<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Onur Haftası arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/onur-haftasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/onur-haftasi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Jun 2022 07:14:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Onur Haftası arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/onur-haftasi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘LGBTİ+larla Dayanışma İçerisinde Olan Herkes Kriminalize Ediliyor’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/27/lgbtilarla-dayanisma-icerisinde-olan-herkes-kriminalize-ediliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jun 2022 07:14:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[SPoD]]></category>
		<category><![CDATA[Oğulcan Yediveren]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81272</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Sivil topluma yöneltilen baskının yanı sıra LGBTİ+’larla dayanışma içerisinde olan herkes hızlıca kriminalize ediliyor. LGBTİ+’lara yönelen bu linç kampanyasını görmezden gelmek, 'aman LGBTİ+’ları açıktan desteklemeyelim, bizim de başımız yanar' demek hiçbirimizi kurtarmayacak.’ Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışma Derneği (SPoD) Proje Koordinatörü Oğulcan Yediveren ile Türkiye’de son dönemde LGBTİ+lara yönelik artan şiddet ve linç girişimini konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/27/lgbtilarla-dayanisma-icerisinde-olan-herkes-kriminalize-ediliyor/">‘LGBTİ+larla Dayanışma İçerisinde Olan Herkes Kriminalize Ediliyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu yıl 30’uncu kez gerçekleştirilmeye çalışılan  İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası etkinlikleri Beyoğlu ve Kadıköy kaymakamlıkları tarafından yasaklandı. Bu arada Müdafaa-i İslam Hareketi içerisinde yer alan bir grup insan ise LGBTİ+ bireylere yönelik linç çağrısında bulundu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşanan olaylarla ilgili açıklamalarda bulunan İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı, LGBTİ+’ları yalnızlaştırmaya, kriminalize etmeye ve şiddetin hedefi haline getirmeye yönelik tüm ayrımcı politikalara karşı LGBTİ+’ların ve LGBTİ+ örgütlerin yanında olduklarının altını çizerek  yetkilileri LGBTİ+’ların ifade, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüklerini engellemekten vazgeçmeye çağırdı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelişmelere yönelik bir tepki de Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nden  (SPoD) geldi. SPoD, muhalefet partilerine yönelik yayınladığı açık mektupta LGBTİ+ haklarını demokratik düzlemde, açık ve tereddütsüz şekilde savunmanın laik, demokratik, hukuk devletinin bir gereği olduğunu ve partilerin bugün alacağı pozisyonu, tarihi bir sorumlulukla alması gerektiğini hatırlattı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu tepkilere rağmen 26 Haziran günü İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası komitesinin çağrısıyla düzenlenen yürüyüşte LGBTİ+ bireyler polis şiddetine maruz kaldı ve 361 kişi gözaltına alındı. Yürüyüşte yaşanan hak ihlallerine tepki gösteren İstanbul Barosu  “Avukatlık Kanunu&#8217;nun 76. ve 95. maddelerinde de açıkça belirtildiği üzere baroların bir görevi de &#8216;hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak&#8217;tır. Bu amaçla, barışçıl ve şiddet içermeyen hiçbir toplantı ve gösteri yürüyüşü ile etkinliğin yasaklanamayacağını bir kez daha hatırlatıyoruz” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ile Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ise yürüyüşte hak ihlallerine maruz kalan bireylere ücretsiz hukuki destek verdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de son dönemde LGBTİ+lara yönelik artan linç girişiminin önüne geçilebilmesi ve kamusal alandaki oluşturulmak istenen kutuplaşma dalgasının kırılması için atılması gereken adımları Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nin Proje Koordinatörü Oğulcan Yediveren ile konuştuk.</span></p>
<h5><b>‘LGBTİ+ların Siyaset Yapması Neredeyse Fiilen Yasaklı Hale Geldi’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-81273 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/ogulcan-yediveren-640x805.jpg" alt="Oğulcan Yediveren" width="287" height="361" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/ogulcan-yediveren-640x805.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/ogulcan-yediveren.jpg 749w" sizes="(max-width: 287px) 100vw, 287px" />Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışma Derneği’nin Proje Koordinatörü Oğulcan Yediveren, her geçen yıl artan yasaklar ile birlikte kamusal alanda LGBTİ+’ların siyaset yapmasının neredeyse fiilen yasaklı hale geldiğini belirtti. LGBTİ+ düşmanlığının çok yönlü bir işlevi olduğuna değinen Yediveren, &#8220;İlk olarak, hükümet LGBTİ+ karşıtı söylemler aracılığıyla önce üreme odaklı olmayan cinsellikleri kriminalize ediyor ve anlamlı bir yaşamın ancak üremeyle mümkün olacağı fikrini yayıyor. Buna ek olarak, LGBTİ+ karşıtlığı hükümetin artan otoriter ve anti-demokratik uygulamalarını meşrulaştırmanın bir aracı olarak da kullanılıyor.&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">LGBTİ+ karşıtı söylemlerinin temelinin LGBTİ+ kimliklerin Anadolu’ya &#8216;dışarıdan ihraç edildiği&#8217; fikrine dayandığına dikkat çeken ve son dönemde belirli kesimler tarafından yükselen linç dalgasının bununla ilişkili olduğunun altını çizen Yediveren, dernek olarak 21 Haziran günü İstanbul Onur Haftasına gelen yasakların ardından öncelikle yürütmenin durdurulması ve ardından yasaklama kararlarının iptali olmak üzere Beyoğlu ve Kadıköy Kaymakamlıklarına ayrı ayrı iki dava açtıklarını ifade etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuşmasında LGBTİ+lara yönelik artan linç girişiminin önüne geçilebilmek ve kamusal alandaki oluşturulmak istenen kutuplaşma dalgasının kırılması için LGBTİ+ örgütleri ve diğer sivil toplum örgütlerinin nasıl bir yol haritası izlemesi gerektiğine de değinen Yediveren, “Daha önce de dediğim gibi artan linç girişimlerinin en temel sebebinin LGBTİ+ kimliklerin bu topraklara ait olmadığı fikrini pekiştirmek olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple LGBTİ+ kimliklere kamusal bir şekilde sahip çıkılması bu fikrin geçerli olmadığını göstermek için çok önemli.” ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumun  bir süredir çok ciddi bir baskı altında olduğunu vurgulayan Yediveren, “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Tarlabaşı Toplum Merkezi’ne kapatılma davaları açıldı. Tarlabaşı Toplum Merkezi’ne açılan kapatılma davasının sebebi derneğin çocuklara yönelik yaptığı faaliyetlerinde LGBTİ+’lardan hak temelli bir pencereden bahsetmesiydi. Sivil topluma yöneltilen baskının yanı sıra LGBTİ+’larla dayanışma içerisinde olan herkes hızlıca kriminalize ediliyor. LGBTİ+’lara yönelen bu linç kampanyasını görmezden gelmek, &#8216;aman LGBTİ+’ları açıktan desteklemeyelim, bizim de başımız yanar&#8217; demek hiçbirimizi kurtarmayacak. O yüzden öyle ya da böyle herkesin gücü yettiği kadar bu linç dalgasına ses çıkarması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/27/lgbtilarla-dayanisma-icerisinde-olan-herkes-kriminalize-ediliyor/">‘LGBTİ+larla Dayanışma İçerisinde Olan Herkes Kriminalize Ediliyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Piknik Yasağı, Nefret Politikasının İzdüşümü&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/24/piknik-yasagi-nefret-politikasinin-izdusumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2021 09:07:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Levent Pişkin]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Pride]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71928</guid>

					<description><![CDATA[<p>LGBTi+ Onur Haftası etkinlikleri kapsamında Maçka Parkı’nda gerçekleştirilmek istenen vegan piknik, polis müdahalesiyle engellendi. Avukat ve aktivist Levent Pişkin yaşananların hukuka tamamen aykırı olduğunu söylerken LGBTİ+ toplumuna yönelik yasaklamaların 2015’ten beri dozu giderek artan bir nefret politikasının izdüşümü olduğunu ifade ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/24/piknik-yasagi-nefret-politikasinin-izdusumu/">&#8216;Piknik Yasağı, Nefret Politikasının İzdüşümü&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>LGBTİ+ Onur Haftası kapsamında Maçka Parkı’nda düzenlenmek istenen piknik etkinliği, etkinlikten 1 saat önce Şişli Kaymakamlığı’ndan gelen yasaklama, sonra da polis müdahalesiyle engellendi. Tüm zorluklara rağmen parkta toplanmaya çalışanlar ya parka alınmadı ya da polis şiddetine maruz kaldılar. Olaylar sırasında bir kişi gözaltına alınırken bir kişinin de kolu kırıldı.</p>
<p>Onur haftası kutlamalarının bir ayağı olarak organize edilen vegan piknik etkinliği ilk olarak Heybeliada’da yapılması planlanmış ancak adadaki işletme sahibinin itirazı sonucu Maçka Parkı’na alınmıştı. 22 Haziran Salı günü yapılacak etkinliğe saatler kala yasak kararı çıktı. Buna rağmen parkta toplanmak isteyenler ise polis müdahalesiyle karşılaştı. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası, Twitter hesabından yaptığı görüntülü ve yazılı paylaşımlarla çok sayıda kişinin darp edildiğini, bir kişinin kolunun kırıldığını ve bir kişinin de gözaltına alındığını duyurdu. Daha sonra yapılan paylaşımda gözaltına alınan kişinin serbest bırakıldığı paylaşılırken etkinlikte polis şiddetine uğrayanlara darp raporu almaları çağrısı yapıldı.</p>
