<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mültecilik arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/multecilik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/multecilik/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 19 Dec 2018 14:30:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>mültecilik arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/multecilik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Göç Ya da Araf: “Bir Gün Biz de Mülteci Olabiliriz”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/11/goc-yada-araf-bir-gun-biz-de-multeci-olabiliriz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Dec 2018 08:12:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[Göç Ya da Araf]]></category>
		<category><![CDATA[İHD Mersin Şubesi]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi]]></category>
		<category><![CDATA[mültecilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33106</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin’de dört sanatçının bir araya gelerek oluşturdukları Göç Ya Da Araf  Sergisi İHD Mersin Şubesi’nin organizasyonu ile Eğitim- Sen Lokali'nde açıldı. 10 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında Eğitim- Sen Mersin Şubesi’nin ev sahipliğinde yapılan karma sergi: göç, sürgün ve mültecilik temasıyla dört sanatçının çalışmalarına hafta süresince yer verecek. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/11/goc-yada-araf-bir-gun-biz-de-multeci-olabiliriz/">Göç Ya da Araf: “Bir Gün Biz de Mülteci Olabiliriz”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi 10 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında Mersin’de dört sanatçının eserlerini Göç Ya da Araf  isimli sergide ziyaretçilere açtı. Eğitim- Sen Mersin Şubesi Lokali’nde sergilen eserler göç, mültecilik ve sürgün üzerinde duruyor. İHD Mersin Şubesi Başkanı Hakkı Demir’in açılışa gelenlere: “Demokrasi mücadelesinin Türkiye’de bulunduğu nokta konusunda sizlere bir şey söylemeye gerek yok. Ama güçlerimizi mümkün olduğunca birleştirmeye çalışarak bu karanlık dönemi aşacağımıza inanıyorum. Karanlık dönemleri aşmanın bir yolu da aslında sanat alanında yaratıcı mücadele örnekleriyle mümkün olabiliyor. Çünkü bu tür etkinlikler bizi birbirimize daha bir yaklaştırıyor” değerlendirmesini yaptığı açılışta; sanatçılar sergi ve çalışmalarının içeriğini anlattı.</span></p>
<p><b>Ali Osman Abalı (Fotoğraf Sanatçısı ):</b><span style="font-weight: 400;"> &#8220;Aramızda sürgün yaşamış bir kişinin olması bizi bayağı destekledi. Konunun büyük bir bölümü ondan çıktı. Otuz beş fotoğraf yer alıyor sergimizde, beş heykel ve enstalasyon çalışmamız var. Çalışmamız yaklaşık üç ay sürdü.  Türkiye’ye dışarıdan gelen göçleri değil iç göçleri de işlemeye çalıştık. Güney ve Doğu Anadolu bölgesinden gelen insanların yaşadığı yerleri ben fotoğrafladım. Diğer arkadaşlarımız da ona benzer yerleri yaptı, Suriyeli mülteciler de var. Onun yanında beş heykel çalışması var. Bir tane de enstalasyon çalışması var Adil Okay’ın. Okay, göç, sürgün ya da mültecilik sırasında denizi geçmeye çalışırken hayatını  yitiren insanları temsilen ayakkabılardan bir enstalasyon yaptı. Ağırlıklı olarak ben portre çalıştım. Diğer fotoğrafçı arkadaşlarımız kavramsal çalıştı.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33112" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/gocvearaf-15-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/gocvearaf-15-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/gocvearaf-15-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/gocvearaf-15.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/gocvearaf-15-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/gocvearaf-15-320x240.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Arif Kılıç’sa daha çok sürgüne gelen insanların ve göç eden insanların evlerinin önünde fotoğraflar çekti. Ben de onların mahallelerinde daha çok çocuk ve kadın portreleri çekmeye çalıştım.  Hedeflediğimiz şey daha çok insanların empati yapmasını sağlamak. Bir gün hepimiz sürgüne uğrayabiliriz, göç edebiliriz. Şu an ülkemiz ciddi oranda göç alıyor. Bu göçe hazır değil aslında. Uluslararası mülteci sözleşmesine imza atmadan ülkemiz mültecileri aldı. Zorluklar yaşayacak. Biz biraz da bunu görünür kılmak, farkındalık yaratabilmek için böyle bir çalışmaya girdik. Yanımızda sürgün yaşayan iki arkadaş vardı. Onlar da destekledi. Bu işin motor gücü oldular, bize anlattılar. </span></p>
