<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kanun Hükmünde Kararnameler arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kanun-hukmunde-kararnameler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kanun-hukmunde-kararnameler/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Jan 2018 09:26:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Kanun Hükmünde Kararnameler arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kanun-hukmunde-kararnameler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Referandumdan sonra sivil toplum kimin kararlarını etkileyecek?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/referandumdan-sonra-sivil-toplum-kimin-kararlarini-etkileyecek/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/referandumdan-sonra-sivil-toplum-kimin-kararlarini-etkileyecek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Ali Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Apr 2017 15:06:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[7 Haziran Seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Evet]]></category>
		<category><![CDATA[Evet Cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[hayır]]></category>
		<category><![CDATA[hayır cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararnameler]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[MAZLUMDER]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[parlamenter demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13403</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Referandumdan çıkacak her tür sonuçta yeni bir dönem başlayacak. Sivil toplum kuruluşlarının karar alma süreçlerini etkilemede bu yeni dönemde nasıl bir yol izleyeceklerini düşünmeleri, tartışmaları gerekiyor.” Türkiye yarın referandumunu yapıyor. Referanduma konu olan anayasa değişikliği paketinin meclise sunulmasından bu yana önerilen değişiklik tasarısının tek adam rejimine yol açıp açmayacağını konuşuyoruz. Bir de MHP&#8217;nin ‘evet’ kararına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/referandumdan-sonra-sivil-toplum-kimin-kararlarini-etkileyecek/">Referandumdan sonra sivil toplum kimin kararlarını etkileyecek?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Referandumdan çıkacak her tür sonuçta yeni bir dönem başlayacak. Sivil toplum kuruluşlarının karar alma süreçlerini etkilemede bu yeni dönemde nasıl bir yol izleyeceklerini düşünmeleri, tartışmaları gerekiyor.”</strong></p>
<p>Türkiye yarın referandumunu yapıyor. Referanduma konu olan anayasa değişikliği paketinin meclise sunulmasından bu yana önerilen değişiklik tasarısının tek adam rejimine yol açıp açmayacağını konuşuyoruz. Bir de MHP&#8217;nin ‘evet’ kararına neden olan motivasyonunu. Tartışmada odak konular devletin, AK Parti&#8217;nin ve MHP&#8217;nin ve hatta CHP&#8217;nin kurumsal gerekçelerinden ziyade, liderlerin kişisel motivasyonları, açık-gizli niyetleri, kariyer hesapları oldu. Söz konusu tartışmalar, ne bu zamanda bu değişikliğin yapılmasının arka planını ne de Ak Parti-MHP gibi son on yılda düşmanlık derecesinde birbirinden uzaklaşmış iki siyasal aktörün ortak bir yaklaşım üretebilmesinin sebeplerini açıklamaya yeter gözüküyor.</p>
