<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mehmet arif koçer arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/mehmet-arif-kocer/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mehmet-arif-kocer/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Jan 2020 11:26:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>mehmet arif koçer arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mehmet-arif-kocer/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Ayrımcılık Yok Ama İnsani Yaşam Ve Çalışma Koşulları Da Yok’ </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/ayrimcilik-yok-ama-insani-yasam-ve-calisma-kosullari-da-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Nov 2019 07:39:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet arif koçer]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimlik işçi]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıbey köyü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kürt mevsimlik tarım işçilerine yönelik ırk temelli ayrımcılık yapıldığı iddiaları ile ilgili Manisa’nın Sarıbey Köyü'nde incelemelerde bulunan Hak İnisiyatifi heyeti ayrımcılığa dair bulgulara rastlamadı ancak mevsimlik tarım işçilerinin insani yaşam ve çalışma koşullarına sahip olmadığını yakından gördü. Hak İnisiyatifi Genel Başkanı Koçer, ilgili başbakanlık genelgesinin uygulanması çağrısında bulundu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/ayrimcilik-yok-ama-insani-yasam-ve-calisma-kosullari-da-yok/">‘Ayrımcılık Yok Ama İnsani Yaşam Ve Çalışma Koşulları Da Yok’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Manisa’nın Turgutlu ilçesi Sarıbey köyü civarında çalışan Kürt mevsimlik tarım işçilerine dönük, ırk temelli ayrımcılık yapıldığına ilişkin iddiaların basında yer alması üzerine ilçeye giden Hak İnisiyatifi Genel Başkanı Mehmet Arif Koçer, Yönetim Kurulu üyesi Av. Süphan Erkan, inisiyatifin gönüllüleri, Cahit Sarıyıldız ve Abdülkadir Tiril incelemelerde bulundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başta haberde ismi geçen tarım işçileri olmak üzere çok sayıda mevsimlik tarım işçisi, Sarıbey Köyü Muhtarı Halil İbrahim Girgin, Sarıbey köylüleri, Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın, Turgutlu Kaymakamı Uğur Turan, Turgutlu İlçe Jandarma Komutan vekili ve Karakol Komutanı Nurettin Yarımçam ve Turgutlu İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ölmez ile görüşen heyet bir rapor yayınladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-44819 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/hak_inisiyatifi_sar%C4%B1bey_inceleme-1-640x400.png" alt="" width="340" height="212" />Raporda, Sarıbey Köyü’nde çalışan mevsimlik tarım işçilerine yönelik ırk temelli ayrımcılık yapıldığına dair ciddi bir bulguya rastlanılmadığı belirtildi. Ancak raporda söz konusu mevsimlik tarım işçilerinin insani yaşam ve çalışma koşullarına ilişkin ciddi sorunları olduğu vurgulandı. Raporda, Türkiye’nin pek çok bölgesinde olduğu gibi Sarıbey köyünde de çalışan mevsimlik tarım işçilerinin hiçbir sosyal güvence olmaksızın; elektrik, su, duş ve tuvalet ihtiyacı gibi en temel ihtiyaçlarının bile karşılanmadığı koşullarda yaşadıkları dile getirildi.</span></p>
<p><b>‘Tuvalet, Banyo Yok, Çocuklar Derede Yıkanıyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevsimlik işçilerin kaldığı derme çatma çadırların etrafında tuvalet, banyo amacıyla kullanılan bir yapıya rastlanmadığının da bilgisinin verildiği raporda, “Bazı çocukların, çadırların kurulu olduğu alanın hemen yanı başındaki dereye girdikleri, yüzdükleri gözlemlenmiştir. Dere suyunun, temiz olup olmadığı, insan sağlığı açısından risk barındırıp barınmadığı, mevsimlik işçi aileleri tarafından bilinmemektedir. Mevsimlik işçiler tarafından barınma ve yaşam alanı olarak kullanılan bu bölge, mevcut haliyle insan sağlığı ve güvenliği açısından, insani yaşam standartları yönüyle elverişsizdir” denildi. </span></p>
<p><b>‘Çocuk İşçiler De Bulunuyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine çadırlarda kalan çocuklarla yapılan görüşmelerin de eklendiği raporda “Çoğunluğu teşkil etmese de 10-12 yaşlarında bazı çocukların tarlalara çalışmaya götürüldüğü, günlük 8-10 saat çalışmaya tabi tutuldukları çocuklar tarafından ifade edilmiştir” cümleleri yer aldı. </span></p>
<p><b>‘İyi Niyet Yeterli Değil, Bütüncül Çözüm Gerekiyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-44820 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/hak_inisiyatifi_sar%C4%B1bey_inceleme-3.png" alt="" width="457" height="299" />Raporla ilgili Sivil Sayfalar’a açıklamada bulunan Hak İnisiyatifi Genel Başkanı Mehmet Arif Koçer, durumun vahim olduğunu belirterek, “Mevsimlik işçilerin, barınma ve yaşam alanlarına ilişkin sorunların çözümü konusunda Belediye, Kaymakamlık ve ilgili idarelerin iyi niyetli bir yaklaşım sergiledi ancak bu iyi niyetli yaklaşımların, mevcut sorunların kalıcı olarak çözümü için yeterli olmadığının ifade edildiği raporda mevsimlik işçilerin çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunlara bütüncül bir perspektifle yaklaşılmadığı için sorunların her çalışma döneminde tekerrür ediyor” dedi.</span></p>
<p><b>‘Nesilden Nesile Geçen Mağduriyet Var’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevsimlik tarım işçileri ile ilgili 2017/6 Sayılı Başbakanlık Genelgesi’nin uygulanması için çağrı yapan Koçer şunları söyledi:  “On binlerce tarım işçisi bu asgari koşullara sahip olmadan çalışıyor. Günlük 60-70 TL alıyor ve yevmiyelerinin bir kısmına dayı başı el koyuyor. Bir kadın işçi ‘Çocukken de mevsimlik işçiydim. 3 çocuklu anne oldum yine mevsimlik işçiyim’ dedi. Büyük ihtimalle çocukları da mevsimlik işçi olacak. Nesilden nesile geçen bir mağduriyet var.  Rapor yayınlandıktan bir süre sonra elektrik bağlandığının bilgisi geldi. Olumlu gelişmeler oldu ama yeterli değil”. </span></p>
<p><b>‘Başbakanlık Genelgesi İçin Devlet İrade Koymalı’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlgili Başbakanlık Genelgesinin uygulanması için devletin irade koyması gerektiğini ifade eden Koçer, “Bu insanların sosyal güvenceye kavuşturulması lazım. Genelgedeki bütün koşullar sağlanmadıkça bu yara kanamaya devam edecek. Her sene çalışma koşulları daha da kötüye gidiyor. Daha önce bu bölgede konteyner varmış ama adli bir olay gerekçe gösterilerek yasaklanmış. Mevsimlik işçilik bu ülkenin gerçeği yasaklamakla çözüm olmaz. Başbakanlık Genelgesi asgari koşulların oluşturulması açısından gayet yeterli ama bu genelgenin uygulanması için devletin irade ortaya koyması lazım. Çok kısa sürede mevsimlik işçilere insani koşullar sağlanabilir. İnsani koşullarda çalışmasını sağlamak devletin görevidir” dedi. </span></p>
<p><b>‘Kürt İşçilere Yönelik Ayrım Göremedik’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Basına yansıyan Kürt işçilere yönelik ayrımcı uygulama iddialarını da sorduğumuz Koçer, “İncelemelerimizde böyle bir şeyin söz konusu olmadığını gördük.. Bölgedeki Türk işçiler de farklı koşullarda değil. Yetkililerin hassas davrandığını gözlemledik. Köylüler ile mevsimlik işçiler arasında bir sorun da görmedik. Mevsimlik işçiler zaten köylüler için çalışmaya gelmiş ve ucuz iş gücü oldukları için de köylüler ellerinden geldikçe yardımcı olmaya çalışıyorlar. Ama bir kısım köylü hoşnut değil ama bu hoşnutsuzluktan öteye gitmiyor” diye konuştu. </span></p>
