<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İltica ve Göç araştırmaları Merkezi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/iltica-ve-goc-arastirmalari-merkezi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/iltica-ve-goc-arastirmalari-merkezi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jun 2022 11:00:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>İltica ve Göç araştırmaları Merkezi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/iltica-ve-goc-arastirmalari-merkezi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İGAM Genç Komite Üyelerini Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/07/igam-genc-komite-uyelerini-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jun 2022 10:59:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[IGAM]]></category>
		<category><![CDATA[İltica ve Göç araştırmaları Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81106</guid>

					<description><![CDATA[<p>İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM)’nin ‘’Medyada Nefret Söylemi ve Ayrımcılıkla Mücadele Etmek için Genç Mültecilerde ve Topluluklarında Hakların Etkinleştirilmesi (Storyco-op)’’ projesi kapsamında oluşturulacak gençlik komitesi için üyeler aranıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/07/igam-genc-komite-uyelerini-ariyor/">İGAM Genç Komite Üyelerini Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>18-30 yaş arasında olan</li>
<li>Kendini rahatlıkla ifade edebilecek düzeyde İngilizce konuşabilen</li>
<li>Lisans, yüksek lisans veya doktora öğrencisi olan mülteciler</li>
</ul>
<p>&#8220;Steering_Commitee_İGAM’’ başlığını kullanarak igam@igamder.org adresine İngilizce özgeçmişlerini bir motivasyon mektubu ile gönderebilirler.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/07/igam-genc-komite-uyelerini-ariyor/">İGAM Genç Komite Üyelerini Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Mahallede Tehlikeli Gerginlik&#8217; Derken Aslında Ne Demiş Oluyorlar?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/08/mahallede-tehlikeli-gerginlik-derken-aslinda-ne-demis-oluyorlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Solgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Apr 2019 21:51:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İltica ve Göç araştırmaları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Mültecilerin medyadaki görünümü]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Doğanay]]></category>
		<category><![CDATA[yeni ırkçılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37313</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mültecilerin medyadaki görünümünü inceleyen raporun koordinatörü Prof. Dr. Ülkü Doğanay: "Hak taleplerini, hak ihlallerini görmüyorlar, onları birer “insan” değil “sayı” olarak değerlendiriyor, bir “güruh” gibi lanse ediyorlar. Bizim literatürde “yeni ırkçılık” olarak tanımladığımız durum tam da bu işte." diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/08/mahallede-tehlikeli-gerginlik-derken-aslinda-ne-demis-oluyorlar/">&#8216;Mahallede Tehlikeli Gerginlik&#8217; Derken Aslında Ne Demiş Oluyorlar?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Bu yılın başlarında İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi ile Gazeteciler Cemiyeti&#8217;nin yürüttüğü bir proje kapsamında 18 aylık bir dönem için mültecilerin medyadaki görünümüne ilişkin hazırladığınız bir rapor yayınlandı. Mültecilerle ilgili haber, köşe yazısı veya analizlerde tespit ettiğiniz problemler neler oldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-37290 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/ÜlküDoğanay2-640x853.jpg" alt="" width="267" height="356" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/ÜlküDoğanay2-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/ÜlküDoğanay2.jpg 768w" sizes="(max-width: 267px) 100vw, 267px" />Söz konusu rapor, 18 aylık titiz bir izleme sürecinin sonucu olarak ortaya çıktı. 