<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>meslek hastalığı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/meslek-hastaligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/meslek-hastaligi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 16 Dec 2020 08:52:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>meslek hastalığı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/meslek-hastaligi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kömür Madenciliğinde Her 5 Yılda, Soma’daki Kadar Can Kaybediyoruz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/16/komur-madenciliginde-her-5-yilda-somadaki-kadar-can-kaybediyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2020 08:52:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Maden Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[meslek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Yönleriyle Türkiye’nin Maden Gerçeği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62562</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maden mühendisi bir kadın olarak, aynı işi yapıyor olmalarına rağmen erkek mühendisten hep daha düşük ücret teklif edildiğini vurgulayan TMMOB Maden Mühendisleri Odası 2. Başkanı Banu Kekeç Saçın, “Kömür madenciliğinde her 5 yılda, Soma Faciası'nda kaybettiğimiz kadar hayat kaybediyoruz. Maden işçilerinin sağlığı ve güvenliği hükümetler tarafından öncelik yapılması halinde iş kazaları ve meslek hastalıkları büyük oranda önlenebiliyor. Bunun için sermayenin sadece kar amaçlı taleplerinin değil, bilim ve tekniğin öne çıkarılması ve daha insanca koşulların hedeflenmesi gerekiyor” diyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/16/komur-madenciliginde-her-5-yilda-somadaki-kadar-can-kaybediyoruz/">Kömür Madenciliğinde Her 5 Yılda, Soma’daki Kadar Can Kaybediyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Tüm Yönleriyle Türkiye’nin Maden Gerçeği başlığıyla hazırladığımız maden dosyası serimizin altıncı bölümünde </span><span style="font-weight: 400;">TMMOB </span><span style="font-weight: 400;">Maden Mühendisleri Odası 2. Başkanı Banu Kekeç Saçın ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızla devam ediyoruz. Maden Mühendisi Banu Kekeç Saçın ile “Madencilikte; iş sağlığı, iş güvenliği, risk yönetimi ve maden arama politikaları üzerine konuştuk. Ayrıca Kekeç, erkek egemen madencilik sektöründe, kadın olarak varlık göstermenin nasıl bir deneyim olduğunu anlattı. </span></p>
<figure id="attachment_62568" aria-describedby="caption-attachment-62568" style="width: 432px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-62568" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/manşet-mehmet-çakir-640x373.jpg" alt="maden" width="432" height="252" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/manşet-mehmet-çakir-640x373.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/manşet-mehmet-çakir-1024x597.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/manşet-mehmet-çakir.jpg 1200w" sizes="(max-width: 432px) 100vw, 432px" /><figcaption id="caption-attachment-62568" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Mehmet Çakır</figcaption></figure>
<h5><b>“Kadın Mühendisler İçin de Erkek Mühendisler İçin de Aynı Şartlar Hakim”</b></h5>
<p><b>Erkek egemen bir sektör olarak bilinen maden sektöründe kadın olarak varlık göstermek nasıl bir deneyim?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Madencilik sektöründe, kadın mühendisler ve erkek mühendisler için aynı şartlar hakim. Madenciliğin yeraltı dışında bütün alanlarında çalıştım. Başlangıçta kadın olduğum için birçok işten geri çevrildiğim ve İş bulmadığım zamanlar oldu. Fakat işe başladıktan sonra bir kadın mühendisin bir şantiyeyi ve işi nasıl sahiplendiğini, ne kadar başarılı bir şekilde çalıştığını gören çevredeki şantiyelerde kadın maden mühendisi çalıştırmaya başladılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Madencilik sektörü yapılan işin zorlukları açısından çok meşakkatli. Çalıştığımız sahalar doğayla iç içe olduğu için tutkuyla çalışıyorum. İşim gereği planlarda muhakkak anlık değişiklikler yapmak gerekiyor, devamlı müdahale istiyor. Birçok meslek disiplini ile bağlantılı çalışıyorsunuz. Günün sonunda yapılan üretimi gördüğümde emeğimin  boşa gitmemesi güzel bir duydu. </span></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-62569 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/banu-kekeç-saçin-640x853.jpeg" alt="banu kekeç saçın" width="321" height="428" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/banu-kekeç-saçin-640x853.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/banu-kekeç-saçin.jpeg 700w" sizes="(max-width: 321px) 100vw, 321px" /></p>
<h5><b>“En Ufak Hatamızda Kadın Mühendis Yapamıyor Deniyor”</b></h5>
<p><b>Maden mühendisi bir kadın olarak iş yerinde ne gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim çalıştığım şantiyelerin fiziksel altyapıları uygundu. Fakat şantiyelerin çoğunda fiziksel ihtiyaçları karşılayacak altyapılar ne yazık ki yok. Bu nedenle her kadın maden mühendisi için uygun şartlarda çalışıyor diyemeyiz. Bu nedenle çoğu kadın mühendis işe başladığında masa başı işleri, evrak işlerini yaptırıyorlar. Ayrıca kadın mühendis olarak erkek mühendisten 10 kat fazla çalışmak gerekiyor. En ufak bir hatamızda kadın mühendis yapamıyor deniyor. Bu baskı altında çalışmak istemiyor kadın mühendisler. Diğer bir sorun ise aynı işi yaptığımız erkek mühendisten hep daha düşük ücret teklif ediliyor. Kadın mühendisler olarak, eşit işe eşit ücret istiyoruz.</span></p>
<h5><b>“</b><b>Enerji Torba Yasa, Kamu Adına Yürütülen Denetim Mekanizmalarını Ortadan Kaldırıyor”</b></h5>
<p><b>Mevcut maden yasası madencilik faaliyetlerinin neden olduğu tahribatlara alan açıyorken; kabul edilen Enerji Torba Yasasının daha kötü sonuçlar doğuracağı yönünde itirazlar yükseldi. Sizler de bu itirazları yaparken, ‘kamusal denetimin’ ortadan kaldırıldığına dikkat çektiniz. Yapılan düzenlemeler kamusal denetimi ne yönde ortadan kaldırıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Maden Kanunu&#8217;na göre, verilmiş ruhsatları Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) belirli aralıklarla denetleme yapmakla yükümlüdür. Bu kanun ile ruhsatın dışına çıkılmış ama denetim yapılmamış ve bunu da denetlediği zaman legal hale getiriyor. Yani Enerji Torba Yasa, özel sektör yatırımcılarının faaliyetlerini daha sağlıklı ve hızlı şekilde gerçekleştirmeleri gerekçesini sunarak, kamu adına yürütülen denetim mekanizmalarını ortadan kaldırıyor. Sermayenin çıkarları doğrultusunda yıllar boyunca kamu işletmeciliğinin içi boşaltılmıştır. Sosyal hukuk devletinin vazgeçilemez ilkelerinden biri olan “kamusal denetim” toplumun menfaatlerinin korunması açısından büyük bir güvencedir. Dolayısıyla özel sektör daha fazla kar etsin diye kamusal denetimin ortadan kaldırılması kabul edilemeyecek bir durumdur ve biz de oda olarak bu görüşlere karşı çıktık.</span></p>
