<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>iktisadi kalkınma vakfı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/iktisadi-kalkinma-vakfi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/iktisadi-kalkinma-vakfi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 May 2021 10:44:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>iktisadi kalkınma vakfı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/iktisadi-kalkinma-vakfi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sivil Toplum İçin AB Okuryazarlığı Eğitimleri Devam Ediyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/03/sivil-toplum-icin-ab-okuryazarligi-egitimleri-devam-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2020 12:45:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[AB Okuryazarlığı Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[iktisadi kalkınma vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Avrupa Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57652</guid>

					<description><![CDATA[<p>TAV (Türkiye Avrupa Vakfı), YADA (Yaşama Dair Vakıf) ve İKV (İktisadi Kalkınma Vakfı) ortaklığında yürütülen “AB İzleme Ağı” Projesi kapsamında başlayan AB Okuryazarlığı eğitimleri sürüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/03/sivil-toplum-icin-ab-okuryazarligi-egitimleri-devam-ediyor/">Sivil Toplum İçin AB Okuryazarlığı Eğitimleri Devam Ediyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AB Okuryazarlığı eğitiminde, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin tarihsel gelişimi, katılım müzakereleri sürecindeki mevcut durum, Türkiye-AB mali işbirliği, ikili ilişkilerdeki Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, mülteci uzlaşısı, vize serbestliği gibi güncel konular ve Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği ele alınıyor.</p>
<p><strong>Eğitim 4:   9 Eylül 10.30 &#8211; 12:30<br />
Eğitim 5: 15 Eylül 10.30 &#8211; 12:30</strong><br />
<strong>Eğitim 6:</strong> <strong>25 Eylül 10.30 &#8211; 12:30</strong></p>
<p>Eğitimlere kayıt olmak için <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSeZU-KmpfbeBup_6aBpaY7F4rF0VHPeRG22NJe3WNcrR5BZFA/viewform?usp=sf_link">tıklayınız.</a></p>
<p>Eğitime kayıt yaptıran katılımcılara eğitim programı ile ilgili bilgiler e-posta yoluyla iletilecektir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/03/sivil-toplum-icin-ab-okuryazarligi-egitimleri-devam-ediyor/">Sivil Toplum İçin AB Okuryazarlığı Eğitimleri Devam Ediyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sivil Toplum AB Üyelik Sürecine Katkı Sağlıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/27/sivil-toplum-ab-uyelik-surecine-katki-sagliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Özsoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Dec 2019 07:35:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[AB İzleme Ağı Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[AB İzleme Ağı Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Tunga Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[iktisadi kalkınma vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[IPA II]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sivil Toplum Çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Avrupa Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46223</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti ve AB tarafından desteklenen Kamu ve STK'lar Arasındaki İşbirliğinin Güçlendirilmesi İçin Ortaklıklar ve Ağlar Hibe Programı kapsamında Türkiye Avrupa Vakfı (TAV), Yaşama Dair Vakıf (YADA) ve İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) tarafından yürütülen EU Monitoring Network (AB İzleme Ağı) projesi bir yılını doldurdu. Türkiye’de özellikle kadın, çocuk, iklim ve savunuculuk alanlarında ve dezavantajlı gruplarla çalışan sivil toplum kuruluşlarının kapasitelerini geliştirerek AB ile ilgili bilgilerini arttırmayı, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecine aktif katılımını sağlamayı ve kamuoyunun AB sürecine yeniden ilgisini canlandırmayı hedefleyen AB İzleme Ağı Projesi’nin koordinatörü Bülent Tunga Yılmaz ile geçen bir yılı ve neler yaptıklarını konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/27/sivil-toplum-ab-uyelik-surecine-katki-sagliyor/">&#8220;Sivil Toplum AB Üyelik Sürecine Katkı Sağlıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AB-Türkiye ilişkilerinin tekrar canlandırılması ve kamuoyunda AB&#8217;ye tam üyelik hedefinin tekrar altının çizilmesinde sivil toplumun nasıl bir rolü olabilir? Bunu biraz açabilir misiniz? AB İzleme Ağı projesinin bu konuya katkısı nasıl olacaktır?</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-46265 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/izlem_A5_flyer-640x907.jpg" alt="" width="228" height="323" />Türkiye’nin AB tam adaylık için resmi başvurusunu yaptığı 1987’den itibaren sivil toplum AB-Türkiye ilişkilerinde başat bir rol üstlenmiştir. Hatta biraz abartılı bile bulunabilir ama sivil toplum gerek ilişkilerin tüm tarihi gerekse de tam üyelik için müzakerelerin başlaması sonrasında Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin en önemli aktörü olarak konumlanıyor. Başta insan hakları ve demokratikleşme olmak üzere Türkiye-AB ilişkilerindeki sürece sivil toplumun kritik katkıları olmasaydı Türkiye’nin son yıllardaki tüm olumsuz gelişmelere rağmen AB tam üyelik hayaline ve umuduna tutunması mümkün olmazdı.</p>
<p>Son dönemde Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde ciddi bir gerileme olduğu maalesef yadsınamayacak bir gerçek. Zira tam üyelik fiilen durduğu günümüzdeki dönem; gerek Türkiye gerekse AB tarafının ilişkilere yaklaşımının tam üyelik müzakelerine başlanıldığı 2005 yılından bu yana en kötü olduğu dönemi temsil ediyor. Bunun bir sonucu olarak da kamuoyunda AB üyeliğine dair şüphelerin arttığı ve tam üyelik idealinin kamuoyunda neredeyse tartışılmadığı bir politik ve toplumsal atmosfer hâkim. Ancak tüm bu olumsuz gelişmelere ve hayal kırıklıklarına rağmen hala AB tam üyelik hedefi Türkiye’nin gündemindeyse ve hala bu sürecin olumlu bir yöne doğru ilerleme ihtimali tartışılıyorsa bunda en büyük pay sivil toplumundur. Biraz iddialı olacak belki ama bugün AB ile ilişkiler neredeyse tamamen sivil toplum üzerinden yürütülüyor. Dolayısıyla sivil toplum, Türkiye kamuoyunda AB’ye tam üyelik sürecinin yeniden canlandırılması ve AB üyeliğinin Türkiye kamuoyunun ajandasında hak ettiği yeri almasında oldukça kritik bir rol oynuyor. Bu rolün layıkıyla nasıl gerçekleştireceği konusunda sivil toplumun yapacağı pek şey var. Altını çizmek gerekiyor ki: Sivil toplumun yaptığı tüm çalışmalar, Türkiye’yi demokrasi ile temel hak ve özgürlükler odağındaki eşitlikçi ve sosyal AB değerlerine yaklaştırarak tam üyelik sürecine benzersiz bir katkı sağlıyor. Türkiye ve Brüksel’de karar alıcılar nezdinde lobi faaliyetlerinden tutun da kamuoyuna farklı kanallar aracığıyla AB üyeliğinin öneminin anlatılmasına kadar farklı yöntemlerle sivil toplum bu rolü ifa edebilir. Buna ek olarak sivil toplum kendi arasında, devletlerden ve bürokrasinin temsilcilerinden farklı olarak daha sıcak ve ikna edici bir ilişki ve diyalog kurma potansiyeline sahip.</p>
