<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mülteci arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/multeci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/multeci/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Mar 2023 12:34:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>mülteci arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/multeci/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Mültecilere Yönelik Ayrımcılığın Önüne Hala Geçilebilir!’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/15/multecilere-yonelik-ayrimciligin-onune-hala-gecilebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2023 17:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya ve Göç Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Dilan Taşdemir]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82940</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deprem sonrası mülteci ve göçmenlere yönelik nefret söylemi ve şiddet artıyor, hatta derinleşiyor mu? Bu sorunun yanıtı 'Dayanışmaya ve Bir Arada Olmaya İhtiyacımız Var' kampanyası ile yanıt buldu. Kampanyayı destekleyen Medya ve Göç Derneği’nden Dilan Taşdemir, "Depremde mültecilere yönelik örgütlenmiş ayrımcı tutum saha bulmuş gibi” diyor. Her şeye rağmen ayrımcılık ve ötekileştirmenin hala önüne geçilebileceğini düşünen Taşdemir, Maraş depremin yeni bir Türkiye için milat olabileceği umudunu taşıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/15/multecilere-yonelik-ayrimciligin-onune-hala-gecilebilir/">‘Mültecilere Yönelik Ayrımcılığın Önüne Hala Geçilebilir!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Deprem bölgesinde sayıları yüksek olan mültecilere karşı artan nefret söylemi, şiddet ile sosyal medyada yayılan işkence ve kötü muamele görüntüleri endişe verici boyuta ulaştı. İnsan hakları ve mülteci alanında çalışan </span><a href="https://twitter.com/insanhaklari/status/1625178872768610313?s=20&amp;t=xnbETuf_fuIBEcqoyhASSw" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">sivil aktörler</span></a><span style="font-weight: 400;"> birbiri ardına sorunun ciddiyetine dikkat çeken uyarılarda bulunuyor. Birkaç gün önce başlayan ve çok sayıda sivil örgütün destek verdiği </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/14/acimizortak-dayanismaya-ve-bir-arada-olmaya-ihtiyacimiz-var/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">“Dayanışmaya ve Bir Arada Olmaya İhtiyacımız Var”</span></a><span style="font-weight: 400;"> kampanyası ile Türkiye’ye sağduyu çağrısında bulunuldu. </span><a href="https://twitter.com/medya_goc" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Medya ve Göç Derneği’nden</span></a><span style="font-weight: 400;"> Dilan Taşdemir ile deprem sonrası mültecilerin durumunu ve destekçileri arasında yer aldıkları kampanyayı konuştuk. </span></p>
<p><b>Deprem Türkiye&#8217;de genel olarak mültecilere yönelik nefret söylemini, şiddeti derinleştiriyor mu?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet tabii ki derinleştiriyor. Zaten Türkiye&#8217;de çok uzun zamandır süregelen mültecilere ve göçmenlere yönelik bir nefret söylemi ve ayrımcılıkta bir yükseliş vardı. Bunu bir takım siyasetçiler, medya, sosyal medya, provokasyonlar derinleştiriyordu her geçen gün. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çünkü mültecilerin şeytanlaştırılması, herhangi bir uyum politikasının olmaması, bir arada yaşama ilişkin bir takım çağrılarda bulunulmaması ve Türkiye’nin başına gelen her problemin mülteci ve göçmenler, yani öteki grupların üzerine yığılması idi bunun sebebi. Bu sadece Türkiye için geçerli değil. Bu tüm dünyada geçerli olan bir tutum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Depremde de bu söylemin karşılığını çok net bir şekilde gördük. Çünkü deprem bölgesi mülteci ve göçmenlerin çok fazla yaşadığı bir bölge. Antep, Maraş, Kilis, Hatay, Osmaniye, Adana çok fazla mültecinin ve göçmenin yaşadığı yer. Depremin burada yaşanması, bu söylemin yeniden ortaya çıkmasını tetikledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir yandan da depremin ilk gününden itibaren sahaya inen bir takım “siyasetçi” kişilerin  provokatif ve hedef gösteren tutumlarının yaygınlaşmasından da daha fazla bir yükseliş gözlemliyoruz. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Medya doğru, teyitli, tarafsız veriyi yaygınlaştırmakla mesul olarak görseydi kendisini böyle olmayabilirdi belki de. </span></p></blockquote>
<p><b>Genel olarak medyanın mültecilere yönelik afet sürecindeki yayınlarını nasıl değerlendirirsiniz? Yanlış gördüğünüz uygulamalar var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette var çünkü çok kaotik bir ortam. Zaten mülteciler ve göçmenler çok fazla ayrımcılığa maruz kaldıkları için enkazdan çıkarılmaktan tutun da gıdaya erişim, barınmaya erişim gibi birçok desteğe de erişemeyeceklerini düşündüklerinden ya da erişemediklerinden gerilimler yaşanmış olabilir. Biz hala sahada değiliz; sahayı çok yakından takip ediyor olmamıza rağmen tam olarak orada ne yaşandığını bilmiyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin kurulduğundan beri gördüğü en büyük afetle baş başayız. Hepsi için demiyorum ama medyanın büyük kısmının,  teyit etmeden, gelen verileri doğrulamadan ya da halkta yaratacağı etkiyi ve  provokatif bir yansımaları olacağını hesaba katmadan belirli grupları hedef göstermesi tabii ki nefret söyleminde arttırdı. </span></p>
<p><b>Medyanın bir kamusal sorumluluğu var ve bu kamusal sorumluluğu yerine getirmenin birçok göstergesi var. </b>Şu an<span style="font-weight: 400;"> zaten inanılmaz kaos içinde olan bir bölge. Bu ortamı sakinleştirmesi ve herkesi doğru bir şekilde bilgilendirmesi gerekirken, bazı medya kuruluşlarının ve bazı kişilerin insanları hedef göstererek “mülteciler yağmacılık yapıyor”  gibi iddiaları yayması…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Herkes aslında üzerine düşeni yapsaydı; yani medya doğru, teyitli, tarafsız veriyi yaygınlaştırmakla mesul olarak görseydi kendisini böyle olmayabilirdi belki de. </span></p>
<h5><b>‘Depremde Mültecilere Yönelik Örgütlü Ayrımcı Tutum Saha Buldu!’</b></h5>
<p><b>Sosyal medyada dolaşan görüntüler, sahadaki gerçeklerle ne kadar örtüşüyor? Şu an deprem bölgesinde mülteciler ne durumda? Depremzede mültecilerin hak mağduriyetleri var ise bunlar nasıl giderilebilir?  </b></p>
<p>O kadar fazla veriye maruz kaldık ki! Dün izlediğim şeyi bile hatırlamıyorum aslında<span style="font-weight: 400;">. Mülteci ve göçmenlerden aldığımız veriler, sadece afet bölgesinde değil, afet bölgesinden tahliye ettiğimiz Suriyeli arkadaşlarımızın konaklayacakları, barınacakları yer bulmaya çalışırken zorlanıyorlar. </span><b>Suriyeli oldukları için bir haftadır yer bulamadığımız aileler oldu</b><span style="font-weight: 400;">.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çünkü, çok acı ama insanlar Suriyeli diye evini vermek istemiyor. Barınmalarına yardımcı olmak istemiyor. “Biz kefiliz” diyerek araya girmek zorunda kalıyoruz. Suriyeliler “insan değillermiş” gibi bir algı var. Ümit Özdağ örneğindeki gibi mültecilere yönelik hâlihazırda var olan </span><span style="font-weight: 400;">örgütlenmiş ayrımcı tutum kendilerine saha bulmuş gibiydi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir yandan şöyle sevindirici şeyler var: “Bizi bir rahat bırakın, mülteciymiş, Suriyeliymiş, Arap&#8217;mış diyorsunuz, biz bir rahat bırakın, acımız var. Burada siyaset yapmayın” diyenleri de gördük. Daha önce hiç mültecilere destek vermediği halde, “onlar da depremzede ne yapıyorsunuz siz?” denmesi de sevindirici. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Depremden önce de mülteciler Türkiye&#8217;de belki de en çok hak mağduriyeti yaşayan gruplardandı. Depremde ek olarak barınma problemi baş göstermeye başladı. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, gittikleri illerde doksan günlük kalış izni verdi şimdilik. Bunu söylemek için çok erken ancak alandaki mültecilerin tam ne yaşadıklarını bilmiyoruz. Bu sorunun en iyi cevabını alandaki insanlar verebilir. </span></p>
<blockquote><p>Bu günlerde dayanışmaya ve bir arada olmaya ihtiyacımız yoksa başka ne zaman var!</p></blockquote>
