<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>new york arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/new-york/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/new-york/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 Apr 2022 15:31:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>new york arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/new-york/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>New York&#8217;ta Kimliklerdeki Cinsiyet Seçeneğine &#8216;X&#8217; Kategorisi Eklendi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/11/new-yorkta-kimliklerdeki-cinsiyet-secenegine-x-kategorisi-eklendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Oct 2018 07:57:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Birleşik Devletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[new york]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31342</guid>

					<description><![CDATA[<p>New York eyaletinde, nüfus cüzdanlarında cinsiyet bölümünde yer alan kadın ve erkek seçeneğine üçüncü olarak 'X' kategorisi eklendi. New York, Amerika'da bu uygulamaya geçen 5'inci bölge oldu</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/11/new-yorkta-kimliklerdeki-cinsiyet-secenegine-x-kategorisi-eklendi/">New York&#8217;ta Kimliklerdeki Cinsiyet Seçeneğine &#8216;X&#8217; Kategorisi Eklendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri’nin New York eyaletinde, nüfus cüzdanlarında cinsiyet bölümünde yer alan kadın ve erkek seçeneği dışında üçüncü olarak ‘X’ kategorisi eklendi.</p>
<div class="c-article-content js-article-content article__content selectionShareable">
<p>Belediye Başkanı Bill de Blasio, söz konusu yasal hükmü imzalarken, New York kenti California, Oregon, Washington ve New Jersey’den sonra bu uygulamaya geçen 5’inci bölge oldu.</p>
<p>New York Belediye Başkanlığı Ofisi’nin Twitter hesabından cinsiyet seçeneğindeki yeni düzenleme duyuruldu.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="500" data-dnt="true">
<p lang="en" dir="ltr">ICYMI: Beginning Jan. 1, non-binary and gender-nonconforming individuals can change their gender to “X” on official city documents. <a href="https://t.co/piKiCBU8jK">https://t.co/piKiCBU8jK</a></p>
<p>&mdash; NYC Mayor&#39;s Office (@NYCMayorsOffice) <a href="https://twitter.com/NYCMayorsOffice/status/1050089695051481088?ref_src=twsrc%5Etfw">October 10, 2018</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p>Bu uygulamayla, birlikte kimliklere ‘M’ (erkek),’F’ (kadın) kategorisi ile birlikte üçüncü seçenek olarak ‘X’ kategorisi de eklenmiş oldu. Yine uygulamaya göre, ‘X’ seçeneği için doktor raporu da istenmeyecek.</p>
<p>Hukukçular, bu uygulamaya geçmemiş eyaletlerin ‘X’ kategorisiyle ilgili ne tür tepki vereceği ve konunun mahkemelere yansıması halinde ne tür kararlar çıkacağı konusundaki belirsizliğin ise hala sürdüğünü belirtiyorlar.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2018/10/11/new-yorkta-kimliklerdeki-cinsiyet-secenegine-x-kategorisi-eklendi/" target="_blank" rel="noopener">Duvar</a></p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/11/new-yorkta-kimliklerdeki-cinsiyet-secenegine-x-kategorisi-eklendi/">New York&#8217;ta Kimliklerdeki Cinsiyet Seçeneğine &#8216;X&#8217; Kategorisi Eklendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2100’de Yaşanacak En İyi 5 Yer</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/29/2100de-yasanacak-en-iyi-5-yer/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rubar Dindar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Aug 2018 06:54:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık]]></category>
		<category><![CDATA[doğal felaketler]]></category>
		<category><![CDATA[Grönland]]></category>
		<category><![CDATA[Maine]]></category>
		<category><![CDATA[new york]]></category>
		<category><![CDATA[Nunavut]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sibirya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29947</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğal felaketler, açlık veya savaşlar yok. Aynı zamanda da insanlar oldukça cana yakın. Ağustosta bir cumartesi gecesi ve bir başka bitmeyen elektrik Arktik günbatımı Iqaluit şehrini altına boyamış halde. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/29/2100de-yasanacak-en-iyi-5-yer/">2100’de Yaşanacak En İyi 5 Yer</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Şehir merkezinde, Niaqunngusiariaq Sokağı’nda, bir grup genç şehir tasarımcısı, dans koreografları ve yazarlardan oluşan sakinler, tundralı misk öküzü ve alp alabalığı içeren Inuit-temalı bir tavernada doğu Kanada’nın en kuzeyindeki bu eyalete 2070’lerde göç etmiş ailelerinin zor koşullarını tartışırlar. Çin’den gelmiş bir çiçekli şeftali beyaz </span><i><span style="font-weight: 400;">sauvignon</span></i><span style="font-weight: 400;">’un tadını çıkaran akıllıca giyinmiş bu arkadaşlar, Amerikalı, İspanyol, Hint ve Afrikalıdırlar. Ölümcül sıcaklardan, kuraklıktan, bitmez orman yangınlarından ve ani sellerden kaçan ebeveynleri ve onların anne-babalarına kıyasla 2100 senesindeki bu genç sanatçılar durumlarının ne kadar iyi olduğuna inanamazlar. Bir dizi dağ ve vadi boyunca genişleyen, Frobisher Körfezi’nin dinamik renk cümbüşünü seyreden evleriyle kalıcı olarak büyüyen bu şehirde; bu gençler için iş vakitleri dışında neredeyse her zaman yapacak bir şey bulunmakta. Sonsuz yaz güneşinin altında dağ yürüyüşüne çıkıp, kuşları gözlemleyip kayak yaparlar (Innuit’ler yeni gelenlere kayağı kendilerinin icat ettiğini hatırlatmayı çok severler)—açık havadaki olasılıklar nefes kesicidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzun lafın kısası bu, 2100’deki bir seyahat dergisinin yaşanabilecek en iyi yerlerle alakalı muhtemel bir haber metni gibi duruyor. Aslında, 2018’de gittikçe daha görünür hale gelen iklim değişikliklerinin etkileriyle birlikte, çocuklarımızın çocuklarının nerede yaşayacaklarını planlamak kötü bir fikir olmayabilir. Bugün iklim bilimcilerin ortak tavsiyelerinin “Genç adam, kuzeye git.” olması bir tesadüf değil. Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles’ta coğrafya profesörü Laurence C. Smith, </span><i><span style="font-weight: 400;">The World in 2050—Four Forces Shaping Civilization’s Northern Future</span></i><span style="font-weight: 400;"> kitabında sorduğu gibi: “Eğer, birçok iklim modellemesinin öngördüğü üzere, gezegenimiz ölümcül sıcaklık dalgalarına,  ani yağmurlara, kızaran arazilere sahne olacaksa; yeni insan toplulukları şu anda yaşama elverişli olmayan yerleşim yerlerinde ortaya çıkabilir mi?”. “21’inci yüzyıl Birleşik Devletler’in güneydoğusu ve Avrupa Akdenizi’nin çöküşüyle birlikte Birleşik Devletler’in kuzeyi, Kanada, İskandinavya ve Rusya’nın yükselişine tanık olabilir mi?”. İklim değişimi bilimini değerlendiren uluslararası mekanizma olan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin son raporlarına göre 2100 senesi bu sorulara “Evet.” cevabını veriyor. O zaman geldiğinde, dünyanın atmosferi milyonda 1.000 parça karon dioksit taşıyor olduğunda—günümüzdeki 440ppm’lik değere göre bilim insanları bu tahminin makul olduğunu belirtiyor— Grönland, Kanada, Rusya ve Birleşik Devletler’in kuzeyi gibi yerlerin ciddi ölçüde daha ılıman hale geleceği öngörülüyor. Böylelikle kolaylıkla yaşanabilir koşullar barındırıyor hale gelecekler. İşte, bugünün iklim değişimine dayanarak 2100’de yaşanabilecek en iyi 5 yerin listesi:</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29948" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0052.png" alt="" width="631" height="412" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0052.png 631w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0052-610x398.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0052-320x209.png 320w" sizes="(max-width: 631px) 100vw, 631px" /></p>
<p><b>Nuuk, Grönland</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sıcak bir gezegenin en önemli sıkıntılarından biri yeterli tatlı su kaynağı olacaktır. IPCC (</span><i>Uluslararası İklim Değişikliği Paneli ç.n.) </i><span style="font-weight: 400;">yüksek sıcakların, “kuraklığın en yoğun olduğu subtropikal bölgelerde yenilenebilir yüzey ve yeraltı su kaynaklarının azalmasına” sebep olacağını söylüyor. Grönland, öte yandan, resmen her yerinden su çıkan bir coğrafya. </span><i><span style="font-weight: 400;">Geophysics Research Letters </span></i><span style="font-weight: 400;">dergisinde 2016 yılında yayınlanmış bir makalede Grönland’ın buz örtüsünün Ocak 2011 ile Aralık 2014 arasındaki dönemde yıllık ortalama 269 milyar ton buz kütlesi—veya yaklaşık 71 trilyon galon su—kaybettiği gösteriliyor. Ortalama bir Amerikalı yılda yaklaşık 32,850 galon su tüketiyor, bu demek oluyor ki Grönlandın yıllık erimesi —hazır olun—iki milyardan fazla Amerikalı’nın su ihtiyacını karşılayabilir. Başka bir deyişle, Grönland’ın bir yıllık erimesi gezegendeki insanların üçte birine yeterli su kaynağı anlamına geliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özetle şunu söyleyebiliriz ki Grönland’ın gelecekte suyu olacak (Endişeye gerek yok, Birleşik Arap Emirlikleri’ne dayalı </span><i><span style="font-weight: 400;">National Advisor Bureau Limited </span></i><span