<figure id="attachment_62570" aria-describedby="caption-attachment-62570" style="width: 400px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-62570" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/mehmet-uluyurt-640x426.jpg" alt="maden" width="400" height="266" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/mehmet-uluyurt-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/mehmet-uluyurt-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/mehmet-uluyurt.jpg 1100w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /><figcaption id="caption-attachment-62570" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Mehmet Uluyurt</figcaption></figure>
<h5><b>“Kanunlarda Kişiye ve Kurumlara Göre Özel Değişiklikler Yapılıyor”</b></h5>
<p><b>Çevre ve yaşam savunucularının itirazları sonucunda 3. ve 5. Madde değiştirildi, 6. madde ise geri çekildi. Fakat doğayı ve yaşamı tehdit eden başka maddeler de varken Enerji Torba Yasa kabul edildi. Türkiye Maden Mühendisleri Odası olarak nasıl yorumluyorsunuz? </b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Enerji Torba Yasası’nın Meclis’teki alt komisyon görüşmelerine oda olarak biz de katıldık. Maden Kanunu tek başına değerlendirilmesi gereken bir kanun olup bunun torba kanunların içine maddeler eklemek suretiyle sürekli değiştirilmesi oda olarak kabul etmediğimizi komisyon görüşmelerinde de dile getirdik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">3213 sayılı maden kanunu 1985 yılında çıkarılmıştır ve 2004’den bu tarafa 24 kez değişikliğe gidilmiştir. Oda olarak kanun görüşmelerinde Maden Kanunu&#8217;nun tek başına ele alınarak tüm paydaşlarının katıldığı zeminlerde tartışılarak ve sürekli değişmeyecek şekilde yasalaşmasını önerdik ama görüşlerimiz dikkate alınmadı. Maalesef ki kanunlarda kişiye ve kurumlara göre özel değişiklikler yapılıyor.</span></p>
<h5><b>“Mecliste İtirazlarımızı Dile Getirdik”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">6. Madde çok kritik bir maddeydi. Maden şirketlerine ruhsat sahası dışında tesis kurma hakkı veriyordu. Bu madde komisyonda da dışarıda çevre ve yaşam savunucusu sivil toplum kuruluşları tarafından da büyük itirazların yükselmesine sebep oldu. Neyse ki tepkiler karşılık buldu ve 6. Madde geri çekildi. Ama bu haliyle bile çok kısıtlı değişiklikler getirildi. Bu maddelerden 5. Madde hiçbir ruhsat ve izin süreci olmadan üretimi legalleştiriyordu. Sivil toplum kuruluşlarının ve odamızın yoğun tepkileri üzerine bu madde geri çekilerek düzenlemeye gidildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu bir kazanımdır ama biz Enerji Torba Yasası&#8217;nın tamamen çekilmesi için hem meclis komisyonunda hem de sonrasında itirazlarımızı dile getirdik. Milletvekillerini söz konusu düzenlemeyi yeniden gözden geçirmeye çağırdık. Sermayenin taleplerinin, toplum çıkarı, kamu hizmeti ve kamu denetimi anlayışının önüne geçmemesi, doğal kaynaklarımız ve yaşam alanlarımızın korunması için çağrıda bulunduk ama maalesef yasa başka bir değişikliğe uğramadan kabul edildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Enerji Torba Yasa&#8217;nın değişikliğe gidilen kısımlarıyla bile enerji ve maden şirketlerine fazlasıyla alan açacak, doğaya ve insana zara verecek.</span></p>
<figure id="attachment_62571" aria-describedby="caption-attachment-62571" style="width: 429px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62571" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/burak-orta-640x421.jpg" alt="maden" width="429" height="282" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/burak-orta-640x421.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/burak-orta-1024x673.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/burak-orta-350x231.jpg 350w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/burak-orta.jpg 1100w" sizes="auto, (max-width: 429px) 100vw, 429px" /><figcaption id="caption-attachment-62571" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Burak Orta</figcaption></figure>
<h5><b>“MTA Maden Aramacılığında Öncü Kuruluş Olarak Yeniden Yapılandırılmalı”</b></h5>
<p><b>Maden arama politikaları da çok geniş bir konu. Özetlemek gerekirse yapılan yanlışlar nelerdir? </b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Maden aramacılığı gerçekten çok geniş bir konu. Maden aramacılığı konusunda istisaslaşmış kurum olan, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) var fakat bu kurum yıllar içinde diğer devlet kurumları gibi işlevsizleştirilmiştir. MTA tekrar maden aramacılığında öncü kuruluş olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Tespit edilen rezervler ise günün koşulları ülkenin ihtiyaçları göz önüne alınarak üretim planlaması yapılmalıdır. Madenler yenilenebilir kaynaklar olmadığından sömürge madenciliği şeklinde ulusal/uluslararası şirketlere peşkeş çekilmemelidir. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Maden ruhsatları ve ruhsatlandırma süreciyle ilgili mevcut maden yasasının suistimale açık maddeleri nelerdir? Mecliste görüşülen Enerji Torba Yasası da daha çok tahribata alan açan bir düzenleme mi olacak?</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Maden Kanunu daha  öncede belirttiğimiz gibi tüm paydaşların  bir araya geleceği ve ortak mutabakat ile hazırlanması gereken bir bir kanundur. Kanun hazırlanma aşamasında halkı, çevreyi, ormanları, kültür varlıklarını, tarımı ve insan sağlığını gözeterek yapılmalıdır. Mutabakat şeklinde hazırlanmayan her kanun sakat olarak doğacaktır.</span></p>
<p><b>Maden Mühendisleri Odası olarak Covid-19 riskine karşı üretim faaliyetleri sırasında tüm maden emekçilerinin salgından korunabilmeleri için bir ‘Covid-19 Rehberi’ rehberi hazırladınız? Bu rehberde öne çıkan en hayati önlemleri ve önerilerinizi nasıl sıralarsınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biliyorsunuz pandemi sürecinin yönetiminde, Türk Tabipler Birliği’nin (TBB) ve diğer bilim insanlarının uyarılarına rağmen erken bir normalleşmeye gidildi. Madencilik sektörü de erken normalleşmeden nasibini aldı. Biz de TMMOB Maden Mühendisleri Odası olarak, hem kendi sağlığımızı hem de diğer çalışanların sağlıklarını korumak için çaba sarf eden meslektaşlarımıza yardımcı olması için bir rehber doküman hazırladık. Sektörümüzün koşullarına özgü olarak dikkate alınacak ek tedbir önerilerini derledik. Artık hepimizin öğrenip uygulamaya çalıştığımız temel önlemlerin yanında iyi bir koordinasyonun sağlanmasını açıkladık. Ancak şunu unutmamak gerekiyor; pandemiye karşı belirleyici olan bireysel ve kurumsal olarak alınan tedbirlerden çok bilim insanlarının önerilerini dikkate alan ve halk sağlığını öne çıkaran bir salgın yönetimidir. </span></p>
