<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kadın mücadelesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadin-mucadelesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadin-mucadelesi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Mar 2023 12:42:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>kadın mücadelesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadin-mucadelesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yaşam Savunuculuğundan Ekofeminizme&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/17/yasam-savunuculugundan-ekofeminizme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Sep 2021 08:02:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Akbelen]]></category>
		<category><![CDATA[ekofeminizm]]></category>
		<category><![CDATA[HES]]></category>
		<category><![CDATA[İkizköy]]></category>
		<category><![CDATA[kadın mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[termik santral]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74420</guid>

					<description><![CDATA[<p>HES’lere karşı mücadeleden madenlere karşı mücadeleye kadar kısmen kentte yaşayıp da hala kırsalla bağlantısı olan doğa savunucularının çoğu kadındır. Ekmek teknelerinin tahrip olmakta olduğunu çabucak görürler ve eve sahip çıkma ihtiyacı duyarlar. Ancak bu durum o hareketleri kadın hareketi yapar mı? Bence büyük bir soru işareti var burada.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/17/yasam-savunuculugundan-ekofeminizme/">Yaşam Savunuculuğundan Ekofeminizme&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kadının dik durması ya da kadınların dik durması neye bağlıdır?</p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkizköy&#8217;de Akbelen ormanının kesilerek termik santral için altından kömür çıkarılmasına direnen köylüler durumun tarafsız bir gözle irdelenmesi için yargıya başvurmuşlardı. 7 Eylül&#8217;de yol kenarında keşif heyetini bekleyenler arasındaydım. Keşifçiler yöre halkını ve avukatlarını hiçe sayarak hızla alana doğru ilerleyince Neşe Işık’ın simşek gibi aramızdan ayrılıp keşif heyetine ulaşmak için koşmasındaki kararlılığı görecektiniz… Aylardır keşif heyetindeki bilim insanları ve hakimin yörenin flora ve faunası, arkeolojik değerleri ve köylünün geçim kaynakları vb gelecekteki olası etkilerine tarafsız gözle bakmasını bekleniyordu.  Ne yazık ki ilerleyen zamanlarda keşif başlangıcı kadar sürecin de sağlıksız ilerlediği duyumlarını aldık. Avukatlar ve yöreye uzun yıllar emek vermiş çevre mühendisi arkadaşımıza aşağılayıcı ve küçük düşürücü söylemler bir hakim ağzından sarf edilmiş durumdaydı. Oysa yaşam alanı savunucuları o hakimin ve ailesinin ve hatta torunlarının dahi geleceğini savunuyorlardı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son 20 yıldır birçok ülkenin gerek küresel iklim değişimi nedeniyle gerekse hava kalitesinin canlı sağlığına etkileri nedeniyle termik santraller miladını doldurmuş olarak ilan edildi ve tarihin çöplüğüne karıştı. Rüzgar haritalarına göre Muğla yöresindeki termik santrallerin Mısır&#8217;da dahi partikül zehirlenmesine  yol açtığı tespit edilmiş durumda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkizköy&#8217;deki direnişte köylü Neşe Işık arkadaşımızın yüzündeki ışık da bu sağduyunun bilgileriyle donanmış olmasından olmalı… O gerçeğe dayalı bilgiye susamışlığı onun hep dik durmasını sağlıyor olmalı. Çünkü hakikat insanı dik tutar! </span></p>
