<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mobbing arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/mobbing/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mobbing/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Jul 2019 07:01:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>mobbing arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mobbing/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mobbinge Karşı Çözüm: Birlikte Mücadele!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/01/mobbinge-karsi-cozum-birlikte-mucadele/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jul 2019 07:01:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[PEP]]></category>
		<category><![CDATA[Şahut Duran]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Psikiyatri Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mobbinge dair hazırladığımız dosyamızın ilk gününde mobbingin tanımını, kimlerin maruz kaldığını, beyaz yakalı çalışanların yaşadığı mobbinge ilişkin PEP ile görüşmüştük. Bugün de mobbing ile mücadele yolları, mobbinge karşı işçilerin hakları, işverenin yükümlülüğü ile Türkiye Psikiyatri Derneği’nden Şahut Duran ile psikolojik olarak mobbingin mağdurları nasıl etkilediği üzerine duracağız.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/01/mobbinge-karsi-cozum-birlikte-mucadele/">Mobbinge Karşı Çözüm: Birlikte Mücadele!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İlk önce mobbingi hatırlayalım: Mobbing, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nun 2’nci maddesinde mobbing, “işyerinde yıldırma” kavramı olarak yer alıyor ve şöyle tanımlanıyor: “Bu Kanunda sayılan ayrımcılık temellerine dayanılarak kişiyi işinden soğutmak, dışlamak, bıktırmak amacıyla kasıtlı olarak yapılan eylemler”.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yargıtayın ilke kararlarında ise “yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlar”dan söz ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak bu söz, davranış ya da eylemlerin bir-iki defaya mahsus yani istisnai olması halinde yasal anlamda mobbingten söz edilemiyor. Tekrarlanan ve sistematik nitelik taşıyan davranışlar mobbing sayılıyor. </span></p>
<p><b><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-40150 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/mobbinggenel-e1561711110822.jpg" alt="" width="470" height="244" />Mobbing iddiasında bulunan işçi, mobbingi ispatlamakla yükümlü ancak bu yükümlülük mutlak bir nitelik taşımıyor</b></p>
<p><b>Mobbing İspatı </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sendika Uzmanı Onur Bakır’a göre; mobbingi, şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde ispatlamak kolay değil. En güçlü ispat aracı yazılı deliller. Ancak mobbing çoğu zaman sözel yollarla yapılıyor ve geride yazılı delil bırakamayabiliyor. Şahit ya da şahitlerin de varlığı da ispat bakımından büyük önem taşıyor. Ancak mobbing çoğu zaman kapalı kapılar ardında gerçekleşebiliyor. O yüzden buna ilişkin haklarımızı, neler yapabileceğimizi bilmek de yarar var.</span></p>
<p><b>Yargıtay’a göre:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Mobbingin varlığı için kişilik haklarının ağır şekilde ihlaline gerek olmayıp, kişilik haklarına yönelik haksızlığın tespiti yeterlidir. Mobbing iddialarında şüpheden uzak kesin deliller aranmaz. İşçinin kendisine işyerinde mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak olguları ileri sürmesi yeterlidir. Mobbingin varlığını gösteren olguların mahkemeye sunulması halinde mobbingin gerçekleşmediğini ispat külfeti davalıya (işverene) düşer.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-40157 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/Trans-people-and-metoo-final-640x360.jpg" alt="" width="393" height="221" />Dolayısıyla mobbing iddiasında bulunan işçi, mobbingi ispatlamakla yükümlü ancak bu yükümlülük mutlak bir nitelik taşımıyor. İşçinin “kuşku uyandıracak olguları ileri sürmesi” halinde, ispat yükü yer değiştiriyor ve işveren “mobbing yapmadığını ispatlamakla” yükümlü hale geliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak, Yargıtay bir yandan “Mobbing iddialarında şüpheden uzak kesin deliller aranmaz” derken bir yandan da somut örneklerde, iş mahkemelerinin verdiği mobbing kararlarını kolayca bozabilmekte, kendi içtihadı ile uyumlu olmayan kararlar verebilmektedir. Dolayısıyla mobbinge uğradığını düşünen işçinin, konuyu yargıya taşımadan önce mümkün mertebe çok ve çeşitli delil ve ispat araçları hazırlamasında yarar var. </span></p>
<p><b>Mobbingi İspatlamak İçin Yapılabilecekler </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak madde madde mobbingi ispatlamak için yapılabilecekleri Onur Bakır şöyle sıralıyor;</span></p>
<p><b>1) Mobbing Günlüğü Tutmak:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mobbinge uğradığını düşünen işçinin, maruz kaldığı davranışları tarih, yer ve saati ile birlikte bir kenara not etmesi, yani bir “mobbing günlüğü” tutmasında da yarar var. Bu mobbing günlüğünü mahkemeye sunmak mümkün. Not defteri, ajanda, elektronik ortam olabilir. Örneğin işçi, günü gününe mobbing davranışlarını tarih, yer ve saati ile birlikte kendine mail atabilir. Maillerin gönderilme tarihi belli olduğu için, işveren tarafı mobbing günlüğünün daha sonradan tutulduğunu da iddia edemez.</span></p>
<p><b>2) Her Türlü Delili Toplamak: </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mümkün olduğu ölçüde yazılı delilleri toplamak mümkün önem taşıyor. İşveren veya yöneticilerin gönderdiği elektronik postalar, sosyal medya yazışmaları, işyeri içi yazışmalar, vardiya çizelgeleri, görevlendirme ve görev değişikliği yazıları, işyerinde yapılan diğer tebliğler, tutanaklar vb. yazılı belgeler mobbingin ispatında kullanılabilir.</span></p>
<p><b>3) Şahit: </b></p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-40158" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/woman_in_crowd-640x470.jpg" alt="" width="404" height="297" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şahit önemli. Ancak çoğu zaman mobbing davası açan işçi işten ayrılmış olduğu ve şahitleri hala işyerinde çalışmaya devam ettiği için, şahit bulmak ya da şahitlerin gerçekleri anlatmasını garanti altına almak kolay olmayabiliyor. Bu noktada işçiler arası dayanışma devreye giriyor. Dava sürecinden önce işçinin şahitlik yapabilecek arkadaşlarını bilgilendirmesi ve desteklerini alması önem taşıyor. Şahit illa ki işyerindeki diğer işçiler olmak zorunda değil. İşyerinde işçiye sistematik bir biçimde mobbing uygulandığını gözlemleyebilecek üçüncü kişiler de şahit olarak gösterilebilir.</span></p>
<p><b>4) Doktor Raporu:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mobbing işçinin hem psikolojik hem fiziksel hem de sosyal sağlığını bozabilen bir işçi sağlığı sorunu aynı zamanda. Mobbinge uğrayan işçi muhakkak tıbbi desteğe başvurmalı, yaşadığı sağlık sorunlarının işle ve mobbingle ilgisini ortaya koyabilecek rapor almayı denemeli. En azından hekimin hasta hikâyesini alırken işçinin işyerindeki sorunlarını da not etmesini sağlamak önemli.</span></p>
<blockquote><p>Mobbing sonrası psikiyatriye başvurular oluyor. Genelde depresyona sebep oluyor. Mobbingin sağlığa olan etkilerinde, baskının azalmasıyla beraber iyileşme oluyor.</p></blockquote>