2018 yılı ortamı açısından baktığımızda, medyada açıkça ırkçı, ayrımcı, nefret söylemi diyebileceğimiz bir dil yok. Açık söylemek gerekirse bunda hükümetin ve bazı medya organlarının hükümet yanlısı yayın yapmasının da önemli bir payı var. Böyle olmasaydı bu insanları barındırmak zor olabilirdi ve medyanın dili de daha saldırgan olurdu gibime geliyor. Nitekim bazı yazılı medya organlarında bu ayrımcı dil bugün de var. Bunu bazı köşe yazılarında daha açık görebiliyoruz. Ama asıl meselemiz, hükümet yanlısı medya da dahil, mülteci haklarının ve mültecilerle ilgili hak ihlallerinin neredeyse hiç görülmemesi. Görüldüğünde de meseleye, haber konusu olaya çoğunluğun gözünden bakıyorlar ve bunun adını koymuyorlar. Mültecilerden gelen bir hak talebi ise neredeyse hiç yok. Binlerce haber izledik, çok sayıda gazeteyi takip ettik, bir de TV kanalarında olanlar var. Bunların hiçbirinde bir hak talebinin bir mültecinin ağzından dile getirildiğini hiç görmedik. Sadece bir veya iki örnekten bahsedebiliriz. Hak odaklı bir habercilik yapılmıyor. Neden? Çünkü onların da hakları olduğu noktasından bakılmıyor, temel haklara sahip olması gereken insanlar oldukları görmezden geliniyor. Biz “bahşeden”, “lütfeden” bir pozisyonda duruyoruz onlar da “lütfedilen” oluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakın mülteci çocuklar var, sayılarını da tam olarak bilemiyoruz, sağlıklı bir veri yok elimizde, ama şunu biliyoruz: Bu çocukların okul çağında oldukları halde eğitim dışında, okula gitmiyor, gidemiyorlar. 15 yaşından küçük çocukların çalıştırılması yasalarımıza göre suç teşkil ediyor. Ama mülteci çocuklar çalıştırılıyor. Ve bu insanlar “haber” olduklarında “çocuk işçi” oldukları için haber olmuyorlar; “çalıştığı için çok yorgun düşmüş” denilerek haber oluyorlar. Bu çocuk o yaşta neden okulda değil ve çalıştırılıyor? Buna dair hiçbir şey yok. Mesela bir iş kazasına uğramış, “Dikkatsizliği nedeniyle elini kıyma makinesine kaptırdı” deniyor. Raporda yer verdiğimiz çarpıcı örneklerden biriydi. 11 yaşında ve elini kıyma makinesine kaptırmış. O yaşta çocuğun ne işi var kıyma makinesinin başında? Haberde bu yok…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci kadınlarla ilgili de geldiklerinden itibaren çok açık bir istismar var. Bir kere açıkça “pazarlanıyorlar.” Zorla evlendiriliyorlar. Para karşılığı evliliğe zorlanıyorlar. Çok küçük yaşlarda evlendiriliyorlar. İkinci, üçüncü eş olarak evlendiriliyorlar, birkaç ay sonra da sokağa bırakılıyorlar. Bunlar oluyor. Bunların olduğunu biliyoruz, ama basında sadece “Suriyeli gelin altınları aldı kaçtı” haberleri görüyoruz. O kadınların “pazarlanması” suç değil mi? O kadınlarla para karşılığı evlenmek suç değil mi? Bu, düpedüz “kadın ticareti” değil mi? Ve bu işlere aracılık yapanlar var bir de, bunların yaptıkları da suç değil mi? Ama tam tersine basın da buna aracılık ediyor adeta. Şunu söylüyor mesela: 18-25 yaş arası 10 bin, 25-35 yaş arası 7 bin filan gibi fiyat tarifeleri yayınlanıyor. Bir tek adres verilmiyor, şu “pazardan” alacaksınız diye. Adeta bu pazarın aracısı gibi davranıyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela &#8220;Suriyeli kaçaklar&#8221; deniyor, &#8220;Şu kadar Suriyeli kaçak yakalandı&#8221; diye verilen haberler var, ya da öldüler diye verilen haberler, deniz kazalarında. Bütün bunların arkasında bir kaçakçılık sektörü var; insan kaçakçılığı. Bunu organize eden bir “ağ” olması gerekir, değil mi? Kimse kendi başına ortaya çıkıp “Benim bir