<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>insan hakları savunucusu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/insan-haklari-savunucusu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/insan-haklari-savunucusu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 19 Dec 2018 16:07:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>insan hakları savunucusu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/insan-haklari-savunucusu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İHAK  Genel Sekreteri Ahmet Zeki Olaş: Siyasi Eleştiriler İlkesel Tutumumuzu Değiştirmez</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/26/ihak-genel-sekreteri-ahmet-zeki-olas-siyasi-elestiriler-ilkesel-tutumumuzu-degistirmez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Sep 2017 07:17:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İHAK]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Zeki Olaş]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları savunucusu]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları ve Adalet Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Şapatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18716</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aralarında Gülden Sönmez ve Cihad Gökdemir’in de bulunduğu bir grup avukatın ‘insanın onurlu yerini, varlığın doğasını korumak, âdil bir barışın tesisi için silahlanmanın, savaşların önüne geçmek, kaynakların âdil paylaşımına katkı sağlamak” hedefiyle kurduğu İnsan Hakları ve Adalet Hareketi Genel Sekreteri Ahmet Zeki Olaş ile insan hakları savunuculuğunu ve İHAK’ın perspektifini konuştuk. İHAK hangi düşüncelerle kuruldu? [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/26/ihak-genel-sekreteri-ahmet-zeki-olas-siyasi-elestiriler-ilkesel-tutumumuzu-degistirmez/">İHAK  Genel Sekreteri Ahmet Zeki Olaş: Siyasi Eleştiriler İlkesel Tutumumuzu Değiştirmez</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aralarında Gülden Sönmez ve Cihad Gökdemir’in de bulunduğu bir grup avukatın ‘insanın onurlu yerini, varlığın doğasını korumak, âdil bir barışın tesisi için silahlanmanın, savaşların önüne geçmek, kaynakların âdil paylaşımına katkı sağlamak” hedefiyle kurduğu İnsan Hakları ve Adalet Hareketi Genel Sekreteri Ahmet Zeki Olaş ile insan hakları savunuculuğunu ve İHAK’ın perspektifini konuştuk.</strong><span id="more-19083"></span></p>
<p><strong>İHAK hangi düşüncelerle kuruldu? Yeni bir oluşum için harekete geçmenizin nedeni neydi?</strong></p>
<p>Tarihsel anlamda Türkiye’deki insan hakları düşüncesi resmi boyutta daha çok uluslararası anlaşmalar üzerinden şekillenmiştir. Bununla birlikte sivil alandaki insan hakları mücadelesinin genellikle sol ve islamcı düşünce çeperinde, daha çok da pratik ihtiyaçlar doğrultusunda geliştiğini görüyoruz. Bu açıdan insan hakları çalışmalarının 1980’li yıllar itibariyle Türkiye’deki sol merkezli hareketler etrafında şekillendiğini söyleyebiliriz. 1990’lı yıllarda islami çevrelerin konuya olan ilgisiyle aynı çevrelerde insan hakları kavramı tartışılmaya başlanmıştır. Gelinen noktada ülkemizde ve bölgemizde yaşanan gelişmeler, ülkemizdeki geniş kesimlerin insan hakları konusuna ilgisiz kalması, tarihsel olarak bu mücadelede önemli rol oynamış kuruluşların güncel sorunlar karşısında yeterli olamayışı, bu alanda önemli bir boşluğun doğmasına neden olmuştur. Bu açıdan iHAK, 90’lı yıllarda oluşan birikimin yeniden canlandırılması ve güncele aktarılması, kendi öz kitlesiyle ve referanslarıyla Türkiye’deki insan hakları meselelerine yaklaşımda yeni bir soluk getirmek amacıyla Mart 2017’de bir grup avukatın öncülüğünde kuruldu.</p>
