<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kara Rapor arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kara-rapor/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kara-rapor/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Sep 2024 11:36:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Kara Rapor arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kara-rapor/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>THHP: &#8216;Türkiye&#8217;nin Hava Kirliliği Karnesi&#8217; Kara Rapor 2024: Nüfusun En Az %92&#8217;si Hala Kirli Hava Soluyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/09/27/thhp-turkiyenin-hava-kirliligi-karnesi-kara-rapor-2024-nufusun-en-az-%92si-hala-kirli-hava-soluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Sep 2024 11:13:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Temiz Hava Hakkı Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[hava kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Rapor]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Rapor 2024]]></category>
		<category><![CDATA[Temiz Hava Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Temiz Hava Hakkı Platformu’nun (THHP) 2016 yılından bu yana düzenli olarak hazırladığı, Türkiye’deki hava kalitesi ve hava kirliliğinin insan sağlığına etkilerini inceleyen Kara Rapor 2024 yayınlandı. Kömür, petrol ve doğal gazın yakılmasının, fosil yakıtlara bağımlılığın en önemli çevresel bedellerinden biri hava kirliliği. Türkiye’de hava kalitesinin yönetimiyle ilgili detaylı bir mevzuat olsa da bu mevzuatın içeriğinde ve uygulanmasında ciddi sıkıntılar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/09/27/thhp-turkiyenin-hava-kirliligi-karnesi-kara-rapor-2024-nufusun-en-az-%92si-hala-kirli-hava-soluyor/">THHP: &#8216;Türkiye&#8217;nin Hava Kirliliği Karnesi&#8217; Kara Rapor 2024: Nüfusun En Az %92&#8217;si Hala Kirli Hava Soluyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Temiz Hava Hakkı Platformu</strong>’nun <strong>(THHP)</strong> 2016 yılından bu yana düzenli olarak hazırladığı, Türkiye’deki hava kalitesi ve hava kirliliğinin insan sağlığına etkilerini inceleyen <strong>Kara Rapor 2024 </strong>yayınlandı. Kömür, petrol ve doğal gazın yakılmasının, fosil yakıtlara bağımlılığın en önemli çevresel bedellerinden biri hava kirliliği. Türkiye’de hava kalitesinin yönetimiyle ilgili detaylı bir mevzuat olsa da bu mevzuatın içeriğinde ve uygulanmasında ciddi sıkıntılar var. En önemli sorunlardan biri, mevzuatta belirli sektör ve tesislere tanınan istisnalar. 2016 yılından beri Türkiye genelinde, yıl bazında hava kalitesi verilerini, mevzuat, politika ve uygulamalarını inceleyen THHP, Kara Rapor’un altıncısında da hava kirliliğiyle ilgili sorunları ortaya koyup somut çözüm önerileri getiriyor.</p>
<p><strong>Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Deniz Gümüşel</strong>, İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında şunları söyledi: “Temiz hava hakkı, temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede yaşama hakkının önemli bir bileşeni ve bir insan hakkı. Bu hakkın etkili biçimde kullanılabilmesinin ön koşulu, soluduğumuz havanın kalitesini bilmek. Bu da ancak etkin bir hava kalitesi izleme sistemi, bu sistemden elde edilen verilerin doğru değerlendirilmesi ve kamuoyu ile şeffaf süreçlerle paylaşılmasıyla mümkün.</p>
<p>Kara Rapor’da şunu ortaya koyuyoruz: 2022 ve 2023 yıllarında Türkiye genelinde hava kalitesi izleme ağındaki istasyon sayıları artsa hava kirliliğinin izlenmesi verimi hala çok düşük. Yani altyapımız var, ama bu altyapıyı etkin işletemiyoruz. Özellikle fosil yakıt kullanan ağır sanayinin olduğu bölgelerde hava kalitesi düzenli takip edilmiyor. Maalesef Türkiye’de nüfusun yüzde 92’sinden fazlası hala Dünya Sağlık Örgütü standartlarına göre kirli hava soluyor.”<strong> </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>İZMİR’DE HAVA KALİTESİ ALARM VERİYOR</strong></p>
