya koyuyor:  </span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">İklim krizinin neden olduğu kuraklık, aşırı sıcaklık, su baskınları, biyoçeşitlilikte azalma gibi etkilerle gıda üretimi;  Gıda üretim alanlarının azalması, ürünün bu sürece adapte olamaması, üretilen gıdanın tarladan başlayarak son noktaya gelene kadar zarar görmesi gibi nedenlerle nitelik ve nicelik olarak azalır ve bunun sonucunda da insanların sağlıklı, besleyici gıdaya erişimleri kısıtlanarak gıda güvencesizliği ortaya çıkar. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">İklim krizi özellikle mısır, pirinç, buğday gibi ürünlerin üretiminden sofralara ulaşma sürecindeki tüm aşamalarını tehdit etmektedir. Bu tehdit, temel besin kaynağı bu ürünler olan milyarlarca insanın gıda güvencesizliği içinde olması anlamına gelmektedir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">İklim krizinin biyoçeşitlilikteki azalma üzerine etkisi deniz ürünleri boyutunda da önem kazanmaktadır. Balıkçılığın gıda üretimine önemli  bir katkısı vardır. Deniz ürünleri, kıyı bölgelerinde yaşayan dünya nüfusu için neredeyse tek protein kaynağıdır. Deniz ekosistemindeki asitlenme bu ürünlerde geri dönülmez bir azalmaya neden olmakta ve bunun sonucunda da sağlık yararı yüksek pek çok besin ögesinden yoksunluğu beraberinde getirmektedir.  </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">İklim krizi sonucu ortaya çıkan mevsimsel kaymalar, haşere popülasyonları çoğaltarak daha çok pestisit kullanımına neden olarak besin güvencesizliğinin yanı sıra besin güvenliği  riskini de artırır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Artan sıcaklıklar ve atmosferde artan CO2 seviyeleri gıda arzını ve güvencesini etkilemenin yanı sıra erişilebilir gıdanın kalitesini de düşürerek gıda güvenliği boyutunda da sağlık riskleri oluşturur.  </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Sel ve tropikal fırtınalar gibi aşırı hava olayları, gıda üretiminden geçimini sağlayan   insanların geçim kaynaklarını yok ederek bu grubun gıda güvencesini tehdit eder. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Üretilen gıda miktarındaki azalma gıda fiyatlarındaki artış ile sonuçlanır. Bunun sonucunda da özellikle yoksulların gıdaya erişimi ekonomik olarak zorlaşır. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">İklim krizinin,  gelir dağılımında adaletsizlikle sonuçlanan etkileri de çok belirgindir. Küresel düzeyde tüm nüfusa yetecek kadar gıda üretilse bile ekonomik eşitsizlikler sonucu Sahra Altı Afrika, Güney Asya gibi yoksul ülkelerde yaşayanların gıdaya erişimi güçleşmektedir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Küresel düzeyde üretilen gıdaların 1/3’ünün israf olması gıdaya erişimi güçleştiren diğer önemli bir faktördür. </span></li>
</ol>
<h5><b>&#8216;Hak Temelli Bir Tarım-Gıda Sistemine Geçilmeli&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Aksoydan sürdürülebilir bir gıda sistemi için atılması gereken adımları şu sözlerle ifade ediyor: “Ekosistemdeki tüm canlıları gözeten doğa dostu üretim yöntemleri, tüketicinin ve küçük üreticilerin desteklenmesi bağlamında aracısız, doğrudan satışa yönelik kolaylaştırıcı mevzuatlar, kırılgan grupları ve adil gelir dağılımını önceleyen, kültürel değerleri, yerel kimlikleri, kadim bilgi kaynaklarını koruyan, gıda israfını ve atıklarını azaltan, kriz durumlarında gıdaya erişimi güçleştirmeyen uygulamalar olmalıdır. Kısaca, hak temelli bir tarım-gıda sistemine geçilmesi gereklidir ki bu, toplumun kendi gıdasını üretme kapasitesini, imkanlarını ve yeteneklerini desteklemek/gıda sistemini yerelleştirmek anlamına gelmektedir.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aksoydan agroekolojik gıda sistemlerini, sürdürülebilir gıda için iyi bir örnek olarak sunuyor: “Agroekolojik gıda sistemleri,  bu uygulamaların tümünü kapsayan,  hem çevresel sorunlara, hem de işsizlik ve yoksulluk gibi sosyoekonomik sorunlara düşük bütçelerle etkin çözümler sunan sürdürülebilir sistemlere en iyi örnektir. Agroekolojik gıda sistemlerinde,  zincirin her bir halkasının ekolojik olması önceliklidir.  Bu sistem, hem ekolojik üretim, dağıtım ve tüketimin iklim değişikliğinin azaltımına katkı sunar hem de  iklim değişikliğinin etkilerine karşı üretimin ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığını ve adaptasyonunu sağlar.  Agroekolojik yöntemde çeşitliliğin korunması önceliklidir. Hayvan, bitki, mantar ve bakterilerin çeşitliliği, arazi kullanımında çeşitlilik, çiftçilik uygulamaları ve ekonomik çeşitlilik, iklimsel şokları en aza indirmek için koruyucu faktörler ön plandadır. Aynı zamanda, toprağı koruyucu yöntemlerin uygulanması, sentetik gübre ve pestisit girdisinin ortadan kaldırılması, karbon-yoğun üretimden çıkışı sağlar. Kısa tedarik zincirleriyle agroekolojik uygulamalar, emisyonların neredeyse yüzde 30-35’inden sorumlu olan hâkim tarım-gıda sisteminin aksine, çevreyi koruyarak, insanların gıdaya erişimini destekler.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Aşırı ve Bilinçsiz Tüketimden Kaçınılmalı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Konunun tüketim boyutuna da değinen Aksoydan; burada da aşırı ve bilinçsiz tüketim alışkanlıklarından vazgeçilmesinin önemine vurgu yapıyor: “Tüketim boyutu ile bakıldığında, ilk vurgulanması gereken konu aşırı tüketim alışkanlıklarından vazgeçilmesidir. Birey olarak, aile olarak gerçek ihtiyacımız olan kadarını satın almak, aşırı ve bilinçsiz tüketimden kaçınmak gıdaya erişmekte güçlük çeken grupların gıda hakkına da saygı duymak ve onların kırılganlığını azaltmak anlamına gelmektedir. Gereksiz satın alınan gıdaların yaklaşık yarısı atık olmaktadır. Oysa dünya genelinde israf edilen gıdaların yalnızca 1/3’ü ile dünyadaki tüm açları doyurmak mümkündür. Tüketilecek/satın alınan gıdanın nerede, hangi koşullarda üretildiği, sofraya gelene kadar hangi süreçlerden geçtiğine ilişkin bilgi sahibi olmak önemlidir; üretimde pestisitlerin kullanılma durumu, adil üretim ve gelir dağılımı koşulları, tedarik zincirinin uzunluğu, gıdanın ekolojik ayak izi, mevsiminde ve yerel üretim bilgileri konularında tüketici bilincinin oluşturulması gıda güvenliğini ve güvencesini destekleyen konulardır.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Sürdürülebilir Yaşam İçin Tüketici Değil Türetici Olmalıyız&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Aksoydan, son olarak SUYADER’in altını çizdiği “tüketici değil türetici” anlamını ve sürdürülebilir yaşam içerisindeki önemini açıklıyor: “Türetici, eylemleriyle toplum ve gezegen için değer yaratan kişidir. Sosyal ve ekolojik açıdan adil üretimleri destekleyen, topluluk olarak üreticiler ile birlikte ürünleri, hizmetleri ve onların standartlarını belirleyen ve satın aldığı ürünlerin ve bu ürünlerin üreticilerinin toplum ve gezegen için değer yaratmasını sağlar. Sürdürülebilir beslenme boyutundan bakıldığında ise türetici; Gıdasına sahip çıkan, saygı duyan, gıdanın üretim sürecinde, kaynaktan sofrasına gelene kadar geçirdiği her aşamanın farkında ve sorumlu olan, üretime katılan, üreticilerin sorunlarına çözümler üreten ve üretici ile güvene dayalı bir ilişki kuran kişidir. Diğer bir deyişle, ihtiyaçlarını karşılarken/tüketirken ekolojik ayak izini azaltarak gezegenin kaynaklarını da tüketmemek için çaba gösterir. Tüketici, alış-veriş ilişkisinde çoğunlukla pasiftir ve davranışları sadece fiyat ve üreticilerin reklam ve pazarlama faaliyetleri ile belirlenir. Kendisine tüketmesi için sunulan ürünlerin üretiminde, üretim süreçlerinde belirleyici bir rolü yoktur ve genellikle üretim süreci- ekosistem ilişkisini sorgulamaz ve bu süreçte kendisini sorumlu hissetmez.