<p><strong>İHAK&#8217;ın çalışma sistemi ve yöntemi nasıl olacak, özellikle yoğunlaşmayı düşündüğünüz alanlar var mı?</strong></p>
<p>İHAK yaşam hakkı, işkenceyle mücadele ve kişi güvenliği, din ve vicdan özgürlüğü, ifade ve düşünce özgürlüğü gibi temel haklar alanında faaliyet gösterecek. İnsan haklarını koruma, savunma, bilinç oluşturma, ihlalleri önleme, tespit, teşhis, teşhir, müdahale, engelleme, raporlama vb. yöntemleri kullanarak bu alanda bir farkındalık oluşturacak. Bunu yaparken yerelde ve uluslararası düzeyde diğer insan hakları kuruluşları, ilgili ve duyarlı kurum ve kuruluşlarla da maddi-manevi dayanışmayı esas alıyoruz. Bununla birlikte insan haklarının korunması için her yaştan ulaşabildiği her insana yönelik bilinçlendirme çalışması yapacak ve insan hakları alanında nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi için eğitim programları düzenleyecek. İnsan hakları düşüncesinin İslami kaynaklardaki yeri ve kavramsal problemlere ilişkin Türkiye’de ve islam dünyasında akademik düzeyde yürütülecek tartışmalarda öncü olmak istiyoruz. Bunun için paneller, konferanslar ve çeşitli ilmi çalışmalar yapmayı planlıyoruz.</p>
<h4>&#8220;Bu noktada bölgede olan-bitenle ilgili olarak kamu kurumları ve muhalif örgütsel çevrelerin dışında üçüncü bir gözün ve yaklaşımın bu tür hadiselerle ilgili ideolojik formasyondan arınarak adalet merkezli bir bakışla pozisyon alması ve kamuoyunu bilgilendirmesi ülkemiz açısından bir değerdir. Resmi açıklamalarla hadiselerin üstünü örtmenin ya da örgütsel propagandayla manipüle etmenin artık bir fayda sağlamadığını hepimiz biliyoruz.&#8221;</h4>
<p><strong>Şapatan Köyü ve SİHA’larla ilgili tartışmalarda ‘bağımsız heyetlere’ çok vurgu yapıldı. O yüzden Şapatan Köyü’ndeki raporlama çok önemliydi. Ama epey de tepki aldınız sosyal medya üzerinden, bu tepkisellik İHAK’ın yolculuğunu nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p><strong> </strong>Sosyal medyadaki bazı eleştirileri saymazsak, farklı kesimlerden çok olumlu tepkiler aldığımızı söyleyebilirim. 90’lı yılları hatırlatan bu tür hadiseler ülkenin doğusunda da batısında da ciddi endişelere yol açtığı kesin. Bu noktada bölgede olan-bitenle ilgili olarak kamu kurumları ve muhalif örgütsel çevrelerin dışında üçüncü bir gözün ve yaklaşımın bu tür hadiselerle ilgili ideolojik formasyondan arınarak adalet merkezli bir bakışla pozisyon alması ve kamuoyunu bilgilendirmesi ülkemiz açısından bir değerdir. Resmi açıklamalarla hadiselerin üstünü örtmenin ya da örgütsel propagandayla manipüle etmenin artık bir fayda sağlamadığını hepimiz biliyoruz.