<p>Kara Rapor’a göre hava kirliliğine yol açan partikül maddeler PM10 ve kanserojen PM2,5, üç büyük şehir İstanbul, Ankara ve İzmir’de düzenli ve yeterli ölçülmüyor.</p>
<p>Ulaşılabilen kısıtlı resmi verilere göre İstanbullular 2022 yılı boyunca ortalama 38,41 μg/m<sup>3</sup> yani Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) kılavuz değerinin iki buçuk katı PM10 kirliliğine maruz kaldı. Kansorejen partikül madde PM2,5 ise yeterince ölçülmedi. Ankara’da 2022 yılı PM10 yıllık ortalaması 39,25 μg/m<sup>3</sup>, İzmir’de ise 45,18 μg/m<sup>3</sup>’tü. İzmirliler yıl boyu ulusal mevzuatın koyduğu sınır değerin üstünde kirli hava soluyor. Ankara ve İstanbul ise bu limitin sınırında.</p>
<p><strong>HAVA KİRLİLİĞİ MEME KANSERİNE YOL AÇIYOR  </strong></p>
<p>Kara Rapor 2024’ün en çarpıcı vurgularından biri, hava kirliliğiyle meme kanseri arasındaki ilişkinin ortaya konması.</p>
<p>Dünyada meme kanseri ile hava kirliliği arasındaki ilişkiye işaret eden bilimsel araştırmaların sayısının giderek arttığına dikkat çeken raporun yazarlarından halk sağlığı uzmanı <strong>Prof. Dr. Gamze Varol</strong><strong> </strong>şunları kaydetti:<strong> </strong></p>
<p>“P10 ve PM2,5 ile birlikte hava kirliliğinin önemli bir bileşeni olan NO<sub>2</sub>’deki (azot dioksit) her 10 μg/m<sup>3</sup>’lük artış, meme kanseri riskini 1,02 kat artırıyor. Her 10 μg/m<sup>3</sup> PM10 artışıyla meme kanserinden ölme riski 1,05 kat artıyor. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre ise PM2,5&#8217;a daha fazla maruz kalınan bölgelerde yaşayanlarda meme kanseri vakalarında yüzde 8&#8217;lik bir artış gözlemlendi.”<strong> </strong></p>
<p>Raporda ayrıca şu bilgilere yer veriliyor: Egzoz dumanı solumak meme kanseri riskini artırıyor. Fransa’da yıllık meme kanseri vakalarının yüzde 3,15’i, ana kaynağı trafik olan NO<sub>2</sub>’ye atfediliyor. Bu artışın maliyeti yıllık 825 milyon euro.</p>
<h4><strong>HAVA KİRLİLIĞİNDEN KAYNAKLANAN ÖLÜMLER 70 BİNE YAKLAŞTI</strong></h4>
<p>Kara Rapor kapsamında her yıl düzenli olarak yürütülen sağlık etki değerlendirmesine göre 2022 yılında Türkiye’de hava kirliliği sonucu gerçekleştiği tahmin edilen ölümler hem sayısal hem de orantısal olarak önceki yıllara göre daha yüksek.</p>
<p>Sağlık etki değerlendirmesi çalışmasını yöneten halk sağlığı uzmanı <strong>Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan </strong>şöyle konuştu: “2022 yılında illerdeki ortalama ince partikül madde (PM2,5) düzeyleri DSÖ kılavuz değeri olan 5 μg/m<sup>3</sup>’e indirilebilseydi 68 bin 440 ölüm önlenebilirdi.  2022’de kazalar, yaralanmalar ve COVID19 nedenli ölümler harici gerçekleşen 30 yaş üstü toplam ölümlerin yüzde 14.2’si hava kirliliği kaynaklıydı.”</p>
<p><strong>EN ÇOK ÖLÜM HAKK</strong><strong>A</strong><strong>Rİ’DE</strong></p>
<p>Hava kirliliğine bağlı ölümlerin yüzde olarak en yüksek olduğu iller, PM2,5 düzeyinin en yüksek olduğu ilk 10 il. Bir önceki yıl birinci sırada olan Batman’ın yerini Hakkari aldı. Hakkari’de 230 kişi hayatını kaybetti. Ancak PM2,5 düzeyi 5 µg/m<sup>3</sup> ‘ün altına düşürülseydi bu ölümlerin yüzde 41’i önlenebilirdi. Ölüm oranlarında Hakkari’yi Batman, Şırnak, Muş, Malatya, Iğdır, Şanlıurfa, Ağrı, Osmaniye ve Gaziantep gibi Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde bulunan iller takip ediyor.</p>
<p>Bununla birlikte DSÖ değerlerine göre hava kirliliğine atfedilen ölümlerin sayısal olarak en fazla olduğu il, İstanbul (8 bin 357); onu İzmir (4 bin 852) ve Bursa (3 bin 657) izledi. Ankara’da hava kirliliğinden hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 155. Ölümlerin bu illerde sayısal olarak daha fazla olması, hava kirliliği düzeylerinden ziyade il nüfuslarının yüksek olması ile ilişkili.</p>
<p><strong>AĞIR SANAYİNİN YOĞUN OLDUĞU YERLERDE PARTİKÜL MADDE İZLEMESİ SINIRLI</strong></p>