<h5><b>Bugünlerde Dünyanın Başka Yerlerinde Dik Duran Kadınlar</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaklaşık 20 yıldır ABD işgalinde olan Afganistan&#8217;dan Ağustos ayında Joan Bieden yönetimiyle askeri gücün geri çekilme anonsu yapıldı. Atakta bekleyen Taliban nedeniyle Afganistan halkının ve özellikle kadınların yaşamı alt üst olmuştu. Can güvenlikleri, günlük yaşamları ve kısacası gelecekleri karartıldı. Bu elbette beklenen bir şeydi&#8230; Ancak belki çoğumuz hala dünya kamuoyundan ümitsizce bir mucize bekliyorduk… Ancak Taliban rejiminden kaçmaya çalışanlar kadar ülkede kalıp direnmeyi seçen  kadınların ayağa kalkıp dik durması uzun sürmedi. Kaotik bir durum olsa da sadece Pencir bölgesinde değil, başka bölgelerden de gelen haberler kadınların artık ortadoğuda patriyarkanın köklerini söküp atma kararlığının fısıltısını duyuruyordu. Daha önce Suriye&#8217;de ISIS gibi Taliban&#8217;ın da namus adı altında önce kadın vücudu ve ruh bütünlüğünü hedef aldığını biliyoruz.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ortadoğu coğrafyası dünyada patriyarkanın en güçlü olduğu bölgelerden biri. Dolayısıyla bu duruma en köklü yanıt veren Rojawa&#8217;da olduğu gibi yine kadın örgütlenmeleri olacağa benziyor. Kadın örgütleri bölgeden uzaklaşmak isteyenlere destek olunabilir ama aslolan orada kalıp bir özgürlük alanı yaratmaktır diyor. </span></p>
<h5><b>Ekolojk Harekette Dik Duran Kadınlarda Ne Eksik?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kırsalda üretici kadınlar genelde biriktirmeye yönelik değil, geçimlik ekonomilerden yana oldukları tarımın ortaya çıkmasından bu yana neredeyse değişmemiştir. Çünkü biriktirmenin kaynağı doğayı fazla kullanmak ve tüketmeye giden yola hizmet ettiklerini bilirler. Dolayısıyla böylesi kadınlar doğaya yalnızca bir gıda sepeti olarak değil, aynı zamanda her bir meyvede ve çekirdekte o gıdanın yetiştiği dünyayı görürler.  Başka bir deyişle doğaya bir kaynak deposu olarak değil, bir ekosistem bütünlüğü orman ya da sulak alan bütünlüğü olarak bakarlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu bağlamda HES’lere karşı mücadeleden madenlere karşı mücadeleye kadar kısmen kentte yaşayıp da hala kırsalla bağlantısı olan  doğa savunucularının çoğu kadındır. Ekmek teknelerinin tahrip olmakta olduğunu çabucak görürler ve eve sahip çıkma ihtiyacı duyarlar. Ancak bu durum o hareketleri kadın hareketi yapar mı? Bence büyük bir soru işareti var burada&#8230; Biraz daha açmaya çalışırsak; Daha önce köy merkezinde erkeklerin köy meydanı olan kamusal alanda vücudunu küçülterek ve utanarak oradan geçen kadın, yaşam savunuculuğuna soyununca kamusal alanda bilinçsiz de olsa beden diliyle erkek kadar genleşme ihtiyacı duyar. Güvenli duruşu hakikatin yanında olduğundandır. Medya önünde dahi erkeğe göre daha da dik durması bundandır. Çünkü kamusal alanda söz söylemeyi belki de ilk kez keşfetmiştir ve hatta yılların ezilmişliğine genleri meydan okumak ister. Bunu İkizköy&#8217;de Akbelen orman savunmasında gördüğümüz gibi Rize&#8217;de taş ocağına karşı çıkan İkizkdere kadınlarında da görmekteyiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak patriyarkanın diliyle ‘ata toprağını korumak’, ‘dede topraklarının savunmasın’dan söz ederken hem erkekleşerek militarist dille karşısında duran gücü sindirmeyi amaçlayan kadın aynı zamanda patriyarkal dili perçinlediğinin acaba farkında mıdır? O halde bu hareketler içinde kadına gerçek anlamda kalıcı özgürlük alanı nasıl yaratabilir? Bu noktada yaşam savunuculuğunda kültürün önemli bir parçası olan dilin ne kadar önemli olduğuna değinmek isterim. İlmek ilmek yeni bir direniş kültürü örülecekse kadına kalıcı özgürlük alanları kazandırmak önemli olmalı. Bu da ancak ekofeminist politikayla olur. Yoksa yöresindeki hareketler sönümlendiğinde kadınlar o zamanları yalnızca bir anı niteliğinde hafızaların bir köşesinde tanırlar.