<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>nilüfer uğur dalay arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/nilufer-ugur-dalay/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/nilufer-ugur-dalay/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 13 Mar 2018 08:56:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>nilüfer uğur dalay arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/nilufer-ugur-dalay/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Adalet Zemini’nde Buluşma</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/11/adalet-zemininde-bulusma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Mar 2018 10:30:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Atilla Aytemur]]></category>
		<category><![CDATA[Berrin Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[Ferda Keskin]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Özkan]]></category>
		<category><![CDATA[Melek Ulagay]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer uğur dalay]]></category>
		<category><![CDATA[Ozan Tekin]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan Gözen]]></category>
		<category><![CDATA[Roni Margulies]]></category>
		<category><![CDATA[Rümeysa Çamdereli]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Ramazanoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adalet Zemini tarafından Cezayir toplantı salonunda düzenlenen “Dünyada ve Türkiye’de demokrasi ve barışın imkânları” paneline ilgi büyüktü. Konuşmacıların sunumları ve salondan yapılan katkılarla üç ayrı oturumda verimli tartışmalar yürütüldü.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/11/adalet-zemininde-bulusma/">Adalet Zemini’nde Buluşma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Panelin “Dünyada otoriterlik ve demokrasi mücadelesi” konulu ilk oturumunda Berrin Sönmez, Nilüfer Uğur Dalay, Roni Margulies ve Ramazan Gözen konuştu. Konuşmalar ve salondan katkılar özetle şöyleydi:</p>
<p><strong>Nilüfer Uğur Dalay:</strong></p>
<p>&#8211; Kapitalizmin krizleri bitmez, 20.yy’daki ilk büyük krizi 1929’da olmuştu, sonra 1970’lerde petrol krizini yaşadı, şimdi ise 2008 krizinin etkilerini yaşıyoruz. 10 yıldır kapitalizm yeterli büyüme sağlayamıyor, zenginlik giderek daha fazla küçük bir azınlığın elinde toplanıyor.</p>
<p>&#8211; Küresel kapitalist sistemde devletler sermaye sınıfının çıkarlarını koruyorlar, kriz ortamında kapitalizm daha da otoriter oluyor, bu nedenle bugün dünyada otoriterlik giderek artıyor. Ama bizler, işçiler ve yoksullar kapitalizme karşı demokrasi, barış ve ekonomik haklarımız için mücadele etmeye devam ediyoruz.</p>
<p>&#8211; Dünya Sosyal Forumu önemli bir mücadele deneyimiydi. Küresel barış ve adalet hareketi aynı zamanda antikapitalist bir hareketti. Kapitalizme karşı demokrasi ve barış mücadelemizi her zaman sürdüreceğiz.</p>
<p><strong>Ramazan Gözen:</strong></p>
<p>&#8211; Ulus devlet 500 yıldır insanlığın başında bir bela. Ulus devlete egemen olan kişileri, kesimleri denetleyebilmek gerek. Beş yılda bir gidip oy kullanmakla devleti denetleyemeyiz. Daha doğrudan denetim mekanizmaları, sivil toplumun yönetime katılımının sağlanması gerekir. Avrupa Birliği örneği bu konuda olumludur, üye devletleri daha demokratik olması noktasında zorlayabilmektedir. En azından 70 yıldır Avrupa’da barışın sürmesini sağlamıştır.</p>
<p>&#8211; İslam dünyası Arap ayaklanmaları ile daha demokratik yönetim sistemleri kurabilirdi, ama bunu başaramadı. Çünkü dışarıdan yapılan müdahaleler demokrasiyi geliştirmek bir yana, diktatörlüklerin yeniden tesisine hizmet etti. Marksist devlet önerileri de başarılı olamadı, Marksist ve İslam devleti örnekleri hep milliyetçiliğe mağlup oldu.</p>
