<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mikdat Kadıoğlu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/mikdat-kadioglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mikdat-kadioglu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Oct 2020 11:33:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Mikdat Kadıoğlu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mikdat-kadioglu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Salgınla Mücadelede En Önemli Koz: Afet Yönetimi </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/31/salginla-mucadelede-en-onemli-koz-afet-yonetimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2020 08:26:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[afet yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Mikdat Kadıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemiyle Mücadelede Afet Yönetiminin Önemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=52933</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandemiyle Mücadelede Afet Yönetiminin Önemi konulu dosyamız kapsamında Profesör Mikdat Kadıoğlu afet yönetimi hakkında bilgilerini paylaşırken İHH Arama Kurtarma Birimi, Toplumsal Afet Derneği ve AKUT bir afet yaşandığında nasıl operasyona geçtiklerini anlattı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/31/salginla-mucadelede-en-onemli-koz-afet-yonetimi/">Salgınla Mücadelede En Önemli Koz: Afet Yönetimi </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Tüm dünyayı etki altına alan Covid-19 pandemisi, afet yönetiminin önemini de bir kez daha gündeme taşıdı.  20 Mart’ta Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Hastane Afet ve Acil Durum Planı (HAP), afet yönetiminin tıbbi kısmıyla ilgili önemli bir adımdı. Ardından pandemi hastaneleri belirlendi, test merkezleri artırıldı ve yeni hastanelerin açılması hızlandırıldı. Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı ise 2019’da hazırlanmıştı ve bugünün salgın koşullarında bu plan da alınan kararlarda başvurulan kaynaklar arasında. Bu çalışmalara ek olarak, afetle mücadeledeki en resmi kurum olan AFAD, pandemi süresince karantina koşullarının sağlanması, 65 yaş üstü bireylerin ihtiyaçları için kurulan Vefa Destek Grubu’nun yönetimi gibi işlerden sorumlu. AFAD’ın yanı sıra ilgili STK ve derneklerin de afetle mücadelenin çeşitli aşamalarında katkıları oluyor. </span></p>
<p><b>Mikdat Kadıoğlu: Afet Yönetimi Konusunda Kafa Karışıklığı Var</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-52935 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/mikdat-kadioglu.jpg" alt="Mikdat Kadıoğlu" width="282" height="290" />Toplumsal Afet Derneği’nin hazırladığı Biyolojik Afet Yönetimi adlı online eğitimde konuşan Kızılay Genel Başkan Danışmanı Prof. Mikdat Kadıoğlu, afet yönetiminin nasıl yapılması gerektiği ve Türkiye’nin afet yönetimindeki temel sıkıntıları hakkında bilgilerini paylaştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadıoğlu’na göre Türkiye’de afet yönetim planına dair kafa karışıklıkları mevcut. Türkiye’nin bir afet yönetim planı olduğunu ancak Koronavirüsle mücadelede mevcut olan plan yerine yeni bir plan yapılmasına anlam veremediğini söylüyor: “Afet müdahale planımız var. Koronavirüs için bunları niye yürürlüğe koymuyoruz diye düşünüyorum. Türkiye’de afet yönetimi konusunda kafa karışıklığı var. Afet yönetim planı sanki sadece depremde kullanılacakmış gibi yanlış bir algı oturmuş durumda. Türkiye Afet Müdahale Planı’nda bir çok çalışma grubu var, bunların devrede olması gerekiyor. Planda yer alan Bağış Yönetimi Grubu kullanılmıyor da Vefa Destek Grubu kurulmuş ve o kullanılıyor. Bir acayiplik var. Ulaşım, defin hizmetleri gibi gruplar devrede değil, bunun yerine ‘pandemi planı var ve onu uyguluyoruz’ deniliyor ama o da işin hastane kısmıyla ilgili, diğer lojistik kısımlar yok.”</span></p>
<p>Kadıoğlu, her afette yeni bir sistem kurulmasını afet yönetiminin ne olduğunu hala anlamamış olmamıza bağlayarak,  “Her afette yeni bir sistem kuruyoruz, mevcuttan haberimiz yok. Afet Müdahale Planı bu salgında uygulansaydı beklenen büyük deprem için de iyi bir tatbikat olurdu, Büyük bir fırsatı kaçırdık. Afet yönetiminde dört ana başlık vardır: Zarar Azaltma, Hazırlık, Müdahale ve İyileştirme. En önemli şey zarar &#8211;  risk azaltmadır. Riski sıfırlamak mümkün değil ama azaltacak hazırlıklar yapılmalı. Biz afet yönetimini daha çok müdahale diye anlıyoruz. Bizim afet yönetiminde en çok sevdiğimiz konular müdahale ve iyileştirme. Her ne kadar 5902 afad kanununa zarar azaltma, hazırlık planlama gibi laflar konulduysa da tüm zihniyet müdahale ve yaraları sarma üzerine. Yönetmeliklerle kaldırılmış olsa da kriz masaları, kriz komiteleri halen var.”  dedi.</p>
<p><b>“Salgın, Afet Olarak Sayılmıyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-52936 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/hazirlik-640x480.jpg" alt="" width="341" height="256" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/hazirlik-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/hazirlik-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/hazirlik.jpg 1280w" sizes="(max-width: 341px) 100vw, 341px" />Kadıoğlu’nun verdiği bilgiye göre Afet yönetiminin evreleri; Tüm Tehlikeler, Tüm Afet Yönetimi Evreleri, Tüm Kaynaklar, Tüm Bireyler/Birimler’den oluşuyor. Kadıoğlu, Koronavirüsle mücadele kapsamında bu evrelerin uygulanmadığı kanısında. Bunun da nedeni salgının Türkiye’de afet olarak tanımlananlar arasında gelmiyor: “1959 yılında çıkarılan 7269/1 sayılı kanunda afet olarak tanımlanan durumlar sayılıyor. Bunlar; deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetler. Bunlar arasında salgın hastalık yok. ‘Ve benzerleri’ denmiş ama o benzerlerin ne olduğu hiçbir zaman tanımlanmamış. Türkiye&#8217;de fiziksel mekana binaya zarar vermeyen durumu afet olarak sayılmıyor. Tüm afet istatistikleri de bu beş tanesinin üzerinedir.”</span></p>
