<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>otosansür arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/otosansur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/otosansur/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Jul 2023 10:37:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>otosansür arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/otosansur/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>SÖZ Platformu, Türkiye&#8217;de Sanatsal İfade Özgürlüğüne Dair Rapor Yayınladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/04/soz-platformu-turkiyede-sanatsal-ifade-ozgurlugune-dair-rapor-yayinladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jul 2023 09:30:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[otosansür]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[SÖZ Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84445</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanat Özgürlüğünü İzleme Platformu (SÖZ) Türkiye'nin 2023 yılının ilk altı ayında sanatsal ifade özgürlüğü açısından değerlendirmesini yaptığı raporunu yayınladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/04/soz-platformu-turkiyede-sanatsal-ifade-ozgurlugune-dair-rapor-yayinladi/">SÖZ Platformu, Türkiye&#8217;de Sanatsal İfade Özgürlüğüne Dair Rapor Yayınladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Özgürlük için Friedrich Naumann Vakfı’nın Doğu ve Güneydoğu Avrupa Bölge Ofisi (Sofya) tarafından desteklenen Sanat Özgürlüğünü İzleme (SÖZ) Platformu, Ocak 2023&#8217;ten itibaren Türkiye&#8217;de sanatsal ifade özgürlüğüne dair her türlü ihlal, kısıtlama, baskı, yasak ve bunların yanında olumlu gelişmeleri takip ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Platform, yayınladığı altı aylık sanatsal ifade özgürlüğü raporunda 129 haber, 14 rapor, 8 röportaj yayınlayarak Türkiye&#8217;deki sanatsal ifade özgürlüğünü kayıt altına aldı ve altı aylık verileri şu başlıklar altında değerlendirdi:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Sansür/Otosansür ve Cezalar</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Hedef Göstermeler/Hakaret ve Tehditler/Saldırılar</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Etkinlik İptalleri ve Yasakları</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kitap Yasakları</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Ekonomik Baskılar</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Davalar, Hukuksal Engeller</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Telif Hakkı İhlalleri/Kazanımları</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Mekânsal Kısıtlamalar</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Sınır Dışı Kararları, Yurt Dışı Yasakları, Vize Engelleri</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">SÖZ Platformu, 2023&#8217;ün ilk altı ayında, sanata ve sanatçılara yönelik baskı, kısıtlama, hedef gösterme ve yasakların giderek arttığını; özellikle muhalif sanatçıların çeşitli şekillerde baskıyla karşı karşıya olduğunu belirtiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rapora göre, direkt sansür her ne kadar çok fazla uygulanmasa da hedef göstermeler, davalar, saldırılar ve cezalarla sanatçıların ve sanat yapımcılarının yıldırılmaya çalışıldığını; bu nedenle de otosansürün yaygınlaştığını söylemek mümkün. Özellikle hukukun, sanatçıları baskılamak için bir araç olarak kullanılması, 2023&#8217;ün ilk altı ayında en çok karşılaşılan sanatsal ifade özgürlüğü ihlali olmuş görünüyor. Bunun dışında kitaplara yönelik yasaklama/toplatma kararlarının önceki yıllara göre arttığını ve Muzır Kurulu&#8217;nun yetişkin kitapları için de karar almaya başladığını belirtmek gerekiyor. </span></p>
<h5>Kazanımlar</h5>
<p>Sanatçıların mücadelesiyle belli kazanımların da elde edildiğini hatırlatan platform, 2023’ün ilk altı ayında telif hakları konusunda olumlu gelişmeler yaşandığını, turizm sezonunun açılmasıyla birlikte müzikte saat sınırının kalkmasını da pozitif bir adım olarak değerlendirdi.</p>
<p>Sanatçıların meslek birlikleri gibi örgütlü hareket edebilecekleri alanlarda kendi alanlarında haklarını ve taleplerini dile getirmelerinin belli olumlu sonuçlar doğurduğunu da belirten platform, 2023’ün ikinci altı ayında da gün gün sanatsal ifade özgürlüğü ihlallerini takip edecek, konuyla ilgili paydaşlardan görüşler alacak ve Türkiye’de sanatsal ifade özgürlüğünün gelişebilmesi için çabalayacaklarını belirtti.</p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/soz-platformu-turkiyede-sanatsal-ifade-ozgurlugune-dair-6-aylik-rapor/" target="_blank" rel="noopener">Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/04/soz-platformu-turkiyede-sanatsal-ifade-ozgurlugune-dair-rapor-yayinladi/">SÖZ Platformu, Türkiye&#8217;de Sanatsal İfade Özgürlüğüne Dair Rapor Yayınladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sansür Yasasına Karşı Tek Ses: &#8216;Kabul Etmeyeceğiz&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/07/08/sansur-yasasina-karsi-tek-ses-kabul-etmeyecegiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2022 08:33:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[otosansür]]></category>
		<category><![CDATA[sansür yasası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hükümetin yalan ve yanlış bilginin yayılmasıyla mücadele amacı taşıdığını açıkladığı ‘Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi’ ya da bilinen adıyla Dezenformasyon Yasası, ifade özgürlüğü ve gazetecilik faaliyetlerinin suç sayılmasına sebep olacak muğlak alanlarıyla tepki görüyor. Basın örgütleri yaptıkları açıklamalarla tasarının geri çekilmesini isterken gazeteciler sosyal medya profillerini siyaha döndürerek yasayı protesto ediyorlar. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/07/08/sansur-yasasina-karsi-tek-ses-kabul-etmeyecegiz/">Sansür Yasasına Karşı Tek Ses: &#8216;Kabul Etmeyeceğiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Yasa tasarısı gelen tepkilerin de etkisiyle yeni yargı döneminde görüşülmek üzere 1 Ekim’e ertelendi. Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, PEN Türkiye Yazarlar Birliği 2. Başkanı Halil İbrahim Özcan ve Disk Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren; yasa tasarısının basın ve ifade özgürlüğü üzerinde kuracağı baskının tehlikelerini anlattılar ve yasanın mutlaka geri çekilmesi için mücadelelerini sürdürdüklerini söylediler.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;"> Tasarı yasalaşırsa basına yönelik sansürü ve otosansürü daha da derinleştirecektir.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-81399 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/07/sibel-gunes-640x426.jpg" alt="Sibel Güneş" width="270" height="180" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/07/sibel-gunes-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/07/sibel-gunes.jpg 700w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" />Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, teklif yasalaşırsa basın ve ifade özgürlüğünü bekleyen tehlikeleri şu sözlerle anlattı: “Seçime giderken TBMM’ye torba yasayla getirilen bu tasarı, 22 yasayı ilgilendirmektedir. Tasarı yasalaşırsa basına yönelik sansürü ve otosansürü daha da derinleştirecektir. Basınla birlikte toplumsal muhalefeti de susturup, korkutmayı hedeflemektedir. Yurttaşın habere erişimi engellenecektir. Tutuklu gazeteci sayısını artıracak, internet sitelerine, internet sağlayıcılarına ağır para cezaları getirilmesine yol açacaktır. İnternet sitelerine ceza verildiğinde o sitede çalışan gazetecilerin de  basın kartı iptal edilecektir. MİT ile ilgili yapılan her haber tutuklanma nedeni olacaktır. Gazeteci haber kaynağını açıklamaya zorlanacaktır. Bu tasarının yürürlüğe girmesi halinde iktidarın hoşuna gitmeyen her haber için dezenformasyon denilerek ceza istenecektir. İnternete erişimin insan hakları içinde yer aldığı açıktır. Dezenformasyon maddesi ise seçime giderken haberin serbest dolaşımını engelleyecektir.”</span></p>
