<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>karbon ayak izi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/karbon-ayak-izi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/karbon-ayak-izi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Aug 2023 08:32:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>karbon ayak izi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/karbon-ayak-izi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye’de Sürdürülebilir Kent İçi Ulaşım Alanındaki Boşluklar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/01/turkiyede-surdurulebilir-kent-ici-ulasim-alanindaki-bosluklar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceylan Özünel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Aug 2023 08:32:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[karbon ayak izi]]></category>
		<category><![CDATA[KAVŞAK]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kent içi ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Ağlar ve Platformlar Destekleme Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84741</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de yaya ulaşımı ve bisikletli ulaşım gibi aktif ulaşım yöntemlerinin desteklenmemesi temel sorun alanlarının başında geliyor. Ceylan Özünel, bu yazısında KAVŞAK Ağı'nın kurulma sürecinde proje faaliyetlerini etkin bir şekilde tasarlayabilmek adına, WRI Türkiye iş birliğiyle YADA Vakfı tarafından gerçekleştirilen 'boşluk analizi' çalışmasında ortaya çıkan tabloya değiniyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/01/turkiyede-surdurulebilir-kent-ici-ulasim-alanindaki-bosluklar/">Türkiye’de Sürdürülebilir Kent İçi Ulaşım Alanındaki Boşluklar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sürdürülebilir kent içi ulaşım konusunda, birçok diğer konuda olduğu gibi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde farklı yaklaşımlar ve ilerlemeler söz konusu. Örneğin, sürdürülebilir kent içi ulaşım araçları karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik özelliklere sahip olur ama aynı zamanda tüm sosyal grupların kentsel ulaşım ihtiyaçlarını da karşılamalıdır. Bu nedenle, sürdürülebilir kent içi ulaşım konusu ele alındığında birden fazla disiplinin ve uzmanlık alanının tartışmalara dahil olması gerekir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-84751 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-logo-640x476.jpg" alt="Kavşak Ağı logo" width="305" height="227" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-logo-640x476.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-logo.jpg 759w" sizes="(max-width: 305px) 100vw, 305px" />Bu anlamda, sürdürülebilir kent içi ulaşımın ve hareketliliğin yalıtılmış bir konu olmadığını ve genel olarak kentsel yaşamın diğer birçok yönüyle ilişkili olduğunu anlamak oldukça kritiktir. Ancak bu yaklaşım, Türkiye de dahil gelişmekte olan ülkelerin şehirlerinde nadiren görülür. Türkiye’de toplumun tüm kesimlerinin erişebilirlik ve hareketlilik ihtiyacına cevap veren, bu ihtiyacı güvenli şekilde sağlayan, insan ve ekosistem sağlığını gözeten ulaşım politikalarının ve uygulamalarının geliştirilmesi için çalışan </span><a href="https://kavsak.net/"><span style="font-weight: 400;">KAVŞAK</span></a><span style="font-weight: 400;"> Ağı da bunun için kurulan bir sivil toplum ağıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil Toplum Ağlar ve Platformlar Destekleme Programı kapsamında Avrupa Birliği tarafından desteklenen Türkiye Kent İçi Sürdürülebilir Ulaşım Ağı Projesi kapsamında kurulan KAVŞAK Ağı, sürdürülebilir ulaşım yaklaşımını benimsemek ve uygulamalarını ulusal ölçekte mümkün kılmak adına çalışan STK’lar başta olmak üzere kamu, özel sektör, akademi ve medya gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren tüm gruplara ortak çalışma imkânı sağlıyor. Bu yazıda, KAVŞAK Ağı&#8217;nın kurulma sürecinde proje faaliyetlerini etkin bir şekilde tasarlayabilmek adına, </span><a href="https://wrisehirler.org/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">WRI Türkiye</span></a><span style="font-weight: 400;"> iş birliğiyle </span><a href="https://www.yada.org.tr" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">YADA Vakfı</span></a><span style="font-weight: 400;"> tarafından gerçekleştirilen “boşluk analizi” çalışmasında ortaya