<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 May 2022 11:24:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Yargısal ve İdari Tacizlerin Yıkıcı Etkisine Karşı Örgütlenmeli!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/30/yargisal-ve-idari-tacizlerin-yikici-etkisine-karsi-orgutlenmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 May 2022 15:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Dernekler Mevzuatı]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi davası]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Kerem Dikmen]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[tarlabaşı toplum merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81048</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Sivil toplum, değişikliklerin yıkıcı etkilerini uzun vadede görecek.' Bu tespitleri yapan KAOS-GL Hukuk Koordinatörü Kerem Dikmen, Gezi Davası ve diğer davalarda sivil toplumun darboğazdan çıkmaya çalıştığını ve bunun da tüm kısıtlara rağmen örgütlenmekle mümkün olabileceğini belirtiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/30/yargisal-ve-idari-tacizlerin-yikici-etkisine-karsi-orgutlenmeli/">&#8216;Yargısal ve İdari Tacizlerin Yıkıcı Etkisine Karşı Örgütlenmeli!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="&#039;Yargısal ve İdari Tacizlerin Yıkıcı Etkisine Karşı Örgütlenmeli!&#039;" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/R3E-e2vYD3A?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>Kitle imha silahlarına yönelik düzenleme de dâhil olmak üzere, son birkaç yılda sivil toplumu ilgilendiren mevzuat değişikliklerinin, STK’lar üzerinde nasıl bir etkisi oldu? İçinde olduğunuz kurumların deneyimleri ve diğer STK’lara dair gözlemleriniz neler?   </strong></p>
<p>Buradaki temel problemlerden biri bu konudaki mevzuatın sınırlılıkları: bir derneğin faaliyetini yürütürken bakması gereken beş farklı kanun maddesi var. Ayrıca, Dernekler Kanunu&#8217;nun içerisindeki bazı maddeler, Ceza Kanunu’na ve dolaylı olarak terörle mücadele mevzuatına atıf yapıyor. Her şeyden önce bunun daha saf hale getirilmesi gerekir. Kitle İmha Silahlarının Finansmanının Önlenmesi Kanunu’nun içeriğindeki maddelerin büyük bir kısmı Dernekler Kanunu&#8217;nu değiştirdi.</p>
<p>Bu değişikliklerle, temel olarak derneklerin “risk odakları” olarak algılandığı bir metni gördük. Dernekleri “risk sınıflandırması yapılması gereken topluluklar” olarak görürseniz buna göre onların düzenini tesis edersiniz. “Bu neyi değiştirdi?” diye bakarsak, biz çok mikro düzeyde bir resmin küçük boyutuna odaklanmış oluruz. Türkiye&#8217;de sivil toplumla ilgili mevzuatın gittiği yer de böyle bir yer. Biz aslında sivil alanda iklimin değiştiğini görüyoruz.  Bir norm yürürlüğe girdiği zaman, bunun hemen yarın etkisini göremeyiz.  Türkiye’de sivil toplum bunun yıkıcı etkilerini uzun vadede görecek.</p>
<blockquote><p>Sivil alanda denetim fırtınası esiyor!</p></blockquote>
<p><strong>Pratikte ne oldu? Dernekler bundan nasıl etkilendi? </strong></p>
<p>Biz daha çok başındayız: normların hayattaki etkilerini görmek biraz daha uzun vadeli gözlem yapmayı gerektiriyor. Aktif olan derneklere baktığımızda, bir denetim rüzgârı, denetim fırtınasının estiğini görüyoruz. Dernekler denetlenecek tabii ama dernekleri “riskli yapı” olarak görmek Dernekleri senelik aralıklarla herhangi bir gerekçe olmaksızın senede bir denetlenmesinden bahsediyorsunuz. Bir derneğin denetlenmesi demek o derneğin çalışanlarının, o derneğin, gönüllülerin, o denetimden önceki ve denetim süresinde ve denetim süreci bittikten sonra denetçilerin hazırladığı raporlarla ilgili yazışmalar ya bu aslında derneklerin emeklerinden ve vesairelerinden çalınan bir zaman anlamına geliyor.</p>
<p>Örneğin dernekler zaten DERBİS sistemi üzerinden ya da periyodik beyannamelerle zaten kendilerinden istenilen bilgileri devlete veriyor. Yabancı kuruluşlardan aldıkları fon destekleriyle ilgili kullanmadan önce bu paraları devlete zaten bilgi veriyorlar. Bu da yetmezmiş gibi bu bilgilerin hepsini tekrar bir denetim sürecine sokmak, bu aslında onları asli işlerinden alıkoymak.</p>
<p>Hastaneye diyorsunuz ki “sizi denetleyeceğim. Üç gün, beş gün bir hafta hizmet verme” diyorsunuz. Bu böyle bir şey çünkü sivil toplum da toplumsal hayatta bir ihtiyaca gidermeye çalışıyor. Siz bu denetim şeyiyle birlikte fırtınasıyla birlikte onu çalışamaz hale getiriyorsunuz. Bir diğer diğer yön de şu: uzun vadede insanlar dernekleri kriminal bir yapı olarak gördüğü için üye olmaktan kaçınacaklar. Bu da örgütsüz bir toplum ve ifade özgürlüğünün kullanılamaması demek.</p>
<blockquote><p>Gezi Davası ile topluma sınırlarını göstermek, ona sınırlarını çizmek ve o sınırların dışına çıkıldığında ne tür bir sonuçla karşı karşıya kalacağını somut olarak göstermek…</p></blockquote>
<p><strong>Gezi Davası’nda alınan kararın sivil toplum üzerindeki etkisi ve önemini, hukuki boyutuyla nasıl değerlendirirsiniz? </strong></p>
<p>Siz bir eylemi cezalandırdığınızda artık toplumun o eylemi gerçekleştirmemesi gerektiği konusunda bir bilinç oluşturmaya çalışırsınız. Gezi Davası olarak bildiğimiz davada da bu yönü ağır basan bir cezalandırma var. Toplumun toplu olarak ses vermesiyle ilgili olarak, bu dava sonucunda verilen karar geçmişe dönük değil, geleceğe dönük bir mesaj. Topluma sınırlarını göstermek, ona sınırlarını çizmek ve o sınırların dışına çıkıldığında ne tür bir sonuçla karşı karşıya kalacağını somut olarak göstermekle ilgili bir anlamı var diye düşünüyorum.</p>
<h5><strong>Sivil Toplum Bilincine Açılmış, Tahrip Etkisi Yüksek Davalar!</strong></h5>
<p><strong>Tarlabaşı Toplum Merkezi ve KCDP hakkında devam eden yargı süreci, “münferit” olarak değerlendirilebilir mi? Söz konusu davalar, hukuki boyutuyla sivil alanı nasıl etkiliyor?    </strong></p>
<p>Toplumun örgütlülüğüne, sivil toplumun varlığına dönük bu tür davaları, “münferit”, sadece nokta atışı yapılan yerlerde tahribata yol açacağını düşünmemeliyiz.  Bunlar sivil toplumun bilincine açılmış davalar. Son gelen değişikliklerden sonra, bahsettiğim iklim değişikliğinin sonuçlarından biri de bu davalar oldu. Çok tahrip etkisi yüksek bu davalar açıldıktan sonra artık derneklerin Anayasadaki ya da Türkiye&#8217;nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerdeki örgütlenme özgürlüğünü gerçekleştirmesinin birer araçları olma ihtimalleri ortadan kalkıyor.</p>
<p>Burada topluma verilen mesaj “tek tek bireyler olarak varlığınız tamam ama örgütlenmeniz durumunda bir takım baskılarla yüz yüze kalacaksınız”. Bu kadar kaygılarla yüklü bir bünyenin, bu tür yargısal ve idari tacizlerle sürdürülen bir sivil hayattan dernekleşme özgürlüğünü kullanması ya da vakıflar veya diğer güzel kişilikler aracılığıyla örgütlenme özgürlüğünün kullanılmasını beklemek saflık olur.</p>
<h5><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-81050 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/yargisal-ve-idari-tacizlerin-yikici-etkisine-karsi-orgutlenmeli-1-640x550.jpg" alt="Yargısal ve İdari Tacizlerin Yıkıcı Etkisine Karşı Örgütlenmeli!" width="491" height="422" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/yargisal-ve-idari-tacizlerin-yikici-etkisine-karsi-orgutlenmeli-1-640x550.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/yargisal-ve-idari-tacizlerin-yikici-etkisine-karsi-orgutlenmeli-1-1280x1099.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/yargisal-ve-idari-tacizlerin-yikici-etkisine-karsi-orgutlenmeli-1-1024x879.jpg 1024w" sizes="(max-width: 491px) 100vw, 491px" /></strong></h5>
<h5><strong>Sivil </strong><strong>Toplumun Darboğazdan Çıkma Çabası</strong></h5>
<p><strong>“Sivil alanın daraldığı” tespitleri, mevzuat değişiklikleri ve denetimler karşısında, sivil aktörlerin güçlü bir dayanışma sergilediği ve karar alıcılar üzerinde etki yaratacak şekilde savunuculuk faaliyeti yürüttükleri söylenebilir mi? Sivil toplum kendine özeleştiri yapmalı mı? </strong></p>