<p><b>Mobbing Depresyona sebep Oluyor </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Psikiyatri Derneği’nden Şahut Duran ise Mobbing sonrası, kaygı bozukluğu, depresyon içsel psikiyatrik sıkıntılar, sorunlar çıkabildiğine dikkat çekiyor; “Psikiyatriye başvuruların bir kısmında mobbingten kaynaklandığını görüyoruz. Kişi mobbinge uğradığını bilmeden başka sorunlarla başvurabiliyor, sonrasında meselenin mobbinge bağlı olabileceğini görüyoruz. Mobbing, genelde depresyon olarak gösteriyor kendisini. Mobbingin sağlığa olan etkilerinde, baskının azalmasıyla beraber iyileşme oluyor. Depresyon, fiziksel rahatsızlıkları da beraberinde getirebiliyor baş ağrısı gibi&#8230; Mobbingin stres faktörü, intiharlara, intihar girişimlerine kadar neden olabiliyor. İşe gitmek istememek, mobbingin en başta yarattığı bir isteksizlik; halsizlik yorgunluk.. Mobbingin yarattığı sorunlar iş yeri ile ilgilidir farklı yerlerde kişi bu belirtileri çok daha az hisseder. İş verimliliği düşüyor, dikkati azalıyor, uyku bozukluğu, aile ilişkilerinde problemler, ayrılıklar, boşanmalara sebep olabiliyor. Bunlar psikiyatrik durumlar olarak ortaya çıkabiliyor.”</span></p>
<p><b>Çözüm Tek Başına Olmaz </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-40159 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/mobbing_01-1-640x346.jpg" alt="" width="390" height="211" />Duran, çözümün mobbingin ortadan kaldırılması ile mümkün olacağını ifade ediyor; “Bireysel olarak mobbingle mücadele başarısız. Bu açıdan daha kollektif, birlikte hareket etmeli; dernekler, sendikalar. Çalışma koşulların düzenlenmesi, çalışanların mobbingi tanımaları ve buna karşı hareket etmeleri mobbingi azaltıcak unsurlardandır. En başta sorunun kaynağına yönelik bir mücadele gerekiyor. Ancak yarattığı fiziksel ve psikolojik sorunlar içinde bir tedavi süreci gerekebiliyor. Bu süreçte izin almak, uzaklaşmak, farklı hobiler elde etmek, mutlu olacağı ortamlarda bulunmak, yalnız kalmamak bu mobbingin etkilerini azaltabilir.”</span></p>
<blockquote><p>Öncelikle işyerinde yaşanan olayın adını koymak ve bununla yüzleşmek önerilmektedir.</p></blockquote>
<p><b>Mobbingin Adını Koymak Önemli!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TPD Mobbinge karşı çözümde şu maddelere dikkat çekiyor, </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Yıldırma” mağduruna işyerinde taciz uygulayan kişiye itiraz etmek, işyerinde zorbaca davranışlara, tacize uğradığını tanıklarla saptamak, verilen talimatları yazılı olarak belgelemek, maruz kalınan tacizi belgeli olarak yetkililere yada üst yöneticilere iletmek, gereğinde arkadaşlarla paylaşmak ve profesyonel yardım almak önerilen durumlardır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle işyerinde yaşanan olayın adını koymak ve bununla yüzleşmek önerilmektedir.</span></p>
<ol>
<li><span style="font-weight: 400;"> Çalışma ortamının düzenlenmesi, ast üstü ilişkisinin bir ezen ezilen ilişkisine dönüştürülmemesi, ekip çalışmasının ana çalışma yaklaşımı olmasını sağlanması gereklidir.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Demokratik ve dayanışmayı temel alan bir işbölümü yapılmalıdır. Roller belirginleşmeli, sınırlar belirginleştirilmeli ve role uygun kişiler yetkilendirilmelidir.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Bireylerin rahatlamasını, kendini yargılanmadan özgürce ifade etmesini sağlayan, duygusal ifadeye izin veren bir ortam yaratılmalıdır.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Aşırı çalışmaya son verilmelidir.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Güvenli, zarar verici uyaranlardan arınmış, sağlıklı bir fiziksel ortam yaratılmalıdır.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Çalışanların özlük hakları sağlanmalıdır.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> “Yıldırma”yı önleyici etik kurallar geliştirilmelidir.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Çalışanların iletişim becerileri geliştirilmelidir. Problem çözme becerileri kazandırılmalıdır.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> İşyeri sağlık birimleri aracılığıyla koruyucu ruh sağlığı uygulamaları (bilgilendirme, eğitimi, danışma) yapılmalıdır</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> “Yıldırma” ile ilgili hukuksal girişimler engellenmemeli, adaletin tecelli edilmesi sağlanmalıdır.</span></li>
</ol>
<p>Dosyanın ilk kısmına <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/01/mobbinge-karsi-cozum-birlikte-mucadele/">Mobbinge Karşı Çözüm: Birlikte Mücadele!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fark Edilmesi Güç Bir Şiddet Biçimi: Mobbing</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jun 2019 09:54:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Plaza Eylem Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Gire]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[Nadide Kısa]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Bakır]]></category>
		<category><![CDATA[PEP]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40146</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir şiddet türü olan mobbing daha çok çalışma yaşamında karşımıza çıkıyor. İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü olarak değerlendirilen mobbing, günümüzde oldukça sık karşılaşılan, ancak ne olduğu pek bilinmeyen bir kavram.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/">Fark Edilmesi Güç Bir Şiddet Biçimi: Mobbing</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu yüzden mobbinge dair ayrıntılara dikkat çekelim:</span></p>
<p><b>Mobbing Nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40148 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/MOBBİNG.jpeg" alt="" width="323" height="215" />Mobbing; psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek, özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulaması olarak tanımlanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak dikkat edilmesi gerekilen bir nokta var. Sendika Uzmanı Onur Bakır’a göre; bir işyerinde çalışan kişilerin sinirlendiği, kavga ettiği, tartıştığı her olayı mobbing olarak nitelendirmek mümkün değil. Mobbing olabilmesi için bir anlık bir eylem ya da davranıştan ziyade sistematik bir hareket gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısaca mobbing, sistematik olarak bireyin iş yaşamında psikolojik tacize uğraması ve davranışın kaynağının bir olaya değil, bir kişiye odaklanmış olması gerekmektedir. </span>Mobbingin en belirgin özellikleri ise şunlar;<b> </b></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;"> Kasıtlı olarak yapılması, </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Sistematik olarak tekrarlanması, </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Uzun bir zamandan beri devam ediyor olması, </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Çalışanı işyerinden uzaklaştırmayı amaç edinmesi.</span></li>
</ul>
<p><b>Mobbinge Kimler Maruz Kalır?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40149 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/MOBBİNG-640x427.jpg" alt="" width="403" height="269" />Mağdur; ekonomik, kültürel, fiziksel veya herhangi yönden daha zayıf olan çalışandır ve psikolojik tacizi yapan ise bazen işveren, bazen amir bazen de başka bir işçi olmaktadır. Örneğin; bir iş yerinde uzun süredir çalışan işçi, işe yeni başlayan bir çalışanı mobbinge maruz bırakabiliyor. Aynı zamanda mobbing, cinsiyet ve hiyerarşi farkı gözetmeksizin, tüm kültürlerde ve tüm işyerlerinde gerçekleşen bir olgu olabiliyor, mobbinge maruz kalma riski, herkes için var. Herhangi biri mobbing mağduru olabilir. Genelde ise mobbing işverenlerce, İş Kanunu’nun işçiyi koruyan ve tazminat yükümlülüğü doğuran hükümlerinden kurtulmak için yıldırma amaçlı olarak kullanılıyor. </span></p>
