<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Karl Polanyi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/karl-polanyi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/karl-polanyi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 04 Dec 2019 08:51:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Karl Polanyi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/karl-polanyi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hepimiz Biraz Da Ormanız Artık!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/23/hepimiz-biraz-da-ormaniz-artik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Aug 2019 07:17:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Aldo Leopold]]></category>
		<category><![CDATA[Foucault]]></category>
		<category><![CDATA[Henry David Thoreau]]></category>
		<category><![CDATA[Karl Polanyi]]></category>
		<category><![CDATA[kaz dağları]]></category>
		<category><![CDATA[Sisifos]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41648</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Belki de bir toprak etiğinin gelişmesinin önündeki en büyük engel gerek eğitim gerekse ekonomik sistemimizin etik değerlerden değil de vicdanlı bir farkındalıktan uzak oluşudur".*</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/23/hepimiz-biraz-da-ormaniz-artik/">Hepimiz Biraz Da Ormanız Artık!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İnsanı diğer türler karşısında azınlık olarak değerlendiren Aldo Leopold, toprakla, doğayla etik değerler çerçevesinde kurduğu ilişkinin onu doğayı değiştirip dönüştüren sömürgeci pozisyonundan çıkarıp yalnızca bir doğa yurttaşı yaptığını savunur. Leopold&#8217;a göre bu ilişkinin sağlıklı bir şekilde işlemesi ancak sevgi, saygı ve hayranlık temelli olması halinde mümkündür. Toprak Etiği&#8217;ni 1949&#8217;da keleme alan Leopold bugün Kaz Dağları&#8217;nda altın madeni işletmek için  kurban edilen ağaçları, İzmir&#8217;de, Marmaris&#8217;te ve daha birçok yerde çıkan yangınlarda alevlere terk edilen ormanların halini görse insan türünün neredeyse bir asrın sonunda hala sınıfı geçemediğini, sevmenin öğrenilebilen bir şey olmasına rağmen başarısız olunduğunu anlayıp kuşkusuz çok üzülürdü. Tabii biz de üzüldük, kahrolduk, kahroldukça sevgimizi daha çok fark ettik&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yazıyı onurlandıran karikatürist Oğuz Demir&#8217;in Kaz Dağları Kardeşliği adındaki rüya gibi çizimine gözlerimin takıldığı 3-4 saniyede ben de orman oldum&#8230; Tüm canlar hemhal olmuş bir ağaca sığınmıştık&#8230; Çizimin içinde yerimi aldığımda fonda piyano sesi duyuluyor, binlerce kişi omuz omuza vermiş bulunuyor, bir arada olmanın gücüyle umutlu bir hava esiyordu. Sonra birden alevler sardı etrafımızı, farklı türlere ait olan sesler birbirine karışıyor, çığlık çığlığa bir kaçış yaşanıyordu. Bastığımız toprak erirken piyano gitmiş, yerinde alevlerin dansıyla bir trajedi sahneleniyordu&#8230; Sıcaktı, çok sıcak&#8230; Ateş çemberinin ortası cehennemin kendisiydi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katı olan her şey buharlaştığı gibi yangınlarla da kül oluyor&#8230; Ateş olmayan yerden duman çıkmadığı da malum, bu ateşin nedenleri arasında  piknikçinin mangalı, sigara izmariti, bir cam kırığının iklim krizinin coşturduğu aşırı sıcak hava, rant fırsatçılığı ve daha birçok olasılık sayılabilir. Ancak, yangın risklerinin arttığı bir dönemde yangınların tespit edilmesine ilişkin yeterli önlemlerin alınmasını, erken yangın tespit sistemi kurulması gibi alınabilecek önlemleri tartışmamız gerekirken bu yangınların neden söndürülmediğini ve yayılmaya bırakıldığını konuşmak zorundayız. Zira yetkili tarafların yaptığı açıklamalar