<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Osman kavala arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/osman-kavala/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/osman-kavala/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 Feb 2022 20:26:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Osman kavala arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/osman-kavala/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kavala&#8217;nın Tutukluluğu Nedeniyle İhlal Prosedüründe Sona Yaklaşılıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/02/kavalanin-tutuklulugu-nedeniyle-ihlal-prosedurunde-sona-yaklasiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Feb 2022 13:49:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[AİHS]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ihlal prosedürü]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78241</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, insan hakları aktivisti Osman Kavala’nın tutukluğunun devam etmesi nedeniyle, dosyayı ihlal prosedürü başlatmak üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) havale etti. AİHM, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal edip etmediğini değerlendirecek. Ardından, AİHM’in ihlal kararına rağmen Türkiye'nin Kavala’yı serbest bırakmaması nedeniyle Türkiye’ye karşı yaptırım prosedürü uygulanıp uygulanmayacağı nihai olarak netleşecek.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/02/kavalanin-tutuklulugu-nedeniyle-ihlal-prosedurunde-sona-yaklasiliyor/">Kavala&#8217;nın Tutukluluğu Nedeniyle İhlal Prosedüründe Sona Yaklaşılıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hatırlanacağı gibi, 1555 gündür tutuklu olan Osman Kavala, &#8220;Çarşı ve Gezi davalarının birleştirilmesiyle açılan yeni torba&#8221; dava kapsamında tutukluluk halinin devamı nedeniyle, Avrupa Konseyi Türkiye&#8217;ye yaptırım prosedürünü uygulamak için 19 Ocak 2022&#8217;ye dek süre vermişti.</p>
<p>Gelinen aşamada, Kavala&#8217;nın devam eden tutukluluğu nedeniyle, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, bugün Türkiye aleyhine geçen yılın sonunda başlattığı &#8220;ihlal prosedürünü&#8221; görüştü.  Komite, Kavala dosyanın AİHM’e havale edilmesine dair ara kararı aldı ve kararı  oy çokluğuyla kabul etti.</p>
<p>Bu aşamadan sonra, Kavala dosyasında AİHM, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal edip etmediğini değerlendirecek.</p>
<p>AİHM eğer &#8220;Türkiye Sözleşme&#8217;ye dair yükümlülüklerini yerine getirmedi&#8221; kararı verirse ve Osman Kavala&#8217;nın tutukluğu  devam ederse, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Türkiye’ye karşı alınacak yaptırımları değerlendirecek ve Sözleşme hükümleri çerçevesinde ihlal prosedürünün gerektirdiği önlemler konusunda karar alacak.</p>
<blockquote><p>AİHM’in yapacağı değerlendirmenin ülkemizde insan hakları ile ilgili hukuk normlarının korunmasına katkı sağlayacağını umuyorum.</p></blockquote>
<p>Osman Kavala tarafından karara ilişkin yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı :&#8221;  AİHM’in derhal serbest bırakılmam gerektiğini belirten kararından ve Gezi davasının beraatle sonuçlanmasından sonra tutukluluğumu devam ettirmek için gerçekleştirilen yargı uygulamalarının tarafsız bir gözle incelenmesini önemli  buluyorum. AİHM’in yapacağı değerlendirmenin ülkemizde insan hakları ile ilgili hukuk normlarının korunmasına katkı sağlayacağını umuyorum.&#8221;</p>
<p>Bakanlar Komitesi&#8217;nin aldığı bu karara karşı <a href="https://www.mfa.gov.tr/no_-41_-avrupa-konseyi-bakanlar-komitesi-nin-1423-toplantisinda-aihm-in-kavala-kararinin-icrasina-iliskin-alinan-karar-hk.tr.mfa" target="_blank" rel="noopener">Dışişleri Bakanlığı tarafında yapılan açıklamada</a>; &#8220;iç hukukta devam eden dava süreci gözardı edilerek siyasi saiklerle alınan bu önyargılı kararın Avrupa insan hakları sisteminin itibarını zedelediği&#8221; belirtiliyor.</p>
<p>Açıklamada ayrıca, &#8220;Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin tarafgir ve seçici yaklaşımını bir yana bırakması&#8221; gerektiği ve Türkiye&#8217;nin &#8220;AİHM’in alınan bu kararı hakkaniyetle&#8221; değerlendirilmesini ve &#8220;iç hukukta devam eden dava sürecini dikkate alarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca ilk derece mahkemesi gibi hareket etmeden, içtihat ve ilkeleri doğrultusunda karar almasını&#8221; umduğu kaydediliyor.</p>
<p>Sivil Sayfalar&#8217;da Kavala davası hakkında yayınlanan ve sivil toplum temsilcilerinin görüşlerini içeren <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/09/ucuncu-kez-acilan-gezi-davasinda-kavala-yine-tahliye-edilmedi/" target="_blank" rel="noopener">detaylı habere buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/02/kavalanin-tutuklulugu-nedeniyle-ihlal-prosedurunde-sona-yaklasiliyor/">Kavala&#8217;nın Tutukluluğu Nedeniyle İhlal Prosedüründe Sona Yaklaşılıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa Konseyi Kavala’nın Tahliye Edilememesi Nedeniyle Türkiye İçin İhlal Süreci Başlattı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/03/avrupa-konseyi-kavalanin-tahliye-edilememesi-nedeniyle-turkiye-icin-ihlal-sureci-baslatti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Dec 2021 10:28:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM ihlal süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dışişleri Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76544</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala hakkında 'derhal tahliye' kararına uymaması nedeniyle, Türkiye’ye yönelik ihlal sürecini başlattı. Konsey, Kavala hakkında 'AİHM tarafından alınan kararı nasıl uygulayacağını açıklaması' için Türkiye’ye, 17 Ocak 2022’de görülecek yeni duruşma sonrası, 19 Ocak 2022’e dek süre tanıdı.  Bu kararla Türkiye, Azerbaycan'dan sonra ihlal süreci başlatılan ikinci Avrupa Konseyi üyesi oldu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/03/avrupa-konseyi-kavalanin-tahliye-edilememesi-nedeniyle-turkiye-icin-ihlal-sureci-baslatti/">Avrupa Konseyi Kavala’nın Tahliye Edilememesi Nedeniyle Türkiye İçin İhlal Süreci Başlattı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çarşı davası ile Gezi davasının birleşmesiyle açılan yeni davanın 26 Kasım 2021’de yapılan duruşmasında, tutuklu iş insanı Osman Kavala hakkında tutukluluğun devamı kararı verilmesi üzerine, Avrupa Konseyi&#8217;ne üye 47 ülkeden 35 tanesinin talebiyle, AİHM kararlarının icrasını denetleyen Bakanlar Komitesi ihlal sürecinin başlatılmasına karar verdi.</p>
<p>Hatırlanacağı gibi, AİHM 10 Aralık 2019’de Kavala’nın tutukluluğuna ilişkin dava sonucu olduğu kararda, “hukuk dışı nedenlerle ve susturulmak için hapiste” tutulduğu tespiti yapılarak ihlalin ortadan kaldırılması için Kavala&#8217;nın “derhal tahliye edilmesi” gerektiğine hükmetmişti.</p>
<p>Söz konusu AİHM  kararı, 2020 yılının Mayıs ayında kesinleşmiş ve AİHM kararlarının infazının denetleyicisi olan Bakanlar Komitesi gündemine gelmişti. Avrupa Konseyi de 3 Eylül 2020’de Türkiye’nin AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini hatırlatan kararını açıklamıştı. O tarihten bugüne, Bakanlar Komitesi’nin bu karar doğrultusunda Türkiye’ye Kavala&#8217;nın tahliye edilmesi için yaptığı çağrılar Türkiye&#8217;de karşılık bulmadı.</p>
<p>Bununla birlikte, Türkiye 17 Kasım 2021 tarihinde Avrupa Konseyi’ne Kavala davası ile ilgili 50 sayfadan oluşan <a href="https://search.coe.int/cm/pages/result_details.aspx?objectid=0900001680a49333" target="_blank" rel="noopener">Güncelleştirilmiş Eylem Planı’nı sundu</a>. Plan&#8217;da Türkiye’nin yargı alanında hayata geçirdiği reform ve diğer uygulamaların yanı sıra , “alınan ve alınması öngörülen münferit ve genel tedbirler konusunda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin  Kavala davası ile ilgili gelişmeler konusunda bilgilendirmenin yapılmaya devam edileceği” ifadeleri yer alıyor.</p>
<h5><strong>İhlal Süreci</strong></h5>
<p>Türkiye’nin AİHM kararına rağmen Kavala’nın tahliye kararı almaması, “davalı devletin-Türkiye’nin kararlara uymayı reddetmesi anlamına” geliyor. Bu da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;nin (AİHS) 46-4 maddesi uyarınca, AİHM kararlarına uymayan devlet hakkında Avrupa Konseyi’nin icra organı olan Bakanlar Komitesi’nin ihlal prosedürünü başlatabilmesine olanak sağlıyor. Bu nedenle, 2 Aralık 2021’de toplanan Bakanlar Komitesi Türkiye için ihlal prosedürünü başlatacağını duyurdu.</p>
<p>Bu karara ilişkin Konsey’in bugün yapacağı resmi açıklamaya göre, ihlal sürecinin nasıl ilerleyeceğine ilişkin süreç ve detaylar netleşecek. Seçeneklerden biri, Türkiye’nin kurucu üye olduğu Konsey’de oy ve veto hakkı elinden alınabilecek olması.</p>
<p>Bakanlar Komitesi’nin Kavala davasını 2 Şubat 2022’de yapılacak toplantıda tekrar ele alması bekleniyor. O tarihe kadar, AİHM kararı doğrultusunda Kavala tahliye edilirse, Türkiye hakkında ihlal prosedürü sonlanabilecek. Türkiye’de yargı organları tahliye kararı almazsa, Bakanlar Komitesi ihlal prosedürünü işletmek için AİHM&#8217;ye resmen başvuracak.</p>
<h5><strong>Dışişleri Bakanlığı: ‘</strong><strong>Bağımsız Yargıya Müdahale Niteliğindeki Karardan Kaçınmaya Davet Ediyoruz’</strong></h5>
<p>Avrupa Konseyi’nin başlattığı ihlal prosedürü hakkında Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi’ne  “bağımsız yargıya müdahale niteliği taşıyacak bu kararın devamını getirmekten kaçınmaya” davet eden <a href="https://www.mfa.gov.tr/no_-402_-ak-delegeler-komitesi-nin-(dh)-1419-toplantisinda-aihm-in-kavala-(28749-18)-kararinin-icrasina-iliskin-alinan-karar-hk.tr.mfa" target="_blank" rel="noopener">bir açıklaması yaptı.</a></p>
<p>Açıklamada, Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olan Türkiye’nin “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan sorumluluklarının bilincinde” olduğu ve “2021 yılı içinde 128, bugüne kadar ise toplam 3674 AİHM kararının” Türkiye tarafından uygulandığı belirtiliyor.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında ayrıca, “Kavala kararından daha eski olan ve başka ülkeler hakkında ve konularda da uygulanmayan kararlar” olduğu, bu nedenle Türkiye’nin “özellikle Kavala kararının sürekli olarak gündemde tutulmasını tutarsız bir yaklaşım” olarak değerlendirdiği kaydediliyor.</p>
<p>Kavala hakkında AİHM ve Avrupa Konseyi&#8217;nde işleyen hukuki sürecin detaylarında dair Ayşe Bingöl Demir tarafından Sivil Sayfalar iöin kaleme alınan <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/" target="_blank" rel="noopener">analiz yazısına</a> buradan ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/03/avrupa-konseyi-kavalanin-tahliye-edilememesi-nedeniyle-turkiye-icin-ihlal-sureci-baslatti/">Avrupa Konseyi Kavala’nın Tahliye Edilememesi Nedeniyle Türkiye İçin İhlal Süreci Başlattı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lawsuits Impacting the Civil Area: November 2021</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/29/lawsuits-impacting-the-civil-area-november-2021/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Nov 2021 12:26:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Civil Pages Headline]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78645</guid>