<p><b>“Akdeniz kimi şairlere göre aşk denizidir, kimi şairlere göre kan denizidir”</b></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33109" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/adilokay-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/adilokay-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/adilokay-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/adilokay.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/adilokay-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/adilokay-320x240.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Adil Okay ( Şair ve yazar):</b><span style="font-weight: 400;"> Dünyada ve ülkemizde yüreğimizi dağlayan trajedilerle kendini hissettiren, duyuran, basına sık sık yansıyan göç, sürgün ve mülteci sorununa dikkat çekmek istedik. Sanatçı olarak eserlerimizle dikkat çekmek istedik. Çünkü kamuoyu ne yazık ki bu soruna küçük bir gazete haberi, üçüncü sayfa köşesi ya da istatistik olarak görüyor. Bunların birer rakam olmadığını insan olduğunu göstermek istedik. Göç sonucu, sürgün sonucu , zorunlu göçler sonucu ülkelerini değiştirmek zorunda kalan insanlara, bizim ülkemize gelen insanlara, ülkemizden başka ülkelere giden insanlara kötü gözle bakmamalarını , onları anlamaya çalışmalarını, empati yapmalarını istedik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zira biliyorsunuz Akdeniz kimi şairlere göre aşk denizidir, kimi şairlere göre kan denizidir. Son on yılda Akdeniz’de ölen mülteci sayısı elli bin kişiyi geçti. Yanı başımızdaki Akdeniz’de elli bin ceset var. Bunların büyük bir çoğunluğu bulunmadı. On yıllardır bu sorun devam ediyor. İnsan Hakları Haftası’ndayız: İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin en önemli maddesi yaşam hakkıdır, buna dikkat çekmek istiyoruz. Gerek ülkemize gelen mültecilerin bir neden olmadığını, sonuç olduğunu anlaması gerekiyor insanlarımızın. Empati yapması gerekiyor. Sonucu değil nedenleri yargılamak gerekiyor. Nedir nedenler? Emperyalist savaşlar, bölge savaşları, mezhep gerilimleri sonucu çıkan savaşlar, ekonomik yoksunluk. Bu nedenle insanlar göç edip duruyor oradan oraya. Bu insanların bizim insanlarımız olduğunu, bizim de bir gün göç edebileceğimizi, bir gün bizim de mülteci olabileceğimizi kamuoyuna böylelikle eserlerimizle duyurmaya çalıştık. </span></p>
<p><b><i>Siz aynı zamanda bir süre mülteci olarak da yaşadınız. Serginin ismi de “Göç Ya da Araf” Arafta kalma, araftan sonrası için diyebileceğiniz nedir? </i></b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dediğiniz gibi ben de eski bir mülteciyim. 12 Eylül Darbesi’nden sonra sürgün yaşadım. On sekiz sene ülkeme gelemedim. Bir süre arafta kaldım. O psikolojiyi iyi biliyorum. Tabi  sanatçılar da duyargaları açık olduğu için mülteci olmadan da bunları hissedebiliyorlar, anlayabiliyorlar. Ben bizzat yaşadığım için anlıyorum. Örneğin Fransa’da yaşadım. Geçenlerde Fransa basınında bir haber okudum. Bir Fransız profesör, yolda giderken otostop yapan üç Eritreli kaçağı arabasına alır. Yolda yakalanır, bu adamı mahkemeye çıkarırlar. Kaçak göçmenlere yardımcı oluyorsun diye. Mahkemede şöyle bir savunma yapar (Pierre Alain) Mannoni: “İnsan olarak bu benim ödevimdir. İnsanlara kimlik sormam ve sınırlar yapaydır” der. Daha sonra bu kamuoyuna mal olur, profesör beraat eder. Beraat ettiren mahkeme heyeti de der ki: “Sınırlar insanlardan önemli değildir”. Bu o mahkeme heyetinin takdiri, başka bir mahkeme de mahkum etmiştir mesela. Dolayısıyla tek bir mahkemeye bel bağlamamak gerekiyor. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine dikkat çekmek gerekiyor. Ben de Mannoni’ye katılıyorum: “sınırlar toprağın yara izleridir” diyorum.</span></p>