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak ekofeminist politika öz olarak yaşam savunuculuğuna dayanır. Tabiatı itibariyle tüketime, doğanın materyal olarak görülmesine kısacası kapitalizme karşıdır. Ekofeminizmin tarihine baktığımızda kadınlar yaşam alanlarına (özellikle ormansızlaştırma kapsamında) 18 YY&#8217;da İndus Vadisi&#8217;nde kralın tahakkümüne karşı çıkmaya ve sonra da 1970’lerde Hindistan&#8217;daki </span><i><span style="font-weight: 400;">Chipco</span></i><span style="font-weight: 400;"> hareketine kadar uzanır. O halde bize düşen yaşam savunucusu kadınların feminist politikada nasıl yer alabilecekleri üzerine düşünmemizdir..</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Bu yazıyı tüm yaşam savunucusu kadınlara adıyorum.</span></i></p>
<p><em>Görsel: Getty Images</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/17/yasam-savunuculugundan-ekofeminizme/">Yaşam Savunuculuğundan Ekofeminizme&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran’da Kadınların Öfkesi Örgütlü Güce Dönüşüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/24/iranda-kadinlarin-ofkesi-orgutlu-guce-donusuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jul 2018 13:18:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Çarşamba]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın mücadelesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29049</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazı Hilal Tok tarafından yazılıp Ekmek ve Gül sitesinde yayınlanmıştır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/24/iranda-kadinlarin-ofkesi-orgutlu-guce-donusuyor/">İran’da Kadınların Öfkesi Örgütlü Güce Dönüşüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İran’da ekonomik temelli ayaklanmaların ülke geneline yayılması, binlerce kişinin sokaklara dökülmesi rejim tarafından sert biçimde bastırıldı; ama işçiler, kadınlar ve öğrenciler geri adım atmıyor.</p>
<p>2017 yılının sonlarında İran’ın hiç beklenmedik bir bölgesinde, İslam’ın ve rejimin hakim olduğu Meshed şehrinde toplumsal ayaklanmalar başladı. Ekonomik boyutlu bu ayaklanmalarda özellikle emekçiler en temel ihtiyaçlarının dahi karşılanamaz hale gelmesine ve bunun karşısında rejimin kemer sıkma politikalarına tepki gösteriyordu. Meshed’de başlayan bu ekonomik temelli ayaklanmaların ardından tepkiler ülke geneline yayıldı ve birçok şehirde eylemler hak ve özgürleri talep eden mücadele çağrılarına dönüştü. Binlerce kişi sokaklara dökülürken korku rejiminin bu mücadelelere cevabı sert oldu. Tehditler, gözaltılar, tutuklamalar, işkenceler, ölümler&#8230; Ancak buna rağmen özellikle işçi, kadın ve öğrenci eylemlerinde geri adım yok.</p>