<p>Ben şahsen AB Hibe Programları’nın hala AB-Türkiye ilişkileri alanındaki en önemli araç olduğunu düşünüyorum. Nitekim AB İzleme Platformu ve AB İzleme Ağı da bu düşünce ile doğmuş bir oluşum ve çalışmalarına da bu çerçevede devam ediyor. AB İzleme Ağı Platformu 2016 yılında TAV, YADA ve İKV tarafından kurulduğunda nihai hedefi AB tam üyeliği sürecinin kamuoyunda yeniden gündeme gelmesi ve tartışılması olarak belirlendi. Bu kapsamda Platform, tam üyelik sürecindeki farkındalık artırma çerçevesini AB Hibe Programları ve Projeleri üzerinden tanımladı ve çalışmalarını da bu kapsamda şekillendirdi. IPA II altında yararlanıcısı T.C. Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı, sözleşme makamı da Merkezi Finans ve İhale Birimi olan “Kamu ve STK&#8217;lar Arasındaki İşbirliğinin Güçlendirilmesi İçin Ortaklıklar ve Ağlar Hibe Programı” kapsamında yürütülen “AB İzleme Ağı” Projesi ile de Platform’un çalışmaları ulusal ve bazı boyutlarıyla uluslararası bir düzeye taşımış oldu. En kısa ifadeyle AB İzleme Ağı, günümüzde AB-Türkiye ilişkilerindeki en önemli mekanizmalardan biri olan Hibe Programları’nın sivil toplum tarafından sivil bir perspektifle, sosyal etki bağlamında izleme-değerlendirilmesinin yapılmasına da olanak verme hedefi taşıyor. Bu bağlamda sosyal etki odaklı bir sivil toplum araştırmasının IPA başta olmak üzere tüm hibe programlarının şeffaflığını sağlayacak bir metodoloji sunacağı inancını taşıyoruz.</p>
<p><strong>AB İzleme Ağı Hakkında</strong></p>
<p><strong>Kamu ve STK&#8217;lar Arasındaki İşbirliğinin Güçlendirilmesi İçin Ortaklıklar ve Ağlar Hibe Programı kapsamında bir ağ kurulmasından bahsediliyor. Bu ağı bize tanımlayabilir misiniz? Sivil topluma nasıl bir katkısı olacak?</strong></p>
<p>Program kapsamında sivil toplum kuruluşlarının dâhil olacağı bir ulusal ağ kurulması planlanıyor. AB İzleme Ağı, AB Hibe Programları’nın sosyal etkilerinin analiz edilmesi ve önerilecek izleme-değerlendirme metodolojileri ile sivil topluma farkındalık kazandırma amacı taşıyan bir Proje. Projemizin odağını oluşturan sosyal etki analiz ve izlemeler ile sivil toplum kuruluşlarının Türkiye-AB ilişkilerine ve özellikle de tam üyeliğe yönelik 35 fasıl altındaki müzakere süreçlerine yeni bir perspektifle aktif katılımının önünü açmak istiyoruz. Bunun yanında Ağ’ın sivil topluma yapacağı temel katkıları da şu şekilde özetleyebiliriz:</p>
<ul>
<li>Ağ sayesinde sivil toplum kuruluşları yürüttükleri Hibe Projeleri’nın orta ve uzun dönemde sosyal etkilerini görme ve analiz etme yöntemleri hakkında kolayca bilgi edinebilecek;</li>
<li>Ağ’ın ve Proje’nin önümüzdeki dönem etkinlikleri arasında AB Okuryazarlığı ve Sosyal-Etki Analizi alanlarında sivil toplum temsilcilerine yönelik eğitimler de yer alıyor. Bu eğitimler ilk olarak sivil toplumun AB  konusundaki bilgi kapasitesini geliştirecek. İkinci olarak sivil toplum temsilcileri sosyal etki analizi yaparak tam üyelik sürecindeki rolünü nasıl artırabileceğini  öğrenecek.</li>
<li>Ağ ve Proje faaliyetleri, AB Hibe Programları’nın sivil toplum kuruluşları tarafından sivil bir perspektifle izleme-değerlendirilmesinin yapılmasına ve sosyal etkilerinin analiz edilmesine de olanak verecek.</li>
<li>Ağ, sivil toplum kuruluşlarının AB-Türkiye ilişkilerinde karar alma ve politika yapma süreçlerinde daha aktif olarak yer almasına olanak sağlama hedefiyle sivil toplum temsilcilerinin kendi çalışmalarının önemi ve etkisinin farkına varması için çalışmalarını yürütüyor.</li>
<li>AB İzleme Ağı çalışmaları gelişip genişledikçe sivil toplumun AB-Türkiye ilişkileri alanında önemli işbirliği ve dayanışma platformu haline gelecek. Dolayısıyla orta ve uzun vadede AB alanında sivil toplumun aktif bir rol oynaması için en önemli araçlardan biri olması nihai hedefimiz.</li>
</ul>
<p><strong>TAV, YADA ve İKV’nin bu projede nasıl bir iş bölümü/rol dağılımı var?</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-46266 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/%C4%B0zmir-Kalk%C4%B1nma-Ajans%C4%B1-640x480.jpg" alt="" width="339" height="254" />AB İzleme Ağı 2016’da TAV, YADA ve İKV tarafından kurulmuş ve çalışmalar tam bir ortaklık içinde devam etmiştir. Hali hazırda IPA II altında yürütülen AB İzleme Ağı da daha önce belirttiğim gibi bu ortaklığın bir sonucu olarak ortaya çıkan bir proje. Proje bağlamında düşünürsek her bir ortak, projenin hedeflerine kendi uzmanlık alanı doğrultusunda katkıda bulunuyor.</p>
<p>TAV, yürütücü kurum olarak projenin idari ve mali süreçlerinden sorumlu. Buna ek olarak proje kapsamında gerçekleştirilen tüm aktivite ve çıktıların hazırlanma ve yürütülmesi süreçlerinde de aktif olarak yer alıyor. Özellikle AB İzleme Ağı Projesi’nin kamuoyunda anlatılması, proje kapsamında kurulmaya çalışılan kamu-sivil toplum işbirliği konusunda da TAV etkin bir rol üstleniyor. Ayrıca proje’nin tanıtım faaliyetleri, iletişim stratejisinin uygulanması ile proje çıktılarının yaygınlaştırılması da TAV’ın başlıca sorumlulukları arasında yer alıyor.</p>
<p>YADA, proje kapsamında gerçekleştirilen sosyal etki analizi ve izleme-değerlendirme süreçlerine yönelik çıktıların hazırlanması sürecinde aktif olarak rol alıyor. Proje kapsamında önümüzdeki günlerde yürütülecek olan “Sivil Toplum Algı Araştırması”nın ana koordinasyonu da YADA tarafından yapılacak. Proje’nin nihai çıktısı olarak hazırlanacak sosyal etki analizi ve izleme&amp;değerlendirme metodolojileri rehberi de YADA tarafından kaleme alınıyor.</p>
<p>Son olarak İKV ise Türkiye-AB ilişkileri, müzakere süreci ve AB müktesabatı alanındaki birikimini Proje’ye aktaran ortak olarak konumlanıyor. Bu kapsamda temel olarak AB okuryazarlığı eğitim müfredatlarının hazırlanması ve bu doğrultudaki eğitimlerin gerçekleştirilmesi İKV’nin sorumlulukları arasında yer alıyor. Ayrıca Proje’nin nihai çıktısı olarak hazırlanacak Türkiye-AB ilişkileri ve sivil toplumun rolü temalı rehber içeriği de İKV tarafından kaleme alınıyor.</p>
<p>Görev dağılımları belirttiğim gibi olsa da Proje’nin ortaklarının temsilcileri Proje’nin tüm etkinliklerine katılıyor ve tüm faaliyetleri işbirliğiyle gerçekleştiriyor. Ayrıca Proje’nin kamuoyu ve paydaşlar nezdinde duyurulması ve tanıtılmasında da YADA ve İKV TAV’a destek oluyor.</p>
