<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>konda araştırma arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/konda-arastirma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/konda-arastirma/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 Feb 2022 11:06:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>konda araştırma arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/konda-arastirma/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;İklim Krizini Biliyoruz, Endişeliyiz Ancak Siyasi Kutuplaşma Bizi Ayrıştırıyor!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/15/iklim-krizini-biliyoruz-endiseliyiz-ancak-siyasi-kutuplasma-bizi-ayristiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Feb 2022 11:06:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Haber]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[konda araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de İklim Değişikliği ve Çevre Sorunları Algısı 2021]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78710</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim Haber ve KONDA Araştırma'nın 'Türkiye’de İklim Değişikliği ve Çevre Sorunları Algısı 2021' araştırmasına göre, Türkiye'de iklim krizine dair endişe ve farkındalık geçen yıla kıyasla arttı. Dünya ortalamalarının çok üstüne çıkan bu orana karşın, bilgi eksikliği ve siyasi kutuplaşma iklim kriziyle nasıl mücadele edileceği konusunda toplumda ayrışmaya neden oluyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/15/iklim-krizini-biliyoruz-endiseliyiz-ancak-siyasi-kutuplasma-bizi-ayristiriyor/">&#8216;İklim Krizini Biliyoruz, Endişeliyiz Ancak Siyasi Kutuplaşma Bizi Ayrıştırıyor!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İklim Haber ve KONDA Araştırma, Türkiye kamuoyunun iklim değişikliği algısını ölçmek ve giderek derinleşen iklim krizi hakkındaki görüşlerini öğrenmek için gerçekleştirdiği anket çalışmasının dördüncüsünü gerçekleştirdi.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de İklim Değişikliği ve Çevre Sorunları Algısı 2021&#8221; araştırması, Türkiye çapında 3634 kişi ile yüz yüze yapılan anket, Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı meclis onayından geçirdiği ve aşırı hava olaylarının sebep olduğu yangın ve sel baskını gibi afetlerin şiddetlendiği bir dönemde iklim değişikliği algısını irdelemeyi amaçladı.</p>
<h5>Katılımcıların %75,’i İklim Krizi &#8216;İnsan Faaliyetlerinin Sonucudur&#8217; Diyor!</h5>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-78713 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/iklim-krizini-biliyoruz-endiseliyiz-ancak-siyasi-kutuplasma-bizi-ayristiriyor-1.jpg" alt="" width="327" height="376" />Araştırmanın ortaya koyduğu öne çıkan bulgular şunlar:</p>
<ul>
<li>Türkiye’de her dört kişiden üçü iklim krizinin insan faaliyetlerinin bir sonucu olduğunu düşünüyor.</li>
<li>%66’sı iklim değişikliği için endişeli olduğunu belirtiyor.</li>
<li>Toplumun %77’si aşırı hava olaylarında iklim krizinin rolü olduğunu söylüyor.</li>
<li>Toplumda her üç kişiden iki kişi iklim krizinin koronavirüsten daha büyük bir sorun olduğunu ifade ediyor.</li>
<li>Yurttaşların sadece %25’inin Paris Anlaşması ve %17’sinin ise Türkiye’nin 2053 yılı net sıfır emisyon hedefine dair bilgisi var.</li>
</ul>
