<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnsan Hakları ve Adalet Hareketi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/insan-haklari-ve-adalet-hareketi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/insan-haklari-ve-adalet-hareketi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Jan 2020 11:52:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>İnsan Hakları ve Adalet Hareketi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/insan-haklari-ve-adalet-hareketi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vicdan Konvoyu Hapisteki Suriyeli Kadınlar İçin Yola Çıkacak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/02/vicdan-konvoyu-hapisteki-suriyeli-kadinlar-icin-yola-cikacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Mar 2018 07:07:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Dima Musa]]></category>
		<category><![CDATA[Gülten Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları ve Adalet Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[İşkenceyi Önleme Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Vicdan Konvoyu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’deki kadınların çağrısıyla 55 ülkeden yüzlerce kadının oluşturduğu Vicdan Konvoyu, Esed rejiminin hapishanelerinde işkence altında tutulan 6 bin 736 kadının serbest bırakılması için Suriye sınırına doğru 6 Mart’ta yola çıkacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/02/vicdan-konvoyu-hapisteki-suriyeli-kadinlar-icin-yola-cikacak/">Vicdan Konvoyu Hapisteki Suriyeli Kadınlar İçin Yola Çıkacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vicdan Konvoyu için Eresin Otel’de düzenlenen basın toplantısında konuşan İnsan Hakları ve Adalet Hareketi (İHAK) Genel Başkan Yardımcısı Gülden Sönmez, Türkiyeli kadınların çağrısıyla 55 ülkeden farkı din, inanç ve meslekten kadınların Suriyeli kadınlara ‘ses olmak’ için 6 Mart’ta yola çıkacağını ifade etti. Konvoyun, Esed rejiminin cezaevlerinde işkence altında tutulan 6 bin 736 kadını temsilen beyaz yazmalarla yola çıkacağını belirten Sönmez, İzmit, Sakarya, Ankara, Adana, Hatay güzergahının ardından 8 Mart Kadınlar Günü’nde Suriye sınırında basın toplantısı düzenleyeceklerini ifade etti. Konvoyun amacının Suriye&#8217;deki kadınların savaşın başından beri işkence, tecavüz, infaz, hapis ve mültecilikle büyüyen dramlarına dikkati çekmek olduğunu dile getiren Gülden Sönmez, zindanlarda tutulan kadınların ölümü beklediğini belirterek şunları söyledi: “Biz ise onların ölümüne değil, kurtuluşlarına vesile olmak istiyoruz. Tecavüz ve işkence mağduru kadınların bırakıldıkları noktalarda ilk buldukları fırsatta intihar ettiklerini, bazılarının intihar girişiminde bulunduğu ama ölmediğini, hatta çığlık çığlığa Türkiye sınırına sığınan tecavüz mağduru kadınların hayata tutunmaya çalıştığını biliyoruz.&#8221;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-24865 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DXOR7ccX4AAfmdG-640x427.jpg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DXOR7ccX4AAfmdG-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DXOR7ccX4AAfmdG-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DXOR7ccX4AAfmdG-1280x854.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DXOR7ccX4AAfmdG-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DXOR7ccX4AAfmdG-320x213.