<p><b>Arif Kılıç: </b><span style="font-weight: 400;">Fotoğrafçılıkta aslında yeniyim ben. Konunun can yakıcı olması, Ortadoğu ve coğrafyamızda  yaşanan olaylardan göçe dikkat çektik. Ama farkındayım ki aslında yapabildiğimiz kadarıyla birkaç kareye sonuçlarını yansıtmaya çalıştık. Esas sebebini duyurabilmek, o konuda insanları duyarlı kılabilmekte çok farklı çalışmalar gerektiriyor. Biliyoruz ki bu göçlerin, ölümlerin, zor yaşamların esas nedenleri coğrafyamızda yaşanan haksız savaşlar, müdahaleler, emperyalistler tarafından yapılan müdahalelerin sonucu bu durumların yaşandığının bilincindeyiz. Bu duygularla çektim. Ama çekerken tabii ki o insanların yaşadığı çekingenliği, mahcubiyeti hissettik.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33111" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/tülinsahinokay-2-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/tülinsahinokay-2-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/tülinsahinokay-2-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/tülinsahinokay-2.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/tülinsahinokay-2-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/tülinsahinokay-2-320x240.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Tülin Okay Şahin:</b><span style="font-weight: 400;"> Göçün nedenleri insanların savaşla veya ekonomik zorluklarla, buna benzer nedenlerle göçmesi. Bir de zorunluluk tabi bunu belirtmemiz gerekiyor.  Hem göç esnasında hem de göç sonrasında yaşadıkları olumsuzluklar; ölümlerden, ötekileştirmeye, yoksulluk, yoksunluk, tecavüzler. Bütün bunları irdeleyip, aynı zamanda sınırların olması, savaşların olması insanlara olumsuzluklar yaşatıyor. Bütün bunları yansıtmaya çalıştık. Ben de heykellerimle destek olmaya çalıştım bu ortak çalışmaya. İsteğimiz insanların empati yapabilmesi ve her zaman şunu düşünebilmemiz gerekliliği: bir gün bizde mülteci olabiliriz, bir gün biz de göç etmek zorunda kalabiliriz. Bir savaşın ortasında kalabiliriz. Çoluğumuzu çocuğumuzu sırtlayıp dağlarda zor yolculuklarla, ölümlerle bu göçü ve mülteci olmayı yaşayabiliriz. Çünkü şunu biliyoruz ki etrafımızda mülteci olan insanlara karşı gösterilen kimi ayrımcılık, düşmanca davranışlar bu kadar zorlukları yaşayan insanların üstüne yaşadıkları başka bir zorluk oluyor.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/11/goc-yada-araf-bir-gun-biz-de-multeci-olabiliriz/">Göç Ya da Araf: “Bir Gün Biz de Mülteci Olabiliriz”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydanda Mülteci Meselesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/20/meydanda-multeci-meselesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aybala Arslantürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Nov 2018 11:08:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Özlem Ekşi]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Meselesi Kimin Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[mültecilik]]></category>
		<category><![CDATA[sivil sayfalar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32544</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşama Dair Vakıf ve Sivil Sayfalar tarafından düzenlenen Meydan Buluşmalarının ikincisi ‘Mülteci Meselesi Kimin Meselesi?’ konu başlığı ile 13 Kasım tarihinde Ankara’da gerçekleştirildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/20/meydanda-multeci-meselesi/">Meydanda Mülteci Meselesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum kuruluşlarından temsilcilerin katılımıyla gerçekleşen etkinliğin açılışında konuşan YADA Vakfı’ndan Ceylan Özünel, Meydan Buluşmaları ile hem sivil toplumun içerisindeki diyalog eksikliğinin giderilmesi; hem de yeni işbirlikleri ve ortak çözümlere adımlar atılmasını hedeflediklerini ifade etti. YADA’nın kurucularından Ulaş Tol da, gerçekleştirdikleri araştırmaların sonuçlarını hem sivil toplumla paylaştıklarını hem de kendi araçlarını ürettiklerini ifade ederek, “Bu tür etkinliklerde genelde birbirine alan olarak daha yakın olan kuruluşlar bir araya geliyor. Biz yaptığımız iş ve etkinliklerde herkesin kendi içinde toplanmasından ziyade, alanların birlikteliklerini sağlamaya çalışıyoruz. Sivil Sayfalar bunun bir örneği, diğeri de Meydan Buluşmaları. Buluşmalar üç temel amaca hizmet ediyor; </span></p>