<p>Türkiye genelinde 2022’de 365 adet hava kalitesi izleme istasyonu olmasına ve bu sayının 2023’te 380’e yükselmiş olmasına rağmen, tüm istasyonlarda mevzuata göre izlenmesi gereken parametrelerin tamamına bakılmıyor. 2023 yılında toplam istasyon sayısı artmış olmasına rağmen, yeterli veri alımı sağlanan istasyon sayıları 2022 yılına göre daha düşük. Dokuz ilde hiçbir istasyonda yıllık PM10 değerlerini hesaplamak için yeterli veri yok.</p>
<p>Üretimde fosil yakıt, özellikle de kömür kullanan ağır sanayinin yoğun olduğu bölgelerdeki partikül madde izlemesi çok sınırlı. Kirliliğin yoğun olduğu bilinen Sakarya -Hendek OSB, Kocaeli  &#8211; Gebze OSB ve Kocaeli – Dilovası  &#8211; İMES OSB 2 istasyonlarında 2022 ve 2023 yılları boyunca hiç PM10 ölçümü yapılmadı.</p>
<p>2023 yılında en yüksek PM10 ortalamasına sahip olan 10 il sırasıyla Malatya, Kahramanmaraş, Osmaniye, Hakkari, Aydın, Batman, Iğdır, Şırnak, Gaziantep ve Kilis.</p>
<p>Yıllık ortalaması, ulusal mevzuattaki yıllık ortalama PM10 limit değerinin (40 µg/m<sup>3</sup>) altında gerçekleşen, bir başka deyişle PM10 açısından havası görece temiz olan sadece 13 şehir var: Adıyaman, Bitlis, Karaman, Isparta, Antalya, Bilecik, Kırşehir, Trabzon, Giresun, Rize, Sinop, Afyonkarahisar, Samsun. Ancak ulusal mevzuatta izin verilen yıllık ortalama PM10 kirliliği, DSÖ’nün insan sağlığı için belirlediği kılavuz değerin 2,7 katı.</p>
<p><strong>THHP’DEN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ </strong></p>
<p>THHP, Kara Rapor 2024’te, Türkiye’de hava kirliliğinin ve buna bağlı sağlık sorunlarının yol açtığı ölümlerin azaltması için şu önerilerde bulunuyor:</p>
<ul>
<li>Türkiye enerjide fosil yakıtlara bağımlılığını hızla azaltmalı.</li>
<li>Ulusal hava kalitesi standartları iyileştirilmeli.</li>
<li>PM2,5 için ulusal limit değer belirlenmeli ve yürürlüğe alınmalı.</li>
<li>Hava kalitesi izleme çalışmaları iyileştirilmeli.</li>
<li>Ağır sanayi bölgelerinde hava kalitesinin izlenmesi, değerlendirilmesi ve yönetimi sistematik hale getirilmeli.</li>
<li>Hava kirliliğinin sağlık etkileri saha çalışmaları ile araştırılmalı.</li>
<li>Çevresel etkisi olan tüm projeler için sağlık etki analizinin de yapılması mevzuata dahil edilerek zorunlu hale getirilmeli.</li>
<li>Türkiye imzaladığı hava kalitesine yönelik uluslararası sözleşmeleri uygulamalı.</li>
<li>Çevresel bilgiye ulaşabilmek için bilgi edinme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi sağlanmalı.</li>
</ul>
<p><strong> </strong><strong>RAKAMLARLA HAVA KİRLİLİĞİ</strong></p>
<ul>
<li>Dünyada her yıl 4 milyondan fazla insan PM2,5 kaynaklı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor.</li>
<li>2022’de Türkiye’de PM2,5 düzeyleri DSÖ kılavuz değeri indirilebilseydi 68 bin 440 ölüm önlenebilirdi.</li>
<li>2022’de Türkiye’de kaza, yaralanma ve COVID19 nedenli ölümler harici gerçekleşen 30 yaş üstü toplam 480 bin 991 ölümün yüzde 14,2’ü hava kirliliğine bağlıydı.</li>
<li>Yeterli ölçüm yapılan 71 ilde DSÖ’nün önerdiği yıllık ortalama PM10 kılavuz değer olan 15 µg/m<sup>3</sup> aşıldı.</li>
<li>Türkiye’de nüfusun en az yüzde 92’si kirli hava soluyor.</li>
<li>2022’de İstanbul ortalama 38,41 μg/m<sup>3</sup> yani DSÖ’nün 2,5 katı PM10 kirliliğine maruz kaldı. Ankara’da 39,25 μg/m<sup>3</sup>, İzmir’de ise 45,18 μg/m<sup>3</sup> oldu. İzmir’deki PM10 kirliliği ulusal limit değerin de üzerinde.</li>
<li>Türkiye’de yaşayan bir kişi, yıllık ortalamada 26 µg/m<sup>3</sup> PM2,5 kirliliğine maruz kalıyor. Bu değer DSÖ’nün kılavuz değerinin beş katı.</li>
<li>2023’te SO<sub>2</sub> (kükürt dioksit) oranı altı ilde, Manisa, Şırnak, Adana, Muğla, Konya, Kütahya’da aşıldı. Bu illerde kömürlü termik santraller ve enerji için kömür kullanan ağır sanayi bulunuyor. Kükürt dioksitin başlıca kaynağı kömürün yakılması.</li>
