<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>patriyarka arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/patriyarka/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/patriyarka/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Mar 2022 07:28:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>patriyarka arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/patriyarka/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Feminist Gece Yürüyüşü’nün Kadınları Kapsamadığını Nasıl Düşünebiliriz?&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/08/feminist-gece-yuruyusunun-kadinlari-kapsamadigini-nasil-dusunebiliriz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Mar 2022 07:28:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Feminist Gece Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[feminist mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Feyza Akınerdem]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar günü]]></category>
		<category><![CDATA[patriyarka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79339</guid>

					<description><![CDATA[<p>Temsil politikaları alanında çalışan araştırmacı/aktivist Feyza Akınerdem, 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşleri pankartları etrafında kopan tartışmalar üzerine görüşlerini Sivil Sayfalar ile paylaştı. Afişi tasarlayan feministlerin 'kadın'ı dışlayıcı bir düşüncede olmasının mümkün olmadığını ifade eden Feyza Akınerdem 'Yürüyüşün adı Feminist Gece Yürüyüşü iken, kadınları kapsamadığını nasıl düşünebiliriz?' diye soruyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/08/feminist-gece-yuruyusunun-kadinlari-kapsamadigini-nasil-dusunebiliriz/">&#8216;Feminist Gece Yürüyüşü’nün Kadınları Kapsamadığını Nasıl Düşünebiliriz?&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Feyza Akınerdem, kamusal alanın sınırlarının kimliklerle çizilemeyeceğine, eylemlerin &#8216;karşılaşma alanları&#8217; olduğuna vurgu yapıyor. Akınerdem, 8 Mart yürüyüşlerinde eskiden başı örtülü kadınlarla fotoğraf çektirmek isteyenlerin olduğunu artık bu gibi taleplere rastlanmadığını belirtiyor ve “Ben bu karşılaşmalardan çok şey öğrendim. O yüzden kapsayıcılıktan çok karşılaşma kavramının üzerinde durmayı tercih ederim” diyor. </span></p>
<p><b>Temsil politikaları üzerine çalışmaları olan bir sosyolog ve feminist olarak 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü afişlerin kapsayıcılığı, kullanılan ve kullanılmayan kelimelerle ilgili görüşleriniz nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-79358 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/feyza-akinerdem-640x376.jpeg" alt="Feyza Akınerdem" width="340" height="200" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/feyza-akinerdem-640x376.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/feyza-akinerdem-1024x602.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/feyza-akinerdem.jpeg 1170w" sizes="(max-width: 340px) 100vw, 340px" />Temsil politikaları çalışan bir araştırmacı olarak, aynı zamanda 15 seneden fazla bir süredir Türkiye’de farklı arka planlardan gelen kadınların ortak mücadele vermesi için politika yapan bir feminist olarak, kapsayıcılık kavramının kapsayıcılığı ile ilgili şüphelerim var. Zira kadınların patriyarkanın normalliğini sorgulama ve değiştirme arzusunun, ortak, sabit ve belirlenmiş biçimleri olamayacağı görüşündeyim. Kapsayıcılık politikası ise bu arzunun çeşitliliğine işaret etmekten çıkıp, bir kimlikler ve varoluş biçimleri listesi haline geldiğinden beri bu kavramla başım biraz dertte. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afişlere gelirsek, bir kavramın, sözcüğün, imgenin kullanılmaması ile kullanılamaması arasında bir fark var. 