<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ilem arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ilem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ilem/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 Sep 2020 08:50:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>ilem arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ilem/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İLEM, Türkiye’de Yayıncılığın Hafızası’nı Tazeliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/14/ilem-turkiyede-yayinciligin-hafizasini-tazeliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2020 08:07:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İlke Eğitim Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[ilem]]></category>
		<category><![CDATA[İlke Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Yayıncılığın Hafızası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=58077</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlmi Etüdler Derneği (İLEM) tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle yürütülen Türkiye’de Yayıncılığın Hafızası (TYH) projesinin lansman programı 12 Eylül’de Adile Sultan Kasrı’nda gerçekleşti. TYH projesi, sözlü tarih çalışmaları içinde bir ilki gerçekleştirme ve yayıncılığa dair hatıraları tazeleme iddiasını taşıyor. Proje kapsamında gerçekleştirilen 20’ye yakın duayen yayıncı ile sözlü tarih görüşmesinin 30’a tamamlanması hedefleniyor. Lansman vesilesiyle İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Sunar ve proje koordinatörü Büşra Bulut ile TYH projesini ve 12 Eylül’ün yayıncılık üzerindeki yarattığı tahribatı konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/14/ilem-turkiyede-yayinciligin-hafizasini-tazeliyor/">İLEM, Türkiye’de Yayıncılığın Hafızası’nı Tazeliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">THY projesinden önce İslam Düşünce Atlası, İslam Siyaset Düşüncesi, Osmanlı Kitap Kültürü Projesi, İslam Ahlak Projesi ve İslamcı Dergiler Projesi projelerini hayata geçiren İLEM, TYH projesini pandemi koşullarında yürütmekte zorlanmakla birlikte online sözlü tarih görüşmesi ile sorunları aşmaya gayret ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projenin tanıtım programında ilk söz alan İLEM Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Macit, diğer çalışmalarla uyumlu olarak TYH’nin hafızanın ortaya çıkarılmasına vesile olmasını umduklarını belirtirken, İLKE Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Nihat Erdoğmuş kurumların niteliklerinin artırılmasını ve buna bağlı olarak kurumlar arası iş birliğinin öneminden söz etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-58086 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/lutfi-sunar-640x427.jpg" alt="Lütfi Sunar" width="301" height="201" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/lutfi-sunar-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/lutfi-sunar-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/lutfi-sunar.jpg 1200w" sizes="(max-width: 301px) 100vw, 301px" />Türkiye’de Yayıncılığın Hafızası projesinin yürütücüsü ve İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Sunar ise projeye ilişkin detayları aktaran konuşmasında, 2014’te başlayan İslamcı Dergiler Projesi sırasında, yayıncılığa dair hafızanın ortaya çıkarılmadığını fark etmeleriyle TYH projesine başlama kararı aldıklarını söylüyor.. TYH projesi ile, Türkiye’de yayıncılık tarihinin bir dönemine kişisel hafıza ve anlatı üzerinden ışık tutulmasını hedeflediklerini söyleyen Sunar, toplumsal hafıza çalışmalarına sözlü tarih ile yenilikçi bir yaklaşım getirmesi amacıyla TYH projesine başladıklarını kaydediyor. Sunar, projenin tamamlanmasının ardından kitaplaşacağını anlatıyor.  Sözlü tarihin hafızanın ortaya çıkarılması ve ilgili kişinin hikayesini birlikte konuşmak ve dinlemek için iyi bir yöntem olduğunu vurgulayan Sunar, TYH projesinde öncelikle ilgili kişinin tüm kitap ve röportajlarını inceleyip kapsamlı soru listesi hazırladıklarını, sonra soruları tekrar değerlendirdiklerini; görüşme aşamasında ilgili kişiden hikâyeleri dinleyip, en sonunda bir kurgu oluşturarak, anlamlı, bütünlüklü ve derinlikli bir hikâyenin ortaya çıkmasını sağladıklarını belirtiyor. </span></p>
<p><b>“Daha Geçişli Daha İç İçe Bir Kültür Yaşamı Var”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuşmasının devamında Lütfi Sunar, TYH projesi ile neyi hedeflediklerini şu sözlerle ifade etti: “Türkiye’de yayıncılık tarihinin bir dönemine kişisel hafıza ve anlatı üzerinden ışık tutulmasını hedefliyoruz. Bir tanıklık arşivi oluşturmak ve mevcut yazılı kaynaklara yeni öykü ve perspektif sunmayı planlıyoruz. Türkiye’de yayıncılık düşün dünyasının en renkli örneklerinden biri olmasına rağmen, bu faaliyetleri gerçekleştiren yayıncıların kültürel iklime katkılarını gösterecek çalışmalar eksik. Türkiye’de yayıncılık dünyasının nasıl şekillendiğini, bunu oluşturan kişilerin nasıl bir havza etrafında buluştuğu yine bu mekanların kurucu veya müdavim şahsiyetlerin tanıklığı üzerinden ortaya çıkarılmasını amaçlıyoruz.