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DXOR7ccX4AAfmdG.jpg 1334w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" />Rejimin tecavüzü bir silah olarak kullandığını belirten Gülden Sönmez, “Bu kötülüklere maruz kalan kadınlar, hangi uluslararası mekanizmanın, hangi devletin, hangi sivil kurumun, hangi mercinin masasında gündem olmaktadır? Gördüğümüz kadarıyla hiçbir masanın gündemi dahi olamamaktadır. Biz kadınlar, Suriye zindanlarındaki kız kardeşlerimizin acı ve çaresizlik içindeki çığlıklarını duyuyoruz. 7 yıldır birilerinin bir şey yapmasını bekliyoruz. Güç ve imkan sahibi kurumların, devletlerin, sözde barış masalarının bir şey yapmasını bekliyoruz. Uluslararası mekanizmaların, İşkenceyi Önleme Komitesi&#8217;nin, kadın haklarını korumaya yönelik kurulan devletler arası mekanizmaların bir şeyler yapmasını bekliyoruz ama onlar ya tecavüze ve işkenceye göz yumuyorlar ya da tepelerinden bomba atan orduları destekliyorlar. Kimse onlar için bir çaba içine girmiyor. Biz de &#8216;artık yeter&#8217; diyoruz. Onlar oradalar, acı çekiyorlar, bizi bekliyorlar. Bizi duyan herkesin onları duymasını istiyoruz. Onları görmenizi istiyoruz, onlar için bir şey yapmanızı ve onlar için ses çıkarmanızı istiyoruz.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Basın toplantısına katılan Suriyeli Mecit Çorbacı da, barışçıl gösterilere katıldığı için eşiyle birlikte tutuklandığını ve eşinin cezaevindeki işkence sebebiyle hayatını kaybettiğini anlattı. 7 ay kaldığı cezaevinden açlık grevi sebebiyle çıkabildiğini belirten Çorbacı, Şam’da binlerce insanın evlerin bodrumlarındaki hapishanelerde işkence altında tutulduğunu ifade etti. Bulundukları bölgedeki sahra hastanesinin yerini söylemesi için işkenceye tabi tutulduğunu belirten Çorbacı, “Benimle birlikte annemi ve küçük yaştaki çocuklarımı da göz altına almışlar. Bunu psikolojik bir şiddet olarak yapıyorlar. Gözümün önünde konuşmam için eşime işkence yapıldı. Hücrede kaldım. Daha sonra 20 kişi ile beraber 2 metrekarelik alanda kaldım. Yanımızda yaşlı, hamile ve yeni doğum yapmış kadınlar vardı. Tuvalete gitmemize günde sadece 3 defa 8 saate bir kez izin veriliyordu. Kadınların özel günlerinde ped temin edilmiyordu. İçeride 7 senedir kalan ve her gün işkenceye maruz kalan insanlar var. Hapishanede doğan ve ölen bebekler oldu. Eşimin cenazesini dahi vermediler.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Hapishaneden çıktıktan sonra orada işkence altında tutulan kadınların kurtarılması için elinden gelen gayreti göstereceği konusunda kendisine söz verdiğini belirten Çorbacı, “Suriye halkının yaşadığı yıkımlarla ilgili, kentlerin talan edilmesi, kültürün kaybedilmesi, ailelerin parçalanması, dünyanın her köşesine dağılan mülteciler, çadır kentler konuşacak çok şey var. Ama tutuklu kadınların yaşadıkları da bunlar kadar ciddi bir sorun. Şam’da caddelerde yürürken işkence çeken insanların üzerinde yürüyormuş gibi hissediyordum. Dilerim bu Vicdan Konvoyu işkence altında tutulan kardeşlerimiz bir ses olur. Dünya ülkelerinin Esed’e işkenceyi bitirmesi için baskı kurması için bir vesile olur. İşkence altındaki kardeşlerimiz seslerini duyurmak istiyor biz onların sesi olalım” dedi.</p>