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü afişleri, klipleri ve bireysel duyurularında çok farklı çerçeveler kullanılıyor, böylece birçok kavram dolaşıma giriyor. Böyle bakınca gece yürüyüşü afişlerinde “kadın” kelimesini kullanamama ya da kullanmaktan imtina etme gibi bir durum bence yok, afişi tasarlayan feministlerden böyle bir dışlayıcılık beklemiyorum. Yürüyüşün adı Feminist Gece Yürüyüşü iken, kadınları kapsamadığını nasıl düşünebiliriz? Diğer yandan herhangi bir mecrada, bir duyuruda, bir bildiride, “kadın” kelimesinin kapsayıcılık niyetiyle başka kavramlarla değiştirilmesinin kapsayıcı değil, aksine dışlayıcı olduğunu düşünüyorum ancak son dönemlerde kadın bedenini doğurganlığına indirgeyen “regl olan bireyler” ya da “rahimliler” gibi sözcüklerle yapılan reklam kampanyaları oldu. Bunların regl ve diğer üreme sağlığı konularının bütüncüllüğünü görmezden gelen, kadın mücadelesi tarihinden habersiz PR ajanslarının küresel kreatif sektör trendlerini yakalama çabasının bir uzantısı olduğunu düşünüyorum. Bunu tartışmalıyız ancak afişlerde böyle bir dışlayıcı ya da indirgemeci dil görmedim. </span></p>
<p><b>Türkiye’deki feminist mücadelenin aldığı yolu ve şu anki yerini, gücünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Tüm kadınları kapsayan bir sonsuz alan yaratılabildi mi sizce veya yaratılması mümkün mü? Son zamanlarda sosyal medyada sıkça denk geldiğimiz kime kadın denir, Terf, CİS, heteroseksist ötekileştirmeleri, non binary kimlikler ve temsilleri vb. derken aynı mücadele içerisinde olanların dahi birbirlerini ötekileştirdiği bir kamplaşmadan söz etmek mümkün mü? Tartışmalar, zıtlaşmalar kimlik siyasetinin kaçınılmaz problemi midir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben son dönemde Türkiye’de sosyal medyada süregelen kavgaları popülist siyasetin, genişleyen ve gücü artan bir feminizmi kolonize etmesi tehdidi görüyorum. Türkiye’de kadınlar feminizmin gündeme getirdiği birçok eşitsizliği, haksızlığı, nefessiz hareketsiz kalma halini giderek daha çok sorunsallaştırıyorlar. Kadınlar bence artık patriyarkayı, adını koymasalar da iyi tanıyorlar. Feminist bir kimliğe şüpheyle yaklaşanlar bile, feminizmin çağrısına kulak veriyorlar, bu sese karşılık veriyorlar. Pandemi öncesi Gece Yürüyüşlerinin kalabalıklığı, katılımcıların çeşitliliği göz kamaştırıcı idi. Bu sene de öyle olmasını umuyorum ancak bu genişleme, aynı zamanda popülist siyasetin araçlarının sosyal medya üzerinden hızlıca benimsenmesiyle, kutuplaştırıcı tartışmalara zemin oldu. Feminizmin gündelik hayat, beden, ev, iş yeri, aile ve yakın ilişkiler üzerine ürettiği politik söylemler, talepler, mücadele alanları adeta mıknatısın zıt kutuplarına toplanan toplu iğneler gibi birbirinden ayrışıyor. Örneğin toplumsal cinsiyet eleştirisi ile toplumsal cinsiyet rolleri eleştirisi birbirine karşı olmak zorunda mıdır? Bence değil ancak ben kadın hareketinin bu kutuplaşmayı aşacak gücü, yaratıcılığı ve iradesi olduğunu da düşünüyorum. Beraber yürüdüğümüz kadınlara güveniyorum.  </span></p>
<p><b>8 Mart yürüyüşlerinde müslüman kadınların, emekçi kadınların, göçmen kadınların ve daha sayabileceğimiz birçoklarının cinsiyet temsili dışında da kendilerine yer bulabildiğini, temsil edilebildiklerini, seslerini duyurabildiklerini düşünüyor musunuz? 8 Mart günü ve genel olarak kadın hareketi bu bağlamda ne kadar kapsayıcı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben 8 Mart dayanışma eylemlerinin de gece yürüyüşünün de tel örgülerle çevrili olmayan, geçirgen alanlar olduğunu düşünüyorum. Kamusal alanın sınırlarını kimliklerle çizemezsiniz. Eylemler karşılaşma alanlarıdır. Reçel-Blog’ta “bir fotoğraf çekinebilir miyiz?” diye bir yazı yayınlamıştık. Kadın hareketinin eylemlerinde başörtülü kadın görünce beraber fotoğraf çektirmek isteyenler olurdu eskiden. Şimdi kalmamış olsa gerek. Ben bu karşılaşmalardan çok şey öğrendim. O yüzden kapsayıcılıktan çok karşılaşma kavramının üzerinde durmayı tercih ederim. </span></p>