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aksoydan, “Gıda üreticisi ve tüketicisine/türeticisine  düşen temel sorumluluklar için Buğday Derneği’nin kurucusu Victor Ananias’ın şu beş öğüdünün aslında tüm insanların sorumluluklarını en çarpıcı biçimde ifade ettiğini düşünüyorum” diyor. Ananias’ın öğütleri şunlar:  </span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Yaşayabilmem için gerekli olan tüm kaynakların benim gibi doğanın bir ürünü, ekolojik/doğal döngülerin bir sonucu olduğunu sık sık kendime ve çevremdekilere hatırlatabilirim,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Enerji, gıda, su ve diğer ihtiyaç malzemelerinin ana kaynağının doğa, bütün, denge olduğunu bildiğim için, onları kullanırken elimden geldiğince tasarruf ederim ama bununla yetinmem,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Paranın doğal bir kaynak değil, doğal kaynakların el değiştirmesinde kullanılan bir araç olduğunu bildiğim için, harcadığım her kuruşun ekolojik döngülere olan etkisini öğrenmeye çalışır, tüketen–zarar veren etkimi azaltırım,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Ekolojik yaşamı bir fantezi ya da ulaşılamayacak ideal olarak değil, bugün elimden geleni yaparak katkı verdiğim, her bireyin temel hakkı ve ortak geleceğimiz olan sürdürülebilir bir yaşam tarzı olarak algılarım,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Her doğal döngünün tohumdan ölüme giderken yeni tohumlar saçmasının, yaşamın devamlılığındaki sır olduğunu bildiğimden her düşünceyi, davranışı faydalı bir tohum olarak paylaştığımda zenginleşeceğimizi bilir, gereğini yaparım.</span></li>
</ol>
<h6>*SUYADER Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emine Aksoydan’ın paylaştığı linkler:</h6>
<h6><a href="https://www.bugday.org/blog/wp-content/uploads/2021/03/turetici_rehberi.pdf"><span style="font-weight: 400;">https://www.bugday.org/blog/wp-content/uploads/2021/03/turetici_rehberi.pdf</span></a></h6>
<h6><a href="https://bianet.org/bianet/iklim-krizi/248195-iklim-krizine-direncli-bir-gida-tarim-sistemi-nasil-mumkun"><span style="font-weight: 400;">https://bianet.org/bianet/iklim-krizi/248195-iklim-krizine-direncli-bir-gida-tarim-sistemi-nasil-mumkun</span></a></h6>
<h6><a href="https://www.iklimhaber.org/iklim-degisikliginin-gida-uretimi-ve-guvenligine-etkileri-giderek-kotulesiyor/"><span style="font-weight: 400;">https://www.iklimhaber.org/iklim-degisikliginin-gida-uretimi-ve-guvenligine-etkileri-giderek-kotulesiyor/</span></a></h6>
<h6><a href="https://www.dortmevsimekoloji.org/turkiyede-tarim-ve-gida/"><span style="font-weight: 400;">https://www.dortmevsimekoloji.org/turkiyede-tarim-ve-gida/</span></a></h6>
<h6><a href="https://www.etcgroup.org/whowillfeedus"><span style="font-weight: 400;">https://www.etcgroup.org/whowillfeedus</span></a></h6>
<p>İllustrasyon: Tolga Demirel</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/04/endustriyel-gida-sisteminden-kurtulursak-dunyayi-da-kurtarabiliriz/">&#8216;Endüstriyel Gıda Sisteminden Kurtulursak Dünyayı da Kurtarabiliriz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/04/endustriyel-gida-sisteminden-kurtulursak-dunyayi-da-kurtarabiliriz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pestisit Zehirlenmeleri 30 Yılda 15 Kat Arttı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/13/pestisit-zehirlenmeleri-30-yilda-15-kat-artti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2021 08:13:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[pestisit]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=63898</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kullandıkları pestisitlerden zehirlenen çiftçilerin ve tarım işçilerinin sayısı dünya genelinde son 30 yılda yaklaşık 15 kat arttı. 1990’da yıllık yaklaşık 25 milyon olan pestisit zehirlenmesi sayısı, 2020’de 385 milyona yükseldi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/13/pestisit-zehirlenmeleri-30-yilda-15-kat-artti/">Pestisit Zehirlenmeleri 30 Yılda 15 Kat Arttı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">BMC Public Health adlı hakemli dergide yayımlanan yeni bir araştırma, dünya genelindeki pestisit kullanımının sonuçlarına dair tehlikeli bir tabloyu ortaya koydu. Wolfgang Boedeker, Meriel Watts, Peter Clausing ve Emily Marquez’in yaptıkları araştırmaya göre, 1990’da yıllık yaklaşık 25 milyon olan pestisit zehirlenmesi sayısı, 2020’de 385 milyona yükseldi. Bu yükselişin nedeni, 30 yıl içerisinde pestisit kullanımının dünya genelinde %81 artmış olması.</p>
<p dir="ltr">Araştırmaya göre, dünyadaki 860 milyon çiftçi ve tarım işçisinin yarısına yakını (%44’ü) her yıl zehirleniyor. 141 ülkeye ait verilerin incelendiği araştırmada pestisit zehirlenmelerinin yol açtığı ölüm sayısı ise yılda yaklaşık 11 bin olarak veriliyor.</p>
<p dir="ltr">Uluslararası Pestisit Eylem Ağı (PAN International) Koordinatörü Kristin Schafer bu bulguların, son derece tehlikeli pestisitlerin kullanımının azaltılmasının aciliyetini ortaya koyduğunu belirtti.</p>
<blockquote>
<p dir="ltr">Bu pestisitler, yiyeceklerimizi üretenlerin kabul edilemez şekilde zehirlenmesine; aynı zamanda kanser gibi kronik sağlık etkilerine ve biyolojik çeşitliliğin yok olması gibi ekolojik zararlara neden oluyor. Bu konuda bir an önce harekete geçilmeli.</p>
</blockquote>
<h5 dir="ltr"><strong>Türkiye’de Çiftçilerin Saçında Bile Pestisit Kalıntısı Var</strong></h5>
<p dir="ltr"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-63901 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/zehirsiz-sofralar-1-640x426.jpg" alt="zehirsiz sofralar" width="335" height="223" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/zehirsiz-sofralar-1-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/zehirsiz-sofralar-1.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 335px) 100vw, 335px" />Dr. Bülent Şık’ın, Zehirsiz Sofralar Kampanyası için hazırladığı En Tehlikeli Pestisitler tablosuna göre, Türkiye’de, çiftçi ve tarım işçilerine zarar veren 86 pestisit etken maddesi kullanılıyor. Bu etken maddelerin arasında solunduğunda ölümcül olan, kansere yol açan, hormonal ve üreme sistemini bozan, ya da birikim yoluyla vücuda zarar veren pestisitler bulunuyor.</p>
<p dir="ltr">Çukurova Üniversitesi’nde Dr. Saliha Çelik tarafından yapılan bir araştırmada, Adana Ceyhan&#8217;daki 66 tarım işçisi ve çiftçiden saç ve kan örnekleri alındı. Kontrol grubu olarak tarımla ilgisi olmayan 66 kişi de bu araştırmaya dahil edildi.</p>
<h5 dir="ltr"><strong>Sonuçlar Korkutucu:</strong></h5>
<ul>
<li dir="ltr">Çiftçilerin hepsinin saçında en az 1 tarım zehiri var.</li>
<li dir="ltr">66 çiftçinin saçlarında toplam 31 farklı tarım zehiri var.</li>
<li dir="ltr">Çiftçilerin %94&#8217;ünün kanında en az 1 tarım zehiri var.</li>
<li dir="ltr">Kontrol grubundaki tarımla ilgisi olmayan 66 kişiden 55&#8217;inin saçında, 52&#8217;sinin kanında pestisit var. Bu sonuç, sadece pestisit kullanan çiftçilerin değil, bu ürünleri tüketenlerin de etkilendiğini gösteriyor.</li>
</ul>
<p dir="ltr">Hem çiftçi ve tarım işçilerinin sağlığını korumak, hem de pestisit kullanılan ürünleri tüketen toplumun sağlığını korumak için pestisit kullanımını azaltmaya yönelik politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor.</p>
<h5 dir="ltr"><strong>Zehirsiz Üretmek Mümkün</strong></h5>
<p dir="ltr">Pestisit zehirlenmelerine doğrudan maruz kalan, toprağı fakirleşen, hastalık ve zararlılarla eskisinden daha çok mücadele etmek durumunda kalan ve girdi maliyetleri yüzünden geliri düşen çiftçiler için zehirsiz bir gelecek mümkün.</p>
<p dir="ltr">Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), kimyasallara dayalı çiftçiliğin dünyanın gıda ihtiyacını karşılayabilecek bir seçenek olmadığını kabul ediyor ve daha sağlıklı bir geleceğin anahtarı olarak agroekolojiye dikkat çekiyor.</p>
<p dir="ltr">Agroekolojinin yanı sıra, organik tarım ve onarıcı tarım gibi zehirsiz üretim yöntemleri ile kültürel, biyolojik ve biyoteknik mücadelenin ön plana çıkarıldığı entegre zararlı yönetimi, sürdürülebilir bir tarım politikası için önemli seçenekleri oluşturuyor. Bu yöntemleri benimseyen çiftçiler, tek tip ürün yerine farklı çeşitlerin bir arada üretimi, toprak canlılığının artırılması, hastalıklara dayanıklı yerel tohumların ekimi, zararlıları çekici tuzak ve ev yapımı doğal reçetelerin kullanılması, ürün zararlılarıyla beslenen faydalı böceklerin ortama salınması ve ekim nöbeti gibi kültürel, biyolojik, fiziksel ve biyoteknik uygulamalara yer veriyor.</p>