<p>Tartışmada ihmal ettiğimiz önemli bir nokta bu değişiklik referandumdan geçsin ya da geçmesin Türkiye&#8217;nin karar alma mekanizmasının bir süredir değişmekte olduğu gerçeği. Aslında ne rejim değişikliği gibi büyük bir çerçeveyi ne de hükümet sistemi gibi teknik bir detayı konuşuyoruz. Konumuz Türkiye&#8217;nin karar alma mekanizmasının nasıl bir değişim geçirdiğiyle ilgili. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinden bu yana yeni bir karar alma mekanizması işliyor. Bu sadece halkın cumhurbaşkanını seçmesine yol açan hukuksal bir değişiklikle değil, karar almak için toplumsal desteği ve siyasi kapasitesi olan bir elitler grubunun hükümet etrafından çekilip ‘saray’ etrafında toplanmasıyla da ilgili oldu. Bu gelişme ‘sarayı’ siyasi ve ekonomik kararların merkezi haline getirirken hükümeti de teknik ve bürokratik bir heyete dönüştürdü. Şimdi karşı karşıya olduğumuz durum ise bir süredir yaşadığımız bu tecrübeye hukuksal bir zemin kazandırma çabası. Referandumdan ‘evet’ çıkarsa, meclisteki çoğulluğu dikkate almak zorunda olmayan, her zamankinden daha arınmış ve homojenleşmiş bir karar mekanizması hukuksal zemine kavuşmuş olacak. ‘Hayır’ çıktığında ise ‘saray’ efradının karar mekanizmasını daha da merkezileştirme konusunda işi zorlaşacak. Ancak ana fikirden vazgeçmelerini beklemek naiflik olur. ‘Hayır’ cephesinin içinden ortak bir proje çıkması ihtimalinin zayıflığı da ‘evet’ cephesinin yeni hamleler üretme ortamını kolaylaştırıyor.</p>
<h4>“MHP’nin, karar alma süreçlerinde HDP’nin de etkili olduğu bir meclis yerine, homojen devlet aklının hâkim olduğu tek bir gücü yani ‘sarayı’ yeğlemiş olması kuvvetle muhtemel. Bu durum MHP tarafından sadece siyasi iktidarın kararlarını etkilemede değil aynı zamanda onunla kalıcı ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmada da fırsat olarak değerlendirilmiş gibi duruyor.”</h4>
<p>Türkiye muhalefeti ve sivil toplumunun hatırı sayılır bir kısmı bir süredir karar mekanizmasındaki bu değişimi ya görmüyor ya da görmezden geliyor. Bu da karar alma sürecini etkilemekten uzak, kendi arasında dertleşen, içine kapalı bir muhalefet ve sivil toplum performansı ortaya koyuyor. Anlaşılan o ki, karar alma sürecinin değişen dinamiğini ise, bir tek MHP gördü. Ya da etkili bir devletli güç MHP&#8217;ye bunu gösterdi ve yeni dönemin ruhunu etkileyebileceğine onu ikna etti. Bunu MHP&#8217;nin görebilmesinin esaslı nedeni ise tehdit olarak hissettiği bir başka gelişme olabilir. Görece serbest bir ortamda geçen ve çözüm sürecinin henüz iyimser havasının dağılmadığı zamanlardaki 7 Haziran seçimlerinde HDP&#8217;nin elde ettiği başarı, demokratik ortamlarda yapılan seçimlerde Kürtlerin meclise MHP&#8217;den daha kalabalık ve etkin gelebileceğini gösterdi. 1 Kasım seçimleri ise ortam baskı altına alındığında ve HDP&#8217;nin önü kesildiğinde bile barajı geçip meclise gelebildiklerini ortaya koydu. Görünen o ki, HDP her şartta baraj sorununu geride bırakmış durumda. Bu olgu temel siyasi kararların alıcısı ve uygulayıcısı olan hükümetin mecliste kurulduğu, bakanların milletvekillerinden oluştuğu bir sistemi etkileme konusunda HDP&#8217;yi MHP&#8217;den daha etkili kılıyor. MHP için bu durum sadece siyasi etkisinin azalmasını ifade etmiyor, aynı zamanda devletin karar alma mekanizmasının Türklükle malul karakterini de tehdit ediyor. Sonuçta karar alma mekanizmasını merkezi kılan onun teknik çerçevesi değil homojenliği. Bilginin, kaynağın ve yetkinin homojen bir grupta toplanması. Bu nedenle MHP’nin, karar alma süreçlerinde HDP’nin de etkili olduğu bir meclis yerine, homojen devlet aklının hâkim olduğu tek bir gücü yani ‘sarayı’ yeğlemiş olması kuvvetle muhtemel. Bu durum MHP tarafından sadece siyasi iktidarın kararlarını etkilemede değil aynı zamanda onunla kalıcı ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmada da fırsat olarak değerlendirilmiş gibi duruyor. Anlaşılan o ki, Ak Parti ile MHP arasında kurulan ittifak referandumun ötesine geçen bir değer taşıyor.</p>
<h4>“Toplumsal ve çevresel meselelerin çeşitliliğini, mağduriyetlerin ve mağdurların etnik, sınıfsal, kültürel çoğulluğunu gündeme taşıyan sivil toplum faaliyetleri için karar mekanizmalarının farklı seslere ve hassas bir geçirgenliğe ihtiyacı var.”</h4>
