<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın Kadına Mülteci Mutfağı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadin-kadina-multeci-mutfagi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadin-kadina-multeci-mutfagi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 May 2021 11:27:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Kadın Kadına Mülteci Mutfağı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadin-kadina-multeci-mutfagi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mahalle Dayanışmasından, Güçlü Kadınlara&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/24/mahalle-dayanismasindan-guclu-kadinlara/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Sep 2019 07:26:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kadına Mülteci Mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[okder]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okmeydanı’nda yoksulluğun ve dayanışmanın bir araya getirdiği Suriyeli kadınlar kendilerinin var ettiği Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nı kendileri anlattı. Birbirinden farklı kadınları bir araya getiren bu mutfağın en önemli özelliği onları ayakları üzerinde duran, mutlu, güçlü birer kadına dönüştürmesi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/24/mahalle-dayanismasindan-guclu-kadinlara/">Mahalle Dayanışmasından, Güçlü Kadınlara&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Savaşın kendilerine biçtiği geleceksizliğe rağmen var olmaya çalışan, yolları bir mutfakta kesişen, reçelle yola koyulup başka başka lezzetleri sofralara taşıyan, kısacası emeğiyle güçlenen Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’ndaki her bir kadının hikayesi farklı. Onları ortaklaştıran en büyük şey ise bu mutfak. Çünkü burada hem eve katkı sunabildiklerini, hem birbirleriyle dayanıştıklarını, hem de özgüvenlerinin arttıklarını ifade ediyorlar. Okmeydanı’nda yoksullukla boğuşan Suriyeli kadınların bu mutfağı nasıl var ettiklerini<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/23/dayanismadan-dogan-mutfak-kadin-kadina-multeci-mutfagi/" target="_blank" rel="noopener"> dosyamızın ilk bölümünde anlatmıştık</a>. </span><span style="font-weight: 400;">Şimdi de kadınların bu mahalle dayanışmasının hayatlarında nasıl bir noktaya düştüğünü, kendi hikayelerini onlardan dinleyeceğiz. </span></p>
<p><strong>Kazandığımız Yetmiyor Ama Mutluyum</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sakine İbrahim, 40 yaşında. Şam’dan Okmeydanı’na 2013 yılında gelmiş. Mutfağı çok sevdiğini söylüyor, “Çok güzel bu mutfak. Biz birbirimize çok güveniyoruz. Güzel yemek yapıyoruz. İlk reçelle başladık. Her bir grup, bir reçel yaptık. Sonra mutfağa dönüştü. Mutfak beni güçlendirdi. Buraya geldiğimde çok üzgündüm. Dil bilmiyordum. Kültür bilmiyordum. Her şey çok zordu. OKDER’e gelip Umut abiyle tanıştım. Ben çalışmak istiyordum. Orada bir buçuk sene çalıştım. Hala dil problemi yaşıyorum. Şam’da büyük bir fabrikada müdürdüm. Buraya gelip overlokçuda çalıştım. Çok zordu. Suriye’de biz o kadar ‘çabuk çabuk’ çalışmıyoruz. Uzun saatler&#8230; Suriye’de öyle değildi. Biz burada Suriyeliyiz diye uzun saatler, düşük ücrete çalıştırıyorlar. Ben de bunu yaşadım. Sonra Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nı kurduk. Yetmiyor kazandığımız ama çok mutluyum. Güçleniyorum. Daha çok sipariş verilsin istiyoruz. Kira, fatura ağır geliyor burada.”</span></p>
<p><strong>Mutfağın Güçlendirdiği Bir Kadın: Gülistan</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mutfak sözcüsü, Suriye kürtlerinden 35 yaşındaki 4 çocuk annesi Gülistan Hasan’daki değişimi fark edebiliyorum. Kadın Kadına Mülteci Mutfağı kuruluşunda tanışmıştım ilk kendisiyle. O zaman daha çekingendi, konuşmayı çok tercih etmiyordu. O zamanlar “Bu mutfak umudumuz” diyordu. Şimdi ise “Güçlüyüm ve güçlü kadınları seviyorum” diyor. Bu mutfağın kurucularından biri Gülistan, “Mutfakla tanışmam çok şey kattı hayatıma. Geldim yeni arkadaşlarla tanıştım, evden çıkamıyorduk kimseye gidemiyorduk, nefesimiz daralıyordu. Ama burada hem arkadaşlarla muhabbet sohbet ediyoruz hem de yemek yapıyoruz. Çocuklarım açısından da etkinlikler oluyordu. Çocuklarım onlara katılıyordu onlar için de çok iyi oldu. En büyük kızım evden hiç çıkmıyordu  ilk zamanlar. Mutfaktan sonra o da kaynaştı insanlarla. Burada kadınlarla beraber hem yemek yapıyoruz hem de biraz olsun eve katkı sağlıyoruz. Burada yoksul olanlara sadece Suriyelilere değil Türklere de yardımcı olmaya çalışıyoruz. Durumları olmayan Türkler de var bu mahallede. Kazandığımızla bize gelen yardımlarla onların da ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Okul açıldığı zaman kırtasiye yardımlarında, kışın kömür yardımın da bulunuyoruz” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kadar yoksulken neden böyle bir yardım girişiminde bulunduklarını soruyorum Gülistan’a:</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">“Evde oturmaktan daha iyidir dayanışmak. Savaşı yaşadıktan sonra, buraya geldikten sonra hayatın acı yüzünü gördük. Açtık, susuzduk. Ama biz geldiğimizde bizimle dayanıştılar. Bize yardım ettiler biz de aynı şekilde dayanışmak zorundayız.”</span></p></blockquote>