<p><b>Afet Yönetiminde ‘Normale Dönüş’ Diye Bir Kavram Yok</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Miktad Kadıoğlu, Koronavirüs salgınıyla ilgili sık sık normale nasıl ve ne zaman dönüleceği sorusunu duyduğunu söylüyor ancak afet yönetiminde normale dönüş diye bir şey olmadığını vurguluyor: “Hep şu soruluyor; Nasıl normale döneceğiz? Afet yönetiminde normale dönüş diye bir kavram yok. Örnek olarak deprem oldu ve insanlar öldü, evler yıkıldı diyelim. Sonra normale dönüş nasıl olabilir? Normal dediğimiz zamanlardaki manzara çürük binalardı, bilinçsiz yapılaşmaydı. Normale neden dönülsün? Koronavirüs için de aynı durum geçerli. Virüs bu denli hızla yayıldığına göre demek ki bizim normalimizde problem vardı. Şu ana kadarki hijyen, sosyal mesafe, sarılma, tokalaşma gibi alışkanlıklarımız demek ki bu kadar mikroorganizma taşıyan bir canlının yapmaması gereken davranışlarmış. O zaman normale dönmek de doğru değil.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-52937 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/tarihsel-gelisim-640x480.jpg" alt="Dünyada afet yönetiminin tarihsel gelişimi" width="387" height="290" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/tarihsel-gelisim-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/tarihsel-gelisim-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/tarihsel-gelisim.jpg 1280w" sizes="(max-width: 387px) 100vw, 387px" />Kadıoğlu, Türkiye’nin afet yönetimi anlayışı olarak dünyayı 1970’lerden takip ettiğini söylüyor: “Dünyadaki afet yönetiminin tarihsel gelişimine baktığımızda bizim 70&#8217;lerde olduğumuzu görüyoruz. Dünya, İkinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra, 1950&#8217;de sivil savunma planlarıyla başladı afet yönetimine. Biz ise şu anda dünyanın 1070’lerde uyguladığı Ulusal Müdahale Planı&#8217;na geldik. Dünyada ise şu an afet yönetimi çerçeve kanunlarıyla yürütülüyor.”</span></p>
<p><b>“İklim Değişikliği Sorunu ile Salgınlar Birlikte Değerlendirilmeli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salgınların iklim sorunuyla da yakından ilgili olduğunu söyleyen Kadıoğlu, Türkiye’de olaylara bütünleşik bakılmadığından dem vuruyor: “Hep söylüyoruz, küresel iklim değişikliği olduğu zaman bazı hastalıklarda, özellikle de hayvanlardan insanlara geçen hastalıklarda artış olur. Maalesef sözlerimiz dinlenmedi. Türkiye’de olaylara bütünleşik bakmıyoruz. IPCC&#8217;nin SREX 2012 raporu var. Bu raporda ‘İklim Değişikliklerine Uyum ve Afet Risk Yönetimi çalışmalarını birlikte yapın’ deniyor. Bunun adına İklim Değişikliği Risk Yönetimi denmiş. Türkiye&#8217;de iklim değişikliğine yönelik çalışan kurum ve kuruluşlar var, afet ve risk yönetimi için çalışanlar da var ama bu grupların birbirlerinden haberi yok.”</span></p>
<p><b>Toplumsal Afet Derneği: Afet Sonrası Koordinasyon Çok Önemli</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-52938 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/iklim-degisikligi-640x480.jpg" alt="İklim değişikliği risk yönetimi" width="346" height="259" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/iklim-degisikligi-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/iklim-degisikligi-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/iklim-degisikligi.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 346px) 100vw, 346px" />Toplumsal Afet Derneği, kuruluş amaçlarını “Ülkemizde afetlerde yaşanan eksiklikler ve organizasyon sorunları üzerine kurulmuş bir derneğiz” sözleriyle açıklıyor. Dernek, özellikle afetler sonrası yaşanan koordinasyon sorunları üzerine odaklanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğin Genel Koordinatörü Rezzak Elazat; “Afet öncesi yapılacak hazırlıklar konusunda bilinçlendirme çalışmaları (temel afet eğitimi, ilk yardım eğitimi, yangın eğitimi vb.) ve alınabilecek önlemler konusunda teknik ve lojistik çalışmalar faaliyetlerimizin bir bölümünü oluşturuyor. Bunun yanı sıra afet sonrası koordinasyon çalışmalarında kurtarma ekiplerinin sistemli ve verimli çalışmasını sağlamak, yardım çalışmalarının sonuç odaklı ve hızlı ulaşması için gerekli alt yapıyı oluşturmaya yönelik çalışmalar yapmaktayız” diyor. </span></p>
<p><b>“AFAD, STK’lara Desteğini Arttırmalı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dernek afet zamanlarında platform yapılarında olan diğer sivil toplum ekiplerinden destek alıyor. Derneğin kendi ekipleri ise daha çok sağlık alanında çalışan acil tip doktorları, paramediklerden oluşuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elazat’a göre afetler konusunda devletin gönüllülük projesinde eksiklikler ve sorunlar var: “Devletimiz AFAD Gönüllüsü Projesiyle dernekmiş gibi çalışma yapmak istiyor, bu durumun derneklerin zararına olacağını düşünüyorum. Bunun yerine AFAD tarafından STK’ların desteklenmesi, hazırda bulunan afet STK’larını bölgesel ve mahalli çalışmalar üzerinden görevlendirerek koordine edilmelidir. Böylelikle AFAD gerçek manada afet koordinasyonu yapar hale gelebilir.”</span></p>
<p><b>İHH Arama Kurtarma Birimi: Her Afetin Karakteri Farklıdır</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İHH Arama Kurtarma</span><span style="font-weight: 400;"> Koordinatörü </span><span style="font-weight: 400;">Emre</span><span style="font-weight: 400;"> Yerli, </span><span style="font-weight: 400;">İHH Arama kurtarmanın faaliyet alanlarının tamamının afet yönetim süreci olarak tanımlanabileceğini söylüyor. Yerli çalışma felsefelerini; “Afet öncesi sırası ve sonrasında vakfımızın tüm insan ve lojistik kapasitesini tecrübesiyle milletimizin yaralarını sarmaya adayan bir anlayış faaliyetlerimizin temelini oluşturmaktadır” diyerek açıklıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İHH Arama Kurtarma’nın 39 ilin 34 ilçesinde </span><span style="font-weight: 400;">teşkilatlanma ve ekip kurulum çalışmaları ve ağır seviyede sınıflandırabilecek ekipmanlarla müdahale kapasitesi tamamlanmış durumda. 18 ilde ise kurulum aşaması devam ediyor. </span></p>
<p><b>“Esas Olan Teyit Edilmiş Temiz Bilgiyle İlerlemektir”</b></p>