<p>Malum Sivil Sayfalar’da sivil toplumla ilgili yazılara yer veriliyor. Bu yazı buraya kadar öyle durmasa da sivil toplumla ilgili. Geçirdiğimiz değişim pek çok sivil toplum kuruluşunun (STK), Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) kapatılması, faaliyetlerinin durdurulması ya da İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlumder) örneğindeki gibi STK’ların bizzat kendi yönetimlerinin hem tematik hem de kimlik açısından yapılarını homojenleştirmeleriyle sonuçlandı. Sivil toplumun geri kalan hacimli kısmında ise sessiz bir görüntü hâkim. Bir kısmı karar mekanizmasındaki değişime uyum sağlayamadığı, hala bakanlıkların bürokratlarını etkilemeyi esas aldığı için etkisizleşirken, bir kısmı da yeni karar halkalarını meşru bulmadığı için kararları etkileme fikrinden neredeyse tamamen uzaklaşmış durumda. Görünen o ki karar mekanizması ile birlikte onu etkileme potansiyeli taşıyan yapılarda da bir arınma, homojenleşme ya da etkisizleşme yaşanıyor. Toplumsal ve çevresel meselelerin çeşitliliğini, mağduriyetlerin ve mağdurların etnik, sınıfsal, kültürel çoğulluğunu gündeme taşıyan bir sivil toplum faaliyeti için karar mekanizmalarının farklı seslere hassas bir geçirgenliğe ihtiyacı var. Aslında konumuz misyonlarını toplumsal meseleleri keşfetmek ve yaklaşımları ile kararları etkilemeye çalışmak olarak gören STK’ların bundan sonra nasıl bir hayatları olacağı.  Referandumdan çıkacak her tür sonuçta da yeni bir dönem başlayacak. STK’ların karar alma süreçlerini etkilemede bu yeni dönemde nasıl bir yol izleyeceklerini düşünmeleri, tartışmaları gerekiyor. Konuya giriş mahiyetindeki bu yazının ardından bundan sonraki birkaç yazıda karar alma mekanizmasının giderek merkezileşmesinin ve siyasetin yeni ittifaklarının sivil toplum kuruluşları için ne anlama geldiğini STK temsilcilerini de katarak tartışacağız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/referandumdan-sonra-sivil-toplum-kimin-kararlarini-etkileyecek/">Referandumdan sonra sivil toplum kimin kararlarını etkileyecek?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/referandumdan-sonra-sivil-toplum-kimin-kararlarini-etkileyecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nden (HRW) beş soruda Anayasa değişikliği</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/04/insan-haklari-izleme-orgutunden-hrw-bes-soruda-anayasa-degisikligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2017 08:17:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Kalkınma Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Değişikliği Halk Oylaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Değişikliği Teklifi]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanlık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Denge ve Denetleme Mekanizmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimler ve Savcılar Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[HSYK]]></category>
		<category><![CDATA[hukukun üstünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Human Rights Watch/HRW]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları izleme örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararnameler]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvetler ayrılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[parlamenter sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Venedik Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yargı bağımsızlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13028</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü  16 Nisan’da oylanacak Anayasa değişikliğini, insan