					<description><![CDATA[<p>In recent years, we have witnessed that many cases with ongoing judicial processes directly or indirectly affect the civil area. We have prepared a new file that we will regularly follow up on important cases that have negative effects on the shrinking civil space in various ways and in different areas of rights. In the first of the file, we deal with the Gezi Case, Saturday Mothers, Ankara Women's Platform and Boğaziçi University Exhibition Case, which were joined with Çarşı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/29/lawsuits-impacting-the-civil-area-november-2021/">Lawsuits Impacting the Civil Area: November 2021</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">In the first article of the file, we primarily deal with the bag case combined with the Çarşı and Gezi case last week, in which we often emphasize the pressure it creates on the civil area.</span></p>
<p><b>Joined Gezi Case: Kavala Not Released Despite the Possibility of Sanctions by the Council of Europe</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In the second hearing of the new lawsuit, which was opened by combining the Gezi and Çarşı cases, at the 13</span><span style="font-weight: 400;">th</span><span style="font-weight: 400;"> High Criminal Court on November 26, 2021, the release request of businessperson Osman Kavala was rejected with the annotation of a member. The next hearing of the case, in which 52 people are on trial, including Kavala, the only person on trial as a prisoner, will be held on January 17, 2022. Kavala is on trial for ‘attempting to overthrow the constitutional order’ and ‘political and military espionage’ and has been in detention for 4 years.</span></p>
<p><b>Importance of the Case: What Does Kavala&#8217;s Continuation of Arrest Mean?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">After the first hearing held on October8, NGO representatives commented on the pressure on civil society created by Kavala&#8217;s continued detention.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">As a matter of fact, Osman Kavala, in an interview he gave before the hearing, regarding his trial for being accused of espionage due to his civil society activities, said, ‘Not only the accusation of espionage, but the entire arrest process can be characterized as a warning to civil society activists. In the indictment, the fact that Anadolu Kültür (Anatolia Culture), of which I am the Chairman of the Board, carried out cultural studies related to the experiences of our Kurdish and Armenian citizens, and that it cooperated closely with foundations from Europe were described as facts pointing to espionage. The inclusion of such an accusation in the indictment, which must be prepared in accordance with legal norms, the acceptance of this indictment by the court and the approval of the detention application, undoubtedly shows that a new threat has emerged for NGOs as well.’</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The continuation of Kavala&#8217;s detention also means that Turkey does not act in accordance with the rules of international law. As will be remembered, the European Court of Human Rights (ECHR) declared on 10 December 2019 that Kavala&#8217;s detention was a violation of his rights and that he should be released. After the ECHR decision was not implemented by the judicial organs in Turkey, the Committee of Ministers of the Council of Europe, which oversees the implementation of the ECHR decisions, gave Turkey time to release Kavala until 30 November 2021.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The fact that Kavala was not released again in the hearing held a few days before the expiry of this period shows that Turkey continues to insist on not fulfilling its obligations in accordance with the norms of international law. Therefore, there is a possibility that a sanction process will begin, with consequences ranging from the suspension of Turkey&#8217;s membership to the Council of Europe to its expulsion from the Council of Europe.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">According to jurist Kerem Altıparmak, ‘There is nothing legal to say about the Kavala case’. Altıparmak states that the possibility of Turkey preventing the initiation of the infringement procedure by convincing 14 of 46 countries in the Council of Europe depends on its lobbying power.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suggestion: In the Öte Beri Yeniden program called ‘Dirayetle Adaleti Aramak’ (Astutely Seeking Justice), the multi-layered dimension of Kavala&#8217;s trial process is discussed with its domestic and foreign political dimensions.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In addition, Gökçer Tahincioğlu&#8217;s news analysis of ‘The Kavala File in 40 Questions’ makes the complex trial process more understandable by handling the process with its important turns.</span></p>
<p><b>Judicial Process</b></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kavala was detained on October 18, 2017, and arrested on November 1, 2017, on charges of ‘attempting to overthrow the government or prevent it from performing its duty’ (Article 312) and ‘attempting to overthrow the constitutional order by using force and violence’ (Article 309). In other words, the Gezi events and the July 15 coup attempt are considered together in Kavala&#8217;s file.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kavala was released in October 2019 from the investigation launched due to July 15 while he was on trial in the Gezi Case. Despite this, he was not released again, as he was imprisoned in the Gezi Case at that time. Because the Istanbul 30</span><span style="font-weight: 400;">th</span><span style="font-weight: 400;"> High Criminal Court ruled for Kavala&#8217;s release on February 18, 2020, but before Kavala completed the release process, the Istanbul Chief Public Prosecutor&#8217;s Office made a new detention decision for Kavala, citing the July 15 coup attempt investigation, and he was arrested again.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">On October 8, the Istanbul 13</span><span style="font-weight: 400;">th</span><span style="font-weight: 400;"> High Criminal Court started the retrial process in the new bag case, which was created by combining the Espionage (Kavala – Barkey), Çarşı and Gezi cases. In this case, Kavala is facing two aggravated life sentences on charges of espionage and financing Gezi. In the case, together with Kavala, 51 more defendants are on trial.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">In the first hearing of the Gezi trial, which was turned into a ‘bag case’ after the decision to combine the Gezi and Çarşı cases, at the 13</span><span style="font-weight: 400;">th</span><span style="font-weight: 400;"> High Criminal Court on 8 October 2021, it was decided to continue the detention of Osman Kavala.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">A few weeks after this decision, on October 22, 2021, Kavala announced that he had decided not to attend the hearings as ‘a fair trial was not possible under these circumstances’ and that it would be meaningless for him to make a personal defense. As a matter of fact, Kavala did not attend the second hearing held on November26.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">The next hearing of the new ‘bag case’ filed after the re-trial Gezi trial was merged with the Çarşı trial, whose acquittal was overturned by the Supreme Court, will be held on January 17, 2021.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Details on Kavala&#8217;s judicial process are available at </span><a href="https://osmankavala.org/tr/"><span style="font-weight: 400;">https://osmankavala.org/tr/</span></a><span style="font-weight: 400;">.</span></li>
</ul>
<p><b>Saturday Mothers Case: From the 25-Year-Old Rights Struggle to the Trial</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The third hearing of the trial of the Saturday Mothers, who have been fighting for their rights for 25 years, was held on 24 November 2021 at the Istanbul 21</span><span style="font-weight: 400;">st </span><span style="font-weight: 400;">Criminal Court of First Instance. Relatives of the disappeared, rights defenders and journalists are among the 46 defendants on trial. At the hearing, the refusal of the judge and the requests to withdraw from the case were rejected. It was decided that some defendants who could not attend the hearing were brought by force. The next hearing of the case will be held on March 23, 2022.</span></p>
<p><b>Importance of the Case</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Saturday Mothers have been exercising their freedom of expression and peaceful assembly by holding banners in Galatasaray Square since 1995.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">At the 700</span><span style="font-weight: 400;">th</span><span style="font-weight: 400;"> meeting (26 August 2018), which is held every Saturday in front of Galatasaray High School for the relatives of the disappeared, 46 people are on trial for ‘not dispersing despite a warning by attending unlawful meetings’.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The Saturday Mothers, consisting of people searching for the relatives of the disappeared in custody, came together in its 870</span><span style="font-weight: 400;">th</span><span style="font-weight: 400;"> week (27 November 2021) and made a public statement that ‘in the case that aims to discourage anyone who claims rights and freedoms’, demanded their acquittal on the grounds that ‘despite exercising the right to peaceful assembly and protest, they are prosecuted for acts that do not constitute crimes under the law’, which is a constitutional right.</span></p>
<p><b>Ankara Women&#8217;s Platform&#8217;s Istanbul Convention Protest Case</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The second hearing of the trial of 33 women detained in protest action by the Ankara Women&#8217;s Platform against Turkey&#8217;s withdrawal from the Istanbul Convention was held at the Ankara 28</span><span style="font-weight: 400;">th</span><span style="font-weight: 400;"> Criminal Court of First Instance on 26 November 2021. A prison sentence of 1 year, 6 months to 3 years is sought for 33 women on charges of ‘violating the Law on Meetings and Demonstrations’ numbered 2911.</span></p>
<p><b>Importance of the Case</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Organized by the Ankara Women&#8217;s Platform last year, the ‘Istanbul Convention Keeps You Alive! We do not give up our rights, we meet in the chain of life’, 33 women who were detained in the protest state that ‘they were prevented from exercising their constitutional rights on the day of the incident, and that they were exposed to police intervention as soon as they started the protest’.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The case is handled within the framework of women&#8217;s rights defenders&#8217; ‘right to peaceful protest and demonstration and the denial of this right’.</span></p>
<p><b>Judgment Process</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">While the Ankara Women&#8217;s Platform was holding a protest at the College on August 12, 2020, against Turkey&#8217;s withdrawal from the Istanbul Convention, the police intervened and detained 33 women. The trial began on June 7 of this year.</span></p>
<p><b>Boğaziçi University Exhibition Case</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The 3</span><span style="font-weight: 400;">rd</span><span style="font-weight: 400;"> hearing of the case, which was opened on the charge of ‘provoking the public to hatred and hostility’ by 7 students due to the ‘laying out the Kaaba figure painting’ on the Boğaziçi University campus, was held on 17 November 2021 at the 21</span><span style="font-weight: 400;">st</span><span style="font-weight: 400;"> Criminal Court of First Instance. The students&#8217; requests were denied. The next hearing will be held on February 9, 2022.</span></p>