<p>&#8211; Ak Parti’nin 2002-2009 yılları arasındaki yönetim tarzı ülkemiz için iyi bir çoğulculuk örneğidir. Ama sonrasında AKP de demokrasi açısından sınıfta kaldı.</p>
<p><img decoding="async" src="http://marksist.org/images/uUPUdUBXY5.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Berrin Sönmez:</strong></p>
<p>&#8211; Dünyada pek çok sorun ve eşitsizlik var, bunu en iyi biz kadınlar çözeriz. Kadınlar binlerce yıldır ataerkil baskıyla yaşadılar, son 150 yılda kadın mücadelesi öne çıktı, bazı alanlarda kadınlar seslerini duyurmayı başardılar. 8 Mart’ın kaynağındaki kadın hareketinin tarihi 1857’dir ve eşit işe eşit ücret talebidir. Bu talep hâlâ tam elde edilememiştir.</p>
<p>&#8211; Demokrasi mücadelesinde feminist kuramın yol göstericiliği önemli. Modern bilim zihinsel aktiviteyi esas alır, feminist kuram zihinsel aktivitenin yanına duygusal aktivitenin de katılmasını önerir. Bugün pek çok alanda kavramları yapıbozum sürecinden geçirmeli ve yeniden yapılandırmalıyız. Feminizm antimilitarist, otorite ve hiyerarşi karşıtı önerileri ile demokrasi mücadelesinde önemli bir yol göstericidir.</p>
<p><strong>Roni Margulies:</strong></p>
<p>&#8211; Tarihsel süreçler hep ileriye doğru girmez, inişli çıkışlıdır. İşçiler ve yoksullar olarak içinde bulunduğumuz dönem başka bazı dönemlere göre daha kötü durumdayız, ama mücadeleye devam ediyoruz. 1980’e kadar dünyada ve Türkiye’de işçi sınıfı hareketliydi, pek çok grev ve direniş yaşıyorduk. 1980 sonrası neoliberalizm egemen oldu, işçi hareketi 20 yıl süreyle geriye çekildi.</p>
<p>&#8211; 2000’lere gelirken işçiler ve yoksullar hareketi, küreselleşme karşıtı hareket adı altında tekrar canlandı. Bu hareket daha sonra savaş karşıtı harekete dönüştü. Ama 2008 krizi sonrası işçi hareketi tekrar geri çekilir gibi oldu, ama tam da geri çekilmedi. İstikrarsızlık artıyor, bundan sonra ne olacağını mücadelenin kendisi belirleyecek.</p>
<p><img decoding="async" src="http://marksist.org/images/katilim2.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Ortadoğu’da bitmeyen savaş</strong></p>
<p>Panelin “Ortadoğu’da bitmeyen savaş” konulu ikinci oturumunda İslam Özkan, Melek Ulagay, Ozan Tekin ve Yıldız Ramazanoğlu konuştu. Konuşmalar ve salondan katkılar özetle şöyleydi:</p>
<p><strong>Ozan Tekin:</strong></p>
<p>&#8211; Ortadoğu’da savaşlar devam ediyor, bunun nedeni emperyalizm ve kapitalizmdir. 2001’den beri yapılan tüm işgaller halkların direnişi ile karşılaştı. Mezhepçiliği ABD kışkırttı. Ortadoğu’da ABD güç kaybediyor, Rusya ve Çin mevzi kazanıyor. Geçmişte Ortadoğu’da, 1920’li, 30’lu hatta 50’li yıllarda farklı din, mezhep ve etnik kökenden halklar emperyalizme karşı birlikte mücadele etmişlerdi. 2003 Irak işgaline bütün Ortadoğu halkları karşı çıktı.</p>
<p>&#8211; 2011’de Arap ayaklanmaları her yerde diktatörlere karşı başladı. Ama emperyalizm bazen darbe, bazen iç savaş çıkararak halkın egemenliğini engelledi. Özellikle Suriye iç savaşı ile ayaklanan halklara şu mesaj verildi: isyan ederseniz, çok büyük bir yıkımla karşılaşırsınız. Emperyalizmin bu tehditlerine boyun eğmemeliyiz. Bizler özgürlük isteyen bütün halkların yanında olmalıyız.</p>
<p><strong>Melek Ulagay:</strong></p>