<p><strong>Proje kapsamında “Sivil Toplum Kuruluşları için İzleme ve Sosyal Etki Analizi” rehberi oluşturmayı planlanıyor. Böyle bir rehbere sizce neden ihtiyaç var? Öne çıkmasını beklediğiniz konular var mı? Neler?</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-46267 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/1-6-640x471.jpg" alt="" width="281" height="207" />2002 yılından bu yana AB Destekleri Türkiye’de uygulanıyor. Günümüze kadar uygulanan farklı onlarca program kapsamında yüzlerce proje başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere farklı kurumlar tarafından yürütüldü. Öte yandan yürütülen onlarca proje ile ilgili olarak, bu projelerin sosyal etkilerinin neler olduğu konusunda önemli çalışmalar maalesef yapılmamış. Projelerin değerlendirilmesi ağırlıklı olarak indikatör odaklı olmuş ama yürütülen projelerin genel anlamda etkilerinin ne olduğu, başka bir deyişle, toplumda neleri değiştirdiğinin analizi üzerine ciddi bir kafa yorulmamış. Bu durum  AB için de geçerli büyük oranda. Proje kapsamında yaptığımız çalışmalarda ve Brüksel’e düzenlediğimiz çalışma ziyaretinde yaptığımız görüşmelerde incelediğimiz projelerin AB içinde de yeteri kadar sosyal etki bağlamında izleme-değerlendirmesinin yapılmadığını gördük. Tüm bu gözlemlerimiz çerçevesinde hibe programlarının daha etkili olabilmesi ve sivil toplumun da maksimum verim alabilmesi için sosyal etki analizinin ciddi bir rol oynayabileceği kanaatine vardık. Bu doğrultuda; proje’de hazırlayacağımız sosyal etki analizi rehberi ile sivil toplum kuruluşlarının yürüttükleri projelerin etkilerinin kısa-orta-uzun vadede etkileri nelerdir, projeler ile neleri değiştirmişler; hedeflerine ulaşabilmişler mi gibi sorulara cevap aramalarını ve cevap bulabilecekleri bazı yöntemleri tanıtmayı amaçlıyoruz.</p>
<p>Rehber ile ilgili olarak proje kapsamında bir pilot uygulama gerçekleştirmeyi de hedefliyoruz aynı zamanda. Üç temel alanda, toplumsal cinsiyet eşitliği, iklim krizi ve çevre ile çocuk hakları konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarına bir tür danışmanlık-mentörlük hizmeti vererek; onların uzmanlık alanlarına ve bu alanda yürütülen projelere yönelik sosyal izleme yapmalarını sağlayacağız. Böylece  sosyal etki izleme alanında pratiğe yönelik bir çalışma yapmış olacağız. Bu çalışma bize hem rehberin ne oranda yararlı ve etkili olduğunu gösterecek hem de proje’nin ve proje çıktılarının sürdürülebilirliğinin sağlanmasına katkıda bulunacak.</p>
<p><strong>Projenin ilk yılını geride kaldı. Bugüne kadar neler yapıldı? Nasıl çıktılar elde edildi?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46268 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Ekran-Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1-21.jpg" alt="" width="336" height="249" />Projemizin ilk yılı ağırlıklı olarak hazırlık aşamasıyla geçti. Öncelikle proje kapsamında hazırlanacak sosyal etki analizi rehberi ve yöntemlere yönelik araştırmalar yapıldı. Projede görevli araştırmacı arkadaşlarımız bu konuda farklı örnekleri incelediler. Bu araştırma sonucunda da rehberin ilk taslağı, proje’nin birinci yılında tamamlandı. Rehberin içeriğinde sosyal etki analizi metodolojilerinin yanı sıra Türkiye-AB ilişkileri ve sivil toplumun rolü üzerine de bir kısım yer alıyor. Nitekim yaptığımız tüm çalışmaların ve hedeflerimizin odağına Türkiye’nin AB tam üyelik sürecini yerleştiriyoruz. Bu sürece dair temel bilgilere sahip olmanın, sivil toplum temsilcilerinin süreçteki rolünü artırma konusunda önem taşıdığını düşünüyoruz.</p>
<p>Şu anda rehberin ilk taslağı üzerine proje ekibinin yorumları doğrultusunda çalışmalar devam ediyor. Rehber üzerine çalışmalar projenin ikinci yılında artarak devam edecek. Tamamlanan taslak, kamu ve sivil toplumdan paydaşların değerlendirilmesine sunulacak. Ardından sivil toplum eğitimlerindeki uygulamalar ile rehber üzerine çalışma devam edecek. Rehberin son halinin projemizin sonunda basılması ve ilgili paydaşlarla da paylaşılması öngörülüyor.</p>
<p>Rehberin hazırlanmasına yönelik olarak Brüksel’e bir çalışma ziyareti gerçekleştirildi. Bu çalışmada Avrupa Komisyonu’na bağlı Genel Müdürlükler’e ve sivil toplum kuruluşlarına çeşitli ziyaretler düzenlenerek; izleme &amp; değerlendirme ve sosyal etki analizi alanında çalışan uzmanlarla görüşmeler yapıldı. Ayrıca doğrudan sosyal etki, izleme ve değerlendirme çalışan uzmanların bir araya geldiği bir çalıştay organize edildi.</p>
<p>Projenin birinci yılında yaptığımız diğer önemli aktiviteler ise İstanbul, Diyarbakır, Gaziantep ve İzmir’de gerçekleştirdiğimiz kamu görüşmeleri ve sivil toplum çalıştayları oldu. Kamu-sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile yaptığımız görüşmelerde hem kamu-STK işbirliğini geliştirmeye yönelik  tartışmalar yapıldı hem de bu kurumların izleme &amp; değerlendirme ve sosyal etki analizi alanındaki, varsa, çalışmaları hakkında bilgi alındı. Sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile organize edilen çalıştaylarda ise iki temel konu tartışıldı:</p>
<ol>
<li>Sivil toplum kuruluşlarının AB Hibe Programları ile ilgili süreçler hakkındaki görüşleri, deneyimleri ve önerileri neler?</li>
<li>AB İzleme Ağı’ndan beklentileri neler olacak? Bir ulusal ağın işleyişine ilişkin hangi temel önerileri yapmak isterler?</li>
</ol>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46269 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/2-1.jpg" alt="" width="192" height="259" />Özellikle 29 Mart 2019 tarihinde gerçekleştirdiğimiz İstanbul Sivil Toplum Çalıştayı kapsamında sivil toplum kuruluşlarının hibe programlarına yönelik görüş ve önerilerini sorduğumuz anket çalışması sonuçlarının ve sonrasında çalıştayda meydana gelen tartışmaların analiz edildiği ve yer aldığı kapsamlı bir rapor T.C Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı’na sunuldu. Benzer bir çalışma diğer şehirler için de gerçekleştirildi ve şu anda bu çalıştayların raporları üzerine proje ekibinin çalışmaları devam ediyor.</p>
