<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kürtçe arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kurtce/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kurtce/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Feb 2020 11:03:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Kürtçe arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kurtce/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kürt Ebeveynlerin Sadece Yüzde 13&#8217;ü, Çocuklarıyla Kürtçe Konuşuyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/21/kurt-ebeveynlerin-sadece-yuzde-13u-cocuklariyla-kurtce-konusuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Feb 2020 11:03:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Anadil]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[Rawest Araştırma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kürt Çalışmaları Merkezi, Eylül-Ekim 2019 tarihlerinde 8 il ve 25 ilçede, Kürt ebeveynlerle yürütülen araştırmanın bulgularını açıklandı. Araştırmaya göre, ebeveynlerin anne-baba ile sadece Kürtçe konuşma oranı %48 iken,  bu oran çocuklarla olan konuşmalarda  %13'e düşüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/21/kurt-ebeveynlerin-sadece-yuzde-13u-cocuklariyla-kurtce-konusuyor/">Kürt Ebeveynlerin Sadece Yüzde 13&#8217;ü, Çocuklarıyla Kürtçe Konuşuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kürt Çalışmaları Merkezi&#8217;nin Rawest Araştırma ile birlikte yaptığı araştırmada, çocuklarının Kürtçe öğrenmesini isteyen ebeveynler arasında ortalamanın üstünde bir çaba sarf edenlerin oranı 1/3 oranında. Ailelerin üstesinden gelemediği bir diğer konu; çocuklarının çevresindeki uyaranların çoğunlukla Türkçe olması ve şahsi çabayla bunun üstesinden gelinemeyecek olması.</p>
<h4>Ebeveynlere Göre Çocukların Anadil Kullanımında Düşüş</h4>
<p>Raporda ailelerin anne-babaları ile sadece Kürtçe konuşma oranı %48 iken bu oran çocuklarında %13 olarak açıklanıyor. Araştırmaya katılan ebeveynler ile çocukları karşılaştırıldığında Kürtçe kullanımı 1/3 oranında azalırken Türkçe kullanımı aynı oranda artış gösteriyor. İki dilin birlikte kullanıldığı durumda süreç Türkçenin artışı ve Kürtçe’nin azalışı şeklinde ilerliyor.</p>
<p>Ebeveynlerin büyük çoğunluğu çocuklarını Kürtçe’nin (de) eğitim sürecinde yer aldığı bir okula göndermek istiyor. Yine yaklaşık 3/4’ü Kürtçe’nin Türkçe ile birlikte resmî dil olarak kabul edilmesini talep ediyorlar.</p>
<p>Raporun tamamına<a href="http://rawest.com.tr/wp-content/uploads/2020/02/Ebeveyn_Ana_Dil_Arastirmasi.pdf"> buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/21/kurt-ebeveynlerin-sadece-yuzde-13u-cocuklariyla-kurtce-konusuyor/">Kürt Ebeveynlerin Sadece Yüzde 13&#8217;ü, Çocuklarıyla Kürtçe Konuşuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAK İnisiyatifi: &#8220;Kürtçenin TBMM’de Sansüre Uğraması Ayrımcılıktır!&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/02/hak-inisiyatifi-kurtcenin-tbmmde-sansure-ugramasi-ayrimciliktir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jul 2019 09:34:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40220</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır HAK İnisiyatifi, adında Kürtçe geçen siyasi partilere hakkında açılan kapatılma davaları ve Kürtçe ifadelerin TBMM’de (X) ve “anlaşılmayan dil” diye kayda geçirilmesine ilişkin bir basın açıklaması düzenledi. Bu ayrımcılık uygulamalarına karşı yasal yollara başvuracaklarını açıklayan dernek, anadilde eğitim ve bürokraside Kürtçe engelinin kaldırılması için bir kampanya başlatacaklarını duyurdu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/02/hak-inisiyatifi-kurtcenin-tbmmde-sansure-ugramasi-ayrimciliktir/">HAK İnisiyatifi: &#8220;Kürtçenin TBMM’de Sansüre Uğraması Ayrımcılıktır!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin 2013-15 yılları arasında yaşadığı çözüm süreci, Kürt meselesinin siyasal çözümünü mümkün kılacak adımların atıldığı ve Kürtçe dili ile Kürdistan ifadesinin üzerindeki negatif algının değişmeye başladığı bir atmosferi yaratmıştı. Sivil toplum ve siyaset dünyasının hareketlendiği bu süreçte isminde Kürdistan geçen partiler kuruldu ya da bazı partiler isimlerini değiştirerek Kürdistan ibaresi kullanmaya başladılar. Bugün isminde Kürdistan geçen 4 siyasal parti bulunuyor: Türkiye Kürdistan Partisi, Kürdistan Sosyalist Partisi, Kürdistan Özgürlük Partisi ve Kürdistan Komünist Partisi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çözüm sürecinin sona ermesi ve çatışmaya dönülmesi ile başlayan “zor zamanlar” isminde Kürdistan geçen partilerin kapatılma ihtimaliyle devam ediyor. Geçtiğimiz Şubat ayında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından parti isimlerinin, tüzüklerinin, ve faaliyetlerinin anayasaya ve siyasi partiler kanununa aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine kapatma davası açıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-40237 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/WhatsApp-Image-2019-07-02-at-10.37.00-640x356.jpeg" alt="" width="340" height="189" />Bu dava devam ederken Bitlis’te seçimi kazanan AK Partili belediye başkanının Kürtçe tabelayı indirmesi ve konunun meclise taşınması başka bir sorunu göz önüne serdi. AK Parti Denizli Milletvekili Cahit Özkan, HDP’nin önergesine cevap verirken, “Kürtçe üzerindeki baskı ve yasakların AK Parti döneminde kaldırıldığını” örneklerle savundu. Cahit Özkan sözünü “Hûr bajo, dûr bajo, ga meêşîne” diye Kürtçe bir deyimle tamamladı ancak sözleri meclis tutanaklarına “anlaşılmayan bir dil” olarak geçti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu gelişmeleri izleyen HAK İnisiyatifi Derneği Diyarbakır Temsilciliği, Diyarbakır’da yaptığı </span><a href="http://diyarbakir.hakinisiyatifi.org/kurtce-onundeki-engeller-kaldirilmali-resmi-bir-dil-olarak-kabul-edilmelidir.html"><span style="font-weight: 400;">basın açıklaması</span></a><span style="font-weight: 400;"> ile yaşananlara tepki gösterdi. Çözüm sürecinde açıklanan demokratikleşme paketi kapsamında Kürtçe alfabede kullanılan X, Q ve W harflerinin nüfusa kaydedilecek isimlerde kullanılabileceği sözünü de hatırlatan dernek, bu uygulamanın da fiiliyata geçirilmediğini hatırlattı. Dernek yöneticilerinden Recep Yavuz’un okuduğu basın açıklamasında şu sözlere yer verildi: “</span><span style="font-weight: 400;">Temsili demokrasi ile oluşan TBMM ise Kürtçe ve Kürdistan ifadesi ile ilgili krizin en çok yaşandığı yer olmaya devam etmiştir. Çoğu zaman Kürtçe ifade edilen sözlerin tutanaklarına “bilinmeyen bir dil” olarak geçen mecliste bir konuşmasında kendisini Kürdistan’dan gelen bir vekil olarak ifade ettiği için Osman Baydemir Meclis İçtüzüğüne göre cezalandırılmış, Devlet eliyle Kürtçe TV kanalının kurulduğu ülkede daha geçtiğimiz günlerde bile iktidar partisi vekili tarafından yapılan konuşmanın Kürtçe kısmı tutanaklara “X” ibaresi ile geçmiş, bilahare meclis başkan vekilince kayıtlara “anlaşılmayan bir dil” olarak geçeceği belirtilmiştir. Bu görmezden gelme ve gözden kaybetme tutumu bir ayrımcılık pratiğidir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Kürtçe bin yıllardır bu topraklarda yaşayan kadim halkın dili, Kürdistan da bu coğrafyanın adıdır. İnsanlık adına hayret verici gelişmelerin yaşandığı bu zamanda halen halkların kendilerini ifadelerinin en somut anahtarı ve kültürlerinin devamının en önemli aracı olan dilleri ile ilgili tüm bu baskı ve yaklaşımlar Türkiye’nin sosyal devlet anlayışından ve demokrasiden ne kadar uzak olduğunu, ifade özgürlüğüne ne ölçüde tahammülsüz olduğunu göstermektedir.” </span><span style="font-weight: 400;">diyen Yavuz, Rum Suresi’nin 22. ayetinde geçen &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Renklerinizin ve dillerinizin farklılığı Allah&#8217;ın ayetlerindendir.&#8221; </span><span style="font-weight: 400;">mesajını Türkçe ve Kürtçe paylaşarak Kürtçe önündeki engellerin kaldırılması çağrısında bulundu: “</span><i><span style="font-weight: 400;">Gerek Rûm Suresi 22. ayet ve gerekse de Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası birçok sözleşme gereğince Kürt dili ve Kürdistan ibaresi hakkındaki fiili ve hukuki yasaklar ve kısıtlamalar kaldırılmalı, Kürtçenin talep eden herkes için eğitim dili olarak verilmesi için gerekli yasal düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir. Bununla birlikte şiddeti yöntem olarak tercih etmeyen tüm oluşum ve girişimlerin de faaliyetlerini ifa edebilmeleri için ilgili tüm mevzuatta gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kürtçeye karşı ayrımcı uygulamaların cezalandırılması ve Kürtçenin resmî dil statüsüne kavuşması gerektiğini söyleyen  Yavuz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “</span><span style="font-weight: 400;">Hak İnisiyatifi Derneği olarak Kürtçe ve Kürdistan ibaresi hakkındaki tüm antidemokratik fiili ve hukuki uygulamaların karşısında ve takipçisi olacağımızı kamuoyu ve ilgililerin bilgisine sunar, eğitimde ve bürokraside Anadilde hizmet için yakın zamanda bir kampanya başlatacağımızı ilan ederiz.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/02/hak-inisiyatifi-kurtcenin-tbmmde-sansure-ugramasi-ayrimciliktir/">HAK İnisiyatifi: &#8220;Kürtçenin TBMM’de Sansüre Uğraması Ayrımcılıktır!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Chalak Events’ten “Kürt Edebiyatı Ve Yayıncılık” Paneli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/17/chalak-eventsten-kurt-edebiyati-ve-yayincilik-paneli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 May 2019 08:04:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[chalak events]]></category>