<p>İki ay önce patlak veren eylemler sırasında sokağa çıkanlara verilen tutuklama kararlarından biri de A. Samad’e çıkmıştı. A. Samad, sırf rejimi protesto ettiği, düşüncelerini özgürce haykırmak istediği için suçsuz yere vaktini hapishanede geçirmek istemedi ve ülkeyi terk etme kararı aldı. E. Ava da toplumsal baskıdan ve aldığı tehditlerden kurtulmak için okulunu yarıda bırakarak arkadaşı A. Samad ile birlikte Türkiye’ye geldi. E. Ava ülkesindeki baskılardan bunalmış, eşit ve özgür bir yaşam için tüm o karanlığın içinde mücadele eden bir kadın. Tebriz’de yaşayan E. Ava kısa bir zaman önce Türkiye’ye geldi. Okuluna burada devam etmek ve eğitimini tamamlamak istiyor. Ülkesini, yaşadıklarını, kadınların, işçilerin, mücadelenin durumunu sorduğumuz derin bir sohbete giriyoruz E. Ava ile. En büyük arzusu artık rejimin son bulması ve İran’da işçi sınıfının iktidara geldiği bir sosyalizmin yaşanması&#8230; Bu konuda oldukça umutlu, çünkü rejim her ne kadar engeller koysa da baskının insanları artık bıktırdığını ve öfkenin çoğaldığını düşünüyor. Özellikle de kadınlar arasında&#8230;</p>
<h5>9’UNDA BAŞÖRTÜSÜ, 13’ÜNDE EVLİLİK&#8230;</h5>
<p><span style="color: #000000;"><b><i>İran’daki kadınlar hangi baskılarla, ayrımcılıklarla, yaşıyor?</i></b></span></p>
<p>İran’da baba izni olmadan kadınlar evlenemiyor. Koca izni olmadan İran’dan çıkamıyorlar. Kız çocukları 9 yaşında başörtüsü ile dolaşmak zorundalar. Boşanan kadınlar çocukların velayetlerini alamıyorlar. Sadece evlenmeden önce bir sözleşme yapılırsa kadın çocuklarını alabiliyor. Sözleşme yoksa, çocuklar annelere verilmiyor. ‘İslam’ yönetiminin insanlar üzerinde etkisi çok olmuş. O yüzden bir kız evlenirken ‘ben boşanma izni istiyorum’ diye sözleşme yaptırmıyor genelde. Kanuni evlilik de imam nikahı. Mesela erkeğin yasal olarak 4 kadınla evlenmesinde sorun yok. Ama kadın mahkemeye gidiyor ve kocası başkası ile evlendiği için boşanmak istediğini söylüyorsa ‘Kaçıncı evliliği? Dört tane dolmamışsa sorun yok’ diye cevap alıyor. Bu yüzden kadınlar boşandıktan sonraki toplumsal baskılar ve hukuki engeller sebebiyle boşanmayı çok tercih etmiyorlar. Bu nedenle birçok kadın intihar etti İran’da. Kanunda olmasa bile boşanmış kadın toplumsal baskıdan ötürü mutlaka babasının evine dönmek zorunda ve çoğu zaman ev vermiyorlar kadına.</p>
<p>Futbol statları da yasak kadınlara. Ya da erkeklerin spor yaptığı yerlere gitmek&#8230; Üniversitede bazı bölümleri de seçemiyorlar. Çünkü erkeklere oranla daha az kontenjan açıyorlar bölümlerde ya da hiç açılmıyor.</p>
<p>Kadın 18 yaşını doldurduğu halde bir kere babadan izne dair imza alırsa pasaport alabiliyor ve yurt dışına çıkabiliyor, ama 18 yaşından önce her çıkışta babadan izin kağıdı alması lazım. Baba yoksa büyükbaba ve amcadan, hiçbir şekilde anne karışamaz. Çocukların lise diploması bile babaya veriliyor, annenin bunları alması yasal değil.</p>
<p>Çalışma yaşamındaysa kanuni olarak yasak yok. Fabrikalarda kadın erkek karışık çalışıyorlar mesela, birlikte sömürülüyorlar. Kadınların eğitim görmesine dair de kanunda bir yasak yok ama yine toplumsal baskı oluyor kız çocuklarının okumasına karşı. Ayrıca ilkokul ve lise eğitimi İran’da kız-erkek ayrı oluyor. Ancak üniversitede karma eğitim var. Ama karma üniversitede bir erkekle yan yana, el ele gezmek yasak, bu disiplin soruşturması demek.</p>
<p>Otobüslerde de kadınlar bir tarafta, erkekler başka bir tarafta seyehat ediyor yani otobüs ikiye ayrılmış durumda.</p>
<p>Kanunda evlilik yaşı da 13 ama daha erkenden aile izni ile dini olarak evlendirmek yasal. Buna dönük tepkiler de oluyor bazı kesimlerde&#8230;<br />