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-58087 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/TYH-640x452.jpg" alt="TYH" width="355" height="251" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/TYH-640x452.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/TYH.jpg 838w" sizes="(max-width: 355px) 100vw, 355px" />Lütfi Sunar konuşmasında, şu tespitlerde bulunuyor: “Süreç içinde şunu fark ettik, kültürel alanda bir bölünmüşlük var, ancak son 10 yılda olduğu kadar, öncesinde birbirinden kopuk ve uzak değil. Türkiye’de kültür yaşamı kesintilerle malul, aktarılmamakla malul. Dergilerimiz yayınevlerimiz kesintili… 1970’ler ve 1980’ler boyunca yayıncılık etrafında oluşan derin bir birikim var; daha geçişli ve daha iç içe bir kültür yaşamı ve yayıncılık alemi var.  Bu, bizim için çok daha kıymetli. Türkiye toplumunda, çoğunlukla ideolojik bağlamın ötesinde, bir kaynaşmışlık ve birliktelik söz konusu… Biz bu kopuklukları birbirlerine bağlayacak ipuçlarını bulmak ümidiyle tamamlamaya çalışıyoruz.”</span></p>
<p><b>12 Eylül’ün Türkiye’de Yayıncılık Üzerinde Yarattığı Tahribat </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TYH projesinin tanıtım programı sırasında, kendisine 12 Eylül’ün Türkiye’de yayıncılığın üzerinde yarattığı etkiyi sorduğumuz Lütfi Sunar, meselenin vahamet boyutunu proje sayesinde daha net şekilde gördüğünü kaydediyor ve ekliyor: “Mesela bir dergi yayıncısını buluyoruz, kendi yayınladığı dergi elinde yok. Neden yok? Yanıt şu: ‘Biz kitapları köye yolladık, çatı arasına su girdi, telef oldu. Falan yerde toprağa gömdük, çürüdü ya da annem-babam endişelenmiş, kitaplarımı-dergilerimi yakmışlar’. TYT projesi ile şunu fark ettim ki 12 Eylül Türkiye’nin düşünce tarihinde, insan kaynağında olağanüstü bir kesinti oluşturmuş; üzerinden geçmiş, yok etmiş, parçalamış. O parçalama sadece yok etme değil, sadece kendisinden öncesini değil aynı zamanda kendisinden sonra olanı da bozan, biçimsizleştiren bir etki yaratmış. O müdahale (1980 darbesi) devlet erkinin orantısız kültür ve düşünce alanına müdahalesi bütün yönelimi farklı yöne sevk etmiş. 12 Eylül sonrası, sahte bir yayıncılık ortaya çıktı, porno sektörü yükselişe, renkli yaşam tarzı dergiciliği yükselişe geçti.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Darbenin yayıncılık üzerinden yarattığı etkiyi “apolitizasyon bile değil, biçimsizleştirme, amorf, bozuk” şeklinde tanımlayan Sunar, 1980 sonrası üretkenliğini kaybetmiş bir yayın ve düşünce dünyası ortaya çıktığını kaydediyor. Darbe sonrası büyük oranda en eğitimli kişilerden oluşan Türkiye nüfusunun %1,5 oranında hapse girdiğini hatırlatan Sunar, bu nedenle 12 Eylül’ün Türkiye’de yayıncılık, kültür, hafıza, akademik üretim ve bilgi birikimini büyük oranda bozan, yok eden, biçimsizleştiren bir etki yarattığını söylüyor. Proje kapsamında görüştükleri yayıncıların önemli bir kısmının ya hapse girmiş ya da kaçak yaşamış ya da yayınevi kapatılmış kişiler olmasının, 12 Eylül’ün neredeyse tüm alanı yok eden bir etki yarattığını gösterdiğini kaydediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">12 Eylül’ün etkisinin sürüp sürmediği sorumuza ise Lütfi Sunar, “Hem aştık hem aşamadık; aştık ama köksüz ve düşüncesiz bir yayıncılık oluştu” yanıtını veriyor.   </span></p>
<p><b>Türkiye’de Bugünün Sert Kimlik Siyaseti ve Yayıncılık  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-58088 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/busra-bulut.jpg" alt="Büşra Bulut" width="224" height="224" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/busra-bulut.jpg 224w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/busra-bulut-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 224px) 100vw, 224px" />Yayıncılığın tarihini öğrenmenin önemini değerlendiren TYH Proje Koordinatörü Büşra Bulut, bir dönemi kitaplardan okumak ile o dönemin tanıklarından dinlemenin çok farklı olduğuna dikkat çekti. Bulut, 1980 darbesinden bu yana yayıncıların hayatında ne gibi farklılıklar olduğunu bizzat aktörler ve tanıklarından sözlü tarih yöntemiyle dinlemenin, tarihin canlılığını ve bugüne etkisini anlamayı kolaylaştıracağını kaydediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1970 sonrası dönemde ideoloji ve görüş ayrımına gitmenden yayıncılık yapan kişilerle TYH projesi kapsamında görüşmeler yaparken sol, sağ, İslamcı ya da muhafazakâr tüm yayıncıların birbirleriyle olan ilişkilerini de ortaya koyduklarını belirten Bulut, Dost Yayınları sahibi Erdal Akalın ile yaptıkları görüşmeden bir anekdot aktarıyor: “Erdal Akalın, 12 Eylül darbesinde tutuklanan yayıncılar arasında idi. O nedenle, Ankara’da Dost Yayınları’nın faaliyetleriyle eşi ilgileniyordu. Bir gün Erdal Beyin eşi yayınevinin önünü süpürürken, o dönemin Babıali’si olan Zafer Çarşında, komşu ve sol görüşlü olmayan bir yayınevi sahibi, eşinin elinden süpürgeyi alarak, kendisi süpürüyor. Erdal Bey’in anlattığı gibi, görüştüğümüz ve farklı görüşten olan yayıncılar arasında böyle bir iletişim var; tartışsalar da sohbet ediyorlar. Birbirinin matbaasını, mekanlarını kullanıyorlar.  Aralarında bir dayanışma var çünkü sistemle ilgili ve hepsine etki eden ortak sorun var.