<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>okder arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/okder/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/okder/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 May 2021 11:27:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>okder arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/okder/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mahalle Dayanışmasından, Güçlü Kadınlara&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/24/mahalle-dayanismasindan-guclu-kadinlara/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Sep 2019 07:26:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kadına Mülteci Mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[okder]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okmeydanı’nda yoksulluğun ve dayanışmanın bir araya getirdiği Suriyeli kadınlar kendilerinin var ettiği Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nı kendileri anlattı. Birbirinden farklı kadınları bir araya getiren bu mutfağın en önemli özelliği onları ayakları üzerinde duran, mutlu, güçlü birer kadına dönüştürmesi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/24/mahalle-dayanismasindan-guclu-kadinlara/">Mahalle Dayanışmasından, Güçlü Kadınlara&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Savaşın kendilerine biçtiği geleceksizliğe rağmen var olmaya çalışan, yolları bir mutfakta kesişen, reçelle yola koyulup başka başka lezzetleri sofralara taşıyan, kısacası emeğiyle güçlenen Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’ndaki her bir kadının hikayesi farklı. Onları ortaklaştıran en büyük şey ise bu mutfak. Çünkü burada hem eve katkı sunabildiklerini, hem birbirleriyle dayanıştıklarını, hem de özgüvenlerinin arttıklarını ifade ediyorlar. Okmeydanı’nda yoksullukla boğuşan Suriyeli kadınların bu mutfağı nasıl var ettiklerini<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/23/dayanismadan-dogan-mutfak-kadin-kadina-multeci-mutfagi/" target="_blank" rel="noopener"> dosyamızın ilk bölümünde anlatmıştık</a>. </span><span style="font-weight: 400;">Şimdi de kadınların bu mahalle dayanışmasının hayatlarında nasıl bir noktaya düştüğünü, kendi hikayelerini onlardan dinleyeceğiz. </span></p>
<p><strong>Kazandığımız Yetmiyor Ama Mutluyum</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sakine İbrahim, 40 yaşında. Şam’dan Okmeydanı’na 2013 yılında gelmiş. Mutfağı çok sevdiğini söylüyor, “Çok güzel bu mutfak. Biz birbirimize çok güveniyoruz. Güzel yemek yapıyoruz. İlk reçelle başladık. Her bir grup, bir reçel yaptık. Sonra mutfağa dönüştü. Mutfak beni güçlendirdi. Buraya geldiğimde çok üzgündüm. Dil bilmiyordum. Kültür bilmiyordum. Her şey çok zordu. OKDER’e gelip Umut abiyle tanıştım. Ben çalışmak istiyordum. Orada bir buçuk sene çalıştım. Hala dil problemi yaşıyorum. Şam’da büyük bir fabrikada müdürdüm. Buraya gelip overlokçuda çalıştım. Çok zordu. Suriye’de biz o kadar ‘çabuk çabuk’ çalışmıyoruz. Uzun saatler&#8230; Suriye’de öyle değildi. Biz burada Suriyeliyiz diye uzun saatler, düşük ücrete çalıştırıyorlar. Ben de bunu yaşadım. Sonra Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nı kurduk. Yetmiyor kazandığımız ama çok mutluyum. Güçleniyorum. Daha çok sipariş verilsin istiyoruz. Kira, fatura ağır geliyor burada.”</span></p>