<li>NO<sub>2</sub> (azot dioksit) Kayseri, Kahramanmaraş, Kütahya, Erzincan ve Bolu’nun aralarında olduğu 10 il DSÖ’nün 24 saatlik ortalama kılavuz değeri olan 25 µg/m<sup>3</sup>’ü en çok aşan iller oldu. Azot dioksit kirliliği en çok trafikte ve sanayide fosil yakıt tüketiminden kaynaklanıyor.</li>
<li>NO<sub>2</sub>’deki (azot dioksit) her 10 μg/m<sup>3</sup>’lük artış, meme kanseri riskini 1,02 kat artırıyor. Her 10 μg/m<sup>3</sup> PM10 artışıyla meme kanserinden ölme riski 1,05 kat çoğalıyor.</li>
</ul>
<p>Raporun tamamına <a href="https://www.temizhavahakki.org/raporlar/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.temizhavahakki.org/raporlar/&amp;source=gmail&amp;ust=1727518513614000&amp;usg=AOvVaw2OaX8U3iohWk77ZoDmymfi">buradan</a> <wbr />ve Sivil Sayfalar E-kütüphane&#8217;den ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/09/27/thhp-turkiyenin-hava-kirliligi-karnesi-kara-rapor-2024-nufusun-en-az-%92si-hala-kirli-hava-soluyor/">THHP: &#8216;Türkiye&#8217;nin Hava Kirliliği Karnesi&#8217; Kara Rapor 2024: Nüfusun En Az %92&#8217;si Hala Kirli Hava Soluyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kirli Hava Trafik Kazalarından Fazla Can Alıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/23/kirli-hava-trafik-kazalarindan-fazla-can-aliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 08:09:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Buket Atlı]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Gamze Varol]]></category>
		<category><![CDATA[Greenpeace Akdeniz Ofisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Rapor]]></category>
		<category><![CDATA[kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Temiz Hava Hakkı Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[THH]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46087</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kömürlü termik santrallerde filtre sistemleri için gerekli yatırımların ertelenmesini içeren 50. maddenin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından veto edilmesi beklenmeyen bir karardı ve yankıları büyük oldu. Konunun detaylarını Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı ve Türk Tabipler Birliği Halk Sağlığı Kolu Yürütme Kurulu Üyesi Doç. Dr. Gamze Varol ile görüştük. Atlı, insanın havasız yalnızca altı dakika yaşadığını hatırlatarak, temiz havanın önemine vurgu yapıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/23/kirli-hava-trafik-kazalarindan-fazla-can-aliyor/">Kirli Hava Trafik Kazalarından Fazla Can Alıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Temiz hava soluma hakkını korumak için çevre ve sağlık alanında çalışan 16 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek kurduğu Temiz Hava Hakkı Platformu (THH) 2015 yılından beri çalışmalar yürütüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-46089 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/buket-atl%C4%B1-640x945.jpg" alt="" width="240" height="354" />Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı, &#8220;İnsan açlığa altı hafta, susuzluğa altı gün dayanabilirken; havasız ancak altı dakika yaşayabilir&#8221; diyerek, temiz havanın önemine vurgu yaparak başlıyor sözlerine. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Platform olarak kapasitemizi daha ziyade yeni kömürlü santrallerin engellenmesi konusunda odaklayarak çalışıyoruz. Fakat 2013 yılından beri özelleştirilen ve çalışmakta olan kömürlü termik santrallere verilecek teşviklerin tekrar uzatılması söz konusu olunca, yeni santraller için de cezbedici olacağından bu konuyu da  takip etmeye başladık&#8221; diyor. </span></p>