<h5><b>&#8217;29. Madde Geri Çekilmelidir&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yasa tasarısındaki 29. Madde; &#8220;Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis&#8221; cezasıyla cezalandırılacağını ifade ediyor. Sibel Güneş, genel olarak yasa tasarısına ama özellikle de 29. Maddeye karşı olma sebeplerini şöyle sıralıyor: “1-Düzenlemenin TCK’nun Kamu Barışına karşı suçlar içinde düzenlenmesi ve  Ortak Hüküm Başlığını taşıyan TCK  218 . madde de  “bu suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranına kadar artırılır” hükmü akla hemen düşünce ve ifade özgürlüğü anlamında geçmiş yılları ve gazeteciler açısından uygulanan yaptırımları akla getirmektedir. 2-Suç tipinde gerçeğe aykırı bilgi kavramının uygulamada sorunlara yol açacağı tartışmasız göze çarpmaktadır. 3-Temel sorun gerçeğe aykırı bilginin, gerçeğe aykırı bilgi  olduğuna kimin nasıl ve hangi yöntemle karar vereceğidir. Siyasi iktidarların gerçeğe aykırı bilgi dediği olgular gerçekten gerçeğe aykırı bilgi mi sayılacaktır? Yine yakın geçmişteki ifade özgürlüğüne yönelik müdahaleler nedeniyle düzenleme kuşkuyla karşılanmakta ve yapılacak düzenlemelerin sansür ve oto sansüre yol açacağı haklı olarak dile getirilmektedir. 4-Düzenleme Türk Ceza Kanunun Kamu Barışına Karşı Suçlar başlığını taşıyan Beşinci Bölüm kapsamında yapılmaktadır. Bu düzenlemenin yapılmasında amacın, yani bu suç ile korunan hukuki değerin kamu barışı  olduğu ifade edilmektedir. Öncelikle Madde gerekçesinde düşünce ve ifade özgürlüğünün korunması bağlamında söylenenlerle uygulamanın örtüşmeyeceğine uygulamada şahit olacağız. Öyle ki 2004 yılında yasalaşan 5187 sayılı Basın Kanununun ilerici gerekçesini düşündüğümüzde  gerekçe de yazılanların ülkemizde karşılığını bulmadığı da hatırlanmalıdır.  5-Bu düzenleme ile somut olayda tehlike neticesinin ne zaman gerçekleşmiş sayılacağı, yani gerçeğe aykırı bilginin kamu barışını  bozduğunun diğer deyişle tehlikenin tespitinin nasıl ve kim/kimler tarafından yapılacağı  her zaman tartışma konusu olacaktır. Ülkemizde yargının problemleri göz önüne alındığında bu maddenin kötüye ve amacı dışında kullanılacağı endişesi de haklıdır. Nitekim TCK 218. Madde de uygulamanın yani yargı problemlerinin hatalı uygulamalarının  önüne geçmek için “Haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” açıklamasının kanuna yazılması gerekmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özetle; somut olayda tehlike neticesinin ne zaman gerçekleşmiş sayılacağı, tehlikenin tespitinin nasıl yapılacağı belirsizliğini korumaktadır. Bu madde geri çekilmelidir.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Demokrasinin Yeniden Yeşermesi için Mücadelemiz Sürecek&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Güneş, henüz yasa tasarısı daha ortaya çıkmamışken, Eylül 2021 yılında, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak konferans salonumuzda meslek örgütleri ile ortak toplantı yaptıklarını anlatıyor. O an henüz detayların bilmeseler de öngörüyle yasa tasarısına karşı çıktıklarını söyleyen Güneş, yasa tasarısına karşı verdikleri mücadelenin ayrıntılarını aktarıyor:  “Taslak Meclis&#8217;e gelince açıklama yaptık, yine karşı çıktık. TBMM&#8217;de Adalet Komisyonu ve Dijital Mecralar Komisyonu&#8217;nu toplantılarına katıldık. İtirazlarımızı dile getirdik. Gazetecilik meslek örgütleri ile iki defa ortak basın açıklaması yaptık. Ankara&#8217;da ve İstanbul&#8217;da toplu basın açıklamaları oldu. Sosyal medyada kampanyalar düzenledik.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güneş son olarak yasa tasarısının 1 Ekim’e ertelenmesini umut verici bulmakla birlikte yeterli olmadığını; basının, toplumsal muhalefetin ve demokrasinin canlanması için mücadele vermeye devam edeceklerini söylüyor: &#8221;Yasa teklifinin geri çekilerek 1 Ekim’de başlayacak yeni yasama yılına ertelenmesi sevindirici ancak yeterli değildir. İtirazlarımız sürecek. 1 Ekim&#8217;de Meclis&#8217;e aynı şekilde getirilirse yine karşı çıkacağız. Yurttaşın haber alma hakkı için, gazetecilik yapabiliyor olmak için, demokrasinin bu ülkede yeniden yeşermesi için mücadelemiz sürecek.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Dezenformasyonla Mücadele Değil Sansür Yasası&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-81400 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/07/halil-ibrahim-ozcan.jpg" alt="Halil İbrahim Özcan" width="310" height="310" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/07/halil-ibrahim-ozcan.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/07/halil-ibrahim-ozcan-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 310px) 100vw, 310px" />PEN Türkiye İkinci Başkanı Halil İbrahim Özcan, yasa tasarısının amacının özgür basın üstündeki baskıyı iyice artırmaya ve düşünce ifade özgürlüğünü hedef almak olduğunu söylüyor. Bu yasadaki maddelerin anayasal hak olan temel hak ve özgürlüklerine el koymakla eşdeğer olduğunu ifade eden Özcan; “</span><span style="font-weight: 400;">İnsanlar arasındaki serbestçe iletişim kurma ve konuşma özgürlüklerini de düşüncelerini söyleme ve ifade etme özgürlüklerini de yasaklıyor.</span> <span style="font-weight: 400;">Basının sürekli susturulmasıyla bir yere varılmayacağını biliyoruz. Saldırganlığını gittikçe de artıyor. İktidar korku iklimini canlı tutmak için dezenformasyon ile mücadele adı altında yine hedefine düşünce ve ifade özgürlüğünü koymuştur. Bu ne demektir? Bu yasa çıkarsa daha fazla sansür demek. Bu duyarlı yurttaşların zaten CİMER’e yaptığı var olan sansüre eklenen bu yasa eğer yasalaşırsa yeni bir baskı olacak” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">PEN  olarak bu konuda birkaç toplantı yaptıklarını aktaran Özcan; “Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Basın Konseyi Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), DİSK Basın İş Sendikası Özcan, Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan ile sürekli görüş alışverişi içindeyiz ve birlikte toplantılar yapıp bu yasaya neden karşı olduğumuzu dile getiriyoruz. Biz uluslararası PEN olarak bu yasaya niye karşı olduğumuzu, neden karşı olduğumuzu uluslararası platformda da anlatmaya çalışacağız” diyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Teklif Yasalaşırsa Basın ve İfade Özgürlüğü Tabuta Konulmuş Olacak&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-81401 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/07/faruk-eren-640x431.jpg" alt="Faruk Eren" width="319" height="215" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/07/faruk-eren-640x431.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/07/faruk-eren.jpg 750w" sizes="(max-width: 319px) 100vw, 319px" />Disk Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, teklifin yasalaşmasının zaten baskı altında olan gazeteciliğin iyice boğulması anlamına geleceğini söyleyerek başlıyor sözlerine. Eren; “Teklifin birçok yerine itirazımız var. Teklif yasalaşırsa zaten yok olma noktasındaki basın ve ifade özgürlüğü tabuta sokulmuş olacak. İktidar cephesi seçime tamamen kendisine biat etmiş bir medyayla gitmek istiyor. Bu tekifin amacı bu bizce… İktidarın şimdiye kadar yaptığı çoğu düzenlemede olduğu gibi bu teklifte de havuç da var, sopa da. Ama havuç olarak sunulan yani internet gazetecilerine basın kartı verilmesi gibi yeniliklerin de pratikte bir anlamı yok. Zaten basın kartlarını dağıtan İletişim Başkanlığı bu işi büyük bir keyfiyet ve partizanlıkla yürütüyor. Ayrıca internet sitelerinin Basın İlan Kurumu ile ilişkilendirilmesi de şimdiye kadar yaşadıklarımız nedeniyle endişe verici. Bu kurum da tarihinde olmadığı kadar partizan davranıyor, kendini mahkeme yerine koyuyor. İktidara biat etmemiş gazeteleri cezalandırıyor. BİK aracılığıyla internet siteleri de zapturapt altına alınmaya çalışılacak, kendi siteleri fonlanacak” diyerek yasanın olası sakıncalarını dile getiriyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Bu Yasa Otosansürün Yaygınlaşmasına Neden Olur&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Faruk Eren özellikle tepkileri toplayan 29. Madde ile ilgili görüşlerini soruyoruz. Eren; “Bu maddedeki muğlak ifadeler, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ gibi ibareler sadece gazetecileri değil sosyal medya kullanıcılarını da tehdit ediyor. İktidarın rahatsız olduğu her haber ve paylaşım için dava açılabilir, haberciler ve sosyal medya kullanıcıları 3 yıla kadar hapisle yargılanabilir. Bu durum otosansürün daha da yaygınlaşmasına neden olacaktır.&#8221; sözleriyle yanıtlıyor sorumuzu. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/07/08/sansur-yasasina-karsi-tek-ses-kabul-etmeyecegiz/">Sansür Yasasına Karşı Tek Ses: &#8216;Kabul Etmeyeceğiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;2021 Hak ve Özgürlüklerin Korunması ve Savunulmasının Daha da Zorlaştırıldığı Bir Yıldı&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/09/2021-hak-ve-ozgurluklerin-korunmasi-ve-savunulmasinin-daha-da-zorlastirildigi-bir-yildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Feb 2022 08:18:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[otosansür]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Susma Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78451</guid>