<p><strong>Mutfağın Güçlendirdiği Bir Kadın: Gülistan</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mutfak sözcüsü, Suriye kürtlerinden 35 yaşındaki 4 çocuk annesi Gülistan Hasan’daki değişimi fark edebiliyorum. Kadın Kadına Mülteci Mutfağı kuruluşunda tanışmıştım ilk kendisiyle. O zaman daha çekingendi, konuşmayı çok tercih etmiyordu. O zamanlar “Bu mutfak umudumuz” diyordu. Şimdi ise “Güçlüyüm ve güçlü kadınları seviyorum” diyor. Bu mutfağın kurucularından biri Gülistan, “Mutfakla tanışmam çok şey kattı hayatıma. Geldim yeni arkadaşlarla tanıştım, evden çıkamıyorduk kimseye gidemiyorduk, nefesimiz daralıyordu. Ama burada hem arkadaşlarla muhabbet sohbet ediyoruz hem de yemek yapıyoruz. Çocuklarım açısından da etkinlikler oluyordu. Çocuklarım onlara katılıyordu onlar için de çok iyi oldu. En büyük kızım evden hiç çıkmıyordu  ilk zamanlar. Mutfaktan sonra o da kaynaştı insanlarla. Burada kadınlarla beraber hem yemek yapıyoruz hem de biraz olsun eve katkı sağlıyoruz. Burada yoksul olanlara sadece Suriyelilere değil Türklere de yardımcı olmaya çalışıyoruz. Durumları olmayan Türkler de var bu mahallede. Kazandığımızla bize gelen yardımlarla onların da ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Okul açıldığı zaman kırtasiye yardımlarında, kışın kömür yardımın da bulunuyoruz” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kadar yoksulken neden böyle bir yardım girişiminde bulunduklarını soruyorum Gülistan’a:</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">“Evde oturmaktan daha iyidir dayanışmak. Savaşı yaşadıktan sonra, buraya geldikten sonra hayatın acı yüzünü gördük. Açtık, susuzduk. Ama biz geldiğimizde bizimle dayanıştılar. Bize yardım ettiler biz de aynı şekilde dayanışmak zorundayız.”</span></p></blockquote>
<p><strong>Mutfaktan Sonra Özgürlüğümüzü Elimize Aldık</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Güçlü kadınları seviyorum” diyor Gülistan, kendisine  “peki sen kendini güçlü görüyor musun” diye soruyorum. “Evet” diye utanarak kafa sallıyor. Çocuklarını daha önce parka bile götüremediğini, korktuğunu, çekindiğini anlatıyor, “Dil bilmediğim için nefes alamıyorum gibiydi. Eve gelirken bile kayboluyordum sürekli. Duydum bir dernek varmış bu mahallede. Yardım var dediler. Ben de çıkıp geldim. Öyle tanıştım dernekle. Bir sene sonra en büyük kızım birinci sınıfa okula başladı. Çok mutlu oldum. Hem gittim yeni insanlarla tanıştım hem de dil öğrenmeye başladım kızımla beraber. İkinci kızım da okula başlayınca Türkçe anlamaya başladım iyice. Ama tam konuşamıyorum. Mutfakla tanıştıktan sonra daha çok özgürlüğümüzü elimize almış olduk. Toplantılara katılıyoruz, alışverişe gidiyoruz. Mutfak olduktan sonra özgüvenimiz arttı. Gözümüz açıldı. Dil olmadığı zaman insan sağır, dilsiz oluyor. OKDER bize çok yol gösterdi. Bir kadının güçlü olabilmesi için, korkmaması kendini ezdirmemesi lazım. ‘Yapabilirim’ demeli kadın.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı zamanda geçim derdinin hala bir sorun olduğunu anlatıyor Gülistan, “Geçinmek çok zor. Üç çocuğum okula gidiyor, eşim tek çalışıyor. Her sene evin kirası 150-200 lira artırıyorlar. Kaynanam bende kalıyor. Kamışlı’da evim yıkıldı. Evim dursaydı burada durmaz giderdim.” Sürekli kimlik sorunu yaşadığını söyleyen Gülistan’ın ayrıca devletten bir de talebi var, “İstiyorum ki devletten, kimlik sorununu halletsinler.” </span></p>
