<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mevsimlik işçiler arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/mevsimlik-isciler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mevsimlik-isciler/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 29 Sep 2020 09:43:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>mevsimlik işçiler arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mevsimlik-isciler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8221;Yediğimiz Her Lokmada Mevsimlik Tarım İşçilerin Ahı Olabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/28/yedigimiz-her-lokmada-mevsimlik-tarim-iscilerin-ahi-olabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2020 07:50:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[gıda özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimlik işçiler]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimlik tarım işçileri]]></category>
		<category><![CDATA[organik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=58680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gıda özgürlüğü; tohuma, toprağa nasıl müdahale edildiğine olduğu kadar tohumdan hasada gıdamızın hangi etik olmayan ilişkilerden geçtiğini de odak noktasına oturtur.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/28/yedigimiz-her-lokmada-mevsimlik-tarim-iscilerin-ahi-olabilir/">&#8221;Yediğimiz Her Lokmada Mevsimlik Tarım İşçilerin Ahı Olabilir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><i><span style="font-weight: 400;">                                                                                                                                     Kötülük bizdense ben bizden değilim.</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">                                                                                                                                                                      &#8211; Rachel Corrie </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıllardır gittiğim yerlerde ilgi alanım gereği, mevsimlik tarım işçilerin durumuyla ilgilenmeye çalışırım. Konunun özellikle neo-liberal tarım politikaları kapsamında ele almak gerektiğine inanıyorum. Türkiye’de 1980 sonrası geliştirilen tarım politikaları sonucu, üretim aile tarımından uzaklaşarak büyük endüstriyel tarıma dönüştürülmeye başlandı. Gerek kır ve kent arası planlı olarak açılan uçurum gerekse tarımdaki endüstrileşme sonucu mevsimlik işçilere olan ihtiyaç daha da arttı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler Mülteci Kuruluşu UNCHR 2014 raporuna göre, Türkiye’deki mevsimlik tarım işçilerinin % 80’i çadırlarda ve diğer geçici konutlarda kalıyor. Yine yüzde % 56’sı elektrik, % 62’si musluk suyuna, sıhhi tuvalet ve banyo koşullarına sahip değil.</span><span style="font-weight: 400;">  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevsimlik tarım işçilerinin durumu birçok açıdan içler acısı… Yaşam ve çalışma koşulları, sosyal güvencesizlikleri, ailelerinden kopup gelip aylarca sabah erken saatlerden akşam karanlığına kadar çalıştırılmaları, sağlık sorunları ve ırkçılık karşı karşıya kaldığı sorunlardan bazıları. Bu saydığımız sorunlardan büyük bir kısmı yerel yönetimler ve merkezi hükümetin sorumluluğudur. Peki biz sıradan yurttaşlar olarak mevsimlik işçilere hakim politikalardan etkilenerek nasıl davranıyoruz? Geçtiğimiz haftalarda Sakarya’da Mardinli Kürt tarım işçilerine yapılan ırkçı saldırı; bu konunun yalnızca yaşam koşulları ve sosyal haklar açısından değil ırkçılık açısından da ciddi olarak masaya yatırılması gerektiğini ortaya koydu.</span></p>
<p><b>Küresel Ağlar ve Küresel Irgatlık</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevsimlik tarım işçilerinin durumu yalnızca Türkiye’de değil, küresel anlamda bir sorun niteliğinde. Hatta organik endüstrisinde dahi etik olmayan muameleler söz konusu olabiliyor. ABD’de yaşarken Kaliforniya’da orta boy sayılabilecek organik bir çiftliği ziyaret etmiştim. Meksikalı mevsimlik işçilerinin yaşam koşullarını yakından gördüğümde şaşkınlık içinde kalmıştım. Rutubetli, sıvaları düşmüş yıkık dökük bir bina içindeki yaşam standartları bir gecekondudan daha aşağı idi. Oysa aynı firmaya ait olan ön caddedeki mağazalar, gayet estetik ve zevkli görünüyordu. Hatta organik olması itibariyle iç rahatlığıyla etik bir üretim zincirinden gıda aldığınızı düşünebilirsiniz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABD’de Meksikalı iseniz potansiyel olarak aşağılanma ön yargısı taşırsınız. Bu nedenle olacak ki çiftliğin yürütülmesinden sorunlu Meksikalı çalışanlar yetiştirdikleri tropik meyveler hakkında almak istediğim bilgilere hep çok sınırlı yanıtlar vermeyi tercih ettiler. Muhabbet ortamına izin vermeyecekleri baştan belliydi. Buna ek olarak bir başka örnek de ABD’nin kuzey batısından. Seattle Belingham yakınlarında dünyanın her yerine lale çiçeği gönderen, geniş çiçekçilik çiftliklerin olduğu bölgede her yıl yapılan lale festivaline gitmiştim. Etkinlik, çevredeki turistik yerlere para kazandırmaya yönelik olsa da lale çiftliklerini ziyaret edip ürünleri tarlada görebiliyorsunuz. Uçsuz bucaksız çiftliklerde çoğu Zapatistalar gibi gözünü yüzünü kapatmış robot gibi çalışan kadın işçiler vardı. Muhtemelen onlar da Meksikalıydı. Değil ziyaretçilerle konuşmaları, ziyaretçilere bakmaları dahi yasaklamıştı sanki&#8230; Her saniyeleri gözetleniyor ve denetleniyordu.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir başka örnek de Türkiye’den. 2015 yılında Eskişehir’de bir grup arkadaş şeker pancarı çiftliklerinde çalışan Kürt işçilerin kampını ziyaret etmiştik. Bulundukları bölgedeki sivrisinek yoğunluğu ve yaşam şartları gerçekten çok ağır durumdaydı. Çadırlarının çevresine yaptıkları küçük derli toplu sempatik sebze bahçeleri ve yemek ve yemek pişirmek için yaptıkları basit ocaklar ilgimi çekmişti. Ancak kadınların durumunu görünce ister istemez sınırlı süremi onlarla muhabbete ayırdım. Aynı aileden kadınlı erkekli 10-15 kişi küçücük bir çadırda kalıyorlardı. Kadınlardan ‘ben 3. kumayım diyen de vardı, altı yıldır geliyorum tarlada kullanılan böcek ve yabani ot öldürücüler nedeniyle bir dizi sağlık sorunlarım oluştu ama burada doktora gitmemiz bile mümkün değil, sabahın beşinde tarlaya gidiyoruz ve akşam karanlığında dönüyoruz, paramızı zamanında alamıyoruz, erkeklerden daha çok çalışıyoruz ama daha düşük ücret alıyoruz’ diyenler de vardı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların doğurganlıkları nedeniyle tarım zehirlerinin zararlarını daha fazla vücutlarında taşıdığı bir gerçek. Bunun yanında TÜİK verilerine göre 2020 itibariyle mevsimlik kadın işçilerin günlük</span><b> </b><span style="font-weight: 400;">ücreti 41 TL olurken, erkek işçi ücretleri 54 TL&#8217;dir.  </span></p>
<p><b>Ne Yapılabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Korona dönemi gibi yaşamsal ve hassas bir dönemde dahi gıdamızın %70’ini mevsimlik işçiler üretiyorsa, tüketiciler olarak olup bitenden biz de sorumluyuz. Elbette sağlık, yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve sendikalı olma ve sosyal haklarının tanınması için yerel yönetimlere ve merkezi hükümetlere görev düşüyor. Ancak Sakarya’da yaşanan ırkçılık durumu ne ilk ne de son olacak bu gidişle&#8230; Peki biz hakim kültürün parçası olanlar içimizdeki gizli ırkçılıkla ve ön yargılarımızla yeterince yüzleşiyor muyuz? Ön yargılarımız yerine konuyu toplumsal olarak ele alıp, yeterince empati geliştirebiliyor muyuz? ‘</span><i><span style="font-weight: 400;">Ben ırkçı değilim’</span></i><span style="font-weight: 400;"> demekle iş bitmiyor ki; hakim kültürün parçasıysanız rehavet içindesiniz demektir. Farkında olmadan dahi hatalar yapabilirsiniz. Başkasını kolayca ötekileştirmeniz öğretilmiştir size&#8230; Dolayısıyla genellemelerimize, şakalarımız ve dilimize (daha bir  dizi alanımıza) bir bakalım. Belki kendimizi zaman zaman yakalama ve düzeltme şansı verebiliriz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii en güzel çözüm yöneticilerden milyonlarca insanın mevsimlere göre bir yerden ötekine akması yerine yerelde çözüm bulmalarını istemeliyiz. Örneğin, agroekoloji yöntemleriyle yerelde bir araya gelerek</span> <span style="font-weight: 400;">üretim kooperatifleri kurulabilir. Tüketiciler toplum destekli tarım modeliyle üreticiden direk alarak hem üreticisini tanıyacak hem de aracılar yerine üreticisini destekleyecektir. Böylece süpermarketlerden daha ucuza sağlıklı ürün temin edilme şansı da olabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her gün biraz daha robotlara teslim edilen endüstriyel tarımda her ne kadar işsizlik artacak olsa da  bizim gibi ülkelerde canlı insan emeği robot emeğinden daha düşük kalabilir. Dolayısıyla konuya gıda özgürlüğü ve gıdanın demokratikleştirilmesi çerçevesinde görmeye çalışmalıyız. Gıda özgürlüğü; tohuma</span><span style="font-weight: 400;">,</span><span style="font-weight: 400;"> toprağa nasıl müdahale edildiğine olduğu kadar tohumdan hasada gıdamızın hangi etik olmayan ilişkilerden geçtiğini de odak noktasına oturtur. Üretim ilişkileri dediğimiz ilişkiler yukarıda gıdada ırkçılık vb. konuları ele aldığımız gibi hayatı yeniden üretirken, neler dokuduğumuza bağlıdır.   </span></p>