					<description><![CDATA[<p>Susma Platformu'nun 2021 yılını kapsayan sansür ve otosansür raporu, sivil toplumun üzerindeki artan baskıları savuşturmayı ve baskılara karşı dayanışmayı örgütleyerek çalışmayı sürdürdüğünü tespit ediyor. Raporda yer alan verilere göre, 2021 yılında hak ve özgürlüğün korunması ve savunulması için çalışan STK'ların var olma şartları daha da zorlaştırıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/09/2021-hak-ve-ozgurluklerin-korunmasi-ve-savunulmasinin-daha-da-zorlastirildigi-bir-yildi/">&#8216;2021 Hak ve Özgürlüklerin Korunması ve Savunulmasının Daha da Zorlaştırıldığı Bir Yıldı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-78454 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/2021-hak-ve-ozgurluklerin-korunmasi-ve-savunulmasinin-daha-da-zorlastirildigi-bir-yildi.jpg" alt="&quot;2021 Hak ve Özgürlüklerin Korunması ve Savunulmasının Daha da Zorlaştırıldığı Bir Yıldı'" width="269" height="355" />120&#8217;den fazla katılımcıyı içeren Susma Platformu&#8217;nun 1 Ocak ve 31 Aralık 2021 dönemini kapsayan &#8220;Türkiye&#8217;de Sansür ve Otosansür: Ocak 2021 Aralık 2021&#8221; başlıklı raporuna göre, birçok sivil toplum örgütü kendi alanlarında faaliyet yürütürken bir yandan sivil toplum üzerinde artan baskıları savuşturmaya, bu baskılara karşı dayanışmayı örgütlemeye devam etti.</p>
<p>Rapor, sanatsal ifade özgürlüğü, basın-yayın ve medya özgürlüğü, barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı gibi birbiriyle kesişen birçok hakkın ve özgürlüğün korunması, savunulması vizyonuyla çalışan sivil toplum oluşumlarının var olma şartlarının daha da zorlaştırıldığı bir yılın geride kaldığını tespit ediyor.</p>
<p>Bununla birlikte, bütün bu olumsuz gelişmelere karşın, 2021 yılında raporda yer bulan örnekler, &#8220;sözünü söyleyebilen, hak savunuculuğunun, dayanışmanın ve mücadelenin içinde yer alan sivil toplum örgütlerinin hafızası ve deneyimi&#8221; açısından umut verici olarak nitelendiriliyor.</p>
<p>Raporda 2021 yılının sansür ve otosansür verileri:</p>
<ul>
<li>Gazetecilik,</li>
<li>Müzik,</li>
<li>Sinema</li>
<li>Televizyon ve İnternet Yayıncılığı</li>
<li>Tiyatro</li>
<li>Yayıncılık</li>
<li>Diğer Sansür Vakaları şeklinde bölümler halinde inceleniyor.</li>
</ul>
<p>Raporun tümüne <a href="https://s3.fr-par.scw.cloud/fra-susma24-tr/2022/02/Turkiyede-Sansur-ve-Otosansur-2021-TR.pdf" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/09/2021-hak-ve-ozgurluklerin-korunmasi-ve-savunulmasinin-daha-da-zorlastirildigi-bir-yildi/">&#8216;2021 Hak ve Özgürlüklerin Korunması ve Savunulmasının Daha da Zorlaştırıldığı Bir Yıldı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sansür Haber Alma Hakkının Önüne Barikat Kurulmasıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/16/sansur-haber-alma-hakkinin-onune-barikat-kurulmasidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilan Karacan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2021 07:47:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Önderoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[otosansür]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=68391</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medyaya uygulanan sansürün yalnızca gazetecileri ilgilendirmediğini söyleyen gazeteci-yazar Faruk Bildirici, “Medyaya sansür uygulanması sadece basın ve ifade özgürlüğünün engellenmesi sonucunu doğurmaz. Aynı zamanda insanların bilgi edinme ve haber alma hakkının önüne barikat kurulması anlamına gelir.” diyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/16/sansur-haber-alma-hakkinin-onune-barikat-kurulmasidir/">&#8220;Sansür Haber Alma Hakkının Önüne Barikat Kurulmasıdır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Medyada RTÜK ve BİK gibi kurumların başını çektiği birçok resmi kurum ve kuruluş sanat, sosyal yaşam ve ifade özgürlüğü gibi birçok alanı çeşitli gerekçeler ile cezalarla donatıyor. Bu gerekçeler dinî değerleri aşağılama, Cumhurbaşkanı’na hakaret, suçu ve suçluyu övme, toplumu galeyana getirme, terör örgütü propagandası gibi örneklerle sınırlı kalmıyor. Uygulanan bu gibi cezalar hukuksal ve ahlaki tarafı ile tartışılmaya oldukça açık gözükmekle beraber yarattığı etki bağlamında genetiğindeki sansür ile sınırlı kalmayıp bireyler için bir otosansür ortamının oluşmasına sebep oluyor. Son yıllarda OHAL ve KHK’lar ile birlikte bu ortam iyice perçinlenmiş durumda. Susma platformunun 2020 yılı boyunca Türkiye’de görülen sansür ve otosansür vakalarını ele aldığı </span><a href="https://susma24.com/wp-content/uploads/2021/02/Susma-Platformu_-Turkiyede-Sansur-ve-Otosansur_-Aralik-2019_-2020.pdf" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">rapor</span></a><span style="font-weight: 400;"> bu hususta oldukça önemli verileri gözler önüne seriyor. Sansürün uygulanış şekillerine baktığımızda yayın yasağı, erişime kapatma, etkinlik engelleme, eserin bütünlüğünü bozma, hedef gösterme ve ticari tehdit oluşturma gibi birçok yöntem görüyoruz. </span></p>
<figure id="attachment_68398" aria-describedby="caption-attachment-68398" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-68398" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/sansur-alanlari-640x334.jpg" alt="Türkiye'de 2020 yılında sansürün uygulandığı alanlar ve vaka sayıları" width="640" height="334" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/sansur-alanlari-640x334.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/sansur-alanlari.jpg 702w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-68398" class="wp-caption-text"><strong>Türkiye&#8217;de 2020 yılında sansürün uygulandığı alanlar ve vaka sayıları</strong></figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporda vakaların neredeyse üçte birine yakın kısmı için bir gerekçe bile belirtilmediği vurgulanıyor. Cumhurbaşkanına, kamu görevlisine ya da diğer kişilere hakaret etme suçunun en fazla kullanılan gerekçe olduğunu görülüyor. Onun dışında örgüt propagandası yapmak ve örgüt üyesi olmak gibi gerekçeler de sıklıkla mevcut. Pandemi döneminde ise “Koronavirüs, salgın ve genel sağlık” da eylem ve etkinliklerin yasaklanması için yaygın kullanılan bir gerekçe oldu. Sansüre en çok maruz kalanlar tahmin edildiği üzere gazeteciler, gazeteler, tv kanalları, tiyatrocular, müzisyenler ve yazarlar oldu. Ayrıca kadın hareketi ve LGBTİ+ hareketi de vakaların görüldüğü diğer dikkat çekici alanlar olarak göze çarpıyor. Vakaların Kürt nüfusunun yoğun olduğu yerlerde sıklıkla görülmesi senelerdir alışılagelmiş bir durumun devam ettiğinin göstergesi konumunda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2020 yılı içinde kaydedilen toplam 489 vakanın 137’si gazetecilik alanında gerçekleşti. Yayıncılık alanında ise geçen yıl boyunca 33 sansür ve benzeri vaka kaydedilirken radyo-televizyon alanında 33 vaka yaşandı. Çin’den sonra en çok gazeteciye hapis cezası veren ikinci ülke konumunda olan Türkiye’de son olarak getirilen İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” yasası oluşturulan sansür &amp; otosansür ortamını perçinleyici vaziyette. </span></p>