yangınların  söndürülmesi için azami gayretin sarfedilmediğini hatta, yangın söndürme konusunda ehil ve donanımlı Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;ne bağlı Türk Hava Kurumu&#8217;nun bilinçli bir şekilde devre dışı bırakıldığını gösteriyor. Diğer taraftan Tarım ve Orman Bakanlığı&#8217;ndan kendi bakanlığının bütçe ve maliyet hesabı içine düştüğüne işaret eden açıklamalar duyuyoruz&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha açık ifade etmek gerekirse; yangınların çıkma nedeni ne olursa olsun bu yangınların ölçeğinin büyütüldüğünü, ormanlarımızın ve içindeki canların bilinçli bir şekilde yanmaya terk edildiğini görüyoruz. Leopold&#8217;un bahsettiği sevgiden eser yok&#8230; Genellikle cinayet filmlerinde katili bulmak için &#8220;Peki bu cinayet kimin işine yaradı?&#8221; sorusunu sorarız, sanırım bu sorunun cevabını bir yıl sonra alacağız. Her ne kadar Orman Bakanlığı&#8217;nın ve İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin ormanların yanmasının her hangi bir maddi karşılığı olmayacağına dair verdiği sözler, resmi açıklamalar olsa da İzmir Karabağlar&#8217;da kül olan 1000 stadyum büyüklüğündeki alanın imara açılmasına izin verilecek mi önümüzdeki süreçte göreceğiz. Zira  kapitalist sistem içerisinde metalaştırılan şeylerin miktarını arttırmanın tek yolu para işlevi görmeyen metaların miktarını azaltmak olduğu üzere, meta değerlerin yasa ve kanunların dışına taşarak sürekli genişlediğini gösteren örnek yok değil. Nitekim 2007 yılında Muğla&#8217;nın Milas ilçesinde Güvercinlik koyunda çıkan yangının Halep çamı ve kızıl çam ormanını kül etmesiyle 150 stadyum büyüklüğünde bir arazi ormansızlaşmış, dönemin Orman Müdürü ise arazinin imara açılmayacağını ağaçlandırılacağına dair sözler vermişti. Yangından bir yıl sonra ise yanan arazi üstünde beş yıldızlı bir otelin inşaatına başlanması için verilen onayı 2015 yılında müşterilerini ağırlamakta olan bu otele bin yatak kapasiteli ikinci tesisi kurması için izin verilmesi izledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-41650 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/bodrum-guvercinlik-otel.jpg" alt="" width="326" height="284" />Benzer şekilde Trabzon Sürmene&#8217;nin Çamburnu Mevkii&#8217;nde 20 hektarlık alan yandıktan sonra imar açılmayacak denmiş olmasına rağmen bugün villalar yükselmiş bulunuyor. Özetle bir kez daha anlaşılıyor ki neoliberal ekonomi politikasının olanaklarıyla semiren kapitalist sistemin her koşulda ve şekilde yeni ihtiyaçları doyurma çabası içinde olduğunu akılda tutarak verilen sözlerin takibini yapma sorumluluğu sivil toplumdadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıllar yılı sırtına yüklenen kayayı yokuşun başına yeniden ve yeniden taşıyan<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/sisifosun-imkanlari/" target="_blank" rel="noopener"> Sisifos</a>, en son bir Piyanoyu çıkardı yokuşun başına, yok oluş çığlığı  okyanus ötesinde yankılandı, sesine karşı coğrafyalardan ses buldu. Kalkınma eleştirmeni, insanın hırs ve ihtiraslarının varacağı noktayı görerek doğal yaşama dair düşünen, Henry David Thoreau 1845&#8217;lerde kaleme aldığı Ormanda Yaşam (Walden) &#8216;de &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">Ayağımı bastığım toprak ölü, atıl bir kütle değil. O bir beden bir ruhu var, organik; o ruhun etkisi, o ruhun parçacıkları içime akıyor</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8221; sözleriyle anlatır doğanın parçası olduğunu. Ormanın ve ormanı evi bilenlerin acısını yüreğimizde hissedebildiysek, ondan bir parça  da aklımızda, fikrimizin kıyısında bizimle yaşar. Tabii, bu her ezilen için geçerli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emeğin, toprağın, paranın