<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>pandemi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/pandemi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/pandemi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 12 Jul 2023 11:23:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>pandemi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/pandemi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Romani Godi&#8217;den Yeni Rapor: Pandemide Romanlar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/12/romani-godiden-yeni-rapor-pandemide-romanlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jul 2023 11:21:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Romani Godi]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Hafıza Çalışmaları Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84563</guid>

					<description><![CDATA[<p>Roman Hafıza Çalışmaları Derneği’nin (Romani Godi) Etkiniz AB Programı desteğiyle hazırladığı 'Covid-19 Pandemisinden Çıkış Süresinde Türkiye’de Romanlar' raporuna göre, kapatma-karantina koşullarında işsiz kalan Romanlar daha da yoksullaştı, temel ihtiyaçlarını bile gideremez oldu. Toplumdan dışlandılar, ayrımcılığa uğradılar. Sosyal yardımlardan ve sağlık hizmetlerinden daha az yararlandılar. Roman çocuklar yoksulluktan uzaktan eğitime katılamadılar, okul terki arttı. Dernek, tüm bu nedenlerle, pandemide ağırlaşan çocuk yoksulluğu ve derin yoksulluğun gelecek nesilleri ipotek altına almaması için kamusal önlemler alınması gerektiğini vurguluyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/12/romani-godiden-yeni-rapor-pandemide-romanlar/">Romani Godi&#8217;den Yeni Rapor: Pandemide Romanlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Raporda, Türkiye’de 3 ile 6 milyon arası tahmin edilen Romanların,</span><span style="font-weight: 400;"> salgına karşı en kırılgan gruplardan olduğu fakat onlara yönelik koruyucu önlem ve planlama oluşturulmadığı belirtiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-84569 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/romani-godi-rapor-640x640.jpg" alt="" width="231" height="231" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/romani-godi-rapor-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/romani-godi-rapor-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/romani-godi-rapor-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/romani-godi-rapor.jpg 1080w" sizes="(max-width: 231px) 100vw, 231px" />Romani Godi Derneği’nin hazırladığı “Covid-19 Pandemisinden Çıkış Süresinde Türkiye’de Romanlar” raporundan bazı başlıklar şöyle: </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Ayrımcılık</b><span style="font-weight: 400;">: Türkiye’nin en dezavantajlı gruplarından biri olan Romanlar, pandemi gibi sağlık krizinde bile dışlandılar: ayrımcı ve önyargılı tutumlara maruz kaldılar. Romanlara yönelik ayrımcılık politikaları ve önyargılar pandemi de sürdü.  </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>İstihdam</b><span style="font-weight: 400;">: Müzisyenlik, seyyar satıcılık, kağıt toplayıcılığı, hurdacılık gibi günübirlik kazanç getiren işlerde çalışan Romanlar, salgında çalışamaz oldular; gelir kaybına uğradılar, daha da yoksullaştılar. Bir araştırmaya göre, pandemide Romanların yüzde 70’i elektrik faturalarını, yüzde 53’ü kira ödemelerini, yüzde 50’si banka kredilerini ve yüzde 50’si özel borçlarını ödemekte zorluk yaşadı.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Sağlık</b><span style="font-weight: 400;">: Romanlar, pandemide de toplumun genelinden ayrı tutuldu; temizlik hizmetlerinden bile yeterince yararlanamadı, temiz içme suyuna erişmekte zorluk çekti. Tüm bu şartlarda, salgından daha fazla etkilendiler ancak yoksulluk ve güvencesizlikten sağlık hizmetlerine yeterince erişemediler. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Sosyal Hizmet ve Yardım</b><span style="font-weight: 400;">: Daha çok desteğe ihtiyaç duymalarına rağmen sosyal yardımlardan da çok az yararlanabildiler. Pandemide Romanların sadece % 37.8’i kamu veya özel kurumlardan yardım aldı; bu yardımların da % 83.7’si ayni yardımdı.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Eğitim</b><span style="font-weight: 400;">: Roman çocukların yoksulluktan eğitim alamaz oldular: çünkü velilerin ortalama geliri açlık sınırının altındaydı, aileler çocuklarının okul ihtiyaçlarını gideremedi. Roman çocukların en az yarısı, uzaktan eğitime katılabilecek teknolojik cihaza sahip değildi ya da internete erişimi yoktu. Roman çocuklarda okul terki arttı. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Barınma: </b><span style="font-weight: 400;">Hukuki düzenlemeler olsa da Türkiye’de birçok Roman,</span><span style="font-weight: 400;"> gettolarda ve ayrılmış mahallelerde, yetersiz ve aşırı kalabalık meskenlerde, altyapı ve temiz suya erişimin olmadığı sağlıksız koşullarda yaşıyor. Romanların yoğunlukla yaşadığı semtlerde “kentsel dönüşüm” kararları ve yerinden edinme politikaları, zorla tahliyeler barınma hakkını ihlal etti, </span><span style="font-weight: 400;">mülkiyet hakkını güvencesiz kıldı. </span></li>
<li aria-level="1"><b>Hak İhlalleri</b><span style="font-weight: 400;">: Romanlar, pandemide istihdam, sosyal yardımlara ulaşma, eğitim, barınma, sağlık ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinde mevcut sorunlarına eklenen yeni sorunlar yaşamaya başladı. Roman topluluklar içinde kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, yaşlılar ve çocuklar pandeminin yarattığı ekonomik ve toplumsal sorunlardan daha ağır etkilendi.</span></li>
</ul>
<h5><strong><img decoding="async" class=" wp-image-84570 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/romani-godi-rapor-1-640x640.jpg" alt="" width="323" height="323" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/romani-godi-rapor-1-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/romani-godi-rapor-1-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/romani-godi-rapor-1-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/romani-godi-rapor-1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 323px) 100vw, 323px" />&#8216;Romanlar Pandeminin Derinleştirdiği Eşitsizliklere Karşı Korunmalı! Peki ne yapmalı?&#8217; </strong></h5>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Roman topluluklar, pandemide katmerlenen ve derinleşen mevcut sorunlarına ve maruz kaldıkları eşitsizliklere karşı sosyal politikalarla korunmalı! </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Pandemide ciddi boyutlara ulaşan çocuk yoksulluğu ve derin yoksulluğun gelecek nesilleri ipotek altına almaması için kamusal önlemler alınmalı!</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Covid-19 salgınında derinleşen sorunların kronikleşmemesi ve yaygın eşitsizliklerin kalıcı hale gelmemesi için Roman topluluklar kamusal önlemlerle desteklenmeli! </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Zira Romanlar, pandemin etkisiyle daha da ağırlaşan bu koşulları ve hasarı destek almadan onaramaz.</span></li>
</ul>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/roman-hafiza-calismalari-dernegi-covid-19-pandemisinden-cikis-suresinde-turkiyede-romanlar/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Raporun Türkçe versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz.</span></a></p>
<p>Rapor hakkında detaylı bilgi ve sorularınız için <span style="font-weight: 400;"><strong>info@romanigodi.org</strong> adresine yazabilirsiniz.</span></p>
<h6><b>Romani Godi Hakkında </b></h6>
<p><span style="font-weight: 400;">Romani Godi, Romanes’te “Roman Aklı” anlamına geliyor. Romani Godi, Romanların eşitsizlik, ayrımcılık, hak ihlalleri, Roman dilinin ve kültürünün yaşadığı yok olma tehlikesini dert eden bir grup genç aktivistin ‘Opre Roma’ sloganı ile 2022 yılı başında çıktıkları bir yolculuktur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romani Godi; Romanların dillerini, tarihlerini, kültürlerini, Romanların yaşadığı eşitsizlikleri ve maruz kaldıkları her türlü tarihsel eylemleri; bir bütün olarak toplumsal hafıza olarak kabul eder.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romani Godi, Romanların toplumsal hafızasının güçlendirilmesi ve eşitsizliğin ortadan kaldırılması için hak temelli çözümler üretilmesi amacıyla izleme, araştırma ve raporlama çalışmaları yürütmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir inisiyatif olarak yola çıkan Romani Godi, sonraki süreçte Roman Hafıza Çalışmaları Derneği (Romani Godi) adıyla tüzel kişiliğe dönüşmüştür. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/12/romani-godiden-yeni-rapor-pandemide-romanlar/">Romani Godi&#8217;den Yeni Rapor: Pandemide Romanlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemi Gölgesinde Kadına Karşı Şiddet İzleme Raporu Yayında!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/13/pandemi-golgesinde-kadina-karsi-siddet-izleme-raporu-yayinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jun 2022 07:29:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Kaşıkırık]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[KAPI]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81147</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Derneği, Etkiniz AB programı desteğiyle 'Pandemi Gölgesinde Kadına Karşı Şiddet İzleme Raporu' hazırladı. Çalışmada, kadınların pandemi döneminde belediyelerin 'önleyici/caydırıcı, koruyucu, güçlendirici/destekleyici' hizmetlerine erişip erişemedikleri ve hangi düzeyde eriştikleri; erişmemekten kaynaklı olarak uğradıkları hak ihlalleri ortaya konuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/13/pandemi-golgesinde-kadina-karsi-siddet-izleme-raporu-yayinda/">Pandemi Gölgesinde Kadına Karşı Şiddet İzleme Raporu Yayında!