çıkan tabloya değinmek istiyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boşluk analizinin ilk aşamasında bir masabaşı araştırması yapıldı. Bu araştırma kapsamında hem literatür taraması yapıldı hem de kent içi ulaşıma dair öne çıkan başlıklar, sürdürülebilir kent içi ulaşımın bileşenleri, küresel ve ulusal ölçekte yürütülen öne çıkan çalışmalar hakkında bir tarama yapıldı. Bu ön araştırmadan çıkan sonuçlar ışığında çalışmanın ikinci ve üçüncü basamakları olan çevrim içi anket ve derinlemesine görüşmeler yapılandırıldı. Araştırmanın kapsamında </span><a href="https://kavsak.net/kavsak-hakkinda/yurutme-kurulu/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">proje ortaklarının</span></a><span style="font-weight: 400;"> da katkı sağladığı; konuyla ilgili birlikte çalışma yürütme, iş birliği yaratma ve/veya diyalog kurma imkânı olabilecek kişi, kurum ve örgütler ile ilgili bir paydaş analizi yapıldı. Bu analiz doğrultusunda ulaşım, iklim, şehir planlama, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi çeşitli alanlarda uzman paydaşlarla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirildi. Ek olarak, masabaşı anket ve derinlemesine görüşmelerin verileri aracılığıyla belirlenen konulara odaklanan sivil toplumdan katılımcılarla bir çevrim içi anket uygulaması yapıldı. Bu doğrultuda, araştırma çerçevesini, sürdürülebilir ulaşım denince akla gelenler, alandaki boşluklar, kent içi ulaşıma dair temel sorunlar ve mevcut durum, erişim, kent içi ulaşımda pozisyonlar, aktörler ve engeller oluşturuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-84752 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-agi-640x480.jpg" alt="Kavşak Ağı" width="391" height="293" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-agi-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-agi.jpg 700w" sizes="(max-width: 391px) 100vw, 391px" />Yapılan masabaşı araştırma kapsamında sürdürülebilir ulaşımla ilgili üretilen literatüre bakıldığında sürdürülebilir ulaşımla ilişkili olarak konuşulan konuların; kısıtlı karbon emisyonu, erişilebilirlik, yaya güvenliği, toplu taşıma, hareketlilik, aktif ulaşım (özelde bisikletli ulaşım) olduğu görülüyor. Akademisyenler, özel sektör, yerel yönetimler, enformel gruplar, sivil toplum kuruluşları, aktivistler ve birçok farklı paydaş bu konuda bilgi üretiyor, tartışıyor ve konuyu gündeme getirmeye çalışıyor. Çalışmalardan yola çıkarak sürdürülebilir ulaşımın bileşenlerini; çevre, sağlık, erişim ve güvenlik başlıkları altında toplamak mümkün. Bu ana başlıklar altında ise en çok, hava, su, toprak, ses kirliliği, karbon emisyonları, iklim krizi, fiziksel hareket, kırılgan gruplar, ücretler, yaya, bisiklet ve aktif ulaşım, hareketlilik, kaldırım gibi konuların konuşulduğu söylenebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelişmekte olan ülke şehirlerinin çoğunda erişilebilir ve uygun fiyatlı toplu taşıma hizmeti konusunda sıkıntılar yaşanıyor ve motorsuz ulaşım için güvenli altyapı bulunmuyor. Bu ülkelerde geleneksel ulaşım planlamaları hareketliliği artıyor ve bu planlamalar büyük ölçüde özel motorlu taşıtlar için altyapının genişletilmesi yönünde oluyor. Bununla birlikte, sürdürülebilir ulaşımı cazip hale getirebilen faktörler de var. Örneğin, yolların durumunun iyileşmesi, arazi planlamasının yapılması, toplu taşıma ücretlerinin azaltılması, yaya ve bisiklet yollarının güvenliğinin artırılması, araç paylaşım uygulamaları, yürümeye teşvik eden dijital uygulamalar gibi pratiklerin yaygınlaşması gelişmekte olan ülkeler için cazip görülebiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de duruma baktığımızda ise meselenin yalnızca alanla doğrudan ilişkilenen kişi ve kurumlar tarafından sahiplenildiği görülüyor. Konu; ulaşım, enerji, çevre alanlarında çalışmalar yapan akademisyenler, STK’lar, konunun öznesi olarak kabul edilebilecek aktivist ve gruplar ve yerel yönetimlerin merkezi gündeminde. Ancak gündem genel anlamda bisikletli ulaşıma sıkıştırılarak konuşuluyor. Konu en geniş anlamda kamunun gündemine makro seçim vaatlerinde geliyor, burada da toplu taşıma ve sürdürülebilir ulaşım, erişilebilirlik açısından değerlendiriliyor ve “herkesin” hareket edebilmesi üzerinden politik bir söylem öne çıkıyor. Bu fotoğraftan hareketle, sürdürülebilir ulaşımın kapsamlı bir şekilde tüm boyutlarıyla Türkiye’de