<p><b>“Dayanışmaya ve Bir Arada Olmaya İhtiyacımız Var” kampanyasına destek veren STK’lardan birisiniz. Neden? Kampanyaya başka kimler destek veriyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/14/acimizortak-dayanismaya-ve-bir-arada-olmaya-ihtiyacimiz-var/">“Dayanışmaya ve Bir Arada Olmaya İhtiyacımız Var”</a> kampanyasının destekçisiyiz çünkü kampanyada da söylendiği gibi her kriz durumunda belirli bir grubu ya da tüm mültecileri hedef gösterme halini, çok uzun yıllardır gözlemiyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiyeli kişinin hırsızlık yapması bütün Türkiyelilerin hırsız olduğu anlamına gelmiyorsa, bir mülteci, bir Suriyeli, bir Afgan’ın bölgede yağmacılık yapması, milyonlarca insanın yağmacı olduğu anlamına gelmiyor. </span><b>Siz, bir konuda tüm bir grubu ya da milyonlarca insanı aynı şeyle itham ederseniz, çatışmayı, krizi ve kaosu daha fazla derinleştirirsiniz. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle, “Dayanışmaya ve Bir Arada Olmaya İhtiyacımız Var” desteklenmesi de gereken bir söylem. Çünkü bu günlerde dayanışmaya ve bir arada olmaya ihtiyacımız yoksa başka ne zaman var! Bu kampanya, bütün Türkiye&#8217;yi kapsayabilen bir kampanya, birçok kurumun sosyal medya hesaplarında paylaştığını gördük.</span></p>
<h5><b>‘Bu Bir Toplumsal Sağduyu Çağrısı!’</b></h5>
<p><b> “Acımız Ortak” ,“Umudumuz Ortak” sloganıyla dayanışma çağrınızı siz Dernek olarak kime yapıyorsunuz? Afet koşulları, kampanyanın olumlu karşılık bulmasını güçleştirir mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz açıkçası bu kampanyayı paylaşan diğer kurumların hedef kitlesi ya da muhatabı kim bilmiyoruz. Medya ve Göç Derneği olarak biz buna destek verirken bütün Türkiye </span><span style="font-weight: 400;">bir mesaj vermek istedik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle büyük afetler, bir toplumların yaşayabileceği büyük toplumsal krizlerden birisidir. </span><span style="font-weight: 400;">Böyle zamanlarda hem en büyük çatışmalar olur ama en büyük dayanışma ve bir arada olma duygusunun da aslında en fazla geliştiği zamanlardır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem sonrası, milyonlarca insan, bütün Türkiye tek yürek oldu. Ben zannetmiyorum ki </span><span style="font-weight: 400;">herhangi bir belediyenin yaptığı yardım kampanyasında “bunu mültecilere vermeyin” desin!  H</span><span style="font-weight: 400;">iç duymadık böyle bir şey. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm dünya bize destek olurken, yaralarımızı sarmaya yardımcı olurken, biz bu kampanyanın başka bir zamana göre daha fazla olumlu karşılık bulacağını düşünüyoruz. </span><span style="font-weight: 400;">Sadece toplumsal olarak değil bireysel olarak da hayatımızda çok ciddi anlamda değişimler, dönüşümler yaşadığımız bir zamandayız. Bu yüzden çağrının daha olumlu karşılık bulacağını  düşünüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama tabii ki bu, yalnızca STK&#8217;ların ya da bireylerin katkısıyla olacak iş değil. Bu bir toplumsal sağduyu çağrısı ve siyasetçilerin, medyanın, toplumsal aktörlerin destek olması gerekiyor. Umarım yerine ulaşır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca şunu hatırlatmak gerekir; mülteciler dün gelmedi Türkiye&#8217;ye. 2011’den beri geliyor ve 12 senedir Türkiye&#8217;de yaşayan milyonlarca insan var. Bu insanlara dair ciddi politikaların yapılmamasının ve bir arada yaşamın örgütlenmemesinin sonuçlarını görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz her zaman şunu dedik: Bunun önüne geçmezseniz, toplumsal kaos çıkacak, çatışma ortamı yaşanabilir. Biz ısrarla “çatışma” diyoruz çünkü burada sadece mültecilere yönelik bir tutumdan da bahsetmiyoruz ne yazık ki. Gerçekten artık kendilerini korumak, canlarını korumak yapılan, ayrımcılığa karşı gelmek için cevap veren öfkeli bir kalabalık da oluşuyor olabilir. Şu an bunu bilmiyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz </span>şu an, bu zamana kadar alınmayan önlemlere ek olarak depremde daha da fazla üzerine gidilen nefret söylemi, ayrımcılık ötekileştirmenin sonucunu yaşıyoruz.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu büyük acıyı yaşarken, toplumdaki </span><b>bu çatışmanın önüne hala geçirebilir. Bu zamana kadar geçilmemiş olması, bundan sonra geçilmeyeceği anlamına gelmiyor</b><span style="font-weight: 400;">. Maraş depremi ülke için bir milat ve gerçekten yeni bir yeni bir Türkiye olacak gibi. Umarım bir arada yaşamaya değer verdiğimiz, birbirimizin kıymetini bildiğimiz bir ülkede yaşarız. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/15/multecilere-yonelik-ayrimciligin-onune-hala-gecilebilir/">‘Mültecilere Yönelik Ayrımcılığın Önüne Hala Geçilebilir!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mülteci Hakları Merkezi Farsça Tercüman Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/11/28/multeci-haklari-merkezi-farsca-tercuman-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Nov 2022 07:54:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[Farsça]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[tercüman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82312</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mülteci Hakları Merkezi, kurumun İstanbul’da bulunan Merkez Ofisi’ne bağlı olarak çalışacak bir Farsça Tercüman arıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/11/28/multeci-haklari-merkezi-farsca-tercuman-ariyor/">Mülteci Hakları Merkezi Farsça Tercüman Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5 class="list-title"><strong style="font-size: 16px;">Çalışma Yeri: İ</strong><span style="font-size: 16px;">stanbul</span></h5>
<div>
<h5><strong>Görev ve İş Tanımı:</strong></h5>
<p>Bu pozisyon, kurumun göçmen ve sığınmacılara yönelik yürüttüğü kapsamlı ücretsiz hukuki destek faaliyetleri kapsamında, İran ve Afganistan’dan gelen ve Farsça konuşan müvekkil ve danışanlarla gerek yüz yüze gerekse telefonla yaptıkları görüşmeler ile Farsça ve Türkçe dilleri arasında çeşitli yazılı tercüme işlerinde görev alacaktır. <strong>Bu pozisyon, kurumun İstanbul’da bulunan Merkez Ofisi’ne bağlı olarak çalışacak</strong><strong>tır.</strong></p>
<p>Bu pozisyonda çalışacak ekip üyesi, kurumun Hukuksal Destek Departmanı içinde, ilgili üst sorumluya bağlı olarak, aşağıda sıralanan iş ve görev konularıyla ilgili sorumluluk alacaktır:</p>
<ul>
<li>Kurumda görevli avukat ve danışmanların Farsça konuşan göçmen ve sığınmacı danışan ve müvekkillerle yüz yüze veya telefonla gerçekleştireceği görüşmelerde ardıl sözlü tercüme;</li>
<li>Kurumda görevli avukatların, İstanbul ve gerektiğinde Edirne’de yabancıların idari gözetim altında tutuldukları Geri Gönderme Merkezleri’ne yaptıkları danışan ve müvekkil ziyaretlerine tercüman olarak eşlik etmek;</li>
<li>Göçmen ve sığınmacı danışan ve müvekkillere ait Farsça dilinde çeşitli kişisel belgelerin yazılı tercümesi;</li>
<li>Kuruma email veya faks yoluyla ulaşan Farsça dilinde mektup ve belgelerin sözlü veya yazılı tercümesi;</li>
<li>Kurumda görevli avukat ve danışmanların İstanbul’da ve başka illerde Farsça konuşan göçmen ve sığınmacılara yönelik gerçekleştirdiği toplu bilgilendirme toplantılarında ardıl sözlü tercüme;</li>
<li>İlgili üst sorumlunun talimatları dahilinde, belirli gün ve saatlerde, Farsça konuşan danışan ve müvekkillerden kurumun Hukuki Destek Hattı’na gelen telefonlara yanıt vermek;</li>
<li>Farsça tercüme konularında, ilgili üst sorumlunun belirleyeceği diğer iş ve görevleri yerine getirmek.</li>
</ul>
<h5><strong>Beklenen Nitelikler:</strong></h5>
<p>Bu pozisyonda çalışacak ekip üyesinin aşağıdaki tecrübe, donanım ve nitelikleri taşıması beklenmektedir:</p>
<ul>
<li>T.C. vatandaşı olmak;</li>
<li>Türkçe ve Farsça dillerinde ileri düzeyde okuma, anlama, konuşma ve yazma becerileri;</li>
<li>Temel bilgisayar becerileri (Microsoft Office);</li>
<li>Ekip içinde, diğer ekip üyeleriyle uyumlu bir şekilde çalışmanın gerektirdiği kişisel özellikler;</li>
<li>Kurumsal iş bölümü, iş akışları ve üst sorumlulardan gelecek talimatlar dahilinde çalışmanın gerektirdiği kişisel özellikler;</li>
<li>Çalışma saatleri ile verilen görevlerin eksiksiz tamamlanması ve raporlanması konularında titizlik;</li>
<li>Gerektiğinde hukuki destek ziyaretleri amacıyla kurum avukatlarınca Edirne ve diğer illere yapılacak seyahatlere eşlik için engeli bulunmamak;</li>
<li>Sığınmacı danışan ve müvekkillerin hukuki destek süreçleri kapsamında kuruma sunduğu her türlü yazılı ve sözlü bilgi ve belgenin gizliliği konusunda hem kurum-içi kurallara hem de yasal mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklere eksiksiz uymak;</li>
<li>Ten rengi, etnik köken, dini inanç, siyasi görüş, cinsiyet, cinsel yönelim gibi kimlik unsurları temelinde var olan kişisel farklılıklara saygı.</li>
</ul>
<p>Bunlara ek olarak aşağıdaki ilave donanımları taşıyan adaylar tercih edilebilir:</p>
<ul>
<li>İngilizce anlama, konuşma ve yazma becerileri;</li>
<li>Urduca anlama, konuşma ve yazma becerileri;</li>
<li>Yazılı ve sözlü tercüme alanında çalışma deneyimi;</li>
<li>Hassas durumda bireylerle çalışma deneyimi;</li>
<li>Sivil toplum örgütlerinde çalışma deneyimi;</li>
<li>Türkiye’de göç ve sığınma konularıyla ilgili genel durum, sorun ve ihtiyaçlara dair bilgi sahibi olmak.</li>
</ul>
<h5><strong>Başvuru Yöntemi:</strong></h5>