		<category><![CDATA[kürt dili]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38783</guid>

					<description><![CDATA[<p>Chalak Events İstanbul’da ikamet eden Kürt gençlerinin kurmuş olduğu bir topluluk. Kürt dili ve kültürünü yaşatmak, dili canlı kılmak  için çalışan grup 19 Mayıs Pazar Günü ‘Ulusal Kürt Dil Bayramı’ ile ilgili Kürt Edebiyatı ve Yayıncılık üzerine İsmail Beşikçi Vakfı’nda bir panel düzenleyecekler. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/17/chalak-eventsten-kurt-edebiyati-ve-yayincilik-paneli/">Chalak Events’ten “Kürt Edebiyatı Ve Yayıncılık” Paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kürt aydın ve sanatçıların çalışmalarını birbirlerinden haberdar etmek ve bu çalışmaların görünürlüğünü arttırmak istediklerini söylüyorlar. Geçen yıl Chalak Events ile kuruluş hikayelerini ve gelecek planlarını konuşmuştuk. Geçen yıldan bu yana olan çalışmalarını ve Kürt Dil Bayramı  kapsamında düzenleyecekleri  “Cejna Zımanê Kurdî û Weşangerî” (Kürt Dil Bayramı ve Yayıncılık) etkinliğini Tofan Sûnbûl ile konuştuk.</p>
<blockquote><p><strong>İlginizi Çekebilir : <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/15/celadetin-hawari-1932den-beridir-kulaktan-kulaga-yayiliyor/">Celadet’in Hawar’ı 1932’den Beridir Kulaktan Kulağa Yayılıyor</a></strong></p></blockquote>
<p><strong>Chalak Events’in çalışmaları nedir, bu sene neler yaptı ve neler yapmayı planlıyorsunuz? </strong></p>
<p>Çalışmalarımız arasında Kürtleri ilgilendiren her şeye yer veriyoruz. Kürt edebiyatı, dili, kültürü, sineması, tiyatrosu, ifade edilişi ve bilimum sanatını kapsıyor.</p>
<p>Bu senenin ilk ayında iki gün süren Kürtçe stand-up etkinliğini Mehmet Erbey ile; 14 Şubat Dünya Sevgililer Günü’nde Kürt kültürünün ve mirasının önemli bir geleneği olan Sêva Mêxekrêj (Karanfilli Elma) atölyesini; 10-14 Nisan arasında Torino’da Kürt İfade Festivali’ni her biri alanında çok yetkin 10 Kürt sanatçıyla; Kürt yönetmen Tahsin Özmen’in ödüllü iki kısa filminin galası ve en son etkinliğimiz de Kent Yürüyüşleri adını verdiğimiz İstanbul’da Kürt İzleri toplumsal hafıza yürüyüşünü Tahir Baykuşak’ın anlatımı ve öncülüğüyle  15 katılımcıyla gerçekleştirdik. Hepsini birbirinden değerli ve yapmak istediğimiz işleri gösteren çalışmalar olarak görüyorum.</p>
<p>Yapmayı planladığımız etkinlikler de yine paneller, imza günleri, film galaları, Spoken Word Kurdî etkinlikleri, kent yürüyüşleri ve yine önümüzdeki sene için uluslararası bir Kürt festivali daha yapmak üzere çalışıyoruz. Bütün bu çalışmalarımızı arkadaşlarımla beraber kendi özel hayatımız, okulumuz ve işimizden vakit ayırarak yapıyoruz. Yani hiçbirimiz profesyonel olarak Chalak Events adında bir yerde çalışmıyoruz ve esas işimiz bu değil, dolayısıyla çektiğimiz zorlukların buradan anlaşılabileceğini ve bu emeğin görülmesini de bekliyoruz.</p>
<p><strong>Paneliniz Kürt yayıncılığı üzerine olacak, bu konuyu seçme nedeniniz neydi?</strong></p>
<figure id="attachment_38784" aria-describedby="caption-attachment-38784" style="width: 346px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-38784" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/IMG-20190516-WA0004-640x853.jpg" alt="" width="346" height="461" /><figcaption id="caption-attachment-38784" class="wp-caption-text">Tofan Sûnbûl</figcaption></figure>
<p>2006’dan beridir Kürt Dil Bayramı’nın kutlanılması Hawar Dergisi’nin yayın hayatına başlaması ile gerçekleşiyor. Dolayısıyla biz bu yıl Kürt yayıncılığını bilinçli bir şekilde tercih ettik. Yüksek lisans tezini Mardin Artuklu Üniversitesi Kürdoloji bölümünde veren araştırmacı Mesud Serfiraz da panelin ilk konuşmacısı olarak “Osmanlı Döneminden Hawar’a Kadar Kürt Yayıncılığı (1898 &#8211; 1943)” sunumunu yapacak.</p>
<p>İstanbul’da yayın faaliyetini sürdüren 2 önemli Kürt yayınevi olan Nûbihar ve Peywend yayınlarının editörleri ve sahibleri bize kendi yayıncılık tecrübelerini, Kürt yayıncılığına başlama hikayelerini ve elbette yayına başladıkları günden beri karşılaştıkları zorlukları ve kırılma anlarını anlatacaklar. Yani Mesud Serfiraz’ın bıraktığı yerden; Hawar’dan günümüze kadar olan bölümü bizzat sahadaki iki aktör olan Süleyman Çevik (Nûbihar) ve Ömer Faruk Yekdeş (Peywend)’den dinleyeceğiz. Panelin moderatörünü de yine bilinçli bir şekilde belirledik: Murat Bayram. Kendisi gazeteci ve yazar, dolayısıyla Kürt edebiyatına ve yayıncılığına da yakın bir isim. Bu açıdan 4 katılımcının da birbirlerini teori ve pratik yönünden tamamladıklarını düşünüyoruz. Esas olarak Kürt yayıncılığını sürdüren kişilerin bu anlamlı günde kendi hikayelerini anlatmaları için ve yayıncılık faaliyetlerinin daha da görünür olması için böyle bir panel yapmaya karar verdik.</p>
<p><strong>Kürt Dil Bayramı ile ilgili bir mesajınız ya da çağrınız var mıdır?</strong></p>
<p>Biz Chalak Events olarak çağrımızı kurulduğumuz 2017 yılının eylül ayından beridir yaptığımız etkinlikler ve işlerle zaten vermekteyiz. Amaçlarımızdan biri Kürtçe&#8217;yi kamusal alanda görünür kılmak ve bu dile, kumaşa Ehmedê Xanî’nin deyişiyle “bir alıcı bulmak” ve yaratmaktır. Çünkü alıcısı olmayan bir dilde üretim yapılamadığını biliyoruz, bu da ilerleyen zamanlarda şüphesiz dilin değersizleşmesine ve ölümüne yol açacaktır. İşte tüm bunlar olmasın diye dile bir albeni kazandırıp alan açmaya çalışıyoruz.</p>
<p>İstanbul’da okuyan üniversiteli gençler olarak daha çok genç bir kitleye sesleniyoruz, sadece kamusal alanda değil yazılı ve görsel medyada da Kürtçe&#8217;yi elimizden geldiği kadar kullanıyoruz. Bunlarla hem Kürtlere hem de Kürtlere ilgi duyan kesime ulaşmayı hedefliyoruz. Çünkü Celadet Alî Bedirxan ve HAWAR’ın ilk sayısından ilhamla bildiğimiz bir başka şey de şu: “&#8230;Zanîn xwe nasîn e. Xwe nasîn ji me re rêya felat û xweşîyê vedike. Her kesê ko xwe nas dike, dikare xwe bide nas kirin&#8230;” Yani: “Bilim/bilme kendini tanımaktır. Kendini tanımak bize kurtuluşun ve güzelliğin yolunu açar. Kendini tanıyan herkes, kendisini tanıtabilir..” Misafir ettiğimiz çoğu Kürt yazar, şair, müzisyen, yönetmen, ressam, heykeltıraş vs. Kürtler tarafından tanınmıyor veya eserlerinden çok az bir kesimin haberi var. Tüm bu saydığım nedenlerden dolayı gücümüz oranında ulaşabildiğimiz kadar kişiye ulaşıp bu dili, kültürü ve sanatını tanıtmak istiyoruz, çünkü bizim sahip olduğumuz araçlar, aygıtlar ve kurumlar çok az ve kendimizi tanıma ve tanıtma da yetersiz kalıyoruz. Biz sadece yerelde ve ulusalda değil, evrenselde de Kürtleri tanıtmak gibi bir amaç edindik. Bu amacı da bu yılın Nisan ayında İtalya-Torino’da 4 gün süren uluslararası bir “Kürt İfade Festivali” ile gerçekleştirdik.</p>
<p>Kürtçe dilinde ettiğimiz ısrarın izdüşümünü etrafımızda Kürtçe&#8217;yi öğrenemeyen ve konuşmaktan çekinen o arkadaşlarda gördük, birebir bize teşvik edici bir faktör olduğumuzu söyleyen arkadaşlar oldu. Biz bir kişi için bile teşvik edici olmuşsak mutluyuz. Dilde bu kadar ısrar etmemizi bu açıdan önemli görüyorum. Tabandan gelecek olan istek ve çağrılar ancak tavanı şekillendirebilir veya harekete geçirebilir. Biz de Kürtlerde kendi dillerine olan bağlılıklarının ve dilin albenisinin artması için kültürel ve sanatsal aktivitelerimizle mesajımızı çok açık bir şekilde veriyoruz.</p>
<p>15 Mayıs 1932’de Celadet Ali Bedirxan HAWAR Dergisi’ni çıkartıp Kürtçe grameri oluşturup alfabeyi Latinize etmiştir. Yani alfabeyi “çağın ruhuna” (zeitgeist) uyarlamıştır, biz de 21. yüzyılın ikinci çeyreğinin ruhuna uygun etkinlikler ile Kürtçeyi görünür kılmayı ve bizden önce bu işi yapmış olanların mirasını devam ettirmeyi amaçlıyoruz. Yani bu dil mücadelesi bizimle başlamadı ve bizimle bitmeyecek de. Sadece İstanbul’da değil Van’da da arkadaşlarımız Chalak Events’in şubesini kurup orada etkinliklerini sürdürüyorlar.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/17/chalak-eventsten-kurt-edebiyati-ve-yayincilik-paneli/">Chalak Events’ten “Kürt Edebiyatı Ve Yayıncılık” Paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Whatsapp&#8217;ı Kürtçe İle Tanıştırdı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/10/whatsappi-kurtce-ile-tanistirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Dec 2018 08:43:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Anadil]]></category>
		<category><![CDATA[chalak events]]></category>
		<category><![CDATA[Gernas Nenas]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[whatsapp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Batman'ın bir köyünde doğup büyüyen Gernas 2008’de okumak için İstanbul'a geldi. Kendine ait bir bilgisayarı olmadan Whatsapp’ı Kürtçeye çeviren şimdilerde Ermenice çevirisi için çalışan Gernas Nenas hikayesini Sivil Sayfalar’a anlattı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/10/whatsappi-kurtce-ile-tanistirdi/">Whatsapp&#8217;ı Kürtçe İle Tanıştırdı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Gernas kimdir? Ne iş yapar?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Batman’ın bir köyünde doğdum on yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Geçimimi inşaatta çalışarak sağlıyorum. Fakat 2008&#8217;den beri çeşitli Kürtçe dergi, gazete ve sitelerde yazarlık yapıyorum. Hala maddi sıkıntılarla ara verdiğimiz Kürtçe mizah dergisinde yazarlık yapmaya çalışıyorum. Onun yanında dublaj, çeviri ve video montajlarıyla uğraşıyorum. Bir de </span><span style="font-weight: 400;">Chalak Events </span><span style="font-weight: 400;">isimli bir oluşumun üyesiyim.</span></p>