<p>Çalıştayların ilk sonuçları TAV’ın da üye olduğu IPA II Sivil Toplum Alt Sektörü Sektörel İzleme Komitesi’nin 7. Toplantısı’nda AB Türkiye Delegasyonu, AB Başkanlığı ve farklı kamu, sivil toplum ve akademi temsilcilerinin bulunduğu bir ortamda sunuldu. Çalıştaylara yönelik kapsamlı bir rapor iki dilde (İngilizce/Türkçe) olarak hazırlanıp AB Türkiye Delegasyonu’na ve AB Başkanlığı’na sunulacak.  Bu çalışmalar dışında farklı platform ve toplantılarda proje, özellikle de AB İzleme Ağı’nın tanıtımı gerçekleştirildi. Bu ziyaret ve çalıştaylarda toplam 200 civarında sivil toplum kuruluşu ile 50’ye yakın kamu kurumu temsilcisine ulaşıldı. Projemizin ikinci yılında kapsamı artacak halkla ilişkiler kampanyası ve iletişim çalışmaları sayesinde etkinliklerimizin ve çalışma çıktılarımızın ciddi sayıda paydaşa ulaşmasını planlıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/27/sivil-toplum-ab-uyelik-surecine-katki-sagliyor/">&#8220;Sivil Toplum AB Üyelik Sürecine Katkı Sağlıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Avrupa Vakfı’ndan Diyarbakır’da Sivil Toplum Çalıştayı </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/31/turkiye-avrupa-vakfindan-diyarbakirda-sivil-toplum-calistayi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jul 2019 14:14:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[AB İzleme Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[iktisadi kalkınma vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[TAV]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Avrupa Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41131</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Avrupa Vakfı (TAV), YADA Vakfı ve İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) ortaklığında yürüttüğü “AB İzleme Ağı”  projesi kapsamında farklı sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla Diyarbakır'da bir çalıştay düzenledi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/31/turkiye-avrupa-vakfindan-diyarbakirda-sivil-toplum-calistayi/">Türkiye Avrupa Vakfı’ndan Diyarbakır’da Sivil Toplum Çalıştayı </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği Başkanlığı Kamu Sektörü ve STK’lar arasında İşbirliğinin Güçlenmesi İçin Ortaklıklar &amp; Ağlar Hibe Programı kapsamında yürütülen proje ile, <span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının AB süreçlerine katılımı, bu süreçleri izleme ve kendi çalışma alanlarına yönelik sosyal etki izleme kapasitelerini desteklemesi amaçlanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır&#8217;da 30 Temmuz&#8217;da düzenlenen çalıştayın açılışında konuşan TAV Proje Koordinatörü </span><span style="font-weight: 400;">Bülent Tunga Yılmaz, proje kapsamında Diyarbakır&#8217;ın ardından İzmir, Gaziantep ve Ankara&#8217;da çalıştaylar yapılacağını kaydetti. Bu toplantılarla sivil toplum kuruluşlarının AB Hibe Programları hakkında görüşlerini almak istediklerini belirten Yılmaz, &#8220;Proje ile, </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin katılım sürecinin sivil gözetimini sağlamak amacıyla AB programlarının ve mali yardımının hak temelli bir yaklaşımla izlenmesi ve analiz edilmesi için yöntemler ve araçlar oluşturulmasını hedefliyoruz. Ayrıca </span><span style="font-weight: 400;">STK&#8217;lara, AB&#8217;nin karar alma süreçleri hakkında teknik ve genel bilgiler vererek onların katılım mekanizmalarına ve kurumlarına daha aktif katılımlarını sağlamak,</span><span style="font-weight: 400;"> AB&#8217;ye katılım sürecinin politik etkisini değerlendirmek ve kanıta dayalı savunuculuk faaliyetlerini formüle etmek için sosyal etki analizine önemli bir araç olarak odaklanmak gibi hedeflerimiz var.&#8221; diye konuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayın ilk oturumunda &#8216;Sivil Toplum Kuruluşlarının AB Hibe Programlarına Katılımı&#8217; konuşuldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil Toplum Kuruluşlarının kendi deneyimlerini anlattığı bu oturumda DTSO’dan Meryem Özdemir , bürokratik işlemlerin fazlalığından birçok kuruluşun AB fonlarına başvurmaktan vazgeçtiğini ifade ederek, &#8220;Bulgaristan ve İtalyan ortaklarımızın olduğu bir projede AB bizden ortaklarımızın tüzüklerini istemişti, tüzüklerin çevrilmesi proje bütçesinin önemli bir kısmına tekabül ettiğinden projeye başvurmaktan vazgeçtik.&#8221; şeklinde konuştu. Proje başvurularının geç açıklanmasının sorunlar oluşturduğunu da belirten Özdemir, &#8220;Bazı projeler oluyor yönetim kurulunun çalışma sürelerini geçiyor. Bu durumda projeye farklı bir yönetim kurulu ile başlayıp farklı bir yönetim kurulu ile sürdürmek sürecin sağlıklı ilerlemesine engel oluyor. AB gerçekçi ve kolaylıkla uygulanabilecek bir rehber hazırlamalıdır” dedi. </span><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Girişimcileri Ağı Derneği’nden Mehmet Saruhan, Diyarbakır’da tabela derneklerinin olduğunu ve projeleri kendilerine kazanç kapısı olarak gören derneklerin türediğini  savunarak, Diyarbakır’da  işlevsel bir AB ofisinin olması gerektiğini belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayın ikinci oturumunda ise, ‘’Sivil Toplum Kuruluşlarına Yönelik Ağ Oluşturma Süreçleri ‘’ konuşuldu. Bir ağdan beklenen özelliklerin ne olduğu ve katılımcıların beklentileri masaya yatırıldı. Projenin bir ayağı olan online platform kurma süreçleri katılımcılarla birlikte nasıl geliştirilebilir ? sorusuna cevapların arandığı bu bölümde katılımcılar, Türkiye’nin batısı ile doğusunun  ihtiyaçlarının çok farklı olduğunu her ikisini de kapsayabilecek bir ağ üzerine çalışılması gerektiğini belirttiler. Çalıştay, katılımcıların önerilerinin kaydedilmesiyle sona erdi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/31/turkiye-avrupa-vakfindan-diyarbakirda-sivil-toplum-calistayi/">Türkiye Avrupa Vakfı’ndan Diyarbakır’da Sivil Toplum Çalıştayı </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İktisadi Kalkınma Vakfı: AP&#8217;nin müzakereleri askıya alma tavsiyesi ilişkileri zedeler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/07/iktisadi-kalkinma-vakfi-apnin-muzakereleri-askiya-alma-tavsiyesi-iliskileri-zedeler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jul 2017 10:54:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[AB-Türkiye İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Parlamentosu]]></category>
		<category><![CDATA[iktisadi kalkınma vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Kati Piri]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag kriterleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16544</guid>

					<description><![CDATA[<p>İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) 64’e karşı 477 oyla kabul ettiği Türkiye raporu hakkında değerlendirmelerde bulundu. Başkan Zeytinoğlu, Raporun Türkiye’ye karşı tutarlı bir yaklaşımı yansıtmadığını ve bu haliyle yapıcı bir etkide bulunmaktan uzak olduğunu belirtti. AP üyesi Kati Piri tarafından hazırlanan ve Dış İlişkiler Komisyonundan geçtikten sonra bugün Genel Kurul’da kabul [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/07/iktisadi-kalkinma-vakfi-apnin-muzakereleri-askiya-alma-tavsiyesi-iliskileri-zedeler/">İktisadi Kalkınma Vakfı: AP&#8217;nin müzakereleri askıya alma tavsiyesi ilişkileri zedeler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="baslik">İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) 64’e karşı 477 oyla kabul ettiği Türkiye raporu hakkında değerlendirmelerde bulundu. Başkan Zeytinoğlu, Raporun Türkiye’ye karşı tutarlı bir yaklaşımı yansıtmadığını ve bu haliyle yapıcı bir etkide bulunmaktan uzak olduğunu belirtti.</p>