<figure id="attachment_62573" aria-describedby="caption-attachment-62573" style="width: 377px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62573" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/hasan-koca-640x426.jpg" alt="maden" width="377" height="251" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/hasan-koca-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/hasan-koca-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/hasan-koca.jpg 1100w" sizes="auto, (max-width: 377px) 100vw, 377px" /><figcaption id="caption-attachment-62573" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hasan Koca</figcaption></figure>
<h5><b>“Maden Ocakları En Tehlikeli İş Yerleri Sınıfında”</b></h5>
<p><b>Madencilik sektöründe çalışmanın riskleri nelerdir? Maden ocaklarında ve maden işyerlerinde en çok hangi iş kazalar yaşanıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Maden ocakları, mevzuattaki sınıflamaya göre çok tehlikeli işyerleri sınıfında. Verilere baktığımızda da sektörümüzde iç acıtıcı bir görüntüyle karşılaşıyoruz. Sadece kömür madenciliğinde her 5 yılda Soma Faciası’ndan kaybettiğimiz kadar hayatı kaybediyoruz. Göçükler, parlama, patlama ve yangınların yanı sıra ağır iş ekipmanlarından kaynaklanan kazalar en çok karşılaşılanlar.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<blockquote><p>Madencilikte risk yönetimi geniş ve çok boyutlu bir konu. Bu nedenle de kolay bir reçetesi yok. Bizler biliyoruz ki işçi sağlığı ve iş güvenliği ilkelerinin hükümetler tarafından öncelik yapılması halinde iş kazaları ve meslek hastalıkları büyük oranda önlenebiliyor. Bunun dünyada örnekleri var. Tabii yalnızca kanun, yönetmelik çıkararak ilerlemek mümkün değil. Başlangıç noktası olarak sermayenin sadece kar amaçlı taleplerinin değil bilim ve tekniğin öne çıkarılması ve daha insanca koşulların hedeflenmesi gerekiyor.</p></blockquote>
<h5><b>“Madencilikte İnsanca Koşulların Hedeflenmesi Gerekiyor”</b></h5>
<p><b>Peki bu risklere karşı alınması gereken önlemler nelerdir?  Nasıl bir risk yönetimi planlaması yapılmasını öneriyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Madencilikte risk yönetimi geniş ve çok boyutlu bir konu. Bu nedenle de kolay bir reçetesi yok. Ama öncelikle bu konuda bir irade olması gerekiyor. Bizler biliyoruz ki, işçi sağlığı ve iş güvenliği ilkelerinin hükümetler tarafından öncelik yapılması halinde iş kazaları ve meslek hastalıkları büyük oranda önlenebiliyor. Bunun dünyada örnekleri var. Tabii yalnızca kanun, yönetmelik çıkararak ilerlemek mümkün değil. Başlangıç noktası olarak sermayenin sadece kar amaçlı taleplerinin değil bilim ve tekniğin öne çıkarılması ve daha insanca koşulların hedeflenmesi gerekiyor. Bu doğrultuda atılması gereken pek çok adım var. TMMOB Maden Mühendisleri Odası olarak bizim bu adımları detaylı olarak açıklayan pek çok çalışma ve yayınımız mevcut. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<figure id="attachment_62574" aria-describedby="caption-attachment-62574" style="width: 463px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62574" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Bariş-Özoğlu-640x426.jpeg" alt="maden" width="463" height="308" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Bariş-Özoğlu-640x426.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Bariş-Özoğlu.jpeg 700w" sizes="auto, (max-width: 463px) 100vw, 463px" /><figcaption id="caption-attachment-62574" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Barış Özoğlu</figcaption></figure>
<p><b>Madencilik sektöründe en çok karşılaşılan meslek hastalıkları hangileri? Bu hastalıklarla mücadele etmek için işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda ne gibi önlemler alınmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Madencilik ve meslek hastalığı dendiğinde ilk olarak akla akciğer hastalıkları gelir. Kömür tozu pnömokonyozu, silikozis gibi akciğer hastalıklarına sebep oluyor. İşyerlerinde bunlara karşı alınması gereken tedbirler vardır. Ancak bunun da ötesinde meslek hastalıklarını tespit edebilmek çok önemlidir. Ülkemizde meslek hastalıklarının maalesef çok az bir kısmının tespiti yapılabiliyor. Böyle olunca mücadele etmek de mümkün olmuyor. Resmi verilere göre; 2018 yılında tüm maden işyerlerinde tespit edilen meslek hastalığı sayısı yalnızca 100 civarındadır. Genel tabloya bakıldığında durum daha da vahim, ülke genelinde tüm sektörlerde toplam 1000 civarında kişinin meslek hastalığına tutulduğu tespit edilebilmiş. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<h5><b>Tozlu Ortamda Çalışan Maden İşçileri Dönüşü Olmayan Akciğer Rahatsızlikları Yaşıyor</b></h5>
<p><b>Tozla mücadeleyle ilgili bir yönetmelik bulunuyor. Tozla mücadele konusunda bu yeterli bir yönetmelik mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yönetmelik olarak bakıldığında yeterli, fakat uygulama konusunda ne yazık ki yetersiz. Buna karşı, ülkemizdeki toz kaynaklı meslek hastalıklarına baktığımızda yeterli önlemler alınmadığını görüyoruz. Denetlemeler yetersiz olduğundan sağlıksız tozlu ortamda çalışan maden işçileri ne yazık ki geri dönüşü olmayan akciğer rahatsızları yaşıyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca büyük birçok iş veren bu tarz meslek hastalıklarının belirtileri olan çalışanları başka gerekçeler göstererek iş akdine son veriyor. Bu durumu işçi fark ettiğinde bildirim süresi geçtiğinden hiçbir hak iddia edemiyor. Çünkü meslek hastalığını belgelemek için yönetmeliklerde hastalığın tespiti ile işten ayrıldığı tarih arasındaki belli süreler söz konusudur. Bu süreler aştığı takdirde işçi herhangi bir hak iddia edemiyor.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_62578" aria-describedby="caption-attachment-62578" style="width: 397px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62578" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Salih-Kuş-640x426.jpeg" alt="maden" width="397" height="264" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Salih-Kuş-640x426.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Salih-Kuş.jpeg 1000w" sizes="auto, (max-width: 397px) 100vw, 397px" /><figcaption id="caption-attachment-62578" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Salih Kuş</figcaption></figure>
<h5><b>“Siyasi İktidar, Şirketleri Kollamayı Tercih Etti”</b></h5>