<p><b>Mobbing Nedenleri</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bazı örgütsel ve yönetsel nedenler de mobbinge sebep olabileceği gibi, işyerindeki bazı mevkilerin elde edilebilmesi için yaşanan rekabet gibi nedenler de sebep olabiliyor. Nedenleri kısaca şöyle sıralayabiliriz: </span></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;"> Psikolojik tacizin, disiplinin ve verimin artırılmasında araç olarak kullanılması,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> İnsan kaynakları masraflarının düşürülmek istenmesi,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Hiyerarşik yapı,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> İletişim kanallarının zayıflığı,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Sorunları çözme ya da yönetmedeki yetersizlikler</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Şikâyet prosedürünün işletilememesi,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Liderlik vasıflarında zayıflık,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Birini suçlama ve suçlu bulmaya dair toplumsal alışkanlıklar,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Takım çalışması anlayışının olmaması ya da düşük olması,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Örgüt içi eğitimlerin önemsenmemesi. </span></li>
</ul>
<p><b>Bir Kadının Ameliyatına İzin Verilmedi, Sürgün Edildi, Yüzde 42 Sağlık Kaybı Yaşadı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40153 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/PEP.jpg" alt="" width="352" height="228" />Mobbing, emekçilerin hayatını kabusa çeviren şiddet türlerinden biri ancak bu şiddete karşı mücadele de var.  Mobbinge karşı mücadele eden örgütlerden biri olan Plaza Eylem Platformu, geçtiğimiz günlerde “Yılın Mobbingci Şirketi” adlı bir kampanya başlatarak işçilerle anketler yapıp yılın Mobbingci şirketlerini kamuoyuna sunmaya başladı. Yapı kredi çalışanı Nadide Kısa’nın mobbing sonucu strese bağlı beyin kanaması yaşadığı iddiası sonrası mobbinge karşı mücadeleyi sık sık gündeme getiren PEP ile mobbing üzeirne konuştuk. PEP’ten Ahmet Gire mobbinge oldukça fazla maruz kalan bir kesim olan bir beyaz yakalı aynı zamanda. Özellikle beyaz yakalı çalışanların yaşadıkları mobbingi konuşmak istiyoruz ancak sohbetimizde görüyoruz ki, mobbingin biçimi, amacı her işkolunda aynı görünüyor. “Yaptığın işin beğenilmemesi, takdir görmemesi, azarlanmak, ufak ufak hissettiğin ve sistematik olan canını sıkan şeyler” diye mobbingi tanımalamaya başlayan Gire, kendilerine sürgün, tecrit, zam verilmemesi, kıdem düşürülmesi, çalışanların sözlü sistematik şiddete maruz kalması, çalışanın kendisini değersiz hissettirilmesi üzerine çokça şikayet geldiğini ifade ediyor. Ve kısa zaman önce bir banka çalışanın yaşadığı soruna dikkat çekiyor; “Bir banka çalışanı kadının işler yoğun diye ameliyatına izin verilmedi, performans baskısı yapıldı, sürgün edildi. Sonrasında o kişi işten çıktığından yüzde 42 sağlık kaybı yaşadı ve engelli raporu aldı. Ameliyatına izin verilmemiş, hastalığı ilerlememişti.”</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40151 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/2.DOSYA-MOBBİNG-640x421.jpg" alt="" width="369" height="243" />‘Mobbing Kalıcı Hasarlar Bırakabiliyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapitalizmde korkunç baskıların çalışanların hayatında kalıcı hasarlar bıraktığına dikkat çeken Gire, mobbingin de bunun unsurlarından biri olduğunun altını çizdi: “Mobbing, çalışan için her gün ağır ağır, ‘mevzu değilmiş gibi görünen’ ama sonunda kalıcı hasarlar veren bir yapıdır. Senin hiçbir işin takdir görmezse, fazla mesaiye kalmak zorundaymış gibi hissediyorsun. Çalışırken orada tutunmak için mobbinge boyun eğmek zorunda kalıyorsun. Normalde beyaz yakalıların hayatı dışarıdan güzel görünür ama bu insanlar haftanın 50 saati çalışan insanlar. Fazla mesai en büyük sorun. Beyaz yakada fazla mesai ödenen bir mesai değildir. Karşılığı olmadan daha fazla çalışırsın. Bu kadar çalışma süresi olunca öyle renkli bir hayat yaşayacak fırsatın olmuyor. Mobbinge uğrayan insan yalnızlaşıyor. Arkadaş, aile çevresinden uzaklaşmaya başlıyor, çünkü sürekli işteki konumunu, başarısız olduğunu düşünüyorsun ve bu özgüven kaybı da getiriyor. Antidepresan kullanımı mesela çok yaygın. Bir hocam vardı, belli bir eczanede antidepresan kullanımının çok yaygınlaştığını fark ettiler. Sonra araştırınca çok yakınında bir çağrı merkezinin açıldığını gördüler. Elbette sorun antidepresan kullanımı değil işçinin bununla yaşamak zorunda bırakılması ve başa çıkacak tek yolu burada görmesi.”</span></p>
<p><b>Mobbing Nadide Kısa&#8217;nın Hayatına Mal Oldu </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40152 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/PEP_NADİDE-_KISA-640x355.jpg" alt="" width="384" height="213" />Sonra mobbingin bedelini hayatıyla ödeyen Nadide Kısa’yı hatırlatıyor Gire, “Nadide Kısa da mobbing sonrası bir beyin kanaması yaşamıştı, “Nadide, fazla performans baskısıyla bunu yaşadı. Aynı mobbingci müdür, Kadıköy’de çalışırken bir kadın çalışanın bayılmasına sebep oldu. Bizim tepkilerimiz sonucunda işten çıkarıldığına dair duyum aldık ama bu sadece duyum. Bankadan hiçbir açıklama yok, arama motorunda bile aramalardan düşürüyorlar konuyu. Bankların ört bas etme özelliği var, kimse ‘benim yüzümden oluyor’ demiyor zaten. Nadide Kısa’da iş yükünden dolayı, daha fazla çalıştırıldığı, daha fazla stres altında olduğu bunu yaşadığı görülüyor. Her yıl Nadide’nin ölüm yıl dönümünde yılın mobbingci şirketini seçeceğiz. Bu yılda yaptığımız anketler sonucunda mobbingci şirket Yapı kredi seçildi.”</span></p>
<p><b>Çalışan Yaşadığı Mobbingi Fark Edemiyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki, mobbing bu kadar can yakıcı bir halken, buna karşı nasıl bir mücadele gerekiyor? Mobbing kendiliğinden yok olacak değil ya&#8230; PEP’in mobbinge karşı nasıl çalışmalar yaptığını konuşmaya devam ediyoruz Gire ile&#8230; Gire, mobbingin işçiler açısından anlaşılmasının ve fark edilmesinin çok güç olduğunu asıl olarak neyin mobbing olduğunun fark edilmesi için eğitim çalışmaları yaptıklarını, bir farkındalık oluşturmaya çabaladıklarını ifade ediyor. “Mobbing genelde iş işten geçince anlaşılıyor. O yüzden ilk önce mobbingin anlaşılabilir olmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bunun sonrasında iş yerinde mobbinge karşı mücadele, sağlıklı çalışma ortamının sağlanması gerekiyor.  Hukuki yasalarla çözümler sağlanması da önemli, yasalar sen güçsüz olduğunda kendiliğinden çıkmıyor. O yüzden bunun başında PEP de bu mücadelenin daha görünür olması, daha yüksek sesle ifade edilmesi, mobbinge karşı neler yapılmalı konusunda tartışmalarla örgütlü mücadele sağlamaya çalışıyor. Ne kadar örgütlü mücadele sağlanırsa o kadar değişim getirebiliriz.”</span></p>