<p>&#8211; Ortadoğu’daki problemlerin asıl kaynağı bundan 100 yıl önce, 1918 yılında sömürgeci İngiltere ve Fransa devletlerinin tamamen kâğıt üstünde ve sömürgeciliklerini korumak için yaptıkları düzenlemelerdir. Sykes-Picot antlaşması olarak da bilinen bu gizli anlaşma ile 500 yıldır Osmanlı’nın yönettiği Ortadoğu’da daha önce olmayan Irak, Suriye, Ürdün gibi devletler kuruldu, Kudüs ise ileride İsrail’in kurulması için ayrı bir statüye alındı. Ortadoğu halkları 100 yıldır bu yapay sömürgeci düzenlemeler nedeniyle sürekli bir huzursuzluk ve savaş ortamında yaşıyorlar.</p>
<p>&#8211; Bugün Ortadoğu’da emperyalistler tarafından barış adı altında yapılacak yeni yapay düzenlemeler, yine halklar için acı ve ızdırap kaynağı olacaktır. Astana birliği ABD’yi bölgeden çıkarmak istiyor, ABD ise üsler kurmakla meşgul. Yakında doğrudan devletler arasında bir savaş çıkabilir, bu ise durumun çok daha kötü olmasına yol açar.</p>
<p><strong>İslam Özkan:</strong></p>
<p>&#8211; Suriye savaşı dünyayı çok olumsuz etkiliyor. Arap ayaklanmaları ordunun güçlü olmadığı Tunus’ta başarılı oldu ama güçlü olduğu Mısır’da darbe ile karşılaştı ki bu darbenin arkasında Suudiler, BAE ve ABD vardı. Suriye’de ise barışçıl başlayan ayaklanma çok kısa sürede militerleşti, ayaklanmanın daha 3. ayında Cisr el Şugur’da ayaklanmacılar 80 sivili öldürdüler. Elbette Esad rejimi baştan itibaren ayaklananlara karşı silahlı müdahalelerde bulunuyordu, ama ayaklananların büyük çoğunluğu, silaha başvurmak istemiyorlardı.</p>
<p>&#8211; Hâlen Suriye’de muhalefetlerini barışçı yollarla sürdürmek isteyenler var, örneğin Heysem Menna önderliğinde Buğday Hareketi isimli bir grup Dariye’de faaliyetini sürdürüyor. Ama hem rejim, hem de Suudi ve Katar devletleri ayaklanmanın kısa sürede askerileşmesini teşvik ettiler ve sonuçta milyonlarca insan mağdur oldu.</p>
<p>&#8211; AKP’nin Suriye siyaseti baştan itibaren hatalıdır, bugün de hatalıdır. Suriye’deki halk ayaklanmasına en başta barışçıl destek verilseydi, askerileşmesi engellenseydi, durum bu kadar içinden çıkılmaz hâl almazdı. Bugün de Suriye veya başka herhangi bir ülkeye asker yollamak yanlıştır. Bizler her durumda barışı savunmalıyız.</p>
<p><img decoding="async" src="http://marksist.org/images/cWsKbMOniJ.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Yıldız Ramazanoğlu:</strong></p>
<p>&#8211; Günümüzde devletler demokratik bir başlangıç yapsalar da, sonra giderek ceberutlaşıyorlar. Anarşizme uygun devletsiz sistemler ise sadece teorik olarak var, pratikte görülmedi. İslam tarihinde devletle ilgili pek çok teorik önerme var, ama pratikte fazla olumlu örnek yok. Ezme-ezilme ilişkisi, faşist yaklaşımlar iki insan arasında bile yaşanabiliyor.</p>
<p>&#8211; Bizler ‘80 sonrası Türkiye’de önemli olumlu örnekler yaşadık. Mazlum-Der, Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu, 1000 kadın buluşması, Emek Adalet Platformu, Doğu Konferansı hep örnek faaliyetlerdir. Dünyada kötülerin sesi çok çıkıyor, ama bizler iyi insanların da olduğunu bilmeliyiz. Dünya Sosyal Forumu böyleydi. Bugün de dünyanın dört bir yanında mültecilere yardım için çalışanlar, ırkçılığa karşı mücadele edenler var. Bölgemizde ABD’nin işgallerine, üsler kurmasına, silahlandırmasına karşı çıkmalıyız.</p>
<p>Bu oturumda salondan gelen katkılarla birlikte konuşmacılar da Afrin’e yönelik harekâta karşı olduklarını, savaş yerine diyalog ve çözümden yana olduklarını dile getirdiler.</p>
<p><strong>“</strong><strong>Türkiye’de muhalif olmanın güçlükleri ve imkânları”</strong></p>
<p>Panelin “Türkiye’de muhalif olmanın güçlükleri ve imkânları” konulu üçüncü oturumunda ise Atilla Aytemur, Fatma Çiftçi, Ferda Keskin ve Rumeysa Çamdereli konuştu. Konuşmalar ve salondan katkılar özetle şöyleydi:</p>
<p><strong>Ferda Keskin:</strong></p>