<p><strong>&#8216;Sevinince Hep Birlikte Seviniyoruz&#8217;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şam’dan gelen ve 4 yıldır Türkiye’de yaşayan 6 çocuk annesi Feryal Habip mutfağın en büyük kadını. “3 çocuğum Şam’da 3 çocuğum burada benimle. Onları özlüyorum” diyor ve gözyaşlarını tutamıyor. Araya uzun bir sessizlik girdikten sonra derneği heyecanla anlatmaya başlıyor. “Okmeydanı’na geldikten sonra OKDER ile tanıştık. Daha sonra mutfak kuruldu. Mutluyuz. Yeni insanlarla tanıştık, tamam benim vatanımın insanları ama hepsi ayrı şehirden insanlar. Ben insanlarla kaynaşmayı seven bir insanım, yemek pişirmeyi de çok severim. Burada olmak bana çok iyi geliyor. Kadınlar üzüldüğü zaman hepimiz birbirimize üzülüyoruz, birbirimize yardımcı oluyoruz. Sevinince hep birlikte seviniyoruz. Ben onların en büyüğüyüm hepsi benim kızlarım gibi.”</span></p>
<p><strong>Az Da Olsa Katkı Sağlamak İçin Çalışıyoruz</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçim derdinin zorluğundan o da bahsediyor ve siparişlerin artmasını istiyor, “Kocam yaşlı çalışmıyor. İki oğlum var üniversite çağında ama şimdi tekstil köşelerinde çalışıyorlar. Bir tanesi faturalara, bir tanesi yemeğimize çalışıyor. Suriyeliler diye yarı fiyata çalıştırıyorlar. Burada hayat, yaşamak çok zor. Biz Suriye’deyken varlık içinde yaşardık. Eşim tek çalışıyordu bize yetiyordu. Ama burada 3-4 kişi de çalışsa da yetmiyor. Şam’da kadın dışarı çıkmaz, çalışmaz ama burada mecburuz. Az da olsa katkı sağlamak için çalışıyoruz.”</span></p>
<p><strong>Buraya Gelir Kapısı Olarak Bakmıyoruz</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyeli kadınların arasında bir de Türk var. Adı Feride. Buradaki kadınlara tercümanlık yapıyor. Dayanışmanın en güzel örneklerinden birini de gösteriyor aslında. Suriyelilerle öyle iç içe ki kimi zaman onu bile Suriyeli sanıyorlarmış. “Ben de bu mahallede oturuyorum aslen Türk’üm. Tercümanlık yapıyorum kadınlara hem de bu mutfakta çalışan kadınlardan biriyim. Arapça biliyorum. Suriyeli kadınlarla geçiyor günlerim benim. Onlar bu mahalleye geldiğinden beri öyle. Mutfakla da şöyle tanıştım; Okul aracılığıyla okulda bir komşumun çocuğuyla Suriyeli bir kız çocuğu arasında sorun olmuştu. Okula gitmiştim onun için. Müdürle görüşmüştük. Müdür de benim Arapça bildiğimi görünce Umut beye (OKDER Başkanı Umut Dede) yönlendirdi. Öyle başladık. O zaman mutfak yeni yeniydi. Reçeller yeni yeni pişmeye başlıyordu o zamanlar. Ben dernekten önce de Suriyeli kadınların çoğunu tanıyordum mahalleden. Onların kimlik karakol, hastane işleri oluyordu. Yardım için gidiyordum, tercümanlık yapıyordum herhangi bir ücret almıyordum tabii. Daha sonra buraya geldiğimde başka Suriyeli kadınlarla da tanıştım. Ben onları seviyorum. Onlarla zaman geçirmeyi de seviyorum. Beraber çalışıyoruz burada. Sipariş geliyor, alışverişini, yemeğini, hazırlamayı birlikte yapıyoruz. Teslim işini genelde ben yapıyorum. Giderleri çıkarıyoruz. Kalan 50 ise  bölüştürüyoruz. Kirayı elektriği de biz ödüyoruz. 8 aydır biz döndürmeye çalışıyoruz mutfağı. Sipariş gelirse güzel. Kadınlar memnun hayatından sadece parasal yönden bakmıyoruz bu mutfağa bir nebze derdimizi anlatıyoruz birbirimize. Bize terapi gibi bu mutfak. Çok bir geliri yok ama dedim ya gelir kapısı olarak bakmıyoruz buraya. Mesela benim kızımın doğum günüydü dün. Burada birlikte pişirdik kutladık. Beraber yaptık yani onlar için de değişiklik oluyor.”</span></p>
