<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Lazca arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/lazca/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/lazca/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Apr 2020 12:38:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Lazca arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/lazca/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TBMM&#8217;de İlk Lazca Konuşma</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/28/tbmmde-ilk-lazca-konusma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Feb 2018 09:26:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Lazca]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Bekâroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Rize]]></category>
		<category><![CDATA[Tbmm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24830</guid>

					<description><![CDATA[<p>21 Şubat Uluslararası Anadil Günü dolayısıyla TBMM Genel Kuruluna hitap eden CHP Milletvekili Prof.Dr. Mehmet Bekaroğlu, bir ilki gerçekleştirdi. Bekaroğlu, TBMM Genel Kurulunu Lazca selamladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/28/tbmmde-ilk-lazca-konusma/">TBMM&#8217;de İlk Lazca Konuşma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>21 Şubat Uluslararası Anadil Günü dolayısıyla TBMM Genel Kuruluna hitap eden CHP Milletvekili Prof.Dr. <a href="http://www.ardesen.com/haber/29160/tbmmde-ilk-lazca-konusma.html">Mehmet Bekaroğlu</a>, bir ilki gerçekleştirdi. Bekaroğlu, TBMM Genel Kurulunu Lazca selamladı.</p>
<p>TBMM&#8217;de genel kurulu Lazca selamlayan Bekaroğlu, 17 Kasım 1999&#8217;da 21 Şubat 1952 anısına UNESCO tarafından Uluslararası Anadil Günü olarak ilan edildiğini söyledi.</p>
<h2><strong>7 Bin Farklı Dil</strong></h2>
<p>UNESCO&#8217;nun bildirdiğine göre dünya üzerinde 7 bin farklı dil konuşulduğunu söyleyen Bekaroğlu, bunların 2 bin 500&#8217;ünün öldüğünü, bir o kadarının da ölüm tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Bekaroğlu şöyle devam etti:</strong></p>
<p>&#8221; Yine UNESCO&#8217;nun bildirdiğine göre Türkiye&#8217;de 36 dil ve lehçe var. Bunların 18&#8217;i lmüş, bir kısmı da ölmek üzere&#8230; Bunlardan bir tanesi de benim bölgemde; Rize&#8217;de, Fındıklı&#8217;da yaygın konuşulan Lazca ve yine yukarılarda konuşulan Hemşince dilleridir. Konuşmamın başında sizden yardım istedim; dedim ki, Lazca ve birçok dil ölmek üzeredir. Bugün Türkiye&#8217;de 200 bini bölgede (Doğu Karadeniz), diğerleri Türkiye&#8217;nin değişik yörelerinde olmak üzere 500 bin civarında Laz var. Bunların ancak 200 bin&#8217;i Lazca konuşabiliyor. &#8221;</p>
<p><strong>Dedem Lazca Konuşurdu</strong></p>
<p>&#8221; Benim dedem Lazca konuşuyordu değerli arkadaşlarım. Annem ve babam da Lazca konuşuyordu. Ben de Lazca konuşabiliyorum, çocuklarım sadece anlayabiliyor, torunlarım ise ne anlayabiliyor, ne de konuşabiliyor. Diğer dil ve lehçeler de aynı durumdadır. Niçin böyle, niçin bu ülkenin zenginlikleri böyle ölüyor? Bir dilin ölmesi ile insanın ölmesi arasında ne fark var? Modernlik, şehirleşme, medya, televizyon ve en önemlisi de bugüne kadar tekçi devlet uygulamaları dolayısıyla ölüyor bu diller. &#8221;</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.ardesen.com/haber/29160/tbmmde-ilk-lazca-konusma.html">Ardesen.com</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/28/tbmmde-ilk-lazca-konusma/">TBMM&#8217;de İlk Lazca Konuşma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Lazca&#8217;nın iade-i itibara ihtiyacı var&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/27/lazcanin-iade-i-itibara-ihtiyaci-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Evrim Kepenek]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2017 13:46:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Avcı]]></category>