<p dir="ltr"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-63900 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/pestisit-640x360.png" alt="pestisit" width="363" height="204" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/pestisit-640x360.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/pestisit.png 800w" sizes="auto, (max-width: 363px) 100vw, 363px" />Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin öncülüğünde 100’ü aşkın kurum ve inisiyatifin oluşturduğu Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, insana ve çevreye zarar veren tarım zehirlerinin yasaklanması için 23 Kasım 2019’da <a href="https://www.change.org/p/t%C3%BCm-canl%C4%B1lar-i%C3%A7in-zehirsiz-sofralar-tar%C4%B1m-zehirleri-yasaklans%C4%B1n-zehirsizsofralar-bekirpakdemirli-tctarim" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.change.org/p/t%25C3%25BCm-canl%25C4%25B1lar-i%25C3%25A7in-zehirsiz-sofralar-tar%25C4%25B1m-zehirleri-yasaklans%25C4%25B1n-zehirsizsofralar-bekirpakdemirli-tctarim&amp;source=gmail&amp;ust=1610608319278000&amp;usg=AFQjCNFWIG1dscmaFJ3Lad3Ck91VUGalLg">Zehirsiz Kampanya</a>’yı başlattı. Kampanya kısa sürede kamuoyunda yankı buldu ve kampanyanın talepleri ile ilgili TBMM’de 3 soru önergesi, 1 araştırma önergesi verildi. Kampanyaya 146 bin kişi imza vererek destek oldu.</p>
<p dir="ltr">Kampanya olumlu sonuç verdi. Tarım ve Orman Bakanlığı 25 pestisit etken maddenin yasaklanmasına, 7 etken maddenin de kısıtlanmasına karar verdi.</p>
<p dir="ltr">Zehirsiz Kampanya, şu taleplerle devam ediyor:</p>
<ol>
<li dir="ltr">Dünya Sağlık Örgütü tarafından “son derece tehlikeli”, “yüksek seviyede tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” olarak belirlenen ve tarımda kullanılan 9 etken madde (ethoprophos, beta-cyfluthrin, zeta-cypermethrin, fenamiphos, formetanate X formetanate hydrochloride, tefluthrin, zinc phosphide, glyphosate, malathion) öncelikle ve acilen yasaklansın.</li>
<li dir="ltr">Pestisitlerin tamamının 2030 yılına kadar yasaklanması, doğa dostu, zehirsiz yöntemlerle tarımsal üretim yapılması için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gerekli adımlar atılsın; doğa dostu tarım yöntemleri ve bu yöntemlerle tarım yapan küçük üreticiler desteklensin; üreticileri doğa dostu, zehirsiz yöntemler kullanmaya teşvik edecek politikalar uygulansın.</li>
<li dir="ltr">Türkiye’de tarım ve gıda ürünlerinde kullanılan pestisitlerle ilgili denetimler artırılsın, elde edilen denetim sonuçlarıyla ilgili şeffaflık sağlansın.</li>
</ol>
<p dir="ltr">Kampanya linkine <a href="https://www.change.org/p/t-c-tar%C4%B1m-ve-orman-bakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-t%C3%BCm-canl%C4%B1lar-i%C3%A7in-zehirsiz-sofralar-tar%C4%B1m-zehirleri-yasaklans%C4%B1n-tctarim?recruiter=1020594027&amp;utm_source=share_petition&amp;utm_medium=copylink&amp;utm_campaign=share_petition" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz. </a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/13/pestisit-zehirlenmeleri-30-yilda-15-kat-artti/">Pestisit Zehirlenmeleri 30 Yılda 15 Kat Arttı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zehirsiz Sofralar: &#8216;Kazandık: 16 Tarım Zehiri Yasaklandı&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/10/zehirsiz-sofralar-kazandik-16-tarim-zehiri-yasaklandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2020 09:17:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[pestisit]]></category>
		<category><![CDATA[tarım zehiri]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54706</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı 16 pestisit (tarım zehiri) etken maddesinin yasaklanmasına karar verdi. Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı karar için “bu olumlu bir adım ve kullanılan diğer tüm pestisitlere yönelik de aynı kararın alınmasını bekliyoruz” açıklamasını yaptı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/10/zehirsiz-sofralar-kazandik-16-tarim-zehiri-yasaklandi/">Zehirsiz Sofralar: &#8216;Kazandık: 16 Tarım Zehiri Yasaklandı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>100’ün üzerinde kurum ve inisiyatifinin yer aldığı Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı tarafından başlatılan Zehirsiz Kampanya için Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan güzel haber geldi. Bakanlık, 16 pestisit etken maddesinin yasaklanmasına karar verdi.</p>
<p>Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, yasaklama kararını olumlu karşılarken, insan ve çevre için zararlı diğer tarım zehirlerinin de yasaklanması ve alternatif, zehirsiz yöntem ve tekniklerin geliştirilmesi için gereken adımların atılmasını beklediklerini belirtti. Bunun için herkesi <a href="https://www.change.org/p/t%C3%BCm-canl%C4%B1lar-i%C3%A7in-zehirsiz-sofralar-tar%C4%B1m-zehirleri-yasaklans%C4%B1n-zehirsizsofralar-d%C3%BCnya%C3%A7ift%C3%A7ilerg%C3%BCn%C3%BC-tctarim?recruiter=1020594027&amp;utm_source=share_petition&amp;utm_medium=copylink&amp;utm_campaign=share_petition" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.change.org/p/t%25C3%25BCm-canl%25C4%25B1lar-i%25C3%25A7in-zehirsiz-sofralar-tar%25C4%25B1m-zehirleri-yasaklans%25C4%25B1n-zehirsizsofralar-d%25C3%25BCnya%25C3%25A7ift%25C3%25A7ilerg%25C3%25BCn%25C3%25BC-tctarim?recruiter%3D1020594027%26utm_source%3Dshare_petition%26utm_medium%3Dcopylink%26utm_campaign%3Dshare_petition&amp;source=gmail&amp;ust=1591862267396000&amp;usg=AFQjCNGzhTJ_hLmMmVvCzEpkKq3W6UgahA"><u>Zehirsiz Kampanya’</u></a>ya destek olmaya davet etti.</p>
<h5>Yasaklanan etken maddeler:</h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-54708 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/1591757396_yasaklananlar-640x458.jpg" alt="yasaklananlar" width="553" height="396" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/1591757396_yasaklananlar-640x458.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/1591757396_yasaklananlar-1024x732.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/1591757396_yasaklananlar.jpg 1246w" sizes="auto, (max-width: 553px) 100vw, 553px" /></p>
<p>Zehirsiz Kampanya ile tarım zehirleri konusunda önemli bir farkındalık yarattıklarını belirten Zehirsiz Sofralar İletişim ve Kampanya Koordinatörü Turgay Özçelik, yasaklama kararının sevindirici, ama yetersiz olduğunu söyledi. Özçelik kararla ilgili şunları ekledi: “Bakanlığın bu kararı ile, Zehirsiz Kampanya’da yasaklanmasını talep ettiğimiz, Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘son derece tehlikeli’, ‘yüksek seviyede tehlikeli’ ve ‘muhtemel kanserojen’ olarak belirtilen 13 etken maddeden 4’ü yasaklanmış oldu. Ayrıca yine Bakanlık tarafından 2019 yılı sonunda üniversitelerden kullanımlarının sonlandırılmasına yönelik görüş talep edilen 41 etken maddeden de 14’ü bu kararla yasaklandı. Oysa Avrupa Birliği, bu 41 etken maddeden 32’sini yasakladı, kalan 9 maddenin yasaklanmasını da gündemine aldı. Elbette tek bir zehirden kurtulmak bile sevindirici ama bizde neden sadece 14’ü yasaklandı? Geriye kalan tarım zehirleri de yasaklanacak mı? Bu konuda bir takvim var mı? Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan bu konuda tatmin edici bir açıklama bekliyoruz.”</p>