<p><strong>Onlar Da Yoksul, Biz De</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyelilere dönük önyargılara da şöyle cevap veriyor Feride, “Ben şahsen onlarla yaşıyorum 5 senedir. Ben üzülüyorum onların durumuna. Kendimi koyamıyorum bile yerlerine. Devlet 4-5 ayda bir kimlik değişimi yapıyor, devamlı göç idaresine gidiliyor. Göç idaresinde köpeğe bile öyle davranılmaz. Azarlıyorlar, kovuyorlar. Yaşlısı, genci, hamilesi bakmıyorlar. Şahsen ben kendimi onların yerine koyamam çok zor durumdalar. Türkiye’nin bir mülteci için koşuları çok ağır. Onlar bizim gibiler. Biz nasıl kiracıysak, kira, elektrik doğalgaz ödüyorsak onlar da ödüyor. Onlar da yoksul. Biz de. Çoğu yardım almıyor. Ben kendim görüyorum çok zor durumdalar. Türkiye de ‘gelip işimizi elimizden alıyor’ diyorlar. İmza toplayıp Suriyeli çocukları okuldan atmaya çalıştıkları da oldu, otobüse bindiğimizde Suriyelilerle gezdiğim, Arapça konuştuğum için bize kötü sözler söyleyenler oldu. Çok ırkçılık oluyor. Türkler Suriyelilerle arkadaşlık yapsa kendileri gibi olduklarını görür. Suriyeliler misafirperverdir. Ben 5 senedir içlerindeyim. Beni kendi ailelerinden gibi görürler. Önyargıyla davranmasın insanlar, dayanışsınlar. Sonuçta ölümlü dünya, bugün varız yarın yokuz. Benim komşularım arkadaşlarım onlar. Mutluyum onlarla. Sadece Suriyelilere değil, her insana önyargıyla davranılmasın. Önce tanıyın.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/24/mahalle-dayanismasindan-guclu-kadinlara/">Mahalle Dayanışmasından, Güçlü Kadınlara&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir komşu dayanışması örneği: Kadın Kadına Mülteci Mutfağı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/22/bir-komsu-dayanismasi-ornegi-kadin-kadina-multeci-mutfagi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2017 11:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kadına Mülteci Mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[komşuluk hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[okder]]></category>
		<category><![CDATA[Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11057</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Kadına Mülteci Mutfağı savaş yüzünden ülkesini terk eden ve yeni bir ülkede ayaklarının üstünde kalmaya çalışan 17 kadının beraber reçel ve turşu yaptığı bir mutfak. Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (OKDER) ise bu mutfağı kurmaları için kadınları destekleyen ve &#8220;komşuluk hukukunu&#8221; işlettiklerini söyleyen mahalleli insanlar. Kadınlardan mutfağa dair deneyimlerini dinledik ve OKDER bize [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/22/bir-komsu-dayanismasi-ornegi-kadin-kadina-multeci-mutfagi/">Bir komşu dayanışması örneği: Kadın Kadına Mülteci Mutfağı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadın Kadına Mülteci Mutfağı savaş yüzünden ülkesini terk eden ve yeni bir ülkede ayaklarının üstünde kalmaya çalışan 17 kadının beraber reçel ve turşu yaptığı bir mutfak. Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (OKDER) ise bu mutfağı kurmaları için kadınları destekleyen ve &#8220;komşuluk hukukunu&#8221; işlettiklerini söyleyen mahalleli insanlar. Kadınlardan mutfağa dair deneyimlerini dinledik ve OKDER bize Türkiye&#8217;de mülteci-vatandaş dayanışmasının nasıl kurulabileceğini anlattı.</strong><span id="more-17610"></span></p>
<h4>&#8220;Elimden gelen işler vardı ama sanki ellerim bağlıydı, gözlerim bağlıydı bu ülkede&#8221;</h4>
<p><strong>-Türkiye’ye ilk geldiğiniz zaman yaşadığınız zorluklardan bahseder misiniz?</strong></p>