<ol>
<li><span style="font-weight: 400;"> Farklı çalışma alanlarındaki sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirmesi, bu da alan geçişlerini görebilmeyi sağladı. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Kendine benzemeyen ve söylediklerine güçlü itirazları olan yerlerle bir araya gelmek. </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Yeni yöntemlerle neler yapabiliriz konusunda etkin karşılaşmayı sağlamak” diye konuştu.</span></li>
</ol>
<p><b>Farklı Kurumlar, Ortak Meseleler&#8230;</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32546" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0396-640x427.jpg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0396-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0396-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0396.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0396-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0396-320x213.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcıların birbirleri ile tanıştıkları açılış etkinliğinden sonra ‘Mülteci Meselesi Kimin Meselesi?’ başlığında katılımcıların mülteci çalışmalarındaki  deneyimleri paylaşıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan hakları aktivisti </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/31/meydan-soylesileri-sahada-bulunan-aktorler-guclendirilmeli/"><span style="font-weight: 400;">Ayşe Özlem Ekşi</span></a><span style="font-weight: 400;">; mülteci meselesinin çok boyutlu olduğunu dile getirerek, “İşin uluslararası boyutu, iç siyaset politik boyutu, insan hakları boyutu var; sivil toplum açısından farklı, kamudan baktığımızda farklı. Yürüttüğümüz projeler kapsamında aynı gün içerisinde kaymakamla, belediye başkan yardımcıları ile, bürokrasi ile; bir yandan sivil toplum kuruluşları ile, uluslararası örgütlerle ve mülteciler ile temasa girip birbirinden çok daha farklı ihtiyaçları ve perspektifleri gözlemleme imkânı buluyorum. Gözlemlediğim en önemli sorun koordinasyon sorunu. Etkileşim çok az, iletişim çok az, koordinasyon çok sorunlu olduğu için ve herkesin elinde bulunan veriler açıklıkla paylaşılmadığı için sürekli mükerrer faaliyetler ve yardımlar dillendiriliyor. Sivil toplumun kendi arasındaki etkileşimin de dönemsel olarak zayıflaması ve güçlenmesi de ayrı bir mesele. Göçmen toplumun sivil topluma katılımı, mültecilerin kendini ifadesi bambaşka bir boyut, kamuda politik katılımları ayrı bir boyut bütün bunlar hem kamunun hem sivil toplumun hem de mültecilerin kendi inisiyatiflerinin etkin olması, iletişimin sağlanması, koordinasyonun güçlenmesi ile gelişecek.’ dedi.</span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/07/yerelden-yola-cikarak-uretiyoruz/"><span style="font-weight: 400;"> Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nden </span><span style="font-weight: 400;">Arzu Karacanlar</span></a><span style="font-weight: 400;"> da konuşmasında, “Mülteciler yararlanıcı olarak projelerde yer alırlar. İlk defa burada mültecilerin sadece yararlanıcı değil, toplumda yaşayan bireyler de olduklarının vurgulandığını gördüm ve çok mutlu oldum.” dedi.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32547" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0402-640x509.jpg" alt="" width="640" height="509" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0402-640x509.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0402-1024x815.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0402.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0402-610x485.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0402-320x255.