<p><b>Mobbing Mağduru Ne Yapmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mobbinge maruz kalan çalışanlara da şöyle tavsiyelerde bulunuyor Gire, “Kişi mobbingi kanıtlamak için her gün günlük tutabilir. maillerinde, dökümanlarında mobbinge dair kanıt varsa onları mahkemeye sunabilir ve Adli Tıp raporu alabilir. Şahit bulmak da çok önemli. Şirkette çalışanlar bir arkadaşları mobbinge uğradığında, şahit olmalı, ses çıkarmalı ama bu ideal davranış genelde olmuyor. Çünkü işsizlik gibi kaygılar buna engel oluyor. Mobbing, iş yaşamındaki bir suçtur buna göre cezai yaptırımların yapılması, hak kayıplarının giderilmesi lazım. İş yerinde çalışanların da dahil olduğu denetim mekanizmaları olmalı. Bunlar şeffaf ve herkesin müracaat edeceği yerler olmalı” diyerek neler yapılması gerektiğine dair önerilerde bulunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mobbinge karşı sunumlar, çalışmalar, söyleşiler yapan PEP aynı zamanda beyaz yakalıları mobbinge karşı mücadeleye de çağırıyor: “Bu hayır işi değil, hepimizin sorumluluğu olan bir sorun. Kendi hayatlarımızı iyileştirmek için mücadeleyi ne kadar hızlı ve geniş yürütürsek o kadar hızlı sonuç alırız.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/">Fark Edilmesi Güç Bir Şiddet Biçimi: Mobbing</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/fark-edilmesi-guc-bir-siddet-bicimi-mobbing/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emek Sömürüsüne Ve Cinsiyet Ayrımcılığına Karşı İşçi Kadın Meclisleri Kuruluyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/01/emek-somurusune-ve-cinsiyet-ayrimciligina-karsi-isci-kadin-meclisleri-kuruluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Oct 2018 11:42:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet ayrımcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Kadın Meclisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Meclisleri]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitsizliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31047</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çalışan kadınlar, İşçi Kadın Meclisleri’ni kuruyor.</p>
<p>Kadın Meclisleri tarafından yapılan çağrıda ekonomideki kötü gidişatın zaten çalışma yaşamında pek çok sorunla karşılaşan kadınları olumsuz yönde etkilediği belirtildi. Yapılan açıklamada, İşçi Kadın Meclisleri’ni oluşturmak için iş yerinde, fabrikada, atölyede, ofiste üreten kadınların bir araya geldiği kaydedildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/01/emek-somurusune-ve-cinsiyet-ayrimciligina-karsi-isci-kadin-meclisleri-kuruluyor/">Emek Sömürüsüne Ve Cinsiyet Ayrımcılığına Karşı İşçi Kadın Meclisleri Kuruluyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>“Ücretli çalışan kadınların çoğu hala mobbing altında”</h3>
<p>Kadınların iş hayatında zor yer edindiğine vurgu yapılan açıklamada şöyle denildi:</p>
<blockquote><p>“Kadınların büyük bir kısmı işsiz bile sayılmıyor, kadın işsizliği oranı ise %13. Buna rağmen çalışmak isteyen kadınların önüne setler çekiliyor. Çoğu zaman aynı işi yaptığımız erkeklere daha fazla ücret veriliyor. Ücretli çalışan kadınların çoğu hala mobbing altında, düşük ücretlerle, güvencesiz, esnek ve insanca koşullardan uzak çalışmak zorunda bırakılıyor. Mücadelemizle kazandığımız çalışma hakkımızın, kriz bahanesiyle elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz.”</p>
<p>“Kriz döneminde hakları ilk gasp edilen kadınlar olacak” denilen açıklamada, “Emek düşmanlığı ile kadın düşmanlığının işbirliğine izin vermeyelim!” ifadeleri kullanıldı.</p></blockquote>
<p>Kadın Meclisleri tarafından yapılan açıklamada tüm kadınlara örgütlenme çağrısında bulunuldu:</p>
<blockquote><p>“Mesai arkadaşlarımızı, bizim gibi düşünenleri bir araya getirelim. Bir kadın mobbinge uğrarsa, kötü koşullarla çalışmaya zorlanırsa, işten atılırsa işçi kadınların yanında patronların karşısında olalım. İş yerinde, fabrikada, ofiste yalnız değilsin! Herkesin eşit şekilde yer alacağı “İşçi Kadın Meclisleri”ni kuralım, birlikte düşünelim, beraber karar verelim, mücadele edelim. Aramıza katılın ve birlikte değiştirelim!”</p></blockquote>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/10/01/emek-somurusune-ve-cinsiyet-ayrimciligina-karsi-isci-kadin-meclisleri-kuruluyor/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/01/emek-somurusune-ve-cinsiyet-ayrimciligina-karsi-isci-kadin-meclisleri-kuruluyor/">Emek Sömürüsüne Ve Cinsiyet Ayrımcılığına Karşı İşçi Kadın Meclisleri Kuruluyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyaz Yakalıların Birbirleriyle Dayanışma Koşullarını Üretmeleri Gerekiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/07/plaza-eylem-platformu-beyaz-yakalilarin-birbirleriyle-dayanisma-kosullarini-uretmeleri-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jun 2017 08:52:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Akbank Grevi]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Yakalı]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[Emek Örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işçi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[Plaza Eylem Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15335</guid>

					<description><![CDATA[<p>Plaza Eylem Platformu çeşitli emek örgütleri arasında beyaz yakalı dayanışmasını örgütlemeyi hedeflediğini söyleyen bir platform. Hakkında daha fazlasını öğrenmek için sohbet ettiğimiz Plaza Eylem Platformu üyeleri &#8220;Sınıfsal sömürüden beyaz yakalılar da üzerlerine düşeni alıyorlar&#8221; diyor. &#8220;Plaza Eylem Platformu beyaz yakalılar arasında dayanışma ilişkilerini geliştirmeye çalışan emek temelli bir örgütlenme&#8221; -İlk olarak bize Plaza Eylem Platformu&#8217;nun [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/07/plaza-eylem-platformu-beyaz-yakalilarin-birbirleriyle-dayanisma-kosullarini-uretmeleri-gerekiyor/">Beyaz Yakalıların Birbirleriyle Dayanışma Koşullarını Üretmeleri Gerekiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Plaza Eylem Platformu çeşitli emek örgütleri arasında beyaz yakalı dayanışmasını örgütlemeyi hedeflediğini söyleyen bir platform. Hakkında daha fazlasını öğrenmek için sohbet ettiğimiz Plaza Eylem Platformu üyeleri &#8220;Sınıfsal sömürüden beyaz yakalılar da üzerlerine düşeni alıyorlar&#8221; diyor.</strong><span id="more-15335"></span></p>
<p><strong>&#8220;Plaza Eylem Platformu beyaz yakalılar arasında dayanışma ilişkilerini geliştirmeye çalışan emek temelli bir örgütlenme&#8221;</strong></p>
<p><b>-İlk olarak bize Plaza Eylem Platformu&#8217;nun hikayesini anlatır mısınız? Kimsiniz ve neden bir araya geldiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Plaza Eylem Platformu beyaz yakalılar arasında dayanışma ilişkilerini geliştirmeye çalışan emek temelli bir örgütlenme. 2008 yılında IBM’deki sendikalaşma döneminde bir araya geldik. İsmimizi o dönem yapılan eylemlerden aldık. Yani bu ismi tarihsel bir referansla taşıyoruz. Zamanla bir beyaz yakalı örgütlenmesinin önemli bir ihtiyaç olduğunu anlayıp düzenli toplanmaya başladık. Sadece “plazada” çalışanlara hitap etmiyoruz elbette, freelance çalışanlar, STK çalışanları, finans, araştırma, basın yayın, iletişim gibi sektörlerde çalışanlar, çağrı merkezi çalışanları, çeşitli profesyoneller ve ofis çalışanlarıyla birlikte “beyaz yakalı işsizler” de kapsama alanımıza giriyor.</span></p>