<p>Cumartesi günü Onur Haftası kapsamında Onur Yürüyüşü yapılması planlanıyor. Yürüyüşe izin verilip verilmeyeceği ya da nasıl müdahaleler yaşanacağı ise bilinmezliğini koruyor.</p>
<h5><strong>&#8220;2015’ten Beri Süren Nefret Politikasının İzdüşümü&#8221;</strong></h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-71929 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/levent-piskin.jpg" alt="Levent Pişkin" width="285" height="285" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/levent-piskin.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/levent-piskin-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 285px) 100vw, 285px" />Avukat ve aktivist Levent Pişkin, Maçka Parkı’nda olanlar arasındaydı. Pişkin, parktaki etkinliğe getirilmek istenen yasağın ve yoğun polis müdahalesinin LGBTİ+’ya yönelik bir nefret politikasının parçası olduğunu söyledi. Onur Haftası kapsamında düzenlenmek istenen pikniğe yönelik tavrın, siyasi iktidarın bir süredir LGBTİ+ toplumuna yönelik söylem ve eylemlerinin bir uzantısı olduğunu ekleyen Pişkin, bunun 2015’ten beri el yükselterek sürdürülen nefret politikasının yoğunluklu bir izdüşümü olduğunu vurguladı.</p>
<h5><strong>“Hukukla İzahı Olmayan Bir Devlet Pratiği Deneyimledik”</strong></h5>
<p>Pişkin’e göre yaşananların hukukla izah edilir bir tarafı yok. Hem anayasaya hem de taraf olunan uluslararası sözleşmelere aykırı bir devlet pratiği deneyimlediklerinin altını çizen Pişkin, &#8220;Önce Heybeliada’da yapılmak istenen etkinlik işletme sahibinin adeta tehdit edilmesi sonucu Maçka Parkı’na taşınmıştı. Aynı gün Şişli Kaymakamlığı’ndan yasaya aykırı bir şekilde bir yasaklama kararı çıkarıldı.” dedi.</p>
<p>Levent Pişkin, ilgili kanun gereği yasak kararının 24 saat önceden tebliğ edilmesi gerektiğini ancak buna uyulmadığını söylüyor: “Bu yasak kararının etkinlik açısından hem usulen hem de esas bakımından bir etkisi olmaması icap ediyordu zira 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 18/1 maddesi açıkça yasak kararının 24 saat önce tebliğ edilmesi şartını koşuyor. Oysa karar bize etkinlikten yaklaşık 2-3 saat önce tebliğ edildi.”</p>
<h5><strong>“Gökkuşağı Sembolüne Yasadışı Muamelesi Yapmak Anayasaya Aykırı”</strong></h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-71932 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/vegan-piknik-1-640x480.jpg" alt="vegan piknik" width="351" height="263" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/vegan-piknik-1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/vegan-piknik-1.jpg 700w" sizes="(max-width: 351px) 100vw, 351px" />Salı günü gerçekleşen olayda polis ekipleri Maçka Parkı’nın girişini tuttu ve parka girmek isteyenlerin çantalarını aradı, kılık kıyafet kontrolü yaptı. Üzerinde gökkuşağı renklerini taşıyan herhangi bir giysi, aksesuar ya da eşya bulunduranlar parka alınmadı. Pişkin, bu uygulamanın da anayasaya aykırı olduğuna vurgu yapıyor: “Gökkuşağı bayrağı ya da LGBTİ+’ların kullandıkları sembollere ilişkin uygulama ‘düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti’ başlıklı Anayasa’nın 26’ncı maddesine alenen aykırı olduğu gibi Anayasa’nın eşitliği düzenleyen 10’uncu maddesine de aykırılık teşkil ediyor.&#8221; Pişkin, bir başka deyişle bu sembollere yasadışı muamelesi yapılmasının kendisinin yasadışı bir tutum olduğunu söylüyor.</p>
<p>Pişkin’e göre bu yaşananlar LGBTİ+ toplumunu kriminalize etme amacı taşıyor ve LGBTİ+ varoluşunu yasaklamaya çalışmak anlamına geliyor: “Bu izahtan vareste ayrımcılık olup, herkese eşit davranma yükümlülüğü olan devletin yurttaşları arasında hiyerarşi kurması ve bir grubun/kesimin varoluşunu kriminalize etmesi anlamına gelmekte zira LGBTİ+’ları sembolize eden imge ve görselleri yasaklamak aslında LGBTİ+ varoluşuna yönelik bir yasak anlamına gelmekte <em>de facto </em>LGBTİ+ varoluşu yasaklanmaktadır.&#8221;</p>
<p>Pişkin, yasaya ve hukuka aykırı bu uygulamaların neticesinde yine yasaya ve hukuka aykırı bir biçimde kolluğun parkın sadece LGBTİ+’ların oturduğu kısmına şiddetle müdahale etmesinin ise yukarıda sayılan hususların bir devamı olduğunu söylüyor.</p>
<h5><strong>“Bu Politikalar LGBTİ+ Toplumunu Hukukun Korumasının Dışına İtiyor”</strong></h5>
<p>Levent Pişkin son olarak devletin hedef gösteri politikalarının tehlikesine değiniyor ve yasadışı bir organizasyon hatta bir örgüt dahi olmayan LGBTİ+ kimliklerin bu şekilde uluslararası sözleşmelere göre pozitif ve negatif yükümlülüklerin ihlali şeklinde hedef alınmasının toplumda LGBTİ+’lara yönelik fobiyi güçlendirdiğini ve sivil saldırıların doğrudan hedefi haline getirerek birinci elden hukukun koruması dışına ittiğini belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/24/piknik-yasagi-nefret-politikasinin-izdusumu/">&#8216;Piknik Yasağı, Nefret Politikasının İzdüşümü&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihte Bir İlk: Onur Haftası Etkinlikleri Online Olarak Düzenlenecek</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/12/tarihte-bir-ilk-onur-haftasi-etkinlikleri-online-olarak-duzenlenecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2020 08:59:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Stonewall Ayaklanması]]></category>
		<category><![CDATA[Zarife Akbulut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=53700</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl haziran ayı sonunda Stonewall Ayaklanması’nın yıldönümünde gerçekleştirilen Onur Haftası etkinlikleri, bu yıl Covid-19 salgını nedeniyle tarihinde ilk kez online olarak düzenlenecek. 27 Haziran 2020 olarak belirlenen ve canlı olarak yayınlanacak etkinliğe, dünyanın her yerinden insanlar evlerinden katılabilecek. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/12/tarihte-bir-ilk-onur-haftasi-etkinlikleri-online-olarak-duzenlenecek/">Tarihte Bir İlk: Onur Haftası Etkinlikleri Online Olarak Düzenlenecek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa ve ABD&#8217;de LGBTİ+ dernekleri mayıs ve haziranda yapılacak tüm etkinlikleri ertelediklerini duyururken tarihin ilk online Onur Haftası için çalışmaya başladılar. Türkiye’de ise 28. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi, bu yıl İstanbul Onur Haftası’nı online şekilde organize etmeye karar verdiklerini duyurdu.</span></p>
<p>Açıklamanın tamamına <a href="http://prideistanbul.org/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><b>“LGBTİ+’ların Gündeminde Ne Varsa Onur Haftası Etkinliklerinde Olacak”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-53701 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/zarife_akbulut-640x586.jpg" alt="Zarife Akbulut" width="276" height="253" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/zarife_akbulut-640x586.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/zarife_akbulut-1024x937.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/zarife_akbulut.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 276px) 100vw, 276px" />28. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi adına Sivil Sayfalar’a konuşan Zarife Akbulut, “Değişen seviyelerde karantina uygulamalarının devam ettiği günlerde bizim için onur haftasının nasıl gerçekleştirileceği en temel sorulardan biri oldu” diyerek söze başlıyor. Tarihte bir ilki deneyimleyecek olmanın heyecanı ve kaygısını yaşadıklarını belirten Akbulut, “22-28 Haziran&#8217;da internet aracılığıyla gerçekleşecek İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nda her yıl olduğu gibi LGBTİ+ ‘ların gündeminde ne varsa onu konuştuğu, arzularını örgütlediği, mesafesinin kime, neye olduğunu ölçtüğü, ruhunu arındırdığı bir etkinlik takvimi oluşturmaya çalışıyoruz” diyerek online onur haftasının detaylarını aktarıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Online Onur Haftası kapsamında panel, forum, atölye, film gösterimi gibi etkinlik önerileri organize edeceklerini anlatan Akbulut, LGBTİ+ örgütlerden, oluşumlardan ve inisiyatiflerden ve tek tek LGBTİ+’lardan etkinlik önerilerini aldıklarını belirtiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Online olarak yapılacak etkinliğin gelecek yıllardaki katılıma etkisi olup olmayacağını şimdiden söylemenin zor olduğunu belirten Akbulut, “Türkiye LGBTİ+ hareketi, geçtiğimiz otuz yıl boyunca toplumun bilincinde bir dönüşüme sebep olacak bir mücadele yürüttü. Özgür ve eşit geleceğin kurulması için verilen bu mücadeleyi, çeşitli devlet kurumlarının ve bizzat iktidarların nefret ortaklığına ve saldırılarına rağmen kitleselleştirerek devam ettirdi. En önemlisi LGBTİ+ hareketi kendi kitlesinin kırılganlıklarını bilen ve gözeten, yaratıcılığına güven duyan bir hareket olarak, bugüne dek varoluşuna dair taleplerini duyurmanın en muzip yolunu bulmaya çalıştı” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salgının sebep olduğu krizin özgürlük, kendi kaderini belirleme ve isteğini ifade etmede engeller yarattığını vurgulayan Akbulut, “Her zaman mücadele ettiğimiz ve etmeye devam edeceğimiz şiddeti, hiyerarşileri, baskının yapısal kökenlerini ve hetero patriyarkanın eşitsizliğini ortaya çıkarıyor ve derinleştiriyor. Egemen yapıların böylesine kırılganlaştığı bir zamanda yapılan normalleşme çağrılarına karşın Şili’de ki bir sloganın da söylediği gibi </span><i><span style="font-weight: 400;">‘Normal olana geri dönmeyeceğiz, çünkü problem olan normalin kendisiydi’</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan Türkiye LGBTİ Birliği Kurucu Üyesi ve Ağ Yöneticisi Muhammed ise, online yapılacak onur haftası etkinliklerinin katılım üzerinde olumsuz etkisi olmayacağını düşünüyor. Pek çok insanın 7 gün 24 saat internet erişimine sahip olduğunu belirten Muhammed, “LGBTİ+ görünürlüğü için sosyal medyayı, interneti önemli bir mecra olarak görüyorum. LGBTİ+ örgütlerini de aynı şekilde çalışmalarını, sosyal medyada yaptıkları tek bir paylaşımın bile LGBTİ görünürlüğüne katkı sağladığını düşünüyorum” diye konuşuyor.</span></p>