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir merkezli Uluslararası Yardımlaşma ve Entegrasyon Derneği’nden Muhammed Abdullatif Alsairavan, medyada Suriyelilerle ilgili olumsuz algı oluşturacak yayınlardan duyduğu üzüntüyü ifade ederek, “‘Suriyeliler olarak bizler keyif için değil zor durumlardan geldik. Mültecilerin yük geldiğinin farkındayız. Bir mülteci olarak şöyle bir problem yaşıyorum, hepimiz yaşıyoruz aslında ve bunun için bir şey yapabilir miyiz merak ediyorum. Bu da bizimle ilgili çıkan; yardım parası aldığımız, okullara sınavsız girdiğimiz gibi söylentiler.’ dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyeli Hanımlar Derneği Başkan Maaisa Said</span><span style="font-weight: 400;"> de, </span><span style="font-weight: 400;">sadece Suriyeli kadınlara hizmet verdiklerini, hizmetlerinin arasında psikolojik destek, sosyal destek bölümü (aile huzuru, Türkçe kursu) sosyal uyum kursları olduğundan bahsetti. Said, d</span><span style="font-weight: 400;">ernek ile ilişki içerisinde olan 4000 kişi ile yaptıkları çalışma sonucu kadınların %56&#8217;sının eğitimli olduğunu ve kendi ayakları üzerinde durmak istediklerini; bu nedenle kendi işlerini açabilmeleri için mikro kredi verdiklerini anlattı. </span><span style="font-weight: 400;">Türkiyeli ve Suriyeli sivil toplum kuruluşlarının bir arada çalışması ile sürdürülebilirliğinin sağlanacağını belirten Said</span> <span style="font-weight: 400;">kendi dernekleri özelinde de başka Türkiyeli dernekleri ile çalışmak istediklerini ve iş birliklerine açık olduklarını belirtti.</span></p>
<p><strong>Açık meydanda tartışmalar çözüm önerileri ile son boldu</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32548" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0530-640x427.jpg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0530-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0530-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0530.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0530-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0530-320x213.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Etkinliğin son bölümünde katılımcıların önerileri ile belirlenen konu başlıkları ile açık meydanlar kuruldu ve konu başlıkları tartışıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birinci grup, dil bariyeri konusunu ana dilde eğitim ve entegrasyon-uyum başlığı ile ele aldı. Türkiye’nin mülteci politikalarının konuşulduğu bölümde, sosyal sivil hayata katılımın mevcut durumu  ve nasıl olması gerektiği tartışıldı. Uyum denilen kavramın tek yönlü olmaması gerektiğinin vurgulandığı tartışmada, ‘bir arada yaşam’ ifadesinin daha doğru bir kavram olduğu ve bunun öğrenilen bir süreç olduğunun altı çizilelerek bunu hayata geçirecek projelere ihtiyaç olduğuna dikkat çekildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer grup nefret söylemi ve ‘neden sosyal uyumu sağlayamıyoruz?’ sorusunu tartıştı. Kalıcı olmaları ile yüzleşememe, misafir/geçici koruma altında olunması yerel halkın kabullenememesine ve nefret söylemlerinin sürekliliğine neden olabileceği konuşuldu. Bu noktada da temelin aslında bilgi eksikliği ve doğru bilinen yanlışlar olduğu yinelendi. Çözüm önerilerinde; yerel seçim sürecini etkileyecek bir kampanya oluşturmak, meydan etkinliğinin çıktılarını sadece sivil toplumla değil devlet kurumları ile paylaşmak, ders kitaplarında ayrımcılık karşıtı bölümlerin olması için adım atmak, temel olarak Türkiyelileri sosyal uyuma katmak, platformlar üzeri bir sosyal medya kampanyası yapmak vardı. Mülteci kalıbından çıkıp iş arkadaşı, komşu, yol arkadaşı gibi bakılabildiğinde normalleştirme sürecine girileceğinin ve bunun fayda sağlayacağına değinildi.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32550" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0571-640x427.jpg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0571-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0571-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0571.