<p><b>Gıda Zincirinin Halkaları Adaletli Olmalı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">10 yıldan fazla gıda özgürlüğüne kafa yoran biri olarak gıda zincirinin her halkasında olan haksız ve adaletsizlikleri görüp çözümler üretmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Mevsimlik tarım işçiler sorununa, gıda özgürlüğü başka bir deyişle gıda ağlarının demokratikleştirilmesi kapsamında bakmalıyız. Yediğimiz gıdada birçok canlının ahı olabilir. Kentlerde gıdanın üçte birinin çöpe gittiği dikkate alınırsa, kapitalist tarım politikalarının başkaları açken ‘gıda fiyatları düşmesin’ diye çöpe attığı gıdalar da o </span><i><span style="font-weight: 400;">ahh&#8230;</span></i><span style="font-weight: 400;">lar içindedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mazlumun yanında olmak etik bir duruş ve yurttaş olma sorumluluğumuz ise, hakim kültürün parçası olarak içimizdeki ve dışımızdaki gizli ve açık ırkçılığa bakışımız esas noktalardan birini oluşturuyor. Yollarımızı, köprülerimizi, evlerimizi yapan, gıdamızı yetiştirip masamıza ulaşmasını sağlayan Kürtler, Suriyeliler ya da başkalarına nasıl öteki diye bakabiliriz?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABD’li Rachel Corrie’nin Filistin’de kepçe önüne çıkıp söylediği gibi gerekirse ırkçılıkta ısrar edenleri ‘ben onlardan değilim’ diye deşifre etmek gerekmez mi? </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/28/yedigimiz-her-lokmada-mevsimlik-tarim-iscilerin-ahi-olabilir/">&#8221;Yediğimiz Her Lokmada Mevsimlik Tarım İşçilerin Ahı Olabilir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>9 Köy Sosyal Kooperatifi ve Ahiler Kalkınma Ajansı&#8217;ndan Mevsimlik Tarım İşçileri İçin Proje&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/26/9-koy-sosyal-kooperatifi-ve-ahiler-kalkinma-ajansindan-mevsimlik-tarim-iscileri-icin-proje/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2020 09:29:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[9 Köy Kooperatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Ahiler Kalkınma Ajansı]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimlik işçiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=58653</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de sayıları 300 bini bulan mevsimlik tarım işçileri her yıl doğu illerinden batı illerine doğru göç ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2012 yılı raporuna göre Türkiye’de 6-18 yaş arasında ekonomik faaliyette bulunan 893.000 çocuğun %44’ü mevsimlik tarım işinde çalışıyor. Çocukların tarlalarda ebeveynleri ile çalışmalarının önüne geçmek ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunarak sosyalleşmelerine katkı sağlamak için Niğde Kalkınma Ajansı ve 9 Köy Sosyal Kooperatifi Mevsimlik Tarım işçilerine yönelik önemli bir projeye imza atıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/26/9-koy-sosyal-kooperatifi-ve-ahiler-kalkinma-ajansindan-mevsimlik-tarim-iscileri-icin-proje/">9 Köy Sosyal Kooperatifi ve Ahiler Kalkınma Ajansı&#8217;ndan Mevsimlik Tarım İşçileri İçin Proje&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Niğde’nin Kızılca Kasabası’ndaki çadır alanında kalan 100 çocuk 2 ay boyunca, drama, ritim, resim gibi sanat atölyeleri, kitap okuma, film gösterimi gibi kültürel etkinlikler ve kişisel temizlik, çevre temizliği, geri dönüşüm gibi farkındalık atölyelerinden oluşan zengin içerikli bir eğitim programına katılacaklar. Çocukların yanı sıra kadınlar öncelikli olmak üzere ebeveynlere yönelik kişisel gelişim, çocuk psikolojisi ve sağlıklı iletişim becerileri atölyeleri verilecek.</p>
<p>Ahiler Kalkınma Ajansı Niğde Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Davut Yeşil,  Kızılca Kasabası’nda kurulan çadır alanında yaklaşık 3.000 mevsimlik tarım işçisi bulunduğunu belirterek, &#8220;Bu işçiler, Türkiye’nin farklı illerindeki mevsimlik işçiler gibi, çalıştıkları süre boyunca, bölge halkıyla ve sosyal hayatla ilişkisi oldukça sınırlı kalıyor. Ahiler Kalkınma Ajansı olarak, mevsimlik tarım işçilerine yönelik çalışma şartlarını ve yaşam koşullarını iyileştirme hedefi ile pek çok proje hayata geçiriyoruz. 9 Köy Sosyal Kooperatifi ile hayata geçirdiğimiz bu proje hem çocuk işçiliğinin önüne geçiyoruz hem de çocuklara ve kadınlara yönelik atölyeler düzenliyoruz” dedi.</p>
<p>9 Köy Sosyal Kooperatifi Başkanı Yasemin Uluçınar ise,  kırsaldaki potansiyelin farkında olduklarını kaydederek,<strong> &#8220;</strong>Yereldeki üreticileri, kadınları ve çocukları destekleme güçlendirme ve farkındalıklarını artırma hedefimiz doğrultusunda çalışmalar sürdürüyoruz. Ahiler Kalkınma Ajansı ortaklığı ile hayata geçirdiğimiz bu proje ile Niğde’deki mevsimlik işçilerin çocuklarına drama, ritim gibi sanat atölyeleri düzenliyoruz. Ayrıca kadınlara ve ebeveynlere yönelik atölyeler de gerçekleştiriyoruz. Bu sayede onlara hem farklı bir bakış açısı kazandırıyoruz hem de özgüvenlerini artıyor ve sosyal hayata entegre olmalarını sağlıyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong> </strong><strong>9 Köy Sosyal Kooperatifi Hakkında</strong></p>
<p><a href="http://www.dokuzkoy.org" target="_blank" rel="noopener noreferrer">9 Köy Sosyal Kooperatifi;</a> yereldeki üretimi güçlendirmek ve yerele değer katmak amacıyla yereldeki üreticiye değer katıp her alanda destekleyerek pazar alanları yaratmayı amaçlayan sosyal bir girişim. Bu amaç doğrultusunda, doğru tarım tekniklerinin yaygınlaştırılması, başta kadın, çocuk ve gençlerin güçlendirilmesini ve kırsalla şehir arasında bir köprü görevi görmeyi hedefliyor. 2019 yılında kurulan 9 Köy, gençlik, spor, sanat, bilim, kültür, teknoloji, çevre, tarım, ekoloji, geri dönüşüm, enerji, turizm, psikoloji, işgücüne ve istihdama katılım, toplumsal cinsiyet eşitliği, insan hakları vb. alanlarda her türlü çalışmaları yürüterek gereken fiziki, idari ve mesleki yapıyı sağlamak üzere çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p>Gökçeada ve Niğde’de yarattığı 2 örnek köy modelinin yanı sıra İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi işbirliği ile  “Gökçeada Etrafındaki Top Predatörlerin İzleme ve Kapasite Arttırma Yolu İle Korunması”, WWF ile “Tuz Gölü’nün Gerçek Sahipleri Projesi” ve kooperatif gönülleri ile organize ettiği “Üretici Tüketici Buluşmaları” gibi projeleri hayata geçirmektedir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/26/9-koy-sosyal-kooperatifi-ve-ahiler-kalkinma-ajansindan-mevsimlik-tarim-iscileri-icin-proje/">9 Köy Sosyal Kooperatifi ve Ahiler Kalkınma Ajansı&#8217;ndan Mevsimlik Tarım İşçileri İçin Proje&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Manisa’da Mevsimlik İşçilere Hijyen Kutusu Dağıtımı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/12/manisada-mevsimlik-iscilere-hijyen-kutusu-dagitimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2020 10:29:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç haritası]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimlik işçiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54788</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalkınma Atölyesi, Hayata Destek Derneği ve İhtiyaç Haritası’nın girişimi, YADA Vakfı’nın desteğiyle Manisa’daki tüm geçici mevsimlik işçilerine hijyen kutuları dağıtıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/12/manisada-mevsimlik-iscilere-hijyen-kutusu-dagitimi/">Manisa’da Mevsimlik İşçilere Hijyen Kutusu Dağıtımı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class=" wp-image-54805 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/hijyen-paketleri-640x853.jpg" alt="Mevsimlik işçilere hijyen paketleri" width="183" height="244" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/hijyen-paketleri-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/hijyen-paketleri-1024x1365.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/hijyen-paketleri.jpg 1200w" sizes="(max-width: 183px) 100vw, 183px" />Kalkınma Atölyesi’nden Ertan Karabıyık sivil toplumda işbirliğine önemli bir örnek olarak Manisa’da geçici mevsimlik işçilere hijyen kutularının dağıtıldığını açıkladı.</p>
