<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kabataş arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kabatas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kabatas/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Sep 2019 08:20:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Kabataş arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kabatas/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sanat Sanat İçin, Feminizm Feminizm İçin?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/23/sanat-sanat-icin-feminizm-feminizm-icin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahu Parlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Sep 2019 08:20:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[feminist]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Kabataş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42499</guid>

					<description><![CDATA[<p>Neyin sanat olduğu ve neyin sanat olmadığını kim belirler? Kimin feminist olabileceği kimin olamayacağını ne belirler?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/23/sanat-sanat-icin-feminizm-feminizm-icin/">Sanat Sanat İçin, Feminizm Feminizm İçin?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kabataş’ta bir binanın duvarında 440 çift topuklu ayakkabı var. Başınızı kaldırıp baktığınızda o 880 topuğun sesini duyar gibi oluyorsunuz ilk önce. Sonra ya içlerinden biri düşerse diye düşünürken buluyorsunuz kendinizi. Hepsi de siyah renk. Bir orduya aitmiş gibi kusursuz bir nizam içinde yerleştirilmiş. Yan köşe sanat alanının ev sahipliği yaptığı yeni iş bu. Kadın cinayetlerine dikkat çekmek için İstanbul’da kamusal alanın göbeği sayılabilecek bir yerde hafif tehditkar bir edayla yüksek bir binanın cephesine asmış ayakkabıları sanatçı. İşin sahibi ise grafik tasarım sanatçısı bir erkek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz çok alışık değiliz ama dünyada feminist sanat akımını benimseyen pek çok erkek sanatçı bulunuyor. Gerçi biz feminist sanat akımını benimseyen kadın sanatçıya da çok alışık değiliz, (Hatta maalesef sanatçıya alışık değiliz! Neyse ki Eylül ayındayız, İstanbul sanat kokuyor buram buram da beni yalancı çıkarıyor) saymaya kalksak iki elin parmaklarını geçmez herhalde. Zaten Türkiye’deki feministleri saymaya kalksak… Muhtemelen sayabiliriz vallahi! (Resmi beyanların ötesinde gizli gizli feminist olanları da dahil ederek hem de!)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendimi bildim bileli (ki ergenlikte bildim diyelim, otuz seneden fazla süre demek, fena sayılmaz herhalde) feministim. Ve yine onca zamandır sanata ilgi duydum, okudum, araştırdım, sergilere gittim, müzeleri gezdim. İkisinin önemli bir ortak noktası olduğuna inandım hep: Muğlaklık! </span><span style="font-weight: 400;">Neyin sanat olduğu ve neyin sanat olmadığını kim belirler? Kimin feminist olabileceği kimin olamayacağını ne belirler?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pisuarı tuvaletten söküp bağlamından koparıp sergi alanında duvara koyarsam sanat olabilir, olağanüstü bir manzarayı aynen tuvale aktarırsam bu sanat değildir. Buna kim neye göre karar verebilir? Ya da neye göre feministlik mertebesine erişilmiş olunur? Penisim varsa feminist olamam, kestirsem bile kadın olamam, öyle ya saçım uzunsa aklım da kısadır zaten!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Madem feministim, toplumsal cinsiyet normlarını kabul etmiyorum, nasıl bunu sadece kadınlık ile ilgili olarak düşünürüm? Zaten kadınlık normlarıyla ilgili değil mi mücadelemiz? Erkeklik de normlardan payına düşene maruz kalmıyor mu? Kimlik ve bedenden bağımsız bir haktır eşitlik demiyor muyduk? Öyle ya feminizm ne için?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanat ise epey karmaşık. Varoluşu gereği normu parçalıyor, sorgulatıyor, ters-yüz ediyor olmalı. Bunu sadece normun verili tanımı üzerinden yapmasını ummak da epey safiyane. </span><span style="font-weight: 400;">Bu iki çok bilinmeyenli denklem bir araya gelince, hele bizimki gibi suyun ısısına fazlası ile alışılmış coğrafyalarda, bir normu sadece o normun kurbanı sorgulamalıdır gibi bir söylem sık seslendirilebiliyor. Bu normu farklı şekilde tekrar kurmak değilse, nedir? Peki ya ama Miyazaki, Wolfgang Klaus Maria Friedrich, John Legend’i n’apıcaz o zaman? </span><span style="font-weight: 400;">Gerçi evet benim bu konularda aklım epey karışık. Vajinamın beni kadın yaptığını düşünmüyorum zira.</span></p>