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0571-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/0H4A0571-320x213.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">3. grupta, engelli Suriyeli çocukların rehabilitasyon merkezlerine erişimleri, bu hizmetten yararlanamıyor olması ile sığınma evlerine erişemeyen mülteci kadınların sorunları tartışıldı. Sivil toplum kuruluşlarının fon sağlayıcılardan fon alıp sonrasında ise hizmeti tam sağlamadıkları yarım bırakıldığı gözlemleri paylaşıldı. Mülteci konusunun tek başına ele alınmasının doğru olmayacağı, daha önce gerçekleştirilmiş ayrımcılıklarla ortak noktalarının olduğu ve her şeyi kapsayan bir mücadelenin yürütülemeyeceğine değinildi. Sağlık konusunda sivil toplum arasında bilgi aktarımını sağlayabilecek bir raporlama yapılması çözüm önerisi olarak dile getirildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dördüncü grupta mültecilerin istihdamı, uluslararası mülteci politakaları ve göç alanında bilgi üretimi konuları konuşuldu. Çalışma iznini iş verenlerin bürokratik nedenlerden dolayı genelde almak istemediği belirtilerek, istihdamın artması için özel sektöre vergi indirimine gidilebilir önerisi getirildi. Suriyelilerin seyahat hakkıyla ilgili yaşadıkları sıkıntıların istihdam konusuna da olumsuz etki ettiği vurgulandı. Seyahat hakkının önlenmesinin istihdama ket vurması konu edildi. Akademide ve sivil toplumda her kurum her fona erişemediği, bu alanda eşitsizlikler olduğu vurgulandı.Bilgi üretimine sivil toplumun araştırmacı vasfı ile katılamaması ve araştırmaların etik kurallara uygun olarak yapılması ve araştırıcıların güvenliğinin  sağlanmasının önemine işaret edildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer grup, iş birliği ve ortak çalışmalar üzerine konuştu. Mülteci meselesi diyalog eksikliğinin ve işbirliği kurulmasının sorunlu olduğu mesele olarak nitelendirildi. Hem sivil toplumun kendi içinde hem de devletle kurmaya çalıştığı ilişkilerin önünde engeller olduğu konuşuldu. ‘Bazı ağlara girmek zor, nasıl aşabiliriz’ sorusuna cevap arandı. Sahada ise daha çok yan yana olmaya ihtiyaç var özellikle insani yardım kuruluşları ile kapasite geliştirici kuruluşların bir arada olması aslında birlikteliğin ilk adımı olabilir; tematik geçişkenliğe de ihtiyaç var örneğin insani yardım kuruluşları çalışmalarına kadın çalışmaları gruplarının da katılması ve toplumsal cinsiyet perspektifinden konuya müdahil olması önerisi getirildi. Bir araya gelme etkinliklerinin yerelde daha etkili olabileceği konuşuldu. Almanya’da yaşamış bir katılımcı bir Facebook grubu ile birçok sivil toplum kuruluşlarının bir araya geldiği deneyim paylaşımı yapıldığını aktardı. Böyle bir topluluk örneğinin Türkiye’de kurulması önerisi getirildi ve sonrasında tüm grupların tartışmaları paylaşılırken de mümkünlüğü üzerine görüş bildirildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Etkinlik, grup tartışmalarında konuşulan konuların ve çözüm önerilerinin tüm katılımcılarla paylaşılması ile sona erdi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/20/meydanda-multeci-meselesi/">Meydanda Mülteci Meselesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konyalı STK’lar mülteci meselesinde kalıcı çözümlerden yana</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/26/konyali-stklar-multeci-meselesinde-kalici-cozumlerden-yana/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nebiye Arı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Aug 2017 10:35:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[AYDER]]></category>
		<category><![CDATA[konya mazlumder]]></category>