<p><b>Raporda Yer Alan Çözüm Önerileri:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*Mevsimlik işçi olarak çalışmak isteyen vatandaşların, ulaşım koşulları sıkı denetimlere tabi olmalıdır. İnsani koşullardan uzak ve tehlikeli bir şekilde yolculuk yaptırılan işçilerin bu durumları karşısında işverene de sorumluluklar yükleyen düzenlemelere gidilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*İşçilerin iaşe ve barınma koşulları insani standartlara, çalışma kurallarına ve mevzuata uygun hale getirilmelidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Çalışma saatleri uluslar arası sözleşmelere ve iç mevzuata uygun hale getirilmeli ve fazla çalışma karşılığı ücretin de ayrıca tahsili için gerekli denetimler yapılmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Eğitim döneminde de devam eden mevsimlik işçilik durumunda, çocukların öğrenimine devamı için okullara kayıt ve ücretsiz servis ile nakil işlemleri düzenlenmelidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*Çocukların çalıştırılmaması için gerekli tedbirlere başvurulmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Mevsimlik tarım işçileri sosyal güvenceye kavuşturulmalı ve mevzuatta kendilerine yönelik düzenlemeler açısından kolaylıklar ve ek güvenceler sağlanmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Mevsimlik işçilikte, asıl düzenleyici ve kar sahibi olan “dayıbaşı” sisteminin işçinin emeğini sömüren şekliyle uygulanmasına son verilmeli, standart kuralları olmayan, şeffaflıktan ve hesap verebilirlikten uzak dayıbaşılık sistemi kaldırılmalı veya denetime elverişli  yasal bir statüye kavuşturulmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*Tesisleşme ile birlikte, iş gücü talepleri ile bağlantılı olarak mevsimlik işçilerin ülke içi hareketlerinin, çalışma zamanlarının, koşullarının ve bölgelerinin koordine edildiği, iller veya bölgeler bazında kurullar oluşturulmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*Türkiye Cumhuriyeti Devleti, taraf olduğu ILO sözleşmesindeki asgari şartları, mevsimlik işçiler için de sağlamalı, mevsimlik işçiler, hak ettikleri değere sahip olmalı, insanca bir yaşama ve çalışma koşullarına derhal kavuşturulmalıdır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/ayrimcilik-yok-ama-insani-yasam-ve-calisma-kosullari-da-yok/">‘Ayrımcılık Yok Ama İnsani Yaşam Ve Çalışma Koşulları Da Yok’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplumdan Hükümete Çağrı: Taner Kılıç Derhal Serbest Bırakılsın!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/07/sivil-toplumdan-hukumete-cagri-taner-kilic-derhal-serbest-birakilsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jun 2017 13:44:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Amnesty]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Gündemi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[MAZLUMDER İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet arif koçer]]></category>
		<category><![CDATA[Taner Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi ve Yurttaşlık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15598</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç&#8217;ın dün gözaltına alınması sivil toplumda tepkilere sebep oldu. Mazlumder eski yönetim kurulu üyesi ve Hak İnisiyatifi sözcüsü Mehmet Akif Koçer &#8220;Bu tür gözaltılar sivil toplum çalışması yapanlar için bir gözdağıdır&#8221; dedi. İnsan Hakları Ortak Platformu ve Hak İnisiyatifi de konuyla ilgili açıklama yaptılar. Kapatılan Mazlumder [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/07/sivil-toplumdan-hukumete-cagri-taner-kilic-derhal-serbest-birakilsin/">Sivil Toplumdan Hükümete Çağrı: Taner Kılıç Derhal Serbest Bırakılsın!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç&#8217;ın dün gözaltına alınması sivil toplumda tepkilere sebep oldu. Mazlumder eski yönetim kurulu üyesi ve Hak İnisiyatifi sözcüsü Mehmet Akif Koçer &#8220;Bu tür gözaltılar sivil toplum çalışması yapanlar için bir gözdağıdır&#8221; dedi. İnsan Hakları Ortak Platformu ve Hak İnisiyatifi de konuyla ilgili açıklama yaptılar.<span id="more-15598"></span></strong></p>
<p>Kapatılan Mazlumder İzmir Şubesi üyelerinden olan Mehmet Arif Koçer Taner Kılıç&#8217;ın gözaltına alınması hakkında şunları dedi;</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Kapatılan Mazlumder İzmir Şubesi üyesi, Uluslararası Af Örgütü&#8217;nün  Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı, insan hakları aktivisti, değerli hukukçu Av.Taner Kılıç&#8217;ın delil niteliği şaibeli Bylock iddiası ile gözaltına alınmasını kınıyorum. İnsanın temel haklarından olan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının hiç kimse için kalmadığının, herkesin bir gün soyut iddialar üzerinden gözaltına alınabileceğinin, hukuki güvenlik ortamının bittiğinin somut delili olan bu gözaltı yanlışından dönülmesini ve Av.Taner Kılıç&#8217;ın serbest bırakılmasını talep ediyor ve bekliyoruz.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Hak İnisiyatifi konuyla ilgili açıklamasını sosyal medya üzerinden paylaştı</p>
<p><a href="https://www.facebook.com/HAKinsiyatifi/posts/10156226803487738:0">https://www.facebook.com/HAKinsiyatifi/posts/10156226803487738:0</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<h4>&#8220;İnsan hakları savunucusu Taner Kılıç derhal serbest bırakılmalıdır!&#8221;</h4>
<p>İnsan Hakları Ortak Platformu&#8217;nun &#8220;İnsan hakları savunucusu Taner Kılıç derhal serbest bırakılmalıdır!&#8221; başlığıyla yaptığı açıklamaya İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi ve Yurttaşlık Derneği de imza attı.</p>
<p>Açıklama şu şekilde;</p>
<blockquote><p><em>&#8220;6 Haziran 2017 tarihinde İzmir Terörle Mücadele Polisi tarafından evi ve bürosunda  arama yapılarak gözaltına alınan Avukat Taner Kılıç derhal serbest bırakılmalıdır.</em></p>
<p><em>&#8220;Genel olarak insan hakları savunuculuğunun yanı sıra, özelde mültecilerin haklarını savunmaya kendisini adamış bir insan hakları savunucusu olan Avukat Taner Kılıç, Türkiye’de mülteci haklarına yönelik farkındalığın ve savunuculuğun artmasında vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi kurucularından olan Kılıç, 2014 yılından bu yana Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmektedir.  Mültecilerle Dayanışma Derneği’nin de kurucularından olan Kılıç, İzmir Barosu ve TBB Mülteci Hakları Komisyonlarında da aktif olarak çalışmaktadır.</em></p>
<p><em>&#8220;Hükümeti, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesine sadık kalmaya davet ediyor ve İnsan Hakları Savunucusu Avukat Taner Kılıç’a yönelik hukuk dışı işlemden bir an önce vazgeçilmesini ve derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.&#8221;</em></p></blockquote>
<h4>&#8220;Daha özgür ve hukuken daha güvenli bir ülkeye ulaşmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz&#8221;</h4>