<p>Karabıyık, Hayata Destek Derneği ve İhtiyaç Haritası&#8217;nın girişimiyle başlatılan dağıtımın Yaşama Dair Vakfı&#8217;nın omuz vermesi, Kalkınma Atölyesi saha ekibinin kamu kurumlarıyla yaptığı koordinasyon ve Mey İçki&#8217;nin katkılarıyla sağlandığını kaydetti.</p>
<p>Proje kapsamında, Manisa&#8217;da bulunan tüm geçici çadır yerleşimlerindeki mevsimlik gezici tarım işçisi ailelere 400 hijyen kutusu dağıtımı yapıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/12/manisada-mevsimlik-iscilere-hijyen-kutusu-dagitimi/">Manisa’da Mevsimlik İşçilere Hijyen Kutusu Dağıtımı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsimlik Tarım İşçilerinin Günlük Ücretleri Arttı Demek Yeterli Mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/20/mevsimlik-tarim-iscilerinin-gunluk-ucretleri-artti-demek-yeterli-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esra Atalay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Mar 2018 10:54:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ardahan]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimlik işçiler]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimlik tarım işçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[TÜİK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25320</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu’nun  (TÜİK) “Tarımsal İşletme İşgücü Ücret Yapısı, 2017” raporun açıklandı. Rapora göre Türkiye’de mevsimlik tarım işçilerinin ortalama günlük ücretleri %12,7 arttı.  Mevsimlik kadın işçilerin günlük ücretleri %14 artarak 60 TL erkek işçilerin ücretleri ise %12 artarak 73 TL oldu. Kalkınma Atölyesi’nden Ertan Karabıyık ile görüştük ve TÜİK’in raporunu değerlendirdik. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/20/mevsimlik-tarim-iscilerinin-gunluk-ucretleri-artti-demek-yeterli-mi/">Mevsimlik Tarım İşçilerinin Günlük Ücretleri Arttı Demek Yeterli Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu ücretler TÜİK tarafından nasıl hesaplanıyor? </strong></p>
<p>Bu hesaplamalar TÜİK tarafından geliştirilen ve detaylı açıklamaları web sitelerinde yer alan bir çerçeveye göre hesaplanmaktadır. Bunun için geliştirilen Tarımsal İşletmelerde (Hanehalkı) Ücret Yapısı Anketi kullanılmaktadır. Web sitesinden anladığımız kadarıyla bu anket için, 2006 Tarımsal İşletme (Çiftlik) Yapı Araştırması kapsamında yer alan tüm işletmelerden, 2006 üretim yılında en az 5 mevsimlik veya en az bir sürekli tarım işçisi çalıştırdığını beyan eden tüm işletmeler, her köyde en az 8 işletme olacak şekilde gruplanmış ve bu kriteri sağlayan köy statüsündeki yerleşim yerlerindeki işletme sayıları tespit edilmiştir. Önceki yıllarda kapsama alınan iller için de tahmin verebilmek amacıyla en küçük örnek hacmine sahip ilin örnek sayısı dikkate alınarak kapsama alınacak iller belirlenmiştir. İşin en yoğun olduğu dönemde en az beş mevsimlik ya da bir sürekli tarım işçisi çalıştıran tarım işletmeleri anket birimi olarak kapsanmıştır. Veriler doğrudan tarım işletmelerinden alınmaktadır. Yüz yüze görüşme yöntemiyle veriler derlenmektedir.</p>
<p>Nasıl hesaplanmasına dair net bir fikrimiz yok. Bu konuda uzman bir kuruluş da değiliz. Çünkü bunun ne Türkiye’de ne de dünyada bir standardı olmadığını sanıyoruz. Bu konuda model geliştirmeye dair çalışmalar yapılmamış durumda. Tarımda ürüne, coğrafyaya, zamana, talebe göre çok farklı işçilik biçimleri söz konusu. Özellikle günlük yevmiye, alan ve miktara bağlı ücretlendirme, yarıcılık, ortakçılık gibi çok çeşitli ücretlendirme tipleri söz konusudur. Bir de yasal olarak 50 ve daha az işçi istihdam eden tarımsal işletmeler iş kanunu kapsamında değildir. 51 ve üstü işçi çalıştıranların da iş kanununu uyguladıkları pek görülmemiştir. Kurumsal olan birkaç işletme dışında.</p>
<blockquote><p><strong>Aslında tarım işçisinin gelir vergisi, sağlık giderleri gibi konular hiç gündeme gelmemektedir. Bu nedenle tarım işçileri eğer kendileri primlerini ödemediği taktirde emekli hakları hiç olmamaktadır.</strong></p></blockquote>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Peki, nasıl hesaplanmalı? Bu hesaplamalarda neler göz ardı ediliyor?</strong></p>
<p>Aylık ücretlerin nasıl hesapladıklarını çok net bilmiyoruz. TÜİK tarafından hesaplanan bu işçilik ücretlerin işçiye veya tarımsal çalışmalara da pek olumlu veya olumsuz bir katkısı bulunmamakta. Yalnızca istatistiki olarak derlenmektedir. Çünkü açıklanan rakamlar çok genel ve hemen hemen her türlü tarım işçiliğini kapsıyor ve ücret ortalamasını veriyor. Budama, sulama, çapalama, ilaçlama, ot alma, hasat gibi farklı zamanlarda farklı ücretlendirme tiplerine ve ücret düzeyleri içeriğine sahip tarımsal üretime odaklanmıyor. Yani kimlere, kaç kişiye, nasıl bir ücretlendirme olduğu bilinmiyor. İşçilikler de sürekli, mahalli, gezici, yabancı göçmen işçiler olarak da ayrılmaktadır. Gezici ve göçmenler genellikle hasat süreçlerinde daha aktif bulunuyorlar. Bazı ürünlerde birim alan üzerinden ücretlendirme yapılır. Örneğin bir dekar şekerpancarı arazisinde ot çapası veya haşhaşın hasadının birim alan ücreti. Pamukta, soğanda olduğu gibi bir kg pamuğun toplanması veya bir çuval soğanın hasadının birim ücreti olduğu gibi. Burada kimin, kaç saat çalıştığı veya kaç kişi çalıştığı önemli değildir. Esas olan toplam iştir ve toplam ücrettir.</p>
<p>Göz ardı edilen konu hangi işçilikte hangi ücret tiplerinde, kaç saat çalışma karşılığı bu ücretlerin verildiği bilinmemektedir. Bir de aylık ücret hesaplanırken 30 gün mü, yoksa 26 gün mü dikkate alınmakta, bu da bilinmemektedir. Bir de işçiye verilen net ücretler üzerinden hesap yapılmaktadır. Aslında işçinin gelir vergisi, sağlık giderleri gibi konular hiç gündeme gelmemektedir. Bu nedenle tarım işçileri eğer kendileri primlerini ödemediği taktirde emekli hakları hiç olmamaktadır.</p>
<p style="text-align: left; padding-left: 30px;"><strong>TÜİK’in raporunda iş türlerine göre de bir ayrım yok.</strong></p>
<p><strong>Bu artış mevsimlik tarım işçilerinin hayat standardına etki ediyor mu?</strong></p>
<p>Şimdi esas orada şöyle bir sorun var. Mevsimlik tarım işçisi tanımıyla ilgili bir sorunumuz var. Türkiye’de mevsimlik tarım işçileri temel olarak ikiye ayrılıyor. Bunlardan biri tam zamanlı, yani sürekli çalışan, aylık maaşlı. Bunlar genellikle bir çiftlikte yani her ay maaş alanlar şeklinde. Biz onlara daimi işçi diyoruz. Diğerleri ise mevsimlik işçi. Bu tarım işçileri de ikiye ayrılıyor. Bunlardan bir grubu sabah işe gidiyor, akşam evine dönüyor. Diğerleri ise gezici… Evinden çıkıyor iş bulduğu yerleri dolaşıyor. Bu ayrım TÜİK’İn bu araştırmasında yok. Bu ayrım olmadığı için bizim orada gördüğümüz şey şu: TÜİK’in raporunda iş türlerine, ürünlere ve il değil coğrafyaya göre de bir ayrım yok. Örneğin zeytin hasadında çalışanlar, elma budamasında çalışanlar, kimyasal ilaç atanlar, gübre atanlar, sulama yapanlar, hasat edenler… yani işlere göre de bir ayrım yok. O yüzden bu ücretler genelin ortalaması niteliğinde. Bu bir. Yani herkesten aldığı ücreti daha önce bahsettiğim bir örneklem hacmiyle Türkiye’nin değişik illerinden belirledikleri işletmelerden ve işletme sahibinden aldıkları bilgilerle bu ücretleri belirliyorlar. Bu yüzden bu ücretler, esas bizi çok ilgilendiren mevsimlik gezici tarım işçileri ile çok ilişkili değil.</p>