<h5><b>“Bilgi Edinme ve Haber Alma Hakkının Önüne Barikat Kurulması”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-68396 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/faruk-bildirici-640x360.jpg" alt="Faruk Bildirici" width="306" height="172" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/faruk-bildirici-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/faruk-bildirici-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/faruk-bildirici.jpg 1152w" sizes="auto, (max-width: 306px) 100vw, 306px" />Medyaya uygulanan sansürün yalnızca gazetecileri ilgilendirmediğini söyleyen </span>gazeteci-yazar <strong>Faruk Bildirici,</strong><span style="font-weight: 400;"> medyaya sansür uygulanmasının sadece basın ve ifade özgürlüğünün engellenmesi sonucunu doğurmayacağını belirtip, &#8220;Aynı zamanda insanların bilgi edinme ve haber alma hakkının önüne barikat kurulması anlamına gelir.” diyor. </span></p>
<h5><b>“Mülkiyet Yapılarını Devşirerek Yaygın Medyayı Kontrol Altına Aldılar”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bildirici uygulanan yoğun sansürün yarattığı otosansür ortamını yorumluyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Tabii otosansürü de sansür ile birlikte değerlendirmek gerekir. Otosansür de tıpkı sansür gibi, özgürlüklerin aleyhine işler. Maalesef günümüz Türkiyesi’nde bu karanlık mekanizmalar en yoğun haliyle devrede. Mülkiyet yapılarını devşirerek yaygın medyayı kontrol altına aldılar ve sansür uyguluyorlar. Ayrıca RTÜK televizyonlar ve internetten yapılan yayınlar, Basın İlan Kurumu da gazeteler üzerinde kırbaç şaklatıyor. Bu kurumları da kullanarak Türkiye’de tam bir baskı ortamı yarattıkları için otosansür iyiden iyiye yoğunlaştı.”</span></p>
<h5><b>“İnsan Sosyal Bir Varlıktır; Haber Alamazsa, Haberleşemezse Toplumdan Soyutlanır” </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Faruk Bildirici basın ve ifade özgürlüğünün olmadığı bir ortamda haber alma hakkından söz edilemeyeceğini söylüyor ve ekliyor: “</span><span style="font-weight: 400;">Haber alma hakkı bu nedenle insanların temel haklarından biridir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 12. maddesinde bütün insanların “haberleşme özgürlüğü” ne, 19. Maddesinde de “herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne sahip olduğu” vurgulanır. İnsan sosyal bir varlıktır; haber alamazsa, haberleşemezse toplumdan soyutlanır. Yaşadığı topluluğun ve dünyanın gerçeklerinden yalıtılmış olur.”</span></p>
<h5><b>“Demokrasinin Bir Ayağı Eksik Kalır”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sansür ve otosansürün medya mensuplarının işlevlerini yerine getirememesine yol açacağını vurgulayan Bildirici, basın özgürlüğü daraldıkça gazetecilerin ifade özgürlüklerini ve gazetecilik reflekslerini yitireceğini söylüyor. Bildirici böylesi bir ortamda medyanın insanlara bilgi vermek yerine iktidarın propaganda aracı haline geleceğinin altını çiziyor: </span><i><span style="font-weight: 400;">“</span></i><span style="font-weight: 400;">Bu da hem toplumun bilgi sahibi olamadığı bir ortam oluşmasını sağlar; hem de gazeteciler kamu adına denetim görevini yerine getiremez olurlar. Medya, siyasi iktidar başta olmak üzere güç odaklarını denetleyen, eleştiren, sorgulayan, sessizlerin sesi olan güç olmaktan çıkar. Nihayetinde demokrasinin bir ayağı eksik kalır. Uzun vadede ise demokrasinin üzerine koyu bir karanlık çöker. Günümüz Türkiye&#8217;sinde olduğu gibi…”</span></p>
<h5><b>“Kültürel ve Sosyal Alanda İktidar Sağlayamamak”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İktidarın oluşturduğu sansür ve otosansür ortamının insanların beğenilerini ve standartlarını etkilediğini söyleyen Bildirici alternatif medyanın ve sosyal &amp; kültürel eğilimlerin dikta edilemeyen yapısına vurgu yapıyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Fakat bir yandan da teknolojik gelişmeler, alternatif medyanın doğuşu, Cumhuriyet ve demokrasinin toplumda yaratmış olduğu birikim, tek tipleşmeye, iktidarın dayattığı beğeni düzeyini ve ahlak anlayışına karşı direnme imkânı veriyor. Bütün bunların sonucunda nereye varılacağını kestirebilmek çok zor. Zira sosyal ve kültürel olaylar, sosyal tarafların dileklerine ve uygulamalarına göre şekillenmez; çoğu zaman da ortaya kimselerin tahmin bile edemediği bileşkeler çıkar. Öyle olmasa, Cumhurbaşkanı Erdoğan, devleti 19 yıldır tam anlamıyla ele geçirmiş olmalarına rağmen kültürel ve sosyal alanda iktidarlarını sağlayamamaktan yakınmazdı.” </span></p>
<h5><b>“Sosyal Medya Kuruluşlarını Tam Bir Cendereye Alacaklar”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Son dönemde dijital mecralar için çıkarılan kanuna değinen Bildirici kanunun popüler sosyal medya platformlarını baskı altına almak adına bir hamle olduğuna dikkat çekiyor. Bildirici Twitter’ın kanun sonrası akıbetinin önemine vurgu yapıyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Son olarak Twitter’ın ardından Pinterest de Türkiye’de temsilcilik açmayı kabul ettiğini duyurdu. Fakat Twitter, henüz temsilcilik açmadı. Anlaşılan devlet de şimdilik bekleme sürecinde. Muhtemelen temaslar da sürüyordur. Twitter ve diğer sosyal medya devlerinin Türkiye temsilcilikleri tam olarak faaliyete geçtikten sonra neler olacağını göreceğiz. Muhtemelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, BTK ve Sulh Ceza Hakimlikleri, bu sosyal medya kuruluşlarını tam bir cendereye alacaklar; erişim engellemeleri, paylaşımların silinmesi gibi isteklerin/kararların aynen yerine getirilmesini isteyecekler. Böyle bir durumda özellikle Twitter, her talebi aynen yerine getirecek mi, yoksa kendi ilkelerini uygulamaya devam edecek mi? Göreceğiz. Ama Twitter’ın kendi ilkelerini Türkiye özelinde yok saymasını beklemiyorum doğrusu. Kararların uygulanmaması ve karşılığında para cezaları yağdırılması gibi bir süreç başlayabilir.”</span></p>
<h5><b>“Yasalar, Hukuk ve Kurumlar da Bu Dayatmacı Hükümdarlığın Kullanışlı Araçları”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Spotify ve Youtube’a karşı RTÜK tarafından yapılan emsalsiz uygulamalara dikkat çeken Bildirici iktidarın sosyal medya platformlarına karşı sahip olduğu tutumunu değerlendiriyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Bu arada RTÜK de internet ortamındaki radyo ve televizyon yayınları ile ilgili yeni yetkilerini kullanmaya başladı. RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, birkaç gün önce Spotify’a müdahale ettiklerini ve bazı programların kaldırılmasını sağladıklarını açıkladı. Youtube’daki bazı yayınlar için de harekete geçtiklerini duyurdu. Oysa o programlarla ilgili bir karar bile yok. Bütün bunlar siyasi iktidarın sosyal medyaya müdahale operasyonunun parçaları&#8230; İfade özgürlüğüne ve insanların öğrenme hakkına düşman bir yaklaşım sergiliyorlar; kendileri gibi düşünmeyenlere karşı en ufak bir hoşgörüleri, tahammülleri de yok. Yasalar, hukuk ve kurumlar da bu dayatmacı hükümdarlığın kullanışlı araçları…”</span></p>
<h5><b>“Gerçeği Sunma Sorumluluğu Olduğu Halde Topluma Sırtını Dönen”</b></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-68397 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/erol-onderoglu.jpg" alt="erol önderoğlu" width="295" height="295" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/erol-onderoglu.jpg 295w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/erol-onderoglu-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 295px) 100vw, 295px" />Basın özgürlüğü savunucusu gazeteci<b> Erol Önderoğlu,</b><span style="font-weight: 400;"> otosansür refleksi ile hareket eden geleneksel medya kuruluşlarına dikkat çekerken bu tip haberciliğin okurun yönelimlerine olan etkisine vurgu yapıyor: “Özellikle 31 Mart 2019 yerel seçimleri gazeteciler ve kamuoyu açısından iki temel gerçeği gösterdi: İlki, iktidarın tam mali desteği altında bulunan gazeteciliğin gerçeği sunma sorumluluğu olduğu halde topluma sırtını döndüğü, bir diğeri de okur ve izleyicinin, temel sorunlarına eğilmeyen konvansiyonel medya kuruluşlarının peşini bırakıp yeni online gazetecilik mecralarına (BBC Türkçe, DW Türkçe, VOA Türkçe, Medyascope.tv, bianet, T24, Gazete Duvar, etc) yöneldiğidir.”</span></p>