<p>Bu pozisyon için sunulacak Başvuru Dosyası’nın aşağıdaki unsurları içermesi gerekmektedir:</p>
<p>Özgeçmiş;</p>
<ul>
<li>Özgeçmiş’in <strong>Türkçe</strong> olarak hazırlanması;</li>
<li>adayın eğitim geçmişi ve çalışma tecrübeleri;</li>
<li>varsa bildiği yabancı diller ve bu dillerdeki sözlü ve yazılı beceri seviyesi;</li>
<li>mevcut ikamet ili ve iletişim bilgileri;</li>
<li>adayın varsa geçmiş çalışma tecrübeleri yoksa eğitim geçmişi hakkında bilgisine başvurulabilecek 2 referans kişisinin isim ve iletişim bilgilerine dair hususları içermesi beklenmektedir.</li>
</ul>
<p>Ön Yazı;</p>
<ul>
<li>Ön Yazı’nın <strong>Türkçe </strong>olarak hazırlanması;</li>
<li>adayın geçmiş eğitim ve çalışma tecrübelerine dair özet değerlendirmeleri;</li>
<li>niçin kurumda çalışmak istediği ve pozisyonla ilgili beklentileri;</li>
<li>niçin bu pozisyon için uygun bir aday olduğuna dair kendi değerlendirmeleri;</li>
<li>pozisyona kabul edilmesi halinde en erken hangi tarihte iş başı yapabileceği hususlarını içermesi beklenmektedir.</li>
</ul>
<p>Başvuru dosyalarının <strong>“Farsça Tercüman – FT-2022-11-IST</strong><strong>”</strong> başlığıyla ve belirtilen email adresine ulaştırılması gerekmektedir.</p>
<p>Bu ilan, pozisyon için aranan niteliklerde bir adayın kabulüne kadar açık kalacaktır. Belirli bir son başvuru tarihi yoktur; ancak başvuru dosyaları, ulaşma sırasına göre, beklemeksizin değerlendirmeye alınacağından, erken başvurular teşvik edilmektedir.</p>
<h5><strong>Değerlendirme Süreci:</strong></h5>
<p>Bu ilana istinaden gelen başvurular, herhangi bir son başvuru tarihi beklenmeksizin ulaşma sırasına göre değerlendirmeye alınacak, yapılacak ön incelemenin ardından pozisyon için uygun olabileceği düşünülen adaylar görüşmeye davet edilecektir. Başvuru yoğunluğu nedeniyle yalnızca görüşme aşamasına davet edilen adaylara geri dönüş yapılabilmektedir. Değerlendirme süreci, aranan niteliklerde aday veya adayların belirlenmesi ve kabulüne kadar devam edecektir. Pozisyon için öngörülen işe alım ya da işe alımların tamamlanması durumunda ilan kaldırılacaktır.</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/11/28/multeci-haklari-merkezi-farsca-tercuman-ariyor/">Mülteci Hakları Merkezi Farsça Tercüman Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>3RP Türkiye Ülke Bölümü 2023-2025 Geliştirilmesi için Yerel/Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları ile İstişare Anketi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/26/3rp-turkiye-ulke-bolumu-2023-2025-gelistirilmesi-icin-yerel-ulusal-sivil-toplum-kuruluslari-ile-istisare-anketi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Oct 2022 09:34:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Anket]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Mülteci Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Yerelleşme Savunuculuk Grubu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82091</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Mülteci Konseyi (TMK) ve Yerelleşme Savunuculuk Grubu (YSG), mültecilerin, ev sahibi toplulukların ve onlarla birlikte çalışan sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin, önceliklerinin ve isteklerinin 3RP'ye (Suriye Krizine Müdehaleye Yönelik Bölgesel Mülteci &#038; Dayanıklılık Planı) olarak yürüttüğü istişare sürecinin bir parçası olarak anket çalışmasına başladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/26/3rp-turkiye-ulke-bolumu-2023-2025-gelistirilmesi-icin-yerel-ulusal-sivil-toplum-kuruluslari-ile-istisare-anketi/">3RP Türkiye Ülke Bölümü 2023-2025 Geliştirilmesi için Yerel/Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları ile İstişare Anketi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Türkiye Mülteci Konseyi (TMK) ve Yerelleşme Savunuculuk Grubu (YSG), <b>mültecilerin, ev sahibi toplulukların ve onlarla birlikte çalışan kuruluşların görüşlerinin, önceliklerinin ve isteklerinin </b>3RP&#8217;ye (Suriye Krizine yönelik Bölgesel Mülteci &amp; Dayanıklılık Planı) ve planın önceliklerine anlamlı bir şekilde yansıtılmasını ve eylem planını belirlemelerini sağlamak amacıyla 3RP&#8217;nin 2023-2025 Türkiye Ülke Bölümü’nü şekillendirmek üzere <b>yerel ve ulusal sivil toplum kuruluşlarıyla kapsamlı bir istişare süreci </b>düzenliyor. Bu istişare sürecinin aynı zamanda yerel ve ulusal sivil toplum kuruluşları için bir platform sağlayacağı, ulusal ve bölgesel politika oluşturma süreçlerinde bu kuruluşların bakış açılarının yansıtılmasını sağlayacağı öngörülüyor.</div>
<div>
İstişare sürecinin kritik bir parçası olan çevrim içi anket, Türkiye&#8217;deki yerel ve ulusal sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin, mültecilerin karşı karşıya olduğu sorunların, bu sorunların çözülmesine yönelik tavsiyelerin, mültecilerin liderliğindeki kuruluşların ve yerel/ulusal sivil toplum kuruluşlarının vb. rolünün mevcut durumunu anlamak amacıyla hazırlandı. ,</div>
<div></div>
<div>Anket <strong>31 Ekim 2022 tarihine</strong> <strong>kadar</strong> katılımcıların erişimine açık olacak. Alınan tüm yanıtlar, TMK ve YSG ekibi tarafından dikkatle analiz edilerek, 2023-2025 Türkiye Ülke Bölümü’nün geliştirilmesini destekleyecek ve öncelikler, eylem uygulama planı, aktörler, başarı göstergeleri vb. gibi odak noktaları hakkında bilgi sağlayacak.</div>
<div></div>
<div><strong><span style="font-family: arial, sans-serif;"><span style="color: #000000; font-family: arial, sans-serif;"><a title="https://tr.surveymonkey.com/r/Y78MVGK" href="https://tr.surveymonkey.com/r/Y78MVGK" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://tr.surveymonkey.com/r/Y78MVGK&amp;source=gmail&amp;ust=1666862631424000&amp;usg=AOvVaw0rb0onK2vdEakeEZjoNxUN">Türkçe</a>, <a href="https://www.surveymonkey.com/r/CQW7ZM7" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.surveymonkey.com/r/CQW7ZM7&amp;source=gmail&amp;ust=1666862631424000&amp;usg=AOvVaw1fUNSYCV_ia5s_8e99TCFw">Arapça</a> ve <a href="https://tr.surveymonkey.com/r/7FTTLVM" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://tr.surveymonkey.com/r/7FTTLVM&amp;source=gmail&amp;ust=1666862631424000&amp;usg=AOvVaw1LWZMGSE84i6J5gurGmWjq">İngilizce</a> <span class="gmail_default">o<wbr />larak yayımlanmış ankete linklerden ulaşabilirsiniz.</span></span></span></strong></div>
<div>
3RP istişare süreci hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, <a href="mailto:multecikonseyi2016@gmail.com" target="_blank" rel="noopener">multecikonseyi2016@gmail.com</a> adresinden iletişime geçebilirsiniz.</div>
<div></div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/26/3rp-turkiye-ulke-bolumu-2023-2025-gelistirilmesi-icin-yerel-ulusal-sivil-toplum-kuruluslari-ile-istisare-anketi/">3RP Türkiye Ülke Bölümü 2023-2025 Geliştirilmesi için Yerel/Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları ile İstişare Anketi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplum Temelli Yerel İnisiyatifler Projesi (CLIP 2) Başvuruları Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/07/toplum-temelli-yerel-inisiyatifler-projesi-clip-2-basvurulari-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2022 11:20:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hibe]]></category>
		<category><![CDATA[CLIP 2 Programı]]></category>
		<category><![CDATA[destek programı]]></category>
		<category><![CDATA[hibe]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[STÖ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81726</guid>

					<description><![CDATA[<p>GİZ-Alman Uluslararası İş birliği Kurumu, CLIP 2 Programı kapsamında Türkiye'deki mülteciler ve ev sahibi toplumun hassas durumdaki mensuplarına yönelik sundukları toplum temelli sosyal hizmetleri iyileştirmek isteyen yerel inisiyatifleri ve Sivil Toplum Örgütleri için destek programına başvurmaya davet ediyor. Programa son başvuru tarihi 5 Ekim 2022.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/07/toplum-temelli-yerel-inisiyatifler-projesi-clip-2-basvurulari-basladi/">Toplum Temelli Yerel İnisiyatifler Projesi (CLIP 2) Başvuruları Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uygulama ortağı kuruluşlardan hizmetleri dört alanda sunması bekleniyor.</p>
<ul>
<li>Mültecilere ve ev sahibi toplumun hassas durumdaki mensuplarına sunulan koruma ve özel destek hizmetlerine yönelik hizmetlerin sağlanması</li>
<li>Yaygın eğitim alanında hizmetlerin sağlanması</li>
<li>Kültürlerarası anlayışın ve sosyal uyumun iyileştirilmesine yönelik hizmetlerin sağlanması</li>
<li>Kaliteli ve bütüncül sosyal hizmetlerin sunulmasına yönelik olarak diğer kamu ve sivil aktörlerle işbirliği ve yönlendirme yapıları dahil olmak üzere kapasitelerin güçlendirilmesi.</li>
</ul>