<p><b>Importance of the Case</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The Boğaziçi University Exhibition Case and the discussions that ‘the Shahmaran figure was replaced with the Kaaba image and there were LGBTI+ flags in the corners of the work’ were widely covered in the media.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In the indictment prepared against 7 students, it was stated that placing the LGBTI+ flag on the Kaaba image is ‘an image of homosexuality and similar sexual orientations, which are considered forbidden and haram in Islamic religious literature’, and that the figure of the hawk is contrary to ‘Islam&#8217;s belief in Allah, the only creator, and belief in Tawhid’ is included.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Based on these determinations in the indictment, the fact that both images were placed on ‘a painting depicting the Kaaba, which Islam and Muslims regard as the holiest place and structure on earth’ and exhibited at the Boğaziçi demonstrations, is ‘provoking to hatred and enmity’.</span></p>
<p><b>Judgment Process</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The trial of 6 Boğaziçi University students and 1 student from another university on the charge of ‘openly inciting the public to hatred and enmity’.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boğaziçi University Rectorate Prof. During the protests held during the appointment of Melih Bulu, 7 students were charged with ‘openly inciting hatred and enmity’ against 7 students by ‘putting the artwork with the Kaaba figure and LGBTI+ flag on the ground’ in the exhibition organized by the students on January 30, 2021. A lawsuit was filed demanding imprisonment of up to one year.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">An investigation was launched for the crime of ‘openly insulting the religious values ​​adopted by a section of the public’. While five university students were detained in connection with the incident, 2 students were arrested in the court, and it was decided to release two students under house arrest. Two students who were detained within the scope of the case were released at the first hearing held on March 17, 2021.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/29/lawsuits-impacting-the-civil-area-november-2021/">Lawsuits Impacting the Civil Area: November 2021</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üçüncü Kez Açılan Gezi Davası&#8217;nda Kavala Yine Tahliye Edilmedi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/09/ucuncu-kez-acilan-gezi-davasinda-kavala-yine-tahliye-edilmedi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/09/ucuncu-kez-acilan-gezi-davasinda-kavala-yine-tahliye-edilmedi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2021 08:57:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Çarşı Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi davası]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<category><![CDATA[savunuculuk]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74917</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üçüncü kez açılıp Çarşı Davası ile birleştirilen Gezi Davası'nın ilk duruşması 8 Ekim 2021’de Çağlayan’da görüldü. Dosyanın tek tutuklu sanığı, Kasım 2017'den bu yana Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Osman Kavala’nın tahliye talebi, oyçokluğuyla reddedildi. Çarşı ve Gezi Dava dosyalarının ayrılması talebi de reddedilirken, davayı takip eden STK temsilcileri, dava ile Kavala’nın tutukluluğunu sivil toplum üzerindeki baskıların devamı olarak değerlendiriyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/09/ucuncu-kez-acilan-gezi-davasinda-kavala-yine-tahliye-edilmedi/">Üçüncü Kez Açılan Gezi Davası&#8217;nda Kavala Yine Tahliye Edilmedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">35 sanıklı Çarşı Davası&#8217;nda alınan beraat kararının Yargıtay tarafından bozulmuştu. Osman Kavala, Can Dündar ve Mehmet Ali Alabora&#8217;nın da arasında bulunduğu 17 sanıklı Gezi ana davası beraat kararının İstinaf Mahkemesi&#8217;nce bozulmasının ardından iki davanın birleştirilmesiyle açılan yeni davanın ilk duruşması 13. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nde görüldü.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-74918 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/gezi-davasi.jpg" alt="Gezi ve Çarşı davası" width="329" height="152" />Kavala ile birlikte 52 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşmasında h</span><span style="font-weight: 400;">em Çarşı hem Gezi Davası’nın sanık avukatları birleştirme kararının hukuka aykırılığının tespit edilip karardan dönülmesini ve dosyanın ayrılmasını talep etti. Savcı, itirazların reddini talep etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme, avukatların </span><span style="font-weight: 400;">Gezi</span><span style="font-weight: 400;"> ve Çarşı davalarının ayrılmasına yönelik taleplerini reddetti. Bu kararın ardından Çarşı davasının avukatları mahkeme salonunu terk etti. Duruşma, Gezi avukat ve sanıklarının beyanlarıyla sürdü. Öğleden sonra devam eden duruşmanın sonunda Mahkeme, &#8216;Hukuki durumda değişiklik olmaması ve kuvvetli suç şüphesi&#8217; nedeniyle Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına hükmetti. </span></p>
<h5><b>‘Tutukluluğumun Sürdürülmesi Yargısız İnfazdır; AİHM’nin Kararının Etrafından Dolanma Girişimidir.’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanıklardan 1438 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala duruşmaya Silivri Cezaevi&#8217;nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla katıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kavala savunmasında: </span><span style="font-weight: 400;">“Gezi&#8217;den önce de Gezi sırasında da Çarşı Davası&#8217;nda da suçlanan kişilerle tanışıklığım, iletişimim olmadı. Daha önce aralarında fiili ve hukuki bağlantı olmadığına karar verilen suçlamalar hiçbir yeni delil olmadan birleştirildi ve benimle ilgili davalar, gene hiçbir delile, anlaşılır gerekçeye dayandırılmadan Çarşı davası ile birleştirildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugüne kadar hiçbir kitlesel eylemi organize etmedim, hiçbir kitlesel eylem için de benden maddi destek talep edilmedi. İddianameden daha vahim olan iddia, protestoların benim tarafımdan aktarıldığı iddia edilen fonlara ya da maddi imkânlara bağlanmasıdır. MASAK raporunda, benim Gezi ile ilgi herhangi bir fon aktarımım olmadığı ortaya çıktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sudan bahanelerle tutukluluğumun sürdürülmesi yargısız infazdır, algı yaratma çabasıdır, AİHM’nin kararının etrafından dolanma girişimidir.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kavala’nın savunmasının tamamına </span><a href="https://www.osmankavala.org/tr/aciklamalar/1429-osman-kavala-nin-savunmasinin-tam-metni-8-ekim"><b>buradan</b></a> <span style="font-weight: 400;">ulaşabilirsiniz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-74932 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/kavala-aciklamasi-1.jpg" alt="" width="311" height="428" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/kavala-aciklamasi-1.jpg 590w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/kavala-aciklamasi-1-188x260.jpg 188w" sizes="(max-width: 311px) 100vw, 311px" />Osman Kavala&#8217;nın avukatı Köksal Bayraktar duruşmada, Çarşı ve Gezi davasında şahıs ve olay yönünden hiçbir bağlantı olmadığını ve iki davanın birbirinden tamamen ayrı olduğunu söyledi. Bayraktar ayrıca, “</span><span style="font-weight: 400;">Hukukta açıktır; birleştirme talebinde bulunan hâkim karar verme aşamasında bulunamaz. Bu nedenle birleştirme hukuka aykırıdır.” dedi. </span><span style="font-weight: 400;">Bayraktar savunmasında, Aralık 2018&#8217;den itibaren AİHM&#8217;e müracaat ettiklerini ve AİHM’nin Kavala’nın tutukluluğun kaldırılması gerektiği kararı verdiğini de hatırlattı. </span></p>
<h5><b>‘Kavala’nın Tutukluğunun Devamı </b><b>Türkiye Hakkında İhlal Prosedürünü Başlatacak’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Osman Kavala’nın tutuklu halinin devamının sivil toplum üzerinde nasıl bir etki yarattığını hukukçu, STK temsilcileri, hukukçular ve siyasiler Sivil Sayfalar’a değerlendirdi. Ortaklaşılan nokta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararında ortaya konduğu gibi, “Kavala’nın tutukluluğunu AİHS’nin 18. maddesinin ihlali anlamına geldiği ve sivil topluma gözdağı” niteliği taşıdığı yönünde. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan hakları hukukçusu ve Gezi Davası sanıklarından Mine Özerden’in avukatı Tuğçe Duygu Köksal, Mahkeme’nin Kavala hakkında tahliye kararı vermemesinin ne anlama geldiğini değerlendirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kavala’nın tahliye edilmesi gerektiğine” yönelik AİHM&#8217;nin aldığı kararların Türkiye’de yargı makamları tarafından yerine getirilmediğini hatırlatan Köksal, tutukluğun devamı durumunda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Türkiye hakkında ihlal prosedürünü başlatacağını söyledi. Köksal, AİHM’nin ihlal sürecini başlatma konusunda Türkiye’ye ihtarda bulunduğunu; Türkiye’nin AİHM’nin kesinleşmiş kararını icra etmemesi durumunda, Azerbaycan’dan sonra ihlal prosedürünün başlatılacağı 2. devlet olacağını ve bunun ciddi siyasi etkilerinin görüleceğini vurguladı.</span></p>
<p>Köksal, Kavala’nın durumunun Gezi Davası’nda taşıdığı önemi ise şu sözlerle ifade etti: “Kavala hakkında Gezi Davası’nda verilen kesinleşmiş yargı kararındaki tespitler, “hem AİHS 18. maddesi hem Kavala’nın tutukluğu konusundaki kuvvetli suç şüphesine dair hüküm”, davanın sonucunu etkiliyor; bu nedenle tahliye kararının icra edilmesi gerekiyor”.</p>
<h5><b>‘Kavala, Sivil Alanın Gelişmesinde Kilit Bir İnsan; Yokluğu Hissediliyor’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-74920 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/milena-buyum-640x370.jpeg" alt="Milena Buyum" width="330" height="191" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/milena-buyum-640x370.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/milena-buyum.jpeg 800w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" />Uluslararası Af Örgütü, Gezi Davası’nı yakından takip eden uluslararası sivil toplum örgütlerinden biri. Af Örgütü’nün Türkiye Kampanyalar Sorumlusu Milena Buyum, Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamının sivil toplum üzerinde yarattığın etkiyi AİHM’nin tescillediğini belirtti: “AİHM, Kavala’nın tutukluğunun onun susturulması ve Türkiye’de sivil toplumun sindirilmesi için yapıldığını tespit etti. Bu doğru bir tespit. Ancak Kavala’nın durumu tek değil. Sürüncemede olan, çorba haline getirilen bu davayı, alakasız ve kanıtlanmamış suçlamalarla bütün olarak konteks içinde değerlendirmek gerekiyor.”  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin özellikle son 5 yıldır ve hatta daha da öncesinde insan haklarına erişimde zorluk çekilen bir ortamda olduğunu belirten Buyum, Gezi Davası’nın ve Kavala’nın tek örnek olmadığını kaydetti. Sivil toplum açısından Kavala’nın taşıdığı önemi vurgulayan Buyum’a göre “Kavala, sanat ve insan hakları alanında faaliyetleriyle sivil toplumun sesini bulmasında sivil alanın gelişmesinde ve yeşermesinde oynadığı rol itibariyle kilit bir insan. Onun yokluğu, hissediliyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Milena Buyum ayrıca, Türkiye’de özellikle bağımsız olarak faaliyetlerini sürdüren ve hak temelli çalışan STK’ların içinde bulunduğu durumu “vahim” olarak nitelendirdi. Geçen yılın sonunda yasalaşan Kitle İmha Silahlarının Yayılması Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun&#8217;un büyük bir baskı yarattığını belirtti. Kanun maddelerinin tümünün henüz uygulamaya geçmemesine karşın, STK’ların proje geliştirme ve birbirleriyle işbirliği geliştirmeleri üzerinde büyük bir engel olarak görüldüğünü kaydetti. Söz konusu yasanın sivil alan üzerinde yarattığı etkileri yakından takip ettiklerini söyleyen Buyum, özellikle kamu otoritelerinin STK’lar üzerinde artan denetimlerle baskı oluşturduğunu söyledi. </span></p>