<p><b>2013&#8217;ten Bugüne 50. Maddeye Giden Yolun Detayları</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atlı, termik santrallere baca filtresi takmaları için verilen süreleri ve sonrasındaki gelişmeleri detaylarıyla, madde madde anlatıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;30 yaşın üstünde olan ve özelleştirilen kömürlü termik santraller, 2013 yılından bu yana; baca gazı kükürt giderim tesisi, filtre sistemleri veya kül barajı gibi çevre ve halk sağlığının korunması için gerekli yatırımları yapmamaktadır. Türkiye’nin en kirli en az 15 termik santralinin havayı kirletmemesi için yapmaları gereken yatırımlar için şirketlere daha önce defalarca süre tanındı. 2013’ten bu yana 6 yıllık süre içinde; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2014 yılında, Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 56. Maddesi olan ‘sağlıklı çevrede yaşama hakkı’ uyarınca, bu santrallerin kirlilik saçmasını anayasaya aykırı buldu ve 2021 yılına kadar verilen izni iptal etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2015 yılında yapılan yeni yasal düzenleme bu santrallere son olarak 31 Aralık 2019 sonuna kadar süre tanındı. Anayasa Mahkemesi 2017 tarihli kararında, bu santrallerin 2019 sonuna kadar gerekli yatırımları yapmalarını zorunlu tuttu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2019 Şubat ayında, Maden Kanunu ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Hakkında Kanun Teklifi’ne, Madde 45 adı ile bilinen düzenleme geldi ve kamuoyunun tepkisi sonucu; 14 Şubat 2019 tarihli meclis genel kurulunda, AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, İYİ Parti, Cumhuriyet Halk Partisi ve Halkların Demokratik Partisi&#8217;nin ortak kararı ile düzenleme geri çekildi. Tüm siyasi partilerin temsilcileri, ‘bu santrallerin 2019 sonuna kadar gerekli yatırımları yapmaları gerektiğini’ savundu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-1 Kasım 2019’da yapılan plan bütçe komisyonunda alınan kararla, Madde 50 adıyla yeni bir Torba Yasa maddesi kirli santrallere verilen ayrıcalıkları Haziran 2022 sonuna kadar 2,5 yıl uzatmak üzere 4. Kez çevre yatırımlarından muafiyet önerisini Meclis’e taşıdı. 21 Kasım 2019 tarihli TBMM Genel Kurulunda Madde 50; mecliste 217’ye karşı 36 oyla kabul edildi.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada Atlı, beklenmedik bir şekilde gelen vetoya getiriyor sözü: &#8220;Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan termik santrallerin çevre muafiyetini 2,5 yıl daha uzatan maddeyi &#8220;Ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması zarureti, insan sağlığı ve çevrenin korunması amacının önüne geçmemelidir” diyerek veto etti ve tekrar görüşülmek üzere Meclis’e geri gönderdi. Madde 50 çıkarılarak Torba Yasa tekrar kabul edildi.&#8221;</span></p>
<p><b>&#8220;Toplanan 100 Bin İmza Etkili Oldu&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-46090 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/termiksantral.jpg" alt="" width="320" height="213" />Platform tüm bu süreçlerde bir kamuoyu yaratmak için çalışmalarını sürdürdü. Bir yıla yakın süredir sivil toplum kuruluşlarının da desteği ile toplanan 100 bin imza; bütün partilerden milletvekilleri ile özellikle santrallerin olduğu Çanakkale, Kahramanmaraş, Muğla, Manisa, Zonguldak, Sivas ve Kütahya gibi illerimizde yaşayan vatandaşların ziyaret, telefon ve sosyal medyadan irtibata geçerek temiz hava solumak istiyoruz demeleri ve maruz kaldıkları havanın fotoğraflarını göstermeleri oldukça etkili oldu tabii. Hem yerel, hem ulusal hem de uluslararası olarak çalışan sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların temiz hava soluma talebinin tüm karar vericiler tarafından duyulduğunu görmüş olduk böylece.