<p><b>Soma ve Ermenek’teki madenciler tazminatlarını alamadıkları için uzun süredir eylem yapıyorlar. 4857 sayılı İş Yasası bu hakları almayı mümkün kılmıyor mu?</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Son örneği Ermenek ve Soma’da bulunan maden işletmelerinde görüldüğü gibi, işçiler çalışıyor, üretiyor ancak hak ettikleri ücreti veya sosyal haklarını alamıyorlar. Ermenek ve Soma’da işveren konumunda bulunan bazı firmalar işçilerin hak ettiği ücretleri ve kıdem tazminatlarını ödemedikleri gibi, bunu bir alışkanlık haline getirmiş, işçilerin ödenmeyen hakları üzerinden ek kazançlar elde etmeye yönelmişlerdir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu duruma daha fazla katlanamayan Ermenek ve Somalı maden işçileri, alın terlerinin karşılığını almak için hak mücadelesine girişmişlerdir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamuoyunda geniş yankı bulan bu hak mücadelesi toplumun birçok kesimi tarafından desteklenirken, siyasi iktidar ve kolluk kuvvetleri tarafından yapılan çok ciddi engellerle karşılaştı. Siyasi iktidar, işçilerin haklarının işveren tarafından gasp edilmesine engel olması gerekirken, şirketleri kollamayı tercih etti ve gücünü işçilerin hak mücadelesini engellemek üzere kullandı. Ermenek ve Somalı işçilerin Anayasal haklarını kullanarak yürüttükleri bu hak mücadelesi halen siyasi iktidar ve kolluk güçleri tarafından göz altılarla, biber gazları ile türlü yöntemlerle engellenmeye çalışılıyor. </span></p>
<h5><b>“</b><b>Madencilik Faaliyetlerinde Amaç, İnsanın Refahı ve Mutluluğudur”</b></h5>
<p><b>Madencilik sektörünün genel sorunları nelerdir? Bu sorunlara dair oda olarak sizin çözüm önerileriniz nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Maden Mühendisleri Odası olarak 2003 yılında </span><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">ulusal madencilik politikası için temel ilkeler neler olmalıdır</span><span style="font-weight: 400;">’’? </span><span style="font-weight: 400;">diye bir beyanımız var. Burada 14 maddeden oluşan temel ilkeleri her açıdan değerlendirdik. 2019 yılında odamızın yaptığı Madencilik Politikaları Çalıştayı’nda günün gelişen şartlarına göre bu ilkelerimiz tekrar masaya yatırılmış ve değerlendirilmiştir. “</span><span style="font-weight: 400;">Ulusal Madencilik Politikası İçin Temel İlkeler</span><span style="font-weight: 400;">” ile madencilik sektörünün; eğitimden kamu yararına, inovasyondan planlamaya kadar tüm yönleri irdelenmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ulusal Madencilik Politikası için Temel İlkeler’inden birkaçı şöyle: </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Madencilik faaliyetlerinde amaç, insanın refahı ve mutluluğudur. İnsan onuruna ve emeğine saygılı madencilik faaliyetleri yürütülmelidir.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Bilimsel bilgi ile desteklenmeyen söylem ya da tasarılardan uzak durulmalıdır. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Madencilik sektörünün ülke kalkınmasındaki kritik önemi, fazla miktarlarda üretilip yurt dışına satılarak döviz elde edilmesinde değil, yerli sanayiye düşük maliyette ve kaliteli girdi sağlamasındadır.  </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Maden aramaları çağdaş teknolojilerle yapılmalı ve  kamu denetiminde yürütülmelidir. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Madenciliğin çevreye etkilerim yadsımak mümkün değildir. Ancak çevre dostu teknolojileri ve yöntemleri kullanmak, sektörün gelişimini engellemez, aksine genel anlamda sektörün gelişimine katkıyı yapacaktır. </span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">TMMOB Maden Mühendisleri Odası 47.Dönem Yönetim Kuruluna katkılarından dolayı teşekkür ederiz..</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/16/komur-madenciliginde-her-5-yilda-somadaki-kadar-can-kaybediyoruz/">Kömür Madenciliğinde Her 5 Yılda, Soma’daki Kadar Can Kaybediyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Covid-19 Meslek Hastalığı Olarak Kabul Edilsin&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/18/covid-19-meslek-hastaligi-olarak-kabul-edilsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2020 11:51:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Deri Tekstil ve Kundura İşçileri Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[meslek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yalçın Yanık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61070</guid>

					<description><![CDATA[<p>Change.org’da başlatılan "Çalışanları Öldüren COVID-19, Meslek Hastalığı Olarak Kabul Edilsin!" imza kampanyasını değerlendiren Deri Tekstil ve Kundura İşçileri Derneği Yönetim Kurulu başkanı Yalçın Yanık, Hükümetin, emek ve sağlık örgütlerinin çağrıların dikkate almayıp COVİD-19’u meslek hastalığı olarak kabul etmediğini, işçilerin bu süreçte yaşadığı hak ihlallerinin sorumlularının işyerlerinde gerekli önlemleri almayan işverenler ile gerekli denetimleri yapmayan kamu kuruluşları olduğunu söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/18/covid-19-meslek-hastaligi-olarak-kabul-edilsin/">&#8220;Covid-19 Meslek Hastalığı Olarak Kabul Edilsin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Merhaba sizi tanıyabilir miyiz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61072 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/yalcin-yanik.jpg" alt="Yalçın Yanık" width="293" height="293" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/yalcin-yanik.jpg 425w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/yalcin-yanik-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 293px) 100vw, 293px" />1959 Aydın doğumluyum. Afrika kökenli bir Türkiyelim. Komünist bir deri işçisiyim. 40 yılı aşkın süredir, İzmir Basmane’de çeşitli deri atölyelerinde çalıştım. Halen de deri ustası olarak çalışıyorum. Deri Tekstil ve Kundura İşçileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi yönetim kurulu üyesiyim. 2008 yılında &#8220;Deri İşçileri Derneği&#8221; adı altında kurulan derneğimiz 2011 yılında gerçekleşen genel kurul ile &#8220;Deri Tekstil Kundura İşçileri Derneği&#8221; adını almıştır. Derneğimiz, sınıfın güvencesiz ve örgütsüz kesimleri arasında &#8220;tek bir işçi sigortasız, tek bir işyeri sendikasız kalmasın!&#8221; şiarıyla faaliyet yürüten sınıf dayanışma örgütüdür.</span></p>
<p><b>Pandemi sürecinin başlangıcından bugüne kadar çalışmaya devam eden, tehlikeli denebilecek sektörlerde çalışan işçilerin, pandemi öncesinde de kötü olan çalışma koşulları, COVID-19’a karşı alınan önlemler kapsamında iyileştirildi mi? Sizce alınan önlemler yeterli mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Maalesef pandemi öncesine göre çalışma koşullarımız daha da kötüye gitmiş durumda. Özellikle kayıt dışı istihdamın en yoğun olduğu deri, kundura ve tekstil iş kollarında pandemi öncesi koşulları aranır hale geldi. Özellikle örgütlenme çalışmalarımızın sürdüğü Işıkkent Ayakkabıcılar Sitesi, İzmir Basmane’de deri ve tekstil atölyelerinde ‘normalleşme’ sonrası koronavirüs salgınına karşı herhangi bir önlem alındığını söyleyemeyiz. Aylarca süren bir işsizlik sonrasında işçiler açlık ve virüs arasında bir tercih yapılmaya zorlandı. COVİD-19 belirtisi gösterseler dahi çalışmak zorunda kaldılar. İşyerlerinde de patronlar pandemiye özel mesafe ve hijyen koşullarını yaratmadılar. İşçiler halen sıkış tepiş atölyelerde mesafe olmadan çalıştırılıyor. Yemeklerini bile çalıştıkları makinenin başında yiyorlar. Patronlar, işçilerin test yaptırmalarını istemiyor, testi pozitif çıkan işçilerden bir daha iş başı yapabilmesi için işyeri hakkında bilgi vermemesini istiyor.</span></p>