<p><img decoding="async" class="alignright wp-image-24866 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DXOVBQvXUAAzMce-640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DXOVBQvXUAAzMce-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DXOVBQvXUAAzMce-1024x575.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DXOVBQvXUAAzMce-1280x719.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DXOVBQvXUAAzMce-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DXOVBQvXUAAzMce-320x180.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DXOVBQvXUAAzMce.jpg 1600w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" />Suriyeli aktivist avukat Dima Musa da toplantıda yaptığı konuşmada,  hapishanelerde tutulan 7 bin civarındaki kadın tutuklunun bir kısmının barışçıl gösterilere katıldığı bir kısmının ise eşi ve çocuklarını tehdit amacıyla tutulduğunu belirterek, &#8220;Kadınlara cezaevlerinde işkence uygulanıyor. Dayak atılıyor, taciz ve tecavüz ediliyor kadınlara. Tutuklu kadınların ve tüm tutukluların serbest bırakılmasını ve yine gözaltına alındıktan sonra nereye götürüldüğü bilinmeyenlerin akıbetlerinin açıklanmasının ve suçluların yargılanmasını istiyoruz.&#8221; diye konuştu. Toplantıda, Suriye’deki kadınlara yönelik yapılan hak ihlalleri hakkında bilgiler veren Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi’nden Sima El Hasani ise, konvoyun Suriyeli kadınların yaşadığı işkencelerin sona ermesi için bir vesile olması dileğinde bulundu.</p>
<p>Konvoya katılım ve bilgi için <a href="http://www.vicdankonvoyu.org/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız…</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/02/vicdan-konvoyu-hapisteki-suriyeli-kadinlar-icin-yola-cikacak/">Vicdan Konvoyu Hapisteki Suriyeli Kadınlar İçin Yola Çıkacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İHAK  Genel Sekreteri Ahmet Zeki Olaş: Siyasi Eleştiriler İlkesel Tutumumuzu Değiştirmez</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/26/ihak-genel-sekreteri-ahmet-zeki-olas-siyasi-elestiriler-ilkesel-tutumumuzu-degistirmez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Sep 2017 07:17:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İHAK]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Zeki Olaş]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları savunucusu]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları ve Adalet Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Şapatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18716</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aralarında Gülden Sönmez ve Cihad Gökdemir’in de bulunduğu bir grup avukatın ‘insanın onurlu yerini, varlığın doğasını korumak, âdil bir barışın tesisi için silahlanmanın, savaşların önüne geçmek, kaynakların âdil paylaşımına katkı sağlamak” hedefiyle kurduğu İnsan Hakları ve Adalet Hareketi Genel Sekreteri Ahmet Zeki Olaş ile insan hakları savunuculuğunu ve İHAK’ın perspektifini konuştuk. İHAK hangi düşüncelerle kuruldu? [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/26/ihak-genel-sekreteri-ahmet-zeki-olas-siyasi-elestiriler-ilkesel-tutumumuzu-degistirmez/">İHAK  Genel Sekreteri Ahmet Zeki Olaş: Siyasi Eleştiriler İlkesel Tutumumuzu Değiştirmez</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aralarında Gülden Sönmez ve Cihad Gökdemir’in de bulunduğu bir grup avukatın ‘insanın onurlu yerini, varlığın doğasını korumak, âdil bir barışın tesisi için silahlanmanın, savaşların önüne geçmek, kaynakların âdil paylaşımına katkı sağlamak” hedefiyle kurduğu İnsan Hakları ve Adalet Hareketi Genel Sekreteri Ahmet Zeki Olaş ile insan hakları savunuculuğunu ve İHAK’ın perspektifini konuştuk.</strong><span id="more-19083"></span></p>
<p><strong>İHAK hangi düşüncelerle kuruldu? Yeni bir oluşum için harekete geçmenizin nedeni neydi?</strong></p>