<h5><b>‘Kavala’nın Tutukluğu, ‘Hak Aramada Özne Olursanız Siz de Bunlarla Baş Başa Kalırsınız’ Demek!&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-74921 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/eshid.png" alt="Üçüncü Kez Açılan Gezi Davası'nda Kavala Yine Tahliye Edilmedi" width="351" height="159" />Eşit Haklar İzleme Derneği (EŞHİD) de Gezi Davası’nı yakında takip eden STK’lardan biri. ESHİD avukatı Kader Tonç, Gezi Davası’nı ve Kavala’nın tutuklu olduğu 3 ayrı davayı da ayrı mahkemelerde takip ederek gözlemlerini paylaştı: </span><span style="font-weight: 400;">&#8220;Kavala’nın yargılandığı davaların değişen mahkemeler ile heyetlerinin de değişmesi, avukatlar için yeni heyetlerin, mahkemeler sürekli birleştiği için bunlar da hak ihlali. 4 yıla yakın tutukluluk, dosyayı bilmeyen yeni hakimler, değişen heyetler, hâkim güvencesi olmadığını gösteriyor. Süreç, sürekli başka bir dosya ile birleşen ve yakar top gibi ilerliyor.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kavala’nın tutukluğunun sivil toplum üzerinde ciddi bir gözdağı yarattığını da belirten Tonç, şu ifadeleri kullandı: “Kavala açısından 4 yıla yakın tutukluk, çok uzun. Ayrıca Kavala’nın maruz kaldığı diğer süregelen hak ihlalleri, sivil toplum üzerinde baskı yaratıyor. Bunlar, ‘hak arama mücadelesinin öznesi olursanız, siz de böyle bir süreçle baş başa kalırsınız’ demek. Bu nedenle, birçok STK burada, bu davayı izliyor, destek oluyor, raporlaştırıyorlar. Fiziki olarak burada bulunuyorlar.”  </span></p>
<h5><b>‘Bu Davayı, Tüm Sivil Toplumu ve Hak Savunucularını Savunmak İçin Takip Ediyoruz’ </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-74922 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/hafiza-merkezi.jpg" alt="Hafıza Merkezi" width="268" height="174" />Gezi Davasını yakından takip eden bir diğer STK olan Hafıza Merkezi’nden Ece Koçak, AİHM kararı ile 18. madde ihlali ile Kavala’nın siyasi saikle tutuklu olduğunun tespit edildiğini kaydetti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Koçak, Kavala’nın tutukluğunun sürmesiyle, onun desteklediği pek çok faaliyetin aksadığını; buna ek olarak son yıllarda genel olarak Türkiye’de demokrasi ve barış alanında yaşanan erozyonun da sivil alan üzerindeki olumsuz durumda büyük bir etkisi olduğunun altını çizdi: </span><span style="font-weight: 400;">“Kavala, Hafıza Merkezi’nin çalışma arkadaşlarından biriydi. Cezasızlığın sona ermesi ve geçmişle yüzleşme gibi konularda Anadolu Kültür ile ortak yürüttüğümüz pek çok iş vardı. Bu anlamda, Kavala’yı sadece beraber savunuculuk yaptığımız kişi olarak değil, ona yapılan haksızlığı bizim üzerimizde de bir tehdit olarak algılıyoruz. Bu dava üzerinden tüm sivil toplum, tüm hak savunucularını savunmak için takip ediyoruz.”   </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/09/ucuncu-kez-acilan-gezi-davasinda-kavala-yine-tahliye-edilmedi/">Üçüncü Kez Açılan Gezi Davası&#8217;nda Kavala Yine Tahliye Edilmedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/09/ucuncu-kez-acilan-gezi-davasinda-kavala-yine-tahliye-edilmedi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tactics of Avoiding Committee Audit by Judicial Authorities from Turkey</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/tactics-of-avoiding-committee-audit-by-judicial-authorities-from-turkey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Bingöl Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2021 12:43:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[ECHR decision]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76333</guid>

					<description><![CDATA[<p>Since the beginning of the audit process of the Committee of Ministers regarding the implementation of the Selahattin Demirtaş and Osman Kavala decisions, Turkey claims before the Committee that they were held in prison because of ‘other’, ‘new’ or ‘out of the scope of the ECHR decision’ files, which are not related to the judicial processes that the ECHR found a violation.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/tactics-of-avoiding-committee-audit-by-judicial-authorities-from-turkey/">Tactics of Avoiding Committee Audit by Judicial Authorities from Turkey</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">The government claims that the ECHR&#8217;s ‘immediate release’ decision was actually fulfilled, citing the ‘show’ release orders given by the judicial authorities at one stage, which were never actually implemented. In this way, it tries to prevent the repeated demands of ‘immediate release’ by the Committee and the pressure that will increase gradually if the demands are not fulfilled. While doing this, it does not hesitate to use the judiciary, which has serious and rightful question marks on its independence and impartiality, as a tool.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">As NGOs, during the preparation of the Rule 9.2 notifications we made to the Committee, we examined and analyzed in detail the ECHR decisions, the judicial processes in domestic law against Osman Kavala and Selahattin Demirtaş, and the government&#8217;s arguments before the Committee, in the light of the information and documents we were able to access. We shared our evaluations of these investigations and the results we reached with the Committee through our notifications. In a briefing organized by the European Implementation Network, we made a presentation to the delegates of the Committee of Ministers before the September 2021 meeting on the developments in domestic law in terms of both resolutions and the stage reached. A part of the presentation will be about the five &#8216;tactics&#8217; adopted by the judicial authorities in order to &#8216;avoid&#8217; the obligation of the ECHR to implement the Osman Kavala and Selahattin Demirtaş judgments and the coercive steps to be taken by the Committee of Ministers, as revealed by our Rule 9.2 notification work:</span></p>
<ol>
<li style="list-style-type: none;">
<ol>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Unenforced, &#8216;for show&#8217; release orders:</b><span style="font-weight: 400;"> At one stage of the judicial processes, both Osman Kavala and Selahattin Demirtaş were released. However, these decisions were never actually implemented. The ostensible release orders are based on the argument by the government before the Committee that the ECHR&#8217;s immediate release decision has essentially been complied with.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>To carry out more than one judicial process against the applicants based on the same or similar factual or legal grounds: </b><span style="font-weight: 400;">There are multiple criminal proceedings against both applicants. These processes are based on the facts, legal situations or acts that the ECHR deals with within its determinations regarding rights violations. However, the government changes the process on which Selahattin Demirtaş and Osman Kavala are kept in prison, especially when there is an important development before the ECHR or when the pressure of the Committee increases. Before the Committee, it puts forward the misleading argument that this is a &#8216;new&#8217; or &#8216;different&#8217; process that is outside the ECHR judgments.</span></li>
</ol>
</li>
</ol>
<ul>
<li aria-level="1"><b>Maintaining the state of being held by chain decisions: </b><span style="font-weight: 400;">By manipulating the judicial processes against Osman Kavala and Selahattin Demirtaş, a transitory and successive chain is created between the arrest decisions and the judicial processes when needed. In this way, despite the progress or changes in the judicial processes, both continue to be kept in prison. This is done using the following methods: (1) Re-characterizing the factual, legal or factual grounds discussed in the ECHR judgments and claiming that these acts constitute (also) another crime not mentioned before in the Criminal Code, and issuing an arrest warrant based on this; (2) the introduction of other judicial processes that are open and which have essentially been evaluated by the ECHR, and the issuance of arrest warrants under them; or (3) expediting an pending judicial process to impose a prison sentence and alleging that the &#8216;detention&#8217; was maintained for the &#8216;purpose&#8217; of the execution of the sentence.</span></li>
</ul>
<ol>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Baseless decisions regarding the trial procedure: </b><span style="font-weight: 400;">While the trials continue, arbitrary procedural decisions are made without an acceptable reason or justification, trying to make the judicial processes complex, incomprehensible and inextricable. Among these decisions, the &#8216;merging&#8217; decisions made in the judicial processes regarding both Selahattin Demirtaş and Osman Kavala draw particular attention. Decisions of this nature are used to keep the applicants in prison for a long time and to manipulate the process before the Committee of Ministers.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Speeding up the judicial process and concluding with a prison sentence: </b><span style="font-weight: 400;">For Selahattin Demirtaş, the judicial process before the Istanbul 26th High Criminal Court and the conviction decision were used when needed, both before the ECHR and the Committee of Ministers. Finally, before the Committee, the government argues that the applicant is no longer &#8216;detained&#8217; but &#8216;convicted&#8217; due to the final sentence after the Supreme Court&#8217;s approval decision of April 2021, therefore the ECHR&#8217;s immediate release decision cannot be applied to him. However, as we discussed in our July 2021 notification to the Committee, this trial falls within the scope of the ECHR decision. Moreover, Selahattin Demirtaş is still in detention within the scope of the ongoing proceedings before the Ankara 22nd High Criminal Court. The government does not knowingly share this information with the Committee.