<p>Özeleştirileri verebilmek için vermek için öncelikle çevresel faktörlerin neler olduğunu    kararını vermiyor. Birtakım düzenlemeler, bir takım yargı kararları oluyor üzerine bu teşhisi yapıyoruz. Bir de şunu söylemek lazım: Türkiye özellikle 2000’li yıllarda Avrupa Birliği&#8217;yle yakın ilişkili olduğu dönemde bir takım reform süreçlerini hayata geçirdi. Orada<br />
özgürlük alanını gerçekten genişleten adımlar atıldı ki bu düzenlemelerin böyle bir etkisi var iken, şimdi de yeni düzenlemelerin sivil alanı daraltan etkisini görüyoruz.<br />
İkincisi, daralma içsel faktörlerden mi kaynaklanıyor? Yanıtını iyi vermek lazım. Gördüğüm kadarıyla bir dayanışma davranışı var ama şu da var : bu son kanuni değişikliklerle birlikte, zehirli yapılar olarak görüldü dernekler ve derneklerin işbirlikleri ağlar dahil oldukları ağlar ve platformlar üzerinden “toksik etkinin” diğerlerine de yansıması ihtimali var.</p>
<p>Mesela Dernekler Kanunu’ndaki son değişiklik, denetlenen derneğin ilişkide olduğu derneklerden istenilen belgelerin de karşı konulmaksızın denetçilere ibrazı hatta bankaların duruma göre kamu kurumları tarafından istenildiğinde denetçilerin ibrazına ilişkin zorunlu düzenlemeler var. Dolayısıyla, A sivil aktörüyle B sivil aktörü arasında iş birliği, ileride bir gün B sivil aktörünün uğradığı bir denetimden ötürü, A isimli sivil aktörün denetleneceği bir noktaya vardırılabilir.</p>
<p>Yaşadık bunları, geçmişte oldu bu Türkiye&#8217;de. “Neden şununla iş birliği yaptın?” “Neden  şuradan fon kullandın?” Bu tartışmalar geçmişte nasıl bir etki yarattı? Dolayısıyla, o dayanışma kanallarının da aslında, adı konularak değil ama dolaylı olarak engellendiğini görüyoruz. Bu konudaki dayanışmacı motivasyonun kırıldığını da görüyoruz maalesef.</p>
<p>Bence sivil toplum bu darboğazdan gerçekten çıkmaya çalışıyor. Ancak sivil toplum karar alıcılara ulaşamıyor. Karar alıcılara ulaşamadığınız noktada, karar alıcılara ulaşabilen diğer öznelerle, bir savunuculuk tekniği olarak. Ama karar alıcılara ulaşabilen diğer sivil öznelere de ulaşamıyorsunuz. Çünkü siz kriminalize edildiğinizde, karar alıcılara ulaşabilen sivil aktörler nezdinde de “uzak durulması gereken kriminaller” olarak yani potansiyel suçlular olarak görüyorsunuz. Bu da nihai olarak sivil alandaki dayanışmayı engelliyor, savunuculuk kararlarını etkiliyor.</p>
<p>Bir de şu boyutu var: finansal boyutu da var meselenin. Zaten bir ekonomik krizi de yaşıyoruz. Türkiye&#8217;de sivil toplumun durumunun pek iyiye gittiğini söyleyemeyiz ama ben bir çıkış noktası olacağını da düşünüyorum. Türkiye tarihine baktığınızda ya da  dünyada Türkiye&#8217;ye benzeyen diğer ülkelerin tarihine baktığınızda da zaman zaman bu tür geri çekilmeler oluyor. Sivil toplumun devlet kurumları tarafından takip edildiği idari ya da yargısal tacizlerle tahrip edildiği, işlemez hale getirildiği, daraltıldığı, kriminalize edildiği dönemler oluyor.<br />
Ama bir yandan da sivil toplum biriktiriyor ve eminim genişleme dönemi olacak. Bu genişleme dönemi de elbette Türkiye toplumunun daha refah içerisinde, daha huzur içerisinde, daha barış içerisinde yaşadığı bir dönem olacak.</p>
<h5><strong>‘Tüm Kısıtlara Rağmen Örgütlenelim’</strong></h5>
<p><strong>Hukuki konularda desteğe ulaşamayan sivil aktörler, kendilerini etkileyen düzenleme ve uygulamalara karşı ne(ler) yapabilir? Ne önerirsiniz? </strong></p>
<p>Bu ihtiyacın artması tek başına bir tespit zaten çünkü hukuki destek, sivil alanda bu kadar ihtiyaç değildi, son yıllarda arttı. Bu konuda baroların adli yardım servisleri, küçük ölçekli yerellerde faaliyet gösteren STK’lar tarafından bunu bir uyuşmazlık haline getirtilebilirler.</p>
<p>Ayrıca, hukuk koordinatörlüğünü yürüttüğüm LGBTİ+  hakları alanında çalışan derneklere, bilgi be lge üretiyor ve bunu da kamusallaştırıyor. Hukuki desteğe ulaşamayanlar, bu yayınları takip edebilirler.  Ek olarak, küçük illerdeki dernekleri özel olarak merceği alıp onların faaliyetlerinde karşılaştıkları sorunlar nelerdir diye bir araştırma ve bunu raporlaştırmak bile, onlar açısından nefes aldıracak bazı çözümleri ulaştırmaya vesile olabilir. Özellikle mesela küçük illerdeki kamu kurumlarının derneklerle kurduğu iletişim ve denetim ilişkisinde oldukça hukuk dışı uygulamaları da duyuyoruz. Belki bu durumların röntgenini çekmek, küçük yerlerdeki sivil toplumun karşılaştığı sorunların görünürlüğü için iyi olabilir.</p>
<blockquote><p>Sivil toplum “kamunun bekçi köpeği” olarak ifade edilir.  Kamuyu uyarmak, sivil toplum olarak bizim temel işlevimiz.</p></blockquote>
<p><strong>Eklemek istediğiniz başka bir husus var mı? </strong></p>
<p>Mümkün olduğunca örgütlenelim. Tüm kısıtlara rağmen örgütlenelim. Örgütlülük iyi bir şey çünkü örgütlü dayanışma sizin gibi düşünen hem kendinizin hem toplumun hem bir bütün olarak insanların daha iyi olması için yapılan bir iş. Bu sadece profesyonel anlamda düşünülmesin. Gönüllü örgütlülükler de buna dâhil.</p>
<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;nin kararlarında, İngilizce tabirle, sivil toplum “kamunun bekçi köpeği” olarak ifade edilir.  Kamuyu uyarmak, sivil toplum olarak bizim temel işlevimiz. Biz alarm zilini erkenden çalarsak, büyük felaketleri yaşamadan önce önlem alabiliriz.  Umarım, sivil toplumu “kriminal- toksik yapılar” olarak gören bakış açısı bir an evvel devlet tarafından da terk edilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/30/yargisal-ve-idari-tacizlerin-yikici-etkisine-karsi-orgutlenmeli/">&#8216;Yargısal ve İdari Tacizlerin Yıkıcı Etkisine Karşı Örgütlenmeli!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği Hukuksuz Davalarla Kapatılamaz&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/13/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-dernegi-hukuksuz-davalarla-kapatilamaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Apr 2022 11:55:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[kapatma davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=80498</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu kapatma davasına yönelik açıklama yayınladı. Dernek, bunun yalnızca kendilerine değil tüm demokratik kamuoyuna yönelik bir saldırı olduğunun altını çiziyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/13/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-dernegi-hukuksuz-davalarla-kapatilamaz/">&#8216;Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği Hukuksuz Davalarla Kapatılamaz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Derneğin yayınladığı açıklama şu şekilde:</p>
<blockquote>
<p dir="ltr">&#8220;&#8216;Kadın Cinayetlerini Durduracağız&#8217; diyerek bundan 12 yıl önce yola çıktık. Gazetelerin üçüncü sayfalarında “aşk, sevgi cinayeti” yazan o haberlerin bizim yaşam mücadelemiz olduğunu adıyla, hedefiyle, özneleriyle ortaya koyduk. Öldürülen kadınların mahkemelerce alelade kapanmış dosyaları bizlere ulaştı. İşte o öldürülen kadınların yakınları ile birlikte Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneğini kurduk. 12 yıl boyunca bu topraklarda “kadın cinayeti” kavramını işledik. Şüpheli kadın ölümlerinde gerçekleri açığa çıkardık. Tüm kadınlarla yasaların, yönetmeliklerin yapılmasının ve uygulanmasının peşine düştük. Her ay yayınladığımız verilerle nasıl bir yaşam savaşı verdiğimizi gösterdik. Bu topraklarda kadınların eşitlik mücadelesini yok sayanlar karşısında “Asla yalnız yürümeyeceksin” diye haykıran yıldızlar kadar çok kadınla il il örgütlendik, meydanları doldurduk. Kadınlar, LGBTİQ+lar, çocuklar için eşitlikçi feminizmin bayrağını her yerde dalgalandırdık ve ayak basmadığımız bir adliye dahi bırakmadık. Bugün itibariyle; işte tüm bu mücadeleyi yürütmek için çabalayan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneğimize, hukuksuz ve hiçbir dayanağı olmayan iddialarla &#8220;kanuna ve ahlaka aykırı faaliyet yürütmek&#8221; suçlaması ile fesih davası açıldığını kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.</p>