<p><strong>Mutfaktan Sonra Özgürlüğümüzü Elimize Aldık</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Güçlü kadınları seviyorum” diyor Gülistan, kendisine  “peki sen kendini güçlü görüyor musun” diye soruyorum. “Evet” diye utanarak kafa sallıyor. Çocuklarını daha önce parka bile götüremediğini, korktuğunu, çekindiğini anlatıyor, “Dil bilmediğim için nefes alamıyorum gibiydi. Eve gelirken bile kayboluyordum sürekli. Duydum bir dernek varmış bu mahallede. Yardım var dediler. Ben de çıkıp geldim. Öyle tanıştım dernekle. Bir sene sonra en büyük kızım birinci sınıfa okula başladı. Çok mutlu oldum. Hem gittim yeni insanlarla tanıştım hem de dil öğrenmeye başladım kızımla beraber. İkinci kızım da okula başlayınca Türkçe anlamaya başladım iyice. Ama tam konuşamıyorum. Mutfakla tanıştıktan sonra daha çok özgürlüğümüzü elimize almış olduk. Toplantılara katılıyoruz, alışverişe gidiyoruz. Mutfak olduktan sonra özgüvenimiz arttı. Gözümüz açıldı. Dil olmadığı zaman insan sağır, dilsiz oluyor. OKDER bize çok yol gösterdi. Bir kadının güçlü olabilmesi için, korkmaması kendini ezdirmemesi lazım. ‘Yapabilirim’ demeli kadın.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı zamanda geçim derdinin hala bir sorun olduğunu anlatıyor Gülistan, “Geçinmek çok zor. Üç çocuğum okula gidiyor, eşim tek çalışıyor. Her sene evin kirası 150-200 lira artırıyorlar. Kaynanam bende kalıyor. Kamışlı’da evim yıkıldı. Evim dursaydı burada durmaz giderdim.” Sürekli kimlik sorunu yaşadığını söyleyen Gülistan’ın ayrıca devletten bir de talebi var, “İstiyorum ki devletten, kimlik sorununu halletsinler.” </span></p>
<p><strong>&#8216;Sevinince Hep Birlikte Seviniyoruz&#8217;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şam’dan gelen ve 4 yıldır Türkiye’de yaşayan 6 çocuk annesi Feryal Habip mutfağın en büyük kadını. “3 çocuğum Şam’da 3 çocuğum burada benimle. Onları özlüyorum” diyor ve gözyaşlarını tutamıyor. Araya uzun bir sessizlik girdikten sonra derneği heyecanla anlatmaya başlıyor. “Okmeydanı’na geldikten sonra OKDER ile tanıştık. Daha sonra mutfak kuruldu. Mutluyuz. Yeni insanlarla tanıştık, tamam benim vatanımın insanları ama hepsi ayrı şehirden insanlar. Ben insanlarla kaynaşmayı seven bir insanım, yemek pişirmeyi de çok severim. Burada olmak bana çok iyi geliyor. Kadınlar üzüldüğü zaman hepimiz birbirimize üzülüyoruz, birbirimize yardımcı oluyoruz. Sevinince hep birlikte seviniyoruz. Ben onların en büyüğüyüm hepsi benim kızlarım gibi.”</span></p>
<p><strong>Az Da Olsa Katkı Sağlamak İçin Çalışıyoruz</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçim derdinin zorluğundan o da bahsediyor ve siparişlerin artmasını istiyor, “Kocam yaşlı çalışmıyor. İki oğlum var üniversite çağında ama şimdi tekstil köşelerinde çalışıyorlar. Bir tanesi faturalara, bir tanesi yemeğimize çalışıyor. Suriyeliler diye yarı fiyata çalıştırıyorlar. Burada hayat, yaşamak çok zor. Biz Suriye’deyken varlık içinde yaşardık. Eşim tek çalışıyordu bize yetiyordu. Ama burada 3-4 kişi de çalışsa da yetmiyor. Şam’da kadın dışarı çıkmaz, çalışmaz ama burada mecburuz. Az da olsa katkı sağlamak için çalışıyoruz.”</span></p>
<p><strong>Buraya Gelir Kapısı Olarak Bakmıyoruz</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyeli kadınların arasında bir de Türk var. Adı Feride. Buradaki kadınlara tercümanlık yapıyor. Dayanışmanın en güzel örneklerinden birini de gösteriyor aslında. Suriyelilerle öyle iç içe ki kimi zaman onu bile Suriyeli sanıyorlarmış. “Ben de bu mahallede oturuyorum aslen Türk’üm. Tercümanlık yapıyorum kadınlara hem de bu mutfakta çalışan kadınlardan biriyim. Arapça biliyorum. Suriyeli kadınlarla geçiyor günlerim benim. Onlar bu mahalleye geldiğinden beri öyle. Mutfakla da şöyle tanıştım; Okul aracılığıyla okulda bir komşumun çocuğuyla Suriyeli bir kız çocuğu arasında sorun olmuştu. Okula gitmiştim onun için. Müdürle görüşmüştük. Müdür de benim Arapça bildiğimi görünce Umut beye (OKDER Başkanı Umut Dede) yönlendirdi. Öyle başladık. O zaman mutfak yeni yeniydi. Reçeller yeni yeni pişmeye başlıyordu o zamanlar. Ben dernekten önce de Suriyeli kadınların çoğunu tanıyordum mahalleden. Onların kimlik karakol, hastane işleri oluyordu. Yardım için gidiyordum, tercümanlık yapıyordum herhangi bir ücret almıyordum tabii. Daha sonra buraya geldiğimde başka Suriyeli kadınlarla da tanıştım. Ben onları seviyorum. Onlarla zaman geçirmeyi de seviyorum. Beraber çalışıyoruz burada. Sipariş geliyor, alışverişini, yemeğini, hazırlamayı birlikte yapıyoruz. Teslim işini genelde ben yapıyorum. Giderleri çıkarıyoruz. Kalan 50 ise  bölüştürüyoruz. Kirayı elektriği de biz ödüyoruz. 8 aydır biz döndürmeye çalışıyoruz mutfağı. Sipariş gelirse güzel. Kadınlar memnun hayatından sadece parasal yönden bakmıyoruz bu mutfağa bir nebze derdimizi anlatıyoruz birbirimize. Bize terapi gibi bu mutfak. Çok bir geliri yok ama dedim ya gelir kapısı olarak bakmıyoruz buraya. Mesela benim kızımın doğum günüydü dün. Burada birlikte pişirdik kutladık. Beraber yaptık yani onlar için de değişiklik oluyor.”</span></p>
<p><strong>Onlar Da Yoksul, Biz De</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyelilere dönük önyargılara da şöyle cevap veriyor Feride, “Ben şahsen onlarla yaşıyorum 5 senedir. Ben üzülüyorum onların durumuna. Kendimi koyamıyorum bile yerlerine. Devlet 4-5 ayda bir kimlik değişimi yapıyor, devamlı göç idaresine gidiliyor. Göç idaresinde köpeğe bile öyle davranılmaz. Azarlıyorlar, kovuyorlar. Yaşlısı, genci, hamilesi bakmıyorlar. Şahsen ben kendimi onların yerine koyamam çok zor durumdalar. Türkiye’nin bir mülteci için koşuları çok ağır. Onlar bizim gibiler. Biz nasıl kiracıysak, kira, elektrik doğalgaz ödüyorsak onlar da ödüyor. Onlar da yoksul. Biz de. Çoğu yardım almıyor. Ben kendim görüyorum çok zor durumdalar. Türkiye de ‘gelip işimizi elimizden alıyor’ diyorlar. İmza toplayıp Suriyeli çocukları okuldan atmaya çalıştıkları da oldu, otobüse bindiğimizde Suriyelilerle gezdiğim, Arapça konuştuğum için bize kötü sözler söyleyenler oldu. Çok ırkçılık oluyor. Türkler Suriyelilerle arkadaşlık yapsa kendileri gibi olduklarını görür. Suriyeliler misafirperverdir. Ben 5 senedir içlerindeyim. Beni kendi ailelerinden gibi görürler. Önyargıyla davranmasın insanlar, dayanışsınlar. Sonuçta ölümlü dünya, bugün varız yarın yokuz. Benim komşularım arkadaşlarım onlar. Mutluyum onlarla. Sadece Suriyelilere değil, her insana önyargıyla davranılmasın. Önce tanıyın.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/24/mahalle-dayanismasindan-guclu-kadinlara/">Mahalle Dayanışmasından, Güçlü Kadınlara&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dayanışmadan Doğan Mutfak: Kadın Kadına Mülteci Mutfağı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/23/dayanismadan-dogan-mutfak-kadin-kadina-multeci-mutfagi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/23/dayanismadan-dogan-mutfak-kadin-kadina-multeci-mutfagi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Sep 2019 10:38:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kadına Mülteci Mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Umut Dede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42460</guid>