teknem var, hadi binin sizi istediğiniz ülkelere götüreyim” diyerek bu işe girişmez. Ama haberlerde sorunun bu boyutuyla ilgili en ufak bir bilgi bile yok. Göremiyorsunuz. Sadece “kaçak” ve “kaçakçılar” ifadesini görüyorsunuz. Suçlu kim? “Kaçak” olarak ifade edilen Suriyeliler! Oysa onlar “kaçak” filan değil. Çünkü bir suç işlemiş de kaçıyor değiller kanundan. Canlarını kurtarmak için bir yerlere gitmek çabasındalar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir de şu var: Türkiye madem bu kadar kucak açtı, imkan sağladı onlara, asparagas haberlere bakarsanız maaş bağlanmış, hastanelerde sıra beklemeden tedavi görüyorlar vs. Niye gidiyorlar peki? Bir insan neden çocuğunun ölebileceğini göze alarak bir şişme botla açık denize açılır? Bunu niye göze alır? Haberlerde bunlara dair hiçbir şey yok. Suçlu kim? Yine kendileri, yani “kaçak” olarak ve “kaçakçı” olarak adlandırılan kişiler. Bu haber dilinin değişmesi gerekir. Örnekleri var, mesela bizim çalışmamızın kapsamı içinde değil ama Evrensel gazetesi kullandığı haber diline çok dikkat ediyor. Bu, önemli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstihdam sektöründe de ciddi bir istismar var, hiç görülmüyor. Mesela yangınlar oluyor, ölüyorlar, sigortasız, güvencesiz çalıştırılıyorlar. Sonrasında ne oluyor, bilmiyoruz. Aslında suç oranları çok düşük mültecilerde. Çünkü bir suç işlerlerse aileleriyle birlikte geri gönderilmeleri ihtimali var. Suçun şahsiliği prensibi de göz ardı ediliyor. Geri gönderilenler oldu ve sonra o insanlar ne oldu? Bilmiyoruz. Haber takibi yok. Oysa geri gönderilmek bir can güvenliği riski taşıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberlerde “linç” denilmiyor ama aslında linç diyebileceğimiz olaylar oldu biliyorsunuz. Dükkanları yakıldı, zorla otobüslere bindirilip yollandılar bulundukları yerden. Nereye gidiyorlar? Ne oluyor? Haber takibi yok. Gerçekte ne olmuştu, onu da bilmiyoruz. “Omuz attı, mahallenin kızına laf attı” gibi sudan sebepler okuyoruz, basın bize böyle yansıtıyor. Gidip de mültecilere mikrofon uzatmıyorlar. Basın mensuplarıyla konuştuğumuzda “dil bilmiyorlar” diyorlar. Ama çocuklar var ve onlar biliyorlar artık, eğer mesele dil bilmemek ise. Ya da mültecilerle ilgili çalışmaları olan STK’lar var; gidip de bu işin aslı nedir diye sormuyorlar. O gece mahallede ne oldu? Sadece mahalleliye soruyorlar ve mahalleli de “Gitsinler, onları burada istemiyoruz” diyor.</span></p>
<p><b>Medya dilinde pompalanan bariz bir ırkçılık yok ama toplumda mültecilerle ilgili ön yargıların, tepkilerin varlığını da herkes biliyor, gözlemliyor. Seçim dönemlerinde siyasetçilerin üslupları da değişiyor. “Şımarmasınlar yoksa geri yollarız” şeklinde açıklamalar yapıyorlar kendilerini dinleyen seçmenlerine. “Zaten hayat pahalı, işsizlik var bir de Suriyelileri besliyoruz” şeklinde düşünen insanların sayısı az değil. Bu tabloda medya nerede duruyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Medyanın burada çok açık oynadığı bir rol var. Açıkça ırkçılık, nefret söylemi üreten bir dil kullanılmıyor gibi görünüyor. Ama mültecilerle ilgili olumsuz önyargıları, tepkileri canlı tutan, hatta canlandıran bir rol oynuyor medya. Mesela “Gitsinler!” diye haber yapılmıyor, ama “Mahallede tehlikeli gerginlik” diyorlar. Aslında ne olduğuna dair herhangi bir bilgi vermeden, mültecilerle ilgili önyargıları meşrulaştıran bir dil kullanılıyor. Hak taleplerini, hak ihlallerini görmüyorlar, onları birer “kişi” ya da “insan” değil “sayı” olarak değerlendiriyor, bir “güruh”, bir “suçlular topluluğu” gibi lanse ediyorlar. Bizim literatürde “yeni ırkçılık” olarak tanımladığımız durum tam da bu işte. Ana akım medya, genele hitap etmeyi esas alır. O yüzden açık, bariz, doğrudan