<p><b>-Ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Düzenli toplantılara ilk başladığımız zamanlarda gündemde neler oluyor bunu konuşuyorduk. Sonrasında iş yerinde yaşadıklarımızı. Sonrasında yaşadıklarımızı düzenli bir şekilde paylaşacağımız toplantılar yapmaya karar verdik. Sonuçta beyaz yakalıların gizlilik, iş görüşmesi, performans gibi belirli başlıklarda deneyimlerini birbirine aktardıkları, ardından da işimize yarayacak kavramlar üretmek için raporlarını hazırladığımız “Deneyim Paylaşımı Atölyeleri” gerçekleştirdik.</span></p>
<p>Çok önem verdiğimiz işlerden birisi de <a href="https://istenatildim.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">istenatildim.org</a> sitesinde yürüttüğümüz faaliyet. İşten atılan insanlar çoğu zaman panikle ne yapacağını bilemiyor, işverenin yanlış yönlendirmesi ve kurnazlığı yüzünden haklarından mahrum kalıyor; bu panik halini iyi biliyoruz. Bu site işten atılanlara hukuki destek sağlama işini görüyor. Ama aslında psikolojik destek tarafı daha güçlü. İşten atılan kişi bunun sadece kendisinin başına geldiğini, bu dünyada yapayalnız kaldığını düşünüyor. Biz de bu site aracılığıyla onlara yazarak yalnız olmadıklarını gösteriyoruz. Ayrıca, işten atılma konusunda önemli miktarda veri de toplamış oluyoruz.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sitemizde kişisel veya kolektif yazılmış yazılarımızı yayınlıyoruz. Gündelik sorunlarımızı, halihazırda karşımızda bir tehdit olarak beliren ve bizi etkileyen meselelere dair görüşlerimizi, basın açıklamalarımızı ya da sokakta dağıttığımız bildirileri kolektif olarak yazıyoruz. Beyaz yakalıları ilgilendiren yazıları da el birliğiyle çeviriyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizi Maslak, Gayrettepe gibi iş merkezlerinin olduğu yerlerde, sabahın erken saatlerinde bildiri dağıtırken de görebilirsiniz.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15421" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/pep-bildiri-dagitimi.jpg" alt="" width="836" height="627" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yıl üçüncüsünü yapacağımız bir kamp etkinliğimiz de var. Önceden yapacağımız okumaları belirleyip beyaz yakalı politikasına dair fikir üretebileceğimiz birkaç günlük bir tartışma ortamı bu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beyaz yakalıları ilgilendiren veya emek alanında önemli bulduğumuz konularda basın açıklamaları yapıyoruz. Soma’daki facia yaşandıktan hemen sonra Soma Holding’in önüne çağrıda bulunmuştuk. Ardından holdingin sokağında bir nöbet başladı, holding taşınana kadar insanlar sokağın başını tuttu, geceleri de forumlar düzenleyerek çeşitli konuları tartıştık. En son Akbank’ta grev engellendiğinde banka önünde basın açıklaması gerçekleştirdik.</span></p>
<figure id="attachment_15344" aria-describedby="caption-attachment-15344" style="width: 720px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-15344 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/pep-akbank-eylemi.jpg" alt="" width="720" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-15344" class="wp-caption-text">Plaza Eylem Platformu Akbank grevinde</figcaption></figure>
<h4>&#8220;Tüm dünyada beyaz yakalıların maruz kaldıkları aşırı çalışma ve psikolojik gerilim, fiziksel ve ruhsal sorunlar yaratabiliyor, hatta intiharlara ve ölümlere yol açabiliyor&#8221;</h4>
<p><b>-Bir beyaz yakalının iş dünyasında karşılaştığı hak ihlalleri nelerdir?</b></p>
<p>Beyaz yakalıların çalışma koşulları ve üzerlerinde hissettikleri baskı, henüz tanımlanmamış hakları da gündeme getiriyor. Tüm dünyada beyaz yakalıların maruz kaldıkları aşırı çalışma ve psikolojik gerilim, fiziksel ve ruhsal sorunlar yaratabiliyor, hatta intiharlara ve ölümlere yol açabiliyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son zamanlarda işle aşırı duygusal bir ilişki kuruluyor. Çünkü iş sizden tüm hayatınızı istiyor. Gece, hafta sonu demeden iş mailleri ya da telefonlar gelebiliyor, hatta sizden şirketinizin müşterisi olan markanın rakibinin ürünlerini alırken görünmemeniz istenebiliyor. Fazla mesai sıradan, ücreti ödenmeyebiliyor veya yasal sınırların üzerinde fazla mesai yapmanız isteniyor. Turnikeden kartını basıp çıkmış gibi yapıp geri içeri girip çalışmak zorunda bırakılanlarımız var. Mutluluk anketlerine mutlu olduğunu yazma baskısı görenler de var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özel olarak kadınlar iş yerinde türlü ayrımcılıklara uğruyorlar. Son zamanlarda iş yerlerinde ayrımcılık veya mobbinge karşı etik kurullar oluşturuldu, ancak bunlar da hakkınızı savunmanızı engellemek ve cezasızlık için kullanılabiliyor. Mesela kadrolu bir erkek tarafından tacize uğrayan taşeron konusunda bu kuruldaki yöneticiler erkek tarafında durabiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Performans baskısı altındasınız, gerçekleştirilmesi mümkün olmayan hedefler karşısında iş arkadaşınızla rekabete zorlanıyorsunuz. Performans yasa dışı bir şekilde tazminatsız işten çıkartma için kullanılıyor. İşten haksız çıkartıldığınızda dava açarsanız İK birimlerinin arasında dolaşan “kara liste”lere girip sektörde çalışmanız engellenebiliyor. Çalışma öyle bir noktaya gelmiş ki, sadece size yönelik, kişiliğinize özel ayrımcılık türleri geliştirebiliyorlar. Sizi kişisel olarak dikkate alma vaadi, pek seyrek lehinize olan bir durum yaratıyor, razı görünmeniz yetmiyor, razı “olmanız” bekleniyor.</span></p>
<h4>&#8220;1980 öncesi banka çalışanları önemli bir işçi hareketinin yürütücüsüydü ve çok güçlü sendikalara sahipti&#8221;</h4>
<p><b>-Beyaz yakalılar orta sınıf erbabı olarak görülüyor ve bu sebeple işçi mücadelesi dediğimiz zeminde beyaz yakalılara pek rastlamadık. Siz bu zemine nasıl dahil oluyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beyaz yakalı tanımı Türkiye’de akademik alanın dışında çok yeni kullanılmaya başlandı. Bazen tüketim alışkanlıkları vurgulandı, bazen de işçileşmekte olan orta sınıf olarak görüldü beyaz yakalılar. Aslında işçi mücadelesinde görünmediği de doğru değil. Örneğin 1980 öncesi banka çalışanları önemli bir işçi hareketinin yürütücüsüydü ve çok güçlü sendikalara sahipti. Tüm işçi sınıfının güçsüzleşmesi söz konusu. Hep ayrıcalıklarını kaybetmekle karakterize ediliriz ama korporatist dönemin “ayrıcalık” kaybını beyaz yakalılar maden iş kolundan daha ağır yaşamadı. Bazı sendikalar da 1980 sonrası faaliyetlerine devam etti. 1980 sonrası çalışmanın düzenlenmesinde yapılan ağır değişikliklere uygun bir sendika ve işçi mücadelesinin hala ortaya çıktığı söylenemez.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beyaz yakalılar, yeni “çalışma düzenine” sendikalardan daha hızlı uyum sağladı, bu yüzden de aslında yeni tarz işçi örgütlenmelerini oluşturmaya daha yakınlar. Ama yeni çalışma düzeninde disipline tabi olan işçi görüntüsünden bir karikatür beyaz yakalı figürü yaratıldı. Sınıfın bu “okumuş” kesiminden herhalde “aydın” tavrı göstermesi bekleniyor, ama biraz daha özgün tarzlarda da olsa sınıfsal sömürüden beyaz yakalılar da üzerlerine düşeni alıyorlar. Başka bir yanılgı, beyaz yakalıların CEO’larla veya oldukça üst düzey yöneticilerle karıştırılması. Beyaz yakalıların önündeki kariyer basamakları sınırlıdır, bunlar da mesela kadınlara ve erkeklere bile eşit dağılmaz. Beyaz yakalılar bunun farkındadır, kimse kendini CEO falan zannediyor değil. Oysa sendikalar bile beyaz yakalı çalışanların toplu iş sözleşmelerinde “kapsam dışı” bırakılmasına ses çıkartmıyorlar.</span></p>