<p>Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, bakanlığın üniversitelere gönderdiği listede yer alan pestisitlerin insan, doğal hayattaki diğer canlıların sağlığı ve çevresel toksisite açısından ne gibi zararlara yol açtığını araştırmış, 41 etken maddenin hem insan hem de diğer canlılar için ölümcül tehlikeler barındırdığını ortaya <a href="http://zehirsizsofralar.org/2020/01/23/zehirsiz-sofralar-sivil-toplum-agindan-uyari-olumcul-tehlike/" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://zehirsizsofralar.org/2020/01/23/zehirsiz-sofralar-sivil-toplum-agindan-uyari-olumcul-tehlike/&amp;source=gmail&amp;ust=1591862267396000&amp;usg=AFQjCNH7WVdIptXbf3z737K_PsENvcEs9g">koymuştu</a>.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-54709 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/zehirsiz-sofralar-640x640.jpg" alt="Zehirsiz Sofralar" width="300" height="300" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/zehirsiz-sofralar-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/zehirsiz-sofralar-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/zehirsiz-sofralar-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/zehirsiz-sofralar.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Buğday Derneği Genel Müdürü Batur Şehirlioğlu, yasaklamanın yanında atılması gereken adımlara dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı: “Geçtiğimiz 20 Mayıs Dünya Arı Günü’nde AB Komisyonu 2030 yılına kadar pestisitlerin genel kullanımının ve yüksek derecede tehlikeli pestisit kullanımının %50 azaltılması, pestisitlerin agroekolojik uygulamalarla değiştirilmesi, 2030 yılına kadar AB’nin tarım arazilerinin %25’inin organik tarıma ayrılması ve nihayetinde pestisitlerin AB kentsel yeşil alanlarında da yasaklanması yönündeki kararını açıklamıştı. AB geçiş sürecinde bugüne kadar 180’in üstünde pestisit etken maddesi yasaklandı ve her gün yasaklananlara yenileri ekleniyor. Ancak mesele sadece pestisitleri yasaklamak değil mevcut tarım sisteminin sürdürülemezliğini görüp ekolojik, sağlıklı, adil ve sürdürülebilir bir tarım &#8211; gıda sistemine bir an evvel geçebilmek için AB gibi hedefleri ve yol haritasını belirlemek. Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan, Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı’nın hazırladığı ve bu sürece dair önerilerimizi kapsayan <a href="http://zehirsizsofralar.org/zehirsiz-sofralar-icin-yol-haritasi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://zehirsizsofralar.org/zehirsiz-sofralar-icin-yol-haritasi/&amp;source=gmail&amp;ust=1591862267396000&amp;usg=AFQjCNFpNnxKfVCbq2Fla2EGxm2ml61R1A"><u>Zehirsiz Sofralar İçin Yol Haritası</u></a> metnini dikkate almasını talep ediyoruz.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/10/zehirsiz-sofralar-kazandik-16-tarim-zehiri-yasaklandi/">Zehirsiz Sofralar: &#8216;Kazandık: 16 Tarım Zehiri Yasaklandı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zehirli Tarıma Mahkum Olmak Zorunda mıyız?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/19/zehirli-tarima-mahkum-olmak-zorunda-miyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz Yirmibeş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Feb 2020 07:24:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[pestisit]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47970</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sorgulamak eylemi iyiye ulaşmanın belki de en önemli başlangıcı. Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı tarım zehiri olarak da adlandırılan pestisiti tüketiciye sorgulatarak en önemli adımı atıyor. Tarım üretiminde pestisit kullanımının zararlarını anlatan ekip, bu sefer organik tarım üreticisi Şaban Burhan’ın Bursa Karacabey’deki arazisinde organik ürünü tadıyla, kokusuyla deneyimleterek tüketiciye pestisit kullanımına mahkum olmadığını gösteriyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/19/zehirli-tarima-mahkum-olmak-zorunda-miyiz/">Zehirli Tarıma Mahkum Olmak Zorunda mıyız?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bugün Türkiye’nin en doğusundan en batısına her insanın şikayetçi olduğu temel konular arasında kuşkusuz gıda geliyor. Yazın domatesini, kışın kerevizini eline alıp özlediği kokuyu, tadı alamayıp da iç geçiren insanlarız hepimiz. Üstelik pestisitlerin insan ve çevre sağlığına olan zararlarından bihaber olarak, yalnızca bildiğimiz kadarıyla şikayetçiyiz. Bir de vücudumuzun, toprağımızın deneyimlediği ancak bizlerin henüz bilincinde olmadığı pestisit kullanımının yarattığı zararlar var. Ne mi pestisit, uzun yıllardır tarımda verimliliği sağladığı iddiası ile kullanılan; halbuki yabancı otlar, zararlı böcekler gibi etkenlerle mücadele etmek için tercih edilen tarım zehirleri&#8230; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47977 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/1.jpg" alt="" width="375" height="250" />İsmi yabancı gelen ancak her öğün içli dışlı olduğumuz bu maddelere, bir diğer deyişle sağlıksız tarıma mahkum olmak zorunda mıyız? Bu sorunun cevabını</span> <span style="font-weight: 400;">Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı ekibi, Bursa Karacabey’de organik tarım üretimi gerçekleştiren Şaban Burhan’ın çalışmalarıyla örneklendirerek bir kez daha “hayır” olarak verdi. Organik tarımın mümkün olduğunu, pestisit kullanılmadan tarımda verim elde edilebileceğini Şaban Burhan’ın çiftliğinde deneyimledik. Tadıyla, kokusuyla organik sebze doğanın canlılığını yeniden hatırlatıyor insana. Peki organik tarım bir çözüm ise nereden başlamalı değişime? Öncelikle pestisitlerin zararlarını bilerek, farkındalığın getirdiği bilinçle tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeli, tercihimizi organik tarımdan yana kullanmalıyız. Tüm canlılar için sağlıklı yaşamı mümkün kılmak adına taşın altına elini koyan Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve Avrupa Pestisit Eylem Ağı yürüttükleri Zehirsiz Sofralar Projesi ile birçok konuya işaret ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Amaçlarının kamuoyuna, çiftçi ve üreticilere pestisitlerin zararlarını anlatmak ve de doğa dostu üretim yapan çiftçilerin kullandığı yöntemlere dikkat çekmek ve kullanımını yaygınlaştırmak olduğunu belirten Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Koordinasyon Kurulu Üyesi Oya Ayman, Türkiye’de 13 tehlikeli pestisitin kullanımını yasaklanmasını Tarım ve Orman Bakanlığından talep ettiklerini hatırlatıyor. Ayman, “Tüm Canlılar İçin Zehirsiz Sofralar”başlığı ile başlattıkları imza kampanyasında 125 bin imzaya yaklaştıklarını açıklayarak, 13 pestisitin tehlikeli olduğunun Dünya Sağlık Örgütü tarafından kanıtlandığına işaret ediyor. </span></p>
<p><b>Pestisit Doğanın Dengesini Bozuyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pestisitlerin sadece zararlıları değil faydalı böcekleri, mikroorganizmaları ve tozlaştırıcıları da yok ederek doğanın dengesini bozduğunu dile getiren Zehirsiz Sofalar İletişim ve Kampanya</span> <span style="font-weight: 400;">Koordinatörü Turgay Özçelik</span><b> “</b><span style="font-weight: 400;">Pestisitler insan sağlığına, canlılara ve çevreye zarar veriyor. Sofraya gelene kadar bir elmaya ortalama 16 kez zehir atılıyor. Yüzde 98’i hava, su, toprağa karışarak ve de üründe kalıntı bırakarak sofraya geliyor. Yapılan araştırmalarda anne sütünde, bebek bağında, bebek mamalarında pestisit kalıntılarına rastlanıyor. Pestisitin zararları bilim adamları ve sağlık örgütleri tarafından tespit edilmiş. Ancak pestisitlerin bir arada kullanıldığı zaman neye yol açacağı henüz bilinmiyor, pestisit kokteyl denilen bu durum bilim dünyası için yeni bir alan.” diyerek tehlikenin büyüklüğüne işaret ediyor.</span></p>
<p><b>Sağlıklı Yaşam mı Pestisit mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pestisit kullanımının Türkiye’de son dört yılda yüzde 51 artmasına dikkat çeken Özçelik, artan pestisit kullanımının bir yaşam sorunu olduğunun altını çizerek, “Türkiye’de yasal olarak kullanılan 300’e yakın pestisit etken maddesi var. Bunların tamamı zararlı ancak bir an önce 13 pestisitin tartışmasız yasaklanması gerek. Tamamen pestisit kullanılmayan bir tarıma geçilmesi için 2030 yılına kadar bir hedef koyduk. Bu geçiş aşamasında 13 pestisitin kullanımı tartışmasız yasaklanmalı. Türkiye’de pestisitin kademeli olarak azaltılarak yasaklanmasını ve doğa dostu üretim yapan çiftçilerin kullandığı yöntemlerinin yaygınlaştırılmasını talep ederek, alternatif yöntem olarak ne yapılması gerektiği gibi konularda yol haritası belirledik. Üç talebimiz var; pestisit kullanımı yasaklansın, alternatif yöntemler geliştirilsin, bu yöntemler desteklensin ve bilgi paylaşımı yapılsın.” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu ana kadar farklı alanlarda 100’e kadar kurumun bu çağrıya yanıt vererek, Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağına destek verdiğini aktaran Özçelik, Tarım ve Orman Bakanlığının 13 pestisit etken maddesine başka etken maddeleri de dahil ederek şu anda 41 pestisitin yasaklanması için üniversitelerden görüş istediğini açıklıyor.</span></p>