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>3 Eylül 2021-15 Ocak 2022 dönemini kapsayan izleme çalışması, 3 metropol kentin olduğu 12 büyükşehir- Adana, Ankara, Samsun, Balıkesir, Trabzon, Bursa, İzmir, Gaziantep, İstanbul, Erzurum, Kayseri, Malatya- ile sınırlı. Bu çalışma, belediyelerin web siteleri ile kurumsal belgelerinin taranmasından ve saha çalışmasından oluşuyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><b>Pandemi Gölgesinde Kadına Karşı Şiddet</b><span style="font-weight: 400;">” izleme raporunun amacı pandemide belediyelerin kadına karşı şiddete ilişkin sorumluluklarını ne ölçüde yerine getirip getirmediği ve bu konuya ilişkin hak ihlallerinin olup olmadığının ortaya konmasıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rapor, pandemide büyükşehir belediyelerinin kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik yükümlülüklerini çoğunlukla yerine getirmediğini; bu nedenle kadınların şiddete uğradıklarını ve derin hak ihlalleri yaşadığını söylüyor. Bu durum kısaca şöyle özetlenebilir:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kadınların temel bir hakkı olan “sağlıklı yaşama” hakkının gasp edildiği,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kadınların %60’a yakınının anne, baba, erkek kardeş, eş, eski eş ve diğer aile büyükleri tarafından şiddete uğradığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">En yaygın şiddet türünün “psikolojik şiddet” olduğu,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Evlerin kadınlar için güvenli alanlar olmadığı ve kadınların evin içinde daha fazla şiddete maruz kaldığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Sokağa çıkma yasakları sonrası duygusal şiddet olarak adlandırılan psikolojik şiddet oranının fiziksel ve ekonomik şiddete göre daha yüksek olduğu,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Psikolojik şiddete uğrayanların büyük bölümünün bekar kadınlardan oluştuğu,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Belediye bu konudaki hizmetlerinin farklı koşullardan olan kadınlar (engelli, mülteci, genç, yaşlı vb.) için erişilebilir ve ulaşılabilir olmadığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Pandemi döneminde belediyelerin kadına yönelik şiddetle mücadelede önleyici, koruyucu ve destekleyici hizmetlerinden “EVET” faydalandım diyen hiçbir kadın olmadığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kadınların yaşadıkları şehirlerde hem ilçe belediyesi hem de büyükşehir belediyesi tarafından hiçbir faaliyet yapılmadığı/hizmet olmadığını belirtenlerin oranının %58 olduğu,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Büyükşehir ya da ilçe belediyelerinde %65 oranında herhangi bir faaliyet yapılmadığı, ancak %35 oranında büyükşehir ya da ilçe belediyelerinde faaliyet yapıldığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Belediyelerin pandemi döneminde kadına karşı şiddetle ilgili çalışmaları bilgilendirme faaliyetleri ile sınırlı kaldığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Pandemi sürecinde kadınların daha fazla ihtiyaç duyduğu koruyucu ve destekleyici/güçlendirici hizmetlerin büyük ölçüde aksadığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kadınların pandemi koşullarında belediyelerin koruyucu hizmetlerine erişemediği ve şiddet ortamından uzaklaşamadığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kadınların, koruyucu ve destekleyici/güçlendirici hizmetler aracılığıyla kavuşabilecekleri “özgür”, “onurlu” ve “güvenli” yaşam haklarından mahrum kaldığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">5393 sayılı Belediye kanununa göre tüm büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 100 bini geçen belediyelerin kadın sığınma evi açması gerekiyor. Ancak, izlediğimiz 12 büyükşehir belediyesinden sadece 5’inde kadın sığınma evi olduğu (İstanbul, Bursa, Ankara, Gaziantep ve İzmir’de),</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">İstanbul’da ve Ankara’da doğrudan kadına karşı şiddetle mücadele için açılmış “şiddet hattı”nın hizmet verdiği,</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Başkanı Ayşe Kaşıkırık, “</span>Bu izleme çalışmasının özgün yönü, pandemi döneminde belediyelerin kadına karşı şiddetle mücadelede etkin görev ve sorumluluk almadığı için kadınların yaşadıkları hak ihlallerini ortaya çıkarmasıdır. Büyükşehir belediyelerinin temel bir insan hakkı ihlali olan kadına karşı şiddetin önlenmesi için “önleyici/caydırıcı, koruyucu, güçlendirici/destekleyici” başlıklarında somut öneriler sunulmuştur. Bu çalışmamızın kadınların hak ihlallerinin olmadığı bir kentte yaşamasına ve belediyelerin kadına karşı şiddetle mücadele politikalarını güçlendirmesine katkı sunması diliyoruz<span style="font-weight: 400;">.” dedi.</span></p>
<p>Raporun tamamına <a href="https://www.esitlikvekapsayicilikagi.org/wp-content/uploads/2022/06/KAPI_Raporu_1-Haziran-2022_k.pdf" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/13/pandemi-golgesinde-kadina-karsi-siddet-izleme-raporu-yayinda/">Pandemi Gölgesinde Kadına Karşı Şiddet İzleme Raporu Yayında!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Data Talks: COVID &#8211; 19’un Türkiye’deki Roman Toplulukları Üzerindeki Sosyoekonomik Etki Araştırması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/25/data-talks-covid-19un-turkiyedeki-roman-topluluklari-uzerindeki-sosyoekonomik-etki-aras%cc%a7tirmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Mar 2022 07:48:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Data Talks]]></category>
		<category><![CDATA[Fikret Adaman]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Ayrımcılık Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83064</guid>

					<description><![CDATA[<p>Data Talks'un bu bölümünde Boğaziçi Üniversitesi’nden Fikret Adaman ile Sıfır Ayrımcılık Derneği’nin “COVID - 19’un Türkiye’deki Roman Toplulukları Üzerindeki Sosyoekonomik Etki Araştırması” konuşuldu. Araştırma sonuçlarına göre, Romanlar pandemiyi toplumun genelinde daha kötü geçirdi: Evler çok kalabalık olduğu için bakım sorunları, iyi beslenme imkanları olmaması, uzaktan eğitime erişim gibi zorluklarla karşılaştılar.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/25/data-talks-covid-19un-turkiyedeki-roman-topluluklari-uzerindeki-sosyoekonomik-etki-aras%cc%a7tirmasi/">Data Talks: COVID &#8211; 19’un Türkiye’deki Roman Toplulukları Üzerindeki Sosyoekonomik Etki Araştırması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="Spotify Embed: Bölüm 017 | COVID - 19’un Türkiye’deki Roman Toplulukları Üzerindeki Sosyoekonomik Etki Araştırması" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/0zjVjk5q985k1SJNFfAcMl?si=4a8737e55a0e4c1d&#038;nd=1&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p><a href="https://www.stgm.org.tr/sites/default/files/2022-02/covid-19un-turkiyedeki-roman-topluluklari-uzerindeki-sosyo-ekonomik-etkisi-raporu.pdf" target="_blank" rel="noopener">Rapora buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/25/data-talks-covid-19un-turkiyedeki-roman-topluluklari-uzerindeki-sosyoekonomik-etki-aras%cc%a7tirmasi/">Data Talks: COVID &#8211; 19’un Türkiye’deki Roman Toplulukları Üzerindeki Sosyoekonomik Etki Araştırması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Data Talks: Türkiye’deki Suriyeliler Çalışması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/22/data-talks-turkiyedeki-suriyeliler-calismasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Mar 2022 07:45:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Data Talks]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'deki Suriyeliler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83061</guid>

					<description><![CDATA[<p>Data Talks'ta bu hafta sınıra yakın illerdeki göçmenlere odaklanan Türkiye’deki Suriyeliler çalışması Mahmut Kaya ile konuşuldu. Bölgedeki akrabalık bağları, dini kardeşlik, mağduriyet empatisi başlangıçta Suriyelilerin kabulünü olumlu etkilemiş. Ancak günümüzde kabul bölgede de azalmış. Pandemi koşulları, ekonomik sorunlar, siyasi söylemlerin etkileri ile son iki yıldır toplumsal kabul azalma eğiliminde.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/22/data-talks-turkiyedeki-suriyeliler-calismasi/">Data Talks: Türkiye’deki Suriyeliler Çalışması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="Spotify Embed: Bölüm 016 | Türkiye&amp;apos;deki Suriyeliler: İç İçe Geçişler ve Karşılaştırmalar" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/5gHdH91VOqFUWlWiFYUJUv?si=25ec1c3108d74d1a&#038;nd=1&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/22/data-talks-turkiyedeki-suriyeliler-calismasi/">Data Talks: Türkiye’deki Suriyeliler Çalışması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Tiyatromuz Bir Ürün Değil, İnsanlara Sunduğumuz Bir Armağan&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/14/tiyatromuz-bir-urun-degil-insanlara-sundugumuz-bir-armagan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Feb 2022 09:08:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[armağan ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Kabare Tiyatro Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78582</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Başka bir dünyanın, başka bir ilişkilenmenin, başka bir ekonominin mümkün olduğu 'deneyimine' ihtiyacımız var.' Kara Kabare Tiyatro Topluluğu, 'armağan ekonomisi' yöntemiyle sürdürdükleri bağımsız tiyatrolarında 10. yaşlarını kutluyor. Topluluktan yönetmen/oyun yazarı Şirvan Akan, oyuncular Gamze Dar ve Tuba Karabey ile sürdürdükleri bağımsız ve biletsiz modelin detaylarını konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/14/tiyatromuz-bir-urun-degil-insanlara-sundugumuz-bir-armagan/">&#8216;Tiyatromuz Bir Ürün Değil, İnsanlara Sunduğumuz Bir Armağan&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kara Kabare kültür sanat dünyasında örneği çok nadir olan armağan ekonomisi modeliyle bilet satmadan, seyircilerin verdiği armağanlarla çalışmalarını sürdürüyor. Topluluktan Şirvan Akan, “sevdiğin işten para kazan” ilkesini uygulamaktansa başka işlerden para kazanıp sevdiği işi bir armağan olarak insanlara sunmayı tercih ettiklerini söylüyor. 10. yıllarını kutlayan topluluk, ilk başlarda kültür sanat dünyasından ve seyirciden önyargılı yaklaşanlar olsa da hep birlikte dönüştüklerini söylüyor: “Başlarda, armağan ekonomisiyle oyuna gelen seyirciler oyundan büyük bir şaşkınlık içinde çıkıyor, para vermeden gelme ihtimali yüzünden bizim iyi bir oyun çıkaramayacağımıza dair bir önyargı taşıdıklarını itiraf ediyorlardı. Para ile prestijin birbirine bu denli yapışık olmasının, Kara Kabare’nin ilk kırdığı yargılardan biri olduğunu söyleyebilirim; ne kalitede bir işle karşılaşacağını bilen bir izleyici kitlemiz oluştu.”</span></p>
<p><b>İlk olarak Kara Kabare’yi sizlerin sözleriyle kısaca tanımak istiyoruz. Nasıl bir topluluksunuz, neler yapıyorsunuz? Oyunlarınızda öne çıkan belirli temalar, teknikler var mı? </b></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-78604 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kara-kabare-1-640x719.jpg" alt="kara kabare" width="316" height="355" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kara-kabare-1-640x719.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kara-kabare-1.jpg 700w" sizes="(max-width: 316px) 100vw, 316px" />Şirvan Akan:</b><span style="font-weight: 400;"> Benim için en önemli özelliğimiz, dağılmadan, bölünmeden, farklılıklarımızı görmezden gelmeden, hatta alan açıp farklılıklarımızı kutlayarak bir arada durmayı başaran bir topluluk oluşumuz. Bunu kişisel dönüşümle toplumsal dönüşümü bir arada ele alarak sağlıyoruz. Hiyerarşi yerine, hizmet ruhu taşıyan bir liderlik anlayışı geliştirmeye çalışıyoruz. Üstünde yaşadığımız topraklara verdiğimiz armağan ise tiyatroya kökleniyor. Hiyerarşisizlik, şiddetsizlik ve kapsayıcılık ilkelerini kendi içimizde hayata geçirme yöntemimiz olan “Çember Adabı”, oyunlarımızın da temelini oluşturuyor. Kara Kabare’nin her oyunu, çember adabının ve topluluk ilkelerinin sahne üstüne uyarlanmasıyla ilgili bir önerme taşıyor. </span></p>