<p>&#8211; Sadece devlete ve kurumlarına karşı muhalefet etmek yetmez, devlette kristalleşmiş belli iktidar biçimlerine karşı da muhalefet etmeliyiz. Muhalefetimiz, içinde yaşadığımız çağda antikapitalist olmalıdır. Ayrıca her türlü etnik, dini, cinsel vb. ayrımcılığa karşı olmalıyız. Ulus devletlerin siyasi ayrımcılığına karşı muhalefet etmeliyiz.</p>
<p>&#8211; Ulus devlet bugün krizde, çünkü dayandığı neoliberal sistem krizde. Muhalefetimiz aynı zamanda neoliberal değerlere karşı olmalı. Neoliberal değerler yaşamımızı kuşatmış durumda, mücadele tüm bu kuşatmayı kırmalı. Yaşamımızdaki kapitalizmi tümüyle reddetmeliyiz. Bu anlamda kilit sözcük, özgürlüktür. Sadece devletten değil, tüm neoliberal değerlerden özgürleşmemiz gerekir.</p>
<p><img decoding="async" src="http://marksist.org/images/VIYqYKOz40.jpg" alt="" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Fatma Çiftçi:</strong></p>
<p>&#8211; Hz. Ömer yanındakilere sorar: “Yanlış iş yaparsam, bana ne yaparsınız?”, “Seni kılıcımızla düzeltiriz” diye cevabını alır. 1980 sonrası İslamcı muhalefet daha kolaydı, iktidarın yıpratıcılığı ile tanışmamıştı. 2003’te iktidar olan AKP, İslamcı kimliğini sürdüremedi, kapitalizme eklemlendi. Bugün muhalefet yapmak, İslamcı olduğunu söyleyen iktidar tarafından beka kaygısı gerekçesi ile engelleniyor. Ben batı düşmanı değilim, batı değerleri de, doğu değerleri de insanlığın ortak mirasıdır. Bursa Mazlum-Der şubesinde çalışırken, kadın sorunu ile ilgili bir toplantı yapmak istedim, başarılı olamadım. Buna karşın pek çok seküler kurumla ve kişiyle ortak eylemler yapabildik, bunları daha da geliştirmek gerekir.</p>
<p><strong>Atilla Aytemur:</strong></p>
<p>&#8211; Türkiye elbette 20. yy başından bugüne epeyce ilerleme sağladı, ama hâlâ yurttaşlarına demokratik bir ülke sağlayamadı. 2002’de AKP iktidara geldi, kendi dışından da epeyce destek aldı, ama sonuçta bugün acaba diktatörlük mü yoksa faşizm mi var diye tartışıyoruz. Türkiye’de muhafazakâr ve modernist iki blok var. Bu iki blokta önemli, değerli isimler var. Bu dönem her iki kesimdeki isimler demokratik bir seçenek oluşturamıyorlar, aksine sürekli devlet tarafından kovuşturmalara uğruyorlar. Bizler Adalet Zemini, Barış Bloku, Hak ve Adalet Platformu vb. yapılar olarak bir araya gelmeliyiz. Yeni bir toplumsal iklimin yaratılması için çalışmalıyız.</p>
<p>&#8211; Yakında seçimler var, farklı sosyolojilerin bir arada yaşayabileceği bir toplumsal sistemi savunmalıyız. 1946’daki seçimlerden beri Türkiye’de bir toplumsal kesim seçimleri kazanınca, diğer kesim mağdur ediliyor. Buna son verecek, kutuplaşmaya hayır diyecek bir çizgi izlemeliyiz. Kimliklerde değil, değerlerde buluşmalıyız. Adalet Zemininde çok daha farklı kesimlerle bir araya gelebilmeliyiz.</p>
<p>&#8211; 2019 seçimlerine giderken muhalefetin önemli bir dinamizmi var. 2017 Nisan referandumunda bunu herkes gördü. Özellikle dindar Müslüman kesim AKP-MHP koalisyonuna önemli bir tepki gösterdi. Bu tepki, eğer önemli bir hata yapılmaz ise yine başarılı olabilir.</p>
<p><img decoding="async" src="http://marksist.org/images/ortalar.jpg" alt="" /></p>
<p>&#8211; AKP hem Kürt meselesini çözemedi, hem de 15 Temmuz darbe girişimi sonrası otoriterliğe yöneldi, böylece demokrasiye yönelerek çoğunluğun desteğini sağlama konusundaki fırsatlarını kaçırdı, şimdi biz kendi fırsatlarımızı kullanabilmeliyiz. Ortak değerler için dilimizi dönüştürmeliyiz, dönüştürebildiğimiz oranda yeni ortak değerler üretebiliriz.</p>