style="font-weight: 400;">gibi birçok şirket şu anda buzdağlarını kıyılara çekip su elde etme teknolojileri üzerine çalışıyor). Bunun yanında hidroelektrik enerji üretiminde kullanmak için de su olacak—şu anda Grönland’daki buz erimesini kullanan hali hazırda beş hidroelektrik santral inşa edilmiş durumda ve gelecekte bunlardan daha fazla göreceğiz. Aynı zamanda ağır sanayi için de su olacak— Amerika Birleşik Devletleri Jeoloji Araştırmaları </span><span style="font-weight: 400;">Kurumu’na</span><span style="font-weight: 400;"> (<i>US Geological Survey ç.n.) </i>göre Grönland demir, çinko, uranyum ve nadir toprak elementleri gibi değerli minerallerle dolu ve bunlar Arktik’teki en geniş petrol ve doğal gaz kaynaklarından ayrışık bir şekilde konumlanmış durumda. Grönland’ın içmek için de, satmak için de yeterince suyu olacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Grönland’ın aynı zamanda tarım için de suyu olacak. Eriyen devasa buz kütlesine karşın, güneybatı Grönland’da küçük kasabalara ve makul tarım alanlarına ev sahipliği yapan buzsuz fiyortlar bulunmakta. Yine Grönland’da başka bir bölgede patates, turp, pancar, havuç, yabani havuç, ravent, kabak, domates, salatalık ve karnabahar yetişiyor. Yakında buralarda ormanların yeşerdiğini bile göreceğiz. </span><i><span style="font-weight: 400;">Philosophical Transactions of the Royal Society B: Biological Sciences</span></i><span style="font-weight: 400;">’ta 2013’te yayınlanan bir makaleye göre “gelecekteki ısınmayla birlikte 2100’de Grönland’ın buzsu arazilerinin büyük bir bölümünde çalılıkların ve ağaçların büyümesi mümkün hale gelecek”. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Grönland’ın başkenti ve en büyük şehri olan 17,000 nüfuslu Nuuk gurme restoranları, kültür merkezleri ve müzeleri çeşitliliği ve en çok da meşhur sert kahvesiyle biliniyor. Bütün bunlar muhteşem Sermitisiaq dağları ve kanmbur balinalarının gölgesinde kalmış durumda. Isınan hava ve artan sebe üretimi Nuuk’un hali hazırda oluşan yemek kültürü atmosferini elbette daha da ileri bir noktaya getirecek. Turizm sitesi, </span><a href="http://atasteofgreenland.com"><span style="font-weight: 400;">ATasteofGreenland.com</span></a><span style="font-weight: 400;"> şimdiden bu konuya yönelmiş vaziyette: “İklim değişikliğinden dolayı dünyanın en geniş adası gittikçe yeşilleniyor”. Yalnızca şunu unutmamak gerekir ki takip edilmesi gereken bozguna uğramış Vikingler’in değil, yerli Inuit’lerin yaptıkları. Sürdürülebilir tarım ve balıkçılık, evet; devamlı bir mors fildişi avına ise hayır. </span></p>
<p><b>Egvekinot, Sibirya </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette, 1,000 ppm karbon dioksit derişimli bir dünyada iyi beslenmek isteriz. Fakat </span><i><span style="font-weight: 400;">IPCC</span></i><span style="font-weight: 400;">’ye göre</span><i><span style="font-weight: 400;"> atmosferdeki</span></i><span style="font-weight: 400;"> karbon dioksit oranının bu seviyeye gelmesiyle iklim koşulları “dünya genelinde gıda güvenliği açısından ciddi tehlike arz edecek” gibi görünüyor. Lafı uzatmaya gerek yok. Kanada’da </span><i><span style="font-weight: 400;">Pacific Forestry Center</span></i><span style="font-weight: 400;">’da kıdemli araştırmacı bilim insanı ve önde gelen bir IPCC yazarı olan Werner Kurz’un dediği gibi, “Bu öyle sevimli bir dünya olmayacak,”. “1,000 ppm oranının donmuş toprak, orman yangınları, yaygın ağaç ölüm oranı—böylece iklim değişimine daha fazla geri bildirimde bulunarak— ve deniz su seviyelerinin yükselmesi gibi yıkıcı sonuçları olacaktır”. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat </span><i><span style="font-weight: 400;">Container Store </span></i><span style="font-weight: 400;">kasalarınızı yükleyip Sibirya’ya taşınarak vahim durumu engelleyebilir ve hafta sonu aile çiftçi pazarınıza katılabilirsiniz. Evet, şu anda orası korkunç derecede soğuk. Doğu Sibirya’daki Oymyakon, dünyada insan yaşamının sürdüğü en soğuk yer olarak biliniyor. 500 kişilik kasaba iki dağ yamacı arasında sıkıştırılmış bir yerleşim yeri. Ocaktaki ortalama en yüksek sıcaklık  değeri -43°C. Kasaba sakinleri araba motorlarının çalışabilmesi için etrafına sıcak battaniyeler koyuyorlar. </span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29949" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0056.png" alt="" width="630" height="467" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0056.png 630w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0056-610x452.