<p>Tarihsel anlamda Türkiye’deki insan hakları düşüncesi resmi boyutta daha çok uluslararası anlaşmalar üzerinden şekillenmiştir. Bununla birlikte sivil alandaki insan hakları mücadelesinin genellikle sol ve islamcı düşünce çeperinde, daha çok da pratik ihtiyaçlar doğrultusunda geliştiğini görüyoruz. Bu açıdan insan hakları çalışmalarının 1980’li yıllar itibariyle Türkiye’deki sol merkezli hareketler etrafında şekillendiğini söyleyebiliriz. 1990’lı yıllarda islami çevrelerin konuya olan ilgisiyle aynı çevrelerde insan hakları kavramı tartışılmaya başlanmıştır. Gelinen noktada ülkemizde ve bölgemizde yaşanan gelişmeler, ülkemizdeki geniş kesimlerin insan hakları konusuna ilgisiz kalması, tarihsel olarak bu mücadelede önemli rol oynamış kuruluşların güncel sorunlar karşısında yeterli olamayışı, bu alanda önemli bir boşluğun doğmasına neden olmuştur. Bu açıdan iHAK, 90’lı yıllarda oluşan birikimin yeniden canlandırılması ve güncele aktarılması, kendi öz kitlesiyle ve referanslarıyla Türkiye’deki insan hakları meselelerine yaklaşımda yeni bir soluk getirmek amacıyla Mart 2017’de bir grup avukatın öncülüğünde kuruldu.</p>
<p><strong>İHAK&#8217;ın çalışma sistemi ve yöntemi nasıl olacak, özellikle yoğunlaşmayı düşündüğünüz alanlar var mı?</strong></p>
<p>İHAK yaşam hakkı, işkenceyle mücadele ve kişi güvenliği, din ve vicdan özgürlüğü, ifade ve düşünce özgürlüğü gibi temel haklar alanında faaliyet gösterecek. İnsan haklarını koruma, savunma, bilinç oluşturma, ihlalleri önleme, tespit, teşhis, teşhir, müdahale, engelleme, raporlama vb. yöntemleri kullanarak bu alanda bir farkındalık oluşturacak. Bunu yaparken yerelde ve uluslararası düzeyde diğer insan hakları kuruluşları, ilgili ve duyarlı kurum ve kuruluşlarla da maddi-manevi dayanışmayı esas alıyoruz. Bununla birlikte insan haklarının korunması için her yaştan ulaşabildiği her insana yönelik bilinçlendirme çalışması yapacak ve insan hakları alanında nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi için eğitim programları düzenleyecek. İnsan hakları düşüncesinin İslami kaynaklardaki yeri ve kavramsal problemlere ilişkin Türkiye’de ve islam dünyasında akademik düzeyde yürütülecek tartışmalarda öncü olmak istiyoruz. Bunun için paneller, konferanslar ve çeşitli ilmi çalışmalar yapmayı planlıyoruz.</p>
<h4>&#8220;Bu noktada bölgede olan-bitenle ilgili olarak kamu kurumları ve muhalif örgütsel çevrelerin dışında üçüncü bir gözün ve yaklaşımın bu tür hadiselerle ilgili ideolojik formasyondan arınarak adalet merkezli bir bakışla pozisyon alması ve kamuoyunu bilgilendirmesi ülkemiz açısından bir değerdir. Resmi açıklamalarla hadiselerin üstünü örtmenin ya da örgütsel propagandayla manipüle etmenin artık bir fayda sağlamadığını hepimiz biliyoruz.&#8221;</h4>
<p><strong>Şapatan Köyü ve SİHA’larla ilgili tartışmalarda ‘bağımsız heyetlere’ çok vurgu yapıldı. O yüzden Şapatan Köyü’ndeki raporlama çok önemliydi. Ama epey de tepki aldınız sosyal medya üzerinden, bu tepkisellik İHAK’ın yolculuğunu nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p><strong> </strong>Sosyal medyadaki bazı eleştirileri saymazsak, farklı kesimlerden çok olumlu tepkiler aldığımızı söyleyebilirim. 90’lı yılları hatırlatan bu tür hadiseler ülkenin doğusunda da batısında da ciddi endişelere yol açtığı kesin. Bu noktada bölgede olan-bitenle ilgili olarak kamu kurumları ve muhalif örgütsel çevrelerin dışında üçüncü bir gözün ve yaklaşımın bu tür hadiselerle ilgili ideolojik formasyondan arınarak adalet merkezli bir bakışla pozisyon alması ve kamuoyunu bilgilendirmesi ülkemiz açısından bir değerdir. Resmi açıklamalarla hadiselerin üstünü örtmenin ya da örgütsel propagandayla manipüle etmenin artık bir fayda sağlamadığını hepimiz biliyoruz.