		<category><![CDATA[Ardeşen]]></category>
		<category><![CDATA[Arhavi]]></category>
		<category><![CDATA[Fındıklı]]></category>
		<category><![CDATA[Hopa]]></category>
		<category><![CDATA[Kazım Koyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[Laz]]></category>
		<category><![CDATA[Lazca]]></category>
		<category><![CDATA[Mihriban M'çaputolepeşi]]></category>
		<category><![CDATA[Rize]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20361</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Lazlar hep gülünen, komedi öğesi, anlamayan biri olarak tarifleniyor. Şu anda bile güncel dizilere bakınca durum böyle. Laz’ın dilini yok sayarak bir ‘gülme’ objesi haline getirme durumu var. Lazların hapsedilmeye çalışıldığı Temel karakteri bile Laz değil, Temelis ya da Temelois ismi ile Pontuslu bir Rum. Bunu biraz olsun Kazım Koyuncu ile aştık&#8221; Rize’nin Pazar, Ardeşen, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/27/lazcanin-iade-i-itibara-ihtiyaci-var/">&#8220;Lazca&#8217;nın iade-i itibara ihtiyacı var&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Lazlar hep gülünen, komedi öğesi, anlamayan biri olarak tarifleniyor. Şu anda bile güncel dizilere bakınca durum böyle. Laz’ın dilini yok sayarak bir ‘gülme’ objesi haline getirme durumu var. Lazların hapsedilmeye çalışıldığı Temel karakteri bile Laz değil, Temelis ya da Temelois ismi ile Pontuslu bir Rum. Bunu biraz olsun Kazım Koyuncu ile aştık&#8221;</strong><span id="more-21434"></span></p>
<p>Rize’nin Pazar, Ardeşen, Fındıklı ilçeleri ile Artvin’in Hopa ve Arhavi ilçelerinde konuşulan Lazca’yı bugün yaklaşık 250 bin kişinin bildiği söyleniyor. Ancak, Karadeniz’in diğer kadim dilleri gibi Lazca da asimilasyon politikalarının etkisi altında. Yerel dillerin güçlendirilmesi için 2013 yılında başlatılan çözüm sürecinde Rize’nin ilçelerinde başlayan seçmeli ders olan Lazca dersi talep azlığı nedeni ile kapanmış durumda. Ancak, Lazca’nın peşinden giden bir grup genç İstanbul’da Lazca üzerine çalışmalar yapıyor, Laz kimliği üzerine araştırmalar yapıyor. Bu gençlerden Adnan Avcı ve Mihriban M&#8217;çaputolepeşi, Laz dilinin geleceği ve önemini Sivil Sayfalar’a anlattı. “Doğayı koru Lazca’yı yaşat” diye mesaj veren ikili, Lazca’nın iade-i itibara ihtiyacı olduğu görüşünde.</p>
<figure id="attachment_20362" aria-describedby="caption-attachment-20362" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-20362 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/IMG-20171125-WA0004-01-300x242.jpeg" alt="" width="300" height="242" /><figcaption id="caption-attachment-20362" class="wp-caption-text">Adnan Avcı</figcaption></figure>
<p>Yok olan her dil ve kimlik için sorumlu olarak cumhuriyetin kuruluş yılları gösterilir. Adnan Avcı, buna, 1910’lu yıllarda da Lazlar’ın kendi dillerine yabancı olduğu bilgisini de ekliyor. “Bunu Rus dil bilimci  Nikolay Marr&#8217;ın 1910’da yazdığı kitapta verilen örneklerden anlıyoruz” diyen Avcı’nın sözlerine Mihriban M&#8217;çaputolepeşi şu cümleleri ekliyor: “Evet dilin yasaklanması söz konusuydu. Bazı öğretmenler okullara geldiklerinde çocukları Lazca konuşunca azarlıyordu. Aileler fakirdi ve çocuklarının dışlanmasını istemiyorlardı, Türkçe öğrenip okumasını istiyorlardı. Anne ve babalar çocuklarının Lazca konuşmasını istemiyordu. Biz, o anne ve babaların çocuklarıyız”</p>