<p>Başvuru ile ilgili detaylar için başvuru rehberini inceleyebilirsiniz: <a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/09/yerel-inisiyatifler-icin-basvuru-rehberi-2022.pdf">Yerel-inisiyatifler-icin-basvuru-rehberi-2022</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/07/toplum-temelli-yerel-inisiyatifler-projesi-clip-2-basvurulari-basladi/">Toplum Temelli Yerel İnisiyatifler Projesi (CLIP 2) Başvuruları Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mültecilerin Sosyal Uyumu Konusunda STK’ların Faaliyetleri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/15/multecilerin-sosyal-uyumu-konusunda-stklarin-faaliyetleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özge Zihnioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Aug 2022 08:34:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal uyum]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[uyum politikası]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönerimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81581</guid>

					<description><![CDATA[<p>STK’larla görüşmeler sosyal uyum konusunun sadece mültecilerin Türk toplumuyla yan yana geldiği faaliyetlerle değil daha geniş bir perspektiften düşünülmesi gerektiğini bize gösteriyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/15/multecilerin-sosyal-uyumu-konusunda-stklarin-faaliyetleri/">Mültecilerin Sosyal Uyumu Konusunda STK’ların Faaliyetleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz on yılda, Türkiye’deki sivil toplumun gündemini en çok meşgul eden konulardan biri mültecilere yönelik çalışmalar oldu. 2011 yılında, Suriye’de iç savaşın başlamasıyla birlikte Türkiye’deki mülteci nüfusu hızlı ve düzenli bir şekilde artmış, 2022 itibariyle, 3.5 milyonu Suriyeli olmak üzere toplam 4 milyona yaklaşmıştır. Bu dönemde, mülteci odaklı çalışan STK’ların yanı sıra eğitim, insani yardım gibi farklı alanlardan birçok STK, mülteci çalışmalarına odaklandı. Aynı zamanda, yerel gruplar, mültecilerin kurduğu STK’lar ve uluslararası STK’lar da bu alanda aktif bir şekilde yer aldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyük çoğunluğu kamp dışında yaşayan mültecilerin başta insani yardım, daha sonra eğitim, sağlık ve iş hayatına katılım gibi olanaklara erişimlerinde tüm bu STK’lar, ilk günlerden bu yana yardımcı rol üstlendi. Son 4-5 yılda ise Türk toplumundaki mültecilere yönelik artan hoşnutsuzluk dalgasının da etkisiyle, STK’lar mültecilerin sosyal uyumuna yönelik projelere yönelmeye başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2020-21 yıllarında Mercator Vakfı’nın desteğiyle yürüttüğüm bir araştırmada, ulusal/yerel, uluslararası ve mültecilerin kurduğu STK’ların mültecilere yönelik çalışmalarının genel olarak üç ana grupta toplandığını gözlemledim[1]:</span><span style="font-weight: 400;"> (1) sadece mültecilerin katılımına yönelik faaliyetler, (2) mültecileri Türk toplumuyla bir araya getiren faaliyetler, (3) mültecileri yetki sahibi kişi ve/veya kurumlarla bir araya getiren faaliyetler. İlk grupta Türkçe dil dersleri, eğitim, kültürel ve spor faaliyetleri gibi aktiviteler yer alıyor. Bunun yanı sıra ruhsal danışmanlık ve terapi sunmak, mülteci öğrenci, yetim ve dullara burs vermek, yurt ve sığınma evleri açmak da bu gruptaki faaliyetler arasında yer alıyor. Bu faaliyetlerin temel amacı mültecilere güvenli bir ortam yaratmak, onları desteklemek ve diğer mültecilerle bağlarını güçlendirmek. Bunlar, sadece mültecilere yönelik olduğu için sosyal uyuma katkılarının genel olarak olmadığı veya çok dolaylı olduğu var sayılabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci grupta, STK’ların Türk toplumu ve mülteciler arasında karşılıklı hoşgörü ve uyumu artırmaya ve iki toplum arasındaki bağları güçlendirmeye yönelik faaliyetleri yer alıyor. Bunlar, Türk toplumu ile mültecileri bir araya getiren öğrenci kulüpleri, çocuklar ve gençlere yönelik kamplar, kadınlara yönelik yemek pişirme ve el becerileri kursları ve daha genel olarak sosyal faaliyetler, konferanslar, toplantılar, yarışmalar, mesleki eğitim ve beceri kurslarını kapsıyor. Örneğin bir STK, Türk, Suriyeli, Afgan ve İranlı katılımcıların beraber yer aldığı müzik grupları organize etmiş. Hatta bazı STK’lar sadece kişileri değil şirketleri de bir araya getirmiş, Suriyeli KOBİ’lerin Türkiye’deki iş piyasasına daha kolay uyum sağlayabilmeleri ve yeni ortaklıklar kurabilmeleri için Türk KOBİ’leriyle birlikte mentorluk programı kurmuş. Son gruptaki faaliyetler ise mültecilerin alanlarına göre yetki sahibi kişi ve kurumlarla ilişkilerine yardımcı olan faaliyetleri içeriyor. Örneğin mülteci girişimcilere resmi işlemler, vergi ödeme, ilgili kamu kurumları ile ilişkiler üzerine eğitimler; okullara kayıt, evlilik, kimlik sorunları, adli süreçler konusunda bilgi ve yönlendirme sağlayan ve daha genel olarak hak ve sorumlulukların anlatıldığı sosyal koruma masaları bu grupta yer alıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">STK’ların bu faaliyetlerine bakıldığında genel beklenti, ikinci gruptaki, mültecileri Türk toplumuyla bir araya getiren faaliyetlerin sosyal uyumu desteklemesidir ancak araştırma, bu tür faaliyetlerin sosyal uyuma etkisinin sınırlı olduğu gösteriyor. Bunun temel olarak üç sebebi vardır. Birincisi, Türk toplumuyla mültecileri bir araya getiren faaliyetlerin katılımcılarının genellikle karşılıklı diyaloga açık kişiler olmasıdır. Ayrıca, diyaloga daha ziyade kapalı olan Türklerin mültecilere kıyasla oranı bu tür faaliyetlerde çok daha azdır. İkinci temel sıkıntı dil bariyeridir. Türkçe dil dersleri birçok sivil toplum projesine entegre edilmiş olsa da çocuklar ve gençler dışında grupların yer aldığı bu tür karma projeler çoğunlukla tercüman aracılığıyla yürütülüyor. Bu da hem aktivitelerde iki toplum arasındaki etkileşimi sınırlıyor hem de kurulan diyalogun proje sonrasında devamına engel oluyor. Son olarak, projelerin ve STK’ların daha genel sürdürülebilirlik sorunu geliyor. Mültecilere yönelik projeler yapan STK’ların birçoğu bunları kurum dışından aldıkları fonlarla yapabiliyor. Birçok STK çalışanı, son yıllarda bu konuda azalan yurt dışı fonların bu tür projelerin devamlılığını olumsuz olarak etkilediğinin altını çiziyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buna karşın mültecileri yetki sahibi kişi ve/veya kurumlarla bir araya getiren, özellikle girişimcilerle iş insanlarını Türk iş piyasasına girmesine yardımcı olan faaliyetlerin sosyal uyuma önemli bir etkisi olduğu söylenebilir. Bunun bir sebebi, bu faaliyetlerin mültecilerin sisteme adapte olmalarını ve resmi bir statü kazanmalarını kolaylaştırmasıdır. Bunun sonucu olarak mültecilerin Türklerle daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir ilişki kurabilmeleridir. Örneğin, Türkiye’deki herhangi bir sektörde çalışan Suriyeli bir şirket, Türk muhataplarıyla iş ilişkisine girebilir, tedarik zincirinde yer alabilir veya ortaklık kurabilir. Bu türden ilişkiler, zamanla karşılıklı önyargıların kırılmasına ve sosyal uyuma olanak sağlar. Tabii burada, birçok STK’nın dile getirdiği temel sıkıntı, yerel yönetimlerde ve kamu kurumlarında mültecilere yönelik tavrın büyük değişkenlik göstermesidir. Sivil toplum çalışanları, örneğin bazı kurumların resmi prosedürleri yavaşlatarak mültecilerin şirket açmasını zorlaştırırken, kimi belediyelerin mültecilerin işlerini kolaylaştırmak için Arapça bilen personel istihdam ettiğini vurguluyor. Bu tür tavırlar kişiden kişiye veya kurumdan kuruma değişmekle birlikte, olumsuz tavırların tekil vakalar olmaması, mültecilerin sisteme adapte olmasını ve daha genel olarak sosyal uyumunu olumsuz olarak etkiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de STK’lar, son on yılda mültecilere yönelik farklı konularda çok sayıda faaliyet yürüttü ve yürütmeye de devam ediyor. Son yıllarda, bu faaliyetler daha ziyade sosyal uyum konusuna odaklandı. Ancak STK’larla görüşmeler sosyal uyum konusunun sadece mültecilerin Türk toplumuyla yan yana geldiği faaliyetlerle değil daha geniş bir perspektiften düşünülmesi gerektiğini bize gösteriyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[1]: Bu araştırmanın sonuçlarıyla ilgili daha detaylı analize buradan ulaşabilirsiniz: Özge Zihnioğlu &amp; Müge Dalkıran (2022) From social capital to social cohesion: Syrian refugees in Turkey and the role of NGOs as intermediaries, <i>Journal of Ethnic and Migration Studies</i>, 48:11, 2455-2472 (https://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/1369183X.2022.2047908).</span></p>