					<description><![CDATA[<p>Savaşın başka başka yerlere savurduğu milyonlarca Suriyeli kadından 17’sinin yolu bir mutfakta nasıl kesişti? Kadın Kadına Mülteci Mutfağı destekçilerinden OKDER Başkanı Umut Dede anlatıyor; 'Bizim bu kadınların kendi ayakları üzerinde durması gerektiğine dair düşüncemiz vardı.'</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/23/dayanismadan-dogan-mutfak-kadin-kadina-multeci-mutfagi/">Dayanışmadan Doğan Mutfak: Kadın Kadına Mülteci Mutfağı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Suriye’de süren savaştan kaçarak Türkiye’ye gelen yüz binlerce Suriyeli hayatta kalma mücadelesi veriyor yıllardır. Kimisi tekstil atölyelerinde düşük ücrete, kimisi büyük fabrikalarda acımasızca koşullar altında çalışıyor. Bir biçimde hayatta kalmak için mücadele eden Suriyelilerin yaşam biçimlerine, çalışma koşullarına verilecek örnek çok. Ancak savaşın başka başka yerlere savurduğu milyonlarca Suriyeli kadının 17’sinin yolu bir mutfakta nasıl kesişti onu aktaracağım: Kadın Kadına Mülteci Mutfağı&#8230; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2017 yılının başında açılışını yapan, Okmeydanı’nda Mahmut Şevket Paşa Mahallesi’nde yaşayan Suriyeli kadınlar, yola ilk önce üzüm, elma, erik reçeli yaparak başladı. Mutfağın serüvenini bize kuruluşunda büyük bir dayanışma gösteren OKDER (Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) başkanı Umut Dede anlattı.  </span></p>
<p><strong>&#8220;İnsanlığımızdan Utandık&#8221;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-70557 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/umut-dede-640x359.jpeg" alt="Umut Dede" width="360" height="202" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/umut-dede-640x359.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/umut-dede.jpeg 700w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />OKDER Başkanı Dede, şöyle anlatıyor bu serüvenin başlangıcını: “OKDER 2014 yılında kuruldu, 2015 yılında da mahallemize mülteciler gelmeye başladı. Biz mültecilerin televizyonlarda duyduğumuz gibi her şeylerinin devlet tarafından karşılandığını, hiçbir sorunlarının olmadığını sanıyorduk çünkü öyle gösteriliyordu. Sonra biz buradaki yoksul komşularımız için ikinci el kıyafet, eşya kampanyası başlattık. Bu ihtiyacı karşılamaya çalışırken mülteci komşularımızın da gelip “bunları alabilir miyiz” demesine şahit olduk. Şaşırdık, çünkü ihtiyaçları olduğunu bilmiyorduk. Sonra onlarla sohbet etmeye başladık; ‘Neden sizin yok mu, devlet size vermiyor mu” sorularını sorunca bizleri evlerine davet ettiler. Biz onların sadece dört duvardan evlerini görünce insanlığımızdan utandık. Biz dernek olarak hemen bütün üye arkadaşlarımızla toplandık ve mültecilerin bütün evlerinin dolaşılmasına kimin neye ihtiyaçları varsa tespit edilmesi gerekliliğine ilişkin araştırma yapmaya başladık. Bizim buradaki komşularımıza kucak açmamız gerekiyordu. Elimizden geldiği oranda&#8230; O zaman çok aktif bir gönüllü ağına ihtiyacımız vardı çünkü burada yaşayanların bütün ihtiyaçlarının karşılanması lazımdı. Sade ev eşyaları değil bu insanların eğitim sorunları, hayata katılımları, sağlık sorunları, çocukların durumuna ilişkin de iyileştirmeler yapmalıydık. Ayrıca çocuklar travma geçirmişlerdi savaştan ötürü, onlar için acil bir şekilde çalışmalara başladık. Ancak çok fazla yoksul vardı.  Sadece Okmeydanı’nın 8 mahallesinden insanlar yardım almaya geliyordu. Çünkü tek destek veren yer bizim şu 50 metrekarelik yerimizdi.”</span></p>
<p><strong>Reçelle Başlayan Yolculuk</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-70559 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/kadin-kadina-multeci-mutfagi-640x359.jpeg" alt="Kadın Kadına Mülteci Mutfağı" width="355" height="199" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/kadin-kadina-multeci-mutfagi-640x359.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/kadin-kadina-multeci-mutfagi.jpeg 700w" sizes="(max-width: 355px) 100vw, 355px" />Mülteci kadınlarla ilişkinin böyle başladığını söyleyen Dede, yardımlarla meselenin çözülemeyeceğini, bu yüzden daha kalıcı bir çözüm yolu aramaya başladıklarını belirtti, “Bizim bu kadınların kendi ayakları üzerinde durması gerektiğine dair düşüncemiz vardı. Bizim ömür boyu destek verme durumumuz da yoktu. Sonuçta bir dayanışma derneğiyiz ama bu insanların kendi ayakları üzerinde durması gerektiğine dair de bir şeyler yapmalıydık. Bunu kadınlarla konuştuk. Taşın altına elini koyacak olan 17 kadını tespit ettik ve ‘bu kadınlar ne yapabilir’ diye düşünmeye başladık. Henüz mutfak fikri yoktu. Hepsi farklı bölgelerin insanı fark, ettik ki hepsinin yemek kültürü de farklı. Ortak bir iş olsun diye başlangıç olarak ilkin reçelden başladık. Herkesin bildiği bir şeydi. Buradan bir Suriyeli kadının fikriydi isim de. Böylelikle ‘Kadın kadına mülteci mutfağı’ fikri çıktı. Ama daha ortada mutfak yoktu. Ya OKDER’de ya da kadınlar evlerinde yapmaya başladılar ilk başta reçelleri.”</span></p>
<p><strong>Dayanışmayla Var Oldu</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonrasında her şeyin dayanışmayla yürüdüğünü anlatıyor, ya mahalleli, ya dernek üyeleri, ya başka STK’lar ya da kendilerinden haberdar olan insanlar mutfağın malzemeleri için dayanışmada bulunmuş. Böylelikle şimdi içerisinde çalıştıkları bu mutfak oluşmuş. “Çok demokratik ve birbirine danışarak işlerini yürütüyordu kadınlar, hala da öyledir. Dayanışmayla var olduk. Bu yüzden bize gelen yardımları da hemen şeffaf bir şekilde paylaşıyoruz. Güveniyorlar da. Yavaş yavaş da mutfak profesyonelleşti. O kadınlarda o günden bugüne emeğiyle çalışarak devam ediyor”.</span></p>