<p><b></b><span style="font-weight: 400;">Felakete müdahale anını ilk adımdan itibaren anlatmasını istediğimiz Yerli, izledikleri prosedürü şu şekilde aktarıyor: “Her olayda esas olan teyit edilmiş temiz bilgiye göre bir eylem planı hazırlamak ve kaynaklar israf edilmeden bir çalışma yürütmektir. TAMP (Türkiye Afet Müdahale Planı) kapsamında AFAD’ın duyurduğu etki seviyesine göre eylem planları hazırlanır ve STK’lara tanımlanmış hizmet gruplarında görevli çalışma birimleri afet bölgesine giderek çalışmalarını yürütmektedirler. Her çalışma grubunun afet bölgesinde yapacağı çalışmalar bellidir.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Afet bölgesine giden tüm ekip afet yönetim komisyonunun görevlendirdiği afet veya acil durum yöneticisinin koordinasyonuna tabi olarak çalışmalarını yürütür. </span><span style="font-weight: 400;">Bu süreçlerde vakfımızın “Afet Yönetim Sistemi” de aktif olarak devrededir ve tüm süreçleri takip eder ve yönetir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emre Yerli’ye göre afetlerden en az hasarla çıkmak için yapılan olumlu şeyler var: “TAMP’ta gelişen bir süreç var. AFAD’ın kurulmasıyla birlikte kamu kurumları ve STK yakınlaşması ve etkisi sahada daha da görünür hale geldi. Eldeki imkânların bir koordinasyonla maksimum faydayı üretecek şekilde yapılandırılması afetlerin ağır etkisinin hafiflemesine ve yaraların daha güzel sarılmasına olanak sağlıyor. Her zaman eksiklikler olacaktır. Bu hayatın bir parçası. Her afetin farklı bir karakteri vardır. Bir afette sorun olmayan bir yaklaşım başka bir afette soruna dönüşebilir. Asıl olan iyi niyetli ve çözüm odaklı yaklaşılmasıdır.</span></p>
<p><b>AKUT: Bilgi Kirliliği ve Panikten Uzak Durulmalı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-52939 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/dunya-turkiye-genel-640x480.jpg" alt="Dünya ve Türkiye'de genel durum" width="399" height="299" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/dunya-turkiye-genel-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/dunya-turkiye-genel-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/dunya-turkiye-genel.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 399px) 100vw, 399px" />Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği tarafından uluslararası standartlar ile sınıflandırılmış bir dernek olduklarını ifade eden AKUT afet durumlarında operasyon planlarını nasıl yaptıklarını şöyle ifade ediyor: “Her afet hem kendine özel hem de türünün özelliklerini taşır. Planlama yapılırken operasyonun türüne göre şekillendirilir aynı zamanda özelinde alınan aksiyona göre de şekil değiştirebilme özelliğine sahiptir. Bu süreçleri bir operasyon için ekipler bazında, daha büyük operasyonlar-afetler için ise birden fazla ekibin katıldığı, Acil Durum Yönetiminin devreye girdiği operasyonlar olarak düşünebilirsiniz. Temelde süreç benzer bir şekilde işler; Operasyon çağrısı gelir, çağrı değerlendirilir -operasyon kararı alınır- gönüllülere bilgi verilir- gönüllülerin ve lojistik merkezin hazırlanma, toplanma ve operasyona çıkma süresi içerisinde bölge ve olay hakkında detaylı bilgi alınır. Ekibe saha, hava durumu, varsa yıkım vb konularda bilgilendirme yapılır.  Afet durumunda Acil Durum Yönetimimiz devreye girer. AFAD ve kolluk kuvvetlerinden gerekli bilgi akışı sağlanır.”</span></p>
<p><b>“Felaket Olmadan Alınacak Önlemler Çok Önemli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Felaketlerden en az hasarla çıkmak için devletin yetkili kurumlarının ve STK’ların atması gereken adımlar neler olmalı?” sorumuza felaket öncesinde alınması gereken önlemlerle başlıyor ve felaket anında bilgi kirliliği ve panikten uzak durulmasıyla devam ediyor: “İlk olarak bir felaket olmadan alınacak önlemler geliyor. Bu noktada toplumu bilinç düzeyini yükseltmek gerekiyor. Bunun için tüm yaş kademelerinde bir afet öncesi alınacak bireysel önlemlerin ne olduğu, güvenlik önlemleri vb. konularda bilinçlendirme seminerleri düzenlenmesi oldukça farkındalık düzeyini yükseltir. Felaket anında atılacak en önemli adım sakin kalabilmek ve doğru planlamayı yapabilmek. Panik her zaman daha fazla hataya sebebiyet vereceği için toplumun o anki paniğini gereksiz yere tetikleyecek haber ve paylaşımlardan kaçınılmalı. Doğru ve temiz bilgi halk ile paylaşılmalıdır. Kirli bilgi diye adlandırabileceğimiz bazı bilgiler daha fazla paniğe yol açmakta yapılacak müdahaleyi geciktirmekte doğru yere kanalize olmayı engellemektedir.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/31/salginla-mucadelede-en-onemli-koz-afet-yonetimi/">Salgınla Mücadelede En Önemli Koz: Afet Yönetimi </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Seferberliği Çağrısı Yapan Prof. Dr Kadıoğlu: &#8220;STK’lar Afet Yönetimine Yeniden Entegre Olmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/deprem-seferberligi-cagrisi-yapan-prof-dr-kadioglu-stklar-afet-yonetimine-yeniden-entegre-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rabia Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Oct 2019 11:58:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Esin Köymen]]></category>
		<category><![CDATA[Mikdat Kadıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halkın depreme hazırlanması, afet yönetimi konusunda bilinçlendirilmesi ve sivil toplumun bu konudaki rolüne ilişkin İstanbul Teknik Üniversitesi  (İTÜ) Meteroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Afet Yönetimi Uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Esin Köymen ile konuştuk. Geçtiğimiz günlerde 'deprem seferberliği ilan edilsin' imza kampanyası da başlatan Kadıoğlu, "STK’lar afet yönetimi gibi durumlarda dışarıda kaldı. Tekrar entegre olması gerekiyor." diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/deprem-seferberligi-cagrisi-yapan-prof-dr-kadioglu-stklar-afet-yonetimine-yeniden-entegre-olmali/">Deprem Seferberliği Çağrısı Yapan Prof. Dr Kadıoğlu: &lt;br&gt;&#8220;STK’lar Afet Yönetimine Yeniden Entegre Olmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul’da 26 Eylül’de</span> <span style="font-weight: 400;">5.8 şiddetinde meydana gelen deprem kentin birçok bölgesinde şiddetli bir şekilde hissedilmişti. Sonrasında yoğun bir şekilde artçılar devam ederken afet yönetimi uzmanları, mimarlar odası, sivil toplum örgütleri yetkililere çağrıda bulunarak, beklenen büyük İstanbul depremi öncesinde afet yönetimine ilişkin hazırlıkların hızlandırılması gerektiğini belirtmişti. Ancak afet yönetimine ilişkin hazırlıklardan çok yerel yönetimler ile sivil toplum örgütleri ve merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki koordinasyonsuzluk ön plana çıkmıştı. </span></p>
<p><b>Halk depreme nasıl hazırlıklı hale getirilebilir, bunda sivil toplumun nasıl bir etkisi olur?</b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43247 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/mikdat-kadıoğlu-640x360.jpg" alt="" width="364" height="205" />Mikdat Kadıoğlu:</b><span style="font-weight: 400;"> İnternette yaptığım seferberlik çağrısı aslında topyekûn bir seferberlik. Bunun içerisinde sivil toplumun da olması gerekiyor. Devlet tek başına afetin altından kalkamaz. Bu nedenle hem halkın kendisi hem de sivil toplum örgütleri bu konuda önemli bir paydaş olmak zorunda. Halkın organize olarak STK şeklinde bu tür seferberlik içerisinde yer alması gerekiyor. </span></p>