<p>Kendisine &#8220;Sizce bu tür gözaltılar sivil toplum çalışmalarını ne şekilde etkiler?&#8221; sorusunu yönelttiğimiz Mehmet Arif Koçer, bu soruyu şöyle yanıtladı;</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Bu tür gözaltılar sivil toplum çalışması yapanlar için bir göz dağıdır. Ancak yapacak bir şey yok. Biz insan hakları savunucuları; bireyin özgürlük alanının genişlemesi, insanların haklarının garanti altına alınması, insanların kendilerini güvende hissedebileceği bir ortamın inşası için çalışmaya devam edeceğiz. Bu toplumun erdemli insanları, mazlumun ve zalimin kimliğine bakmadan, yanlışa yanlış deme iradelerini göstermez iseler, bir gün sıranın kendilerine de geldiğini ne yazık ki görecekler. Keyfiliğin tavan yaptığı OHAL ortamında, bir an önce bu belirsizlik ortamının bitmesi, daha özgür ve hukuken daha güvenli bir ülkeye ulaşmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz, etmeliyiz, etmek zorundayız.Şayet bunu yapmaz isek, korkarım ki, her şeyden önce onurumuzu kaybetmek durumunda kalacağız.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Kendisine &#8220;Taner Kılıç&#8217;a yönelik bu gözaltının uluslararası sivil toplum çalışmalarına yönelik bir tehdit unsuru olduğunu düşünüyor musunuz?&#8221; sorusunu yönelttiğimiz Kılıç&#8217;ın avukatı ve Af Örgütü üyesi Andrew Garder &#8220;Şu aşamada öyle görünmüyor. Fakat önümüzdeki süreci de takip ediyor olacağız.&#8221; dedi.</p>
<h6>Ana görsel: Bianet</h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/07/sivil-toplumdan-hukumete-cagri-taner-kilic-derhal-serbest-birakilsin/">Sivil Toplumdan Hükümete Çağrı: Taner Kılıç Derhal Serbest Bırakılsın!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MAZLUMDER&#8217;den ayrılan Hak İnisiyatifi yol haritasını belirledi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/26/mazlumderden-ayrilan-hak-inisiyatifi-yol-haritasini-belirledi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/26/mazlumderden-ayrilan-hak-inisiyatifi-yol-haritasini-belirledi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2017 13:39:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Cizre]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[MAZLUMDER]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet arif koçer]]></category>
		<category><![CDATA[Olağanüstü Genel Kurul]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13898</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Bize karşı bu zorbalıkları yapanlarla yollarımızı ayırdığımızı, MAZLUMDER adını bir daha kullanmayacağımızı ve bundan sonraki süreçlerde  insan hakları alanında yaptığımız hizmetlere “Hak İnisiyatifi”nin evrileceği bir isimle devam edeceğimizi bildiririz.”  Geçen günlerde “Hak İnisiyatifi” adıyla yayınlanan bir deklarasyon aracılığıyla, yeni bir insan hakları oluşumunun varlığından haberdar olduk. Deklarasyonun içeriğinden, bu oluşumun, MAZLUMDER’in birkaç hafta önce Ankara’da [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/26/mazlumderden-ayrilan-hak-inisiyatifi-yol-haritasini-belirledi/">MAZLUMDER&#8217;den ayrılan Hak İnisiyatifi yol haritasını belirledi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Bize karşı bu zorbalıkları yapanlarla yollarımızı ayırdığımızı, MAZLUMDER adını bir daha kullanmayacağımızı ve bundan sonraki süreçlerde  insan hakları alanında yaptığımız hizmetlere “Hak İnisiyatifi”nin evrileceği bir isimle devam edeceğimizi bildiririz.”</strong></p>
<p><strong> </strong>Geçen günlerde <strong>“Hak İnisiyatifi”</strong> adıyla yayınlanan bir deklarasyon aracılığıyla, yeni bir insan hakları oluşumunun varlığından haberdar olduk. Deklarasyonun içeriğinden, bu oluşumun, MAZLUMDER’in birkaç hafta önce Ankara’da gerçekleştirilen “olağanüstü genel kongre”sinde alınan kararla kapatılan 16 şubenin, yeni bir mücadele zemini olduğu anlaşılıyor.</p>
<p>Türkiye’nin saygın insan hakları örgütlerinden biri olan, yürüttüğü 27 yıllık mücadele süreci içerisinde yaptığı çalışmalar ve hazırladığı raporlarla uluslararası kamuoyunda da tanınırlılığı olan MAZLUMDER’in kendi içerisinde yaşadığı ayrışmanın nedenlerini ve Hak İnisiyatifi’nin bundan sonraki süreçlerde neler yapacağına ilişkin Mehmet Arif Koçer ile görüştük.</p>
<p>Mehmet Arif Koçer, yirmi yılı aşkın bir süre şube başkanlığından, genel başkan yardımcılığına kadar MAZLUMDER’in hemen her kademesinde görev almış emektarlarından. Aynı zamanda da deklarasyonda da sözü edilen “olağanüstü genel kurul” öncesinde, genel kurula katılacak olması durumunda 16 şubenin, genel başkan adayı olarak üzerinde mutabık olunmuş isimdi.</p>
<p><em> </em><strong>Sayın Koçer, Hak İnisiyatifi içerisindeki göreviniz nedir?</strong></p>
<p>Oluşumumuzun çok yeni olması hasebiyle birkaç arkadaştan oluşan geçici bir koordinasyon ekibi oluşturduk. Bu ekip teknik süreçleri organize edecek. Ben de bu ekipte yer alıyorum.</p>
<p><strong>Dilerseniz bildirinizde de detaylıca değindiğiniz ve aynı zamanda “Hak İnisiyatifi”ni ortaya çıkaran nedenlere dair konuşalım…</strong></p>
<figure id="attachment_13900" aria-describedby="caption-attachment-13900" style="width: 231px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-13900" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2691.jpg" alt="Hak İnisiyatifi geçici koordinasyon kurulu üyesi Mehmet Arif Koçer" width="231" height="308" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2691.jpg 960w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2691-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2691-610x813.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2691-320x427.jpg 320w" sizes="(max-width: 231px) 100vw, 231px" /><figcaption id="caption-attachment-13900" class="wp-caption-text">Hak İnisiyatifi geçici koordinasyon kurulu üyesi Mehmet Arif Koçer</figcaption></figure>
<p>Yaklaşık bir yıl önce, Mersin’deki MAZLUMDER Genel Yönetim Kurulu’nda (GYK) dile getirilen olağanüstü genel kurul talebi, iki ay sonra Ürgüp GYK’sında bu defa 182 delegenin imzası ile gündeme getirilmiştir. Teklif sahibi arkadaşlarımıza, Medeni Yasa’nın açık hükmü ve tüzüğümüzün 15/b maddesine göre, olağanüstü genel kurula gidebilmek için, ya genel yönetim kurulunun çoğunluğunun veya denetleme kurulunun ya da üyelerin beşte birinin isteminin gerekli olduğu, yasa ve tüzükte delegeden bahsedilmediği, bu amir hükme göre, delegelerin talebiyle olağanüstü genel kurula gitmenin mümkün olmadığı söylenmiştir. Taleplerinin kabul edilmediğini gören bu arkadaşlar, toplantıyı protesto ederek salonu terk etmişlerdir. Bunun üzerine GYK üyelerinden dört kişilik bir heyet oluşturularak, MAZLUMDER’in kendi iç barışını, uyumunu gerçekleştirebilmesi, ilke ve organizasyon çerçevesindeki sorunlarını aşabilmesi için genel başkan ve tüm merkez yürütme kurulu üyelerinin değiştirilmesi önerisi dahil olmak üzere, İstanbul şubenin başını çektiği bu harekete, uzlaşma teklifi yapılmıştır. Bunların tümüne sırt çevrilmiş ve basın açıklaması eşliğinde olağanüstü genel kurul için dava açılmıştır. Daha sonra, aynı grup mensupları tarafından, son bir yıldır genel merkez internet sitesine ve şifrelerine keyfi bir şekilde el konulmuş, genel merkez sosyal medya hesapları yalan beyanlarla ele geçirilmiş, şubelerinde kendileriyle hemfikir olmayan yöneticiler, savunmaları alınmadan üyelikten çıkarılmışlardır.</p>
<p><strong> Olağanüstü genel kurul talebi ve bu talepteki ısrarın nedeni neydi? </strong></p>
<p>Olağanüstü genel kurul talebinin öncesinde yaşanan süreçte, bir insan hakları örgütü olarak Kürtlere yönelik hak ihlallerinden, Gezi olaylarına, Soma raporundan, Suriye iç savaşına değin farklı alanlarda çalışmalarımız ve raporlarımız oldu. Bu çalışmalarımızda temel hareket noktamız ve hassasiyetimiz somut olarak hak ihlallerinin olup olmadığını tespit etmekti. Ancak aralarında bazı güç dengelerini gözetme hassasiyeti taşıyan MAZLUMDER içindeki bir grubun da yer aldığı kimi çevreler için bu ilkesel duruş çabamız taşınamaz bir yük olarak kabul edildi. Özetle izah etmeye çalıştığımız ve içinden geçtiğimiz bu süreç, sonuç olarak ilkesel bir duruş ortaya koymak ve koyamamak şeklinde ifade edebileceğimiz bir ayrışmayı beraberinde getirdi. Zaten olağanüstü genel kurul taleplerinde ısrar eden bu arkadaşlar, uzlaşma sağlanamayınca, sonrasında konuyu yargıya taşıdılar.</p>