<h5><b>“</b><b>İktidar Sansürü ve İşveren Müdahaleleriyle”</b><b> </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberciliğin maruz kaldığı sansürün boyutlarını verilerle yansıtan Önderoğlu medyanın denetleyici ve eleştirel karakterine yapılan anti-demokratik yaklaşıma dikkat çekiyor: </span><span style="font-weight: 400;">“2020’de internet ortamında yolsuzluk, kayırmacılık, usulsüzlük, uyuşturucu ticareti, cinsel istismar, kadrolaşma gibi konularda çıkan en az 1358 İnternet haber bağlantısına Sulh Ceza Hakimliği kararıyla erişim engeli getirildi. Bir yayın yasağının yaşandığı yıl, 24 haber sitesiyle ilgili de erişim engeli getirildi. 150 kadar uluslararası medya temsilcisinin basın kartının yenilenmediği bu dönemde en az 27 eleştirel gazetecinin de basın kartı iptal edildi. Bunun yanı sıra, iktidar sansürü ve işveren müdahaleleriyle sadece gazeteciler değil, kamuoyunun da bilgilenme araçlarından, demokratik bir toplumda vazgeçilmez olan denetleme ve eleştirme gücünden yoksun kaldığı açıkça görüldü.”</span></p>
<h5><b>“Haber Alma Hakkı”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Önderoğluna göre, “Haber alma hakkı” yalnızca demokrasilerin bir standardı olma konumunda. Bunun yanında yurttaşın toplumdaki gelişmeleri özgür ve nesnel bir şekilde öğrenebilmesi, kamunun ve hükümet icraatlarının denetleyip sorgulayabilmesi, demokratik tartışma ortamı gereği her tür toplumsal sorun ve antidemokratik pratiği eleştirebilmesini gerektiriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önderoğlu sansür ve oto-sansürün, toplumları bugünü eleştirememekten kaynaklı olarak, geleceğe dair tehlikelere karşı da güvensiz ve savunmasız kılacağını belirtiyor ve ekliyor: </span><span style="font-weight: 400;">“İşini, her şeyini kaybeden bir işçi, toplumsal tecridin en ağırını yaşadığında bile, anlatmak, sorununa tanıklık edecek bir gazeteci arar.”</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<h5><b>“Gerçekler Karşısında Toplumun Köreltilmesi”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Habercilikteki sansür uygulamalarına çarpıcı bir örnek ile dikkat çekiyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Kocaeli, Antalya, Tekirdağ ve Edirne gibi bölgelerde kanserojen maddelerle ilgili gizlenen tehlikeyi kamuoyuna duyurmak için Cumhuriyet gazetesi için yazan Gıda Mühendisi Yrd. Doç. Dr. Bülent Şık’ın “göreve ilişkin bilgileri açıklamak” suçlamasından hapse mahkûm edilmesi, gerçekler karşısında toplumun köreltilmesi girişimlerine iyi bir örnek oluşturuyor.”</span></p>
<h5><b>“Türkiye’nin 180 Ülkeli Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 154. Sırada Gösterilmesi..”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerçeklerin haberleştirilmesine karşı uygulanan sansüre dikkat çeken Önderoğlu ülkemizdeki basın özgürlüğünün durumuna vurgu yapıyor: “</span>Bugün Sulh Ceza Hakimleri, sansür kararlarıyla sadece gazeteciliği köreltmiyor, siyasi yolsuzluk, kayırmacılık, sömürü, çevre katli, cinsel istismar gibi en temel sorunların toplum gözünden kaçırılmasında rol oynuyor. Türkiye’nin 180 ülkeli Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 154. Sırada gösterilmesinde en belirgin etkenlerden biri, şeffaflık ve hesap verebilirliğinin de zamanla sonunu getiren, halka bilgi verme kanallarının tıkanmasıdır.”</p>
<h5><b>“</b><b>En Zararını Sansüre Razı Olanlar, Sanata Sırt Çevirenler Görür”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Önderoğlu sansürün uzun süre hüküm sürdüğü toplumlarda sanatın sönebildiği gibi kendisini başka tarzda da gösterdiğini söylüyor ve karikatür örneği veriyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Karikatür gibi sanat alanlarına yönelik yasaklarla, bu gibi yaratıcı zeminleri ele geçirmeye yetmeyeceğine inanıyorum. Bu ifade tarzları, ele sığmadıkları gibi zihinsel güçle dönüşüm gösterirler. Mizahın etkisini, örneğin mizah dergisi satışlarında görmezsiniz ancak yaygınlığını mizah ve kara mizahıyla sosyal medyadaki ifade tarzlarında çok rahat görebilirsiniz. Bu nedenle sanattan vazgeçmek çok güçtür; o nedenle en zararını sansüre razı olanlar, sanata sırt çevirenler görür. Buna karşın, Türkiye’de karikatürün karşı karşıya olduğu tek sorunun sansür olduğuna inanmıyorum; özellikle basın karikatürü ve dergi satışları bakımından bir dönüşüm güçlüğü de var gibi.”</span></p>
<h5><b>“Yargı Yoluyla Eleştirel Gazetelerin Taciz Edilmesine Benzer” </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Dijital mecralara yönelik çıkan kanun ve temsicilik açma zorunluluğu gibi gelişmelerin odağında sosyal medya &amp; yargı ilişkisini yorumlayan Önderoğlu </span><span style="font-weight: 400;">“Son olarak açıklandığı gibi Twitter da reklam kısıtlaması görmemek için temsilci atayacaksa sorun bu yönüyle çözülmüş görünüyor. Ancak en can alıcı kısmı, yerel mahkeme kararlarının sistematik şekilde uygulanması istendiğinde yaşanacak gibi. Örneğin, gündeme getirilmesinde kamu yararı bulunan bir haberin, “kişilik hakları” gerekçesiyle sosyal medya platformlarında sansür edilmesi istendiğinde ne olacak? Eğer sosyal medya platformlarından beklenti, yargı yoluyla eleştirel gazetelerin taciz edilmesine benzer bir boyut kazanırsa önümüzde büyük sorun var demektir.” </span><span style="font-weight: 400;">diyor</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<h5><b>“Bu Siyasi Körlük, Twitter veya Başka Bir Platformu Kapanma Noktasına Getirebilir” </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Önderoğlu iktidar &amp; kamuoyu ilişkisi üzerinden global platformların akıbetini değerlendiriyor:</span><span style="font-weight: 400;"> “Global düzeyde Facebook ve Twitter gibi uygulamalar birçok otoriter ülkede tehditlerle karşılaşıyor. Türkiye’deyse siyasi kutuplaşmayı derinleştirmekle meşgul egemen siyasetin, Wikipedia’yı uzun sürelerle kapatmışlığı da varken, kamuoyunun özgürce bilgilenmesini dert ettiğini düşünmüyorum. Zaten “kamuoyu”muzun bu denli zayıf olmasının temelinde yasakçı toplum oluşumuzun derin izleri var. Artık, “iktidar çevrelerine zararı varken sosyal medya platformlarını yasaklayamazlar” diyemiyorum. Bu siyasi körlük, Twitter veya başka bir platformu kapanma noktasına getirebilir ancak henüz o noktada değiliz.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/16/sansur-haber-alma-hakkinin-onune-barikat-kurulmasidir/">&#8220;Sansür Haber Alma Hakkının Önüne Barikat Kurulmasıdır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TGS Raporu: &#8220;Basın Her Yönüyle Risk Altında&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/03/tgs-raporu-basin-her-yonuyle-risk-altinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 May 2020 11:41:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü]]></category>
		<category><![CDATA[otosansür]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=53329</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın hazırladığı 2019-2020 Türkiye Basın Özgürlüğü Raporu, sendikalaşma oranının düşük seyri, işsizlik sorunun çalışan gazeteciler üzerindeki baskısı, mevzuatta çalışanlar aleyhine yapılan değişiklikler ve gazetecilerin maruz kaldığı hukuki yaptırımlar göz önüne alındığında, Türkiye basınının her açıdan risk altında olduğu kaydediliyor. Raporu değerlendiren TGS avukatlarından Ülkü Şahin, bugünlerin dayanışma ve örgütlenme ile aşılabileceğini dile getiriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/03/tgs-raporu-basin-her-yonuyle-risk-altinda/">TGS Raporu: &#8220;Basın Her Yönüyle Risk Altında&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü gününde, PEN Türkiye Merkezi Başkanı Zeynep Oral ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) avukatlarından Ülkü Şahin ile mevcut durumu konuştuk. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in hazırladığı endekste Türkiye’nin basın özgürlüğü konusunda 154. sırada olduğunu hatırlatan Zeynep Oral, infaz yasasının gazetecileri kapsamaması, sosyal medyada yazılanların tutuklanma sebebi olması, işsizlik, sansür, baskı gibi çok sorun olduğunu dile getirdi. Medyanın durumunun iyileştirilmesi için neler yapılması gerektiğine de değinen Oral, örgütlü çalışmanın ve internet haberciliğinin STK’larla işbirliği içinde geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Dayanışma ve Örgütlenme İle Bugünleri Aşabiliriz”     </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-53331" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/Ülkü-Şahin.jpg" alt="TGS Basın Özgürlüğü Raporu" width="270" height="360" />Türkiye Gazeteciler Sendikası avukatlarından Ülkü Şahin de hazırladıkları raporun mevcut durumu ortaya koyduğunu belirterek, “Ne yazık ki kötü bir tablo ile karşı karşıyayız. Basın Özgürlüğü raporunda da belirttiğimiz gibi gazeteciler bu yıl da cezaevinde tutuklu, emniyette şüpheli adliyede sanıktı. Bugün itibariyle 85 gazeteci gazetecilik faaliyeti nedeniyle cezaevinde.  Bu yıl 103 gazeteci 239 gününü gözaltında geçirdi. En az 400 gazeteci 166 ayrı davada yargılanıyor. Gazetecilerin adliyede geçirdikleri süreleri hesaplayamıyoruz bile. 37 gazeteci ağırlıklı olarak yerelde fiziki saldırıya maruz kaldı. Kurumlara uygulanan idari yaptırım ise son derece ağırdı. Erişim engellerinden Basın İlan Kurumu ilan kesme cezalarına RTÜK’e kadar özellikle muhalif basın kurumlarına ağır yaptırımlar uygulamaya devam ediyor” dedi.</p>