<p>Avcı ve M&#8217;çaputolepeşi dili aile içinde öğrenip kendi çabaları ile geliştirmişler. Elbette yaşadıkları coğrafyanın da büyük katkısı olmuş kendi dillerini öğrenmelerinde ancak, her ikisi de özellikle kendi kimliklerini fark ettiklerinden bu alana daha çok yoğunlaşmışlar. M&#8217;çaputolepeşi bu konudaki bir anısını şöyle anlatıyor: “İlkokula gittiğimde okulda Kürt ve Ailevi çocuklar vardı. Onlar bunu saklıyordu. O zamanki çocuk aklımla Kürtlüğün ve Aleviliğin kötü bir şey olduğunu düşünüyordum. Lazca’ya kayan bir şivem yoktu ama Laz olduğumu biliyordum. Ergenlik dönemlerimde tam olarak dilimi öğrenmem gerektiğini düşündüm ve yoğunlaştım”</p>
<p><strong>‘Kazım Koyuncu Laz diline yeni bir ivme kazandırdı’</strong></p>
<p>Avcı’ya göre Laz dilinin en acil ihtiyacı iade-i itibar. Cumhuriyet döneminden önce de Hacivat Karagöz gibi oyunlar da dahil Laz kimliğinin bir gülme öğesi olarak kullanıldığını anlatan Avcı, “Lazlar hep gülünen, komedi öğesi, anlamayan biri olarak tarifleniyor. Şu anda bile güncel dizilere bakınca durum böyle. Laz’ın dilini yok sayarak bir ‘gülme’ objesi haline getirme durumu var. Lazların hapsedilmeye çalışıldığı Temel karakteri bile Laz değil, Temelis ya da Temelois ismi ile Pontuslu bir Rum. Bunu biraz olsun Kazım Koyuncu ile aştık. Lazlar’ın&#8217; celiyrum cidiyrum&#8217; şivesinde konuşmayan farklı bir dili olan halk olduğunu anlatabildik” diyor. Mihriban da Lazca’nın iade-i itibarının ancak somut adımlarla olabileceğini belirterek, “Mesela aileler Lazca konuşmaya başlamalı. Lazca öğrenilme noktasındaki engeller kaldırılmalı. Seçmeli Lazca dil dersleri artırılmalı” diyor.</p>
<figure id="attachment_20363" aria-describedby="caption-attachment-20363" style="width: 229px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-20363 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/IMG-20171125-WA0008-229x300.jpg" alt="" width="229" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-20363" class="wp-caption-text">Mihriban M&#8217;çaputolepeşi</figcaption></figure>
<p>“Eğer iade-i itibar olursa aileler çocuklarının Lazca öğrenmesi için harekete geçer. Lazca’yı korumak o coğrafyayı korumaktan da geçer. Bu nedenle doğayı koru Lazca’yı yaşat ” diyen Avcı’nın sözünü Mihriban M&#8217;çaputolepeşi tamamlıyor: “İngilizce öğrenmek nasıl önemli bir hale getirildiyse Lazca da ancak bu şekilde önemli hale gelir. Lazca’nın utanılacak bir dil olmadığı resmi kurumlarca da kabul edilmesi Lazca tabelaların olması, hayatın Lazca ilerlemesi, Laz dilinin daha da geniş kitlelere yayılmasına neden olacaktır”</p>
<p>Avcı, Lazca&#8217;ya itibarının iade edilmesi için acil olarak yapılması gerekenleri şu şekilde sıralıyor: Yer adlarının ve soyadlarının iadesi ile beraber resmi tabelaların da çok dilli olması , TRT gibi devlet kurumlarının Lazca yayın yapması, Lazcanın ana sınıfından yüksek öğretime eğitim hayatında yerini alması ve belirli üniversitelerde Laz dili eğitim ve araştırma kürsülerinin kurulması, resmi dairelerde Lazca dilekçelerin kabul edilmesi ve hepsinin yanında Lazca&#8217;nın Türkiye&#8217;de konuşulan diğer diller gibi anayasal güvence altına alınması.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/27/lazcanin-iade-i-itibara-ihtiyaci-var/">&#8220;Lazca&#8217;nın iade-i itibara ihtiyacı var&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>7 Renk Korosu: Derdimizi müzikle anlatıyoruz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/17/7-renk-korosu-derdimizi-muzikle-anlatiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Ekici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2017 09:52:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[7 Renk Korosu]]></category>