<h4>&#8220;Sivil bir operasyonla derneğin yarısı, dışarıda bırakıldı&#8221;</h4>
<p><strong>MAZLUMDER’in tarihinde istisnai bir durum. Peki yargı süreci?</strong></p>
<p>Kuşkusuz istisnai bir durum. Üstelik yargı süreçleri de çok garipti. Aralık ayı içerisinde gerçekleşen bir duruşmada olağanüstü genel kurul talebini değerlendiren hâkim, davayı açan İstanbul şube başkanı ve dava vekiline hitaben <em>“tüzüğünüzde üye yazıyor, delege yazmıyor, tüzüğünüze aykırı bir talepte bulunamazsınız, bunun için öncelikle tüzüğünüzü değiştirmeniz gerek”</em> dediği halde, bir sonraki duruşmada tam aksi yönde bir tavır takındı. Konuyu havale ettiği bilirkişi raporunun usulsüzlüğüne itiraz ederek yeni bilirkişi talebimiz ve İstanbul şubenin şaibeli olarak yapılan genel kurulunun iptaline ilişkin açtığımız davanın ‘bekletici’ mesele yapılmasına ilişkin taleplerimizi hiç nazara almadan, tam aksi bir tavır takınarak dava bitirilmiştir.  Mahkemenin görevi olmamasına rağmen, kararın infazına ilişkin hüküm maddesi yazdırarak yazı işleri müdürünü gönderip, infaz işlemlerini başlatmıştır. Dava bitiminden sonraysa, derneğin organlarına ilişkin olduğu için şahsın hukuku hükümlerine tabi olan ve kesinleşmeden işleme konulamayacak durumdaki karar, hukuksuz olarak işleme konulmuş, atanan kayyımlar eliyle olağanüstü genel kurul günü belirlenmiştir.</p>
<p><strong>Yani yapılan olağanüstü genel kurul, atanan kayyımlar eliyle başlatıldı…</strong></p>
<p>Evet, kesinlikle öyle! Bu üç kişinin dernek yöneticisi olması işin niteliğini değiştirmiyor. O arkadaşlarımız mahkeme tarafından atanmıştır ve bu uygulamanın adı da budur. Bununla birlikte söz konusu kararı temyize götürmüştük. Fakat ne yazık ki temyizin sonucu beklenmeksizin kayyımların çağrısıyla olağanüstü genel kurul ilan edildi. Bu nedenle biz de &#8216;hukuksuz ve keyfi&#8217; olan bu olağanüstü genel kurula katılmayacağımızı ilan ettik. 19 Mart 2017 tarihinde yapılan bu genel kurulda, tek gündem olan “seçim maddesine”, önergeyle yeni gündem maddeleri eklenerek, hem genel merkez İstanbul’a taşınmış, hem de katılan beşi tabeladan ibaret durumda olan on şubenin delegelerinin katılımı ile kendileri gibi düşünmeyen 16 şubemiz kapatılmıştır. Hatta çok ironiktir ki, bu grup hızını alamayarak, MAZLUMDER’in tarihinde hiç kurulmamış olan, “Bingöl şubeyi&#8221; bile kapatabilmiştir. Sonuç olarak, binlerce üye, yüzlerce delegenin savunmaları bile alınmadan üyelikleri düşürülmüş, sivil bir operasyonla derneğin yarısı, dışarıda bırakılmıştır.</p>
<p><strong>Kararı temyiz ettiğinizi söylemiştiniz. Yani bir nevi hukuk mücadelesi veriyorsunuz. </strong><strong>Peki, bu süreçler devam edecek mi?</strong></p>
<p>27 yıllık süreç MAZLUMDER zemininde yürttüğümüz bir hak arama süreciydi. Ne yazık ki yaşadığımız bu son süreç, kendi hakkımızı, dün yoldaşlık yaptığımız arkadaşlara karşı yürütme zorunluluğunu doğurdu. Biz halen de MAZLUMDER misyonunun taşıyıcısı olarak bu durumda “kim olursa olsun zalime karşı, kim olursa olsun mazlumdan yana” ilkesi gereğince  mücadelemizi sonuna kadar yürütme kararlılığındayız. Ancak bu davaların sonucu ne olursa olsun, bize karşı bu zorbalıkları yapanlarla yollarımızı ayırdığımızı, MAZLUMDER adını bir daha kullanmayacağımızı ve bundan sonraki süreçlerde  insan hakları alanında yaptığımız hizmetlere “Hak İnisiyatifi”nin evrileceği bir isimle devam edeceğimizi bildiririz.</p>
<h4><strong>“</strong><strong>MAZLUMDER tecrübesinin üzerine insanlığın evrensel değerlerini de ekleyerek, eşitlik ve adalet temelinde yeni bir yapılanmanın içine girdik. Gerçek anlamda bir sivil toplum kuruluşu olarak, bütün güç odaklarına mesafeli, bireyin hak ve özgürlüklerini, hiçbir ayrım yapmadan herkes için savunmaya devam edeceğiz”</strong></h4>
<p><strong>Herhalde bu misyon, bundan sonraki süreçler için “Hak İnisiyatifi”nde devam edecek”</strong></p>
<p>Şube başkanlarımızdan birinin veciz bir ifadesiyle “cesedi gasbedilen MAZLUMDER’in ruhunun devam etmesi” için, yaptığımız istişareler sonucu, Hak İnsiyatifi adıyla, yolumuza devam ediyoruz. MAZLUMDER tecrübesinin üzerine insanlığın evrensel değerlerini de ekleyerek, eşitlik ve adalet temelinde yeni bir yapılanmanın içine girdik. Gerçek anlamda bir sivil toplum kuruluşu olarak, bütün güç odaklarına mesafeli, bireyin hak ve özgürlüklerini, hiçbir ayrım yapmadan herkes için savunmaya devam edeceğiz.</p>
<p><strong>Kimler ve hangi şubeler var?</strong></p>
<p>Bundan sonraki sürecin ilk adımını kapatılan14 şube ve ayrıca altı şubeden ise bir kısım üyeler ile atıyoruz. Elbette ilkelerimizi kabullenen yeni arkadaşlarımızın da katılımı ile herkes için adalet talepli insan hakları mücadelesi için yolumuza devam edeceğiz.</p>
<p><strong>Referandum sonrası hak ve adalet mücadelesi nasıl şekillenecek?</strong></p>
<p>Bizim 26 yıllık geleneğimizdeki temel ilkemiz, kim olursa olsun zalime karşı ve kim olursa olsun mazlumdan yana tavır almaktır. Mazlumun ve zalimin kim olduğuna bakmadan, gücümüz yettiğince, keyfiliğin tavan yaptığı, birçok temel hakkın askıya alındığı olağanüstü hâl döneminde, bir an önce normalleşmeyi sağlamaya dönük çabalarımız, tespitlerimiz, çağrılarımız, hak ve adalet talepli mücadelemiz devam edecektir.</p>
<p><strong>Bu oluşum neye talip oluyor?</strong></p>
<p>Hak İnsiyatifi, “ayırımsız insan hakları mücadelesi” misyonunu devam ettirmeye talip olmuştur. Bunun son süreçte daha da zor olduğunu biliyoruz. Ama bu insan olmamızın bize yüklediği bir görevdir. Din, dil, ırk, cinsiyet vs. doğuştan getirilen veya sonradan edinilen hiçbir kimliği ayırım sebebi yapmaksızın, insan hakkını ve onurunu korumaya talip oluyoruz. Çünkü bizler, “insanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır<em>” </em>hakikatına inanıyoruz.</p>
<p><strong>Bundan sonra neler olacak?</strong></p>
<p>Bizler azimle, bu misyonu sürdürmeye devam edeceğiz. Özgürlük ve adalet aşığı tüm dostlarımızı da yanımızda olmaya davet ediyoruz. İnsanlık için yüreğini koyan erdemli insanlarla, daha güzel bir dünya inşa edeceğimize inanıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/26/mazlumderden-ayrilan-hak-inisiyatifi-yol-haritasini-belirledi/">MAZLUMDER&#8217;den ayrılan Hak İnisiyatifi yol haritasını belirledi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/26/mazlumderden-ayrilan-hak-inisiyatifi-yol-haritasini-belirledi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mazlumder&#8217;de neler oluyor?: Mazlumderliler yaşanan gelişmeleri yorumladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/22/mazlumderde-neler-oluyor-mazlumderliler-yasanan-gelismeleri-yorumladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Mar 2017 01:39:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Delege]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Berber]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[MAZLUMDER]]></category>
		<category><![CDATA[MAZLUMDER Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet arif koçer]]></category>