<p><b>Gamze Dar: </b><span style="font-weight: 400;">Kara Kabare, herkesin “merkeze” eşit uzaklıkta olduğu, herkesin her konuyu getirebildiği, çember adabını hayata geçiren bir topluluk. Günümüzde hızla akan hayat aslında çok komplike; bazen yaşarken kaçırdığımız noktalar oluyor. Topluluk bunları birlikte görmeye, anlamaya çalıştığımız, birbirimizi derinden dinlediğimiz, kalpten konuştuğumuz bir alan. Herkesin bir &#8220;nişi&#8221; olduğu, yani topluluktaki her bireyin son derece kendine has, biricik ve çok kıymetli bir armağanı olduğu ilkesine inanıyoruz. Koşulsuzca kalpten armağanlar verip aldığımız, araştırmacı bir topluluk Kara Kabare. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;"> Armağan ekonomisinin üzerine kurulduğu ilkelerden biri bu: Hakiki bir şükran. </span></p></blockquote>
<p><b>Sahnelediğiniz oyunun seyirciyle buluşma yolunu mesele eden, üretim/tüketim arasındaki ilişki üzerine düşünen bir topluluksunuz. Bu düşünceler sizi armağan ekonomisi denilen sisteme götürmüş. Öncelikle armağan ekonomisinin ne olduğunu ve işleyişini anlatabilir misiniz?</b></p>
<p><b>Şirvan: </b><span style="font-weight: 400;">Bizim uyguladığımız şekliyle armağan ekonomisi, benim yazdığım, sahnelediğim oyunları bir ürün olarak değil, bu topraklara koşulsuzca verdiğim bir armağan olarak görmemle başlıyor. Bana hayat armağanı verilmiş; bu armağan karşılığında benden hiçbir şey istenmemiş. Üstüne bir de bu toprakların denizi, güneşi, şarkısı, türküsüyle serpilmişim. İçimde muazzam bir şükran var; oyunlarımı armağan etmek bu şükranın bir ifadesi. Armağan ekonomisinin üzerine kurulduğu ilkelerden biri bu: Hakiki bir şükran. Bir diğer ilke de güven: “Ben karşılık beklemeden armağanımı verirsem, ihtiyaçlarım karşılanacak, aç ve açıkta kalmayacağım.” Başka bir dille söylersek: Hayalini kurduğumuz dünya, hemen bugün, şimdi!</span></p>
<p><b>Oyundan önceye (armağan listeleri, seçimleri, seyircinin hazırlığı) ve sonraya (armağanların tiyatro topluluğunca paylaşılması/tüketilmesi, bazı armağanların niteliği gereği seyirciyle yeniden buluşmalar) yayılan süreç, Kara Kabare’nin kimliğiyle, misyonuyla ilgili neler söylüyor? </b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-78605 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sirvan-akan.jpg" alt="şirvan akan" width="298" height="447" />Şirvan: </b><span style="font-weight: 400;">Evet, en önemli noktalardan birine parmak bastınız: Bizim sürecimiz oyundan önceye ve sonraya yayılıyor. Armağan ekonomisiyle çalışınca, oyuncu için “oyunumu oynadım, bitti gittim”, seyirci için de “oyunu izledim, bitti, kendi dünyama döndüm” hallerinin ötesine yayılan bir ilişki kuruluyor. Bunu çok önemli buluyorum çünkü bizden, derin kültürümüzden çalınan, sonra da bize geri satılmaya çalışılan şey bu: Topluluk bağları. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyük anlatıların (Komünizm, din…) yıkıldığı, bizi bir arada tutan hiçbir merkezin kalmadığı bu dönemde, bir “birleşme noktası” olarak tiyatroyu kurgulayabilir miyiz? İnsanların bir araya gelmesi, birlikte yaşamı kutlaması için tiyatro alan açabilir mi? Benim son dönemde üstüne düşündüğüm sorular bunlar. Tiyatrocu olarak kendime çok büyük bir sorumluluk yüklüyorum, bu sorumluluğu hürmetle eğilerek can-ı gönülden kabul ediyor, elimden geldiğince taşımaya çalışıyorum: Toplumsal barış, toplumsal bütünlük için köprüler kurmak, alanlar açmak. Armağan ekonomisi yöntemlerinin seyirciyi de böylesi bir sorumluluğa davet ettiğini gözlemliyorum. En basitinden, bizim oyunlara bilet alırken düşünmek zorunda bırakıyor: “Aldığım armağanla nasıl ilişkileniyorum? Yoksunluk korkusu yaşıyor muyum? Verdiğim armağan oyuncuların emeğini dengeledi mi? Ben dengede hissediyor muyum?” Bunlar çok dönüştürücü sorular. ZBAM!’ı izlemeye gelen bir grup genç öğrencinin ertesi gün oyunla ilgili hocalarıyla söyleşmek için buluştuklarında konuyu “ben bu hayattan ne istiyorum?” diye açtıklarını öğrendik. Bizim de armağan etmek istediğimiz buydu: Cevaplar değil, dönüştürücü sorular.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">İlk başladığımızda karşılaştığımız meydan okumalardan biri de pahalı biletlerimiz olmadığı için ciddiye alınmamak konusunda oldu.</span></p></blockquote>
<p><b>Topluluk olarak 10. Yılınıza girdiniz. Bağımsız, hatta bilet satışsız tiyatro yapmak nasıl mümkün oluyor? Bu mucizeyi mümkün kılan şeyler size göre neler oldu? Bununla birlikte bu 10 yılda sizi en çok zorlayan şeyler nelerdi? </b></p>
<p><b>Şirvan</b><span style="font-weight: 400;">: Ben “nasıl mümkün oldu” sorusuna bir soruyla cevap veriyorum hep: “Hem sevdiğin işi yap, hem para kazan” ilkesi, hangi anlatının ilkesi? Başka bir çağda yaşasaydık, misal bir kabilede olsaydık, ben akşam ateş başında çok güzel davul çalıp harika dans ettiğim diye, ertesi gün kabilenin tohum toplama ve sepet örme işlerinden muaf tutulacak mıydım? Bu bağlamda modernizmle uyuşmayan bir yaklaşımım olduğu söylenebilir: Hayatımı sürdürmek için tiyatro yapmıyorum. Armağanım, tutkum, ekolojik olarak doldurduğum yer bu olduğu için tiyatro yapıyorum. Yaşamımı sürdürmek için de başka işler yapıyorum. Topluluğumuzdaki herkes için bunun geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Başka topluluklarda oynayarak, ders vererek, çeviri yaparak yaşamımızı sürdürüyoruz, 10 yıldır armağan ekonomisiyle işleyen topluluğumuz bu şekilde ayakta kaldı. Bana kalsa toprak ekip biçmek gibi yaşamın üretilmesine daha doğrudan bir katkım olsun isterdim, ama mümkün olamıyor. Pandemi hayatımıza girdiğinde, neden atıl kalan tiyatro binalarının çatısına minik permakültür bahçeleri kurmadık? Bu soruya henüz tatmin edici bir yanıt bulamadım. Hayır, tiyatronun bir lüks olduğunu düşünmüyorum. Sadece kapitalist üretim-tüketim ilişkilerinin içimize fazla işlediğini, o yüzden de bir kavram karmaşası yaşadığımızı, tiyatronun işlevinin eğlence sektörünün işleviyle karıştığını düşünüyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim anlamlar ve deneyimler dünyamda, böyle bir iş yapmakta ve 10 yıl sürdürmekte karşılaştığım manevi zorluklardan biri tükenmemek, dirençli, dayanıklı kalabilmek. Topluluğumuzda kurduğumuz kalpten, samimi bağlantı bu açıdan da çok kıymetli. Birbirimizden güç alıyor, birbirimizden öğreniyoruz. İlk başladığımızda karşılaştığımız meydan okumalardan biri de pahalı biletlerimiz olmadığı için ciddiye alınmamak konusunda oldu. Başlarda, armağan ekonomisiyle oyuna gelen seyirciler oyundan büyük bir şaşkınlık içinde çıkıyor, para vermeden gelme ihtimali yüzünden bizim iyi bir oyun çıkaramayacağımıza dair bir önyargı taşıdıklarını itiraf ediyorlardı. Para ile prestijin birbirine bu denli yapışık olmasının, Kara Kabare’nin ilk kırdığı yargılardan biri olduğunu söyleyebilirim; ne kalitede bir işle karşılaşacağını bilen bir izleyici kitlemiz oluştu. Her zaman kendi alanında çok parlak olan oyuncularla çalışma fırsatı bulduk; topluluğumuza, yolumuza, işlerimize kalpten inanan insanlar bulabildiğim için şükran doluyum. Hatta yeni oyunumuzda bestelerimizi Global Music Awards ödüllü Nazım Çınar yapıyor; topluluğumuz kıymetli insanların katılımıyla büyümeye ve zenginleşmeye devam ediyor.</span></p>
<p><b>Web sitenizde armağan ekonomisini açıklarken “ne zaman geleceği belli olmayan bir toplumsal dönüşümü beklemek istemedik” diyorsunuz. Kara Kabare’nin farklı ve cesur adımlarının diğer bağımsız tiyatrolarda bir yankı oluşturduğunu düşünüyor musunuz? </b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-78603 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kara-kabare.jpg" alt="kara kabare" width="351" height="263" />Şirvan</b><span style="font-weight: 400;">: İkinci oyunumuz “Kamamber” döneminde armağan ekonomisiyle çalışmak isteyen bir dansçı bizimle iletişime geçmiş ve bizde bir şenlik havası yaratmıştı. Tiyatro alanında olmasa da bu yöntemin giderek yayıldığını gözlemliyoruz. Yeni oyunumuz “Zenhar” seyirlik bir tiyatro gibi değil seyircinin katılımcı olabileceği bir tören olarak tasarlandı. O yüzden başından beri bir tiyatro sahnesinde değil, yoga stüdyosu gibi bir yerde sahnelemeyi hayal ediyor, bir yandan da bu ekonomik kriz ortamında bizim yöntemimizi kabul edecek bir müessese bulmakta zorlanacağımızı düşünüyordum. Derken mucizevi bir şey oldu: Bomonti’de oldukça şık, kocaman bir yoga stüdyosu olan Oasis ile bir görüşme ayarladık. Meğerse onlar da Freemium üyelik diye bir kavram yaratmışlar ve armağan ekonomisiyle çalışıyorlarmış! Bizim için böyle yol arkadaşları bulmak o kadar kıymetli ki! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şunu da eklemeliyim; sahne açıp tiyatroyu ayakta tutan, akıl almaz KDV’ler, vergiler, faturalarla uğraşarak ülkemizde tiyatro alanının canlı kalmasını sağlayan meslektaşlarıma dair içimde büyük bir takdir var; bizim yöntemimiz bu anlayışa asla karşı değil; modern dünyanın kurallarına göre oynayabilen ve ayakta kalmayı başarabilen bu tiyatrocular da olmasa halimiz nice olurdu! Bununla birlikte, bizim yaptığımıza da ihtiyaç var. Başka bir dünyanın, başka bir ilişkilenmenin, başka bir ekonominin mümkün olduğu “deneyimine” ihtiyacımız var. Biz de tam o köşeyi tutuyoruz işte. Eğer bu konuyu kişisel dönüşümle birlikte ele almasaydık, devam ettirebileceğimizi sanmıyorum; yani misal ben yaptığımız şey için meslektaşlarımdan takdir bekliyor olsaydım, büyük hayal kırıklığı yaşardım. Bazen yalnız hissetsem de, şükran duygumla bağlantıya geçtiğimde, topluluğumun desteğini aldığımda kendime gelip toparlanabiliyorum.     </span></p>
<p><b>Seyircilerin biletsiz tiyatroya yaklaşımı nasıl? Nasıl geri dönüşler alıyorsunuz? </b></p>
<p><b>Tuba Karabey:</b><span style="font-weight: 400;"> Kamamber’i izlediğimde armağan ekonomisiyle bir seyirci olarak tanışmıştım. Hediyeleşmeyi seven biri olarak beni çok heyecanlandırmıştı, ilginç gelmişti. Kamamber’den sonraki oyun ZBAM!’da da oyuncu olarak armağan ekonomisiyle tüm ihtiyaçlarımın karşılandığını söyleyebilirim. Ama en önemlisi, burada bu sistemle hiç tanımadığın insanlarla bağ kurmak. Mesela yoga dersi armağanımı veren birkaç yoga eğitmeni ile beraber buluşup ders yaptık, sohbet ettik. Hatta bir yoga eğitmeni oynadığım başka oyunları da seyrettiğini söyleyince üzerine konuştuk, heyecanlandık, mutlu olduk. Sonra başka anım; bir oyun öncesi armağanlarımızı alırken hediye paketi ile kaplanmış bir kitap geldi, üzerinde şu yazıyor: “Bir çocuğu ya da sevdiğin birini dizlerine yatır ve oku.” Kimin armağanı olduğunu bilmediğim için gözlerim dolu dolu salona öylece baktım, gülümsedim, huzur doldu içim. İşte bu benim için paradan daha kıymetli.</span></p>