<p><em>Görsel: Çatlak Zemin</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/08/feminist-gece-yuruyusunun-kadinlari-kapsamadigini-nasil-dusunebiliriz/">&#8216;Feminist Gece Yürüyüşü’nün Kadınları Kapsamadığını Nasıl Düşünebiliriz?&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına Yönelik Şiddet Ve Şiddet Sarmalının Bütünlüğü?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/02/kadina-yonelik-siddet-ve-siddet-sarmalinin-butunlugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 08:07:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Ataerkil Pazarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ataerkil Utanç Bildirgesi]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[kadına yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[patriyarka]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet sarmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76494</guid>

					<description><![CDATA[<p>Solcu erkeklerimiz de yüzlerinde ve  vücutlarında yama gibi duran o ayrıcalıklarının elden gitmemesi için sıkı sıkı tutunmuş durumdalar. Kendileriyle samimi olarak yüzleşmedikçe teorik ve felsefi sözleri kendilerine kalsın.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/02/kadina-yonelik-siddet-ve-siddet-sarmalinin-butunlugu/">Kadına Yönelik Şiddet Ve Şiddet Sarmalının Bütünlüğü?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Sözleşmesi&#8217;ne vurulan balta nedeniyle olsa gerek bu sene </span><i><span style="font-weight: 400;">25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü </span></i><span style="font-weight: 400;">bana bir başka anlam ifade etti. Protestoları sanatsal yapıda ama düşündürücü içerikte olanlar da vardı. Haklarımız budandıkça şiddetin sinsi halleri ve açık halleri kılıçla sokağa çıkıp ‘canım birini öldürmek istedi. Savunmasız olduğu için  kadını seçtim’ denilen bir ülke burası. Bu tür bir düşünce dahi korkunç değil mi? Nereden alıyorlar bu cesareti? Şiddet normlara, ahlaki değerlere vb bir dizi başka değerlere dayanıyor ancak en çok da toplumsal cinsiyete dayalı bu ülkede. </span></p>
<h5><b>Neden 25 Kasım?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">25 Kasım Dominik Cumhuriyeti&#8217;nde Mirabal Kardeşler&#8217;in vahşice katledilişlerinin yıl dönümü olarak sembolleşmiş durumda. Onların öldürülmesi Dominik Cumhuriyet’inde büyük bir tepki uyandırdı. Direniş hareketi güçlendi ve bir yılın sonunda diktatörlük düşürüldü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu anlamda aslında Mirabal Kardeşler bir başka saygıyı da hak ediyor. Yalnızca hüzünlü tarafıyla değil, aynı zamanda diktatörlüğün devrilmesinde önemli katkıları olduğu için. Onlar demokrasi ve özgürlük savaşçısı olarak da anılmalı. </span></p>
<h5><b>Kadına Karşı Şiddet Gününün Düşündürdükleri</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu günü anma etkinliklerinde içinde bulunduğum </span><i><span style="font-weight: 400;">Datça Kadın Platformu,</span></i><span style="font-weight: 400;"> yerel bir Demokrasi Evi’nde kadınlara uygulanan şiddetin hikayelerini (hatta birkaç erkeğin onları korurken uğradıkları vahşetin de) ön plana çıkardı.  Emek veren kadınların çabasına sağlık! Gün içindeki etkinlikler sırasında Cumhuriyet Meydanı’ndaki bir ağaç da bu günün adına Belediye tarafından anıt ağacı ilan edildi. Ne acıdır ki o şiddet buralara da bulaşmış durumda. Cumalı köyünden bir kadına defalarca erkek şiddetine uğrayarak 24 yaşında öldürülen Tuğba&#8217;ya adandı bu anıt ağaç. Annesi gün boyunca onun fotoğrafını boynunda taşıyarak ‘Ölmedim. Öldürüldüm’ mesajını ne kadar acı içinde yükleniyordu anlatamam. Birçoğumuz bakmaya dahi dayanmakta zorlanırken Banu’nun uğradığı şiddet hikayesini dinlerken ürperdim.   </span></p>
