<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Okan Ürker arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/okan-urker/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/okan-urker/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Jul 2019 10:07:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Okan Ürker arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/okan-urker/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Natura&#8217;dan Farklı Bir Doğa Koruma Stratejisi: Özel Mülkiyet Oluşturma</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/25/naturadan-farkli-bir-doga-koruma-stratejisi-ozel-mulkiyet-olusturma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayse Erarslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jun 2019 11:16:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[NATURA Doğa ve Kültür Koruma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Ürker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40069</guid>

					<description><![CDATA[<p>NATURA Doğa ve Kültür Koruma Derneği, Anadolu sığla ağacını korumak ve çoğaltmak amacıyla çevre bilimi akademisyenleri ve Köyceğiz sakinleri tarafından 2015 yılında kuruldu. Dernek doğa koruma konusunda Türkiye’de yaygın olarak bilinen yöntemlerden farklı, yeni bir strateji izliyor. NATURA kurucu üyesi Çankırı Karatekin Üniversitesi Çevre Sağlığı Programı’ndan Dr. Öğretim Üyesi Okan Ürker ile doğa koruma stratejilerini ve Türkiye’de doğa koruma eylem planlarının hazırlanması ve uygulanmasına ilişkin deneyimlerini konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/25/naturadan-farkli-bir-doga-koruma-stratejisi-ozel-mulkiyet-olusturma/">Natura&#8217;dan Farklı Bir Doğa Koruma Stratejisi: Özel Mülkiyet Oluşturma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-40071" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/IMG_3652-640x427.jpg" alt="" width="360" height="240" />Öncelikle derneğinizin kuruluş aşamasından bahsedebilir misiniz? Kimlerle birlikte ve neden böyle bir dernek kurma ihtiyacı duydunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Köyceğiz’de sığla ağacının korunması birçok açıdan çok önemli. 1950’lerde 7000 hektar olan sığla orman varlığı bugün yaklaşık 2000 hektar kadar kaldı ve bunun %70-80’i Köyceğiz Çevre Koruma Bölgesi sınırları içerisinde. Köyceğiz aynı zamanda dünya üzerinde türün kendini sakladığı, gen merkezi olan ve kökenini saldığı yer. Bir yandan Köyceğiz bölgesinde narenciye baskısı nedeniyle orman dokusunda muazzam bir parçalanma var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2009’da Anadolu sığla ormanlarını koruma gayesiyle Doğa Koruma Merkezi’nin Hayata Artı Projesi kapsamında proje koordinatörü olarak çalıştım. Köyceğiz’de bu vesileyle iki seneye yakın kaldım. Aynı dönemde Köyceğiz’deki sığla ormanlarına ilişkin doktora tezi çalışmalarıma da başladım. Doğa Koruma Merkezi’nde böyle önemli bir alanın korunması için parçalanmayı yok edebilmek adına peyzaj ekolojisi ilkelerini kullandık, koridor metodunu geliştirdik. Yani bir yapbozun içerisinde yapbozu ağaçtan yamalarla birleştirip orman ekolojisini minimum kaynaklarla nasıl devam ettireceğimizi düşündük. Teknik bir projeydi. Ancak ben bu işlerin içerisine girdikçe teknik mevzuların yetmeyeceğini, toplumsal vicdanda dönüşüm, etik konular, ağalık-efelik ilişkileri, yörüklük düzeni, toprak paylaşımı, mülkiyet gibi konulara girmemiz gerektiğini fark ettim. Bu konulara ilişkin Ankara Üniversitesi’nde Sosyal