<p><b>MS Yani #metoo Sonrası Sanat</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yanköşe’deki işi ve ardından 5harfliler’de yazılan eleştiri yazısını görünce liseden yakın kadın arkadaşlarımla oluşturduğumuz ‘Cadı martılar’ isimli whatsapp grubuna yolladım. Epey konuştuk üzerine. İlk anda yazıyı çok haklı bulanlarımız oldu. “Male gaze” her yerdeydi. Hele sanatta!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hatta geçenlerde MET&#8217;in Direktörü Thomas Campbell’in instagram’da yaptığı bir paylaşımı konuştuk: “Bernini’nin 1600’lü yıllarda yaptığı Proserpina’ya Tecavüz (Rape of Proserpina) isimli eseri evet hala sıradışı ama #metoo momenti sonrası, bu farkındalık ile bir erkek izleyici olarak bu esere bakarken eskisi kadar rahat hissedemiyorum.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonra sanat sanattır dedik. Diğer her şey ise diğer her şeydir. Ya da öyle midir diye sorguladık? Üzerine politik bir mesaj yüklendiği zaman, sanat sadece bu tek boyut ile tartışmaya açılmış olmuyor mu? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Feminist iş üreten kadın yok mu memleketimizde de bir erkek bu işe soyunmuş diye soranlar oldu aramızdan. Sorular çoğaldıkça çoğaldı: Bir erkeğin yapmış olmasına takılmak seksist bir tutum değil mi? Yoksa sadece erkeklerin konuştuğu kadın konulu panellerden farklı düşünülmemeli mi bu da? Biz kadınlar yeterince sahiplenmiyoruz da meydan (bu vakada duvar) yine erkeklere mi kalıyor? Bu işi bir erkek değil kadın yapmış olsaydı eleştirir miydik, nasıl ele alırdık? Bu işi sanat olarak mı değerlendireceğiz yoksa feminist bir ifade olarak mı? İkisi bir arada olamaz mı? Feminist bir ifade ancak kadına mı ait olmalı? Kadınlık söz konusu olduğunda erkekler susmalı mı?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belki de&#8230; Çünkü daha dilde başlıyor her şey. Ama… Kadınlar da aynı normun içinden konuştuğunda, bu sadece eril dili tekrar üretmek olmuyor mu? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanat sanat içindir. (Bunu da sabaha kadar tartışabiliriz! Ama hiç değilse “bazen öyle olduğunu” da kabul edebiliriz.)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa… Feminizm feminizm için değildir. Asla!</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/23/sanat-sanat-icin-feminizm-feminizm-icin/">Sanat Sanat İçin, Feminizm Feminizm İçin?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kabataş Martı Projesinde Neler Oldu, Neler Olmalıydı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/19/kabatas-marti-projesinde-neler-oldu-neler-olmaliydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Sep 2018 08:54:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Kabataş]]></category>
		<category><![CDATA[Martı Projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30668</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kamuoyunda “Martı Projesi” olarak bilinen Kabataş Aktarma Merkezi projesi geçtiğimiz hafta iptal edildiği iddiasıyla yeniden gündeme geldi. İddialar üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi, projenin tamamen iptal edilmediğini; yalnızca zeminin altında yapılacak olan kısımların yapılmaması kararı verildiğini açıkladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/19/kabatas-marti-projesinde-neler-oldu-neler-olmaliydi/">Kabataş Martı Projesinde Neler Oldu, Neler Olmalıydı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Belediyenin 8 Mart 2017 tarihli açıklamasında Kabataş’ta 60 bin metrekarelik bir meydan ve meydanın altında metro bağlantısı, müze ve sergi salonları, bin araç kapasiteli bir otopark, pazar ve mağazalar bulunacağı duyurulmuştu. Bunun yanısıra projenin kara kısmında araç alt geçidi ve zemin altı otobüs durakları bulunacaktı. İptal edilen kısımlar zemin altında planlanan fonksiyonları kapsıyor. Mevcut durumda beton dolgu ile meydan ve iskeleler tamamlanarak projenin kullanıma açılacağı ifade edildi.</span></p>
