<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mevlüt Çavuşoğlu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/mevlut-cavusoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mevlut-cavusoglu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Jul 2019 07:40:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Mevlüt Çavuşoğlu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mevlut-cavusoglu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Mültecilerin Hayatları Riske Atılmamalı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/24/multecilerin-hayatlari-riske-atilmamali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jul 2019 07:40:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[DİDEM DANIŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Geçici koruma statüsü]]></category>
		<category><![CDATA[GÖÇ ARAŞTIRMALARI DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlüt Çavuşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Soylu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Basına ve sosyal medyaya yansıyan mültecilerin geri gönderme haberleri ile ilgili konuştuğumuz dernek temsilcileri, akademisyen ve avukatlar, hükümetin mülteci politikasında değişikliğe dikkat çekerek mültecilerin hayatlarının riske atacak uygulamalardan vazgeçilmesini istediler. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/24/multecilerin-hayatlari-riske-atilmamali/">‘Mültecilerin Hayatları Riske Atılmamalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Yerel seçimlerinden sonra mültecilere yönelik daha katı bir politika izleyeceğinin işaretlerini veren hükümet ilk adımı attı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Sahil Güvenlik Komutanlığına ait TCSG Dost Gemisi’nde yaptığı &#8220;Batılılardan farkımız şu ki; biz yakaladığımız insanlara suçlu ya da terörist muamelesi yapmıyoruz. Güvenliği elden bırakmadan, yasal prosedürlere uygun olarak onları geldikleri ülkelere geri göndermeye çalışıyoruz. Yakalanan hiçbir kaçak göçmen, kötü muameleyle karşı karşıya kalıyor değildir&#8221; sonra konuşmasından sonra İstanbul’da mültecilere yönelik kimlik kontrolleri başlandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kentin bir çok noktasında kurulan polis noktaları ile birlikte kaydı olmayan ya da kaydı başka bir olduğu halde İstanbul’da yaşayan Suriyeli mülteciler alı konulmaya başlandı. Bu mültecilerin sınır dışı edildiğine dair basında haberler yer aldı. The Independent Türkçe muhabiri Cihat Arpacık haberinde 400 mültecinin İdlib’e gönderildiğini ve kontrollerin yayılacağını yazdı. Sınır dışı edilen mültecilerin elleri plastik kelepçelerle bağlı bir şekildeki yolculuk görüntüleri de sosyal medyaya yansıdı. İdlib’e yapılan son hava saldırısında 38 kişi öldü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Valiliği ise yaptığı açıklama sınır dışı iddialarını yalanladı ve mültecilere kayıtlı olduğu ile dönmesi için 20 Ağustos’a kadar süre tanıdığını, kayıtsız olanların da kayıt olabileceği ile illere gitmesi gerektiğini dile getirdi. Yine yıl sonuna kadar 80 bin göçmenin sınır dışı edileceği açıklandı. Yaşananlar karşısında tedirginlikleri artan mülteciler evlerinden ya da işyerlerinden çıkamaz duruma geldi.  İstanbul Valiliği&#8217;nden gelen açıklamanın ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından yapılan geri gönderme sözleşmesinin askıya alınma duyurusu ile de Avrupa Birliği devletlerine de mesaj verilmek isteniyor. </span></p>