		<category><![CDATA[mültecilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17954</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya’nın Karapınar ilçesinde geçtiğimiz günlerde mültecilere yönelik saldırıları değerlendiren Anadolu İnsanı Yardım Derneği YK Üyesi Hamza Bol, Suriyelilerle ilgili olumsuz yayınların yerel halktaki tepkiselliği arttırdığını belirtirken Konya MAZLUMDER’den Derviş Argun da, “Yetkililer meseleyi ciddiye alıp olay öncesi çözümler üretse adaptasyon süreci sorun olmaz.” değerlendirmesinde bulundu. Konya’nın Karapınar ilçesinde geçtiğimiz günlerde Suriyelilere yönelik saldırıları değerlendiren Anadolu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/26/konyali-stklar-multeci-meselesinde-kalici-cozumlerden-yana/">Konyalı STK’lar mülteci meselesinde kalıcı çözümlerden yana</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Konya’nın Karapınar ilçesinde geçtiğimiz günlerde mültecilere yönelik saldırıları değerlendiren Anadolu İnsanı Yardım Derneği YK Üyesi Hamza Bol, Suriyelilerle ilgili olumsuz yayınların yerel halktaki tepkiselliği arttırdığını belirtirken Konya MAZLUMDER’den Derviş Argun da, “Yetkililer meseleyi ciddiye alıp olay öncesi çözümler üretse adaptasyon süreci sorun olmaz.” değerlendirmesinde bulundu.</h3>
<figure id="attachment_17976" aria-describedby="caption-attachment-17976" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-17976 size-thumbnail" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/received_1629118943786401-150x150.jpeg" alt="" width="150" height="150" /><figcaption id="caption-attachment-17976" class="wp-caption-text">AYDER YK Üyesi Hamza Bol</figcaption></figure>
<p>Konya’nın Karapınar ilçesinde geçtiğimiz günlerde Suriyelilere yönelik saldırıları değerlendiren Anadolu İnsani Yardım Derneği (AYDER) Yönetim Kurulu Üyesi Hamza Bol, daha önce bireysel bazı kavgaların yaşandığını ancak Suriyelilerin şehirden gönderilmesiyle sonuçlanan son gerginliğin bu anlamda bir ilk olduğunu belirtti. Suriyeliler ile yerel halk arasında gündelik hayatta büyük sorunların yaşanmadığını da savunan Bol, son olayda medyada Suriyelilerle ilgili ‘maaş aldıkları, ayrıcalıklı haklara sahip oldukları’ yanlış bilgilerin halkın tepkiselliğini arttırdığını ifade etti. Bu tip yayınların ‘kışkırtma’ işlevi gördüğünü belirten Bol, “Oysa Suriyeliler hakkında çıkan uydurma haberler, devletin haber ajansları tarafından düzeltilse nefret tohumları yeşermeden temizlenebilir. Ancak böyle bir bilgilendirme yapılmıyor.” Diye konuştu. Sorunun çözümü için kalıcı önlemler alınması gerektiğini de belirten Bol, bunun için öncelikle bir üst koordinasyon merkezi kurulması önerisinde bulunarak, “Onlarca derneğin yardım yapması yerine tek merkezden bu insanlara yerleşim, iş ve eğitim konularında rehberlik edebilecek bir merkez olmalı.  Koordinasyon olmadığı için çalışmalar verimsiz olmaktadır.  Tamamen gönüllü, fedakâr insanların gayretlerinden öteye gitmemektedir.  Oysa yaklaşık 150.000 kişiye rehberlik edebilecek büyük bir merkez hizmet vermeliydi. Böyle bir adım atılır mı bilemiyorum ama arzumuz böyle.“ dedi.</p>
<p>Karapınar’daki olaylarla ilgili bir rapor hazırlayan Konya Mazlumder’den Derviş Argun da, medyanın Suriyelilerle ilgili yaptığı olumsuz haberlerin gerginlikleri büyüttüğünü belirterek, kalıcı çözümün önemine işaret etti. Karapınar’daki olaylar gibi büyük sorunlar çıkmadan durumun değerlendirilmesi gerektiğini belirten Argun, “Yetkililer meseleyi ciddiye alıp olay öncesi çözümler üretse adaptasyon süreci ile ilgili bir sorun gözükmemektedir.” dedi.</p>
<h5>Mazlumder Konya raporunun sonuç ve öneri bölümünde yer alan bilgilendirmeler şöyle:</h5>
<p>Öncelikle bu olayların yaşanmasına sebep olacak kimi kışkırtmalar kimi kesimler tarafından son aylarda bilinçli olarak yapılmıştır.</p>
<p>Basın olayı tek kaynaktan işlemiş saha araştırması yapmadan ve sanki 35 yaşlarında bir Suriyelinin küçük yaşta bir Türkiyeli kız çocuğunu taciz etmiş gibi bir algı oluşturmuştur.</p>
<p>Yetkililer olayın ikna sürecinde Suriyelilerin şehir dışına çıkartılacağı sözü vererek sanki Suriyeli sığınmacıların oradaki konumlarının kanunsuz olduğu gibi bir izlenime sebep olmuşlar, ayrıca süreci iyi yönetemedikleri için süreçle hiç ilgisi bulunmayan Suriyelilerin de mağdur edilmesine, ev ve işyerlerinin basılmasına ya da şehir dışına çıkartılmasına sebep olmuşlardır.</p>