</span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">It should be noted that this list is not exhaustive, but only focuses on the most obvious tactics seen so far. Also, that the decisions of the ECHR and the extremely important evaluations in the decisions are not considered at any stage by the judicial authorities, which are used as a tool for the implementation of these tactics. Moreover, the government&#8217;s intervention to the judges and prosecutors involved in the processes by the hand of the HSK continued through &#8216;appointment&#8217;, &#8216;relocation&#8217;, &#8216;promotion&#8217; or &#8216;disciplinary investigations&#8217;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The purpose of all these practices is to continue to keep both applicants behind bars with political motives, the existence of which is unquestionably determined in the ECHR decision. The government is also trying to justify the detention of Selahattin Demirtaş and Osman Kavala in the eyes of the Committee and the public. This is the case of Turkey in Article 46/1 of the Convention. It is clearly contrary to the obligation to fulfill the ECHR decisions defined in the article. Aside from fulfilling this obligation, the government continues the practice of limiting rights in ‘bad faith’ as determined by the Court. It tries to get rid of its obligations by manipulating the ongoing judicial processes and the process before the Committee of Ministers with the tactics mentioned above.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">At this point, it becomes very important for NGOs to be included in the process of monitoring the implementation of these and similar decisions. Because the evaluations of NGOs on the determination of these practices of the government, the discussion of whether the allegations put forward before the Committee reflect the truth, eliminating the question marks that may arise in this regard in the Committee components and revealing the actual situation are very effective in the approach of the Committee to the implementation of the decisions.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>What Awaits Turkey at the Committee&#8217;s 14-16 September 2021 Meeting?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The Committee of Ministers will determine the next steps to be taken to ensure the implementation of the Selahattin Demirtaş and Osman Kavala decisions at the upcoming 14-16 September 2021 meeting. For Osman Kavala, it is an extremely important question whether the violation procedure will be implemented under Article 46/4 of the Convention, especially after the decision of the Committee to continue the detention given by the Istanbul 30th High Criminal Court in August 2021 and to merge it with the Çarşı case. The violation procedure means that the Committee is directed to the ECHR whether the state, which refused to comply with the requirements of an ECHR judgment against it, violated its obligation to &#8216;fulfill the judgments of the ECHR&#8217; set out in Article 46(1) of the Convention. The committee has so far only operated this procedure, which has great diplomatic weight, in the case of Ilgar Mammadov against Azerbaijan. Turkey is on its way to becoming the second Council member country for which this step has been taken. The execution of the infringement procedure by the Committee can be seen as one of the first signs of a process that may lead to the suspension of the membership of the Council regulated in Article 8 of the Statute of the Council of Europe and removal from the membership.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">For Selahattin Demirtaş, the Committee will make a very critical assessment at its September 2021 meeting regarding the judicial process of the Istanbul 26th High Criminal Court, which was completed without any consideration of the extremely important evaluations in the ECHR decision and the facts on which the violation decision was based, and its place in the face of the ECHR decision. The Committee&#8217;s decision on Selahattin Demirtaş is not only based on the axis of the right to freedom and security, but also on the right to freedom of expression (Article 10 of the ECHR), the right to free elections (Article 3 of Protocol No. It is very important to look at it from the axis of article 18) by adopting a holistic approach. The Committee of Ministers, with its evaluation on this issue, will give clues on how to continue the audit process regarding the decision.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">We, as NGOs, conveyed our detailed evaluations and suggestions to the Committee regarding the stage reached in both applications. If these are considered, it is highly likely that the Committee will aggravate the steps it will take against Turkey during the audit process. In any case, a Turkey that refuses to implement the ECHR decisions by not releasing Selahattin Demirtaş and Osman Kavala and does not make the structural changes required by the decisions means a Turkey that risks the start of the winter period in its relations with the Council of Europe. Let us reiterate our repeated calls, drawing attention to the weight of the humanitarian, diplomatic and political consequences of this scenario: Osman Kavala and Selahattin Demirtaş should be released immediately, and effective and real steps should be taken to eliminate the structural and systematic problems of rights violations, especially the violations against rights defenders and opposition politicians, which the ECHR has pointed out in its decisions.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">This article consists of two parts, and you can find the first part </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/"><span style="font-weight: 400;">here</span><span style="font-weight: 400;">.</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/tactics-of-avoiding-committee-audit-by-judicial-authorities-from-turkey/">Tactics of Avoiding Committee Audit by Judicial Authorities from Turkey</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’den Yargı Mercileri Eli ile Komite Denetiminden Kaçınma Taktikleri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Bingöl Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2021 11:03:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Bakanlar Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, Bakanlar Komitesi’nin Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala kararlarının uygulanmasına dair denetim süreci başladığı andan bu yana Komite önünde gerek Demirtaş gerekse de Kavala’nın AİHM’in ihlal bulduğu yargı süreçleri ile ilişkili olmayan, ‘başka’, ‘yeni’ ya da ‘AİHM kararı kapsamı dışında kalan’ dosyalardan cezaevinde tutulduklarını öne sürüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/">Türkiye’den Yargı Mercileri Eli ile Komite Denetiminden Kaçınma Taktikleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hükümet, yargı mercilerinin bir aşamada verdiği ‘göstermelik’, aslında hiç uygulanmayan tahliye kararlarını gerekçe göstererek, AİHM’in ‘derhal serbest bırakma’ kararının aslında yerine getirildiğini iddia ediyor. Bu şekilde, Komite tarafından da yinelenen ‘derhal serbest bırakma’ taleplerinin ve talepler yerine getirilmediği takdirde dozu gittikçe ağırlaşacak baskının önüne geçmeye çabalıyor. Bunu yaparken de bağımsızlığı ve tarafsızlığı üzerinde ciddi ve haklı soru işaretleri olan yargıyı bir araç olarak kullanmaktan geri durmuyor.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">STK’lar olarak, Komite’ye yaptığımız Kural 9.2 bildirimlerinin hazırlanması sürecinde, AİHM kararlarını, iç hukukta Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş aleyhine sürdürülen yargı süreçlerini ve hükümetin Komite önündeki argümanlarını ulaşabildiğimiz bilgi ve belgeler ışığında detaylı olarak inceledik ve analiz ettik. Bu incelemelerimize dair değerlendirmelerimizi ve ulaştığımız sonuçları bildirimlerimiz yoluyla Komite ile paylaştık. Geçtiğimiz günlerde Avrupa Uygulama Ağı’nın düzenlediği bir brifingde, Bakanlar Komitesi delegelerine her iki karar bakımından iç hukukta yaşanan gelişmeler ve gelinen aşama üzerine Eylül 2021 toplantısı öncesi bir sunum yaptık. Sunumun bir bölümünü, Kural 9.2 bildirimi çalışmalarımızın ortaya koyduğu ve Türkiye tarafından AİHM’in Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş kararlarının uygulanması yükümlülüğünden ve Bakanlar Komitesi’nin bu konuda atacağı zorlayıcı adımlardan ‘kaçınmak’ için yargı mercileri eli ile benimsenen şu beş ‘</span><a href="https://www.einnetwork.org/blog-five/2021/9/7/ein-civil-society-briefing-hungary-turkey-amp-russia" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">taktik</span></a><span style="font-weight: 400;">’ten bahsetmeye ayırdık: </span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Uygulanmayan, ‘göstermelik’ tahliye kararları</b><span style="font-weight: 400;">: Gerek Osman Kavala, gerekse Selahattin Demirtaş hakkında yargı süreçlerinin bir aşamasında tahliye kararı verildi. Ancak bu kararlar fiilen hiçbir zaman uygulanmadı. Göstermelik tahliye kararları, Komite önünde, hükümet tarafından, AİHM’in derhal serbest bırakma kararının gereğinin esasen yerine getirildiği argümanına dayanak yapılmakta.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Başvurucular aleyhine aynı ya da benzer fiili veya hukuki gerekçelere dayanan birden çok yargı süreci işletmek:</b><span style="font-weight: 400;"> Her iki başvurucu hakkında yürütülen birden çok ceza yargılaması süreci bulunmakta. Bu süreçler AİHM’in hak ihlallerine dair tespitlerinde ele aldığı olgu, hukuki durum veya fiilere dayanmakta. Ancak hükümet, özellikle AİHM önünde önemli bir gelişme olduğunda ya da Komite’nin baskısı arttığında Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın cezaevinde tutulma haline dayanak yapılan süreci değiştiriyor. Komite önünde bunun AİHM kararları dışında kalan ‘yeni’ ya da ‘faklı’ bir süreç olduğu yanıltıcı argümanını öne sürüyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Zincir halinde verilen kararlar ile ‘tutulma’ halini sürdürme:</b><span style="font-weight: 400;"> Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş aleyhine sürdürülen yargı süreçleri manipüle edilerek tutuklama kararları ve yargı süreçleri arasında ihtiyaç duyulduğunda geçişken, birbirini izleyen bir zincir oluşturuluyor. Bu şekilde yargı süreçlerindeki ilerleme veya değişimlere rağmen her ikisinin de cezaevinde tutulma hali sürdürülüyor. Bu şu yöntemler kullanılarak yapılıyor: (1) AİHM kararlarında tartışılan fiili, hukuki veya olgusal dayanakların yeniden nitelendirilmesi ve bu fiillerin Ceza Kanununda daha önce bahse konu edilmeyen başka bir suç (da) oluşturduğu iddiası ile buna dayanarak tutuklama kararı verilmesi; (2) açık olan ve AİHM tarafından esasen değerlendirmesi yapılmış başka yargı süreçleri devreye sokularak onlar kapsamında tutuklama kararı verilmesi; ya da (3) devam eden bir yargı süreci hızlandırılarak hapis cezası verilmesi ve ‘tutulmanın’ cezanın infazı ‘amaçlı’ sürdürüldüğünün iddia edilmesi.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Yargılama usulüne dair dayanaksız kararlar:</b><span style="font-weight: 400;"> Yargılamalar sürerken, kabul edilebilir bir gerekçe veya haklı bir dayanak olmaksızın prosedüre dair keyfi kararlar verilerek yargı süreçleri karmaşık, anlaşılmaz ve içinden çıkılmaz bir hale getirilmeye çalışılıyor. Bu kararlar arasında hem Selahattin Demirtaş, hem Osman Kavala hakkında yürütülen yargı süreçlerinde verilen ‘birleştirme’ kararları özellikle dikkat çekiyor. Bu nitelikteki kararlar başvurucuların uzun süre cezaevinde tutulmalarını sağlamada ve Bakanlar Komitesi önünde süreci manipüle etmede kullanılıyor. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Yargı sürecini hızlandırma ve hapis cezası kararı ile sonuçlandırma</b><span style="font-weight: 400;">: Selahattin Demirtaş bakımından ihtiyaç duyulduğunda gerek AİHM gerekse de Bakanlar Komitesi önünde İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi önündeki yargı süreci ve verilen mahkumiyet kararı kullanılageldi. Son olarak Komite önünde hükümet, Nisan 2021 tarihli Yargıtay onama kararı sonrası kesinleşen ceza nedeni ile başvurucunun artık ‘tutuklu’ değil ‘hükümlü’ olduğunu bu nedenle AİHM’in derhal serbest bırakma kararının ona uygulanamayacağını ileri sürmekte. Oysaki Komite’ye yaptığımız Temmuz 2021 tarihli bildirimde tartıştığımız gibi, bu yargılama AİHM kararı kapsamında kalıyor. Kaldı ki Selahattin Demirtaş Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi önünde süren yargılama kapsamında hala tutuklu. Hükümet bu bilgiyi Komite ile bilinçli olarak paylaşmıyor.  </span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu listenin konuyu tüketmiş bir liste olmadığını, sadece şu ana kadar görülen en belirgin taktiklere odaklandığını belirtmek gerek. Bu taktiklerin uygulanmasının aracı haline getirilen yargı mercilerince hiçbir aşamada AİHM kararlarının, kararlardaki son derece önemli değerlendirmelerin hiç bir şekilde dikkate alınmadığını da. Üstelik hükümetin HSK eli ile süreçlere dahil olan hakim ve savcılara ‘atama’, ‘yer değiştirme’, ‘terfi’ veya ‘disiplin soruşturması’ yolu ile müdahalesi de süregeldi.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bu uygulamaların amacı, AİHM kararında varlığı tartışmasız bir şekilde tespit edilen politik saikler ile her iki başvurucuyu da parmaklıklar arkasında tutmaya devam etmek. Hükümet ayrıca Komite ve kamuoyu nezdinde Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın cezaevinde tutuluyor olmasını meşru göstermeye çalışıyor. Bu durum Türkiye’nin Sözleşme’nin 46/1. maddesinde tanımlanan AİHM kararlarını yerine getirme yükümlülüğüne açıkça aykırı. Hükümet bu yükümlülüğünü yerine getirmek bir yana, Mahkeme’nin tespit ettiği ‘kötü niyetle’ hakların sınırlandırılması pratiğini sürdürüyor. İçerde devam eden yargı süreçlerini ve Bakanlar Komitesi önündeki süreci bir kısmına yukarıda değinilen taktikler ile manipüle ederek yükümlülüklerinden kurtulmaya çalışıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada, STK’ların bu ve benzeri kararların uygulanmasının denetimi sürecine dahil olması oldukça önemli bir hal alıyor. Zira hükümetin bu uygulamalarının tespiti, Komite önünde öne sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tartışılması, Komite bileşenlerinde bu konuda doğabilecek soru işaretlerinin giderilmesi ve gerçek durumun esasen ne olduğunun ortaya konması konularında STK’ların değerlendirmeleri Komite’nin kararların uygulanması sürecine yaklaşımında oldukça etkili oluyor. </span></p>
<h5><b>Komite’nin 14-16 Eylül 2021 Toplantısında Türkiye’yi Ne Bekliyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlar Komitesi, yaklaşan 14-16 Eylül 2021 toplantısında Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala kararlarının uygulanmasını sağlamak için atacağı sonraki adımları belirleyecek. Osman Kavala açısından, Komite’nin, özellikle Ağustos 2021’de İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen tutukluluğun devamı ve Çarşı davası ile birleştirme kararları sonrası, Sözleşme’nin 46/4 maddesi kapsamında ihlal prosedürünün işletilip işletmeyeceği son derece önemli bir soru. İhlal prosedürü, aleyhine verilen bir AİHM kararının gereklerini yerine getirmeyi reddeden devletin, Sözleşme’nin 46(1) maddesinde düzenlenen ‘AİHM kararlarını yerine getirme’ yükümlülüğünü ihlal edip etmediği sorusunun Komite tarafından AİHM’e yöneltilmesi anlamına geliyor. Komite, diplomatik olarak büyük ağırlığı olan bu prosedürü şu ana kadar yalnızca Azerbayan’a karşı </span><a href="https://search.coe.int/cm/Pages/result_details.aspx?ObjectID=090000168076f1fd"><span style="font-weight: 400;">Ilgar Mammadov</span></a><span style="font-weight: 400;"> başvurusunda işletti. Türkiye, hakkında bu adım atılan Konsey üyesi ikinci ülke olmak yolunda hızla ilerliyor. Komite tarafından ihlal prosedürünün işletilmesi, </span><a href="https://www.ombudsman.gov.tr/document/mevzuat/771a1--Avrupa-Konseyi-Statusu.pdf"><span style="font-weight: 400;">Avrupa Konseyi Statüsü</span></a><span style="font-weight: 400;">’nün 8. maddesinde düzenlenen Konsey üyeliğininin askıya alınmasına ve üyelikten çıkartılmaya kadar varabilecek bir sürecin ilk işaretlerinden olarak görülebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selahattin Demirtaş bakımından da Komite Eylül 2021 toplantısında, AİHM kararında yer alan son derece önemli değerlendirmeler ve ihlal kararına dayanak yapılan olgular hiç bir şekilde dikkate alınmaksızın tamamlanan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi yargı sürecine ve bunun AİHM kararı karşısındaki yerine dair son derece kritik bir değerlendirme yapacak. Komite’nin Selahattin Demirtaş kararına yalnızca özgürlük ve güvenlik hakkı ekseninden değil, Mahkeme’nin kararında çok önemli bir yer tutan ifade özgürlüğü (AİHS madde 10), serbest seçim hakkı (Ek 1 No.lu Protokol madde 3) ve hakların kısıtlanmasında meşru amaç (madde 18) ekseninden, bütüncül bir yaklaşım benimseyerek bakması oldukça önemli. Bakanlar Komitesi, bu konudaki değerlendirmesi ile, karara dair denetim sürecini nasıl sürdüreceğinin ipuçlarını verecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz STK’lar olarak Komite’ye her iki başvuru konusunda da gelinen aşamaya dair detaylı değerlendirmelerimizi ve önerilerimizi ilettik. Bunların dikkate alınması halinde, Komite’nin denetim sürecinde Türkiye aleyhine atacağı adımları ağırlaştırması kuvvetle muhtemel. Her halükarda Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’yı serbest bırakmayarak AİHM kararlarını uygulamayı reddeden ve kararların gerektirdiği yapısal değişiklikleri gerçekleştirmeyen bir Türkiye, Avrupa Konseyi ile ilişkilerinde kış döneminin başlamasını da göze alan bir Türkiye demek. Bu senaryonun insani, diplomatik ve politik sonuçlarının ağırlığına dikkat çekerek defaatle yaptığımız çağrıları yineleyelim: Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş derhal serbest bırakılsın, AİHM’in kararlarında işaret ettiği başta hak savunucuları ve muhalif politikacılara yönelik ihlaller olmak üzere yapısal ve sistemli hak ihlali sorunlarını ortadan kaldırmaya dönük etkili ve gerçek adımlar atılsın. </span></p>
<p><em>Bu yazı iki bölümden oluşmakta olup birinci bölümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/">Türkiye’den Yargı Mercileri Eli ile Komite Denetiminden Kaçınma Taktikleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Eylül 2021, Türkiye &#8211; Avrupa Konseyi İlişkilerinde Bir Kış Dönemi Başlangıcı Olabilir&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Bingöl Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2021 08:45:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesİ]]></category>
		<category><![CDATA[Bakanlar Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 14-16 Eylül 2021’de üye devletlerin daimi temsilciliklerinin katılımı ile toplanacak. Bakanlar Komitesi İnsan Hakları toplantıları olarak adlandırılan ve her yıl Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında gerçekleştirilen bu olağan toplantılar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının ilgili ülkeler tarafından uygulanma süreçlerini denetlenmekte son derece önemli bir rol oynuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/">&#8216;Eylül 2021, Türkiye &#8211; Avrupa Konseyi İlişkilerinde Bir Kış Dönemi Başlangıcı Olabilir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><b>Hak İhlalleri ile Mücadelede Önemli Bir Uluslararası Aktör Olarak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Komite, her bir toplantı periyodu bitiminde bir sonraki toplantının gündeminde tartışmayı düşündüğü kararları ilan ediyor. Bu şekilde bir kararın tarafları, kararın işaret ettiği hak ihlalleri üzerinde çalışan sivil toplum kuruluşları ve ilgili diğer kişi ve kurumlar gelişmelerden haberdar oluyor. İlgililer, isterlerse denetim sürecine aktif olarak dahil olabiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 46/1. maddesi uyarınca Sözleşme’ye taraf ülkeler, AİHM kararlarına uymak ve kararların gereğini yerine getirmek yükümlülüğünde. Bu yükümlülük, ilgili kararlarda tespit edilen ve başvuruculara yönelen hak ihlallerine son vermeyi, ihlalleri ve etkilerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor. Yine benzer ihlallerin oluşmaması için gerekli tedbirlerin alınması ve ihlaller nedeni ile oluşan zararların hakça tazmini de gerekiyor. Bakanlar Komitesi tarafından yürütülen denetim sürecinde bu adımların atılması için ilgili devlet tarafından alınması gereken ve bireysel ve genel olarak nitelendirilen önlemler belirleniyor. Devlet ile diyalog halinde kararların uygulanması için bir prosedür işletiliyor.</span></p>
<h5><b>Türkiye’nin ‘Karnesi’ Bu Konuda da Kötü</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlar Komitesi </span><a href="https://rm.coe.int/2020-cm-annual-report-eng/1680a1f4e8" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">istatistiklerine</span></a><span style="font-weight: 400;"> göre</span><span style="font-weight: 400;"> 2020 sonu itibariyle Komite’nin denetim sürecini sürdürdüğü toplam 5233 karar bulunmakta. Bu kararların 1258’i ‘öncü dava’ olarak nitelendirilen, yani Komite önünde daha önce tartışılmamış, yapısal ve sistemli  hak ihlali sorunlarına işaret eden başvurulara ilişkin. Bu öncü davaların 330’unun uygulama denetimi Bakanlar Komitesi’nin ‘nitelikli denetim prosedürü’ altında yürütülüyor. Nitelikli denetim prosedürüne dahil edilen kararların uygulanma denetiminde Bakanlar Komitesi aktif bir rol üstleniyor, düzenli toplantı gündemine almak da dahil olmak üzere daha etkili olması beklenen bir denetim prosedürü işletiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Komite istatistikleri, AİHM kararlarını yerine getirmede Türkiye’nin ‘karnesi’nin oldukça kötü olduğunu teyit ediyor. Buna göre Türkiye aleyhine verilen kararlardan 624’ü, 2020 sonu itibariyle Türkiye tarafından kısmen veya tamamen uygulanmamış. Bu kararlardan 149’u öncü davalara ilişkin. Bu hali ile Türkiye, denetim süreci hala süren karar sayısı bakımından Rusya’dan sonra (1789 denetimi süren karar ile -217’si öncü dava olmak üzere-) ikinci sırada.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle Komite’nin olağan insan hakları toplantıları Türkiye açısından hiç de kolay geçmiyor. Hemen her toplantı gündeminde Türkiye ile ilgili kararlar görmek mümkün. Ve bu kararlar genellikle Türkiye’deki en sorunlu, yapısal ve sistemli hak ihlali pratiklerini Komite gündemine taşıyor. Bu durum Komite gündemine 2020’de giren iki önemli karar ile Türkiye bakımından daha da ciddileşti: AİHM’in Mayıs 2020’de kesinleşen </span><a href="http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-199515" target="_blank" rel="noopener"><i><span style="font-weight: 400;">Osman Kavala/Türkiye</span></i></a><span style="font-weight: 400;"> ve Aralık 2020’de kesin olarak verilen </span><a href="http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-207173" target="_blank" rel="noopener"><i><span style="font-weight: 400;">Selahattin Demirtaş/Türkiye (2)</span></i></a><span style="font-weight: 400;"> kararları.</span></p>