<p><em>Görsel: Grace Heejung Kim</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/15/multecilerin-sosyal-uyumu-konusunda-stklarin-faaliyetleri/">Mültecilerin Sosyal Uyumu Konusunda STK’ların Faaliyetleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HERA Saha Koordinatörü Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/21/hera-saha-koordinatoru-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jan 2022 08:22:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[HERA]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Saha Koordinatörü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77836</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mültecilerin cep telefonları aracılığıyla aşı ve hamilelik bakımına erişmelerine yardımcı olan bir mobil sağlık platformu olan HERA, Türkiye'de saha koordinatörü arıyor. Son başvuru tarihi 1 Mart 2022. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/21/hera-saha-koordinatoru-ariyor/">HERA Saha Koordinatörü Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Proje: Hera Dijital Sağlık Platformu</strong></p>
<p><strong>Genel Nitelikler</strong></p>
<ul>
<li>Saha ekibini etkin bir şekilde koordine etmek.</li>
<li>HERA dijital sağlığın etkisini artırmak.</li>
<li>Sahada daha fazla mülteci kadına ulaşmak.</li>
<li>Mültecilerle çalışan daha fazla paydaşa ulaşmak.</li>
</ul>
<p><strong> </strong><strong>Başlıca Görev ve Sorumluluklar</strong></p>
<ul>
<li>HERA dijital sağlık faaliyetlerinin sahada (çalıştaylar, eğitimler ve seminerler) etkin ve zamanında sunulmasını koordine etmek</li>
<li>İlgili kişiler ve potansiyel paydaşlar (belediyeler, STK&#8217;lar, belediye meclisleri, muhtarlar, sağlık merkezleri vb.) ile iyi ilişkiler geliştirmek</li>
<li>Çalıştayların, eğitimlerin ve seminerlerin planlanması (haftalık)</li>
<li>Saha ziyaretlerinin belirlenmesi (haftalık)</li>
<li>HERA dijital sağlığının düzenli ve etkin kullanımının izlenmesi (aylık)</li>
<li>Saha ekibinin koordinasyonu (çevirmen, sosyal hizmet uzmanı vb.)</li>
</ul>
<p><strong>Ön Koşullar</strong></p>
<ul>
<li>Her zaman açık ve yeni, daha önce hiç denenmemiş fikirleri denemeye, oluşturmaya ve sahiplenmeye hazır olmak</li>
<li><strong>İstanbul’da yaşıyor olmak</strong></li>
<li>Akıcı Türkçe konuşabilmek</li>
<li>Akıcı İngilizce konuşabilmek</li>
<li>Üniversitelerin Sosyal ve/veya Siyaset Bilimi, Sosyoloji veya sağlıkla ilgili alanlarından mezun olmak</li>
<li>Beş yıllık ilgili profesyonel deneyim sahibi olmak</li>
<li>STK&#8217;lar veya kâr amacı gütmeyen kuruluşlardaki işlerin veya gönüllü çalışmaların içerisinde bulunmuş olmak</li>
</ul>
<p><strong>Ek Olarak</strong></p>
<ul>
<li>Daha önce kâr amacı gütmeyen kuruluşlara veya projelere liderlik etmiş olmak</li>
<li>Sağlık eğitimcisi olarak deneyime sahip olmak</li>
<li>Bir ekibi yönetme konusunda deneyim</li>
<li>Sağlık teknolojisi / küresel sağlık projelerinde deneyim</li>
<li>Arapça biliyor olmak.</li>
</ul>
<p><strong> </strong><strong>Başvuru</strong></p>
<ul>
<li>Haftada en az 40 saat çalışma şartı aranıyor.</li>
<li>Her gün sabah 9&#8217;dan akşam 6&#8217;ya kadar, bazı günlerde 4 saat, diğer günlerde 12 saat çalışıp çalışmadığınız sizin tercihine göre şekilleniyor.</li>
<li>Mülteci nüfusu üzerindeki etkiyi en üst düzeye çıkarmak için yeni ürün özellikleri, güncellemeler ve hatta çılgın yeni fikirler yayınlamak için ilerleme sağlama konusunda sorumlu ve disiplinli olmanız bekleniyor.</li>
<li>Özgeçmişinizi ve iş için neden doğru kişi olduğunuzu düşündüğünüzü içeren bir ön yazınızı <strong>aral@heradigitalhealth.org</strong> adresine 1 Mart 2020 tarihine dek gönderebilirsiniz.</li>
<li>İngilizce ön yazı içermeyen başvurulara cevap verilmeyecek.</li>
</ul>
<p><strong>HERA Uygulaması</strong></p>
<p>HERA, misyonu hantal olmayan, bürokrasisiz, kullanımı kolay ve ücretsiz sağlık teknolojisi ve blok zincir teknolojileriyle dünya çapındaki mülteci nüfusu arasında onlarca yıllık sağlık uygulamalarını iyileştirmek olan ABD&#8217;ye kayıtlı, kâr amacı gütmeyen bir kuruluştur. HERA, mültecilerin cep telefonları aracılığıyla aşı ve hamilelik bakımına erişmelerine yardımcı olan bir mobil sağlık platformudur.</p>
<p><strong>Uygulamanın Nasıl Çalıştığının Özeti</strong></p>
<ul>
<li>Hamile bir kadın veya birkaç çocuğu olan bir anne, hamilelik haftasını ve çocukların doğum günlerini uygulamaya giriyor.</li>
<li>Uygulama daha sonra Dünya Sağlık Örgütü yönergelerine göre gerekli aşıların ve tıbbi kontrollerin tarihlerini otomatik olarak hesaplar.</li>
<li>Bu aşı ve kontrollerden önce hatırlatmalar gönderilir.</li>
<li>Anne ve çocuklar kontrollere ve aşılara katılıyor.</li>
<li>Bu basit çözümlerin ve uygulamaların, teknolojiden en uzak kullanıcılar için bile en etkili olduğunu, anneler ve çocukları arasında sağlık hizmeti kalitesini iyileştirdi görüldü.</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/21/hera-saha-koordinatoru-ariyor/">HERA Saha Koordinatörü Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suriyelilere Karşı Toplu Şiddet Eğilimi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/03/suriyelilere-karsi-toplu-siddet-egilimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nezih Onur Kuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Dec 2021 09:42:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik katılım]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Göç Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kriz Grubu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağ popülizmin ve otoriterleşmenin Türkiye siyaseti ve medyasına hâkim olduğu son yıllarda göçmenlere yönelik nefret dili ve şiddet eğilimi yaygınlaştı. Bu yazıda Suriyelilere yönelik toplu şiddete zemin hazırlayan sosyo-ekonomik arka planı ve şiddet eğiliminin politik-psikolojik kökenleri arasında yer alan toplumsal cinsiyet ve ataerkil namus/şeref kültürüne bağlılığın etkisini ele alacağım.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/03/suriyelilere-karsi-toplu-siddet-egilimi/">Suriyelilere Karşı Toplu Şiddet Eğilimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><b>Belirsizlik ve Tehdit Algısı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">2011’den beri devam eden Suriye İç Savaşı neticesinde Türkiye, dünyada en büyük mülteci nüfusuna sahip ülke hâline geldi (3 milyon 738 bin Suriyeli). İç savaş uzadıkça Suriyelilerin kalıcı olacaklarına dair inanç da güçlendi. Türkiye’de ekonomik, siyasal ve sosyal sorunlar derinleştikçe bu inanç ve geçici koruma statüsünün getirdiği belirsizlik, tehdit algılarının yayılmasına yol açtı. Tehdit algılarıyla birlikte negatif duygular, toleranssızlık ve şiddet eğilimi yükseldi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Böylelikle Suriyeliler bir sorun başlığı hâlinde çerçevelenerek hem toplumda hem de siyaset sahnesinde öncelikli konular arasına yerleşti. Artan göçmen karşıtlığı ve kamuoyu baskısıyla kamu otoriteleri, Suriyelilere yönelik politikalarını sertleştirdi. Suriyeliler ile sosyal dayanışma gösteren sivil toplum kuruluşları, ulusalcı ve milliyetçi çevreler tarafından tehdit unsuru olarak görülmeye başlandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyeli sığınmacıların sosyo-ekonomik nedenlerle büyükşehirlerin kenar mahallelerinde gruplar hâlinde yerleşmesinin getirdiği toplumsal değişiklikler gruplar arası rekabet ve çatışmayı tetikledi. Mahalleliler ve Suriyeliler arasında yaşanan herhangi bir tartışmanın çok kısa sürede linç olaylarına dönüşebildiği görülüyor.</span></p>
<h5><b>Suriyelilere Karşı Toplu Şiddet Eğilimi</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplu şiddet eğilimi, kişilerin kendi çevrelerinde normların çiğnendiğini ve sosyal düzenin bozulduğunu algıladıkları durumlarda, norm ihlali gerçekleştirdiği iddia edilen kişi ve gruplara yönelik toplu fiziksel müdahaleleri onaylama ve fiilen katılmaya yatkınlıkları olarak tanımlanabilir. Grup üyelerinin benimsediği normların çiğnenmesi durumunda tetiklenen “adaletin gereğini yerine getirme” güdüsüyle birlikte geleneksel sosyal bağlarla ortaya çıkan toplu reaksiyon, kamu otoritesinin önüne geçebiliyor ve linç olaylarına kadar gidebiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göçmenler gibi yabancı görülen dış grup üyelerine yönelik bir suç isnadında şiddet eğilimi yükseliyor. Suriyelilere yönelik linçe dönüşen olaylarda en ufak bir söylenti birkaç mahalleye yayılabiliyor. Uluslararası Kriz Grubu’nun verilerine göre Türkiye’de sadece 2017 yılında Suriyeliler ve yerel halk arasında yaşanan 146 şiddet olayında en az 35 kişi hayatını kaybetmiş [1]. 2011-2021 arasında medyada taradığım haberlere göre Türkiye’de Suriyelilere yönelik en az 209 toplu şiddet olayı gerçekleşmiş. Bu olayların 41’i İstanbul’da yaşanmış.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye genelinde en büyük Suriyeli nüfusuna sahip olan İstanbul’da 2021 Kasım itibarı ile 536 bin Suriyeli yaşıyor. BM Uluslararası Göç Örgütü’nün 2019 döneminde gerçekleştirilen araştırmasına göre ise İstanbul’da kayıtlı ve kayıtsız toplam Suriyeli sayısı 963 bine ulaşıyor. Suriyelilerin; Esenyurt, Sultangazi, İkitelli gibi İstanbul’un işgücü rekabeti yüksek kenar semt ve mahallelerinde yoğunlaştığı görülüyor. Kamu hizmetlerinin ve güvenliğinin yetersiz kaldığı bu alanlarda mahalleliler ve Suriyeliler arasında yükselen grup rekabeti çatışmalara ve şiddet olaylarına yol açıyor. Muhtarlarla gerçekleştirilen görüşmelerde, taciz söylentisi gibi sosyal normların ihlal edildiğinin düşünüldüğü durumlarda kalabalık arkadaş-akraba-hemşehri gruplarının kolayca bir araya gelip Suriyelilere karşı toplu şiddet uyguladığı ve mahallelilerin de bu eylemlere katılma eğiliminde olduğu aktarılıyor [2].</span></p>