		<category><![CDATA[olağanüstü kongre]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan Beyhan]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<category><![CDATA[recep karagöz]]></category>
		<category><![CDATA[reha ruhavioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12620</guid>

					<description><![CDATA[<p>19 Mart&#8217;ta MAZLUMDER&#8217;de yapılan olağanüstü kongreden çıkan kararlarla derneğin 16 şubesi kapatıldı, genel başkan değiştirildi ve genel merkez Ankara&#8217;dan İstanbul&#8217;a taşındı. Yaşanan bu gelişmeler hakkında bilgi almak ve bu gelişmeleri nasıl yorumladıklarını öğrenmek için MAZLUMDER yeni Genel Başkanı Ramazan Beyhan&#8217;la, Mazlumder üyeleri Recep Karagöz, Mehmet Akif Koçer, Emre Berber ve kapatılan 16 şubeden biri olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/22/mazlumderde-neler-oluyor-mazlumderliler-yasanan-gelismeleri-yorumladi/">Mazlumder&#8217;de neler oluyor?: Mazlumderliler yaşanan gelişmeleri yorumladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>19 Mart&#8217;ta MAZLUMDER&#8217;de yapılan olağanüstü kongreden çıkan kararlarla derneğin 16 şubesi kapatıldı, genel başkan değiştirildi ve genel merkez Ankara&#8217;dan İstanbul&#8217;a taşındı. Yaşanan bu gelişmeler hakkında bilgi almak ve bu gelişmeleri nasıl yorumladıklarını öğrenmek için MAZLUMDER yeni Genel Başkanı Ramazan Beyhan&#8217;la, Mazlumder üyeleri Recep Karagöz, Mehmet Akif Koçer, Emre Berber ve kapatılan 16 şubeden biri olan Mazlumder Diyarbakır Şube üyesi Reha Ruhavioğlu&#8217;yla konuştuk.</strong><span id="more-17812"></span></p>
<h4>&#8220;Katılımcı delegelerin iradesini ortaya koymasıyla yönetim değişti&#8221;</h4>
<p><strong>-Şubelerin kapatılmasının ve tüzük değişikliğinin sebebi nedir? Mazlumder&#8217;de neler oluyor?</strong></p>
<p><em><strong>Ramazan Beyhan: </strong></em>Bir sene önce Mazlumder&#8217;de bazı şeylerin doğru gitmediğini, eksenin kaydığını gördük. Mazlumder 91 yılında bir ihtiyaç üzerine kuruldu. Değişik görüşlerden, değişik okumalardan gelen ama adalet ve hak bilincini koruyan insanların üye olmasıyla aynı insanlar yönetimi de oluşturdular. Fakat bugün Mazlumder Genel Merkez ve bazı şubelerin tek görüş etrafında toplandığını ve bir siyasi görüşün baskın olduğunu görüyoruz. Bu şubelerin yazdığı raporlarda kullanılan dil de bizim haklı olduğumuzu gösterdi. Biz de bu tasarrufun doğru olmadığını ve derneğin kendi kuruluş ilkelerinden saptığını söyleyerek olağanüstü genel kurul toplantısı talep ettik. Delegelerin yaklaşık yarısı bu talepten yana oy kullandığı halde yönetim talep edenlerin delege değil üyelerden oluşması gerektiğini ve Türkiye&#8217;deki tüm üyelerin en az beşte birinin bunu talep etmesi gerektiğini öne sürdüler. &#8220;Üye mi, delege mi?&#8221; ihtilafı sonucu genel merkez mahkemeye başvurabileceğimizi söyledi. Biz de 6 Şubat&#8217;ta mahkemeye başvurduk. Mahkeme bizim haklı olduğumuza karar verdi ve 3 kişilik bir çağrı heyeti oluşturdular. bu 3 kişilik çağrı heyeti bütün delegeleri 19 Mart&#8217;ta toplanmak üzere genel kurula çağırdı ve delegeler Ankara&#8217;da olağanüstü olarak toplandılar. Bazı delegeler gelmedi ve bu toplantıyı boykot etti. Katılımcı delegelerin iradesini ortaya koymasıyla yönetim değişti. Yeni bir yönetim oluştu. Genel merkez Ankara&#8217;dan İstanbul&#8217;a taşınması kararı verildi, bu uzun zamandır konuşuluyordu zaten. Bir diğer karar da çeşitliliğin sıkıntılı olduğu illerdeki şubeleri kapatmak oldu. İlerleyen zamanlarda ekipler, kriterlerimize uygun bir şekilde, şubeleri tekrar açabilecek.</p>
<figure id="attachment_12622" aria-describedby="caption-attachment-12622" style="width: 864px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12622 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/ramazan-beyhan.jpg" alt="" width="864" height="486" /><figcaption id="caption-attachment-12622" class="wp-caption-text">Ramazan Beyhan-Mazlumder yeni Genel Başkanı</figcaption></figure>
<h4>&#8220;Güneydoğu ve Doğu’da hendek ve barikatla başlaya çatışma sürecinde hazırlanan raporlar, olağanüstü kongre talebi sürecinin ifade edilmesinin başlangıç noktasıdır&#8221;</h4>
<p><em><strong>Recep Karagöz:</strong></em> Mazlumder’in olağanüstü kongreye geliş süreci Suriye’de meydana gelen olaylar ile başlar. Hani şu meşhur 3. Yol Mümkün bildirisi, açıklaması ile. Yani 2011 yılı sonrası. Mazlumder yaptığı açıklamalarda ve görüşmelerde sürekli Suriye’de şiddetten uzak durulması gerektiğinin altını kalın çizgilerle çizerek vurgulamıştır. Bilindiği gibi o yıllarda ve son zamanlara kadar hükümetin Suriye politikası farklıydı. Mazlumder yaptığı tüm açıklamalarda hükümetin bugün geldiği diplomasi politikalarına ve çözümün masa da aranmasına vurgu yapmıştır.</p>
<p>Gezi olayları süreci bir başka boyuttur. Gezi olaylarında Mazlumder’in duruşu bazı kesimleri rahatsız etmiştir. Bizim geniş mahalle dediğimiz ve hükümet kanadını&#8230; Mazlumder gezi protestoları esnasında şiddete bulaşmayan gösteri hakkını savunmuş ve dahası şiddeti tırmandıran bazı kirli odaklara dikkat çekmiştir. Söz konusu odaklar 15 Temmuz da açığa çıkmıştır.</p>
<p>Güneydoğu ve Doğu’da hendek ve barikatla başlayan çatışma sürecinde hazırlanan raporlar, olağanüstü kongre talebi sürecinin ifade edilmesinin başlangıç noktasıdır. Mazlumder söz konusu süreçte hiçbir şekilde barikatları, hendekleri meşru gören bir ifade, ima veya irade serdetmemiştir. Bunları hak talep etme aracı olarak görülmesini asla ve kata doğru bulmamış ve şiddetle eleştirmiştir. Öte yandan hazırladığı raporlarda  devletin de sivillere yönelik hak ihlallerine dikkat çekmiştir. 15 Temmuz darbe girişimin rütbeli subaylarının o gece nereden Ankara’ya intikal ettiğini göz önünde bulundurursanız bazı ihlallerin hangi amaca yönelik olduğunu anlaşılır kılarsınız. Mazlumder süreçte yaptığı raporlarla adil duruşunu korumuştur. Tarih buna kayıt düşecektir.</p>
<figure id="attachment_12623" aria-describedby="caption-attachment-12623" style="width: 400px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12623 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/recep-karagoz.jpg" alt="" width="400" height="267" /><figcaption id="caption-attachment-12623" class="wp-caption-text">Recep Karagöz-Mazlumder eski GYK üyesi/Mazlumder üyesi</figcaption></figure>
<h4>&#8220;İstanbul Şubesi şubeler arası eşitliği kabul etmemiştir&#8221;</h4>
<p><em><strong>Reha Ruhavioğlu:</strong></em> B<span style="font-weight: 400;">izce meselenin esası İstanbul şubenin kemiyete dayalı bir güç üzerinden MAZLUMDER’in her organı üzerinde kurduğu ve birkaç yıldır zayıflayan hegemonyasını yeniden tesis etme meselesidir. İstanbul Şubesi hemen her toplantıda açıkça kendisini diğer şubelerin üstünde görmüş, şubeler arası eşitliği kabul etmemiş, kendisi dışındaki organları onun hegemonyasından çıkmadığı sürece kabul etmiştir. Yapılan tüzük değişikliğinin de, şube kapatmalarının da nirengi noktası budur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önceki çatışma süreçlerinde toplum iktidar odaklarından farklı bir yerde durup daha uzaktan uzakta değerlendirme yapabiliyordu. Ancak son çatışma süreci o kadar sert yaşandı ki, toplum kutuplaşmış iki kanaat üzerinden gitti. Bu esnada soğukkanlılığını koruyan Mazlumder çatışan aktörlerden her ikisini de rahatsız etti. Birinin rahatsızlığıyla memnun olan arkadaşlarımız, öbürüyle aynı duygudaşlık içerisinde kalıp raporlara sahada yahut yazılma süreçlerinde katkı vermemeye başladılar, daha çok eleştirmeyi tercih ettiler. </span></p>
