<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Pazarkule arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/pazarkule/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/pazarkule/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 12 May 2020 11:43:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Pazarkule arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/pazarkule/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mülteci Der&#8217;den  Koronavirüs Uyarısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/19/multeci-derden-koronavirus-uyarisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2020 09:34:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[geri gönderme]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteciler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarkule]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48827</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mültecilerle Dayanışma Derneği yaptığı açıklamada, koronavirüs salgını ile ilgili sağlık tedbirleri alınırken, Yunanistan sınırında bekleyenler başta olmak üzere tüm mülteciler için  insan hakları ve iltica/göç hukukunun temel ilkelerine, ulusal ve uluslararası yükümlülüklere saygı  duyulması gerektiğini bildirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/19/multeci-derden-koronavirus-uyarisi/">Mülteci Der&#8217;den  Koronavirüs Uyarısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mültecilerle Dayanışma Derneği’nden (Mülteci-Der)  yapılan açıklamada, koronavirüsün Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayılma hızı da dikkate alınarak pandemik bir hastalık olarak tanımlandığı hatırlatılarak, “Türkiye’de ilk vakanın tespitinden önce salgınla mücadele için çeşitli önlemler hayata geçirilmeye başlanmıştır. Hastalık özellikle solunum ve temas ile bulaştığı bu salgından korunmak için tavsiye edilen önlemlerin başında, hasta kişi ile temastan ve kalabalıklardan kaçınma ve izolasyon ile hastalık belirtilerinin ortaya çıkması halinde derhal maske takarak ve diğer önlemleri alarak her ilde belirlenen sağlık kuruluşlarından birine başvurmak gelmektedir.” Denildi.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignleft wp-image-48851 size-full" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/03/logo.png" alt="" width="192" height="135" />&#8220;Önlemler Mültecileri de Kapsasın&#8221;</strong></p>
<p>Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, İl Göç İdaresi Müdürlükleri, Geri Gönderme Merkezleri, Geçici Barınma Merkezleri ile Kabul ve Barınma Merkezlerinde Koronavirüs (COVİD-19) salgını sebebiyle, gerekli önlemlerin alındığının kaydedildiği açıklamada, “ Binalarda dezenfekte uygulamalarının yapıldığı, personelin ihtiyaç duyduğu maske, eldiven, dezenfektanların kullanıldığı, personeline gerekli eğitim verildiği ve il müdürlüklerinde yoğunluğun azaltılması için ikamet, uluslararası koruma ve diğer müracaatlarla ilgili düzenlemelerin yapıldığı bildirilmiştir. Gerek yayılma hızı yüksek bulaşıcı bu salgın döneminde, toplumun her kesimi gibi mülteci ve sığınmacılar ile göçmenleri de kapsayacak önlemler de ihtiyaç duyulmaktadır.” ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) 89. Madde, 3. fıkra (a) bendinde yapılan değişikliklerle  uluslararası koruma sahiplerinin sigortaları kapatılmaya başlandığı belirtilen açıklamada, “Kanun değişikliği ile genel sağlık sigortaları iptal edilen uluslararası koruma statü/başvuru sahiplerinin, koronavirüs belirtileri dahil bir sağlık sorunuyla karşı karşıya kalmaları halinde bir sağlık kuruluşuna erişememe ihtimali doğmuştur. Böyle bir durum, sağlık sorunu yaşayan kişi için ciddi ve hayati riskler doğurabileceği gibi, şu anda yaşamakta olduğumuz salgının yayılmasına ve bir halk sağlığı problemi haline gelmesine sebep olabilecektir. Gerek temel bir hak olan sağlık hakkında erişimin sağlanması gerekse böylesi bir salgın döneminde, ülkemizde uluslararası koruma kapsamında olanların genel sağlık sigortalarının tekrar aktif hale getirilmesi ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda Yabancılar ve Uluslararası Kanunu’nda yapılan değişikliğin acilen geri alınması gerekmektedir.” Denildi.</p>
<p><strong>Pazarkule&#8217;de Salgın Tehdidi</strong></p>
<p>Yunanistan sınırında 28 Şubat’tan itibaren yaşanan mülteci krizi de hatırlatılan açıklamada, “Pazarkule sınır kapısı çevresinde sayısı binlerle ifade edilen mülteci ve göçmenler, yirmi gündür güvenlik, barınma, sağlıklı beslenme, temizlik ve hijyen gibi en temel ihtiyaçlarının dahi karşılanmasının mümkün olmadığı bir ortamda beklemektedir. Koşullar nedeniyle vücut direnci düşmüş bu insanlar, çok sınırlı sağlık hizmetinin olduğu bir ortamda, salgın için kırılgan grubu oluşturmaktadır. Kaldı ki, Yunanistan’da da koronavirüsten etkilenmekte ve mültecilerin bulunduğu kamplarda koronavirüs tespit edilmeye başlandığı bilinmektedir. Salgının sınırda bekleyen bu grup içinde yayılması, can kaybını da içeren çok vahim sonuçlar doğurabilir. Ayrıca, mültecilerin barındığı merkezler ile sınır dışı edilmek üzere özgürlüğünden yoksun şekilde tutulduğu geri gönderme merkezlerindeki mülteci ve göçmenler de benzer riskler ile karşı karşıyadır. Bu merkezlerde mülteciler toplu şekilde ve salgının yayılması muhtemel koşullarda yaşamaktadır. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, geri gönderme merkezlerinde Koronavirüse karşı alınan tedbirlerle ilgili paylaşımında, merkeze alınan yabancıların on dört gün boyunca salıverme ve sınır dışı işlemlerinin gerçekleşmeyeceğini ve bu süre içinde merkezlerde ayrı bir bölümde tutulacaklarını bildirmiştir. Gerekli görüldüğü takdirde merkezlere ziyaretlerin kısıtlanabileceği belirtilmiştir. Geri gönderme merkezleri, kişilerin özgürlüklerinden mahrum edildikleri yerlerdir ve idari gözetim altında tutulan kişilerin bedensel ve ruhsal sağlığının korunması, devletin pozitif yükümlülüğüdür. Salgın nedeniyle öncelikle Koronavirüs olmak üzere geri gönderme merkezlerinde sıklıkla karşılaşılan dermatolojik rahatsızlıklar ve diğer tüm sağlık sorunları için tüm önlemlerin ivedilikle alınması gerekmektedir. İdari gözetim kararlarının ise, öncelikle alternatif yöntemler düşünülerek ve sadece mutlak zorunluluk hallerinde, son tedbir olarak alınması gerektiğini hatırlatmak isteriz.” deniliyor.</p>
<p><strong>Geri Gönderme Yasağına Dikkat!</strong></p>
<p>Koronavirüs salgını ortamında temel ve istisnaya yer vermeyen “Non-refoulement/Geri Gönderme Yasağı” ilkesine titizlikle uyulması gerektiği belirtilen açıklamada, yetkililerin şu önlemleri alması gerektiği vurgulanıyor:</p>
<p>Kanun değişikliği ile genel sağlık sigortası kapatılan uluslararası koruma başvuru ve statü sahiplerinin ivedilikle tekrar genel sağlık sigortası kapsamına alınması ve sosyal medya ve telefon mesajı yoluyla mülteci ve sığınmacıların bu durumdan haberdar edilmesi;</p>
<p>Edirne ili Pazarkule sınır kapısında günlerdir zor şartlarda bekleyenler ve çalışanlar için bölgede gerekli ve yeterli sağlık hizmetinin sağlanması; salgını önleyici sağlık tedbirlerinin ivedilikle alınması;</p>