<p><b>Armağan listenizde neler var? Listeyi nasıl hazırlıyorsunuz? Öne çıkan, yoğunlaşılan armağanlar oluyor mu? Erkeklerin nakit para vermeyi tercih ettiklerini söylüyorsunuz mesela. </b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-78606 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/tuba-karabey-640x799.jpeg" alt="Tuba karabey" width="319" height="398" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/tuba-karabey-640x799.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/tuba-karabey.jpeg 960w" sizes="auto, (max-width: 319px) 100vw, 319px" />Tuba</b><span style="font-weight: 400;">: Armağan listemizde atalık tohumdan yoga dersine kadar her şey var. Ayrıca nakit para armağanı da var. Kendi ihtiyaç listemi paylaşayım: Yoga dersi, dans dersi, kitap, kahve, tuvalet kağıdı, çiçek, ceviz, mum, istediğimiz başka bir tiyatro oyununa bilet, şarap, nakit para, çamaşır deterjanı gibi :)) Her oyun öncesi armağan listemize ekleme çıkarma yaparak güncelliyoruz. </span></p>
<p><b>Şirvan</b><span style="font-weight: 400;">: Son zamanlara doğru sahne kiralarını karşılayabilmek için armağan yelpazesi yöntemine geçiş yaptık. Bu yöntemde seyircinin iki seçeneği var: “Gönlümden kopan nakit para armağanını oyunu izledikten sonra vereceğim” ya da “Gönlümden kopan başka bir armağan var.” Nakit para armağanı için belirli bir miktar da verilebilir: “50 &#8211; 300 lira arasında bir armağan bizi dengelenmiş hissettirir” denebilir mesela. </span></p>
<p><b>Pandemi, zaten yeterli desteği hiçbir zaman göremeyen kültür sanat dünyasını daha da çözümsüz noktalara taşıdı. Bu süreçte neler yaşadınız  ve yaşıyorsunuz? Bağımsız tiyatrolara yönelik destek politikaları hakkında düşünceleriniz ve önerileriniz neler? </b></p>
<p><b>Şirvan</b><span style="font-weight: 400;">: İçimde pandemide işsiz kalan dostlara, hayatına son veren müzisyenlere dair büyük bir yas var. Kültür sanat alanındaki meslektaşlarımın ayakta kalmak için seçtiği her yolu kutlamak ve onurlandırmak isterim. Bununla birlikte, ben kendi seyircimiz dışında kimseden destek beklemek istemiyorum. Yeni oyunumuz için, yine bir çeşit armağan ekonomisi yöntemi olan kitlesel fonlamayı seçtik; Fongogo sitesinde dileyen herkesin katkıda bulunabileceği bir kumbara açtık. Bize verilen armağanlar karşılığında biz de bir sürü sürprizli armağan veriyoruz; oyuna davetiye, oyunculuk dersi, kendi törenini yapma atölyesi, başka topluluklarla söyleşiler ve tabii ki çemberler! (Kumbaraya katkıda bulunup ekiple yolculuğa çıkmak isteyenler <a href="https://fongogo.com/Project/Sub/kara-kabare-armagan-sepeti" target="_blank" rel="noopener">bu bağlantıyı</a></span><span style="font-weight: 400;"> ziyaret edebilir.)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yinelemek istiyorum; tiyatro alanının sektörleşmesi, emekçilerin haklarının gözetilmesi için uğraş veren, iş güvenliği, sigortalama gibi konularda yaşanan büyük haksızlıklarla mücadele eden, devletle bağlar geliştirip alanın desteklenmesi için çaba harcayan tiyatro aktivisti dostlarımın çabalarını çok kıymetli buluyorum. Fakat başka bir yol da var; bunu söylemeye ve hayata geçirmeye devam edeceğim. Kara Kabare pandemide para sıkıntısı çekmedi, çünkü elinde para tutmuyor, mülksüz ve kâr amacı gütmüyor. Hayalini kurduğum dünyada, ben tiyatrocu olarak akşam ateş başında dans edip hikaye anlatıyorum; ertesi sabah da hep birlikte permakültür bahçelerimizde atalık tohumlarımızı ekip biçiyoruz; ateş başında hikaye anlatmamı destekleyen ayrı bir yapı düşünemiyorum, sığmıyor hayalime. Sizin hayaliniz nasıl?   </span></p>
<p><b>Şu an mutfağınızda seyirciyle buluşmayı bekleyen neler var? Oyunlar dışında yine armağan ekonomisi gibi dönüştürücü, farkındalık yaratacak yaklaşımlarınız olacak mı? </b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-78607 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/gamze-dar-640x624.jpg" alt="gamze dar" width="281" height="274" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/gamze-dar-640x624.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/gamze-dar-1024x999.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/gamze-dar.jpg 1096w" sizes="auto, (max-width: 281px) 100vw, 281px" />Gamze</b><span style="font-weight: 400;">: Şu an mutfağımızda  pandemi döneminde bize oyun armağanıyla gelen sevgili yönetmenimiz Şirvan Akan&#8217;ın &#8220;Zenhar&#8221; isimli oyununun provaları var. Antroposen çağında bizi bir arada tutabilecek bir &#8220;anlatının&#8221; araştırmasını, seyircinin katılımıyla ve hep birlikte erginlenerek deneyimlemek üzere bir yolculuğa çıktık. Bu yolculuğu oyunun replikleriyle tarif edersek &#8220;Adım attıkça yolumuza taşların serildiği&#8221; bir yolculuk. Gerisi merak unsuru olsun; seyircimizi heyecanımıza ortak olmaya, kendi yolculuklarına çıkmaya, kendi çemberlerini kurmaya davet ediyoruz.</span></p>
<p><b>Şirvan:</b><span style="font-weight: 400;"> Gamze’nin uyandırdığı gizeme ben de şunları ekleyerek sözlerimi bitireyim: Tek bir oyun “izleyince”, tek bir kitap okuyunca dünya değişiyor mu? İnteraktif değil, “katılımcı”, tek bir oyun değil, doğanın döngülerini takip ederek tüm yıla yayılan bir yolculuk! Yeni dünyaya!  Aşk olsun, barış olsun.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/14/tiyatromuz-bir-urun-degil-insanlara-sundugumuz-bir-armagan/">&#8216;Tiyatromuz Bir Ürün Değil, İnsanlara Sunduğumuz Bir Armağan&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel Duygular Araştırması ve Türkiye’de Karamsar Tablo</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/03/kuresel-duygular-arastirmasi-ve-turkiyede-karamsar-tablo/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nezih Onur Kuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Jan 2022 08:10:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gallup Küresel Duygular Araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandemiye dönüşen salgın dünyada depresif duyguları normalleştirdi. Gallup Küresel Duygular Araştırması dünya geneline yayılan negatif duyguları pozitif duygularla birlikte araştırdı. Raporda Türkiye’nin durumu hiç iyi görünmüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/03/kuresel-duygular-arastirmasi-ve-turkiyede-karamsar-tablo/">Küresel Duygular Araştırması ve Türkiye’de Karamsar Tablo</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2010’lu yıllar 2008 krizinin etkisiyle pek de görkemli olmayan bir şekilde başladı. Tüm dünyaya hakim olan karamsarlık, renkli devrimler ve Arap Baharı sonrasında ortaya çıkan iç savaşlar, artan göç sorunu ve terörün yükselişiyle birlikte giderek derinleşti. 2010’lar biterken dünya Orta Çağ tecrübelerini yaşatacak denli büyük bir felaketle karşılaştı: Koronavirüs. Pandemiye dönüşen bu salgın dünyada depresif duyguları normalleştirdi. Gallup Küresel Duygular Araştırması dünya geneline yayılan negatif duyguları pozitif duygularla birlikte araştırdı. Raporda Türkiye’nin durumu <a href="https://www.gallup.com/analytics/349280/gallup-global-emotions-report.aspx" target="_blank" rel="noopener">hiç iyi görünmüyor</a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.gallup.com/analytics/349280/gallup-global-emotions-report.aspx">.</a> Önce dünya genelinden başlayalım.</span></p>
<h5><b>Negatif Tecrübe Endeksi</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gallup araştırma sonuçlarından bir negatif tecrübe endeksi geliştirdi. Bu endeksin içinde gün içinde yaşanan fiziksel acı, endişe, üzüntü, stres ve öfke duyguları yer alıyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-77349 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/negatif-tecrube-endeksi-640x313.jpg" alt="negatif tecrübe endeksi" width="640" height="313" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/negatif-tecrube-endeksi-640x313.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/negatif-tecrube-endeksi.jpg 711w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu endekse göre dünya genelinde negatif tecrübe skoru 2006’dan 2020’ye 24’ten 32’ye yükseldi ve %33 artış gösterdi. Pandeminin olumsuz etkisi hem maddi hem psikolojik olarak derin bir şekilde karşımıza çıkıyor. Dünya genelinde çalışanların %50’sinin geliri pandemi sırasında düşmüş. Çalışanların %32’si ise işinden ayrılmak zorunda kalmış. %80’lik çoğunluk pandemiden olumsuz etkilendiğini belirtiyor. </span></p>
<h5><b>Türkiye’nin Durumu</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gallup araştırmasında Türkiye’nin durumu çok çarpıcı. Türkiye pozitif tecrübe endeksinde en son sırada yer alırken, negatif duygularda en üst sıralarda. Politik kutuplaşma, ani ekonomik yoksullaşma, derin toplumsal eşitsizlikler, sıradan hale gelen ifade özgürlüğü ve insan hakları ihlalleri gibi buhran şartlarında Türkiye halkının psikolojik durumu hiç de iyi görünmüyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-77352 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/psikolojik-durum-640x386.jpg" alt="psikolojik-durum" width="640" height="386" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/psikolojik-durum-640x386.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/psikolojik-durum.jpg 661w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h5><b>Harita: Gallup Pozitif Tecrübe Endeksi</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gallup Pozitif Tecrübe Endeksi’nde şu sorular yer alıyor: “Dün kendinizi iyi dinlenmiş hissetiniz mi?”, “Dün size insanlar saygılı davrandı mı?”, “Dün çok güldünüz ve/veya gülümsediniz mi?”, “Dün ilgi çekici bir şey öğrendiniz ve/veya yaptınız mı?”, “Dün gününüz genel olarak keyifli geçti mi?”</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77354 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/pozitif-tecrube-endeksi.jpg" alt="pozitif tecrübe endeksi" width="527" height="515" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Endeks ortalaması 100 üzerinden 46 olarak ölçülen Türkiye, Lübnan’la birlikte pozitif tecrübe endeksinde dünya genelinde en son sırada yer alıyor. Siyasi ve ekonomik istikrarsızlık, krizler ve derin buhranın toplumsal yaşama hakim olduğu iki ülkede toplumun en az yarısı gün boyunca pozitif tecrübe yaşayamıyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77355 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/kuresel-duygular-arastirmasi.jpg" alt="küresel duygular araştırması" width="560" height="518" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcılara “Dün gününüz genel olarak keyifli geçti mi?” diye sorulduğunda Türkiye’de halkın sadece %35’i buna olumlu yanıt veriyor. %61’lik çoğunluk gün içinde keyif almadığını ifade ediyor. Türkiye Lübnan’ın ardından “keyifsizlikte” ikinci sırada yer alıyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77358 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/kuresel-duygular-arastirmasi-1.jpg" alt="küresel duygular araştırması" width="532" height="508" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Dün ilgi çekici bir şey öğrendiniz ve/veya yaptınız mı?” sorusunda Türkiye’de sadece %35’lik azınlık evet cevabı veriyor. Türkiye halkı Avrupa’nın en az uyuyan (ortalama 6 saat 50 dakika) ve haftada en çok çalışan (46 saat), buna karşılık en az kazanan halklarından bir tanesi. Halkın çoğunluğu kendilerine keyif verip heyecanlandıracak yeni bir aktivite bulmak için rahat imkanlara sahip değil. Gelinen noktada Türkiye’de gündelik yaşam siyasal kutuplaşma ve yoğun çalışma arasında sıkışmış durumda. Sosyal etkinlikler ve sivil toplum etkinliği siyasal baskı, ekonomik yetersizlik ve pandeminin etkisiyle dibe vurmuş vaziyette.