<p>İkincisi, birçok ücret tipi var. Bu ücret tiplerinden bir kısmı günlük yevmiye olduğu kadar, bir kısmı topladığınız miktar kadar ücret alıyorsunuz. Örneğin pamuk… Örneğin haşhaşta topladığınız alan kadar ücret alıyorsunuz. Örneğin soğanda topladığınız çuval kadar ücret alıyorsunuz. O yüzden bunlar hesaplanırken ne saat, ne ücret tipi, ne çalışan sayısı, hiçbiri hesaplanmıyor. Şimdi böyle bir muğlaklık var. Tarımdaki ücret hesaplanması için benim söylediğim bu çerçeveye uyan bir ücret hesaplama sistemi de yok.</p>
<p><strong>Tarlada 6 yaşındaki çocuk çuval taşıyor, kova taşıyor, kardeşlerine bakıyor. Kadın çalışıyor, yaşlı çalışıyor, herkes çalışıyor. Bunlar genellikle alan veya miktar üzerinden yapılan ücretlendirme tipinde çalışıyor.</strong></p>
<p>Genelde yevmiye dışındaki bütün çalışmalarda ailenin çalışabilecek bütün fertleri çalışma sürecine katılır. Sabahın çok erken saatinde çalışmaya başlıyorlar akşam çok geç saatte işten dönüyorlar. Örneğin zaman zaman günde 12 saat veya 14 saat çalışıyorlar. Bu tür ücret tiplerinde çocuklar 6 yaşından itibaren çalışmaya başlıyorlar… Orada esas olan şey kişinin bir günde kazandığı değil ailenin bir günde kazandığıdır. Şöyle diyelim, kuru soğan hasadında aile günde 100 çuval hasat ettiği zaman 450 lira kazanır. Ama orda kaç kişi çalışıyor bilmiyoruz. Örneğin 6 yaşındaki çocuk çuval taşıyor, kova taşıyor, kardeşlerine bakıyor. Kadın çalışıyor, yaşlı çalışıyor, ailede hemen hemen herkes çalışıyor. Bir de en son yarıcılık ve ortakçılık var. Üretim girdilerini nasıl paylaşacaklarına dair aralarında sözlü bir anlaşma yaparlar ve genellikle ürünün yarısını, üçtebirini alırlar. Bu yüzden TÜİK’in ücret hesaplamasında bu tür ücret tiplerinin hangi düzeyde neyi dikkate alındığına dair biz derinlemesine bilgi sahibi değiliz.</p>
<p>Pratik olarak açıklanan ortalama ücretler bir işe yaramıyor. Ücretler arttı veya artmadının ötesine geçmiyor… Çukurova’da narenciye hasadı geçen sene kaç liraydı, bu sene kaç lira. Biz bu durma bakıyoruz. Kayısı hasadına bakıyoruz… Antep fıstığına, pamuk toplama ücretine bakıyoruz.. O yüzden TÜİK’in düzenli olarak yayınladığı bu veriler pratik olarak pek işe yaramıyor. Çünkü ücret belirleme sistemleri bile Türkiye’de yöreden yöreye farklılık gösteriyor. Orada detaylarını bilmiyoruz özellikle mevsimlik gezici işçilerin aylık ücretlerini hesaplanırken. Günlük ücreti 30’la mı çarpıyorlar, yoksa iş kanununda yer alan günde 8 saat, haftada 45 saat çalışma saati hesabı üzerinden mi yapıyorlar, bilmiyoruz.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Medyanın bütün işi TÜİK’İn yayınladığı bültenleri adeta hiç sorgulamadan bir basın bültenini gibi yayınlamak.</strong></p>
<p><strong>Aslında maaş artışı olduğu haberi mevsimlik gezici işçilerin hayat standardını artırıyor gibi bir sonuca varamıyoruz.</strong></p>
<p>Varamıyoruz. Bu bizim söylediğimiz şeyi kimse sorgulamıyor. Medyanın bütün işi TÜİK’İn bültenlerini hiç sorgulamadan adeta bir resmi basın bültenini gibi yayınlamak. Geçen senenin verileriyle de karşılaştırdığı için artışa odaklanıyorlar… Ama bu ücret nedir, nasıl hesaplanıyor, kimleri kapsıyor, ücret alan farklı kesimler kimlerdir gibi farklılıkları hiç düşünmüyorlar. Akademisyenler de öyle. Türkiye’de tarımda ücret kapsamında çalışan bir akademisyen bile yok, biliyor musunuz? Biz ilk kez tarımda ücret tipleri ve çocuk işçiliği arasındaki ilişkiyi ortaya koyan 6 ilde yaptığımız bir araştırma var. Çok detaylı bir araştırma değil, daha ileri analizlerin de yapılması lazım. Yakında bulguları yayınlayacağız. Tarımda ücret tipleri ve bu işlerin insan haklarına uygun olup olmadığı hakkında insani boyutuyla ilgili hiç kimse ilgilenmiyor ve çalışmıyor.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Eşit işe eşit ücret mekanizması tarımda işlemiyor.</strong></p>
<p><strong>Tarımsal işletmelerde çalışan mevsimlik tarım işçilerinin günlük ücretleri arasında cinsiyete dayalı ayırım devam ediyor. Kadın emeğinin yoğun olduğu bu sektörde kadınların günlük ücretleri erkeklerden düşük. Bu ne tür sorunlara yol açıyor? Bu fark adil bir gerekçeye dayanıyor mu? Kadın ve erkekler tarımda birbirinden çok farklı işler yapıyorlar mı?</strong></p>
<p>Böyle bir rapordan bunu çıkarmak mümkün değil, o ürüne bakmanız lazım. Örneğin fındık hasadında kadın erkek işçi ücretinde ayrım yok. Bunu Çukurova’da narenciyede de görmüyoruz. Özellikle hasatta göremiyoruz. Ama zeytinde görüyoruz. Kadınların zeytin toplama yevmiyesiyle erkeklerin zeytin hasadı yevmiyesi farklı, toplama yevmiyesinden bahsetmiyorum, bu farklı. Bu bir parça kabul edilebilir bir şey. Biri makine kullanıyor. Örneğin Ege’de çapa da kadın erkek yevmiyesi farklı görünüyor. Onu da işveren verimlilikle ilişkilendiriyor. Bir dekar araziyi bir erkek kaç saatte çapalar bir erkek kaç saatte çapalar üzerinden kurguluyor. Ve orada öyle bir denge tutturuyor. Eşit işe eşit ücret mekanizması tarımda işlemiyor. Çünkü iş eşit değil o yüzden ücret de eşit değil. Ama biraz önce söylediğim gibi bunların hepsine ürün ürün bakmak ve bunların adil olup olmadığına öyle değerlendirme gerek. Kimse bu konuda araştırma yapmadığı, çalışmadığı için benim söyleyeceğim herhangi bir yargı çok doğru olmayabilir.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Coğrafya, ürün ve nitelik ücretleri belirliyor.</strong></p>
<p><strong>Rapora göre diğer illerle karşılaştırıldığında kadın mevsimlik tarım işçileri en çok Ordu’da (79 TL) erkek işçiler ise Ardahan’da (104 TL) kazanıyor gibi görünüyor. Bu fark ne anlama geliyor? Bu illerde yapılan tarımsal faaliyetler neler ve bu faaliyetler ücretleri nasıl belirliyor?</strong></p>
<p>Ardahan’da erkekler genellikle ot biçiyorlar. Ot biçme genellikle Azeri işçiler tarafından yapılıyor. Onların günlük yevmiyesi Türkiye ortalamasına göre yüksek. En yüksek ücret çay hasadındadır. 2017 yılında çay hasadında günlük yevmiye net 125 liraydı. Onun üzerine işçinin ulaşımı, öğle yemeği ve diğer talepleri eklerseniz bu günlük ücret 150 TL’nin züerine de çıkıyor. Ardahan’da da ot biçme diğer ücretlere göre, kayısıya, narenciye hasadına göre daha pahalıdır. Oraya da Azeriler ve Gürcüler gider çoğunlukla, yerli insanlar da vardır. Ot biçmeye günlük yaklaşık 120 lira yevmiye gelir. Bunu Adana’daki biber toplama işiyle karşılaştırırsanız 2-2,5 kat fazla demektir. Adana’da 2017 yılında ortalama ücret ortalama günlük 50 liradır. Fındıkta günlük bahçe sahibi işçi yemeğini vermiyorsa günlük ücret 66 lira, veriyorsa 60 liradır. Bir de tabi budama daha çok uzmanlık gerektirdiği için ücreti hasada göre daha yüksektir. Günlük 200 lira budama yevmiyesi olan yerler var. Haliyle öyle ortalamasını alırsanız Ardahan’da tabi ot biçme çok belirleyici ve ot biçen insan sayısı diğer tarımsal işlerden fazla olduğu için ortalamayı onlar yükseltiyor. Halbuki coğrafya, ürün ve nitelik ücretleri belirliyor.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Suriyeliler düşük ücretle çalışır</strong></p>
<p><strong>Hem erkek hem kadın mevsimlik tarım işçileri en az Hatay’da kazanıyor. Bunun nedenleri nelerdir? Suriyeli mülteciler bu meselenin neresinde?</strong></p>
<p>Muhtemelen Hatay’da Suriyeli mülteciler tarımsal üretimde işçi olarak çok hâkimler. Hatay’daki çalışan Suriyeli işçilerin toplam içindeki payını çok iyi bilmiyorum ama Adana Ovası’nda yaptığımız araştırmada Adana Ovası’nda çadırda yaşayanların yüzde 82’si Suriyeliydi. Hangi ürünlerde çalıştıklarını çok iyi bilmiyorum ama Hatay’da genellikle sebze üretimi, Antep fıstığı, zeytin işlerinde Suriyeliler düşük ücretle çalışır. Bu nedenle işçi ücretleri ortalamasını bu nedenle düşürüyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Kalkınma Atölyesi’nin Tarımsal üretimde ücret tipleri ile çocuk işçiliği arasındaki ilişkiye baktıkları raporun 1-2 ay içerisinde yayınlanması öngörülüyor.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fotoğraf: <a href="https://pixabay.com/tr/i%C5%9F%C3%A7iler-t%C3%BCrk-i%C5%9F-tar%C4%B1m-grup-627783/">https://pixabay.com/tr/i%C5%9F%C3%A7iler-t%C3%BCrk-i%C5%9F-tar%C4%B1m-grup-627783/</a></p>