uç ifadelere yer vermez. Gerek duymaz. O yüzden “yeni ırkçılık” veya “kültürel ırkçılık” olarak isimlendiriliyor. Aslında bütün o anlamlandırma sistemi, ne söylediği kadar ne söylemediği, satır aralarında ne söylediği ile ortaya çıkıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kaçak” sözcüğü mesela, insanda direkt olumsuz, “suç” veya “suçlu” çağrışımı uyandırır. “Kaçak” dediğimizde, “Suriyeli gelin altınları aldı kaçtı” dediğimizde, burada doğrudan ırkçı bir ifade yok, ama onun hakkını, hukukunu görmezden gelen, yok sayan, ötekileştiren bir söylem var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii ki kamuoyundaki mülteci düşmanlığı, ırkçılıktır neticede. Irkçılık artık soya çekim, biyolojik özellikler, ten rengi, göz rengi, kafatası üzerinden yapılmıyor. Bu tarz bir ırkçılık hiç yok demeyelim ama eskisi kadar yaygın da değil. Artık ırkçılık daha çok dil, kimlik, yaşam tarzı gibi hususlar üzerinden kendisini belli ediyor. Bu sadece mülteciler için de değil, Kürtler için, Aleviler için de aynı şekilde kendisini gösteriyor. Mesela Kürtler kastedilerek “Kaçak elektrik kullanıyorlar” denildiğinde bu tepkiselliğin ardında bariz bir aşağılama var. “Öteki” olan hep negatiftir. Dünyada da böyle. Dünya basınındaki temel eksenlerin benzerini Türkiye basınında da görebiliyoruz. “Bize benzesinler” diyoruz ama hemen beraberinde “Benzeyemezler” deniyor. “Biz” hep “üstte” olmalıyız çünkü ve o “bizim gibi” olmak zorundadır, ama olamaz… Bu, günümüzdeki tanımıyla ırkçılıktır.</span></p>
<p><b>Mültecilere yönelik tepkilerin ekonomik sıkıntılarla beraber artacağı şeklinde yorumlar var. Ne dersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Artırır gibi görünüyor&#8230; Yaşam ve geçim koşulları zorlaştıkça sorunun ardında yatan gerçek nedenlere bakmak yerine en görünür, en elinin altındaki nedenlere bakarak onları zorlukların sorumlusu olarak görmek eğilimi ağır basıyor. Kapitalizmin gelişim mantığıyla uyumlu, iç içe bir durum bu. Çünkü beraberinde işleyen bir sömürü mekanizması var. İnsanların bir kısmı sigortasız, güvencesiz, riskli ve ağır şartlar altında çalışmak durumunda. Bunlar birbirini besleyen süreçler. “Neden bu hale geldik?” bunu sorgulamak yerine “Onlar yüzünden bu hale geldik, işsizliği mülteciler yarattı” şeklinde düşünmek daha “kolay” olanı. Oysa mülteciler sistemin kurbanları, mağdurları. 21. Yüzyılda sigortasız, güvencesiz, karın tokluğuna çalıştırılıyorlar ve bu da “olağan” kabul ediliyor. Çarkların döndürülmesine katkıda bulunan en mağdur kesim, sorunların sorumlusu olmakla suçlanabiliyor.</span></p>
<p><b>Mültecilerle komşu olmak istemeyenlerin oranı da az değil. Toplumdaki tepki ve önyargıların bir yansıması da burada kendisini gösteriyor. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet. Mesela “gürültücü” olurlar denir. Bu sadece mülteciler için söylenen bir şey de değil, ırkçılığın hedefinde kim varsa onlar da karşılaşır bu tepkiyle. Mesela Kürtler için de göç ettikleri büyük kentlerde “Gürültücü, pis, kirli” denilmiştir hep. “Ötekilere” kirlilik atfetme de öteden beri vardır. Hatice Çoban Keneş’in bu konuda bir doktora tezi de vardı. Mülteciler neden komşun olmasın diye sorduğunuz zaman muhtemelen alacağınız cevap “Onlar gürültücü, kirli, pis” olacaktır çoğunlukla. Bunlar çok tipik türev ırkçılığın temel argümanları. Tehlikeli. O yüzden “karşılıklı kabul” önemli. “Entegrasyon” da denilebilir, önemli değil, önemli olan altını iyi doldurmak. “Biz size dil kursu, meslek edindirme kursu açtık, hadi şimdi gidin gettonuzda yaşayın” demek, çözüm değil. Linç dediğimiz olaylar çok hassas, kritik bir sınırdır. Toplumsal olaylar bir kıvılcıma bakar, çok tehlikelidir. “Suriyelilerden nefret ediyorum” diyenler var. Peki karşı taraf? Dışlandığında, hor görüldüğünde, kendisine ve ailesine bir hayat kuramadığında ne yapacak? “O zaman geri göndeririz” bir çözüm değil.</span></p>