<p><strong><em>Sakine:</em></strong> Savaş sürerken iki yıl kaldım Şam’da. Çok kötü şeylere şahit oldum, yaralılar ve ölüler gördüm. Sağlam bir ruh haliyle gelmedim buraya. 3.5 yıldır buradayım. Türkiye’de olmanın en büyük zorluğu yabancı olmak. O yabancılığı ve garibanlığı ister istemez hissediyor insan. İkinci olarak dil bilmiyordum ve bu beni çok zorladı. Elimden gelen işler vardı ama sanki ellerim bağlıydı, gözlerim bağlıydı bu ülkede. Bir sene tekstil atölyesinde çalıştım, makinada pantolon diktim. Bu şekilde geçimimi sağlamaya çalıştım reçel yapmadan önce.</p>
<p><strong><em>Meryem Alhamed:</em></strong> İstanbul çok pahalı bir şehir. 9 oğlum ve 1 kızım var. Bazıları Avrupa’ya gitti, burada kalanlar ise çalışamıyor. Küçükler okula gidiyor ve iki tane çocuğum ayaklarından hasta. Evde çalışabilecek durumda olan tek kişi benim.</p>
<p><strong><em>Süheyla Hallavi:</em></strong> Başta yardım almak için geldiğimiz derneğe düzenli olarak gelmeye başladık. Yaklaşık 600 Suriyeli aile gelmiştir buraya şimdiye kadar. Aynı şehirlerden gelmedik; ben Halep’ten geldim, Sakine Şam’dan, Meryem ana ise Haseke’den geldi. Suriye’nin hiç görmediğim şehirlerinden gelmiş insanlarla burada birbirimize destek oluyoruz.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11059" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/20170116_162326-e1485083026334.jpg" alt="" width="900" height="506" /></p>
<h4>&#8220;Hem birbirimize sahip çıkalım hem de ailemizi besleyelim dedik&#8221;</h4>
<p><strong>-Bu işe nasıl başladınız? Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’na siz nasıl katıldınız?</strong></p>
<p><strong><em>Sakine:</em></strong> Şam’dan geldiğimizde durumumuz çok iyi değildi. Okder’i duydum birinden. Kap kacak almak için geldim buraya ilk defa. Sonra buradaki gönüllülere “Benim biraz Türkçem var, isterseniz çevirmenlik yapabilirim” dedim. Onlar da kabul ettiler. O zamandan beri buradayım.</p>
<p><strong><em>Süheyla:</em></strong> Evde yaptığımız reçelleri satmak için yapma fikri hoşumuza gitti, şansımızı deneyelim dedik. Ev yapımı reçel çok satılmıyor İstanbul’da, biz evimizdeki tencerelerimizde yapıyoruz. İnsanlar beğeniyor. Siparişler geliyor, reçel ve turşularımızı övüyorlar. Bunlar bize cesaret veriyor.</p>
<p><strong><em>Meryem:</em></strong> Derneğe başta yardım almaya geliyordum fakat burada diğer Suriyelilerle de tanıştım ve birbirimize destek olmaya başladık. Sonra bir mutfak kurma fikri çıktı. Hem birbirimize sahip çıkalım hem de ailemizi besleyelim dedik. Dışarıda çalışamıyoruz çünkü çocuklar var, onları bırakıp tüm gün dışarıda çalışmak kolay değil. Dil bilmiyoruz. Evlerde çalışma yollarını aradık ve memleketimizde, evlerimizde yaptığımız reçel ve turşuları yapmaya başladık. Tatlısıyla tuzlusuyla yaşayalım dedik.</p>
<p><strong>-Mutfaktaki çalışmalarınızı anlatır mısınız? Buradaki işleyiş nasıl?</strong></p>
<p><strong><em>Süheyla:</em></strong> Grup grup yapıyoruz reçelleri. Hepsini aynı yerde yapacak kadar geniş bir mutfağımız olmadığı için çeşitli gruplar oluşturup birbirimizin evlerinde hazırlıyoruz reçel ve turşuları. Yaklaşık 17 kadınız şu an. Nar reçeli grubumuz var, elma grubumuz var, havuç grubumuz, ayva grubumuz ve turşu grubumuz var.</p>
<h4>&#8220;Sadece yardım almak yerine birbirimize yardım edebilmekten memnunum&#8221;</h4>
<p><strong>-Türkiye’de Suriyelilerle dayanışmak genelde gıda, elbise, sağlık yardımı yapmak şeklinde oluyor fakat Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği sizi iş kurmanız için teşvik ediyor. Bunu nasıl buluyorsunuz?</strong></p>