tartışıldığını söylemek tam olarak mümkün değil. Sağlık, kadın, çocuk, engelli, göç gibi tematik alanlarda çalışan sivil toplum yapılarının da konuya dahiliyeti önem taşıyor. Uzmanlar, sürdürülebilir bir kent içi ulaşım söz konusu olduğunda entegrasyon, erişilebilirlik, düşük karbon</span> <span style="font-weight: 400;">emisyonu gibi bileşenlerin altını çiziyor. Ancak bu sürdürülebilir ulaşım modeline yaklaşmak için bazı engeller söz konusu. Araştırma katılımcıları, kent içi ulaşım alanındaki en önemli sorunların; aktif ulaşım yöntemlerinin desteklenmemesi, mevcut altyapının motorlu taşıt odaklı olması ve ulaşım planlarının yetersizliği olduğunu söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de yaya ulaşımı ve bisikletli ulaşım gibi aktif ulaşım yöntemlerinin desteklenmemesi de temel sorun alanlarının başında geliyor. Yapılan derinlemesine görüşmelerde de Türkiye’de kent içi ulaşım alanındaki temel sorunlara yönelik katılımcılara görüşleri sorulduğunda, özellikle bisiklet ve yaya yollarının güvenliğinin ve devamlılığının sağlanmadığının altı çiziliyor. Diğer ulaşım yöntemlerinin desteklenmemesi de düşünülecek olursa mevcut altyapının motorlu taşıt odaklı olmasının en öncelikli sorunlardan biri olduğu söylenebilir. Bununla birlikte, hareketliliği sağlayabilmek adına ekolojik ve sosyal boyutların göz ardı edilmesinin şahsi araç sahipliğinde artışa neden olduğu, trafiği rahatlatmak yerine açılan yeni yollarla daha da sıkışıklığın arttığı bir tabloyla karşı karşıyayız.</span> <span style="font-weight: 400;">Tam bu noktada, toplu taşımaya yönelmenin önemine işaret ediliyor ancak bu konuda Türkiye’de karar vericilerin, politika yapıcılarının, sivil toplumun ve akademinin birlikte hareket ettiği etkin bir mücadeleye ihtiyaç var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplu taşımanın, kapsayıcılık, güvenlik, hijyen, yolcu kapasitesi, entegrasyon, erişim, akıllı ulaşım sistemleri ve konfor gibi bileşenler etrafında tartışılması gerekiyor. Öte yandan, Türkiye’de kent içi hareketliliğin önündeki en büyük engellerden öne çıkanlar; özellikle kırılgan gruplar için uygun bir ulaşım alt yapısı ve toplu taşıma hizmeti olmaması. Kaldı ki sürdürülebilir kent içi ulaşım sistemlerinin gelişebilmesi için toplu taşıma sistemleriyle mikro hareketliliği sağlayan e-skuter gibi taşıtların birbirine entegre olabilecek şekilde planlanmasına ve böylece sürdürülebilir hareketliliğinin erişilebilir hale getirilmesine ihtiyaç var. Bu noktada da Türkiye’de mikro hareketliliği sağlayan bu tür araçların erişilebilir olmamasının, sürdürülebilir kent içi ulaşımın yeterli seviyeye taşınamamasında önemli bir bariyer olduğu rahatlıkla söylenebilir. Öyle ki, alternatif ulaşım sistemleri arttıkça toplu taşımaya yönelik talebin de artacağı öngörülse de kentsel planlama esnasında toplu ulaşımı merkeze koyan sistemlerin sürdürülebilir yapılarda olmaması da hala önemli bir boşluk alanı. Bunun gibi, sürdürülebilir kent içi ulaşım alanındaki tüm bu boşlukların doldurulabilmesi için farklı disiplinlerden birçok paydaşın bir araya gelerek çalışması ve alandaki gelişmeleri takip etmesi çok önemli. Bu anlamda, KAVŞAK Ağı gibi çok paydaşlı yapıların varlığı oldukça değerli.     </span></p>
<p>Kapak Fotoğrafı: <a href="https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/araclar-sokak-bisiklet-sokak-gorunumu-13633166/">Valeriia Miller</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/01/turkiyede-surdurulebilir-kent-ici-ulasim-alanindaki-bosluklar/">Türkiye’de Sürdürülebilir Kent İçi Ulaşım Alanındaki Boşluklar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Güvenli Gıda İçin Yerel Gıda Üretimini Teşvik Etmeliyiz&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/28/guvenli-gida-icin-yerel-gida-uretimini-tesvik-etmeliyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2022 09:11:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[endüstriyel tarım]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli gıda]]></category>