<p>Barınma ve geri gönderme merkezlerinde tutulan mülteci ve göçmenlerin salgına karşı ve diğer sağlık ihtiyaçları için gerekli tedbirlerin alınması, yeterli sağlık hizmetinin sağlanması;</p>
<p>Özellikle idari gözetim altında tutulan kişilerin sınır dışı kararına itirazlarında süre sınırlamasının kaldırılması ve talep edenlerin itiraz hakkını etkin şekilde kullanabilmesi için gerekli önlemlerin alınması;</p>
<p>Koronavirüs’e karşı gerekli sağlık tedbirleri alınarak, ülkeye erişim dahil “Geri Gönderme Yasağı/Non-Refoulement” ilkesinin ihlal edilmemesi;</p>
<p>Ülkemizde düzensiz olarak bulunan yabancıların öncelikle Koronavirüs ile ilgili sağlık hizmetleri ve temel sağlık hizmetleri olmak üzere, sağlık hakkına erişimlerinin sağlanması;</p>
<p>Koronavirüs salgını ile ilgili sağlık tedbirleri alınırken insan hakları ve iltica/göç hukukunun temel ilkelerine, ulusal ve uluslararası yükümlülüklere saygı duyulmasıdır.</p>
<p>Açıklamanın tamamı için <a href="http://www.multeci.org.tr/haberler/basin-aciklamasi-saglik-hakki-koronavirus-ve-multeciler/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/19/multeci-derden-koronavirus-uyarisi/">Mülteci Der&#8217;den  Koronavirüs Uyarısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Metruk &#8216;Perili Ev&#8217; Pazarkule</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/16/bir-metruk-perili-ev-pazarkule/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2020 10:12:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarkule]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48706</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kimlikleri, aidiyeti, normları tanımlı kendi yaşam alanımızı ‘ev’ olarak tanımlıyorsak Pazarkule son iki haftadır bir ‘perili ev’. Modern çağın savunulacak değerler sıralamasında başı çeken devlet sınırlarının etrafındaki ‘no man’s land’ yani tampon bölge, son iki haftadır insanın vazgeçilmez hakları arasında başı çeken yaşam hakkına yönelik açık ihlallerin zemini.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/16/bir-metruk-perili-ev-pazarkule/">Bir Metruk &#8216;Perili Ev&#8217; Pazarkule</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü Fransız filozof Jacques Derrida, gerçekliğin ‘hayaletsi’ bir yanı olduğunu söyler. Öyle ki gözlerimizi sımsıkı yumsak da rahatsız edici gerçekliğin tüm varlığıyla orada olduğunu hissedebiliriz. Oysa onu algılamak, tanımlamak, kabullenmek, etkilemek sanki bir hayaleti yakalama çabası gibi uzağımızda kalabilir. Üstelik bu anlamda hevesli olduğumuzu söylemek ne kadar mümkün pek emin değilim. Ve işte insanlık tarihi kadar eski bir gerçeklik olan ‘göç’ de bu hayaletsiliği sergiliyor. Mülteciler, sığınmacılar, göçmenler adeta hayaletleşerek ya görmezden geliniyor ya da trajik, muhtaç, pasif figürler olarak görselleşiyor, sözümüze yerleşiyor. Oysa başka bir taraftan yaklaşılan gerçeklikte bu insanların her birinin tekil hikayeleriyle yan yana gelerek oluşturdukları çoğulluk umudun, yaşamın, kültürel zenginliğin, üretkenliğin ve hatta sınırlardan arındırılmış bir aidiyet duygusunun da ifadesi olabilir. Şubat ayı sonundan bu yana, Türkiye-Yunanistan sınırındaki Pazarkule sınır kapısının her iki tarafında yaşananlara tutulan ayna, her birimizin yüzünü gölgeleyecek bir utancı aksettiriyor.</p>
<p><strong>Gerçekdışı Gerçeklik</strong></p>