<p><strong><em>Sakine:</em></strong> Ben buraya geldiğimde durumum çok kötüydü fakat sadece kendimi düşünmedim. Diğer Suriyelilere de nasıl yardım edebileceğimi düşündüm. Yani birlikte ne yapabiliriz, birbirimize nasıl sahip çıkarız? Bunların yolunu aradım. O yüzden kadınlar olarak beraber çalışma fikrini benimsedim. Sadece bir kişi değil, hepimiz çalışıp emek verdik. Sadece yardım almak yerine birbirimize yardım edebilmekten memnunum.</p>
<h4>&#8220;Bizimle tanıştığında hamile olan kadınların çocukları bugün 2 yaşında ve hala bir aradayız, artarak çoğalıyoruz&#8221;</h4>
<p><strong>-Öncelikle dernekten başlayalım. OKDER nasıl kuruldu?</strong></p>
<p><strong><em>Songül Yerer Dede:</em></strong> Derneğimiz 2014 yılında kuruldu. Kentsel dönüşümle ve mahallenin sorunlarıyla ilgilenmek isteyen, 40, 50 yıldır bu mahallede bir arada yaşayan insanların kurduğu bir dernek. Türkiye’de 35 mahallenin bir üst çatı olarak kurduğu Mahalleler Birliği’ne de üyeyiz. Burada kentsel dönüşüm çalışmaları yürüterek mahalleliden yana gelişmeler yaşanması için uğraşıyoruz. Bunların yanı sıra mahallemizdeki ihtiyaç sahipleri için kıyafet ve gıda yardımı yapıyorduk. Kapıya astığımız ilana mülteci kadınların başvurduğunu gördük. Soba ve gıda ihtiyaçları olduğunu gördük ve onlarla tanışıklığımız bu şekilde başladı. Bizimle tanıştığında hamile olan kadınların çocukları bugün 2 yaşında ve hala bir aradayız, artarak çoğalıyoruz.</p>
<p><strong>-Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nı başlatan fikir nasıl ortaya çıktı?</strong></p>
<p><strong><em>Songül:</em></strong> Bu derneğin gönüllüleri emekçi, fabrikalardan emekli olmuş işçi insanlar çoğunlukla. Tek başımıza üstesinden gelemeyiz deyip sosyal medyada çağrılar yaptık. Bugün iki yıldır savaştan etkilenmiş çocuklar için pedogojik ve eğlenceli dersler veriyor gönüllüler. Bu insanlar evlerinde yaptıkları kekleri getirdi buraya, her şey gönüllülüğe dayalıydı. Fakat sorun çok büyük bir sorundu ve taşıma suyla değirmen taşı dönmez dedik. Diğer yandan sadece mülteciler için değil bu mahallede yaşayan diğer yoksul halklar için de bir dayanışma ağı örmeye çalıştık. Buradan sadece mülteciler değil ülkemizde savaştan kaçan, çatışma bölgelerinden kaçan yoksullar da yardım alıyordu. Fakat yeterli gelmiyordu. Sonunda sadece vererek olmaz dedik çünkü daima alıcı olmak da bu insanları aynı yerde saymaya mahkum eden bir şey.</p>
<h4>&#8220;Yüklerimizi eşit bir şekilde paylaşmak istedik, kadınlara seçenekler sunduk&#8221;</h4>
<p>(Masanın ortasında ikramlarla dolu tabağı göstererek) Şu tabağı sadece ben kaldırırsam tüm yük benim sırtıma biner fakat biz şimdi bu tabağı hep beraber sırtlanıyoruz. Yüklerimizi eşit bir şekilde paylaşmak istedik, kadınlara seçenekler sunduk. Çocukları olduğu için fabrikalara atölyelere girmek kolay değildi. Evde ne yapabiliriz diye düşünmeye başladık. Gerçi kadınlar bizden önce çözümler bulmuştu; evde tekstil işlerini düzeltip, incik boncuk yapıyorlardı fakat bunlar parça başı ücretlendirilen ve karşılığı çok fazla olmayan işler. Evde çocuklarına da göz kulak olabilecekleri bir iş düşünürken aklımıza reçel ve turşu yapmak geldi. Bildikleri bir işti, Suriye’de de yapıyorlardı. Üstelik tarifleri de bizimkinden farklı, örneğin onlar reçele tarçın katıyorlar.</p>