<figure id="attachment_33045" aria-describedby="caption-attachment-33045" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-33045" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-20181205-WA0002-640x427.jpg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-20181205-WA0002-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-20181205-WA0002-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-20181205-WA0002-1280x853.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-20181205-WA0002-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-20181205-WA0002-320x213.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-20181205-WA0002.jpg 1296w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-33045" class="wp-caption-text">Gernas Nenas</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Chalak Event röportajı için &#8211;&gt;<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/15/celadetin-hawari-1932den-beridir-kulaktan-kulaga-yayiliyor/" target="_blank" rel="noopener"> Celadet’in Hawar’ı 1932’den Beridir Kulaktan Kulağa Yayılıyor</a></span></p>
<p><b>Kürtçeyle ilişkin nasıl başladı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim Kürtçeye olan ilgim doğumundan önce olmadıysa eğer doğmamla beraber olmuştur diyebiliriz. Benim hayatım Kürtçe. Bu dille yatıp kalkıyorum, bu dille aşık oluyorum, bu dille üzülüyorum. Hepimiz hayatımız için çalışmıyor muyuz aslında? Ben de hayatım için uğraşıyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kürtçe öğrenirken okuma-yazma ile  aynı anda tanıştım. Bilirsiniz, okumayı yeni sökmüş bir kişi gördüğü her şeyi okur. O zamanlarda Kürtçe basılmış bir takvim bulmuştum. X, W, Q ve Ê harflerini ilk o zamanlar öğrendim. Zaten bu maceramı kendi blog’umda uzun </span><span style="font-weight: 400;">uzun</span><span style="font-weight: 400;"> anlattım (</span><a href="http://gernasnenas.blogspot.com/"><span style="font-weight: 400;">gernasnenas.blogspot.com</span></a><span style="font-weight: 400;">). 2008 yılında da profesyonel Kürtçe dil eğitimi aldım, çok kısa bir süre de olsa ders de verdim. Onun dışında Facebook üzerinden Dersimiz Kürtçe isimli bir sayfada yaklaşık 7 sene Kürtçe ders konularını yazdım. O zamanlar Kürtçe ile içli-dışlı olmaya başladım. Hala o sayfadan tanıdığım arkadaşlarla görüşüyoruz.’’</span></p>
<p><b>Elinde bir bilgisayar olmadan bir yazılım yapmak zor olmadı mı? Bu süreci ve motivasyonunu anlatabilir misin?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eskiden herkes gibi toplanıp internet kafelere giderdik. Fakat herkes oyun oynarken ben sürekli internet siteleriyle, site kodlamalarıyla uğraşırdım. Bu yüzden hala bilgisayar oyunlarını oynayamıyorum. (En son arkadaşımla araba yarışı oynarken bana 4 tur bindirmişti :)). Bildim bileli kodlar içindeyim, kodlarla uğraşmayı severim. Beni mutlu ediyor. Fakat hiç kendime ait bir bilgisayarım olmadığı için planladığım birçok proje yarım kaldı. Hep bir bilgisayarın eksikliğini yaşadım.</span></p>
<p><b><i>&#8221;50 milyon insanın dili teknolojik programlarda, uygulamalarda kullanılmıyorsa bu Kürtlerin değil bütün dünyanın ayıbıdır.&#8221;</i></b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">WhatsApp&#8217;ı Kürtçe’ye çevirme fikri her Kürt’ün hayalidir diye düşünüyorum çünkü günlük yaşamda hemen hemen herkesin kullandığı bir uygulama kendi dili ile konuşuyorsa yazması da gerekir. Benim çıkış noktam bu oldu ayrıca 50 milyon insanın dili teknolojik programlarda, uygulamalarda kullanılmıyorsa bu sadece Kürtlerin değil bütün dünyanın ayıbıdır. Herkes kendi dilinde kullanabiliyor milyonlarca insan bundan mahrum kalıyor. Bu insanlardan biri olmak beni böyle bir şeye itti, hep araştırdım bir yolunu bulmaya çalıştım. Olmadı yine denedim ve sonuç gördüğünüz gibi.</span></p>
<p><b><i>&#8221;WhatsApp&#8217;ı Kürtçe’ye çevirme fikri her Kürt’ün hayalidir.&#8221;</i></b></p>
<p><b>Bu yazılımı yaptıktan sonra ne gibi tepkiler aldın? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çok güzel tepkiler aldım. Sanırım beş yüzü aşkın kişiye sadece İnstagram üzerinden cevap yazmak zorunda kaldım. Kimisi mutluluğunu paylaştı, kimisi tebrik etti, kimisi yardım istedi. Böyle bir ilgi beklemiyordum açıkçası. Beni mutlu etti açıkçası. Paradan daha kıymetli şeyler bunlar.</span></p>
<p><b>Bundan sonra yapmak istediğin başka uygulamalar var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birkaç arkadaş da Kürtçenin Zazakî lehçesini çevirme talebinde bulundu, çeviriler bittikten sonra ikisini aynı uygulama üzerinden yayınlayacağız ve ikisinden birini seçmek kullanıcıların elinde olacak. Eğer çeviri desteği alırsam mutlaka Soranî lehçesini de dâhil edeceğim. Bir de Ermeniceyi eklemek istiyorum, maalesef WhatsApp&#8217;ta Ermenice de yok. Çeviri konusunda yardım etmek isteyen olursa bana her zaman ulaşabilirler .</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/10/whatsappi-kurtce-ile-tanistirdi/">Whatsapp&#8217;ı Kürtçe İle Tanıştırdı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>14 Yıl Araştırdı İlk Kürtçe Bitki Sözlüğünü Yazdı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/18/14-yil-arastirdi-ilk-kurtce-bitki-sozlugunu-yazdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Sep 2018 09:13:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kasımoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe yayıncılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30625</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır’da yaşayan Ziraat Mühendisi Ahmet Kasımoğlu, 14 yıl süren bir araştırmanın sonunda ilk Kürtçe bitki isimleri sözlüğünü yazdı. Güneydoğu ve Irak Kürt bölgesini gezerek bitki isimlerini öğrenen Kasımoğlu, 20 binden fazla kelime topladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/18/14-yil-arastirdi-ilk-kurtce-bitki-sozlugunu-yazdi/">14 Yıl Araştırdı İlk Kürtçe Bitki Sözlüğünü Yazdı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Adı Ahmet Kasımoğlu, emekli ziraat mühendisi. Ancak birçok kişi onu mesleğinden çok 14 yılını harcadığı Kürtçe sözlüğüyle tanıyor. Kasımoğlu, bölgenin değişik illerinde görev yaparken, bitkilerin Kürtçe isimlerini derleyerek, ilk Kürtçe bitki isimleri sözlüğünü yazdı.<img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30626" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/05951F88-00CC-4447-A78D-E5C9BC5460C4_w650_r1_s-640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/05951F88-00CC-4447-A78D-E5C9BC5460C4_w650_r1_s-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/05951F88-00CC-4447-A78D-E5C9BC5460C4_w650_r1_s-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/05951F88-00CC-4447-A78D-E5C9BC5460C4_w650_r1_s-320x180.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/05951F88-00CC-4447-A78D-E5C9BC5460C4_w650_r1_s.jpg 650w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Kasımoğlu’nun sözlük macerası 1974’lere kadar gidiyor. O dönemde Bingöl Kültür Derneği başkanı olan Kasımoğlu, böyle bir sözlük yazılması gerektiğini düşünüyor. Fakat kısıtlı imkanlar nedeniyle bu fikrini hayata geçiremiyor. Aradan geçen zamanda üniversiteye giden Kasımoğlu, ziraat fakültesinden mezun oluyor. Bölge illerinde görev yapmaya başlayınca, aradığı fırsat eline geçiyor. Görevi gereği gezdiği yerlerde bitkilerin Kürtçe isimlerini not etmeye başlıyor. Kasımoğlu o günleri Amerika’nın Sesi’ne şöyle anlattı; ”Ben Ziraat mühendisiyim işim bu. Gençken dikkatimi çekti. Gezdiğim yerlerde baktım farklı farklı isimler var, bunların toplanmasının iyi olacağını düşündüm. 1999 yılında başladım. İlk olarak sadece otları yazdım sonra baktım bütün bitkileri yazmam lazım. Başladığım zaman anneme söyledim. Gidip bir sürü ot toplayıp getirdi. Hepsini tek tek tanıttı. Bu çalışmama ivme oldu. Halkımızın ihtiyacıdır diye düşündüm. Böyle eser ortaya çıkarırsak iyi olacağını düşündüm. Önce kendi çevremden başladım. Onlardan topladım. Böyle böyle 20 bin kelime oldu.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30627" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/6207012A-5442-4AE0-898F-1A2F4344C5C0_cx29_cy16_cw71_w650_r1_s-640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/6207012A-5442-4AE0-898F-1A2F4344C5C0_cx29_cy16_cw71_w650_r1_s-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/6207012A-5442-4AE0-898F-1A2F4344C5C0_cx29_cy16_cw71_w650_r1_s-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/6207012A-5442-4AE0-898F-1A2F4344C5C0_cx29_cy16_cw71_w650_r1_s-320x180.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/6207012A-5442-4AE0-898F-1A2F4344C5C0_cx29_cy16_cw71_w650_r1_s.jpg 650w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Tunceli, Erzincan, Malatya, Elazığ, Diyarbakır’da, ya görevi gereği bulunan ya da sözlük çalışması için gezen Kasımoğlu, bir ara Irak Kürt Bölgesi’ne de gitti. Buradan da binlerce bitki ismiyle dönen Kasımoğlu, bunları derlemeye başladı. Bitkilerin sadece Kürtçe ve Türkçe değil, Latince isimlerini de topladı. Kasımoğlu 14 yıl süren çalışmanın ardından 20 bini aşkın kelimelik sözlüğü tamamladı.</p>