		<category><![CDATA[karbon ayak izi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79786</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güvenli gıdaya erişim konulu dosyamızın ikinci ve son kısmında EkoHarita ve Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği’ni ağırlıyoruz. İki oluşum da iklim krizinin önüne geçmek, herkes için güvenli gıdaya erişim için yerel gıda üretiminin öneminde hemfikir. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/28/guvenli-gida-icin-yerel-gida-uretimini-tesvik-etmeliyiz/">&#8216;Güvenli Gıda İçin Yerel Gıda Üretimini Teşvik Etmeliyiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Endüstriyel tarım yöntemleri yerine ekolojik tarım, karbon ayak izi yüksek gıda ağları yerine de yerel üretimlere imkan sunulması, hem gezegenimiz hem de insan nüfusunun devamlılığı için büyük önem taşıyor. EkoHarita’nın kurucularından Alper Can Kılıç ve Ekolojik Tarım Organizasyonu Genel Sekreteri Özge Çiçekli ile güvenli gıdaya erişimin yolları konuştuk. Gerek Kılıç gerekse Çiçekli, yerel kooperatiflerin, ekolojik tarımın gücüne ve tüketicinin organik gıdaya dair bilincinin artmasının önemine vurgu yapıyor. </span></p>
<h5><b>EkoHarita: Gıda Politikamızı Yerel Üretime Döndürmeliyiz</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">EkoHarita ekolojik yerleşkeler, eko-turizm ve kamp noktaları, kent bostanları, ekoloji müzelerini, alternatif ekonomi sistemi ve benzeri tüm ekolojik girişimleri haritalandıran bir proje. Bunlara ek olarak projeye ait sitenin içinde mini bir sosyal ağ, bir forum, bir gazete, bir etkinlik takvimi, bir link bankası, kitap/film/belgesellere ulaşabileceğiniz bir koleksiyon da bulunuyor. Ekoharita projesinin sürekliliğini sağlayabilmek için <a href="https://www.patreon.com/ekoharita" target="_blank" rel="noopener">Patreon</a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.patreon.com/ekoharita"> hesabı</a> yoluyla katkıda bulunmak mümkün. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-79788 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/alper-can-kilic-640x480.jpg" alt="Alper Can Kılıç" width="323" height="242" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/alper-can-kilic-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/alper-can-kilic.jpg 960w" sizes="(max-width: 323px) 100vw, 323px" />EkoHarita’nın kurucularından Alper Can Kılıç, projelerinin amacını şu sözlerle ifade ediyor: “Temel olarak EkoHarita’nın amacını &#8216;bilgiyi özgürleştirmek ve dayanışmayı güçlendirmek&#8217; olarak tanımlayabiliriz. Bu bağlamda pek çok kampanyaya, etkinliğe, çalıştaya, oluşuma iletişim yönünde destek vermiş olmakla birlikte, pek çok bilginin organizasyonunda ve filtrelenerek kullanılabilir hale getirilmesi konusunda da gönüllü hizmet verdiğimizi söyleyebiliriz. Projelerimizi kendi yürüttüklerimiz ve paydaş olduklarımız olarak ikiye ayırabiliriz. Yaptığımız işleri sıralayacak olursak; </span><span style="font-weight: 400;">“</span><a href="https://www.ekoharita.org/projeler/toplulukdesteklitarim/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Topluluk Destekli Tarım Ağı</span></a><span style="font-weight: 400;">” gıda egemenliğine yönelik oluşumları bir araya getiren ve kronolojik olarak bir bilgi bankası özelliği de taşıyan bir proje, “</span><a href="http://www.ekotopluluk.org" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">EkoTopluluk</span></a><span style="font-weight: 400;">” gıda topluluklarının kurulumunu kolaylaştıracak bir araç olarak kaynak buldukça üzerinde çalıştığımız fakat henüz tamamlayamadığımız bir yazılım projemiz, “</span><a href="https://www.ekoharita.org/projeler/doga-yolun-olsun/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Doğa Yolun Olsun</span></a><span style="font-weight: 400;">” ekolojik yaşama ve permakültüre dair etkinlikler gerçekleştirdiğimiz, aktarımlar ve söyleşiler yaptığımız projelerimiz, “</span><a href="https://www.ekopedi.org" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Ekopedi</span></a><span style="font-weight: 400;">” ekolojik temelli bir wiki çalışması, “</span><a href="https://www.ekoharita.org/dayanisma-topluluklari-ve-aglari/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Dayanışma Toplulukları ve Ağları</span></a><span style="font-weight: 400;">” korona döneminde kriz anlarına yönelik yerel destek birimlerine ve dayanışma ağlarına erişimi kolaylaştırmak amacıyla başlattığımız bir listeleme çalışması ve “</span><a href="https://www.ekoharita.org/ekoloji-haritasi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Ekoloji Haritası</span></a><span style="font-weight: 400;">” projemizden bir önceki paragrafta bahsetmiştik. Bunun dışında </span><a href="http://zehirsizsofralar.org/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Zehirsiz Sofralar</span></a><span style="font-weight: 400;">, </span><a href="https://www.zehirsizkentler.org" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Zehirsiz Kentler</span></a><span style="font-weight: 400;">, </span><a href="https://www.change.org/p/avc%C4%B1l%C4%B1k-tamamen-yasaklans%C4%B1n-hayvanlarya%C5%9Famakistiyor-avc%C4%B1l%C4%B1kcinayettir-tctarim-milliparklar" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Avcılık Yasaklansın</span></a><span style="font-weight: 400;"> gibi paydaş olarak dahil olduğumuz projeler ve kampanyalar bulunuyor.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Üretici ve Tüketici Arasındaki İlişki Sağlamlaşmalı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç, güvenli gıdaya erişimin herkes için sağlanmasının iki taraflı bir görev olduğu görüşünde. Kılıç’a göre insanlar gıda toplulukları kurmadıkları, gıda toplulukları çoğalmadığı ve iletişim halinde yapılara dönüştürülmediği sürece toplumsal temsiliyeti olan bir yapı haline de gelmeyecek. “Üreticilerin bir süre sonra üretimlerini devam ettirebildiği, ürünlerini satabileceği, riski paylaşabileceği kişilere ulaşmış olmanın güvencesi ve rahatlığını elde etmeleri, diğer üreticilerle de ilişki kurarak deneyim paylaşımlarında bulunabilmeleri mümkün olacak” diyen Kılıç, üreticilerin refah durumundaki iyileşmelerin doğal üretim yapan üreticileri de cesaretlendireceğini ve yeni üreticilerin ortaya çıkmasını teşvik edeceğini belirtiyor. Kılıç, tüketiciye düşen görevi ise tüketicilerin gerçekten güvenerek tüketebilecekleri ürünleri üreten üreticileri bulması ve bir süre sonra iletişimini geliştirerek aynı güven ilişkisi yoluyla kendi kriterlerine uygun üreticilerle bağ kurarak güven ağını oluşturması şeklinde açıklıyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Güvenli Gıdada Yeni Nesil Kooperatiflerin Önemi Büyük&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç, güvenli gıdanın  yerleşik olabilmesinde yeni nesil kooperatiflerin önemine vurgu yapıyor ancak Türkiye örneğinde kooperatif oluşumlarının çok yeni olduğunu ve fazla sorumluluk yüklemenin yorucu olabileceğine de dikkat çekiyor: “Şu aşamada kooperatifleri belki bu açıdan doğrudan sorumlu görebilir sorgulayabiliriz fakat bu da yeni filizlenen bu oluşumlara biraz fazla yük yüklemek olacaktır. Yeni nesil kooperatifler özellikle son 4-5 yıldır yatay bir şekilde gelişmeye ve örneklerini çoğaltmaya devam ediyor. Bu bağlamda bu kooperatiflere tamamen kendi ayakları üzerinde durup koşmaya başlayana kadar çok fazla sorumluluk yüklemek yorucu olabilir. Kooperatiflerdeki çoğu gönüllü ya da çalışan da yine gıda toplulukları veya benzer, adı gıda topluluğu olmayan, gıdaya erişmeye çalışan grupların içerisinden çıkıyor. Bu kişiler bunu sistematikleştirerek kurumsal bir yapıya dönüştürüyor, etkisini arttırmak istiyor. Kooperatifler sistemde etik temelli üretim yapan üreticiler için ürünlerini hak ettiği değerde/ücrette satın alarak ulaştırabileceği tüketicilere, araya sadece adil bir katkı payı koyarak ulaştırıyor ve erişim kolaylığı sağlıyor. Üretici bu imkana ulaştığında üretimini olduğu gibi, hatta üretim şeklini daha iyiye evrilterek ve çevresine örnek olarak sürdürmeye devam edebiliyor. Bu da sistemi iyileştiriyor. Siz de gidip bir tüketici olarak kooperatiften alışveriş yaptığınızda, apartmanınızda ya da mahallenizde bir gıda topluluğu kurduğunuzda ya da olana katıldığınızda bu zincire destek olmuş oluyorsunuz. Bu sebeple herkesi <a href="https://www.ekoharita.org/projeler/toplulukdesteklitarim/" target="_blank" rel="noopener">Topluluk Destekli Tarım Ağı</a> projemiz </span><span style="font-weight: 400;">yoluyla haritamıza göz atarak yakınındaki gıda topluluğuna katılmaya, kooperatiflerden alışveriş yapmaya davet ediyoruz. Buğday Derneği’nin yürütücülüğünü yaptığı kardeş proje www.gidatopluluklari.org adresinden de çevrenizdeki gıda topluluklarını bulmak için hazırlanan listeye göz atabilirsiniz.