<p>AP üyesi Kati Piri tarafından hazırlanan ve Dış İlişkiler Komisyonundan geçtikten sonra bugün Genel Kurul’da kabul edilen 2016 Türkiye raporu, Anayasal değişiklik paketi bu haliyle uygulandığı takdirde, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin askıya alınması çağrısında bulunuyor. Raporda, Anayasal değişikliğinin kuvvetler ayrılığı, denge ve denetleme sistemi ve Kopenhag kriterleri ile uyumlu olmadığı ifade ediliyor ve üyelik müzakereleri yerine AB ve Türkiye’nin iki tarafın yararına olacak konularda yoğunlaştırılmış bir işbirliği süreci başlatmasını öneriyor.</p>
<p>AP’nin Türkiye ile üyelik müzakerelerinin askıya alınması çağrısını değerlendiren Başkan Zeytinoğlu, bunun bağlayıcı bir karar olmadığını hatırlattıktan sonra, müzakerelerin kesilmesinin Türkiye ve AB ilişkilerinin geleceğine büyük zarar verecek bir öneri olduğunu dile getirdi:</p>
<p>“AP’nin de eleştirdiği birçok konuda, yani demokrasi, insan hakları, temel özgürlükler ve hukukun üstünlüğü alanlarında Türkiye’nin ilerlemesini sağlamak, Avrupa değerlerine bağlı kalmasını temin etmek için en etkili araç ve yöntem üyelik süreci ve müzakerelerde özellikle bu konular ile ilgili 23. ve 24. fasıllar gibi yeni fasılların açılmasıdır. Etkin ve inandırıcı bir müzakere süreci Türkiye’nin AB’ye her alanda yakınlaşmasını sağlamanın en etkili yoludur.”</p>
<p><strong>“Rapor tavsiye niteliğindedir. Esas karar organı üye devlet hükümetlerinin temsil edildiği Konsey’dir”</strong></p>
<p>Başkan Zeytinoğlu, AP raporunun AB’yi bağlayıcı olmadığını ve Türkiye ile müzakereler konusunda belirleyici karar organının AB Konseyi olduğunu belirtti. Şu aşamada, müzakerelerin askıya alınmasının, Konseyin gündeminde olmadığını ekleyen Zeytinoğlu şunları söyledi:</p>
<p>“Bu rapor parlamentonun kendi görüşünü yansıtıyor ve diğer AB kurumlarını bağlamıyor. Yani müzakerelerin askıya alınması tavsiyesi ancak Komisyon ve Konsey’in harekete geçmesi halinde uygulamaya geçirilebilir. Mevcut koşullarda ise bu son derece zor. Konseyin Türkiye ile müzakereleri askıya almak için nitelikli çoğunluk ile karar vermesi gerekir ki halihazırda üye devletler arasında bu şekilde bir ortak irade oluşmamış durumda.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/07/iktisadi-kalkinma-vakfi-apnin-muzakereleri-askiya-alma-tavsiyesi-iliskileri-zedeler/">İktisadi Kalkınma Vakfı: AP&#8217;nin müzakereleri askıya alma tavsiyesi ilişkileri zedeler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa Birliği Programlamasını İzleme Ağı Çalıştayı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/25/avrupa-birligi-programlamasini-izleme-agi-calistayi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/25/avrupa-birligi-programlamasini-izleme-agi-calistayi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 May 2017 12:16:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği Programlamasını İzleme Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[iktisadi kalkınma vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[TACSO]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Avrupa Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14947</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Birliği Programlamasını İzleme Ağı, sivil toplum örgütlerinin Avrupa Birliği programlama sürecine etkin katılımlarını kolaylaştırmak ve bu alandaki yapılandırılmış diyalog imkânlarını arttırmak amacıyla 2016 yılında İktisadi Kalkınma Vakfı, Türkiye Avrupa Vakfı ve Yaşama Dair Vakıf tarafından başlatılmış bir girişimdir. Ağ, AB programlamasına katılımı arttırmak genel hedefi içerisinde, özellikle bunu daha etkili kılacak bilgi ve analiz [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/25/avrupa-birligi-programlamasini-izleme-agi-calistayi/">Avrupa Birliği Programlamasını İzleme Ağı Çalıştayı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği Programlamasını İzleme Ağı, sivil toplum örgütlerinin Avrupa Birliği programlama sürecine etkin katılımlarını kolaylaştırmak ve bu alandaki yapılandırılmış diyalog imkânlarını arttırmak amacıyla 2016 yılında İktisadi Kalkınma Vakfı, Türkiye Avrupa Vakfı ve Yaşama Dair Vakıf tarafından başlatılmış bir girişimdir. Ağ, AB programlamasına katılımı arttırmak genel hedefi içerisinde, özellikle bunu daha etkili kılacak bilgi ve analiz yöntemlerinin geliştirilmesine katkıda bulunmayı ve bu doğrultu geçmiş ve gelecekteki AB programlarının izleme ve değerlendirmesine yönelik bir çerçeve geliştirmeyi hedeflemektedir.</p>
<p>TACSO’nun sağladığı teknik destek ile faaliyetlerine başlayan &#8216;ağın&#8217; zaman içerisinde kendi misyonunu ve odağını katılımcı yöntemlerle geliştirmesi, yeni üyelerin katılımıyla temsil kapasitesi güçlü, farklı tematik alanları kapsayan etkili bir platform olması amaçlanmaktadır.</p>
<p>Avrupa Birliği Programlamasını İzleme Ağı ilk toplantısını <strong>30 Mayıs 2017 tarihinde İstanbul’da Nippon Hotel’de 09:30-17:00 saatleri arasında</strong> gerçekleştirecektir. Bu toplantının genel amacı AB programlamasına katılımı etkinleştirecek ihtiyaçların bir analizini yapmak ve gelecekte atılacak adımları birlikte tartışmaktır. Toplantıya şehir dışından gelen katılımcıların belirli bir kısmının yol ve konaklama masrafları karşılanacaktır. <span style="color: #831100; font-family: 'Alegreya Sans', sans-serif; font-size: large;">.</span>Katılım için başvuru yapmak isteyen STÖ temsilcilerinin, STÖ’lerinin kısa bir tanıtımını, temsil edecek kişinin görevini ve iletişim bilgilerini,  &#8216;ağın&#8217; çalışma alanı ve etkinliğin konusu ile ilgili tecrübe ve ilgilerini açıklayan kısa bir mesajı<em><strong> haleakay@gmail.com </strong></em>adresine iletmeleri gerekmektedir. Etkinliğe katılım başvurusu yapan STÖ temsilcilerinin, katılımlarına ilişkin değerlendirme en geç <strong>27 Mayıs 2017’</strong>de iletilecektir.</p>
<p><strong><u>PROGRAM</u></strong></p>
<p><strong>9:30-10:00</strong>                  Kayıt</p>
<p><strong>10:00-11:00    </strong>            Avrupa Birliği Programlamasına Etkin Katılım İmkanları</p>
<p><strong>11:00-11:30    </strong>            Ara</p>
<p><strong>11:30 &#8211; 12:30</strong>             <strong>Tartışma:</strong> Avrupa Birliği Programlamasına Sivil Toplum  Kuruluşlarının Katılımı Konusunda İhtiyaçlar Nelerdir?</p>
<p><strong>12-30 &#8211; 13:30</strong>               Öğle Arası</p>
<p><strong>13:30-14:30</strong>                Avrupa Birliği Programlarının İzleme ve Değerlendirmesi</p>
<p><strong>14:30-15:00</strong>                Ara</p>