<p>Salondan yapılan katkılarda ise “Barış ve demokrasi arasında çok yakın bir ilişki var. Çözüm sürecinde barış ortamı sağlandığında demokraside de genişleme yaşadık. Bugün savaşların içindeyiz, demokrasi daralıyor. Yeniden bir barış sürecine, en azından çatışmasızlık sürecine ihtiyacımız var, bunun için çaba göstermeliyiz” denildi.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://marksist.org/icerik/Haber/8995/Adalet-Zemininde-bulusma-Kapitalizme-karsi-demokrasi-ve-baris-mucadelesi-surecek">marksist.org</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/11/adalet-zemininde-bulusma/">Adalet Zemini’nde Buluşma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu&#8217;nun çağrısıyla &#8220;barışın imkanları&#8221; tartışıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/07/kuresel-baris-ve-adalet-koalisyonunun-cagrisiyla-barisin-imkanlari-tartisildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 May 2017 10:24:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Cuma Çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer uğur dalay]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[reha ruhavioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[şenol karakaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14394</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu tarafından dün İstanbul’da düzenlenen toplantıda, &#8220;Türkiye’de barışın imkanları&#8221; konusu ele alındı. Küresel BAK’tan Nilüfer Uğur Dalay’ın moderatörlüğündeki toplantıda, Mazlum-Der’in kapatılan Diyarbakır şubesinin eski yöneticisi Reha Ruhavioğlu, OHAL KHK&#8217;sı ile Mardin Artuklu Üniversitesi&#8217;nden ihraç edilen akademisyen ve yazar Cuma Çiçek ile Küresel BAK aktivisti Şenol Karakaş konuşmacı olarak yer aldı. Son [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/07/kuresel-baris-ve-adalet-koalisyonunun-cagrisiyla-barisin-imkanlari-tartisildi/">Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu&#8217;nun çağrısıyla &#8220;barışın imkanları&#8221; tartışıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu tarafından dün İstanbul’da düzenlenen toplantıda, &#8220;Türkiye’de barışın imkanları&#8221; konusu ele alındı.</strong></h3>
<p>Küresel BAK’tan Nilüfer Uğur Dalay’ın moderatörlüğündeki toplantıda, Mazlum-Der’in kapatılan Diyarbakır şubesinin eski yöneticisi Reha Ruhavioğlu, OHAL KHK&#8217;sı ile Mardin Artuklu Üniversitesi&#8217;nden ihraç edilen akademisyen ve yazar Cuma Çiçek ile Küresel BAK aktivisti Şenol Karakaş konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p>Son dönemdeki savaş sürecinden ve OHAL’deki durumdan bahseden Nilüfer Uğur Dalay, KHK’larla şekillendirilen dönemin hepimizin hayatına dokunduğunu anlattı.</p>
<h4><strong>“Barış umudu güçlendi”</strong></h4>
<p>Dalay, “Referandum sonuçları gösterdi ki böyle gelmiş ama böyle gitmeyecek. Barış umudu güçlendi” diye konuştu.</p>
<p>Toplantının konuşmacılarından Cuma Çiçek, Kürt sorununda çözüm arayışlarının 1989’da başladığını, 30 yıllık kesintili bir sürecin söz konusu olduğunu, ancak 2013-2015’deki sürecin kamusal açıklık açısından öncekilerden farklı olduğunu, ayrıca fiili olarak çift taraflı ateşkesin sağlandığını hatırlattı.</p>
<h4><strong>“AKP’nin çözüm perspektifi, Türk sağının ideolojik sınırlarında kaldı”</strong></h4>
<p>“Rojava sonrası iki taraf da bölgesel politikalarını yeniden inşa etme gereği duydu ve çözüm süreci kırıldı” diyen Çiçek, Türk sağının ideolojik sınırları dahilinde AKP’nin çok sınırlı bir çözüm perspektifi çizebildiğini belirtti. Cuma Çiçek, “Sokak ve diğer aktörlere açık bir süreç iki tarafça da inşa edilemedi. Üçüncü bir taraf olamadı” diye konuştu.</p>
<p>Çiçek’in konuşmasından diğer vurgular şöyleydi:</p>