<p>Öte yandan bu süreci yönetenler ve tahrik edenler Karapınar halkının tamamını temsil etmediği halde sanki halkın tamamı galeyana gelmiş gibi bir algının oluşturulmasına seyirci kalınmıştır.</p>
<p>Sonuç olarak olay, 6/8 ayı bulan bir arka plana sahip olup bu arka planı tahrik edip işleyenler bulunmaktadır. Olaya ait haberlerin yansıtılma biçimi çoğu gerçeklerle örtüşmemekte olup, tahrikin ve çatışmanın devamını arzu edenlerin taleplerine uygun hazırlanmıştır. Bu durum yetkili makamlarca ciddiye alınıp değerlendirilmezse, şehrin küçük olması dedikodu ve yalanın yayılma hızı, herkesin birbirini tanıması ve yardım etme çabası gibi saiklerden dolayı yineleme ihtimali kaçınılmazdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/26/konyali-stklar-multeci-meselesinde-kalici-cozumlerden-yana/">Konyalı STK’lar mülteci meselesinde kalıcı çözümlerden yana</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amargi&#8217;den &#8216;Kadınlar, Mültecilik ve Feminist Mücadele’ toplantısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/05/amargiden-kadinlar-multecilik-feminist-mucadele-toplantisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 May 2017 10:59:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Amargi]]></category>
		<category><![CDATA[Cansu Akbaş Demirel]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Yönelim]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[feminist mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mültecilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14341</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amargi İzmir’de, dayanışma pratiklerini geliştirmek adına ‘Kadınlar, Mültecilik ve Feminist Mücadele’ başlıklı toplantısı için çağrıda bulunuyor. Amargi İzmir, savaşın etkisiyle Türkiye’de mülteci olarak gelen kadın ve LGBTİ’lerin yaşadıkları sorunları konuşmak ve çözüm üretmek için bir toplantı düzenliyor. ‘Kadınlar, Mültecilik ve Feminist Mücadele’ başlıklı toplantıya mültecilik alanında önemli çalışmaları olan Cansu Akbaş Demirel’in de katılımı ile [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/05/amargiden-kadinlar-multecilik-feminist-mucadele-toplantisi/">Amargi&#8217;den &#8216;Kadınlar, Mültecilik ve Feminist Mücadele’ toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amargi İzmir’de, dayanışma pratiklerini geliştirmek adına ‘<strong>Kadınlar, Mültecilik ve Feminist Mücadele’</strong> başlıklı toplantısı için çağrıda bulunuyor. Amargi İzmir, savaşın etkisiyle Türkiye’de mülteci olarak gelen kadın ve LGBTİ’lerin yaşadıkları sorunları konuşmak ve çözüm üretmek için bir toplantı düzenliyor.</p>
<p>‘Kadınlar, Mültecilik ve Feminist Mücadele’ başlıklı toplantıya mültecilik alanında önemli çalışmaları olan Cansu Akbaş Demirel’in de katılımı ile gerçekleşecek.</p>
<p><strong>‘Irkçılık hayatları karartmaya devam ediyor’</strong></p>
<p>Daha güçlü dayanışma pratikleri geliştirmenin yollarının aranacağı toplantıya çağrı metni şöyle:</p>
<p>Hep söyleyegeldiğimiz gibi savaş en çok kadınları, çocukları ve ‘farklı’ cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerinden insanları etkiler. Ve bildiğimiz gibi en çok da savaş nedeniyle gelen birçok mültecinin yaşadığı bir ülke olan Türkiye’de ırkçılık ve milliyetçilik hayatları karartmaya ve zindan etmeye devam ediyor. Bu ülkede yerleşik, erkek egemen sistemle mücadele eden ve bu sistemden muzdarip kadınlar olarak bizler bu konuyu nasıl ele alıyoruz? Mülteci kadınların maruz bırakıldıkları şiddet biçimlerine dair neler gözlemledik? Neler deneyimledik? Nasıl dayanışma ve mücadele hatları kurduk ve kurmayı düşünüyoruz?</p>
<p>Natrans erkeklere kapalı olan toplantı 7 Mayıs Pazar 14:00’da Kadın Kapısı’nda yapılacak.</p>
<p>Kadın Kapısı adres: Türkyılmaz Mah. İnönü Sok. No:8, Konak – İzmir</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/05/amargiden-kadinlar-multecilik-feminist-mucadele-toplantisi/">Amargi&#8217;den &#8216;Kadınlar, Mültecilik ve Feminist Mücadele’ toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