<h5><b>İstanbul’da Suriyelilere Karşı Toplu Şiddet Eğilimi Araştırması</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">IstanPol için Infakto Araştırma’nın gerçekleştirdiği “İstanbul’da Suriyelilere Yönelik Tutumlar” başlıklı araştırmamızda, şiddet eğilimini anket deneyiyle ölçmeyi amaçladık. Deneyde bir genç erkeğin mahalleli bir genç kadına karşı taciz veya yankesicilikle suçlandığı senaryolarda, genç erkek ve arkadaşlarının mahalleliler tarafından toplu şiddete maruz bırakıldığı aktarıldı ve katılımcılara toplu şiddet eğilimine ne derece katılma eğiliminde oldukları 1-10 skalası üzerinden soruldu. 6 ve üzeri not verenlerin toplu şiddet eğilimi gösterdikleri kabul edildi. Dört farklı deney senaryosunda iki farklı olay tipinde suçlanan kişi “Suriyeli Farid” veya “Mahalleli Hakan” olarak tanıtıldı. Katılımcıların rastgele ve eşit sayıda dağıtıldığı dört deney grubu “taciz-Suriyeli”, “taciz-mahalleli”, “yankesicilik-Suriyeli”, “yankesicilik- mahalleli” olarak adlandırıldı. </span></p>
<figure id="attachment_76547" aria-describedby="caption-attachment-76547" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-76547" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/suriyelilere-yonelik-toplu-siddet-egilimi-640x335.jpg" alt="Suriyelilere Yönelik Toplu Şiddet Eğilimi" width="640" height="335" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/suriyelilere-yonelik-toplu-siddet-egilimi-640x335.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/suriyelilere-yonelik-toplu-siddet-egilimi.jpg 700w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-76547" class="wp-caption-text">Suriyelilere Yönelik Toplu Şiddet Eğilimi</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dış grup üyesinin suçlandığı ve daha sert bir norm ihlali iddiasının yer aldığı senaryoda (Suriyeli genç erkek ve taciz) toplu şiddet eğilimi gösterenlerin oranı en yüksek seviyede ve </span><b>tüm katılımcıların üçte birinden fazla</b><span style="font-weight: 400;"> (%35,9). Yankesicilik senaryosunda %31,8. Türk genç erkek için bu oranlar sırasıyla %29,4 ve %23,1’e düşüyor. </span></p>
<h5><b>Suriyelilere Yönelik Şiddet Eğilimi ve Cinsiyet</b></h5>
<figure id="attachment_76548" aria-describedby="caption-attachment-76548" style="width: 632px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="size-full wp-image-76548" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/cinsiyete-gore-siddet-egilimi.jpg" alt="Suriyelilere Yönelik Toplu Şiddet Eğilimi (Cinsiyete Göre)" width="632" height="376" /><figcaption id="caption-attachment-76548" class="wp-caption-text">Suriyelilere Yönelik Toplu Şiddet Eğilimi (Cinsiyete Göre)</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ataerkil namus kültürü ve cinsiyet normlarının hâkim olduğu toplumlarda erkeklerin kadınlara göre daha yüksek seviyede toplu şiddet eğilimi göstermesi beklenir. Araştırmada hem kadınlarda hem erkeklerde en yüksek şiddet eğilimi, taciz ve Suriyeli senaryosunda gerçekleşse de erkeklerde şiddet eğilimi daha yüksek (%38,7’ye %27,8).</span></p>
<figure id="attachment_76575" aria-describedby="caption-attachment-76575" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-76575" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ataerkil-namus-degerleri-640x336.jpeg" alt="Ataerkil Namus Kültürü Endeksi" width="640" height="336" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ataerkil-namus-degerleri-640x336.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ataerkil-namus-degerleri.jpeg 700w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-76575" class="wp-caption-text">Ataerkil Namus Kültürü Endeksi</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırmada katılımcıların ataerkil namus kültürünü benimseme eğilimini bir soru seti üzerinden ölçüldü. Katılımcılara eril sertliği ve şiddeti meşrulaştıran 8 ifadeye 1-10 skalası üzerinden ne derece katılıp katılmadıkları soruldu. Katılımcılar, verilen yanıtlara göre ataerkil namus kültürünü benimseme seviyesi üzerinden 3’e ayrıldı (Düşük, Orta, Yüksek). </span></p>
<figure id="attachment_76576" aria-describedby="caption-attachment-76576" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-76576 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/suriyelilere-yonelik-siddet-egilimi-cinsiyete-gore-640x358.jpeg" alt="suriyelilere yönelik şiddet eğilimi" width="640" height="358" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/suriyelilere-yonelik-siddet-egilimi-cinsiyete-gore-640x358.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/suriyelilere-yonelik-siddet-egilimi-cinsiyete-gore.jpeg 700w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-76576" class="wp-caption-text">Suriyelilere Yönelik Şiddet Eğilimi (Erkekler, Ataerkil Namus Kültürü Endeksi Seviyesine Göre)</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyelilere yönelik şiddet eğilimi, erkekler arasında ataerkil namus kültürünü benimseme seviyesine göre belirgin bir artış gösterdi. Düşük seviyede benimseyenlerde şiddet eğilimi gösterenler %16, orta düzeyde olanlar ise %55,9 olarak kaydedildi. Suriyelilere yönelik şiddet eğilimi, ataerkil namus kültürünü yüksek düzeyde benimseyenler arasında %60,6’ya ulaştı.</span></p>
<h5><b>Sonuç</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye gibi kişiler arası güvenin çok düşük olduğu, demokratik hak ve özgürlükler ile sivil toplumun baskılandığı bir ülkede, ekonomik kriz ve siyasi kutuplaşma şartlarında dış grup üyelerine yönelik şiddet eğiliminin yaygın olması şaşırtıcı bir sonuç değil. Siyaset ve medyada hâkim olan sağ popülizm neticesinde Suriyelilerin sorun olarak lanse edilmesi, Suriyelilerden kaynaklı tehdit algılarını yaygınlaştırıyor ve şiddet eğilimini meşrulaştırıyor. Kamu hizmetlerinin ve güvenlik birimlerinin yetersiz kalması gruplar arası rekabetin önünü açıyor. Herhangi bir toplumsal normun Suriyeliler tarafından ihlal edildiği iddiasında, ataerkil namus kültürü ve gruplar arası rekabet devreye giriyor, Suriyelilere karşı toplu şiddet akrabalık-hemşehrilik bağlarıyla yayılıyor ve linç olaylarına dönüşüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Medyada nefret diliyle mücadele edilmesi, Suriyeliler ve yerel halk arasında sosyal dayanışmayı sağlayabilecek sivil girişimlere daha çok imkân ve özgürlük tanınması ve Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerde kamu hizmet ve güvenlik kapasitesinin sadece Türkiye vatandaşlarının değil göçmen nüfusunun da hesaba katılarak artırılması toplumsal barış ve uyum adına atılabilecek en somut adımlar.</span></p>
<p><em><span style="font-weight: 400;"> [1] </span><span style="font-weight: 400;">International Crisis Group (ICG), Turkey’s Syrian Refugees: Defusing Metropolitan Tensions, Europe Report</span></em></p>
<p><em><span style="font-weight: 400;">No. 248 (Brussels: International Crisis Group 2018)</span></em></p>
<p><em>[2] https://www.istanpol.org/post/i%CC%87stanbul-da-suriyeli-s%C4%B1%C4%9F%C4%B1nmac%C4%B1lara-y%C3%B6nelik-tutumlar</em></p>
<p><em>Görsel: iStock</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/03/suriyelilere-karsi-toplu-siddet-egilimi/">Suriyelilere Karşı Toplu Şiddet Eğilimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Vatandaş ve Mülteci Ayrımı Olmaksızın İfade Özgürlüğüne Erişim Hakkı Olmalıdır&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/09/vatandas-ve-multeci-ayrimi-olmaksizin-ifade-ozgurlugune-erisim-hakki-olmalidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Nov 2021 11:32:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Göç Araştırmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya ve Göç Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sığınmacılar ve Mültecilerle Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[geri gönderme]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medya ve Göç Derneği Koordinatörü Dilan Taşdemir, Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der) Genel Koordinatörü Pırıl Erçoban ve Göç Araştırmaları Derneği (GAR) kurucularından Polat Alpman ile haklarında sınırdışı kararı verileceği açıklanan mültecileri ve sivil toplumun yapması gerekenleri konuştuk. Dilan Taşdemir, vatandaş ve mülteci ayrımı olmaksızın herkesin ifade özgürlüğüne erişim hakkı olması gerektiğini söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/09/vatandas-ve-multeci-ayrimi-olmaksizin-ifade-ozgurlugune-erisim-hakki-olmalidir/">&#8216;Vatandaş ve Mülteci Ayrımı Olmaksızın İfade Özgürlüğüne Erişim Hakkı Olmalıdır&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bir </span><span style="font-weight: 400;">Youtube kanalında yayınlanan sokak röportajında, Türkiye vatandaşının Suriyeli gence </span><b>“Ben muz yiyemiyorum, siz kilolarca muz alıyorsunuz” </b><span style="font-weight: 400;">demesi sosyal medyada gündem olmuştu.</span><span style="font-weight: 400;"> Bu sözler üzerine mültecilerden tepki olarak video paylaşımları yapıldı. Göç İdaresi Başkanlığı bu videoları paylaşan kişileri &#8220;provakatör&#8221; olarak tanımlayıp yedi kişi hakkında sınır dışı kararı verileceğini açıkladı. 11 kişinin göz altına alındığı ve video paylaşımında bulunan 31 kişinin kimliklerinin belirlendiği haberleri üzerine birçok sivil toplum örgütünün imzacı olduğu ortak bir açıklama yapıldı. İmzacı sivil toplum örgütlerinden Medya ve Göç Derneği Koordinatörü Dilan Taşdemir, Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der) Genel Koordinatörü Pırıl Erçoban ve Göç Araştırmaları Derneği (GAR) kurucularından Polat Alpman ile konuştuk.</span></p>