<p><b>Esin Köymen: </b><span style="font-weight: 400;">Öncelikle mevcut yapı stoğunun envanteri çıkarılmalı, bu veriler ışında acil olarak boşaltılması gereken yapı ya da bölgeler boşaltılmalı, güçlendirme yapılması gereken yapılar bir an önce güçlendirilmelidir. (öncelikle okullar, hastaneler, cezaevleri vs. )  Vatandaşların sağlam olmayan binalarını yeniden yapabilmeleri için devlet tarafından destek fonları oluşturulmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlköğretimden itibaren çocuklara afetler ve afetlerden korunma yöntemleri üzerine eğitimler verilmeli, bu programlar bilim çevreleri, eğitimciler ve bakanlıkların ortaklaşa yapacağı çalışmalar sonucunda oluşturulmalıdır. Tüm yerel yönetimler afet eylem planlarıyla birlikte, geçici toplanma alanlarını, geçici iskan için alanı kullanılacak alanları belirleyip bu alanları muhtarlıklar aracılığıyla semt sakinlerine bildirmelidir. Kentlerin içindeki kamuya ait arazilerin özelleştirilerek satılması durdurulmalı, özellikle askeriyeden boşaltılan büyük alanlar, yapılaşmaya açılmamalı, afet sonrası geçici iskân alanları olarak düzenlenmelidir.</span></p>
<p><b>Afet öncesi ve sonrasında alınacak tedbirler için merkezi ve yerel yönetimler ile TMMOB gibi meslek arasında koordinasyon eksikliği nasıl giderilebilir? Bu eksiliği Van depreminde görmüştük…</b></p>
<p><b>Mikdat Kadıoğlu: </b><span style="font-weight: 400;">Bizim kültürümüzde tulumbacılar yani gönüllü itfaiyeciler olmasına rağmen zamanla bu durum değişti. Halk ve STK’lar afet yönetimi gibi durumlarda dışarıda kaldı. Tekrar entegre olması gerekiyor. Afet yönetiminde afet gönüllü olmak için illa çok güçlü kuvvetli olup arama kurtarma çalışmalarına katılmak gerekmiyor. Yemek dağıtımından çadır kurmaya, bilgi toplamaya kadar yapılacak çok fazla iş var. Toplumda her konuda uzman insanlar var. Tüm bu çalışmalara bu insanların entegre olması gerekiyor. Bu tür çalışmalar için afeti beklemeye de gerek yok. Afet tatbikatlarında beraber çalışma kültürünü geliştirmek gerekiyor. Yerel yönetimler belediye kanunu gereğince yapması gerekenleri yapmıyor. Mahalle, sokak bazında yerel yönetimlerin sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışma yapması gerekiyor. Bunun için bir an önce harekete geçmek gerekiyor çünkü zaman gittikçe azalıyor. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43248 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/esşn-640x360.jpg" alt="" width="409" height="230" />Esin Köymen: </b><span style="font-weight: 400;">Bilim çevrelerinin, meslek odalarının, sivil toplum örgütlerinin uyarılarını dikkate alan, sorunların çözümü için ortak akıl oluşturabilecek ve konuda halkı da bilinçlendirerek afetlere karşı birlikte mücadele etme yöntemlerinin planlayacak merkezi ve yerel siyasi akla, acil olarak ihtiyacımız var. Tüm bu süreçlerde bizler TMMOB’ye bağlı meslek odaları olarak ortak çalışma yapma konusundaki talebimizi ve istekliliğimizi sizler aracılığıyla tekrar yineliyoruz.  Meslek alanlarımızdan edindiğimiz bilgi, birikim ve deneyimlerimizi, kamusal sorumluluğumuz gereği, halkımızın hizmetine sunma konusunda istekliyiz. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçlerde de üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirme konusunda kararlılığımızı da aktarmak isterim.</span></p>
<p><b>Son İstanbul depreminde yerel yönetim ile merkezi yönetim arasında da bir koordinasyonsuzluk vardı. Yerel yönetimler bile işin dışında tutulurken bu birliktelik nasıl sağlanabilir? </b></p>
<p><b>Mikdat Kadıoğlu:</b><span style="font-weight: 400;"> Bu durumu topyekûn ele almadığımızı bir iki kurumun ‘bu bizim görevimiz, bizim sorumluluğumuz’ mantığıyla yanlış bir şekilde hareket ettiğini gösteriyor. Bizim kimseyi dışlamadan bütün toplumun, bütün yerel yönetimlerin işin içerisine katmamız, birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Devlet tek başına altından kalkamaz. Afet kimsenin partisine ve siyasi görüşüne bakmaz. Herkes aynı şekilde etkilenecektir. Bu nedenle kucaklayıcı bir şekilde herkesin hazırlık aşamasına katılması gerekiyor. </span></p>
<p><b>Esin Köymen:</b><span style="font-weight: 400;"> Bilim çevreleri, meslek odaları konuyu detaylı olarak ortaya koymuş ve yapılması gerekenleri hâlâ söylemeye devam ediyor. Temel sorun şudur; tüm bu veriler ışığında topyekun bir seferberlikle ortak bir çalışma yapılması konusunda ne yazık ki yetkililer isteksiz davranıyor.  Bunun nedeni de çok açık olarak görünüyor aslında. 1999 Marmara depreminden hemen sonra ortaya atılan kentsel dönüşüm kavramları, bu alanda yapılan palan değişiklikleri, yasal düzenlemeler; kendi siyasi görüşlerine göre oluşturmaya çalıştıkları kent dokularında ortaya çıktı. Kentleri bir yandan kendi siyasi ortaklarının zenginleşme aracı olarak görürken diğer yandan da kentleri kendi muhafazakâr siyasi algılarına göre yeniden şekillendirmeye başladılar. Kentlerdeki Cumhuriyet dönemi mimari mirasını yok ederek, demokrat, sol ve sosyalist görüşlere sahip kişilerin yoğunluklu olarak kullandıkları kent mekanları üzerinde köklü değişiklikler yaparak, kimi zaman da yüzlerce yıllık kültürleri yok ederek yeni kent mekanları oluşturmaya başladılar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43243 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/deprem-hariası-640x362.jpg" alt="" width="421" height="238" />Bunları örneklendirmemiz mümkün: İstanbul’da başta Taksim Meydanı, AKM, Gezi Parkı, İstiklal Caddesi, Sulukule, Fener-Balat, Tarlabaşı başta olmak üzere pek çok yerde uygulanan Kentsel dönüşüm projeleri, Ankara’da Atatürk Orman Çiftliği ve ODTÜ kampüsü içinde yapılan uygulamalar. Bunlar en bilinen örnekler. Bunların yüzlercesinden bahsetmemiz mümkün.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem vergisi adı altında toplanan paraların amacı dışında kullanılarak tüketilmesi, 2018 yılı Mayıs ayında yapılan İmar Affı/barışı’ndan elde edilen gelirlerin – bu yasal düzenlemenin gerekçesi olarak, toplanan gelirlerin-  kentlerin afetlere karşı hazırlanması için kullanılacağı belirtilmişti. Toplanan bu paraların nereye harcandığı gibi soruların belgelere dayanan yanıtları yok.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belirlenen afet toplanma alanlarının çok büyük bir kısmının yapılaşmaya açılmış olması, mevcut kentlerdeki parkların ve yeşil alanların bile plan tadilatlarıyla tüketilmesi, dere yataklarında yapılan yeni yapılar, imar aflarıyla yasal hale getirilen eskimiş ve kaçak yapılar, acil ulaşım aksları olarak belirlenen yolların otopark olarak kullanılması, kıyılara yapılan devasa dolgular (Maltepe ve Yeni kapı), 20 yıl daha yaşlanan yapı stoğu, 20 yıl içinde artan nüfus, deprem anında çöken iletişim sistemleri. Gibi sayısız olumsuzlukları sıralayabiliriz. Ne yapmalı? Sorusunun yanıtı yukarıda saydığımız tüm olumsuz uygulama ve yasal düzenlemeleri yapmayacak bir siyasi akılda gizli.</span></p>