<p dir="ltr">İddiaları odur ki, derneğimize yönelik yapılan muhtelif şikayet dilekçeleri mahkemece kuvvetli suç şüphesi oluşturmuş. Söz konusu dilekçeler derneğimizin “kadın haklarını savunmak kisvesi altında aile mevhumunu yok sayarak aile yapısını parçaladığı” gibi somut hiçbir olguya dayanmayan yazılı başvurulardan oluşuyor. Ayrıca dosyada; dernek yöneticilerimize yönelik, davaya bile dönüşmemiş, suç oluşmamış soruşturmalar dahil bir dizi kolluk kayıtları listelenmiş. Bu hukuksuz ve hiçbir dayanağı olmayan iddialarla bizlere suç uydurmaya çalışmak mevcut hukuk düzeni açısından bile içler acısıdır. Biz siyasi iktidarı, savcıları, mahkemeleri kadınlar lehine göreve çağırırken; onlar bu konunun muhataplarını böylesi içi boş davalarla hedef almayı tercih ediyorlar. Tüm kamuoyu bilir ki; bu coğrafyada Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun önünde eylem yapmadığı adliye yoktur. Bizim açımızdan bu dava da kadınların yaşam mücadelesinden, eşitlik ve özgürlük mücadelesinden ayrı değildir.</p>
<p dir="ltr">Kadınlar susturulamaz. Kadınların mücadelesi durdurulamaz.</p>
<p dir="ltr">Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneğimize açılan bu davayı, yalnızca kendi mücadelemize yönelik bir saldırı olarak görmüyoruz. Bu saldırının tüm demokratik kamuoyuna yönelik bir saldırı olduğunu biliyoruz. Kadınları ve LGBTİQ+ları şiddet karşısında yalnız bırakmak pahasına İstanbul Sözleşmesi’nden imza çeken siyasi iktidarın; mücadele edenleri yıldırma çabası, ülkedeki nice hukuksuzluktan bağımsız değildir. Sanmasınlar ki bu hukuksuzluklara alışırız. Normalleştirmeyeceğiz, meşrulaştırmayacağız.</p>
<p dir="ltr">Kadın cinayetlerini durdurmak bir yana, her gün artışına bilfiil izleyenlerin devri sona eriyor. Bu çırpınışları boşuna olduğu gibi, bu davaları da boşunadır. Kadın cinayetlerini durdurana kadar durmayacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Kadın cinayetlerini de, şiddeti de, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini de, bu hukuksuzlukları da durduracağız.</p>
<p dir="ltr">Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri olarak bugüne kadar asla yalnız yürümedik. Biliyoruz ki haklı mücadelemize yönelik bu saldırılar karşısında da asla yalnız yürümeyeceğiz. Başta üyelerimiz, dostlarımız olmak üzere; tüm kadınları, LGBTİQ+ları ve kadınların mücadelesine omuz veren tüm duyarlı kamuoyunu hakkımızda açılan bu fesih davası karşısında mücadelemizi sahiplenmeye çağırıyoruz. Asla durmayacağız, kadın cinayetlerini durduracağız.&#8221;</p>
</blockquote>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/13/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-dernegi-hukuksuz-davalarla-kapatilamaz/">&#8216;Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği Hukuksuz Davalarla Kapatılamaz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;2021&#8217;de Erkekler 280 Kadını Öldürdü; Şüpheli Kadın Cinayetleri Arttı!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/07/2021de-erkekler-280-kadini-oldurdu-supheli-kadin-cinayetleri-artti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jan 2022 08:13:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[6284]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şüpheli kadın ölümleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77505</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2021 Yıllık Veri Raporu'nu yayınladı. Rapora göre, 2021'de 280 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 217 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. 2021 yılında şüpheli kadın ölümleri arttı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/07/2021de-erkekler-280-kadini-oldurdu-supheli-kadin-cinayetleri-artti/">&#8216;2021&#8217;de Erkekler 280 Kadını Öldürdü; Şüpheli Kadın Cinayetleri Arttı!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2021 Yıllık Veri Raporu&#8217;nda önce çıkan bulgulardan biri, 2021&#8217;de ş</span><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">üpheli kadın ölümlerinin artması. </span><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">İşlenen </span><span class="r-18u37iz">280 kadın cinayeti</span><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">nde, öldürülen kadınların 33’ünün daha önceden polis ya da savcılığa şikayette bulunduğu ya da koruma kararı olduğu ortaya çıktı. 33 kadın, yetkililerin görevini yerine getirmemesi sonucu öldürüldü.</span></p>
<p>2021&#8217;de öne çıkan diğer konu, kadınların yakınlarıyla birlikte öldürülmesiydi. Rapora göre, erkek şiddeti sadece kadınları değil, kadınların yakınlarını da hedef almış durumda: &#8220;Faillere bu cesareti veren de önleyici politikalar uygulamayan yetkililerdir.&#8221;</p>
<blockquote><p>İlk kez, 2021 yılında, bir kadın cinayetiyle ilgili Anayasa Mahkemesi ihmali olan kamu görevlilerinin yargılanmasını istedi.</p></blockquote>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-77509 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/2021de-erkekler-280-kadini-oldurdu-supheli-kadin-cinayetleri-artti-1.jpg" alt="" width="636" height="286" /></p>
<p>Rapordan öne çıkan bazı tespitiler;</p>
<ul>
<li>Bu yıl yaşanan önemli gelişmelerden biri tüm kadınların, çocukların, LGBTİQ+ların hayatını ilgilendiren İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede imzanın geri çekilmesiydi.</li>
<li>Şüpheli kadın ölümleri artıyor. Kadın cinayetlerini artık meşrulaştıramayacağının farkında olan failler, kadın cinayetlerinin üstünü kapatmaya çalışıyor. Şüpheli bırakılan kadın cinayetleriyle ilgili etkin bir soruşturma ve kovuşturma süreci yürütülmüyor. Yetkililerin görevlerini yerine getirmediğinin farkında olan failler, kadın cinayetlerini şüpheli hale getirmeye başvuruyor.</li>
<li>İlk kez, 2021 yılında, bir kadın cinayetiyle ilgili Anayasa Mahkemesi ihmali olan kamu görevlilerinin yargılanmasını istedi. Takipçisi olduğumuz, eskiden evli olduğu erkek tarafından öldürülen Serpil Erfındık davasında AYM, yeterli önleyici koruyucu tedbirleri almayan kamu görevlilerinin yargılanmasını istedi. Bu karar, kadın kurtuluş mücadelesinde alınan emsal kararlardan biridir.</li>
<li>Bu yıl, hayatta kalmak için evli olduğu erkeği öldürmek zorunda kalan Çilem Doğan’ın cezası onandı. Çilem 15 yıl hapis cezası aldı. Yine aynı dönemde hepimizin aklına “Ölmek istemiyorum” cümlesiyle kazınan Emine Bulut davasında Bölge Adliye Mahkemesi savcısının fail hakkında iyi hal ve tahrik indirimi istediği ortaya çıktı.</li>
<li>Cinsel istismar ve kasten öldürme gibi suçlarda tutuklama için somut delil şartı TBMM’de kabul edildi. Ortada deliller mevcutken failler tutuklanmıyor, yasalar uygulanmıyor.</li>
<li dir="ltr">2021 yılında öldürülen 280 kadının 124’ü evli olduğu erkek, 37’si birlikte olduğu erkek, 24’ü tanıdık birisi, 21’i eskiden evli olduğu erkek, 16’sı akrabası, 13’ü eskiden birlikte olduğu erkek, 13’ü babası, 11’i oğlu, 6’sı kardeşi, 3’ü tanımadığı birisi, 1’i kendisini bir süredir takip eden erkek tarafından öldürüldü. 11 kadının ölümüne sebep olan kişilerin yakınlık durumu tespit edilemedi.</li>
<li dir="ltr">2021 yılında kadınlar çoğunlukla evlerinde öldürüldü.</li>
<li dir="ltr">2021 yılında kadınlar en çok ateşli silahlarla öldürüldü.</li>
</ul>
<p dir="ltr">Raporun tümüne <a href="http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/3003/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-2021-yillik-veri-raporu" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/07/2021de-erkekler-280-kadini-oldurdu-supheli-kadin-cinayetleri-artti/">&#8216;2021&#8217;de Erkekler 280 Kadını Öldürdü; Şüpheli Kadın Cinayetleri Arttı!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8217;10 Yılda En Az 2 bin 534 Kadın Öldürüldü; Kadın Cinayetleri % 25 Arttı&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/25/10-yilda-en-az-2-bin-534-kadin-olduruldu-kadin-cinayetleri-25-artti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Nov 2021 10:59:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Bianet]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[kadincinayetleri.org]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76285</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Kadınlar, kadın oldukları için öldürülüyor.' 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde açıklanan veriler, hem bu iddiayı doğruluyor hem de kadın cinayetlerinin yıllar içinde artan vahim boyutunu ortaya koyuyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/25/10-yilda-en-az-2-bin-534-kadin-olduruldu-kadin-cinayetleri-25-artti/">&#8217;10 Yılda En Az 2 bin 534 Kadın Öldürüldü; Kadın Cinayetleri % 25 Arttı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5>&#8216;Kadın cinayetleri 10 Yılda En Az % 25 Arttı!&#8217;</h5>