<p>Son iki haftadır gerçekdışı bir gerçekliğe televizyon ekranlarından izlediğimiz trajedi görüntüleriyle tanıklık ettik. Bir insan kaçakçısı kameralara işinin inceliklerini anlatıyordu, 28 yaşında bir genç ‘bir gün yüzü göremeden yaşlandım’ diyordu, çoluk çocuk binilen bir botun yola çıkışını spiker ‘bakalım karşı kıyıya varabilecek mi?’ diye anons ediyordu, güvenlikten sorumlu Yunan polisi mültecileri taşıyan bir botu deniz sınırını geçmeden batırmaya çalışıyordu, kara sınırını geçtikten sonra yakaladığı mültecilerin tüm eşyalarını ve özellikle de yürümeye devam edemesin diye ayakkabılarını alıyordu. Değeri ancak ihlal edilme olasılığıyla tanımlanabilecek sınırlar, insan hayatına kast edilmesinin bahanesiydi. Canına kastedilen insan, daha iyi bir hayat umudunu ve kapana sıkışmışlık umutsuzluğunu aynı anda taşıyordu. Yaşanan çıplak, eğreti gerçeklik sanki bizimle aynı insani haklara sahip olan bir başka insanın, insanların başına gelmiyormuş; bir hortlak-hayalet hikayesi, bir korku filmiymiş gibi izledik. Pazarkule de ‘ev’ arazimizin sınırları içinde yer alan, gittikçe daha da içine çöken ve binlerce hayaletin sıkışıp kaldığı perili evimiz oldu.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-2922 alignleft" src="https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-2.jpg" sizes="(max-width: 1140px) 100vw, 1140px" srcset="https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-2.jpg 1140w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-2-300x171.jpg 300w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-2-768x438.jpg 768w" alt="" width="346" height="197" /></strong></p>
<p><strong>Uzayan Sıra ve Ötesi</strong></p>
<p>27 Şubat akşamı Türkiye’de yetkili ağızlardan sınırlardan geçişlere engel olunmayacağı yönünde açıklama gelince daha o akşam insanlar ellerinde avuçlarında ne varsa bir küçük sırt çantasına sığıştırarak yollara düştü. Haber sosyal medya üzerinden hızla yayıldı. Ertesi gün Edirne’ye doğru binlerce insan yoldaydı. Kimileri otobüslere atladı, kimileri çeşitli kurumların tahsis ettiği servislere bindi, kimileri bulup buluşturduğu parayla şoförlerle anlaştı ve taksilere doluştu. Bir defa evlerini hayatta kalmak ya da daha iyi bir hayata kavuşmak için terk edenler yeniden, daha iyiye doğru sınırları aşmayı hayal ediyordu.</p>
<p>Bugün itibariyle, Pazarkule sınır kapısı başta olmak üzere sınır bölgelerinde Avrupa’ya geçmek için sınırı zorlayan ya da bir gelişme olur umuduyla bekleyen göçmenler ve mültecilerin yaşadığı insani kriz ikinci haftasını doldurdu. Pazarkule’de yaklaşık 15 bin kişi var. Yaş ortalaması 20-21 civarında. Genç erkek nüfus ağırlıkta. Sınır zorlandıkça Yunan polisinin biber gazına boğulan, iki haftadır elverişsiz koşullarda binlerce insanın yatıp kalktığı, sınır kapısını çevreleyen tampon bölgede çok sayıda da çocuk var.</p>
<p>Alanda çalışan Hayata Destek ekibine katılmak üzere Pazarkule’ye, bekleyişin ilk haftasının ortasında, günün erken saatlerinde ulaştık. Varır varmaz da birer gazı genzimizi yakmaya başladı. Uzaklarda, tarlaların ortasında bir koşuşturma vardı. Sahada krizin başından bu yana görev alan arkadaşlarımız bu görüntünün artık rutin hale geldiğini iletti. Bir gaz maskesi ve steril eldivenlerimizi verdiler. Önce etrafı kolaçan etmek için sınır kapısına uzanan cadde üzerinde yürümeye başladık. Gerçekdışı tabloyu bu defa kendi gözlerimizle görüyorduk. O hayaletimsi gerçekliği size anlatmaya çalışacağım.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-2920 alignright" src="https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-3.jpg" sizes="(max-width: 1140px) 100vw, 1140px" srcset="https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-3.jpg 1140w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-3-300x171.jpg 300w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-3-768x438.jpg 768w" alt="" width="372" height="212" /></p>