<p><b>Son İstanbul depreminde toplanma alanlarının eksikliği ortaya çıktı. Bu hatanın telafi edilmesi mümkün mü?</b></p>
<p><b>Mikdat Kadıoğlu:</b><span style="font-weight: 400;"> Topluma alanı konusunda Türkiye’de yanlış anlayış ve beklenti geliyor. Toplama alanı afet yönetimi konusunda en son düşünülecek şey. İstanbul’un yarısı toplama alanı olsa bile bir faydası olmaz, ölenleri geri getirmez. Toplama alanı halkın düşündüğü gibi park ve bahçeler değildir. Birinci toplama alanı kapalı alanlardır. Deprem her zaman günlük güneşlik bir zamanda olacağının garantisi yok. Türkiye’de toplanma alanı olarak belirlenen yerlerin de gerekli alt yapısı yok. Toplama alanlarının var olması bizim afete hazır olduğumuz anlamına gelmez. Önceliğimiz fay ve toplama alanı değil sağlam binalardır. Halkın tabut gibi binalardan çıkartılması gerekiyor. </span></p>
<p><b>Esin Köymen:</b><span style="font-weight: 400;"> 26 Eylül günü Silivri açıklarında meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki depremin ardından ortaya çıkan durum şudur; halkın bir kısmı ne yapacağını bilmediği için ve yaşadığı korku nedeniyle panik içinde, bir kısmı bu korku ve kaygılarını giderebilmek için inkâr yolunu benimsemiş, çok az bir kısmı ise korku ve kaygının yanı sıra önlem alabilmek ve tedbirli davranabilmek için kendince çözümler üretmeye çalışıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Halkın güvenli ortamlarda yaşamasından sorumlu olan yetkililer, 1999 depreminden bu yana aynı siyasi yapının temsilcileri olarak gayet rahat ifadelerle kentlerimizin başta deprem olmak üzere afetler karşısında ne kadar hazırlıksız olduğunu ifade ediyorlar. 2 taraftan da bakıldığında da 20 yılın çok da iyi değerlendirilemediğini söylememiz mümkün.</span></p>
<p><b>Halkın en temel sorusu şu anda “Yaşadığımız bina depreme dayanıklı mı?” bu sorunun cevabını nasıl bulacaklar? </b></p>
<p><b>Mikdat Kadıoğlu:</b><span style="font-weight: 400;"> Bazı belediyelerin deprem laboratuarları var, çevre ve şehircilik il müdürlüklerinin bu konuda birimleri var. Özel firmalar var gidip kanıt alıp testler yaparak rapor verebiliyor. Buralara başvurulabilir. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/deprem-seferberligi-cagrisi-yapan-prof-dr-kadioglu-stklar-afet-yonetimine-yeniden-entegre-olmali/">Deprem Seferberliği Çağrısı Yapan Prof. Dr Kadıoğlu: &lt;br&gt;&#8220;STK’lar Afet Yönetimine Yeniden Entegre Olmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Marmara Bölgesi’nde Kıyameti Bekliyoruz, Halk Afet Yönetimi Konusunda Bilgilendirilmeli’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/marmara-bolgesinde-kiyameti-bekliyoruz-halk-afet-yonetimi-konusunda-bilgilendirilmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Apr 2019 14:05:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Ve Kentsel Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Mikdat Kadıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kentsel dönüşümle ilgili kanunların afet değil, deprem odaklı olduğunu söyleyen İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu;  "Marmara Bölgesi’nde büyük kıyameti bekliyoruz, halk afet yönetimi konusunda bilgilendirilmeli" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/marmara-bolgesinde-kiyameti-bekliyoruz-halk-afet-yonetimi-konusunda-bilgilendirilmeli/">‘Marmara Bölgesi’nde Kıyameti Bekliyoruz, Halk Afet Yönetimi Konusunda Bilgilendirilmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Öncelikle sizin, &#8220;Binalar tüm afetlere hazırlıklı olmalı&#8221; şeklinde bir söyleminiz var. Türkiye, özellikle de İstanbul&#8217;da kentsel dönüşüm yıllardır sürüyor. Sizce bugüne dek bu düşünce dikkate alındı mı? </b></p>
<figure id="attachment_37633" aria-describedby="caption-attachment-37633" style="width: 329px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-37633" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/m.kadioglu.havaforum.com_.jpg" alt="" width="329" height="181" /><figcaption id="caption-attachment-37633" class="wp-caption-text">Mikdat Kadıoğlu</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Maalesef Türkiye’de ‘tüm afetler’ şeklinde afetlere bütünleşik bir bakış acısı yok. Kurumlar, kanun ve yönetmelikler ile birlikte uygulamalar genellikle deprem gibi tek bir afete yönelik olmakta. Bu nedenle şu an ülkemizde ‘Binalar tüm doğa kaynaklı afetlere hazırlanmıyor’. Bu yanlış bakış acısı yakın zamanda düzelecek gibi de görünmüyor. 6306 sayılı afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkındaki kanun ve yeni hazırlanan bunun uygulama yönetmeliğinin başlığında her ne kadar ‘afet’ yazıyorsa da içeriği maalesef tamamen deprem odaklıdır. Bunun nedeni uzman ve uygulamacılar arasında disiplinler arası bir çalışma kültürü olmaması. Bir kaç kişi ya da aynı uzmanlıktan gelen kişiler kendi kısıtlı bilgi ve görgülerine göre bir şeyler yapmaya çalıştığı sürece olaylara bir bütün olarak bakamıyoruz.</span></p>
<p><b>‘Çürük Binaları Teşvik Eden İmar Barışı’ndan Vazgeçilmeli’</b></p>
<p><b>Doğal afetlere hazırlıklı bina, tam olarak ne demek? Detaylandırabilir misiniz? Sizce Türkiye&#8217;de, özellikle de İstanbul&#8217;da, binaların yüzde kaçı, en azından depreme dayanıklıdır? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğa, insan ya da teknoloji kaynaklı afetlere hazırlıklı bina demek daha doğru olur. Afetleri zaten ‘doğal’ olarak adlandırmak da doğru değil. Doğal kelimesini millet ‘normal, vb.’ olarak yanlış algılıyor. Doğa ya da başka kaynaklı olsun, tüm afetler can ve mal kaybına neden oluyor. Bu nedenle, binalarımızda zarar ve kayıplara neden olabilecek her şeyi ayırım filan yapmadan, afetlere at gözlüğüyle bakmadan dikkate almak zorundayız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca ve özellikle çürük binaları yasallaştırıp meşrulaştıran ve teşvik eden İmar Barışı vb. uygulamalardan tümüyle vazgeçilmelidir. Gerçek anlamda Kentsel Dönüşümü ve binaların yenilenmesini teşvik eden uygulamalara öncelik verilmelidir. Sadece binasını yeni yönetmeliklere göre sağlamlaştıranlarla barış yapılması gerekir. Bu da kentsel dönüşümü teşvik eden çok daha doğru bir uygulama olacaktır.</span></p>