<p><b>‘Hukuki Açıdan Sınır Dışı Etme Koşulları Yok’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyolog Didem Danış, Geçici Koruma Statüsüne yönelik eleştirilerindeki haklılıklarının bir kez daha ortaya çıktığını dile getirdi. Geçici Koruma Statüsü’nün en temel maddesi olan sınır dışı yasağının uygulanmadığını belirten Danış “Suriyelilerin kendi istekleri dışında gönderildiğini öğreniyoruz. Bunun tam olarak sebebi de belli değil; haberlerden sadece suça karışmak olmadığını anlıyoruz. Sebep olarak, Suriyelilerin kayıtlı olduğu ilin dışında ikamet ediyor olması gösteriliyor. Farklı ilde ikamet edenin kayıtlı olduğu il yerine ülke dışına gönderilmesi çok sert bir uygulama. Hukuki açıdan sınır dışı etme koşullarının oluşmadığını görüyoruz. Sanıyorum bu sebeple, o kişilere zorla “gönüllü geri dönüş” kağıtları imzalatılıyor” dedi. </span></p>
<p><b>‘Batıdan Tepki Geleceğini Sanmıyorum’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyeliler açısından yedi yıldır devam eden görece pozitif dönemin kapandığını ifade eden Danış, “Suriyelilerin bu durumda hayatlarını nasıl idame ettirebilecekleri büyük bir soru işareti. Zaten toplumda genel bir tepki ve güçlü bir nefret söylemi yükseliyordu. Şimdi devlet tarafından da olumsuz bir tavır benimseniyor. Geri göndermeler daha çok seçim sonuçlarına bağlanıyor ama bence esas mesele giderek sertleşmekte olan ekonomik kriz. Ekonomik krize yönelik siyasi tepkiyi hafifletmek amacıyla Suriyeliler geri gönderiliyor gibi geliyor bana. Maalesef bugün, güya liberal demokrat olarak tarif edilen Batının acıklı hali de ortada. Avrupa’da bu uygulamaya hiçbir devletin samimi bir şekilde karşı çıkacağını, ‘yapmayın etmeyin’ diyeceğini sanmıyorum. Onun için de Suriyeliler kendi başlarına kalmış durumdalar.  Onları savunabilecek sivil toplumun zayıf olması da ayrıca üzücü” diye konuştu. </span></p>
<p><b>GAR: Mültecilerin Yaşam Hakları Riske Atılmamalı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göç Araştırmaları Derneği tarafından geri göndermelerle ilgili yapılan açıklamada ise  Suriye’ye sınır dışı edildiği yönündeki bilgilerin sosyal medyada görünür hâle gelmesi, bu işlemlerin hukuka uygunluğu konusunda kaygı uyandırdığı belirtilerek “Sığınmacıların yasal olmayan nedenler ve usullerle sınır dışı edilerek, Suriye gibi savaşın ve çatışmaların hüküm sürdüğü istikrarsız bölgelere geri gönderilmeleri Türkiye’nin tâbi olduğu ulusal ve uluslararası mevzuata aykırı olduğu gibi, bu uygulamayı hayata geçirenlerin amaçladığı çözüme de hizmet etmemektedir. Birçok örnekte görüldüğü üzere sığınmacılar yeniden o bölgeden kurtulmanın yollarını arayacak ve bulacaktır.Bu çerçevede, Suriyelilerin sadece kayıtlı oldukları ilin dışında bulunmaları sebebiyle sınır dışı edilmelerinin, kanuni bir dayanaktan yoksun olduğu ve hukuka aykırılık teşkil edeceği bir gerçektir. Türkiye’ye sığınmış bu kişilerin yaşam hakları bu tür uygulamalarla risk altına atılmamalıdır” denildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıklamada ayrıca önce uyum ve bir arada yaşama yönünde politikalar geliştirilmesi, güçlü ve etkili bir kamuoyunun inşası için girişimlere başlanması da istendi. </span></p>
<p><b>‘Tekil Sınır Dışı Toplu Sınır Dışı İşlemlerine Döndü’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci hakları ve hak ihlalleri ile çalışmalar yürüten Avukat Abdulhalim Yılmaz da basına yansıyan haberlerin şimdiye kadar tekil olan sınır dışı etme uygulamalarının toplu hale geldiğini gösterdiğini dile getirdi. Geri göndermenin ve toplu halde sınır dışı işlemlerinin hem Türkiye mevzuatına hem de uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu belirten Yılmaz şunları söyledi “Onlarca ya da yüzlerce kişiyi tek bir kararla, özel değerlendirme yapılmaksızın  toplu olarak sınır dışı edemezsiniz. Kişilerin toplu bir şekilde otobüslerle gönderilmesi kendi içerisinde ayrıca bir kötü muamele şekli oluşturuyor, insani olmayan bir sonuç doğuruyor. O insanların Suriye’de başına bir şey gelecekse, işkence görecek olursa Türkiye sorumlu. Bu uygulama ahlaki, siyasi açıdan sorumlu bir karar ama en başta hukuki açıdan sorumlu bir durum”. </span></p>