<p>Derlenen haberler:</p>
<ol>
<li><a href="https://www.ozgidais.org.tr/haber/877/tarim-iscisinin-gunluk-ucreti-artti#.Wqtq_rMNpbM.facebook">https://www.ozgidais.org.tr/haber/877/tarim-iscisinin-gunluk-ucreti-artti#.Wqtq_rMNpbM.facebook</a></li>
<li><a href="http://www.hatayhaber.com/hatay-gundemi/turkiyede-en-dusuk-mevsimlik-tarim-isciligi-ucreti-hatayda/1722">http://www.hatayhaber.com/hatay-gundemi/turkiyede-en-dusuk-mevsimlik-tarim-isciligi-ucreti-hatayda/1722</a></li>
<li><a href="http://marasposta.com/tr-TR/haberler/11617/kadin-mevsimlik-iscinin-ucreti-54-tl">http://marasposta.com/tr-TR/haberler/11617/kadin-mevsimlik-iscinin-ucreti-54-tl</a></li>
<li><a href="http://www.maraspusula.com/kahramanmaras/kahramanmarasta-kadin-mevsimlik-iscilerin-ortalama-gunluk-ucreti-h37827.html">http://www.maraspusula.com/kahramanmaras/kahramanmarasta-kadin-mevsimlik-iscilerin-ortalama-gunluk-ucreti-h37827.html</a></li>
<li><a href="https://ekmekvegul.net/gundem/uzun-guvencesiz-insafsizca-tarim-iscisi-kadinlarin-hali-budur">https://ekmekvegul.net/gundem/uzun-guvencesiz-insafsizca-tarim-iscisi-kadinlarin-hali-budur</a></li>
<li><a href="http://www.konyayenigun.com/guncel/tarim-iscilerine-odenenucretler-yuzde-122-artti-h174835.html">http://www.konyayenigun.com/guncel/tarim-iscilerine-odenenucretler-yuzde-122-artti-h174835.html</a></li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/20/mevsimlik-tarim-iscilerinin-gunluk-ucretleri-artti-demek-yeterli-mi/">Mevsimlik Tarım İşçilerinin Günlük Ücretleri Arttı Demek Yeterli Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsimlik işçi çocukları: Zehirli pet toplayıp satıyoruz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/23/mevsimlik-isci-cocuklari-zehirli-pet-toplayip-satiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Apr 2017 09:57:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ben kendim büyüdüm demiyorum araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[Burcu Karakaş]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk İşçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimlik işçiler]]></category>
		<category><![CDATA[pınar uyan semerci]]></category>
		<category><![CDATA[tarım işçiliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13760</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin, “Ben Kendim Büyüdüm Demiyorum” başlığıyla Adana’da çalışan mevsimlik tarım işçileri hakkında yayımladığı araştırma, işçi çocuklarının yaşadıklarını ortaya koydu. *Bu haber ilk olarak Journo&#8216;da yayınlanmıştır ve Burcu Karakaş tarafından hazırlanmıştır. Doç. Dr. Pınar Uyan Semerci ve Doç. Dr. Emre Erdoğan tarafından hazırlanan raporun araştırma ekibinde, Veysi Kondu, Garip [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/23/mevsimlik-isci-cocuklari-zehirli-pet-toplayip-satiyoruz/">Mevsimlik işçi çocukları: Zehirli pet toplayıp satıyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin, “Ben Kendim Büyüdüm Demiyorum” başlığıyla Adana’da çalışan mevsimlik tarım işçileri hakkında yayımladığı araştırma, işçi çocuklarının yaşadıklarını ortaya koydu.</h3>
<h6><em><strong>*Bu haber ilk olarak <a href="https://journo.com.tr/mevsimlik-isci-cocuklari" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Journo</a>&#8216;da yayınlanmıştır ve Burcu Karakaş tarafından hazırlanmıştır.</strong></em></h6>
<p>Doç. Dr. Pınar Uyan Semerci ve Doç. Dr. Emre Erdoğan tarafından hazırlanan raporun araştırma ekibinde, Veysi Kondu, Garip Hanay, Zübeyde Ekmekçi ve Gizem Külekçioğlu yer aldı. Rapor kapsamında, mevsimlik tarım işçileri ile bu işçilerin çocuklarının çalışma ve yaşam koşulları araştırıldı.</p>
<p>Araştırmaya göre, 6-10 yaş arası çocukların yüzde 7’si tarlada çalışırken, bu oran 11-14 yaş diliminde erkek çocuklarda yüzde 52, kız çocuklarında ise yüzde 60’a yükseliyor. 15-18 yaş diliminde ise tarlada çalışanların oranı yüzde 91 oluyor.</p>
<p>Araştırmada öne çıkan başlıklar şöyle:</p>
<ul>
<li> Ailelerin yüzde 80’inin kökeni Şanlıurfa. İkinci sırada yüzde 15 ile Şırnak geliyor. Şanlıurfa-Merkez ve Şırnak-Merkez ilçelerden gelenler hanelerin yüzde 50’sini oluşturmakta. Yoğunlukla işçi gönderen diğer ilçeler ise Suruç, Siverek, Harran ve Cizre.</li>
<li>Şırnak kökenli mevsimlik tarım işçilerine baktığımızda iki ana grup olduğu görülüyor. Bunlardan birincisi eskiden beri tarım işçiliği yapanlar. İkinci grup ise 2016 yılı içinde Şırnak’taki koşullar sebebiyle göç etmek zorunda kalmış, mevsimlik tarım işçisi olarak bölgeye çalışmaya gelmiş olanlar.</li>
</ul>
<h4>25 yıldır evine dönmeyen aileler</h4>
<ul>
<li>Görüşülen haneler ortalama 15 yıldır mevsimlik tarım işçiliğiyle uğraşmakta. Yüzde 25’lik bir kesim için mevsimlik tarım işçiliği 20 yıldır süregiden bir uğraş. 20 ya da 25 yıldır evine dönmeyen aileler var. Evlerine dönmeyen mevsimlik tarım işçileri, büyük çoğunlukla çadırda kalmaya devam etmekte (yüzde 67), çalışmadıkları dönemde bir eve geçmemekte.</li>
<li>Araştırmamız sırasında tarlaya gitmeyen çocukların bir kısmının mahalledeki köylülerin evlerinde ya da çiftliklerinde çalıştıkları ya da hurda, pet şişe, hortum, muşamba, demir, plastik boru ve “zehirli pet” toplayıp sattıkları gözlemlendi.</li>
</ul>
<h4>Güneş çarpmasına en çok kız çocukları maruz kalıyor</h4>
<ul>
<li>12-14 yaş aralığındaki çocuklar arasında çalışanların oranı erkek çocuklar<br />
için yüzde 51, kız çocukları için yüzde 62. Kız çocukları tarlada çalışmaya daha erken yaşta başlamakta. 15-18 yaş dilimindeki erkek çocuklarının yüzde 92’si, kız çocuklarınınsa tamamı tarlada çalışmaya gitmekte. Erkekler ve kızlar arasındaki bu farkın en önemli sebebinin erkek çocuklarının okumaya devam etmeleri olduğunu düşünülüyor.</li>
<li>Çocukların başlarına gelen kazalara bakıldığında en fazla güneş çarpması (yüzde 39 ve 42), arı/böcek sokması (yüzde 51 ve yüzde 40) ön plana çıkıyor. Cinsiyet bazında bakıldığında güneş çarpmasının kız çocuklarının başına daha fazla (yüzde 47) geldiği görülmekte. Bunun sebebi de kız çocukları arasında tarlada çalışanların oranının daha fazla olması.</li>
</ul>
<h4>15’inden küçük yaşta doğuran kadınlar</h4>
<ul>
<li>Kadınlar ilk çocuklarını ortalama 21 yaşında doğurmuş. Yaklaşık yüzde 8’lik bir kesim ise ilk doğumunu 15 yaşından daha küçükken yapmış.</li>
</ul>
<p>Erkek çocukları arasında tarlada çalışsa da eğitimine devam edenlere rastlanırken, kız çocuklarında tarlaya çalışmaya gitmek, eğitimden kopmak anlamına gelmekte.</p>
<p>12-14 yaşları arasındaki kız çocuklarının büyük çoğunluğu çadır temizliği, bulaşık yıkama, ateş yakma, odun toplama, su taşıma ve küçük kardeşe bakma gibi ev işlerine dâhil olmakta. Aynı yaş grubu erkek çocuklarında bu işlerle ilgilenenlerin oranı daha düşük. Bununla birlikte erkek çocuklarının su taşıma, odun toplama ve ateş yapma gibi işlere daha fazla katıldıkları görülmekte.</p>
<p><strong>Raporda yer alan anlatımlardan bazıları ise şöyle:</strong></p>
<ul>
<li>Biz yaklaşık dördüncü ayımıza girdik işte. Dört aydır buradayız… Yani Şırnak’taki yasağın bu kadar kalacağını düşünmüyorduk… Hani kalsın kalsın bir ay kalıp gideriz diye düşünmüştük. Zaten geldiğimizde sadece şu dolaptaki iki parça elbiseyle geldik. Başka hiçbir şey yanımızda getirmedik… Şu anda ne Şırnak’a dönebiliyoruz, ne burada kalabiliyoruz. (Kadın Odak Grup Görüşmesi)</li>
<li>Zehir petleri topluyorum. Mesela tarlalara ilaç veriyor. Petler, ilaçların petleri. Biz ona zehir diyoruz. Sonra onları satıyoruz. Köprünün üstünde bir tane bakkal var ona satıyoruz. (8-11 yaş, Çocuk Odak Grup Görüşmesi)</li>
<li>Yani inan ki, bugün pazara gittik, hani pazardaki çocukları ağladı illa bana elbise al diye. Karneye gideceğiz, karnede giyecek elbisemiz yok. Annemiz sen bize elbise al. Gitti borç aldı. O da tabii ki n’apsın, onlar da diyor ki abla biz şöyleyiz, böyleyiz. N’apıyım kardeşim, çocuğum istiyor param yok, vereceğim. Canımı almayacaksın ya vereceğim. (Kadın Odak Grup Görüşmesi)</li>