<p><b>Kentsel dönüşüm sürecinde, yanlış uygulamalar var mı? Neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında ülkemizde adı her ne kadar ‘kentsel dönüşümse’ de uygulama sadece ‘bina yenileme’ şeklinde olmaktadır. Gerçekte kentsel dönüşümün ekonomik, kültürel, vb. yönleri de vardır.  Yanlışların en başında bu çalışmanın sadece deprem odaklı olması geliyor. Yani, 6306 sayılı kanun başlığındaki afet uygulamada sadece depremdir. Keşke kanun adına afet yerine deprem yazılarak böyle bir büyük kavramsal hata yapılmasaydı. Bu durumda örneğin bir dere yatağındaki çürük bina yıkılıp depreme dayanıklı yapılırken sel tehlikesi tamamen göz ardı ediliyor. İleriki yıllarda da sel, heyelan, vb. afetlerin de her birine odaklı başka kentsel dönüşüm uygulamaları mı yapacağız? Bu bilimsel bir bakış ve yaklaşım değildir. Yeniden yapılan binalar, sadece deprem değil mevcutsa sel, heyelan vb. riskleri de dikkate alınarak inşa edilmelidir. Hatta yangın gibi doğa kaynaklı olmayan afetler de dikkate alınmalı ve artık evlere de yangın duman detektörü konulması zorunlu hale getirilmelidir.</span></p>
<p><b>Yerel seçimleri gerçekleştirdik. Yeni belediye yönetimlerinin bugünden itibaren adım atması gereken konular bu anlamda nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle belediyelerimizin 5353 Sayılı Belediye Kanunu’nun 53. maddesine göre, şu çalışmaları yapması gerekmektedir:</span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Halkın, depreme hazırlık ve temel afet bilinci, güvenli yaşam, vb. konularda (CD, kitap, seminer, söyleşi, tiyatro, vb. ile) sürekli eğitilerek halkın bilinçlendirilmek.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Mahalle, sokak, site ve kurum-kuruluş bazında Yerel Afet Gönüllüleri (YAG) şeklinde birimler oluşturularak halkın ilk yardım, yangın söndürme ve hafif arama kurtarma konusunda beceri sahibi olmasını sağlamak. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Mahalle bazında yaralı toplama, ilk yardım, sahra hastanesi, aş evi, barınma, toplanma, haberleşme, bağış dağıtımı, vb. acil durum yolları ve alt yapısı olan toplanma alanlarını oluşturmak.  </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Yılda en az 2 kez mahalle bazında haberli, kurumlar bazında ise haberli ve habersiz tatbikatlar yapmak.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Afet sırasında kullanılabilecek okul, spor salonu vb. gibi sağlamlığından ve güvenliğinden şüphe edilmeyecek sağlam binalar belirlenerek, bu alanlarda ve parklarda acil durumlarda kullanılacak her türlü malzemeyi depolamak. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Tehlikeli binaların neden olabileceği can ve mal kaybı risklerini halka iyi anlatmak ve tüm afetlere yönelik kentsel dönüşümle yapısal riskler mümkün olduğunca çok, yaygın ve çabuk azaltılmak. Yapı denetim sistemine ilave olarak belediye kontrollerinin de devam etmesi gerekiyor. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Afet öncesi ve sonrasında, Valilik, Büyükşehir Belediyesi, STK gibi birimlerle Beykoz’daki afet yönetimi çalışmalarını koordine edebilecek birimin kapasitesini geliştirmek.</span></li>
<li style="font-weight: 400;">İlçe halkı için yapılan çalışmaları, toplum tabanlı yapmak ve halkı bu çalışmalardan otobüs duraklarında, muhtarlıklarda, apartmanların girişlerinde, okul ve konutlarda birebir ve toplantılar düzenleyerek bilgilendirilmek.</li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Uluslararası standartlara (ISO22301) ve yeni yönetmeliklerimize uygun Afet Acil Yardım Planı yapmak. </span></li>
</ol>
<p><b>&#8220;Marmara Bölgesi’nde Büyük Kıyameti Bekliyoruz&#8221;</b></p>
<p><b>Kentsel dönüşümün başlama nedeni, depremlerden çok canımızın yanmasıydı. Bugünkü duruma baktığımızda, 99 yılındaki risklerle, bugünü kıyaslayabilir miyiz? O dönemki riskli bina sayısı ile bugünkü arasında fark var mı? Varsa rakam ya da yüzde verebilir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul gibi hızla büyüyen, gelişen mega kentler, yüzlerce kişinin çalıştığı büyük sanayi tesisleri ve tesislerde kullanılan karmaşık teknolojiler, bu tesislerde çalışanlar ve çevresinde oturanlar için çok yüksek kaza, vb. riskleri doğurmuştur. Son yıllarda hızlı bir kentleşme ve sanayileşme yaşanan İstanbul’un çok yoğun bir kentsel ve sanayi yerleşmeleri yükünü taşıyor olması, Boğaz gibi uluslararası bir su yolunun kentin ortasından geçmesi ve kentin aynı zamanda deprem riski yüksek bir bölgede yerleşmiş olması, deprem ve olası büyük kazalar sonucu ortaya çıkması muhtemel zarar riskini her alanda çok yükseltmektedir. Ayrıca üç tarafı denizle çevrilmiş olan İstanbul su havzalarının kısıtlı olmasına rağmen şehirde artan nüfus ve sanayinin yüksek talebi ile birlikte küresel iklim değişimi ve kuraklık ile de tehdit edilmektedir. Böylece, günümüzde doğal, teknolojik ya da insan kaynaklı afetler sonucunda İstanbul’da ortaya çıkabilecek zararların, insan hayatı, mal-mülk ve çevre açısından çok büyük boyutlarda olabileceği aşikârdır. Özetle İstanbul kenti 99 yılındaki risklerle karşılaştırılamaz kadar çok büyük bir tehlike havuzudur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özetle 10 Eylül 1509 İstanbul depremi o zaman “Küçük Kıyamet” olarak adlandırılmıştı. Şimdi ülke olarak Marmara Bölgesi’nde büyük kıyameti bekliyoruz.</span></p>
<p><b>‘34 Bin Çürük Bina Kentsel Dönüşümle Yenilenemez’</b></p>