<figure id="attachment_15345" aria-describedby="caption-attachment-15345" style="width: 900px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-15345 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/1-mayis-pep.png" alt="" width="900" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-15345" class="wp-caption-text">Kaynak: <a href="https://plazaeylem.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">plazaeylem.org</a></figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">2000’lerin sonundan itibaren Türkiye’de beyaz yakalılar işçi mücadelesinde yerlerini alıyorlar. Beyaz yakalı örgütlenmelerinin önünde kazanılmış hakların savunulması veya kaybedilenlerin geri alınması değil, işçi sınıfı ve kendileri için yeni haklar üretmek, yeni örgütlenme tarzları oluşturmak var.</span></p>
<h4>&#8220;Tüm beyaz yakalıların çıkarlarını ve yeni haklarını tanımlamaya çalışan dayanışma temelli emek örgütlerine ihtiyaç var&#8221;</h4>
<p><b>-Beyaz yakalılar üzerinde baskı oluşturan çalışma şartlarıyla mücadelede sunduğunuz çözüm önerileri nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşçi sınıfının üzerinde bugün uygulanan disiplin tarzı özellikle beyaz yakalılarda kristalleşiyor, mükemmelleşiyor. Öncelikle sınıfın ve örgütlerinin bu çalışma düzenini iyi anlaması gerekiyor. Bugünün çalışma düzeni, her işçiyi ve hatta her vatandaşı teker teker yönetme, ücretlerini ve tüketimini kişiye özel olarak düzenleme iddiasında. Bunu da büyük oranda beceriyor, en azından hepimizi buna inandırıyor. Buna verilecek kolektif cevabın sadece ajitasyon ve propaganda gücüyle sağlanabileceğini, mesela beyaz yakalıların “sendikalaşmasıyla” veya “işçi olduklarının bilincine varmalarıyla” mücadelenin yükselebileceğini düşünmek saflık olur. Bireysel düzeyi gören, ruhsal hayatı bir sınıf mücadelesi alanı olarak tasarlayabilen, duygusal “çıkarlar” da tanımlayabilen bir mücadele hattı yaratılmak zorunda. Bizim Soma faciasından sonra kullandığımız sloganlarımızdan biri “ben direnirsem herkes yaşar” şeklindeydi. Bunun anlamı, Soma için yapılacak en iyi şeyin mağdurlar için vicdan azabı duymak değil, kendi çalışma hayatımızdaki sorunlarla uğraşmak olduğuydu. Eğer yasal sınırların bile üzerindeki fazla mesaiyle mücadele edilmezse madenlerde ölümlere yol açan </span><i><span style="font-weight: 400;">hadi hadi sistemi</span></i><span style="font-weight: 400;"> daha da güçlenir, ve madenlerde </span><i><span style="font-weight: 400;">hadi hadi sistemi </span></i><span style="font-weight: 400;">sürdükçe bize düşen fazla mesai daha da ağırlaşır.</span></p>
<p>Bu zor bir mücadele hattıdır. Her işçinin kendi deneyiminden bildiği, ancak akademinin, sendika danışmanının, akıl vericilerin öğrenmeye direndiği gerçek şudur: patronlar bizi saf görüp kandırmıyor; düşük ücretlere, performans sistemine veya Soma’da ölümüne çalışmaya kendimiz razı oluyoruz. Yeni işçi mücadelesinin performans veya iş güvenliği olmadan çalışma gibi patronlardan gelen önerilerin nasıl kabul edildiğini hesaba katması zorunluluktur. Bu sistem çok büyük oranda bireysel düzeyde işliyor olsa da, hatta daha çok bu yüzden, beyaz yakalıların kolektif mücadele yollarını keşfetmeleri, birbirleriyle dayanışma koşullarını üretmeleri ve birlikte güçlenmeleri gerekiyor. Bunun için meslek örgütü niteliğinde olmayan, ortaklaşma ilkelerini işçilerin kendilerinin belirleyeceği çeşitli büyüklüklerde gruplar halinde olan, ama tüm beyaz yakalıların çıkarlarını ve yeni haklarını tanımlamaya çalışan dayanışma temelli emek örgütlerine ihtiyaç var. Plaza Eylem Platformu bunlardan biridir.</p>
<p>Ana görsel: <a href="https://plazaeylem.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">plazaeylem.org</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/07/plaza-eylem-platformu-beyaz-yakalilarin-birbirleriyle-dayanisma-kosullarini-uretmeleri-gerekiyor/">Beyaz Yakalıların Birbirleriyle Dayanışma Koşullarını Üretmeleri Gerekiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: Cinsel şiddete karşı güçlendirici bir politika mümkün</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/11/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-cinsel-siddete-karsi-guclendirici-bir-politika-mumkun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2017 12:32:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[CŞMD]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Akran Zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[FARE]]></category>
		<category><![CDATA[FEMIFESTO]]></category>
		<category><![CDATA[flört şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hilal Esmer]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[Özge Özgüner]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Büyüktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Şehlem Kaçar]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>
		<category><![CDATA[Tecavüz Kriz Merkezleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13181</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Tecavüzcünün, tacizcinin ya da cinsel şiddet failinin ceza almasından çok hayatta kalanın iyi hissetmesi, sağaltılması, hakları, hayatta kalanlar verilmesi gereken hizmetler vb. konulara ağırlık vermeyi politik olarak da tercih ediyoruz&#8221;. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Şehlem Kaçar, Hilal Esmer, Pınar Büyüktaş ve Özge Özgüner’le derneğin çalışma alanlarını, kampanyalarını, karşılaştıkları tepkileri ve yürüttükleri politikaları konuştuk.* -Öncelikle bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/11/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-cinsel-siddete-karsi-guclendirici-bir-politika-mumkun/">Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: Cinsel şiddete karşı güçlendirici bir politika mümkün</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Tecavüzcünün, tacizcinin ya da cinsel şiddet failinin ceza almasından çok hayatta kalanın iyi hissetmesi, sağaltılması, hakları, hayatta kalanlar verilmesi gereken hizmetler vb. konulara ağırlık vermeyi politik olarak da tercih ediyoruz&#8221;.</strong></p>
<p>Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Şehlem Kaçar, Hilal Esmer, Pınar Büyüktaş ve Özge Özgüner’le derneğin çalışma alanlarını, kampanyalarını, karşılaştıkları tepkileri ve yürüttükleri politikaları konuştuk.*</p>
<p><strong>-Öncelikle bu derneği neden kurdunuz, nasıl bir ihtiyaca yönelik kurdunuz ve şu an ne noktadasınız?</strong></p>
<p><strong>Özge</strong>: Özel olarak bu alana odaklanan bir dernek veya oluşum yoktu. Kadın örgütleri içerisinde, cinsel şiddet önemle üzerinde durulan ve mücadele edilen bir şiddet biçimi. Fakat oralarda kadınlarla sınırlı kaldığını düşündük, çok geniş bir alan aslında. Kadınlarla birlikte, çocuklara, LGBTİ+’lere, göçmenlere, hayvanlara, engellilere yönelik cinsel şiddeti bütünsel olarak, Kuir feminist bir yaklaşımla anti-hiyerarşik bir yerden ele alma ihtiyacımızdan doğdu diyebilirim.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Öncesinde cinsel şiddete karşı kadın platformu vardı. Bazılarımız bu platformun içerisindeydik, oradan da beslenerek bugüne geldik.</p>