<p><strong>15:00-17:00    </strong>            <strong>Atölye Çalışması:</strong> Etkin İzleme ve Değerlendirme için Yol Haritası</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/25/avrupa-birligi-programlamasini-izleme-agi-calistayi/">Avrupa Birliği Programlamasını İzleme Ağı Çalıştayı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/25/avrupa-birligi-programlamasini-izleme-agi-calistayi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu: Diplomatik kriz bir an önce aşılmalı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/13/ikv-baskani-ayhan-zeytinoglu-diplomatik-kriz-bir-an-once-asilmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Mar 2017 10:56:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ayhan Zeytinoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Geert Wilders]]></category>
		<category><![CDATA[hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[iktisadi kalkınma vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[İKV]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12295</guid>

					<description><![CDATA[<p>İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Hollanda’nın Türk Bakanlara yönelik tutumunu değerlendiren bir açıklama yaptı. Zeytinoğlu, Hollanda hükümetinin tutumunu eleştirirken, diplomatik krizin bir an önce aşılması yönündeki beklentisini iletti ve sorunun ikili ilişkilere zarar vermemesini diledi: “Hollanda makamlarının Dışişleri Bakanımıza toplantı yapma izni vermemesi ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımızın ülkeye girişini engellemesi, ikili [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/13/ikv-baskani-ayhan-zeytinoglu-diplomatik-kriz-bir-an-once-asilmali/">İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu: Diplomatik kriz bir an önce aşılmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="baslik">İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Hollanda’nın Türk Bakanlara yönelik tutumunu değerlendiren bir açıklama yaptı. Zeytinoğlu, Hollanda hükümetinin tutumunu eleştirirken, diplomatik krizin bir an önce aşılması yönündeki beklentisini iletti ve sorunun ikili ilişkilere zarar vermemesini diledi:</p>
<p>“Hollanda makamlarının Dışişleri Bakanımıza toplantı yapma izni vermemesi ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımızın ülkeye girişini engellemesi, ikili ilişkilerimizde kara bir leke oluşturmuştur. Bu meselenin diplomatik yollarla halli mümkünken, bu şekilde bir gerginliğe yol açması Hollanda hükümetinin süreci son derece yetersiz bir şekilde yönettiğini de göstermiştir. Hollanda’da 15 Mart Çarşamba günü gerçekleşecek olan seçimlerin Hollanda hükümetinin tutumunun da etkili olduğu ve başbakanın aşırı sağcı Geert Wilders’e karşı güç kazanmak için bu şekilde popülist bir yaklaşım benimsediği anlaşılmaktadır.  Bu talihsiz gelişmeler karşısında hamasi tepkiler göstermek yerine, diplomatik ve hukuki yollarla hareket etmek uygun olacaktır.”</p>
<p><strong>İKV Başkanı Zeytinoğlu, Hollanda ve Türkiye arasındaki ilişkilerin de önemine dikkat çekti ve ilişkilerin kısa zamanda düzeltilmesini umduğunu belirtti:</strong></p>
<p>“İki ülke arasındaki ilişkiler ilk elçinin Osmanlıya gönderildiği 1612 yılına kadar geriye gitmektedir. İki ülke de NATO ve Avrupa Konseyi üyesidir. Hollanda’da yaklaşık 400 bin Türk kökenli nüfus bulunmaktadır. 2016 yılında Türkiye Hollanda’dan 3 milyar dolar tutarında ithalat yapmış, ihracatını ise 3.6 milyar dolara yükseltmiştir. Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı sermaye içinde Hollandalı firmaların payı % 15,8 ile ilk sırada gelmektedir. Türkiye’de faaliyet gösteren 2500 civarında Hollanda firması bulunmakta, Hollanda’da ise 23 bin civarında Türkiye kökenli girişimci faaliyet göstermektedir. Siyasi ve ekonomik bakımdan önemli birer müttefik olan Hollanda ve Türkiye arasındaki ilişkilerin en yakın zamanda düzeltilmesi iki tarafın da yararına olacaktır.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/13/ikv-baskani-ayhan-zeytinoglu-diplomatik-kriz-bir-an-once-asilmali/">İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu: Diplomatik kriz bir an önce aşılmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir dargın bir barışık: Türkiye-AB İlişkileri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/19/bir-dargin-bir-barisik-turkiye-ab-iliskileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Gürer]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2017 07:18:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Çiğdem Nas]]></category>
		<category><![CDATA[iktisadi kalkınma vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[müzakereler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Avrupa Birliği İlişkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=10996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Açılan/açılamayan, açılsa da kapanamayan fasıllar, başlayan, donan, duran müzakereler derken AB-Türkiye müzakerelerinin 11 yılını geride bıraktık. “Çalkantılı” ve birçoklarına göre yılan hikayesine dönen müzakere sürecinin dününü, bugününü ve geleceğini İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Genel Sekreteri Doç.Dr. Çiğdem NAS ile konuştuk. &#8211; En mühim soruyla başlayayım; müzakereler dondu mu? Müzakereler resmen donmuş değil. Avusturya resmen dondurmayı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/19/bir-dargin-bir-barisik-turkiye-ab-iliskileri/">Bir dargın bir barışık: Türkiye-AB İlişkileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Açılan/açılamayan, açılsa da kapanamayan fasıllar, başlayan, donan, duran müzakereler derken AB-Türkiye müzakerelerinin 11 yılını geride bıraktık. “Çalkantılı” ve birçoklarına göre yılan hikayesine dönen müzakere sürecinin dününü, bugününü ve geleceğini İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Genel Sekreteri Doç.Dr. Çiğdem NAS ile konuştuk.</strong></p>
<h4></h4>
<p><span id="more-17603"></span></p>
<h4><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-10997 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/ikv.png" width="842" height="473" /></h4>
<p><strong>&#8211; En mühim soruyla başlayayım; müzakereler dondu mu? </strong></p>
<p>Müzakereler resmen donmuş değil. Avusturya resmen dondurmayı önerdi ama kabul görmedi. Avrupa Birliği (AB)’nin kararı şuan için yeni başlık açmamak yönünde. Ama bu müzakerelerin resmen dondurulduğu anlamına gelmiyor. Hazirandan beri  yeni başlık açılmıyordu. 2017’de  de açılması zor gözüküyor. 14 fasıl üzerinde Kıbrıs meselesi ile bağlantılı olarak blokajlar var. Kıbrıs’ta bir çözüm sağlanması Türkiye’nin AB sürecinde de rahatlama sağlar. Ancak tabi müzakerelerde tek engelleyici unsur Kıbrıs meselesi değil. AB’nin entegrasyon kapasitesi, AB’nin iç krizleri nedeniyle genişlemenin yavaşlaması, Türkiye’de demokraside yaşanan sorunlar, güvenlik ortamının bozulması… Tüm bu unsurlar da müzakerelerin sonuçlanmasını engelledi. Öte yandan Kıbrıs meselesinde Cenevre’de devam eden görüşmeler var. Buradan olumlu bir sonuç çıkarsa ve Gümrük Birliği güncellemesi olursa, açılamayan fasılların, en azından bazılarının açılması söz konusu olabilir.</p>
<p><strong>&#8211; Nedir bu fasıllar? Neden açılamıyor?</strong></p>