<li>Gelirim yetseydi zaten çadırda kalmazdım, bir ev tutmuştum. İnsan yeni evlendiği zaman, çadırda yaşamak zor geliyor. Her şey zor geliyor. Yürümek bile zor geliyor yemin ederim. Ben bazen öyle çadıra bakıyorum, lanet ediyorum hem kendime hem burada yaşadığım için buradaki insanların ben hepsine küfrediyorum. Bazen yakmayı düşünüyorum ha, o derece. (Kadın Odak Grup Görüşmesi)</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/23/mevsimlik-isci-cocuklari-zehirli-pet-toplayip-satiyoruz/">Mevsimlik işçi çocukları: Zehirli pet toplayıp satıyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medikal Arama Kurtarma Derneği: Sağlık hakkına erişim toplumsal bir sorun</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/03/medikal-arama-kurtarma-dernegi-saglik-hakkina-erisim-toplumsal-bir-sorun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2017 15:35:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Erdal Bayraktar]]></category>
		<category><![CDATA[International Medical Corps]]></category>
		<category><![CDATA[Medikal Arama Kurtarma Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimlik işçiler]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığa erişim hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal medikal kurtarma ekipleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12969</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medikal Arama Kurtarma Merkezi (MEDAK) gönüllü sağlık çalışanlarından oluşan bir arama kurtarma ekibi. Program Yöneticisi Erdal Bayraktar merkez hakkındaki sorularımızı yanıtladı. Türkiye&#8217;deki sivil topluma dair eleştirilerine de yer veren Bayraktar dezavantajlı grupların sağlık hakkına erişim konusunda sivil topluma düşen role de dikkat çekti. &#8220;Arama kurtarma faaliyetlerine bir sağlıkçı boyutu katmaya çalışıyoruz&#8221; -Bir tanım sorusuyla başlayalım [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/03/medikal-arama-kurtarma-dernegi-saglik-hakkina-erisim-toplumsal-bir-sorun/">Medikal Arama Kurtarma Derneği: Sağlık hakkına erişim toplumsal bir sorun</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Medikal Arama Kurtarma Merkezi (MEDAK) gönüllü sağlık çalışanlarından oluşan bir arama kurtarma ekibi. Program Yöneticisi Erdal Bayraktar merkez hakkındaki sorularımızı yanıtladı. Türkiye&#8217;deki sivil topluma dair eleştirilerine de yer veren Bayraktar dezavantajlı grupların sağlık hakkına erişim konusunda sivil topluma düşen role de dikkat çekti.</strong><span id="more-12969"></span></p>
<h4>&#8220;Arama kurtarma faaliyetlerine bir sağlıkçı boyutu katmaya çalışıyoruz&#8221;</h4>
<p><strong>-Bir tanım sorusuyla başlayalım isterseniz. Medikal arama kurtarma nedir?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">MEDAK&#8217;ı diğer arama kurtarma gruplarından ayıran temel unsur sağlıkçılardan oluşması ve medikal kurtarmaya odaklanmasıdır. Diğer arama kurtarma gruplarıyla çok yakın ilişkiler içerisindeyiz, destek oluyoruz elimizden geldiği kadar. Arama kurtarma faaliyetlerine bir sağlıkçı boyutu katmaya çalışıyoruz. Türkiye&#8217;deki arama kurtarma denildiği zaman akla ilk olarak AKUT geliyor. Ayrıca ülkede diğer arama kurtarma dernekleri de mevcut. Türkiye her ne kadar afetleri ya da afet risklerini kentsel dönüşüm üzerinden çözmeye çalışsa da aslında bu daha kapsamlı bir risk ve toplumsal alt yapı buna hazır değil. Olası bir afet ya da ihtiyaç durumunda yurt dışında arama kurtarma faaliyetlerini genelde sağlık personelleri yapar. Bu da sahada sağlık personelinin olması gerekliliği anlamına geliyor. MEDAK&#8217;taki birçok insan sağlıkçı ve yaptığı çalışmalarda sağlık hakları üzerinden bir yapılandırma ortaya çıkarmaya çalışıyor. MEDAK&#8217;ın temel unsuru bu; toplumsal afetlerde bir sağlıkçı yaklaşımı ortaya koymak. Hem sahada çalışmalar yürütüyor hem de bilimsel faaliyetler ve makalelerle bilgi alt yapısı oluşturmaya çalışıyor.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12981" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/MedakEğitim-e1491233102407.jpg" alt="" width="900" height="506" /></p>
<p><strong>-Peki derneğin hikayesi nedir? Ne zaman ve hangi motivasyonlarla kuruldu?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başkanımız Mert Eryüksel 2001 yılından beri dağcılıkla uğraşıyor, bir tırmanış faaliyeti esnasında yaşadığı ölümlü bir kaza sonrasında arama kurtarma denen işin içerisinde sağlıkçıların da olması gerektiğini düşünerek konuyu araştırmaya başlıyor ve yurt dışında ulaştığı bilgiler doğrultusunda sağlıkçılardan oluşan bir arama kurtarma ekibi kurma fikri ortaya çıkıyor. Dernekte de ekibimize katılan sağlıkçılara dağcılık, doğada hayatı idame ve afet bölgelerinde konforlu bir şekilde çalışmalarını sağlamak adına çeşitli eğitimler veriyoruz. Sağlıkçı tabanı olan bu kişiler basit arama kurtarma ip teknikleri eğitimleri ve doğaya adaptasyonu öğrendikten sonra her koşulda görev yapabilecek her ortama sağlık hizmeti götürebilecek insanlar haline geliyorlar. İşin içine gönüllülük de girince başarılı bir ekip ortaya çıkıyor. İlk başlarda STK&#8217;laşmanın, yani temel olarak örgütlenmenin önündeki o bürokratik engelleri aşmak biraz zor oldu; yer bulmak, finansal olarak kendini devam ettirmek gibi engellerle karşılaştık. Daha sonra Ataşehir&#8217;de prefabrik bir yerde dernek ilk faaliyetlerine başladı. Fakat ondan sonra o alan yıkıma gitti, çıkmak zorunda kaldık. O vakte kadar finansal sürdürülebilirliğimizi sağlamak için Sağlık Bakanlığı&#8217;na akredite bir ilkyardım eğitim merkezi kurarak bu merkezde ilk yardım eğitimleri, yangın eğitimleri, hafif arama kurtarma eğitimleri vermeye başladık. Suriye’deki çatışmalar yüzünden ülkeye mültecilerin gelmesi üzerine Suriyeli mülteciler üzerine çalışmaya başladık. </span></p>
<h4>&#8220;&#8216;Şu projeden şu kadar para kazanalım&#8217; motivasyonunu edinmedik hiçbir zaman&#8221;</h4>
<p><strong>-Çalışmalarınızdan bahseder misiniz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2016 Haziran ayına kadar küçük ve orta çaplı projeler yaparak çevremizdeki diğer ekiplerle bağlantılarımızı kuvvetlendirdik. AKUT ile protokolü olan tek arama kurtarma ekibiyiz örneğin. Sağlıkçıların afet senaryolarındaki yerini sağlıkçı olmayan arama kurtarmacı dostlarımıza kabul ettirdik ve bundan çok memnunuz. 2016 yılının Haziran ayı itibariyle “Projeler yazalım ve sivil toplumda projelerimizle de etkin bir dernek olalım” fikri ortaya çıktı. Temmuz’da birkaç yere ciddi projeler yazmaya başladık. Hiçbir zaman şöyle bir mantığımız olmadı; &#8220;Şu projeden şu kadar para kazanalım, şöyle bir yere geçelim, şu kadar insan çalıştıralım&#8221; demedik. Genelde yaptığımız çalışmalarda yalnızca maliyeti karşılayacak sponsorlar bulmaya çalıştık. Suriyeli ampüte çocukların tedavisi için bazı hastaneler ve doktorlarla anlaştık. Ameliyat olması gereken bazı mülteciler için Acıbadem Hastanesi ameliyathanelerini kullanmamıza müsaade etti ve gönüllü sağlıkçılarımız bu ameliyatları ücretsiz bir şekilde yaptı. Bir yardım gecesi düzenledik ve buradan gelen gelir direkt projeye aktarıldı. STK’larda hâkim olan “Şu projeden şu kadar para kazanalım” motivasyonunu edinmedik hiçbir zaman. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışmalarımızın uluslararası ayağı olarak ise Nepal’de çalışıyoruz. Sağlık taraması ekipleri her yaz çoğunluğu hayatında doktor görmemiş kırsal alanlarda hem sağlık hizmeti sunuyor hem de eğitimler veriyor. Bu projeyi Acıbadem Üniversitesi ile yürütüyoruz. Hatta yakın zamanda burada yaptığımız çalışmaların da bilimsel bir makalesini yayınlayacağız çünkü bölge halkı ile ilgili en geniş sağlık taraması verilerini elde etmiş olduk bu proje kapsamında.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12983" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Nepal-e1491233174222.jpg" alt="" width="900" height="601" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Nepal-e1491233174222.jpg 900w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Nepal-e1491233174222-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Nepal-e1491233174222-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Nepal-e1491233174222-320x214.jpg 320w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı zamanda çok uzun zamandır mevsimlik işçilerle çalışıyoruz. Bunu MEDAK’ın kurucu üyelerinin de çalışmaları katılınca neredeyse 7-8 yıl oldu diyebilirim. Saha projeleri sayesinde hem mevsimlik işçilerin yoğun olduğu bölgelerde sağlık hizmeti sunuyoruz, sağlık eğitimleri veriyoruz hem de yerel otoritelerle ortaklık kurarak ciddi sıkıntıları olan işçilerin tedavisini sağlamaya çalışıyoruz. Bu çalışmalarımız da bilimsel araştırma ve rapor haline getiriliyor. Kredi Kayıt Bürosu’nun fonladığı, 2015’te gerçekleştirdiğimiz Adana Projemizin raporu da yayınlandı.</span></p>