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77360 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/kuresel-duygular-arastirmasi-2.jpg" alt="küresel duygular araştırması" width="522" height="500" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyada yüzü en az gülen halk Türkiye’de. Türkiye’deki katılımcıların %57’lik çoğunluğu son bir günde gülmediğini/gülümsemediğini söylüyor. Buna evet diyenler sadece %41’de kalıyor. Türkiye’de 2018’den beri hızı kesilmeyen ekonomik kötüleşmeyle gelen ani yoksullaşma, artan siyasi ve sosyal baskılar ve pandemi koşulları Türkiye’de gülümsemenin bile önüne geçen yaygın bir olumsuz hava oluşturmuş görünüyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77361 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/kuresel-duygular-arastirmasi-3.jpg" alt="küresel duygular araştırması" width="509" height="446" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye gün içinde öfke hissedenler oranında Orta Doğu ülkeleri seviyesinde. Halkın yaklaşık yarısı (%44) öfke hissettiğini belirtmiş. Türkiye’de son yıllarda yaşanan sorunların yanısıra hızlı kentleşmeyle gelen kalabalık nüfus ve yol-ulaşım-altyapı yetersizlikleri, toplumsal güvenin hızlı göçle aşınmış olması gibi yapısal-kültürel sorunlar da günlük hayatta öfke patlamalarına zemin hazırlıyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-77365 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/kuresel-duygular-arastirmasi-4.jpg" alt="küresel duygular araştırması" width="538" height="527" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Keyifsizlik ve öfkenin yanı sıra yoğun stres de Türkiye’nin öne çıktığı olumsuz başlıklardan bir tanesi. Toplum genelinde stres yaşayanların oranı %59’u buluyor. Türk lirasında yaşanan oynaklığın Bitcoin seviyesini aştığı şartlarda toplumsal ruh halinin sağlıklı olma ihtimali kalmıyor. Tüketici ve üretici enflasyonu ortalamasının %40’a yaklaştığı ve alım gücünün hızla düştüğü şartlarda stresin yaygınlaşması kadar doğal bir sonuç yok.</span></p>
<h5><b>Sonuç</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">2008’den beri dünya ekonomik kriz, iç savaşlar, terör, göç ve son olarak pandemi ile daha karamsar bir yöne doğru savruluyor. Gallup Küresel Duygular Araştırması 2021’e gelindiğinde dünyada negatif duyguların üçte bir oranında yaygınlaştığını gözler önüne seriyor. Araştırmada Türkiye tablosu oldukça karamsar. Dünya genelinde pozitif duyguları ve tecrübeleri en az yaşayan halk Türkiye’de yaşıyor. Hayattan keyif alanlar %35’te kalıyor (dünyada sondan 2. sırada). Günlük hayatta güldüğünü/gülümsediğini söyleyenlerin oranı sadece %41 (dünyada sondan 1. sırada). Öfke hissedenlerin oranı %44’ü buluyor (dünyada 2. sırada). Stres yaşayanlar %59’a ulaşıyor (dünyada 4. sırada). Ekonomik kriz ve ani yoksullaşma, siyasal baskı, sosyal bunalım, yapısal yetersizlikler ve kültürel çatışmalarla birlikte Türkiye artık dünyanın en huzursuz ülkelerden birine dönüşmüş durumda. Pandemi de bunun tuzu biberi olmuş. Ayrıca sosyal ve sivil yaşamın canlılığını yitirmiş olması Türkiye’de kurak bir toplumsal hayatın yaşanmasıyla sonuçlanıyor.</span></p>
<p><em>Görsel: Getty Images</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/03/kuresel-duygular-arastirmasi-ve-turkiyede-karamsar-tablo/">Küresel Duygular Araştırması ve Türkiye’de Karamsar Tablo</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;2022 Meclis Bütçe Görüşmelerinde Romanların Adı Yok’ </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/2022-meclis-butce-gorusmelerinde-romanlarin-adi-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 08:05:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kenanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bütçe görüşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[romanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 2022 Yılı Bütçesinde, Roman toplumunun neden yer almadığını, Türkiye’nin en dezavantajlı ve kırılgan grupları arasında yer alan Romanların yaşadığı hak ihlallerini, acilen çözüme kavuşması gereken sorunlarını ve bu sorunların çözümüne dair parti olarak çözüm önerileri ile sivil toplum kuruluşlarından nasıl faydalandıklarını konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/2022-meclis-butce-gorusmelerinde-romanlarin-adi-yok/">&#8216;2022 Meclis Bütçe Görüşmelerinde Romanların Adı Yok’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2022 Meclis bütçe görüşmelerinde; “‘Romanların adı yok&#8217; desek yanlış olmaz” diyen HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “582 vekilden sadece 7 vekil Romanlar hakkında cümle kurdu. Bunların üçü partimiz HDP vekilleri tarafından Romanların haklarının savunusu üzerine oldu. Meclis’te görev yapan iki Roman vekilden ve Roman halkından özür dileyerek ve üzülerek belirtmeliyim ki bu iki vekilin birbiriyle çatıştırılması üzerinden bir ‘horoz dövüşü&#8217; bizlere izlettiriliyor” diyor.</p>
<h5><b>&#8216;Romanların Sorunları Tüm Çıplaklığıyla Orta Yerde Duruyor&#8217;</b></h5>
<p><b>Bir basın toplantısında da söz etmiştiniz. Aynı Meclis’te yer aldığınız CHP’li ve AKP’li Roman vekiller, Roman vatandaşları temsil etmeleri noktasında neler yapıyorlar? Çalışmalarını ve Meclis&#8217;teki varlıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77242 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ali-kenanoglu-640x403.jpg" alt="Ali Kenanoğlu" width="311" height="196" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ali-kenanoglu-640x403.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ali-kenanoglu.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 311px) 100vw, 311px" />Şu an TBMM’nin 27. Döneminde AKP ve CHP’den birer vekilin Romanlar adına temsiliyeti bulunuyor. Romanlar, Türkiye’de hak mahrumiyeti yaşayan en dezavantajlı gruplardan biri. Yıllardır acil çözüm bekleyen onlarca sorunu var. Normal şartlarda Mecliste bu sorunların çözüme kavuşturulması gereken mercidir. Ama ne yazık ki bırakın Romanların sorunlarına çözüm üretilmesini, Meclis’te görev yapan iki Roman vekilden ve Roman halkından özür dileyerek ve üzülerek belirtmeliyim ki bu iki vekilin birbiriyle çatıştırılması üzerinden bir “horoz dövüşü” bizlere izlettiriliyor.</span></p>
<p><b>TBMM’de 2022 Yılı Bütçe Görüşmeleri gerçekleşti. Bütçede Romanlara nasıl yer verildi</b><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6 Aralık 2021 tarihinde başlayıp 17 Aralık 2021’de sona eren 2022 Meclis bütçe görüşmelerinde; “Romanların adı yok” desek yanlış olmaz. 582 vekilden sadece 7 vekil Romanlar hakkında cümle kurdu. Bunların üçü partimiz HDP vekilleri tarafından Romanların haklarının savunusu üzerine oldu. Önce de değindiğimiz gibi her yıl olduğu gibi bu yılda AKP-CHP Roman vekillerin sözlü çatıştırılması dışında Romanların sorunlarının ciddi bir şekilde Meclis bütçe görüşmelerinde dile getirildiğini söylemek pek mümkün değildir. Vekiller kürsü konuşmalarında Roman bile demedi.</span></p>
<h5><b>&#8216;</b><b>Sıfır Ayrımcılık Derneği’nin ve Hacer Foggo’nun Çalışmalarından Faydalanıyoruz&#8217;</b></h5>
<p><b>Roman odaklı çalışan sivil toplum örgütleriyle diyaloğunuz nasıl? Roman toplumunun sorunlarını dile getirmeniz noktasında size yol gösterici oluyorlar mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman toplumunun sorunlarına çözüm üretmek adına Türkiye’de faaliyet gösteren birçok dernek ve federasyon yapıları olduğunu biliyoruz. Bir kısmı ile elbette diyalog halindeyiz ve onlardan edindiğimiz verilerle sorunların çözümü noktasında çalışmalarımızda faydalanabiliyoruz. Bunların dışında özellikle Romanlar hakkında nitelikli çalışmaları bulunan ‘Sıfır Ayrımcılık Derneği’ ile de görüşmelerimiz olmakta ve çalışmalarından faydalanıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca bireysel olarak Romanlarla çalışan aktivistlerle de diyalog halindeyiz. Aynı zamanda Hemşehrim olan Hacer Faggo’nun çalışmalarından faydalandığımızı da belirtmek isterim.</span></p>
<h5><b>&#8216;Romanların Yaşadığı Hayat Hiç de Eğlenceli Değil&#8217;</b></h5>
<p><b>Romanların en kritik ve acilen çözüm bekleyen sorunları neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emir Kusturica&#8217;nın yönettiği “Çingeneler zamanı” kült bir film. 90’lı yıllarda gösterime girdiğinde Dünya’da Çingenelerin/Romanların varlığının bu derece çarpıcı bir şekilde işlenmesi birçok kesimde şok etkisi yapmıştır. Romanların tanınırlığı Türkiye’de ise dizilerde veya filmlerde oynatılan daha çok eğlenceli karakterlerle karşımıza çıkıyor. Ancak ironik olan şudur ki Romanların yaşadığı hayat hiç de eğlenceli değil.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Roman nüfusunun ne kadar olduğu bilinmiyor. Etnisite veya inanç temelli nüfus sayımı yapılmadığı için bu alanda çalışan kuruluşların tahmini rakamlarına göre 3 milyon ile 5 milyon arasında bir nüfus olabileceği telaffuz ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Domlar, Lomlar, Çingeneler gibi adlar ile anılan Romanlar, çoğu meslekleriyle tanımlanan birçok alt-grup (müzisyenler, sepetçiler, kalaycılar, bohçacılar, hamamcılar, hamallar, arabacılar vb.) ile de adlandırılıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların çoğunluğu kendini Sünni Müslüman olarak tanımlar, ancak özellikle ülkenin doğu kentlerinde ve İstanbul’un varoşlarında yaşayan göçmen ya da yerleşik pek çok Alevi Roman var. Belirli mahallelerde otururlar, sosyal ve ekonomik açıdan ayrımcılığa maruz kalıyorlar ve Türkiye toplumunun genelinden ayrılmış durumdalar. </span></p>
<h5><b>&#8216;Romanların En Temel Sorunu Barınma ve İstihdam&#8217;</b></h5>
<figure id="attachment_77243" aria-describedby="caption-attachment-77243" style="width: 406px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77243" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-640x426.jpg" alt="romanların sorunları" width="406" height="270" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 406px) 100vw, 406px" /><figcaption id="caption-attachment-77243" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hemra Nida</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">“Romanlar vur patlasın çal oynasın yaşıyorlar” yakıştırmasının hiçbir karşılığı yoktur. Roman toplumunun sorunlarıyla yüzleşmek ve yıllardır uğradıkları ayrımcılığı sonlandırmak bu ülkede demokratım diyen herkesin önceliği olmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların en temel sorunlarının başında bence barınma ve istihdam sorunu yer alıyor. Bununla birlikte eğitim ve ayrımcılık gibi başat sorunları bütün can yakıcılığı ile çözüm bekleyen konular arasında yer alıyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Romanlar, Her An Evsiz Kalma Riskiyle Karşı Karşıya&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar, tavanı, duvarı olmayan barakalarda, derme çatma karavanlarda hayat sürüyor, tuvaleti olmayan onlarca ev var. Kentsel dönüşümün uğradığı mahallelerde ilk mağduriyete uğrayan Romanlardır. Romanlar, her an evsiz kalma riskiyle karşı karşıya. Altyapı yetersizliğinden kaynaklanan lağım patlamaları, çöplerin haftada bir toplanması, içme suyu sorunları derken Romanlar, hayal ettiği barınma koşullarına kavuşmaktan çok uzak. Üç haftada bir yer değiştirmek zorunda kalan Romanlar var, çünkü yerleşmeleri için kendilerine ayrılmış bir mekân bile yok.</span></p>