<p><b>Kentsel dönüşümde, her binayı yıkıp yeniden yapmak yerine, uygun olan binaları güçlendirme yoluna gitmek hakkında ne düşünürsünüz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her binayı yıkmak hem mümkün değil, hem de doğru değil. Özellikle tarihi binaları yıkıp yeniden yapamayız. Bazı binaların da değişen imar vb. planlardan dolayı yıkılsa yeniden aynı büyüklükte ya da yerde yapılması mümkün olamayabilir. Genellikle güçlendirme, masrafının yıkıp yeniden yapmak masrafının yüzde 40’ını geçmediği durumlarda öneriliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu an İstanbul’da, en iyimser senaryoya göre ağır hasar görmesi beklenen bina sayısının 34 bin adet olduğu söyleniyor. Bu kadar çok sayıdaki bina beklendiği gibi deprem olup hasar görünce, ortaya çıkacak olan afet yönetilemez. Diğer bir deyişle, 34 bin binanın başına 20’şer kişiden oluşan 34 bin arama kurtarma ekibi bulup koymak mümkün değil. Afet yönetimi, aslında ülkemizde sanıldığı gibi bir arama kurtarma, vb. problemi değildir. Afet yönetimi 34 bin çürük binayı 34 adete indirgemektir. Şu anki ekonomik, vb. durum 34 bin binanın yakın bir zamanda kentsel dönüşümle yenilenemeyeceğini göstermektedir. Beklenen deprem ise her an oluşabilir. Bu nedenle, 34 bin binanın bir an önce, çok acilen depremde ağır hasar görmeyecek ve yassı kadayıf bir şekil almayacak şekilde güçlendirilmesi gerekir.</span></p>
<p><b>‘Afetlere Bütünleşik Yaklaşılmalı’</b></p>
<p><b>Afet deyince, en acı tecrübeleri yaşadığımız depremler akla geliyor. Oysa yakın zamanda bir sel felaketi yaşandı. Yaklaşık 2 yıl önce, İstanbul&#8217;un Anadolu yakasında, ağaçları yerinden söken bir fırtına gerçekleşti. Yangınlar hala canımızı yakan bir felaket. Bu konularda, yerel yönetimlerin ya da merkezi yönetimin ne gibi tedbirleri olabilir? Vatandaşlar bu konularda ne gibi tedbirler alabilir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afet yönetiminin temel ilkelerinden biri afetlere bütünleşik yaklaşmaktır. Yani en büyük risk, bazı riskleri dikkate almamaktır. Vatandaşlar öncelikle kendi can ve mal güvenliklerinden en çok kendileri sorumlu olduğunu anlamalıdır. ‘Devlet baba’ mantığı afetlerde öldürür. Diğer bir deyişle, afetlerde insanları en çok kendi bilgisi ve hazırlığı korur. Bu yüzden afetlerin ilk 3 günü, yani altın saatler denilen ilk 72 saat için herkesin, her kurum ve kuruluşun hazır olması gerekir. Ayrıca vatandaşlar mutlaka belediyesinden Belediye Kanu’nun 53. maddesi gereği, görevini yapıp yapmadığını sorgulamalı. Vatandaşın gündeminde olmayan bir konu yerel idarecilerin de gündeminde olmuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlkokuldan liseye kadar hayat bilgisi, vb. hiç bir ders kitabında sel, hortum, dolu, yıldırım vb. konuda eğitim verilmemektedir. Bu nedenle Afet Affetmez kitabını halkın bu tür afetlerden korunması için yayınladım. Ayrıca </span><a href="http://www.guvenliyasam.org"><span style="font-weight: 400;">www.guvenliyasam.org</span></a><span style="font-weight: 400;"> web sitesinde bulunan kitapların da halk tarafından mutlaka okunması ve gereklerinin yapılması önemlidir.</span></p>
<p><b>Binaların Sağlamlığı ve Eşyaların Sabitlenmesi Önemli&#8230;</b></p>
<p><b>Deprem toplanma alanlarının son durumuyla ilgili elinizde güncel bilgiler varsa paylaşabilir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem, daha doğrusu afet toplanma alanları Türkiye’de çok yanlış algılanmaktadır. Bu kadar çok çürük bina olan ve eşyaların hiç sabitlenmediği bir kentin yarısı park, bahçe gibi toplanma alanı olsa ne yazar? Öncelikle binaların sağlam olması, bina içindeki eşya-teçhizatın sabitlenmesi, herkesin afet anında nasıl davranacağını bilmesi, ilk yardım ve yangın söndürme konusunda beceri sahibi olması şart. Bunların olmadığı bir yerde boş arazi, çıplak park ve bahçelerin hiç bir anlamı ve yararı olmaz. Ayrıca afet yönetiminde afet toplanma alanları okul, spor salonları gibi kapalı yerlerdir; park ve bahçeler asla değildir. Soğuk bir kış günü ya da fırtınalı bir havada deprem olduğunda park ve bahçeler kullanılamaz. Güneşli yaz günlerinde de park ve bahçeleri kullanmamız zordur; çünkü hiç birinde foseptik çukur, su, vb. altyapı mevcut değildir. Toplanma alanları afet zurnasının son deliğidir. Binalarımız yassı kadayıf olmamalı.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/marmara-bolgesinde-kiyameti-bekliyoruz-halk-afet-yonetimi-konusunda-bilgilendirilmeli/">‘Marmara Bölgesi’nde Kıyameti Bekliyoruz, Halk Afet Yönetimi Konusunda Bilgilendirilmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Her An Büyük Deprem Olabilir, Kentsel Dönüşüm Hızlandırılmalı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/turkiyede-her-an-buyuk-deprem-olabilir-kentsel-donusum-hizlandirilmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Apr 2019 13:02:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem Güçlendirme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Ve Kentsel Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Engin Adıgüzel]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirtepe]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Leke Fikirtepe Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Mikdat Kadıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Şerif Barış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37529</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar, Türkiye’de her an büyük bir deprem olabileceği, İstanbul’da ise yakın zamanda deprem olma olasılığının yüzde 45 olduğu konusunu sıkça gündeme getirerek, kentsel dönüşümün kapsayıcı bir anlayışla düzenlenmesi ve hızlandırılması gerektiği uyarısında bulunuyor.  “Deprem ve Kentsel Dönüşüm” dosyamızda akademisyenler ve sivil toplum örgütleriyle, kentsel dönüşümde atılması gereken adımları merceğe alıyoruz… </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/turkiyede-her-an-buyuk-deprem-olabilir-kentsel-donusum-hizlandirilmali/">Türkiye’de Her An Büyük Deprem Olabilir, Kentsel Dönüşüm Hızlandırılmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Deprem Ve Kentsel Dönüşüm&#8221; dosyamız kapsamında, Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi ve Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış yaklaşan depremi, afet yönetimi konusunda kamu ve sivil toplum nezdinde yapılması gereken çalışmaları anlattı.</p>
<p>Deprem Güçlendirme Derneği (DEGÜDER) Başkanı ve inşaat mühendisi Sinan Türkkan ise, kentsel dönüşümün hızlandırılması için güçlendirme seçeneğinin nasıl ele alınması gerektiğini paylaştı.</p>
<p>İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu da vatandaşların afet yönetimi konusunda eğitilmesinin önemini, nasıl eğitileceğini ve mevzuatta afet yönetimiyle ilgili belediyelerin yürütmekle görevli olduğu konuları aktardı.</p>
<p>Kentsel dönüşümün sorunlu bölgelerinden İstanbul Fikirtepe’deki süreci, Leke Fikirtepe Platformu sözcüsü Engin Adıgüzel’den öğrendik.</p>