<p><b>‘Ensarlık ve Muhacirlikten Sınır Dışı Etmeye’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükümetin dünyaya örnek olarak bahsettiği, övündüğü mülteci politikasını temelinden sarstığını ifade eden Yılmaz  “Birkaç milliyetçi oy alabilirim mantığıyla yapıyorsa çok ciddi bir yanılgı içine gireceğini bilmek gerekir. Milliyetçi kesimlerden oy alamayacağı gibi kendi tabanının fikirlerine, görüşlerine çok ters olan bu uygulamanın sonucunda oy kaybedeceğini düşünüyorum. Yıllarca ensar-muhacir kardeşliğinden bahsedip bu insanları toplayıp göndermek ciddi anlamda bir sıkıntıdır. Bu insanlar suça karışmış ise gerekli hukuki süreç başlatılır ve yasa ne diyorsa o yapılır ya da idari açıdan sakıncalı olan yabancı kapsamına alınmışsa güvenli bir üçüncü ülkeye gitme imkanı verilir. Tek problem kayıtsız olmaları ya da kayıtlı oldukları ilin dışında başka bir ilde bulunmaları ise bunun da çözümü gayet basit, kayıtlarını düzenlemektir. İç İşleri Bakanlığının toplu olarak sınır dışı etme çalışmalarının ve buna bağlı olarak asayiş girişimlerinin ciddi anlamda sıkıntılar doğuracaktır. Buna bir şekilde dur denmesi gerekiyor. Bir sorun varsa buna insani şekilde çözüm sağlanabilir” dedi.  </span></p>
<p><b>‘Hükümetin Mülteci Politikalarında Söylem Değişikliği Var’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci Der İdari Koordinatörü Pırıl Erçoban, hükümetin mültecilere yönelik politikalarında söylem değişikliği olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Seçim sürecinde ve seçim sonrası süreçte hükümetin ‘Suriyeli kardeşlerimizi ülkelerine kavuşturacağız’ ve sağlık hizmetlerine erişiminde katkı payı alınacağına yönelik açıklamalar oldu. Mülteci olsun olmasın, herhangi bir insan zulüm göreceği ülkeye gönderilmemesi gerekiyor. Mültecilik nedenleri konusunda endişe varsa bu araştırılır ve gönderilecekse de zulüm görmeyeceği ülkeye gönderilir. Mültecilik nedenleri taşıyan kişilerin kaydı olmaması ya da izinsiz çalışıyor gibi nedenlerle sınır dışı edilmesi Türkiye’nin hem ulusal hem de uluslararası yükümlülüklere aykırı”. </span></p>
<p><b>‘Kayıt ve Çalışma İzinleri Tekrar Düzenlenmeli’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul’a kayıt olmak isteyip de kayıt olamayan ya da kayıt şehrini İstanbul’a taşımak için bekleyen binlerce mülteci olduğunu da dile getiren Erçoban, “İdare yapacağı uygulamada bu gerçeği unutmaması lazım. Bu insanlar İstanbul’da bir şekilde hayat kurmuş durumdalar. Çeşitli gerekçelerle kayıt etmemek hem devlet güvenliği hem de insanların haklara erişimindeki konularında sorun yaratıyor.  Hükümetin mültecileri, yerli halkın nüfusunu dikkate alarak dağılımını yapması çok sert bir uygulama değil ama Cenevre Sözleşmesinin içinde mültecilerin ülkede serbestçe dolaşma hakkı var. İstanbul kayıtlara açılması bütün mültecilerin İstanbul’a yerleşeceği anlamına gelmiyor. Başka bölgelerde de iş teşviki ile İstanbul’a göçün önü kesilebilir. Nasıl vatandaş adresini değiştirince bildirim yükümlülüğü varsa bu mülteciler için de uygulanabilir. Kayıt ve çalışma izni sistemi oturduğunda mültecilerin bulunduğu ilde yaşama imkanı düzelir. Bu iki sorun düzenlenirse pek çok sorun aslında birbiri ile bağlantılı olarak düzelebilir” diye konuştu. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/24/multecilerin-hayatlari-riske-atilmamali/">‘Mültecilerin Hayatları Riske Atılmamalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe Zirvesi’nde Mültecilerle İlgili Bilgi Kirliliğine Tepki</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/30/kartepe-zirvesinde-multecilerle-ilgili-bilgi-kirliligine-tepki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Oct 2018 07:28:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kartepe Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[kontrollü göç]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlüt Çavuşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Soylu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31926</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Belediyesi’nin öncülüğünde ‘Göç, Mültecilik ve İnsanlık’ temasıyla Kartepe Zirvesi’nin ikincisi düzenlendi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/30/kartepe-zirvesinde-multecilerle-ilgili-bilgi-kirliligine-tepki/">Kartepe Zirvesi’nde Mültecilerle İlgili Bilgi Kirliliğine Tepki</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kartepe Zirvesi’nde konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, mültecilerle ilgili dolaşıma  sokulan bilgi kirliliğine tepki göstererek, &#8220;Yüzyılın bu en korkunç trajedilerinden biriyle ilgili, vicdan ve merhamet yoksunu yorumlarla toplumu bölmeye çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bakın Türkiye&#8217;de suça karışma oranı yüzde 2,5&#8217;tur. Ülkemizdeki Suriyelilerin, suça karışma oranları ise binde 8&#8217;dir ve bu oran 2015&#8217;te yüzde 1,4&#8217;tü. Yani giderek azalıyor. Sürekli aşağıya iniyor. Sadece bunlar değil, daha öyle iftiralar duyduk ki&#8230; Mesela, işlemlerini yapmak üzere ülkelerinden ve konsolosluklardan belge isteyebilmeleri için sadece ankesörlü telefonlarda geçerli telefon kartları dağıtılması projesi gerçekleştirildi. AB fonlarıyla finanse edilen bir projeydi. Bunu &#8216;Suriyelilerin telefon faturalarını devlet ödüyor.&#8217; yalanıyla gazetelerinde manşetten verdiler. Keza, Kızılaykart ile verilen yardımları &#8216;Suriyeliler devletten maaş alıyor.&#8217; diye yaydılar. Oysa bu da tamamen AB fonlarıyla yapılan bir projeydi ve kimseye maaş bağlanması gibi bir durum asla söz konusu değildi. “ diye konuştu.</strong></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde üniversite, sivil toplum kuruluşu, uluslararası kurum ve kuruluşlardan 22 paydaşın ortaklığında düzenlenen Kartepe Zirvesi, 26-29 Ekim tarihleri arasında yapılacak. Bu yıl 31 ülke, 184 kurumun temsil edildiği zirvenin açılışına,  Dışişleri Bakanı ve Zirve 2018 Onursal Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, eski Yunanistan Başbakanı George Papandreou, BM Türkiye Mukim Koordinatörü Irena Vojackova Sollorano, Yunanistan Göç Politikaları Bakanı Dimitris Vitsas, AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Christian Berger, Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy ile öteki ilgililer katıldı. Yurt içinden 62, yurt dışından 31 üniversiteden akademisyenin katılımıyla yapılan zirve, 2 konferans, 2 açılış panel toplantısı, 2 çalıştay, 22 panel, 11 akademik oturum ve etkinliklerden oluşuyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-31935" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/2-e1540617537795-640x409.jpg" alt="" width="360" height="230" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/2-e1540617537795-640x409.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/2-e1540617537795-610x390.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/2-e1540617537795-320x205.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/2-e1540617537795.jpg 849w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />The Green Park Kartepe Otel&#8217;de düzenlenen zirvenin açılışında konuşan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, yakıcı etkisinin devam etmesi sebebiyle zirveyi göç temasıyla yaptıklarını belirterek, “Alevler üstümüze üstümüze geliyor. Bu yangını söndürme seferberliğine entelektüel katkı sunmak istedik. Bu nedenle göç konusunu seçtik. Gayretimiz Aylan bebeklerin, Rawda Nurların, Ümranların hayatta kalması, insanlık vicdanı ve gücünün kendini göstermesi içindir.&#8221; dedi.</p>