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Madde 50’nin veto edilmesinin ardından; Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Aralık ayında santrallerin denetlenerek eksiklerinin tespit edileceği ve 1 Ocak 2020 itibariyle de çevre mevzuatına uymayanlara kapatmaya varan cezaların uygulanacağını belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak Atlı, bundan sonraki sürecin takibini yapabilmek için ellerinde yeterli veri bulunmadığını söylüyor: &#8220;Sivil toplum kuruluşları olarak daha önce santrallerin çevre mevzuatına uymak için yapmaları gereken baca gazı filtreleri veya kül barajı gibi yatırımlarda ne durumlarda oldukları ile ilgili yaptığımız bilgi edinme başvurularına şirketlere sormamız gerektiği şeklinde bir cevap geldi. Bu sebeple elimizde bu sürecin takibini yapacak yeterli veri bulunmuyor. Bakanlık tarafından yapılacak olan denetlemelerin sonuçlarının şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmasını talep ediyoruz ve kesilen cezaların da takibini yapmaya devam edeceğiz.&#8221;</span></p>
<p><b>&#8220;Firmalara Çevreyi Kirletme Özgürlüğü Tanındı&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vetonun, yeni açılacak termik santralleri nasıl etkileyeceği, bundan sonrasında bir emsal olup olmayacağını sorduğumuz Atlı, yeni yapılacak ve mevcut olan sanayi tesisleri için farklı limitler belirlendiğini ifade ediyor: &#8220;Hava kirliliği yaratan tesislerin kurulması ve işletilmesine yönelik kriterleri ve yetkili mercilerden alınması gereken izinleri belirleyen Sanayi Kaynaklı Hava Kirliğinin Kontrolu Yönetmeliği (SKHKKY)’dir. TMMOB Makina Mühendisi, MMO Enerji Çalışma Grubu Üyesi Orhan Aytaç tarafından yazılan bir makalede, Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) uygulanan yönetmelikleri karşılaştırmaktadır. Yeni yapılacak ve mevcut olan sanayi tesisleri için farklı limitler belirlenmiştir. Aytaç’ın da belirttiği gibi Türkiye’de, özelleştirmeler nedeniyle yapılan yasal düzenlemelere ilişkin işlemlerin uzunca bir zamana yayılması ve ardından çevre mevzuatına uyum için süre tanınması; kamu elindeki veya özelleştirilmiş santrallerde 31.12.2019 tarihine kadar çevre koruyucu önlemler alınmadan, hatta var olan çevre koruyucu tesisleri (ESF, BGKA vb) bile çalıştırılmadan üretim yapılmasının önünü açmıştır. Bir diğer ifade ile santralleri devralan firmalara uzunca bir süre için “çevreyi kirletme” özgürlüğü tanımıştır.&#8221;</span></p>
<p><b>&#8220;Dünya Fosil Yakıtlardan Enerji Üretmeyi Terk Etmeli&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atlı, filtrelerin hiçbirisi tamamıyla çıkan gazları ve kirliliği tutmamakta ve sera gazı salımını engellemediğinin altını çiziyor ve &#8220;hiçbir şekilde temiz kömür teknolojisi olması mümkün değildir, iklim krizinin de tüm dünya için oluşturduğu tehdidin boyutu düşünülürse artık fosil yakıtlardan elektrik üretmek terk edilmesi gereken bir teknolojidir&#8221; diyor. Atlı, vetonun olumlu bir karar olduğunu ve önümüzdeki dönemde bu santrallerin kapatılması ve adil bir şekilde başka enerji ve istihdam kaynaklarının yaratılması planlarının  da başlamasını umduklarını söylüyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atlı&#8217;nın aktardığı verilere göre Türkiye&#8217;deki termik santral dışındaki diğer hava kirleticilerde de durum iç açıcı değil: &#8220;Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kurduğu istasyonlarda yapılan hava kirliliği ölçümleri <a href="http://www.havaizleme.gov.tr" target="_blank" rel="noopener">web sitesi</a> </span><span style="font-weight: 400;">üzerinden ve Türkiye dahil tüm dünyadaki ölçümleri ise <a href="http://aqicn.org/">buradaki</a> </span><span style="font-weight: 400;">sitesinden anlık olarak takip edilebilirsiniz. Ülkemizde diğer kirleticiler olan PM10 ve SO2 için yasal mevzuat ile belirlenen sınır değerler Avrupa Birliği ile uyumlanmış olsa da sağlık açısından DSÖ’nün önerdiği kılavuz değerlerin üzerindedir. Temiz Hava Hakkı Platformu’nun yayımladığı Kara Rapor’daki resmi ölçüm verileri kullanılarak yapılan analizler, Türkiye’de 2018 yılında yeterli ölçüm yapılan 163 istasyonun yüzde 96,3’ünde yıllık PM10 ortalamasının DSÖ limitlerinin üzerinde kirli olduğunu gösteriyor.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atlı, &#8220;Aynı rapora göre Türkiye’de hava kirliliği 2017 yılında DSÖ’nün önerdiği seviyelere indirilseydi 30 yaş üzerinde yaklaşık 52.000 kişinin hayatını kaybetmesi yani trafik kazalarının 7 katı kadar ölüm önlenebilirdi&#8221; diyerek durumun vehametini ortaya koyuyor.  </span></p>