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TYH kapsamında görüştükleri yayıncıların Türkiye’de yayıncılığın bugününe dair tespitlerine ilişkin sorumuza ise Bulut şu yanıtı veriyor: “Görüştüğümüz yayıncıların birbirleriyle irtibatları bugün de sürüyor. Ancak bize söyledikleri şu: Türkiye’de geçmişe kıyasla çok daha sert bir kimlik siyaseti var. Bu sebepten, kendi yaşadıkları kültürel etkileşim ortamının bugün Türkiye’de çok daha az olduğunu söylüyorlar.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TYH projesi kapsamında şu ana kadar görüşülen isimler: Muharrem Balcı (Yöneliş Yayınları), Abdullah Sert (Erkam Yayınları), Mehmet Nuri Güleç (Sözler Neşriyat), Ömer Ziya Belviranlı (Marifet Yayınları), Erhan Erken (Dünya Bizim), Hüseyin Su (Hece Yayınları), Fahri Aral (İletişim Yayınları), Kenan Kocatürk (Literatür Yayınları), Tanıl Bora (İletişim Yayınları), Selahattin Özpalabıyıklar (editör, çevirmen), Mehmet Kahraman (İz Yayınları) ve Mehmet Ali Uğur (Cem Yayınları), Ezel Everdi (Dergah Yayınları)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle TYH projesinde şu ana kadar yapılan ve bundan sonra gerçekleşecek görüşmelere </span><a href="http://tyh.org.tr/"><span style="font-weight: 400;">tyh.org.tr</span></a><span style="font-weight: 400;"> adresinden ve </span><a href="https://www.youtube.com/channel/UCaaRIc9Trv7cxnXyf2IGoBQ"><span style="font-weight: 400;">İLEM TV</span></a><span style="font-weight: 400;"> Youtube hesabından ulaşılabilir. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/14/ilem-turkiyede-yayinciligin-hafizasini-tazeliyor/">İLEM, Türkiye’de Yayıncılığın Hafızası’nı Tazeliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İLEM Eğitim Programı 18. Dönem Mezunlarını Veriyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/03/ilem-egitim-programi-18-donem-mezunlarini-veriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 May 2019 08:56:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İLEM]]></category>
		<category><![CDATA[ilem]]></category>
		<category><![CDATA[İlmi Etüdler Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38195</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlmi Etüdler Derneği (İLEM) Eğitim Programı 2018-2019 Kapanış Konferansı ve Mezuniyet Programı 4 Mayıs 2019 Cumartesi günü saat 14:00’da Marmara İlahiyat Fakültesi Prof. Dr. Raşit Küçük Konferans Salonu'nda gerçekleşecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/03/ilem-egitim-programi-18-donem-mezunlarini-veriyor/">İLEM Eğitim Programı 18. Dönem Mezunlarını Veriyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İLEM, her yıl mayıs ayının ilk haftasında üç yıl süren İLEM Eğitim Programını tamamlayan öğrencilerin mezuniyetlerinin gerçekleştiği hem de kapanış konferansının icra edildiği bir mezuniyet programı düzenliyor. Kapanış konferanslarında geleneksel olarak, sanat, edebiyat ve düşünce dünyasından duayen isimler, yeni mezunlar için son ders hüviyetinde bir konuşma gerçekleştiriyorlar. Bu seneki kapanış konferansında da Dursun Ali Tökel, “İçin Estetiği: İslam’da Estetik ve Ahlak” başlığı çerçevesinde konuşma gerçekleştirecek.</p>
<p>Konferansta  “için estetiği” yok mudur? Davranışın, yani ahlakın estetiği nedir? Ahlak ile estetik arasındaki ilişki nedir? Eğer “estetik” bilinen anlamıyla “güzelin bilimi” ise, ahlakın güzelliği estetiğin hangi kategorisine girer? Sorularına cevap bulunmaya çalışılacak ve bu sorular çerçevesinde İslam’da, biçimin ötesinde, mana estetiğine yapılan vurguların kısa bir sorgulaması yapılacak.</p>
<p>Program, İLEM Eğitim Programı’ndan mezun olmaya hak kazanan öğrencilere mezuniyet belgelerinin verilmesiyle sona erecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/03/ilem-egitim-programi-18-donem-mezunlarini-veriyor/">İLEM Eğitim Programı 18. Dönem Mezunlarını Veriyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zorunlu eğitime karşı ‘nefes’ girişimleri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/01/zorunlu-egitime-karsi-nefes-girisimleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Dec 2017 11:17:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Akif Pamuk]]></category>
		<category><![CDATA[Beyhan Gültaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[ilem]]></category>
		<category><![CDATA[İlmi Etüdler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Özkan]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Usturlab Atölye]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu eğitim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20543</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim ile ilgili tartışmaların ‘sınav’ sistemlerine indirgendiği bu günlerde İlmi Etüdler Derneği’nde (İLEM) düzenlenen Zorunlu Eğitim ve Alternatif Girişimler Paneli’nde zorunlu eğitimin yanı sıra alternatif eğitimlerle ilgili özgün girişimler konuşuldu. Okulların bizzat Milli Eğitim Bakanı tarafından ‘nitelikli/niteliksiz’ ayrımına tabi tutulması, velilerin eğitimle olan ilişkisini mecburen ‘ölçme ve değerlendirme’ yani sınavlar üzerinden belirliyor. Bütün çabası ‘mutlu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/01/zorunlu-egitime-karsi-nefes-girisimleri/">Zorunlu eğitime karşı ‘nefes’ girişimleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eğitim ile ilgili tartışmaların ‘sınav’ sistemlerine indirgendiği bu günlerde İlmi Etüdler Derneği’nde (İLEM) düzenlenen Zorunlu Eğitim ve Alternatif Girişimler Paneli’nde zorunlu eğitimin yanı sıra alternatif eğitimlerle ilgili özgün girişimler konuşuldu.</strong></p>