<h5><strong>&#8216;Mültecilerden Tepki Geleceğini Bekliyorduk.&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Durumun endişe verici olduğunu, uluslararası sözleşmeler ve Türkiye yasalarıyla korunmuş kişilerin ifade özgürlüğü konusu ve geri göndermeme ilkesine değinen Dilan Taşdemir, bu ilkenin kapsamının “kimse geri gönderilemez” üzerinden kurgulanmamakta olduğunu söyledi. Bunun bir mesaj olduğunu düşünen Taşdemir, bu sürecin bugün başlamadığını; ekonomik krizin kaynağı olduklarının söylenmesi, demografik yapının bozulması, suçla ilişkilendirilme gibi konularda gerçeğe uymayan sebeplerle mültecilerin sürekli hedef gösterildiğine değindi. Bunların sonucunda bu tip toplumsal kaoslar yaşanmasının beklenen sonuç olduğunu belirten Taşdemir, mültecilerden tepki geleceğini beklediklerini söyledi: &#8221;Bu videolar şu açıdan önemli; mülteciler ilk defa kitlesel bir tepki verdi, bunun karşılığında da &#8216;herhangi bir muhalif bir tutum sergilerseniz, varlığınızı savunacak bir şey yaparsanız sizi sınır dışı ederiz&#8217; mesajı verilmiş oldu. Bu, kişilerin ifade özgürlükleri için bir tehditken öte yandan mültecilerin içinde bulundukları durumlara dair herhangi bir savunuculuk ve seslerini çıkaramayacaklarını gösteren bir hamle. Onun dışında bir mültecinin en ağır şekilde cezalandırılacağı şey,  zulüm altında olduğu için ayrıldığı ülkesine geri gönderilmesi veya bununla tehdit edilmesi; bu da ciddi anlamda endişe verici bir şey.&#8221;</span></p>
<h5><strong>&#8216;Şaka mı? Bir Akıl Tutulması mı Yaşıyoruz?&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8221;Kendi açımdan, bu haberleri öncelikle şaşkınlıkla, hele ki gözaltılar ve sınır dışı kararları ile ilgili haberleri önce &#8216;şaka mı? Bir akıl tutulması mı yaşıyoruz?&#8217; diye izlediğimi söyleyebilirim açıklamalarında bulunan Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der) Genel Koordinatörü Pırıl Erçoban, şaka olmadığını anlayınca ayrımcılığın, dışlamanın, mülteci korumasının ve hukuk ihlalinin geldiği nokta itibari ile üzüldüğünü ve endişesinin arttığını söyledi: &#8221;Trajikomik bir durumun ortasındayız, insanlar muz yeme videoları paylaştıkları için haklarında soruşturma açılıyor ve sınır dışı kararı veriliyor; şu anda hala sınır dışı edilmedilerse geri gönderme merkezlerinde özgürlüklerinden mahrum edilmiş şekilde alıkonuyorlar.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erçoban, &#8221;Düşünün ki, savaştan zulümden kaçıp size sığınan insanlar, sürekli &#8216;istenmiyorsunuz, sevilmiyorsunuz, defolun gidin&#8217; mesajlarının, bakışlarının, uygulamaların altında yaşamak durumunda kalıyorlar; yedikleri-yemedikleri, söyledikleri-söylemedikleri, çalıştıkları-çalışmadıkları için sürekli siyasi çevrelerin, basının, sosyal medyanın hedefi haline getiriliyor ve her gün böyle bir dışlanma ile yaşamlarını sürdürmek durumunda kalıyorlar.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8216;Geçicilik&#8217; üzerine kurulu bir statüde ülkede yıllar, hatta bir ömür geçirmiş olsalar bile, her an sınır dışı edilmek korkusu yaşadıklarının altını çizen Erçoban, herhangi bir eleştiride, bir şikayette, bir serzenişte bulunma haklarının da olmadığını söyledi. Erçoban, böylesi mesajların her an, her taraftan geldiği bir ortamda yaşayan insanların, hele ki çocukların psikolojisini, insan onuruna verdiği zararı düşünmek zorunda olduğumuzu ve sahadaki izlenimlerinden çok ciddi ihlaller, ayrımcılık ve nefret suçuna varan söylem, davranışlar karşısında bile, mültecilerin şikayet etmekten çekindiklerini gösterdiğini ekledi. Erçoban buna örnek olarak, haftalarca, aylarca çalışıp, ücretini alamayan pek çok kişi olduğunu ancak şikayetçi olmak istemediklerini gösteriyor. Veya iş kazası sonrası sakat kalanlar, hayatını kaybedenlerin ailelerinin şikayetçi olmadıklarını, haklarını aramadıklarını; çünkü, çalışma izni olmadan çalışmaktan dolayı sınır dışı edilmekten korktuklarını söyledi.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Hukuki açıdan bakarsak, Anayasa’nın 25 ve 26. Maddeleri, Türkiye’nin taraf olduğu BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 19. Maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10. Maddesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 19. Maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlalidir. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tepki videolarının kin ve nefret içermediği, kamu düzenini bozmaya yönelik bir eylem olmadığı halde, suç yaratılmakta olduğunu söyleyen, Erçoban, &#8220;19 Sivil toplum kuruluşunun imzaladığı açıklamada ifade edildiği gibi, eğer ortada bir suç olduğu düşünülüyorsa, bu olayda olduğu gibi her fırsatta kin ve nefretle mültecileri hedef alan paylaşımlar, açıklamalar, TCK’nın 122. Maddesi&#8217;nde yer alan &#8216;nefret ve ayrımcılık&#8217; suçu kapsamında soruşturulmalı ve cezasız kalmamalıdır. Eğer muz yeme paylaşımlarının bir &#8216;suç&#8217; olduğu konusunda ısrar ediliyorsa, kişilerin adil bir şekilde yargılanıp, kendilerini savunmalarına izin verilmelidir. Apar topar, üstelik yasaları ihlal riskini göze alıp, sınır dışı etmek adil yargılanma hakkını da ihlal edecektir.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göç Araştırmaları Derneği (GAR) kurucularından Polat Alpman, yapılan açıklamada herkesin ifade hürriyeti hakkına sahip olduğunu, geri göndermeme, iade etmeme yükümlülüğünü yeniden ve yeniden hatırlatmaya çalıştıklarını söyledi. Bunlar dışında birkaç noktaya dikkat çekmek isteyen Alpman, sığınmacılara yönelik giderek artan bu tahammülsüzlüğün nedenlerini ve Türkiye’deki aşırı-sağın ve milliyetçiliğin göçmenleri bahane ederek topluma dayattıkları siyasal seçeneklerin, göçmenlere yönelen fiili şiddetten ve ayrımcılıktan bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti. </span></p>
<h5><strong>&#8221;Biz Muz Yiyemiyorken Onlar Muz Yiyorlar&#8217; İfadesi Türkiye’de Yaşanan Krizi Dile Getiren Cümle&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Alpman, yaşadıkları hayatın gerçek sorunlarını çözmek için gerçek çözümler üretmeyen seçmenlerin, bunu üretmekle yükümlü olanlara seslerini duyuramadıklarını ve ekonomik, sosyal, siyasal alanlarda üst üste yaşadıkları yıkımların nedeni olarak göçmenleri yaftaladıklarını söyledi: “&#8217;Biz [yurttaşlar] muz yiyemiyorken onlar [sığınmacılar] muz yiyorlar&#8217; ifadesi Türkiye’de yaşanan krizi dile getiren cümle. Gerçek sorumlulardan hesap soramıyor olmanın çaresizliği ile ekmeğini göçmenlere kaptırmış gibi hissetmenin öfkesi, göçmenlerle ilgili hiçbir hakkaniyet ilkesi tanımayan ırkçılık-milliyetçilik ile iç içe girerek muz gibi -artık lüks olan- bir meyveyle gösteriliyor.&#8217; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alpman, bu tutumun göçmenleri sosyoekonomik gerilemenin nedeni olarak damgalamakla sınırlı olmadığını ama onları bir iç güvenlik sorunu ya da asalak gibi temsil etmeye yönelik girişimlerin arkasında ekonomik krizin, düşük ücretlerin, artan masrafların ve işsizlik baskısının izlerini görmenin mümkün olduğunu ekledi.