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-18056 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/DHQfbV1XkAA1MtS-300x132.jpg" alt="" width="300" height="132" />Coğrafi olarak Türkiye’nin en doğusunda yer alan bu köyde yaşanan hadiselerle ilgili olarak batıdan gelen bizim gibi kuruluşların olaya olan ilgisi önemli bir dayanışma örnekliği oldu. Bu açıdan ziyaretimizin ve raporumuzun bölgede çok olumlu karşılandığını söyleyebiliriz. Tabii batıda da aynı şekilde bu hadiselere ilgili duyarlı bir kitle var, olan biteni anlamaya çalışan. Onların da bu tür hadiseleri bizim gibi kuruluşların çalışmalarından öğrenme isteği söz konusu. Dolayısıyla iHAK’ın bu çalışması Türkiye’de bağımsız çalışan insan hakları kuruluşlarına ne denli ihtiyaç olduğunu gösteriyor. İnsan Hakları ve Adalet Hareketi olarak mücadelemizin dinamiğini, kimliğimizi oluşturan değerlerden aldığımızı düşünüyoruz. Yeryüzünün dört bir köşesindeki dini, dili, ırkına bakmadan her bir insanın âdil bir yaşam hakkına sahip olduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla bu tür çalışmalarla ilgili siyasi eleştiriler bizim ilkesel tutumumuzu değiştirmez.</p>
<p><strong>İnsan hakları savunuculuğunun zorlaştığı bir dönemdeyiz. Kamuoyunun hak ihlallerine bakışı siyasetle ilişkili ve çok kolay değişebiliyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu dönüşümü?</strong></p>
<p>İnsan haklarını savunmak bu topraklarda sadece bu dönemde değil, her dönemde zor olagelmiştir. Türkiye’de geniş dindar kesimlerin 1990’lı yıllarda merkezin dışında kalmış bir çevre hareketi olduğunu söyleyebiliriz. Tabii, bu dönemde “devlet” kavramı dönüştürülmesi gereken bir mefhum olarak algılanmaktaydı. Bu, cumhuriyet tarihi boyunca devlet-din ilişkilerinde yatan derin problemlerden kaynaklanmaktaydı. Süreç içerisinde çevrede yer alan bu dinamiklerin merkeze gelmesiyle birlikte buradaki devletle ilgili paradigmanın da değiştiğini görüyoruz. Bununla birlikte ülkenin son senelerde girmiş olduğu derin siyasi krizlerle birlikte “merkez” artık savunulması gereken bir alan olarak düşünülmeye başlandı. Dolayısıyla böyle bir zeminde insan hakları mücadelesinin zor olduğunu kabul ediyoruz. Ancak tam da bu noktada insan hakları savunuculuğunun gerekli ve anlamlı olduğuna inanıyoruz.</p>
<p>İnsan hakları savunuculuğunun gelinen noktada zor bir mesele olması aslında Türkiye’de daha derin ontolojik meselelerle ve kayışla da ilgilidir. Örneğin bugün Türkiye’de ideolojilerin ve siyasi partilerin nasıl bir “insan, birey ya da toplum” tanımları var? Bu tanımlamalar doğrudan insan hakları kavramına bakışı etkilediği için önemlidir. Bu tanımlamalar islâmi çevrelerde sürekli yapılmakla birlikte, insan hakları düşüncesine dair islami çevrelerde derinlikli bir tartışma maalesef yok. Aynı şekilde sol çevrelerde bu mesele sadece “gündelik muhalefet aracı” gibi dar bir çerçevede değerlendiriliyor. Bu manada kavramın geniş kesimlere mal edilemediğini ve Türkiye’de geniş kesimler tarafından insan hakları kavramının bir tür “emperyalist dayatma” şeklinde algılandığını söyleyebiliriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/26/ihak-genel-sekreteri-ahmet-zeki-olas-siyasi-elestiriler-ilkesel-tutumumuzu-degistirmez/">İHAK  Genel Sekreteri Ahmet Zeki Olaş: Siyasi Eleştiriler İlkesel Tutumumuzu Değiştirmez</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>7 Renk Korosu: Derdimizi müzikle anlatıyoruz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/17/7-renk-korosu-derdimizi-muzikle-anlatiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Ekici]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2017 09:52:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[7 Renk Korosu]]></category>
		<category><![CDATA[Arapça]]></category>
		<category><![CDATA[Farsça]]></category>