<p>İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da konuşmasında, Türkiye’nin göçü önlemeye değil yönetmeyi seçtiğini belirterek, “Türkiye&#8217;nin nüfusu 80 milyon 810 bin kişi. Halen barındırdığımız Suriyeli göçmen sayısı 3 milyon 587 bin 930 kişi. Oysa 500 milyon nüfuslu Avrupa Birliği&#8217;ndeki (AB) toplam Suriyeli mülteci sayısının yaklaşık 700 bin civarında olduğu söyleniyor. 2017 verilerine göre, bunun 518 bin kişisi Almanya&#8217;da ve aynı dönem için İstanbul&#8217;daki Suriyeli göçmen sayısı 537 bin. Yani sadece İstanbul, Almanya kadar, hatta Avrupa&#8217;nın dörtte üçü kadar göçmen ağırlıyor ve Batı&#8217;daki mültecilerin hemen hepsi çok büyük bir özenle seçiliyor.&#8221; dedi. Türkiye&#8217;nin göç ve mülteci politikasının, rastgele belirlenmiş, sadece kapıları açmaktan ibaret bir politika olmadığını vurgulayarak, “Göçü yönetmek sadece kamp kurmak, günde üç öğün yemek çıkarmak değildir. Bu elbette ki önemlidir. Hatta üzülerek görmekteyiz ki bunu bile yapmayan ülkeler var. Oysa göçü yönetmek, bu insanları yaratıcının emaneti kabul etmek, ihtiyaçlarını karşılamak, onların sosyal ve ekonomik hayata uyumunu sağlamak ve onları nihai hedeflerine ulaştırmaktır çünkü her göçün bir son durağı vardır. Onları ulaştırmalısınız. Eğer sizin ülkenizde kalmaya karar vermişlerse de bu işin altyapısını hazırlamalısınız.” diye konuştu.</p>
<p><img decoding="async" class="alignright wp-image-31932" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/m-640x480.jpg" alt="" width="360" height="270" />Suriyelilerle ilgili dolaşıma sokulan bilgi kirliliğine de tepki gösteren Soylu, “Yüzyılın bu en korkunç trajedilerinden biriyle ilgili, vicdan ve merhamet yoksunu yorumlarla toplumu bölmeye çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. Farklı düşünenler elbette ki olabilir, bu çok doğaldır ancak bir muhalefet milletvekilinin, bir siyasi sorumsuzun yalanlarla göçten siyasi rant elde etmeye çalışması utanç vericidir. Yazıklar olsun, üzüldüğüm için söylüyorum, vicdanım olduğu için söylüyorum. Bakın Türkiye&#8217;de suça karışma oranı yüzde 2,5&#8217;tur. Ülkemizdeki Suriyelilerin, suça karışma oranları ise binde 8&#8217;dir ve bu oran 2015&#8217;te yüzde 1,4&#8217;tü. Yani giderek azalıyor. Sürekli aşağıya iniyor. Yine bir rakam daha vereceğim. Bu adam sürekli olarak her Suriyeliyi tacizci, tecavüzcü olarak gösteriyor. Bu yıl 29 bin 743 cinsel içerikli olayın yaşandı. Bunlar içinde Suriyelilerin karıştığı olay sayısı 749&#8217;dur. Üstelik bu rakama taciz mağduru Suriyeliler ve kendi aralarındaki olaylar da dahildir. Şimdi, rakamlar bu şekildeyken acaba yalanlarla bu iki toplumu birbirine düşürme gayretinin asıl amacı nedir, buradan nasıl bir siyasi pozisyon umulmaktadır? Bunu anlamak, vicdanlarımıza izah etmek gerçekten mümkün değildir. Sadece bunlar değil, daha öyle iftiralar duyduk ki&#8230; Mesela, işlemlerini yapmak üzere ülkelerinden ve konsolosluklardan belge isteyebilmeleri için sadece ankesörlü telefonlarda geçerli telefon kartları dağıtılması projesi gerçekleştirildi. AB fonlarıyla finanse edilen bir projeydi. Bunu &#8216;Suriyelilerin telefon faturalarını devlet ödüyor.&#8217; yalanıyla gazetelerinde manşetten verdiler. Keza, Kızılaykart ile verilen yardımları &#8216;Suriyeliler devletten maaş alıyor.&#8217; diye yaydılar. Oysa bu da tamamen AB fonlarıyla yapılan bir projeydi ve kimseye maaş bağlanması gibi bir durum asla söz konusu değildi. Bunun gibi daha birçok iftira ve yalanı piyasaya sürdüler ve maalesef yüzleri kızarmadı, utanmadılar, rahatsız olmadılar.&#8221; Şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Kontrolü Göç İçin İşbirliği Önemli”</strong></p>