her şeyin metalaştırılmasına istinaden 1944&#8217;te Büyük Dönüşüm&#8217;ün yazarı Karl Polanyi, toplum gerçekliğinin yakınmadan kabul edilişinin insana ortadan kaldırılabilecek tüm adaletsizlikler ve özgürlük kısıtlamalarına karşı yılmadan mücadele etme gücü ve cesareti verdiğinden bahseder. <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/sisifosun-imkanlari/" target="_blank" rel="noopener">Sisifos</a>&#8216;un durumunu hatırlatan türden bu yaklaşım cesaretin  herkes için daha geniş özgürlükler yaratma amacına sadık kalması halinde büyüdüğüne ve bu süreçte gücün veya planlamanın özgürlükleri yok etmek üzere kendisine karşı çalışmasından da korkması gerekmediğine işaret eder.</span><span style="font-weight: 400;"> Fakat  iktidarların dayatmış olduğu sınırların aşılabilmesi için önce Foucault&#8217;un Özne ve İktidar&#8217;da  önerdiği gibi bu dayatılan sınırların evrensel ve zorunlu olduğunu düşünmekten kendimizi kurtarmamız gerekir. Başka türlü bir yaşamın mümkün olduğu tahayyülüyle ortaya çıkan toplumsal hareketler içinde birbirimizden yana atacağımız adımlar özgürlüklerimizin güvencesi olacaktır. Gerek doğanın ve doğal varlıkların gerekse  insanın hak ihlalleri olsun, ormanda yaşarken evinden olan tüm canlar, khk&#8217;larla bin bir emekle edindikleri işleri kaybettirilmiş olanlar; emekçiler; ekonomik döngünün ve siyaseten sistemin dışına atılmaya çalışanlar için topyekün kurtuluş biraz da o sınırların karşılıklı atılacak adımlarla aşılmasında saklıdır. Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Hrantız, hepimiz KHK&#8217;lıyız; hepimiz HDP&#8217;liyiz; hepimiz kadınız; hepimiz LGBTİ&#8217;yiz; hepimiz Özgecan&#8217;ız ve hepimiz biraz da ormanız artık! </span></p>
<p><em>*<span style="font-weight: 400;">Aldo L., A sand County Almanac,  (Perhaps the most serious obstacle impeding the evolution of a land ethic is the fact that our educational and economic system is headed away from, rather than toward, an intense consciousness of land.Çeviri P.Demircan) s: 223</span></em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/23/hepimiz-biraz-da-ormaniz-artik/">Hepimiz Biraz Da Ormanız Artık!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum Teorilerinde Devlet – II</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/sivil-toplum-teorilerinde-devlet-ii/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Polat Alpman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 May 2019 08:03:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Karl Polanyi]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni toplumsal hareketler sivil toplumun var olduğunu, hala hayatiyet emaresine sahip olduğunu gösteren bir işareti olarak yorumlanabilir. Bu hareketlerin küresel ölçekte yoğunlaşmasının dinamikleri, sosyal kurumlardaki belirsizliklerin yoğunlaşmasıyla paraleldir. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/sivil-toplum-teorilerinde-devlet-ii/">Sivil Toplum Teorilerinde Devlet – II</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil toplum ve çevresinde devam eden arayışların son otuz yıldaki serüveni ve güncel siyasal gelişmeler, sivil toplumun siyasal kültürün ve siyasal teorinin geri dönülmez bileşenlerinden biri olduğunu göstermektedir.