		<category><![CDATA[Feminist Forum]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem Derin]]></category>
		<category><![CDATA[Gürcüce]]></category>
		<category><![CDATA[Hintçe]]></category>
		<category><![CDATA[homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları savunucusu]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[Latince]]></category>
		<category><![CDATA[Lazca]]></category>
		<category><![CDATA[Lubunca]]></category>
		<category><![CDATA[Melis Kabasakal]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Polad]]></category>
		<category><![CDATA[trans]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Zazaca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13442</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; “Amacımız biraz da değmek, dokunmak, birbirimizden haberdar olmak, bu baskı ortamında birbirimizden kopmamak. Bunu da müzik yoluyla sağlamaya, güçlendirmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar birçok yöntemi denedi LGBTİ&#8217;ler ve kadınlar, direnmenin birçok türünü sergilediler. Müzik bunlardan biriymiş, bunu keşfettik biz de.”  Mersin’deki 7 Renk LGBT Derneği’nin organize etmesiyle kurulan 7 Renk Korosu aynı zamanda Türkiye’nin ilk [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/17/7-renk-korosu-derdimizi-muzikle-anlatiyoruz/">7 Renk Korosu: Derdimizi müzikle anlatıyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“Amacımız biraz da değmek, dokunmak, birbirimizden haberdar olmak, bu baskı ortamında birbirimizden kopmamak. Bunu da müzik yoluyla sağlamaya, güçlendirmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar birçok yöntemi denedi LGBTİ&#8217;ler ve kadınlar, direnmenin birçok türünü sergilediler. Müzik bunlardan biriymiş, bunu keşfettik biz de.”</strong></p>
<p><strong> </strong>Mersin’deki 7 Renk LGBT Derneği’nin organize etmesiyle kurulan 7 Renk Korosu aynı zamanda Türkiye’nin ilk LGBT korosu. 11 dilde şarkılar seslendiren ve müziği dayanışmanın bir yöntemi olarak kullandıklarını belirten 7 Renk Derneği’nden Gizem Derin’le koronun öyküsünü konuştuk. Melis Kabasakal, Özlem Polad da 7 Renk Korosu’nun kendileri için anlamını paylaştılar.</p>
<p><strong>-Koro fikri nasıl çıktı?</strong></p>
<p>7 Renk Koro&#8217;nun kurulmasına geçen yıl ekim ayında başladı. OHAL sürecinin üzerimizde yeni yeni etkilerini göstermeye başladığı süreçlerdi. Açık alanlardan çok kapalı alanlara insanların geri çekildiği dönemlerdi. Bir arada olmaya ihtiyacımız vardı. İlk başlarda amacımız bir arada olmaktı. Haftanın en azından bir günü birlikte olup terapi olarak, birbirimize iyi gelip şarkı söyleyerek, müziği kullanarak rahatlamayı amaçlamıştık. Sonrasında fark ettik ki, birbirimize iyi gelmenin yanı sıra güzel de bir dert anlatma aracı müzik. O yüzden, nasıl yapabiliriz, nasıl edebiliriz üzerinde kafa yormaya sonradan başladık. Tırnak içinde kurumsallaşmaya başladı diyebiliriz. Sonrasında yalnızca LGBTİ korosu değil. Hem kadınların, hem LGBTİ&#8217;lerin, insan hakları savunucusu bir çok kadının da yer aldığı bir koro. Farklı örgütlerden, farklı hareketlerden arkadaşlarımız var, öyle de renkli. Sonrasında, bu kadar renkli ve çeşitliyken, haliyle dertler de fazla ve çeşitli, tek dilde olmaz dedik ve 11 dilde, söyleyebildiğimiz tüm dillerde, şarkılar söylemeye başladık. Zazaca, Kürtçe, Arapça, Gürcüce, Lazca, Farsça, Türkçe, Hintçe, Latince yani bir çok dilde, toplamda 11 dilde şarkı söylüyoruz. Bu 11 dilin biriside Lubunca, yani eşcinsel ve transların yıllardır Türkiye&#8217;de kullandıkları bir jargon.</p>