<p>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da konuşmasında, bölgede ve ötesinde çok ciddi sınamalarla karşı karşıya olduklarını ve bu sınamaların tek başına bir ülkenin ya da herhangi bir uluslararası örgütün çözebileceği düzeyde olmadığını bu nedenle ülkeler arası işbirliğinin önemine dikkat çekti. Çavuşoğlu, göç akınlarının göçmen düşmanlığı ve yabancı düşmanlığı gibi ırkçı akımların yükselmesini tetiklediğini belirterek, &#8220;Bu sorunları nasıl çözeceğiz, göç konusunda birlikte hangi adımları atabilmeliyiz, yerinden edilmiş insanları da yeniden evlerine nasıl göndermeliyiz? Keza bizlere sığınan insanlara karşı hangi politikalarda başarılıyız hangi politikalarda yetersiziz? Tüm bunları çok iyi bir şekilde değerlendirmek zorundayız. Yaklaşık 70 milyon insan değişik sebeplerden dolayı evini terk etti. Bu sorunu tek başımıza çözemiyoruz ama önce sorunu çözebilmek için bu soruna nasıl bakıyoruz, hangi pencereden görüyoruz? Göç konusunu bir güvenlik meselesi olarak mı değerlendirmek lazım yoksa insani açıdan mı bakmak lazım? Güvenlik gerekli ama insani boyuttan bakmasını da öğrenmemiz lazım, ikisinin sentezini çok iyi yapmamız lazım. O zaman belki düzensiz göçle mücadele edebiliriz. Bugün yapmamız gereken esasen düzensiz göçle mücadeledir ama düzensiz göçle mücadele ederken kullandığımız terminolojiye çok dikkat etmemiz lazım. Bizim bakanlık da bakıyorum Avrupa Birliği&#8217;nin terminolojisini kapıyor, İngilizce tabiriyle &#8216;illegal migration&#8217;a biz karşıyız, onun yerine irregular migration (düzensiz göç)&#8230; Her göçmen suçlu değildir, her göçmen kaçak değildir. İnsan kaçakçıları vardır, kaçak yollardan ülkemize geliyorlar ama bunları suçlu olarak görmek doğru değil ama insan kaçakçılığıyla mücadele yaparken diğer taraftan ihtiyaç olan &#8216;regular migration&#8217; dediğimiz kontrollü göçü de nasıl başarmamız lazım?&#8221; diye konuştu.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-31928" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqbGVoPWoAAnHBz-640x395.jpg" alt="" width="360" height="222" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqbGVoPWoAAnHBz-640x395.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqbGVoPWoAAnHBz-1024x632.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqbGVoPWoAAnHBz-610x377.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqbGVoPWoAAnHBz-320x198.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqbGVoPWoAAnHBz.jpg 1200w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />Düzenli göçe Avrupa’nın başta olmak üzere dünyanın ihtiyacı olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, “Kontrollü göçü başarabilmemiz için kaynak ülkeler, transit ülkeler ve destinasyon ülkeler arasında iş birliği çok önemlidir ama göçmenin yaşadığı topluma kazandırılması ve entegre edilmesi de çok önemlidir. Entegre olamayan bir göçmeni suçlamak yerine son günlerde sorgulamaya başladığımız gibi &#8216;Entegrasyon politikalarımız nerede başarısız oldu?&#8217; eğer buna bakarsak ve cevabını ararsak o zaman entegrasyon politikalarında çok daha başarılı oluruz. O zaman o göçmenler de &#8216;Acaba ben asimile mi ediliyorum?&#8217; sorusunu kendisine sormaz, kendisini güvende hisseder ve daha çabuk entegre olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Göçmen almak isteyen ülkelerin ‘seçicilik’ yapmasını da eleştiren Çavuşoğlu, “Kontrollü göçü sağlarken seçicilik yaparsak bir kere bu insani değil, doğru bir strateji de değil. Neden o sorular soruluyor? Çünkü belli sayıda göçmen alarak &#8216;Ben de bir şeyler yapıyorum.&#8217; deyip, 10 bin 20 bin kişi alıyorlar, bir de ödül alıyorlar uluslararası toplumdan. Biz daha öyle bir ödül alamadık. 