<p>Okulların bizzat Milli Eğitim Bakanı tarafından ‘nitelikli/niteliksiz’ ayrımına tabi tutulması, velilerin eğitimle olan ilişkisini mecburen ‘ölçme ve değerlendirme’ yani sınavlar üzerinden belirliyor. Bütün çabası ‘mutlu birey’ olan ebeveynlerin de konu eğitim olunca başarıyı gittikçe ‘not’ üzerinden değerlendirmeye başlaması kaçınılmaz sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Çoğu ebeveyn için eğitim, kültürel sermaye ediniminin aracı veya o sermayenin devamı olarak görülüyor. Ve o yüzden tek tipleştirici zorunlu eğitime de ideolojik birey yetiştirme kaygısı güden müfredata da yüksek sesli eleştiriler pek toplumsallaşamıyor. Ancak alternatif eğitim meselesi son yıllarda ülkemizde de önem kazanmaya başlayan bir kavram. Özellikle de okul öncesi için alternatif eğitim çözümleri ebeveynlerin olduğu kadar sivil toplum çalışmalarının da gündeminde. Bu amaçla kurulan Alternatif Eğitim Derneği’nden Eylem Korkmaz;  alternatif eğitimin ana akım dışındaki seçenekler olarak ifade edildiğini belirterek, “Tarihsel sürece baktığımız zaman alternatif eğitim modellerinin, alternatif okulların ve alternatif öğretim-öğrenim uygulamalarının kitle eğitiminin ortaya çıkmasıyla başladığını söyleyebiliriz. Eğitimin sanayi için iş gücü, ulus-devlet için vatandaş yetiştirme amacı ve bu süreçte çocukların istenen ekonomik sistemin oluşturulmasının ve ulusun yaratılmasının aktif öğeleri olarak görülmesi, yani çocuğun kurban haline getirilmesi, buna karşı bir hareketi de beraberinde getiriyor. Alternatif eğitimin çıkış noktasının bu olduğu söylenebilir” yorumunda bulunuyor.</p>
<p>Geçen hafta İLEM’de düzenlenen &#8216;Zorunlu Eğitim ve Alternatif Girişimler&#8217; panelinde eleştirel pedagoji, alternatif eğitim ve eğitim felsefesi kavramlarına dair tartışmaların yanı sıra, alternatif girişimlerden bazılarına da yer verildi. Panelin ilk konuşmacısı Marmara Üniversitesi’nden Dr. Akif Pamuk, zorunlu eğitimin tarihsel süreci üzerinde dururken, eğitimin egemen söylem repertuvarını bireylere aktararak, bu repertuvarı içselleştirmiş bireylerin ortaya çıkmasını hedeflediğini belirtti.  Pamuk, bu somut gerçeklik karşısında ebeveynlerin çocuğunu okula göndermemek veya bu egemen söyleme karşı çıkmak gibi bir hakkın varlığını tartışma şansının olmadığını ifade etti. Eğitimli bireylerin daha mutlu olacağının ön kabul olarak görüldüğünü ve bu düşünceye göre Türkiye veya dünyada herkesin doktora yapma durumunda ‘daha yaşanılır bir dünya’ kurulacağı gibi bir ütopyanın da olduğuna işaret eden Pamuk, bunun böyle olmadığının birçok örnekle ortaya çıktığını da hatırlattı. Alternatif eğitimi mevcut halden mutlu olmayanların bir arayış çabası olarak değerlendiren Akif Pamuk, bunun aynı zamanda eğitimi mümkün olduğu kadar çoklulaştırma çabası olduğunu da savunarak, bu gerçekliğin zorunlu eğitimin içerisindeki büyük resmi görenlerin rahatsızlığını yansıttığını ifade etti. Velilerin ‘sınava girince çocuğum ne yapacak’ gibi bir somut kaygısı olduğunu da belirten Pamuk, ‘Zorunlu eğitimden kaçmak mümkün değil ancak bu eğitimin tahakküm kurucu özelliklerini azaltmak ve bu sistemin içinde bir nebze de olsa nefes alabilmek, alternatif girişimlerle mümkün&#8217; dedi.</p>
<p>Nisan İmece Okulları kurucusu Ömer Özkan da konuşmasında Waldorf eğitim sisteminin çıkışı ve felsefesiyle birlikte Türkiye’deki uygulamaları hakkında bilgiler verdi. Özkan, Waldorf felsefesinin bir aydınlanma ve özgürlük felsefesi olduğunu, eğitimdeki ilk örneklerin Almanya’da ortaya çıktığını hatırlatarak, bu eğitim modelinde çocukların olabildiğince doğal bir yapı içerisinde sanatla iç içe, bilgiden çok oyunla öğrenme süreci geçirdiğini belirtti. Vejeteryan ve organik yiyeceklerle çocukların beslenme alışkanlıklarında da doğallığı yakalama kaygıları olduğunu ifade eden Özkan, öğretmenlerin ve velilerin de bu sisteme adaptasyonu için ek eğitimler aldığını ve sürecin içinde aktif olarak yer aldıklarını dile getirdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-20545 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/DPdrwzeXUAA2LWg-300x150.jpg" alt="" width="300" height="150" />Mimar Beyhan Gültaşlar da kendi hayat hikayesinden yola çıkarak yaptığı sunumunda, okul öncesi eğitimde Reggio Emilia yaklaşımından söz ederken, okul öncesi eğitimde ‘öğrenmenin görünür hale gelmesi’ kavramının önemine işaret etti. Reggio Emilia yaklaşımında “çocuğun mekandan/ materyalden öğrenmesi”nin önemi üzerinde duran Gültaşlar, çocuklara bilgi yüklemek yerine onların bilgiyi kendi deneyimlemeleriyle elde etmesinin önemi üzerinde durdu.</p>