<p>İklim değişikliğinin temel nedenine dair insanların ne düşündüğünü anlamaya çalışan “<strong>İklim değişikliğine dair düşüncenizi şimdi okuyacaklarımdan hangisi daha iyi açıklıyor?</strong>” sorusunu, katılımcıların %75,’i “İnsan faaliyetlerinin sonucudur” şeklinde yanıtlarken, %25’i ise “Doğal bir süreçtir” şeklinde cevapladı. Geçtiğimiz yıl katılımcıların %71,4 iklim krizinin insan faaliyeti sonucu olduğunu düşünüyordu. İnsan faaliyetleri ile iklim krizi arasındaki bağ konusunda yurttaşların farkındalığının biraz daha arttığı söylenebilir.</p>
<p>Araştırma aynı zamanda, iklim değişikliğinin Türkiye’de toplumun neredeyse dörtte üçünün endişelendiği bir konu olduğunu gözler önüne serdi. Ankete katılanların %42’si “<strong>Endişeliyim</strong>” cevabını verirken, “<strong>Çok</strong> <strong>Endişeliyim</strong>” diyenlerin oranı ise %24 oldu. Sonuçlar ayrıca, katılımcıların %58’inin iklim krizinin pandemiden daha büyük bir kriz olduğunu ve daha büyük bir tahribata yol açacağını düşündüğünü gösterdi.</p>
<h5><strong>&#8216;Ne Paris Anlaşması Ne de Net Sıfır Emisyon Hedefi Hakkında Yeterli Bilgi Var!&#8217;</strong></h5>
<p><img decoding="async" class="wp-image-78715 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/iklim-krizini-biliyoruz-endiseliyiz-ancak-siyasi-kutuplasma-bizi-ayristiriyor-2.jpg" alt="" width="316" height="393" />Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de geçtiğimiz yıl aşırı hava olayları şiddetini ve sıklığını arttırdı. “<strong>Türkiye’de son yıllarda görünen sel fırtına, aşırı sıcaklık ve kuraklık gibi düzensiz hava olaylarında iklim değişikliğinin rolü olduğunu düşünüyor musunuz?</strong>” sorusuna katılımcıların %77’si “evet” şeklinde yanıt verdi. Bu oran 2019 yapılan çalışmada ise %71’di.</p>
<blockquote><p>Yangınlara terör faaliyetlerinin sebep olduğunu söyleyenler %36 ile bu soru içerisinde en yüksek orana sahipken, %27’si yangınların yanan orman alanlarını imara açma isteği nedeniyle çıktığını ifade etti.</p></blockquote>
<p>Geçtiğimiz yaz yaşanan orman yangınları nedeniyle ankete katılanlara yangınların sebepleri sorulduğunda ise toplumun sadece %14’ü “iklim değişikliği” yanıtını verdi. Yangınlara terör faaliyetlerinin sebep olduğunu söyleyenler %36 ile bu soru içerisinde en yüksek orana sahipken, %27’si yangınların yanan orman alanlarını imara açma isteği nedeniyle çıktığını ifade etti.</p>
<p>Türkiye, 2021’in sonlarına doğru önce Paris Anlaşması’nı mecliste onaylamış, ardından net sıfır karbon emisyonu hedefini 2053 yılı olarak açıklamıştı. Bu gelişmeler üzerine, ankete katılanlara yöneltilen “<strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı 2053 yılı için net sıfır emisyon hedefi hakkında bilginiz var mı?</strong>” sorusuna %83’lük bir kesim herhangi bir bilgisi olmadığı cevabını verdi. Sıfır karbon emisyonu hedefi konusunda bilgi sahibi olmak üzerinden parti seçmenlerinin onay durumuna bakınca bütün partilerde bilgisi olan grupların bu hedefi daha fazla onayladıkları görülebiliyor.</p>
<p>Benzer bir cevap başka bir soruda daha ortaya çıktı. “<strong>Paris İklim Anlaşması hakkında bilginiz var mı?</strong>” sorusuna toplumun sadece dörtte biri “evet” cevabını verdi. Anlaşmayı bilenlerin oranıyla meclisin bu anlaşmayı onayladığını bilenlerin oranı ise neredeyse aynı. Halkın %76’sı, Paris Anlaşması ve anlaşmanın meclis tarafından onaylandığını bilmiyor. Ancak anlaşma hakkında bilgi sahibi olanların içerisinde mecliste kabul edildiğini bilenlerin oranı %71.</p>
<h5><strong>&#8216;Partizanlık İklim Krizi Mücadelesinde Büyük bir Engel Yaratabilir&#8217;</strong></h5>