<p><a href="http://kadincinayetleri.org/" target="_blank" rel="noopener">kadincinayetleri.org</a> adlı web sitesinin 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesinde yayınladığı kadın cinayetlerinin 10 yıllık tablosuna göre;</p>
<ul>
<li>Türkiye&#8217;de 10 yılda en az 2534 kadın öldürüldü.</li>
<li>Cinayetlerin yarısı, kadınların en fazla öldürüldüğü 10 ilde: İstanbul-İzmir-Ankara-Adana-Antalya-Gaziantep-Bursa-Mersin-Konya-Kocaeli</li>
<li>Kadın cinayetleri 10 yılda en az yüzde 25 arttı.</li>
<li>Kadın cinayetleri il düzeyinde en çok İstanbul’da, ilçe düzeyinde ise Seyhan’da (Adana) yaşandı.</li>
<li>Kadın cinayetlerinin bir numaralı faili koca.</li>
<li>Her 5 kadın cinayetinden 1’i boşanma/ ayrılık aşamasında gerçekleşti.</li>
<li>Öldürülen her 5 kadından 1’i şiddet/ taciz mağduruydu.</li>
<li>Şiddet gören her 10 kadından 6’sı güvenlik amaçlı korunma başvurusunda bulunmuştu.</li>
<li>Kadın cinayetleri en çok evde ve ateşli silahla işlendi.</li>
</ul>
<h5>&#8216;Bu Yılın 326 gününde, Erkekler En Az 285 Kadını Öldürdü&#8217;</h5>
<p style="font-weight: 400;">bianet&#8217;in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği ve düzenli olarak tuttuğu Erkek Şiddeti Çetelesi&#8217;ne göre, Türkiye’nin birçok ilinde, bu yılın 326 gününde, erkekler en az 285 kadını öldürdü.</p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;">Erkeklerin öldürdüğü kadınlardan üçü trans kadındı.</li>
<li style="font-weight: 400;">Erkeklerin öldürdüğü kadınlar arasında, iki Afganistanlı, bir Faslı, bir Suriyeli, bir Ukraynalı, bir Ezidi, bir Azerbaycanlı, bir Rusyalı, bir de Kırgızistanlı göçmen kadın vardı.</li>
<li style="font-weight: 400;">1 Ocak 2021- 23 Kasım 2021 dönemindeki 326 günde en az 193 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı.</li>
<li style="font-weight: 400;">bianet&#8217;in hazırladığı tüm erkek şiddeti çetelelerine<a href="http://bianet.org/kadin/bianet/133354-bianet-siddet-taciz-tecavuz-cetelesi-tutuyor" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://bianet.org/kadin/bianet/133354-bianet-siddet-taciz-tecavuz-cetelesi-tutuyor&amp;source=gmail&amp;ust=1637917838909000&amp;usg=AOvVaw321yd3Y9D27qNz2ps47NHx"> buradan </a>ulaşabilirsiniz.</li>
</ul>
<h5><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76290 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/vicdanin-yetmez-640x469.jpg" alt="" width="640" height="469" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/vicdanin-yetmez-640x469.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/vicdanin-yetmez.jpg 738w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></strong></h5>
<h5><strong>&#8216;Vicdanın Yetmez!&#8217;</strong></h5>
<p>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü kapsamında, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu yayınladığı <a href="https://twitter.com/KadinCinayeti/status/1463478496588713984?s=20" target="_blank" rel="noopener">mesajda</a>, &#8220;İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiler, vicdanla kadın cinayetlerini durduracaklarını söylediler. Vicdanın yetmez. Yasayı, sözleşmeyi uygula!&#8221; çağrısı yaptı ve <a href="http://xn--vicdannyetmez-89b.com/" target="_blank" rel="noopener">vicdaninyetmez</a> adlı web sitesini tanıttı.</p>
<p>Sitede &#8220;İstanbul Sözleşmesi kaldırıldı, kadınların yaşam hakkı vicdanlara bırakıldı. Peki vicdanın yeter mi?&#8221; sorusuyla açılan bir test kutusu yer alıyor.</p>
<p>Açılan sayfada katledilen kadınların görsellerin yer aldığı videonun sonunda &#8221; İstanbul Sözleşmesi gereklidir; karar vericilere bunu birlikte gösterelim.&#8221; çağrısı yapılıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/25/10-yilda-en-az-2-bin-534-kadin-olduruldu-kadin-cinayetleri-25-artti/">&#8217;10 Yılda En Az 2 bin 534 Kadın Öldürüldü; Kadın Cinayetleri % 25 Arttı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk Evlilikleri: ‘Kadına Şiddet Uygulayan Erkek Mağdur’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/03/cocuk-evlilikleri-kadina-siddet-uygulayan-erkek-magdur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2021 07:09:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk evlilikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[meclis komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[TİHEK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70874</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meclis komisyonu gündeminde çocuk evliliğinin yasallaşması ve “erkeğin mağduriyetleri” vardı. Kadın hukukçular ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ile pörtleyen bu ifadeleri ve çocuk evlilikleri mevzularını konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/03/cocuk-evlilikleri-kadina-siddet-uygulayan-erkek-magdur/">Çocuk Evlilikleri: ‘Kadına Şiddet Uygulayan Erkek Mağdur’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk yaşta evlilik ve cinsel ilişki konusu Türkiye’de farklı kesimler arasındaki derin çatlaklardan biri. Özellikle kız çocuklarına dair resmi yetkililer ya da siyasiler tarafından sıklıkla hortlayan talihsiz açıklamalar kendi başına bir rutin haline geldi.</p>
<p>İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanı kararıyla çekilmenin kadına yönelik şiddet ve cinsiyet eşitliği konularında yaratacağı boşluğun kaygısının ayyuka çıktığı bu günlerde; üstelik meclisin ilgili komisyon toplantısında, işte böyle bir ‘erkek’ açıklaması yeniden pörtledi.</p>
<p>Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Başkanı Süleyman Arslan, 26 Mayıs günü TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Araştırılması Komisyonu’nda bir sunum yaptı.</p>
<p>Açıklaması sırasında erken yaşta evliliklerin yasallaşmasını da savundu; 15 yaşında nikah kıyılamamasını “insan hakları ihlali” olduğunu da…</p>
<p>“Şiddet uygulayan erkek mağdur oluyor,” dedi. Evlilik oranları azalırken, boşanma ve nikahsız birlikteliklerin arttığını söyleyerek, evlilik dışı ilişkilerde kadının daha fazla riske açık hale geldiğini öne sürdü. Evlenmeksizin birlikte yaşamanın toplumsal değerlerle bağdaşmadığını, kadına şiddete ve farklı şekilde mağduriyetine neden olduğunu iddia etti.</p>
<p>Tabii ki, yine, yeniden bu açıklamalara birçok çevreden tepki geldi.</p>
<p>Arslan’ın sözlerine karşılık Komisyon’da konuşan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Huriye Martı, “Kız çocuklarının erken yaşta ve zorla evlendirilmesinin hiçbir şekilde kabul edilemez olduğu yönünde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mesajları çok açık ve nettir.” dedi.</p>
<p>Komisyon’da 2016&#8217;da AK Parti tarafından TBMM’ye sunulan tasarıda yer alan ve tepkiler üzerine geri çekilen “çocuk yaşta evliliklere af getirilmesini” öngören madde de yeniden gündeme geldi.</p>
<p>Tasarı, Türk Ceza Kanunu&#8217;nun çocuğa yönelik cinsel istismarı suçunu düzenleyen 103. maddesini kapsıyor. Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı&#8217;ndaki madde “cinsel istismar suçu” çerçevesinde mağdur ile failin evlenmesi halinde, “fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın ertelenmesine imkan veriyor.</p>
<p>Yani bir kız çocuğuna ya da kadına tecavüz eden “erkek” o kadınla evlenirse cezalandırılmıyor. Yani bir kız çocuğunun tecavüzcüsüyle evlenmeye zorlanmasının yolu açılıyor.</p>
<h5><strong>Çocuklar İçin Ne Anlama Geliyor?</strong></h5>