<p><strong>-Repertuar seçiminde neye dikkat ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Genelde kadın temalı şarkılar söylüyoruz, dikkat ediyoruz ne söylediğimize yani. Şarkıların içinde nefret söylemi, cinsiyetçilik olmamasına özen gösteriyoruz. Uyarladığımız şarkılar da var. Mesela &#8220;Hayır&#8221;. Kendi gündemimize de &#8220;Keçe Kurdan&#8221; şarkısından uyarladığımız bir &#8220;hayır&#8221; şarkımız var. Burada da kadınların ve LGBTİ&#8217;lerin neden &#8220;hayır&#8221; dediğini anlatmaya çalıştık.</p>
<p><strong>-Grubun üyeleri kimlerden oluşuyor?</strong></p>
<p>Her yaştan, her etnik kimlikten, her cinsel ve cinsiyet yöneliminden insanlar var, kadınlar ve LGBTİ&#8217;ler oluşturuyor. Haftanın bir günü bir araya geliyoruz. Yan bir örgütlenme alanı koro bizim için. Önce bir arada olup kimin ne derdi, ne sorunu, ne sıkıntısı var, onları konuşuyoruz. Bu bağı da sıkı tutmaya çalışıyoruz. Yalnızca şarkı söylemek için bir araya gelmiyoruz. Bu süreçte aramızda tutuklananlar, gözaltına alınanlar, ailesiyle sorun yaşayanlar, özel hayatında sorunlar yaşayanlar oldu, bunları nasıl aşabiliriz diye düşünüp, birazcık dert ediniyoruz. Amacımız biraz da değmek, dokunmak, birbirimizden haberdar olmak, bu baskı ortamında birbirimizden kopmamak. Bunu da müzik yoluyla sağlamaya, güçlendirmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar bir çok yöntemi denedi LGBTİ&#8217;leiler ve kadınlar. Direnmenin bir çok türünü sergilediler. Müzik de bunlardan biriymiş, bunu keşfettik biz de.</p>
<p><strong>-Koro olarak hangi etkinliklere katıldınız şimdiye kadar?</strong></p>
<p>Koroyu kurduktan sonra iki defa Ankara&#8217;ya gittik. Birinde Quir Fest açılışında sahne almıştık. Ardından Ankara&#8217;da Feminist Forum&#8217;da, Kadın Kadına öykü yarışmasında bir sahnemiz oldu. İstanbul&#8217;da da Koç ve Boğaziçi Üniversiteler&#8217;indeki festivallerinden, bazı öğrenci kulüplerinden konser davetleri aldık. Şu anda, onların organizasyonlarını bitirmelerini bekliyoruz. Cinsiyetçilik ve homofobi karşıtı tüm organizasyonları, olumlu yönde karşılıyoruz. Bu süreçte haver sitesi olan BBC Türkçe&#8217;de bir video haberimiz yayınlandı. Onunda dışında ana akım medyada bazı haber kuruluşlarından da haber teklifleri aldık fakat reddettiklerimiz de oldu. Çizgisini pek beğenmediğimiz ve bunu magazinsel bir boyutta ele alıp, bizi hedef olarak kullanacak diye düşündüğümüz bazı kanalları reddettik. Röportaj verdiğimiz kuruluşların çizgilerini önemsiyoruz. Çünkü durduğumuz yer politik bir yere tekabül ediyor. Bu yüzden bu görünürlüğü, doğru yerde ve doğru biçimde icra etmek istiyoruz.</p>
<p><strong>-Hem medyada hem de sosyal medyada da yoğun ilgi gördü videolarınız ne gibi tepkiler alıyorsunuz?</strong></p>