Çevre Bilimleri Anabilim Dalı’nda doktora çalışmamı yürüttüm. Çevre tarihi, çevre sosyolojisi, çevre etiği konularını orman ekolojisi ve doğa tarihi ile harmanladım. Doktora çalışmalarımı 2014’ün sonunda bitirdim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dernek ekibi bu süreçte birbirini tanıyordu. Ekibin içinde Köyceğiz’de yaşayan bir grup arkadaşımız ile çevre bilimci akademisyen arkadaşlar vardı. Derneğin kuruluşu aslında ortak bir çalışmanın sonucunda bir gereklilik olarak ortaya çıktı. Fethiye, Marmaris, Dalaman, Ortaca ve Köyceğiz’de birbirinden habersiz insanlar sığlanın korunması için bir şeyler yapmaya çalışıyorlardı. 2015 yılında Marmaris Kent Konseyi Çevre Çalışma Grubu, tüm bu grupları bir araya topladı, biz de katıldık. Çalıştayda bu konuda çalışan STK’ları, kamu kurumlarında ve üniversitelerde bu konuyu çalışanları gördük. Bunlarla iyi bir etkileşim ve iletişim oluştu. Marmaris Belediyesi Kent Konseyi Çevre Çalışma Grubu ve Marmaris TEMA’nın bu süreçteki emeğini inkâr edemem. Biz de bu mevzuyu havada bırakmayalım istedik ve NATURA’yı kurduk. Çalıştaydan sonra Sığla Çalışma Grubu kuruldu. Bu noktada bir şansımız, bu bölgedeki kamu kurumlarının İç Anadolu veya Doğu Anadolu gibi bölgelerden farklı olarak konuyu sahiplenmesi ve yeri geldiğinde sivil toplum kuruluşu gibi aktif rol almaları oldu. Yaptığımız toplantılar sonucunda beş yıllık Sığla Koruma Eylem Planı’nı hazırladık. </span></p>
<p><b>Sığla Ormanlarının Korunması Eylem Planının ortaya çıkarılması ve uygulanması sürecinde edindiğiniz deneyimden yola çıkarak bu tarz eylem planlarının oluşturulmasında neyin başarılı olduğunu düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de eylem planlarını ya Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ya da Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü gibi kurumlar ihale eder. Bir çevre danışmanlık firması ihaleyi alır. Altta danışman olarak uzman hocaları tutar. Teknik bir şekilde yürür gider. Verilen sürede planın uygulanması istenir, ama bu planlar çok nadiren uygulanır ya da hiç uygulanmaz, rafta kalır. Biz ilk defa bir kurumun ihaleye çıkmasına gerek kalmadan, içinde sivil toplumun, kamunun, üniversitenin olduğu bağımsız bir şekilde götürdük. Bu <a href="https://naturader.org/sweetgumactionplan/)" target="_blank" rel="noopener">eylem planını</a> farklı ve başarılı kılan özelliği de bu oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eylem planının uygulanmasına ilişkin henüz bir değerlendirme yapamıyoruz, çünkü daha yeni uygulanmaya başlandı. İlk değerlendirmelerimizi bu yaz yapacağımız bir Çalışma Grubu Toplantısı kapsamında gerçekleştireceğiz. </span></p>
<p><b>Derneğinizin izlediği doğa koruma stratejisi nedir? Güncel çalışmalarınızdan bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Satın alma yoluyla özel mülkiyet oluşturup korunan alanlar yaratmak istiyoruz. Yapmak istediğimiz şeye benzer bir örnek Türkiye’de Alakır Vadisi’nde yapıldı. Küçük bir alan satın alındı, ama çok stratejik bir yerde olduğu için oradaki yatırımın önüne geçilecek belki. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kuzey Avrupa ülkelerine, ABD’ye baktığınızda birçok sulak alan veya orman vakıflara, özel müteşebbislere ya da şahıslara ait olabiliyor. Örneğin Fransa’da Camargue Deltası</span> <span style="font-weight: 400;">bir STK’ya ait. Osmanlı’da da su kaynakları ve ormanların vakıflar tarafından yönetildiğini görüyoruz. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde 1600’lü yıllarda tüm sığla ormanlarının Milas’ta bir caminin vakıf arazisi olduğu zikrediliyor. İlgili anekdota göre; tüm etnik kurumlar bu ormandan %35 vergisini ödemek kaydıyla yararlanabiliyor. 1800’lere kadar bu kaynaklar ekosistemiyle çok güzel yönetilmiş. Ama 1800’lerden sonra arazi kanunnameleri,  çiftlik arazilerinin oluşması, vakıf sisteminin bozulması ve bu ormanların mütesellimlerin eline geçmesi, Cumhuriyet döneminde toprak reformu sonucunda paramparça bir yapı oluşuyor ve mülkiyet sorunuyla daha girift bir hale geliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de bugün geldiğimiz noktada bütün korunan alanlar devlet eliyle yönetiliyor. Dolayısıyla koruma yapabilmek için devler kurumlarıyla ortak çalışmanız gerekiyor. Ancak bu konuda da sorunlar var. Bugün Orman Genel Müdürlüğü’ne gidip ağaçlandırma yapmak istediğinizde karşınıza iki sorun çıkıyor. Özel çevre koruma bölgesindeki doğal SİT alanlarında iseniz ağaç dikemiyorsunuz. Her ne kadar SİT alanlarında rehabilitasyon çalışmaları yapılabilir hükmü varsa da maalesef bu durum garip bir şekilde orman arazilerinde ağaç dikebilmenize izin vermiyor.</span> <span style="font-weight: 400;">İkincisi koruma yapılacak alan özel mülkse kamulaştırma yapmadan ağaçlandırma yapılamıyor, ama ağaçlandırma söz konusu olduğunda ne hikmetse kamulaştırma da yapılmıyor. Yani, maden ocağı açmak isteyince bir dağ kamulaştırılabilirken, bir ormanı korumak istediğinizde narenciye bahçeleri kamulaştırılmıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim stratejimiz araziyi satın almak üzerine kurulu, çünkü korumak istediğimiz alan özel mülk sahiplerinin alanına giriyor ve burada ağaçlandırma yapılması mümkün değil. Dünyada bu stratejiyi benimsemiş örgütler var. World Land Trust gibi ormansızlaştırılan Yağmur Ormanları’nda devasa alanları satın alan vakıflar var. Bunlar bizim gibi destek arayan kişi ve kurumlara kaynak aktarımı yapıyorlar. Onlarla işbirliği halinde çalışıyoruz. Türkiye’de enerji, kimya, altyapı gibi alanlardaki büyük şirketlere ulaşmaya çalışıyoruz. Bir özel sektör kuruluşundan destek gelecekti, son dakikada iptal oldu, ama arayışımız devam ediyor. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün bölgede sığla propolisi üreticilerine verdiği teşvikler var, bunları takip etmeye çalışıyoruz. Yine yer yer Doğa Koruma Merkezi ile birlikte hareket ediyoruz. Henüz kamuoyuna bir duyurumuz olmadı. Arazinin bir kısmını bir fonla veya sponsorluk anlaşmasıyla satın aldıktan sonra kamuoyuna açık çağrı yapacağız.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Hem kendime hem de doğa koruma örgütlerine ilişkin bir özeleştiri de yapmak istiyorum. Türkiye’de büyüklü küçüklü örgütler ilkin güzel başlıyorlar, ama profesyonelleştikçe sektörleşiyorlar. Örgütlerin belirlediği önceliklerden fonların dayattığı önceliklere kayıyoruz maalesef. Stratejinizi uygulamaktan uzaklaşıp, kapitalist sistemde bir sektör oluyorsunuz, fonlara bağımlı hale geliyorsunuz.</span></p></blockquote>