<p>Sürekli gündeme gelen çocuk yaşta evlilik konusunun, çocuklar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkilerini, çocukların insan haklarını ve tabii bir insan hakları kurumunun yöneticisi olarak Arslan’ın sözleri konusunda ne düşündüklerini hukukçu ve kadın örgütü temsilcileriyle konuştuk.</p>
<p>Çocuk yasta evliliklerin, insan hakları alanındaki yeri pek çok sözleşme ve mevzuatla düzenleniyor. Üstelik bunlar Türkiye’nin taraf olduğu ve kendi iç kanunlarından Anayasayla üstün tuttuğu standartlar. Buna rağmen, belli cevreler tarafından bu konu sanki hala çerçevesi netleşmemiş ve tartışmaya devam edilmesi gereken bir boşlukmuş gibi yansıtılıyor. Arslan’ın meclis komisyonundaki ifadeler de bu turlu bir yaklaşıma örnek teşkil ediyor.</p>
<p>Avukat Seda Akço’ya göre, bu tip bir yaklaşımda “Sorun nikahmış gibi tarif ediliyor.” Yani, çocuklar arasında cinsel ilişki veya evlilik söz konusu olduğunda, yaşıt iki çocuğun bunları yaşaması ile, bunun bir çocuk ile bir yetişkin arasında olması arasında fark yokmuş gibi davranılıyor. &#8220;Hem çocuk gelişimine dair her türlü bilgi, hem o yaşta evlenen çocukların içinde bulundukları koşullara dair her türlü bilgi gösteriyor ki çocuk yaşta evlenmek çocuklara gelişimsel açıdan çok büyük zararlar veriyor.”</p>
<p>Akço pek çok uluslararası Sözleşme’nin de bu sebeple bunun önlenmesini öngördüğünü hatırlatıyor: “Öte yandan bir yetişkinin çocukla evlenmesi konusu ise, sadece çocuk yaşta cinsel ilişki veya çocuk yaşta evlenme konusu değil, bir çocuk istismarı konusu. Çocukların istisnasız korunmasını gerektiren bir durum.”</p>
<h5><strong>‘Çocuk ve İnsan Haklarına Aykırı’</strong></h5>
<p>Evlilik bir sözleşme ve bu sözleşme kişiye çok ağır hukuki yükümlülükler yükler. Bunlar bir çocuğun bilinçli bir biçimde karar vermesinin bile çok zor olduğu yükümlülükler. Dolayısıyla Akço, evliliğin bir çocuğa vereceği “hamilelik veya eğitimden uzak kalmak” gibi zararlara da dikkat çekiyor: “O yüzden tam tersine evlenmesi çocuk ve insan haklarına aykırı.”</p>
<p>Arslan tarafından sorunun formüle ediliş biçimini de değerlendiren hukukçu, çocuk yasta evliliğin yasaklanmasının “insan hakları aykırı” olarak nitelendirilmesinde de kavramsal olarak hata buluyor. Bu nedenle “insan hakları kavramının anlamı ile ilgili birikimin reddedilmiş olduğunu ve böyle kullanıldığında kavramların içini de boşaltıldığını” vurguluyor.</p>
<p>Zira, kişiler kavramları “kafalarına göre” kullandığı zaman anlaşma zemininden çıkılıyor. Bu bağlamda Akço, TİHEK başkanının konuyu insan haklarına bağlamasının, konuşma zeminini ortadan kaldırdığını ifade ediyor. Böylece Arslan’ın o kavram üzerindeki anlaşmayı da reddettiğini belirtiyor: “Hem çocuk evliliklerine bakış açısından zaten yanlış; hem de insan hakları üzerinden açıklamaya kalktığı anda insan hakları kavramındaki fikri birliğini reddettiği, kavramın içini boşalttığı için de sorunlu.”</p>
<h5><strong>‘Erken Yaşta Evlilik’ Denilerek Yasallaştırılmak İsteniyor</strong></h5>
<p>Bu konularda uzun süredir çalışan uzmanlardan biri olan Fidan Ataselim, Arslan’ın ifadelerini “akıl almaz” ve “kabul edilebilir değil,” diye tarif ediyor.</p>
<p>Ataselim, kadına yönelik şiddet konusunda Türkiye’nin önde gelen sivil toplum platformlarından biri olan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri Genel Sekreteri. Platform, Türkiye’de başta kadına yönelik şiddet olmak üzere toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarıyla tanınıyor. Dolayısıyla, sürekli hortlatılan bu söylemlerle de mücadele ediyor.</p>
<p>“Kadınların korunmasının ‘erkek mağduriyeti yaratıyor’ şeklinde anlatılması başta insan hakları ihlalidir,” diyor Ataselim. “Çocuk yaşta zorla evlendirme” meselesinin “erken yaşta evlilik” şeklinde tanımlanarak yasal hale getirilmeye çalışıldığını belirtiyor.</p>
<p>Ataselim, “Çocuğun cinsel istismarını suç olarak tanımladığınızda onu erken evlilikle aklayamazsınız. ‘Suç olmasın’ demenin istismarı meşrulaştırmak olduğunu savunuyor: “Nitekim tüm sunum boyunca akran cinselliğini de, evlilik dışı birliktelikleri de ‘olamaz bir şey’ gibi anlatması çağ dışı ve hukuk dışı bir yaklaşımdır.”</p>
<p>Erken evlilik konusunun Türkiye’de her zaman tartışma konusu yapılmasını eleştiren Ataselim, “Dönem dönem bu tartışmayı sözde mağduriyetler anlatarak gündeme getirmeleri karşılık bulamaz. Çünkü devlet çocukları herkesten korumakla sorumludur,” uyarısını da ekliyor. “Çocuğun anayasal haklarını, Çocuk Koruma Kanunu’nu ve Lanzarote Sözleşmesi’ni uygulamakla yükümlü olanlara diyecek sözümüz: ‘Anayasayı, yasayı, sözleşmeyi uygula!”</p>
<h5><strong>Demir: Açık Tehdit Niteliğindedir</strong></h5>
<p>Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu üyesi Avukat Hatice Demir ise, TİHEK Başkanının sözlerini “ayrımcı” ve “cinsiyetçi” olarak niteliyor ve “nefret söylemi” içerdiğini ifade ediyor.</p>
<p>Demir, “Temel amacı ayrımcılığın önlenmesi, insan haklarının korunması ve eşitliğin sağlanması olan bu kurumun başkanının sözleri bulunduğu göreve de aykırı. Hatta görevin kötüye kullanılması niteliğindedir,” diyor. Demir’e göre bu ifadeler “kadınların yaşamlarına, kararlarına ve özgürlük alanlarına açık tehdit niteliğinde.”</p>
<p>Arslan’ın açıklamaları ile nikahsız beraberlik yaşayanları hedef gösterdiğini ve suç işlediğini söylüyor Demir: “Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan çocuk yaşta evlilikleri savunulabilmesi utanç verici. Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası sözleşmeleri ve iç hukuktaki yasal düzenlemeleri de tanımadığının göstergesidir.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/03/cocuk-evlilikleri-kadina-siddet-uygulayan-erkek-magdur/">Çocuk Evlilikleri: ‘Kadına Şiddet Uygulayan Erkek Mağdur’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BBC 100 Kadın Listesi’nde Türkiye’den Değişime Öncülük Eden Bir Kadın: Gülsüm Kav</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/24/bbc-100-kadin-listesinde-turkiyeden-degisime-onculuk-eden-bir-kadin-gulsum-kav/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2020 10:39:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[BBC 100 Kadın Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gülsüm Kav]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61302</guid>

					<description><![CDATA[<p>BBC’nin her yıl hazırladığı değişime öncülük eden 100 Kadın Listesi’nde bu yıl Türkiye’den Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Genel Temsilcisi Dr. Gülsüm Kav yer aldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/24/bbc-100-kadin-listesinde-turkiyeden-degisime-onculuk-eden-bir-kadin-gulsum-kav/">BBC 100 Kadın Listesi’nde Türkiye’den Değişime Öncülük Eden Bir Kadın: Gülsüm Kav</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>BBC’nin küresel düzeyde 100 ilham verici ve etkili kadını seçerek her yıl hazırladığı liste Bilgi, Liderlik, Kimlik Yaratıcılık ve Kimlik kategorilerini kapsıyor. Amaç değişime öncülük eden ve fark yaratanlar kadınları öne çıkarmak.</p>
<p>BBC 100 Kadın 2020 listesinde Türkiye’den seçilen Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav “kimlik” kategorisinde yer aldı. Gülsüm Kav için BBC’nin kaleme aldığı metinde şu ifadeler yer alıyor:</p>
<p>“Geçtiğimiz yıl, artan kadın cinayetleri oranları ve İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılıp kaldırılmayacağına dair TBMM’de süren tartışmalar Türkiye’de eleştirilere neden oldu. Gülsüm Kav, Türkiye’de toplumsal cinsiyete dayalı şiddet konusunda farkındalık yaratmak ve yakınlarını kadın cinayeti nedeniyle kaybeden birçok aile adına savunuculuk yapmak için yorulmaksızın çalışıyor.”</p>
<p>Gülsüm Kav, kadınların verdiği mücadeleyi ve Platform deneyimini “Yaşasın Kadınlar” başlıklı bir kitap altında topladı.</p>
<p>2010 yılında kurulan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun kurucularından biri ve genel temsilcisi olan Gülsüm Kav, platform ile beraber Türkiye’de artan kadın cinayetlerini durdurmak, cinayetlerin üzerinin örtülmesini engellemek amacıyla çalışıyor. Öldürülen kadınların yakınları, şiddet tehdidi altında korunmak isteyen kadınlar ve onlara “Asla yalnız yürümeyeceksin” diyen kadınlar, tüm kadınların şiddetten kurtulduğu, eşit ve özgür bir yaşam sürdüğü bir hayata kavuşmaları için platformun çatısı altında mücadele ediyorlar.</p>