<figure id="attachment_30669" aria-describedby="caption-attachment-30669" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-30669" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/bat-cık-640x345.jpg" alt="" width="640" height="345" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/bat-cık-640x345.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/bat-cık-1024x552.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/bat-cık.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/bat-cık-610x329.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/bat-cık-320x173.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-30669" class="wp-caption-text">İptal edilen araç alt geçidi</figcaption></figure>
<figure id="attachment_30670" aria-describedby="caption-attachment-30670" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-30670" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/otopark-kat-vert-640x639.jpg" alt="" width="640" height="639" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/otopark-kat-vert-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/otopark-kat-vert-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/otopark-kat-vert-1024x1023.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/otopark-kat-vert.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/otopark-kat-vert-610x609.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/otopark-kat-vert-320x320.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-30670" class="wp-caption-text">İptal edilen bodrum katlar</figcaption></figure>
<p><b>Kötü yönetilen proje süreci ve Kamu Mağduriyeti</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yüklü bir mimari program vaadiyle Ağustos 2016&#8217;dan bu yana Kabataş&#8217;taki tüm iskeleler yolcu kullanımına kapalı. Son noktada mimari projede bulunan bir çok işlev inşa edilmeyecek. Projenin tamamının biteceği öngörülen sürede aslında sadece meydan ve iskeler tamamlanmış olacak. Uzmanların projeyle ilgili eleştiri ve önerileri dikkate alınsaydı durum ne olacaktı üzerine düşünmek bu noktada önemli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ulaşım alanında uzman Prof.Dr. Zerrin Bayrakdar projenin en çok karşı çıktıkları kısımların tam da iptal edilen kısımlar olduğunu belirtirken Kabataş’ın proje öncesinde zaten iyi işleyen bir transfer noktası olduğunu belirtti. İtiraz etme nedenlerinden birinin önerilen projenin ulaşımı iyileştirmeyeceği, özellikle zemin altı otoparkın bölgeye araç trafiği çekeceği ve öyle dar bir alanda bunun çözümden çok sorun yaratacağı olduğunu ekledi. İtiraz ederken aynı zamanda çözüm önerisi de sunduklarını ifade eden Bayrakdar daha önce yazılarında da açıkladığı üzere söz konusu alanın etaplı bir projelendirme ile çok daha düşük maliyetle ve kentlinin gündelik hayatını etkilemeyecek biçimde iyileştirilmesinin mümkün olduğunu söyledi. Bayrakdar projeyle ilgili yazdığı kamu yararı odaklı eleştri yazıları nedeniyle Mimar Hakan Kıran tarafından dava edilmişti. Davanın karar duruşması 13.09.2018 tarihinde görüldü ve dava reddedildi. Zerrin Bayrakdar sonucu “hem bu davanın reddi hem de projenin büyük bir kısmının iptal edilmiş olması uyarılarımızda ne kadar haklı oldğumuzu ortaya koyuyor” şeklinde değerlendirdi. </span></p>