<h4>&#8220;Mazlumder&#8217;de İstanbul şubesiyle geri kalan şubeler arasındaki ihtilafın kökü çok eskilere gidiyor&#8221;</h4>
<p><em><strong>Emre Berber:</strong></em> Mazlumder&#8217;de İstanbul Şubesi ile geri kalan şubeler arasındaki ihtilafın kökü çok eskilere gidiyor. Bu ihtilafın idari bir boyutu olduğu gibi siyasi bir yönü de mevcut. Her iki grup yalnızca Kürt meselesinde değil; Gezi olaylarında, Suriye meselesinde, yolsuzluk iddialarında ve benzeri bütün meselelerde farklılaşan fikirlere sahip. Bu durum da ister istemez mevcut siyasal iktidara yakınlık ve siyasi iktidardan bağımsızlık şeklinde bir farklılaşmaya tekabül ediyor. İstanbul şubesi, ülkenin bütün kritik meselelerinde siyasi iktidara daha yakın bir duruş geliştirmişti. Mazlumder&#8217;in genel merkeziyle tutuştuğu kavganın bu duruşla doğrudan bir ilişkisi mevcut.</p>
<h4>&#8220;Tabelasından başka hiçbir faaliyeti olmayan, Ağrı, Uşak, Akyazı Şubeleri açık tutulurken, faaliyetleri ile insan hakları alanına sürekli katkı yapan, onlarca şubemiz kapatılmıştır&#8221;</h4>
<p><em><strong>Mehmet Akif Koçer:</strong></em> <span style="font-weight: 400;">Mazlumder bir çatı örgüt, ortak payda çalışması idi. Baştan beri her zaman da böyle oldu. Çok zıt noktalardan meseleye bakar, tartışır, ama sonunda uzlaşacağımız doğruya ulaşırdık. Yani bir noktada fikirlerin çatışmasından Barika-i hakikat(hakikat ışığı ) çıkardı. Ancak süreç içinde , özellikle son 5-6 yıldan beri bazı kırılmalar yaşandı. Özellikle Suriye meselesinde &#8220;Barışı ve barış masasını güçlendirmek lazım, 3.bir yol mümkün&#8221; tavrımız, sonrasında Gezi olaylarında, şiddetten arınmış olmak kaydıyla, insanların gösteri hakkını savunmamız, daha sonra da çözüm sürecinin bitirilmesi akabinde, iki taraflı ateşkes ve diyalog ve siyaset kanallarının açık tutulması ile barışa ulaşılması gereğini dillendirmemiz, bu koalisyonun çatırdamaya başlamasına sebep oldu. Bunda kendi tabanımızın politize oluşu, günlük politikaların çok etkisinde kalmaları, hükümetin ayrıştırıcı politikalarının da etkisi oldu. Biz bu krizi insan hakları seviyesi içinde çözmeye, krizi yönetmeye çalıştık. Ama dış etkenler çok güçlü idi ve bir ayrışma noktasına gelindi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Şubesi’nin başını çektiği bir grup arkadaşımız Mersin GYK toplantısında bu konuyu gündeme getirdi, önce GYK üyelerinin 1/5 ile Olağanüstü Genel Kurul’a gitmek istemiş, bunun üzerine Türk Medeni Kanunu 75. maddesinde düzenlenen ve MAZLUMDER tüzüğüne aynen alınan “Genel Kurul, yönetim veya denetim kurulunun gerekli gördüğü hallerde veya dernek üyelerinden beşte birinin başvurusu üzerine, yönetim kurulunca olağanüstü toplantıya çağrılır.” kısmı hatırlatıldı. Bunun üzerine bu defa delegelerinin 1/5’inin imzası ile bu yapılmak istenmiştir. 192 delegenin imzası Genel Merkeze gönderilmiş, ancak yasa ve tüzüğümüzün açık hükmü karşısında bunun mümkün olmadığı bir kere daha ifade edildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ürgüp GYK toplantısının bir aşamasında bu arkadaşlar, salonu terk etti. Daha sonra uzlaştırıcı olarak seçilen 4 kişilik ekibimizin &#8220;Genel kurula 1 yıllık süre var, MYK&#8217;yı yeniden oluşturalım, hatta genel başkanı da değiştirelim, bu şekilde genel kurula kadar devam edelim&#8221; teklifleri de reddedildi. Daha sonra davalar açıldı. Yasa ve tüzükte açıkça “üyenin beşte biri “ yazdığı halde, delegenin beşte biri ile olağanüstü genel kurul yapılabileceğine mahkeme karar verdi. Son duruşmadan bir öncekinde hakim karşı tarafa dönerek , “burada üye yazıyor, delege yazmıyor, bu şekilde olmaz” dediği halde, bir sonraki celse tam aksi bir tutumla hiçbir talebimizi dinleme zahmetine bile katlanmadan, tam aksi yönde karar verdi. Hatta bu karar şahsın hukukuna ilişkin olduğu için kesinleşmeden işleme konamayacağı halde, bunun icrasına başlanması için yazı işleri müdürünü görevlendirdi. Daha sonra da olağanüstü genel kurul ilanı hukuksuz ve keyfi olarak yapıldı. Seçim gündemli genel kurul, güç gösterisine dönüştürüldü, hukuk ve ahlakla birleşmemiş bir gücün ne kadar zorbalaşabileceğini izledik. Şubelerimizin 2/3 ü  ne dediği bile sorulmadan, dinlenmeden kapatıldı. Tabelasından başka hiçbir faaliyeti olmayan, Ağrı, Uşak, Akyazı Şubeleri açık tutulurken, faaliyetleri ile insan hakları alanına sürekli katkı yapan, onlarca şubemiz kapatılmıştır. Farklı hiçbir sese tahammül edilmediği bu şekilde anlatıldı. Bu mazlumder bizim bildiğimiz mazlumder değil, olamaz. Traji komik olan ise, kendileriyle hareket eden ve derneğin kaderiyle ilgili işlerde imza vermek dışında yaklaşık 10 yıldır hiçbir faaliyeti olmayan Uşak şube delegesinin, “biz tabela şubesi olduk, bizi de kapatsanız iyi olur” sözüne olumsuz yanıt verilmesidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Ayrıca İstanbul Şubesinin bir önceki dönem 2015&#8217;te yaptığı genel kurulda 1278 kişi hazirun cetvelinde imzası varmış gibi gösterilip, 230 kişinin oy kullandığı, seçilmiş gibi gösterilen ve bu olağanüstü genel kurul oy kullanan 70 kişinin delegeliği şaibelidir. İstanbul Şube&#8217;den bir üyemizin 2015 yılında İstanbul Şube Genel Kurulu&#8217;nun iptali için açtığı dava halen devam etmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak; Kesinleşmeden işleme konulan mahkeme kararı ile yapılan bu genel kurul yok hükmündedir. İstinaf itirazımız ise hala devam etmektedir.Bozma halinde bu genel kurul dayanaksız kalacak ve yine yok hükmünde olacaktır. Bu genel kurulun iptali için de dava açacağız. Hukuk mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Zorbalığa boyun eğmeyeceğiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine, olağanüstü genel kurulda operasyonel ekip, 27 yıllık hülyalarını da gündem maddesi olarak eklemiş ve genel merkezi İstanbul’a taşımıştır. Bunların hiçbiri hukuki ve ahlaki değildir, tanımıyoruz ve kabul etmiyoruz.</span></p>
<h4>&#8220;Mazlumder tek fikirden, tek anlayıştan gelen; herhangi bir vakfın ya da siyasi görüşün derneği değildir&#8221;</h4>
<p><strong>-Bir insan hakları kuruluşunun 16 şubesinin kapatılmasından bahsediyoruz. Bu kapatmaların gerekçelerinden biraz daha bahseder misiniz?</strong></p>
<p><em><strong>Ramazan Beyhan:</strong></em> Kamuoyunda dışarıdan bir el tarafından kapatılmış gibi gösterilmek isteniyor fakat bu genel merkezin kararıydı, delegelerin iradesiyle kapatıldı bu şubeler. Şubelerin kapatılması teklif edildi ve bu teklif kabul gördü. Dediğim gibi bunun en temel sebebi ilk olarak derneklerin üyelerinin çeşitlenmesi gerekliliği oldu. Tek fikirden, tek anlayıştan gelen; herhangi bir vakfın ya da siyasi görüşün derneği değildir Mazlumder. Hak arama kaygısı taşıyan, hak bilinci gelişmiş insanların katıldığı bir dernektir. 25 yıldır böyle insanlar tarafından yönetildi. Kapatılan şubelerde, geçmişte, farklı düşünceden insanlar küstürülmüş, bir şekilde dernekten uzaklaştırılmış ve birkaç kişinin elinde kalarak sadece onların yönettiği bir motif haline dönüşmüştür, bazılarının şube yerleri bile yok. Dolayısıyla dernek söylemiyle örtüşmeyen bu şubeleri kapatma kararı alındı. Bir diğer şey de, delegeler gittikçe siyasileşen bir hal gördü. Zaten kamuoyunun da bununla ilgili bir rahatsızlığı vardı. Buraya müdahale etmemiz gerekiyordu. &#8220;Mazlumder belli bir eksene kaydı, belli bir görüşün savunucusu haline geldi&#8221; diyen, Anadolu&#8217;nun çeşitli yerlerinden insanlar bu sebepler yüzünden küstü, uzaklaştırıldı ya da istifa etti. İstanbul şube olarak bu durumu eleştiren açıklamalarda bulunduk sürekli fakat bu hal yıllardır devam ediyordu. Delegelerin de bu hal karşısındaki takdiri, tek tipleşen şubeleri kapatmak oldu.</p>