<p>Kasımoğlu çalışmalarına son vermedi. Şimdilerde yine yollara düşen Kasımoğlu, sözlüğün ikinci cildi için kelime topluyor. Son olarak yolu Diyarbakır’ın Yolaltı Köyüne düşüyor. Köylülerle sohbet eden Kasımoğlu, tanımadığı bitkileri soruyor. Köylere gittiğinde ilk önce tarlaları gezdiğini söyleyen Kasımoğlu, “Yeni bir şey bulduğum zaman köylülere gösterip ismini soruyorum. Eğer yeni bir isim verirlerse kaydediyorum. Özelliklerini sorarak, Kürtçe, Türkçe ve Latince ismini ekliyorum” dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30630" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/268ED91F-6331-4915-BF8E-0C638B136E99_w650_r1_s-640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/268ED91F-6331-4915-BF8E-0C638B136E99_w650_r1_s-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/268ED91F-6331-4915-BF8E-0C638B136E99_w650_r1_s-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/268ED91F-6331-4915-BF8E-0C638B136E99_w650_r1_s-320x180.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/268ED91F-6331-4915-BF8E-0C638B136E99_w650_r1_s.jpg 650w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Sözlük çalışması sırasında Kasımoğlu’na en büyük destek eşi Semra Kasımoğlu’dan gelmiş. Gittiği her yere eşiyle birlikte giden Semra Kasımoğlu, bunu nedenini şöyle açıklıyor; ”Bizim bölgede kadınlar utanır, erkeklerle konuşmaz. Önce ben kadınların yanına gidiyorum ve konuşuyorum. Sonra Ahmet bey gelip, konuşuyor.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30631" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/1581DECA-B2AF-49AE-B4F1-788E38991B07_w650_r1_s-640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/1581DECA-B2AF-49AE-B4F1-788E38991B07_w650_r1_s-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/1581DECA-B2AF-49AE-B4F1-788E38991B07_w650_r1_s-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/1581DECA-B2AF-49AE-B4F1-788E38991B07_w650_r1_s-320x180.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/1581DECA-B2AF-49AE-B4F1-788E38991B07_w650_r1_s.jpg 650w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Kaynak:<a href="https://www.amerikaninsesi.com/a/yil-arastirdi-ilk-kurtce-b%C4%B1tk%C4%B1-sozlugunu-yazdi/4573719.html" target="_blank" rel="noopener"> Amerikanınsesi</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/18/14-yil-arastirdi-ilk-kurtce-bitki-sozlugunu-yazdi/">14 Yıl Araştırdı İlk Kürtçe Bitki Sözlüğünü Yazdı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Zarok TV sadece bir kanal değil, ortak bir değeri temsil ediyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/31/zarok-tv-bir-televizyon-degil-ortak-bir-degeri-temsil-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Oct 2017 05:44:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk kanalları]]></category>
		<category><![CDATA[Dilek Demiral]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Zarok TV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19687</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Zarok TV’yi büyükler de izliyor. Çok fazla olumlu dönüş aldık ama benim hiç unutamadığım bir şey var. Yayına başladıktan bir ay sonraydı galiba, &#8216;tweet&#8217; atmıştı biri, ‘insan bir çizgi film izlerken ağlar mı hiç? Eğer bu kişi bir Kürt ise ve çocukken Türkçe izlediği şeyleri kendi ana dilinde izliyorsa ağlar’ gibisinden bir şey yazmıştı, onu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/31/zarok-tv-bir-televizyon-degil-ortak-bir-degeri-temsil-ediyor/">“Zarok TV sadece bir kanal değil, ortak bir değeri temsil ediyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Zarok TV’yi büyükler de izliyor. Çok fazla olumlu dönüş aldık ama benim hiç unutamadığım bir şey var. Yayına başladıktan bir ay sonraydı galiba, &#8216;tweet&#8217; atmıştı biri, ‘insan bir çizgi film izlerken ağlar mı hiç? Eğer bu kişi bir Kürt ise ve çocukken Türkçe izlediği şeyleri kendi ana dilinde izliyorsa ağlar’ gibisinden bir şey yazmıştı, onu hiç unutamıyorum. Zarok TV artık öyle bir noktaya geldi ki, artık herhangi bir televizyon kanalı değil, Kürtlerin ortak bir değeri haline geldi. &#8220;</strong></p>
<p><span id="more-20705"></span></p>
<p>2013 yılının mayıs ayında, iki yaşında bir çocuk babası olarak ihtiyaç duyduğum şeyin büyüklüğünden olsa gerek, ‘beş trilyonum olsa Kürtçe bir çocuk kanalı kurardım’ diye bir &#8216;tweet&#8217; atmıştım. O dönemden sonra yaklaşık iki yıl, Kürt meselesinde çatışmaların durduğu, çözüm ümidinin her gün pekiştiği bir süreç yaşandı ve o süreç maalesef 2015 yazından beri giderek kötüleşti. Ben iletiyi paylaştıktan iki yıl sonra, o iyi geçen iki yılın da etkisiyle 2015 yılının baharında Diyarbakır merkezli, Zarok TV isimli bir çocuk kanalı yayına başladı. Sonra Kürt meselesiyle ilişkili her şey gibi Zarok TV için de işler kötüye gitti. 28 Eylül 2016 gecesi, KHK’nın verdiği bir yetkiyle yayını durduruldu. Çağrılar, kampanyalar, lobiler derken 9 Aralık 2016 gecesi Zarok TV yeniden yayına döndü.</p>
<p>Geçen günlerde, beni beş trilyon masraftan kurtaran Zarok TV’yi ziyaret edip kanalın Genel Koordinatörü Dilek Demiral ile Sivil Sayfalar için konuştum&#8230;</p>
<figure id="attachment_19689" aria-describedby="caption-attachment-19689" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-19689 size-medium" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/10/ZarokTV_foto-DHA-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /><figcaption id="caption-attachment-19689" class="wp-caption-text">Dilek Demiral (Zarok TV Genel Koordinatörü)</figcaption></figure>
<p><strong>2013’te hayalini kurduğum çocuk kanalı 2015’te açıldı. Daha önce Irak Kürdistanı’ndan yayın yapan çocuk kanalları vardı ama evimizin yanında şehrimizde açılmış olması başka bir heyecan. Ekonomik olarak baktığımızda gelir getirici değil, aksine götürücü bir iş bu, bu işin hikayesi nedir, anlatır mısınız?</strong></p>
<p>Bu koşullarda bu işi yapabilmek çılgınlık gerçekten. Ben uzun yıllar gazetecilik yaptım. Kanalın sahibi Behçet Sevim Bey ile önceden tanışıyorduk. Kendisi böyle bir düşüncesi olduğundan bahsetti. Nasıl yapalım diye düşünürken, kendisiyle yaptığımız sohbetlerde gelişti bu fikir. Kürtlerde haber kanalı, farklı kanallar vardı ama bir çocuk kanalı yoktu. Dilin gelişimi, öğrenilmesi vs. açısından da her şey çocuklukta açığa çıktığından böyle bir çalışma içerisine girildi. Sonuçta bir ihtiyaçtı bu.</p>
<p>Bir de bazı şeyler var yaşayan bilir türündendir. Türkçeyi sonradan öğrenmek mesela, çoğumuzun yarası&#8230; Benim kişisel olarak gerçekten çok sıkıntısını yaşadığım bir şey. Metropollerde büyüdüm, Kürdistan’da büyümedim. Böyle olunca içinde hep bir boşluk duygusuyla yaşıyorsun. Bunun sebebinin kendi kimliğini yaşayamamak olduğunu fark etmen 18-20’li yaşları buluyor, artık kişiliğin oturmuş oluyor. Bunun acısını çok yaşıyorsun. Metropolde Kürt olmanın, başka halklarla yaşamanın zorluklarını birebir yaşıyorsun. Mesela ben Şirinler’i hep Türk ya da ne bileyim İngiliz falan olarak düşünürdüm. Aldığım eğitimden dolayı, Şirinlerin Kürt olabileceği, Kürtçe konuşabileceği algısı hiç olmadı. Çünkü Kürtçe benim için uzun yıllar boyunca ‘modern olmayan, geri, çağdaşlıktan uzak’ bir dildi, böyle eğitiliyorsun. Bunun, sonrasında kişilikte yarattığı şeyleri görünce Zarok TV benim için çocukluğumla yeniden buluştuğum ve barıştığım bir yer oldu.</p>
<p><strong>Ben de bu kanalın iyi bir izleyicisiyim. Çocukluğumuzda izlediğimiz Şirinler, Sylvester ile Tweety, Tom ve Jery falan şu anda Kürtçe konuşuyorlar. O yüzden sormak istiyorum, yayına başladıktan sonra, özellikle büyüklerden nasıl tepkiler aldınız? Ne gibi duygular yaşadınız gelen tepkilerden sonra?</strong></p>
<p>Zarok TV’yi dediğiniz gibi, büyükler de izliyor. Çok fazla olumlu dönüş aldık ama benim hiç unutamadığım bir şey var. Yayına başladıktan bir ay sonraydı galiba, &#8216;tweet&#8217; atmıştı biri, ‘insan bir çizgi film izlerken ağlar mı hiç? Eğer bu kişi bir Kürt ise ve çocukken Türkçe izlediği şeyleri kendi ana dilinde izliyorsa ağlar’ gibisinden bir şey yazmıştı, onu hiç unutamıyorum. Zarok TV artık öyle bir noktaya geldi ki artık herhangi bir televizyon kanalı değil, Kürtlerin ortak bir değeri haline geldi. Rûdaw gibi Kürdistan 24 gibi ya da Sterk, işte ne bileyim Medya Haber gibi falan değil onlar televizyon kanalı fakat Zarok TV bunları çok aşan bir şey haline geldi, belki Amedspor gibi.</p>
<p>Biz 2015 Newroz&#8217;unda yayına başladık fakat öncesinde bir yıla yakın hazırlık süreci oldu. Birkaç arkadaş sabah başlıyorduk, akşama kadar çizgi film izliyorduk. Disney Channel, Cartoon Network gibi kanallarda olan çizgi filmlerin hepsini izleye izleye eleme yaptık. Hala ciddi bir süzgeçten geçirip öyle seçiyor, dublaj yapıyoruz. Sanırım o çaba da karşılığını verdi. Çünkü şöyle bir sentez yapmaya çalıştık: Kendi yaptığımız programlar olsun ama aynı zamanda bütün çocuklar hangi filmleri çok seviyorsa, hangi programları izlemekten zevk alıyorlarsa biz bunları Kürt çocuklara da sunalım, Kürt çocuklar da bunu izlesin. Şu anda Cartoon Network’te Şirinler hala oynuyor, sanırım Disney Channel’da da Sünger Bob oynuyor. Mesela geçenlerde bir aile aramış, kızından bahsediyor; Disney Channel’da Sünger Bob varmış, Zarok TV’de de aynı saatte varmış, çocuk çok şaşırmış Kürtçe de konuştuğunu duyunca. Evet büyükler de izliyor, hatta daha çok izliyorlar. Bunu sanırım bir tek biz anlayacağız, başka halklara nasıl anlatılır bilemiyorum&#8230;</p>