hakları, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, denge ve denetleme mekanizmaları, uluslararası hukuk ve Meclis’in yetkileri açısından değerlendirdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch/HRW) bugün yayımladığı beş soru ve cevapla, 16 Nisan referandumunda oylanacak Anayasa değişikliğinin ne anlama geldiğini değerlendirdi. Bianet&#8217;te yer alan habere [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/04/insan-haklari-izleme-orgutunden-hrw-bes-soruda-anayasa-degisikligi/">İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nden (HRW) beş soruda Anayasa değişikliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan Hakları İzleme Örgütü  16 Nisan’da oylanacak Anayasa değişikliğini, insan hakları, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, denge ve denetleme mekanizmaları, uluslararası hukuk ve Meclis’in yetkileri açısından değerlendirdi.</strong></p>
<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch/HRW) bugün yayımladığı beş soru ve cevapla, 16 Nisan referandumunda oylanacak Anayasa değişikliğinin ne anlama geldiğini değerlendirdi.</p>
<p>Bianet&#8217;te yer alan habere göre HRW, değişikliğin, ülkenin yönetişim yapısını parlamenter bir sistemden cumhurbaşkanlığı makamının yetkilerinin büyük ölçüde artığı bir başkanlık sistemine dönüştüreceğini ifade etti.</p>
<p>Anayasa değişikliğiyle ilgili beş soru ve cevap şöyle:</p>
<h4>Denge ve denetleme mekanizması</h4>
<p><strong>*İnsan hakları açısından bir sistem diğerinden daha mı iyi? </strong></p>
<p>Başkanlık sisteminin mi, parlamenter sistemin mi, ya da ikisinin bir karışımının mı tercih edilmesi gerektiği, insan haklarıyla ilgili bir mesele olmaktan çok, bir ülkenin yurttaşları tarafından verilmesi gereken siyasi bir karar.</p>
<p>İnsan haklarının ve hukukun üstünlüğünün korunması için önemli olan şey, sistemde siyasi makam sahiplerinin yetkilerini kötüye kullanmalarını engelleyebilecek bir denge ve denetleme mekanizmasının bulunup bulunmadığıdır. Tüm yönetişim sistemlerinin özünde de bu vardır.</p>
<p>Demokrasi belirli aralıklarla yapılan seçimlerde oy kullanma fırsatına sahip olmaktan ibaret bir şey değildir. Seçmenlerin yetkili makamlara seçtikleri kişilerden demokratik yollarla hesap sorabilmelerine olanak tanıyan anlamlı araçlara sahip olabilmeleri için, bir denge ve denetleme mekanizmasının varlığı olmazsa olmaz önemdedir.</p>
<p>Denge ve denetleme mekanizmasının merkezinde kuvvetler ayrılığı ilkesi vardır.</p>
<p>Kuvvetler ayrılığı, yasama organının (kanun koyucu parlamento veya meclis), yürütmenin (siyasi liderler) ve yargının (bağımsız mahkemelerin) kurumsal olarak birbirlerinden ayrı bir şekilde işlemesi demek. Bu sayede yasama organı ve mahkemeler, farklı şekillerde, yürütmenin sahip olduğu yetkileri etkin bir şekilde denetleyen kontrol aygıtları olarak işleyebilir ve yürütmenin anayasal sınırlar içinde kalarak, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne uygun davranmasını sağlayabilirler.</p>
<h4>Meclis’i fesih yetkisi</h4>
<p><strong>*Seçmenlerin oylaması istenen değişiklikler neler?</strong></p>
<p>Hükümetin “Türk tipi” olarak nitelendirdiği icracı cumhurbaşkanlık sistemini oluşturmak için önerilen değişiklikler, 1946’da çok partili sisteme geçilmesinden bu yana Türkiye’nin siyasi kurumlarında yapılacak en kayda değer değişiklik olacak.</p>
<p>İki değişiklik hemen yürürlüğe girecek. Cumhurbaşkanı, yargının idaresinden sorumlu olan ve hakim ve savcıların atamalarını denetleyen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK-yeni adıyla Hakimler ve Savcılar Kurulu-HSK) üzerinde daha fazla yetkiye sahip olacak ve cumhurbaşkanının bir siyasi partiyle bağının bulunması yasağı kalkacak. Türkiye’de halen zaten siyasi etkilere açık olan mahkemelerin bağımsızlıkları bu değişikliklerle daha da azalacak.</p>