<p>AB üyesi olmadan önce, aday ülkeler çeşitli basamaklardan geçiyor. Özetle, aday ülke ile Avrupa Birliği politikalarının karşılaştırıldığı, müzakere edildiği, iyileştirildiği bir süreç bu. Bu süreç de 35 başlık ya da AB’nin diliyle “fasıl” üzerinden yürütülüyor. Bu fasıllar açılıyor, değerlendirme ve iyileştirme yapılan bir müzakere sürecine giriliyor. İlgili fasılda AB politikalarına uyum gerçekleşmişse, o fasıl kapanıyor. Yani bu fasılda gerekli düzenleme, iyileştirme yapılmıştır deniyor. Fakat 2006’da Avrupa Birliği Konseyi 8 faslın açılmamasına ve hiçbir faslın da geçici olarak kapatılmamasına karar verdi. Yani müzakere fasıllarını açsanız bile kapatamıyor, tamamlayamıyorsunuz.</p>
<p><strong>&#8211; Sebebi ne bu kararın?</strong></p>
<p>Sebebi Kıbrıs ile ilgili. AB’ye 2004’te 10 yeni ülke girince, Gümrük Birliği gereği Türkiye’nin gümrük alanını bu yeni ülkeleri de içerecek şekilde genişletmesi istendi. Sorun da burada başlıyor çünkü bu 10 yeni ülke içerisinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de var. Yani Türkiye’nin tanımadığı bir ülke. Türkiye, Güney Kıbrıs’tan gelen taşıtlara limanlarını ve havalimanlarını açmıyor. AB de diyor ki; bunu tüm AB üyesi ülkelere açmanız gerekiyor, aksi Gümrük Birliği’nin ihlalidir. Açılmaması kararlaştırılan 8 fasıl da Gümrük Birliği ile ilgili gördükleri fasıllar. Buna ek olarak Güney Kıbrıs’ın tek taraflı olarak bloke ettiği 6 fasıl daha var. Bu durum müzakere sürecinde filli bir ilerlemeyi engelliyor.</p>
<p><strong>&#8211; Peki AB bu konuda bizden ne bekliyor? Güney Kıbrıs’ı resmen tanımamızı mı? Yoksa başka ara yollar var mı?</strong></p>
<p>Bir AB üyesi ülke olarak kabul etmemizi istiyorlar fakat bu yönde bir baskı kurmuyorlar. Bu mesele Gümrük Birliği üzerinden konuşuluyor. Yani bir AB üyesi ülke olarak Gümrük Birliği’ni Güney Kıbrıs’a da uygulayın diyorlar. Örneğin 2009’da Kıbrıs meselesi müzakere edilirken Türkiye şunu önerdi; biz İzmir Limanı’nı açalım, fakat siz de KKTC’nin uçuşlarını uluslararasına açın. Bu kabul görmedi. Şunu da hatırlamak lazım, Kıbrıs Adası&#8217;nın bağımsız bir devlet olarak birleştirilmesini öneren Annan Planı KKTC tarafında kabul edilirken, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde reddedildi. Bu durum Türkiye ve Kıbrıs Türk toplumu lehine uluslararası camiada olumlu bir algıya neden oldu ancak sorun çözülmedi. Topraklarında BM Barış gücünün bulunduğu, sınırları sorunlu olan bir ülke AB’ye üye olmuş oldu. Kıbrıs meselesine AB de taraf oldu ve Türkiye’nin AB ile müzakere süreci kesintiye uğradı. Şimdi Kıbrıs’ta çözüm sürecinde son aşamaya gelinmiş olması Türkiye’nin AB süreci  açısından da önem taşıyor. Tabii şunu da belirtmek lazım, bu mesele çözüme kavuşsa bile, sürecin hızla ilerleyeceği ve tam üyeliğin gerçekleşeceği düşünülmemeli. Fasıllar açılacak, müzakere edilecek, oylamalar olacak.</p>
<p><strong>&#8211; Bugüne kadar hiç ilerleme olmadı mı?</strong></p>
<p>Oldu tabii. 16 fasıl açıldı bugüne kadar. 2010-2013 arasında bir duraklama dönemi oldu, hiçbir fasıl açılmadı, sonra tekrar devam etti. Fakat burada önemli olan nokta şu; müzakere süreci ivmesini kaybettiği için AB de Türkiye’ye şunları yapın da faslı açalım/kapatalım diyemiyor. Son dönemde de AB reformları süreci oldukça yavaşlamış durumda. En son geçen sene bir reform süreci yaşadık, vizeyle ilgili.  Vize serbestliği yol haritasındaki 72 kriteri yerine getirmek için özellikle geçen nisan ayınca Meclis’ten birçok yeni kanun geçti, veri güvenliği kurumu, insan hakları ve ayrımcılıkla mücadele kanunu  gibi kanunlar çıkarıldı, ilgili Avrupa Konseyi sözleşmeleri kabul edildi. Ancak bu süreç de sona kalan 542 kriterin yerine getirilmemesi sebebiyle tıkandı.</p>
<p><strong>&#8211; Reform süreci nasıl işliyor, olumlu adımlar atıldı mı AB politikalarına uyum anlamında?</strong></p>
<p>Somut bir kazanım beklendiğinde reform süreci Türkiye’de ilerliyor. Örneğin; vize serbestliğinin alınabilmesi için veri güvenliği kanunu çıkarıldı. Yine kara para aklama ile ilgili, yolsuzluk ile ilgili eylem planları kabul edildi. Bunun gibi birçok yeni düzenleme yapıldı. Fakat reformların gerekli dönüşümü sağlayacak içerikte olup olmadığı tartışmalı. Çünkü bazen hızlıca yapalım ve kazanımlarını elde edelim diye yüzeysel bir süreç işletiliyor. Bu durumda da AB, bunu yapmışsınız ama bu yeterli değil, revize edin diyebiliyor.</p>
<p><strong>&#8211; AB üyesi ülkeler Türkiye’nin adaylığına nasıl bakıyor?</strong></p>
<p>Almanya müzakere sürecinin başından beri Merkel’in işbaşına gelmesi ile, Türkiye’nin üyeliğine karşı olduğunu söyledi. Üyelik yerine imtiyazlı ortaklık modelini önerdi. Fransa’ya baktığımız vakit, Sarkozy’nin “Türkiye Avrupalı değildir” söylemi burada büyük yankı yaratmıştı. Yani Türkiye’yi kültürel, coğrafik ve siyasi olarak AB’nin bir parçası olarak görmeme eğilimi var diyebiliriz. AB artık Türkiye’ye bir üyelik perspektifi sunmaktan kaçınır hale geldi. Diğer üye devletler arasında Türkiye’nin AB üyeliğini yakın zamana kadar destleleyen ülkeler oldu: Finlandiya, İsveç ve Britanya gibi. Ancak son dönemde özellikle hak ve özgürlüklerle ilgili Türkiye’nin Avrupa’daki imajı oldukça bozuldu. Aşırı sağın ve Türkiye karşıtı görüşlerin de güçlenmesi ile birlikte, bugün AB’de Türkiye’nin üyeliğini savunmak oldukça riskli hale geldi.</p>
<p><strong>&#8211; Türkiye’de AB üyeliğine bakış nasıldı bu süreçte?</strong></p>
<p>Türkiye’de AB projesi sahipsiz kaldı diyebiliriz. AKP ilk iktidara geldiğinde AB projesini sahiplendi, kendini de özgürleştirici, siyasi olarak önünü açacak bir unsur olarak gördü. Fakat özellikle AB perspektifi hızını kaybedince ve iç siyasette AB çıpası kullanışlılığını yitirince, AKP de artık süreci sahiplenmeyi bıraktı. Diğer partilerde de destekleyenler olsa da genel olarak Türkiye’de AB sürecini savunacak güçlü aktörler kalmadı.</p>
<p><strong>&#8211; Neden?</strong></p>
<p>Türkiye’nin iç gündemi çok değişti, Cumhurbaşkanlığı tartışmaları, Türkiye’nin dış politikası ve yeni yaklaşımların egemen olması, süreci durma noktasına getirdi. Türkiye Avrupa dışında yeni perspektifler edinmeye başladı. 2011 öncesinde Türkiye model ülke olarak anılıyordu. Mesela Türkiye üyelik müzakerelerine başladığında en çok ilgi duyan kesimlerden biri de Arap dünyasıydı. Onlar bu süreci “Türkiye yapabiliyorsa biz de yapabiliriz” diye okudular. O yüzden Türkiye’nin belki Ortadoğu’da popüler olmasının bir sebebi de bunu yapabilmiş bir ülke olmasıydı. Fakat 2011 sonrası biraz geriye gidiş oldu. Özellikle 2013 Gezi Olayları’ndan sonra AB’den önemli eleştiriler geldi. Olumlu sayılabilecek bir süreci Türkiye’nin çözüm süreci döneminde yaşadık. Raporlarda çözüm sürecini destekleyen, mümkün olduğu kadar bu sürecin yürütülmesini temenni eden ifadeler yer verildi. Fakat bu süreç de bitince artık tamamen geriye gidiş olmaya başladı. Türkiye’de AB karşıtı ve genelde Batı karşıtı söylem gittikçe güçlendi. Devlet kimliği Avrupa dışı unsurlarla tanımlanmaya başlandı.</p>