<h4>&#8220;Bu raporların dili, performansların çeşitlenmemesi, tanıkların konuşurken ifadelerinin bir kısmının alınıp bir kısmının alınmaması her şeyden önce bizim birbirimize karşı güvenimizi sarstı&#8221;</h4>
<p><b>-Kapatılan şubeler arasında Kürdistan&#8217;daki çatışma sürecinde gözlemci rol üstlenen ve raporlar yazan Diyarbakır Şube de bulunuyor. Bu raporlar, şubenin kapatılmasına sebep olmuş olabilir mi?</b></p>
<p><em><strong>Ramazan Beyhan:</strong></em> Sadece Diyarbakır Şube kapatılmadı. Diğer yandan raporlar önemli bir sorun teşkil ediyor tabii ki. Bir kere Mazlumder&#8217;in ilkesi şudur &#8220;Mazlum kim olursa olsun, onun kimliğine bakmadan doğruyu savunmalıyız&#8221; Fakat bu raporların dili, performansların çeşitlenmemesi, tanıkların konuşurken ifadelerinin bir kısmının alınıp bir kısmının alınmaması her şeyden önce bizim birbirimize karşı güvenimizi sarstı. Dolayısıyla biz kendi kendimize ilkelerimizi çiğnemiş oluyoruz. Biz kamuoyuna gördüğümüz neyse onu anlatacağımızı, adil şahitlik yapacağımızı deklare etmişiz, bunun sözünü vermişiz ve insanlar çalışmalarımızı bu ilkelerle icra ettiğimiz için bize madden ve manen destek veriyorlar. Eğer bu tür raporları çarpıtarak sunarsak, o zaman kendi kendimizi inkar etmiş oluruz. Raporlar bahane edilerek kamuoyuna yansıtılmaya çalışılan yanlış bir algı var. Raporlar doğru yazıldıktan sonra kimse &#8220;Neden yayınlıyorsunuz bu raporları?&#8221; diyemez.</p>
<h4>&#8220;Raporlama çalışmasına katılmak isteyen katıldı. Çalışmayı şeffaf yürüttük&#8221;</h4>
<p><em><strong>Recep Karagöz:</strong></em> Raporların hazırlanış sürecine kısaca temas etmek isterim. Raporlama çalışması yapmak için sahaya çıkmadan önce Mazlumder MYK-GYK ve tüm şubelerimize her defasında çağrı yaparak raporlama çalışmasına davet ettik. Katılmak isteyenler katıldı. Çalışmayı şeffaf yürüttük. Sahada edindiğimiz bilgi ve belgeleri bir taslak metin hazırlayarak MYK ve GYK grubumuzda tartıştık. İtiraz edilen bazı yerleri kaldırdık ve son şeklini vererek kamuoyuna ondan sonra açıkladık. Bunu burada ifade etmemin sebebi, olağanüstü hukuksuz kongreye giden arkadaşların toplumda oluşturmaya çalıştıkları algıdır.</p>
<p>Sorunuza gelince, bilindiği gibi sadece Diyarbakır şube değil 16 şube birden kapatılmıştır. Bunlar, yani kapatılan şubeler yine toplumda yaratılan algı gibi Doğu ve Güneydoğu şubeleri değildir. Bursa, İzmir, Kocaeli, Sakarya gibi şubeler de kapatılmıştır. İşin en ilginç yanı, hukuki olmasa bile ahlaki yanı 6-7 şubenin bazı delegelerinin toplandığı olağanüstü kongrede 16 şubeyi kapatmasıdır. 16 Şubenin kapatılması demek binlerce üyenin de Mazlumder’den ihracı demektir. Bu tam olarak; gönüllü bir teşekküle üye olmuş insanlara yapılmış bir etik yoksunluğudur.</p>
<h4>&#8220;Mazlumder Diyerbekir ve diğer bölge şubeleri topluca bir cezalandırmaya maruz kalmıştır&#8221;</h4>
<p><em><strong>Reha Ruhavioğlu:</strong></em> <span style="font-weight: 400;">Hangi suçlamanın karşılığı olarak hangi karar alınmış, bunun bilinmediği bir cezalandırma, OHAL KHK’larını hazırlayanların elinden çıkmış gibidir. Bu yüzden ancak &#8220;olmuş olabilir mi?&#8221; gibi çıkarımlarda bulunabiliyoruz. Ama kanaatimce Mazlumder Diyarbekir ve diğer bölge şubeleri sadece yazdıkları raporlar sebebiyle değil, çatışma bağlamında yapıp ettikleri işlerin geneli gerekçesiyle topluca bir cezalandırmaya maruz kalmışlardır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Herkes gibi Mazlumder de yanlış yapabilir, önemli olan yanlışı kabul edip düzeltme yoluna gitmektir. Örneğin bir rapor hakkında İstanbul Şubesi’nin birkaç sayfalık bir eleştirisi olmuştu ve o rapor eleştirilerin haklı olduğu noktalar doğrultusunda revize edildi. Sonra, bir raporla ilgili öncesinde raporu beğenmiş ve paylaşmış bir gönüllümüzün yaklaşık bir ay sonra rapora itiraz etmesi ve raporlamayı yapan arkadaşların uzlaşamaması sebebiyle o rapor derhal geri çekildi fakat çatışmalar daha geniş bir katılımla yeni bir rapor yazmaya imkan tanımadı. Yani meselenin esası raporlardaki hatalar değil; bunların eleştiriler ışığında elden geçirildiğini, somut eleştiriler üzerinden revize edildiğini en çok bu arkadaşlarımız biliyorlar.</span></p>
<figure id="attachment_12624" aria-describedby="caption-attachment-12624" style="width: 763px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12624 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/reha-ruhavioglu-e1490145627596.jpg" alt="" width="763" height="550" /><figcaption id="caption-attachment-12624" class="wp-caption-text">Reha Ruhavioğlu-Kapatılan Mazlumder Diyarbakır Şube üyesi</figcaption></figure>
<h4>&#8220;İstanbul şubeyle yakın hareket etmemeleri ve çalışmalarında insan hakları alanının gerektirdiği şekilde bağımsız bir duruş sergilemeleri şubelerin kapatılmasının esas sebebi oldu&#8221;</h4>
<p><em><strong>Emre Berber:</strong></em> Mazlumder&#8217;in çatışma sürecinde yürüttüğü raporlama çalışmaları bütün şubelerine açıktı. Ama İstanbul Şube ve ona yakın olan yöneticiler ısrarlı çağrılara rağmen raporlama çalışmaların çoğuna katılmamayı tercih etti. Diyarbakır&#8217;ın da aralarında bulunduğu şubeler elbetteki saha hakimiyetlerinden ve coğrafi yakınlıklarından dolayı raporlamalarda daha etkin bir rol üstlendi. Bu şubelerin kapatılmasında raporlama çalışmalarında oynadıkları rolün de etkisi mutlaka bulunuyor. Ama olağanüstü genel kurulda İzmir, Bursa, Kocaeli, Sakarya şubelerinin de kapatılması kararlaştırıldı. Bu şubelerin raporlama çalışmalarına etkin bir şekilde katıldığından bahsetmek pek mümkün değil. Dolayısıyla, şubeleri kapatma tercihlerinin arkasında sadece Kürt meselesine ve raporlamalara ilişkin bir sorun yer almıyor. İstanbul şubeyle yakın hareket etmemeleri ve çalışmalarında insan hakları alanının gerektirdiği şekilde bağımsız bir duruş sergilemeleri şubelerin kapatılmasının esas sebebi oldu.</p>
<figure id="attachment_12625" aria-describedby="caption-attachment-12625" style="width: 794px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12625 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/emre-berber-e1490145722651.jpg" alt="" width="794" height="470" /><figcaption id="caption-attachment-12625" class="wp-caption-text">Emre Berber-Mazlumder Ankara Şube üyesi</figcaption></figure>
<h4>&#8220;Son Cizre raporumuz hariç hiçbir çalışmaya İstanbul ile birlikte hareket eden şubeler katılmadı&#8221;</h4>
<p><em><strong>Mehmet Arif Koçer:</strong></em> <span style="font-weight: 400;">Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki raporlarımızın da bu kırılmada ciddi rolü olmuştur. Tüm şubelerin katılımı ile raporlama ve tespit yapmak istediğimizi ilan ettik. Ancak son Cizre raporumuz hariç hiçbir çalışmaya İstanbul ile birlikte hareket eden şubeler katılmadı. Hatta bu raporların ham hali 1 gün MYK mail grubunda katkı ve düzeltme için bekletildiği halde, hiçbir müdahale yapmadılar. Halbuki MYK&#8217;nın yarısından fazlası İstanbul Şube&#8217;den arkadaşlar idi. Hiçbir katkı yapmayan bu arkadaşlar daha sonra ithamlar ile hayatını riske ederek, bölgede tespit çalışmaları yapan arkadaşlarımızı ve genel merkezi suçladılar. Bunun ise hiçbir ahlaki tarafı ne yazık ki yoktur.</span></p>