<p>Sayıların veri olarak önemli bir çerçeve sunduğunu ama detayların daha önemli olduğunu kaydeden Şahin, “Raporda bunun için uygulamaların detaylarını inceledik. Örneğin gazetecilere yöneltilen suçlamaları, gözaltı işlemlerinin saati, gözaltı biçimi, cezaevi görüşmelerinde tespit ettiğimiz sorunlar gibi konuları da irdelemeye çalıştık. Bu irdeleme aslında bize tablonun ne kadar karanlık olduğunu gösterdi Gazetecilere yönetilen suçlamaların ağırlıklı olarak anayasal düzene karşı suçlar, propaganda ve benzeri suçlar olduğunu, gözaltı işlemlerinde çoğu zaman sabit ikametgah sahibi çağırdıklarında gelecek gazetecilerin evlerine sabaha karşı operasyon yapıldığını, soruşturmaların gözaltıların özellikle ülke iç ve dış siyasetinin hareketlendiği döneme denk geldiğini ortaya koyduk. Cezaevindeki gazetecilerin özgürlüklerinden yoksun bırakmanın yanında içeride de haber alma haklarının, basın ifade hürriyetlerinin ne şekilde ihlal edildiğini açıklamaya çalıştık. Ne yazık ki bu tablo bize gazetecilerin iktidar tarafından düşman olarak görüldüğünü, gazetecilere artık düşman ceza hukukunun uygulanmasından çekinilmediğini, gazetecilerin tehlikede olduğunu gösteriyor” diye ifade etti.</p>
<p><strong>“Sansür ve Otosansür Yaygın”</strong></p>
<p>Türkiye’de gazetecilerin özgürce çalışabilmesi ve medyanın durumunun iyileştirilmesi için neler yapılması konusuna da dikkat çeken TGS’nin avukatlarından Ülkü Şahin konuşmasında şunları kaydetti: “Raporda bir anket çalışması yaptık. Gazetecilerin sansür ve otosansür konusundaki kişisel deneyimlerine ilişkin bir anketti. Katılımcıların yüzde 80,8’i sansüre uğradığını, yüzde 19,1 ise uğramadığını beyan etti. Sansüre uğramadığını söyleyenler katılımcılara nedenini sorduğumuzda bağımsız kurumlarda çalıştıklarını sansüre uğrayanların ise patronlarının iktidar ile olan ilişkileri nedeniyle sansüre uğradıklarını söyledi. Bu durum bize bağımsız kurumlarla dayanışmanın desteklemenin önemini ortaya koyarken, işverenin ilişkileri nedeniyle sansüre uğrayanların ise sendikal örgütlenmesi açısından önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Yine katılımcıların %78,7 si oto sansür yaptığını %21,2 ise otosansür yapmadığını düşünmektedir. Baktığımızda bu otosansür yapmaktaki temel motivasyonunun yargılanmak, gözaltına alınmak ve işten çıkarılmak olduğunu gördük.  Bu durum ise gazetecilerin maruz kaldıkları baskıların hem gazetecilik mesleğine zarar verdiğini hem de bu halkın haber alma hakkına müdahalesini tespit etmiş olduk. Şu çok net ki dayanışma ve örgütlenme ile ancak bugünleri aşabiliriz. Susmayıp sinmeyip örgütlenmek, yaşadığını paylaşarak ve dayanışarak bu tabloyu yırtabiliriz.”</p>
<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın hazırladığı “2019-2020 Türkiye Basın Özgürlüğü” başlıklı rapora  <a href="https://tgs.org.tr/wp-content/uploads/2020/05/TGS-BASIN-OZGURLUGU-RAPORU.pdf">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/03/tgs-raporu-basin-her-yonuyle-risk-altinda/">TGS Raporu: &#8220;Basın Her Yönüyle Risk Altında&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Türkiye’de Otosansürün Ulaştığı Nokta Dehşet Verici”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/24/turkiyede-otosansurun-ulastigi-nokta-dehset-verici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 May 2019 07:58:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[otosansür]]></category>
		<category><![CDATA[Susma Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39045</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sansüre ve otosansüre karşı mücadele veren Susma Platformu, Türkiye’de ifade özgürlükleri üzerindeki baskıların gitgide arttığını söylüyor. Platformdan Özlem Altunok’un üzerinde durduğu en büyük tehlike ise otosansür. Altunok’a göre Türkiye’de otosansür dehşet verici boyutlarda: “2018 yılında 350 kişinin anonim katılımıyla düzenlenen araştırma sonuçlarına ilişkin veriler dehşet verici, sansürün yarattığı hasarı ortaya koyuyor. Verilere göre katılımcıların yüzde 79’una göre otosansür yapmadan Türkiye’de yaşamak mümkün değil.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/24/turkiyede-otosansurun-ulastigi-nokta-dehset-verici/">“Türkiye’de Otosansürün Ulaştığı Nokta Dehşet Verici”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sanat ve medya alanında her türlü ifade özgürlüğü ihlali, sansür ve otosansür meselelerine eğilen Susma Platformu üzerine Özlem Altunok ile görüştük. Altunok, sade</span><b>c</b><span style="font-weight: 400;">e sansür ve otosansür vakalarını tespit edip duyurmakla kalmadıklarını bunlarla savaşmak ve aşmak için de çözümün bir parçası olmaya çaba gösterdiklerini söylüyor. İki yıldır yasaklı Wikipedi için sürdürdükleri çalışmalar bunun bir örneği… Altunok, insanın kendi kendisine uyguladığı sansürün içselleşmesinin tehlikelerini her şeyin önüne koyuyor ve yaptıkları bir yayınla otosansürün nasıl her yanımızı sardığını örnekliyor: “Sansürsüz internet kampanyası kapsamında bu amaçla otosansür yapmak zorunda kalan gazetecilerin videolarını yayınladık. Hepsi de alanda olan, muhalif gazetecilerdi. Onların ağzından hem medyadaki hem de kişisel otosansür hikayelerini duymak, otosansürü hep beraber nasıl içselleştirdiğimizin, sıradanlaştırdığımızın önemli bir göstergesiydi.”  </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39049 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/özlem4-640x427.jpg" alt="" width="348" height="232" />Siz sanat ve medyada sansüre ve otosansüre karşı mü</b><b>c</b><b>adele vermek için kurulmuş bir platformsunuz. Kuruluşunuzu ve faaliyetlerinizi kısa</b><b>c</b><b>a sizden de dinlemek isteriz. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Susma Platformu aslında küçük bir fikirden hareket edip yolda büyüyen, kapsamı genişleyen bir çalışmaya dönüştü diyebiliriz. Çalışmalarımıza her ne kadar Eylül 2016’da, OHAL’den sonra başlamış olsak da temelleri öncesinde atılmıştı. 15 Temmuz ve arkasından neredeyse iki yıl süren OHAL sürecini yaşayacağımızı bilmiyorduk henüz, dolayısıyla kapsamı öngördüğümüzden haylice genişledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İfade özgürlüğü ihlallerinin yaşandığı sanat ve medya alanlarındaki sansür/otosansür vakalarını belgelemek, Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşanan ihlalleri, sansüre uğrayan kişi ya da kurumların temsilcileriyle bir araya gelerek kayda geçmek, en önemlisi de beraber ve çoksesli bir biçimde, yeni yapılanmaların, çözüm yolları üretmenin koşullarını yaratmak için bir dayanışma ağı örgütlemenin parçası olmak adına yola çıkmıştık. Amaçlarımız rayından çıkmadı fakat alanı oldukça genişledi.</span></p>