		<category><![CDATA[Arapça]]></category>
		<category><![CDATA[Farsça]]></category>
		<category><![CDATA[Feminist Forum]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem Derin]]></category>
		<category><![CDATA[Gürcüce]]></category>
		<category><![CDATA[Hintçe]]></category>
		<category><![CDATA[homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları savunucusu]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[Latince]]></category>
		<category><![CDATA[Lazca]]></category>
		<category><![CDATA[Lubunca]]></category>
		<category><![CDATA[Melis Kabasakal]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Polad]]></category>
		<category><![CDATA[trans]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Zazaca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13442</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; “Amacımız biraz da değmek, dokunmak, birbirimizden haberdar olmak, bu baskı ortamında birbirimizden kopmamak. Bunu da müzik yoluyla sağlamaya, güçlendirmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar birçok yöntemi denedi LGBTİ&#8217;ler ve kadınlar, direnmenin birçok türünü sergilediler. Müzik bunlardan biriymiş, bunu keşfettik biz de.”  Mersin’deki 7 Renk LGBT Derneği’nin organize etmesiyle kurulan 7 Renk Korosu aynı zamanda Türkiye’nin ilk [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/17/7-renk-korosu-derdimizi-muzikle-anlatiyoruz/">7 Renk Korosu: Derdimizi müzikle anlatıyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“Amacımız biraz da değmek, dokunmak, birbirimizden haberdar olmak, bu baskı ortamında birbirimizden kopmamak. Bunu da müzik yoluyla sağlamaya, güçlendirmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar birçok yöntemi denedi LGBTİ&#8217;ler ve kadınlar, direnmenin birçok türünü sergilediler. Müzik bunlardan biriymiş, bunu keşfettik biz de.”</strong></p>
<p><strong> </strong>Mersin’deki 7 Renk LGBT Derneği’nin organize etmesiyle kurulan 7 Renk Korosu aynı zamanda Türkiye’nin ilk LGBT korosu. 11 dilde şarkılar seslendiren ve müziği dayanışmanın bir yöntemi olarak kullandıklarını belirten 7 Renk Derneği’nden Gizem Derin’le koronun öyküsünü konuştuk. Melis Kabasakal, Özlem Polad da 7 Renk Korosu’nun kendileri için anlamını paylaştılar.</p>
<p><strong>-Koro fikri nasıl çıktı?</strong></p>
<p>7 Renk Koro&#8217;nun kurulmasına geçen yıl ekim ayında başladı. OHAL sürecinin üzerimizde yeni yeni etkilerini göstermeye başladığı süreçlerdi. Açık alanlardan çok kapalı alanlara insanların geri çekildiği dönemlerdi. Bir arada olmaya ihtiyacımız vardı. İlk başlarda amacımız bir arada olmaktı. Haftanın en azından bir günü birlikte olup terapi olarak, birbirimize iyi gelip şarkı söyleyerek, müziği kullanarak rahatlamayı amaçlamıştık. Sonrasında fark ettik ki, birbirimize iyi gelmenin yanı sıra güzel de bir dert anlatma aracı müzik. O yüzden, nasıl yapabiliriz, nasıl edebiliriz üzerinde kafa yormaya sonradan başladık. Tırnak içinde kurumsallaşmaya başladı diyebiliriz. Sonrasında yalnızca LGBTİ korosu değil. Hem kadınların, hem LGBTİ&#8217;lerin, insan hakları savunucusu bir çok kadının da yer aldığı bir koro. Farklı örgütlerden, farklı hareketlerden arkadaşlarımız var, öyle de renkli. Sonrasında, bu kadar renkli ve çeşitliyken, haliyle dertler de fazla ve çeşitli, tek dilde olmaz dedik ve 11 dilde, söyleyebildiğimiz tüm dillerde, şarkılar söylemeye başladık. Zazaca, Kürtçe, Arapça, Gürcüce, Lazca, Farsça, Türkçe, Hintçe, Latince yani bir çok dilde, toplamda 11 dilde şarkı söylüyoruz. Bu 11 dilin biriside Lubunca, yani eşcinsel ve transların yıllardır Türkiye&#8217;de kullandıkları bir jargon.</p>