<p><a href="http://www.usturlab.com.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Usturlab Atölye</a>’nin kurucularından Zeynep Handan Aydoğan da,  filozof William Durant’ın ‘bilim felsefeyle başlar, sanatla biter’  sözünden hareketle kurdukları atölyede zorunlu eğitimin tek tipleştirici ve kalıpçı yaklaşımına karşı çocuklarla bilimi ve doğayı keşfedecek etkinlikler yaptıklarını ifade etti. 2013 yılında Sümeyye Ceylan’la birlikte Usturlab’ı kurduklarını belirten Aydoğan, alternatif eğitim imkanlarının sınıfsallığına da işaret ederek etkinliklerini daha çok çocuğa ulaştırabilmek için belediyelerle çalışmalar yürüttüklerini de ifade etti. Eğitimin çocukların aslında olması gereken şey olmalarına izin vermediğini savunan Aydoğan, “Belki elma ağacı olacak ama armut versin diye uğraşıyoruz. Çocuklarla tüm bu kalıpçı yaklaşımlara karşı beraber öğreneceğimiz ve nefes alabileceğimiz bir atölye oluşturmaya çalıştık. Çocuklarla her bilimsel konuyu felsefi bir sorgulama ile başlatıp deneysel, gözlemsel bir süreçten geçirip bir sanat faaliyeti ile bitiriyoruz. Mümkün olduğunda ceplerinde cevaplanmış sorular ve cevabını kendi arayacakları motivasyonla birlikte yeni sorular ile evlerine gitmelerini sağlamak niyetimiz” diye konuştu.</p>
<p>Panelin son konuşmacısı Efruze Esra Alptekin de kurucusu olduğu <a href="http://oyuncalismalari.blogspot.com.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Oyun Çalışmaları </a>girişimini anlattı. Kendi okul deneyiminden de örnekler veren Alptekin, çocukların pasif rolde olduğu bir eğitim sisteminden öte içinde yer alacağı, sorgulayabileceği ve kendini olduğu gibi var edeceği bir anlayışla bu girişimi başlattığını ifade etti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/01/zorunlu-egitime-karsi-nefes-girisimleri/">Zorunlu eğitime karşı ‘nefes’ girişimleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1908&#8217;den bu yana İslamcı dergiler: &#8220;İslamcı neşriyatın birinci gündemi halkı özne haline getirmektir&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/10/1908den-bu-yana-islamci-dergiler-islamci-nesriyatin-birinci-gundemi-halki-ozne-haline-getirmektir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2017 12:56:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Dergicilik]]></category>
		<category><![CDATA[ilem]]></category>
		<category><![CDATA[ilmi etüdler merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[islamcı dergiler projesi]]></category>
		<category><![CDATA[islamcı dergiler sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[islamcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfi Sunar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12236</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlmi Etüdler Merkezi’nin (İLEM) başlattığı İslamcı Dergiler Projesi 2’nci sempozyumunu 11-12 Mart tarihlerinde gerçekleştirecek. Bu projenin detayları hakkında bilgi almak için İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Öğretim üyesi ve İslamcı Dergiler Proje Koordinatörü Lütfi Sunar’la konuştuk. &#8220;İslamcılık düşüncesine görünürlük kazandıracak malzemeleri erişilebilir hale getirmek fikriyle yola çıktık&#8221; -Bize projeden ve bu projeye başlama amacınızdan bahsetmek ister misiniz? [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/10/1908den-bu-yana-islamci-dergiler-islamci-nesriyatin-birinci-gundemi-halki-ozne-haline-getirmektir/">1908&#8217;den bu yana İslamcı dergiler: &#8220;İslamcı neşriyatın birinci gündemi halkı özne haline getirmektir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İlmi Etüdler Merkezi’nin (İLEM) başlattığı İslamcı Dergiler Projesi 2’nci sempozyumunu 11-12 Mart tarihlerinde gerçekleştirecek. Bu projenin detayları hakkında bilgi almak için İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Öğretim üyesi ve İslamcı Dergiler Proje Koordinatörü Lütfi Sunar’la konuştuk.</strong><span id="more-17757"></span></p>
<h4>&#8220;İslamcılık düşüncesine görünürlük kazandıracak malzemeleri erişilebilir hale getirmek fikriyle yola çıktık&#8221;</h4>
<p><strong>-Bize projeden ve bu projeye başlama amacınızdan bahsetmek ister misiniz? Özellikle bu çalışmayı kendine özgü kılan yanlar nelerdir?</strong></p>
<p>İslamcılık düşüncesi Türkiye&#8217;nin modern tarihindeki köklü 3 düşünce ekolünden biri. Fakat İslamcılıkla ilgili çalışmalar hem sayıca çok az, hem nitelik bakımından çok sorunlu, hem de çoğunlukla spekülatif ve şahsi öngörülere, kanaatlere dayanan çalışmalar olarak karşımıza çıkıyor. İster eleştiren, ister yücelten; fark etmez. Bu tür çalışmalar çoğunlukla birincil verilere dayalı olmaktan uzak. Biz de Türkiye&#8217;de İslamcılık düşüncesinin yalnızca önemli bir ekol olmakla kalmadığını, aynı zamanda ülkedeki pek çok sorunun çözümü için de esaslı, sistematik ve geçerli çözümler önerdiğini ve bu çözümlerin de birincil malzemelere ulaşılamadığı için çoğu kez gündeme gelmediğini düşündük. Dolayısıyla İslamcılık düşüncesine görünürlük kazandıracak bu malzemeleri erişilebilir hale getirmek fikriyle yola çıktık. Tabii düşünce dediğimizde aslında uzunca bir süre dergiler üzerinden yürümüş, dergiler etrafında şekillenmiş alanlardan bahsediyoruz. Bu tüm düşünce ekolleri için böyle. Cemil Meriç&#8217;in ifadeleriyle tefekkürün kaleleri olmuş dergiler. Her ekol kendini dergiler üzerinden ifade etmiş, sembol dergileri var. Her dönemde dergiler bir şekilde merkezi bir yer tutabilmiş. Pek çok isim, çıkardığı dergiler üzerinden anılmış. Yani Nurettin Topçu&#8217;nun ismi Hareket Dergisi&#8217;yle birlikte anılır, Necip Fazıl akıllara Büyük Doğu Dergisi&#8217;ni getirir.</p>