<p><b>Stonewall Ayaklanması Nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABD’nin New York şehri Greenwich Village semtinde yer alan Stonewall Inn adındaki bir bara 28 Haziran 1969&#8217;da yapılan bir polis baskını sonrası başlayan bir dizi gösteri ve direniş eylemlerine verilen isim. Bu eylemler ABD tarihinde LGBTİ+’lara karşı uygulanan baskıya karşı ilk açık direniş olarak tanımlanmakta. Stonewall Ayaklanması, başta ABD olmak üzere tüm dünyadaki LGBTİ+ mücadelesini harekete geçiren olay olarak da kabul edilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*Online onur haftası etkinlikleri <a href="https://www.facebook.com/events/2486475548333033">buradaki linkten</a> takip edilebilir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/12/tarihte-bir-ilk-onur-haftasi-etkinlikleri-online-olarak-duzenlenecek/">Tarihte Bir İlk: Onur Haftası Etkinlikleri Online Olarak Düzenlenecek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Bizi Sıkıştırmak İstedikleri Çemberi Hep Birlikte Kıracağız”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/09/bizi-sikistirmak-istedikleri-cemberi-hep-birlikte-kiracagiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 07:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Murat Gali]]></category>
		<category><![CDATA[Ekin Keser]]></category>
		<category><![CDATA[Enes Alba]]></category>
		<category><![CDATA[Mera Salon]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Tevfik Erten]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Pride&Proud]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40466</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadıköy’deki Mera Salon’da Ömer Tevfik Erten, Enes Alba, Ali Murat Gali ve Ekin Keser’in katılımıyla açılan Pride&#038;Proud sergisi yeni tamamladığımız Onur Haftası’na sanat üzerinden bir katkı sunuyor. Fotoğraf&#038;Video sanatçısı ve LGBTİ aktivisti Ömer Tevfik Erten ile sergiyi, sanat çalışmalarını ve LGBTİ mücadelesini konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/09/bizi-sikistirmak-istedikleri-cemberi-hep-birlikte-kiracagiz/">“Bizi Sıkıştırmak İstedikleri Çemberi Hep Birlikte Kıracağız”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Mecra Salon’da dört sanatçının bir arada işlerini sergilediği Pride&amp;Proud sergisinden başlamak isteriz ilk olarak. Sergiye nasıl dahil oldunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40468 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/1_CAN0500-640x427.jpg" alt="" width="375" height="250" />Mecra Salon’un Küratörü Kübra Uzun, benimle iletişime geçti. Zaten Trans Misafir*hanesi projesinde birlikte çalışmıştık. Pride&amp;Proud sergisi planlanıyordu, nasıl bir iş olabileceği üzerine konuşurken 2014 yılında trans aktivistler Boğaziçi Köprüsü’ne gökkuşağı bayrağı ve pankart asmışlardı. Bu pankartta ‘’Trans Cinayetleri Politiktir- Faili Devlet” yazıyordu. Zaten 2014 yılının trans Onur Haftası’nın teması da Faili Devlet’ti. Bu aynı zamanda benim 2013-2017 yılları arasında çektiğim bir fotoğraf serisinin de adı. Pride&amp;Proud sergisi için oradan bir parça aldım. Aynı şekilde 2018 yılında sergilediğim Burçak serisinde yer alan, köprünün etrafındaki yaşamı gösteren işlerden de parçalar var. Sergi benim için kısaca böyle oluştu. Sergiyi Enes Alba, Ali Murat Gali ve Ekin Keser ile birlikte açtık. Mecra’da daha önce de sergiler olmuştu. Kadın Fotoğrafçılar Dayanışması’nın bir sergisi olmuştu. Şimdi ‘Yeni Bir Soluk’ adıyla Kadıköy ve İstanbul sanat camiasında sergilerin, atölyelerin, çeşitli panel ve etkinliklerin yapılacağı bir yer olacak. Biz de açılışa katkı sunmak istedik çünkü böyle yerlere ihtiyacımız var. </span></p>
<p><b>Siz sinemayla başladınız, sonra da fotoğrafçılığa geçtiniz. Sanat yolculuğunuzu kısaca anlatabilir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başlangıçta ne istediğimi arıyordum. Liseden beri dergicilikle, kültür sanatla, tiyatroyla resimle içli dışlıyım. Kendimi nasıl ifade edebileceğimi arıyorum. Bu bitmeyen bir arayış. Dönemsel olarak çeşitli biçimleri deniyorum. Gezi Direnişi’nden öne kendime ve topluma karşı açık biri değildim. Hep bununla yüzleşmek istedim. Bireysel hayatımda Gezi beni özgürleştirdi. Belediyede çalışıyordum, işimi bıraktım, fotoğraf ve sanatla kendimi ifade etmenin yollarını aradım, hala da aramaya devam ediyorum. 2013 yılında </span><span style="font-weight: 400;">Trans X İstanbul</span> <span style="font-weight: 400;">diye bir proje vardı. O proje kapsamında Nefret Suçları temalı bir kısa film yarışması oldu. Ben bu yarışmadan birincilik ödülü aldım. İlk durakta böyle yüreklendirilmenin büyük bir kıymeti var. Aslında farklı medium’ları kullanarak hikaye anlatıcılığı yapıyorum. Sinemayla ilişkimin gelişmesiyle birlikte görüntünün temeli fotoğrafı özümsemem gerektiğini anladım. Bu süreçte çalışmalarımı bir başlık altında toplamaya karar verdim.  </span></p>
<p><b>“Çalışmalarımda ‘Güvenli Alan’ı Arıyorum”</b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40469 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/OMER3-640x960.jpg" alt="" width="345" height="518" />İşlerinize baktığımızda belli bir temayı takip ettiğinizi görüyoruz. Siz nasıl tanımlarsınız üretimlerinizin izlediği yolu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belli bir temayla ilerlediğim doğru. Toplumsal cinsiyet, belgesel, büyülü gerçekçilik gibi kısımları var yaptığım işin. Filmle başladım, fotoğrafa yöneldim, fotoğrafta da ilk yaklaşımım bir belgeselci gibiydi. Bir fotoğraf serisinin nasıl anlatılabileceğini anlamaya çalıştım. Konunun içinde kaybolmayı seviyorum. LGBTİ hareketlerinin içine girdiğim zaman Trans Misafirhanesi’yle tanıştım. Orada hayatımı tamamen değiştiren bir süreç yaşadım. Hikaye anlatıcısı olarak kaybolabildiğim, kimliksizleşebildiğim bir yer bulmuştum. O süreç Faili Devlet’i, ardından da Burçak serisini doğurdu. 2013-2018 yılları arasında ‘Gezi’den Ohal’e Türkiye’de Trans Kimlikler’ diye bir proje oluştu böylece. Şimdi de büyülü gerçekçi bir hikaye nasıl anlatılır, film nasıl çekilir, nasıl daha çok insanla işbirliği yapabilirim diye düşünüyorum. Bu, uzun metraj film yapımına giden bir süreç benim için. Yazar Defne Çizakça ile çalışıyoruz. Defne, aynı zamanda doktor. Doğu ve batıda peri masalları üzerine  araştırmalar yapıyor. Şuan Yahudi cadıları araştırıyor. Çalıştığım fotoğraf serilerine Defne hikayeler yazıyor. 2016 yılında şehirde yaşamanın tekinsizleştiği, bombaların patladığı dönemde Defne ile birlikte ‘’İstanbul’un Korkulukları’’ adlı hikayeye başladık. Ben o zamanlar Kumburgaz’da bir arkadaşımın evinde kalıyordum. Evin çevresinde bir meyve bahçesi ve tarla dışında bir şey yok. Bahçeyi koruyacak üç korkuluk var, bu korkuluklar esasen vitrin mankenleriydi. Koruyucu kimliği olan aynı zamanda kimliksiz varlıklar… Defne’yle bu üç korkuluğu şehre döndürdük, şehri oraya getirdik, güvenli alanı aradık aslında. Benim çalışmalarımın temelinde güvenli alan var. Belgeselde de, Trans Kimlikler’de de, İstanbul’un Korkulukları projesinde de bu konuyu çalıştık. İstanbul’un Korkulukları <a href="https://glasgowreviewofbooks.com/2016/10/26/the-scarecrows-of-istanbul-a-short-story-by-defne-cizakca-with-images-by-omer-tefvik-erten/" target="_blank" rel="noopener">Glasgow Review Of Books’</a>ta yayınlandı. </span><span style="font-weight: 400;">Yapmak istediğim bir diğer proje vardı, adı “Yer Var mı?” 2014-2018 yılları arasında kuirlerin cinsel ya da duygusal birliktelik için buluştukları alanlara odaklanıyor. Buluşma için güvenli alan oluşturuyor insanlar, bu güvenli alanlar nasıl yerler, neye benziyor, buna bakmak istedim. </span></p>
<p><b>Trans Guest*House projeniz var bir de.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu benim 2014 yılında hazırladığım bir projeydi. Bu fotoğraf serisini Defne’yle beraber bir büyülü gerçekçi bir masala, bir kitaba dönüştürme isteğimiz vardı. Bu projeyi kitaplaşması için yaptım. Bir arkadaşım vasıtasıyla İpek M. Sur van Dijk ile tanıştık. Etki Küratörü olarak projeye destek verdi.  Kübra Uzun proje koordinatörümüz olarak bizimle çalıştı. Hollanda Konsolosluğuna başvurduk, onlar da kitap ve filmimize sponsor oldular. Kitap 250 adet basıldı. Hollanda Konsolosluğu’nda resepsiyonu yapıldı. Proje kendini gösterebileceği yeni yerler arıyor. Trans Evi, kendi başına bir direniş hikayesi zaten.  2012 yılında İ</span><span style="font-weight: 400;">stanbul LGBTİ Dayanışma Derneği tarafından barınacak yeri olmayan translar, Kuzey-Afrika ve Ortadoğu’da şiddet tehdidi altında olan trans ve LGBİQ mülteciler ve sığınmacılar için </span><span style="font-weight: 400;">kurulmuştu, şu an kapanma tehlikesiyle karşı kaşıya. Kapanmaması için bu projeyi hayata geçirdik. Merve Deniz kitabı tasarladı. Yönetmenliğini yaptığım ‘’Bir Vardım Bir Yoktum’’ adlı kısa filmde Asya Leman, Engin Volkan ve Hale Güzin Kızılarslan ile beraber çalıştık. </span></p>
<p><b>“Eşcinsellerin Özgürleşmesi Heteroseksüelleri de Özgürleştirecek”</b></p>