<p><strong>Hilal</strong>: 2012 gibi üzerinde konuşmaya başladık. 2014’e kadar ara ara toplanarak öz-yardım materyalleri, görseller üretmeye başladık. Çeviriler yapmaya başladık. Tecavüz Kriz Merkezleri’nin yurt dışındaki sitelerine baktık. Dernek aslında melez bir dernek ve herkesin cinsel şiddet odaklı kendi motive olduğu gündemlere yönelik üretmek istediği politikalara, savunuculuk ya da materyal sağlamaya odaklanıyor. Bu amaçla bir araya gelip oluşmuş bir derneğiz.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Hayvan hakları üzerinde çalışan arkadaşlar var Özge gibi. Mülteciler alanında çalışanlar var, çocuk/gençlik alanında çalışanlar var. Medya alanında çalışıyoruz biz Pınar’la. Özge’yle aynı zamanda görsel materyal üretmeye çalışıyoruz. Görseller üzerinden biraz daha yoğunlaşmaya çalıştık çünkü az kişiyiz ve ilk başta bilinmeyen bir yerden de başlamak istedik. Çünkü cinsel şiddet nedir bilinmiyor.</p>
<p><strong>-Kavram tartışmalarınız oldukça etkileyici. Altı tane gerçekleşmiş gördüğüm kadarıyla. Bu tartışmaların sonuçlarını nasıl özetlersiniz?</strong></p>
<p><strong>Hilal</strong>: “Bunu Yapabiliriz” diye 2015 Aralık’ta bir kampanya başlattık, 2016 boyunca sürdü. Kampanya kapsamında “Bunu Yapabiliriz” diye bir blog<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> açtık. Oraya kavram tartışmalarının beş tanesinin kısa raporunu koyduk. Örneğin, tecavüz kriz merkezleri üzerine; cinsel şiddet dayanışma merkezi mi danışma merkezi mi tecavüz kriz merkezi mi denilsin tartışması vardı. Hayatta kalan nedir, mağdur nedir, fail nedir? Bunların çıktıları var. Niye sapık demiyoruz niye fail diyoruz gibi. Bunları tartışmaya açmak amacıyla zaten kavram tartışmalarını başlatmıştık.</p>
<h4><strong>“CİNSEL ŞİDDETE KARŞI ANA AKIM OLMAYA ÇALIŞIYORUZ”</strong></h4>
<p><strong>-Bir de futbol üzerinden yaptığınız kampanyalar var. O kampanyalarla ilgili ne diyebilirsiniz? Nasıl başladınız, nasıl karar verdiniz, nasıl ilerledi sizin için?</strong></p>
<p><strong>Hilal</strong>: Fenerbahçeli bir taraftarın cansız mankene Galatasaray forması giydirip taciz etmesi, sonra da yakması olayı oldu. Olay sosyal medyada çok tepki gördü. Bilgi Üniversitesi’nden bir arkadaş “Biz bu konuda dava açmak istiyoruz, bunu dernek üzerinizden yapabilir miyiz?” diye sordu. Bize gelen bir teklifle başladı yani. Suç duyurusunda bulunuldu, daha sonra da dava açıldı. Davalar dışında kulüplere bir protokol imzalatabilir miyiz dedik, en azından cinsiyetçi küfür ve pankartlara karşı biz bir şeyler yapacağız diye bir protokol imzalasınlar, niyet ortaya koysunlar istiyorduk. Böyle bir şey olamadı ama. Yine de bir talepler listesi oluşturduk<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>. Kulüpler bu konuyla mücadele etmek istiyorsa önce yönetimlerine kadın kotaları getirsinler, altyapılarında cinsel taciz eğitimleri versinler, sporcuları eşlerine şiddet uygularsa ve buna benzer bir şey yaparsa yaptırımda bulunsunlar, taraftarlarına da Passolig üzerinden caydırıcı yaptırımlar uygulasınlar gibi. Bu süreçte başka tepki çeken bir olay daha oldu, tekrar suç duyurusunda bulunduk. Bir de ilk olaydaki taraftar ceza aldı, olumlu bir şey bu tabii ki. Tüm bu gelişmeler üzerinden futboldaki cinsiyetçi ayrımcılık ve tribün şiddeti üzerine kampanyalarımızı devam ettirelim dedik.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Olaylarla birlikte, yapılanın bir cinsel şiddet türü olduğu en azından görünür oldu. Bunun cezası var, bu bir suç, o yüzden çok iyi oldu dava süreci. Ve suç duyurularında bulunmaya başladık. Mesela Antalyaspor maçlarının birinde, Antalyaspor diğer takıma gol attığı zaman kutlamak için tribünlerde tecavüz marşı dedikleri, Nuri Alço’yla özdeşleşen şarkı çalıyordu. Bunun için suç duyurusunda bulunuldu. Antalya’da bir avukat arkadaşımızla çalışarak, Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği’yle beraber suç duyurusunda bulunduk.</p>
<p>Bunlar dışında bir de ‘FARE’ diye bir ağ var. Futboldaki ayrımcılığa karşı uluslararası eylemlilikler yapan bir ağ. Futbolda cinsiyetçiliğe son ve futbol herkes içindir hashtagleriyle bir sosyal medya kampanyası ve futbolda cinsiyetçiliğe karşı bir turnuva düzenleyerek bu kampanyaya dahil olduk. Yirmi gün boyunca bir sosyal medyacıyla çalıştık, görseller ve videolar ürettik. Bu konuda bayağı bir görünür olduk, gazetelere çıktık. Türkiye’de bizim dışımızda Ankara’dan Sportif Lezbon homofobi karşıtı bir turnuvayla kampanyaya destek verdi. Türkiye Futbol Federasyonu da futboldaki ayrımcılığa karşı, bir futbolcunun üzerine FARE ağının tişörtünü giydirip bir tane tweet attı.</p>
<p>Türkiye Futbol Federasyonu’nu (TFF) da biz taraf olarak görüyoruz. Cinsel şiddeti önlemek için ne yapıyorlar, tribünlerde ne gibi önlemler alıyorlar önemli bizim için. Veya bu kültürün kendisini önlemek için yaptırım, uygulama veya koruyucu önleyici bir yaklaşımda bulunuyorlar mı? Biz bunları kendilerinden dinlemeye ihtiyaç duyuyoruz. O yüzden mayıs ayında bir sempozyum düzenleyeceğiz futbol ve cinsel şiddet üzerine. Orada da TFF’den de yetkilileri çağırmayı planlıyoruz. Akademisyenleri de çağırmayı planlıyoruz. Futbol ayağı böyle.</p>
<p>Biraz aslında, mesela biri geliyor, “Benim bu konuda bir derdim var, burada böyle bir şey oldu ve bu cinsel şiddet” diyor. Biz de “Beraber bir şey yapalım” diyoruz. Böyle gelişiyor.</p>
<p><strong>-Bir de medya çalışması var gördüğüm kadarıyla. Hak temelli habercilik broşürü de var. Nasıl karar verdiniz, nasıl işledi süreç?</strong></p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Kavram tartışmalarıyla beraber oldu aslında bu biraz. Medyada çıkan haberler çok kötü. Ve bizim üstüne konuştuğumuz mitleri yeniden üreten haberler çıkıyor. Biz de dedik ki medyayla ilgili bir şeyler yapmamız lazım. Kavram tartışmalarından sonra medyadaki habercilere “şunu yapın bunu yapmayın” gibi bir yerden yaklaşalım diye konuştuk ve “medya çalışanının kendine notları” üzerine görseller çıkarttık.  Sonra araştırırken Kanada’dan FEMIFESTO diye bir örgütün medyaya yönelik “Use the right words” diye bir kitapçıklarını bulduk. Onlarla bağlantıya geçtik, biz bu kitapçığı çevirmek istiyoruz dedik. Ama süreçte yerlileştirme sorunu da oldu biraz.</p>
<p><strong>Hilal</strong>: Kanada kanunlarıyla ilgili yerleri Türkiye’deki duruma göre yerelleştirmeye çalıştık. Basın manşetlerinde mesela Nevin Yıldırım’la ilgili yapılan başlıkları örnek verdik. Ya da başka cinsel şiddetle ilgili olaylarda Türkiye’de çok kullanılan kötü örnekler, klişeler varsa onları kullandık.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Sonra Hilal bunun dizaynını yaptı ve düzeltmelerini yapıp FEMİFESTO’yla da bir anlaşma imzalayarak iki bölümünü yayınladık. Şimdi yürüttüğümüz medya projesiyle de tüm kitapçığı çevireceğiz.</p>
<p><strong>-Görselleriniz de oldukça öne çıkıyor. O görselleri hazırlarken nasıl bir süreç işlettiniz? Yaygınlaşmaya dair misyonu nedir sizce?</strong></p>
<p><strong>Hilal</strong>: Özge’nin şahane tasarımlarından çıktı 10 madde serisi. İlk 10 madde tamamen Nurgül’ün fikriydi. Gördüğü bir metni yerelleştirerek düzelti yapıp paylaştı<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a>. Bu ilginç olabilir dedi. O görsel acayip patladı, basında da yer aldı. Çok insan tarafından paylaşıldı. Basın açıklamaları, uzun uzun metinler artık okunmuyor. Bizim böyle stickerlara, basit sloganlara ve kısa videolara, görsel olan ve o şekilde paylaşılabilecek şeyleri üretmeye daha fazla ihtiyacımız var.</p>
<p><strong>Özge</strong>: Bir de en başta güçlendirici etkisi olsun istedik görsellerin. Neler yapılmış, neler yapılmamış bunlara baktık.</p>