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-18056 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/DHQfbV1XkAA1MtS-300x132.jpg" alt="" width="300" height="132" />Coğrafi olarak Türkiye’nin en doğusunda yer alan bu köyde yaşanan hadiselerle ilgili olarak batıdan gelen bizim gibi kuruluşların olaya olan ilgisi önemli bir dayanışma örnekliği oldu. Bu açıdan ziyaretimizin ve raporumuzun bölgede çok olumlu karşılandığını söyleyebiliriz. Tabii batıda da aynı şekilde bu hadiselere ilgili duyarlı bir kitle var, olan biteni anlamaya çalışan. Onların da bu tür hadiseleri bizim gibi kuruluşların çalışmalarından öğrenme isteği söz konusu. Dolayısıyla iHAK’ın bu çalışması Türkiye’de bağımsız çalışan insan hakları kuruluşlarına ne denli ihtiyaç olduğunu gösteriyor. İnsan Hakları ve Adalet Hareketi olarak mücadelemizin dinamiğini, kimliğimizi oluşturan değerlerden aldığımızı düşünüyoruz. Yeryüzünün dört bir köşesindeki dini, dili, ırkına bakmadan her bir insanın âdil bir yaşam hakkına sahip olduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla bu tür çalışmalarla ilgili siyasi eleştiriler bizim ilkesel tutumumuzu değiştirmez.</p>
<p><strong>İnsan hakları savunuculuğunun zorlaştığı bir dönemdeyiz. Kamuoyunun hak ihlallerine bakışı siyasetle ilişkili ve çok kolay değişebiliyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu dönüşümü?</strong></p>
<p>İnsan haklarını savunmak bu topraklarda sadece bu dönemde değil, her dönemde zor olagelmiştir. Türkiye’de geniş dindar kesimlerin 1990’lı yıllarda merkezin dışında kalmış bir çevre hareketi olduğunu söyleyebiliriz. Tabii, bu dönemde “devlet” kavramı dönüştürülmesi gereken bir mefhum olarak algılanmaktaydı. Bu, cumhuriyet tarihi boyunca devlet-din ilişkilerinde yatan derin problemlerden kaynaklanmaktaydı. Süreç içerisinde çevrede yer alan bu dinamiklerin merkeze gelmesiyle birlikte buradaki devletle ilgili paradigmanın da değiştiğini görüyoruz. Bununla birlikte ülkenin son senelerde girmiş olduğu derin siyasi krizlerle birlikte “merkez” artık savunulması gereken bir alan olarak düşünülmeye başlandı. Dolayısıyla böyle bir zeminde insan hakları mücadelesinin zor olduğunu kabul ediyoruz. Ancak tam da bu noktada insan hakları savunuculuğunun gerekli ve anlamlı olduğuna inanıyoruz.</p>
<p>İnsan hakları savunuculuğunun gelinen noktada zor bir mesele olması aslında Türkiye’de daha derin ontolojik meselelerle ve kayışla da ilgilidir. Örneğin bugün Türkiye’de ideolojilerin ve siyasi partilerin nasıl bir “insan, birey ya da toplum” tanımları var? Bu tanımlamalar doğrudan insan hakları kavramına bakışı etkilediği için önemlidir. Bu tanımlamalar islâmi çevrelerde sürekli yapılmakla birlikte, insan hakları düşüncesine dair islami çevrelerde derinlikli bir tartışma maalesef yok. Aynı şekilde sol çevrelerde bu mesele sadece “gündelik muhalefet aracı” gibi dar bir çerçevede değerlendiriliyor. Bu manada kavramın geniş kesimlere mal edilemediğini ve Türkiye’de geniş kesimler tarafından insan hakları kavramının bir tür “emperyalist dayatma” şeklinde algılandığını söyleyebiliriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/26/ihak-genel-sekreteri-ahmet-zeki-olas-siyasi-elestiriler-ilkesel-tutumumuzu-degistirmez/">İHAK  Genel Sekreteri Ahmet Zeki Olaş: Siyasi Eleştiriler İlkesel Tutumumuzu Değiştirmez</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