<p><img decoding="async" class="wp-image-78716 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/iklim-krizini-biliyoruz-endiseliyiz-ancak-siyasi-kutuplasma-bizi-ayristiriyor-11-640x806.png" alt="" width="336" height="423" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/iklim-krizini-biliyoruz-endiseliyiz-ancak-siyasi-kutuplasma-bizi-ayristiriyor-11-640x806.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/iklim-krizini-biliyoruz-endiseliyiz-ancak-siyasi-kutuplasma-bizi-ayristiriyor-11-1280x1612.png 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/iklim-krizini-biliyoruz-endiseliyiz-ancak-siyasi-kutuplasma-bizi-ayristiriyor-11-1024x1289.png 1024w" sizes="(max-width: 336px) 100vw, 336px" />Araştırma sonuçlarını yorumlayan<strong> İklim Haber Yayın Yönetmeni</strong> <strong>Barış Doğru</strong>, ülkede sürekli kışkırtılan toplumsal kutuplaşmanın en sonunda, iklim ve çevre konularına yönelik bakışta da kendisini göstermeye başladığını söyledi. İklim krizi konusundaki farkındalığın ve endişenin geçtiğimiz seneye göre yine arttığı ve dünya ortalamalarının çok üstüne çıktığını söyleyen Doğru, “Ancak orman yangınlarının nedenleri konusundaki bölünmüşlük kötü bir işaret. İnsanlar konuya objektif bakmakta ve bilimi dinlemekte zorlanıyor. Partizanlık, önümüzdeki günlerde iklim krizi mücadelesi konusunda daha büyük bir engel yaratabilir” diyor.</p>
<blockquote><p>2013-2020 yılları arasında çıkan toplam 22 bin yangından sadece 47’sinin (% 0,2’si) çıkış nedeninin terör faaliyeti ya da yıllık olarak çıkan ortalama 2730 orman yangından sadece altısının terör örgütlerince çıkarıldığı resmi verilerde yer alıyor.</p></blockquote>
<p>Anketin sonuçlarını yorumlayan, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Orman Fakültesi’nden <strong>Prof. Dr. Doğanay Tolunay </strong>ise “İktidar cephesinde ağırlıklı olarak orman yangınlarının terör örgütlerince çıkarıldığı düşünülürken, muhalefet cephesinde ormanların imar için yakıldığı görüşü hakim. Bu cevapların ilginç olmasının nedenlerinden biri bugüne kadar yanan orman alanlarının imara açıldığı tek bir örnek olması. Yine Orman Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 2013-2020 yılları arasında çıkan toplam 22 bin yangından sadece 47’sinin (% 0,2’si) çıkış nedeninin terör faaliyeti ya da yıllık olarak çıkan ortalama 2730 orman yangından sadece altısının terör örgütlerince çıkarıldığı resmi verilerde yer alıyor. Bu net bilgilere rağmen toplumda hâlâ yangınların terör faaliyetleri sonucu çıktığına inanılması gerçekten düşündürücü. Özellikle İçişleri ya da Adalet Bakanlığı gibi orman yangınlarını soruşturmakla yükümlü bakanlıklardan bu konuda hiçbir açıklama yapılmaması, ormanların terör örgütlerince yakıldığı düşüncesinin yayılmasında etkin oldu denilebilir. Bilerek ya da bilmeyerek suskun kalınması aslında gelecekte iklim değişikliğine bağlı olarak sayısının, şiddetinin ve etki alanının artacağı orman yangınlarının önlenmesinin önünde bir engel oluşturuyor” diyor.</p>
<h5>İktidar Yandaşlığı ve Karşıtlığına Dayanan Kutuplaşma İklim Değişikliğine Bakışta da Etkili</h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-78717 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/iklim-krizini-biliyoruz-endiseliyiz-ancak-siyasi-kutuplasma-bizi-ayristiriyor-4.jpg" alt="" width="313" height="382" />Sonuçları değerlendiren <strong>KONDA Araştırma Genel Müdürü</strong> <strong>Bekir Ağırdır</strong>, 2021 yılı iklim değişikliği araştırması bulgularının bir yandan toplumsal değişime diğer yandan değişmeyenlere işaret ettiğini söylüyor: “İklim değişikliği konusunda değişen elbette bekleneceği gibi toplumsal farkındalıktaki artış. Öte yandan ülkenin uzun süredir ruhi ve zihni ambargosunun etkisinde olduğu iktidar yandaşlığı ve karşıtlığına dayanan kutuplaşmanın iklim değişikliğinin sonuçları konusunda da etkisini görüyoruz. Bu araştırma bir kez daha yaşanan gündelik hayat ve meseleler üzerinden farkındalığın ve endişenin yükseldiğini ama öte yandan da ne yapılacağı konusunda hem bilgi eksikliğinin hem de siyasi pozisyonların ürettiği farklılaşmaların olduğunu teyit ediyor.”</p>
<p><strong>Raporun tamamına <a href="http://prposter.faselis-news.com/CL0/http:%2F%2Fiklimhaber.org%2Fwp-content%2Fuploads%2F2022%2F02%2Fkonda-arastirma-rapor-2021-y.pdf/1/0102017ef71b1cea-0acd46c9-bc8c-41de-b821-3a69dc5b7587-000000/x4FNhp3A4UnRj5vJDFd7TFoOrdhTNSXWNg_vYmQ1kqU=236" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://prposter.faselis-news.com/CL0/http:%252F%252Fiklimhaber.org%252Fwp-content%252Fuploads%252F2022%252F02%252Fkonda-arastirma-rapor-2021-y.pdf/1/0102017ef71b1cea-0acd46c9-bc8c-41de-b821-3a69dc5b7587-000000/x4FNhp3A4UnRj5vJDFd7TFoOrdhTNSXWNg_vYmQ1kqU%3D236&amp;source=gmail&amp;ust=1644997056714000&amp;usg=AOvVaw0iClapODBXwafYIFvUlIu4">buradan</a> ulaşabilirsiniz. </strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/15/iklim-krizini-biliyoruz-endiseliyiz-ancak-siyasi-kutuplasma-bizi-ayristiriyor/">&#8216;İklim Krizini Biliyoruz, Endişeliyiz Ancak Siyasi Kutuplaşma Bizi Ayrıştırıyor!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DDA’dan Türkiye’de Demokrasi Talebi Raporu…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/26/ddadan-turkiyede-demokrasi-talebi-raporu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2020 10:40:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denge Denetleme Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi talebi raporu]]></category>
		<category><![CDATA[konda araştırma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54268</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denge Denetleme Ağı, demokratik kültürün ne oranda toplumsallaştığını analiz etmek amacıyla Toplumda Demokrasi Talebi, Denge Denetleme Mekanizmaları Algısı ve Farkındalığı Hakkında Ölçüm isimli bir rapor hazırladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/26/ddadan-turkiyede-demokrasi-talebi-raporu/">DDA’dan Türkiye’de Demokrasi Talebi Raporu…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>KONDA Araştırma ve Danışmanlık tarafından Denge Denetleme Ağı için 2019 yılının ilk yarısında hazırlanan rapor, 2010’dan bu yana yapılan araştırmaların taranması ve ilgili bulguların derlenerek yorumlanması ile ortaya çıktı. Raporun ilk bölümü olan Raporun Kaynağını Oluşturan Araştırmalar raporda kaynak olarak kullanılan ve her biri Türkiye’deki yetişkin nüfusun tümünü temsil eder nitelikteki Barometre araştırmaları ve bunların dışındaki beş araştırma hakkında kısa bilgiler sunuyor. Bir sonraki bölüm olan Türkiye Gündeminin Özeti, raporda ele alınan 2010-2018 yılları arasında Türkiye’nin gündemini belirleyen önemli olayları hatırlatma amacını taşıyor ve rapor boyunca ele alınan bulguların oturduğu bağlamı ortaya koyuyor. Hemen ardından gelen Seçimler ve Katılım adlı bölüm ise kısaca son 10 yıl içinde yapılan genel ve yerel seçimler ve halk oylamalarını hatırlatma amacında.</p>
<h4>Demokratik Vatandaşlık</h4>