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0056-320x237.png 320w" sizes="(max-width: 630px) 100vw, 630px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rusya Bilimler Akademisi Sibirya Şubesi’nden Elena Parfenova ve Nadja Tchebakova’nın yürüttüğü araştırma 2080 itibariyle yaz sıcaklıklarının dokuz, kış sıcaklıklarının ise yirmi beş derece artacağını ve bununla birlikte yağış miktarının da artacağını ortaya koyuyor. NASA’daki bir grup araştırmacaların birlikte kaleme aldığı 2011 tarihli bir makale yüzyılın sonunda merke Sibirya’nın %50-85 kadar arazisinin iklim açısından tarıma elverişli hale geleceğini gösteriyor. Makalede yetiştirilen ürünlerin iki katına çıkabileceği öne sürülüyor. Üzüm, mısır, şeftali, ayçiçeği gibi yeni ürünlerin arazi boyunca üretilebileceği ve hatta güney Sibirya’da kavun, su kabağı ve kiraz gibi sıcaklığı seven ürünlerin de yetiştirilebileceği iddia ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Parfenova ve Tchebakova, insan yaşanabilirlik ölçütü sunan Ekolojik Peyzaj Potansiyeli (ELP (</span><i><span style="font-weight: 400;">Ecological Landscape Potential. ç.n.)</span></i><span style="font-weight: 400;">) olarak bilinen bir endeks kullanıyorlar. Egvekinot ve Anadyr kasabaları özelinde ELP endeksi, bu bölgelerde insan popülasyon derişiminin altı katına çıkma potansiyelini barındırdığını öngörüyor. Parfenova ve Tchebakova, bir taraftan “yaşanabilecek en iyi yerin” altyapının gelişkin olduğu trans-Sibirya demiryolu etrafında kalacağını söylerken öte yandan Sibirya’nın Arktik kıyı şeridinde Egvekinot’un da muhtemel bir büyüme noktası olduğunu belirtiyor. Dahası, Bering Boğazı’na ve gelecekteki muhtemel Arktik ticaret yollarına yakın olması itibariyle uçsuz Pasifik Okyanus’un  kuzeybatısına konumlanmış olan Evgvekinot’un güneydoğu Asya’ya ve Kuzey Amerika’nın batı kıyısına kolay ulaşım sağlayan bir merkez olması da söz konusu.</span></p>
<p><b>Bangor, Maine</b></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29950" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0058.png" alt="" width="630" height="470" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0058.png 630w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0058-610x455.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0058-320x240.png 320w" sizes="(max-width: 630px) 100vw, 630px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sıcak bir gezegende, yiyecek ve su kıtlığı altında, savaş kaçınılmaz olacak. Bunu nazikçe söylemenin bir yolu var mı? Eski Deniz Kuvvetleri, Donanma, Ordu ve Sahil Güvenlik Subayları’ndan oluşan Washington-merkezli bir grup olan </span><i><span style="font-weight: 400;">Center for Climate Security (</span></i><i><span style="font-weight: 400;">İklim Güvenliği Merkezi. ç.n.)</span></i><i></i><span style="font-weight: 400;">’nin 2016 raporunda durum “Büyük ulaşım, komuta ve kontrol, istihbarat ve konuşlanma merkezleri sürekli olarak istikrarsız kesintilerle veya operasyonların aksamasıyla karşı karşıya kalabilir” şeklinde ifade ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşik Devletler Çevre Koruma Ajansı (EPA) şimdiye kadar bizleri gözetiyordu. Uzun bir süredir </span><i><span style="font-weight: 400;">Climate Resilience Screening Index</span></i> (<i><span style="font-weight: 400;">İklim Esnekliği Görüntüleme Endeksi. ç.n.) </span></i><span style="font-weight: 400;">adlı bir çetele tutmakta. Bu endeks basit bir ifadeyle ABD’de bölge bölge hangi alanların iklim değişikliğini idare edebilecek potansiyele sahip olduğunu farklı renklerle gösteren bir harita. EPA iklimsel esnekliğin iktisadi, çevresel ve toplumsal yönlerine bakıyor ve aynı zamanda kamu hizmeti ve yönetim gibi kriterlerde değerlendirmeler yapıyor. Açık ara farkla en büyük puana sahip olan eyaletin Maine olduğu ortaya çıkıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Saldırmayı zorlaştıran ve savunmayı güçlendiren kayalıklı sahil şeridiyle, ticaret ve ulaşım içim okyanusa yakınlığıyla—bununla birlikte fırtınalara ve denizin yükselmesine sahil şeridini kaptırmayacak kadar yüksek ve taşlı—Maine barış için doğru adres olabilir. Hatta bu konumu daha da fazla güçlendirilebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2016’da Endişeli Bilim İnsanları Birliği’nin</span><span style="font-weight: 400;"> yayınladığı rapora göre deniz seviyesindeki yaklaşık bir metrelik bir yükselme ABD’de sahil şeridine konuşlanmış 128 savunma merkezini tehdit edecek gibi görünüyor. Dünya sıcaklıktan kaçmak için kuzeye doğru ilerlerken ve Arktik kıyı şeridinin erimesi büyük sevkiyat rotaları açarken Maine stratejik olarak çok önemli bir askeri üs işlevi görebilir. Ordu son zamanlarda Alaska’nın meşgul Arktik çevresinde stratejik anlamda yoğun bir merkez haline gelmesine yoğunlaşmışken, yakın dönemde Maine de bu bahsin bir parçası olmuş durumda.