<p>Platform hakkında ayrıntılı bilgiye <a href="http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61306 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/BBC-100-Kadin-Listesi-640x305.jpg" alt="BBC 100 Kadın Listesi" width="515" height="246" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/BBC-100-Kadin-Listesi-640x305.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/BBC-100-Kadin-Listesi.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 515px) 100vw, 515px" /></p>
<p>2020 yılının BBC 100 Kadın Listesi’nde yer alan diğer bazı isimler şunlar; ödüllü For Sama (Sama İçin) belgeselinin yönetmeni Suriyeli aktivist Waad al-Kateab,ABD’den aktirst Jane Fonda, bilim insanı Lauren Gardner, Uygurlu asıllı ve Türkiye’de yaşayan yazar Muyesser Abdul’ehed ( Hendan Hiyal), Finlandiya’da kadınlardan oluşan koalisyon hükümetini yöneten Sanna Marin, Amazon yağmur ormanları içim mücadele veren Waorani kabilesi lideri Nemonte Nenquimo, zorunlu başörtüsü yasalarına ve ölüm cezasına karşı çıkan İranlı aktivist Nesrin Sutude,  Oxford Üniversitesi’nin koronavirüs aşısı araştırmalarına başkanlık eden Sarah Gilbert.</p>
<p>Listenin tümüne <a href="https://www.bbc.com/news/world-55042935">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><em>Kapak fotoğrafı: Ses Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/24/bbc-100-kadin-listesinde-turkiyeden-degisime-onculuk-eden-bir-kadin-gulsum-kav/">BBC 100 Kadın Listesi’nde Türkiye’den Değişime Öncülük Eden Bir Kadın: Gülsüm Kav</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göçmen Kadınlar ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu El Ele</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/30/gocmen-kadinlar-ve-kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-el-ele/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jul 2020 16:27:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen kadınlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=56404</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Göçmen Kadınlar, 30 günde, en az 30 bin TL hedefiyle yola çıktı ve bir bağış kampanyası başlattı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/30/gocmen-kadinlar-ve-kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-el-ele/">Göçmen Kadınlar ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu El Ele</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükte kalabilmesi, kadın cinayetlerinin durdurulabilmesi, örtbas edilip, intihar süsü verilen cinayetlerin aydınlanabilmesi ve en önemlisi kadın cinayetlerini besleyen toplumsal zihniyetin değiştirilip, dönüştürülebilmesi için gece gündüz çalışan kadın kardeşler birbirlerine destek olmayı görev biliyor.</p>
<h5>Kadınlar yaşamak, kadınlar yaşatmak istiyor!</h5>
<p>Kadın dayanışmasının gücüne inanan herkes bu mücadeleye davetli!</p>
<p><strong>Kampanyaya Yapılacak Bağışlar ile;</strong></p>
<ul>
<li>şiddetten korunmak isteyen kadınlara ve cinayet mağduru kardeşlerimizin ailelerine hukuki destek sağlayabilir,</li>
<li>gönüllü avukatların yürüttükleri hukuk mücadelelerinin ek masraflarına destek olabilir,</li>
<li>her geçen gün artan kadına yönelik ve aile içi şiddet konularında yapılan eğitim ve seminerlerin masraflarına katkıda bulunabilir,</li>
<li>Meclise kadına yönelik şiddet ve kadın – erkek eşitliği konularında sunulan öneri ve teklifler için yapılan araştırma çalışmalarının masraflarına katkıda bulunup, yasa çıkaran merciilerin kadınların sosyal ve ekonomik haklarıyla ilgili çalışmalar yapmalarına, çocuk istismarının önüne geçecek adımlar atmalarına , kadın cinayetlerin durdurulmasına, intihar süsü verilen ölümlerin sonlanmasına ve caydırıcı cezaların çıkmasına katkı sağlayarak bu mücadelede gönüllü çalışan arkadaşlarımıza destek verebilirsiniz.</li>
</ul>
<p><strong>Bağış kampanyasına destek olmak için;</strong></p>
<p>Alıcı Adı: KADIN CİNAYETLERİNİ DURDURACAĞIZ PLATFORMU DERNEĞİ</p>
<p>Açıklama: GÖÇMEN KADINLAR</p>
<p>ZİRAAT BANKASI</p>
<p>484-ŞİŞLİ / İSTANBUL ŞUBESİ</p>
<p>TL hesabı</p>
<p>IBAN: TR12 0001 0004 8471 9080 1350 05</p>
<p>Dolar hesabı</p>
<p>IBAN: TR55 0001 0004 8471 9080 1350 07</p>
<p>Euro hesabı</p>
<p>IBAN: TR82 0001 0004 8471 9080 1350 06</p>
<p>SWIFT / BIC: TCZBTR2A</p>
<p><strong>&#8216;Her birimizin yapabileceği birçok şey var. Kadınların hak ve özgürlükleri için, mücadeleyi büyütmek için…’</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/30/gocmen-kadinlar-ve-kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-el-ele/">Göçmen Kadınlar ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu El Ele</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Kadın Olmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/27/turkiyede-kadin-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Nov 2019 13:49:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Diren Cevahir Şen]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Çatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44997</guid>

					<description><![CDATA[<p>25 Kasım’da tüm dünyada olduğu gibi Türkiyeli kadınlar da ‘şiddete, ölümlere’ karşı ‘bir kez daha eksilmeyeceğiz’ diyerek sokağa çıktı. Türkiye’nin birçok ilinde gerçekleşen eylemlerde öncülüğü kadın mücadelesi üzerine çalışan STK’lar yaptı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/27/turkiyede-kadin-olmak/">Türkiye&#8217;de Kadın Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl 25 Kasım’a İstanbul Sözleşmesi ve 6248 no&#8217;lu yasa damgasını vurdu. Günde neredeyse 3 kadının öldürüldüğü Türkiye’de, STK’lar tarafından şiddetle mücadele altın güvence olarak gösterilen İstanbul Sözleşmesi hükümetin planında yer almadı. 6284 yasasının etki analizinin araştırılması istendi. Kadına yönelik şiddetin engellemesi üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu&#8217;nun son rakamlarına göre, 324 günde en az 302 kadını öldürdü, en az 532 kadına şiddet uyguladı.</p>
<p><strong>25 Kasım’da STK’lar Ne Dedi? Hükümet Neyi Duydu?</strong></p>
<p>25 Kasım’da Türkiye’nin birçok bölgesinde yaptığı eylemlerde adından söz ettiren Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, eylemlere “6284 ve İstanbul Sözleşmesi uygulanacak, kadın cinayetlerini durduracağız” pankartıyla katıldı.</p>
<p><strong>Hükümete 6284 Çağrısı</strong></p>
<p>KCDP’nin açıklamalarında da yine hükümete kadına yönelik şiddete uygulama çağrısı yapıldı: “81 ile emniyet genelgesi gitti. O genelgede 6284 yasası var. Biz bu kararlılıkla gittiğimiz sürece İstanbul Sözleşmesi içinde aynı şey olacak. Çok yönlü bir mücadele yürütmek zorundayız. Görevini yapmayan kurumlara görevini yaptırmak zorundayız. Kadın cinayetleri politiktir. Bizim mücadelemiz olmasaydı koruma kanununa başvuran kadınlarda verilere eklenecekti. Gönderilen genelgenin uygulanması için yolumuza devam edeceğiz. Bu 25 Kasım bizim sonuç elde ettiğimiz bir yıldır. Bu 25 Kasım çözüm yılımız olsun”</p>
<p>Şiddete uğrayan kadınlar için yapılan sığınakların artırılması çağrısı da Mor Çatı’dan geldi. Mor Çatı 25 Kasım’da “22. Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı Sonuç Bildirgesi”ni sosyal medyadan paylaştı. Kurultaya birçok belediyenin ilgili birimleri ile feminist ve LGBTİ+ örgütten kadınlar katılmıştı.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de 145 Kadın Sığınma Evi Var </strong></p>
<p>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı&#8217;nın Eylül 2019 verilerine göre Türkiye&#8217;de Bakanlığın Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü&#8217;ne bağlı 2717 kapasiteli 110, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü&#8217;ne bağlı 42 kapasiteli 2, sivil toplum kuruluşlarına bağlı 20 kapasiteli 1 ve yerel yönetimlere bağlı 703 kapasiteli 32 olmak üzere toplam 145 konukevi var.<br />