<p><b>Doğa koruma faaliyetlerinde sahada gözlemlediğiniz en büyük eksiklik sizce nedir? Bunun giderilmesi için sivil toplum kuruluşları neler yapabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğa koruma alanında insan yetiştirmeye ihtiyacımız var. Türkiye’de doğa koruma ile ilgili heyecanı, potansiyeli olan birçok insan var. Ne biyoloji mezunu birisini ne de doğaya ilgisi olan birisini bu alana yönlendirecek bir mekanizma var. Önceki yıllarda Doğa Derneği’nde Alan Savunma Koordinatörü olarak çalışmıştım, çalıştığım zamanlarda yerelde alan savunuculuğu yapan farklı coğrafyalardaki, farklı sosyal statülere sahip insanlarla çok fazla iletişim kuruyordum. Orada da fark ettim ki insanlar doğa koruma ile ilgili neye nasıl tepki vereceklerini bilmiyorlar. İnsanlarda enerji var, ama nereye nasıl başvuracağını bilemiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanların algısında klasikleşmiş bazı klişeler var. Örneğin bazıları milli park ilan edilse korumanın hemen gerçekleşeceğini düşünüyor. Milli park statüsünün hemen verilmeyeceğini, çok farklı başka statülerle nokta atışı kazanımlar elde edilebileceğini bilmiyorlar. Ya da çok basit bir dilekçeyle çözebileceği bir sorun olduğunda insanlar duysun, basında medyada haber alsın diye çözümü uzatıyorlar.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Hakikaten köyünü, deresini, ormanını korumaya çalışan, HES’e karşı mücadele veren, bozkırda tarım alanlarının işgaline karşı duran, yoğun kaçak avcılıkla mücadele eden insanların çabasına destek olabilecek bir örgüt kalmıyor.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Hem kendime hem de doğa koruma örgütlerine ilişkin bir özeleştiri de yapmak istiyorum. Türkiye’de büyüklü küçüklü örgütler ilkin güzel başlıyorlar, ama profesyonelleştikçe sektörleşiyorlar. Örgütlerin belirlediği önceliklerden fonların dayattığı önceliklere kayıyoruz maalesef. Stratejinizi uygulamaktan uzaklaşıp, kapitalist sistemde bir sektör oluyorsunuz, fonlara bağımlı hale geliyorsunuz. Maalesef Türkiye’de şu anda bunu yaşıyoruz. Bu da şunu tetikliyor. Hakikaten köyünü, deresini, ormanını korumaya çalışan, HES’e karşı mücadele veren, bozkırda tarım alanlarının işgaline karşı duran, yoğun kaçak avcılıkla mücadele eden insanların çabasına destek olabilecek bir örgüt kalmıyor. Oradaki insanlar da kendini değersiz hissediyor. Biz de açıkçası dernek olarak fazla bir şey yapamıyoruz, hem kapasitemiz küçük olduğundan, hem de daha teknik konularla ilgilendiğimiz için. Ama genel olarak Türkiye’ye baktığımızda sivil toplum kuruluşlarının networkler/yerel ağlar kurması, yereldeki alan savunucularını networklere/bu ağlara dahil etmesi gerekiyor. Doğal Hayatı Koruma Derneği (DHKD)’nden başka</span> <span style="font-weight: 400;">bu vasfı yerine getiren çok fazla kurum kalmadı. Türkiye’de bu insan potansiyelini doğru yönlendirecek örgütlere ihtiyacımız var. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/25/naturadan-farkli-bir-doga-koruma-stratejisi-ozel-mulkiyet-olusturma/">Natura&#8217;dan Farklı Bir Doğa Koruma Stratejisi: Özel Mülkiyet Oluşturma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küdür Yarımadası Koruma Planlaması Çalıştayı Gerçekleştirildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/18/kudur-yarimadasi-koruma-planlamasi-calistayi-gerceklestirildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayse Erarslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Jun 2019 14:21:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Bütüncül Koruma Alan Yönetimi ve Eylem Planı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Itri Levent Erkol]]></category>
		<category><![CDATA[küdür platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Küdür Yarımadası]]></category>
		<category><![CDATA[Oğuz Develi]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Ürker]]></category>