<h4><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-19690 size-medium" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/10/zarok-tv-8-300x169.jpeg" alt="" width="300" height="169" />&#8220;Bir yandan da o kadar çok şey bekleniyor ki bir televizyon kanalından; çocuklar hem Kürtçe&#8217;yi öğrensin hem bunu yaparken eğlensin hem kendi kültürünü öğrensin hem Kürtlük nedir bilsinler, Kürtçe felsefe yapsınlar, matematik yapsınlar&#8230; Bir televizyon kanalının yapacağının çok ötesinde bir beklenti var Zarok TV’den.&#8221;</h4>
<p><strong>Zarok TV’nin ortak değer kabul edilmesini kendi hikayenizi de katarak söylediniz. Kamusal alanda Kürtçe ile karşılaşmadan, onun yarasıyla büyüyenler bu yaraya merhem olacak bir şey bulunca sahipleniyorlar. Bir-iki sene önce tanıştığım biri, çok veciz bir şey söylemişti: İlkokula başladığımda Türkçe bilmiyordum ama benim çocuklarım okula başladılar ve Kürtçe bilmiyorlar. 25-30 yılda neredeyse tamamlanan bu asimilasyon bağlamında Türkiye’deki dil politikalarıyla ilgili ne söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>Şöyle bir durum var bizim açımızdan; izleyicilerimiz daha doğrusu izleyicilerimizin ebeveynleri, bir yandan çok değer verdikleri için bize yönelik hiç eleştiri gelmiyor, hep övgü alıyoruz. Bir yandan da o kadar çok şey bekleniyor ki bir televizyon kanalından; çocuklar hem Kürtçe&#8217;yi öğrensin hem bunu yaparken eğlensin hem kendi kültürünü öğrensin hem Kürtlük nedir bilsinler, Kürtçe felsefe yapsınlar, matematik yapsınlar&#8230; Bir televizyon kanalının yapacağının çok ötesinde bir beklenti var Zarok TV’den. Fakat televizyonun yapabilecekleri gerçekten çok çok sınırlı. Yani Kürtçe bir eğitim dili haline gelmediği, günlük yaşamda kullanılmadığı sürece televizyonun yapabileceği şeyler ancak bu kadardır. Dolayısıyla Türkiye’de Kürtçe&#8217;nin eğitim dili haline gelmesi anlamında çalışmaların olması lazım. Bazen Avrupa’dan gazeteci arkadaşlar geliyor, konuşuyoruz. Gerçekten anlaşılmıyor. Bir Fransız gazeteci gelmişti, kendisi Fransızca&#8217;yla büyüyor. Bir insanın kendi dilinde yaşayamamasını, böyle bir sistemin olabileceğini kavrayamıyor. Fakat bu tabii ki, sadece bu dönemle alakalı değil, 100 yıldan fazladır uygulanan bir politika&#8230;</p>
<p><strong>Evet, Türkiye’nin geçmişini biliyoruz ama 2015’te tamamen Kürtçe yayın yapan bir çocuk kanalı açılabildi. Sonra siz bir KHK maddesine dayanarak kapatıldınız ve tekrar açıldınız. Bugün Şırnak’ta bir öğretmen sınıf kuralları arasına “Kürtçe konuşmak yasaktır” yazmış, bunu konuşuyoruz. 2015’te Kürtçe bir kanal açılabilecek konuma gelmişken, seçmeli de olsa okullarda Kürtçe haftada iki saat ders haline gelmişken iki yıl sonra bugün, bütün politikanın ters yüz olduğu bir konuma dönmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>2015’te yayına başladığımızda gelen bir gazeteci böyle bir kanalın olmasının Çözüm Süreci’yle alakalı olup olmadığını sormuştu. Böyle düşünülebiliyor ama bu bir hak, bahşedilen bir şey değil ve bu en temel insani hakkın bile elde edilebilmesi için Kürtlerin yıllardır süren çabaları var. KHK kapsamında kapatıldıktan sonra Kürtler bulundukları her yerde çok ciddi tepkiler gösterdiler. Yeniden açılmamızda bu çabanın belirleyici rolü olduğuna inanıyoruz. Çünkü siyasî düşüncesi, dünya görüşü ne olursa olsun bütün Kürtler Zarok TV etrafında birleşti. Sonuç olarak Zarok TV sadece bir çocuk kanalı ve bunun kapatılması hiçbir şekilde izah edilemezdi. Zarok TV özelinde siyasal farklılıklara rağmen birliktelik sağlanabildi ve ortaya bu sonuç çıktı. Birlikte yapabiliyoruz demek ki, hatta birlikte daha sonuç alıcı yapabiliyoruz.</p>
<h4><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-19691 size-medium" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/10/zarok-tv-7-300x169.jpeg" alt="" width="300" height="169" /> &#8220;Çok kötü hissediyorduk ama bizi kapatan her kimse artık, en azından bize bir açıklama borçluydu. Düşünsenize o kadar emek, o kadar çaba, hiçbir açıklama yapılmadan sıfırlandı, sanırım insanın kendini oyuncak gibi hissetmesi amaçlanıyor. Yani ben ister seni açarım, ister kapatırım, istersem başka bir genelge ile yayını kısıtlarım bu çok erkek, çok egemen bir bakış açısı&#8230;&#8221;</h4>
<p><strong>Zarok TV açıldı ve ciddi bir heyecan oldu.  B ir yıl kadar sonra da KHK kapsamında kapatıldı. Kampanyalar falan nasıl yürüdü ve sonra açıldınız? Siz bu süreci nasıl yaşadınız?</strong></p>
<p>Biz bir gece, 28 Eylül gecesi hiçbir şey söylenmeden kapatıldık ve 9 Aralık’ta da hiçbir şey söylenmeden açıldık. Ama sorsanız bize hala resmi bir şey gelmiş değil. Şifahen iletilen bir şey vardı, 668 numaralı KHK’da “milli güvenliğe tehdit oluşturduğu düşünülen kanallar kapatılabilir” şeklinde bir madde vardı. Numan Kurtulmuş’un başında bulunduğu bir komisyon buna yetkiliydi.  Televizyon kapatıldı, avukatımızla görüştük ve “milli güvenliğe tehdit” oluşturduğumuz sebebiyle bu KHK kapsamında kapatıldığımızı söyledi. Birbirimize bakakaldık&#8230;</p>
<p>Sonra öğrenmeye, anlatmaya gidelim dedik. AK Parti içindeki özellikle Kürt milletvekillerine, RTÜK’e, herkese gittik. İnanın kimse bize net bir şey söyleyemedi. Bizimle ilgili bir şey varsa yasal süreç başlatılsın dedik. Ama bütün samimiyetimle soruyorum dedim: Biz nasıl milli güvenliğe tehdit oluşturuyoruz? Mesela diğer haber kanalları için –doğru veya yanlış- bir program veya haberde bir şeyi sebep gösterebilirsiniz ama bizim bütün içeriğimiz dünyada izlenen, Türkçe de oynatılan çizgi filmler, bu kadar!</p>
<p>Herkes elinden geleni yapacağını söyledi. Mesela biz AK Parti Genel Merkezi’ne gittik, il başkanları toplantısı vardı. Bizi gören çoğu insan bizimle Kürtçe konuşuyordu, ‘geçmiş olsun, çok üzüldük, inşallah karar geri alınır’ diyorlardı. Bizim programları isim isim biliyorlardı. İnsanı en çok zora sokan da o oluyor. Sanki sanal bir şey yaşıyorsun. Kendi kendimize ‘E, biz niye kapatıldık peki?’ diye sorduğumuzu hatırlıyorum.</p>
<h4>&#8220;İhraç edilen bir öğretmen arkadaşımızın bir kızı var, adı Morî. Televizyon ilk kapatıldığında annesine ‘Anne ne oldu, Zarok TV niye yok?’ diye sormuş. Annesi de ‘Devlet kapattı’ demiş. Çocuk bunun üzerine, ‘Niye kapattı ya, Zarok TV barış da istemiyordu ki?’ demiş. Düşünebiliyor musun böyle bir algı oluşuyor, çocukların dünyası çok farklı&#8221;</h4>
<p><strong>Peki, siz baştan beri anlattınız; işte çocukluğun üzerine inşa edilmiş travmadan sonra açılmış bir Kürtçe çocuk kanalı merhem gibi geldi. Sonra bir akşam &#8216;pat&#8217; diye sıfıra döndü. O akşam ne hissettiniz?</strong></p>
<p>Ben evdeydim yayın &#8216;pat&#8217; diye gitti, kanala geldim öğrenince başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş gibi hissettim. Ne olursa olsun her zaman tüm yaşadıklarıma daha pozitif tarafından yaklaşmaya çalışırım ama kanalın kapatıldığını öğrenince bunun Kürtlüğe kategorik karşıt olmaktan başka bir anlama gelemeyeceğini düşündüm. Sonra dedim ‘Yok ya sakin ol!’  Oturup konuştuk tüm arkadaşlarla ‘Zarok TV yeniden açılacak demiyoruz ama elimizden gelen her şeyi yapalım.’ dedik. Çok kötü hissediyorduk ama bizi kapatan her kimse artık, en azından bize bir açıklama borçluydu. Düşünsenize o kadar emek, o kadar çaba, hiçbir açıklama yapılmadan sıfırlandı, sanırım insanın kendini oyuncak gibi hissetmesi amaçlanıyor. Yani ben ister seni açarım, ister kapatırım, istersem başka bir genelge ile yayını kısıtlarım bu çok erkek, çok egemen bir bakış açısı&#8230;</p>
<p><strong>Kanal kapandıktan sonra çocuklar ne hissetti, hiç geri dönüş aldınız mı?</strong></p>
<p>Çocuklara anlatamıyorsun. Ne diyeceksin ki? Gerçekten de onun açıklaması bizi daha çok geren bir şeydi. ‘Devlet kapattı’ demek de istemiyorsun, çocuk öfke ile nefret duygusu ile büyüsün istemiyorsun çünkü. İhraç edilen bir öğretmen arkadaşımızın bir kızı var, adı Morî. Televizyon ilk kapatıldığında annesine ‘Anne ne oldu, Zarok TV niye yok?’ diye sormuş. Annesi de ‘Devlet kapattı’ demiş. Çocuk bunun üzerine, ‘Niye kapattı ya, Zarok TV barış da istemiyordu ki?’ demiş. Düşünebiliyor musun böyle bir algı oluşuyor, çocukların dünyası çok farklı.</p>
<h4>&#8220;&#8230;dikte eden değil de çocuklar kendi aralarında oturup sohbet ediyormuş gibi bir dil oluşturmaya çalışıyoruz. Çocuk da bir bireydir onun da kendine göre bir dünyası vardır ve biz o dünyaya göre içeriğimizi oluşturmak zorundayız&#8221;</h4>
<p><strong>Kürtçe bir çocuk kanalı politik bir talep değil. Ama bu konu bile politik süreç iyi gidiyorken iyi karşılanmasına rağmen Kürt meselesinde işler kötüye gidince kanal kapatılma yoluna gidiliyor.  Devletin Kürtlükle alakalı her şeyi politik algılıyor olması, çatışmaya bağlıyor olması hakkında düşüncelerinizi merak ediyorum?</strong></p>