<p><b>Covid-19 salgının özellikle </b><strong>d</strong><b>eri, tekstil ve kundura sektöründeki işçiler üzerindeki etkileri nelerdir? Bu pandemi sürecinde işçiler nasıl etkilendiler ve süreci nasıl geçiriyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deri, tekstil ve kundura sektöründeki kayıt dışı istihdamın yüksek olmasından kaynaklı işçilerin büyük bir kısmı çalışmadıkları sürede devletin pandemi ile mücadelede sağladığı desteklerden yararlanamadı. Mülteci işçilerin ise tamamı yararlanamadı. Sadece bir defaya mahsus bin liralık destek, belediyeler ile vefa gruplarının bir ya da iki defalık gıda kolilerinden yararlanabildi. Bu süreçte dolayı pandemi deri, tekstil ve kundura işçileri için daha da yıkıcı geçti. Bu süreçte kiralarını, faturalarını ödeyemediler, borçlandılar, temel gıdalara erişmekte zorlandılar. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>İşsiz sayısı ile Covid-19’un istihdam üzerinde yarattığı tahribatı nasıl değerlendiririz? Covid-19 döneminde işten çıkarma yerine yaygın olarak kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin ödeneği uygulanması nedeniyle milyonlarca işçi çalışmadığı halde istihdamda gözüküyor denmekte, bu durumu açıklayabilir miyiz? </b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-61074 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/deri-tekstil-kundura-iscileri-dernegi.jpg" alt="deri tekstil kundura işçileri derneği" width="365" height="365" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/deri-tekstil-kundura-iscileri-dernegi.jpg 365w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/deri-tekstil-kundura-iscileri-dernegi-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 365px) 100vw, 365px" /></b><span style="font-weight: 400;">Haziran ayında atılan normalleşme süreci de işçiler için umut kaynağı olmadı. Sektördeki durgunluktan kaynaklı atölyelerin çoğu eylül ayı gibi çalışmaya başladı. Hala eskisi gibi tam kapasite ile çalışmıyorlar. İşçi arkadaşlarımız hala çalışmaya başlayamadıklarını, günlük işlerle ailelerinin geçimlerini sağladıklarını dile getiriliyorlar. Örgütlenme iş kollarımız adına konuşursak, normalleşme sürecinde çalışmaya başlamayan işçiler öncesinde de kayıt dışı çalıştığı için devletin resmi işsizlik rakamlarına dahil olamıyorlar, gizli işsizler ordusunun bir parçaları durumundalar. Öte yandan “İşten atmaları yasaklama” görüntüsü altında “zorunlu ücretsiz izin” dayatması, işçilerin haklı fesih hakkının sınırlanması ve zorunlu ücretsiz izne çıkarılan tüm işçilerin asgari ücretin yarısına mahkum edilmesi söz konusu. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Gerekse Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) tarafından kamuoyu ile paylaşılan kimi sınırlı veriler salgının devasa bir iş ve gelir kaybına yol açtığını gösteriyor. AÇSHB ve İŞKUR verilerine göre salgın nedeniyle 4,6 milyondan fazla sigortalı işçi ile işsiz iş ve gelir kaybı nedeniyle İŞKUR ödeneklerinden yararlanmak için başvurdu. Bu sayıya kayıtlı olarak çalışan ancak yararlanma koşullarını yerine getiremediği için İŞKUR ödeneklerine başvuramayan sigortalı işçiler ile kayıt dışı çalışıp işsiz kalan veya gelir kaybına uğrayan çalışanlar dahil değil.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>Ağustos 2020&#8217;de Covid-19 ve ekonomik krizin işgücü piyasaları üzerindeki tahribatı sürüyor. Virüsten neden en çok işçi sınıfı etkileniyor? İSİG Meclisi&#8217;nin verilerine göre Eylül&#8217;de 46 işçi, Ekim&#8217;de 51 işçi koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Ne söylemek istersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Koranavirüs salgını sadece bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik etkileri olan da bir kriz. Bu krizden en çok etkilenen kesimlerin başında ‘evde kalamayan’ işçi, emekçi kesimi yer alıyor. Evet virüs bulaşırken işçi-patron ayrımı yapmıyor ama sınıfsal olarak etkisini gösteriyor. İşçilerin hem çalışma ortamlarında hem de işe gidip gelirken kullandıkları toplu taşıma araçlarında gerekli önlemler alınmıyor. İşçiler, virüse yakalanırsam karantinaya yollanırım eve ekmek götüremem endişesi ile sağlıklarını ikinci plana atarak çalışıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belirti gösterseler bile bunu söylemekten çekiniyorlar. Çünkü çoğu kayıt dışı, sigortasız çalıştırılıyorlar. On binlerce işçi bu süreçte COVİD’e yakalandı. İSİG Meclisi&#8217;nin verilerine göre sekiz ayda 20&#8217;si tekstil ve deri işçisi olmak üzere en az 368 işçi salgın nedeniyle hayatını kaybetti. Gerçek rakam bunun katbekat fazlasıdır. Özellikle tekstil atölyeleri salgının yayılması açısından en tehlikeli ortamlar. Bu haberlere de yansıdı. Sürekli olarak ülkenin farklı yerlerinden COVİD-19’a yakalanan işçilerden dolayı kapanan tekstil atölyelerine, işçilerin tamamının karantinaya alındığına dair haberler yapıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adete halka ‘sürü bağışıklığı’ uygulanırken bütün sorumluluk vatandaşın kişisel tutumuna indirgendi. Gerekli önlemleri almayan İktidar sürekli olarak halkı suçluyor. Virüsün daha da yayılması beklenmeden, zorunlu iş kolları dışındaki işçiler kayıtlı-kayıtsız durumuna bakılmadan ücretli izne gönderilmeli, temel ihtiyaçları karşılanmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Tabipler Birliği’nin önerdiği 28 günlük kapanma süreci gerçekleşmeli. </span><span style="font-weight: 400;">Patronlar için esas olan işin sağlığıdır. İş süreçlerinin aksamaması, kar oranlarının düşmemesi için önlemler alınır. İşçi sağlığı önlemleri bu politikalarla çeliştiği yerde işçiler için ‘tehlikeli’ olan sermaye için ‘gerekli’ olan haline gelir. Koronavirüs salgını döneminde yaşanılanlar bu gerçeğin en güncel kanıtlarını ortaya koymaktadır.</span></p>