<p><strong>-Hangi bölgedeki mevsimlik tarım işçileriyle yürüttünüz bu çalışmayı?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adana, Amasya Kilis ve Antep bölgelerinde çalıştık çoğunlukla.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12984" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Mevsimlik1-e1491233273853.jpg" alt="" width="900" height="600" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Mevsimlik1-e1491233273853.jpg 900w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Mevsimlik1-e1491233273853-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Mevsimlik1-e1491233273853-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/Mevsimlik1-e1491233273853-320x213.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<h4>&#8220;Sivil toplumdaki &#8216;bu işler gönülle olmaz&#8217; algısı çok yaygınlaşmış&#8221;</h4>
<p><strong>-Bugün bir STK’nin sadece bir tanesini ele alabildiği birçok konuyla birden ilgilenmişsiniz. Mülteciler, mevsimlik göçmen işçiler, uluslararası sağlık taramaları vs. Fakat buna rağmen görünürlüğünüz pek yok sanırım. Sebebi nedir?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet gerçekten yok. Haziran ayında İngiltere’ye bir proje başvurusu yapmıştık. Bizi bulmalarının sebebi şöyle; geçmişte yaptığımız bir çalışmanın raporu ellerine geçmiş ve çok beğenmişler. Yaptığımız bütün çalışmaları, hatta eğitim programlarını bile başka sivil toplum yapılanmalarının da faydalanabilmesi için internette yayınlıyoruz. Bazı STK’lar ve şirketler bu tür bilgileri paylaşmaktan çekinir fakat biz toplumsal bir bilgi birikim üzerine yoğunlaştığımız ve bunun toplumsal bir çalışma olduğunu düşündüğümüz için bilginin mülkiyetine karşıyız. Bu tür bilgileri paylaşma taraftarıyız. Bunu kötüye kullananlar da var, böyle bulup bizimle iletişime geçenler de var. İngiltere’den Penny Apeal diye bir kuruluş bizimle iletişime geçti. &#8220;Yaptığınız çalışmalara yönelik bir kaynağımız var, eğer ilgilenirseniz sizinle beraber çalışmak isteriz, proje bekliyoruz sizden&#8221; dediler. Güzel bir proje hazırladık. 50 60 sayfalık baya kapsamlı bir doküman verdik onlara. &#8220;Proje çok güzel olmuş kime yazdırdınız&#8221; dediler. &#8220;Biz yazdık&#8221; dedik. &#8220;Peki nasıl yapıyorsunuz sahadaki ekibiniz nasıl&#8221; dediler. &#8220;Bu insanlar gönüllü çalışıyor&#8221; dedik, aramızda gönüllü doktorların, sağlık personelinin ve öğrencilerin olduğunu söyledik. Sivil toplumdaki &#8216;bu işler gönülle olmaz&#8217; algısı çok yaygınlaşmış. &#8220;Parasız çalışıyorsanız veya çalıştırıyorsanız biz buna inanmıyoruz&#8221; dediler. Projeyi beğenmelerine rağmen bize o kaynağı vermediler. Bundan sonra bizi bir karamsarlık sardı, yani kapanma sürecine girmiştik o sırada da International Medical Corps’un çağrısı imdadımıza yetişti. Bu çağrı aslında yerel STK&#8217;ların desteklenmesine yönelik bir çağrıydı IMC’nin katkılarıyla bu projeye başvurduk ve proje beğenilerek kabul edildi. Kendileriyle güzel bir uyum yakalayarak geliştirdiğimiz S.O.S.yria Projesi’ni Kasım 2016’dan beri yürütmekteyiz.</span></p>
<h4>&#8220;MEDAK bünyesinde biz yaptığımız çalışmaları hayatımızı idame ettirmek için değil, hayata dair gördüğümüz dertlere yönelik gerçekleştiriyoruz&#8221;</h4>
<p><strong>-İnsanlar sizi hangi noktada anlamıyorlar?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Daha çok finansal olarak bir anlaşılamama durumu söz konusu. &#8220;Niye bunlarla uğraşıyorsunuz?&#8221; deniyor, temel bağlantıları bu. Şey söylüyorlar &#8220;Bu insanların projelerde çalıştığını söylüyorsunuz da niye çalışsınlar ki?&#8221; deniyor. Biz gönüllü çalışıyoruz dediğimiz zaman gönülle olmaz bu işler deniyor. O da STK kavramının 3. sektör kavramına girmesiyle alakalı bir şey galiba. Mültecilerle alakalı da aslında en büyük çekincemiz buydu. Çünkü mültecilerin bir süredir yeni proje alanı veya yeni fon kaynağı olarak düşünüldüğünü görüyoruz ki bu bizim için çok sinir bozucu bir şey. O projelerde aktarılan paralar şişirilen bütçeler, sadece bir sektörü devam ettirmek için mi kullanılıyor yoksa hakikaten amaç Suriyelilere yönelik bir şeyler yapmak mı yoksa onlar bizim yaptığımız çalışmaların bir objesi mi? Yani kim için ne yaptığımız bizim için önemli. STK olarak çalışmak bizim hayalimiz evet ama bizi pek çok STK’dan ayıran en önemli nokta sağlık personellerinden oluşuyor olmamız. Dolayısıyla proje yazmalıyız mutlaka, para kazanmak için bunu yapmalıyız dendiği zaman işin ucu kaçıyor. O noktaya gelmek gibi bir planımız yok. Sonuçta MEDAK bünyesinde biz yaptığımız çalışmaları hayatımızı idame ettirmek için değil, hayata dair gördüğümüz dertlere yönelik gerçekleştiriyoruz. Bir proje yazıp dünyaları iyileştirdik havasına bürünemeyiz tabii, ama para kazanma derdimiz olmayışından bunun vicdani rahatlığını yaşıyoruz.</span></p>
<h4>&#8220;Yaptığımız çalışmalardan akademik bir bilgi birikimi oluşturmaya çalışan bir ekibiz&#8221;</h4>
<p><strong>-UMKE’den farkınız nedir ve yaptığınız özgün çalışmalar nelerdir?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">UMKE (Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri), Sağlık Bakanlığına bağlı devlet memurlarından oluşan bürokratik bir yapı, işleyiş ve müdahale prosedürleri daha farklı. Örneğin UMKE bir deprem bölgesinde en gereken yere enkaz altına sağlıkçılarını sokmaz, enkaz altıyla ilgili eğitim vermez, bizse enkazın altında çalışabilecek, çalışması gereken, hastaya daha çıkarılmadan uygulanması gereken müdahaleleri gerçekleştirebilmeleri için sağlıkçıları orada nasıl çalışmaları gerektiği konusunda eğitiyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim olumlu yönde farkımız; gönüllü bir ekibimiz var ve bu yaptığımız çalışmalardan akademik bir bilgi birikimi oluşturmaya çalışan bir ekibiz. Aynı zamanda bu çalışmaların mülkiyetini kendine saklamayan bu çalışmaları toplumsal bir çalışma olarak gören, yaptığı bütün çalışmaları paylaşan bir ekibimiz var.  </span></p>
<h4>&#8220;Ayrıca kendilerini psikolojik olarak da geri çekiyorlar, çünkü hastaneye gittikleri zaman kendilerine ayrımcı bir şekilde bakılıyor, istenmediklerini hissediyorlar&#8221;</h4>
<p><strong>-Sağlığa erişim hakkı savunan bir dernek olarak özellikle dezavantajlı gruplarla ilgilendiğinizi görüyorum; Kadınlar, Suriyeliler, çocuklar ve göçmen işçiler. Mülteci kadınların bu ülkede sağlığa erişim hakları ne durumda?