<p><strong>Burası Ticarethane Değil Dayanışma Mutfağı</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dede, şöyle devam ediyor, “Türkiyeli ve Suriyeli kadınların bu mutfakta birlikte üretmelerini istiyoruz. 17 tane de yedek kadın seçtik mutfakta çalışması için ama siparişler yetersiz olduğu için onları katamıyoruz. Burada amacımız hem kadınların geçinebilmesi, hem de burada her kadının birlikte zaman geçirmesi. Birbirleriyle hemhal olsunlar, dost olsunlar, sosyalleşsinler, birbirleriyle bir dayanışma içinde de olsunlar diye burası var. Düzenli bir sipariş durumumuz olursa diğer listeye aldığımız ihtiyacı olan kadınlara da part time sipariş vereceğiz. Düzenli bir gelir olmadığı için geçinemiyor kadınlar. Kira, fatura çok olduğu gibi siparişte az. Burayı bilen STK’lar bile yemek siparişlerini buradan verse buradaki kadınların gelirlerinde güzel bir artış olur ve düzenlenir gelirleri.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Böylelikle Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’ndan haberdar olan herkese de sipariş vermeleri yönünde çağrı yapıyor Umut Dede.</span></p>
<p><strong>Mutfaklarında Çocuk Alanı Da Var</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-70560 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/kadin-kadina-multeci-mutfagi-1-640x359.jpeg" alt="Kadın Kadına Mülteci Mutfağı" width="332" height="186" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/kadin-kadina-multeci-mutfagi-1-640x359.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/kadin-kadina-multeci-mutfagi-1.jpeg 700w" sizes="(max-width: 332px) 100vw, 332px" />Artık kadınların burada birçok işi kendilerinin yürüttüğünü, OKDER olmadan da bu mutfağı çevirebildiklerini ve bu yolda kadınların çok yol kat ettiğini anlatıyor Dede, “Buradaki kadınların artık kendileri yapıyor, işletiyor, bize bağımlı olmadan hareket ediyorlar. Bizimki bir dayanışma ilişkisi. Buradaki kadınların çocukları var, çocuklarını bırakıp gidip bir yerde çalışamıyor ya da kocaları izin vermediği için çalışamıyor. Ancak biz burada bir çocuk alanı da yaptık. Kadınlar çocuklarını da yanında getirip burada işlerini yapabiliyor. Kocaları da buraya güvendiği için çalışmalarına izin veriyor. Şu anda biz bir kooperatif girişimiyiz. Buradaki amaçlardan biri de bu mahallede herkesin sağlıklı gıdaya ulaşması aslında. Bu yüzden de bir kooperatife ihtiyaç duyduk. Burası hem üretim hem tüketim kooperatifi olacak.” </span></p>
<p><strong>Kadınlar Önyargılara Da Direniyor</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyelilere dönük önyargının burada da karşılarına çıktığını söyleyen Dede bu sebeple buradaki kadınların yolculuğa ekside başladığını ifade ediyor, “Genelde yemekleri Suriyeliler yaptıkları için bir önyargı var. Kadınlar zaten mülteci oldukları için eksi ile başlıyor. Çünkü önyargı var ‘Bunlar Suriyeli, onların yemekleri pistir, kirlidir, bunların yemekleri yenmez’ diye bakılıyor. Ancak kim gelirse ne kadar temiz ve hijyenik olduğunu görüyor. Biz bu önyargıyı kırmak için tadım günleri yaptık. Yemeklerin tadına bakanlar gerçekten çok beğendiler. Çünkü lafla onları ikna edemeyiz, gelecekler bakacaklar. Bu Okmeydanı’nda daha temiz ve hijyenik bir mutfak bulamayız. Buna rağmen önyargı var o yüzden bu kadınlar bu önyargılara da direniyorlar.”</span></p>
<p><strong>Birlikte Yaşamak İstiyoruz</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dede, “Hepimiz insanız” diyor. İnsanlar arasında ayrımcılığın ırkçılığın olmaması gerektiğini savunuyor. “Kendi yoksulluğumuzun sorumlusunu bir başkasına değil bizi bu koşullara iten yönetenlere göstermeliyiz. Suriyeliler de biz de burada yoksul ve emekçiyiz. Burada bizim bir komşuluk hukuku tesis etmemiz lazım, çünkü Suriyelilerin dönme olasılığı çok zayıf ve dönerlerse orada ne ile karşılaşacağını bilmiyorlar. Biz onlara ‘gidin, orada ölün’ diyemeyiz. Bu insanlara kucak açmalıyız. Biz dernek olarak kucak açtığımızda bir kötülük görmedik tam tersine bir sürü şey öğrendik onlardan. İnsanları ötekileştirip yok saymamalıyız. Birlikte yaşamak istiyoruz.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/23/dayanismadan-dogan-mutfak-kadin-kadina-multeci-mutfagi/">Dayanışmadan Doğan Mutfak: Kadın Kadına Mülteci Mutfağı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/23/dayanismadan-dogan-mutfak-kadin-kadina-multeci-mutfagi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Yapılabilir Bir Şey Yaptık”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/17/yapilabilir-bir-sey-yaptik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eylem Sonbahar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Dec 2018 07:39:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hrant Dink Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşegül Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Ezgi Tuncer]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kadına Mülteci Mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[Kırkayak Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Hürbaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33283</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Mültecilerle dayanışma ve birlikte yaşam için müşterek mekanlar’ paneli Ezgi Tuncer’in moderatörlüğünde Kırkayak Kültür ve Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nın katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/17/yapilabilir-bir-sey-yaptik/">“Yapılabilir Bir Şey Yaptık”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hrant Dink Vakfı’nın düzenlediği ‘Mültecilerle dayanışma ve birlikte yaşam için müşterek mekanlar’ panelinde gönüllüler mekanların kuruluş hikayesini ve deneyimlerini aktardılar. Kadın Kadına</span><span style="font-weight: 400;"> Mülteci Mutfağı’ndan Zeynep Hürbaş bir araya geliş sürecine değindi. Hürbaş, “İlk olarak 18 kadın bir araya gelip atölyeler düzenledik. Evlerde toplanılıp reçeller yapıldı. Hiçbiri daha önce çalışmamış kadınlardı. Ortaklaştırdıkları alan mutfak oldu. Bu yaptıklarımız kadınlar için bir hobi değil. Biz istedik ki kadınların kendilerini güvende hissedebilecekleri bir mekan olsun. Çocuklarını rahatlıkla getirebilsinler. Sohbet edip, bir şeyler de üretebilsinler. Kadın Kadına Mülteci Mutfağı bambaşka hayatlardan insanların yollarının kesiştiği bir yer oldu. Mekan da tadım etkinlikleri düzenliyoruz. İnsanlar gelsin, yemeklerimizden yesin ve mutfağı görsün istiyoruz. Bize ulaşıp etkinliğe gelip fotoğraflarınızı çekmek istiyorum diyenler var. Böyle şeyler bizim için önemli çünkü gönüllü insanlara ihtiyacımız var. Kadınlar birlikte dayanışmanın güzelliğinin farkındalar. Yapılabilir bir şeyi yaptık.”</span></p>