<p><b>Çalışmalarınız neleri kapsıyor ve nasıl bir yol izliyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Susma’nın sitesinde düzenli olarak sansür vakalarını derliyoruz. Şimdiye kadar Diyarbakır, Çanakkale, Mardin, Mersin, İzmir, Eskişehir, Batman, Artvin, Ankara, Van ve Bursa’da çeşitli sanat kurumları, dernek, inisiyatif, yerel medya temsilcileriyle, sanatçı, gazeteci, yazar ve hukukçularla bir araya gelerek çeşitli etkinlikler düzenledik. Gittiğimiz kentlerde yaşanan ifade özgürlüğü ihlallerini kayda geçtik. Ayrıca her kentte kurduğumuz bu ilişkiler üzerinden bir mail grubu oluşturarak bir iletişim ağı kurduk. Bu çalışmalar sonucunda 2016-2017 ile 2017-2018 dönemlerini kapsayan iki ayrı yıllık rapor hazırladık. Sansüre uğrayan kurum ya da kişilere hukuki destek vermek gibi daha somut, elle tutulur girişimlerde de bulunuyoruz. Örneğin Ertuğrul Mavioğlu ve Çayan Demirel’in Batman Ağır Ceza’da yargılanan Bakur filmini başından bu yana yakından takip ediyoruz. Artık özgür olsa da yargı süreci hala devam eden fotoğraf sanatçısı Çağdaş Erdoğan’ın davasını da Susma’nın hukuk birimi üstlendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir başka amacımız da sansürlenen çalışmaların hayat bulmasına aracılık etmek. Örneğin OHAL’den sonra kayyım atanan Diyarbakır’da mekansız kalan Amed Film Festivali’yle dayanışma gösterenler arasında biz de vardık; Onur Yürüyüşü’nün dört yıldır yasak olduğu, LGBTİ+ etkinliklerinin engellendiği bir Onur Haftası’nda “Sınırsız” adı altında bir sergiye ve KuirFest’e ev sahipliği yaptık. Özetle ifade özgürlüğü ihlallerine yönelik gündemi yakından takip edip karşısında hep beraber yapılabileceklere odaklanıyoruz.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39050 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/susma-640x360.jpg" alt="" width="389" height="219" />Neredeyse her güne birden fazla vaka düştüğünü söylemek abartılı olmaz herhalde. Üzerinde çalışa</b><b>c</b><b>ağınız sorunların seçimini neye göre yapıyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İhraç edilen barış akademisyenleri, tutuklu öğrenciler, kapatılan dernekler, yasaklanan kitaplar, yürürlüğe sokulan yeni yasalar (sinema, internet), yönetmelik değişiklikleri (DT, ŞT, festivaller), kara listedeki sinemacılar, sosyal medya gözaltıları, Cumhurbaşkanına hakaret davaları, yıkılan heykeller, kayyım atanan Kürt kentlerindeki ihlaller, fiili Kürtçe yasağı, etkinlik iptalleri… Bunlar görünür vakalar. Bir de daha dolaylı sansür vakaları var ki belgelemesi, yazması zor.  Bazen muhatap bulamıyoruz ya da kurumlar kendilerini korumak için vakayı duyurmak istemiyor, kendi sansürünü kendi yapıyor. Aslında hepsinin önünde, yöresinde en tehlikelisi otosansür. Bunca baskı ve keyfi yasağın getirdiği korkuyla, kabuğuna çekilip sansüre gerek kalmadan otosansürü devreye sokanlar var kaçınılmaz bir sonuç olarak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu anda pek çok kurumda, bu gazete de olabilir, sanat galerisi ya da DT gibi resmi bir kurum, hatta sanatçının, yazarın kendisi de olabilir, işini, olanaklarını kaybetmek istemeyen pek çok kişi otosansür uyguluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu karamsar tablo içinde hak ihlalleri mücadelesindeki herkes kadar bizde gündemin sıcaklığını, gelişmeleri takip ederek hareket etmeye çalışıyoruz. Medya ve kültür sanat alanında yaşanan daralmaya, yaratıcı üretimin tırpanlanmasına karşı bir yandan aciliyet taşıyan konularla ilgilenmeye çalışırken temelde yapıcı çözümler üretmenin yollarını arıyoruz.</span></p>
<p><b>Türkiye’de genel olarak sanata ve medyaya uygulanan sansürlerdeki gerekçeler hangi başlıklarda toplanıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sansür biçimleri de, uygulayıcıları da, sansür mekanizmaları da çok daha çeşitli bugün. Devlet tarafından uygulanan sansürün tamamıyla politik olduğunu söylemek mümkün. Başlıca gerekçelerse “toplumsal hassasiyetler”, “kamu güvenliği”, “müstehcenlik”, “milli değerlere hakaret”, “genel ahlaka aykırılık” ve elbette “terör örgütü propagandası ya da üyeliği” gibi genel bir kılıf çerçevesinde sunuluyor. Gerekçeler, elbette bahane, çoğu zaman gerekçeye de gerek duyulmadan keyfi yasaklamalar yapılıyor. İktidar tarafından uygulanan bu yasaklarda amaç belli; kendi ideolojilerini yaymak ve dayatmak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İktidarın kutuplaştırma politikasının ve korku atmosferinin sonucu olarak ise yerel yönetimler, üniversite yönetimi, meslek örgütleri, mahalle örgütlenmeleri, sektör temsilcileri, yönetmenler, küratörler, fon veren kuruluşlar da sansür yapıyor.  Bu, devletin “bildik” sansür uygulamalarından daha da tedirgin edici çünkü herkesi potansiyel sansürcüye dönüştürüyor.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39051 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/susma-gk-640x320.png" alt="" width="362" height="181" />S</b><b>ansüre karşı yeterli bir dayanışma ve örgütlenme mev</b><b>c</b><b>ut mu? Atılması gereken somut adımlar neler olmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu bir gerçek ki, yaratılan bu korku ikliminde bu sessizliği anlamak zor değil, kimse alanını ve elindekileri kaybetmek istemiyor, kimileri bu alanlara sahip çıkmanın da bir direnme biçimi olduğunu düşünüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de esas sıkıntı siyasal alanın, örgütlü pek çok alanın daralması sebebiyle yaşanıyor. Özellikle Gezi döneminde siyasallaşan insanlar net bir politik değişiklik bekledikleri için sert bir hayalkırıklığı yaşadılar. Belki ileri doğru hamle yapmak zor ama yavaş da olsa kendiliğinden birtakım yeni mücadele biçimleri oluşuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapatılan ama yoluna bir biçimde devam eden tiyatrolar var, tekseslileşen basına karşılık online medya, alternatif festivaller, farklı yapılanmalar, bir araya gelişler var… Temas etmek, düşünsel/sanatsal üretimi pekiştirecek her tür bir aradalık hepimizi besliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çünkü sansürle mücadele yöntemlerini tartışmak, var olan örgütlülüklerimizi sorgulamak, yeniden yapılandırmaktan geçiyor bunun yolu.</span></p>
<p><b>Web sitenizde de yayınlanan haberden aktarırsak; 30 Nisan’da açıklanan RTÜK raporuna göre,  RTÜK bir yılda 164 yayın yasağı kararı çıkardı. Yasaklara rakamsal veriler üzerinden yaklaşmak “Türkiye’de sansür var” demenin daha gerçekçi ve vuru</b><b>c</b><b>u yolu bana kalırsa. Siz de “haftanın sansür gündemi” gibi çalışmalarınızla sansüre dair daha somut tablolar sunuyorsunuz. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haftalık hazırladığımız bültenler maalesef tarihe kötü notlar düşüyor. Her gün, her hafta ifade özgürlüğü ihlallerini belgelemeye gerek duymak başlı başına hazin bir durum gibi görünüyor olabilir ama rakamlarla birlikte en çok vakaların içeriği bize çok şey anlatıyor. tek başına baskı dönemlerinde yaşanan her tür ihlali kayda geçmek bile çok önemli bugün. Çünkü  arşivler hatırlatır, bugünü yeniden geleceği başka türlü kurgulamamızı sağlar. Birileri görmezden gelse de birileri her zaman gayrı resmi tarihle ilgilenecektir.</span></p>
<p><b>Siz</b><b>c</b><b>e internet çağında sansür ne dere</b><b>c</b><b>e mümkün? Sansürle mü</b><b>c</b><b>adele yöntemleriniz arasında gelen alternatif me</b><b>c</b><b>raların da etkisiz kaldığı sansür durumları oluyor mu? O noktada neler yapıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çevrimiçi dünyanın sunduğu çeşitlilik, çokseslilik, bilgi akışı ve hız herkese yansıyor. Sadece Türkiye’de değil pek çok ülkede iktidarların online mecraya da kısıtlama getirdiğini biliyoruz. Türkiye’de de yeni internet yasası yürürlüğe girmek üzere ve yeni yasayla her türlü online medya (TV, radyo, medyascope gibi haber kanalları da dahil) RTÜK üzerinden denetlenip, lisans sahibi olabilecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Twitter’ın 2018’in ikinci yarısını kapsayan şeffaflık raporu geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Rapora göre Türkiye, yaklaşık 5 bin içerik kaldırma talebiyle birinci sırada yer alıyor. Hükümet tarafından yapılan bu taleplerin çoğunu, Afrin’e yönelik operasyonla ilgili atılan tweetler oluşturuyor. Pek çok gazeteci, hatta sosyal medyayı kullanan herhangi biri, paylaşımları üzerinden gözaltına alınıp yargılanıyor. Erişim engeli getirilen haber siteleri ya da VPN servisleri, iki yılı aşkındır süren Wikipedia yasağı gibi önümüzde pek çok konu var. Tüm bunları gözeterek katılımcılarımızla beraber belirlediğimiz odak konusu oldu internet yasakları. Nisan ayından bu yana internet sansürüne dair bir kampanya yürütmeye başladık. “Sansürsüz İnternet” başlığı altında sitede, bu alanda yaşanan ihlallere dair uzman yazılarına yer veriyor, yine sansürsüz internet etiketiyle sosyal medyadan paylaştığımız videolar, araştırmalar, çeşitli verilerle konuyu gündemde tutmaya çalışıyoruz. Bugün internet bir nevi sokak işlevi görüyor, sanal dünyada sansürü aşmanın da elbette çeşitli yolları var ama sonuçta dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz; otosansür!