<p><b>41 Etken Madde Ölümcül Tehlikeler Barındırıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47975 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/DSC_9138.jpg" alt="" width="429" height="286" />Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, bakanlığın üniversitelere gönderdiği listede yer alan pestisitlerin insan, doğal hayattaki diğer canlıların sağlığı ve çevresel toksisite açısından ne gibi zararlara yol açtığını araştırarak konunun önemini bir kez daha rakamlarla ortaya koydu. Konuşmasında proje danışmanlarından Dr. Bülent Şık’ın yaptığı araştırmada ulaştığı sonuçlara değinen Özçelik, 41 etken maddenin hem insan hem de diğer canlılar için ölümcül tehlikeler barındırdığını ortaya koyduğunun altını çizerek, şu şekilde örneklendiriyor: “8 etken madde ölümcül etki gösteriyor, 12 madde kanser tehlikesi taşıyor, 19 madde çocuklar için çok tehlikeli. Hormonal sistem bozucu pestisitler vücudu pek çok açıdan etkileyerek hormonla ilişkili kanser türleri, metabolizma bozuklukları, zihin ve davranış bozuklukları gibi sağlık sorunlarının yaşanmasında etkili. 13 madde beyne zarar veriyor, 26 madde üreme sistemini bozuyor. 13 etken madde çiftçiler ve tarım işçileri için çok zararlı, aynı zamanda ekosisteme zarar veriyor.” </span></p>
<p><b>Kurak Dönemlerde Dahi Organik Üretim Daha Verimli </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm kurumlara çağrı yaparak birlikte bu sorunun çözülmesi gerektiğini belirten Özçelik’in eleştirdiği bir diğer önemli konu ise verimliliğin sağlanmasında pestisit kullanımına mahkum olunduğuna yönelik yargı! Nitekim pestisit kullanımı ile verimlilik arasında iddia edildiği gibi doğrusal bir ilişki bulunmuyor. Zira Tarım ve Ormancılık Bakanlığı verilerine göre 2014-2018 yılları arasında pestisit kullanımı yüzde 51,10 artmasına rağmen, hektar başına ton olarak buğdaydaki verim artışı yüzde 14,17, meyve grubunda yüzde 13,85, sebze de yüzde 7,82, ayçiçeğinde yüzde 6,4, patateste yüzde 4,4, mercimekte ise verim kaybının olması bu görüşü güçlendiriyor. Organik üretimin endüstriyel üretim kadar aynı verimi sağladığını belirten Özçelik, bunun yanı sıra kurak dönemlerde organik üretimin daha verimli olduğunun altını çizerek sözlerini tamamlıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuşmasında tüketiciye seslenen Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Koordinasyon Kurulu Üyesi Oya Ayman, sağlıklı beslenmenin ve sağlıklı çevrede yaşamanın anayasal hak olduğunu hatırlatıyor. Pestisite alternatif yöntemlerin neler olduğu sorusunu cevaplayan Ayman, “Doğa dostu olan organik tarım, onarıcı tarım, permakültürde kullanılan yöntemler, bio teknik yöntemler, kültürel, fiziksel ve biyolojik mücadele yöntemleri var. Bunlar Türkiye’de çiftçiler tarafından kullanılıyor.” diyor. Sağlıklı gıda tercih edilerek sağlıklı gıda üreticisi çiftçinin de desteklendiğini belirten Ayman, organik tarım ürünlerine sayıları giderek artan ekolojik pazarlardan ulaşılabileceğini, çevrede organik marketler yok ise çiftçilerle doğrudan iletişim kurabileceğini belirtiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Organik tarım üretimi gerçekleştiren Şaban Burhan’ın hikayesi ise 20 yıl önce kendisi ve çocuklarının ihtiyacı kadar sağlıklı gıda üretebilecekleri küçük bir bahçede üretim yapmasıyla başlıyor. Sağlıklı gıda konusunda farkındalığı, gıda toptancılığı yaptığı yıllarda kullanma tarihi geçen yoğurtların uzun zaman bozulmaması, evde yaptığı yoğurtların ise birkaç gün sonrasında ekşimesini gözlemlemesi ile başlayan Burhan’ın ilk fırsatta işi, Bursa Karacabey’de 13 dönümlük bahçe satın almak olmuş. Burhan’ın organik tarım yapmaya karar vermesinde etkili olan bir diğer gelişme ise İstanbul’da ziyaretçi olarak katıldığı bir fuarda organik tarım hakkında bilgi edinmesi. Burada Türkiye’de üretilen organik ürünlerin yüzde 98’inin ihraç edildiğini öğrendiğinde yaşadığı şaşkınlığı dile getiren Burhan, “Bunu öğrendiğimde insanımız ve çocuklarımızın da organik gıdaya ulaşmaya hakkı olduğunu düşündüm” diyerek sağlıklı gıdaya ulaşabilmenin toplumun tüm kesimleri için bir yaşam hakkı olduğunu hatırlatıyor. Burhan, işin başından bu yana birçok zorlukla karşılaşmasına karşın hiç yılmamış. Güneşin sıcağını, rüzgarın sertliğini koymuş önüne doğru bildiğinden şaşmadan devam etmiş. Bugün üç oğlu ile organik tarım üreten Burhan, yetiştirdiği organik gıdaları Ankara’daki ve İstanbul’da Kartal ve Şişli’deki ekolojik pazarda tüketici ile buluşturuyor. </span></p>
<p><b>“Alım Garantili Projeler Oluşturulmalı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47976 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/DSC_9109.jpg" alt="" width="393" height="262" />Organik tarım üretiminde yaşadıkları sorunları anlatan Burhan, en büyük problemin müşteri kitlesi olduğunu aktarıyor. Tatillerde müşteri kaybından dolayı ürettiklerin ürünün yüzde 30’unu satamadıklarını açıklıyor. Bu kaygan müşteri kitlesinden dolayı ürünleri mamul ürün haline getirmeleri gerektiğini ifade eden Burhan, tarım arazisinin yanı başında yer alan yolun resmi yol yapılmasına yönelik bir proje hazırladıklarını ancak henüz gerçekleşmediğini, yolun resmileşmesi ile ürünü mamul hale getirebileceklerini açıklıyor. Organik tarımın üreticisinin yaşadığı sorunların çözümlenmesi için öncelikle alım garantili projeler oluşturulması gerektiğini önemle vurgulayan Burhan, özellikle ana kalemlerde sözleşmeli tarım yapılması konusuna yetkililere sesleniyor.  “Mamul ürün hale getirilebilecek butik işletmelerin yapılabilmesinin önü açılabilmeli ki organik üreticiler çoğalsın. Yalnızca sebze yetiştirmekle bir yere varılamıyor. Fazla olan ürünleri mamul hale getirerek sağlıklı bir şekilde insanlara sunabilmeliyiz. Ayrıca tarım arazilerinin korunması, ata tohumlarına sahip çıkılması için birlikte hareket edilmeli” diyen Burhan, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin cesur adımları ile organik tarımın Türkiye’de temelinin atıldığını, tüketici ile üreticiyi buluşturduğunu dile getiriyor. Tüketicinin taleplerinin üretim yelpazesinin gelişmesi açısından önemli olduğunu aktaran Burhan, insanların ne yediğini sorgulaması gerektiğinin de altını çiziyor.</span></p>
<p><b>Ekosisteme Zarar Vermeden Üretim Mümkün</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Organik tarımda toprağı Leonardit, kaolin, zeolit gibi doğal madenler ve solucan, büyük baş hayvan gibi doğal gübrelerle zenginleştirdiklerini belirten Burhan, toprağı beslemede Arap sabunu, odun külü gibi ürünler kullandıklarını açıklıyor. Sağlıklı üretimle ekosistemi bozmadıklarını söyleyen Burhan, zararlı böcekler için neler yaptıkları hakkında bilgi veriyor: “Domatesi harap eden tuta zararlısı ile yapışkan tuzak ile mücadele ediyoruz, dişisini yakalayarak yavrulamasını önlüyoruz. Ayrıca diğer zararlı böcekler için renk ve koku tuzakları kuruyoruz. Böylelikle pestisit kullanmadan, ekosisteme zarar vermeden zararlı böcekleri engelleyebiliyoruz.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Organik tarım yapmak isteyenlere, tarım yapacakları bölgede üretim yapan tecrübeli insanlardan bilgi edinerek o bölgeye uygun, yerel tohumlar yerel ağaçlar dikmelerini öneren Burhan, ilk birkaç sene kazanç sağlanamaması sebebiyle yatırım maliyeti ve sabır gerektirdiğini sözlerine ekliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şaban Burhan, işin başından bu yana birçok zorlukla karşılaşmasına karşın hiç yılmamış olan bir organik tarım üreticisi. Bunda insana, canlılara, toprağa, suya kısacası evrene olan sevgisinin payı büyük. Kendimize neyi layık görüyoruz? Bu soruya Burhan tüm tüketicilerin yerine okkalı bir cevap veriyor aslında. Bizleri, çocuklarımızı ve geleceğimizi daha sağlıklı olana yakıştırıyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/19/zehirli-tarima-mahkum-olmak-zorunda-miyiz/">Zehirli Tarıma Mahkum Olmak Zorunda mıyız?