33 milyar dolar harcadık ve toplamda 4 milyonun üzerinde mülteciye ev sahipliği yapıyoruz ama bunu yaparken kendisine uygun almak istiyor. Örneğin ağırlıkla Hristiyan bir ülkeyse Hristiyan olsun, Müslüman bir ülkeyse Müslüman olsun diyor, Yahudiyse Yahudi olsun diyor, mühendis olsun diyor, doktor olsun diyor&#8230; O insanları almak isteyenleri götürün burada mülakat yaptırın ben şundan çok eminim &#8216;Aç ağzını kaç tane dişin kaldı?&#8217; onu da soracaktır. Bu insani değil. Pazardan mal seçmiyoruz. Eğer kontrollü göçte samimiysek bu tür ayrımcılıklar entegrasyon politikalarınızda da başarısız olmanıza sebep olur ve sizi başka noktalara götürür.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>“Türkiye Milyonlara Kapısını Açıyor”</strong></p>
<p>Yunanistan Eski Dışişleri Bakanı George Papandreou da konuşmasında mülteciliği deneyimleyen bir ülke olarak empatilerinin büyük olduğunu belirterek, “Türkiye hiçbir ülkenin yapmadığını yapıyor şu an ve milyonlara kapısını açıyor. Bunun kolay olmadığını biliyoruz. Bu muazzam görevi, sorumluluğu omuzlamak kolay değildir. Felaketlerden kaçan insanlara haklarını sunmaya çalışıyorlar. Hepimiz bunu yapmaya çalışıyoruz.&#8221; Dedi. Mevcut uluslararası mültecilik sorununun yerel seviyede sınırlı kalamayacağını, çok taraflı ve uluslararası yaklaşımları bir araya getirmek zorunda olunduğunu belirten Papandreou,”Ekonomik ve sosyal sistemlerin kaynakları kurutmadan ekonomik ve sosyal kalkınmaya müsaade edecek şekilde değişmesi gerekiyor. Herkesin sorumluluğu en üst safhadadır, herkes bu çözümün parçasıdır. Ben bu görüşü sonuna kadar destekleyeceğim ve deneyimlerimiz Türkiye-Yunanistan ilişkisinin bu noktada ne kadar önemli olduğunu da gözler önüne sermektedir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<figure id="attachment_31927" aria-describedby="caption-attachment-31927" style="width: 360px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-31927" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqayvFPXQAE4LvY-640x427.jpg" alt="" width="360" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqayvFPXQAE4LvY-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqayvFPXQAE4LvY-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqayvFPXQAE4LvY-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqayvFPXQAE4LvY-320x213.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqayvFPXQAE4LvY.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-31927" class="wp-caption-text">BM Türkiye Mukim Koordinatörü Irena Vojackova Sollorano</figcaption></figure>
<p>Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Mukim Koordinatörü Irena Vojackova Sollorano da konuşmasında Türkiye’nin 4 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapmanın mümkün olabileceğini bütün dünyaya gösterdiğini belirterek, &#8220;Bu insanlığa olan bir katkıdır ve elbette nihayetinde Türk toplumuna da uzun solukta bu katkı sunacaktır.&#8221; dedi. Dünyadaki nüfus artışının hızına da dikket çeken  Sollorano, &#8220;Ben doğduğum zaman gezegenimizin nüfusu 3 milyardı, bugün ise 7 milyar. 20 sene içerisinde belki de bu sayı 10 milyara çıkacak ve bu göçmenliği de doğrudan etkileyecek. Mültecilerin sayısı da artacak. Hayatlarındaki bir sebep bir etki onları göçe itecek ama burada olacaklar mı olmayacaklar mı buna biz karar vereceğiz çünkü çoğu göçmen insan kaynaklı, insan sebepli felaketlerden buna zorlanıyor. Hatta küresel bağlamdaki mülteci nüfusunun geleceği bizim elimizde olacak.&#8221;  diye konuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/30/kartepe-zirvesinde-multecilerle-ilgili-bilgi-kirliligine-tepki/">Kartepe Zirvesi’nde Mültecilerle İlgili Bilgi Kirliliğine Tepki</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