<p>“İç meseleydi bu mesele. ‘Yerlilik ve millilik’ ile uluslararası aktörleri dışarıda tutmaya çalıştı hükümet. Ama sorun sınır ötesi bir boyut kazandı. Artık uluslararası bir Kürdistan meselesi. Ana akım Kürt hareketi de süreçte çok aktörlü bir görünüm sergiledi. Sürecin iyi yönetilemediğini düşünüyorum. Devlet de Kürt hareketinin dönüşümüne izin vermedi. Gerçekten barış isteniyor muydu? Buna uygun adımlar atılmadı.”</p>
<p><img decoding="async" src="http://marksist.org/images/bak2.jpg" alt="" /></p>
<h4><strong>“Kürtler reorganizasyon sürecinden dışlandı”</strong></h4>
<p>Barış süreci yürütülemez bir noktaya gelince çatışma vesilelerinin ortaya çıktığını dile getiren Mazlum-Der Diyarbakır şubesi eski yöneticisi Reha Ruhavioğlu, “Çatışmayı şehirlere PKK taşıdı ama devletin müdahalesi maksadını aştı. Devlet çatışma sonrası süreci de iyi yönetemedi” dedi.</p>
<p>Darbe mekaniği ile Kürt meselesinin devletin eline geçebileceği öngörüsünün daha önceden de olduğunu, şehir çatışmalarının bunu hızlandırdığını ifade eden Ruhavioğlu, konuşmasında şunları vurguladı:</p>
<p>“Çözüm sürecinde zaten yasal sorunlar vardı, şimdi yasasızlık var. Önümüzdeki sürecin en kritik sorunu bu. Yeni bir reorganizasyon sürecine girildi, Kürtler bu süreçten dışlandı. Yeni bir reorganizasyon gerekli ama buna uzağız. Sivil siyaset merkezileşme karşısında son derece zayıfladı. Kürt bölgesinde bu daha vahim. Halk bunu onaylamıyor. Sosyal ve kültürel haklar müzakere konusu olmamalı. Her iki taraftaki aktörler çoğulculaşmalıdır. Bugünkü noktadan bakarsak İspanya ETA gibi bir çözüm yoluna gidilebilir.”</p>
<h4><strong>Barış hareketi ihtiyacı</strong></h4>
<p>Çözüm sürecinin bozulacağının göstergesinin Suriye politikasının ve devletin beka stratejisinin değişmesi olduğunu dile getiren Şenol Karakaş, “Savaş, ırkçılık, militarizm ve kutuplaşmanın bu düzeyde yoğunlaşması devletin beka stratejisiyle ilişkili” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Dünyanın en büyük savaş gücünün başına Trump’ın geçmesiyle küresel olarak eksenin biraz sağa kaydığını belirten Karakaş, “Kürtlere akıl vermek yerine ‘Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz’ diyen bir kampanyaya ihtiyaç var” diye konuştu.</p>
<p>Karakaş konuşmasında şu noktalara değindi:</p>
<p>“Irkçılık, milliyetçilik ve kutuplaşma diyebileceğiniz ciddi karşı akıntılar mevcut. Barış hareketinin bunu aşması lazım. Savaş karşıtı hareket farklı kesimleri bir araya getirmeli. Emek hareketinde dağınıklık var. Küresel hareketten öğrenme faktörü güçlenmeli.”</p>
<p>Referandumdan sonra başka bir siyasi iklime girildiğini hatırlatan Şenol Karakaş, “Suriye halkları kendi kaderini kendi belirlemeli. Kürtlerin hakları Suriye&#8217;deki gelişmelerden bağımsız olarak tanınmalıdır” diyerek barış isteyenlerin bir araya gelmesi çağrısıyla konuşmasını sonlandırdı.</p>
<p><img decoding="async" src="http://marksist.org/images/bak3.jpg" alt="" /></p>
<p>Toplantı salondaki dinleyicilerin sunduğu katkılar ve soru-cevapla devam etti.</p>
<h6><strong>Fotoğraflar: marksist.org</strong></h6>
<h6><strong><a href="http://marksist.org/icerik/Haber/7008/Kuresel-BAKin-cagrisiyla-barisin-imkanlari-tartisildi" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kaynak</a></strong></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/07/kuresel-baris-ve-adalet-koalisyonunun-cagrisiyla-barisin-imkanlari-tartisildi/">Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu&#8217;nun çağrısıyla &#8220;barışın imkanları&#8221; tartışıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