<figure id="attachment_12240" aria-describedby="caption-attachment-12240" style="width: 900px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12240" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/lutfi-sunar-ilem-e1489150493168.jpg" alt="" width="900" height="547" /><figcaption id="caption-attachment-12240" class="wp-caption-text">Kaynak: The New Turkey</figcaption></figure>
<p>3 tane boyutu var bizim projemizin. Birincisi, dergileri dijitalleştiriyoruz. Bu erişilmesini oldukça kolaylaştırıyor, özellikle araştırmacılar için işlevsel olacak. Projenin ikinci boyutu daha önemli; bu dergileri indeksliyoruz. Yani derginin ön kapağından arka kapağına kadar içindeki bütün yazıları, temel özellikleriyle, o yazıyı tanımlayacak özellikleriyle database&#8217;e aktarıyoruz. Sayfa aralıklarından tutun yazının konusuna; yazarın isminden tutun yazıda geçen anahtar kelimelere kadar bütün bir dergiyi indeksliyoruz. Sadece yazıları değil, derginin iki kapağı arasında ne varsa onu verilendiriyoruz. Böyle detaylı veriler sayesinde insanlar aradıkları en ufak şeylere bile kolaylıkla erişebilecek. Üçüncü boyutu da araştırmacıları İslamcı dergiler hakkında yeni araştırmalar yapmaları için teşvik etmek ve desteklemek. Bu minvalde her yıl bir sempozyum düzenliyoruz. Şöyle söyleyeyim, biz 2015 yılında ilk sempozyumu düzenledik. O sempozyumda eper zorlanmıştık sunum yapacak isim bulmakta çünkü insanlar ya malzemeye ulaşamıyorlardı ya da konuyla ilgili bir çerçeve oluşturma sorunları vardı. Fakat bu yıl yapacağımız sempozyumda çok sayıda katılımcı, konuşmacı olacağını söyleyebiliriz. Teşvikimizin olumlu tarafı şu oldu; insanlar bu konularda tez yazmak hakkında cesaretlenmeye başladılar. Şimdiye kadar tez yazan yaklaşık 50 araştırmacı bizim database&#8217;imizi kullandı. Türkiye&#8217;de ve yurt dışında çok sayıda araştırmacı yine database&#8217;imize başvurdu. Belki 2-3 yıl zamanlarını alacak bir konu hakkındaki araştırma için bizim verilerimizi kullandığında birkaç saat içerisinde gerekli kaynağı sağlamış oluyorlar. İnşallah uzun vadede hedefimiz, bu İslamcı dergiler projesini uzun vadede bir İslamcılık Araştırma Merkezi&#8217;ne döndürmek.</p>
<p><strong>-İslamcılar dergiyi ne şekilde ve neden kullandı?</strong></p>
<p>Dergi dediğimizde 4 yapraklı sayfalardan 100 sayfalık akademik çalışmalara kadar bir yelpaze belirebilir kafamızda. Dergi haftalık çıkabilir, 15 günlük çıkabilir veya aylık çıkabilir. Dolayısıyla esnek bir araçtır dergi ve sizin belli bir formata bağlı kalmaksızın, gündemi takip ederek, güncel olaylarla ilgili de fikirlerinizi sunabileceğiniz bir mecra. O yüzden dergiler hep Türkiye&#8217;de, son yıllarda internetin yaygın kullanımıyla önemlerini bir miktar kaybetmiş olsa da, düşüncenin oluştuğu, geliştiği, Türkiye&#8217;deki tartışma ortamının ana ekseninin yürüdüğü mecrayı oluşturuyor. Hem periyottaki esneklik; hem ebatta, boyutta ve içerikte esnek olabilmek dergi formatının sıklıkla tercih edilir olmasını sağladı. Bütün düşünce akımları, kendilerini dergi aracılığıyla sunmak peşinde oldu. Bütün büyük edebiyatçıları ve fikir adamları bir dergide yazdılar, bir dergide kendilerini gerçekleştirdiler ve bu yolla kamuoyuna mal oldular.</p>
<h4>&#8220;Türkiye&#8217;deki arka plana değinerek İslamcı neşriyatı daha geniş bir perspektiften ele alıyoruz&#8221;</h4>
<p><strong>-Türkiye&#8217;de dergicilik içerisinde İslamcı dergilerin niteliği nedir?</strong></p>
<p>1908&#8217;de başlıyor bu macera. Mehmet Akif ve Eşref Edip Sıratı Müstakim dergisini çıkarıyorlar. Türkiye&#8217;de dergiciliğinin geneline kıyasla farklı özellikler gösterdiğini söylemek güç. Fakat bizim İslamcı etiketi altında toplandığımız yayınların çeşidi çok fazla. Dini bir grubun yayınladığı tasavvufi bir dergiyi alabiliyoruz bazen. Daha devrimci amaçlara sahip bir grubun yayınladığı dergileri de alıyoruz buraya ya da öğrencilerin çıkartmış oldukları bir düşünce dergisini de alıyoruz. Yani çeşitlilik çok fazla. İslamcılığın normatif bir tanımını da yapmıyoruz. Biraz araştırmacılara bırakıyoruz bunları. Çünkü böyle bir tanım yaptığımızda odağı çok daraltmamız gerekiyor. Biz istiyoruz ki malzeme çeşitliliği çıksın ve araştırmacılar rahatça araştırıp kendileri karar versinler, kendileri bu hususta tartışmayı yürütsünler. Yani biz daha baştan araştırmacının masasındaki seçenekleri daraltmayalım dedik.</p>
<p>Dönemsel olarak farklılıklar gösterebiliyor dergi içerikleri. Diyelim ki 1940&#8217;larda İslamcılık içine aldığımız bir yayın 1980&#8217;lerde İslamcılık içine girmeyebiliyor. Yani İslamcılık da statik bir şey değil. O değişimi, dönüşümü takip ederek danışma grubumuzun da katkılarıyla hangi dönemde, hangi esasların İslamcılık sayıldığını belirliyoruz. Örneğin 1950&#8217;lerde çıkan bir çocuk dergisini İslamcılık içine alıyoruz fakat 1990&#8217;ların sonuna geldiğimizde aynı çocuk dergisini almıyoruz. Çünkü ilkinde dönemi itibariyle İslamcı olan dergi 90&#8217;lı yılların sonuna geldiğimizde artık İslamcı izler taşımadığını görebiliyoruz.</p>
<h4>&#8220;İslamcı dergilerin okuyucularıyla temasları sıkı&#8221;</h4>