<p><b>“Algımı mağdur politikasından uzak tutmaya çalışıyorum” sözünüz üzerinde durmak istiyorum. LGBTİ’lerin mücadelesini mağduriyet üzerinden değil, dezavantajlı olma hali üzerinden de değil, insan olmaya dair bir mesele üzerinden okunmalı gibi anlıyorum bunu. Onur Yürüyüşü yasağının 5. yılına girmişken Türkiye’de yaşayan bir sanatçı ve LGBTİ aktivisti olarak düşünceleriniz neler?</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-40470 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/yervarmi_omertevfikerten_2018-30-640x427.jpg" alt="" width="324" height="216" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">LGBTİ+ hareketi Gezi’den sonra büyük bir ivme kazandı. Belki 2014’te gelen yasak bu güçten rahatsız olmalarıyla ilgilidir. Biz siyasi bir grup değiliz, etnik grup değiliz. Türkiye’nin ve dünyanın her yerinde var olan insanlarız. Bu bir var oluş biçimi, insan olmakla alakalı bir şey. Bugün ülkedeki bütün muhalefet bastırılmak isteniyor. Bu durum değişmek durumunda. Bizi görmezden gelemezler, kadınları da, maden işçilerini de, tacize uğrayan çocukları da… </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz sürekli ayrıştırıcı, nefret dilinin yer bulduğu bir atmosfer içerisindeyiz ve bu hepimizin hayatında olumsuz etkiler yaratıyor. Herkes öfkeli, herkes bir diğerini öteki olarak yaftalamaya başladı. Ne ötekisi, ben senin kapı komşunum, annenim, babanım ve hatta eşinim. Bir aradayız. Toplumun bir parçasıyız, toplum dediğiniz şey biziz zaten, hepimiziz. Biz şunu söylüyoruz; eşcinsellerin özgürleşmesi heteroseksüelleri de özgürleştirecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gezi’den sonraki süreçte LGBT+ hareketinin bu kadar görünür olmasının sebeplerinden biri de iletişim kanallarımızın olması, kendimizi ifade edebilmemiz ve diyaloğa geçiyor olmamız… Biz diyaloga açık insanlarız. Dolayısıyla dokunduğumuz, konuştuğumuz insanlarla bir süre sonra uzlaşıyoruz. Aynı çember içinde aynı sıkışıklığı yaşıyor olduğumuzu görüyoruz. Halbuki biz yan yana durduğumuzda, kol kola girdiğimizde o çember kırılacak. Sıkıştırmaya çalışıyorlar bizi. </span></p>
<p><b>Size sanat üretimlerinde LGBTİ görünürlüğü ve temsili ne ölçüde doğru ve yeterli? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu alanda çalışan insanlar var ama görünür değiller. Alan bulmak gerçekten zor, bu yüzden “Yer var mı?” sorusu önemli. Çalışmalar yapılıyor ama desteklenmiyor, desteklenmediği gibi platformların azlığı, LGBTİ’ye yer verilmemesi büyük sorun. Hem destek görmüyorsun, hem de zar zor yaptığın işi gösterecek yer bulamıyorsun. Televizyonda, diziler gibi popüler üretimlerde LGBTİ temsilini ya hiç göremiyoruz ya da mizah malzemesi gibi saçma sapan bir noktadan yaklaşıyorlar. Ama artık o dilin toplumda karşılığı yok çünkü toplum eski toplum değil. Bir kırılma yaşandı, yeni yetişen genç nesil her şeyden haberdar ve bizler için buradan kaba mizah çıkarmak çok bayat. Bir insanın cinsel kimliğinin alakasız durumlarda vurgulanması da mantıklı değil. Kadın yazar, Gay fotoğrafçı gibi kullanımların bir mantığı yok. Tabii kimi durumlarda anlam kazandığı oluyor. Örneğin ‘Trans öğretmen’ dediğinde burada bir temsil de var. Hak kazanımı, politik bir duruşu vurguladığın durumlarda belirtmek gerekli. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40471 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/prideproud-640x480.jpg" alt="" width="383" height="287" />Belediyelerin Onur Haftasıyla ilgili paylaşımlarını görünce ne düşündünüz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle son iki senedir LGBTİ’nin gücünün farkına varıldığını düşünüyorum. Çünkü söylediğim gibi biz her yerdeyiz. Bizim özgürlüklerimizi kısıtlayan insanlarla beraber olmayacağız. Beni kısıtlarsan benden destek göremezsin. </span></p>
<p><b>STK, dernek ve vakıfların LGBTİ alanında çalışmaları sizce yeterli mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ellerinden geleni yapıyorlar. Bu alandaki birçok dernekle dönem dönem işbirliklerim oluyor.  Fotoğraf serilerime de katkı sunan yerler bunlar. Dernekler çalışıyor esasen ama burada da bir kırılma yaşamamız gerekiyor. Dar alanda kısa paslaşmalar yaşıyoruz. Kendi kitlemiz dışına ulaşamıyoruz.  Sivil toplumun artık insanlara ulaşabilir bir yerde olması gerek. Tabii Türkiye’nin şartlarının zorluğunun farkındayım. Bu noktada kültür sanata önemli bir rol düşüyor. Mesele sadece rapor tutmak olmamalı, hikayelerin anlatılması, temas alanları yaratılması lazım. Bu alanda da biraz kırılmalar var ama yeterli değil. Boysan Yakar’ın da söylediği gibi, biz gettoları değil şehrin tamamını dahası hayatın tamamını istiyoruz. Burada Sivil Toplum Kuruluşlarına görevler düşüyor. İşbirliklerini artırmak lazım, ağlar oluşturmalıyız. Kucaklaşalım. </span></p>
<p><b>Peki, devlet kanalında ilgili kurumları, kişileri bu işbirliğine çekmek nasıl mümkün olabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belediyelerin LGBTİ postlarından bahsettik örneğin. Bu çok büyük bir kazanım. Yıllardır yerel yönetimlerde örgütlenmenin sonucu edinildi bu kazanım, buna devam edilmesi gerekiyor. Beyoğlu’nda, Şişli’de ya da diğer yerlerdeki belediyeler, LGBTİ görmeden devam edemez. Başka bir koşulu yok. Biz halkın bir parçasıyız ve bizim taleplerimiz var. Bu talepleri görmezden gelemezler. Belediyeler de hem kendi personellerini hem de halkı bilinçlendirmeliler. Birlikte barış içinde yaşamayı istiyorsak temas alanlarını açmak zorundayız. Fotoğraf serilerinde aldığım yaygın bir tepki var; insanlar “biz böyle bilmiyorduk” diyorlar. “Sokakta özgürce, gülümseyerek yürüyorlar ya da şiddete maruz kalmış ama yanında arkadaşları var, yine de güçlüler, yalnız değiller, biz bunları bilmiyorduk” diyorlar. Kafalara yıllara sistematik olarak yerleştirilmiş bir negatif görüntüler var çünkü. Televizyonların ana haber bültenlerinden hepimizin hafızasına kazınmış elinde jilet, kanlar içinde translar vardır mesela. Bu bilinçli bir politikaydı ama artık insanlar gerçeği görüyor. Bu algıyı yıkmaya devam etmek gerek. Trans Kimlikler projesinin amacı tam da bu işte. </span></p>
<p><b>Sanatçı ve aktivist olarak dünden bugüne umudunuz arttı mı? Yoksa işler iyi gitmiyor mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben her zaman umutlu bakmaya çalışan bir insanım. Öyle bakmasam üretemem zaten. Yaşamda umudun tamamen tükendiği bir an yoktur. Tam tersine, ben güçlendiğimizi, birbirimizin gözlerinin içine bakabildiğimizi düşünüyorum. Her şeyin güzel olacağına inanmak lazım. Bu söylemin benim hayatımda gerçek bir karşılığı var. Çok organik gelişen bir slogan. İstanbul halkının bu sloganla kurduğu ilişki de aynı doğallıkta çünkü son yıllarda çok zor günler yaşadık. Tekrar tekrar üretilen bir kabusu yaşatmaya çalıştılar. Hiçbir şey güzel olmayacak denildi hep, tehdide, hedef göstermeye dönüştü hatta bu. Korkuyla, baskıyla, nefret diliyle devam edeceğini düşündüler ama bu karşılığını bulmadı. Muhafazakarından liberaline biz güzel şeyler görmek, mutlu olmak istiyoruz. Kanun yapıcıların halka mutluluk borcu var. Naklen sevgi istiyoruz, huzur istiyoruz. Niye varız? Bu noktada Büyükşehir Belediyesi’ne LGBTİ’lerin kendilerini topluma anlatabilecekleri alanları sağlamada önemli görevler düşüyor. Şehirlerin en görünür yerinde sergiler yapalım, anlatalım, dokunalım insanlara. Kültür ve sanatın toplumu değiştiren ve dönüştüren gücüne her zaman inandım. Şimdi de bu toplumu nasıl barıştırabiliriz, nasıl daha mutlu oluruz sorularını konuşmanın vakti. Bu yanıtları bulmada da öne yerel yönetimlere sonra da ana belediyelere büyük görevler düşüyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/09/bizi-sikistirmak-istedikleri-cemberi-hep-birlikte-kiracagiz/">“Bizi Sıkıştırmak İstedikleri Çemberi Hep Birlikte Kıracağız”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pera Film’den Onur Haftası’na Özel Seçki: “Aldırış Etme”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/21/pera-filmden-onur-haftasina-ozel-secki-aldiris-etme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jun 2019 09:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[pera film]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39959</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pera Film, Onur Haftası’nda “Aldırış Etme” film programını sinemaseverlerle buluşturuyor. 22-29 Haziran tarihleri arasında düzenlenen program kapsamında üç film gösterime giriyor. Filmler arasında bu yıl Venedik Bienali’nde Altın Aslan sanatçı ödülünü kazanan Arthur Jafa’nın görüntü yönetmenliğini yaptığı İyi ki Doğdun, Marsha! da bulunuyor. Film, Türkiye’de ilk kez Pera Film’de gösterime giriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/21/pera-filmden-onur-haftasina-ozel-secki-aldiris-etme/">Pera Film’den Onur Haftası’na Özel Seçki: “Aldırış Etme”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pera Film, her yıl kutladığı Onur Haftası kapsamında bu yıl “Aldırış Etme<i></i><strong><i>”</i></strong> başlıklı özel bir seçki sunuyor.<strong> </strong>1969’da gerçekleşen Stonewall İsyanı’nın başlamasında önemli rol oynayan Marsha P. Johnson&#8217;dan adını alan programda, gösterimi yapıldığı dönemlerde büyük ilgi görmüş üç önemli film yer alıyor.<strong> </strong>Filmler arasında, Derek Jarman&#8217;ın ölümünden 20 yıl sonra ortaya çıkan, 80&#8217;ler yeraltı kültürüne dair filmi Benimle Dans Eder Misin?<strong><i>, </i></strong>Jenna Bass’ın tamamını iPhone kamerasıyla çektiği, Güney Afrika&#8217;daki ırk ve cinsiyet ekseninde ortaya çıkan sorunları ele alan High Fantasyve siyah trans aktivist Marsha P. Johnson’ı konu alan İyi ki Doğdun, Marsha<strong>! </strong>yer alıyor.<strong> </strong>Gösterimler, 29 Haziran’a kadar devam ediyor.</p>