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Yerel Beslenmeye Hobi Bahçeciliğinden Öte, Çok Daha Ciddi Şekilde Eğilmeliyiz&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç, idealinde yerel tüketmenin en sağlıklı ve en ekolojik yol olduğunu ancak mega kentlerin buna olanak sağlamadığını söylüyor. Yerel beslenme imkanlarının artırılması, Kılıç’a göre başta iklim krizi, dünyayı bekleyen tüm tehlikelere karşı öncelikli olarak ele alınması gereken bir mesele: “Belki gelecekte kent bahçelerinin ve bostanlarının çoğalması daha yakın bölgelerden ve kent çeperinden gıdamızı temin etmemize olanak sağlayacak. Ben bu konuya artık ciddi şekilde eğilmemiz, hobi bahçeciliğinden öte projelerle desteklememiz ve yerel yönetimlerin de bu konuda gözünü açmaları gerektiğine inanıyorum. Bir taraftan mega projelerle yok edilen kent çeperindeki tarım arazileri, bir taraftan belediyelerin ve politikacıların umursamazlıkları, rant sevdaları yüzünden yok olan kent bostanları, bir taraftan yaklaşan gıda krizi, hepsini bir araya getirince karamsar bir tablo çıkıyor ortaya. O sebeple bulduğumuz tüm tohumları, etrafımızda bulduğumuz en ufak toprak parçasına dahi ekip, ağacımızı, sebzemizi kentte de yetiştirmemizin vakti geldi de geçiyor. ÇEKÜL Vakfı’nın da ısrarla vurguladığı gibi, acil durumlarda bizi ayakta tutabilecek dayanıklı kentlere sahip olmak istiyorsak bu konuyu da bir an önce hayatlarımızda eylemsel olarak ön plana almalıyız. Aksi takdirde dışa bağımlı gıda politikalarımızla toplumun belirli bir katmanına bir gün gıda erişiminin sağlanamaması, kriz durumlarını atlatamamız ve korkutucu başka senaryolar bizi bekliyor olabilir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç, ekolojik tarımın dünyanın gıda talebini hep karşılayabilecek güçte olduğunu, halihazırda büyük bir kısmını karşıladığına dikkat çekerek “Gıda krizinin temeli ekolojik tarım ya da tarımda verim düşüklüğü değil, gıda krizi aslında yaratılan bir kriz, kıtlık korkusuyla insanların ikna edildiği ve endüstriyel tarım kıskacına sürüklendiği günden bugüne o korkuyu körükleyerek zihinlerimize işlenmiş bir kriz. Bunu yapan zehir tüccarları, tohumların genetiğiyle oynayanlar, sonrasında da bu tohumları ve zehirleri bir arada satarak hem çiftçiyi borçlandıranlar hem de kanser edenler aynı kişiler. Daha sonra gidecekleri hastaneleri de bu hastanelerde satılan ilaçları da üretenler aynı mega şirketler. O yüzden bu mesele sadece gıda meselesi değil yaşam meselesi ve hepimizi ilgilendiriyor. Küçük çiftçi yok olursa, sağlığımız yok olur, geleceğimiz yok olur” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç, son olarak bağımsız bir araştırma oluşumu olan ETC Group’un yayınladığı  ‘Bizi Kim Doyuracak?’ adlı kitapçıktan alıntıyla endüstriyel gıdayla ekolojik tarımı kıyaslıyor: ‘Endüstriyel gıda zincirinin tarımsal kaynakların %75’inden fazlasını kullanarak dünya nüfusunun %30’undan daha azına yiyecek sağladığını, oysa köylü tarımının kaynakların %25’inden daha azını kullanarak dünya nüfusunun %70’inden fazlasını beslediğini biliyor muydunuz? “Bizi Kim Doyuracak?” kitapçığı, şimdi olduğu gibi gelecekte de gıda güvencemizi sağlayacak olanın, gezegeni ekolojik ve sosyal krizlerden koruyacak olanın şirket tarımı ve pazarlama zincirleri değil, küçük ölçekli agroekolojik üretim ve dağıtım ağları olacağını açıkça belgeliyor.’ </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kitap görsel uyarlamalarıyla birlikte Özgürel Başaran, Ceyhan Temürcü ve Ayşe Gökçe Bor tarafından Türkçe’ye çevrilmiş. Kitaba <a href="https://www.ekoharita.org/project/bizi-kim-doyuracak/" target="_blank" rel="noopener">bu</a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.ekoharita.org/project/bizi-kim-doyuracak/"> linkten</a> ulaşmak mümkün. </span></p>
<h5><b>Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği: Organik Tarıma Yönelik Bilinç Artırılmalı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO), Türkiye’de ekolojik tarımın bir şemsiye organizasyon altında hızlı ve sağlıklı gelişimini sağlamak amacıyla üretici, tüketici, işleyici, tüccar, kontrolör, araştırıcı ve teknik elemanların katılımıyla 1992 yılında İzmir’de kuruldu. Dernek kurulduğu günden bu yana, ekolojik tarımın farklı alanlarında çok sayıda eğitim, seminer, konferans, sempozyum ve panel düzenlemiş, eğitim materyalleri hazırlamış, özellikle hassas alanlarda organik tarımın benimsenmesine ve kapasite geliştirmeye yönelik birçok ulusal ve uluslararası proje yürütmüş veya proje ortağı olarak görev almış. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79789 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/ozge-cicekli-640x902.jpg" alt="Özge Çiçekli" width="231" height="326" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/ozge-cicekli-640x902.