<p><b>“Biz Kadınların Daha Görünür Olmasını İstiyoruz”</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33288" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/InShot_20181215_154308367-640x692.jpg" alt="" width="640" height="692" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/InShot_20181215_154308367-640x692.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/InShot_20181215_154308367-1024x1107.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/InShot_20181215_154308367.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/InShot_20181215_154308367-610x660.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/InShot_20181215_154308367-320x346.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kırkayak Kültür’den Ayşegül Ateş 2011 yılında resmi olarak kurdukları mekanın Gaziantep’te birçok meslek grubundan insanın bir araya gelmesiyle oluştuğunu dile getirdi. Ateş, &#8221;Bağımsız bir kurumuz. Kentin hafızasını oluşturmaya çalışıyoruz. 2011 yılında Suriye’deki savaşla Gaziantep’e göç başladı. Aktivistler Kırkayak Kültür’e gelmeye başladı, ki halen misafirhanemizde kalan aktivistler var. Bizler de gönüllülük esası ile çalışıyoruz. Çok kültürlülüğü kültür sanatla buluşturmaya önem veriyoruz ve bu doğrultuda çalışmalar, etkinlikler yapıyoruz. Gaziantep’te ilk film festivalini düzenleyen biz olduk. Onat Kutlar film festivali ismi ile düzenledik ama daha sonra ismi değiştirmek durumunda kaldık. Festivalimizin yeni ismi Zeugma Film Festivali oldu. Son 3 yıldır da göç üzerine araştırmalar yapıyoruz. Kısacası Kırkayak Kültür olarak deneyerek öğreniyoruz diyebilirim. Değişim güzel oluyor.” Emine Doğan ise Mutfak Matbakh Kadın Atölyesi’nin nasıl kurulduğunu anlattı. Doğan, &#8221;Mutfağımızın adı Mutfak Na, bizim mutfak demek. Kırkayak Kültür bünyesinde gönüllü olarak çalışan 3 kadın olarak kadınların mağdur gösterilmesine karşı olarak bu mutfağı kurduk. Toplantılar yaptık, Gaziantep’teki sivil toplum kuruluşlarını çağırdık. Mutfağımızın logosunu da açıklamak istiyorum. Yuvarlak bir masayı düşünün bu masada bulunan her kaşık ayrı bir kültürü simgeliyor. Biz kadınların daha görünür olmasını istiyoruz ve bu yüzden mutfağı onların üretim yaptıkları bir yer olarak kullanıyoruz.”</span></p>
<p><b>“Günlük Pratikler Üzerinden Bir Araya Gelmek Birlikte Yaşamı Kuruyor”</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-33289" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/InShot_20181215_154715932-640x604.jpg" alt="" width="640" height="604" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/InShot_20181215_154715932-640x604.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/InShot_20181215_154715932-1024x966.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/InShot_20181215_154715932.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/InShot_20181215_154715932-610x575.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/InShot_20181215_154715932-320x302.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dinleyicilerden gelen  “Kadın Kadına Mülteci Mutfağı Türkiyeli ve Suriyeli insanların kaynaşma mekanı haline geldi mi?” sorusunu Zeynep Hürbaş cevapladı. Hürbaş, &#8221;Bir mahalle içindeki dayanışmayı kurmak sadece bir Suriyelinin veya sadece bir Türkiyelinin yapabileceği bir şey değil. Çekinceler halen var. Bazen tepkiler de alıyoruz ama usanmadan, bıkmadan anlatmaya çalışıyoruz.” dedi. Birlikte yaşam ile ilgili gelen soruya Kırkayak Kültür’den Ayşegül Ateş komşuluk kavramına önem verdiklerini belirtti. Ateş, &#8221;Bu insanlar ülkelerine dönemiyorlar, başka yere gidemiyorlar. Hiçbir şey yapmamak yerine bu şekilde çalışıp üretiyorlar. Göç ile gelen insanlar bizi benimsemişse bize bu yeterli. Evet eksiğimiz çok ama deneyerek yanılarak öğreniyoruz. Ve günlük pratikler üzerinden bir araya gelmeyi planladığımız için birlikte yaşam zaten kendiliğinden oluşuyor.” diye ifade etti.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/17/yapilabilir-bir-sey-yaptik/">“Yapılabilir Bir Şey Yaptık”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Kadına Mülteci Mutfağı Gönüllü Çağrısı Yapıyor: Dayanışmanıza İhtiyacımız Var!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/13/kadin-kadina-multeci-mutfagi-gonullu-cagrisi-yapiyor-dayanismaniza-ihtiyacimiz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2017 11:02:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[OKDER]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllü çağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kadına Mülteci Mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15762</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suriye&#8217;den göç etmiş kadınların Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği&#8217;nde bir araya gelerek kurdukları Kadın Kadına Mülteci Mutfağı gönüllü çağrısı yapıyor. Mutfak&#8217;ın çağrısı şu şekilde; Kadın Kadına Mülteci Mutfağı olarak çıktığımız bu yolda, ev yapımı reçel ve turşularımızın umut vermeye devam etmesi için dayanışmanıza ihtiyacımız var. Suriye’den başlayıp dünyanın çeşitli yerlerine uzanan yolculuğumuzda Okmeydanı Sosyal [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/13/kadin-kadina-multeci-mutfagi-gonullu-cagrisi-yapiyor-dayanismaniza-ihtiyacimiz-var/">Kadın Kadına Mülteci Mutfağı Gönüllü Çağrısı Yapıyor: Dayanışmanıza İhtiyacımız Var!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Suriye&#8217;den göç etmiş kadınların Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği&#8217;nde bir araya gelerek kurdukları Kadın Kadına Mülteci Mutfağı gönüllü çağrısı yapıyor.</strong></p>