<h5><b>Peki Erkekler Cephesinde Ne/ler Oluyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye genelinde olan etkinlikleri uzaktan da olsa izlemeye çalıştım. Duyduğum hikayeler sonucu bir hafta elim kaleme varamadı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal cinsiyet araştırmalarında Orta Doğu coğrafyası patriyarkanın en güçlü olduğu yerlerden biri olarak biliniyor. Öyle ki antropolojist feminist Deniz Kandiyoti &#8216;Ataerkil Pazarlık&#8217; olarak tanımladığı durumda kadınlar da  bazen patriyarkanın bir yapı taşı olabiliyor. Dolayısıyla benim çok takıldığım ve iddia ettiğim Ataerki patriyarka yerine kullanılmamalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa patriyarka erkeklerin yaşamına da doğrudan olumsuz etki etmiyor mu? Militarizmden iş ve ekonomi konusunda, eşit paylaşıma kadar erkekleri de doğrudan ilgilendiriyor. Ancak patriyarkanın çökmesi için neden onlar da çaba sarf etmezler? Neden bu topraklarda her mahallede, her okulda, her hastanede, her hapishanede her pazarda ya da agorada bir eleştirel erkeklik grubu olmaz? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gözüm çok aradı bu sene acaba farklı söylemi olan erkekler çıkacak mı diye.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8216;Ataerkil Utanç Bildirgesi&#8217; söylemi duydum. ‘Erkeklere çağrımdır: Bir kez biz dayak yiyelim. Utanıyorum bu durumdan diyen tek tük erkekler oldu. Umarım saman alevi gibi yanıp sönmeyenleri olur diyeyim. Bazılarıyla girdiğim diyalogda kalıcı çalışmanız var mı sorusuna ‘Geçmişte denedik. Grup çalışması süreklilik kazanmıyor. Kendime odaklanmaktan yanayım’ diyenler vardı. Oysa biz erkek şiddeti sonucu şiddet gören erkeklerin de yanında oluyoruz. Onları da görünür kılıyoruz. Kadına karşı şiddetin büyük bir sarmalın parçası olduğunun farkındayız.  Dilde, beyinde, bedende, sokakta, evde, iş yerinde, okulda, hastanede, hapishanede, mutfakta, yatakta, tabakta, tarlada vb. </span></p>
<h5><b>Toplumsal Şiddetten Kadına Karşı Şiddete </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Şunu anımsayalım ki insan sosyal bir varlık ve her şey toplumsal olarak şekillenir. Dolayısıyla bir konu hakkında objektif olma söz konusu olabilir. Ancak duruş olarak tarafsızlık mümkün değil. Çünkü toplumsal normlarla beslenen erk-ekliğin yapısöküme uğratılması bütünün parçalarını görmekle olabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendini toplumun değişmesine adayan erkeklerin bazıları da ‘bu şiddet konusu çok karmaşık. İçinde narkotik durum da var’  deyip sorun çözmeye değil karmaşıklığı daha da karmaşık göstermekten yana. Bir kısım keskin devrimciler adeta.. &#8216;Gerekirse ölün, devrim olunca haklarınızı vereceğiz. Biz daha derin konulara kafa yoruyoruz’ konumundalar. Dünyanın batı ve Doğusunda Hindistan&#8217;dan Amerika&#8217;ya kadar solculukta erkeklik korunmuştur. Buna erkek Sol da deniyor. Solun cinsel politikaya dair ikiyüzlülüğünü hala sürdürmekte. Bu konuda yapılmış bir dizi çalışma bulabilirsiniz.  Örneğin, Robin Morgan 1970&#8217;de Elveda Her şeye (Goodbye to All That) broşürü yayınladı. Solcu erkeklerimiz de yüzlerinde ve  vücutlarında yama gibi duran o ayrıcalıklarının elden gitmemesi için sıkı sıkı tutunmuş durumdalar. Kendileriyle samimi olarak yüzleşmedikçe teorik ve felsefi sözleri kedilerine kalsın. Dünyanın özgürlüğüne katkıları olduğunu sanmıyorum.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tek tük erkek de eleştirel erkekliği bir politik temele oturtup ilerlemekten yana görünmüyor. Tekrar olacak ama oysa biz feministler kalıcı aşama ve çaba gösterenleri takdir ediyoruz ortamlarımızda yer veriyoruz.  Kısacası samimi olmayan erkeleri ne kadar utandırabilirsek o kadar iyi. Zaten yüzü kızaranlar utanır. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/02/kadina-yonelik-siddet-ve-siddet-sarmalinin-butunlugu/">Kadına Yönelik Şiddet Ve Şiddet Sarmalının Bütünlüğü?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