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/ozge-cicekli.jpg 697w" sizes="auto, (max-width: 231px) 100vw, 231px" />ETO Genel Sekreteri Özge Çiçekli organik tarımın genel tarım üretimindeki payının artması için bu yönde bilincin artırılması gerektiği görüşünü savunuyor: “Organik tarımın genel tarım üretimindeki payını arttırmak için öncelikle üretici ve tüketicilere organik üretimin konvansiyonel üretimden farkının doğru bir şekilde anlatılması önemlidir. Organik ürünlerin üretilmeleri sırasında insan sağlığı ve çevreye hiçbir olumsuz etkisinin bulunmadığı aksine organik tarım ile üretilen ürünlerin şeffaf, izlenebilir ve güvenilir bir sistem ile üretildiği anlatılmalıdır. Bunun için kamu spotlarının hazırlanarak yayınlanması, Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapılarak ilköğretim okullarına yönelik projeler yapılmalıdır.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Organik Tarımda Deneyimsizlik ve Desteklerdeki Tutarsızlıklar Sorun Yaratıyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Çiçekli’nin verdiği bilgiye göre Türkiye’de 19 adet tamamen organik ürünlerin satışlarının gerçekleştiği organik pazar bulunuyor. Çiçekli; “Organik tarımın iç pazarının gelişmesi sürdürülebilir bir dış pazar getireceğinden iç pazarların geliştirilmesine ve sayılarının arttırılmasına yönelik çalışmaların yapılması önemlidir” diyor.  Çiçekli’ye göre organik ürünlerin pazarlanmasındaki en büyük sorun kavram karmaşası: “Piyasada doğal, natürel, bioorganik vb. sertifikası olmayan birçok ürünün organik imajıyla satıldığı ve tüketicileri yanlış yönlendirdiği izlenmektedir. Tüketicilerin açıkta alacakları organik ürünler için sertifika talep etmeleri, paketli ürünlerin etiketlerinde ise mutlaka Tarım ve Orman Bakanlığı organik ürün logosu ile Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş Kontrol ve Sertifikasyon Kuruluşlarının logosu ve kuruluş kod numarasını aramaları gerekmektedir.” Çiçekli, organik tarım yöntemine yönelik sorunları ise bitkisel ve hayvansal üretimde girdi temini, deneyimsizlik ve organik üretime verilen desteklerin değişken olmasının üreticiler açısından dezavantaj yaratması olarak sayıyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Daha Az İklimsel Değişiklik İçin Çevre ile Uyumlu Gıda Üretimi Şart&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim kriziyle birlikte bitkisel ve hayvansal üretimde karşılaşılan hastalık ve zararlılarda artış olabileceğini ifade eden Çiçekli; “Organik üretim sadece insanı değil aynı zamanda doğayı da koruyarak sürdürülebilir yaşama en çok desteği veren üretim şekli olarak karşımıza çıkmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalar, çevre ile uyumlu üretim yöntemlerinin attırılması, gıda güvenliğinin geliştirilerek tarımda kullanılan kimyasal girdilerin azaltılmasının enerji kullanımını azaltarak iklimsel değişimlere daha az katkı sağladığını göstermektedir ayrıca organik üretimle tarımsal atıkların yakılması vb. kötü uygulamalar yerine kompost vb. uygulamalarla toprağa karışmasını sağlamak çevresel açıdan çok fazla katkı sağlamaktadır” diyor ve ülkemizde iklim değişikliği ile ilgili ürün stratejisinin oluşturulmasının öneminin altını çiziyor.</span></p>
<p>Dosyanın ilk bölümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/04/endustriyel-gida-sisteminden-kurtulursak-dunyayi-da-kurtarabiliriz/" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/28/guvenli-gida-icin-yerel-gida-uretimini-tesvik-etmeliyiz/">&#8216;Güvenli Gıda İçin Yerel Gıda Üretimini Teşvik Etmeliyiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Simulasyonu Programı katılımcılarını bekliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/06/iklim-simulasyonu-programi-katilimcilarini-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Sep 2017 11:34:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[350 Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Change for Climate Project]]></category>
		<category><![CDATA[Düşük Karbon Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Simulasyonu Programı]]></category>
		<category><![CDATA[karbon ayak izi]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[Sistem Düşüncesi Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18117</guid>