<p><strong>&#8211; AB müzakereleri geriye gidiş olarak mı okuyor?</strong></p>
<p>3 senedir geriye gidiş ifadesi kullanılıyor. İlk olarak kamu alımları konusunda geriye gidiş olduğu ifade edilmişti. Sonra geçen sene ifade özgürlüğünde de geriye gidiş var, hukukun üstünlüğünde de geriye gidiş var dendi. Bu sene de 6 farklı alanda geriye gidiş olduğu ifade edildi ve en hak ve hukuk ile ilgili kriterler dışında ilk defa bu geriye gidişin  içine ekonomi de katıldı. Özellikle 15 Temmuz sonrası alınan önlemler, şirketlere el konulması, medya kuruluşlarının ve STK’ların kapatılması geriye gidişi tetikleyen faktörler olarak yorumlanıyor.</p>
<p><strong>&#8211; Kamuoyu ne diyor?</strong></p>
<p>Kamuoyu bir hedef olarak AB’nin Türkiye için iyi olduğunun ve eğer gerçekleşse vatandaşların hayat kalitesini yükselteceğinin farkında. Ancak sürecin yerinde sayması ve Türkiye ve AB ilişkilerinde yaşanan güven bunalımı  kamuoyunu da etkiledi. AB’nin tutarsız politikaları da Türkiye’deki AB imajını etkiliyor. İktisadi Kalkınma Vakfı olarak Nisan ayında bir araştırma yaptık. Kamuoyunda AB üyeliğine destek %75 çıktı. Bir önceki yıl %61’di. Araştırmanın yapıldığı zaman AB ile ilişkilerin hareketlendiği bir dönemdi, mülteci anlaşması konuşuluyordu. İnsanlar AB üyeliğini destekliyor ama bunun gerçekleşeceğine inanıyor musunuz diye sorduğumuzda sadece %30 evet diyor. Yani çoğu insan AB bizi almaz zaten diye bakıyor.</p>
<p><strong>&#8211; Şanghay İşbirliği Örgütü’nü konuşmaya başladık. AB’nin alternatifi mi?</strong></p>
<p>Çok çok farklı şeyler. Yani AB bölgesel entegrasyon endeksli, Şangay Beşlisi ise daha güvenlik endeksli bir örgüt. AB uluslararası işbirliğinin çok ötesinde bir bütünleşme hareketi, tek para birimi, ortak merkez bankası, tek Pazar, ortak serbest dolaşım alanı gibi birçok önemli kazanıma sahip.  Şanghay İşbirliği Örgütü ise gevşek bir ittifak olarak görülebilir. Üye ülkelerine baktığımızda ise Şanghay İşbirliği Örgütü’nde Rusya, Çin gibi büyük kıta güçleri var. Birbirleri ile ortak noktalarından çok daha büyük farklılıklara sahipler.  Türkiye’nin o fotoğrafta olması çok güç. Diğer yandan AB üyesi ülkeler, küçük/orta ölçekli ve her bakımdan Türkiye’ye daha uygun modeller sunabilecek ülkeler. Burada en mühim nokta şu; AB müktesebatı Türkiye için önemli modeller sunuyor. Bunlar gelişigüzel hazırlanmış modeller değil, sivil topluma, iş dünyasına danışılarak hazırlanan modeller. Bunların Türkiye için büyük önemi var. Bunu Şanghay İşbirliği Örgütü’nde bulamazsınız.</p>
<p><strong>&#8211; AB içinde de durumlar pek iyi değil sanıyorum.</strong></p>
<p>Evet, Türkiye’nin adaylık süresi boyunca AB’de de önemli gelişmeler oldu. 2005’te anayasal kriz yaşandı. AB kendi anayasasını oluşturacak bir anlaşma tasarladı ve anlaşma Fransa ve Hollanda’da reddedildi. Bu AB için önemli bir kriz anlamına geldi çünkü AB’nin en büyük destekçilerinden olan iki kurucu ülke bunu reddetti. Bu da AB’nin içinde büyük krizler olduğunu gösterdi. Sonra Brexit süreci. İngiltere’den sonra başka ülkeler de bu yolu izler mi sorusu akıllara geldi. Avrupa’da sağın yükselişi, ülkelerin kendi iç meseleleri. Yani AB’nin şuan Türkiye’nin üyeliğini onaylamak gibi büyük bir adımı atabilecek durumda olmadığını görüyoruz.  2017’de AB’nin 3 önemli ülkesinde seçimler var: Hollanda, Fransa ve Almanya. Seçim ortamında AB politika süreçleri de bundan etkileniyor. Liderler seçim sürecinde çeşitli baskılar ile karşı karşıya geliyor ve yeni adımlar atmaları güçleşiyor. Bu 3 ülkede de popülist ve sağ muhalefetin iktidara aday olduğunu ve kampanyalarında AB karşıtı söylemlere yer verdiklerini görüyoruz.</p>
<p><strong>&#8211; İpler her iki tarafta da gerilmişken, birleştirici güç ne olabilir? </strong></p>
<p>Şuan iki tarafı bir araya getirebilecek en somut şey ekonomik çıkarlar. Türkiye ihracatının %48’ini AB’ye yapıyor. AB ticaret anlamında birinci partnerimiz, biz de AB’nin 5. büyük ticaret partneriyiz. Yani üretim zinciri dediğimiz çarkın içinde Türkiye önemli bir rol oynuyor.  2017’de başlaması öngörülen gümrük birliğinin güncellenme süreci ilişkilerin de lokomotifi olmaya aday.</p>
<p><strong>&#8211; Bu süreç böyle sürüncemede mi gidecek? </strong></p>
<p>Bazıları diyor ki; AB tam üyeliği zaten olmayacak,  o zaman bunun adını koyalım. Bir alternatif oluşturalım tam üyelik yerine. Ama şuan alternatif konusunda da bir uzlaşı yok. İmtiyazlı ortaklık deniyor. Bu imtiyazlı ortaklık nasıl olacak, sınırları imkanları nedir bilmiyoruz. Yani hem AB ülkeleri hem de Türkiye zor günlerden geçiyor. Böyle bir vakitte yeni bir alternatif, yeni bir karar verebilecek durumda değiller. O yüzden bu dönemi bir geçiş dönemi olarak görmek lazım. Mümkün olduğu kadar ilişkileri koparmamak ve süreci atlatmaya çalışmak. Yani müzakereler kağıt üstünde de olsa devam etsin. Çünkü dondurulması bizi çok daha geri bir noktaya taşır.</p>
<p><strong>&#8211; AB sürecinin Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının gelişimine katkısı oldu mu?  </strong></p>
<p>Ben çok olumlu katkısının olduğuna inanıyorum. Çünkü AB için sivil toplum çok önemli bir aktör, özellikle Komisyon sivil toplumla beraber çalışıyor, bir koalisyon ortağı gibi görüyor sivil toplum kuruluşlarını. AB’nin STK’lara yönelik proje destekleri çok önemli. Bu destekleri yalnızca finansal kaynak olarak görmüyorum, proje öğretici bir süreç. Bu anlamda STK’ların kapasitesinin artmasına büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Yeni kavramların Türkiye’ye taşınmasına vesile oldu, bir devinim yarattı aslında Türkiye sivil toplum dünyasında.</p>
<p><strong>&#8211; Peki ileriki günlerde bizi neler bekliyor, AB sürecinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? </strong></p>
<p>Sadece Türkiye’de değil birçok ülkede büyük değişimlerin yaşandığı bir dönemdeyiz. Bu bakımdan eski kalıplarımız ile geleceği öngörmek oldukça güç. Fakat hem Türkiye’nin hem AB’nin özellikle ekonomi ve güvenlik açısından birbirine ihtiyacı var. Kısa vadede bir karar verilebilecek gibi görünmüyor. Sanıyorum bir süre daha ilişkiler böyle sallantıda gidecek. Şu anda en rasyonel olan iki taraf için de fayda sağlayacak ortak proje ve girişimlere odaklanmak. Gümrük birliğinin güncellenmesi böyle bir ortak girişim imkanı sunuyor. İki taraf da bu süreçten fayda sağlayacak. Esas olan konuşmayı bırakmamak ve siyasi koşullar ne kadar kötü olursa olsun diyaloğu ve işbirliğini  devam ettirmek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/19/bir-dargin-bir-barisik-turkiye-ab-iliskileri/">Bir dargın bir barışık: Türkiye-AB İlişkileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