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Günümüz toplumlarının önemli bir kısmı yöneten-yönetilen dikotomisini aşan bir siyasallığın dinamiklerini içeren karmaşık ve paramparça, aynı zamanda merkezileştirme çabalarına dirençler üreten niteliklere sahiptir. Bu gelişmelerin ortaya çıkmasında, 19. yüzyıldaki devlet – toplum ikiliği ile açıklanması güç olan sosyo-politik alanın inşası ve sivil toplumun bir eksen olarak demokratikleşme tartışmalarında işgal ettiği konum belirleyicidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum tartışmasını 21. yüzyılda yeniden tartışmaya açan, hatta bunu zorlayan koşullar sağ popülist ideolojilerin yükselişiyle yakından ilişkilidir. Özgürlük alanlarının küresel ölçekte daralmasıyla birlikte başlayan bu tartışma, demokrasi ve çoğulculuk tartışmalarının eşitlikçi bir perspektifle düzenlenmesinin önündeki kurumsal engellerle birleşerek ilerlemektedir. Sivil toplumun eşitlikçilik ve evrensellik ilkelerine dayanması gereken politik iradeyi temsil deneyimindeki gerilemenin de bu tartışmanın öncüllerinden biri olduğu söylenebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplum ile devlet arasındaki karşılıklılık ilkesinin devletten yana bükülmesiyle birlikte ortaya çıkan muhafazakar modelin, sivil toplumu bir fonksiyon olarak işlevsel hale getirmesinin neden olduğu gerileme, sosyal düzenlemeler içerisinde de karşılığını bulan bir gerilemedir. Muhafazakar modelin devlet – toplum ilişkisinde devleti merkeze koyan ve toplumu devletin bir türevi, uzantısı, kimi zaman sosyal alandaki tecessümü ve temsili olarak sunmasına yönelik girişimlerine karşı sivil toplumun politik irade geliştirememesi, toplumun giderek içe çökmesine neden olmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum, temsillerin katılım yoluyla ortadan kalktığı modern toplum idealinin karşılığıdır. Ancak 21. yüzyılda tecrübe edilen ve sivil toplumun gerilemesine neden olan gelişmeler, 19. yüzyılda monarşi ve benzeri otoriter rejimlerle mücadele halindeki serbest pazar ekonomisinin dayandığı zeminin yer değiştirmesinden kaynaklanıyor. Bu dönemde egemen devlet karşısında kendini bir politik irade olarak dayatmak isteyen liberal müdahalenin elde ettiği politik özerklikle inşa ettiği dönüşüm, yaklaşık yüzyıl içinde devletin yeniden ve devletçilik ile restore ettiği sosyal düzenlemeleri beraberinde getirdi. Karl Polanyi’den ilhamla ifade edilen bu dönüşüm, yeni devlet seçkinlerinin ve onların dayandığı sınıfın bir yandan modern devletin amaçlarıyla örtüşüp onun mantığına bürünürken diğer yandan liberal ekonominin yıkıcılığına karşı direnç geliştiren çıkar gruplarının örgütlenmesini de mümkün hale getiren bir dönüşümdü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada birçok belirsizliğin katmanlar halinde örüldüğü tarihsel tecrübenin yeni bir uğrağından söz edilebilir. Bugün sivil toplum ile devlet arasındaki ilişkinin siyaset teorisini aşan bir ivmeye sahip olduğu ve sosyal kurumlar içerisinde yapısal olduğu kadar işlevsel değişimlerin gerçekleştiği bir aşamaya erişildiği görülmektedir. Kurumların içerdiği belirsizlikler, toplumsal hareketler açısından da değerlendirilmesi gereken bir uğrak olarak kabul edilebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni toplumsal hareketler sivil toplumun var olduğunu, hala hayatiyet emaresine sahip olduğunu gösteren bir işareti olarak yorumlanabilir. Bu hareketlerin küresel ölçekte yoğunlaşmasının dinamikleri, sosyal kurumlardaki belirsizliklerin yoğunlaşmasıyla paraleldir. Toplumu sivil, siyasal ve ekonomik olarak parçalara ayırarak her birini kendi özgül koşulları altında tasarımlayan siyaset teorisinin aksine, sosyal alanın bütünselliği ve ilişkiselliği sivil toplumun politik iradesindeki çözülmeye rağmen onu müdahil olmanın etkili pratiği olarak gündemde tutmaktadır.</span></p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/17/sivil-toplum-teorilerinde-devlet-i/" target="_blank" rel="noopener">Sivil Toplum Teorilerinde Devlet – I</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/sivil-toplum-teorilerinde-devlet-ii/">Sivil Toplum Teorilerinde Devlet – II</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