<p><b>“Kentliler proje sürecinden memnun değildi”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Kent Savunması üyesi Deniz Özgür’le proje sürecine sivil insiyatiflerin dahil olma biçimleri hakkında konuştuk. Projeden haberdar olmakta ne kadar zorlandıklarını aktaran Özgür ancak meclis görüşmelerini takip ederek bilgi sahibi olabildiklerini açıkladı. İlk eylemlerini 17 Haziran 2016’da Kabataş’ta gerçekleştiren İstanbul Kent Savunması, hem Kabataş’ta hem de sosyal medya üzerinden imza toplamışlar. Deniz Özgür imza toplama sürecinde bir çok yurttaşın projeden bihaber olduğunu ve ilk defa kendilerinden detaylı bilgi alabildiklerini anlatıyor. Bu kampanyadan bir ay sonra yerel yönetimin Kabataş’ta proje tanıtımı yapmak durumunda kalmasını sivil toplum çalışmasının olumlu baskısı olarak değerlendirebiliriz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İmza kampanyası sonucu kağıt üzerinde 10 bin, internet üzerinden 5 bin civarında imza toplandığını belirten Özgür, bu imzaları bir dilekçe ile yerel yönetime resmi kanaldan ilettiklerini fakat geri dönüş alamadıklarını iletti</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deniz Özgür, Kabataş’ın hem deniz trafiği, hem de otobüs, tramvay, füniküler gibi önemli kara ulaşımı bağlantılarının birleşimi olmasından ötürü çok önemli olduğunu hatrlatarak imza topladıkları süreçte kullanıcıların çok tepkili olduğunu fakat tepkilerini gösterme konusunda çekimser olduklarını belirtiyor. Kabataş projesi ile ilgili sosyal medya paylaşımlarının şu ana kadar en çok etkileşim alan paylaşımlar olduğunu eklerken beyaz masa başvurularının da yurttaş için tercih edilen bir itiraz kanalı olduğunu söylüyor. Bütün kentliyi bu kadar etkileyen bir projede sivil toplumun çalışmalarının neden daha çok yayılamadığı sorusunu ise “asıl mağdurlar kolay kolay özne olmuyor, hele de her şeyin kutuplaşma siyaseti üzerinden ele alındığı bir iklimde kent ortak payda olmasına ve herkesi etkilemesine rağmen memnuniyetsizlik ortak bir tepkiye dönüşmüyor” şeklinde cevaplıyor. </span></p>
<p><b>Mimari sorunlar ve tarihi çevreyle ilişki </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Molla Çelebi Cami, Dolmabahçe Cami, Hekimoğlu Ali Paşa Çeşmesi, Kabataş Limanı ve Kitabesi, Yusuf Paşa Çeşmesi ve Sebili, Silahtar Yahya Efendi Çeşmesi, Çizmecibaşı Mahmut Ağa Kabri, Ömer Avni Cami, Kabataş Set Duvarı ve Mehmet Ağa Çeşmesi gibi bir çok tescilli tarihi eserin de bulunduğu çok önemli bir bölgeyi kapsayan alan 2017 tarihli “Kabataş İskelesi Ulaşım Transfer Merkezi 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği” teklifine Mimarlar Odası bir çok nedenden ötürü dava açmış durumda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje sürecine dair görüşlerini aldığımız Yüksek Mimar Mücella Yapıcı’nın aktarımına göre alan 1993’ten bu yana sit alanında fakat yürürlükte bir koruma imar planına sahip değil. Yapıcı böyle önemli bir alanda onaylı bir imar planı olmadan bu kadar büyük bir müdahalenin hukuki olmadığını belirtiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mücella Yapıcı projenin sadece “Martı Projesi” olarak bilinmesinin, yapının bir bütün olarak algılanmasının önüne geçmesine ve çok daha büyük sorunların mimari formun gölgesinde kalmasına neden olduğunu belirtiyor. Kanatlarını açmış martı formundaki istasyon binası projenin çok küçük bir kısmı. “Tarihi bir çevrede tarihi taklit etmek de saygısızlıktır, modern bir yapı tasarlanabilir ama bunun da silüetle uyumlu olması gerekir” diyen Yapıcı tek sorunun bu olmadığını, hem hukuki açıdan hem de teknik açıdan projenin ve sürecin bütüncül bir bakışla sorunlu olduğunu vurguluyor. Projenin önemli bir kısmı denize yapılacak dolgu ve bu dolguda inşa edilecek bodrum katlar oluşturuyordu. Bu kısımların iptal edilmesi özellikle de deprem riskiyle ilgili endişeler açısından olumlu gibi görünse de meydan alanının beton dolgusu tamamlanmış ve temel kazıkları çevreye yeterince zarar vermiş