<p><b>&#8220;Hava Kirliliği Bir Halk Sağlığı Sorunudur&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-46091 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/gamze-varol-640x427.jpg" alt="" width="320" height="213" />Tasarı meclisten geçtiğinde Türk Tabipler Birliği, “Meclis’te bu maddeye onay veren hekim milletvekillerinin onur kurullarında değerlendirilmeleri konusunda tabip odalarını göreve çağırıyoruz” açıklaması yapmıştı. Türk Tabipler Birliği </span><span style="font-weight: 400;">Halk Sağlığı Kolu Yürütme Kurulu Üyesi Doç. Dr. Gamze Varol, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Bizler yemin etmiş bir mesleğin üyeleri ve bu üyelerin temsilcisi bir meslek örgütü olarak bilimsel kanıtlar ışığında yaşamı savunmuş, yeminiyle ters düşen, hekimlik meslek etiği kurallarına uymayan, iyi hekimlik uygulamalarından uzaklaşarak her ortamda sağlığı, sağlık hakkını savunması gerekirken Meclis’te bu maddeye onay veren hekim milletvekillerinin onur kurullarında değerlendirilmeleri konusunda tabip odalarını göreve çağırmıştık. Bu noktada tabip odalarından destek yanıtları ve olumlu mesajlar geldi. Biz de TTB Merkez Konseyi olarak odalarımızın girişimlerini destekliyoruz&#8221; diyerek anlatıyor bu süreci. </span></p>
<p><b>&#8220;Türkiye&#8217;de Hava Kirliliği Sorunu Vahim Noktada&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Varol&#8217;a göre hava kirliliği tüm dünyada önemli bir sorun ancak Türkiye’de durum sorun olmasının ötesinde vahim bir aşamada: &#8220;Dünya Sağlık Örgütü sınır değerleri göz önüne alındığında ülke nüfusunun %96’sı kirli hava solumaktadır. Kaldı ki ülkemizin kendi hava kalitesi indeks değerlerine göre bile havası kirlidir. 2018 yılında hava kalitesi en kötü olan ilimiz, Afşin &#8211; Elbistan ilçesinde işletmede olan 2 tane kömürlü termik santrali ve yeni santral planları ile gündeme gelen Kahramanmaraş’tır. Son 3 yıldır 16 ilde -Afyon, Ankara, Burdur, Bursa, Çorum, Denizli, Erzincan, Mersin, Kahramanmaraş, Manisa, Mardin, Muğla, Niğde, Osmaniye, Sakarya ve Sivas-  hava kalitesinde hiçbir iyileşme olmamakta ve ciddi hava kirliliği yaşanmaktadır.&#8221; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hava kirliliğinin başlıca kaynaklarından birisi olan kömürlü termik santrallerin sağlık etkileri ile ilgili olarak Greenpeace Akdeniz Ofisi tarafından yapılmış olan çalışmanın verilerini aktaran Varol, &#8220;Filtresiz çalışan termik 10 santralin (Yatağan, Kemerköy, Yeniköy, Afşin A, Seyitömer, Tunçbilek, Kangal, Çatalağzı B. ve Soma A) sağlık etkileri hesaplandı. Hesaba göre; 10 tane kömürlü termik santral 2,5 yıl daha çevre mevzuatına uymak için gerekli baca gazı yatırımlarını yapmadığı sürece Haziran 2020’ye kadar “2 bin 860 erken ölüm, 1 milyon 50 kayıp iş günü, 7 milyon 390 hastalık izni, 3 bin 690 hastaneye yatış, 17 bin 400 çocuklarda bronşit, 2 bin 20 yetişkinlerde bronşit, 156 bin çocuklarda astım ve bronşit vakası” görülebilir&#8221; diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Varol, vetonun santrallerin etkisini birden yok etmeyeceğini ya da anlamlı şekilde azaltmayacağını vurguluyor: &#8220;Madde 50 kapsamında en az 15 kömürlü termik santrale muafiyet verilmesinin talep edildiği düşünüldüğünde bu rakamların çok daha fazla olacağını kolaylıkla öngörebiliriz. Şu anki durumda ise filtrelerin yapılması için gereken girişimlerin başlatılma zorunluluğu gene erken ölümlerin olmayacağı veya santrallerden kaynaklı sera gazı salımı sebebiyle iklim değişikliğine sebep olmaya devam etmeyeceği anlamına gelmiyor. Dolayısıyla santraller gene halk sağlığını olumsuz yönde etkilemeye devam edecekler. Çünkü biraz önce bahsettiğim gibi havamız, suyumuz, toprağımız zaten kirli ve bu kirliliğin bir </span><span style="font-weight: 400;">neden olduğu bir hastalık yükü var. Temiz Hava Hakkı Platformunun 2019 yılında  çıkarttığı Kara Rapora göre Türkiye’de 2017 yılında meydana gelmiş olan 30 yaş üstü (kazalar/dışsal yaralanmalar haricindeki) toplam 399.025 ölüm içerisinde hava kirliliğine atfedilen ölüm sayısı, ortalama 51.574 olarak hesaplanmıştır. 