<h5><b>&#8216;Romanların %97’si Kayıt Dışı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa Birliği temel haklar ajansının raporuna göre Romanların yüzde 80&#8217;i yoksulluk riski ile karşı karşıya. Roman mahalleleri açlıkla mücadele etmektedir. Romanların %97’si kayıt dışı. Romanların yoksulluğu istihdam edilemeyişleri ile doğrudan bağlantılı. Kâğıt ve hurda toplayıcılığı dışında iş imkânı bulamayan Romanlar, yoksulluk sınırının altında kalan çok cüzi kazançlarla ev geçindirmek zorunda kalıyor. Yetişkinlerin çoğu düzenli bir işte çalışamıyor. Türkiye’de Romanlar kayıt dışı istihdama mahkûm edilmiş, günlük kazançlı güvensiz işlerde çalışmak zorunda bırakılmışlardır. </span></p>
<h5><b>&#8216;Pandemi Döneminde 200’den Fazla Roman Müzisyen İntihar Etti&#8217;</b></h5>
<p><b>Özellikle pandemi süreci, Romanların yaşadığı eşitsizliği tüm yönleriyle gün yüzüne çıkardı? Yaşanan ayrımcılıkları nasıl yorumluyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok alanı olumsuz etkileyen pandemi sürecinde Romanlar, herkesten daha çok dezavantajlı konuma düştüler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Normal zamanlarda bile haklarına erişemeyen Romanlar, koronavirüsün dünyayı sardığı böyle olağanüstü dönemde daha derin bir ayrımcılıkla karşı karşıya kalmışlardır. Pandemi döneminde 200’den fazla Roman müzisyen intihar etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> “Romanlar zaten virüslü!” denilerek bazı mahallelerin ilaçlanmadığı şeklinde duyumlar aldık. Özellikle İstanbul’un bazı ilçelerinde göçmenlerin yanı sıra, kâğıt toplayıcı Romanların arabalarına el konuldu ve cezalar yazıldı. Sosyal yardımların en az ulaştığı yerlerde virüs ve açlıkla baş başa kaldılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oturdukları yerlerin koşulları gereğince hijyen sorunu yaşayan Romanlar şüphesiz bu süreçte virüse karşı savunmasız kaldılar. Pandemi sürecinde yapılan uzaktan eğitimin koşullarına sahip olamayan, yani evlerinde internet, telefon, bilgisayar, TV olmayan Roman çocuklarının neredeyse hiçbiri bu süreçten faydalanamadılar ve eğitim alamadılar.  </span></p>
<h5><b>&#8216;Eğitim Roman Çocukları İçin Lüks&#8217;</b></h5>
<p><b>Roman çocukların eğitime erişimleri noktasında nasıl sorunlar var. Sistemin ve eğitimcilerin Roman çocuklara bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>
<figure id="attachment_77244" aria-describedby="caption-attachment-77244" style="width: 378px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77244" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlar-640x474.jpg" alt="romanlar" width="378" height="280" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlar-640x474.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlar.jpg 681w" sizes="auto, (max-width: 378px) 100vw, 378px" /><figcaption id="caption-attachment-77244" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hemra Nida</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların barınma ve istihdam sorunu ekonomik zorluklarla birlikte çocukların eğitimini önemli derecede etkiliyor. Giyim kuşam, beslenme, kırtasiye derken ortaya çıkan eğitim masrafları, aileleri müthiş bir açmaza sürüklüyor. Eğitim Roman çocukları için lüks sayılabilecek uzak bir hayaldir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçim sıkıntısı en çok çocuklarının eğitimini sekteye uğratıyor. Dolayısıyla çocukların yüzde 50’si okula erişemeden erkenden ‘işçi’ olarak hayat atılmak zorunda kalıyor. Çocukların okul sonrası ödevlerini yapacak ortam bulamaması veya okulda karşılaştıkları ayrımcı muameleler bir yana, sağlıklı çocuklara verilen </span>zihinsel engelli<span style="font-weight: 400;"> raporlarıyla çocuklar rehabilitasyon merkezlerine yönlendiriliyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Roman Çocukları Sokaktan Kurtarılmalı&#8217;</b><b></b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman çocuklarının mahalle okullarında yer almasını istemeyen okul idarecileri sağlıklı Roman çocuklarına ‘Zihinsel Engelli’ raporu düzenlettiriyor ve bu çocukları mahalle okullarına almıyorlar. Aileler ise ekonomik sıkıntı içerisinde barınırken bu duruma tamam diyor ve rehabilitasyon merkezlerine çocuklarını gönderip oralarda verilen maddi desteklere razı oluyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar derin yoksullukla mücadele ediyorlar. Dağıtılan erzaklara muhtaç durumdalar. Öncelikle çocuklar için acilen kreşler açılmalıdır. Baba hurdaya, anne çiçek satmaya gittiği için çocuk sokakta risk altında kalıyor. Roman çocukları sokaktan kurtarılmalı. Derhal yeterli beslenme ihtiyaçları giderilmelidir. </span></p>
<h5><b>&#8216;Sivil Toplum Kuruluşları Değerli Çalışmalar Yapıyor&#8217;</b></h5>
<p><b>Sizce Türkiye’de sivil toplum dünyası Romanların sorunlarıyla ilgili yeterli çalışmalar yapıyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün sivil toplum örgütlerinin Romanların sorunları ile ilgili çalışmalarını takip etmek mümkün olmuyor. Dolayısıyla değerlendirmemiz sübjektif olma riski taşıyor. Yine de ilişkide olduğumuz ve takip edebildiğimiz sivil toplum kuruluşları çok değerli çalışmalar yapıyorlar. Ancak, Romanların sorunları tespit etmek tek başına yeterli görülemeyeceği gibi taleplerinin görünür kılınması bir adımdır ama aslolan çözüme yönelik somut adımlar yaratabilmektir. Bu sadece sivil toplumun değil, biz siyasetçilerinde öncelikli görevlerinden biri olmalı. </span></p>
<h5><b>&#8216;Romanlardan Bir Milletvekili Seçilebilmesi 92 Yılı Buldu&#8217;</b></h5>
<p><b>Romanlar, Türkiye’nin en dezavantajlı ve kırılgan grupları arasında yer alıyor. Bu durumun en aza indirilmesi için neler yapılmalı? Parti olarak nasıl çözüm önerileri sunuyorsunuz?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye siyasi tarihine bakıldığında, Romanların daha çok seçim zamanlarında hatırlandığını ve pazarlıklar yapıldığını biliyoruz. Romanlardan bir milletvekili seçilebilmesi 92 yılı bulmuştur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar, Türkiye’de yaşanmakta olan bölgesel eşitsizliği, daha lokal biçimde ve daha katmerli yaşayan toplulukların başında geliyor. Bu eşitsizlik hepimizin derdi olmalıdır. Romanların temel hak ve hizmetlere diğer vatandaşlarla eşit erişiminin sağlanması amacıyla, </span>ayrımcılığa<span style="font-weight: 400;"> sebebiyet veren kanunların acilen yürürlükten kaldıracak politikalar geliştirilmeli ve yasal güvenceler sağlanmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de mevcut azınlıkların varlığını yansıtmak, tüm etnik, dini ve dilsel azınlıkları resmi olarak tanımak ve onlara Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları belgelerince güvence altına alınan destek ve korumayı sağlamak amacıyla resmi azınlık politikasında reform yapılmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar eğitim, istihdam, barınma, sağlık ve sosyal hizmetler alanındaki en temel haklara erişemediği gibi saydığımız tüm alanlarda şiddetli ayrımcılığa uğruyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Topluma dâhil etme sürecinin bir parçası olarak, Romanlarla Roman olmayanların durumlarını; eğitim, istihdam, barınma, sağlık, sosyal hizmetler ve adalete erişim gibi alanlarda karşılaştıran </span>istatistiki veri eksikliği giderilmeli.</p>
<h5><b>&#8216;</b><b>Romanların Sorunlarına Odaklanmak Partimizin Politikaları Arasında&#8217;</b></h5>
<figure id="attachment_77245" aria-describedby="caption-attachment-77245" style="width: 391px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77245" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-1-640x426.jpg" alt="romanların sorunları" width="391" height="260" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-1-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-1.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" /><figcaption id="caption-attachment-77245" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hemra Nida</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından soykırıma uğratılarak katledilen ve sayısı tam olarak bilinmeyen yüz binlerce Roman’ın anısını yaşatmak adına 8 Nisan Dünya Romanlar Günü olarak kabul edildi. O günden bu yana halen dünyada en çok ayrımcılığa maruz kalan halklardan biri olan Romanların sorunlarına odaklanmak partimizin de politikaları arasındadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın birçok ülkesinde baskı altında yaşam mücadelesi veren Romanlar, Türkiye’de de ırkçı saldırılara uğruyor, kamusal alanlarda ötekileştiriliyor ve bitmeyen yoksullukla yüz yüze bırakılıyorlar. Türkiye’de Roman yurttaşların eşit yurttaşlık temelindeki hak mücadelelerinin bizlerin de mücadelesi olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim.</span></p>
<h5><b>&#8216;Ayrımcılığın Olmadığı Ortak Bir Vatanı Var Etmek&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman romantizmi yapmanın kimseye faydası yoktur. Birlikte yaşadığımız tüm halklar ve inanç grupları için olduğu gibi; eşit koşullarda ve eşit haklarla bir arada yaşamak için Romanlarla dayanışma içinde olduğumuzu söylüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Roman vatandaşların karşı karşıya kaldığı dışlanma, ötekileştirme sorunları çok ciddi boyuttadır. Çok çok önce çözülmesi gereken ve dünyada birçok ülkede aşılmış olan bu sorunun ülkemizde hala aşılmamış olması, ayrımcılığın devam ediyor olması bizi en çok rahatsız eden konulardan biridir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Partimizin yaklaşımı; eşit yurttaşlık temelinde demokratik cumhuriyette, ayrımcılığın olmadığı ortak bir vatanı var etmek ve farklılıkların bir arada yaşama iradesinin yaşam bulmasıdır.  </span></p>