<p><b>Neden Covid19 meslek hastalığı olarak kabul edilsin istiyorsunuz? Talebimize yetkililerden herhangi bir cevap var mı? </b><b>Meslekleri, çalışma koşulları, alınmayan iş güvenliği önlemleri yüzünden hastalanan, hayatını kaybeden çalışanların Covid-19’a yakalanma sebeplerinin meslekleriyle nasıl bir bağı var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61075 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/deri-iscileri-640x426.jpg" alt="deri işçileri" width="377" height="251" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/deri-iscileri-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/deri-iscileri.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 377px) 100vw, 377px" />6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda “Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalığı” meslek hastalığı olarak ifade etmektedir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda “Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.”</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda işverenlerin işyerlerinde alması gerekli önlemler de ayrıntılı olarak ele alınıyor. </span><span style="font-weight: 400;">İlgili kanun maddeleri net olarak da söylüyor ki işyerlerinde alınmayan önlemlerden dolayı işçilerin maruz kaldığı hastalıklar meslek hastalığıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kimyasal maddelere maruz kalan kundura işçisinin yakalandığı akciğer kanseri nasıl bir meslek hastalığı ise işyerlerinde pandemi önlemleri alınmadan çalıştırılan işçilerin yakalandığı COVİD-19 da meslek hastalığıdır. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Hükümet, emek ve sağlık örgütlerinin çağrılarına dikkate almıyor ve COVİD-19’u meslek hastalığı olarak kabul etmiyor. İşçilerin bu süreçte yaşadığı hak ihlalleri işyerlerinde gerekli önlemleri almayan işverenler ile gerekli denetimleri yapmayan kamu kuruluşlarınındır. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/18/covid-19-meslek-hastaligi-olarak-kabul-edilsin/">&#8220;Covid-19 Meslek Hastalığı Olarak Kabul Edilsin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“SGK’nın Genelgesi Ciddi Mağduriyetlere Yol Açar”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/12/sgknin-genelgesi-ciddi-magduriyetlere-yol-acar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2020 08:48:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[meslek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54776</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal Güvenlik Kurumu, mayıs ayında Covid-19'un iş kazası ve meslek hastalığı sayılmayacağını duyuran bir genelge yayınladı. İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı Meclisi Üyesi ve Avukat Onur Deniz ile bu kararın çalışanlar üzerindeki etkisini ve genel olarak iş kazası/meslek hastalığı kavramlarını ve uygulamalarını konuştuk. Deniz, bu kararın uygulanması halinde çalışanların mağdur edileceğini söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/12/sgknin-genelgesi-ciddi-magduriyetlere-yol-acar/">“SGK’nın Genelgesi Ciddi Mağduriyetlere Yol Açar”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Hem İSİG Meclisi üyesi hem de bir avukat olarak sizin bu karara yönelik görüşünüz nedir? SGK&#8217;nın böyle bir yetkisi var mı öncelikle? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-54778 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/onur-deniz-foto.jpg" alt="Onur Deniz" width="269" height="404" />07.05.2020 tarihinde </span><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs (COVID-19) konulu 2020/12 sayılı bir Genelge yayınlandı. Bu genelgede özetle Koronavirüs nedeni ile sağlık sunucularına müracaat eden kişilere “iş kazası veya meslek hastalığı hükümleri”nin değil “hastalık sigortası” hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle belirtmek gerekir ki; kurumun kanunla tanımlanmış kavramları genelge ile düzenlemeye, değiştirmeye hukuken yetkisi bulunmamaktadır. “İş Kazası” ve “Meslek Hastalığı” kavramları 6331 ve 5510 sayılı Kanunlar ile belirlenmiştir. Bunun içindir ki SGK’nın genelgesi hukuka aykırıdır. Söz konusu hukuka aykırı genelgeye karşı TMMOB Maden Mühendisleri Odası, yürütmenin durdurulması istemli iptal davası açtığını duyurdu. Aynı doğrultuda DİSK de SGK’ya bir yazı yazarak hukuksuz genelgenin işlemden kaldırılmasını talep etti.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sağlık hizmeti sunucuları Covid-19 bulaşının iş kazası/meslek hastalığı olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Kişinin beyanına göre işlem yapmaları gereklidir. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">İSİG Meclisi olarak en başından beri Koronavirüs kaynaklı hastalıkların/ölümlerin iş kazası/meslek hastalığı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirttik. Bir avukat olarak benim şahsi kanaatim de bu genelgeye karşın sağlık hizmeti sunucuları tarafından bildirimlerin yine de “iş kazası” olarak yapılması yönünde.</span></p>
<p><b>Bu karar çalışan sağlığı ve güvenliği, ayrıca hukuki ve maddi açılardan ne gibi sorunlar içeriyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha önceki birçok örnekte gördüğümüz üzere Kurumun iş kazası değil ya da meslek hastalığı değil dediği birçok olayda Yargı, olayın iş kazası ya da meslek hastalığı olduğunu tespit etmiştir. Örneğin “Domuz Gribi”ne ilişkin verilen bir kararda Yargıtay, olayın “iş kazası” olarak değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SGK’nın bu düzenlemesinin ne yazık ki emekçiler açısından mağduriyetlere yol açacağı aşikârdır. Çünkü SGK’nın somut olayı iş kazası/meslek hastalığı değildir diye nitelemesi kişilerin o sigorta kolundan kısa vadede yararlanamamalarına sebep olacaktır. Bu durumda kişiler mecburen “iş kazası tespit” davası açmak zorunda bırakılmış durumdadırlar. Ülkemizde Yargının uzun sürmesi nedeniyle hastalığa yakalanarak mağdur olan emekçilerin hak kayıplarına uğrayacağı ve mağduriyetlerinin daha da artacağı açıktır. Olması gereken, zaten hastalığa yakalanarak mağdur olan emekçilerin bir an önce maddi ve manevi sağlıklarına kavuşabilmeleri için “Sosyal Devlet İlkesi” gereği, Kanun ile düzenlenen meslek hastalığı/iş kazası sigortalarından yararlandırılmasıdır.</span></p>
<p><b>Bu genelge ile pandemi sürecinde evden çalışmasına izin verilmeyen ve işyeri ortamında gerekli koşulları (maske+hijyen+sosyal mesafe) sağlanmadığı için virüse yakalanan kişinin izleyeceği süreç ne olabilir? Hak arayabilme yolları nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kişi sağlık kuruluşuna başvurduğunda olayın SGK’ya bildirilmesi gerekmektedir. Kurum söz konusu başvuruyu değerlendirip, olayın bir meslek hastalığı/iş kazası olup olmadığını değerlendirir. Eğer olayın bir meslek hastalığı/iş kazası olduğunu tespit ederse ilgili sigorta kolundan sürekli ve/veya geçici ödemelerde bulunur. Eğer Kurum, olayın meslek hastalığı/iş kazası olmadığını tespit ederse bu durumda başvuruyu reddeder. Böyle bir durumda kişinin uğradığı durumun iş kazası/meslek hastalığı olduğunun tespiti için Kurum hasım gösterilerek Yargı yoluna başvurulmalı ve tespit davası açılmalıdır. Bu durumda Yargı olayı değerlendirip iş kazası/meslek hastalığı olduğunu tespit etmektedir. Ancak tabii ki, ülkemizde Yargının işleyişi nedeni ile emekçilerin başvurularının Kurum tarafından en baştan reddedilmesinin, ciddi mağduriyetlere, hak kayıplarına yol açacağı aşikârdır.</span></p>