					<description><![CDATA[<p>Change for Climate (C4C) Project en yeni eğitim kursu “Climate Simulation Program&#8221; (İklim Simulasyonu Programı) 22-26 Eylül tarihlerinde Ankara Amerikan Büyükelçiliği’nin finansal destekleri ve Climate Interactive, Sistem Düşüncesi Derneği ve 350 Ankara ortaklığında Ankara Dafne Hotel’de gerçekleştiriyor. Başta Ankara olmak üzere Türkiye’nin farklı üniversitelerindeki küresel iklim değişikliği mücadelesinde bir lider olarak yer almak isteyen öğrenciler için [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/06/iklim-simulasyonu-programi-katilimcilarini-bekliyor/">İklim Simulasyonu Programı katılımcılarını bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Change for Climate (C4C) Project en yeni eğitim kursu “Climate Simulation Program&#8221; (İklim Simulasyonu Programı) <strong>22-26 Eylül tarihlerinde</strong> Ankara Amerikan Büyükelçiliği’nin finansal destekleri ve Climate Interactive, Sistem Düşüncesi Derneği ve 350 Ankara ortaklığında Ankara Dafne Hotel’de gerçekleştiriyor.</p>
<p>Başta Ankara olmak üzere Türkiye’nin farklı üniversitelerindeki küresel iklim değişikliği mücadelesinde bir lider olarak yer almak isteyen öğrenciler için tasarlanmış 4 günlük eğitimin katılımcıları:</p>
<p>-Massachusetts Institute of Technology (MIT) ve Climate Interactive tarafından geliştirilmiş “Dünya İklimi” ve “Dünya Enerjisi” gibi Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) zirvelerinin ve sektörler arası sera gazı emisyonları salınımlarının düzenlendiği küresel toplantıların simülasyonlarına,</p>
<p>-Sistem Düşüncesi araçları ile, küresel ısınma, karbon ayakizi, iklim adaleti, düşük karbon ekonomisi ve 2100 küresel sıcaklık projeksiyonları gibi iklim değişikliği kamuoyunun önemli alt başlıkları üzerine hazırlanmış atölye çalışmalarına,</p>
<p>-Erasmus+ ve SALTO proje havuzundan seçilmiş iklim değişkliği çalıştaylarına,</p>
<p>-İklim Değişikliği ve Enerji uzmanlarının konuşmacı olarak katılacağı panel ve oturumlara</p>
<p>katılım göstereceklerdir.</p>
<p>Climate Simulation Program (CSP) mezunlarını 4 günlük süreçte edindiği bilgiler ve bakış açılarını kullanarak, Kasım-Aralık aylarında 5 farklı üniversite kampüsünde gerçekleştirilecek ve CSP’nin de kapanış etkinlikleri olacak 1 günlük iklim değişikliği farkındalık etkinliklerini 5 gruba bölünüp organize etme fırsatı yakalayacaklardır.</p>
<p>Siz de bu iklim liderliği programına katılıp Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelesindeki yerinizi bir aktör olarak almak istiyorsanız başvuru formunu en geç <strong>15 EYLÜL 2017 CUMA 23:59</strong>&#8216;a kadar doldurmanızı sabırsızlıkla bekliyoruz.</p>
<p>Etkinliğimiz<strong> ücretsiz</strong> olup, katılımcıların konaklama ve 3 öğün yeme-içme masrafları proje bütçesi dahilinde karşılanacaktır. Etkinliğimize Ankara dışından başvurup kabul almış katılımcılarımız seyahat masraflarını kendileri karşılaması gerekmektedir.</p>
<p>Eğitim TÜRKÇE dilinde verilecektir.</p>
<p>Eğitim programının bütün aktivitelerini tamamlamış katılımcılarımıza katılım belgesi verilecektir.</p>
<p><strong>BAŞVURU KRİTERLERİ:</strong></p>
<p>-İklim değişikliği ve küresel ısınma konusuna ilgili ve bu mücadelede kendi toplumunda farkındalık yaratmaya motive olmak<br />
-Üniversite öğrencisi ya da bir sivil toplum örgütü temsilcisi olmak<br />
-29 yaşını doldurmamış olmak<br />
-Temel seviyede İngilizce becerisine (anlayıp, yazabilmek) sahip olmak</p>
<p>NOT 1: ETKINLIĞIMIZE BIR KURUMU (ÖĞRENCI TOPLULUĞU, DERNEK, ENSTITÜ, PLATFORM VB.) TEMSİLEN BAŞVURAN VE ÇAĞRI METNİNDE BELİRTİLMİŞ EĞİTİM SONRASI ORGANİZE EDİLECEK 1 GÜNLÜK FARKINDALIK ETKİNLİKLERİNİN KOORDİNE EDEBİLECEK ADAYLARIN BAŞVURULARI ÖNCELİKLİ OLARAK DEĞERLENDİRİLECEKTİR.</p>
<p>NOT 2: Etkinlik kontenjanı 20 kişi ile sınırlı olup eğitime başvurmak isteyen adayların başvuru formunda bulunan soruları dikkatle doldurmaları öneriliyor.</p>
<p>Başvurmak için<a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdauyMTbfFZTf2knM5TMlGxiTOVr8luc3qG7ynVxtpUhs6YAw/viewform" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> tıklayın</a>.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/06/iklim-simulasyonu-programi-katilimcilarini-bekliyor/">İklim Simulasyonu Programı katılımcılarını bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