<p><strong>Gün ışığına yeni çıkmış yapımlardan ses getiren yapımlara, özel bir seçki</strong></p>
<p>Yönetmenliğini Derek Jarman’ın yaptığı, 1984 tarihli yapımBenimle Dans Eder Misin?,Londra&#8217;nın gece kulübü dünyasında geçiyor. Işık ve renk kullanımı ile öne çıkan yapım, bir yandan 80&#8217;ler yeraltı kültürüne dair eşsiz bir belge sunarken, Jarman&#8217;ın deneysel çalışmalarını takip edenler için de büyüleyici bir deneyim sunuyor. Türkiye’de <u>ilk kez</u> “Aldırış Etme<strong><i>”</i></strong> başlıklı film programı kapsamında gösterilen İyi ki Doğdun, Marsha!, siyah trans aktivist ve sanatçı Marsha “Pay it No Mind” Johnson&#8217;ı ve onun 1969’da Stonewall Inn&#8217;de eşcinsel özgürlük hareketini başlatmadaki rolünü konu alıyor. Yönetmen Jenna Bass’ın çektiği 2017 tarihli uzun metrajlı film “<i>High Fantasy”</i>ise, beden değişimi konusuna odaklanıyor. Film, bir kamp gezisindeki dört arkadaşın birbirlerinin bedenlerinde ve kimliklerinde uyanmasının hikâyesini anlatırken, bu durumun ortaya çıkardığı kişisel kaosu işliyor.</p>
<p><strong>Program kapsamındaki Pera Film gösterimleri ücretsizdir. Rezervasyon alınmamaktadır. Yasal düzenlemeler uyarınca aksi belirtilmediği sürece tüm film gösterimleri 18+ uygulamasına tabidir.</strong><em><strong><br />
</strong></em><i></i></p>
<p><strong>Ayrıntılı Bilgi:</strong></p>
<p>Amber Eroyan / Grup 7 İletişim Danışmanlığı, <a href="mailto:aeroyan@grup7.com.tr" target="_blank" rel="noopener">aeroyan@grup7.com.tr</a> &#8211; (0212) 292 13 13</p>
<p>Büşra Mutlu / Pera Müzesi, <a href="mailto:busra.mutlu@peramuzesi.org.tr" target="_blank" rel="noopener">busra.mutlu@peramuzesi.org.tr</a> &#8211; (0212) 334 09 00</p>
<p>Ek: Film Detayları</p>
<p><strong>Gösterim Programı</strong></p>
<p><i>“Aldırış Etme”</i></p>
<p>22- 29 Haziran 2019</p>
<p><strong><u>22 Haziran Cumartesi</u></strong><u></u></p>
<p><strong>16.00 High Fantasy (71&#8242;)<br />
</strong></p>
<p><strong><u>26 Haziran</u></strong><u> <strong>Çarşamba</strong></u></p>
<p><strong>19.00 İyi ki Doğdun, Marsha! </strong><strong>(14&#8242;) + Benimle Dans Eder Misin? </strong><strong>(78&#8242;)</strong></p>
<p>Happy Birthday, Marsha! + Will You Dance With Me?</p>
<p><strong><u>28 Haziran Cuma</u></strong></p>
<p><strong>19.00 High Fantasy (71&#8242;)<br />
</strong></p>
<p><strong><u>29 Haziran Cumartesi</u></strong><u></u></p>
<p><strong>16.00 </strong><strong>İyi ki Doğdun, Marsha! (14&#8242;) + Benimle Dans Eder Misin? (78&#8242;)</strong></p>
<p>Happy Birthday, Marsha! + Will You Dance With Me?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/21/pera-filmden-onur-haftasina-ozel-secki-aldiris-etme/">Pera Film’den Onur Haftası’na Özel Seçki: “Aldırış Etme”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Onur Haftası’nda Duvarlar da Renklendi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/04/onur-haftasinda-duvarlar-da-renklendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eylem Sonbahar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jul 2018 07:48:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28393</guid>

					<description><![CDATA[<p>26. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası birçok panel,atölye programıyla devam etti. Bu sene “Sınır” temasıyla gerçekleşecek olan Onur Haftası, 1 Temmuz’da saat 17’de düzenlenen Onur Yürüyüşü ile sona erdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/04/onur-haftasinda-duvarlar-da-renklendi/">Onur Haftası’nda Duvarlar da Renklendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl yasaklarla, engellemelerle karşılaşılan Onur Haftası’nın bu sene teması “Sınır”. “Sınır nedir? Sınırları ne belirler? Fiziksel sınırların en sık rastlananı duvarlar” diyerek İstiklal Caddesi’nin sokaklarında duvar boyama atölyesi düzenlendi. Duvarları renklendirmek için birçok kişi Taksim’de bir araya geldi. Duvara sevgi sembolü olduğunu belirttiği dört yapraklı yonca resmi yansıtmak isteyen Narod Alcan “Sevgi ile duvarların yıkılabileceğine inanıyorum. Renkleri seviyorum, renklerin insanların iç dünyasını daha iyi yansıttığını düşünüyorum. Atölyeye de bu nedenle katılmak istedim.”  dedi.</p>
<p>Sokak duvarları” Sınır dönüşürken mi renklenir dünya, yoksa renklendikçe mi dönüşür sınırlar? “ sorusunun cevabı yansıtılarak renklendirildi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-28395" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/59f5413a-264c-4cc7-81c6-9a0cb440f8e6-640x571.jpeg" alt="" width="640" height="571" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/59f5413a-264c-4cc7-81c6-9a0cb440f8e6-640x571.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/59f5413a-264c-4cc7-81c6-9a0cb440f8e6-1024x913.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/59f5413a-264c-4cc7-81c6-9a0cb440f8e6-1280x1142.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/59f5413a-264c-4cc7-81c6-9a0cb440f8e6-610x544.jpeg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/59f5413a-264c-4cc7-81c6-9a0cb440f8e6-320x285.jpeg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/59f5413a-264c-4cc7-81c6-9a0cb440f8e6.jpeg 1600w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/04/onur-haftasinda-duvarlar-da-renklendi/">Onur Haftası’nda Duvarlar da Renklendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Valiliği &#8216;Pride&#8217; Filminin Gösterimini Yasakladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/29/ankara-valiligi-pride-filminin-gosterimini-yasakladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 09:19:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Valiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Pride]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Onur Haftası kapsamında Ankara NHKM'de gösterilecek "Pride (Onur)" filmi, valilik tarafından yasaklandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/29/ankara-valiligi-pride-filminin-gosterimini-yasakladi/">Ankara Valiliği &#8216;Pride&#8217; Filminin Gösterimini Yasakladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Onur Haftası kapsamında Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde (NHKM) gösterilmesi planlanan “Pride” filmi, Ankara Valiliği tarafından yasaklandı. Yasağın ardından NHKM önünde polislerin beklediği görüldü.</p>
<p><strong>Sol Haber Portalı’nda yer alan habere göre,</strong> valilik tarafından yapılan yazılı açıklamada, “yapılmak istenen organizasyona katılacak olan grup ve şahıslara yönelik olarak; birtakım toplumsal duyarlılıklar nedeniyle de bazı kesimler tarafından tepki gösterilebileceği ve provokasyonlara neden olabileceği” ifadeleri yer aldı.</p>
<p>Valilik tarafından yapılan açıklamanın tam metni şu şekilde:</p>
<p>“Çeşitli sosyal medya ve birtakım yazılı ve görsel medya organlarından Komünist LGBT (Lezbiyen, gay, biseksüel ve transseksüel) organizesinde; 28.06.2018 günü saat 19.30’da Çankaya ilçesinde bulunan Nazım Hikmet Kültür Merkez’inde ‘Onur’ (Pride) isimli film gösterisi yapılacağı bilgisi elde edilmiştir.”</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2018/06/29/ankara-valiligi-pride-filminin-gosterimini-yasakladi/" target="_blank" rel="noopener">duvaR</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/29/ankara-valiligi-pride-filminin-gosterimini-yasakladi/">Ankara Valiliği &#8216;Pride&#8217; Filminin Gösterimini Yasakladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pride: Dünyada Neler Oluyor? &#8211; 2</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/29/pride-dunyada-neler-oluyor-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Yetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 08:37:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Pride]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28295</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her gün dünyanın bambaşka yerlerinde birbirinden oldukça farklı sorunlarla yüzleşmek zorunda bırakılan göçmenler ve mülteciler, gökkuşağının renklerine sarıldılar ve umut meşaleleriyle her karanlığın içerisinde birlikteliğin gücünü göstererek her birimize inanılmaz dersler verdiler.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/29/pride-dunyada-neler-oluyor-2/">Pride: Dünyada Neler Oluyor? &#8211; 2</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İki ayaklı olarak plandığım yazıların <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/19/pride-dunyada-neler-oluyor/" target="_blank" rel="noopener">birinci ayağında</a> Pride’ın Haziran ayı içerisinde dünyanın “kutlanılabilen” şehirlerinde birçok engellemeye rağmen yılmadan nasıl kutlandığını ve birçok insana nasıl umut kaynağı olduğunu tarihi geçmişinden kısa bilgiler de vererek aktarmaya çalışmıştım. Yazının ikinci ayağında ise dünyanın tüm ülkelerinin ortak görünür sorunu olarak karşımıza çıkan göçmen ve mülteci sorununa da değinerek gökkuşağının renklerinin nasıl bu sorunlar içerisinde bile parlayabildiğini ve en fazla umutsuzluğa düştüğümüz anlarda birlikteliğin ve görünürlüğün gücünü nasıl yanımızda hissedebileceğimizi anlatma çabasında olacağım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eşcinsellik hala yaşadığımız dünya üzerinde 72 ülkede yasadışı olarak kabul ediliyor, 8 ülkede ise eşcinsellik idam ile cezalandırılıyor. Bu seneki Londra Pride’ın ülkemizde erişimi bulunmayan kısa filminde verdikleri mesajlar aslında bu konuya dair daha ayrıntılı bir farkındalık yaratmak amaçlanmış. “Somewhere over the rainbow / Gökkuşağının üzerinde bir yer” olarak isimlendirdikleri kısa filmin tamamına, aralarında bu yılın başında evlenen transgender çift Jake Graf ve Hannah Winterbourne’nin de olduğu LGBTQ+ bireyler can vermiş. Kısa film ülke sınırlarımız içerisinde erişilir olmasa da yayınlanan tanıtım videolarından kimisinin içeriklerine ulaşılabiliyor; içerikler kısaca şöyle aktarılmış: “Her 5 LGBT+ bireyden 1’i ailesinden kimliğini gizliyor.” / “Londra’da LGBT+ bireylerin neredeyse yarısı nefret suçuna maruz bırakılıyor.” / “Her 3 LGBT+’den biri oldukları kişi yüzünden sözel olarak aşağılanıyor.”</span></p>