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı Ölümcül Tehlikeye Karşı Uyarıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/23/zehirsiz-sofralar-sivil-toplum-agi-olumcul-tehlikeye-karsi-uyariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jan 2020 11:16:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Pestisit Eylem Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[pestisit]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın üniversitelerden görüş istediği, tarımda kullanılan 41 pestisit etken maddesinin yol açtığı zararları açıkladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/23/zehirsiz-sofralar-sivil-toplum-agi-olumcul-tehlikeye-karsi-uyariyor/">Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı Ölümcül Tehlikeye Karşı Uyarıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı üniversitelere gönderdiği bir yazı ile ülkemiz tarımında kullanılan 41 adet pestisit etken maddesinin kullanımdan kaldırılmasının gerekip gerekmediği hakkında görüş istedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47270 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/1579767241_1-640x360.png" alt="" width="281" height="158" />Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve Avrupa Pestisit Eylem Ağı tarafından yürütülmekte olan Zehirsiz Sofralar Projesi kapsamında bir araya gelen 100’ü aşkın sivil kuruluş ve inisiyatifin oluşturduğu Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, Kasım 2019’da Zehirsiz Kampanya’yı başlatmış; pestisitlerin zararlarına dikkat çekerek, Türkiye’de kademeli olarak azaltılarak yasaklanmasını ve doğa dostu üretim yapan çiftçilerin kullandığı yöntemlerinin yaygınlaştırılmasını talep etmişti.</p>
<p>Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, bakanlığın üniversitelere gönderdiği listede yer alan pestisitlerin insan, doğal hayattaki diğer canlıların sağlığı ve çevresel toksisite açısından ne gibi zararlara yol açtığını araştırdı. Proje danışmanlarından Dr. Bülent Şık’ın, Ağ adına yaptığı araştırma, 41 etken maddenin hem insan hem de diğer canlılar için ölümcül tehlikeler barındırdığını ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>41 Pestisit İçin Yapılan Araştırmada Öne Çıkan Sonuçlar</strong></p>
<ul>
<li><strong>8 Etken madde ölümcül: </strong>Bakanlığın listesindeki 41 etken maddeden 8&#8217;i solunduğunda ölümcül etki gösteriyor.</li>
<li><strong>12 Madde kanser tehlikesi taşıyor: </strong>41 pestisit etken maddesinin 7&#8217;si muhtemel, 5&#8217;i olası karsinojenik. Karsinojenik maddeler solunduğunda, ağız yoluyla alındığında veya deriye nüfuz ettiğinde kanser oluşumuna neden olabiliyor.<strong><br />
</strong></li>
<li><strong>19 Madde çocuklar için çok tehlikeli</strong>: 5&#8217;i şüpheli olmak üzere, 19 etken madde hormonal sistem bozucu özellik taşıyor. İnsan ve hayvan bedeninin birçok işlevini hormon sistemi düzenlediği için, hormonal sistem bozucu pestisitler vücudu pek çok açıdan etkiliyor. Bu etkilerden bazıları: Hormonla ilişkili kanser türleri (prostat, testis, meme), metabolizma bozuklukları (obezite, diyabet), üreme fonksiyonu bozuklukları (doğurganlığın azalması, çocuklarda cinsiyet gelişim bozukluğu, örneğin erken ergenlik), kalp ve damar hastalıkları, zihin ve davranış bozuklukları. Hormonal sistem bozucu pestisitler, özellikle çocuklar ve anne karnındaki bebekler için daha tehlikeli.<strong><br />
</strong></li>
<li><strong>13 Madde beyne zarar veriyor</strong>: 4&#8217;ü şüpheli olmak üzere, 13 etken madde nörolojik gelişime zarar veren özellikte. Hiperaktivite, davranış bozuklukları, düşük IQ, yol açtığı zararlardan bazıları.</li>
<li><strong>26 Madde üreme sistemini bozuyor</strong>: 9&#8217;u şüpheli olmak üzere, 26 etken madde üreme sistemi için zararlı niteliğe sahip. Bunlar, üreme sistemine toksik etkiler gösteren, üreme fonksiyon ve kapasitesini azaltan, doğurganlığa veya doğmamış çocuğa zarar verebilen maddelerdir.</li>
<li><strong>Çiftçiler tehlikede: </strong>13 etken madde çiftçiler ve tarım işçileri için çok zararlı.<strong><br />
</strong></li>
<li><strong>Ekosisteme zarar veriyor:</strong> 10 etken madde arılar, 10 etken madde faydalı böcekler, 3 etken madde kuşlar, 10 etken madde suda yaşayan canlılar, 1 etken madde su yosunları için çok zehirli.</li>
<li><strong>Biyolojik birikim ve kalıcı kirlilik: </strong>3 Etken madde biyolojik birikim yapıyor ve 5 etken madde ise uzun süre çevrede kalarak zehirli etkisini koruyabiliyor.</li>
</ul>
<p><strong>Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı&#8217;nın Önerisi</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47271 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/1579767214_domates-640x426.jpg" alt="" width="322" height="214" />Tarım ve Orman Bakanlığı’nın listesinde yer alan pestisit etken maddelerinin yasaklanmasına yönelik tartışmalar uzun zamandan beri sürüyor. Ayrıca Bakanlığın listesinde yer alan 41 adet pestisitten dokuzu (Glyphosate, Beta-Cyfluthrin, Cyfluthrin, Formetanate, Malathion, Tefluthrin, Zeta-Cypermethrin, Fenamiphos ve Zinc Phosphide) haricinde diğer 32 adet pestisitin Avrupa Birliği’nde kullanımına onay verilmiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Avrupa Birliği’nde onay verilmeyen bu pestisitlerin ülkemiz tarımında neden kullanıldığına bir açıklama getirmesi gerekiyor.</p>
<p>Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı kamuoyunu söz konusu dokuz adet pestisitin de yasaklanmasını içeren kampanyayı imzalamaya, paylaşmaya, desteklemeye çağırıyor. Yürütülen kampanya ile ilgili bilgilere <a href="http://Change.org/ZehirsizSofralar" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşılabilir.</p>
<p>Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile Gıda ve Kontrol Genel Müdür Vekili Harun Seçkin&#8217;den randevu isteyen Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, aşağıdaki kampanya taleplerini bu görüşmede yetkililere iletecek.</p>
<ol>
<li>Dünya Sağlık Örgütü tarafından “son derece tehlikeli”, “yüksek seviyede tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” olarak belirlenen ve tarımda kullanılan 13 etken madde (Difenacoum, ethoprophos, cyfluthrin, beta-cyfluthrin, zeta-cypermethrin, fenamiphos, formetanate X formetanate hydrochloride, methiocarb, methomyl, tefluthrin, zinc phosphide, glyphosate, malathion) öncelikle ve acilen yasaklansın.</li>
<li>Pestisitlerin tamamının 2030 yılına kadar yasaklanması, doğa dostu, zehirsiz yöntemlerle tarımsal üretim yapılması için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gerekli adımlar atılsın; doğa dostu tarım yöntemleri ve bu yöntemlerle tarım yapan küçük üreticiler desteklensin; üreticileri doğa dostu, zehirsiz yöntemler kullanmaya teşvik edecek politikalar uygulansın.</li>
<li>Türkiye’de tarım ve gıda ürünlerinde kullanılan pestisitlerle ilgili denetimler artırılsın, elde edilen denetim sonuçlarıyla ilgili şeffaflık sağlansın.</li>
</ol>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/23/zehirsiz-sofralar-sivil-toplum-agi-olumcul-tehlikeye-karsi-uyariyor/">Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı Ölümcül Tehlikeye Karşı Uyarıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Tüm Canlılar İçin Zehirsiz Sofralar: Tarım Zehirleri Yasaklansın&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/26/tum-canlilar-icin-zehirsiz-sofralar-tarim-zehirleri-yasaklansin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Nov 2019 09:53:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[pestisit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44919</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zehirsiz Sofralar konferansında bir araya gelen 95 kurum ve inisiyatif, doğaya zarar veren, zehirleyen pestisitlerin yasaklanması için kampanya başlattı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/26/tum-canlilar-icin-zehirsiz-sofralar-tarim-zehirleri-yasaklansin/">&#8221;Tüm Canlılar İçin Zehirsiz Sofralar: Tarım Zehirleri Yasaklansın&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kampanya, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “son derece tehlikeli”, “yüksek seviyede tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” olarak belirlenen ve pestisitlerde kullanılan 13 etken maddenin bir an evvel yasaklanması için T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli&#8217;ye hitaben başlatıldı.</p>