<p>500 adımlık yolun iki kenarında erkekler ve kadınların yemek sırası uzanıyor. Yolun başından baktığınızda sıranın sonunu görebilmeniz mümkün değil. Bölgede yürütülen insani yardım çalışmaları kapsamında verilen üç öğün yemeği almak için bekleyenlerin sırası bunlar. Öyle ki öğün değişiyor, sıra erimiyor. Kahvaltı için sıraya giren öğle yemeğini alıp akşam için yeniden sıraya giriyor.</p>
<p>Yol boyu uzanan erkekler sırasının ardında tarlalar uzanıyor. Hayata Destek çalışanı ceketimle ihtiyaçlarını belirlemek üzere konuştuğum ilk genç parmağıyla pek de uzak olmayan bir tel örgüyü gösterip “Şu kadarcık yol, ötesi Yunan.” diyor. “Biz gidiyoruz, onlar gaz atıyor. Bir kere yakaladılar, her şeyimi aldılar. Telefonumu aldılar. Şimdi kimseden haber alamıyorum. Yunan niye böyle yapıyor abla, ben zaten orada kalmayacağım ki?” Konuştuğum henüz 19 yaşında bir delikanlı. 8 yıl önce Suriye’den kaçıp gelmişler. Ailesinin bir kısmı hala Suriye’deymiş. “Ben dönemem abla, dönersem hemen askere alırlar. Okumak istiyorum ben, savaş başladığından beri okul yok bende. Avrupa’da okurum belki. Kapı açılana kadar buradayım, bir yere gitmem.” Hemen yanında başka bir genç söze giriyor. Yaşça daha büyük, 24’ünde. Onun da ailesi Suriye’de: “Avrupa’da bir sene içinde sana pasaport veriyorlar, aileni görmeye gidip gelebiliyorsun. Burada öyle olmuyor.” O da eğitimine devam etmekten bahsediyor, üniversiteyi kazandığı sene savaş yüzünden bırakmak zorunda kalmış. “Türkiye’ye geldiğimden beri bir sürü işte çalıştım. Bazen günlük, bazen daha uzun. Çok az para veriyorlar, bazen hiç vermiyorlar. Sigorta yok. Bir de çok çalıştırıyorlar. Bazen günde 20 saat. Bazen de çok küfrediyorlar. Gitmemiz lazım.” Gençlerle konuşurken arkadan bir el omzuma dokunuyor, dönüp bakıyorum. Yüzü yılgın genç bir adam daha: “İki kızım kayıp, iki gündür yoklar. Bulmama yardım edin.” Bir an panikliyorum, kızların adını ve yaşlarını soruyorum, not ediyorum. Jandarmaya bildirip bildirmediğini soruyorum. “Bildirdim” diyor, “Bir şey demediler.” Daha alana gireli bir saat olmuş olmamış, ne diyeceğimi bilemiyorum. Yetkililere ileteceğimi ama benim elimden bir şey gelmediğini söylüyorum. İnanmaz bakıyor yüzüme, “Tamam” diyor yavaş adımlarla geçip gidiyor. Ardından bakıyorum, elimde kızların adları yazılı not defterim.</p>
<p><strong>“Neden Bizi İstemiyorlar?&#8221;</strong></p>
<p>Suriye’den önce Ürdün’e ardından Avrupa’da sığınabilmek ümidiyle Türkiye’ye geçen 23 yaşındaki Malik çıkıyor karşıma. Genç adam gözlerimin içine doğrudan bakarak gazeteci olup olmadığımı soruyor önce, insani yardım çalışanı olduğumu ve acil ihtiyaçları tespit etmeye çalıştığımızı aktarıyorum. “Ne için?” diyor. Şaşırıyorum. Tertemiz bir İngilizce ile konuşuyor ve bana Pazarkule’ye gelişini şöyle anlatıyordu: “Kendimi fare gibi hissediyorum. Bir küçük peynir gördüm, koşa koşa peyniri kapmaya geldim. Meğer bir kapana koşmuşum, şimdi buradan kıpırdayamıyorum. Dönsem dönecek yerim yok, gitsem Yunan askeri sınırı geçirmiyor.” Malik belli ki etrafındakiler arasında da saygı görüyor, arada dönüp yanındaki gençlere bana ne söylediğini Arapça olarak iletiyor, onaylarını alıyor. 