<p><strong>Pınar</strong>: Dijital medya üzerinden düşündüğümüzde görsellerin yaygınlaştırılmasının kolaylığı da önemli. Örneğin; sosyal medyada küçük bir görseli açıp bir telefondan okumakla uzun bir makaleyi okumak arasında çok büyük fark var. Var olan araçları da birazcık hesaba kattığımızda o zaman tabii ki görseller daha erişebilir oluyor. Orada bir stickerdaki üç kelime daha akılda kalıcı olabiliyor uzun bir metindense. Uzun bir metin okumak isteyenler için de kaynaklar var tabii, yok değil. Ama bence öyle bir etkisi de var.</p>
<h4>“CİNSEL ŞİDDETİN ONLARCA ÇEŞİDİ VAR”</h4>
<p><strong>-Derneğinize dışarıdan gelen tepkiler ne oldu peki?</strong></p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Cinsel şiddet görünmez ya da sessiz kalınan bir alan olduğu için, ne gerek var gibi bakılabiliyordu sanki başta. Sonra insanlar seslerini çıkarmaya başladılar son 3-4 yıldır. Biliyorsunuz ve bir sürü olay yaşadık. Özgecan oldu, basın ilgi gösterdi buralara. Ondan sonra biraz daha bizim derneği yoğun bir arama, ilgi ve paylaştıklarımızı takip etme de olabildi. Bir de biraz da alan açmayla ilgili bir şey bu. Biz de bu alanda çıktığımız için biraz daha tepkiler biraz nötrden ya da negatiften daha pozitife gitti sanki diye gözlemliyorum.</p>
<p><strong>Hilal</strong>: Olumsuz anlamda şöyle tepkiler olabiliyor: Mesela Beşiktaş’lı birkaç taraftar grubunun bu kanlı çarşafı temsil eden, Japon bayrağı diye açtıkları flamalar vardı. Gerdek gecesini sembolize ettiğini söylüyorlar. Biz onları paylaştığımız zaman “zaten bunlar kötü, bir de siz mi gösteriyorsunuz, niye reklamını yapıyorsunuz” tepkileri olmuştu. Sanki fail bizmişiz ve yapılanı işaret etmemeliymişiz gibi. Ya da bir şeye dikkat çektiğimiz zaman, örneğin Metro firması otobüsündeki muavinin mastürbasyonu, mağdur olan kişinin üzerine boşalması olayında, o zaman bize diyorlar ki “bunlar çok ayıp neden bunlardan bahsediyorsunuz”. Sanki fiilin kendisi, fiil için kullanılan şeyler ayıp ve suçmuş gibi davranılıyor. Oysa suç olan bunların rıza olmadan ve şiddet, aşağılama amaçlı yapılması. Reglden, kandan, meniden vs.den utanmıyoruz, bunlar suç değil. Bunların kullanılma amacı, biçimi suç ve şiddet. Bu cinsel davranışla cinsel şiddet ayrımı meselesinde insanların kafası bayağı karışık. O kısımlarda çok dikkatli tepki verilmesi gerekiyor. Verdiğimiz röportajlarda, yaptığımız açıklamalarda, neyin aslında yanlış ve suç olduğu, neyin olmadığı gibi konularda konuşmaya çalışıyoruz. Bir taraftan da insanların kaldıramayacağı, baş edemeyeceği, dehşet içeren içerikler de üretiliyor. Psikolojiyi bozan birçok haberi zaten haber niteliği taşımadığı, dili kötü olduğu ve şiddeti tekrar ürettiği, pazarladığı için paylaşmayı tercih etmiyoruz. Daha güçlendirici şeyler paylaşıyoruz. Web sitemizin rengarenk olmasının sebebi de bu biraz. Bir politikayı dikkatle gütmeye çalışıyoruz orada.</p>
<p>Bir taraftan mitleri de anlatmaya çalışıyoruz. Senin şu yaptığın aslında mağdur suçlayıcılık<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> gibi. Tecavüz kitinin ne olduğu bilinmiyor, tecavüz kriz merkezinin ne olduğunu kimse bilmiyor, destek biriminin ne olduğunu, hayatta kalanı bilmiyorlar ve bilinenler de yanlış bilinebiliyor gibi. Çocuk gelin tabiri kullanılıyor mesela istismarda. Zorla evlilik, erken evlilik, rıza inşası, rıza, -rıza yok hayatımızda- ne olduğunu bilmiyorlar. Bilinen şeyler taciz ve tecavüz ama cinsel şiddetin onlarca çeşidi var. Stalking, mobbing, ne bileyim ısrarlı takip, savaş tecavüzleri, bedene müdahale, kürtaj yasası, zorunlu trans geçiş ameliyatları, interseks bebeklere yapılan operasyonlar, sünnet, akran zorbalığı, flört şiddeti&#8230; Bir sürü konu var. Bunları da tartışacağız, tartışmaya açmak istiyoruz ve hiçbir zaman doğrusu bu demiyoruz. Biz bunları bulduk, gelin tartışalım diyoruz.</p>
<p><strong>Pınar</strong>: Kurumsal çalışmalarda derneğin adının da bir dirence yol açtığını biliyoruz bir de. Taciz tecavüz sanki böyle bambaşka bir mefhummuş, cinsel şiddetle hiçbir alakası yokmuş gibi uzaktan bakılıp konuşulabiliyor belki ama cinsel kelimesi bile çoğu insanı rahatsız edebiliyor hatta kurumsal olarak da bazen sıkıntılara yol açabiliyor.  Farklı tali yollar bulmamızı gerektirebiliyor.</p>
<p><strong>Özge</strong>: Cinsel yazmamak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Hatta e-postalarda ‘spam’ kutusuna düşüyor maillerimiz. Cinsel şiddetle mücadele derneği logosunu da resim olarak yapıştırıyoruz maillerin altına ki, ‘spam’e düşmeyelim.</p>
<p><strong>Özge</strong>: Mesela bir lisede atölye yapacaktık. Milli Eğitim’den onay almak için, sırf cinsel geçtiği için derneğin ismini gönderemediler. Programda geçmedi derneğin adı.</p>
<p><strong>-O alanda çalışamamak, çalıştırmamak için neler olabilir. Dijital alanın bile karşısında, mail bile karşınızda duruyor yani. Çalışma alanınızın yaygınlaşması için nasıl bir politika güdüyorsunuz peki?</strong></p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Çalışma alanımız siyasetler üstü. Feminist politika temelinde bir şeyler yapıyoruz tabii. Ama mesela Ensar Vakfı olayında 45 çocuk tacize uğradıktan sonra o komisyonun kurulmaması, kurulup çalışmaması bizi deli etti. Bu çünkü artık başka bir şey. Partiler üstü bir konu. Neden olmadı?</p>
<p><strong>Hilal</strong>: Bir de biz bir tecavüzcünün, tacizcinin ya da cinsel şiddet failinin ceza almasından çok hayatta kalanın iyi hissetmesi, sağaltılması, hakları, hayatta kalanlar verilmesi gereken hizmetler vb. konulara ağırlık vermeyi politik olarak da tercih ediyoruz. Çünkü öteki tarafta “sapığa, canavara daha çok ceza verilsin, idam edilsin, hadım edilsin” denilen ve gündelik hayatlarımızdaki ilişkilenmelere de yerleşmiş koskoca bir cinsel şiddet konusunu, tüm o mağdur yargılamalarını görünmez kılan, mitler üzerinden yürütülen bir algı var. Çok çeşitli, deniz derya bir alan. Çok fazla şey üzerinden konuşulabilir. O yüzden biz daha o kısımlara, konuşulup tartışılması gereken asıl kısımlara girmeye çalışıyoruz. Hukuk davalarına da girdik, müdahil olduk (müdahillik talebinde bulunduk) ama asıl yapmak istediğimiz daha çok materyal, veri üretmek.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> https://bunuyapabiliriz.tumblr.com/tartismalar</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> http://cinselsiddetlemucadele.org/2016/06/28/futbol-kuluplerine-yonelik-oneri-ve-talepler/</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Örneğin; Cinsel şiddeti önlemek için 5 dk. İçerisinde yapabileceğimiz 10 şey, Cinsel istismarla mücadelede ebeveyn olarak yapabileceğiniz 10 şey. Link için bkz: http://cinselsiddetlemucadele.org/gorsel-malzeme/</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Mağdur suçlayıcılık nedir? https://bunuyapabiliriz.tumblr.com/image/157902057852</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*<em>Bu haber Sivil Sayfalar, Reçel Blog, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği ve İsveç Baş Konsolosluğu ortaklığında gerçekleştirilen Sivil Toplum Haberciliği Kadın Odaklı Kuruluşlarla Haber Atölyesi ürünüdür.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/11/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-cinsel-siddete-karsi-guclendirici-bir-politika-mumkun/">Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: Cinsel şiddete karşı güçlendirici bir politika mümkün</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