<h5><b>Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın Politik Saiklerle Cezaevinde Tutulması Komite Gündeminde</b><span style="font-weight: 400;">      </span></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Her iki kararda da AİHM, başvurucular Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme, Türkiye’nin, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın tutuklanması ve tutukluluklarının sürdürülmesinde Sözleşme dışı, politik amaçlar güttüğünü tespit etti. Bu nedenle Sözleşme’nin 18. maddesinin -özgürlük ve güvenlik hakkını güvence altına alan 5. madde ile birlikte- ihlal edildiğine karar verdi. Bu bağlamda Mahkeme’ye göre Osman Kavala’nın tutukluluğu, onun bir sivil toplum aktivisti olarak esasen Sözleşme ile korunan hak savunuculuğu çalışmalarını durdurmak, onu susturmak amacı gütmekteydi. HDP’li Kürt siyasetçi Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğu ise onun muhalif bir politikacı olarak çalışmalarını engellemek ve ülkedeki çoğulcu demokratik tartışma ortamını bastırmak amacı taşımaktaydı. Kararlar, Türkiye aleyhine şu ana kadar verilen ilk ve tek 18. madde ihlal kararları. AİHM, kararlar ile birlikte Türkiye tarafından her iki başvurucunun da ‘derhal serbest bırakılması’ gerektiğine hükmetti. Ancak aradan geçen zamana rağmen Türkiye, gerek Selahattin Demirtaş’ı, gerekse Osman Kavala’yı parmaklıklar arkasında tutmaya devam ediyor. Bunu yaparken de bağımsız ve tarafsızlığı özellikle bu nitelikteki politik davalar bakımından ciddi şekilde tartışmalı yargı makamları eli ile Komite’nin denetim sürecini manipüle etmeye dönük çeşitli taktiklere başvuruyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Osman Kavala kararının kesinleşmesinin, Selahattin Demirtaş kararının kesin olarak verilmesinin hemen ardından Bakanlar Komitesi kararların uygulanmasının denetlenmesi sürecine başladı. Komite, her iki kararın da işaret ettiği ciddi ve yapısal insan hakları ve hukuk devleti sorunlarını ve başvurucuların devam eden ‘tutulma’ hallerini dikkate aldı ve kararları öncü dava olarak sınıflandırdı. Denetimini nitelikli izleme usulü ile başlatan Komite, kararları üç aylık insan hakları toplantılarında ele almaya karar verdi. Komite şu ana kadar Osman Kavala kararının yerine getirilme(me)sini 1-3 Eylül 2020 (pandemi koşulları nedeni ile Haziran 2020 toplantısı bu tarihte yapıldı), 29 Eylül – 1 Ekim 2020, 1-3 Aralık 2020, 9-11 Mart 2021 ve 7-9 Haziran 2021 tarihli toplantılarında </span><a href="https://d.docs.live.net/1e7a0c96bde43b16/Desktop/TLSP%202020%20-%202022/(http:/hudoc.exec.coe.int/eng?i=004-55161)" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">görüştü</span></a><span style="font-weight: 400;">. Selahattin Demirtaş kararı da gündeme 9-11 Mart 2021 tarihi itibariyle </span><a href="http://hudoc.exec.coe.int/eng?i=004-56539" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">eklendi</span></a><span style="font-weight: 400;">. Başvurucuların avukatları denetim sürecinin etkin bir parçası ve Komite’yi iç hukuktaki gelişmelere dair düzenli olarak bilgilendirmekte. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi olarak her biri kendi alanlarında önemli çalışmaları ile bilinen STK’lar ile birlikte (Osman Kavala kararına dair İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Hukukçular Komisyonu ve Selahattin Demirtaş kararına dair aynı STK’lar ile Article 19 ve Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu) Komite’ye şu ana kadar toplam 6 bildirimde bulunduk. Zira her iki kararın da işaret ettiği Türkiye’deki hak ihlali paternleri son derece önemli ve kararların uygulanmış sayılması için gerekli bireysel ve genel önlemlerin alınması, Türkiye’deki güncel insan hakları ve hukuk devleti sorunlarının aşılmasında önemli bir katkı sağlama potansiyeline sahip. Yine Bakanlar Komitesi’nin uluslararası alanda ağırlığı olan bir aktör olarak bu sorunların çözülmesinde, kararların ortaya koyduğu hak ihlali paternlerinin son bulmasında üstleneceği rolün de sürece katkısı dikkate değer.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Komite, Osman Kavala kararına dair denetim sürecinde şu ana kadar 6 defa Türkiye’den başvurucuyu derhal serbest bırakmasını ‘karar’ formatında talep etti. Komite, bir defa da bu talebi içeren ve istisnai olarak atılan bir adım olan ‘ara karar’ oluşturma yoluna gitti. Bunun dışında Komite, Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını sağlamak için başka adımlar da attı. Örneğin kararın uygulanmasının denetimi sürecini daha sık aralıklı haftalık toplantı gündemine aldı. Komite Başkanı’nın Türkiye Dışişleri Bakanına bu konuda doğrudan mektup yazmasına karar verdi. Konsey üyesi ülkeleri bu konuyu Türkiye ile ilişkilerinde gündeme taşımaya davet etti. Son olarak da Osman Kavala Eylül 2021 toplantısı itibariyle serbest bırakılmadığı takdirde Sözleşme 46/4 kapsamındaki ihlal prosedürünü işletmek de dahil olmak üzere elindeki bütün araçları kullanacağını açıkça ifade etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selahattin Demirtaş kararının uygulanmasının denetimi, karar tarihleri nedeni ile Osman Kavala sürecinden daha sonra başladı. Bakanlar Komitesi, Mart 2021 tarihli toplantısında benzer şekilde Türkiye’den, Selahattin Demirtaş’ın AİHM kararı doğrultusunda derhal serbest bırakılmasını istedi. Komite, Türkiye’den ayrıca Selahattin Demirtaş aleyhine sürdürülen ve AİHM kararı kapsamında kalan bütün yargı süreçlerinin karara uygun şekilde sonuçlandırılmasını talep etti. Bu konudaki denetim süreci devam ederken, Türkiye, Komite’nin Haziran 2021 toplantısında Selahattin Demirtaş aleyhine Mart 2013’te İstanbul Newroz kutlamalarında yaptığı konuşmadan dolayı İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ‘terör örgütü propagandası’ suçlamasından verilen cezanın Yargıtayca Nisan 2021’de (konuşmanın yapıldığı tarihten 8 yıl sonra) onanarak kesinleştiği bilgisini verdi. Komite, Türkiye’den bu konuda daha detaylı bilgi istedi ve kendi sekreteryasının  da bu gelişmeye dair bir değerlendirme yapmasına karar verdi. </span></p>
<p><em>Bu yazı iki bölümden oluşmakta olup ikinci bölümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/turkiyeden-yargi-mercileri-eli-ile-komite-denetiminden-kacinma-taktikleri/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/">&#8216;Eylül 2021, Türkiye &#8211; Avrupa Konseyi İlişkilerinde Bir Kış Dönemi Başlangıcı Olabilir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/13/eylul-2021-turkiye-avrupa-konseyi-iliskilerinde-bir-kis-donemi-baslangici-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargılamalar ve Yargı Bağımsızlığı Gölgesinde Adli Yargı Yılı Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/01/yargilamalar-ve-yargi-bagimsizligi-golgesinde-adli-yargi-yili-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 14:18:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[adli yargı yılı]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[tahir elçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73970</guid>

					<description><![CDATA[<p>40 günlük tatilin ardından adli yargı yılı yeniden başladı. 2021-2022 adli yargı yılında Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın içerisinde olduğu birçok önemli dava görülecek. Bu yıl da en önemli gündem, yargı bağımsızlığı ve hukuk güvenliği olacak. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/01/yargilamalar-ve-yargi-bagimsizligi-golgesinde-adli-yargi-yili-basladi/">Yargılamalar ve Yargı Bağımsızlığı Gölgesinde Adli Yargı Yılı Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">20 Temmuz’da tatile giren adli yargı yılı, 1 Eylül itibari ile tekrar başladı. 40 günlük tatilin ardından adliyeler bir kez daha hareketlendi. Adli tatilde nöbetçi mahkemeler ve tutuklu dosyalara bakılırken, diğer davalara ise yeni adli yıla kadar ara verilmişti. Yargıtay ve Danıştay&#8217;da sadece nöbetçi birimler görev yaparken, Anayasa Mahkemesi adli tatil döneminde yer almadı.</span></p>
<h5><b>Gazeteciler Hakim Karşısına Çıkıyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Adli yargı yılının başlaması ile birlikte birçok önemli dava görülmeye devam edecek. Sadece Eylül ayında en az 25 gazeteci davası görülecek. Bu davaların büyük çoğunluğu ise İstanbul ve Diyarbakır’da. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışmak amacıyla bir günlük yayın yönetmenliği yaptıkları için yargılanan RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve yazar Ahmet Nesin, Eylül ayında hakim karşısına çıkacak. Diyarbakır’da 2017 yılındaki Newroz kutlamaları sırasında polis kurşunuyla öldürülen Kemal Kurkut’un vurulma anını görüntüleyen gazeteci Abdurrahman Gök’ün davasının duruşması da Eylül ayında görülecek. Gazeteci Deniz Yücel ve </span><span style="font-weight: 400;">Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne Melih Bulu’nun atanmasının protesto ettikleri için yargılanan üniversite öğrencilerinin de davaları görülmeye devam edecek. </span></p>
<h5><b>Demirtaş ve Kavala Davaları </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen eylemler gerekçesiyle yargılanan ve HDP’nin eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da içerisinde yer aldığı 24’ü tutuklu 108 siyasetçinin yargılandığı davanın duruşması 20 Eylül’de Ankara’da görülecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gezi Parkı eylemleri ile ilgili aralarında Osman Kavala&#8217;nın olduğu 16 kişi ve Gezi Parkı eylemlerine katılan Çarşı taraftar grubundan 35 kişinin davasının birleştirildiği davanın duruşması ise 8 Ekim’de görülecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayetiyle ilgili davanın duruşması Diyarbakır’da görülüp, dördüncü duruşması Ocak ayında yapılacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu adli yılda da birçok insan hakları savunucusu, gazeteci, kadın aktivist, avukat, hak savunucusu, aydın, yazar hakim karşısına çıkmaya devam edecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adli yargı yılında her ne kadar yargılamalar öne çıksa da, yargıdaki sorunlar da önemli bir gündem maddesini oluşturacak. Savunma makamının önündeki engeller, avukatlara yönelik baskılar, yargı bağımsızlığı ve hukuk güvenliği, mesleğe yeni başlayan avukatların sorunları ve Avukatlık Kanunu’nda yapılan değişikler bu gündemlerin başında geliyor. </span></p>
<h5><b>Diyarbakır Barosu: Avukatların </b><b>Bağımsızlığının Öncelenmesi Zorunludur</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Barosu, yaptığı yazılı açıklama ile </span><span style="font-weight: 400;">tespit, görüş ve önerileri kamuoyuyla paylaştı. </span><span style="font-weight: 400;">Açıklamada, </span><span style="font-weight: 400;">son yıllarda her adli yıla benzer sorunlarla ve çoğu kez bu sorunların ağırlaşmış haliyle girdiklerine vurgu yapıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda hukuk güvenliğinin kaygı verici boyutlara  ulaştığı, yargı bağımsızlığı başta olmak üzere adil yargılanma hakkı gibi hukukun temel ve evrensel kurallarının adeta yok sayıldığı kaydedildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de hızla artan hukuk fakültelerinin önüne geçilip, avukatlık stajının daha nitelikli bir yapıya kavuşturulması istendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesleğe yeni başlayan avukatların ekonomik sorunlarına acil ve kalıcı çözümler üretilmesi istendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kolluk ve adli makamların avukatlara yönelik olumsuz tutumlarının, avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklanması, yargılanması ve haksız cezalara maruz bırakılmasının devam ettiği vurgulandı. Açıklamada, “Adaletin tesisi için savunma makamında olan avukatların bağımsızlığının öncelenmesi zorunludur” denildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Baroların insan hakları ihlallerine karşı vermiş olduğu mücadelenin zaman zaman kriminalize edilerek, soruşturmalara konu edilmesinin, demokratik bir toplumda söz konusu olamayacağı belirtildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukatlık Kanunu&#8217;nda yapılan son değişikliklerle savunmanın, barolar ve avukatlık mesleği üzerinden uzun mücadeleler neticesinde elde ettiği kazanımların adeta yok edildiği kaydedildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıklamada, </span><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayeti davasına da vurgu yapıldı. Cinayetin hala aydınlatılmadığı hatırlatılan açıklamada, </span><span style="font-weight: 400;">“Yeni adli yılda etkin bir kovuşturma ile faillerin tespiti ve cezalandırılması için Diyarbakır Barosu olarak hukuk mücadelemize devam edeceğiz” denildi. </span></p>