<p>Mutfaksızlık şu an en büyük problem. Evlerde toplanıp yapıyorlar reçelleri fakat üretim düşüyor. Malzeme parasını çıkardığımızda ellerinde pek bir şey kalmıyor fakat onlar yine de azimle reçel yapmaya ve turşu kurmaya devam ediyorlar. Kendi ayaklarının üstünde durmak istiyorlar ve bizim görevimiz onlara bunu yapmaları için yardım etmek. Yapılması gereken sadece para yardımı değil, örneğin bu kadınlar imalat yapabilecekleri bir mutfak arıyorsa kira ödemelerine yardım edilebilir veya bir gönüllü tesisatçı mutfağın tesisatını kurabilir kadınlar için. Bu şekilde onların ayakta durabilmeleri için dayanışabiliriz ve bu hepimize bir örnek teşkil eder. Bugün Okmeydanı’nda böyle bir şey başlatıldıysa yarın Beyoğlu’ndaki kadınlar cesaret alıp başka bir şey başlatabilirler.</p>
<h4>&#8220;Biz birbirimize yardım ederek var olan insanlarız. Yoksulluğumuzu paylaşabiliriz ve kendimize bir dayanak oluşturabiliriz”</h4>
<p><strong>-Bana göre yaptığınız iş bakımından Türkiye sivil toplumuna bir örnek teşkil ediyorsunuz. Çünkü sadece yardım eden değil dayanışmayı örgütleyen bir pozisyondasınız, mültecilerle beraber çalışıyorsunuz. Sizinkine benzer şeyler yapmak isteyen sivil toplum kuruluşlarına veya gönüllülere ne gibi tavsiyeler vermek istersiniz?</strong></p>
<p><strong><em>Songül:</em></strong> Gözünüzde çok büyütmemeniz gerekiyor. 10 kişi bile olsanız bir dernek kurmaktan korkmayın. Herkes gördüklerinden dolayı üzülüyor ama çoğu insan hiçbir şey yapmıyor. Gardıroplarını elden geçirirken atmak istedikleri, belki paspas bile olamayacak kıyafetleri bağışladıkları için iyilik yaptığını sananlar var. İyilik bu değil; iyilik dayanışmayla birbirimize ayakta durmayı öğretmektir. İki paket baklagille, bir aylık pirinçle bu sorunu çözemezsiniz artık. Şu saatten sonra mülteci dediğimiz bu insanlarla birlikte yaşayacağız biz. Almanya’ya giden Türkler her yıl “Geri döneceğiz”, “İkinci çocuk oldu geri döneceğiz”, “Yaşlandık geri döneceğiz” derler ama aslında çoğu geri dönmedi.</p>
<p><strong><em>Umut Dede:</em></strong> Öncelikle şu mevzuyu açmamız lazım; biz kendimizi bir sivil toplum kuruluşu olarak değerlendirmiyoruz. Biz kendi mahallemizde ya da kendi yaşadığımız dünyada birlikte yaşadığımız insanlarla hukukumuzun gelişmesi gerektiğine inanıyoruz. Çıkış noktamız da buydu çünkü bizim babalarımız İstanbul’a ilk geldiklerinde yoksul hayatları içerisinde dayanışarak bir hukuk oluşturdular. Herkes şunu biliyordu; birbirimize destek olursak hayatta kalabiliriz, evimizi yapabiliriz, kömürümüzü taşıyabiliriz vesaire. Bu bilinç ve kültür bizde var fakat sistemin insanları bireyselleştirdiği bir yerde, insanları tüketime alıştırdığı bir noktada dayanışmak yerine insanlar birbirlerini ötekileştiriyor ve birbirlerine yabancılaşıyorlar. Halbuki burası gibi yoksul bir mahallede insanların zorlukları aşmalarının yolu dayanışmak. Bu yüzden bu derneği kurduğumuzda komşuluk hukukunun tekrar işlemesine inandık ve bu şekilde komşularımıza seslendik. Onlara “Biz birbirimize yardım ederek var olan insanlarız. Yoksulluğumuzu paylaşabiliriz ve kendimize bir dayanak oluşturabiliriz” dedik ve yola çıktık. Biz bu hukuku inşa etmeye çalışırken Suriye’deki savaşla birlikte ülkemize mülteci insanlar geldi. Televizyon programlarının beslediği propagandaya biz de inandık önce. Devlet bu insanlara ev veriyor, kiralarını ödüyor, düzenli ödemeye yapıyor dediler ama derneğimize gelip yardım talep eden insanların peşine takılarak evlerine gittiğimizde bu iddiaların doğru olmadığını öğrendik. Bizim ihtiyar heyeti dediğimiz bir ekibimiz var, bu heyeti topladık ve “Eğer komşuluk hukukundan söz ediyorsak burada bizimle yaşamaya çalışan mültecilerle dayanışmak