2017 yılında hava kirliliği nedeniyle yaşanan ölümlerin yüzde olarak en fazla olduğu iller ise sırasıyla Iğdır, Kahramanmaraş ve Afyon olmuştur. </span><span style="font-weight: 400;">Özetle ülkemizin artık gram kirliliğe tahammülü yoktur.&#8221;</span></p>
<p><b>&#8220;Hava Kirliliği Anne Karnındaki Bebeği Bile Etkilemektedir&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Varol, hava kirliliğinin hızla mücadele edilmesi gereken bir halk sağlığı sorunu olduğunu söylüyor: &#8220;Termik santraller başta hava olmak üzere su ve toprağı zehirli maddeler ile kirletmektedir. Bu zehirli maddeler solunumla olduğu kadar, cilt ve/veya besin zinciri yoluyla yani yiyeceklerimizle vücudumuza girmektedir. Bu durum başta vücutta biriken ağır metaller aracılığıyla akut ya da kronik zehirlenmelere yol açmakta; solunum sistemi, kalp ve dolaşım sistemi, beyin ve sinir sistemi hatta üreme sistemini etkileyerek ciddi hastalıklara yol açmaktadır. Anne karnındaki bebeği bile etkilemektedir. Bu kirleticilerin bir kısmının kanserojen maddeler olduğunu yani kansere yol açtığını da biliyoruz. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC), 2013’de yapılan bilimsel çalışmalarda üretilen kanıtlarla dış ortam hava kirliliğinin akciğer kanserine yol açtığının ve mesane kanserine yakalanma riskini arttırdığını ortaya konulduğunu; bu nedenle hava kirliliğinin, kanser yapıcı etkenler Grup I (Kesin karsinojen) listesine alındığını duyurmuştur.&#8221; (Tablo-1)</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-46092 aligncenter" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Ekran-Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1-20-640x473.jpg" alt="" width="640" height="473" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gamze Varol son olarak, Türk Tabipler Birliği&#8217;nin</span><span style="font-weight: 400;"> gündem başlıklarını sıralıyor: &#8220;Kaz dağları, Altın madenciliği, depremlerde, sel ve olağan dışı durumlarda sağlık hizmetleri, savaş ve göç, Akkuyu Nükleer güç santralleri raporu, Hopa Raporu, Çernobil Raporu, Dilovası Raporu, Enerjide toplumsal maliyet ve yenilenebilir enerji kaynakları raporları, bu çalışma başlıkları ve ilgili raporlardan bazılarıdır. Son dönemlerde Kara Rapor başta olmak üzere Temiz Hava Hakkı Platformu kapsamında yayınlanan çok sayıda çalışmayı da burada saymak gereklidir. TTB son olarak 23-26 Ekim 2019 tarihleri arasında Tiflis/Gürcistan’da Dünya Tabipleri Birliği Genel Kurulu&#8217;nda “Gelecek Nesillerin Sağlıklı Çevrede Yaşam Haklarının Korunması ve iklim değişikliğini destekleyen politikaların Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) insanlığa karşı suç kapsamına alınması” başlıklı politika önerisi sunmuştur. Politika önerisinde bağlayıcı yaptırım mekanizması olarak UCM&#8217;nin iklim değişikliğine neden olma suçunu insanlığa karşı suç olarak yargılaması talep edildi. Ayrıca Genel Kurul’da ortak bir kararla “İklim Krizi Acil Bildirgesi” ile hekimlere, çevre krizinin yaşamı tehdit eden etkilerini önleme konusunda baskı yapılması çağrısında bulunuldu. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgilere TTB’nin kurumsal web sitesinden de ulaşmak olanaklıdır.&#8221;</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/23/kirli-hava-trafik-kazalarindan-fazla-can-aliyor/">Kirli Hava Trafik Kazalarından Fazla Can Alıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