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<h5><b>&#8216;Sivil Toplum Örgütleri Bir Şeyler Yapıyor Ancak Yeterli Değil&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Konunun sivil toplum boyutuna geldiğimizde ise Dilan Taşdemir, sivil toplum örgütlerinin</span> <span style="font-weight: 400;">hukuki destek, savunuculuk, bir arada yaşama ve uyuma dair şeyler yaptıklarını ancak bunun yeterli olmadığını gördüklerini söyledi. Taşdemir&#8217;e göre bu sadece sivil toplum çabasıyla çözülebilecek bir mesele değil. Sivil toplum örgütlerinin bir arada yaşam, uyum, mültecilerin medya ve siyasiler tarafından hedef gösterilmemesi için politikacılara daha fazla baskı yapması gerektiğini belirten Taşdemir, &#8221;Medya kuruluşlarının nefret söylemi üreten ve üretilmesine aracı olan özellikle sosyal medya kurumlarının bir politika üretmesine dair örgütlü bir çalışma yürütebilir. Özellikle mülteci hakkı ve ifade özgürlüğü çalışan kurumlar mültecilere yönelik nefret söylemiyle mücadele eden daha fazla çalışma yapabilir. Herkesin ifade özgürlüğüne erişim hakkı vardır; vatandaş ve mülteci ayrımı olmaksızın bu olmalıdır. Geri göndermeye dair bir politika uygulanacaksa sivil toplum örgütleri olarak bunun işaretlerini almalı ve daha sıkı çalışma yapmalıyız.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pırıl Erçoban, </span><span style="font-weight: 400;">imzacı oldukları açıklamada 19 kurumun kısa sürede güçlerini birleştirerek tepkisini ortaya koyduğunu; bazı kuruluşların bireysel açıklamaları ile bunu yaptığını vurguladı: &#8221;Avukatlar, barolar, sivil toplum kuruluşları, bu olayda haklarında sınır dışı kararı verilen kişilere ulaşmak için çaba harcıyor. Umarım, bu kişilere ulaşılabilir, adalete erişimleri sağlanır ve tabii hukuk uygulanır. Bu tepki sesleri de özellikle ırkçı reaksiyon verenlerin de kulağına gider, durup içtenlikle &#8216;haklı mıyız?&#8217; diye düşünürler, özeleştiri yaparlar; bu tutumda ısrar edenler için de gerekli idari ve yasal süreçler işletilir.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Polat Alpman ise daha önce </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/author/polat-alpman/" target="_blank" rel="noopener"><i><span style="font-weight: 400;">Sivil Sayfalar</span></i></a><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.sivilsayfalar.org/author/polat-alpman/">’da sivil toplum teorisi üzerine birkaç yazı yazdığını</a> hatırlatıp, o yazılarda sivil toplum ile devlet ilişkisinin niteliğini çözümlemeye ve değişen toplumsal formasyonun içinde sivil toplumun nereye karşılık geldiği üzerine düşünmeye çalıştığını belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yirminci yüzyılın dönüştürücü dinamiklerinden biri olan sivil toplum hareketinin, bu yüzyıl için aynı dinamiklere sahip olmadığını düşündüğünü söyleyen Alpan, &#8221;</span><span style="font-weight: 400;">Elbette &#8216;sivil toplum örgütleri ne yapıyor ve ne yapmalı&#8217; sorusu pratik bir yanıt talep ediyor. Şunları yapıyor, şunları yapmalı gibi… Göç alanında çalışan sivil toplum örgütleri takip, izleme, değerlendirme, raporlama, saha araştırmaları, ayni-nakdi yardımlar, eğitim-edindirme programları ve hak savunuculuğu başta olmak üzere neredeyse her şeyi yapıyor. Örgütlerin büyük çoğunluğu bu faaliyetleri gerçekleştirebilmek için uluslararası fonların ve hibe programlarının standartlarına uygun bir iş planı ve tekniği geliştirmek zorundalar, çünkü öz gelir kaynakları ya çok kısıtlı ya da yok. Dolayısıyla uğraş verdikleri alanla ilgili gittikçe profesyonelleşme baskısı artıyor. Sivil toplum hareketi içerisinde profesyonelleşmenin gelişmesi ise sivilliğin niteliğini konuşmamızı zorunlu hale getiriyor.&#8221; açıklamalarında bulundu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alpman son olarak, göç alanında çalışan sivil toplum örgütleri &#8216;ne yapmalı&#8217; sorusuna, &#8221;Göçmenlerle ilgili ne yapılacağını biliyoruz. Bunların neredeyse hepsi Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler tarafından belirlenmiş. Sivil toplum örgütleri, bu sözleşmeler tarafından belirtilen siyasal, hukuki, ekonomik uygulamaların gerçekleştirilmesi için hükümeti teşvik etmek ve onu zorlamakla yükümlüdür. Bunun yapılmadığını söyleyemeyiz ama neredeyse hiçbir etki üretemediği de ortada… Belki de Türkiye’deki sivil toplum pratiği üzerine daha düşünmeliyiz&#8221; dedi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/09/vatandas-ve-multeci-ayrimi-olmaksizin-ifade-ozgurlugune-erisim-hakki-olmalidir/">&#8216;Vatandaş ve Mülteci Ayrımı Olmaksızın İfade Özgürlüğüne Erişim Hakkı Olmalıdır&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Kimse İfade Özgürlüğünü Kullandığı İçin Sınır Dışı Edilemez!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/03/kimse-ifade-ozgurlugunu-kullandigi-icin-sinir-disi-edilemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Nov 2021 07:33:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[bir arada yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Göç İdaresi Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplum örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75592</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Mültecilerin muz yediği fakat Türkiyeli vatandaşların yiyemediğine' dair sosyal medya paylaşımının ardından yaşanan gelişmeler üzerine 16 sivil toplum örgütü ortak açıklama yayınladı. Açıklamada, 'Mültecilerin sosyal medyada verdiği tepki tamamıyla ifade özgürlüğü kapsamındadır ve kimse ifade özgürlüğünü kullandığı için sınır dışı edilemez.' denildi.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/03/kimse-ifade-ozgurlugunu-kullandigi-icin-sinir-disi-edilemez/">&#8216;Kimse İfade Özgürlüğünü Kullandığı İçin Sınır Dışı Edilemez!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir sokak röportajında, &#8220;mültecilerin muz yediği fakat Türkiyeli vatandaşların yiyemediğine&#8221; dair sözlerin ardından sosyal medya üzerinden mültecilere yönelik artan tepkiler üzerine, Göç İdaresi Başkanlığı 7 mülteci kişi hakkında sınır dışı kararı verileceğini duyurmuştu. Daha sonra, konuyla ilgili “provakatör” paylaşım yapan 11 yabancının gözaltına alındığı ve bu “provakatör” videoları paylaşan 31 kişinin de kimliğinin belirlendiğine dair haberler medyaya yansımıştı.</p>
<p>Bu gelişmeler üzerine aralarında İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM), İnsan Hakları Derneği (İHD), Hak İnisiyatifi , Medya ve Göç Derneği&#8217;nin bulunduğu 16 STK ortak açıklama yayınlayarak ifade özgürlüğüne dikkat çekti.</p>
<p>Açıklamada, siyasilerin ve medyanın hedef göstermesi sonucunda derinleşen ekonomik krizin tüm sorumlusunun mülteciler olarak görülmesinin kutuplaşmayı arttırdığı; bir arada yaşama yönelik bir söylemin hâlâ oluşturulmamış olmasının çatışmaların kaynağını oluşturduğu ifade edildi.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olduğu ve sözleşmenin 10. Maddesinin “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamları tarafından müdahale edilmeksizin ve ulusal sınırlar dikkate alınmaksızın, görüş sahibi olma, bilgi ve düşünceleri edinme ve yayma özgürlüğünü içerir” hükmünü içerdiği de hatırlatıldı.</p>
<p>Açıklamada ayrıca, 1951 Mültecilerin Hukuku Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi’nin 33. Maddesine göre “Hiçbir taraf devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade etmeyecektir” hükmünün de Türkiye dahil herhangi bir ülkenin çekince koyma hakkı bulunmadığı vurgulandı.</p>
<p>6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 54. Maddesinde kimlerin sınır dışı edilebileceğine dair hususları içerdiği ve şiddet içermeyen, şiddeti özendirmeyen, muz yiyerek bir tepki ortaya koyan eylemin YUKK 54. Maddenin hiçbir bendinde sınır dışı nedeni olarak belirtilmediğine de dikkat çekildi.</p>
<p>Açıklamanın sonunda &#8220;Mültecilerin sosyal medyada verdiği tepki tamamıyla ifade özgürlüğü kapsamındadır ve kimse ifade özgürlüğünü kullandığı için sınır dışı edilemez. Türkiye’yi ulusal mevzuatına uymaya ve uluslararası sözleşmelerde verdiği sözü tutmaya davet ediyoruz ve öncelikle söz konusu paylaşımları yapan mülteciler için sınır dışı işlemlerinin bir an önce durdurulmasını talep ediyoruz. Ayrıca, her an, mültecilere yönelik ayrımcı ve nefret söylemi üretenlere karşı gerekli yargısal önlemlerin alınmasını talep ediyoruz.&#8221; ifadeleri yer aldı.</p>
<p><strong>Açıklamaya imza atan STK&#8217;lar:</strong></p>
<ul>
<li>Eşitlik Çalışmaları Derneği</li>
<li>Fikir ve Sanat Derneği Çocuk Hakları Merkezi (FİSA)</li>
<li>Göç Araştırmaları Derneği (GAR)</li>
<li>Hak İnisiyatifi</li>
<li>Halkların Köprüsü Derneği</li>
<li>İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM)</li>
<li>İnsan Hakları Derneği (İHD)</li>
<li>İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD)</li>
<li>İzmir Barosu</li>
<li>Kaos-GL</li>
<li>Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi</li>
<li>Medya ve Göç Derneği</li>
<li>Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der)</li>
<li>Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV)</li>
<li>Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu</li>
<li>Yurttaşlık Derneği</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/03/kimse-ifade-ozgurlugunu-kullandigi-icin-sinir-disi-edilemez/">&#8216;Kimse İfade Özgürlüğünü Kullandığı İçin Sınır Dışı Edilemez!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