durumda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yapıcı’nın projeye dair başka bir eleştirisi ise bu kadar önemli bir kamu projesinin sivil toplumun da katılımıyla, ulusal mimari yarışması gibi katılımlı yöntemlerle tasarlanması </span><span style="font-weight: 400;">gerektiği yönünde. Gerek planlama süreci gerek mimari proje süreci açısından daha şeffaf, daha katılımcı bir yöntem izlenmesi bu özellikte projeler için en uygun olanı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnşa edilmiş kısmın boğaza doğru çok uzanmış olduğunu ve oşinografik açıdan zor bir alan olan İstanbul Boğazı’nda böyle bir iskele tasarımının sorunlara neden olacağını belirten Yapıcı, “iskeleler kullanıma açıldığında çok büyük ihtimalle vapurdan inip karaya ulaşmak epey zor olacak. Rüzgar ve dalga yolcuları olumsuz etkileyecek” şeklinde öngörülerini aktarıyor. </span></p>
<p><b>Sorunlu planlama sürecine karşı Sivil Toplumun kazanımları</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kabataş Projesinin yer aldığı alanı da kapsayan 2010 yonaylı plana Beyoğlu Semt Dernekleri dava açmış ve plan İstanbul 10.İdare Mahkemesi tarafından </span><span style="font-weight: 400;">Beyoğlu&#8217;nu turistleştirip içinde yaşayanları uzaklaştıracağı, tarihi kenti koruyamadığı, bütünsel olmadığı ve şehircilik planlarına uymadığı gerekçesiyle iptal edilmiş (2)</span><span style="font-weight: 400;">. Danıştay iptal kararını 30 Temmuz 2015’te bozmuş olsa da sivil insiyatifler itirazlarından vazgeçmeyerek 2017’de planın iptal kararını kesinleştirmişler (3)</span><span style="font-weight: 400;">. Bu sonuç kentlinin kendi mekanına dair verilen kararlar üzerinde etkili olabileceğine dair önemli bir emsal. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Onaylı bir imar planı olmayan bir alanda basit inşaat faaliyetleri bile plan onayını beklemek durumundadır. Yapı ölçeğinde, silüeti, dokuyu etkilemeyecek durumlarda yetkili kurum görüşleri doğrultusunda inşaat yapıldığı durumlar olabilir fakat “Kabataş İskelesi Ulaşım Transfer Merkezi” onaylı bir Koruma Planı olmadan uygulanmak için fazla kapsamlı bir proje. Mimarlar Odası’nın süreci hukuksuz bulmasının önemli nedenlerinden biri de bu. Şu anda projeye dair bir vaziyet planının işlenmiş olduğu imar planı da mahkeme tarafından iptal edilmiş durumda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sürece dair bir başka hukuksuzluk ise tarihi çevrede yapı inşasına dair verilen kararlarda ortaya çıkıyor. Yapıcı koruma kanunu kapsamındaki sıkıntıyı şu şekilde anlatıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“2008’de sunulan avan proje ile 2013’te metronun dahil olmasıyla ortaya çıkan projenin ilgisi yok. Proje sadece Martıdan ibaret değil, yapıya bütüncül bakmak lazım, yani dolgu alanı ve dolgu alanında önerilen bodrum katlarla beraber. Ayrıca onaylı Koruma İmar Planı olmayan bir alanda bu kadar büyük çapta bir projenin böyle plansız bir süreçle yapılması çok yanlış. 2017’de itiraz ettiğimiz planda battı-çıktı kısmı karada kalıyor. Diğer fonksiyonlar ise (otopark, galeriler, alışveriş alanları) ise kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalıyor. Deniz tarafında kalan kısımların 2863 sayılı kanuna dahil olmayacağına karar verildi. Aynı binanın bir </span><span style="font-weight: 400;">kısmının koruma kanununa dahil edilip bir kısmının edilmemesi söz konusu olamaz. Bunların yanısıra inşaat bu kararları beklemeden başlamıştı zaten (4).” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mücella Yapıcı bu kadar tescilli tarihi eserin olduğu, boğaz silüetinin en  önemli alanlarından birinde ÇED raporunun olmamasını eleştirirken UNESCO’nun böyle projelerde Kültür Mirası Etki Değerlendirme Raporunu da (KMED) gerekli bulduğunu ekliyor. </span></p>