<p>Kürt meselesinde saplantılı bir ruh hali var genel olarak, bundan kaynaklanıyor. İnsani olana bakış açısı da yanlış oluyor bu yüzden. Okullarda anadilinde eğitim görmek mesela, kimsenin bahşetmesiyle olabilecek bir şey değil. Bu zaten bizim en doğal, insani hakkımız. Okullarda çift dilli bir eğitime geçilebilir mesela, bu kısmen iyileştirici olur. Kürtçe felsefe, matematik yapabilmek için bunun hayata geçmesi gerekiyor. Ama önce bu saplantılı bakıştan arınmak lazım.</p>
<p><strong>Bir çizgi filmin yayınlanma sürecinde iş bölümü elbette oluyordur, burada otuza yakın çalışan var galiba. Ama ben çocuklarla ne yaptığınızı merak ediyorum, onları ne kadar dahil edebiliyorsunuz?</strong></p>
<p>Hani hepimizin çocukken sinir olduğu bir tarz vardır ya, ‘şunu yapma, bunu yap, şöyle otur, böyle yemek ye’ falan. Biz bunu yapmamaya dikkat ediyoruz, dikte eden değil de çocuklar kendi aralarında oturup sohbet ediyormuş gibi bir dil oluşturmaya çalışıyoruz. Çocuk da bir bireydir onun da kendine göre bir dünyası vardır ve biz o dünyaya göre içeriğimizi oluşturmak zorundayız. İşin en eğlenceli ve zor kısmı da çocuklarla tartışmak. Başta yayın kurulunu çocuklardan oluşturmayı denedik, çok uğraştık ama çocukları yoğunlaştıramıyorsunuz, dikkatlerini bir şeye veremiyorlar uzun süre. Sonra parklarda, çekime gittiğimiz yerlerde onlarla konuşarak ilgilerine dönük politika belirlemeye çalıştık. Eskiden Aram Tigran Konservatuarı vardı, Van’da Perperok diye bir yer vardı, bunun gibi kreşler vardı o çocuklarla gidip görüşüp yayınlara yön vermeye çalışıyorduk ama şimdi çoğu kayyımlar tarafından kapatıldı maalesef. Şimdi çekime gittiğimiz yerlerde çocuklarla konuşuyoruz ama birazcık ciddiyet gördükleri anda kendileri gibi olmuyorlar, çocukluktan sıyrılarak yaklaşıyorlar. Dolayısıyla derler ya hani &#8220;kırk takla atarak yapmak&#8221; zorunda kalıyoruz.</p>
<p><strong>Özellikle Aram Tigran Konservatuarı ile birlikte çok iyi işleriniz oluyordu. Şarkı söyleyen çocukların bazıları oranın öğrencileriydi. Sonra o kurumların hepsi kapatıldı. Onların kapanmış olması sizi nasıl etkiledi? </strong></p>
<p>Aram Tigran Konservatuarı varken çocuklar açısından da olanaklar çok iyiydi fakat sonrasında ciddi sıkıntılar yaşadık, tabii birlikte çalışmaya devam ediyoruz. Maddi zorlukları kadar manevi dürtüsü daha fazla oluyor, o yüzden maddi anlamdaki yoksunluk çok zorlamıyor bir süre sonra. Daha önce iki günde yaptığımız işi şimdi bir haftada yapmak zorunda kalıyoruz ama olsun, onun tadı başka oluyor. Daha önce rahat koşullardan dolayı yapılamayan birçok şey de yapılıyor. Mesela Şêrko ile Yarîn bir müzik programı yapıyorlar çocuklar için.</p>
<h4>&#8220;..Nijerya’da, Şili’de, Japonya’da tıklanıyoruz. Zaten Ortadoğu ve Avrupa’da ilgi çok yoğun. Mesela Yeni Zelanda’da iki kişi, ama olsun..&#8221;</h4>
<p><strong>&#8216;Lisans alıyoruz&#8217; dediniz, uluslararası bir piyasada bu konuda farkındalık var mı? Kürtçe ayrımcılığa uğramış bir dil ve bunlar da getirisi olmayan sürekli götürüsü olan bir şey yapıyorlar, dolayısıyla onlar daha ucuza verelim yaklaşımı var mı?</strong></p>
<p>Tabii, kesinlikle! Yayına başladıktan sonra Avrupa’ya gittik şirketlerle görüşmek için. O dönemki gelişmelerden ötürü dünyada Kürtlerin daha çok tanındığı, ilgi odağı olduğu bir dönemdi. Biz de kendimizi, Kürtçe’nin durumunu anlatıp kar amacı gütmeden bu işi yaptığımızı anlatıyorduk. Çok faydalı oldu, mesela Şirinler’i başka kanallara verdiklerinin çok altında bir fiyata verdiler bize.</p>
<p><strong>Kanalın yeterince izlendiğini düşünüyor musunuz, bir ölçüm yapabilmek mümkün mü?</strong></p>
<p>Google’ın bir hizmeti sayesinde web sitemizin ziyaretlerinden anlamaya çalışıyoruz. Anladığımız kadarıyla dünyadaki hemen hemen bütün Kürtler kanaldan haberdar. Mesela Nijerya’da, Şili’de, Japonya’da tıklanıyoruz. Zaten Ortadoğu ve Avrupa’da ilgi çok yoğun. Mesela Yeni Zelanda’da iki kişi, ama olsun. Bir ara Avrupa’da 500 küsur kanal içinde ilk 50 içindeydik, hala da öyle. İsviçre’de bir ara genel sıralama içinde dördüncü kanal olmuştuk. Dil politikalarımızdan sorumlu arkadaşımız Mazlum Doğan, bir panele katılmıştı İsviçre’de, &#8220;Ne zamanki Zarok TV’de çalıştığımı duydular, herkes Zarok TV’yi konuşmaya başladı&#8221; demişti. Avrupa’dan çok güzel dönüşler alıyoruz. Mesela Rojava’dan, Urmiye’den, Mahabad’dan çok fazla talep geliyor, orada da izlenebilmesi için &#8216;Nilesat’a geçmemizi istiyorlar. Bizim daha fazla izlenebilir olmamız için o platformlara da geçmemiz ve içeriği güçlendirmemiz lazım, kendi reklamımızı yapabilmemiz lazım. Bunlar da ciddi mali kalemleri gerektiriyor.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-19692 size-medium" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/10/zarok-tv-3-300x169.jpeg" alt="" width="300" height="169" />Çocuklar geliyorlar mı buraya, mesela bir aile merak ettiği için çocuğunu elinden tutup getiriyor mu?</strong></p>
<p>Evet geliyorlar bazen ama çocuklar hayal kırıklığına uğrayıp gidiyorlar. Çünkü zannediyorlar ki bir yerden Sünger Bob çıkacak, diğer taraftan Şirin Baba çıkacak falan. Aslında bütün çizgi film kanalları bizimki gibidir ama işte Zarok TV olunca başka oluyor. O yüzden binamızın çeşitli yerlerine çocukları hayal kırıklığına uğratmamak için animasyonlar falan bırakmayı düşünüyoruz.</p>
<p><strong>Zarok TV gelir getirmeyen bir hayır kurumu gibi çalışıyor, bu konuştuklarımız üzerine sizin devlete, sivil toplum kuruluşlarına, kamuoyuna söylemek istediğiniz bir şey var mı?</strong></p>
<p>Biz bir çocuk kanalı olarak yayınlarımızı yapmak istiyoruz, bu bizim en doğal hakkımız ve bu hakkımızı kullanıyoruz. Buna da herkesin saygı duymasını istiyoruz o kadar. Son birkaç yıldır yaşadığımız olaylardan hareketle o kadar çok şeyle uğraşıyoruz ki, herkes bulunduğu yerden çok fazla problemle uğraşıyor. O yüzden sivil toplum kendi birincil işlerini yapmaya çalışsın, biz kendi işimizi daha iyi yapmaya çalışalım. Herkes bulunduğu yerden kendi işini bütün bu zor şartlara rağmen daha iyi yapabilirse yeter.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/31/zarok-tv-bir-televizyon-degil-ortak-bir-degeri-temsil-ediyor/">“Zarok TV sadece bir kanal değil, ortak bir değeri temsil ediyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu Kültür ve Diyarbakır Sanat Merkezi Proje Koordinatörü Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/25/anadolu-kultur-diyarbakir-sanat-merkezi-proje-koordinatoru-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Sep 2017 09:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Kültür ve Diyarbakır Sanat Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[DSM]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18689</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anadolu Kültür ve Diyarbakır Sanat Merkezi (DSM), Diyarbakır’da ilk aşamada Ekim 2017 – Aralık 2018 tarihleri arasında çalışmak üzere Proje Koordinatörü arıyor. DSM Program Koordinatörü ile birlikte çok ortaklı projelerde çalışacak proje koordinatörü, proje ve etkinlik tasarımı, planlaması, uygulaması, kurumsal iletişim ve diğer idari görevlerden sorumlu olacaktır. Aranan Özellikler: &#8211; Üniversitelerin sosyal bilimler, iletişim veya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/25/anadolu-kultur-diyarbakir-sanat-merkezi-proje-koordinatoru-ariyor/">Anadolu Kültür ve Diyarbakır Sanat Merkezi Proje Koordinatörü Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 16px;">Anadolu Kültür ve Diyarbakır Sanat Merkezi (DSM), Diyarbakır’da ilk aşamada Ekim 2017 – Aralık 2018 tarihleri arasında çalışmak üzere </span><strong style="font-size: 16px;">Proje Koordinatörü</strong><span style="font-size: 16px;"> arıyor. DSM Program Koordinatörü ile birlikte çok ortaklı projelerde çalışacak proje koordinatörü, proje ve etkinlik tasarımı, planlaması, uygulaması, kurumsal iletişim ve diğer idari görevlerden sorumlu olacaktır.</span><span id="more-19077"></span></p>
<div id="detay">
<p>Aranan Özellikler:</p>
<div class="text_exposed_show">
<p>&#8211; Üniversitelerin sosyal bilimler, iletişim veya güzel sanatlar fakültelerinden mezun;<br />
&#8211; İyi derecede İngilizce ve tercihen Kürtçe bilen;<br />
&#8211; Proje yönetimi alanında birkaç yıllık deneyim sahibi olan,<br />
&#8211; Proje ve etkinlik planlaması, uygulaması, değerlendirilmesi, bütçe ve idari konularda yetkin bilgi ve tecrübe sahibi olan,<br />
&#8211; Kültür/sanat alanında üretim yapmış veya faaliyet yürütmüş olan;<br />
&#8211; Sözlü/yazılı iletişim ve organizasyon becerileri yüksek;<br />
&#8211; Yoğun çalışma temposu ve şehir dışı seyahatlere uyum sağlayabilecek</p>
<p>adayların detaylı ö zgeçmişlerini bir niyet mektubu ile beraber<strong> 2 Ekim 2017 Pazartesi</strong> gününe kadar <em><strong>ovgugokce@diyarbakirsanat.org</strong></em> adresine göndermeleri rica olunur.</p>
<p>KAYNAK<a href="http://www.diyarbakirsanat.org/dsm-proje-koordinatoru-ariyor/c697/default.aspx" target="_blank" rel="noopener noreferrer">:DSM</a></p>