<p>Türkiye&#8217;deki arka plana değinerek İslamcı neşriyatı daha geniş bir perspektiften ele alıyoruz. Zaman zaman mukaddesatçı, maneviyatçı hatta zaman zaman milliyetçi dergiler de giriyor bu skala içerisine. Nitelik olarak diğer dergilerden bir farkı olmamakla beraber içerikte kıssalara, hikayelere, peygamberlerin hayatlarından kesitlere sıkça yer verilebiliyor. Tasavvufi anlatılar yer yer yoğunlaşabiliyor. Bu hususta uzmanlığım yok ama şunu söyleyebilirim; İslamcı dergilerin okuyucularıyla temasları sıkı. Diğerleri nasıldır bilemiyorum ama görebildiğim kadarıyla okuyucu ile dergi arasında sağlam bir iletişim var. Okuyucu pasif değil. Derginin zaman zaman derginin dağıtıcılığını yapan, yeri geldiğinde maddi katkıda bulunan, yer yer eleştirip müdahale eden okuyucular olduğunu görebiliyoruz. Okuyucu ve dergi arasındaki ilişkinin seyrini takip edebilmek önemli.</p>
<p>Diğer tüm dergiciliklerde olduğu gibi İslamcı dergilerde de sürekliliğin sağlanamaması bir problem. Türkiye&#8217;de 100 yıldır yayınlanan 2 ya da 3 dergi var. Biri Türk Kültürü Dergisi. İstanbul Üniversitesi&#8217;nden çıkan Sosyoloji Dergisi ise sık sık kesintiye uğrayan bir dergi. Bunlar dışında dergicilik kesintilerle yapılabiliyor. İstikrarlı bir biçimde devam eden dergileri biz 80 sonrasında görebiliyoruz.</p>
<p><b>-50&#8217;lerde İslamcılıktan izler taşıyan bir derginin 90&#8217;larda artık İslamcı dergiler kategorisine girmediğini söylediniz. Bir dergiyi İslamcı yapan özellikler nedir? Döneme göre nasıl değişiklik gösterebiliyor tanımlar?</b></p>
<p>Dönemin şartları belirliyor bunları. Hareket Dergisi 1939&#8217;da ilk çıktığında daha çok maneviyatçı, spiritüel, daha milli tonları olan bir dergiydi. 30&#8217;lu yıllarda İslamcı dergilerin seyri bu şekilde. O dönemin şartlarında bu çıkış İslamcı bir çıkıştı. 50&#8217;li yıllara geldiğimizde dergilerdeki mukaddesatçı, maneviyatçı, milliyetçi ton çok ciddi bir biçimde artıyor. Ayrıca siyasi tonu olan yayınlar da çıkmaya başlıyor. Aslında İslamcılığın çekirdek hali siyasi bir forma sahip olma gerekliliği. 60&#8217;lara geliyoruz, bu dönemden itibaren artık gittikçe siyasileşen, gittikçe pür İslamcı bir tona sahip olan dergiler çıkmaya başlıyor. Dolayısıyla 80&#8217;lere geldiğimizde artık tasavvufi hikayelerin yer aldığı bir dergi artık İslamcı bir dergi olarak kabul edilemez. Çünkü gerçekten İslamcılık başka bir şekil almıştır artık. Bu dinamik bir süreç.</p>
<h4>&#8220;Pek çok İslamcı dergi hem aksiyon hem de fikir üretme odaklı oldu&#8221;</h4>
<p><strong>-İslamcı dergilerin muhtevası bakımından İslamcı fikriyata kattığı bilgi, birikim var mı? Bu mecralarda bilgi üretimi ve aktarımı söz konusu mu? Ayrıca bu mecralarda siyaset üretimi ne kadar mümkündü?</strong></p>
<p>Burada İslamcı dergiler de kendi içerisinde farklılık gösterebiliyor. Bazı dergiler daha akademik bir çizgide ilerliyordu. Mesela 70&#8217;lerin sonunda çıkan Düşünce Dergisi böyle bir dergiydi. Bazı dergiler daha aksiyon temelli dergilerdi. Gündeme dair ve gündemi değerlendiren dergilerdi bunlar. Fakat pek çok dergi bu ikisinin karışımı oldu. Yani hem aksiyon, hem haber hem de düşünce ve akademik makale çalışmaları vardı. Fakat bizim gördüğümüz şey şu; dünyayı takip etmek, dünyaya yönelik ilgiyi canlı tutmak, bilhassa İslam dünyasına, İslamcı dergilerin neredeyse ilk günden son güne kadarki değişmez gündemi oldu. Yerel gündemle sınırlı kalmadılar, daha enternasyonel bir gündemleri var. Dünya siyasetinin hep içinde olmayı önemsediler.</p>
<h4>&#8220;İslamcı neşriyatın birinci gündemi halkı özne haline getirmektir&#8221;</h4>
<p><strong>-Dergilerden gördüğünüz kadarıyla İslamcılık bağlamında tartışılan konular, kavramlar, özneler nelerdi?</strong></p>
<p>Özne meselesi çok önemli. İslamcı neşriyatın birinci gündemi halkı özne haline getirmektir. Zaman zaman halka seslendiklerini görüyoruz. Aynı zamanda küresel siyaseti takip eden İslamcı dergiler tahakkümcü, halkını mağdur eden sistem ve yönetimleri eleştiriyor. İkinci eleştirilen bir özne de Müslüman ülkelerin yöneticileri. Dergiler yöneticileri yeterince sömürge karşıtı olmadıkları ve yeterince direnç göstermedikleri için, halkları üstünde baskı kurdukları için eleştiriyorlar. Yani halkı özne haline getirmeye ve aktive etmeye çalışıyor; aynı zamanda da baskıcı rejimleri ve batılı güçleri de sürekli eleştiriyor.</p>
<p>En merkezi kavram ümmet kavramı. İslam birliği, ümmet kavramıyla beraber anılan bir kavram zaten. Ve hilafet. İslamcılığın özü itibariyle şöyle bir fikri var; hilafet, biz Müslümanların yitirdiği bir şey. Hilafete bir yönetim biçimi olarak bakmıyor bu dergiler, kaybedilen şeyin Müslümanların birliği olduğunu söylüyorlar. Hem siyasi birlik hem de bir dayanışma ahlakını kurma isteği İslamcı dergilerde işlenen en değişmez konulardan biri.</p>
<h4>&#8220;Bütün bu bilgi birikimin bir İslamcılık Araştırma Merkezi&#8217;ne dönüşmesini ümit ediyorum&#8221;</h4>
<p><strong>-Son olarak proje kapsamında söylemek istedikleriniz nelerdir?</strong></p>