<p><b>Koronavirüs sürecinde işyerlerinin çalışma koşullarında yeterli önlemin alındığını düşünüyor musunuz? Devlet  ayağından bakarsak; çalışanların pandemi döneminde sağlığını ve maddi kazancını korumak için yapılanlar yeterli mi? Elinizdeki verilerle bir değerlendirme yapabilir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-54779 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/meslek-hastalığı-foto.jpg" alt="meslek hastalığı" width="360" height="240" />Maalesef pandemi sürecinde Devlet tarafından yeterli ve gerekli önlemlerin alındığını söylemek güç. İktidar pandemi sürecinde emekçileri değil de sermayeyi önceleyen kararlar ile insanların sağlıklarından ziyade çarkların dönmesini, sistemin sağlığını ön planda tutmuştur. En başından beri sokağa çıkma ve seyahat kısıtlamalarından çalışanların muaf tutulması, işyerlerinde yeterli denetimlerin yapılmaması, kısa çalışma ödeneği adı altında açlık sınırı altında ücret ödenmesi, işten çıkarmaları yasaklıyoruz denilerek işverenlere emekçileri zorla ücretsiz izne çıkarma hakkı verilmesi, “nakdi ücret desteği” adı altında günlük 39TL. gibi insanlık dışı ücretler ödenmesi gibi uygulamalar, egemen zihniyetin emekçileri değil de sistemi yaşatma derdinde olduğunun açık göstergeleridir.</span></p>
<p><b>İş kazası ve meslek hastalığı kapsamını ifade edebilir misiniz? Akıllara genelde madende, can güvenliği tehlikesi içeren fabrikalarda çalışan kişiler geliyor ama kapsamı daha geniş olsa gerek. Örneğin havalandırma sorunu olan bir ofiste çalışıyorsak ve bununla ilgili bir rahatsızlık yaşarsak bu iş kazası kapsamında mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İş Kazası ve Meslek Hastalığı kavramları mevzuatta 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda düzenlenmiş durumdadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre iş kazası, “işyerinde veya işin yürütümü sırasında meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen yahut bedenen engelli hale getiren olay” olarak tanımlanmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu da iş kazasını, “sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, hizmet akdiyle çalışırken emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay” olarak tanımlamaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">5510 sayılı Kanun’a göre meslek hastalığı da “sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleri”dir.</span></p>
<p><b>İş kazası ve meslek hastalığı aynı hukuki kapsam çerçevesinde mi değerlendiriliyor? Aynı yaptırımlar mı uygulanıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her iki duruma ilişkin olarak, SGK’nın bildirimi müteakip soruşturma yürütmesi ve bunun sonucuna göre işlem yapması gerekmektedir. Nitekim 5510 sayılı Kanun’un “iş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması” başlıklı 13. maddesine göre; bildirilen bir olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı, SGK’nın denetim ve kontrol memurları veya Bakanlığın iş müfettişleri tarafından yapılacak soruşturma ile ortaya çıkacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanun’un “meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması” başlıklı 14. maddesine göre meslek hastalığı, Kurum tarafından yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesiyle ve gerekli görüldüğü hallerde işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporlarının incelenmesiyle tespit edilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dolayısıyla SGK’nın talimata dönüşecek bir genelge ile bağlayıcı tespitler yapmasının, mevzuatla verilen görevle bağdaşmayacağı açıktır.</span></p>
<p><b>İş kazası ya da meslek hastalıklarını belirlemenin kıstasları nelerdir? Bu bağlamda Koronavirüs salgınını incelediğimizde nitelememiz ne olur? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İş Kazası/Meslek Hastalığı kavramları her somut olayda, kendi içerisinde değerlendirilmesi gereken geniş kavramlardır. Bir örnek vermek gerekirse, iş yerinde, alınmayan önlemler nedeni ile düşüp duyma yetinizi yitirmeniz bir “iş kazası”dır. Yine iş yerinde alınmayan önlemler nedeni ile, gürültülü bir ortama uzun süre maruziyet sonucunda duyma yetinizi kaybetmeniz ise “meslek hastalığı” olarak değerlendirilecektir. Örneğin kalp krizi gibi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">daha önce Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edilmeyen olaylarda, Yargı içtihat oluşturarak kalp krizinin iş yerinde meydana geldiğinde, aksi işverence ispatlanmadığı müddetçe iş kazası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs hastalığının da “İş Kazası” olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Söz konusu hastalığın bir karine olarak iş kazası olarak değerlendirilmesi, aksi işverence ispatlanmadığı sürece, hastalığın iş kazası çerçevesince değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Sosyal Devlet ilkesi gereği kavramların emekçiler lehine ve geniş bir çerçevede yorumlanması gerektiğini belirtmek isterim.</span></p>
<p><b>Meslek hastalıkları ve iş kazalarına dair kanunları ve uygulamaları yeterli buluyor musunuz? Sorunlu gördüğünüz noktalar neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İş Kazası/Meslek Hastalığı uygulamamızı değerlendirmek gerekirse, konunun mevzuat düzenlemesinden ziyade zihniyetle ilgili bir mesele olduğu kanaatindeyim. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun, daha isminden başlamak üzere emekçiler değil, sermaye ve piyasa temel alınarak düzenlendiği açıktır. Yola “İş”in sağlığının düzenlenmesi ve korunması olarak çıkılırsa, hangi mevzuat düzenlemesini yaparsanız yapın, sistemden kaynaklanan sorunları çözmeniz/azaltmanız mümkün değildir. Olması gereken, insanı önceleyerek işverenlere göre güçsüz konumdaki emekçilerin desteklenmesi ve düzenlemelerin bu doğrultuda yapılmasıdır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/12/sgknin-genelgesi-ciddi-magduriyetlere-yol-acar/">“SGK’nın Genelgesi Ciddi Mağduriyetlere Yol Açar”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2019’da 1736 İşçi Hayatını Kaybetti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/16/2019da-1736-isci-hayatini-kaybetti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jan 2020 07:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk işçilikle mücadele yılı]]></category>