<p>https://www.youtube.com/watch?v=Zs1GtAJWPo4</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Verilen alındığı aynı araştırmaya göre LGBT+ bireylerin %84’ü heteroseksüellerle kıyasladıklarında kendilerini açıkça ifade etmekte zorlandıklarını iletmiş. %44’ü ise başkaları tarafından tehdit edildiğini veya kendisini sürekli olarak tehdit altında hissettiğini, %46’sı ise sözlü istismara uğradığını belirtmiş.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ki bu aslında hepimizin yakın bir tarihten de bildiği ve hala faillerinin herhangi bir yargılanmaya tabi tutulmadığı bir olay olan, Çeçenistan’daki eşcinsel kamplarında gerçekleşen katliamı yeniden ve yeniden hatırlatıyor. Çeçenistan’da yaşanan bu olay, Rusya’daki Novaya Gazetesi’nin verdiği bilgilere göre 2017’nin Nisan ayında başlayan tutuklamalarla 26 kişinin öldürüldüğü ve en az 100 kişinin tutuklu olarak çeşitli işkencelere maruz bırakıldığı kamplarda yaşanan büyük bir katliama dönüşmüş; ancak kamptan kurtulmayı başaran Maxim Lagunov’un bulunduğu şikayetlere rağmen ne Rusya Federasyonu tarafından ne de ona bağlı cumhuriyetlerden biri olan tüm bu olayların ana yeri Çeçenistan hükümeti tarafından ciddiye alınmamıştı. Oysa ki Çeçenistan hükümeti vatandaşlarını “ailelerinin onurlarını temizlemek” için çocuklarını kendilerinin de öldürmeleri gerektiği konusunda cesaretlendirmiş ve gey karşıtı bir kampanya başlatmıştı. Böyle bir emir verdiğini asla kabul etmeyen hükümet aynı zamanda kendi ülke sınırları içerisinde geylerin olduğunu da reddetmekte. Çeçenistan’dan kurtulmayı başaranlar ise hala ailelerinden kaçmak zorundalar ve kendilerini hiçbir şekilde güvende hissetmiyorlar. Olayların patlamasından sonra Çeçenistan’dan kaçan geylere kucak açan aralarında Litvanya, Fransa, Almanya ve Kanada gibi ülkelerin de olduğu kimi ülkelerde Çeçen göçmenler hala ailelerinden gelen telefonları açmakta güçlük çektiklerinin ve her an herhangi bir yerde alıkonularak kamplara gönderilecekleri tehdidini üzerlerinde hissettiklerine dikkat çekiyorlar. Yine Novaya Gazetesi’nden gazeteci Elena Milashina’ya göre kamplarda yaşananlar üzerine hiçbir dava açılmadı ve hiçbir tutuklama yapılmadı, ancak eğer ki otoriteler konuya dair bir şeyler yapmak isteselerdi tüm yaşananların incelenmesi ve bu doğrultuda bir soruşturma başlatılması oldukça kolaydı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Böylesine bir atmosferden kaçıp sığınılan ülkelerde de aslında mültecilerin ve göçmenlerin sorunları çözülmüş olmuyor, özellikle LGBTQ+ mülteci ve göçmenlerin yaşadığı sorunları biraz da olsa bu yazının odağına almak istiyorum ve her şeye rağmen nasıl kendi küllerinden kendilerini yaratmayı başarabildiklerini… Bu yüzden de sığınılan başlıca ülkelerin ikisinden örnekler vererek yaşanılan sorunlarla başlamak istiyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her sene yaklaşık 2000 LGBTQ+ birey doğduğu topraklarda cinsel veya toplumsal cinsiyet kimliğinden dolayı yaşamını sürdüremediği, çeşitli ölüm tehditleri, aşağılamalar ve suistimaller, taciz ve tecavüzlere maruz kaldığı, hatta ülke sınırları içerisinde eşcinsellik yasadışı kabul edildiği için ömür boyu hapis veya idam cezaları ile yüzyüze bırakıldığı için ülkesini terk ederek Birleşik Krallık’a göçmek istiyor. Zaten kendi ülkelerinde karşılaştıkları bunca sorunun yanı sıra bir de güvenli alan olarak gördükleri ülkelerin göçmen ve mülteci kamplarında çeşitli sıkıntılarla karşılaşmak zorunda bırakılıyorlar. Bir zamanlar üzerinde güneşin batmadığı ülke olarak anılan Birleşik Krallık’ın kamplarındaki sığınmacılar yoksulluk, yalnızlık, ayrımcılık, homofobi ve transfobi gibi birçok sorunla yüzyüze kalıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın yalnızca belirli bölgelerinden alıp verdiğim örneklerin çok daha ötesi var ve ne yazık ki bir yazının içeriğine sıkıştırılamayacak kadar fazla sayıdalar. Ancak yine de göçmenlerin ve mültecilerin kendi deneyimlerinden yola çıkarak paylaştığı onlara başvuru sürecinden sonra sağlanan konaklama yerlerinde yüzleşmek zorunda kaldıkları kimi güçlü adledilen ülkelerin onları tabi tuttuğu bürokratik süreçlerden kaynaklı sorunları buraya aktarıp farkındalık yaratmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Öncelikle artık herkesin bildiği gibi Birleşik Krallık gibi bir ülke de sığınmacılarına çalışma izni vermiyor ve bu birçok sığınmacıyı ekonomik bağımsızlıkları bulunmadığı için çeşitli istismarlara, yoksulluklara ve evsizlik sorununa karşı savunmasız bırakıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yakın zamanlarda Jamaikalı bir geyin kendisini evsiz olarak sokakta buluşunun ve çalışma izninin olmamasının yanı sıra evsizler için sağlanan yardıma da uygun olmadığının söylenmesinin ardından söyledikleri bu konunun ciddiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor: “Param yoktu, gidecek bir yerim yoktu, güvenecek kimsem de yoktu. Bu durum çok fazla stres altında hissetmeme sebep oldu ve akıl sağlığıma fazlasıyla zarar verdi.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazanılan ve kazanmak için savaşı verilen hakların sadece belli topraklarda doğmuş insanlara tanınması ve ölüm tehlikesi ile yüzyüze kalmış olan insanlardan bürokratik bir takım sebeplerle alınması ne kadar anlaşılabilir? Bayatlamış politik oyunlar yine görünmez kılınan bedenler üzerinden oynanırken, ne kadar sessiz kalacağız/kalabileceğiz? Hükümetler sessiz kalmayı tercih ediyorsa, kazandığımız her hakkı herkesle paylaşmak için biz niçin mücadele etmiyoruz?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Londra’da bu konuya sessiz kalamamış ve kalmayı reddetmiş LGBTQ+ göçmenlerin ve mültecilerin yoksulluk yaşamaması için mücadele eden Micro Rainbow International (MRI) isimli bir örgüt var ve örgüt yalnızca yoksulluk sorunuyla değil, LGBTQ+ göçmenler ve mülteciler arasında artışta olan yalnızlaşmaya ve evsizliğe karşı da mücadele veriyor. Birleşik Krallık’taki evsiz LGBTQ+ göçmen ve mültecilere ilk kez güvenli yerlerde konaklama imkanı sağlayan kuruluş, iş bulma, eğitim ve sosyalleşme imkanı da sağlamakta.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28298" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1124.png" alt="" width="583" height="364" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1124.png 583w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1124-320x200.png 320w" sizes="auto, (max-width: 583px) 100vw, 583px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşik Krallık’ın yanı sıra sığınmacıların en çok tercih ettiği diğer bir ülke ise Amerika Birleşik Devletleri. Başkan Donald Trump’ın son zamanlarda mültecilere uyguladığı “sıfır tolerans politikası”nın yarattığı etkilerden kısaca söz etmek gerekirse, sınırda yasal olmayan yollardan ülkeye sığınmak isteyen göçmen ve mülteci ailelerin çocuklarından ayrılması şartını savunan bu politika doğrultusunda 5 Mayıs &#8211; 9 Haziran tarihleri arasında ABD göçmen ofisinin raporuna göre 2342 çocuk ailesinden “belirsiz” bir süreliğine alınmış durumda. Mayıs başında yaptığı konuşmalardan birinde Başkan Trump göçmen ve mültecilerden bahsederken açıkça “Bunlar hayvan” dediği göz önünde bulundurulursa, politikasında çocukların ailelerinden alınarak kafes benzeri yerlerde konaklatılmaya başlandığını öğrendiğimizde bu kararı veren zihniyeti hayal etmek çok da zor olmaz diye düşünüyorum. Ailelerinden alınan çocuklara birkaç dakika içerisinde ailelerini yeniden görecekleri söylenirken, aslında aylar boyunca bir daha hiç onların yüzlerini göremeyecekleri gerçeği saklanıyordu. Trump henüz geçtiğimiz günler içerisinde kararını geriye çevirdiğini beyan eden üst düzey bir emir vermiş olsa da, bu emir daha önce ailelerinden ayrılmış olan çocukları ailelerine geri döndürmeye maalesef ki yetmiyor. “Birbirlerinden ayrılan ailelerin görüntüsü hoşuna gitmediği için” böyle bir karar aldığını açıklayan Trump, kararını geri çekse de mültecilere “sıfır tolerans politikası”nın uygulanmaya devam edeceğini de belirtmiş. Katman katman artan mülteci ve göçmenlerin hem kendi ülkelerinde, hem de “sığındıkları” ülkelerde karşılaştıkları tüm bu problemler, daha geçen hafta ABD’nin en ünlü simgelerinden biri olan Empire State Building’in tam tepesinin gökkuşağı renklerine büründürülmesi ile LGBTQ+’nın insan hakları mücadelesine destek verdiği o fotoğrafı aklıma getiriyor. Kimler için, hangi çıkarlar güdülerek destek sunuluyordu? Destek anlayışının yalnızca bir showdan ibaret olmadığına inanmak keşke bu kadar kolay olabilseydi. Özellikle kadın ve LGBTQ+ haklarının show dünyasınca tüketilen ve bundan rant sağlanmaya çalışıldığı bir dünya içerisinde yaşarken insan haklarının can çekiştiği bu iki görüntüyü karşılaştırmadan zihnim rahat etmedi, bir de siz üzerinde