<p><strong>-Repertuar seçiminde neye dikkat ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Genelde kadın temalı şarkılar söylüyoruz, dikkat ediyoruz ne söylediğimize yani. Şarkıların içinde nefret söylemi, cinsiyetçilik olmamasına özen gösteriyoruz. Uyarladığımız şarkılar da var. Mesela &#8220;Hayır&#8221;. Kendi gündemimize de &#8220;Keçe Kurdan&#8221; şarkısından uyarladığımız bir &#8220;hayır&#8221; şarkımız var. Burada da kadınların ve LGBTİ&#8217;lerin neden &#8220;hayır&#8221; dediğini anlatmaya çalıştık.</p>
<p><strong>-Grubun üyeleri kimlerden oluşuyor?</strong></p>
<p>Her yaştan, her etnik kimlikten, her cinsel ve cinsiyet yöneliminden insanlar var, kadınlar ve LGBTİ&#8217;ler oluşturuyor. Haftanın bir günü bir araya geliyoruz. Yan bir örgütlenme alanı koro bizim için. Önce bir arada olup kimin ne derdi, ne sorunu, ne sıkıntısı var, onları konuşuyoruz. Bu bağı da sıkı tutmaya çalışıyoruz. Yalnızca şarkı söylemek için bir araya gelmiyoruz. Bu süreçte aramızda tutuklananlar, gözaltına alınanlar, ailesiyle sorun yaşayanlar, özel hayatında sorunlar yaşayanlar oldu, bunları nasıl aşabiliriz diye düşünüp, birazcık dert ediniyoruz. Amacımız biraz da değmek, dokunmak, birbirimizden haberdar olmak, bu baskı ortamında birbirimizden kopmamak. Bunu da müzik yoluyla sağlamaya, güçlendirmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar bir çok yöntemi denedi LGBTİ&#8217;leiler ve kadınlar. Direnmenin bir çok türünü sergilediler. Müzik de bunlardan biriymiş, bunu keşfettik biz de.</p>
<p><strong>-Koro olarak hangi etkinliklere katıldınız şimdiye kadar?</strong></p>
<p>Koroyu kurduktan sonra iki defa Ankara&#8217;ya gittik. Birinde Quir Fest açılışında sahne almıştık. Ardından Ankara&#8217;da Feminist Forum&#8217;da, Kadın Kadına öykü yarışmasında bir sahnemiz oldu. İstanbul&#8217;da da Koç ve Boğaziçi Üniversiteler&#8217;indeki festivallerinden, bazı öğrenci kulüplerinden konser davetleri aldık. Şu anda, onların organizasyonlarını bitirmelerini bekliyoruz. Cinsiyetçilik ve homofobi karşıtı tüm organizasyonları, olumlu yönde karşılıyoruz. Bu süreçte haver sitesi olan BBC Türkçe&#8217;de bir video haberimiz yayınlandı. Onunda dışında ana akım medyada bazı haber kuruluşlarından da haber teklifleri aldık fakat reddettiklerimiz de oldu. Çizgisini pek beğenmediğimiz ve bunu magazinsel bir boyutta ele alıp, bizi hedef olarak kullanacak diye düşündüğümüz bazı kanalları reddettik. Röportaj verdiğimiz kuruluşların çizgilerini önemsiyoruz. Çünkü durduğumuz yer politik bir yere tekabül ediyor. Bu yüzden bu görünürlüğü, doğru yerde ve doğru biçimde icra etmek istiyoruz.</p>
<p><strong>-Hem medyada hem de sosyal medyada da yoğun ilgi gördü videolarınız ne gibi tepkiler alıyorsunuz?</strong></p>