</div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/25/anadolu-kultur-diyarbakir-sanat-merkezi-proje-koordinatoru-ariyor/">Anadolu Kültür ve Diyarbakır Sanat Merkezi Proje Koordinatörü Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır&#8217;da Çocuklardan Savaşı Öğrenmek</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/20/diyarbakirda-cocuklardan-savasi-ogrenmek/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/20/diyarbakirda-cocuklardan-savasi-ogrenmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Jul 2017 14:32:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ana dili]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Okul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16836</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yıllardır sivil toplum içerisinde yer almaya, Kürt meselesi de dahil olmak üzere birçok konuda etkinliklere katılmaya, sözümü söylemeye, var olan sorun ve yanlışlara dair sözümü yükseltmeye çalışıyorum. *Ancak benim için hiçbir tecrübe geçen yıl öğretmenliğe başladığımda yaşadıklarım kadar vurucu ve dönüştürücü olmadı. Öğretmenliğim vesilesiyle iletişime geçtiğim çocuklarla yaşadıklarımdan kısa bir derleme yapmak istedim: “Öğretmenim biz [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/20/diyarbakirda-cocuklardan-savasi-ogrenmek/">Diyarbakır&#8217;da Çocuklardan Savaşı Öğrenmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır sivil toplum içerisinde yer almaya, Kürt meselesi de dahil olmak üzere birçok konuda etkinliklere katılmaya, sözümü söylemeye, var olan sorun ve yanlışlara dair sözümü yükseltmeye çalışıyorum. <strong>*</strong>Ancak benim için hiçbir tecrübe geçen yıl öğretmenliğe başladığımda yaşadıklarım kadar vurucu ve dönüştürücü olmadı. Öğretmenliğim vesilesiyle iletişime geçtiğim çocuklarla yaşadıklarımdan kısa bir derleme yapmak istedim:</p>
<p><strong>“Öğretmenim biz Türk değiliz, mutlu değiliz ?&#8221;</strong></p>
<p>İlk tecrübemi halihazırda öğretmenliğe ilk adımla yaşıyorum. Öğretmenliğimin ilk yılındayım ve öğrencilerim de henüz birinci sınıftalar. Hepimiz için yeni bir dünya. Çocuklar tek kelime Türkçe bilmiyor. Oysa ben onlara varlıkların birbirlerine göre durumlarını anlatmaya başlayacaktım. Öyle yapmıştım tüm planları. Başladım her şeyi okula taşımaya. Bu elma, bu toka, bu kitap, bu karpuz, bu boş bardak, ‘hayır!’ o dolu bardak. Kasım ayına gelmeden başladılar ‘çat pat’  Türkçe konuşmaya. Konuşmaya başlayan öğrencilerimden biri &#8221; Öğretmenim, biz Türk değiliz, mutlu değiliz?&#8221;  diye sordu bana.</p>
<p><span id="more-16836"></span></p>
<p>Soruda soru eki yok. Anlamaya çalışıp afalladım. İzahı olmayan bir soru sormuştu. Oradaki devlet bendim. Çocuğun devletle ilk karşılaşması bendim ve devlet olarak ilk fireyi vermiştim. Oysa Türk olmayan ben, o yaşlarda varlığımı Türk varlığına armağan ediyordum. Günler geçmeye başladıkça benim sancılarım artıyordu. Cevapsız sorular çoğalıyor, ben yani devlet küçülüyor, silikleşiyordu.</p>
<p><strong>&#8220;Öğretmenim ben bir şarkı söyleyeceğim ama siz kızacaksınız &#8220;</strong></p>
<p>Kendi ilkokul yıllarımdaki müzik derslerinden hatırladığım bir söz vardı: Halk yöresinde bildiği şarkılar söyler. Bu söz,  halk ve konuşulan dilin devamlılık içinde ayrılmaz yapısını da ifade ediyor.  Bir gün müzik dersinde öğrencim, “Öğretmenim, ben bir şarkı söyleyeceğim ama siz kızacaksınız” dedi. Çünkü şarkı Kürtçe&#8217;ydi. Şarkıyı söyledi ama ekleme yapmayı da ihmal etmedi: Öğretmenim devlet gelince söylemeyeceğim değil mi?</p>
<p>Çocukları dilinden, mahallesinden, dedesiyle anılarından, tekerlemelerinden, türkülerinden kopardık. Kendilerini tanımaya başladıkları ilk andan itibaren kısıtladık. Okulda başka, sokakta başka çocuklar oldular. İçlerinde hep bir söyleyememişlik, hep bir yarım kalmışlık…</p>
<p><strong>&#8220;Bunlar Kürtler uzaktan bakıyorlar&#8221;</strong></p>
<p>Bir tecrübemi de resim dersinden aktarayım<strong>. </strong>Sınıfta 23 Nisan etkinlikleri için resim yapıyorduk. Resim yaparken  öğrencilerime “yaptığınız resimleri anlatın” diyordum. Öğrencilerimden birinin yaptığı bir resim dikkatimi çekti: Resmin merkezin bir yerde oynayan bir sürü çocuk, kâğıdın öbür köşesinde ise onlardan ayrı üç beş çocuk. Öğrencime bu nedir diye sorduğumda: Öğretmenim bunlar Türklerdir. Kendilerine oynuyorlar (Kendilerine Kürtçe bir kelimedir)<strong>.</strong> Bunlar da Kürtlerdir. Türkler dövmüş onları kendilerine uzaktan bakıyorlar. <strong> </strong>Ben, yani devlet daha ilk bayramda oyun dışı bırakmıştım çocukları.</p>
<p>Yıllar geçti sonra Türkçe kitabında &#8220;Eskici ile Hasan&#8217;ı&#8221; okuduk çocuklarla. İstanbul&#8217;dan koparılan, Arabistan&#8217;a akrabasına gönderilen küçük Hasan&#8217;ın hikayesi. Hikayenin teması “Hasan Türkçeyi unutmasındı, dil önemliydi ve korunsundu”. Bunları söylerken artık ben yani devlet, karanlıktım. Söylediklerimin altında eziliyordum. Hiç bilmediği bir dilin muhafazası için onu mücadeleye zorlarken, kendi dilini büyük bir zevkle unutturuyor, konuşturmuyor, cezalandırıyordum. Ve anlıyorlardı. Oysa küçücük çocukların oyundan başka hiçbir şeyi bilmemesi gerekirdi…</p>
<p>Anlattıklarım şahitlik yaptığım  hikayelerden yalnızca bir kaçı&#8230; Elektrik yok, su  yok, öğretmenden başka devlet yok. Köydeki tek devlet öğretmen. O da, ondan olmadığı biri gibi davranmasını istiyor, zorluyor.</p>
<p>Tüm bu hikaye ve anekdotlardan yola çıkarak söyleyebiliriz ki: Bölgenin çocukları, ülkenin herhangi bir yerindeki çocuklardan çok erken büyüyor, politize oluyor, sorgulamaya çok erken yaşta başlıyor, sonucunda kimlik sıkıntıları çekiyor, doğuştan kazandığı annesinin ak sütü gibi helal olan &#8220;dil&#8221; i haram olarak görülüyor, aklımda bir ayet yankılanıyor: Renkleriniz ve dilleriniz Allah&#8217;ın ayetleridir.</p>
<p>Yaptığımız tüm işlerde, geleceğe yönelik, barışa yönelik tüm planlarımızda burada bahsi geçen çocukları da göz önüne almamız, onların savaşa sıkışan, örselenen hayal güçlerini de dikkate aldığımız bir barış çağrısında bulunmamız önemini her zaman koruyor.</p>
<p>*Yazarının talebi uyarınca kendisinin ismi belirtilmemiştir.</p>
<p>**Ana görsel <a href="http://www.haber7.com/guncel/haber/1080824-bir-zamanlar-doguda-ne-mutlu-turkum" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Haber 7 </a>sitesinden alınmıştır. 90&#8217;lı yıllara ait olduğu tahmin edilen fotoğrafta üniformalı askerler, çocuklara  (muhtemelen Kürt asıllı)  Mustafa Kemal Atatürk&#8217;e ait &#8220;Ne mutlu Türküm&#8221; diyene ifadesini yazmayı &#8216;öğretiyor&#8217;.</p>
<p><em>Bu yazı Sivil Sayfalar, Reçel Blog, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği ve İsveç Baş Konsolosluğu ortaklığında gerçekleştirilen Sivil Toplum Haberciliği Kadın Odaklı Kuruluşlarla Haber Atölyesi kapsamında yazılmış ve yayına alınmıştır.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/20/diyarbakirda-cocuklardan-savasi-ogrenmek/">Diyarbakır&#8217;da Çocuklardan Savaşı Öğrenmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/20/diyarbakirda-cocuklardan-savasi-ogrenmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Toplumsal Hafızaya Müdahale Yerine Cezasızlık Politikasını Terk Edin”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/14/toplumsal-hafizaya-mudahale-yerine-cezasizlik-politikasini-terk-edin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jun 2017 11:04:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Özmen]]></category>
		<category><![CDATA[Cezasızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratik Bölgeler Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Tanrıverdi]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15814</guid>

					<description><![CDATA[<p>DBP’li belediyelere atanan kayyımların  toplumsal hafıza anıtlarını kaldırmasına tepki gösteren Diyarbakırlı hak örgütü temsilcileri, bu uygulamanın ‘cezasızlık politikasına’ hizmet edeceğini savunarak en kısa sürede vazgeçilmesini istiyor. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) belediye başkanlarının görevden alınarak yerlerine atanan kayyımların çoğu ilk iş olarak belediye tabelalarını değiştirmeye başlamışlardı. Diyarbakır başta olmak üzere birçok il ve ilçede çok dilli [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/14/toplumsal-hafizaya-mudahale-yerine-cezasizlik-politikasini-terk-edin/">“Toplumsal Hafızaya Müdahale Yerine Cezasızlık Politikasını Terk Edin”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DBP’li belediyelere atanan kayyımların  toplumsal hafıza anıtlarını kaldırmasına tepki gösteren Diyarbakırlı hak örgütü temsilcileri, bu uygulamanın ‘cezasızlık politikasına’ hizmet edeceğini savunarak en kısa sürede vazgeçilmesini istiyor.</strong></p>
<p>Demokratik Bölgeler Partisi<em> (</em>DBP) belediye başkanlarının görevden alınarak yerlerine atanan kayyımların çoğu ilk iş olarak belediye tabelalarını değiştirmeye başlamışlardı. Diyarbakır başta olmak üzere birçok il ve ilçede çok dilli tabelalar indirilmiş, tabelalarda sadece Türkçe kullanılmıştı. Kayyımların bu müdahaleleri devam ederken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu kayyımlara Kürtçe tabelaları indirmemeleri konusunda bir uyarıda bulunarak <em>“Kürtçe ile bir sorunumuz yoktur, Kürtçe bizim de dilimizdir” </em>açıklamasında bulunmuştu. Bu açıklamanın ardından Ermenice, Süryanice, Arapça gibi ifadeler silinse de Kürtçe tabelalar kalmaya devam etmişti. Yine kayyımların birçoğu yerleşim yerlerinin Kürtçe isimlerini tabelalardan kaldırarak T.C ibaresi ile Türk Bayrağı eklemişlerdi.</p>
<p><span id="more-15814"></span></p>