		<category><![CDATA[Ufuk Altınbaş Koşkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39777</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bodrum Yalıkavak Küdür Yarımadası “Bütüncül Koruma Alan Yönetimi ve Eylem Planı” Çalıştayı, doğa koruma, bitki bilimi, arkeoloji, mera yönetimi, zooloji, jeoloji gibi farklı dallardan uzmanlar, STK  temsilcileri  akademisyenler ve bölgede yaşayan halkın katılımıyla 15-16 Haziran tarihleri arasında Yalıkavak’ta gerçekleştirildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/18/kudur-yarimadasi-koruma-planlamasi-calistayi-gerceklestirildi/">Küdür Yarımadası Koruma Planlaması Çalıştayı Gerçekleştirildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çalıştay fikrini ortaya atan ve organizasyonunu üstlenen <a href="ttps://www.facebook.com/kuduryarimadasi/">Küdür Platformu</a>, önemli doğa alanı olan bölgede Ocak ayında başlayan kaçak bir ‘beach club’ inşaatını engellemek üzere bir araya gelen bir grup bölge sakininin çabalarıyla kuruldu. Bölgede gezen bir kişinin, kıyıda bir iskele yapıldığını etrafındakilere haber vermesi üzerine harekete geçen grup ilk olarak savcılık ve kaymakamlığa dilekçe verdi ve ardından sahilde 2000 kişinin katıldığı bir şenlik düzenledi. Yaptıkları toplantılar neticesinde Küdür Yarımadası için bütüncül bir koruma planlaması yapılması gerektiği sonucuna varan grup, farklı disiplinlerden görüş toplamak üzere Küdür Platformunu kurmaya ve akabinde bir çalıştay toplamaya karar verdi. Çalıştaya doğa koruma, bitki bilimi, arkeoloji, mera yönetimi, zooloji, jeoloji gibi farklı dallardan uzmanlar, Bodrum Kent Konseyi’nden, yerel derneklerden ve Muğla İl Tarım Müdürlüğü’nden temsilciler, akademisyenler ve bölgede yaşayan halktan toplam 100 kişi katıldı. Çalıştayın sonrasındaki süreçte eylem planının yazılı hale getirilmesi ve ilgili kurumlara sunulması hedefleniyor.</p>
<p>Sivil Sayfalar olarak çalıştay süresinde yaptığımız söyleşileri, katılımcıların sunumlarını ve tartışmaları birleştirerek yazılı ve görsel bir haber dosyası hazırladık.</p>
<blockquote><p>Küdür’de 90lı yıllardan beri süregelen bir inşaat baskısı var. Mevcut kaçak yapılar ve günübirlik tesislerin kurulması için hala devam eden başvurular Küdür’ün korunmasını isteyen yerel halkı tedirgin ediyor.</p></blockquote>
<p>Bodrum’da yapılaşmanın olmadığı yegâne alanlardan biri, Yalıkavak’taki Küdür Yarımadası&#8230; Yarımada da işgal edilmiş ve eğlence yerine dönüştürülmüş alanlar var. Bu kaçak yapıların yıkımı henüz gerçekleştirilmediği gibi, yeni inşaatların yapılması da söz konusu. 90’lı yıllardan beri süregelen inşaat baskısı ve günübirlik tesislerin kurulması için hala devam eden başvurular da Küdür’ün korunmasını isteyen yerel halkı tedirgin ediyor. Ancak yarımadada hala dokunulmayan 4 milyon m²lik alan var ve bu alan Türkiye’nin önemli doğa alanları arasında sayılıyor. Bu alanın tamamı İl Tarım Müdürlüğü’nün tescil ettirdiği bir mera statüsüne sahip ve önemli bir bölümü 1. ve 3. derece arkeolojik SİT alanı kabul ediliyor. Bunun yanı sıra IUCN verilerine göre Türkiye’de sayıları 100’e düşen ve nesli küresel ölçekte de koruma altında olan Akdeniz foklarının yaşam ve üreme alanı. Ayrıca birçok deniz canlısı, memeli ve kuş türünün ve bitki taksonunun yayılış gösterdiği bir alan. Küdür, yerel halkın günlük hayatında da önemli bir değere sahip. İnşaat yapılmak istenen Alacain Koyu Yalıkavaklıların denize girdiği bir plaj ve bölgede otellerden uzak tek ücretsiz plaj olduğu için bölge sakinleri tarafından sevilerek kullanılıyor.</p>