<p>Genelde ana akım veya ana akıma yakın yerlerde yapılan haberlerde, sosyalist çevre içinde de ana akım sayılabilecek mecralarda, röportaj ve haberlerin bizim çizgimiz dışında bir yerde haberleştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına karşı bir duruşumuz var. Mesela Ötekilerin Postası gibi sosyal medya hesaplarında paylaşılıyor, biz de zaten bunu gönüllü olarak yapıyoruz. Yorumlarda genelde aynı deneyimleri yaşıyoruz; hakaret edenler, küfür edenler, buna karşı çıkanlar, nefretini dökenler oluyor. Ancak biz kendi içimizde bir karar aldık: Bireysel hesaplarımızdan, koro üyesi hiçbir arkadaşımız o yorumlara cevap vermeyecek. Çünkü o birebir, kişisel bir duruma dönüştüğü zaman bizim de canımızı sıkan bir noktaya gelebilir ama gerek yok. Ve şunu izliyoruz, gözlemliyoruz; o nefreti kusan insanların yorumlarının altına, yine bizim tanımadığımız bir başkası, başka bir dilde, ona yakın taraftan cevap veriyor. Yani bizim yerimize bizi savunuyor. Ama bu daha önemli tabi. Mesela ikiside sosyalist, yani karşısında durduğumuz bir görüşü yok ama birisinin düşüncesi LGBTİ konusunda katı iken, diğeri daha yumuşak ve anlayışlı. Anlayışlı kişi kendi bulunduğu yerden bir cevap yazabiliyor tabi. Bu çok çıktı karşımıza. Bu zemin bizim için gerçekten kıymetli. Yani olumlu da olumsuz da tepkiler alıyoruz. Görünürlük sorunu olan arkadaşlarımız var, belki bundan bahsetmemiz gerekiyor. Yani kameranın karşısında yirmi kişi duruyoruz ama kamera arkasında da bir on kişi mutlaka oluyor. Aramızda memur olanlar var, ailesine açık olmayan arkadaşlarımız var. Yani bu arkadaşlarımızın görünürlük sorunu var. Kamera önünde değiller ama tüm provalarımıza ve etkinliklerimize katılıyorlar.</p>
<h4><strong>Melis Kabasakal: Kolektif bir yapımız var</strong></h4>
<p><strong>Melis:</strong> Koroda şeften bahsettik ama bir hiyerarşi oluşumu olarak görülüyor. Ancak kesinlikle öyle bir şey yok. Özellikle kolektif olmaya çalışıyoruz ki, çalışmalarımız sadece koro ile sınırlı kalmıyor. Mesela liseliler ile ders dayanışmasına giriyoruz, anlatabildiğimiz dersleri. Ailevi sıkıntıları olan arkadaşların ailelerini ziyaret ediyoruz. Bu kolektiften birkaç arkadaş o aileyi ziyarete gidiyoruz. Aldığımız kararlarda, yazılarla ilgilenenler, konserlerle ilgilenenler başlıklarıyla komisyonlarımız ilgileniyor. Yani mümkün olduğunca kolektif kararlar alıyoruz. Çoğu arkadaşımızdan güzel tepkiler alıyoruz. İşte dostluğu burada tanıyoruz, o samimiyeti burada görebiliyoruz diyen bir sürü insan çıktı. Yeni yeni tanıştığımız ama bizimle bir türlü iletişime geçemeyen bir sürü insan, bu şekilde bize geri dönüş yaptı. Gittiğimiz konserlere de, dayanışma için gitmeye çalışıyoruz. Böyle yardımcı olmaya çaba sarf ediyoruz yani.</p>
<h4>Özlem Polad: Koro bir umut oldu</h4>
<p>Öyle bir dönemdeyiz ki, bir şeylerden çekinir, bulunduğumuz ortamda insanlara güvenemez hale gelmiş durumdayız. İnançlarımızın zedelendiği, umutlarımızın kırılmaya çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz. Ama bu koro bir umut oldu. Biz orada kolektif yaşamı görüyoruz, gerçekleştirebiliyoruz. Derdimizi müzikle anlatabiliyor olmak, bir şeyleri paylaşabiliyor olmak… Biz orada yaşamı ortaklaştırıyoruz yani. Hep beraber müzik yapmaya çalışıyoruz. Evet çok iyi değiliz, hepimizin sesleri çok iyi değil ama bizim derdimiz bu da değil. O şarkıları söyleyince, sesi kendisine göre kötü olan arkadaşlarla beraber tek bir ses oluyoruz. LGBTİ ve kadın korosu, kendi yaşamımı dahil ederek en özgür hissettiğim ortamdır. Kendimi en rahat hissettiğim de ortamdır yani. Mücadelenin bu şeklini de çok sevdim ben.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/17/7-renk-korosu-derdimizi-muzikle-anlatiyoruz/">7 Renk Korosu: Derdimizi müzikle anlatıyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