Bir iki sene önceye kadar kadınlar daha pasifti ayaklanmalarda. Ama şimdi daha tepkililer. Daha örgütlüler. Çünkü artık öyle bir noktaya geldi ki baskı, kadınlar susmuyor ve rejimin karşısında boyun eğmiyorlar.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29053" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/iranda-kadinlarin-ofkesi-orgutlu-guce-donusuyor_0_1756.jpeg" alt="" width="450" height="300" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/iranda-kadinlarin-ofkesi-orgutlu-guce-donusuyor_0_1756.jpeg 450w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/iranda-kadinlarin-ofkesi-orgutlu-guce-donusuyor_0_1756-320x213.jpeg 320w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" /></p>
<h5>İRANLI KADINLARIN İNADI: BEYAZ ÇARŞAMBA</h5>
<p><span style="color: #333333;"><b><i>Bu baskılara, özellikle örtünme zorunluluğuna karşı kadınların tepkilerini gördük yapılan eylemlerde&#8230; Beyaz Çarşamba eylemleri çok yankılandı. Bu eylemler nasıl ortaya çıktı, şimdi durum ne?</i></b></span></p>
<p>Beyaz Çarşamba muhalif bir gazeteci olan Masih Alinezhad’ın çağrısıyla başladı. Genel olarak gençler yanıt verdi bu eyleme ancak ayrı ayrı mesleklerden, sınıflardan kadınlar da vardı. Bu eylemlere kadınların çocuklarıyla katıldığına da şahit olduk. Eylemler zamanla kitleselleşti. Mesela emekli kadın öğretmenler toplanıp eylemler yapmaya başladı, işçi kadınlar eylemlere katılmaya başladı. Çocukları siyasi suçtan dolayı içeride olan annelerin mücadeleleri (gerek cezaevi önünde beklemek olsun, gerek dışarıdakilere bilgi akışı olsun) daha da görünür oldu. Kadınlar tehditlere ve güçlüklere karşı geri adım atmıyor.</p>
<h4>BAŞÖRTÜSÜNÜ ÇIKARTTIĞI İÇİN CEZA ALAN KADINLAR&#8230;</h4>
<p>Enghelab (Devrim) sokağında bir yüksekliğin üzerine çıkıp bir sopaya bağladığı beyaz çarşafını sallayan Vida Movahed tutuklandı. 19 aylık bebeği olan Vida Movahed’den bir süre haber alınamadı. Yakın zaman önce mahkemesi yapılan Vida Movahed 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı.<br />
Vida Movahed’in yanı sıra başörtüsünü çıkaran Narges Hoseini de 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı.<br />
Eylemler sırasında tutuklanan, öğrenci hakları ve medeni haklar için faaliyet yürüten Leyla Hasan Zadeh 6 yıl hapis ve 2 yıl yurt dışına çıkma yasağı cezasına çarptırıldı. Ve duruşması henüz yapılmayan ve beklemede olan bir sürü kadın var.</p>
<p>Her kadın bununla karşı karşıya aslında. Mesela biz dışarıda yürüyoruz, saçın çok dışarıda olursa, ojen olursa, makyajın çok olursa, pantolonun biraz kısa olursa zaten seni alıp götürüyorlar. Ve tutanak tutuyorlar, para cezası veriyorlar veya toplumda aşağılanma gibi cezalar veriyorlar.<br />
Rejimin kadınları engellemek için başka yolları da var. Mesela kadınların başörtülerini çıkarmak için çıktığı yükseltilere kadınlar çıkamasınlar diye dik engeller yapıldı. Ama kadınların eylemlerini destekleyen erkekler, gece saatlerinde engellerin üzerine ahşaptan zeminler yaparak kadınların o yükseltilere çıkmasına olanak sağladılar.</p>
<p>Mesela kısa bir zaman önce bir video ulaştı bana. Bir kadın başörtüsünü çıkarmış yürüyor, bir adam önüne arabayı kırıp kadını darp ediyor. Eskiden insanlar buna tepki vermezdi can korkusundan ama şimdi kadına yardıma koşuyorlar, tepki veriyorlar&#8230;</p>