<p>Kampanyada yasaklanması talep edilen pestisitlerdeki 13 maddenin, insanların sinir ve hormonal sistemlerine zarar verdiği, pek çok kanser türüne, kısırlığa neden olduğu, çocuklarda gelişim bozukluklarına yol açtığı, arılara ve diğer canlılara verdiği zararla biyoçeşitlilik kaybına sebep olduğu, ekosistemi tahrip ettiği, suyu ve havayı zehirlediği bilinirken henüz bir adım atılmış olmadığına değiniliyor.</p>
<p>Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı ve dilekçeyi imzalayan vatandaşların 3 temel talebi bulunuyor:</p>
<ul>
<li>Dünya Sağlık Örgütü tarafından &#8216;Son derece tehlikeli&#8217; olarak belirlenen ve tarımda kullanılan 13 etken maddenin yasaklanması</li>
<li>Doğa dostu, zehirsiz yöntemlerle tarımsal üretim yapılması için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gerekli adımların atılması</li>
<li>Türkiye&#8217;de tarım ve gıda ürünlerinde kullanılan pestisitlerle ilgili denetimler artırılması, elde edilen denetim sonuçlarıyla ilgili şeffaflık sağlanması</li>
</ul>
<p><span class="css-901oao css-16my406 r-1qd0xha r-ad9z0x r-bcqeeo r-qvutc0">Zehirsiz gıda </span><span class="r-18u37iz"><a class="css-4rbku5 css-18t94o4 css-901oao css-16my406 r-1n1174f r-1loqt21 r-1qd0xha r-ad9z0x r-bcqeeo r-qvutc0" dir="ltr" role="link" href="https://twitter.com/hashtag/birliktem%C3%BCmk%C3%BCn?src=hashtag_click" data-focusable="true">#birliktemümkün</a></span></p>
<p>Kampanyanın tamamını okumak ve katılmak için <a href="https://www.change.org/p/t-c-tar%C4%B1m-ve-orman-bakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-t%C3%BCm-canl%C4%B1lar-i%C3%A7in-zehirsiz-sofralar-tar%C4%B1m-zehirleri-yasaklans%C4%B1n">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/26/tum-canlilar-icin-zehirsiz-sofralar-tarim-zehirleri-yasaklansin/">&#8221;Tüm Canlılar İçin Zehirsiz Sofralar: Tarım Zehirleri Yasaklansın&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buğday Derneği &#8220;Zehirsiz Sofralar İçin Harekete Geçti”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/08/bugday-dernegi-zehirsiz-sofralar-icin-harekete-gecti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Nov 2019 07:20:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Pestisit Eylem Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[ıspanak]]></category>
		<category><![CDATA[pestisit]]></category>
		<category><![CDATA[Turgay Özçelik]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Gıda Mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44149</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin girişimiyle 90 örgütün katılımıyla oluşturulan Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, güvenli gıdaya erişim için tarımda pestisit kullanımının durdurulması için harekete geçti. ‘Zehirsiz Gıda Mümkün’ sloganıyla yürütülen kampanyada, 23 Kasım’da uluslararası bir konferans da düzenlenecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/08/bugday-dernegi-zehirsiz-sofralar-icin-harekete-gecti/">Buğday Derneği &#8220;Zehirsiz Sofralar İçin Harekete Geçti”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="Buğday Derneği &quot;Zehirsiz Sofralar İçin Harekete Geçti”" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/_ogGGKnTU1c?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Buğday Derneği İletişim Koordinatörü Turgay Özçelik, Avrupa Birliği tarafından Sivil Toplum Diyaloğu V Programı kapsamında finanse edilen ve Avrupa Pestisit Eylem Ağı (PAN Europe) ortaklığında yürüttüğü “Zehirsiz Sofralar” projesi kapsamında kurulan Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı’nda 90 sivil toplum kurumu olduğunu belirterek, “Sadece çevre örgütleri yok bu ağda. Sağlık örgütleri var, avukatlık örgütleri var, LGBT örgütleri, kadın örgütleri var. Gıda ile ilgilenen, kendisini ilgilendirdiğini düşünen tüm örgütlere çağrı yaptık ve birlikte kasım ayında bir kampanyaya başlayacağız. Çok tehlikeli olarak Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirtilen pestisit türlerinin Türkiye&#8217;de yasaklanmasına ilişkin alternatif yöntemler geliştirilmesine yönelik bir kampanyamız olacak.” Dedi.</p>
<p><strong>“Pestisitlere Muhtaç Değiliz”</strong></p>
<p>Pestisitlere tarım ilacı denildiğini hatırlatan Özçelik, “İlaç bir hastalığa çare olan, düzelten, onaran anlamındadır. Bu doğrudan zehir. Pestisit hedeflediği şeyi öldürmek için kullanılıyor. Bu bir böcekse, mantarsa, hastalıksa yok etmek için. Oysa sadece yüzde ikisi hedeflediği organizmaya ulaşıyor. Yüzde doksan sekizi havaya ve suya karışarak diğer canlılara, doğaya zarar veriyor. Projeyi pestisit kullanımını Türkiye&#8217;de azaltmak hatta ortadan kaldırmak, çok tehlikeli olan pestisit türlerini yasaklatmak için bu projeyi hazırladık” dedi.</p>
<p>Pestisitlerin dünyanın artan nüfusu karşısında herkese yetecek kadar gıda üretilmesi için savunulduğunu belirten Özçelik, “Dünyayı doyurmak için hala bu savunuluyor. Oysa görüyoruz; bu pestisitlere muhtaç değiliz. Onlar olmadan da tarım yapabilmek, herkesi doyurabilmek mümkün. Bu konuda bilimsel araştırmalar, örnekler var hem Türkiye&#8217;de hem dünyada. Pestisit kullanmadan tarım yapan ve bu konuda hem kendi ekonomisini düzgün sürdürülebilir halde ilerleten hem de verimli bir şekilde üretim yapan insanlar var. Türkiye&#8217;de pestisit kullanımını azaltmak ve alternatif yöntemlere dikkat çekmek bu konuda alternatif yöntemlerin de başarılı olabileceğini göstermek istiyoruz. “ dedi.</p>
<p><strong>“Kobay Olarak Ortalıkta Dolaşıyoruz”</strong></p>
<p>Pestisitlerin kullanımının durdurulmasıyla birlikte güvenli gıda konusunda farkındalık yaratmak istediklerini de dile getiren Özçelik, “Pestisitlere mahkum değiliz, alternatif yöntemlerle tarım yapmak mümkün. Bunu hem üreticilere hem tüketicilere göstermek istiyoruz. Bir belgesel hazırladık yaklaşık on bölümlük. Özellikle alternatif yöntemlere dikkat çeken ve bu yöntemlerle Türkiye&#8217;de tarım yapan üreticilerle görüştük. Pestisitlerin zararlarına yönelik de içinde bilgiler olacak. Hem karar vericiler üzerinde bir baskı yaratmak hem de bu konuda farkındalık yaratmak, insanların gündemine sokmak istiyoruz. Çünkü bu ciddi bir halk sağlığı problemi. Özellikle kanser vakalarına ve Türkiye&#8217;deki sağlık istatistiklerine baktığımız zaman son yıllarda giderek arttığını görüyoruz. Bu klasik bir tabirle buz dağının sadece görünen kısmı. Bir çok pestisit insan vücudundan kalıntıya uğruyor yani birikme yoluyla bir hastalığa neden oluyor zarar veriyor. Genelde pestisitlerle ilgili araştırmalar tek bir tanesinin zararları üzerine yoğunlaşıyor. Oysa bir çok üründe birkaç pestisit birden kullanılıyor. Bunların kolektif olarak etkisi üzerine bir araştırma yapılmış değil. Yani şu an kobay olarak ortalıkta dolaşıyoruz. Pestisitlerin birlikte kullanıldığı zaman neye dönüştüğünü henüz bilmiyoruz. O yüzden henüz bilinmeyen bir şeyin insanlar üzerinde denenmesinin tamamen yasak olması gerekiyor.” Dedi.</p>
<p><strong>Zehirsiz Sofralar’dan Ispanak Zehirlenmeleri Açıklaması</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44175 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/EIl5LL0WsAALnpz-640x360.jpg" alt="" width="347" height="195" />Bu arada, İstanbul’da ıspanak zehirlenmeleriyle ilgili açıklama yapan Zehirsiz Sofralar Ağı, bilgilendirmelerin yetersiz olduğunu belirterek, “Ispanak zehirlenmelerine bazı yabancı otlar neden olmuş olabilir ancak, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan şu sorulara cevap vermesini talep ediyoruz:, söz konusu yabancı otlar hangileri? Bu kadar çok sayıda insanı etkileyen bir yabancı ot karışması nasıl meydana geldi? Yapılan analizlerde pestisitler gibi insan sağlığına zarar verecek düzeyde herhangi bir kimyasala ya da mikrobik bulaşana rastlandı mı?” denildi. Güvenilir gıdaya ulaşabilmenin en doğal hak olduğu belirtilen açıklamada, “Benzer bir olay yaşanmaması için gereken önlemler alınmalı; bunun ötesinde #ZehirsizSofralar için pestisit kullanımını azaltacak ve doğa dostu tarım yöntemlerini destekleyecek politikalar hayata geçirilmeli.” ifadelerine yer verildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/08/bugday-dernegi-zehirsiz-sofralar-icin-harekete-gecti/">Buğday Derneği &#8220;Zehirsiz Sofralar İçin Harekete Geçti”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğanın Dört Zaferi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/31/doganin-dort-zaferi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2018 13:08:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[dedegöl]]></category>