düşünün:</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28299" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1125.png" alt="" width="245" height="318" /><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28300" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1125_001.png" alt="" width="316" height="205" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">20 Haziran’ın göçmenler ve mülteciler için farkındalık yaratmak adına Dünya Göçmen Günü ilan edilmesi ile Haziran ayının aynı zamanda Pride ayı olarak dünyaca kutlanması ile bu kesişimsellik içerisinde LGBTQ+ göçmen ve mültecilerin diğer göçmenlerden farklı olarak kamplarda uğradıkları ayrımcılık aslında tam da yine kesişimsellik kavramı ile anlaşılabilir. Kendi toplumlarında karşılaştıkları ayrımcılık aslında kısaca kamp içerisine haliyle taşınıyor, fakat bir de üzerine “sığınılan” ülkenin engelleri ve aşağılayıcı süreçleri döngünün içerisine dahil oluyor. Genel olarak insan haklarının unutulduğu böyle bir politika gölgede bırakılarak, sadece kendi vatandaşları söz konusu olduğunda geçerli olan insan hakları için mücadeleye destek vermenin ikiyüzlü tarafı da burada zaten. Söylemi devam ettirerek insan haklarının belirli bir toplumun çıkarına indirgendiği bir düzlemde özgürleşmeden benim görüşümce söz edilemez. Trump’ın koltuğu devraldığından beri LGBTQ+’lara karşı anti-gey tutumu da göz ardı edilemez, fakat değinmek istediğim nokta eğer özgürleşme adına bir mücadele varsa dünya üzerindeki tüm varlıkların hakları göz önünde bulundurularak ilerleme kaydedilmesi gerekir, aksi halde eksik ve aslında hiçbir şeyi değiştirmeyen bir noktada saymaya devam edilir. Trump’ın hükümeti eleştirilirken gözden kaçırılmaması gereken nokta da bu aslında. Çünkü bana göre LGBTQ+ hakları insan haklarından ayrılamaz, farklı başlıklar altında farklı deneyimlerden kaynaklı ezilmişlikler konuşulabilir ve konuşulmalı; fakat bu ikisi bambaşka şeylermiş gibi davranılamaz. Kesişimsellik kavramının önemini vurgulamak istememin sebebi de aslında bu. LGBTQ+ göçmen ve mültecilerin diğer göçmen ve mültecilerden farklı olarak neler yaşadıklarının altının çizilmesi ve tüm bu sorunların doğdukları toprakların vatandaşları olarak hayatlarını sürdürme konusunda sorun yaşamayan LGBTQ+’ların mücadelesine eklenmesi, ancak yine bu noktada farklı ezilmişliklerin getirdiği deneyimlerin göz ardı edilmemesi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim bunu destekleyen örneklerden bir tanesi de, hapse girmek için gey olmanın yeterli olduğu Etiyopya’da kamusal alanda kimliğini açık olarak ifade edebilen ilk geylerden biri olan Robel Hailu. “Ait olduğum ülkede gey olmak bir suç, bu yüzden de kendi ülkemden buraya kaçtım,” diyen Hailu, kendi ülkesinde daha önce ayrımcılık ve ölüm tehditleri ile karşılaşmış. Ülkesine geri dönme ihtimali bulunmayan, dönmek isterse de çok ciddi cezalarla karşılaşmak zorunda olan Hailu, tüm bu sebeplerden dolayı ABD’ye sığınmak için başvuruda bulunmuş. Fakat bilindiği üzere Trump hükümetinin “sıfır tolerans politikası” tehlikeli bir atmosfer yaratıyor. Hailu sözlerini “Etiyopya’ya dönmeye korkuyorum,” diye sürdürürken LGBTQ+’ları gerçekten kabul eden bir ülkede yaşamak istediğini dile getiriyor. Hükümet tarafından özellikle gizli tutulduğu için Etiyopyalı LGBTQ+’ların toplum içinde neler yaşadıklarını asla bilemeyeceğimizi aktaran Hailu, dışarda kendilerine yardım etmemiz ve onları dinlememiz için bize ihtiyacı olan kardeşlerimiz olduğunu söylüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sözünü ettiğim tüm bu sorunlar ve birçok kaynak aracılığıyla haklarında kısıtlı bilgiye ulaşabildiğim, zaten ne kadar ulaşsam da asla yeterli olamayacak olan göçmen ve mültecilerin derinden hissettiği her sorun farklılıkları da göz önünde bulundurularak mücadelemiz içerisinde bir yere sahip olmalı. Nitekim dünyadaki belirli ülkelerde belirli vatandaşların edinebilmiş olduğu temel insan hakları her dünya vatandaşına erişinceye kadar mücadelenin son bulmayacağı dünyanın her yerinde söylenmeli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazının en başında bahsettiğim mülteci kampı ise kendi gücünü kendi içerisinde yeşertmeyi başarmış, uluslararası arkadaşlarının da yardımlarıyla, dünyanın en büyük üçüncü mülteci kampı olan ve 185.000’den fazla insana sığınak sağlayan Kenya’daki Kakuma Mülteci Kampı’nda geçtiğimiz haftalarda kampın LGBTQ+ topluluğu olan Refugee Flag Kakuma bir Onur Yürüyüşü gerçekleştirdi. 600 kişi katılım gösterdi ve dünyada Pride’ı kutlayan ilk mülteci kampı oldu.</span></p>
<p><iframe loading="lazy" title="LGBT Pride festival in Kenya&#039;s Kakuma refugee camp" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/9ksHHy3UsFo?start=10&#038;feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kampta genellikle Uganda’da cinsel veya toplumsal cinsiyet kimliklerinden dolayı ömür boyu hapse mahkum edilen insanlar Kenya’daki bu kampa gelerek kendi toplumlarında gördükleri şiddet ve eziyetten kaçıyorlar. Kenya’da da aslında eşcinsel olmak yaşadışı kabul edilmekte; fakat kampta hayatını sürdürmekte olan birçok mülteci eşcinselliğin yasal olduğu bir üçüncü dünya ülkesinde yerleşme imkanı bulmayı umut ediyorlar. Ugandalı transgender mülteci Rluage Eibusone kampta olma deneyimini “Gerçekten çok mutluyum. Ailemleymişim gibi hissediyorum ve bunun için çok mutluyum,” sözleri ile ifade ediyor. Gerçekleştirilen yürüyüş boyunca atılan sloganlardan bir tanesi de “Homofobiyi bırakın!” idi.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28302" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1126.png" alt="" width="612" height="375" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1126.png 612w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1126-610x374.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1126-320x196.png 320w" sizes="auto, (max-width: 612px) 100vw, 612px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat az önce sözünü ettiğim kesişimsellik burada da karşımıza çıkıyor, kendi ülkeleri içerisinde gördükleri ayrımcılığın kamp ortamına da haliyle sızması durumu ve buna karşı alınması gereken önlemlerin gerektiği zamanlarda alınmamış olmasından kaynaklı olarak gerçekleşen ayrımcılık Kakuma Kampı’nda da gerçekleşti. Düzenlenen Onur Yürüyüşü her ne kadar büyük bir başarı olarak görülse de, etkinliği düzenleyen Mbazina Moses’ın aktardığı üzere yürüyüşten hemen sonra iki LGBTQ+ birey oldukça şiddetli bir saldırıya uğradı. Bunun yanı sıra, kamptaki diğer mültecilerin yürüyüşe katılan LGBTQ+’lara yazdığı açık mektupta oldukça sert uyarılarda bulunuldu.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28303" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1127.png" alt="" width="390" height="490" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1127.png 390w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1127-320x402.png 320w" sizes="auto, (max-width: 390px) 100vw, 390px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mektupta yazılanların çevirisi ise şu şekilde: “Bu, Kakuma’da yaşayan tüm erkek ve kadınlara bir uyarıdır. Şu ana kadar yapmakta olduğunuz şey artık sona erdi. Bir süredir sessizliğimizi koruyorduk. Çocuklarımızı ve dinimizi lekelediğiniz için kampı terk etmek zorundasınız. Eğer kampı terk etmezseniz, her birinizi teker teker öldüreceğiz ve bu konuda ciddiyiz. YETER ARTIK!”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Refugee Flag Kakuma’nın yöneticisi Moses daha birkaç gün önce görünürlüklerini kutlayan mültecilerin şimdi korkuyla yaşadıklarını belirtti. Mektubun onlar için ardında herhangi bir gün her an karşılarına çıkabilecek şiddetin antipatik yüzünü, korkuyu ve çaresizliği barındıran bir kapının açılma tehdidiyle yüzleşmek anlamına geldiğini sözlerine ekleyen Moses, Facebook üzerinden en son paylaştığı gönderide polisin durumu kontrol altına aldığını ve güvende olduklarını söyledi. Fakat hala yürüyüşü gerçekleştirmek için kullandıkları paranın bir kısmını toparlayamadığını (12.000 Kenya Şilini &#8211; 120 Amerikan Doları) ve borçlu olduğunu belirterek yardım beklediğini de sözlerine ekledi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her türlü koşulda ve her yerde sürdürülen bir mücadelenin canlı kanıtı olarak Kakuma Kampı’ndaki Refugee Flag Kakuma’nın gerçekleştirdiği bu yürüyüş her birimiz için umutsuzluğu bir kenara bırakarak birlikteliğin gücü ile asla yılmamamız gerektiği konusunda sıkı bir ders veriyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28304" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1128.png" alt="" width="616" height="440" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1128.png 616w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1128-610x436.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1128-320x229.png 320w" sizes="auto, (max-width: 616px) 100vw, 616px" /></p>