<p>Raporun ele aldığı dönemi ve bulguların kapsamını bir bağlama oturtan bu bölümlerin ardından raporun kavramsal çerçevesi olan Demokratik Vatandaşlık &#8211; Nerelerdeyiz? bölümünde demokrasinin tanımı ve kriterlerine yer veriliyor ve taranan bütün verilerin, ardından gelen altı bölümde tanımlanan kriterlere göre ayrıştırılmasının gerekçesini sağlıyor.</p>
<p><strong>Hukukun Üstünlüğü</strong> bölümünde temel olarak toplumda hukukun üstünlüğünün olması, devletin kurumları dahil herkesin kanun önünde eşit olması, anayasanın adalet esası üzerine kurulması gerektiği yönündeki ilkelerin ilke düzeyinde benimsendiği, ancak uygulamada bunun gerçekleştiğine dair inancın yaygın olmadığı anlaşılıyor. Kanunları uygulayanların ve karşılarındakilerin kimliklerine göre karar çıkabileceği, yargı sisteminin bağımsızlığını yitirdiği ve siyasallaştığı yönündeki görüşler ise aksine yaygın.</p>
<p><strong>Eşit Vatandaşlık</strong> bölümü tüm vatandaşların cinsiyet, etnik köken, din, dil, sınıf, varlık ayırt etmeden eşit haklara sahip olması ilkesinin toplumda karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Daha somut ve kişilerin gündelik hayatlarını ilgilendiren meselelere inince iki farklı türde itiraz dile getiriliyor. Bir yandan insanlar kendi hayatlarında maruz kaldıkları eşitliksizler, ayrımcılık ve baskılardan dolayı eşit vatandaş gibi hissetmediklerini, eşitlik beklentisinin karşılanmadığını belirtiyorlar. Diğer yandan toplumun bir kısmı din, dil, etnik köken gibi kriterleri vatandaşlığın şartı olarak ortaya koyuyor ve bir anlamda kimlerin makbul vatandaş olduğu sorulduğunda eşit vatandaşlık ilkesi zarar görmüş oluyor. Özellikle Kürtlerin, Alevilerin, Müslüman olmayanların ve eşcinsellerin, toplum nezdinde eşit vatandaşlar olarak değerlendirilmesi ve eşit haklar tanınması konularında bazı çekinceler ve alınacak epey mesafe olduğunu belirtmek mümkün.</p>
<p>Bir sonraki bölüm olan <strong>İfade Özgürlüğü</strong> ise iki şekilde karşımıza çıkıyor: Birincisi kişilerin kendilerini özgürce ifade edecekleri güvenli bir alan hissedip hissetmedikleri üzerinden, ikincisi de toplumdan bağımsız olarak kendi fikirlerini oluşturmak ve farklılıklara açık olmak konusundaki görüşleri üzerinden. Herkesin kendi fikirlerini özgürce oluşturabildiği ve duyurabildiği ortamın yaratılması ile</p>
<p>toplum dinamikleri birbirine ters düşebiliyor ve toplum birçok kısıtlama getiriyor. Bu çekinceler kişilerin ifade özgürlüğüne karşı olmalarından ziyade, toplum genelinden farklı olan fikirleri belirtmenin toplumun tümünü ilgilendiren bir ifade özgürlüğü meselesi olduğunun farkında olmamalarından kaynaklanıyor olabilir. Halbuki ifade özgürlüğüne sahip olamamak toplumun önemli bir kesimini ilgilendiren ve endişelendiren de bir mesele. Bu çelişkili durum toplumda ifade özgürlüğü kavramının ve farklı fikirlerin duyulması ile ifade edilecek ortamı bulabilmesinin demokrasi için neden elzem olduğunun henüz pek anlaşılamamış olduğuna işaret ediyor.</p>
<h4>Medyaya Bakış</h4>
<p>Bütün bunların yanında, 2010 yılından bu yana geleneksel medyada önemli dönüşümler oldu ve gazeteler çok az okunur hale gelirken, haber izlemediğini ve haberleri televizyondan almadığını söyleyenler hızla arttı, kanallardaki çeşitlenme azaldı. İfade Özgürlüğü bölümündeki bulgular içerisinde medyaya dair sorulara verilen cevaplardaki değişimler ise geleneksel medyaya olan güvenin sarsıldığını çok net biçimde ortaya koyuyor. Toplum iktidarı denetleme görevi yüklediği medyanın bu görevini yerine getirememesine tepki gösteriyor ve davranışını farklı haber kaynaklarına, özellikle de sosyal medyaya yönelerek değiştirmiş görünüyor. Ancak toplumun internette ifade özgürlüğüne dair güçlü bu beklentide olduğunu iddia etmek de pek mümkün değil.</p>