<p>Bu adımdan kısa bir süre sonra kayyımlar Kürtlerin toplumsal hafızasında önemli yer tutan sembol isimlere ait tabela ve anıtlara müdahale etmeye başladı. İlk olarak Diyarbakır’ın Kayapınar İlçesi’nde dikilmiş olan Roboskî anıtı bir sabah erkenden sökülerek kaldırıldı. Söz konusu hadisenin sorulduğu belediyenin yeni yetkilileri ‘durumdan haberdar olmadıkları’ cevabıyla geçiştirseler de bu müdahale zamanla kayyımların birçoğunun müşterek işine dönüştü.</p>
<p>Şırnak&#8217;ın Cizre Belediyesi&#8217;ne kayyım olarak atanan ilçe kaymakamı, ilçe merkezinde Kürt siyasetçi Orhan Doğan adına dikilmiş anıtı yıktı. Van’da Çatak Belediyesi tarafından bir parka verilen Tahir Elçi ismi silinerek çatışmalarda yaşamını yitirmiş bir korucunun ismi verildi. Ağrı Doğubayazıt’da İsmail Beşikçi Caddesi’nin ismi İnegöl olarak değiştirildi. Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde bulunan Merwanî Parkı, Kültür Park oldu ve en son, 21 Kasım 2004&#8217;te babası Ahmet Kaymaz’la birlikte evlerinin önünde 13 kurşunla öldürülen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz adına Kızıltepe’de yaptırılan heykel kayyım tarafından kaldırıldı. Kürt toplumunun hafızasında sembol olan bu isimlerin kamusal alandan silinmesinin ne anlama geldiğini, nasıl bir algıya sebep olduğunu ve tepkileri Diyarbakır’daki hak örgütlerine sorduk.</p>
<p><strong>Ahmet Özmen (Diyarbakır Barosu Başkanı): </strong></p>
<p><strong>“Tahir Elçi isminin bir parkta oluşu Çatak kayyumunu niye rahatsız eder? Burada iki şey amaçlanıyor: Birincisi, belleği silmek ve onlara kıymet atfetmeyi yasaklamak. İkincisi ise, işlenen bu suçların vatan savunması için yapıldığını düşünen zihniyetin bu suçları cezadan muaf tutması”</strong></p>
<figure id="attachment_15817" aria-describedby="caption-attachment-15817" style="width: 251px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-15817" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/fft16_mf8271439.jpeg" alt="" width="251" height="141" /><figcaption id="caption-attachment-15817" class="wp-caption-text">Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen</figcaption></figure>
<p>Bu isimler çok ciddi ve ağır insan hakları ihlalleri neticesinde öldürülmüş insanların isimleri. Roboskî, Tahir Elçi… Henüz ortada bir fail yok, soruşturmanın geldiği bir nokta yok.  Hem o belleği silmek hem de cezasızlık politikasına hizmet etmek olarak görüyorum bu adımları. Bu adımlar 13 yaşındaki bir çocuğun kamu görevlileri tarafından öldürülmesinin doğal olduğu yönündeki zihniyetin dışa vurumudur. Özellikle 90’lardan bu yana faili meçhul dosyaları, köy yakmalar, işkenceler… Bunların hiçbirinin faili ortaya çıkarılmadı devlet tarafından. Devlet ve yargı açısından en büyük problem kamu görevlilerinin işledikleri ağır hak ihlallerinin cezadan muafiyetleridir. Bu da özetle ve açıkça <em>‘devletin güvenliği için mücadele ediyor bu insanlar, dolayısıyla yaptıkları bütün eylemler devletin bekası için meşrudur ve cezadan muaftır’</em> demektir. Yargı erki elindeki dosyalar açısından bir defa ayrımcılığa, kayırmacılığa girdi mi onu bir daha toparlamanız mümkün değildir. Ne yazık ki bu hep böyle oldu. Bir müddet 90’lı yıllar hakkında açılan davalar oldu ama onların da hepsi önce sürgün edildi, şimdi de teker teker beraat kararı veriliyor. Siyasal iktidar kim olursa olsun kendi döneminde veya önceki dönemlerde işlenmiş olsun, o dosyaları aydınlatmak iktidarın temel sorumluluğu ve görevidir.</p>
<p>Bu müdahalelere dönecek olursak, merkezi idare tarafından Kürtçe tabelalar için bir uyarı yapılmasına rağmen bu müdahalelere bir tepki gelmemesini ‘tabelalarda Kürtçe kullanılabilir ama böyle sembol isimlerin bazı yerlerde yaşaması sakıncalıdır’ anlayışının göstergesi olarak görüyorum. Tam da bu bağlamda soruyorum: Tahir Elçi isminin bir parkta oluşu Çatak kayyumunu niye rahatsız eder? Burada iki şey amaçlanıyor: Birincisi, belleği silmek ve onlara kıymet atfetmeyi yasaklamak. İkincisi ise, işlenen bu suçların vatan savunması için yapıldığını düşünen zihniyetin bu suçları cezadan muaf tutması. Ama bu tarz hamlelerle bellek sıfırlamak mümkün değil. Halkın değer atfettiği isimlerin bu şekilde görünür olmasını engellemeye çalışmak, tam tersine devletle vatandaş arasında ayrışmaya, kopmaya sebebiyet veriyor.</p>
<p><strong>Raci Bilici (İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı): </strong></p>
<p><strong>“İsmi geçen kişilerin ve buna benzer olanların öncelikle faillerinin ortaya çıkarılıp yargılanması, bu insanların hatıralarına saygı gösterilmesi ve bu coğrafyada yaşananlar üzerinden coğrafyanın hafızası ile oynanmaması, bizim çağrımız budur.”</strong></p>
<figure id="attachment_15818" aria-describedby="caption-attachment-15818" style="width: 380px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-15818" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/bilici_raci.jpg" alt="" width="380" height="182" /><figcaption id="caption-attachment-15818" class="wp-caption-text">İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici</figcaption></figure>
<p>Bu tür müdahaleler Türkiye’nin resmî ideolojisinden bağımsız değildir. Geçmişten bugüne kadar gerek ovaların, derelerin, dağların, köylerin, şehirlerin değiştirilen isimleri olsun gerekse de Kürt şarkılarını Türkçeleştirerek söylenmesi, bunlar bir asimilasyon ve bir tarihi, hafızayı silmek girişimleriyle ilgilidir. Bunlar bilinçli, planlı, programlı yapılan şeylerdir. Son dönem uygulamalarından Roboskî anıtının ortadan kaldırılması mesela… Roboskî anıtının orada bulunması şu mesajı veriyor. Bu ülkede bir katliam yaşanmıştır, bu ülke insanlığa karşı suçlar işlemiştir, bu bunun göstergesidir ve insanların her gün görmesi ile bu hafızada diri tutuluyor. Roboskî ile ilgili bize dava açıldı örneğin; ‘Niye unutmadık, unutturmayacağız diyorsunuz? Bunun katilleri niye hesap vermiyor diye neden sormuşsunuz?’ diye dava açılıyor bize. Aynı şekilde Uğur Kaymaz anıtı da bu ülkede katledilmiş yüzlerce çocuğun sembolüdür. Bu ülkede yüzlerce çocuk öldürüldü ve davaların neredeyse hiçbiri gerçeklerin açığa çıkmasıyla neticelenmedi.  Örneğin Tahir Elçi , bütün bunlar sembol isimlerdir. Kürtlerin gönlünde, hafızasında yer etmiş isimlerdir ve bu isimlerin bir yerlerde yaşatılması bir anlam ifade ediyor. Bunlar sıradan şeyler değil.</p>
<p>Bizim çağrımız; öncelikle bu ismi geçen kişilerin ve bunlara benzer olanların öncelikle faillerinin ortaya çıkarılıp yargılanması, bu insanların hatıralarına saygı gösterilmesi ve bu coğrafyada yaşananlar üzerinden coğrafyanın hafızası ile oynanmaması, bizim çağrımız budur. Bu hafıza ile oynamak çok tehlikelidir, bu hafıza ile oynamak insanî değerlerle oynamaktır. Toplumsal barışa hizmet etmez, sorunun çözümüne hizmet etmez, halkları birbirinden daha çok ayrıştırır. Toplumun kültürüne, tarihine, değerlerine, değer verdiği isimlere saygı gösterilmesi gerekir.</p>
<p><strong>Derya Tanrıverdi (HAK İnisiyatifi &#8211; Diyarbakır): </strong></p>
<p><strong>“Bir yere verilecek isme oranın halkı karar vermelidir. Kayyımlık müessesesi seçme ve seçilme hakkının toplumun bir kesimi için yok sayılması olarak başlı başına meşruiyet sorunu iken atanmış kayyımların toplumsal hafızaya müdahale etmeleri ne ahlakidir ne de insanidir.”</strong></p>
<figure id="attachment_15819" aria-describedby="caption-attachment-15819" style="width: 202px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-15819" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/WhatsApp-Image-2017-06-14-at-12.08.30.jpeg" alt="" width="202" height="270" /><figcaption id="caption-attachment-15819" class="wp-caption-text">HAK İnisiyatifi üyesi Derya Tanrıverdi</figcaption></figure>
<p>Toplumda değer olarak kabul edilen, bazı olayların sembolü olan, halk tarafından benimsenen ve sahiplenilen sembollerin bu şekilde keyfi muamele ile halkın iradesi yok sayılarak kaldırılması kabul edilemez. Bu isimler haksız yere zulme uğramış, haklarında adaletin tecelli etmediği, faillerinin cezasızlık politikası ile kollandığı, davalarının kamuya mal olduğu kişilerdir. Bir yere verilecek isme oranın halkı karar vermelidir. Kayyımlık müessesesi seçme ve seçilme hakkının toplumun bir kesimi için yok sayılması olarak başlı başına meşruiyet sorunu iken atanmış kayyımların toplumsal hafızaya müdahale etmeleri ne ahlakidir ne de insanidir. İçişleri Bakanlığı, Kürtçe tabelalara müdahaleyi uyarıp durdurduğu gibi bu konuda kayyımları uyarmalı ve hükümet cezasızlık politikası ile keyfiliğin sürdürülmesini terk ederek bu suçların faillerini ortaya çıkarıp mağdurları tatmin edecek bir yargılamayı sağlamalıdır. Bütün bu yaşadıklarımız çatışmaların yeniden yaşanması sonrasında Kürt meselesinde yaklaşımın değişmesinin sonuçlarıdır. Bu sebeple toplumsal uzlaşıya her geçen gün zarar veren bu politika değiştirilmeli ve OHAL kaldırılarak, kayyımlık müessesesine son verilerek normalleşme adımları hızla atılmalıdır. Taraflara bir kere daha hatırlatmak gerekir ki Kürt meselesi bir asayiş ve güvenlik meselesi değil temel hak ve hürriyetler meselesidir ve çatışmalı atmosfere mahkûm edilmemelidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/14/toplumsal-hafizaya-mudahale-yerine-cezasizlik-politikasini-terk-edin/">“Toplumsal Hafızaya Müdahale Yerine Cezasızlık Politikasını Terk Edin”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