		<category><![CDATA[Munzur Vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[pestisit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33819</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazı Yücel Sönmez'e ait olup ilk olarak 30.12.2018 tarihinde Hürriyet'te yayınlanmıştır. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/31/doganin-dort-zaferi/">Doğanın Dört Zaferi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="rhd-article-spot">Bu yıl, bizim de sayfalarımızda sık sık yer verdiğimiz çevre sorunlarında, azımsanamayacak dört başarı kazanıldı. Devamının hiç kesilmeden gelmesini dileyerek, 2019’u son dönemde yüzümüzü güldüren haberlerle karşılıyoruz.</p>
<div class="rhd-all-article-detail">
<p><strong>Flamingolar kurtuldu</strong></p>
<p>İzmir Körfez Geçişi Projesi’nin yaklaşık 20 bin flamingonun kullandığı alandan geçeceğini ve bu durumun onların geleceğini tehlikeye attığını ilk defa Hürriyet gazetesi duyurmuştu. Oysa araştırma şirketi Big Cat Research’ün 12 ilde 1732 kişiyle yaptığı çalışmaya göre yüzde 68’lik oranla, Türk halkının en çok görmek istediği kuş flamingo. Anadolu’da ‘allı turna’ denen, üstüne şiirler yazılıp türküler yakılan, kur dönemindeki dansı halkoyunlarına ilham olan bir kuştan söz ediyoruz.</p>
<figure class="rhd-article-news-img-wrapper">
<div class="rhd-relative-container"><a class="rhd-article-news-img-link" rel="nofollow" data-origin-url="//i.hurimg.com/i/hurriyet/75/0x0/5c276ba30f254408904cd403"><img decoding="async" class="lazy-loaded" src="http://i.hurimg.com/i/hurriyet/75/770x0/5c276ba30f254408904cd403" alt="Doğanın dört zaferi" data-src="//i.hurimg.com/i/hurriyet/75/770x0/5c276ba30f254408904cd403" data-inline-image="true" /></a></div>
</figure>
<p>Onların dünyada en büyük topluluğu oluşturduğu Gediz Deltası’nın bağrında hançer gibi duran projeye karşı TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği), EGEÇEP (Ege Çevre ve Kültür Platformu), Doğa Derneği ve 85 vatandaş, yürütmenin durdurulması ve iptali için dava açmıştı. Ağustos 2018’de verilen yürütmeyi durdurma kararının ardından, geçen hafta İzmir 3. İdare Mahkemesi, ‘ÇED olumlu’ kararını iptal ederek tarihi bir karara imza attı. Böylece flamingolar dahil çok sayıda kuş türünün dünyadaki en önemli yaşam alanlarından Gediz Deltası ‘şimdilik’ kurtuldu.<br />
Türkiye’deki 14 Ramsar Alanı’ndan (uluslararası öneme sahip sulak alanları koruyan Ramsar Sözleşmesi’yle belirleniyor) biri olan delta, doğal sit alanı olarak da korunuyor. Yani karar, dünya doğa koruma içtihadı açısından da tarihi önemde.<br />
1732 kişiyle yapılan çalışmaya göre yüzde 68’lik oranla en çok görmek istediğimiz kuş flamingo.</p>
<p><strong>Dağ gibi ayakta: Dedegöl</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33820" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/5c276bc40f254408904cd407-640x468.jpg" alt="" width="640" height="468" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/5c276bc40f254408904cd407-640x468.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/5c276bc40f254408904cd407.jpg 770w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Bu yılın başında Isparta’daki Dedegöl Dağları’yla Kuzukulağı Yaylası tırmanış bölgesine maden arama ruhsatı verilmiş, bu durum özellikle doğa sporcularının büyük tepkisini çekmişti. Madencilik ve taşocağı faaliyetleri, sportif aktiviteleri ve sürdürülebilir turizmi bitireceği gibi hayvancılık, tarım gibi yaşamsal döngülere de zarar verecekti.<br />
Sporcuların ısrarlı takibi üzerine Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Hassas Alanlar Dairesi Başkanlığı, Etüt Envanter ve Mağara Çalışma Grubu; Kuzukulağı Yaylası ile Yaka Kanyonu ve Dedegöl Dağı’nın bir bölümünü kapsayan yaklaşık 35 bin hektarlık alanla ilgili kapsamlı bir rapor hazırladı. Ve Dedegöl Dağı’nın tamamı 27 Kasım 2018’de Resmi Gazete’de yayımlanan 378 numaralı kararla Kızıldağ Milli Parkı’na dahil edildi. Böylece bir süredir tehdit altındaki bölge geri dönülemeyecek tahribattan kurtulmuş oldu.<br />
Bölge dört mevsim boyunca kaya tırmanışı, dağcılık, tur kayağı, kampçılık, doğa yürüyüşü, bisiklet ve motokros için kullanılıyor.</p>
<p><strong>Toprak, su, arılar için müjdeli haber<br />
</strong>Dünya genelinde olduğu gibi, Türkiye’de de önemli oranda arı ölümleri yaşanıyor. Uludağ Üniversitesi Arıcılık Geliştirme-Uygulama ve Araştırma Merkezi, yıllık yüzde 20 civarında seyreden arı ölüm oranının bazı bölgelerde yüzde 70’lere kadar çıktığını ve sürekli arttığını belirtiyor. Buna yol açan nedenlerin başında tarımsal üretimde kullanılan ve genel olarak ‘pestisit’ olarak adlandırılan kimyasal maddeler geliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33821" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/5c276bd40f254408904cd409-640x426.jpg" alt="" width="640" height="426" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/5c276bd40f254408904cd409-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/5c276bd40f254408904cd409.jpg 770w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Özellikle neonikotinoid sınıfı pestisitlerin arılar üzerinde doğrudan öldürücü etkileri var. Avrupa Birliği, 2018’de bu sınıftan üç maddeyi sera kullanımları dışında tamamen yasaklayan tasarıyı kabul etti. Ancak neonikotinoidler Türkiye’de rahatça ve yaygın olarak kullanılıyordu. Ta ki geçen haftaya kadar&#8230; Türkiye’nin önde gelen 11 sivil toplum örgütünün birlikte yürüttüğü ‘Hepimiz Aynı Kovandayız’ kampanyası sonuç verdi. Tarım ve Orman Bakanlığı, 81 il müdürlüğüne ‘çok acil’ başlığıyla bir yazı göndererek bu üç maddeyi yasakladığını duyurdu. Böylece Türkiye’de her yıl tarım ilaçları yüzünden zarar gören 150 bin kovan arı kurtuldu.<br />
11 sivil toplum örgütünün yürüttüğü ‘Hepimiz Aynı Kovandayız’ kampanyası sonuç verdi.</p>
<p><strong>Bu tarihi kararla </strong><strong>Munzur Vadisi yaşayacak</strong><br />
En önemli haberlerden biri Tunceli’den geldi. Ankara 3. İdare Mahkemesi, Munzur Vadisi Milli Parkı üzerinde yapımı planlanan dört baraj ve beş hidroelektrik santralı (HES) projesini iptal etti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33822" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/5c276be50f254408904cd40e-640x481.jpg" alt="" width="640" height="481" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/5c276be50f254408904cd40e-640x481.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/5c276be50f254408904cd40e.jpg 770w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Kararın daha sevindirici olan tarafı ise Türkiye’nin dört yanında yaşanan çevre tahribatı davalarına emsal teşkil etmesi. Çünkü bu kararla tarihimizde ilk defa ‘üstün kamu yararı’ kararı mahkemece iptal edildi ve kamunun esas yararına olanın, doğanın korunması olduğu tescil edildi. Mahkeme ayrıca tek tek ‘ÇED olumlu’ kararı alan projelerin etkilerinin bir araya geldiğinde farklılaşabileceğinin altını çizerek, bütün projelerin toplam etkileri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.<br />
Bu kararla vadide yaşayan 2 bine yakın bitki türü (birçok Avrupa ülkesindeki sayılardan fazla), çengel boynuzlu dağkeçisi (bezuvar), ur kekliği, kırmızı benekli alabalık, vaşak gibi birçok canlı kurtulmuş oldu.</p>
<p>Kaynak:<a href="http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/hurriyet-pazar/doganin-dort-zaferi-41067402" target="_blank" rel="noopener"> Hürriyet</a></p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/31/doganin-dort-zaferi/">Doğanın Dört Zaferi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