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Maine senatörü Angus King 2015’te durumu şu şekilde açıklamış: “İklim değişirken ve Arktik gittikçe açılırken bölgenin stratejik önemi daha da artacak”. Bundan bir sene evvel Maine Denizcilik Akademisi</span><span style="font-weight: 400;"> Amerika Birleşik Devletleri İç Güvenlik Bakanlığı’ndan</span><span style="font-weight: 400;"> “denizcilik buz navigasyonundaki gelişmeler ve Birleşik Devletler Kıyı Şeridi Güvenliği Arktik stratejisi için ilk eğitimler” için 450.000$ hibe almıştı. </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Portland Press Herald</span></i><span style="font-weight: 400;">’dan Marina Schauffler, şu anda Maine’de Portland’in “muazzam restoranları, manzarası ve okullarıyla” en iyi şehirler listesinde tepeye çıktığını yazıyor. Bununla birlikte “büyük bir bölümü doldurma arazi üzerine inşa edilmiş olan şehrin hareketli eski limanının deniz kabarmaları ve seviye yükselmelerine karşı savunmasız olduğunu” ve “Bayside bölgesinin bazı kısımlarının Portland’ın deniz kenarı boyunca Maine State Pier’den daha alçak bir seviyede kaldığını” ekliyor. Deniz seviyesindeki yükselmelerin bu konuda bir faydası olmayacak. Dolayısıyla daha da kuzeye, Bangor’a gitmek için bir engel kalmamış oluyor. Eski kereste merkezi şimdi ormanlar, bisiklet yolları, parklar ve bira fabrikaları ile çevrelenmiş vaziyette. Deniz seviyesi Penobscot nehri boyunca yükselmeye devam ettikçe sakinler daha da kuzeye doğru yol almaya devam edebilirler. </span></p>
<p><b>Buffalo, New York</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir şehrin potansiyel olarak milyonlarca yeni ilkim mültecisini barındırabilmesi için yeterli alana ihtiyacı olacak. Aslında bununla nazaran düz bir araziye yayılmış, stabil bir altyapısı olan, şebeke bağlantısı bulunan, sel oluşumuna yatkın olmayan, yeteri kadar gelişmiş ama bir yandan doğal arazileri tamamen tüketmiş olacak kadar da gelişmemiş bir metropolden bahsediyoruz. Bütün bunlarla birlikte gelecekte suya sahip olacak, yakınlarında tarım arazisi içerecek ve okyanusa fazla yakın olmayacak bir şehir geliyor mu aklınıza?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Harvard Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Tasarım Bölümü üyesi Jesse Keenan, Buffalo, diyor. Keenan dünya etrafında Kopenhag, Hong Kong, Miami gibi şehirlerde iklim değişiminin etkisini çalışmış. Kıyı şeridindeki yüksek alanlarda ev fiyatlarının yükselmesi gibi etkenlerle iklim değişimine tabi olan kıyıların insanları uzun yıllar yaşadıkları evlerden ve mahallelerden uzaklaştırmasına ilişkin çalışmalarına dayanarak “iklimsel mutenalaştırma” terimini ortaya atıyor. Uluslararası yatırımcıların ona sürekli gelecekte nereye taşınmayı tercih ettiğini sorduğunu ve genellikle Buffalo cevabını verdiğini belirtiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Keenan, öncelikle “taze suyun ve makul sıcaklıkların olduğu yerlere gitmek isteyeceğimizi” söylüyor. Büyük Göller bu anlamıyla bana oldukça mantıklı geliyor. “Şimdi Büyük Göller’de alg patlaması var ve bu kolay çözülecek bir problem değil, fakat algleri makul bir biçimde kontrol altına alırsanız yoğunluğu yönetmede uzun erimli kapasitesi sayesinde Buffalo’nun yenilenmiş bir ekonomik yatırım alanı haline geleceğini düşünüyorum”. Diğer birçok Büyük Göller bölgesi şehri de benzer kriterleri karşılıyor: Duluth, Chicago, Cleveland. Keenan, “Büyük Göller civarında herhangi bir yer uygun olacaktır” diyor. </span></p>
<p><b>Iqaluit, Nunavut </b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29951" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0101.png" alt="" width="629" height="373" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0101.png 629w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0101-610x362.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-29_0101-320x190.png 320w" sizes="auto, (max-width: 629px) 100vw, 629px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Su altında kalan veya yangınlar içindeki şehirlerinden kaçan insanların en çok hafife alınan kayıplarından biri de kültür-sanat alanında gerçekleşecek. Kültür ve sanatın gelecekteki kaçınılmaz 1.000 ppm derişimiyle başa çıkmada insanlık için oldukça önemli işlevi olacak. Tarih boyunca kültür merkezleri dünya etrafında dolaşıp durmuş; her ne kadar abartılı duyulacaksa da, muhtemelen hiçbirimizin duymadığı 7.000 nüfuslu kuzey Kanada şehri Iqaluit filizlenmekte olan bir kültür ve sanat manzarası sergiliyor. Burada sanatçılar, bürokratlar ve çalışkan yeni gelenler var. Kanada Arktik’inin önde gelen gazetesi olan </span><i><span style="font-weight: 400;">Nunatsiaq News</span></i><span style="font-weight: 400;">’de 2011’de yayınlanan bir makale 26 yaşındaki Serge Lampron’ın daha küçük bir topluluktan orayı “bir hip-hop sanatçısı kadar popüler” yapmak için Iqaluit’e taşınmasını konu alıyor. Sabun taşı oymalarıyla meşhur Dorset Burnu’nda herhangi başka bir Kanada şehrinden daha fazla sanatçı olduğu belirtilmiş.