Kurultayda ‘hükümetin ayrımcı ve cinsiyetçi söylemlerinden vazgeçmesi, cinsiyet eşitliği temelli eğitimlerin zorunlu hale getirilmesi, ŞÖNİM yönetmeliklerinin her yerde aynı şekilde uygulanması, sığınakların ihtiyaçlarının karşılanması için kadın politikalarının üretilmesi gibi” talepler yer aldı.</p>
<p><strong>Ortaklaşılan taleplerin bir kısmı şu şekilde;</strong><br />
“Devletin üst kademeleri tarafından sık sık tekrarlanan “eşit değilsiniz” söylemleri kamu mekanizmalarının her alanına nüfuz ediyor ve kadına yönelik ayrımcılığı ve dolayısıyla şiddeti körüklüyor. Bu tip söylemlerden acilen vazgeçilmeli.</p>
<p>Şiddete maruz kalan kadınların bürokratik engellere takılmamaları için bütüncül politikalar izlenmeli ve tüm destek mekanizmalarının eşgüdümlü ve ivedilikle çalışması sağlanmalı.</p>
<p>Bütüncül mekanizmalar oluşturmak açısından 6284 sayılı kanun kapsamında alınan gizlilik kararlarının tüm resmi kurumlarda tek bir elden görülmesini sağlayacak merkezi bir sistem oluşturulmalı.</p>
<p>ŞÖNİM, kadın dayanışma merkezleri ve sığınak çalışanları süpervizör desteği almalı. Çalışanlar yıpranma payını azaltacak şekilde görevlendirilmeli ve çalışma saatleri azaltılmalı.</p>
<p>Sığınaklardaki kadınlar ilgi alanlarına göre sertifika programlarına yönlendirilmeli. Mesleki anlamda güçlendirilmeli. Kurs süreleri kadınların sığınakta kalabilme süreleriyle orantılı olarak düzenlenmeli<br />
Tedbir kararları tedbirin içeriğine göre güvenliği ve güçlenmeyi sağlama kriterleri göz önünde bulundurularak ihtiyaca göre verilmeli.</p>
<p>Uzlaşma görevinin bu tip dosyalarda sözleşme maddesi ve gerekçesi açıklanarak, görev iadesine gidilmesi, ikincil şiddet ve baskı mekanizmasının anlatılması gereklidir. Şiddet uygulayan kişi ile mecburi bir arabuluculuk İstanbul Sözleşmesi’nde de belirtildiği üzere kesinlikle uygulanmamalı.</p>
<p>İstihdamda kadın ve LGBTİ+lere yönelik alanlar açılmalı /arttırılmalı.</p>
<p>10. haftanın sonuna kadar yasal olan kürtaja kadınlar, yaş ve medeni durumlarından bağımsız olarak tüm sağlık birimlerinde erişebilmeli ve uygulamadaki engeller kaldırılmalı. Tüm kamu kurumlarında kalan (sığınak, hapishane vs.) kadınlar kürtaja erişebilmeli.</p>
<p>Cinsel şiddet sonrası cinsel yolla bulaşan hastalıklar taranması ve önlenmesi desteğinin verildiği, gebeliğin önlenmesine yönelik tedbirlerin alındığı tecavüz kriz merkezleri açılmalı ve psikolojik destek sağlanmalı.<br />
Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları ortak protokollerle okullarda cinsel sağlık eğitimleri vermeli.</p>
<p>Tamamı İçin <a href="http://www.siginaksizbirdunya.org/tr/haberler/122-22-kadin-siginaklari-ve-da-ya-nisma-merkezleri-kurultayi-sonuc-bildirgesi-3">Tıklayınız</a></p>
<p><strong>TGS&#8217;den Cinsiyet Eşitliği Rehberi </strong></p>
<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) “Cinsiyetçiliği yok sayma, yapmadığını var sayma” diyerek “Etik gazetecilik için cinsiyet eşitliği rehberi” hazırladı. Rehberde “Eşitsizliği yeniden üreten değil, eşitliğe dayanak olan bir habercilik ‘Sadece mümkün değil, aynı zamanda vazgeçilmez!” denildi. Rehberde gazetecilerin haberlerinde cinsiyet eşitliğini nasıl kullanacakları ve nelere dikkat etmeleri gerektiği yer alıyor.</p>
<p>Rehbere Göz Atmak İçin <a href="https://tgs.org.tr/wp-content/uploads/2019/11/TGS-KADIN-YOK-SAYMA-VAR-SAYMA.pdf">Tıklayınız</a>.</p>
<p><strong>Hükümetten Şiddete Karşı Mercan Hareketi</strong></p>
<p>Hükümet kanadı 25 Kasım’ı Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un 75 maddelik ‘şiddeti önleme’ sunumuyla karşıladı. Şiddeti önleme planına ‘Mercan Seferbeliği’ ismini verdiğini söyleyen Bakan Selçuk, “Bu seferberliğin adını niye Mercan olarak belirlediğimize gelirsek; kadınlar, yeryüzü atlasının mercanları, yani hayatın kaynağı, insanlığın akciğerleridir.” Açıklaması yaptı.</p>
<p>Bakanın sunumunda İstanbul Sözleşmesi yer almazken, 6284 yasasında değişikliğe gidileceği mesajı verildi; “6284 sayılı Kanun Uygulamasının Değerlendirilmesine Yönelik yeni bir araştırma yapacağız ve etki analizini değerlendireceğiz. Araştırma sonuçları ışığında, Kanuna ilişkin değişiklik önerileri ve alt düzenlemelere dair ortak çalışma yürütülecek. Adliyelerde &#8216;adli destek birimleri&#8217; oluşturacağız. 6284 sayılı Kanuna ilişkin &#8216;ihtisas mahkemeleri&#8217; görevlendirilecek.&#8221;</p>
<p><strong>Avukat Diren Cevahir Şen: Erkek Bakışına Sahip Kurumlarla Mücadele Etmek Zor </strong></p>
<p>Kadın haklarıyla ilgilenen Feminist avukat Diren Cevahir Şen, yargı sistemini eleştiriyor. Ceza hukukunun uygulanmadığının altını çizen Şen; “Biz şiddeti önlemenin ve kadınları korumanın yargının görevi ve ödevi olduğunu, kadınlar korunmadığı için tüm bunların yaşandığını anlatmaya çalışıyoruz. Ancak erkek egemenliği içinde erkek bakışına sahip kişi ve kurumlarla mücadele etmek oldukça zor” diyor.</p>
<p><strong>Bir sene göz önüne alındığında kadın cinayetleri davasında emsal kararlar çıktı mı? Örnekleri sayabilir misiniz?</strong></p>
<p>Kadın cinayetleri davalarında da önceki yıllarda emsal denebilecek iyi kararlar var ancak, son olarak Emine Bulut davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına tekabül eden tasarlamadan değil, kasten öldürme hükmüne göre hapis verildi. Yani katil adeta ödüllendirildi. Ceza hukuku gerektiği gibi uygulanmadı burada.</p>
<p><strong>Kadın mücadelesinin içerinde yer alan bir avukatsınız? Türkiye yargısına dair gözlemleriniz nelerdir?</strong></p>
<p>Sanık sandalyesinde oturan kadın katili bir erkek olduğunda mahkemelerin tavrı değişebiliyor. Erkekler, kadınları zapt etmek, onların hayatlarına ambargo koymak, onlara dilediği gibi işkence etmek istedikleri için kadınları öldürüyorlar. Kadınlar bir noktada buna itiraz ettikleri için erkekler öfkeleniyor ve kadınları öldürüyorlar.<br />
Bugün günde ortalama 3 kadın erkeklerce öldürülüyor. Ancak sistematik işkence ve eziyet ortada iken onları korumayan ve şiddeti önlemeyen kolluk, yargı ve devlet kadınlar hayatlarına sahip çıkıp bir şiddet anında meşru müdafaa koşullarında o erkeği öldürmek zorunda kalan kadına aynını yapmıyor. Kadınlar sadece şiddetten kurtulmak istiyorlar, türlü yolu deniyorlar ama sistem onları o şiddetin içine kendi eliyle yeniden itiyor. Böyle olunca kadına iki şey yapmak düşüyor. Ya ölecek, ya da kendi hayatını savunacak.</p>
<p>Şu farkı anlamak lazım. Kocalar, sevgililer, başkaca erkekler kadınlar üzerinde egemenlik/iktidar kurmak için kadınlara işkence ve eziyet edip sonra kadınları öldürüyorlar. Kadınlar ise sadece hayatlarına sahip çıkıyor, canlarını kurtarıyorlar. Ancak mahkemeler onların bu fillerini asla meşru müdafaa olarak tanımıyor. Kadın, kolluğu şiddet anında defalarca aramış olsa da, işkence ve eziyet herkesin gözü önünde dahi olsa da, kadın sakat kalsa da yargı erkeklere farklı kadınlara farklı davranıyor. Biz de şiddeti önlemenin ve kadınları korumanın yargının görevi ve ödevi olduğunu, kadınlar korunmadığı için tüm bunların yaşandığını anlatmaya çalışıyoruz. Ancak erkek egemenliği içinde erkek bakışına sahip kişi ve kurumlarla mücadele etmek oldukça zor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/27/turkiyede-kadin-olmak/">Türkiye&#8217;de Kadın Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çet Ailesinin Avukatı Umur Yıldırım: “Hukuksuzluğu Kamuoyu Baskısıyla Giderdik”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/13/cet-ailesinin-avukati-umur-yildirim-hukuksuzlugu-kamuoyu-baskisiyla-giderdik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2019 08:23:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[CŞMD]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği (CŞMD)]]></category>
		<category><![CDATA[Şule Çet]]></category>