<figure id="attachment_12626" aria-describedby="caption-attachment-12626" style="width: 957px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12626 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/mehmet-arif-kocer-e1490145779418.jpg" alt="" width="957" height="489" /><figcaption id="caption-attachment-12626" class="wp-caption-text">Mehmet Arif Koçer-Mazlumder eski Genel Başkan Yardımcısı/Mazlumder üyesi</figcaption></figure>
<h4>&#8220;Mazlumder iktidara da muhalefete de eşit uzaklıkta olacak&#8221;</h4>
<p><strong>-Yaşanan gelişmeler derneği ne şekilde etkileyecek? Bundan sonra neler olacak?</strong></p>
<p><em><strong>Ramazan Beyhan:</strong></em> Bundan sonra Mazlumder tekrar kendi ayarlarına, kendi ilkelerine dönecek. İktidara da muhalefete de eşit uzaklıkta olacak. Hiç kimsenin değirmenine su taşımayacak. Gördüğü hakikat neyse, haksızlığa uğramış kim varsa, kim haksızlık yapmışsa bunu net bir şekilde kamuoyuna duyuracak ve ilgilileri de bu konuda işini yapmaya çağıracak. Herhangi bir tarafa yaslanması söz konusu değil. İkincisi, yönetim kurulu üyelerini çeşitlendirerek katılımcı bir yönetim oluşturacak. Üçüncüsü, gerek yöneticiler, gerekse Mazlumder&#8217;in hakkaniyetli kurumları istişare etmeden, bir insanın kendi siyasi görüşü doğrultusunda beyanlarda bulunmasına müsamaha göstermeyecek. Çünkü biz hakların hukuki bir zeminde aranması gerektiğine inanıyoruz. Bunun herhangi bir siyasi görüşe alet edilmesini ve araçsallaştırılmasını kesinlikle istemiyoruz. Bu net bir şekilde ortaya konulmalı ve kamuoyu doğru bir şekilde bilgilendirilmeli.</p>
<h4>&#8220;Hukuki süreci sonuna kadar takip edeceğiz&#8221;</h4>
<p><em><strong>Recep Karagöz:</strong></em> Mazlumder tarihinde İstanbul şubenin sürgit bir talebi olmuştur, genel merkezin İstanbul’a taşınması. Son gelişmeleri fırsat bilip; darbeci bir yaklaşımla nasıl ki 16 şubeyi kapatmışlar ve binlerce üyesini ihraç etmişlerse olağanüstü kongrede aldıkları kararla genel merkezi İstanbul’a taşımışlardır.</p>
<p>Yukarıda temas etmeyi unuttum. Olağanüstü kongreye bizim katılmayışımızın gerekçesi hukuki süreç tamamlanmadan kayyum tarafından baskın olarak yapılmak istendiği içindir. Kongrenin hukuki süreç tamamlanmadan yapılması ayrı bir hukuki sorun çıkarmıştır. Ez cümle hukuki süreç devam etmektedir. Hukuki süreci sonuna kadar takip edeceğiz.</p>
<p>İnsan Hakları mücadelesi bir kurumla kaim değildir. Hak mücadelesi tarihi süreçte de görüleceği gibi çeşitli isimler ve yapılarla verilmiştir. Ben 28 Şubat sürecinde Türkiye’de Mazlumder başta olmak üzere insan hakları derneklerinin saldırı altında olduğu bir tarihsel kesitte merkezi Almanya’da olan uluslararası bir insan hakları (Organization for Human Dignity and Rights – İnsan Onuru ve Hakları Örgütü –HDR) derneğinin başkanlığı yaptım. Sonra geldim 2007 tarihinden bugüne Mazlumder’in çeşitli kademelerinde insan hakları mücadelesi verdim. Kısaca hak mücadelesi devam eder. Bunun zemini Mazlumder veya başka bir zemin fark etmez. Esas olan adalet mücadelesidir.</p>
<h4>&#8220;Türkiye’nin insan hakları mücadelesine önemli katkıları olmuş şubeleri kapattığınızda geriye kalan şey insan hakları için mücadele eden bir dernek olmaz&#8221;</h4>
<p><em><strong>Reha Ruhavioğlu:</strong></em> <span style="font-weight: 400;">Mesele insan hakları mücadelesinde ‘ilkesel tutum’ ve ‘konjonktürel tutum’ arasında ortaya çıkan farklılığın bir yarılmaya dönüşmesidir. Bu yarılma taşınamaz bir hal almış ve 4 tanesi sadece kağıt üstünde var olan, son 5 senedir tek bir etkinliğe imza atmamış olan toplamda 8 şubenin toplanarak, ‘güçlü olan azınlık da olsa haklıdır’ tavrı benimseyip çoğu aktif ve dinamik 16 şubeyi kapatmasıdır. Bu güç de şaibelidir çünkü İstanbul’un son şube kurulunda iki rakip liste yarışmış ve 500 kili kapasiteli bir salonda yapılan toplantıda toplam 230 oy kullanılmıştır. Ancak İstanbul, toplantıya katılım sayısını 1200 üzerinde göstererek fazladan 70 delegeye sahip olmuştur. 70 delegenin bütün dengeyi etkilediği bir durumda haklı olarak şu soru sorulmuştur: Nasıl oluyor da iki rakip listenin yarıştığı bir seçimde toplantıya katılan 1200 küsur kişiden 1000 kişi oy kullanmaz? Oy kullanmayanlar kendi listelerinin kazanacağından nasıl emin olabilir? İstanbul Şubesi bu soruya cevap vermemiş, yürütülen soruşturmaya evrakları sunmamış üzerindeki şaibeyi büyütmüştür. Böyle şaibeli bir çoğunluk üzerinden kapatılan şubelerin üyelerini de üyelikten ihraç eden bu arkadaşlar içlerinde Mazlumder’e 25 yıldır emek veren insanların olduğu binlerce insanı Mazlumder’den sürgüne göndermişlerdir. Bu da &#8220;kuruluş felsefesine dönüş&#8221; iddialarının tutarsızlığına delalettir. Bir ‘fabrika ayarına dönüş’ olduğu aşikar ama bu Mazlumder’in değerlerinin üretildiği fabrika değildir. Türkiye’nin insan hakları mücadelesine önemli katkıları olmuş şubeleri kapattığınızda geriye kalan şey insan hakları için mücadele eden bir dernek olmaz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başka bir yerde aynı vesile ile söylediğimi tekrar edeceğim; yapılan şeyin bir darbe uygulaması olduğu kanaatindeyim. Kayyumlar eliyle hukuksuz bir şekilde toplanmış bir kongrenin ülkenin içinde bulunduğu radikal hukuksuzluklar ve kayyum keyfiliğine denk gelen bir görüntü vermesi, insan hakları mücadelesine bir utanç olarak yazılacak ama bu utanç bizim değil, bizi tasfiye edenlerin boynuna asılacaktır. bunu bize zaman çok veciz bir şekilde gösterecektir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bize gelince; söylediğim gibi, İnsan hakları meselesine ilkesel bakan arkadaşlarla, konjonktürün etkisinde kalan arkadaşlar ikiye ayrılmış durumda. Eğer istinaf alt mahkemenin kararını bozmazsa bu arkadaşlar gücün adalete galip geldiği bir gayrımeşru ilişkinin neticesi olarak Mazlumder’i ele geçirmiş ve bir darbe uygulamasıyla bizi tasfiye etmiş oldular. İnsan hakları mücadelesi Mazlumder’le başlamadı, biz tasfiye edilince de bitmiş olmaz. Biz bir yandan hukuki süreci takip ederken, diğer yandan Mazlumder eliyle zulme uğramış olan şubeler olarak insan hakları mücadelesine devam etme noktasında birbirimizle istişare halinde olacağız.</span></p>
<h4>&#8220;Bu kararlar iptal edilmediği takdirde Mazlumder çoğulcu yapısından arındırılmış bir dernek olacak&#8221;</h4>
<p><em><strong>Emre Berber:</strong></em> Bizler olağanüstü genel kurulda alınan bu kararlarla alakalı hukuki süreçleri takip edeceğiz. Bütün bu kararların pek çok açıdan iptale tabi tutulacağını düşünüyoruz. Bu kararlarla sadece şube yönetim kurullarını feshetmediler, kendilerine muhalif bütün şubeleri bütün üyeleriyle birlikte dernekten sildiler. Bu kararlar iptal edilmediği takdirde Mazlumder çoğulcu yapısından arındırılmış bir dernek olacak. Siyasi otoriteye karşı bağımsızlığını da kaybedeceğinden endişe etmek için elimizde pek çok sebep var. Bunların yaşanmaması için gereken mücadeleyi vereceğiz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/22/mazlumderde-neler-oluyor-mazlumderliler-yasanan-gelismeleri-yorumladi/">Mazlumder&#8217;de neler oluyor?: Mazlumderliler yaşanan gelişmeleri yorumladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