</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Wikipedia, Türkiye’de internet sansürüne dair en belirgin örneklerden biri. Siz bu konunun gündemde kalması, farkındalık oluşması için de çalışıyorsunuz. Wikipedia yasağına karşı çabaların muhatap bulabildiğini düşünüyor musunuz, bu konudaki güncel durum nedir?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">İnternette ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaların git gide artacağı çok açık maalesef. Türkiye’de  ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkına getirilen sembol örneklerden biri Wikipedia yasağı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Platform olarak başından beri Wikipedia yasağını her gün takipçilerimize hatırlatıyoruz. “Sansürsüz İnternet” kampanyası kapsamında Wikipedia’nın Türkiye’de yasaklanışının ikinci yıldönümü olan 29 Nisan’da da Ahmet Sabancı’nın yasağın sürecini ve boyutlarını aktardığı yazıyla, çeşitli sosyal medya paylaşımlarıyla gündemde tutmaya çalıştık. Ayrıca aralarında Uluslararası PEN, Uluslararası Basın Enstitüsü, ARTICLE 19, İfade Özgürlüğü İnisiyatifi’nin de bulunduğu kurumlarla birlikte, Wikipedia yasağının kaldırılması çağrısıyla ortak bir bildiriye imza attık. Ancak bu ve benzeri çabaların muhatap bulması zor görünüyor. Çünkü Wikimedia Vakfı tarafsızlık ilkesi gereği Türkiye hükümetinin kaldırılmasını istediği iki maddeyi kaldırmayacağını zaten açıklamış ve hükümetin getirdiği erişim yasağının ardından Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapmıştı. Susma Platformu olarak biz de başvurduk ve ortada bir yanıt yok.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Wikimedia Vakfı, İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvura</strong><strong>cağını da duyurdu. Bu güncel gelişme hakkında neler söylersiniz?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Vakıfla hükümet arasındaki görüşmeler de sonuç vermediği için Wikimedia Vakfı şimdi de kaçınılmaz olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracağını şu sözlerle açıkladı: “Bu adımı, engeli kaldırmaya yönelik Türk mahkemelerindeki devamlı ve geniş kapsamlı girişimlerimiz, Türk makamlarıyla yapılan iyi niyet görüşmeleri ve erişim engeline ve engelin hem Türkiye hem de dünyanın geri kalanına etkisi üzerinde farkındalık yaratmaya yönelik düzenlenen kampanyalarımız sonrasında atıyoruz.”</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu adım gerçekten önemli elbette ama tüm sansür vakaları bir süre sonra normalleştiriliyor. Sözü dönüp dolaşıp otosansüre getirmemin sebebi de bu.</p>
<p style="font-weight: 400;">OHAL bitti ama 7145 sayılı yeni yasayla OHAL süreklileşti. Artık bir festivalin ya da etkinliğin iptal edilmesi olağan. Barış yanlısı olmak ve bunu sosyal medyada paylaşmak, suç işlemek demek. Belgesel çekmek, terör örgütü propagandası yapmakla eşdeğer. Bu ve benzeri kısıtlama ve suçlamalar insanları bırakın uygulamayı, düşündüklerini paylaşmamaya itiyor.  En azından tüm bu vakaları kaydedip, zaman zaman hatırlatarak normalleştirilmesinin önüne geçmek bile kıymetli bugün sanırım.</p>
<p><b>“Gazeteciler, Sanatçılar Otosansür Yaptıklarını Dile Getirmekten Bile İmtina Ediyor”</b></p>
<p><b>Sansür vakalarının toplumdaki yankısıyla ilgili çalışmalarınız var mı? Örneğin çoğunluk Wikipedia’nın kapatılması hakkında ne düşünüyor, “hassasiyetlerimiz” söylemi toplum katında da destek görüyor mu yoksa insanlar en temel haklarından birinin engellendiği konusunda bilinçli mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her yıl hazırladığımız yıllık raporların bir parçası olarak sansür ve otosansüre dair anketler de yapıyoruz. Son olarak 15 Eylül-1 Aralık 2018 tarihleri arasında, toplumdaki sansüre dair farkındalık düzeyini, ifade özgürlüğüne yaklaşımı ve otosansür eğilimini tespit etmek amacıyla çevrimiçi bir araştırma yaptık. 350 kişinin anonim katılımıyla düzenlenen araştırma sonuçlarına ilişkin veriler dehşet verici, sansürün yarattığı hasarı ortaya koyuyor. Şöyle ki, verilere göre % 79 otosansür yapmadan Türkiye’de yaşamak mümkün değil, diyor. % 61 otosansür yapmazsa işsiz kalacağını, %57 otosansür yapmazsa dışlanacağını düşünüyor. Otosansür gerekçeleri ise şöyle: Güvenliğin tehdit edilmesi %  21,98, ceza davaları veya cezaî tatbikat % 21,24, profesyonel anlamda itibarsızlaştırılma % 14,53, aile veya yakınların tehdit edilmesi % 13,04, iş yerine yönelik tehditler % 9,19, eve yönelik tehditler % 8,94, misilleme % 7,7.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma kapsamında, katılımcılardan sansür gördükleri veya otosansür uyguladıkları bir ânı bizlerle paylaşmalarını da istemiştik. Bu paylaşımlar da halimizin hazin portresi gibi: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Bu anketi doldururken otosansür uyguladım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> -Şimdi otosansür yapıyorum, çünkü her ne kadar VPN kullansam da, bunun hükümetçe yürütülen bir çalışma olmadığından emin olamam. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Gazete yazılarından dolayı hakkımda 40 yıla varan hapis cezaları istemiyle davalar açılınca, yazılarımda daha dikkatli ve örtülü bir dil kullanmaya başladım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Bir yerde film çekimi yapmak için izin alırken, izin verilmeyeceğini düşünerek asıl senaryo dışında farklı senaryo veriyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> -Sosyal medya kullanımımı kısıtladım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> -Doktora tezimde AKP döneminden pek bahsetmedim. Aslında tezin bütünlüğü için çok da gerekli değildi ama danışmanın daha baştan bu dönemden bahsetme demesi karar vermemde etkili oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> -Siyasî görüşümü sosyal medyada asla belirtmiyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> -Facebook’taki paylaşımlarımın hepsini sildim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> -Derslerimde öğrencilerle konuşurken neyi yanlış anlarlar da beni bir yere angaje ederler diye düşünüyorum.</span></p>
<p><b>Her insanı otosansüre götüren sebepler farklı olsa da otosansürü doğuran ana sebep hiç kuşkusuz sansürün varlığı. Peki, kendine otosansür uygulayan bir sanatçı ya da gazete</b><b>c</b><b>iyle mü</b><b>c</b><b>adeleniz nasıl gelişiyor? Burada sansürden farklı olarak baskı ve karar kişinin kendisinden geliyor çünkü. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında hepimiz otosansür yapıyoruz. Evde, sokakta, iş yerinde, sanal dünyada. Otosansürü uygulayan kişiyle değil de bu durumla, olguyla mücadele etmek diyelim. Sonuçta otosansür korkuyla yayılan bulaşıcı bir hastalık ya da bir savunma mekanizması. Sorun otosansürü normalleştirmekte, düşündüğünü söylemekten vazgeçmeyi refleks haline getirmekte.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan gazeteciler, sanatçılar otosansür yaptıklarını dile getirmekten bile imtina ediyor. Oysa sansürü alt etmenin, etrafından dolaşıp sözünü başka türlü söylemenin yolları da var. Önemli olan pes etmemek, razı gelmemek, farkında olmak ve her şeye rağmen çabalamak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sansürsüz internet kampanyası kapsamında bu amaçla otosansür yapmak zorunda kalan gazetecilerin videolarını yayınladık. Hepsi de alanda olan, muhalif gazetecilerdi. Onların ağzından hem medyadaki hem de kişisel otosansür hikayelerini duymak, otosansürü hep beraber nasıl içselleştirdiğimizin, sıradanlaştırdığımızın önemli bir göstergesiydi.  </span></p>
<p><b>Susma Platformu’nu takip etmek için:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Site: </span><a href="http://susma24.com/"><span style="font-weight: 400;">susma24.com</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Twitter: </span><a href="https://twitter.com/susma_24"><span style="font-weight: 400;">https://twitter.com/susma_24</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Facebook: </span><a href="https://www.facebook.com/susma24/"><span style="font-weight: 400;">https://www.facebook.com/susma24</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/24/turkiyede-otosansurun-ulastigi-nokta-dehset-verici/">“Türkiye’de Otosansürün Ulaştığı Nokta Dehşet Verici”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