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Iqaluit iklim kaynaklı kuzeye doğru bir göç hareketi açısından önemli bir noktada. Şehir 1950’ler ve 60’larda kutuplar üzerinden Amerika’yı hedefleyen Sovyet nükleer füzelerini takip etmek için Amerika’nın soğuk savaş üssü olarak önem kazanmaya başlamış. Henüz geçen yıl Iqaluit yeni bir uluslararası havalimanının açılışını yaptı, ayrıca şehir uzun bir körfezin yeterince uzağında konuşlanmış olmasıyla Alaska gibi yerlerdeki kıyı şeridine zarar veren Arktik fırtınalardan korunaklı bir durumda. Şehrin şu anki yüksekliği ağaç seviyesinin üzerinde ve topraklar verimli değil. Fakat bundan 60 milyon yıl önce, bilim insanlarının “sera dünyası” adını verdiği Senozoik dönemin başlarında Kuzey Batı Pasifik ve Şili’deki gibi kıyı şeridi yağmur ormanlarının boyuna Arktik takımadalarında yer aldığı biliniyor. Söz konusu sera dünyası tekrar oluşabilir. </span><i><span style="font-weight: 400;">Paleobiology </span></i><span style="font-weight: 400;">araştırma dergisindeki 2003 tarihli bir makale Arktik ikliminin “verimli, yüksek bio-kütle içeren kızılçam ormanlarını desteklediğini” belirtiyor. Öyleyse gelin bunu Iqaluit ormanlarında kutlayalım! Gitarlarınızı, boyalarınızı, kitaplarınızı ve </span><i><span style="font-weight: 400;">Happy Light </span></i><span style="font-weight: 400;">lambalarınızı unutmayın. Kışın 9:20’de doğan güneş öğleden sonra 1:40’ta batıyor olacak…</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/29/2100de-yasanacak-en-iyi-5-yer/">2100’de Yaşanacak En İyi 5 Yer</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>New York Belediyesinin İklim Davasına Ret</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/20/new-york-belediyesinin-iklim-davasina-ret/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2018 12:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Bütünlüğü Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[new york]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28922</guid>

					<description><![CDATA[<p>New York Belediyesi küresel ısınmaya neden oldukları gerekçesiyle dünyanın en büyük petrol şirketlerinden British Petroleum, Chevron, ConocoPhillips, Exxon Mobil ve Royal Dutch Shell‘e bu yıl başında dava açmıştı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/20/new-york-belediyesinin-iklim-davasina-ret/">New York Belediyesinin İklim Davasına Ret</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşik Devletler Bölge Savcısı John Keenan kararının gerekçesinde iklim değişikliğinin hayatın bir gerçeği olduğunu fakat sorunun çözümü için doğru adresin mahkemeler değil, kongre ve idari yönetimin alanına girdiğini belirtti.</p>
<p>New York Valiliği’nden yapılan açıklamada ise kararın temyiz edileceği bildirildi.</p>
<p>New York yönetimi Ocak ayında <strong>BP, Chevron, ConocoPhillips, Exxon Mobil ve Royal Dutch Shell</strong> aleyhine açtığı davada bu şirketlerin sanayi devriminden beri atmosfere salınan karbondioksit ve metan gazının yüzde 11’inden sorumlu olduğunun altı çizilmişti.</p>
<p>Yönetim dava dilekçesinde fosil yakıt endüstrisinin ürünlerinin kullanımıyla üretilen sera gazlarının toplum refahı için genelev, uyuşturucu veya yasadışı tehlikeli atıklar gibi genel, başkasının alanına makul olmayan müdahale gibi özel rahatsızlıklar yarattığını da savunmuştu.</p>
<p>Şehir yönetimi bu beş şirketten Sandy kasırgasının yol açtığı 20 milyar dolarlık zararı ve gelecekte yaşanacak olan zararları karşılamasını istiyordu.</p>
<p>Ülkede Haziran ayında Kaliforniya eyaletinin San Francisco ve Oakland şehirleri tarafından açılan benzer bir dava da aynı gerekçeler ile reddedilmişti.</p>
<p>Ancak bu iklim değişikliğiyle mücadelede yeni bir dönemin başlangıcı…</p>
<h3><strong>Son değil başlangıç</strong></h3>
<p><strong>Colombia Üniversitesi’nin İklim Değişikliği Kanunu Merkezi (Columbia University’s Sabin Center for Climate Change Law) Direktörü Michael Burger, </strong>bunu hızlı bir karar olarak görmek çok kolay. Başka bir mahkeme bu karara bağlı değil. Bu kadar basit” diyor. Burger,  iklim değişikliği davalarında tek bir yargıdan çıkan kararların değiştirilemez olduğunu şu sözlerle reddediyor:</p>