<p>Yani, örneğin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın meclis çoğunluğuna sahip Adalet ve Kalkınma Partisi’nde öncü bir rol oynaması resmi olarak mümkün olabileceği için söz konusu değişikliklerle Erdoğan’ın HSK üzerindeki etkisi hem meclisin, hem de Cumhurbaşkanlığı makamının yetkileri üzerinden daha da artabilecek.</p>
<p>Diğer değişiklikler Kasım 2019’da yapılması planlanan başkanlık ve milletvekili seçimlerinden sonra, başbakanlık makamı kaldırıldığında yürürlüğe girecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanı tek başına cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları ve üst düzey kamu yöneticilerini atama veya görevden alma yetkisine sahip olacak.</p>
<p>Cumhurbaşkanı kararnameler çıkarabilecek ve cumhurbaşkanlığı bütçesini meclis onayı şartı olmaksızın güvence altına alabilecek. Cumhurbaşkanı milletvekili ve başkanlık seçimlerinin yenilenmesini isteyerek meclisi feshedebilecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanı beş yıllık iki dönem görev yapabilecek; ikinci dönem sona ermeden meclis seçimlerinin yenilenmesine karar verilmesi halinde üçüncü kez aday olabilecek.</p>
<h4>Meclis’in gensoru verme yetkisi</h4>
<p><strong>*Meclisin rolü ne olacak?</strong></p>
<p>Anayasa değişiklikleri kabul edildiği takdirde Kasım 2019’daki seçimlerden ve yeni başkanlık sisteminin tam olarak yürürlüğe girmesinden sonra meclis, cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlardan müteşekkil olacak yürütme erki üzerindeki denetim yetkisini kaybedecek.</p>
<p>Her ne kadar meclisteki sandalye sayısı 550’den 600’e çıkacak olsa da, Meclis halen elinde bulundurduğu, hükümet ve bakanlar hakkında gensoru önergesi verme yetkisini kaybedecek. Meclis, bunun yerine, yalnızca cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı soru önergesi verebilecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanına ise yazılı soru önergesi de verilemeyecek.</p>
<p>Meclisin kanun koyma yetkileri devam edecek ve teorik olarak, cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisi Meclis’in yasama yetkisiyle çelişemeyecek. Ancak cumhurbaşkanının bir siyasi partiyle resmi bağı olması yasağının kalkmasıyla, cumhurbaşkanının meclis üzerindeki nüfuzu, cumhurbaşkanının partisi meclis çoğunluğuna sahip olduğunda artmış olacak</p>
<h4>Yargı bağımsızlığı</h4>
<p><strong>*Uluslararası hukuk uzmanları Türkiye’de önerilen anayasa değişikliklerini nasıl değerlendiriyor?</strong></p>
<p>Avrupa Konseyi’nin anayasa hukuku ile ilgili danışma organı Venedik Komisyonu değişikliklerin olası sonuçları hakkında kaygılı.</p>
<p>Komisyon 13 Mart’ta yayımladığı anayasa değişiklikleri hakkında görüş başlıklı mütalaada, bu değişikliklerin “yürütme yetkisinin ölçüsüz bir biçimde cumhurbaşkanlık makamında yoğunlaşmasına ve meclisin yürütme yetkisinin zayıflamasına yol açacağını” ve “Türkiye’ye, rejimin otoriterleşmesini önleyecek denge ve denetleme mekanizmalarından yoksun bir başkanlık rejimi getireceğini” söylüyor.</p>
<p>Venedik Komisyonu ayrıca cumhurbaşkanının hem cumhurbaşkanı hem de meclis politikalarında baskın bir güç olarak üstlendiği ikili rol sayesinde yargıdaki atamalarda büyük bir kontrol elde edeceğinden ve “dolayısıyla yargı bağımsızlığını ciddi anlamda tehlikeye atacağından” duyduğu kaygıyı da dile getiriyor.</p>
<h4>KHK’larla olağanüstü yetkiler</h4>
<p><strong>*Cumhurbaşkanının yetkileri hakkında referandum yapılması kararının zamanlaması hakkında ne diyorsunuz?</strong></p>