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekonomik duruma göre çok değişen bir şey. Türkiye vatandaşlarının sağlık hakkına erişimi aile sağlık sistemi gibi hizmetler sayesinde birazcık daha avantajlı oluyor. Ama sosyo ekonomik olarak biraz daha altlara indiğimizde bunun tamamen yadsındığını görüyoruz. Göçmen işçiler var, bir de göçmen kadın işçiler var; hani mülteciler var mülteci kadınlar var; merdiven altında çalışanlar var birde merdiven altında çalışan kadınlar var. Yani sağlık sorunları da katlanarak artıyor bu durumda. Sağlık hakkına erişimde şunu görüyoruz net bir şekilde sosyo ekonomik olarak düştükçe imkânlar da azalıyor. Mülteci olduğunda olumsuz anlamda daha da derine iniyorsunuz, çocuk olduğunuzda ya da kaçak işçi olduğunuzda daha da derine iniyorsunuz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de şu ayrımcılık çoğu yerde vurgulanıyor, ırkçı bir söylem; Suriyelilerin cebine çok para konuluyor, üniversiteye giriyor, hastaneleri doldurdu, okulları doldurdu gibi ama sahaya indiğimiz zaman şöyle bir şey var, hastanelere gidemiyorlar. Acil durumlar dışında çoğunun sağlık hizmetlerine erişimleri yok. Hamile kadınlar doğum öncesi ve sonrası kontrollerini yapamıyorlar. Ayrıca kendilerini psikolojik olarak da geri çekiyorlar, çünkü hastaneye gittikleri zaman kendilerine ayrımcı bir şekilde bakılıyor, istenmediklerini hissediyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dolayısıyla sağlık hakkına erişim ciddi bir sorun olarak ortaya çıkıyor. International Medical Corps’un katkılarıyla yürüttüğümüz S.O.S.yria Projesi, başta sağlık hakkına erişime yönelik engelleri hedefleyerek gelişmişti. Bu yaşanan engellerin Suriyeli kadınlar üzerindeki etkisini proje süresince ne yazık ki deneyimledik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projemiz, Suriyeli annelerin Türkiye&#8217;deki sağlık sistemine erişimiyle alakalı bazı temel bilgileri de sunduğu için çok olumlu karşılandı. Şöyle bir şey var, bu kadınlar sağlık hizmetlerine ulaşmak istedikleri zaman da ulaşamıyorlar. Türkçe bilmeyenler var aralarında sadece Suriye mültecileri için değil bu Kürt vatandaşlar için de geçerli. İhtiyaç anında sağlık hizmetine ulaşamamak başlı başına bir sorun. Bürokratik engeller var, sosyo-ekonomik engeller var. Bu insanların sağlık hizmetlerine erişimi bir şekilde kısıtlanabiliyor. </span></p>
<h4>&#8220;2013 yılından bu yana yaklaşık 3000 kişiye ilk yardım eğitimi verdik&#8221;</h4>
<p><strong>-Eğitimlerinizden bahsedelim biraz. Şimdiye kadar kaç kişiye eğitim verdiniz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2013 yılından bu yana yaklaşık 3000 kişiye ilk yardım eğitimi verdik. Eğitimlerimizi gönüllülere, yasal zorunluluk gereği almak isteyen şirketlere, kendini ilk yardım konusunda geliştirmek isteyen arama kurtarma personellerine ulaştırdığımız gibi yurt içi ve yurt dışında gerçekleştirdiğimiz projelere de ekliyoruz. Geçtiğimiz yıl Nepal’de 4 farklı köyde ilk yardım ve arama kurtarma eğitimleri verdik. Dünyanın en büyük medikal gönüllü organizasyonu olan Sınır Tanımayan Doktorlar’ın Kilis’te çalışan personellerine bile ulaşan geniş bir ağ kurduk 4 yıl içerisinde. Proje bazlı eğitimlerimizde ise şu an Suriyeli annelere yönelik International Medical Corps’un desteği ile yürüttüğümüz S.O.S.yria Projesi’nde 200 tane kadına eğitim verdik, veriyoruz. Bu Suriyeli annelere yönelik eğitimlerimizde 20 kişilik gruplar halinde eğitimlerimizi ulaştırıyoruz. 10 tane yine Suriyeli, Türkçe konuşan proje asistanı yetiştirdik. Eğitimlerimizde tercüman olarak çalışıyorlar. Eğitimlerimizde, kadınların günlük hayatta karşılaşabilecekleri acil durumlara yönelik bilgileri veriyoruz. Suriyeli annelerin karşılaşabilecekleri acil durumlar, olası kazalar, bir sağlık hizmeti almak istediklerinde ne yapabileceklerine yönelik eğitim veriyoruz. Asistanlara da iletişim teknikleri, sunum teknikleri, etkili toplantı yönetimi gibi eğitimler verdik. Anneleri seçmemizin sebebi şuydu aslında, Suriyeli anneler daha çok aileleriyle vakit geçirdikleri ve olası bir durumda çocuklarla veya evdeki yaşlılarla bir arada oldukları için daha hızlı müdahale ederler diye düşündük. Bir de şöyle bir şey var, Acil müdahale ya da sağlık ekipleri gelene kadar yapılabilecek müdahale, olası riskleri daha çok azaltıyor. Bu, verdiğimiz afet bilinci, yangın, vb. gibi tüm eğitimler için geçerli.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12985" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/SuriyeEğitim1-e1491233366218.jpg" alt="" width="900" height="506" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje çalışmaları içerisinde International Medical Corps&#8217;un katkıları ve eğitimleri, bize aslında bir ağ açtı. Diğer alanda çalışan STK’larla iletişime geçmemizi sağladı. S.O.S.yria Projesi’nde temel sorun olarak gördüğümüz şey Suriyeli mültecilerin sağlık hakkına erişiminin kısıtlı düzeyde olması, yeterli bir şekilde faydalanamamaları ve olası risklerin gerçekleşme durumunda can kayıplarına yol açması ihtimaliydi. Dolayısıyla biz de öncelikli olarak Suriyeli mülteci annelere yönelik böyle bir eğitimi hazırlayarak uyguladık. Eğitimde, yanıklara müdahale, hava yolu tıkanıklığına müdahale, yabancı cisim kaçtığında nasıl müdahale edilir, kol kırıldığında nasıl müdahale edilir gibi temel ilk yardım bilgileri var. Çok da memnunlar bu eğitimlerden. İlk yardım kiti hazırladık daha geniş kapsamlı bir şekilde, bir müdahale olduğu zaman bu müdahale için temel ekipmanları da içeriyor bu kitler. Suriyeli mülteci annelerin olası acil durumlar karşısında kapsamlı bir şekilde hazır olmasını amaçlıyoruz. Ayrıca proje kapsamında 10 tane STK ile anlaşma imzaladık. Protokolümüzü gelecek ayımızda imzalamış olacağız. Bu 10 tane STK ile de şöyle bir şey yapmayı düşünüyoruz; biz bir eğitim programı geliştirdik bu eğitim programını da bu STK&#8217;larla paylaşmayı düşünüyoruz. Bir gruba eğitim vermek istediğimiz zaman &#8220;Programımız budur, isterseniz sizin için eğitmen yetiştirebiliriz, isterseniz de gelir o eğitimi sizin için veririz&#8221; diyoruz. Protokol için görüştüğümüz STK&#8217;lar da &#8220;Çok güzel bir çalışma beraber iş yapalım&#8221; diye bizim çalışmalarımıza destek olmaya başladılar. Kendi özel eğitimlerine bizi çağırmaya başladılar. İnsan Kaynağı Geliştirme Vakfı kendi yaptıkları bir projede bizim eğitmenlerimizi dahil etti.  Small Project İstanbul kendi ekibine bizim eğitimlerimizi verdi. Hayata Destek Vakfıyla konuştuk, onlar da ilerde bizimle çalışmak istediklerini belirttiler. Yani proje bize aslında hem sahada daha çok deneyim kazanmamızı sağladı hem de diğer STK&#8217;larla iş birliği yapmamızı sağladı, onlar tarafından görünür olmamızı sağladı. Daha çok görünebilmek, sivil toplumda daha çok faal olabilmeyi beraberinde getiriyor. Bu noktada da bize en büyük desteği Internatıonal Medical Corps veriyor. Kendi çalışmalarına mümkün olduğunca bizi dahil ediyor, kendi kurumsal eğitimlerine bizi dahil ediyorlar. Sosyal medya kullanımı ya da finansal gelişime yönelik kurum eğitimlerine bizi davet ediyor. Beraber bir şey yapmamız bizim için çok değerli. Ayrıca bu durum bizim kapasitemizi de artırıyor ki projenin temel işlevlerinden bir tanesi de oydu.</span></p>
<h4>&#8220;Yaptığımız çalışmalarda temelde olan ırkçılığı yok etmek istiyoruz&#8221;</h4>
<p><strong>-Son bir sorum olacak; ilerde yapmak istedikleriniz neler? Şu anda kafanızda halihazırda bulunan bir kıvılcım var mıdır? Neler düşündüğünüzle ilgili bir iki maddeden bahseder misiniz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz sağlık hakkına erişimin hakikaten toplumsal bir sorun olduğunu düşünüyoruz ve toplumsal sorunun çözülmesine yönelik olarak öncelikle kırılgan grubu hedef alarak faaliyetler geliştirmek yani sağlık taramalarından tutun bir medikal ekip oluşturulması ya da yurt dışında çok yaygın olan toplumsal gönüllülerin oluşturulması gibi çalışmalar yapmak istiyoruz. Bir yandan da yaptığımız çalışmalarla onların sağlık erişimi var, onlar bedava yararlanıyorlar algısını kırmak istiyoruz. Yaptığımız çalışmalarda temelde olan ırkçılığı yok etmek istiyoruz. Daha çok savaştan kaçarak gelen ve gerçekten zor durumda olan engelli çocuklara temas ederek onların yaşadıkları travmaları çözmek istiyoruz. Bu da aslında bizim kurumsal gücümüzle çok alakalı bir şey. Yaptığımız çalışmalarda hedef grubumuz veya temasta olduğumuz insanlar için bu göçmen işçiler, tarımda çalışanlar ya da kadınlar ve mülteciler için temelde sağlık hakkına erişimi geliştirmek. Onların acil durumlar karşısındaki konumlarını biraz daha güçlendirmek istiyoruz çünkü yanlış bir müdahalede sakat kalabiliyorlar, hayatlarını kaybedebiliyorlar. Zaten sosyo-ekonomik olarak çok zor durumda olan bu insanlar böyle bir sorunla karşılaştıkları zaman yaşıyor ama tamamen muhtaç olarak yaşıyor ve bu bir insanın kişiliği bir insanın kendine olan özgüveni için çok acı verici bir şey. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/03/medikal-arama-kurtarma-dernegi-saglik-hakkina-erisim-toplumsal-bir-sorun/">Medikal Arama Kurtarma Derneği: Sağlık hakkına erişim toplumsal bir sorun</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