<p><b>“Geri gönderilmek” tepelerinde sallandırılan Demokles’in kılıcı adeta…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir hayat kurmaya çalışan insanlardan bahsediyoruz. Bir hayatları vardı, hatıraları vardı, zorlu bir süreçten gelmişler can havliyle. Onlara bunu tekrar tekrar söylemek yüreklerini deşmek gibi. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/08/mahallede-tehlikeli-gerginlik-derken-aslinda-ne-demis-oluyorlar/">&#8216;Mahallede Tehlikeli Gerginlik&#8217; Derken Aslında Ne Demiş Oluyorlar?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mülteciler Medyada Ya ‘Kurban’ Ya ‘Düşman’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/06/multeciler-medyada-ya-kurban-ya-dusman/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2019 12:17:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Gazeteciler Cemiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[IGAM]]></category>
		<category><![CDATA[İltica ve Göç araştırmaları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Çorabatır]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları için Medya ve Sivil Toplum İş Birliği Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal ve Yerel Medyada Mülteci ve Göç Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34948</guid>

					<description><![CDATA[<p>İltica ve Göç araştırmaları Merkezi’nin (İGAM) Prof. Dr. Ülkü Doğanay yönetiminde 18 aylık dönemde 1829 haber ve yazının incelenmesiyle hazırladığı “Ulusal ve Yerel Basında Mülteci ve Göç Haberleri” raporuna göre; mülteciler, medyada ya dramatikleştirilerek ‘kurban’ olarak ya da ‘düşman’laştırılarak temsil ediliyorlar.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/06/multeciler-medyada-ya-kurban-ya-dusman/">Mülteciler Medyada Ya ‘Kurban’ Ya ‘Düşman’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İGAM’ın Gazeteciler Cemiyeti’yle birlikte Avrupa Birliği Türkiye delegasyonu fonuyla yürütülen “Mülteci Hakları için Medya ve Sivil Toplum İş Birliği Projesi”, Ulusal ve Yerel Basında Mülteci ve Göç Haberleri raporunun tanıtıldığı konferans ile sona erdi. Prof. Dr. Ülkü Doğanay koordinatörlüğünde hazırlanan “Ulusal ve Yerel Medyada Mülteci ve Göç Haberleri” raporu, 1 Haziran 2017-30 Kasım 2018 tarihleri arasında ulusal ve yerel basında yer alan mülteci ve göçmenlerle ilgili haberlerin niteliksel analizine dayanıyor. Araştırmada; ulusal basında, Hürriyet, Sabah, Sözcü, Posta, Habertürk, Milliyet ve Takvim gazeteleri, yerel basında ise Ankara, İstanbul, İzmir’in yanı sıra mültecilerin en yoğun olarak bulunduğu Gaziantep, Mersin, Adana ve Hatay’da yayınlanan gazeteler tirajları dikkate alınarak incelendi. Bu gazetelerin yanı sıra araştırma kapsamında  7 ulusal televizyon kanalında yayınlanan haberler de incelenmiş. 18 aylık dönemde iltica ve göç konularını ele alan toplam 1829 haber ve yazı tespit edildiği araştırmada, bu haber ve yazıların 673’ü (%36,8) yerel basında, 1156’sı (%63,2) ise ulusal basında yayınlandığı belirtiliyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-34950 " src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/02/DyJwmFVXgAAOiDu-e1549453641532-160x160.jpg" alt="" width="225" height="225" />İGAM Başkanı Metin Çorabatır, raporun bu konuda yapılan çalışmalardan farkının incelediği gazete ve TV haberlerinin sayısının çokluğu olduğunu belirterek, “ Raporun bir başka özelliği, rapora temel olan inceleme ve araştırmanın 18 ay gibi oldukça geniş bir zaman diliminde yayınlanan haberleri konu edinerek zaman içindeki medya tutumlarındaki değişimi de izleyebilme olasılığını bize