5-6 genç beraber hareket ettikleri belli, Malik de sözcüleri: “İnsan niye kalksın yollara düşsün, insan niye evini ülkesini bıraksın. Biz yaşamak istediğimiz için çıktık geldik. Sesimi kime duyurayım ben? Birkaç gün önce yabancı bir gazeteci geldi, sorular sordu, anlattım. Hiçbir şey değişmedi. Bizi kimse görmek istemiyor, duymak istemiyor, kabul etmek istemiyor. Niye, biz genç değil miyiz, bir üretemez miyiz, bir faydalı olamaz mıyız?” Soruların yanıtı öylesine net ve öylesine muğlak ki… Bu gençler öylesine yaşam dolu ve öylesine hırpalanmış ki… Herkesin gözlerinde öylesine bir umut ve öylesine bir yılgınlık var ki… “Neden bizim acil ihtiyaçlarımızı karşılıyorsunuz, daha ne kadar burada kalabiliriz, neden bizi kabul etmiyorlar?” Malik’in sıralı sorularını cevaplayamamanın yüküyle ona sorularını ve sitemini dile getiren bir yazıyı mutlaka yazacağımın sözünü vererek yanından ayrılıyorum. Sırtımın biraz daha kamburlaştığını hissediyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-2918" src="https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-4.jpg" sizes="auto, (max-width: 1140px) 100vw, 1140px" srcset="https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-4.jpg 1140w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-4-300x171.jpg 300w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-4-768x438.jpg 768w" alt="" width="407" height="232" /></p>
<p><strong>“Kapılar Açıldı Dediler, Geldik Ama&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Yolun bir diğer yanında uzanan kadınlar sırasının arkasında da derme çatma ‘çadırımsılar’ var. Üç dört odun ya da dal parçası dengelenerek üzerine geçirilmiş muşambalar, reklam panolarından alınmış brandalar, naylonlar. Bu damın altında ise birkaç parça karton üzerine serilmiş battaniyeler. Damın altında birbirine yaslanmış oturanlar, uyuyan çocuklar, vücutlarının yarısı dışarıya uzanmış yatanlar… Pazarkule’de bekleyişini sürdürenlerin çoğu Afgan. Yani yakın tarihi savaşlar, çatışmalarla gölgelenmiş, Taliban’ın hüküm sürdüğü, her gün yeni bir saldırı haberiyle sarsılan, istikrardan uzak, normal bir hayat hayali için imkansız bir ülkenin vatandaşları. Türkiye’deki Afganlar, geçici koruma statüsündeki Suriyelilerden farklı olarak uluslararası koruma talep edebiliyorlar. Ancak bu korumayı elde etme süreci hayli meşakkatli ve uzun. Mesela bekar genç erkeklere bu korumanın sağlanmasının çok zor olduğu belirtiliyor. Bu da kimliksiz, yani temel hizmetlerden yararlanma hakkından mahrum kalmak anlamına geliyor. Pazarkule’de Avrupa’ya geçmek için bekleyen arasında bu Afgan gençlerin sayısı hayli fazla. Ben de Afgan bir ailenin yanına gidiyorum. İki kadın bir kütüğün üzerinde oturuyor. Önlerinde henüz közü sönmemiş bir odun parçası, ısınma çabasındalar. Ben gelince ayağa kalkıyorlar. Sohbet için izin istiyorum, önce çekiniyorlar, sonra daha genç olanı davet ediyor. Birkaç tanışlarıyla beraber gelmişler. Yanlarında beş çocuk var. Yıllardır normal bir hayat kurmaya çalıştıklarından bahsediyorlar. Alanda konuştuğum birçok kişinin sözleri dalgalanıyor, sanki hepsi aynı sesle konuşuyormuş gibi geliyor kulağıma. Kadınlar devam ediyor, “Kapılar açıldı dediler, geldik ama…” Gözleri arkalarındaki muşamba çadırımsının altında oturan üç çocuğa dönüyor. Üç gün önce sınırı geçmeye çalışırken yakalanmışlar, onların da yanlarında getirdikleri tüm eşyalara sınırın diğer tarafında el konulmuş ve tekrar Pazarkule’ye yollanmışlar. En acil ihtiyacın da ayakkabı olduğunu söylüyorlar. Çocukları gösterip, battaniyeyle ısınsalar bile ayakkabısız durulmadığını söylüyorlar.</p>