<p><b>Zararın neresinden döndük?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İBB’nin 2016 yılında vaad ettiği bodrum katların ve alt geçitlerin inşa edilmeyecek olması bir çok açıdan olumlu bir gelişme. Fakat süreç değerlendirildiğinde buna sevinmek mümkün olmuyor zira konunun uzmanları proje dile getirildiğinden bugüne eleştirilerini kamu kurumlarını iletmiş. Zerrin Bayrakdar’ın belirttiği gibi çok düşük maliyet ve yüksek kamu yararıyla rahatlıkla iyileştirilebilecek bir alan düzgün planlanmayan bu süreçte hem yüksek maliyet, hem ekolojik zarar hem de iki yıl boyunca aksayan kent içi ulaşıma malolmuş. Şimdi kullanıma açılacak beton dolgu meydanın ve boğaza uzanan iskelelerin kentli için ne kadar kullanışlı olduğunu hep birlikte deneyimleyeceğiz. İBB açıklamasında bölgede yeşil alanın arttırılacağını belirtiyor ama artık beton meydanlardaki ağaçlandırmaların tabi zemin vasıtasıyla yağmurun toğrağa karışımasının yerini tutmayacağını hepimiz  biliyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum şeffaflığa dayanan, uzaman görüşlerinin ciddiye alındığı, kamu bütçesinin ve kamu yararının gözetildiği projeler için mücadele etmeye devam ediyor. Kabataş Projesi gibi büyük bir projede dahi semt dernekleri önemli kararları etkileyebiliyor. Kullanıcı ve uzmanların izinin kentte daha etkili olması için sivil toplumun güçlenmesi gerektiği ve bunun etkili olacağını; kentliyi ve uzmanları dışlayan süreçlerin düzgün işlemeyeceğini Kabataş proje süreci bir kez daha hatırlatıyor. </span></p>
<ol>
<li><span style="font-weight: 400;"> Belediyeye iletilen dilekçenin, hukuki olarak on beş iş günü içerisinde cevap verilmesi gerektiği halde cevapsız bırakılmış olması da proje sürecindeki şeffaflık ve kentliyle iletişim sorunlarını ortaya koyuyor.</span><a href="http://www.ankara.gov.tr/dilekce-ve-bilgi-edinme-hakkinin-kullanilmasina-iliskin-genelge"><span style="font-weight: 400;">http://www.ankara.gov.tr/dilekce-ve-bilgi-edinme-hakkinin-kullanilmasina-iliskin-genelge</span></a></li>
<li><span style="font-weight: 400;">İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu&#8217;nun 07.07.1993 gün, 4720 sayılı kararı İle Kentsel Sit Alanı ilan edilen bölgeye dair iptal edilen planlar sırasıyla 2009 yılında onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 2010 yılında onaylanan 1/1000 Koruma İmar Planı .Planlar aşağıdaki linkte mevcut.</span><a href="http://istanbul.csb.gov.tr/beyoglu-ilcesi-kabatas-iskelesi-ulasim-transfer-merkezi-amacli-1-5000-olcekli-nazim-imar-plani-ve-1-1000-olcekli-uygulama-imar-plani-degisikligine-ait-aski-ilani-duyuru-291841"><span style="font-weight: 400;">http://istanbul.csb.gov.tr/beyoglu-ilcesi-kabatas-iskelesi-ulasim-transfer-merkezi-amacli-1-5000-olcekli-nazim-imar-plani-ve-1-1000-olcekli-uygulama-imar-plani-degisikligine-ait-aski-ilani-duyuru-291841</span></a></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Planların iptal sürecine dair bilgi için: </span><a href="http://bianet.org/bianet/toplum/188446-beyoglu-imar-planlari-ikinci-kez-iptal-edildi-peki-neyi-kapsiyor?bia_source=rss"><span style="font-weight: 400;">http://bianet.org/bianet/toplum/188446-beyoglu-imar-planlari-ikinci-kez-iptal-edildi-peki-neyi-kapsiyor?bia_source=rss</span></a></li>
<li><span style="font-weight: 400;">2863 sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Kanunu yapıları bir bütün olarak değerlendirir, dolayısıyla tek bir parselde konumlanan bir yapının iki ayrı durumda ele alınması Kanunun işleyişi açısından sıradışı bir durum. Kaldı ki tek yapı olması dışında eski eserlerin komşu parsellerinde yer alan yapılar ya da tarihi çevreyle ilişkisi kuvvetli yapılar da bu kanun çerçevesinde değerlendirilmelidir. Dolayısıyla bir yapının bir kısmının 2863 sayılı kanuna tabi olup diğer kısmının olmaması aslında mümkün olmamalı.</span></li>
</ol>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/19/kabatas-marti-projesinde-neler-oldu-neler-olmaliydi/">Kabataş Martı Projesinde Neler Oldu, Neler Olmalıydı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