<figure id="attachment_29050" aria-describedby="caption-attachment-29050" style="width: 450px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-29050" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/iranda-kadinlarin-ofkesi-orgutlu-guce-donusuyor_1_yuPM.jpeg" alt="" width="450" height="300" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/iranda-kadinlarin-ofkesi-orgutlu-guce-donusuyor_1_yuPM.jpeg 450w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/iranda-kadinlarin-ofkesi-orgutlu-guce-donusuyor_1_yuPM-320x213.jpeg 320w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" /><figcaption id="caption-attachment-29050" class="wp-caption-text">Kadınların başörtülerini çıkarmak için çıktığı yükseltilere engeller koyuldu ama o engeller de aşıldı.</figcaption></figure>
<h4><span style="color: #333333;"><b>YÜZ BİNLERCE KİŞİLİK TELEGRAM KANALLARI İLE HABERLEŞME</b></span></h4>
<p><span style="color: #333333;"><b><i>İran internetin bile çok kısıtlı kullanıldığı bir yer. Kadınlar nasıl birbirlerinden haberdar oluyorlar, nasıl örgütleniyorlar, eylem kararı alıyorlar?</i></b></span><br />
İçerdeki örgütlenmeler ya dışarıdakilere bağlı olarak yapılıyor ya da bireysel olarak yapılıyor, iki kişi, arkadaşlar kendi arasında vs&#8230; Ama arkadaşlar akrabalar bir örgüte bağlı olsalar bile hangi örgüte, neye bağlı olduğu bilinmiyor. Çünkü işkence ve sıkı takip var, güvenlik için gizliliğe dikkat ediyoruz. Mesela 100 bin kişilik telegram kanalları var, buralar haberleşme ağı olarak çalışıyor ve çok geniş bir kitleye hitap ediyorlar. Medyada göremediğimiz şeyleri oradan paylaşıyoruz. Sosyal medyadaki çağrıyı görenler direkt belirlenen yere gidiyor. Çağrıları genelde fenomen yazarlar, partiler veya siyasiler yapıyor.<br />
Ülke dışından yayın yapan televizyonlar bazen ideolojik olarak yön veriyor İranlı halka, bunlar takip ediliyor ama bunlar hep yasa dışı.</p>
<h6><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29052" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/iranda-kadinlarin-ofkesi-orgutlu-guce-donusuyor_2_V0rn.jpeg" alt="" width="450" height="300" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/iranda-kadinlarin-ofkesi-orgutlu-guce-donusuyor_2_V0rn.jpeg 450w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/iranda-kadinlarin-ofkesi-orgutlu-guce-donusuyor_2_V0rn-320x213.jpeg 320w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" /></h6>
<h5><span style="color: #333333;"><b>İRANLI KADINLARIN VE ERKEKLERİN ORTAK DERDİ: EMEK SÖMÜRÜSÜ</b></span></h5>
<p><span style="color: #333333;"><b><i>Ülkenin genel olarak sınıfları ve ekonomik durumları nasıl?</i></b></span><br />
Muhalif olanlar genel ortalamanın altında geçim ücreti ile yaşıyor. Ama refah içinde yaşayanlar genelde rejimden yanalar. Çünkü rejimden olmayan insan doktor olsa bile çalışamaz hale geliyor. Kumpas kuruyorlar, devre dışı bırakıyorlar&#8230; Onun için iki tabaka oluşmuş. Mesela Tahran’a gidiyoruz çok zengin, çok paraları olanlar da var ama akşam evleri olmadığı için mezarda yatanlar da çok.<b><i><span style="color: #311873;"><br />
<span style="color: #333333;">İran’da ülke dışına çok yansımayan ama epey fazla sayıda işçi eylemleri olduğundan da haberdarız aslında. İşçilerin özellikle işçi kadınların bu toplumsal harekette yeri ne?</span><br />
</span></i></b>Kanuni olarak eşit ücret görünüyor ama uygulamada kadın işçiler erkek işçilerden daha az ücret alıyorlar. Fabrikalarda hak gaspları olduğu için sürekli eylemler oluyor. Bizim telegram kanallarına sürekli videolar geliyor fabrikalardan. Rejim, oralardaki eylemlere her ne kadar daha ılımlı olsa da yine tutuklamalar ve baskılar kaçınılmaz oluyor.</p>