vermesidir. Üçüncü olarak araştırma ve rapor ulusal ve yerel gazetelerle, ana TV kanallarını içererek genellemeler yapmamıza olanak sağlayacak bir örneklemeye dayanması bu çalışmayı farklı kılmaktadır. Son olarak, araştırma ve rapor, herhangi bir siyasi ve ideolojik tavırla yola çıkmamış, sadece uluslararası akademik kabul görmüş metodolojik yaklaşımlardan birkaçını seçme özgürlüğünü kullanmıştır.” şeklinde bilgi veriyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignright wp-image-34953 " src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/02/DyJCiZYX0AA2Omm-e1549453881582-160x160.jpg" alt="" width="269" height="269" />Gazetelerin mülteciler ve göçle ilgili konuları daha çok gündem/aktüalite sayfalarında ele almayı tercih ettikleri belirtilen rapora göre bu durum, Türkiye’de yaşayan 4 milyonun üzerindeki göçmen ve mülteci ile ilgili sorun ve konuların gazetelerin birinci sayfalarında yayınlanmaya değer bulunmadığı anlamına geliyor. Televizyonlar başta olmak üzere medyada ‘mülteci’ yerine ‘kaçak’ ya da ‘Suriyeli’ gibi tanımlamalar kullanıldığı vurgulanan raporda, Suriyeli olmayan göçmen ve mülteciler gazete sayfalarında ve televizyon ekranlarında neredeyse “görünmez” konumda oldukları vurgulanıyor.</p>
<p><strong>“Dramatikleştikçe Haber Değeri Artıyor”</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-34952 " src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/02/Ekran-Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B13-160x160.png" alt="" width="181" height="181" />Hem gazetelerde hem de televizyon haberlerinde mülteci ve göçmenlerin dramatik olaylar ve trajediler söz konusu olduğunda daha fazla “haber değeri” kazandıklarının tespit edildiği belirtilen rapora göre, bu durum, özellikle televizyon haberlerinde mültecilerin ağırlıklı olarak şiddet, suç olaylarıyla, dramatik öykülerle ya da göç yollarındaki kaza ve ölümlerle yer bulmalarına yol açıyor.  Gazete haberleri ve yazıların, mültecilerin uyumu ve entegrasyonu temalarına da öncelik tanıdığı ve bu konunun mültecilerin daha yoğun olduğu bölgelerdeki yerel basında daha geniş yer bulduğu vurgulanan raporda, uyumun karşılıklı kabulü gerektiren iki yönlü bir süreç olduğu dikkate alınmayıp, entegrasyonun daha çok tek yönlü olarak yürütülen eğitim çalışmalarına indirgendiğinin altı çiziliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-34951" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Ekran-Alıntısı-1-640x359.png" alt="" width="360" height="202" />Habercilerin, mültecileri bilgi/haber kaynağı olarak görmediği, onların görüşlerini, sözlerini sayfalarına ve ekranlara taşımadığının vurgulandığı rapora göre, bu durum mültecilerin  “sözünün” ve “tanıklığının” değersizleştirilmesine, ihtilaflı durumlarda mültecinin bakış açısının habere dâhil edilememesine ve linç, ayrımcılık, kötü muamele gibi durumlarda yalnızca çoğunluk aktörlerinin görüşlerinin gazete sayfalarına, televizyon ekranlara taşınarak olayın tek yönlü aktarılmasına; böylece ayrımcı yargıların yaygınlaştırılmasına yol açıyor. Raporda altı çizilen diğer bir konu da, dramatikleştirilen haber anlatıları içinde mültecilerin mağduriyetlerine değinilmekte, buna karşılık maruz kaldıkları hak ihlalleri ve bu ihlallerin giderilmesine ya da yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik hak taleplerinin gazete sayfalarında ve televizyon ekranlarında yer bulmuyor olması.</p>
<p>Raporun tamamına ulaşmak için <a href="https://medya.igamder.org/haberler/ulusal-ve-yerel-medyada-multeci-ve-goc-haberleri-raporu/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/06/multeciler-medyada-ya-kurban-ya-dusman/">Mülteciler Medyada Ya ‘Kurban’ Ya ‘Düşman’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