<p>17 Ağustos 1999 depremi, Kocaeli-Gölcük merkezli olmak üzere Richter ölçeğine göre 7,5 şiddetindeydi. Tüm Marmara Bölgesi’nde, Ankara ve İzmir’e kadar geniş bir alanda hissedilen 17 Ağustos depreminde resmi verilere göre 18 bin 373, resmi olmayan verilere göre 50 bin kişi hayatını kaybetmişti. Yaklaşık 100 bin kişinin yaralandığı felakette, 505 kişi de sakat kaldı. 133 bin 683 binanın çökmesiyle, 600 bin kişi evinden oldu. Bugün İstanbul’da 400 bin riskli binadan bahsediliyor ve kentte 2020 yılına kadar 7,5 ve üzeri deprem olasılığı istatistiksel olarak yüzde 45. Türkiye’de ise 7’den büyük bir depremin sismik boşluk olarak adlandırılan bazı bölgelerde olma ihtimali çok yüksek. Bu bölgelerde her an büyük bir deprem her an olabilir.</p>
<p>17 Ağustos depreminde bu yana gündemimizde olan ve yıllardır süregelen kentsel dönüşüm çalışmaları, Türkiye’nin en önemli konularının başında geliyor. Ancak kentsel dönüşüm, işleyişi bakımından yıllardır sorunlarıyla birlikte yürütülmekte. İstanbul’da metrekare değeri yüksek bölgelerde, bina bazında gerçekleşen dönüşüm afet ve özellikle deprem konusunda önlem almaktan çok, evlerin küçültülerek yenilenmesi şeklinde ilerliyor.</p>
<p>Yeni yapılar depreme dayanıklı inşa edilse de, mahalle ve ilçe bazında bütünleşik bir kentsel dönüşüm çalışmasının benimsenmemesi,  olası bir depremde meydana gelecek felaketleri önlemeye yetmiyor. Bununla birlikte, mülk sahiplerinin müteahhit firmalarla anlaşması üzerinden ilerleyen sistem, kentsel dönüşümü afet değil, rant odaklı hale getiriyor.</p>
<p><strong>Kentsel Dönüşüm İçin 20 Yılımız Olmayabilir</strong></p>
<p>Uzmanlar, kentsel dönüşümün bina bazında değil, ada bazında yapılarak bütünleşik bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini savunurken, tüm binaları yıkıp yeniden yapmanın 20 yıl süreceğini, bu kadar vaktimiz olmadığını söylüyor. Uygun olan binaların güçlendirilmesiyle hem zaman, hem de maliyet açısından avantaj yaşanabilir. Böylece, kentsel dönüşümün müteahhitlerin insafına bırakılmasının da önüne geçecek bir adım atılabilir. Kentsel dönüşüm çalışmalarının deprem özelinde gerçekleşmesi de sıkıntı yaratıyor. Fırtına, sel, yangın gibi afetlerin de kentsel dönüşüm çalışmalarına dâhil edilmesi gerekiyor. Uzmanlar, belediyelerin afet yönetimi konusunda daha aktif rol alması gerektiğin ifade ederek, halkın yoğun olarak bilgilendirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor.</p>
<p><strong>Her Belediye, Kendi Kentsel Dönüşüm Planını Hazırlayacak</strong></p>
<p>İstanbul Kartal’da 6 Şubat günü çöken ve 21 kişinin hayatını kaybettiği Yeşilyurt Apartmanı, kentsel dönüşüm sürecine ve riskli binalara bir kez daha dikkat çekmişti.  Olay sonrası Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yayınladığı strateji belgesi kapsamında 81 ilin valiliğine bir genelge yollayarak, illerdeki en riskli yapıların sayısının belirlenmesini istemişti.  Genelgeye ilk yanıt İstanbul Valiliği’nden gelmiş, Valilik tarafından bir süre önce büyükşehir ve 39 ilçe belediyesine gönderilen yazıyla, en riskli yapıların tespitlerinin yapılması istenmişti. 3 ay içerisinde binaların tespit edilmesi ve daha önceki çalışmaların aksine, her belediyenin kendi kentsel dönüşüm planını hazırlayarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunması planlanıyor. Bakanlığın onayı ve çeşitli finansman desteklerinin de devreye alınmasıyla çalışmalara başlanacak. 20 Mayıs’tan sonra her kent, kendine özgü kentsel dönüşüm planlamasını yaptığı bir Strateji Belgesini hazırlayarak Bakanlığın onayına sunacak. Kentsel dönüşümle ilgili yeni hedefler kapsamında müteahhitlerden yapım bedelinin yüzde 10&#8217;unu teminat olarak göstermeleri zorunlu tutulacak. İnşaatın ilerleme seviyesine göre bakanlık tarafından satışlara izin verilecek.</p>
<p><strong>400 Bin Riskli Binanın 30 Bini Olası İstanbul Depreminde Yıkılabilir</strong></p>
<p>Valiliğin belediyelere gönderdiği yazı ile yeni kentsel dönüşüm sürecinin başlatıldığı İstanbul&#8217;da, 400 bin bina riskli bina olduğu belirtiliyor. Bu rakam, Türkiye genelinde dönüşmesi gereken 6,7 milyon konutun yaklaşık yüzde 10&#8217;una denk geliyor. 2035&#8217;e kadar beklenen olası bir İstanbul depreminde ise bu yapılarının 30 binin yıkılabileceği tahmin ediliyor. İstanbul genelinde yıkım tehlikesi bulunan riskli yapıların tespiti, bunların yıkılması ve yeniden yapılması amacıyla 2012&#8217;de çıkarılan kentsel dönüşüm yasası kapsamında, bugüne dek kentte 66 bin binanın risk tespiti yapıldı ve 325 bin hane evlerini kentsel dönüşüme dâhil etti.</p>
<p><strong>Fikirtepe’de Kentsel Dönüşüm Çilesi</strong></p>
<p>Kentsel dönüşümün uygulanması noktasında sıkıntıları ise, bölgelere göre farklılık gösteriyor. Müteahhit firmaların kâr edememesi nedeniyle, hak sahiplerine kira yardımında bulunmaması, dönüşüm sürecinin bitmemesi, kamu tarafında da kentsel dönüşüm çalışmalarının henüz oturmamış olması nedeniyle, Fikirtepe’de 65 bin hak sahibi mağdur.  Kentsel dönüşümün kördüğüme döndüğü Fikirtepe bölgesinde ise, bu yılın başında ‘Leke Fikirtepe’ kampanyasını hayata geçiren mağdurlar, ‘Sessizliği bozmak için çivi çak ve paylaş!’ sloganı ile hazırladıkları enstalasyon üzerine,  bölgedeki mağdur 65 bin kişiyi temsilen, enstalasyon üzerine 65 bin çivi çakmayı hedefliyor Kentsel dönüşümde 2005 yılında pilot bölge seçilen Fikirtepe’de evi yıkılan ve kira ödeyecek geliri olmayan vatandaşlar akrabalarının yanında, sokakta ve çadırda kalıyor. Bölgede faaliyet gösteren inşaat şirketleri iflas etti. Change.org üzerinden de sorunlarının çözümü için bir kampanya yürüten ve çözümün adresi olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı gören Fikirtepeli mağdurlar, çözüm bekliyor.  Fikirtepe’de toplam proje alanı 916 bin 381, kamuya terk edilen alan ise 302 bin 406 metrekare. Tüm projelerin tamamlanması halinde, Fikirtepe’den kentsel dönüşümle ilgili kamunun elde edebileceği kar ise 16 milyar 230 milyon 19 bin 956 lira. Bölgede 15 proje bitti. 3’ünde iskan var, diğerlerinde tapu sorunu sürüyor. 5 yapı adasında firmalar işleri tamamen bıraktı. Toplam sorunlu yapı adası sayısı ise 41. Bunların kiminde yıkım yıllar önce yapıldı ama inşaat başlamadı. Kiminde ağır ilerliyor, kiminde birden fazla firma işin içinde diye süreç kilitlendi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/turkiyede-her-an-buyuk-deprem-olabilir-kentsel-donusum-hizlandirilmali/">Türkiye’de Her An Büyük Deprem Olabilir, Kentsel Dönüşüm Hızlandırılmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