<figure id="attachment_39784" aria-describedby="caption-attachment-39784" style="width: 458px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-39784" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/RESİM-1-640x458.jpg" alt="" width="458" height="328" /><figcaption id="caption-attachment-39784" class="wp-caption-text">Küdür Yarımadası haritası. Kırmızı işaretli alanlar günübirlik tesis inşaatının söz konusu olduğu yerler.</figcaption></figure>
<blockquote><p>Küdür Platformu’nun bağımsız bir inisiyatif olarak ortaya çıkması ve ortaya koyduğu çalışmalar çalıştaya katılan tüm paydaşlar tarafından önemseniyor.</p></blockquote>
<p>Doğa Derneği Koruma Koordinatörü Itri Levent Erkol, yaptığı sunumda Akseki, Alakır ve Doğu Karadeniz’deki doğa koruma örneklerini anımsatarak “tüzel kişiliği olan, hantallaşmış STK’larla değil yerel insiyatiflerle yapılan koruma çalışmalarının” daha değerli olduğunu, bu anlamda Küdür Platformu’nun çalışma yönteminin de değerli olduğunu belirtti. Çankırı Karatekin Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Natura Doğa ve Kültür Koruma Derneği kurucu üyesi Ekolog Okan Ürker de koruma eylem planlarının Küdür Çalıştayı’nda olduğu gibi sivil toplum, akademi, kamu kurumları ve yerel halk işbirliğinde yapılmasının sonuç verdiğini ve tüm paydaşlar için fayda ürettiğini belirtti. Ürker, Natura’nın Köyceğiz’de sığla ormanlarının koruma eylem planı çalışmalarında kurumlar arasındaki işbirliğinin verdiği sonuçlardan örnekler verdi ve çalıştay sonunda ortaya çıkacak eylem planının kurumların sorumluluğunda olduğunu belirtti. Bodrum Belediyesi yetkilileri ise, kıyı işgalini engellemek için yazılı bilimsel raporların değerli olduğunu, Küdür Çalıştayı’nın bu anlamda tüm Bodrum için bir örnek teşkil ettiğini ve çalıştaydan çıkacak raporu beklediklerini ifade ettiler. Çalıştayın sonucunda bir koruma ve eylem planının raporlaştırılması ve yazılı olarak ilgili kurumlara sunulması hedefleniyor.</p>
<figure id="attachment_39785" aria-describedby="caption-attachment-39785" style="width: 428px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class=" wp-image-39785" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/RESİM-2-640x360.jpg" alt="" width="428" height="241" /><figcaption id="caption-attachment-39785" class="wp-caption-text">Mera statüsünün korunması için Muğla Tarım Müdürlüğü çalışıyor, ancak mera statülerinin geleceği belirsiz</figcaption></figure>
<p>Çalıştayda konuşma yapan Muğla Tarım Müdürlüğü Çayır Mera ve Yem Bitkileri Şube Müdürü Tandoğan Uysal Müdürlüğün bu konuda üstüne düşeni yaptığını örneklerle anlattı. Uysal, Küdür Yarımadası’nın daha önce mera alanı olarak tescil edilmiş olmasına rağmen tescile karşı dava açıldığını ve bu davayı 2015’te tekrar kazandıklarını, şu anda 4 milyon m²lik alanın mera alanı olarak tescilli olduğunu belirtti. Tarım Müdürlüğü’nün Küdür Yarımadası’nda günübirlik tesis kurulmak istenen alanlarda mera statüsünün iptali için yapılan başvuruları reddettiklerini belirten Uysal, mevcut işgallerle ilgili İl Mera Komisyonu tarafından kanun tedbirlerinin alındığını ve tahliye sürecine başlandığını ifade etti. Uysal daha önce İl Mera Komisyonu kararlarının başbakanlık genelgesi kapsamında bakanlıkça onaylandığını, ancak yeni sistemde başbakanlık kaldırıldığı için artık Cumhurbaşkanlığı genelgesi kapsamında Bakanlık tarafından onaylandığı ifade etti.</p>
<p><strong>Arkeolojik Kazılar Küdür’de Kadim Toplulukların Yaşadığını Gösteriyor</strong></p>