<p>Muhaliflerin eylemlerine işçiler de geliyor, kadın işçiler de var hatta. Mesela Ney Şeker Haft Tape’de büyük bir eylem vardı. Ve o eylemdeki en güçlü konuşmayı bir kadın işçi yaptı. Eylemlerde tutuklanan işçiler için diğer işçiler de ‘tutuklular serbest bırakılsın’ talebiyle eylemler yaptı. İran’daki işçilerin en büyük sorunu haklarını alamaması, ödemelerin çok uzun süre boyunca yapılmaması&#8230; Bu yüzden ödemeleri yapılmayan işçiler haklarını almak için eylemler yapıyor. Sadece geçtiğimiz hafta bile 42 işçi eylemi gerçekleşti.</p>
<h5>İSTEMEDİĞİN BİR YAŞAM İÇİNDE VAR OLMAK ÇOK ZOR</h5>
<p><span style="color: #333333;"><b><i>İran’da kadınların politikleşmesi ve örgütlenmesinin önünde büyük engeller olduğu görülüyor. Böyle bir atmosferde sen nasıl muhalif oldun ve mücadeleye giriştin?</i></b></span></p>
<p>Erken yaşlarda politik olmaya başlıyorsun aslında İran’da, çünkü kız çocuğu olduğun için baskılarla 9-10 yaşlarında yakından tanışıyorsun. Okulda olsun, dışarıda olsun&#8230; Zaten ailem politik olduğu için rejimin onların üzerinde de baskısı vardı, bunu görüyordum. Bu gibi durumlarda ister istemez politik oluyorsun çünkü istemediğin bir yaşam içinde var olmak çok zor.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://ekmekvegul.net/sinirlarin-otesi/iranda-kadinlarin-ofkesi-orgutlu-guce-donusuyor" target="_blank" rel="noopener">Ekmek ve Gül</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/24/iranda-kadinlarin-ofkesi-orgutlu-guce-donusuyor/">İran’da Kadınların Öfkesi Örgütlü Güce Dönüşüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızbes Seyhan Aydın: İsmime duyduğum tepkiden ömrüm hep eşitlik mücadelesiyle geçti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/02/cekev-kurucusu-izmir-kent-konseyi-kadin-meclisi-baskani-kizbes-seyhan-aydin-ismime-duydugum-tepkiden-omrum-hep-esitlik-mucadelesiyle-gecti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2017 12:14:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEKEV]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kızbes Seyhan Aydın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17368</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÇEKEV kurucusu ve İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Kızbes Seyhan Aydın&#8217;la yaptığımız röportajda Aydın: &#8220;İsmime duyduğum tepkiden ömrüm hep eşitlik mücadelesiyle geçti. Kızbes’ olmayan eşitlikçi, çoğulcu, sivil katılımcı demokratik düzen inşa edilinceye kadar da ömrümün yettiğince mücadeleye devam ediyorum.&#8221; dedi.  iğli Kadın Emeğini Değerlendirme Dayanışma ve Kültür Evi Derneği &#8216;ni (ÇEKEV) kuruluşunu ve çalışmalarını [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/02/cekev-kurucusu-izmir-kent-konseyi-kadin-meclisi-baskani-kizbes-seyhan-aydin-ismime-duydugum-tepkiden-omrum-hep-esitlik-mucadelesiyle-gecti/">Kızbes Seyhan Aydın: İsmime duyduğum tepkiden ömrüm hep eşitlik mücadelesiyle geçti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>ÇEKEV kurucusu ve İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Kızbes Seyhan Aydın&#8217;la yaptığımız röportajda Aydın: &#8220;İsmime duyduğum tepkiden ömrüm hep eşitlik mücadelesiyle geçti. Kızbes’ olmayan eşitlikçi, çoğulcu, sivil katılımcı demokratik düzen inşa edilinceye kadar da ömrümün yettiğince mücadeleye devam ediyorum.&#8221; dedi. </strong></h3>