<p>Kaynaklar:<a href="https://www.gaystarnews.com/article/this-emotional-pride-in-london-video-is-coming-to-uk-national-tv/#gs.UblojK8" target="_blank" rel="noopener"> 1</a> <a href="https://www.gaystarnews.com/article/lgbti-refugees-face-violence-discrimination-and-we-need-to-help-them/#gs.UblojK8" target="_blank" rel="noopener">2</a> <a href="https://www.gaystarnews.com/article/death-threats-for-lgbti-refugees-who-threw-pride-parade-at-kenyan-camp/#gs.BwQfzqk" target="_blank" rel="noopener">3</a> <a href="https://www.gaystarnews.com/article/gay-refugees-chechnya-still-scared-lives/#gs.BwQfzqk" target="_blank" rel="noopener">4</a> <a href="https://www.gaystarnews.com/article/threat-trump-poses-lgbti-people-seeking-asylum/#gs.lmGzBV0" target="_blank" rel="noopener">5</a> <a href="https://www.facebook.com/RefugeeFlagKakuma/" target="_blank" rel="noopener">6</a> <a href="https://www.pinknews.co.uk/2018/06/18/pride-event-takes-place-inside-refugee-camp/" target="_blank" rel="noopener">7</a> <a href="https://www.bbc.com/news/world-us-canada-44552852" target="_blank" rel="noopener">8</a> <a href="https://www.advocate.com/world/2018/4/06/one-year-later-chechnyas-gay-purge-remains-uninvestigated" target="_blank" rel="noopener">9</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/29/pride-dunyada-neler-oluyor-2/">Pride: Dünyada Neler Oluyor? &#8211; 2</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>26. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Başlıyor: Sınır!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/21/26-istanbul-lgbti-onur-haftasi-basliyor-sinir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jun 2018 09:18:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27987</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk kez 1993 yılında, "Cinsel Özgürlük Haftası" adıyla düzenlenen İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası, bu yıl 26. yaşını kutluyor. “Sınır” temasıyla 25 Haziran-1 Temmuz 2018 tarihleri arasında gerçekleşecek haftada paneller, atölyeler, forumlar gibi birçok etkinlik yer alacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/21/26-istanbul-lgbti-onur-haftasi-basliyor-sinir/">26. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Başlıyor: Sınır!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul LGBTİ+ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks, Artı) Onur Haftası bu yıl <strong>25 Haziran-1 Temmuz 2018</strong> tarihleri arasında Taksim ve Kadıköy çevresindeki birçok mekanda ücretsiz olarak gerçekleşecek.</p>
<p>İlk kez 1993 yılında “Cinsel Özgürlük Haftası&#8221; adıyla düzenlenen hafta, Valilik engeline takılarak yasaklanmış, hafta etkinliklerine ve Onur Yürüyüşü’ne izin verilmemiş, aktivistler gözaltına alınmış, yurt dışından gelen konuklar sınırdışı edilmişti. Onur Haftası daha sonraki yıllarda da yasaklarla karşılaştı ancak etkinlikler düzenlenmeye devam etti. Yasaklar karşısında hareketin talepleri ve aldığı toplumsal destek güçlendi ve <strong>ilk İstanbul Onur Yürüyüşü</strong> <strong>2003&#8217;te, O</strong><strong>nur Haftası gerçekleştirilmeye başlandıktan tam on yıl sonra yapıldı.</strong> O yıl ancak 20-30 kişiyle yapılan bu ilk yürüyüş, her yıl katlanarak büyüdü. 2013 yılında İstiklal&#8217;deki yürüyüşe 50.000 kişinin katıldığı ifade ediliyor. 2015 ve 2016 yılında ise Onur Yürüyüşleri beklenmedik şekilde polis tarafından engellendi. Ancak mücadeleyle kararlı olan LGBTİ+ hareketi, 14. Onur Yürüyüşü&#8217;nde önce tüm İstiklal’e, ardından da İstanbul’un birçok yerine <strong>“dağıldı.” </strong>Yürüyüşün 15. Yılı olan 2017’de ise polisin engellemelerine rağmen LGBTİ+’ların Taksim’in çeşitli yerlerinde bir araya geldi.</p>
<p><strong>Onur Haftası Komitesi,</strong> bu yılın teması olan Sınır’la ilgili “sadece güçlünün lehine konan tüm sınırlar üstüne konuşmak, bu sınırlara karşı olanca gücümüzle savaşmak, görünmez sınırları görünür kılmak istiyoruz. Hayatlarımız, bedenlerimiz, duygularımız hakkında bol keseden nefret söylemi üreten özgüvenin sınırsızlığını kaldıracağımıza ve bize ait olanın sınırlarını belirleyebileceğimize dair inancımız tam,” diyorlar.</p>
<p>Onur Haftası’nda bu tema çerçevesinde hem yerelden hem de yurtdışından sınır temasının gündemleştirileceği çeşitli kolektiflerden, örgütlenmelerden konuklar gelecek, sınırlara rağmen dayanışmanın nasıl mümkün kılınabileceği, gerçek ve tahayyülümüzdeki sınırların aramızda nasıl düşmanlıklar, ayrılıklar yarattığı konuşulacak.</p>
<p><strong>Bu Yılın Teması: Sınır!</strong></p>
<p>Yazının ve düşüncenin sınırlarıyla ele aldığımız bu kavramı sınır kelimesinin anlamını hayatlarımıza dokunduğu yere doğru hep birlikte düşünerek, konuşarak, tartışarak genişletmek için bir çağrı yapıyoruz. Bu çağrıyı yapıyoruz çünkü kimliklerimizin, yönelimlerimizin, varoluşlarımızın, çeşitli bahanelerle sınırlandırılmasını kabul etmiyoruz. ‘’Dört duvar arasında ne yaparsanız yapın’’ diyerek bizi kamusal alandan tecrit edenlere karşı, bizi sıkıştırdıkları alanlardan çıkarak bir araya geliyoruz. Her gün sokaklarda pervasızca varolmaya devam eden şiddete, işkenceye, tacize ve tecavüze ses çıkarmayanlara inat; sevmeye, hazza ve paylaşmaya konulan sınırları aşındırmanın ne denli önemli olduğunu biliyoruz.</p>
<p>Bu çağrıyı yapıyoruz çünkü çocuk yaşta beden sınırları ihlal edilerek toplum normlarına uydurulmaya çalışılan intersekslerin farkedilmesini istiyoruz. Kendi güç pozisyonlarını korumak için bizleri ikili cinsiyet sisteminin sınırlarına tıkanların karşısına dikiliyor, bizlerden “farklı” olduğumuzu düşünerek gözlerini kaçıranlara “buradayız” diyoruz. Yönelimlerin, kimliklerin ve varoluşların sayısına çekilen sınırlara karşı kuirlerin, sayısız cinsiyet kimliğinin ve cinsel yönelimin varlığını gösteriyoruz. Aseksüellerin, aromantiklerin ve nicelerinin varlığını haykırıyoruz.</p>
<p>Bu çağrıyı yapıyoruz, çünkü yaşadığımız coğrafyanın sınırları ötesinde sürmekte olan savaşın yarattığı kıyımı görüyoruz ve milliyetçi, ırkçı, sömürgeci devletlerin koyduğu sınırlara karşı durmak istiyoruz. Devletlerin koyduğu sınırları binbir güçlükle aşan göçmen arkadaşlarımızla yabancı düşmanlığının ve ırkçılığın aramıza koyduğu görünmez sınırları konuşmaya ve sınırların yarattığı psikolojik, fiziksel problemleri görünür kılmak istiyoruz. Kimliklerimizden duyduğumuz onuru göçmenler, etnik azınlıklar, diğer uluslardan herkesle sınırsızca kutlamak istiyoruz. Flörtlerimizde, ilişkilerimizde erkek egemen sistemin dayattığı sınırların değil kendi sınırlarımızın geçerli olduğunu haykırıyoruz. Eşlerimizin, aşklarımızın sayısına çekilen sınırları kaldırıyoruz.</p>
<p>Ankara Valiliği’nin il sınırları içerisinde konan ve süresinin sınırı olmayan yasağı İstanbul’dan protesto ediyor, onların sınırlarıyla alay ediyoruz. Son 25 yıldır söylediğimiz gibi: Sınırları içine hapsedildiğimiz “gettoları değil, kentin tamamını” istiyoruz. Hapishanede insanî muamele istediği için açlık grevine başlayan ve sesini duyuran Diren’i ve birçok başka trans arkadaşımızı hapse koyup direnişimizi ve dayanışmamızı sınırlayabileceğini zannedenlere gerek açlığımızla, gerek mektuplarımızla sesimizi yükseltiyor ve insanca yaşamanın onurunu geri kazanıyoruz.</p>
<p><strong>İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası&#8217;nda Neler Olacak?</strong></p>
<p>Yıllardır çeşitli tema başlıkları altında düzenlenen haftada, şimdiye kadar <strong><em>Dikkat Aile Var! Tabu, Bellek, Direniş, Temas, Normal</em></strong><em>,<strong>Örgütleniyoruz!</strong></em> ve en son <strong><em>Aramızda Ne Var?</em></strong>temalarıyla şekillendi. Hafta etkinlikleri herkese açık ve ücretsiz olarak gerçekleşiyor. Bu yıl da LGBTİ+ hareketinin gündemini oluşturan sağlık, görünürlük ve anayasal haklar gibi konularda yapılacak forumlar, paneller, tiyatro oyunları ve film gösterimlerine ek olarak, OHAL&#8217;e ve her gün artan baskılara rağmen nasıl politik bir aradalığın örülebileceği, bunun için nasıl alternatif yollar bulunabileceği de konuşulacak.</p>
<p>25 Haziran günü “Feminist Savunma Yöntemleri” atölyesi ile başlayacak olan Onur Haftası’nda 50’den fazla etkinlik yer alıyor. Bu yıl randevu hikayelerinden DJ’lik atölyesine, LGBTİ+ sağlığından hafıza yürüyüşüne, film gösterimlerinden özsavunma atölyelerine ve tabii ki çılgın partilere kadar pek çok şey Onur Haftası’nda yer alacak.</p>
<p>Haftanın kapanışının ise 1 Temmuz Pazar günü , 16. Onur Yürüşü ile yapılması planlanıyor. İstanbul LGBTİ Onur Yürüyüşü’ün bu sene saldırı ile engellenmesi değil, sorunsuz şekilde gerçekleşmesi için kamuoyu oluşturmaya çalışan Onur Haftası Organizasyon Komitesi, “bayraklarımız, renklerimiz, aşkımız, lolipoplarımız ile sokaklarda olmak istiyoruz” diyor ve önceki yıllarda on binlere ulaşan kitlesellikle gerçekleşen yürüyüşlerini tekrar gerçekleştirmek istiyorlar. Haklarının, varoluşlarının, aşklarının yok sayılmaya çalışıldığı bu dönemde,  OHAL baskısı altında hala burada olduklarını haykırıyorlar ve ekliyorlar: Sen yoksan çok eksiğiz!</p>
<h4><strong>LGBTİ+FOBİKLERİN KORKULU RÜYASI HORMONLU DOMATES ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULUYOR!</strong></h4>
<p>Bu sene 14. senesi olan <strong>Hormonlu Domates Ödülleri</strong> ile yılın en LGBTİ+fobik söylemlerini yapılan çağrı ile belirlenen adaylarla oylamaya sunularak seçilecek. 16. Hormonlu Domates Ödülleri 29 Haziran Cuma günü <strong>Roxy’deki </strong>özel gecede sahiplerini bulacak.</p>
<p>Her yıl gönüllü bir ekiple düzenlenen Onur Haftası Komisyonu, hem haftaya hem de yürüyüşe toplumun her kesiminden katılım için çağrı yapıyor “Sen yoksan çok eksiğiz” diyor.</p>
<p><strong>ONUR HAFTASI TÜM PROGRAMI İÇİN <a href="https://mailcookie.com/l/PL2IWkDVhPsATx6c66HTlw/763hcGIMRKYqkZ67OOjFiJ2Q/nakqn5l8sBPB3gyBsLtu4Q" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?hl=tr&amp;q=https://mailcookie.com/l/PL2IWkDVhPsATx6c66HTlw/763hcGIMRKYqkZ67OOjFiJ2Q/nakqn5l8sBPB3gyBsLtu4Q&amp;source=gmail&amp;ust=1529658737971000&amp;usg=AFQjCNGjETrJCWdUc7Cw8GxUpka1MxBrGA">BURAYA</a> TIKLAYABİLİRSİNİZ.</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/21/26-istanbul-lgbti-onur-haftasi-basliyor-sinir/">26. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Başlıyor: Sınır!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