zorundayız” dedik. Bunu yapmadığımızda bizim utancımız olacağını biliyorduk. Kararı aldıktan sonra mültecilerin evlerini tespit etme çalışmalarına başladık ve ziyaretlerle, desteklerle dayanışmayı sabırla ördük ki bu pek kolay bir iş değildir. İnsanlara sunduğunuz dayanışma karşılığında bir beklentiye girmemek lazım çünkü dayanışmanın kendisinin özgünlüğe ihtiyacı var. Bir beklenti içerisinde olmamamız buradaki Suriyeli kadınlara güven verdi. Bu güveni kazanmak için çok fedakarlık yaptık ve kadınlar da bunu gördü. Sivil toplum kuruluşlarından ayrıldığımız nokta bu; biz sabah 8, akşam 5 çalışmıyoruz, telefonlarımız onlarda var ve bu dernek onlar geldiği sürece açık.</p>
<h4>&#8220;Biz kendimizi sivil toplumcu olarak adlandırmıyoruz, biz bu insanlarla dayanışıyoruz&#8221;</h4>
<p>Sadece iki paket süt vermek için Taksim’e çağırıyorlar insanları. Böyle dayanışma olmaz. Bakın mültecilerle dayanıştıklarını söyleyen sivil toplum kuruluşlarının çoğu, bu insanlardan uzak mekanlarda. Dolayısıyla demek ki bu kuruluşların mültecilerle kaynaşmak, onları dinlemek gibi bir dertleri yok. Fon almadıkları sürece bu insanlara bir bardak su bile vermeyecek kuruluşlar var. STK dünyası bize yabancı bir zemin. Daha önce birçok toplantıya çağırdılar. Otellerde toplanıp mültecilerle ilgili konuşuyoruz. Onca para mülteciler için değil mülteciler hakkında tartışmak için harcanıyor. Dolayısıyla bu tür toplantılara katılmama kararı aldık. Sonuç olarak biz kendimizi sivil toplumcu olarak adlandırmıyoruz, biz bu insanlarla dayanışıyoruz. Yardım da etmiyoruz, bizim birbirimize ihtiyacımız var. Yaptığımız şey yoksulluğumuzu paylaşmak. Bu süreçte paylaşımı demokratik ve şeffaf bir şekilde gerçekleştirmek önemli. Bu insanların karar mekanizmalarına katılıp bu mekanizmalarda etkin olmaları, kendi hayatlarıyla ilgili kararları alabilmeleri gerekiyor.</p>
<h4>&#8220;Mutfak yalnızca bir kazanç kapısı değil aynı zamanda sosyalleşme alanı ve reçel o sosyalleşmenin bir aracı&#8221;</h4>
<p><strong>-Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?</strong></p>
<p><strong><em>Umut:</em></strong> Mutfak gerekliliğinden arkadaşlar bahsetmiştir, ben biraz açmak istiyorum konuyu. Mutfak olarak kullanılacak mekanda sadece üretim merkezi değil aynı zamanda kadınların çocuklarını bırakabilecekleri oyun alanı ve kreş de olacak. Bu kadınların 3-4 tane çocukları var, eğer çalışacaklarsa çocuklarını nereye bırakacaklarını önemsemek gerekiyor. Dolayısıyla mutfak dediğimiz mekanı sadece üretim alanı olarak değil çocukların oyun oynayabilecekleri ve annelerinin endişelenmeden çalışabilecekleri bir yaşam alanı olarak düşünüyoruz. Mutfağın kurulması için gösterilecek dayanışma bu açıdan çok önemli. Mutfak yalnızca bir kazanç kapısı değil aynı zamanda sosyalleşme alanı ve reçel o sosyalleşmenin bir aracı. Büyük paralar kazanmak için burada değiliz. Birbirimize ihtiyacımız vardı ve reçeller, turşular bizi bir araya getirdi.</p>
<h6><strong><a href="https://www.facebook.com/kadinkadinamultecimutfagi/?fref=ts">Kadın Kadına Mülteci Mutfağı</a> ve <a href="https://www.facebook.com/okder2014/?fref=ts">OKDER</a>&#8216;in Facebook hesaplarına isimlerinin üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz</strong></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/22/bir-komsu-dayanismasi-ornegi-kadin-kadina-multeci-mutfagi/">Bir komşu dayanışması örneği: Kadın Kadına Mülteci Mutfağı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