<p>“Bir yargıcın davaya bakışı ve yönetme şekli benzer davalara bakan yargıçların da aynı kararı verecekleri anlamına gelmez. Karar yüksek mahkemelerde verilene kadar, her yargıç ve temyiz yargıcından oluşan heyet çözüme kavuşulana kadar konuya bağımsız bakacaktır.”</p>
<p>Uzmanlara göre New York belediyesinin açtığı davanın temyize gitmesi bekleniyor.</p>
<p>Burger, bu davanın reddinin diğer iklim değişikliği davalarının sonuçlarını etkileyip etkilemeyeceğini bilmiyor olsa da bunun mücadelenin sonu olmadığını düşünen tek hukuk uzmanı değil.</p>
<p>Washington merkezli<strong> İklim Bütünlüğü Merkezi (Center for Climate Integrity) Direktörü Richard Wiles</strong>’a göre, bu davaların bir çoğu ait oldukları eyaletlerin mahkemelerinde sonuçlanacak ve vergi mükellefleri en sonunda masraflarını telafi etmek için çaba gösterecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/20/new-york-belediyesinin-iklim-davasina-ret/">New York Belediyesinin İklim Davasına Ret</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendine Ait ya da Çevrim Dışı Bir Uzun Uçuş</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/21/kendine-ait-ya-da-cevrim-disi-bir-uzun-ucus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özge Karakaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jun 2018 09:55:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[new york]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir cumartesi günü New York uçağındayım. Yaklaşık 11 saat aralıksız bir uçuş olacak. New York’u ilk kez ziyaret edecek olmamdan bile daha hevesliyim bu uçuş için. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/21/kendine-ait-ya-da-cevrim-disi-bir-uzun-ucus/">Kendine Ait ya da Çevrim Dışı Bir Uzun Uçuş</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arkadaşlarım seyahatimin en zor kısmının bu uzun uçuş olduğunu söylüyor. Oysa, bana göre aralıksız uzun uçuşlar, içinde bulunduğum gerçeklikten kaçmam için muhteşem bir fırsat. İnternetin çekmediği bir 11 saat, insanlarla aramdaki teknolojik bağlantının kurulmasının teknik olarak imkânsız olduğu bir 11 saat demek. Yani, yalnızca bende var olanla geçireceğim, kendime ait bir zaman.</p>
<p>Ama işler umduğum gibi gitmiyor. Kalkıştan yaklaşık yarım saat sonra kemerlerimizi çözebileceğimize dair bir sinyal yanıyor başımızın üzerinde. Ve hemen yanında dünyanın en müjdeli haberini verir gibi yanıp sönen wi-fi simgesi! Uçakta internet var! Türkiye’nin en büyük operatörlerinden biriyle anlaşmalı olarak servis ediliyor hem de. Yani, bulutların üzerinde bile tıkır tıkır çekiyor internet. Benim insanlara, insanların bana ulaşmasının imkânsız olduğu zaman bir anda avuçlarımdan kayıp gidiyor… Çok geçmeden, önce çocuklar, sonra iş insanları birer birer açıyor tabletlerini, bilgisayarlarını ve telefonlarını. İçimi, saklandığım yerde sobelenmiş, köşeye sıkışmış olduğum hissi kaplıyor. Whatsapp’ıma gelen ilk mesajla büyü bozuluyor.</p>
<p>Dünyada, bağlantısız hayata bu kadar ihtiyaç duyan ve aradığı boşluğu uçuşlarda yaratmaya çalışan bir ben olmasam gerek. Zira, geçtiğimiz yıldan başlayarak giderek popülerleşen dijital detoks hakkında artık her yerde daha çok haber okuyor, detoksu uygulayan daha çok insana rastlıyorum. Dijital detoks, günlük ya da haftalık olarak belirlenebilecek bir dönem için, internete bağlanmadan ya da internet üzerinden kurulan iletişimi kısıtlayarak geçirilen bir ara. İnternete verilen bu ara, sadece kişisel vakitte veya tatillerde değil, artık iş yerlerinde de çok yaygın. Teknolojik aletler, biz kullanmasak bile sinyal dağıtıyor, dikkati bulandırıyor ve bir şekilde gözümüzü, dolayısıyla da aklımızı çeliyor. Artık her geçen gün daha çok toplantı teknolojik aletsiz gerçekleştiriliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ama teknolojiye ve/ya dijitale ara verme kararı alarak çevrim dışı olmak ile uzun uçuşlardaki gibi, teknik olarak internet sağlanamadığı için çevrim dışı olmak zorunda kalmanın bambaşka iki şey olduğunu düşünüyorum. Günlük hayatta çevremizdeki herkes tarafından dijital olarak ulaşılabilir olduğumuz varsayılıyor. Eğer bir teknolojik aracınız varsa, bu araçta muhakkak bir internet bağlantısı da olduğu düşünülüyor. Dolayısıyla eğer teknik olarak internetin sağlanamadığı bir ortamda, örneğin uzun bir uçuşta, kırsalda veya şehrin yeni yapılaşan ücra köşelerinde değilseniz, çevrim içi olduğunuz varsayılıyor.</p>