<h5><b>ÖHD Eş Başkanı: Önceki Yıldan İyi Olacağı İşareti Bulunmuyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Avukat İlknur Alcan da karşılaştıkları sorunlara dikkat çekti. Alcan, toplumdaki özgürlüklerin, baskı ortamının, çıkarılan yasaların avukatları etkilediğini ifade etti. Yeni adli yılda özgürlüklerin artmasını ve savunma makamının önündeki engellerin kaldırılmasını isteyen Alcan, birçok genç avukatın da ekonomik nedenlerden kaynaklı ciddi sıkıntılar yaşadığını söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok meslektaşları hakkında soruşturmalar yürütüldüğünü hatırlatan Alcan, “Göstermelik yargılamalarla ÇHD’li arkadaşlarımız hüküm aldı” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beklentileri ile gerçeklerin çok farklı olduğunu ifade eden Alcan, “Savunma üzerinde daha öncede baskılar vardı ama 2016 yılından sonra daha da arttı bu baskılar. Çıkarılan kararnamelerle yeni düzenlemeler yapıldı. Müvekkilerimiz ile görüşmelerimiz kayıt altında alındı, dinlendi. Bu yeniden gündeme getirilmekte. Bu tamamen savunmanın kısıtlanması, müvekkil-vekil arasındaki gizliliğin ihlali anlamına geliyor. Bu açıdan yeni adli yılın olumlu geçeceğini düşünemiyorum. Yürütülen soruşturmalar, çıkarılan yeni yasalar&#8230; Bir önceki yıldan daha iyi olacağına dair bir işaret, gösterge bulunmuyor ne yazık ki” değerlendirmesinde bulundu.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de yargının siyasallaştığının altını çizen Alcan, yargıyı bu durumdan kurtarmak için mücadele etmeye devam edeceklerini belirtirken, “Toplumsal bir duyarlılık oluşturmaya çalışıyoruz. Bu sadece avukatlara uygulanan bir baskı değil. Müvekkillerimizi savunduğumuz için, avukatlık yaptığımız için bu baskılar uygulanıyor. Dolayısıyla bizim üzerimizden, müvekkillerimiz üzerinden toplumun geneline uygulanıyor” diye konuştu. </span></p>
<h5><b>Bakan Gül: Reform Adımlarıyla Başlıyoruz</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de adli yargı yılını yayınladığı bir mesajla kutladı. Gül, </span><span style="font-weight: 400;">yargı alanında reform yapmaya devam edeceklerini belirterek, “Yeni dönemde de hukukun üstünlüğünü tahkim etmek, adalete erişimi güçlendirmek için reform stratejimizin izini sürmeye devam edeceğiz.&#8221; ifadesini kullandı. Gül, “</span><span style="font-weight: 400;">Adliyenin kapısı adaletin kapısıdır” dedi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/01/yargilamalar-ve-yargi-bagimsizligi-golgesinde-adli-yargi-yili-basladi/">Yargılamalar ve Yargı Bağımsızlığı Gölgesinde Adli Yargı Yılı Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Adil Yargılanma Hakkı Günü: İlk Gündem Türkiye</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/15/uluslararasi-adil-yargilanma-hakki-gunu-ilk-gundem-turkiye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2021 07:30:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[adil yargılama ihlalleri]]></category>
		<category><![CDATA[adil yargılanma]]></category>
		<category><![CDATA[Ebru Timtik]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Adil Yargılanma Hakkı Günü]]></category>
		<category><![CDATA[yargı bağımsızlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71414</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adil yargılanma hakkı için hapiste ölüm orucuna giren ve hayatını kaybeden Avukat Ebru Timtik’in doğum günü Uluslararası Adil Yargılanma Hakkı Günü ilan edildi. Etkinliğin ilk yılının ödülü Ebru Timtik'e verildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/15/uluslararasi-adil-yargilanma-hakki-gunu-ilk-gundem-turkiye/">Uluslararası Adil Yargılanma Hakkı Günü: İlk Gündem Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ebru Timtik’in “Adil yargılanma” talebiyle girdiği ölüm orucunda 27 Ağustos 2020’de hayatını kaybetmesi üzerine dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda hukuk örgütü, 14 Haziran’ı Uluslararası Adil Yargılanma Hakkı Günü ilan etti. 14 Haziran, Ebru Timtik’in doğum günü. Her yıl bir ülkeyi gündemine alacak olan Adil Yargılanma Hakkı Günü’nün ilk odaklandığı ülke Türkiye oldu.</p>
<p>Çok sayıda avukat, yargıç, gazeteci ve çeşitli kitle örgütleri ile 95 uluslararası kurumun katıldığı etkinlik, internet üzerinden geçekleşti.</p>
<p>Etkinliğin açılış konuşmasını Birleşmiş Milletler (BM) Yargıçlar ve Avukatların Bağımsızlığı Özel Raportörü Diego García-Sayán yaptı.</p>
<h5><strong>‘Avukatlık Mesleğine Yoğun Saldırı Var’</strong></h5>
<p>Türkiye’deki adil yargılama ihlallerini incelenmek için Türkiye’ye gelmek ve incelemelerde bulunmak istediğini söyleyen García-Sayán, sadece barolar ve sivil toplum örgütleri ile değil, hükümet yetkilileri ile de görüşmek istediğini söyledi. García-Sayán, istediği davetin Türkiye tarafından kabul edilmediğini belirtti.</p>
<p>García-Sayán, adil yargılama hakkının pek çok ülkede benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. García-Sayán, Türkiye&#8217;de tutarlı bir yargılamanın ve yargılama bağımsızlığı olduğunu söylemenin mümkün olmadığını, terörle mücadele adı altında Türkiye’de hukukçuların tutuklanması ve insanların öldürülmesinin ciddi bir boyuta ulaştığını vurguladı.</p>
<p>García-Sayán, dünya genelinde adil yargılama hakkı önünde var olan zorluklardan söz etti. Bu zorlukları dört başlıkta değerlendirdi. Bu zorlukları “Yargının bağımsızlığı ve hukuk mesleğine gösterilen saygı”, “hukukçuların bağımsız ve tarafsız olması”, “Baroların hakları” ve “Covid-19 salgının getirdiği sorunlar” şeklinde sıraladı.</p>
<p>García-Sayán, yargı bağımsızlığının sadece hakim ve avukatlar açısından değil, toplum için savunulması gerektiğini söyledi.  Türkiye’de avukatlık mesleğine yoğun bir saldırı olduğunu kaydeden García-Sayán, “Yakından süreci takip etmekteyiz ve süreci belgelendirmekteyiz” dedi.</p>
<p>García-Sayán’ın konuşmasının ardından gazeteci Banu Güven moderatörlüğünde panel gerçekleştirildi. Panelde, Türkiye’de avukat, hak savunucusu ve gazeteci yargılamalarında adil yargılama hakkının ihlali üzerinde duruldu.</p>
<p>Panelde konuşmacı olarak, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Türkiye Raportörü Emma Sinclair-Webb, Article-19 Avrupa ve Ortaya Asya Başkanı Sarah Clarke ve CCBE İnsan Hakları Komitesi Başkanı Patrick Henry yer aldı.</p>
<h5><strong>Webb: “Türkiye Yaptırımlarla Karşı Karşıya”</strong></h5>
<p>Emma Sinclair-Webb, “Adil yargılama ortadan kalktığında çok ağır ihlaller zinciri başlıyor. Aslında kovuşturma, tutuklama bir silah olarak kullanılıyor” dedi.</p>
<p>Webb, Türkiye’de Terörle Mücadele Yasası’nın uygulanışından söz etti. Terörle Mücadele Yasası’yla Türkiye’de on binlerce insanın tutuklu olduğunu söyledi. Webb, iş insanı ve sivil toplum örgütü temsilcisi Osman Kavala davasını, sivil toplum örgütü temsilcilerinin yargılandığı “Büyükada Davası” ve HDP’nin tutuklu yargılanan eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş davasını adil yargılama hakkının ihlallerine örnek gösterdi.</p>
<p>Türkiye’nin AİHM’in kararlarının uymamasını eleştiren Webb, Türkiye’nin yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceğini belirtti.</p>
<h5><strong>Hennry: “Havana Kuralları İhlal Ediliyor”</strong></h5>
<p>Patrick Hennry, 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişimi ardından hükümet tarafından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ile çıkarılan düzenlemelere dikkat çekti. Türkiye’nin OHAL’i suistimal ettiğini söyledi. Hennry, OHAL döneminde alınan kararların geçici olması gerekirken, Türkiye’de bunların kalıcılaştığını söyledi. Hennry, OHAL kapsamında alınan kararların Türkiye’de iktidarın gücünü arttırdığını ifade ederek, “Demokratik diktatörlük diyebileceğimiz bir ortam ortaya çıkardı” dedi.</p>
<p>Birleşmiş Milletler tarafından 1990’da kabul edilen ve avukatlık mesleğini güvence altına alan Havana Kuralları’nı hatırlatan Hennry, bu hakların Türkiye’de ihlal edildiğini açıkça gördüklerini söyledi.</p>
<p>Hennry, Türkiye’de baroların yapısının değiştirildiği yasa değişikliğine de değindi. Yapılan değişiklik ile “orantılılık ve demokrasi ilkesi”nin ihlal edildiğini savundu</p>
<h5><strong>Sarah: Türkiye Büyük Bir Gazeteci Cezaevi</strong></h5>
<p>Sarah Clarke, Türkiye’de gazetecilerin durumuna değindi. Clarke, OHAL sonrası çalıştıkları medya kurumlarında işlerine son verilen gazetecileri ve yargılanan gazetecileri hatırlattı. Sarah, Türkiye için “büyük bir gazeteci cezaevi” ifadesini kullandı. Clarke, Türkiye’de medyanın yüzde 90’ına yakınının devletin kontrolünde olduğunu söyledi. Sarah, bağımsız medyanın Türkiye’de çok zor koşullarda çalıştığını ifade etti.</p>
<p>Clarke, “Uluslararası kurumlar Türkiye ile münasebetlerinde çok sağlam bir duruş sergileyemediler ama artık o süreç geldi” dedi.</p>
<p>Konuşmacılar, Türkiye’deki adil yargılama ihlallerini engellemek için de görüşlerini sundu. Webb, Avrupa Komisyonu Bakanlar Komitesi üzerinde baskı kurmanın önemli olduğunu söyledi. Clarke ise Türkiye üzerinde baskı kurmak için yeni yöntemlerin bulunması gerektiğini söyledi.</p>
<h5><strong>Timtik Ödülü Ses Çalışması Oldu</strong></h5>
<p>Panelin ardından Britanyalı sanatçılar Kay Parker, Judd Moses Druce ve Caroline Wright’in hazırladığı “#238” eseri tanıtıldı. Eser ses, görüntü ve tekstil çalışmasından oluşuyor. Ses çalışmasının paternini yansıtan ise Ebru Timtik’in talebine odaklanan battaniye oldu. Ödülü, Avukat Seda Şaraldı aldı. Ödül, Türkiye’ye gelene kadar güzergah boyunca tüm barolara uğrayacak.</p>
<p>“238” Ebru Timtik’in ölüm orucunu devam ettirdiği günü ifade ediyor. Ebru Timtik adil yargılama talebiyle başladığı ölüm orucunda, 27 Ağustos 2020’de, ölüm orucunun 238&#8217;inci gününde hayatını kaybetmişti.</p>
<h5><strong>Ne Olmuştu?</strong></h5>
<p>İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, 20 Mart 2019&#8217;da Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal&#8217;ın aralarında olduğu Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi 18 avukata &#8220;Terör örgütü kurma ve yönetme&#8221; ile &#8220;terör örgütü üyeliği&#8221; suçlamalarıyla toplamda 159 yıl hapis cezası verdi. Timtik ve Ünsal, yargılama kapsamında 12 Eylül 2018&#8217;de tutuklandılar. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi Ebru Timtik&#8217;e 13 yıl 6 ay, Aytaç Ünsal&#8217;a ise 10 yıl 6 ay hapis cezası verdi.</p>
<p>ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile Timtik ve Ünsal&#8217;ın da aralarında bulunduğu bir grup avukatlar 5 Şubat 2019’da tutuldukları cezaevinde açlık grevine başladı. Ünsal ile Timtik adil yargılanma talebiyle başlattıkları açlık grevini 5 Nisan&#8217;da ölüm orucuna çevirdiklerini duyurdu.</p>
<p>Avukat Ünsal, Yargıtay 16. Dairesi’nin hakkında tahliye kararı vermesi üzerine, ölüm orucunu 215’inci gününde sonlandırmıştı. Ünsal, 11 Aralık 2020’de bir kez daha tutuklandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/15/uluslararasi-adil-yargilanma-hakki-gunu-ilk-gundem-turkiye/">Uluslararası Adil Yargılanma Hakkı Günü: İlk Gündem Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