<p>Mutfak&#8217;ın çağrısı şu şekilde;</p>
<p>Kadın Kadına Mülteci Mutfağı olarak çıktığımız bu yolda, ev yapımı reçel ve turşularımızın umut vermeye devam etmesi için dayanışmanıza ihtiyacımız var.</p>
<p>Suriye’den başlayıp dünyanın çeşitli yerlerine uzanan yolculuğumuzda Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nde buluşmuş kadınlar olarak uzun süredir dayanışmayı örüyoruz. Komşuluğumuzla başlayan ilişkileri hayatımızı kazanma iradesine dönüştürme fikrini Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’yla yaşama geçirdik.</p>
<p><span id="more-15762"></span></p>
<p>Ekim ayından beri, savaşa, sürgüne, sınırlara karşı kadın dayanışmasının, bir aradalığın ve umudun reçellerini üretiyoruz. Bizlere destek olan kafe ve kolektiflerde reçel ve turşularımızı sergiliyor, üreti<span class="text_exposed_show">mde yeni yöntemler öğreniyoruz.</span></p>
<p>Bu süreçte malzeme temininden dağıtıma, tasarımdan ürün geliştirmeye ve yeni mutfak mekanımızı oluşturmak için emek vermeye bir çok alanda dayanışma grubuna katılacak yeni gönüllülere ihtiyacımız var!</p>
<p>Tanışmak, paylaşmak, beraber nasıl yol alacağımızı konuşmak üzere, 17 Haziran 2017, Cumartesi günü saat 14:00’te OKDER’e bekliyoruz.</p>
<p>Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği<br />
Mahmut Şevket Paşa Mah. İmranlı Sokak, No: 9<br />
Okmeydanı, Şişli</p>
<p>Çağrının İngilizce ve Arapça versiyonlarına ulaşmak için <a href="https://www.facebook.com/events/1850472288549099/?acontext=%7B%22ref%22%3A%223%22%2C%22ref_newsfeed_story_type%22%3A%22regular%22%2C%22feed_story_type%22%3A%22263%22%2C%22action_history%22%3A%22null%22%7D" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/13/kadin-kadina-multeci-mutfagi-gonullu-cagrisi-yapiyor-dayanismaniza-ihtiyacimiz-var/">Kadın Kadına Mülteci Mutfağı Gönüllü Çağrısı Yapıyor: Dayanışmanıza İhtiyacımız Var!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir komşu dayanışması örneği: Kadın Kadına Mülteci Mutfağı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/22/bir-komsu-dayanismasi-ornegi-kadin-kadina-multeci-mutfagi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2017 11:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kadına Mülteci Mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[komşuluk hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[okder]]></category>
		<category><![CDATA[Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11057</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Kadına Mülteci Mutfağı savaş yüzünden ülkesini terk eden ve yeni bir ülkede ayaklarının üstünde kalmaya çalışan 17 kadının beraber reçel ve turşu yaptığı bir mutfak. Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (OKDER) ise bu mutfağı kurmaları için kadınları destekleyen ve &#8220;komşuluk hukukunu&#8221; işlettiklerini söyleyen mahalleli insanlar. Kadınlardan mutfağa dair deneyimlerini dinledik ve OKDER bize [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/22/bir-komsu-dayanismasi-ornegi-kadin-kadina-multeci-mutfagi/">Bir komşu dayanışması örneği: Kadın Kadına Mülteci Mutfağı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadın Kadına Mülteci Mutfağı savaş yüzünden ülkesini terk eden ve yeni bir ülkede ayaklarının üstünde kalmaya çalışan 17 kadının beraber reçel ve turşu yaptığı bir mutfak. Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (OKDER) ise bu mutfağı kurmaları için kadınları destekleyen ve &#8220;komşuluk hukukunu&#8221; işlettiklerini söyleyen mahalleli insanlar. Kadınlardan mutfağa dair deneyimlerini dinledik ve OKDER bize Türkiye&#8217;de mülteci-vatandaş dayanışmasının nasıl kurulabileceğini anlattı.</strong><span id="more-17610"></span></p>
<h4>&#8220;Elimden gelen işler vardı ama sanki ellerim bağlıydı, gözlerim bağlıydı bu ülkede&#8221;</h4>
<p><strong>-Türkiye’ye ilk geldiğiniz zaman yaşadığınız zorluklardan bahseder misiniz?</strong></p>
<p><strong><em>Sakine:</em></strong> Savaş sürerken iki yıl kaldım Şam’da. Çok kötü şeylere şahit oldum, yaralılar ve ölüler gördüm. Sağlam bir ruh haliyle gelmedim buraya. 3.5 yıldır buradayım. Türkiye’de olmanın en büyük zorluğu yabancı olmak. O yabancılığı ve garibanlığı ister istemez hissediyor insan. İkinci olarak dil bilmiyordum ve bu beni çok zorladı. Elimden gelen işler vardı ama sanki ellerim bağlıydı, gözlerim bağlıydı bu ülkede. Bir sene tekstil atölyesinde çalıştım, makinada pantolon diktim. Bu şekilde geçimimi sağlamaya çalıştım reçel yapmadan önce.</p>
<p><strong><em>Meryem Alhamed:</em></strong> İstanbul çok pahalı bir şehir. 9 oğlum ve 1 kızım var. Bazıları Avrupa’ya gitti, burada kalanlar ise çalışamıyor. Küçükler okula gidiyor ve iki tane çocuğum ayaklarından hasta. Evde çalışabilecek durumda olan tek kişi benim.</p>
<p><strong><em>Süheyla Hallavi:</em></strong> Başta yardım almak için geldiğimiz derneğe düzenli olarak gelmeye başladık. Yaklaşık 600 Suriyeli aile gelmiştir buraya şimdiye kadar. Aynı şehirlerden gelmedik; ben Halep’ten geldim, Sakine Şam’dan, Meryem ana ise Haseke’den geldi. Suriye’nin hiç görmediğim şehirlerinden gelmiş insanlarla burada birbirimize destek oluyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11059" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/20170116_162326-e1485083026334.jpg" alt="" width="900" height="506" /></p>
<h4>&#8220;Hem birbirimize sahip çıkalım hem de ailemizi besleyelim dedik&#8221;</h4>
<p><strong>-Bu işe nasıl başladınız? Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’na siz nasıl katıldınız?</strong></p>
<p><strong><em>Sakine:</em></strong> Şam’dan geldiğimizde durumumuz çok iyi değildi. Okder’i duydum birinden. Kap kacak almak için geldim buraya ilk defa. Sonra buradaki gönüllülere “Benim biraz Türkçem var, isterseniz çevirmenlik yapabilirim” dedim. Onlar da kabul ettiler. O zamandan beri buradayım.</p>