<p>Türkiye’de Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişiminden sonra olağanüstü hal ilan edildi ve bu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bakanlar kuruluna başkanlık etmesine ve ülkeyi meclis ve yargı denetiminin zayıfladığı koşullarda, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yönetmesine olanak sağladı.</p>
<p>Referandumda oya sunulan anayasa değişiklikleri, pratikte cumhurbaşkanının mevcut durumda üstlendiği olağanüstü yetkilerin kalıcı olmasını sağlayacak.</p>
<p>Hükümetin ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öncülük ettiği “evet” kampanyası Türkiye’nin kamusal alanına, yazılı basınına ve TV kanallarına hakim olduğu için referandum öncesinde herkes için eşit bir mücadele alanı bulunduğunu söylemek mümkün değil.</p>
<p>Bu koşullarda bir anayasa referandumu yapılmasıyla ilgili kaygılarını dile getiren Venedik Komisyonu şu yorumda bulundu:</p>
<p>“An itibariyle Türkiye’de gazetecilik yapmaya elverişsiz ve giderek verimsizleşen kamuoyu tartışmalarının tek taraflı yürütüldüğü bir ortamın bulunması, önerilen değişikliklerin arzu edilirliğine ilişkin anlamlı ve kapsayıcı bir demokratik referandum kampanyası yürütmenin mümkün olup olmadığını sorgulanır kılıyor”.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/04/insan-haklari-izleme-orgutunden-hrw-bes-soruda-anayasa-degisikligi/">İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nden (HRW) beş soruda Anayasa değişikliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Olağanüstü Dönemler ve Toplumsal Barış&#8217; paneli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/olaganustu-donemler-toplumsal-baris-paneli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2017 19:33:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Zemini Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Anti-demokratik Uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Cihangir İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Bostan Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararnameler]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Merve Diltemiz Mol]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Olağanüstü dönemler ve toplumsal barış]]></category>
		<category><![CDATA[Olağanüstü dönemler ve toplumsal barış paneli]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[temel hak ve özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal kutuplaşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12707</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Adalet Zemini Platformu 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası ilan edilen OHAL rejimini, anti-demokratik uygulamaları ve toplumsal kutuplaşmayı tartışmak üzere hak, adalet ve barıştan yana olan tüm yurttaşları düzenleyeceği panele çağırıyor.  1 Nisan&#8216;da düzenlenecek ve  Cihangir İslam, Fatma Bostan Ünsal, Merve Diltemiz Mol ve Ömer Faruk Gergerlioğlu&#8217;nun konuşmacı olarak katılacağı panel çağrısı şöyle: Olağanüstü dönemler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/olaganustu-donemler-toplumsal-baris-paneli/">&#8216;Olağanüstü Dönemler ve Toplumsal Barış&#8217; paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Adalet Zemini Platformu 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası ilan edilen OHAL rejimini, anti-demokratik uygulamaları ve toplumsal kutuplaşmayı tartışmak üzere hak, adalet ve barıştan yana olan tüm yurttaşları düzenleyeceği panele çağırıyor.<strong>  1 Nisan</strong>&#8216;da düzenlenecek ve  <strong>Cihangir İslam, Fatma Bostan Ünsal, Merve Diltemiz Mol ve Ömer Faruk Gergerlioğlu&#8217;nun </strong>konuşmacı olarak katılacağı panel çağrısı şöyle<strong>:</strong></p>
<p><strong>Olağanüstü dönemler ve toplumsal barış </strong></p>