<p>Mimarlar Odası’ndan Oğuz Develi geçmiş yıllarda günübirlik tesis kurmak için yapılan başvuruların farkına vardıklarını ve bu vesileyle üniversitelerle işbirliği yaparak kazı çalışmalarını ve SİT alanı sürecini başlattıklarını anlattı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arkeoloji Bölümünden Prof. Dr. Adnan Diler yaptığı sunumda,  “Yarımadadaki kalıntılara baktığımızda 1950’lere kadar nesilden nesile kullanıldığını görüyoruz. Yarımadada kadim tarım alanları, taşlar, teraslar, zeytin işlikleri, limanlar, Roma dönemine ait çiftlik evleri, Hristiyanlık dönemine ait şapeller, kaya mezarları, tapınma alanları görüyoruz. Küdür’de bir antik kent yok, ancak müze boyutunda çalışmalarla koruma yapılabilir. Arkeolojik olarak tamamının 1. Derece SİT alanı olması lazım. Bunun yanısıra Küdür’ün köyünde yaşayan kişilerin mülkiyet mağduriyetinin çözülmesi gerekiyor” dedi. Yıllardır kaptanlık yapan Bodrum Kent Konseyi Başkanı Arif Yılmaz ise, Küdür’e ‘denizden bakma’ nın önemi üzerine konuştu. Sahilden denize bakıldığında tahribatın anlaşılmadığına dikkat çeken Yılmaz, yıllarca denizden çektiği kıyı fotoğrafları eşliğinde yıllar içinde yaşanan tahribatın boyutlarını gösterdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39786 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/RESİM-3-640x360.jpg" alt="" width="368" height="207" /></p>
<p><strong>Küdür’ün Biyoçeşitliliği İçin Bütüncül Envanter Oluşturulması</strong></p>
<p>Küdür Yarımadası’nın önemli bir kısmı araba yolu gitmediği için bölgede yaşayan balıkçılar, doğaseverler ve araştırmacılar dışında geniş kitleler tarafından bilinmiyor ve bölgedeki biyoçeşitlilik hakkında bütüncül bir envanter çalışması bulunmuyor. Çalıştayın önemli bir çıktısı bu envanterin tüm parçalarının bir araya getirilmesi oldu. Türlerin tanınması ve korunması adına yapılan akademik ve sivil toplum çalışmalarını Yalıkavaklılar büyük bir ilgiyle takip ettiler. Devam eden ve gelecekte yapılması gereken envanter çalışmalarının Küdür’ün korunması için önemli olduğunun altı çizildi. Küdür’ün pek bilinmeyen bu kısımlarını yerelde yaşayanlarla birlikte gezip fotoğraflayan doğa araştırmacıları resimlerle Küdür’ün güzelliklerini tanıttılar. Ankara Kuş Gözlem Topluluğu ve Sualtı Araştırmaları Derneği’nden Cem Orkun Kıraç 1990 yılından günümüze kadar Küdür Yarımadasında Akdeniz foklarının ve kuşların korunması için yaptıkları çalışmalardan, Küdür’de bu çalışmalara destek veren yerel balıkçılardan bahsetti. Kıraç,  “Küdür kıyılarını 7-8 fokun kullandığını biliyoruz. Dip balıklarını ve taş balıklarını yiyorlar. Fokun yok olmasında en büyük etken habitat tahribatıdır. Bodrum’da son kalan kıyı şeridi Küdür’de 16 km’lik bir sahildir ve bu alanda turizm olamaz” diyerek Küdür’ün bütüncül koruma planında kitle turizminin yeri olmadığını vurguladı. Doğa Derneği Koruma Koordinatörü Itri Levent Erkol, ada doğanı, tavşancıl ve küçük kerkenez başta olmak üzere 29 çeşit kuş türünün Küdür’de habitatı olduğunu anlattı. Erkol, kuş gözleminin ekosistemin durumuna ilişkin bir gösterge oluşturduğunu ve Doğa Derneği’nin bölgede uygulanacak bir kuş izleme programına destek olabileceğini belirtti.</p>