<p>Afgan ailenin biraz ilerisinde, yol kenarında 4-5 kadın oturuyor. 20’li yaşlardalar. Sarı, yeşil, mor kıyafetleri sarındıkları siyah battaniyelerin altından gözüküyor. Afrikalı olduklarını düşünüyorum. Elleriyle toprağı eşeleyerek küçük çukurlar açma çabasındalar. Kenarda birkaç parça uzun dal var, belli ki kendilerine bir dam kurmayı deneyecekler. Yanlarına gidip konuşmak için izin istiyorum, buyur ediyorlar. Somali’den kısa bir süre önce gelmişler. Birbirlerini daha önceden tanımıyorlarmış. İstanbul, Aksaray’da kaldıkları evde tanışmışlar. Neyle uğraştıklarını, hayatlarını nasıl kazandıklarını soruyorum. Bir işleri olmadığını, Somalili başka bir adamın desteğiyle o evde kaldıklarını söylüyorlar. Daha fazla ayrıntı vermiyorlar. Ben de zorlamıyorum. Kapıların açıldığını duyar duymaz otobüse binip Pazarkule’ye gelmişler. Belçika’ya gitmek istiyorlar. Kimse var mı orada diye soruyorum. Somali’den daha önce gidenler olduğunu biliyorlar ama herhangi bir tanışları aslında yok. Varabilirlerse diğerleri nasıl hayatlarını kurduysa onlar da öyle kuracaklar. O kadar.</p>
<p>Ve etrafta olup bitenden bir haber koşuşturan küçücük çocuklar. O sırada gözüm 4 yaşlarındaki bir tanesine takılıyor. Annesi yemek sırasında, o geçmiş yolun ortasına, yüzünü göğe çevirmiş, yola bakmadan çizginin üzerinde yürüme oyunu oynuyor. Birkaç adım atıyor sonra hala çizginin üzerinde olup olmadığını kontrol ediyor. Eğer başarılıysa bir sevinç el çırpma, yok çizgiden adımları kaydıysa hızla yeniden çizginin üzerine geçiyor. Karmakarışık bir karalamanın içindeki tek nizami çizgiyi, işte o çocuk tüm naifliği ve coşkusuyla kurduğu oyunda adımlarıyla takip ediyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-2916 alignright" src="https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-5.jpg" sizes="auto, (max-width: 1140px) 100vw, 1140px" srcset="https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-5.jpg 1140w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-5-300x171.jpg 300w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/03/blog-bir-metruk-perili-ev-pazarkule-5-768x438.jpg 768w" alt="" width="362" height="206" /></p>
<p><strong>Hayata Destek Olmak İçin</strong></p>
<p>Modern çağın ‘istenmeyenleri’ ya da ‘hayaletleri’ göçmenler, zorla yerinden edilmişler, sığınmacılar, mülteciler doğrudan bu çağın çıkmazları nedeniyle günden güne artan sayılarda. Gerçeklik, gözlerini sımsıkı yummuş bir insanlığın burnunun ucunda olanca soğukluğuyla kendini hissettiriyor. Böyle bir zaman, böyle bir zeminde bize düşen, tüm suskunluk, tüm eylemsizlik, tüm görmezden gelme halini kenara bırakarak yaşananların kabul edilemezliğine, mevcut koşulların sürdürülemezliğine dair sözümüzü, tavrımızı, tanıklığımızı ve savunumuzu ortaya koymak, hayata destek olmak.</p>
<p>Mensubu olduğum Hayata Destek ekibi, 1 Mart’tan bu yana alanda çalışan koordinasyon ekibi içinde yer alıyor ve insani yardım çalışmaları yürütüyor. En acil ihtiyaçları yerinde tespit ederek koordinasyon ekibindeki işbölümü kapsamında bu ihtiyaçlara cevap vermeye çalışıyoruz. Çabalarımızın dayandığı temel ise çok basit ve net; her insanın insani koşullarda, onurlu bir biçimde yaşam hakkı vardır. Bu hakkın tesisi ve korunması için sarf edilen çabaya sunulan her katkı, beraber kurulacak daha iyi bir geleceğe ve gerçekliğe de katkı sunacaktır.</p>
<p><em>*Çiğdem Usta Güner tarafından yazılan bu yazı Hayata Destek&#8217;in blogundan alınmıştır.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/16/bir-metruk-perili-ev-pazarkule/">Bir Metruk &#8216;Perili Ev&#8217; Pazarkule</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