<p>15 Temmuz akşamı Türkiye’de darbe girişimi, halkın sokağa çıkması ve direnmesiyle engellendi. Bundan böyle bu tür girişimlere kimsenin tahammülünün olmadığı kitleler tarafından ortaya kondu.</p>
<p><strong>Ancak 15 Temmuz sonrası içine girilen olağanüstü dönem ve Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamaları hukuk devleti sınırlarını zorlayan bir şekle büründü.</strong></p>
<p><strong>Bugün OHAL rejiminde insanlar, </strong>herhangi bir yargı süreci olmaksızın, savunmasını bile yapamadan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) aracılığıyla görevlerinden uzaklaştırılıyorlar. OHAL düzenlemeleri, kişilerin <strong>temel hak ve özgürlüklerinin özünü zedeleyecek</strong> tasarruflara dönüşmüş durumda.</p>
<p>Türkiye’de şimdiye kadar toplumsal barışın iki önemli fay hattı vardı: Kürt meselesi, dindar-seküler tartışması. Şimdi bu konulara bir yenisi daha eklendi: Yerli-milli olanlar ve  olmayanlar.</p>
<p>OHAL koşulları toplumsal barışımızı zayıflatıyor, fay hatlarımızı kırılganlaştırıyor, kutuplaşmayı artırıyor. Toplumsal kırılganlıklarımız ise otoriter, anti demokratik, OHAL benzeri yönetimlerin yaşamımızda daha kolay yer almasına yol açıyor.</p>
<p>Bütün bu konuları konuşacağımız &#8216;<strong>Olağanüstü dönemler ve toplumsal barış&#8217; </strong>paneline önceliği hak, adalet ve barış olan herkesi davet ediyoruz.</p>
<p>Konuşmacılar  :<strong> Cihangir İslam, Fatma Bostan Ünsal, Merve Diltemiz Mol, Ömer Faruk Gergerlioğlu</strong></p>
<p>Tarih               : 1 Nisan Cumartesi, saat 14.00-16.00,</p>
<p>Yer                  : Taksim Hill otel, İstanbul</p>
<p><em><strong>Adalet Zemini</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/olaganustu-donemler-toplumsal-baris-paneli/">&#8216;Olağanüstü Dönemler ve Toplumsal Barış&#8217; paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarih Vakfı “Olağanüstü Akademi Konferansları” başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/15/tarih-vakfi-olaganustu-akademi-konferanslari-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Mar 2017 12:21:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Akademinin Ev Hali: Türkiye’de Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[BAK]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Akademisyenler]]></category>
		<category><![CDATA[Berivan Gökçenay]]></category>
		<category><![CDATA[Ece Öztan]]></category>
		<category><![CDATA[Ev Hanımlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararnameler]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Olağanüstü Akademi Konferansları]]></category>
		<category><![CDATA[tarih vakfi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Özel Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaşlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12441</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Tarih Vakfı tarafından düzenlenen “Olağanüstü Akademi Konferansları”  Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyenler Dr. Berivan Gökçenay ve Dr. Ece Öztan’ın sunumlarıyla başlıyor. Tarih Vakfı’nın düzenlediği “Olağanüstü Akademi Konferansları” 16 Mart’ta Berivan Gökçenay’ın “Üniversite, İfade Özgürlüğü ve Akademik Özgürlükler: Bir Yok Oluşun Ardından” başlıklı sunumu ve 17 Mart’ta akademisyen Ece Öztan’ın “Akademinin Ev [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/15/tarih-vakfi-olaganustu-akademi-konferanslari-basliyor/">Tarih Vakfı “Olağanüstü Akademi Konferansları” başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tarih Vakfı tarafından düzenlenen “Olağanüstü Akademi Konferansları”  Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyenler Dr. Berivan Gökçenay ve Dr. Ece Öztan’ın sunumlarıyla başlıyor.</strong></p>