<p>Ege Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Dr. Volkan Eroğlu Türkiye bitki biyoçeşitliliğinin dünyanın oluşumundan bu yana gelen nedenleri ve Küdür çevresinin bitki çeşitliliği hakkında bilgi verdi. Dr. Ruhi İlkbahar ise biyoçeşitlilik çalışmalarında genellikle göz ardı edilen bir grup olan likenleri tanıtarak Türkiye ve Muğla’nın liken biyoçeşitliliği ile ilgili yapılan çalışmaları sundu. Çalıştayın eylem planına dönüştürülmesi sürecinde Küdür’de en az bir yıl sürecek arazi çalışması ile bitki ve liken çeşitliliğini ortaya koyacaklarını belirtti. Eroğlu, Küdür için oluşturulacak bütüncül envanterin bir benzerinin Seferihisar Doğa Mirası Projesi kapsamında tamamlandığını ve koruma faaliyetleri için faydalı bir kaynak oluşturduğunu ifade etti.</p>
<p>Dr. Ufuk Altınbaş Koşkan kelebekler üzerine yaptığı sunumda Küdür Yarımadası’nda endemik olan Halikarnas kelebeğini, Ege Üniversitesi Zooloji Bölümünden Doç. Dr. Kerim Çiçek Küdür Yarımadası’nın ev sahipliği yaptığı çift yaşar, kaplumbağa, kertenkele ve yılanları tanıttı. Yıllardır Yalıkavak’ta yaşayan Jeolog Dr. Ursula Pfaffenberger Küdür Yarımadası’nın volkanik yapısına ve 8-10 milyon yıllık jeolojik geçmişine dair bilgiler verdi.</p>
<p>Yapılan sunumlar sonrasında ekosistemi yerinde incelemek için çalıştay katılımcıları ve konuşmacılar birlikte Alacain ve Paşalimanı taraflarında yürüyüş yaptılar.</p>
<p><strong>Yalıkavaklılar Küdür’ü Anlatıyor</strong></p>
<p>Bu bölümde çember şeklinde oturan Yalıkavaklılar Küdür’e ilişkin hatıralarını, beklentilerini ve uğraşlarını anlattılar. Katılımcıların çoğunun söz aldığı bölümde her cumartesi gönüllü olarak Küdür Yarımadası’nda sahile atılan çöpleri toplayan Zortul Çevre Grubu’ndan bir grup ilkokul öğrencisinin çalışmaları örnek gösterildi. Bu bölümde sürpriz bir belgesel sunumu da gerçekleştirildi. Bodrum’un yerel değerlerinin korunması için kısa belgeseller çeken Bodrum Lokal ekibinin Küdür Yarımadası ile ilgili çektiği belgeselde bölge halkından Halil Kaptan ile birlikte balıkçılık ve meracılık yapılan alanlar ziyaret edilirken, Şubat ayında başlayan iskele inşaatının görüntülerine, bölge halkı ve Bodrum Belediyesi tarafından yapılan eylemlere ve röportajlara yer veriliyor.</p>
<p><strong>Küdür Platformu Çalışmalarını Sürdürecek</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39787 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/SON-RESİM-640x360.jpg" alt="" width="437" height="246" />Küdür Platformu çalıştayın son kısmında gelecek dönemdeki iş planını çıkarmaya çalıştı. Hukuki destek ihtiyacı olan platform bundan sonraki süreçte yasal bilgi ve danışmanlık alabileceği insanlara ulaşmaya çalışacak. Korumanın öne çıkan dayanağı mera, arkeolojik SİT, doğal SİT alanı ve Akdeniz foku koruma alanı statüsü oldu. Ancak 3. arkeolojik SİT alanı ve 1. derece doğal SİT alanı oluşu yapılaşmaya engel olmadığı için mera statüsünün gerekliliğinin altı çizildi. Diğer yandan da sadece mera statüsüne güvenilmemesi gerektiğini belirten katılımcılar bütüncül eylem planına fok yaşam alanlarının haritasının eklenmesi ve SİT derecelerinin yükseltilmesi gerektiğini eklediler. Farklı bir koruma stratejisi olarak Küdür Yarımadası’na ilerleyen süreçlerde özel koruma statüsü kazandırılması için gerekli çalışmalara başlanabileceği önerisi getirildi. Katılımcılar çalıştay sayesinde uzun süredir birbirinden farklı mecralarda mücadele veren insanların birbirlerini dinleme ve tanışma fırsatı bulduklarını ve konusunda uzman doğa korumacıların sunumları sayesinde bölgenin biyoçeşitliliği hakkında bilimsel verilere ulaştıklarını ifade ettiler.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/18/kudur-yarimadasi-koruma-planlamasi-calistayi-gerceklestirildi/">Küdür Yarımadası Koruma Planlaması Çalıştayı Gerçekleştirildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