<p><strong><em>Süheyla:</em></strong> Evde yaptığımız reçelleri satmak için yapma fikri hoşumuza gitti, şansımızı deneyelim dedik. Ev yapımı reçel çok satılmıyor İstanbul’da, biz evimizdeki tencerelerimizde yapıyoruz. İnsanlar beğeniyor. Siparişler geliyor, reçel ve turşularımızı övüyorlar. Bunlar bize cesaret veriyor.</p>
<p><strong><em>Meryem:</em></strong> Derneğe başta yardım almaya geliyordum fakat burada diğer Suriyelilerle de tanıştım ve birbirimize destek olmaya başladık. Sonra bir mutfak kurma fikri çıktı. Hem birbirimize sahip çıkalım hem de ailemizi besleyelim dedik. Dışarıda çalışamıyoruz çünkü çocuklar var, onları bırakıp tüm gün dışarıda çalışmak kolay değil. Dil bilmiyoruz. Evlerde çalışma yollarını aradık ve memleketimizde, evlerimizde yaptığımız reçel ve turşuları yapmaya başladık. Tatlısıyla tuzlusuyla yaşayalım dedik.</p>
<p><strong>-Mutfaktaki çalışmalarınızı anlatır mısınız? Buradaki işleyiş nasıl?</strong></p>
<p><strong><em>Süheyla:</em></strong> Grup grup yapıyoruz reçelleri. Hepsini aynı yerde yapacak kadar geniş bir mutfağımız olmadığı için çeşitli gruplar oluşturup birbirimizin evlerinde hazırlıyoruz reçel ve turşuları. Yaklaşık 17 kadınız şu an. Nar reçeli grubumuz var, elma grubumuz var, havuç grubumuz, ayva grubumuz ve turşu grubumuz var.</p>
<h4>&#8220;Sadece yardım almak yerine birbirimize yardım edebilmekten memnunum&#8221;</h4>
<p><strong>-Türkiye’de Suriyelilerle dayanışmak genelde gıda, elbise, sağlık yardımı yapmak şeklinde oluyor fakat Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği sizi iş kurmanız için teşvik ediyor. Bunu nasıl buluyorsunuz?</strong></p>
<p><strong><em>Sakine:</em></strong> Ben buraya geldiğimde durumum çok kötüydü fakat sadece kendimi düşünmedim. Diğer Suriyelilere de nasıl yardım edebileceğimi düşündüm. Yani birlikte ne yapabiliriz, birbirimize nasıl sahip çıkarız? Bunların yolunu aradım. O yüzden kadınlar olarak beraber çalışma fikrini benimsedim. Sadece bir kişi değil, hepimiz çalışıp emek verdik. Sadece yardım almak yerine birbirimize yardım edebilmekten memnunum.</p>
<h4>&#8220;Bizimle tanıştığında hamile olan kadınların çocukları bugün 2 yaşında ve hala bir aradayız, artarak çoğalıyoruz&#8221;</h4>
<p><strong>-Öncelikle dernekten başlayalım. OKDER nasıl kuruldu?</strong></p>
<p><strong><em>Songül Yerer Dede:</em></strong> Derneğimiz 2014 yılında kuruldu. Kentsel dönüşümle ve mahallenin sorunlarıyla ilgilenmek isteyen, 40, 50 yıldır bu mahallede bir arada yaşayan insanların kurduğu bir dernek. Türkiye’de 35 mahallenin bir üst çatı olarak kurduğu Mahalleler Birliği’ne de üyeyiz. Burada kentsel dönüşüm çalışmaları yürüterek mahalleliden yana gelişmeler yaşanması için uğraşıyoruz. Bunların yanı sıra mahallemizdeki ihtiyaç sahipleri için kıyafet ve gıda yardımı yapıyorduk. Kapıya astığımız ilana mülteci kadınların başvurduğunu gördük. Soba ve gıda ihtiyaçları olduğunu gördük ve onlarla tanışıklığımız bu şekilde başladı. Bizimle tanıştığında hamile olan kadınların çocukları bugün 2 yaşında ve hala bir aradayız, artarak çoğalıyoruz.</p>
<p><strong>-Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nı başlatan fikir nasıl ortaya çıktı?</strong></p>
<p><strong><em>Songül:</em></strong> Bu derneğin gönüllüleri emekçi, fabrikalardan emekli olmuş işçi insanlar çoğunlukla. Tek başımıza üstesinden gelemeyiz deyip sosyal medyada çağrılar yaptık. Bugün iki yıldır savaştan etkilenmiş çocuklar için pedogojik ve eğlenceli dersler veriyor gönüllüler. Bu insanlar evlerinde yaptıkları kekleri getirdi buraya, her şey gönüllülüğe dayalıydı. Fakat sorun çok büyük bir sorundu ve taşıma suyla değirmen taşı dönmez dedik. Diğer yandan sadece mülteciler için değil bu mahallede yaşayan diğer yoksul halklar için de bir dayanışma ağı örmeye çalıştık. Buradan sadece mülteciler değil ülkemizde savaştan kaçan, çatışma bölgelerinden kaçan yoksullar da yardım alıyordu. Fakat yeterli gelmiyordu. Sonunda sadece vererek olmaz dedik çünkü daima alıcı olmak da bu insanları aynı yerde saymaya mahkum eden bir şey.</p>
<h4>&#8220;Yüklerimizi eşit bir şekilde paylaşmak istedik, kadınlara seçenekler sunduk&#8221;</h4>
<p>(Masanın ortasında ikramlarla dolu tabağı göstererek) Şu tabağı sadece ben kaldırırsam tüm yük benim sırtıma biner fakat biz şimdi bu tabağı hep beraber sırtlanıyoruz. Yüklerimizi eşit bir şekilde paylaşmak istedik, kadınlara seçenekler sunduk. Çocukları olduğu için fabrikalara atölyelere girmek kolay değildi. Evde ne yapabiliriz diye düşünmeye başladık. Gerçi kadınlar bizden önce çözümler bulmuştu; evde tekstil işlerini düzeltip, incik boncuk yapıyorlardı fakat bunlar parça başı ücretlendirilen ve karşılığı çok fazla olmayan işler. Evde çocuklarına da göz kulak olabilecekleri bir iş düşünürken aklımıza reçel ve turşu yapmak geldi. Bildikleri bir işti, Suriye’de de yapıyorlardı. Üstelik tarifleri de bizimkinden farklı, örneğin onlar reçele tarçın katıyorlar.</p>
<p>Mutfaksızlık şu an en büyük problem. Evlerde toplanıp yapıyorlar reçelleri fakat üretim düşüyor. Malzeme parasını çıkardığımızda ellerinde pek bir şey kalmıyor fakat onlar yine de azimle reçel yapmaya ve turşu kurmaya devam ediyorlar. Kendi ayaklarının üstünde durmak istiyorlar ve bizim görevimiz onlara bunu yapmaları için yardım etmek. Yapılması gereken sadece para yardımı değil, örneğin bu kadınlar imalat yapabilecekleri bir mutfak arıyorsa kira ödemelerine yardım edilebilir veya bir gönüllü tesisatçı mutfağın tesisatını kurabilir kadınlar için. Bu şekilde onların ayakta durabilmeleri için dayanışabiliriz ve bu hepimize bir örnek teşkil eder. Bugün Okmeydanı’nda böyle bir şey başlatıldıysa yarın Beyoğlu’ndaki kadınlar cesaret alıp başka bir şey başlatabilirler.</p>
<h4>&#8220;Biz birbirimize yardım ederek var olan insanlarız. Yoksulluğumuzu paylaşabiliriz ve kendimize bir dayanak oluşturabiliriz”</h4>
<p><strong>-Bana göre yaptığınız iş bakımından Türkiye sivil toplumuna bir örnek teşkil ediyorsunuz. Çünkü sadece yardım eden değil dayanışmayı örgütleyen bir pozisyondasınız, mültecilerle beraber çalışıyorsunuz. Sizinkine benzer şeyler yapmak isteyen sivil toplum kuruluşlarına veya gönüllülere ne gibi tavsiyeler vermek istersiniz?</strong></p>