<p>Proje kapsamında önce 60 ile 80&#8217;li yıllar arasındaki dergileri topladık. Bu bir buçuk yılımızı aldı. Bu dönemde 3 bin üzerinde dergiyi dijitalleştirdik ve katalogladık. Bir sempozyum gerçekleştirdik. Çok sayıda araştırmacıya teşvik ve destekte bulunduk. Akabinde projede 1960 öncesi dergilere geçiş yaptık. 2016 yılı içerisinde de 1960 öncesine ait 5700 dergiyi topladık ve önemli bir kısmını dijitalleştirip katalogladık. Yine bu Mart ayı içerisinde bir sempozyum gerçekleştireceğiz. Bundan sonrasında 1980 sonrası dergilerine yöneleceğiz. Bu dönemde çok sayıda dergi var, şimdiye kadar tespit ettiğimiz dergi sayısı 400. Dolayısıyla bu dönemin biraz daha uzun sürmesini bekliyoruz. Bu proje yaklaşık 5 yıldır devam ediyor. Geldiğimiz noktada, üçüncü dönemi tamamlarken bütün bu bilgi birikimin bir İslamcılık Araştırma Merkezi&#8217;ne dönüşmesini ümit ediyorum. 2017 içerisinde güzel neticeler alacağımıza inanıyorum.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/10/1908den-bu-yana-islamci-dergiler-islamci-nesriyatin-birinci-gundemi-halki-ozne-haline-getirmektir/">1908&#8217;den bu yana İslamcı dergiler: &#8220;İslamcı neşriyatın birinci gündemi halkı özne haline getirmektir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2. İslamcı Dergiler Sempozyumu 7-8 Ocak&#8217;ta Bağlarbaşı Kongre Merkezi&#8217;nde</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/05/2-islamci-dergiler-sempozyumu-7-8-ocakta-baglarbasi-kongre-merkezinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2017 21:56:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ilem]]></category>
		<category><![CDATA[ilmi etüdler]]></category>
		<category><![CDATA[islamcı dergiler sempozyumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=10768</guid>

					<description><![CDATA[<p>7-8 Ocak&#8217;ta Bağlarbaşı Kongre Merkezi&#8217;nde gerçekleştirilecek 2. İslamcı Dergiler Sempozyumu &#8220;İslamcıların gündeminde ne vardı?&#8221;, &#8220;Kullanılan dil nasıl şekilleniyordu?&#8221;, &#8220;İslamcı yayıncılık nasıl gelişti?&#8221; sorularının yanıtlarını arıyor. 2013 yılında İLEM tarafından başlatılan İslamcı Dergiler Projesi’nin ilk aşamasında 1960-1980 arasında yayımlanan 50 derginin 3500 sayısı dijitalleştirilerek kataloglandı. Proje kapsamında ayrıca dönem ile ilgili bir sempozyum gerçekleştirildi ve bildiri [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/05/2-islamci-dergiler-sempozyumu-7-8-ocakta-baglarbasi-kongre-merkezinde/">2. İslamcı Dergiler Sempozyumu 7-8 Ocak&#8217;ta Bağlarbaşı Kongre Merkezi&#8217;nde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>7-8 Ocak&#8217;ta Bağlarbaşı Kongre Merkezi&#8217;nde gerçekleştirilecek 2. İslamcı Dergiler Sempozyumu &#8220;İslamcıların gündeminde ne vardı?&#8221;, &#8220;Kullanılan dil nasıl şekilleniyordu?&#8221;, &#8220;İslamcı yayıncılık nasıl gelişti?&#8221; sorularının yanıtlarını arıyor.</h3>
<p style="padding-left: 30px;">2013 yılında İLEM tarafından başlatılan İslamcı Dergiler Projesi’nin ilk aşamasında 1960-1980 arasında yayımlanan 50 derginin 3500 sayısı dijitalleştirilerek kataloglandı. Proje kapsamında ayrıca dönem ile ilgili bir sempozyum gerçekleştirildi ve bildiri kitabı yayımlandı. 2016 yılında gerçekleştirilecek projenin ikinci aşamasında 1960 öncesinde yayımlanan İslamcı dergiler incelenecek. Bu dönemde 60 civarında derginin 3000’e yakın sayısı dijitalleştirilerek kataloglanacak. Ayrıca bu kapsamda 7-8 Ocak 2017 tarihlerinde “1960 Öncesinde İslamcılık Düşüncesi ve Dergiler” konulu 2. İslamcı Dergiler Sempozyumu organize edilecek. 2018 yılı sonuna kadar devam edecek proje çalışmaları sayesinde İslamcılık düşüncesi ve üzerine yapılan tartışmalara yeni bir boyut kazandırmak suretiyle tekrardan İslamcılığın düşünülmesine bir katkı sağlanması amaçlanmaktadır.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Günümüzde İslamcılık etrafındaki tartışmalar canlılığını devam ettirmektedir. Son zamanlarda özellikle İslam dünyasında ve Türkiye’de yaşanan gelişmeler Müslümanları ve İslamcılık düşüncesini tekrar tartışmaların merkezine taşımış ve özellikle bu alanda yapılan çalışmalar ve yayınlarda ciddi bir artış ve hareketlilik oluşturmuştur. İslamcılık düşüncesinin bu kadar canlı bir konu olmasında onun bir anlamda hayatın farklı alanlarına etkide bulunması etkilidir. Ancak çok tartışılan ve konuşulan her meselede olduğu bir gibi İslamcılıkla ilgili tartışmaların da en büyük handikaplarından birisi tekrar sorunudur. Bu sorunu aşmak üzere meselenin genel hatları ile ele alan çalışmalardan, daha özel ve ayrıntılı ele alan çalışmalara yönelmek gerekmektedir. Bu çerçevede düzenlenecek 2. İslamcı Dergiler Sempozyumu ile 1960 öncesinde yayımlanan İslamcı dergiler üzerinden İslamcılık düşüncesinin Osmanlı Devleti’nin son yıllarında doğuşu, Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemine geçişte İslamcıların fikirleri ve İslamcı düşüncenin erken tarihi ele alınması hedeflenmektedir.</p>
<p>Sempozyum hakkında detaylı bilgi için <a href="https://twitter.com/ilmietudler" target="_blank">twitter.com/ilmietudler</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/05/2-islamci-dergiler-sempozyumu-7-8-ocakta-baglarbasi-kongre-merkezinde/">2. İslamcı Dergiler Sempozyumu 7-8 Ocak&#8217;ta Bağlarbaşı Kongre Merkezi&#8217;nde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