		<category><![CDATA[İş Teftiş Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[işçi ölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[isçi sağlığı ve iş güvenliği meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[İSİG Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[meslek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[OSGB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46934</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin 2019 yılı iş cinayetleri raporuna göre, geçtiğimiz yıl 1736 işçi hayatını kaybetti. Ölenlerin yüzde 98’inin sendikalı olmadığı belirtilen raporda, sendikal örgütlenme üzerindeki baskıların kaldırılması talep ediliyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/16/2019da-1736-isci-hayatini-kaybetti/">2019’da 1736 İşçi Hayatını Kaybetti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İSİG Meclisi’nin yüzde 79’unu ulusal ve yerel basından; yüzde 21’ini ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri ve sendikalardan öğrendiği bilgilere dayanarak hazırladığı rapora göre 2019 yılında en az 1736 işçi hayatını kaybetti.</p>
<p>Rapora göre Ocak’ta 159 işçi, Şubat’ta 127 işçi, Mart’ta 114 işçi, Nisan’da 153 işçi, Mayıs’ta 164 işçi, Haziran’da 131 işçi, Temmuz’da 178 işçi, Ağustos’ta 149 işçi, Eylül’de 147 işçi, Ekim’de 158 işçi, Kasım’da 129 işçi, Aralık’ta ise 127 işçi meydana gelen iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. İş cinayetlerinde ölen işçilerin 1713’ü (yüzde 98,68) sendikasız bir şekilde çalıştığı belirtilen rapora göre;  sendikalı işçilerin sayısı 23 (yüzde 1,32).</p>
<p>Meslek hastalığı nedeniyle gerçekleşen 8 iş cinayeti (5 çiftçi Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, 1 maden işçisi silikozis, 1 metal işçisi akciğer kanseri ve 1 tarım işçisi tetanoz) olduğu belirtilen raporda, bu durumun Türkiye’de meslek hastalıklarının görünmez kılındığının bir kanıtı olduğu kaydediliyor.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-46936" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/aa-640x307.png" alt="" width="596" height="286" />İş Kollarına Göre Dağılım</strong><br />
2019 yılında yaşanan iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle:<br />
Tarım, Orman işkolunda 442 emekçi (245 çiftçi ve 197 işçi); İnşaat, Yol işkolunda 336 işçi; Taşımacılık işkolunda 234 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 105 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 104 emekçi; Metal işkolunda 70 işçi; Madencilik işkolunda 63 işçi; Enerji işkolunda 50 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 47 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 44 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 36 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 32 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 31 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 29 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 27 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 19 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 7 işçi; Basın, Gazetecilik işkolunda 6 işçi; İletişim işkolunda 3 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 3 işçi;  çalıştığı işkolu belirlenemeyen 48 işçi de yaşamını yitirdi…</p>
<p><strong>Trafik Kazaları ve Göçük İlk Sırada</strong></p>
<p>2019 yılında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:<br />
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 392 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 285 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 259 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 202 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 108 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 100 işçi; Şiddet nedeniyle 88 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 83 işçi; İntihar nedeniyle 82 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 30 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 19 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 88 işçi yaşamını yitirdi…</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-46937" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/ee.png" alt="" width="447" height="200" />Talepler</strong></p>
<p>Raporda iş cinayetlerinin önlenmesi için dile getirilen talepler ise şunlar:</p>
<p>İSİG kurulları, çalışan temsilciliği ve genel olarak sendikal örgütlenme üzerindeki baskılar sona erdirilmelidir. Grev yasaklarına son verilmelidir&#8230;</p>
<p>Özelde veya kamuda tüm güvencesiz çalıştırma uygulamalarına son verilmelidir&#8230;</p>
<p>İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmalıdır&#8230;</p>
<p>Meslek hastalıklarının gizlenmesinden vazgeçilmeli ve bu noktada sağlık örgütlerimizin yürütücülüğünde tespit eden/önleyen bir yaklaşım hayata geçirilmelidir&#8230;</p>
<p>‘İş Teftiş Kurulu’nun yönetiminde emek örgütlerinin ağırlığı olacak şekilde sosyal taraflardan oluşan bağımsız bir üst kurul haline gelmesi sağlanmalıdır&#8230;</p>
<p>İş güvenliği uzmanının görev kapsamını rehberlik dışında değerlendiren hükümler değiştirilmelidir. İş güvenliği uzmanları; işverenin yapmadığı veya yapamadığı çalışmaların takipçisi ve sorumlusu olmamalıdır.</p>
<p>Başta OSGB’lerde çalışan işyeri hekimleri olmak üzere tüm işyeri hekimlerinin iş güvencesi sağlanmalıdır. Meslek örgütünün, işyeri hekimlerinin çalışma koşulları, özlük hakları ve eğitimleri konularındaki yetki ve güvenceleri sağlanmalıdır.</p>
<p>Emeğin korunmasının temellerinden ikisini iş güvencesi ve insanca yaşayacak bir ücret oluşturur. Asgari ücret insanca yaşanabilir bir seviyeye yükseltilmeli, işten atmalara son verilmeli ve işsizlik önlenmelidir&#8230;</p>
<p>İşçilerin sağlıklı yaşamak ve can güvenliklerini sağlamak için ulaşım, barınma ve beslenme hakları vazgeçilmezdir. İşçi servisleri uygun araçlardan oluşmalı, işçilere kalacak lojman sağlanmalı ve gıda zehirlenmelerini önlenmelidir. Yine toplu taşıma, konut ve gıda fiyatları konusunda adımlar atılmalıdır&#8230;</p>
<p>Her yıl 60-70 çocuk çalışırken yaşamını yitirmektedir. 2018 yılı ‘çocuk işçilikle mücadele yılı’ ilan edilmesine rağmen 67 çocuk işçi can vermiştir. Bu noktada özellikle sanayinin ucuz emek gücü ihtiyacını karşılayan 4+4+4 eğitim sistemine son verilmeli ve çocuk işçilik yasaklanmalıdır&#8230;</p>
<p>Temel düzenlemelerden mahrum bırakılan mülteci/göçmen işçilerin çalışma, sağlık, barınma, ücret vb. güvenceleri sağlanmalıdır. Türkiyeli işçilerle mülteci/göçmen işçileri karşı karşıya getiren ücret ve çalışma politikalarından vazgeçilmelidir.</p>
<p>Raporun tamamına ulaşmak için <a href="http://isigmeclisi.org/20220-yasamak-ve-yasatmak-icin-direnecegiz-2019-yilinda-en-az-1736-isci-yasa" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/16/2019da-1736-isci-hayatini-kaybetti/">2019’da 1736 İşçi Hayatını Kaybetti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