<p><strong><em>Songül:</em></strong> Gözünüzde çok büyütmemeniz gerekiyor. 10 kişi bile olsanız bir dernek kurmaktan korkmayın. Herkes gördüklerinden dolayı üzülüyor ama çoğu insan hiçbir şey yapmıyor. Gardıroplarını elden geçirirken atmak istedikleri, belki paspas bile olamayacak kıyafetleri bağışladıkları için iyilik yaptığını sananlar var. İyilik bu değil; iyilik dayanışmayla birbirimize ayakta durmayı öğretmektir. İki paket baklagille, bir aylık pirinçle bu sorunu çözemezsiniz artık. Şu saatten sonra mülteci dediğimiz bu insanlarla birlikte yaşayacağız biz. Almanya’ya giden Türkler her yıl “Geri döneceğiz”, “İkinci çocuk oldu geri döneceğiz”, “Yaşlandık geri döneceğiz” derler ama aslında çoğu geri dönmedi.</p>
<p><strong><em>Umut Dede:</em></strong> Öncelikle şu mevzuyu açmamız lazım; biz kendimizi bir sivil toplum kuruluşu olarak değerlendirmiyoruz. Biz kendi mahallemizde ya da kendi yaşadığımız dünyada birlikte yaşadığımız insanlarla hukukumuzun gelişmesi gerektiğine inanıyoruz. Çıkış noktamız da buydu çünkü bizim babalarımız İstanbul’a ilk geldiklerinde yoksul hayatları içerisinde dayanışarak bir hukuk oluşturdular. Herkes şunu biliyordu; birbirimize destek olursak hayatta kalabiliriz, evimizi yapabiliriz, kömürümüzü taşıyabiliriz vesaire. Bu bilinç ve kültür bizde var fakat sistemin insanları bireyselleştirdiği bir yerde, insanları tüketime alıştırdığı bir noktada dayanışmak yerine insanlar birbirlerini ötekileştiriyor ve birbirlerine yabancılaşıyorlar. Halbuki burası gibi yoksul bir mahallede insanların zorlukları aşmalarının yolu dayanışmak. Bu yüzden bu derneği kurduğumuzda komşuluk hukukunun tekrar işlemesine inandık ve bu şekilde komşularımıza seslendik. Onlara “Biz birbirimize yardım ederek var olan insanlarız. Yoksulluğumuzu paylaşabiliriz ve kendimize bir dayanak oluşturabiliriz” dedik ve yola çıktık. Biz bu hukuku inşa etmeye çalışırken Suriye’deki savaşla birlikte ülkemize mülteci insanlar geldi. Televizyon programlarının beslediği propagandaya biz de inandık önce. Devlet bu insanlara ev veriyor, kiralarını ödüyor, düzenli ödemeye yapıyor dediler ama derneğimize gelip yardım talep eden insanların peşine takılarak evlerine gittiğimizde bu iddiaların doğru olmadığını öğrendik. Bizim ihtiyar heyeti dediğimiz bir ekibimiz var, bu heyeti topladık ve “Eğer komşuluk hukukundan söz ediyorsak burada bizimle yaşamaya çalışan mültecilerle dayanışmak zorundayız” dedik. Bunu yapmadığımızda bizim utancımız olacağını biliyorduk. Kararı aldıktan sonra mültecilerin evlerini tespit etme çalışmalarına başladık ve ziyaretlerle, desteklerle dayanışmayı sabırla ördük ki bu pek kolay bir iş değildir. İnsanlara sunduğunuz dayanışma karşılığında bir beklentiye girmemek lazım çünkü dayanışmanın kendisinin özgünlüğe ihtiyacı var. Bir beklenti içerisinde olmamamız buradaki Suriyeli kadınlara güven verdi. Bu güveni kazanmak için çok fedakarlık yaptık ve kadınlar da bunu gördü. Sivil toplum kuruluşlarından ayrıldığımız nokta bu; biz sabah 8, akşam 5 çalışmıyoruz, telefonlarımız onlarda var ve bu dernek onlar geldiği sürece açık.</p>
<h4>&#8220;Biz kendimizi sivil toplumcu olarak adlandırmıyoruz, biz bu insanlarla dayanışıyoruz&#8221;</h4>
<p>Sadece iki paket süt vermek için Taksim’e çağırıyorlar insanları. Böyle dayanışma olmaz. Bakın mültecilerle dayanıştıklarını söyleyen sivil toplum kuruluşlarının çoğu, bu insanlardan uzak mekanlarda. Dolayısıyla demek ki bu kuruluşların mültecilerle kaynaşmak, onları dinlemek gibi bir dertleri yok. Fon almadıkları sürece bu insanlara bir bardak su bile vermeyecek kuruluşlar var. STK dünyası bize yabancı bir zemin. Daha önce birçok toplantıya çağırdılar. Otellerde toplanıp mültecilerle ilgili konuşuyoruz. Onca para mülteciler için değil mülteciler hakkında tartışmak için harcanıyor. Dolayısıyla bu tür toplantılara katılmama kararı aldık. Sonuç olarak biz kendimizi sivil toplumcu olarak adlandırmıyoruz, biz bu insanlarla dayanışıyoruz. Yardım da etmiyoruz, bizim birbirimize ihtiyacımız var. Yaptığımız şey yoksulluğumuzu paylaşmak. Bu süreçte paylaşımı demokratik ve şeffaf bir şekilde gerçekleştirmek önemli. Bu insanların karar mekanizmalarına katılıp bu mekanizmalarda etkin olmaları, kendi hayatlarıyla ilgili kararları alabilmeleri gerekiyor.</p>
<h4>&#8220;Mutfak yalnızca bir kazanç kapısı değil aynı zamanda sosyalleşme alanı ve reçel o sosyalleşmenin bir aracı&#8221;</h4>
<p><strong>-Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?</strong></p>
<p><strong><em>Umut:</em></strong> Mutfak gerekliliğinden arkadaşlar bahsetmiştir, ben biraz açmak istiyorum konuyu. Mutfak olarak kullanılacak mekanda sadece üretim merkezi değil aynı zamanda kadınların çocuklarını bırakabilecekleri oyun alanı ve kreş de olacak. Bu kadınların 3-4 tane çocukları var, eğer çalışacaklarsa çocuklarını nereye bırakacaklarını önemsemek gerekiyor. Dolayısıyla mutfak dediğimiz mekanı sadece üretim alanı olarak değil çocukların oyun oynayabilecekleri ve annelerinin endişelenmeden çalışabilecekleri bir yaşam alanı olarak düşünüyoruz. Mutfağın kurulması için gösterilecek dayanışma bu açıdan çok önemli. Mutfak yalnızca bir kazanç kapısı değil aynı zamanda sosyalleşme alanı ve reçel o sosyalleşmenin bir aracı. Büyük paralar kazanmak için burada değiliz. Birbirimize ihtiyacımız vardı ve reçeller, turşular bizi bir araya getirdi.</p>
<h6><strong><a href="https://www.facebook.com/kadinkadinamultecimutfagi/?fref=ts">Kadın Kadına Mülteci Mutfağı</a> ve <a href="https://www.facebook.com/okder2014/?fref=ts">OKDER</a>&#8216;in Facebook hesaplarına isimlerinin üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz</strong></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/22/bir-komsu-dayanismasi-ornegi-kadin-kadina-multeci-mutfagi/">Bir komşu dayanışması örneği: Kadın Kadına Mülteci Mutfağı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