<p>Birisi size dijital olarak ulaşmaya çalıştığında, internetiniz kapalı olmadığı takdirde, mesajı size iletiliyor. Kullanılan uygulamanın özelliğine göre değişse de çoğu zaman, size ulaşıldığı bilgisi de size ulaşmaya çalışana gönderiliyor. Aslında, siz cevap verseniz de vermeseniz de karşıdaki kişi size ulaşmış oluyor ve iletişim kurma sırasını size geçirmiş oluyor. Ve o mesajı görmüş olmanız, hiç yanıtlamak istemeseniz bile size, gelen mesajı yanıtlama, o kişiye geri dönme sorumluluğu yüklüyor. Dijital detoksa girmek, kişisel bir karar ve diğer kişisel kararlar gibi arkadaşlarımıza, ailemize ve sevdiklerimize bildirmemizi gerektiriyor. Dijital olarak ulaşılmak istememe kararımızı çevremizdekilerle paylaştığımız takdirde, çevrim içi iletişimimizde karşı tarafa geri dönme yükümlülüğümüz biraz olsun ötelenmiş oluyor. Öte yandan, teknik olarak ulaşılır olmamak bizi bu sorumluluktan tamamen özgürleştiren bir durum. İnternetin altyapısal olarak sağlanamadığı koşullarda olduğunuz bilindiğinde ya da düşünüldüğünde, bu durum bir “mazeret” olarak görülüyor. Bir nevi, çevrim içi ilişki kurmanızı sağlayan yetinin sizden alınmış olması inanılmaz bir hafiflik yaratıyor.</p>
<p>Peki neden ulaşılabilir olmamaya ihtiyaç duyuyoruz? Çevrim içi olma detoksuna girecek kadar uzaklaşmaya çalıştığımız şey, bağımsızlığımıza olan özlem mi? Kendimizle baş başa kalmayı, yalnızlığımızı mı özlüyoruz, yoksa çevrim içi kurduğumuz yüzeysel ilişkilerden kaçıp birbirimizle derinden temas etmeye, gerçek bağlantılar kurmaya mı ihtiyacımız var?</p>
<p>Bu noktada bakış açısı kazanmama, sosyolog ve filozof Zygmunt Bauman’ın, çevirisi Düşünbil Dergisi tarafından yayımlanan Facebook ve diğer sosyal ağlar üzerine analizlerinin önemli katkısı oldu. Bauman’ın bağımsızlık üzerinden yaklaştığı analiz şunu söylüyor:</p>
<p>“Bağımsızlığı pratik etmiş insanlar, başka insanlarla birlikte yaşama üzerine müzakere etme yeteneklerini kaybediyorlar. Çünkü sosyalleşme becerisinden mahrum kalmış oluyorlar. (…) Çok yorucu, fazla çaba ve fazla dikkat… Müzakere ve yeniden müzakere süreci, yeniden tartışma, yeniden anlaşma, yeniden yaratma… Bağımsızlık, bizi bunları yapma becerisinden mahrum ediyor. Şu anda hayatlarımızı iki dünya arasında ayırıyoruz: çevrim içi ve çevrim dışı. Bağlantılı ve bağlantısız. Çevrim içi yaşam büyük oranda hayatın risklerinden arındırılmış bir halde. Internet ağından arkadaş edinmek çok kolay. Asla yalnızlık hissetmiyorsunuz. Eğer başka kullanıcılar tarafından sergilenen tutumları beğenmiyorsanız, onlarla iletişim kurmayı durdurursunuz. Çevrim dışıyken, kaçınılmaz olarak gördüğünüz şey insan ırkının çeşitliliğidir. İnsanlar çeşitlidir-geçip giden insanlar, yabancılar… Diyalog kurma ihtiyacıyla, sohbet etme ihtiyacıyla yüzleşmek zorunda kalırsınız. İnsanların farklı olduğu, insan olmanın pek çok yolu olduğu gerçekliğiyle yüzleşmek zorunda kalırsınız.</p>
<p>Bir diyaloğa girdiğinizde nasıl biteceğini asla bilemezsiniz; belki de sizin bilge ve diğerlerinin aptal olduğunu kanıtlamak yerine, diğerlerinin bilge sizin aptal olduğunu kanıtlayacak. Bağımsızlık, bizi bunları yapma becerisinden mahrum ediyor.  Bağımsız olduğunuz anda, kendi bağımsızlığınızı daha az durdurabilir ve bunu çok da zevk veren birbirine bağlı olma ile değiştirebilirsiniz. Yani, bağımsızlığın sonu mutluluk değildir; bağımsızlığın sonunda hayatın boşluğu, anlamsızlığı ve mutlak, tasavvur edilemez can sıkıntısı yatar.”</p>
<p>İnternetten ve dijital dünyanın getirdiklerinden arınmak isteyen, iş hayatında da kişisel hayatta da aynı “yok olma” ihtiyacının peşinde koşan pek çok insan tanıyorum. Günlük hayatta lüks olan artık teknolojiye sahip olmak değil, teknolojiden uzak saatlere sahip olmak. Bu uzaklaşma bizi kendimize yaklaştırıyor. Kendimizden başkalarına “yok olmak” veya her istediğimiz bilgiye, insana istediğimiz anda ulaşamama özgürlüğü bizi zihin dağınıklığından kurtarıyor. Ben bunu, mevcudumuzda olanı takdir etmeye ve varlığımızın tadını çıkarmaya alan açmak olarak görüyorum.</p>
<p>Öte yandan, geleceğe atılan her adımla daha da bağlantılı bir gelecek inşa etmenin peşindeyiz. Yaşam kurmaya uygun her bir noktaya altyapı iyileştirmesi olarak internet bağlantısı götürülüyor, teknoloji firmaları <em>drone</em> teknolojisiyle atmosferin kapladığı her boşluğu internete bağlayabilmek için yatırım yapıyor. Ama biz kendi ellerimizle inşa ettiğimiz bu über bağlantılı yaşamlardan kaçabilmek için bir sığınak aramaya devam edeceğiz gibi duruyor. Peki, bu gelecek gerçek olduğunda nereye kaçabileceğiz? İçinden kaçmak istediğimiz yaşamları neden inşa ediyoruz?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/21/kendine-ait-ya-da-cevrim-disi-bir-uzun-ucus/">Kendine Ait ya da Çevrim Dışı Bir Uzun Uçuş</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