<p>Genelde ana akım veya ana akıma yakın yerlerde yapılan haberlerde, sosyalist çevre içinde de ana akım sayılabilecek mecralarda, röportaj ve haberlerin bizim çizgimiz dışında bir yerde haberleştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına karşı bir duruşumuz var. Mesela Ötekilerin Postası gibi sosyal medya hesaplarında paylaşılıyor, biz de zaten bunu gönüllü olarak yapıyoruz. Yorumlarda genelde aynı deneyimleri yaşıyoruz; hakaret edenler, küfür edenler, buna karşı çıkanlar, nefretini dökenler oluyor. Ancak biz kendi içimizde bir karar aldık: Bireysel hesaplarımızdan, koro üyesi hiçbir arkadaşımız o yorumlara cevap vermeyecek. Çünkü o birebir, kişisel bir duruma dönüştüğü zaman bizim de canımızı sıkan bir noktaya gelebilir ama gerek yok. Ve şunu izliyoruz, gözlemliyoruz; o nefreti kusan insanların yorumlarının altına, yine bizim tanımadığımız bir başkası, başka bir dilde, ona yakın taraftan cevap veriyor. Yani bizim yerimize bizi savunuyor. Ama bu daha önemli tabi. Mesela ikiside sosyalist, yani karşısında durduğumuz bir görüşü yok ama birisinin düşüncesi LGBTİ konusunda katı iken, diğeri daha yumuşak ve anlayışlı. Anlayışlı kişi kendi bulunduğu yerden bir cevap yazabiliyor tabi. Bu çok çıktı karşımıza. Bu zemin bizim için gerçekten kıymetli. Yani olumlu da olumsuz da tepkiler alıyoruz. Görünürlük sorunu olan arkadaşlarımız var, belki bundan bahsetmemiz gerekiyor. Yani kameranın karşısında yirmi kişi duruyoruz ama kamera arkasında da bir on kişi mutlaka oluyor. Aramızda memur olanlar var, ailesine açık olmayan arkadaşlarımız var. Yani bu arkadaşlarımızın görünürlük sorunu var. Kamera önünde değiller ama tüm provalarımıza ve etkinliklerimize katılıyorlar.</p>
<h4><strong>Melis Kabasakal: Kolektif bir yapımız var</strong></h4>
<p><strong>Melis:</strong> Koroda şeften bahsettik ama bir hiyerarşi oluşumu olarak görülüyor. Ancak kesinlikle öyle bir şey yok. Özellikle kolektif olmaya çalışıyoruz ki, çalışmalarımız sadece koro ile sınırlı kalmıyor. Mesela liseliler ile ders dayanışmasına giriyoruz, anlatabildiğimiz dersleri. Ailevi sıkıntıları olan arkadaşların ailelerini ziyaret ediyoruz. Bu kolektiften birkaç arkadaş o aileyi ziyarete gidiyoruz. Aldığımız kararlarda, yazılarla ilgilenenler, konserlerle ilgilenenler başlıklarıyla komisyonlarımız ilgileniyor. Yani mümkün olduğunca kolektif kararlar alıyoruz. Çoğu arkadaşımızdan güzel tepkiler alıyoruz. İşte dostluğu burada tanıyoruz, o samimiyeti burada görebiliyoruz diyen bir sürü insan çıktı. Yeni yeni tanıştığımız ama bizimle bir türlü iletişime geçemeyen bir sürü insan, bu şekilde bize geri dönüş yaptı. Gittiğimiz konserlere de, dayanışma için gitmeye çalışıyoruz. Böyle yardımcı olmaya çaba sarf ediyoruz yani.</p>
<h4>Özlem Polad: Koro bir umut oldu</h4>
<p>Öyle bir dönemdeyiz ki, bir şeylerden çekinir, bulunduğumuz ortamda insanlara güvenemez hale gelmiş durumdayız. İnançlarımızın zedelendiği, umutlarımızın kırılmaya çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz. Ama bu koro bir umut oldu. Biz orada kolektif yaşamı görüyoruz, gerçekleştirebiliyoruz. Derdimizi müzikle anlatabiliyor olmak, bir şeyleri paylaşabiliyor olmak… Biz orada yaşamı ortaklaştırıyoruz yani. Hep beraber müzik yapmaya çalışıyoruz. Evet çok iyi değiliz, hepimizin sesleri çok iyi değil ama bizim derdimiz bu da değil. O şarkıları söyleyince, sesi kendisine göre kötü olan arkadaşlarla beraber tek bir ses oluyoruz. LGBTİ ve kadın korosu, kendi yaşamımı dahil ederek en özgür hissettiğim ortamdır. Kendimi en rahat hissettiğim de ortamdır yani. Mücadelenin bu şeklini de çok sevdim ben.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/17/7-renk-korosu-derdimizi-muzikle-anlatiyoruz/">7 Renk Korosu: Derdimizi müzikle anlatıyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