<p><em>Kapak Görseli: RODA</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/2022-meclis-butce-gorusmelerinde-romanlarin-adi-yok/">&#8216;2022 Meclis Bütçe Görüşmelerinde Romanların Adı Yok’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemide Derin İşsizlik:  Kamu ve Özel Sektörde, LGBTİ+’ların Gelecek Kaygısı </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/pandemide-derin-issizlik-kamu-ve-ozel-sektorde-lgbtilarin-gelecek-kaygisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2021 10:21:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[kaos gl]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[transfobi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Kamu ve Özel Sektörde LGBTİ+’ların Durumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76155</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Türkiye’de Kamu Çalışanı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks ve Artıların Durumu' raporuna göre pandemiyle birlikte zirve yapan işsizlik krizinden en fazla etkilenen dezavantajlı gruplar içinde LGBTİ+ bireyler de yer alıyor. Cinsel kimlikleri nedeniyle işten atılma korkusuyla çalışan LGBTİ+ bireyler, iş yerlerinde ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kaldıkları için geleceklerinden endişe ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/pandemide-derin-issizlik-kamu-ve-ozel-sektorde-lgbtilarin-gelecek-kaygisi/">Pandemide Derin İşsizlik: &lt;br&gt; Kamu ve Özel Sektörde, LGBTİ+’ların Gelecek Kaygısı </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kaos GL Derneği; Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi iş birliğiyle 5 yıldır yürütülen “<a href="https://kaosgldernegi.org/images/library/kamu21.pdf">Türkiye’de Kamu Çalışanı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks ve Artıların Durumu</a>” ve “<a href="https://kaosgldernegi.org/images/library/ozelsektor21.pdf">Türkiye’de Özel Sektör Çalışanı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks ve Artıların Durumu</a>” başlıklı raporların 2021 sonuçlarını paylaştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2021 raporu; Prof. Dr. Mary Lou O’Neil, Dr. Reyda Ergün, Dr. Selma Değirmenci, Dr. Kıvılcım Turanlı ve Doğancan Erkengel tarafından hazırlandı. Editörlüğünü ise Kaos GL İnsan Hakları Programı’ndan Murat Köylü ve Defne Güzel yürüttü. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76158 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-640x368.jpg" alt="KAOS GL" width="370" height="213" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-640x368.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 370px) 100vw, 370px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporun editörlüğünü yapan Kaos GL İnsan Hakları Programı Koordinatörü Murat Köylü’yle raporun çıktıları üzerine konuştuk. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">LGBTİ+ bireylerle ilgili bu araştırmayı, insan hakları sorunlarını dile getirmek için hayata geçirdiklerini söyleyen Köylü, “İstihdam alanında bir insan nelerden etkileniyorsa LGBTİ+ bireyler bunlara ilaveten üretilen nefret söyleminin yansıması olarak daha fazla baskıya maruz kalıyorlar. Bu raporla, yaşadıkları sıkıntıları dile getirmeleri için bir alan açmaya çalıştık. Raporda LGBTİ+ bireylerin kendi cümlelerine fazlaca yer verdik,” dedi. </span></p>
<h5><b>&#8216;İşten Atılma Korkum Olmadan Yaşamak İstiyorum&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Rapora göre LGBTİ+ bireylerin istihdamda karşılaştıkları ayrımcılık, çalışma hakkının yanı sıra tüm temel hak ve özgürlükleri engelleyen durumları yansıtıyor. Mesela gıda sektöründe aşçı olarak çalışan eşcinsel bir erkeğin cümleleri şöyle: “İş yerlerinde bizim gibi kişilere bir ucube gibi davranılmaması, bizlerin de herkesle aynı hak ve eşitliğe sahip olmamızı sağlamaları gerekiyor. Rahatça, tacize uğramadan, dövülme, öldürülme, işten atılma korkum olmadan yaşamak istiyorum.”</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-76159 size-medium aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/turkiyede-ozel-sektor-lgbti-durum-raporu-640x369.jpg" alt="‘Türkiye’de Kamu Çalışanı LGBTİ+’karın Durumu’" width="640" height="369" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/turkiyede-ozel-sektor-lgbti-durum-raporu-640x369.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/turkiyede-ozel-sektor-lgbti-durum-raporu.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></b></p>
<h5><b>&#8216;LGBTİ+’lar İş Hayatında Sistematik Olarak Ayrımcılığa Uğruyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">LGBTİ+ bireylerin pandemi sürecinden nasıl etkilendiğine dair önceki yıllara ait ortaya koydukları raporları da göz önünde bulunduran Köylü, şu değerlendirmelerde bulundu: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Pandemiden, diğer kırılgan ve dezavantajlı gruplar gibi LGBTİ+ bireyler de çok etkilendi. Pandemi yardımlarının verilmesi gibi konularda yine aynı eşitsizlik söz konusu oldu. Araştırmaya göre pandemide iş bulmakta güçlük çeken LGBTİ+ bireylerin önemli bir bölümünün gelecek kaygısı iyice derinleşti. Zaten işsizlik sorunuyla sürekli mücadele etmek zorunda olan kişiler, bu durumun LGBTİ+ bireyleri daha olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çalışan LGBTİ+ bireyler, iş hayatında sistematik olarak ayrımcılığa uğrayan bir grup. Doğrudan ya da dolaylı, bilinçli ya da bilinçsiz karşılaşılan sorunlar var. Her sene yaptığımız bu araştırmada veriler kendini tekrar ediyor. İş yerlerinde ayrımcılığa maruz kalıyorlar, terfileri engelleniyor, nefret söylemine maruz kalıyorlar, hakarete uğruyorlar, işe alım sürecinde de zaten çeşitli toplumsal normlar yüzünden örselenebiliyorlar.”</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76162 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-rapor-640x363.jpg" alt="Kaos GL Rapor" width="640" height="363" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-rapor-640x363.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-rapor.jpg 953w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h5><b>&#8216;İş Yerini Kapatmak Zorunda Kalan İnsanlar Var&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">LGBTİ+ bireyler söz konusu olunca iş yerindeki psikolojik şiddetin bile yönü değişiyor. Bu psikolojik şiddet, genelde patronlar ya da müdürler tarafından yukardan aşağıya doğru uygulanıyor. Ancak bu durumda, “gey” olduğundan şüphelenilen bir iş veren veya müdür olunca tehdit ediliyor, aşağılanıyor, damgalanıyorlar. İş yerini kapatmak zorunda kalan insanlar var.</span></p>
<h5><b>&#8216;İŞKUR Aracılığıyla İş Aramaktan Kaçınıyorlar&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaten iş ararken türlü sorunlarla karşılaşan LGBTİ+ bireyler, hükûmet tarafından da ayrımcılığın her türlüsüne maruz kaldıkları için devlet kurumu olan İŞKUR veya özel istihdam büroları aracılığıyla iş aramaktan kaçınıyorlar. Çünkü güvenleri yok. Her yıl olduğu gibi 2021’de de çok düşük olan bu durum, LGBTİ+ çalışanların bu kanallara güvenmediklerine ve “fişlenme” riskine yönelik şüphelerine işaret ediyor. Ayrıca araştırma işsizlik sorunu yaşayan LGBTİ+ bireyler genellikle lisans ve lisansüstü eğitimli olmalarına rağmen onların işsizlik oranlarının yüksek olduğunu da ortaya koyuyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Diyanet’in Akıllara Ziyan LGBTİ+ Açıklaması&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">2021 raporunda diğer yıllara göre iki olgunun dikkatlerini çektiğini vurgulayan Kaos GL İnsan Hakları Programı Koordinatörü Murat Köylü şöyle devam etti: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Birincisi hükûmet, LGBTİ+ bireyler için uluslararası insan hakları taahhütlerine uygun bir tutum içinde değil. Nefreti körükleyen ve insanları neredeyse terörist olmakla suçlayan bir yaklaşımı var. Bu yaklaşımın, iş yerlerindeki mevcut olumsuz ortamı körüklediğine dair birçok katılımcı paylaşımı oldu. İkinci olgu ise Diyanet’in akıllara ziyan LGBTİ+ açıklaması. Diyanet, pandemilerin LGBTİ+ bireylerden ve nikahsız yaşayanlardan kaynaklandığı açıklamasını yapmıştı, ardından birçok hükûmet yetkilisi de Diyanet’i destekleyen ifadelerde bulunmuştu. Bir yandan pandemi korkusuyla yaşamak zorunda olan LGBTİ+ bireyler, diğer yandan da pandeminin nedeni gibi gösterildiler.”</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76163 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/lgbti-rapor-640x368.jpg" alt="LGBTİ rapor" width="640" height="368" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/lgbti-rapor-640x368.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/lgbti-rapor.jpg 1020w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h5><b>‘Ayrımcılıkla Karşılaşmamak İçin Evden Çalışmayı Tercih Ediyorlar’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcılar, pandemi sürecinin hem olumlu hem olumsuz yanları olduğunu söyledi. Evlilere daha fazla alan ayrıldığı, tayinlerinin daha kolay yapıldığı, eğer mesai yapılacaksa bekârların mesaiye daha uygun olduğu gibi iş hayatı normları var. LGBTİ+ bireylerin hakları hukuken gasbedildiği için evlenemiyorlar. Evlilikle gelen resmî ve resmî olmayan haklardan bu nedenle faydalanamadılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan raporda olumsuzluktan kaynaklanan olumlu bir durum ortaya çıktı. Bazı insanların iş yerlerindeki durum o kadar kötü ki pandemi döneminde evden çalışmak ve işe gitmemek olumlu bir durum olarak belirtildi. Denize düşen yılana sarılır misali erkek egemen iş ortamından fiziksel olarak uzaklaştıklarında kendilerini daha güvende hissettiklerini aktardılar. Kötü şakalar ve imalarla karşılaşacaklarına evden çalışmayı tercih ediyorlar. </span></p>
<h5><b>‘İnsan Hakları Günün’nde Yeni Bir Metin Duyuracağız’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu raporu, sadece sorunları ortaya koymak adına değil, aynı zamanda bu sorunlara çözüm önerileri de getirebilmek için çalıştıklarını ifade eden Köylü, “Bu araştırmayla hem özel sektöre hem de kamu yönetimine önerilerde bulunuyoruz. Bu önerileri bilgi temelinde kurduk. 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde, hem hukuka hem de araştırma sonuçlarımıza dayandırdığımız, şirketlere yönelik bir metin oluşturduk ve onu duyuracağız. Amacımız çözüm ortağı olmak, insan hayatını kolaylaştırmak ve toplumsal barışa hizmet etmek,” şeklinde konuştu. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76164 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-lgbti-rapor-640x363.jpg" alt="Kaos GL Lgbti rapor" width="640" height="363" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-lgbti-rapor-640x363.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-lgbti-rapor.jpg 784w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h5><b>Ayrımcılıkla Mücadele İçin Çözüm Önerileri </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Köylü, LGBTİ+ bireylerin kamu ve özel sektörde ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kalmamaları/bırakılmamaları için işverenler ve işletmeler için ne tür öneriler getirilebileceği konusunda raporun çıktılarını şöyle aktardı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Otuz kırk sene önce Türkiye’den çok daha kötü durumda olan ülkelerin hem kamu hem de özel sektör çalışanları için yapılan iyi çalışma örnekleri var. İngiltere, İzlanda ve İsveç gibi ülkeler başarabildiyse biz neden başaramayalım?”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Buradan hareketle sistematik bir ayrımcılık olduğu için yapısal önlemler alınmalı. İş Kanunu, nefret suçlarını önleyen, eşitliği sağlayan mevzuatlar hataya geçirilmeli. Ulusal mevzuatta ayrımcılık temellerini yasaklayabiliriz. Özellikle AİHM’nin (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kararları ve Anayasa’mızın eşitlik ilkesi doğrultusunda kararlar verilmeli.”