<p>Tarih Vakfı’nın düzenlediği “<strong>Olağanüstü Akademi Konferansları</strong>” 16 Mart’ta Berivan Gökçenay’ın “<strong>Üniversite, İfade Özgürlüğü ve Akademik Özgürlükler: Bir Yok Oluşun Ardından</strong>” başlıklı sunumu ve 17 Mart’ta akademisyen Ece Öztan’ın “<strong>Akademinin Ev Hali: Türkiye’de Bilim, Üniversite ve Toplumsal Cinsiyet</strong>” konuşmasıyla başlıyor.</p>
<p>Dr. Berivan Gökçanay, devlet güvenliği/milli güvenlik argümanlarıyla temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını konu ediyor. Söyleşide  yakın dönem örneği olarak “Barış İçin Akademisyenler” (BAK) imzacılarına yönelik soruşturmalar ve ardından Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile çok sayıda akademisyenin kamu görevinden ihraç edilme süreci ele alınacak.</p>
<p>Bir bildiri imzalamaları nedeniyle ihraç edilen akademisyenlerin aslında akademik özgürlükleri çerçevesinde hareket ettikleri ve bunun da temel bir insan hakkı olan düşünce ve ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hukuki normlar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarıyla açıklanmaya çalışılacak.</p>
<p>Konferans dizisi 17 Mart’ta Dr. Ece Öztan’ın “Akademinin Ev Hali: Türkiye’de Bilim, Üniversite ve Toplumsal Cinsiyet” konuşmasıyla devam edecek. Öztan’ın söyleşisinde, akademinin normatif beklentisi ve bilimin bir uğraş olarak tanımından başlayarak, akademik hayatın örgütlenişi ve işleyişi tartışılacak.</p>
<p>Akademik hayat ile iş piyasasındaki cinsiyet örüntülerindeki farklılıkları Türkiye’deki toplumsal cinsiyet rejimi içerisinde nasıl konumlandırabiliriz? Bu rejime damgasını vuran “ev hanımlığı” sözleşmesinin akademinin içi ve dışına yansımaları nelerdir? Akademi içerisindeki dikey, yatay ve içsel ayrışma örüntüleri nelerdir? Akademik hayat gerçekten “kadın dostu” mu? gibi sorulara yanıt aranacak.</p>
<p>Biri üniversite diğeri de araştırma-geliştirme merkezleri üzerine iki farklı saha çalışması verilerine de değinilerek, Türkiye’deki cinsiyet rejimine akademi ve bilimsel faaliyetin “içerisinden” bakılmaya çalışılacak.</p>
<p><strong>Dr. Berivan Gökçenay hakkında</strong></p>
<p>Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi lisans eğitiminin ardından yüksek lisansını yine aynı üniversitede tamamladı. 2000’den itibaren Yıldız Teknik Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde çalıştı. 2009’da özel hukuk alanında doktora derecesini aldı. Sussex Üniversitesi’nde araştırmacı olarak bulunmuş; ayrıca kısa bir dönem de çalışmalarını Arab American Üniversitesi’nde (Jenin/Filistin) ve İsrail’de yürüttü. Uluslararası Özel Hukuk, Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları Hukuku alanlarında araştırmaları ve yayınları bulunmakta.</p>
<p><strong>Dr. Ece Öztan hakkında</strong></p>
<p>Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki lisans ve aynı Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında üniversitede yüksek lisansını tamamladı. 2009’da Siyaset Bilimi doktorasını Marmara Üniversitesi&#8217;nden aldı. 2002’den itibaren Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü&#8217;nde çalıştı. 2005-2008 döneminde Amsterdam Üniversitesi, Göç ve Etnik Araştırmalar Enstitüsü’nde konuk araştırmacı olarak bulundu. Siyaset sosyolojisi, göç çalışmaları, sosyal bilimlerde araştırma yöntemleri, toplumsal cinsiyet çalışmaları, kadın istihdamı, yurttaşlık ve siyasal katılım konularında araştırma ve yayınları bulunmakta</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/15/tarih-vakfi-olaganustu-akademi-konferanslari-basliyor/">Tarih Vakfı “Olağanüstü Akademi Konferansları” başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