<p><strong>iğli Kadın Emeğini Değerlendirme Dayanışma ve Kültür Evi Derneği &#8216;ni (ÇEKEV) kuruluşunu ve çalışmalarını konuşmak istiyoruz.  Ama önce kurucu üye olarak sizin hayat öykünüz ve mücadeleniz hakkında bilgi verebilir misiniz?</strong></p>
<p>ÇEKEV, Çiğli’nin Evka 2 mahallesinde kuruldu. Hedef kitlemiz eve iş alan, evlere işe giden, ev eksenli emekçi kadınlardan oluşmaktadır. Bana gelince, aklım erdi ereli ismime duyduğum tepkiden  ömrüm  hep hak, adalet eşitlik mücadelesiyle geçti. İsmim “kız kes, kız yeter, kız olmasın” anlamına geliyor. Bu refleksle kendimi önce sol, sosyalist cenahın içinde buldum. Daha sonra erkek egemenliğini de sistemle birlikte sorgulayan feminizmle tanışmamı sağladı. Sonra babama teşekkür ettim, iyi ki bana bu ismi vermişler. Bu isim bana hep mücadele sinerjisi verdi. ‘Kızbes’ olmayan eşitlikçi, çoğulcu, sivil katılımcı demokratik düzen inşa edilinceye kadar da ömrümün yettiğince mücadeleye devam ediyorum. Mesleğim öğretmenlik, hayatımı öğretmen olarak sürdürdüm.</p>
<p><span id="more-17368"></span></p>
<p><strong>ÇEKEV’in kuruluşuna giden süreç nasıl gelişti?</strong></p>
<p>ÇEKEV 2004 yılında kuruldu. Kurulduğu mahalle olan Evka2’de insanlar birbirleri ile karışıp kaynaşmada sorun yaşıyorlardı. Göçle gelenlerin varlığı, birbirine karşı ötekileştirmeler kaynaşmaya engel oluyordu. Moğollar müzik grubunun ünlü şarkısı ‘Bir şey yapmalı’dan hareketle arkadaşlarla bir araya geldik. Ve kadın günleri düzenledik. Kadınların bir araya gelmesine çalıştık. Bunda bir nebze de başarılı olduk. Ulaştığımız kadın sayısı binleri buldu. Amacımız semtteki kadınları hem birbiriyle hem de kent kültürü ile tanıştırmak, kadınların toplumsal, kültürel ve sosyal  hayata katılımını artırmak, yerel yönetimdeki söz, yetki, karar mekanizmalarına, kadın katılımını sağlayarak demokratik yönetişim, çoğulcu, katılımcı,  sivil demokrasinin gelişmesi için kadın aklının, kadın bilgeliğinin, kadın enerjisinin katkı sağlamasını olanaklı kılmak.</p>
<p><strong>Kadın örgütü olarak kurulsa da çevre ve toplumsal sorunlarla ilgili çalışmalar da yapıyorsunuz&#8230;</strong></p>
<p>Örgütümüz aynı zamanda semtimiz, ilçemiz ve ilimizin yerel sorunları ile ilgili çevre sorunlarından tutun her türlü toplumsal sorunların çözümünde farkındalık ve hak savunuculuğu etkinlikleri yaptı.  Özellikle mahallede kurulan baz istasyonlarına karşı çalışmalar yaptık. 10-11 yerden baz istasyonunu söktürdük. Evka 2 Merkez Camii’ne dikilen baz istasyonuna karşı hukuk mücadelesi verdik, kazandık. Kadınlar site, sokak, mahallede yaşadıkları sorunları ayda bir toplanan kadın meclisi toplantısında dile getiriyorlar. Bu öneri ve talepleri gerek yerel yönetimlere, gerekse, kamu  yönetim mercilerine taşıyarak çözüm önerileri sunuyoruz. Haftanın bir günü örgü günü düzenliyoruz. Herkes örgüsünü alıp geliyor. Hem sohbet ediyoruz hem örgü örerken iş birliği dayanışma hakkında çalışmalar yapıyoruz. Yine her çarşamba sinema günlerimiz var. Kadın-çevre-sağlık sorunlarını içeren filmler izleyip tartışıyoruz. Herkes gönlünden geçeni getiriyor. İş-Kur, Çiğli Belediyesi, Büyükşehir Kent Konseyi gibi yerel kurumlarla irtibat halindeyiz. İstihdamla ilgili üyelerimize destek sunuyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/02/cekev-kurucusu-izmir-kent-konseyi-kadin-meclisi-baskani-kizbes-seyhan-aydin-ismime-duydugum-tepkiden-omrum-hep-esitlik-mucadelesiyle-gecti/">Kızbes Seyhan Aydın: İsmime duyduğum tepkiden ömrüm hep eşitlik mücadelesiyle geçti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