</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76165 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-1-640x370.jpg" alt="Kaos GL" width="640" height="370" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-1-640x370.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-1.jpg 731w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h5><b>‘&#8217;Gölge Etme Başka İhsan İstemem&#8217; Noktasına Kadar Geldik&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükûmetin verdiği mesajın, kamu çalışanlarını etkileyeceğine değinen Köylü, ”Özel sektör tarafında da işverenler ve kurumlar, yaşanan sorunları araştırmalı ve hem makro hem mikro düzeyde çözümler üretmeli. Irkçılık ve cinsiyetçilik nasıl kötü bir şey ise “homofobik” ve “transfobik” olmak da benzer kötüdür. Bunları yapabilmek için de bir diyalog ortamını tesis etmek, harekete geçmek için bir adım olabilir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Devletin görevleri arasında bu adımları atması zaten varken devlet adına konuşanlar çıkıp pandemi gibi bir durumu LGBTİ+ bireylere yüklemeye kalkıyorlar. Hâl böyle olunca biz neredeyse ‘Gölge etme başka ihsan istemem’ noktasına kadar geldik.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“LGBTİ+ bireyler, güçsüzleştirilmiş ve hakları ellerinden alınmış kişiler ama onlara ‘mağdur’ veya zor durumdaki insan gözüyle bakmak yerine tam tersine ‘Bu, benim de derdim’ hassasiyetinde olarak en büyük desteği vermiş olursunuz. Ayrıca politika ve yasa yapıcıları bir yurttaş olarak iyileştirici kararlar almaları noktasında desteklemek çok değerli olacaktır,” dedi.</span></p>
<h5><b>Türkiye’de Özel Sektör Çalışanı LGBTİ+</b><span style="font-weight: 400;">’</span><b>ların Durumu Raporundan Önemli Çıktılar </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">– 633 kişinin katıldığı “Türkiye’de Özel Sektör Çalışanı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks ve Artıların Durumu” araştırmasının sonuçlarına göre LGBTİ+ çalışanların sadece yüzde 17’si iş yerinde açık olabiliyor. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76166 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-rapor-eğitim-640x317.jpg" alt="Kaos GL rapor eğitim" width="640" height="317" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-rapor-eğitim-640x317.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-rapor-eğitim.jpg 801w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– 3 katılımcıdan 309 kişi (%48,8) lisans mezunu olduğunu beyan etmiştir. Eğitim durumunu lisansüstü olarak belirten katılımcı sayısı 139 (%22,0), lise olarak belirten katılımcı sayısı 100 (%15,8) ve ön lisans olarak belirten katılımcı sayısı 77’dir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– LGBTİ+ çalışanların sadece yüzde 10’u, işe alım sürecinde açık davranıyor. Ayrımcılığa uğrama ve başvurunun kabul edilmemesi korkusu; cinsiyet kimliği, cinsel yönelim ve cinsiyet özelliğini saklamaya zorluyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76168 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-açik-özel-640x305.jpg" alt="Kaos GL açık özel" width="640" height="305" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-açik-özel-640x305.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-açik-özel.jpg 759w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– İş yerlerinin çoğunda ayrımcılığa yol açan kural ve uygulamalar yer alıyor. LGBTİ+ çalışanlar; ayrımcılık karşısında işlerini kaybetme korkusu, daha ağır bedeller ödeme olasılığı, cinsel kimliklerinin kendi kontrolleri dışında açığa çıkmasından çekinme, iş dışındaki hayatlarında karşılaşabilecekleri zorluklar ve benzeri nedenlerle haklarını arayamıyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76169 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/ayrimcilik-640x409.jpg" alt="Ayrımcılık" width="640" height="409" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/ayrimcilik-640x409.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/ayrimcilik.jpg 751w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– Özel sektör çalışanı LGBTİ+ bireyler; ulusal mevzuatta ayrımcılık yasağı, hükûmetin sorumluluk ile liderlik üstlenmesi ve toplumsal farkındalık kampanyaları talep ediyor.</span></p>
<h5><b>Türkiye’de Kamu Çalışanı LGBTİ+</b><span style="font-weight: 400;">’</span><b>ların Durumu Raporu&#8217;ndan Önemli Çıktılar </b></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76170 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kamu-açik-640x375.jpg" alt="Kamu" width="640" height="375" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kamu-açik-640x375.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kamu-açik.jpg 837w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– 221 kişinin katıldığı kamu araştırması sonuçları ise iş yerinde gizlenmek zorunda kalmanın, kamuda daha ağır sonuçlara yol açtığını gösteriyor. Kamu çalışanı LGBTİ+ bireylerin sadece yüzde 6’sı iş yerinde açık davranabilirken raporda, iş yerinde açık olamamanın da bir ayrımcılık olduğu vurgulanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– Rapora göre kamu çalışanı LGBTİ+ bireylerin yüzde 82’si ya doğrudan ayrımcılıkla karşılaşıyor ya da kimliğini gizlemek zorunda kalarak ayrımcılığa maruz bırakılıyor. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76171 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kamu-nefret-640x268.jpg" alt="Nefret" width="640" height="268" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kamu-nefret-640x268.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kamu-nefret.jpg 837w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– Anket kapsamında “Çalıştığınız kurumda LGBTİ+ bireylere yönelik herhangi bir nefret söylemiyle karşılaştınız mı?” sorusu karşısında katılımcıların yüzde 40’ı herhangi bir nefret söylemiyle karşılaşmadığını bildirirken yüzde 60’ı nefret söylemine maruz kaldığını beyan etmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– Katılımcılara sorulan, “Sizce kamu kurumlarında LGBTİ+ çalışanlara dönük ayrımcılığa karşı alınması gereken en öncelikli üç önlem neler olabilir?” sorusu karşısında LGBTİ+ hakları konusunda alınması gereken “yasal önlemler” kategorisi öne çıkmıştır. Mevzuatın evrensel insan hakları kriterlerine göre güncellenmesi taleplerini, sırasıyla “hükûmetin sorumluluk ve liderlik üstlenmesi” ve “kurum içi mevzuatta ayrımcılık yasağına” ilişkin talepler izlemiştir.</span></p>
<p><b>ÇİZİMLER: Gülçe-Gülnaz </b><b>| </b><b>KaosGL.org</b></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/pandemide-derin-issizlik-kamu-ve-ozel-sektorde-lgbtilarin-gelecek-kaygisi/">Pandemide Derin İşsizlik: &lt;br&gt; Kamu ve Özel Sektörde, LGBTİ+’ların Gelecek Kaygısı </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanı Özne Konumuna Taşımayan Şehirler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/03/insani-ozne-konumuna-tasimayan-sehirler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Veli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Nov 2021 07:52:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Üreten Kentler]]></category>
		<category><![CDATA[iş birliği]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[MARUF21]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75591</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanı özne konumuna taşıyamayan hiçbir şehir, zamana değer katamaz! Zamanını değerlendiremeyen şehirliler de refahın teminatı olamaz. Bu durumda 'küresel sözleşmeler, ulusal kalkınma planları, sektör ve şehirlerin iklim eylem planları' problemleri tespit etse de problemin kaynağına inemez. Problemin kaynağına inmeden doğa ve yaşam kalitesi lehine bir çözüm üretilemez.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/03/insani-ozne-konumuna-tasimayan-sehirler/">İnsanı Özne Konumuna Taşımayan Şehirler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">MARUF21 &#8216;Çözüm Üreten Kentler: Yeniden Düşün, Birlikte Hareket Et&#8217; başlığı etrafında 50’den fazla ülkeden 500’den fazla konuşmacıyı buluşturdu. Marmara Belediyeler Birliği (MBB) tarafından düzenlenen online kent forumu, dünya genelinde kentleri derinden sarsan konulara ve fırsatlara odaklanmayı hedefledi. “Yeniden Düşünme ve Birlikte Hareket Etme” çağrısı yaptı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum açısından bu çağrıya kulak verdiğimizde; &#8216;ezberlerimizin, düşünce ve üretme-tüketme alışkanlıklarımızın yeni duruma yanıt üretmekten uzak&#8217; olduğunu görüyor, daha cesur, daha kapsamlı, daha işbirliğine dayalı çabalara ihtiyacımız duyduğumuzu anlıyoruz. Bu açıdan “Yeniden Düşün, Birlikte Hareket Et” teması, krizlerle başa çıkma mekanizmalarımızı güçlendirmek ve dayanışmanın tek çıkış yolu olduğunu gösteriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel ile yereli birlikte düşünmeye davet eden bu çağrı, “paydaşlarla iş birliği” ve “ortak aklı harekete geçirme konusunda inisiyatif alma” çabalarına dikkat çekiyor. Şehirleri ve şehirlileri &#8216;yeni ve proaktif bir çaba&#8217;ya davet ediyor. Peki bu çaba değişen şartlara ve yükselen toplumsal taleplere göre nasıl şekil alacak? Pandeminin derinden etkilediği evlerimizi konuşmaya başlar başlamaz konut ile ilgili eşitsizlikler bir kez daha su yüzüne çıkıyorsa, şehir inşa edilirken insan nesne konumuna düşürülmüş olmuyor mu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanı özne konumuna taşıyamayan hiçbir şehir, zamana değer katamaz! Zamanını değerlendiremeyen şehirliler de refahın teminatı olamaz. Bu durumda “küresel sözleşmeler, ulusal kalkınma planları, sektör ve şehirlerin iklim eylem planları” problemleri tespit etse de problemin kaynağına inemez. Problemin kaynağına inmeden doğa ve yaşam kalitesi lehine bir çözüm üretilemez. Mülteciden müsilaja savrulan bir yelpazede tüm konular ele alınsa da iyi uygulamalar yaygınlaştırılamaz. Fikirler yarışsa da çözümler ipi göğüsleyemez.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısacası, “MARUF gibi etkinlikler, eksiklikleri çok iyi ortaya koyan, hali hazırda yapılan bir uygulamanın daha iyi yapılabileceği fikirlerini sunan çok iyi platformlar ama bunların uygulamaya dökülmesi için çalışmalar yapılması, pilot belediyeler seçilip örnek projeler ortaya çıkarılması gerekiyor. Bir sonraki MARUF’a kadar olan dönemde bunların hayata geçirilmesi önemli bir kazanım olacaktır” diyerek şehirlerin geleceği şekillendirilemez. O halde; insanı özne konumuna taşıyan sivil unsurları güçlendirmeliyiz. Bunun için; bilgi başta olmak üzere, içinde itibarı barındıran deneyimlere ve yetkinliklere açık olmalıyız. Uygun olan, kabul gören (maruf) çalışmalar bu açıklıkla sergilenecektir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/03/insani-ozne-konumuna-tasimayan-sehirler/">İnsanı Özne Konumuna Taşımayan Şehirler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