<p><strong>Örgütlenme Özgürlüğü</strong> bölümü toplum için seçimlerin önemli, siyasi parti üyeliğinin düşük, seçimler dışındaki örgütlenme biçimlerinin ise ancak kısmen meşru olduğunu ortaya koyuyor. Seçimlerin toplum için demokrasinin vazgeçilmezi olarak değerlendirildiğini söylemek mümkün. Ancak seçimlerin adil olduğundan yana toplumun yarısının şüpheleri var ve siyasi partilere güvenin düşük olmasıyla beraber pratikte siyasi parti üyeliği de çok düşük. Seçimler ve siyasi partilerde aktif olarak yer almanın dışındaki imza kampanyası, boykot, gösteri veya yürüyüş gibi örgütlenme biçimlerini ise toplumun ancak küçük bir kesiminin benimsediği, neredeyse yarısının, hatta fazlasının ise desteklediği anlaşılıyor. Toplumun örgütlenme özgürlüğünü tam olarak benimsediğini iddia etmek zor görünse de ifade özgürlüğüne kıyasla daha fazla benimsenmiş görünüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-54269" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/dengedenetleme.png" alt="DDA’dan Türkiye’de Demokrasi Talebi Raporu…" width="360" height="195" />Raporda son olarak ele alınan konu olarak <strong>Yerel Yönetimler</strong> bölümü meselenin Türkiye’de çok uzun zamandır Kürt meselesinden bağımsız olarak değerlendirilememesinin yarattığı zorluğa rağmen vatandaşların yerel yönetimlere ve yerel karar mekanizmalarına katılımına dair görüşleri, meseleyi merkezle yerel yönetimler arasında ilişki üzerinden değil, yerel yönetimlerle vatandaşlar üzerinden tartışmaya başlamanın daha doğru olabileceğine işaret ediyor: Üç kişinin ikisi halkın kendini ilgilendiren, mahallesiyle, ilçesiyle ilgili verilen kararlara katılma hakkı olması gerektiğine inanıyor. Ayrıca İstanbul’da yapılan bir araştırma vatandaşların birçok karara katılmak istediğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Sonuç bölümü önceki bölümlerde ele alınan bulguları bir arada değerlendirerek anlam kazandırıyor ve bir yandan yerel yönetimlerle birlikte katılımcılığın artma ihtimaline, diğer yandan ifade özgürlüğünü ilgilendiren bir mesele olarak internette yalan habere ve hakikatin şüpheli hale gelmesinin olası etkilerine dikkat çekiyor.</p>
<h4>Demografik Göstergeler</h4>
<p>Raporun sonunda ek niteliğine olan ve rapor boyunca referans olarak kullanılabilecek iki bölüm bulunuyor. Temel Demografik Göstergeler Türkiye nüfusunun yaş, eğitim, çalışma, gelir yerleşim gibi temel demografik verilerinin ve etnik köken, mezhep, örtünme gibi kimliklere dair verilerinin son 10 yılda içindeki değişimlerini grafiklerle ortaya koyuyor. 2010-2018 Yıllarında Türkiye’nin Gündemi bölümü ise, raporun başlarında yer alan <strong>Türkiye Gündeminin Özeti</strong> bölümündeki içeriğin çok daha kapsamlı haline yer veriyor ve söz konusu dönemde Türkiye’de güncel siyaseti şekillendiren seçim, halk oylaması, Kürt açılımı, darbe girişimi, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması, başkanlık sistemine geçiş gibi temel olay ve gelişmeler kronolojik olarak listeleniyor.</p>
<p>Raporun tamamına ulaşmak için <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/denge-denetleme-agi-turkiyenin-demokrasi-talebi-raporu/">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/26/ddadan-turkiyede-demokrasi-talebi-raporu/">DDA’dan Türkiye’de Demokrasi Talebi Raporu…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