		<category><![CDATA[Şule Çet davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38576</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite öğrencisi Şule Çet’in, cinsel saldırıya uğradığı Ankara’daki bir plazanın 20. katından şüpheli şekilde düşerek hayatını kaybetmesiyle ilgili davanın 2. duruşması 15 Mayıs saat 10.00’da Ankara Adliyesi’nde görülecek. 2. duruşması öncesi, Sivil Sayfalar olarak ağabey Şenol Çet, ailenin avukatı Umur Yıldırım, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/13/cet-ailesinin-avukati-umur-yildirim-hukuksuzlugu-kamuoyu-baskisiyla-giderdik/">Çet Ailesinin Avukatı Umur Yıldırım: “Hukuksuzluğu Kamuoyu Baskısıyla Giderdik”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Gazi Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi Tekstil Tasarımı 2. sınıf öğrencisi Şule Çet, 29 Mayıs 2018&#8217;de Ankara’daki bir plazanın 20. katından şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybetti. Şule’nin şüpheli ölümü üzeri açılan davanın 15 Mayıs saat 10.00’da Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan 2. duruşması öncesi, Sivil Sayfalar olarak ağabey Şenol Çet, ailenin avukatı Umur Yıldırım, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği ile konuştuk. </span></p>
<p><b>“Kadın Cinayetleri Tek Bir Kişi Üzerinde Değerlendirilmemeli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-38578 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/bh.jpg" alt="" width="401" height="263" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/bh.jpg 630w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/bh-350x231.jpg 350w" sizes="auto, (max-width: 401px) 100vw, 401px" />İkinci duruşmada, lehimize gelişmeler bekliyoruz diyen ağabey Çet, sanıkların hak ettiği cezayı alarak adalet yerini bulmasını talep ediyor. Şule’nin ölümünde sonra zor zamanlar yaşadıklarını belirten ağabey Çet, “Adalet mücadelemiz devam ediyor. En başından beri Şule’nin arkadaşları, kadın örgütleri ve basın yanımızda. Bu dava yalnızca benim kız kardeşimin değil tüm kadıları mücadelesi. Kadın cinayetleri tek bir kişi üzerinde değerlendirilmemeli. Tüm kamuoyunu davaya sahip çıkmaya çağırıyorum” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çet ailesinin avukatı Umur Yıldırım, davanın en önemli delili olan Şule’nin iç çamaşırlarının hâlâ kayıp olduğunu anımsatarak söze başlıyor. Delillerin karatılması hususunda bütün kamu personeli hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirten Yıldırım, “Polis, Şule’nin iç çamaşırlarını baba İsmail Çet’e verdiği söylüyor ancak babaya verilen kıyafetler Şule düştüğünde üzerinde olan kıyafetler değil, 20. kattaki montu ve çantası. Polis, kıyafetleri babaya verirken tutanakta ‘Şule’nin üzerindeki kıyafetleri adli tıptan aldık ve babaya verdik’ demiş. Şule düştüğünde üzerinde olan kıyafetler adli tıp kurumuna gittiyse neden inceleme yapılmadı, inceleme yapıldıysa sonuçları neler ve bu sonuçlar neden savcılık ve mahkemeyle paylaşılmadı” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-38579 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/po.jpg" alt="" width="377" height="353" />Yıldırım, davanın kamuoyuna yansımasında sonra ilerlemeye kaydettiklerini söyleyerek şöyle devam ediyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Biz hukukla bir şey yapamadık, şüphelileri 3 defa gözaltına aldırdık 3 defa serbest bırakıldılar. Olay kamuoyuna yansıyınca tutuklandılar. İnsanlar bir kadının öldürülmesi tepki gösterdi, hukuksuzluğu kamuoyunun baskısıyla giderdik. Özellikle kadın cinayeti, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı dosyalarında kamuoyun tepki gösterdiği zaman işlem yapılıyor.”</span></p>
<p><b>“Kadın Cinayetleri Titizlikle Araştırılmıyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şüpheli ölümlerin son yıllarda artığını belirten Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fiden Ataselim, şüpheli ölümlerin önüne geçebilmek için Şule Çet davası emsal bir şekilde yürütülmesi gerektiğini söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın ölümlerinde, soruşturma ve kovuşturma esnasında kamu görevlilerinin titiz ve etkin bir çalışma yapmamasından dolayı adalet mücadelesi verdiklerini kaydeden Ataselim, “Şule Çet cinayetin üzeri şüpheli ölüm olarak örtülmeye çalışıldı. Tasarlanmış bir şekilde deliller ortadan kaldırıldı. Avukatının ve kamuoyunun baskısı, ailenin olayın takipçisi olmasıyla birlikte gerçekler birer birer açığa çıkıyor. Hepimizin mücadelesiyle cinsel saldırı ve cinayet üzerinden dava başlamış oldu” diyor.</span></p>
<p><b>“Kadın Cinayetinin Gerekçesi Olamaz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ataselim, şüpheli ölüm davalarında gerekçelendirmeyle karşılaştıklarını ve gerekçelendirmenin geleneklere, toplumsal normlara ve toplumsal cinsiyet rollerine dayandırıldığını anlatıyor: “Bu gerekçeler Şule’nin davasında karşılık bulmadı. Toplum cinsel şiddetin, bir kadının öldürmenin hiçbir gerekçesi olmadığı konusunda hem fikir. Bu zemini yaratan kadın hareketi mücadelesinin başarılı olması. Bu başarı sonucunda artık herkes sesini çıkartabiliyor.”</span></p>
<p><b>“Şiddet haberleri insanları çaresizliğe sürüklüyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-38577 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/Ekran-Alıntısı-12-640x391.jpg" alt="" width="445" height="272" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/Ekran-Alıntısı-12-640x391.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/Ekran-Alıntısı-12.jpg 644w" sizes="auto, (max-width: 445px) 100vw, 445px" />Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Begüm Baki ve Şehlem Kaçar, ilk duruşmanın ardından medyada </span><span style="font-weight: 400;">haberlerin olumsuz verilişini ve cinsel şiddete dair yanlış inanışları tekrarlayan bir dil gözlemlediklerini belirtiyor. Medyanın cinsel şiddeti körüklediğini anlatan Baki ve Kaçar, </span><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Medya ne yazık ki tecavüz kültüründen beslenerek faillere gerekçe üreten, hayatını kaybeden kadınları, transları sorgulayan ve suçlayan, onlara rıza atayan dili üretmeye devam etti. Hâkimler karar verirken, adli tıpçılar rapor yazarken, avukatlar savunma yaparken bu algıdan muaf değil. Savunma avukatları öldürülen kadınların hayatlarını sorgularken medyanın yansıttığı bu dilden ve temsillerden güç aldı” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Baki ve Kaçar, </span><span style="font-weight: 400;">medyanın sansasyon yaratmak ve tıklanma sayılarını artırmak için şiddet pornografisi ürettiği ifade ediyor ve ekliyor: Şiddettin açıkça verilmesinin toplumu, haksızlıkla mücadele etmeye teşvik etmediğini aksine insanları dehşete, öfke ve çaresizliğe sürüklediğini belirten Baki ve Kaçar, “Medyanın bu tutumu şiddeti oluşturan koşullara odaklanılmasını, çözüm için tartışılmasını, demokratik toplumsal taleplerin oluşturulmasını, koruyucu ve önleyici yaklaşımın geliştirilmesini, kişi ve kurumların kendi sorumluluklarıyla ve sistemle yüzleşmesini, bizim dönüp kendimize bakmamızı da engelliyor.”</span></p>
<p><b>Şule Çet, Yaşamını Yitirdiği Yerde Anıldı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-38581 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/k.jpg" alt="" width="405" height="284" />Şule Çet için Adalet Ekibi 12 Mayıs Pazar günü olayın yaşandığı Yelken Plaza önünde bir araya açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Her genç kadın gibi her insan gibi onun da hayalleri ve yaşama sebepleri vardı. Hepsi yarım kaldı. Ne yazık ki öldürüldü. Kesin ölüm sebebini belirleyecek olan adli tıp raporu tam 164 gün sonra yani 7 Kasım 2018 tarihinde hazırlanabildi. Ölüm normal bir ölüm değildi ve ne yazık ki kadın cinayetlerinin ne ilkiydi ne de sonuncusu oldu. </span><span style="font-weight: 400;">Kamuoyunda Şule Çet’in öldürülmesinin değil de o saate orada ne işi olduğunu sorgulanması ve alkol alıp almadığının tartışılması toplumun vicdanında derin ve kapanmaz bir yaranın açılmasına neden olmuştur. Bu tartışmalar aynı zamandaki toplumdaki kutuplaşmanın ne kadar ileri boyutlara geldiğinin en önemli göstergesidir.” </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/13/cet-ailesinin-avukati-umur-yildirim-hukuksuzlugu-kamuoyu-baskisiyla-giderdik/">Çet Ailesinin Avukatı Umur Yıldırım: “Hukuksuzluğu Kamuoyu Baskısıyla Giderdik”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
